16 Eylül 2016 Cuma

16.09.2016 Genel Gündem



GÜNDEM

30 Milyon Tl'Lik Savunma
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturmasında, örgüte finansal destek sağladığı iddiasıyla tutuklanan Bank Asya'nın hâkim ortaklarından Hasan Sayın, ifadesinde, ABD'ye transfer edilen 30 milyon lirayı orada eğitim gören kızı ve diğer kız öğrencilerin refah içinde yaşamaları için 'şükür amaçlı' verdiğini söyledi. Örgüt tarafından dolandırıldığını iddia eden Sayın, savcılık ve mahkemedeki ifadelerinde şöyle dedi: "Faizsiz sistem bankacılığının ülkemize fayda getireceğine inandığımız için Bank Asya'ya kardeşlerimle beraber ortak olduk. Bu zamana kadar örgüt ile bir tanışıklığımız yoktu. Banka 2007 yılında halka arz olmuştur. Bize hiçbir temettü vermeyen bu banka, sürekli sermaye artışı ile birlikte bütün kazanımlarımızı tüketen bir banka olduğundan 'B' tipi hisselerimizi sattık. 'A' tipi hisselerimizi de satmaya çalıştık. Bizim hisselerimiz bankadaki dördüncü büyük orandaydı, 2010 yılında örgütün Bank Asya'ya sızmasına şahit olduk. Genel müdürümüz başta olmak üzere tüm müdürleri ve yönetimi değiştirdiler. O zaman anladık ki burası bize göre değil. Yani anladık ki biz kumpasa geldik. 2007 yılında kızımı ayakları üzerinde dursun diye, kişiliğini de bozmamak için yatılı okulda okutmak istedim. O sırada ABD'de 'Brooklyn Amity School' diye bir okulun olduğunu, çok başarılı olduğunu, dünya robot şampiyonasında birincilik ve ikincilik ödülleri aldığını öğrendik. Biz de bundan çok etkilendik ve kızımızı orada okutmaya karar verdik. Yabancı bir ülkede olduğu için barınma ihtiyaçları vardı. Dört - beş kişi bir villada kalıyordu. Kızımın da içinde bulunduğu villada bir gün yemek yaparken yangın çıkmış. Bunu bize söylediğinde çok üzüldük. Okulun yetkilisini aradığımızda, 'Bunları bir bina altına toplamayı düşünüyoruz' dedi. Bu konuda bize bağış yapacak, zekat verecek kişi olup olmadığını sordular. Ben de bu arada Bank Asya'dan elde ettiğim satış geliri ile borsada işlem yapmaya başladım. 2008 yılında 'Lehman' krizi ile borsa düşünce 44 yaşıma kadar hastalanmayan ben panik atak oldum. Bu hastalıktan kurtulduğumdan dolayı 'şükür' olsun diye bu yurda talip oldum. Miktarı tam hatırlamamakla birlikte, savcılığın iddia ettiği 2 milyon 650 bin dolar parayı peyder pey Bank Asya aracılığı ile gönderdim. Banka kayıtlarında mevcuttur. Bu paranın bir miktarı okul, eğitim ve konaklama parasıdır. Sonraki yıllarda bunların bu yurdu almadıklarını beni dolandırdıklarını öğrendim. Bank Asya'da halka arzdan gelen gelir olan 30 milyon TL'yi bulan bu parayı da dini duygularla ve oradaki Türk kızlarının refah ve konfor içerisinde yaşaması için 'şükür' amaçlı verdim. Duygularımı kullanarak beni de dolandırdıklarını öğrendim. Oradaki Türk kızları için gönderdiğim parayı başka şeyler için harcamışlar. 2008 yılından beri Denizbank, Albaraka Türk, Türkiye Finans ve Bank Asya'dan kredi kullanıyorum. Bank Asya'daki kredimizi kapattık. Diğer kurumlarda yaklaşık dört bankada 40 milyon TL'lik kredimiz var. 17/25 Aralık'tan sonra bütün bu geçmişteki tecrübelere bunların bütün ahlaksızlığı yapabileceğini düşünerek Bank Asya ile ilişkilerimizi koparmak istedik."
Hürriyet



Suriye'de Türk-Rus Askeri İşbirliği
Türkiye ile Rusya arasında Suriye'de iç savaşın sona erdirilmesi ve terör örgütü IŞİD'in temizlenmesi için oluşturulan üçlü mekanizmanın askeri ayağının tesisi çerçevesinde Ankara'da önemli bir temas yaşandı. Rusya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Valeriy Gerasimov ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın görüşmesinde; Suriye içlerinde yürütülen harekatta koordinasyonun sağlanması, El Bab ve Rakka'ya düzenlenmesi planlanan operasyon ile Cerablus - Azez hattında ileride mültecilerin geri dönüşlerine olanak sağlayacak askeri denetimli bir şeridin oluşturulması hususları ele alındı. Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler, 24 Kasım 2015'te Suriye sınırında Rus savaş uçağının düşürülmesi ile kopmuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 9 Ağustos'ta Rusya'ya yaptığı ziyaret ile ilişkiler yeniden tesis edildi. Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in görüşmelerinde, iki ülke arasında Suriye konusunda üçlü mekanizma kurulması kararı alınmıştı. Mekanizma karşılıklı olarak askeri, dışişleri ve istihbarat kurumlarını kapsayacak şekilde oluşturuldu. Bu mekanizmanın temeli Erdoğan'ın ziyaretinin ardından St. Petersburg'da teknik heyetlerin toplantısında atıldı. Üçlü mekanizmanın askeri ayağı çerçevesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar ile Rusya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Gerasimov arasında doğrudan görüşmeyi sağlamak için kırmızı hat olarak adlandırılan özel telefon hattı oluşturuldu. 24 Ağustos'ta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Suriye içinde Fırat Kalkanı harekâtını başlattı. Bu harekâtla ilgili olarak Rusya, üçlü mekanizma çerçevesinde bilgilendirildi. Askeri koordinasyon sağlanarak, Türk savaş uçakları, uçak düşürme krizinin ardından ilk kez Suriye hava sahası içinde IŞİD'e yönelik hava harekatında bulundu. Gerasimov'un, Fırat Kalkanı harekâtının ardından 26 Ağustos'ta Ankara'ya gelmesi planlandı. Ancak Gerasimov, Ankara ziyaretini erteledi. Gerasimov, Ankara'ya ertelenen ziyaretini dün yaptı. Genelkurmay Karargâhı'na gelişinde Orgeneral Akar tarafından askeri törenle karşılanan Orgeneral Gerasimov, iki ülke milli marşlarının çalınmasının ardından tören kıtasını selamladı. Akar'ın, Gerasimov'un heyetinde yer alanları, askeri tören sırasında geride durmaları için uyarması dikkat çekti. Törenin ardından Akar ile Gerasimov, karargâhta görüştü. Görüşmenin ana gündem maddesini, Türkiye ile Rusya arasında Suriye konusunda kurulan üçlü mekanizmanın askeri ayağı oluşturdu. Bu çerçevede Suriye içinde yürütülen operasyonlardaki askeri koordinasyon konusu detaylı olarak ele alındı. Fırat Kalkanı operasyonunun değerlendirildiği görüşmede, Cerablus-Azez hattındaki son durum ele alındı. Cerablus-Azez hattında Türkiye ile Rus güçlerinin ileride mültecilerin dönüşüne olanak sağlayacak denetimli bir bölge şeridi oluşturulması planı üzerinde duruldu. Türkiye, terör örgütü IŞİD'in temizlenmesi için El Bab ile Rakka'ya düzenlenecek harekâtta, ÖSO'ya Türk özel kuvvetlerinin de destek vermesi planı üzerinde duruyor. Ayrıca TSK, Irak'ta Başika benzeri bir askeri kampı, Suriye içinde de oluşturmayı düşünüyor. Bu konuların da, Rus Genelkurmay Başkanı Gerasimov ile yapılan görüşmede ele alındığı yorumları yapıldı. ÖSO içindeki unsurlar konusunun da görüşmede konuşulduğu belirtildi. Kurban Bayramı'nda Suriye'de çatışmaların durması konusunda ABD ile Rusya arasında 9 Eylül Cuma günü İsviçre'nin Cenevre kentinde anlaşmaya varılmıştı. Bir hafta süreceği açıklanan ateşkes, 12 Eylül Pazartesi günü Suriye yerel saatiyle 18.45'te yürürlüğe girmişti. Ancak anlaşmada ihlal sorunları ortaya çıktı. Rusya ve ABD arasında ateşkesin 48 saat daha uzatılması konusunda mutabakata varıldığı dün açıklandı. Ateşkes konusunun da Genelkurmay karargâhındaki görüşmede ele alındığı dile getirildi.tün Latin Amerika'ya yönelmesini istiyoruz" dedi.
Milliyet

Terörle Mücadeleye Göktürk 1 Desteği
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurtiçi ve yurtdışında yürüttüğü terörle mücadeleye destek için yeni keşif ve gözetleme uydusu geliyor. Göktürk 1 ismi verilen uydu 5 Aralık'ta Güney Amerika'nın kuzeydoğu kıyısındaki Fransız Guyanası'ndan fırlatılacak. Yeni uydu sayesinde, 1 metrenin altından (50 Santimetrede) yüksek çözünürlükte görüntü alınabilecek. Şu anda kullanılan Göktürk 2 uydusundan 2.5 metreden görüntü alınabiliyordu. Coğrafi kısıtlama olmaksızın dünya üzerinde herhangi bir bölgeden askeri istihbarat amaçlı yüksek çözünürlüklü görüntü elde edilmesine imkan sağlayacak olan Göktürk 1, orman alanlarının kontrolü, kaçak yapılaşmanın takibi, doğal afet sonrası en kısa sürede hasar tespiti, ürün rekolte tespiti, coğrafi harita verilerinin üretilmesi gibi pek çok sivil faaliyet alanında da görüntü ihtiyacını karşılayacak. Türkiye'nin ilk metre altı çözünürlüğe sahip keşif-gözetleme uydusu projesi olan Göktürk 1 hayata geçiriliyor. Öncelikle Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın ihtiyaçlarını karşılamak için üretilen Göktürk 1, TSK'nın da terörle mücadelede elini güçlendirecek. Uydu 0.5 metre (50cm) çözünürlükte siyah beyaz, 2 metrede ise renkli çözünürlükte görüntü çekebilecek. Göktürk 2'de ise bu siyah beyazda 2.5 metre, renkli de 5 metre idi. Testleri Türkiye'de yapılan Göktürk 1 uydusu 5 Aralık'ta Güney Amerika'nın kuzeydoğu kıyısındaki Fransız Guyanası'ndan fırlatılacak. Maliyeti 261.5 milyon euro olan Göktürk 1 uydusu yüksek çözünürlükteki görüntüler elde etmesiyle terörle mücadelede önemli bir proje olacak. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Irak gibi bölgelerde çekeceği görüntülerle Türkiye'ye istihbarat açısından büyük katkısı olacak. Uydu Türkiye'nin başta Suriye'de olmak üzere yürüttüğü operasyonlarda da kullanılacak. Coğrafi kısıtlama olmaksızın dünya üzerinde herhangi bir bölgeden askeri istihbarat amaçlı yüksek çözünürlüklü görüntü elde edilmesine imkan sağlayacak olan Göktürk 1, aynı zamanda orman alanlarının kontrolü, kaçak yapılaşmanın takibi, doğal afet sonrası en kısa sürede hasar tespiti, ürün rekolte tespiti, coğrafi harita verilerinin üretilmesi gibi pek çok sivil faaliyet alanında da görüntü ihtiyacını karşılayacak bir uydu sistemi projesi olacak. Günde 358 kare çekebilecek olan uydunun ömrü 7 yıl olacak.
Milliyet

Türk Halkının Ab'ye Olan İnancı Azalıyor
Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK), 6'ncı 'Türk Halkının AB'ye Bakışı Araştırması'nı tamamladı. Araştırmaya göre Türk halkının yüzde 64'ü AB'ye üye olacağımıza inanmıyor. Geçtiğimiz yıl bu oran yüzde 48'di. TAVAK Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen'e göre, Türkiye'ye ve Türklere karşı gelişen olumsuz algıyla Türk halkı AB'den soğuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 56'sı Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı olmadığını belirtirken, üyelik önündeki en büyük sorunun ise İslamofobi olarak görülüyor. TAVAK, 'Türk Halkının AB'ye Bakışı Araştırması'nı geçtiğimiz gün açıkladı. 1 hafta boyunca aralarında İstanbul, Ankara ve İzmir'in de bulunduğu 10 ilde yaşayan bin 198 kişiye AB soruldu. Araştırma sonuçlarına göre, Türk halkının yüzde 64'ü AB üyeliğine inanmıyor. 2015 yılı araştırmasında ilk defa yüzde 43'lük bir kitle Avrupa Birliği'ne tam üye olacağımıza inandığı ortaya çıkmıştı ve o yıl 'hayır olamaz' diyenlerin oranı yüzde 48 olarak ölçülmüştü. Araştırmaya göre, "Türkiye'nin AB'ye üyeliğinde en büyük engeli hangi ülke oluşturuyor?" sorusuna ise 2014 ve 2015'te olduğu gibi yüzde 56'lık bir kesim Almanya yanıtını verdi. Türk halkına göre, Türkiye'nin tam üyeliğine engel olarak gördüğü ikinci ülke ise yüzde 23'le Fransa oldu. Ankete katılanlar, AB üyeliği konusunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, eski ve yeni Başbakanlar Ahmet Davutoğlu ile Binali Yıldırım'ın çalışmalarının yeterli olup olmadığı yönündeki soruya ise yüzde 38'lik bir kesim 'Yeteri kadar çalışmıyor' yanıtını verirken, 'Elinden geleni yapıyor' diyenler yüzde 15 olarak belirlendi. Araştırmada saptanan bir diğer çarpıcı sonuç ise, AB üyeliğinin Türkiye'ye sağlayacağı katkılar konusunda. Ankete katılanların yüzde 66'sı, AB üyeliğinin en büyük katkısını 'serbest dolaşım hakkı' olarak görüyor. AB bütçesinden yararlanmayı ön plana çıkaranlar ise yüzde 14 olarak belirlenirken, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği'nde söz sahibi olma fikri ise yüzde 1'lik bir oranda kaldı. Türkiye'nin AB dışında en önemli alternatifinin de sorulduğu araştırmada, yüzde 23'lük bir kesim Şangay İşbirliği'ni tercih etti. Yüzde 22 'Bağımsız politika' yanıtı verirken, yüzde 18'lik bir kesim de Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nin oluşturduğu BRICS ülkelerini önerdi. Araştırmaya katılanların yüzde 56'sı Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı olmadığını belirtirken, üyelik önündeki en büyük sorunu yüzde 59'la İslamofobi ve İslam düşmanlığına bağladı.
Milliyet

Ve 40 Tır Yardım Sınırı Geçti!
İç çatışmaların 2011'den beri devam ettiği Suriye'de pazartesi günü ateşkes ilan edilmesinin ardından Birleşmiş Milletlerin (BM) Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki depolarından Halep kentine gönderilmek üzere 40 TIR'a insani yardım malzemesi yüklenmişti. Ancak TIR'lar salı gününden beri Cilvegözü Sınır Kapısı'nda bekletiliyordu. TIR'ların şoförlerin can ve mal güvenliği tehlikesi taşıdığı gerekçesiyle bekletildiği açıklanmıştı. BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura dün bir açıklama yaptı ve BM yardım konvoylarının Suriye'ye ulaştırılmasında Türkiye'nin büyük bir iş birliği içinde bulunduğunu belirterek izin çıkmamasına tepki gösterdi. De Mistura, "BM, gitmek için hazır. Bu bölgelere ulaşmak için Suriye hükümetinden beklediğimiz nihai izin, mektup henüz elimize ulaşmadı. Bu bir gerçek. Bilhassa esef verici bir durum bu, çünkü zaman kaybediyoruz. Bugünlerde çatışma olmadığı için normalde izinlerin alınıp, insani yardım konvoyunun hareket etmiş olması lazımdı" diye konuştu. Bu açıklamanın ardından akşam üzeri TIR'ların Cilvegözü Sınır Kapısı'ndan geçtiği haberi geldi. AFP'nin haberine göre Birleşmiş Milletler yetkilisi Jan Egelandüç, gündür tampon bölgede bekletilen kamyonların geçişine izin verildiğini söyledi.
Vatan

Pkk'nın Tepesine 'Balyoz' Gibi İndi!
Çukurca'da terörle mücadelede önemli bir ilerlemeye yol açarak yıllardır ele geçirilemeyen Irak'a sıfır noktasındaki Kaletepe Üs Bölgesini teröristlerden geri alan Tuğgeneral Bahtiyar Ersan'ın ibretlik yaşam öyküsü dikkat çekti. Nisan 2011'de tutuklanan Kurmay Albay Bahtiyar Ersay, Balyoz Davası kapsamında yargılandı. 16 yıl hapis cezası aldı. Ancak kumpas nedeniyle yapılan 2. kez yargılamada beraat etti. Yaklaşık 3 yıl cezaevinde kaldıktan sonra terörle mücadeleye geri döndü. Son YAŞ'ta ise terfi ettirilerek tuğgeneral oldu. Tuğgeneral rütbesi alan Bahtiyar Ersay, Hakkari'nin Çukurca ilçesi 2'nci Hudut Tugay Komutanlığı'na atandı. Tuğgeneral Bahtiyar Ersay liderliğindeki 'Hudut Kartalları' yıllardır PKK'nın elinde bulunan Kaletepe Üs Bölgesi'ni alarak iki hafta önce 11 şehit verilen Türkiye- Irak sınırında stratejik öneme sahip tepeye Türk bayrağını dikti. Operasyonun başından beri mevzide askerle savaşan Tuğgeneral Bahtiyar Ersay, günlerdir PKK'lı teröristlerin 7 kez sızma girişiminde bulunduğu Kaletepe ve Dağbaşı Tepe'de kalıyor. Tuğgeneral Ersay teröristlerle sık sık çatışma yaşanan Kaletepe'ye 45 dakikalık bir intikalle çıktı ve anlık istihbaratla tespit edilen noktalara yapılacak atışların emrini de kendisi veriyor. Tuğgeneral Bahtiyar Ersay'ın avukatı Erhan Tokatlı, askeriyle bayram namazı kılıp mevziye girerek dikkatleri çeken Ersay Paşa'yı VATAN'a şöyle anlattı: "Balyoz'da anılan faaliyetlerle ilgisinin olmadığını ve suçsuz olduğunu her duruşmada söyledi. Kendisi suç isnat edilen tarihte harp akademisinde öğrenci kurmay subaydı. Ersay Paşa komando subayı ve Özel Kuvvetler'de görev yaptı. Kendisi ruhen de fiilen de savaşçıdır. Yargılanırken de savaştı. Her şar şart altında savaşır. Asla teslim olmaz."
Vatan

Beş Yılda 174 Cezaevi Yapılacak 
Darbe girişimi sonrası yapılan tutuklamalarla cezaevlerinin kapasiteleri aşılmaya başlanınca yeni binalar yapılmasına karar verildi. Türkiye'de önümüzdeki 5 yıl içinde 174 cezaevi yapılacak ve kapasite 101 bin 182 artırılacak. Yeni yapılacak cezaevlerinin hızla yapılabilmesi için 1 Eylül 2016 tarihinde yayımlanan 674 Kanun Hükmünde Kararname'de (KHK) kolaylıklar getirildi. Resmi Gazete'de yayımlanan KHK'ya göre 5275 sayılı kanuna geçici madde eklendi. Bu maddenin süresi ise 1 yıl olarak belirlendi. 1 Eylül 2017 tarihine kadar geçerli olacak KHK'ya göre yeni cezaevi yapımında bazı maddeler zaman kazanma adına uygulanmayacak. Yapılan yeni düzenlemeye göre, cezaevi yapamına karar verildiğinde, Adalet Bakanlığı'nın yatırım bütçesinde bulunmasına gerek yok. Ayrıca ödenek şartı ortadan kaldırıldı. Düzenlemeye göre birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarına cezaevi yapılamayacak. Ancak daha önceden Mera Kanunu kapsamında yer alan yerlere cezaevi yapılamıyordu. Yeni düzenleme ile Adalet Bakanlığı'nın talebi Hazine adına tescil edilerek Adalet Bakanlığı'na tahsis edilecek. Bu işlem sırasında herhangi bir ot bedeli de ödenmeyecek. Daha önceki kanuna göre bir alana cezaevi yapılabilmesi için o şehrin imar planlarında bu alanın 'resmi hizmet alanı' olarak gözükmesi gerikiyor. Ancak bu uygulama 1 yıllığına askıya alındı. 1 Eylül 2016 tarihli KHK'Ya göre imar planı ve onay süreci beklemeksizin vaziyet ve avan proje üzerinden ceza infaz kurumu yapım işi ihaleleri düzenlenebilecek.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 126,9319-127,0263
ABD Doları 2,9331-2,9340/Euro 3,3047-3,3071/İngiliz Sterlini 3,9201-3,9245


Çiftçinin Üretim Maliyeti 'Ortak Makine' İle Düşecek
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın yaptığı çalışmayla, çiftçilerin üretim maliyetlerini düşürecek yeni bir adım atıldı. Bakanlık tarafından altyapısı hazırlanan uygulamayla, çiftçiler, Ortak Makine Kullanım Kooperatifleri kurabilecek. Böylece, çiftçiler ihtiyaç duydukları traktör, biçerdöver, pulluk, ilaçlama makinesi, dikim makinesi gibi tüm ekipmanlarını satın alıp ortak kullanabilecek. Maddi olarak tek başına traktör almakta zorlanan çiftçi, ortak kullanımla rahat edecek. Bir traktörün de 1 ay kullanılıp 11 ay paslanmasının önüne geçilecek. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, çiftçilerin Ortak Makine Kullanım Kooperatifi kurabilmesi için düzenleme yaptı. Fransa, Kanada ve Kore gibi ülkelerde uzun yıllardır kullanılan modelle, çiftçiler, tek başlarına edinemedikleri tarım makinelerini, ortak kurulacak kooperatif ile satın alabilecek. Böylece, tarım makineleri düşük maliyetle alınacak ve kooperatif ortakları da bu makineleri ortaklaşa kullanacak. Üreticinin tek tek makine alması sonucunda meydana gelecek kaynak israfının da önüne geçilecek. Yetiştirilen ürünlerin ekim, toplama, nakliyesi için gereken tüm araçlar, düşük maliyetle çiftçinin kullanımına sunulacak. Kooperatifler aracılığıyla ortak satın alma yöntemiyle maliyetlerin düşürüleceğine dikkat çeken bakanlık yetkilileri, "Bir sezonda bazen bir traktör sadece 10 gün kullanılabiliyor. Traktör gibi araçlar, 15 gün, 1 ay kullanılıp kalan aylarda boş kalıyor. Kooperatif ortakları, isterlerse boşa çıkan makineleri üye olmayan çiftçilere de bedeli karşılığı kullandırabilecek" dedi.
Haber Türk

'20 Kuruşluk Ötv Artışı Esnafı Çok Zora Soktu'
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, akaryakıttan alınan ÖTV'de 20 kuruş artışa gidilmesinin ulaştırma sektöründe çalışan esnafı zora soktuğunu belirtti. Palandöken, ulaşım alanında çalışan esnafın en büyük sorununun akaryakıt maliyeti olduğunu ifade etti. Taşıma ve nakliye işinde 500 bini aşkın esnafın faaliyet gösterdiğini vurgulayan Palandöken, "Akaryakıttan alınan ÖTV'de 20 kuruş artışa gidilmesi ulaştırma sektöründe çalışan esnafı zora soktu. Eskiden çiftçilere verilen ucuz mazot gibi esnafımız için de ucuz fiyattan 'ticari akaryakıt' verilmeli. Bunun için de matbu vergi düşürülmeli" dedi. Palandöken, ham petrolün varil fiyatının düşmesine rağmen, bunun Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarına yeterince yansımadığını savunarak, "Akaryakıt fiyatlarının çok fazla ucuzlamamasının nedeni, yüksek vergilerdir" diye konuştu.
Haber Türk

Anahtar Teslim Fabrikaya Az Kaldı
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Yüksek Planlama Kurulu'nda, anahtar teslim fabrika konusunda son çalışmayı yaptıklarını ve uygulamaya en geç bu ay içinde geçeceklerini belirterek, "Yatırımcı, işadamı, sanayici, elindeki parayı arsaya binaya harcamayacak. Arsayı ve binayı biz vereceğiz, o sadece makinelerini getirip işletecek" dedi. Bakan Özlü, AA'ya Başbakan Binali Yıldırım tarafından açıklanan, 'Doğu ve Güneydoğu Yatırım Destek Hamlesi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Paketin bölgedeki 23 ili kapsadığını dile getiren Özlü, "Pakette yılda 200 bin olmak üzere, 4 yılda toplam 800 bin kişiye istihdam oluşturulması öngörülüyor. 4 yılda kamunun 62 milyar lira yatırım yapması ve buna karşılık özel sektörün de 140 milyar lirayı bulacak bir yatırım yapması bekleniyor" diye konuştu. Yatırımcıların ortak sıkıntısının, işletme sermayesi olduğunu hatırlatan Özlü anahtar teslim fabrika uygulamasının, bu soruna çözüm getireceğinin altını çizdi. Özlü, teşvikler kapsamında makine alımına sıfır faizli kredi vereceklerini ve kamu alım garantisi sağlayacaklarını da söyledi. 'Doğu ve Güneydoğu Yatırım Destek Hamlesi'nin maddi unsurları yanında çok önemli manevi kazanımları da olduğuna işaret eden Özlü, "Önümüzdeki dönemde sadece maddi boyutları değil, manevi tarafları ve sosyal boyutlarını da içeren çalışmalarımız olacak. Onunla ilgili bir paket de gündemde" dedi.
Milliyet

Toki'ye Venezuela Çağrısı
Venezuela'nın Ankara Büyükelçisi Jose Gregorio Bracho Reyes, yatırım yapmak isteyen Türk işadamlarının ülkesine gelebileceğini belirterek, "Türkiye'nin, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) ile birlikte Venezuela'ya gelmesini ve bunun karşılığında petrokok almasını bekliyoruz" dedi. Reyes, Türk Hava Yolları'nın (THY) da Venezuela'yı merkez olarak kullanmasını istediklerini kaydetti. Reyes, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin benzerinin, 2002'de Venezuela'da da yaşandığını ifade ederek, bu darbe girişiminde de insanların oy verdikleri cumhurbaşkanını savunmak için sokaklara çıktıklarını söyledi. Venezuela'nın dünyadaki en büyük petrol rezervine sahip ülkelerden biri olduğunun altını çizen Reyes, iki ülke arasında petrol ve türevleri karşılığında konut yapılmasını öngören projenin, yeniden ele alınacağını dile getirdi. Bracho Reyes, "Yakın zamanda yapılacak Dünya Enerji Kongresi'ne Venezula Petrol Bakanı gelecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Başkanı Maduro ve Dışişleri Bakanı Rodriguez'in de bu toplantıya davet edilmesini söyledi. Şu anda Maduro, Türkiye tarafından iletilecek bir davet bekliyor Türkiye'nin TOKİ ile birlikte Venezuela'ya gelmesini ve bunun karşılığında petrokok almasını bekliyoruz. Türk yatırımcılara özel seçenekler, özel fırsatlar sunmaya çalışıyoruz." THY'nin Latin Amerika'ya seferlerini başlattığını ve başkent Karakas'a direkt uçuş yapılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü dile getiren Bracho Reyes, Venezuela'da sadece THY'ye özel bir terminal inşa etme imkanı sunduklarını vurguladı. Reyes, Venezuela'da yakıt fiyatlarının oldukça uygun olduğunu belirterek, "Venezuela, Latin Amerika'da en stratejik noktalardan biri. THY'ye tüm Güney Amerika Kıtası'nda yapacağı uçuşlar için Venezuela'yı merkez olarak kullanmasını teklif ettik. THY'nin, Venezuela'yı merkez olarak seçmesi ve buradan bütün Latin Amerika'ya yönelmesini istiyoruz" dedi.
Milliyet

Uçuşlarda Doluluk Yüzde 100'e Ulaştı
Rusya Tur Operatörleri Derneği, Türkiye'ye yönelik charter uçuşlarda doluluk oranlarının yüzde 100'e ulaştığını, biletlerin rekor hızda tükendiğini açıkladı. Rusya Tur Operatörleri Derneği'nden (ATOR) yapılan açıklamada, Türkiye'ye yeniden başlatılan charter uçuşlara yönelik talebin yoğun olduğu belirtildi. Rusya'nın bazı bölgelerindeki talebe yetişebilmek için fazladan uçuşlar gerçekleştirildiği kaydedilen açıklamada, Türkiye'ye yönelik charter uçuşlarda doluluk oranlarının yüzde 100'e ulaştığı ifade edildi. Rus turizm şirketlerinin yetkilileri de Türkiye'de tatillerini geçiren turistlerden son derece olumlu yorumlar aldıklarını, kendilerine iletilen herhangi bir şikayetin söz konusu olmadığına dikkati çekti. Rus turistler en fazla "herşey dahil" sisteminin geçerli olduğu 5 yıldızlı otellerdeki tatil paketlerine talep gösterirken, Ekim kotasının yüzde 20'sinin satıldığı bildirildi.
Vatan

50 Milyar Lira Bes'te Birikti
Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) katılımcıların fon tutarı 50 milyar 73 milyon lira olurken devlet katkısı fon tutarı da 7 milyar liraya dayandı. 13'üncü yılını doldurmaya hazırlanan sistemde katılımcı sayısı 2 Eylül 2016 itibarıyla 6 milyon 449 bin 269 oldu. 2015 sonunda 27 bin 761 düzeyinde bulunan BES'ten emekli olan kişi sayısı da 39 bin 469'a ulaştı. BES'e katılımın yaşlara göre dağılımına bakıldığında, büyük çoğunluğu 35-44 yaş aralığındakiler oluşturdu. Bu yaş aralığında 2 milyon 200 bin kişi bulunuyor. Sisteme katılım, 25 yaş altındakilerde 392 bin, 25-34 yaş arasındakilerde 1 milyon 950 bin, 45-55 yaş arasındakilerde 1 milyon 414 bin, 56 yaş ve üzerindekilerde ise 491 bin olarak gerçekleşti. En fazla katılımcının olduğu şehir yaklaşık 1.8 milyon kişi ile İstanbul.
Vatan

DÜNYA

Sağlıklı Rekabet
ABD başkanlık seçimlerinde gündem, adayların sağlık durumu. Amerikan kamuoyu, zatürree teşhisi konulan ve kampanyasına ara veren 68 yaşındaki Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton'ın da 70 yaşındaki Cumhuriyetçi aday Donald Trump'ın da sağlıkları konusunda şeffaf olmalarını istiyor. İki aday hala başkan adaylarından beklenen ayrıntılı sağlık raporunu açıklamadı. Tartışmayı başlatan olay, 2012'de ciddi bir beyin sarsıntısı geçiren Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton'ın, geçen pazar 11 Eylül saldırılarının kurbanlarını anma töreni sırasında fenalaşması oldu. Doktorların Clinton'a zatürre teşhisi konulduğunu açıklamasına rağmen, başkan adayının daha ciddi bir sağlık sorunu olduğu iddia edildi. "Sağlığı konusunda şeffaf olmadığı" yönündeki eleştirilerin de artmasının ardından Clinton'ın doktoru Lisa Bardack, önceki gün 2 sayfalık sağlık raporu yayınlayarak antibiyotik tedavisi gören başkan adayının "ABD Başkanı olarak görev yapmaya elverişli olduğunu" açıkladı. Raporda Clinton'ın tüm değerlerinin normal olduğu, bunun yanında zihinsel sağlığının da fevkalade durumda olduğu belirtildi. Clinton da dün yaptığı açıklamada "iyi olduğunu, birkaç gün içinde seçim kampanyasına döneceğini" söyledi. Clinton'ın sağlık durumunun başkanlığa elverişli olmadığını ileri süren rakibi Trump ise Türk asıllı doktor Mehmet Öz'ün, Amerikan Fox kanalının gündüz kuşağında dün yayınlanan "Dr. Oz Show" adlı programına konuk oldu. Doktor Öz, programda "Neden doktor raporunuzu kamuoyuyla paylaşmıyorsunuz" diye sorunca Trump, önce "Gerçekten hiçbir sağlık problemim yok. Buradayım. Paylaşmalı mıyım. Önemsemiyorum bunu" dedi, daha sonra ise Öz'e geçen hafta yaptırdığı iki sayfalık test sonuçlarını verdi. Raporu inceleyen Mehmet Öz'ün "Eğer seçilirseniz, Oval Ofis'e giren en yaşlı kişi olacaksınız. Kendinizi başkanlık için dayanıklı hissediyor musunuz?" sorusuna eski başkan Ronald Reagan'ı örnek vererek cevap veren Trump, "Ronald Reagan ile tam da aynı yaşlardayım ve Hillary benden bir yaş daha genç. Yaşam biçimime bakarak ifade ediyorum ki şu an kendimi, 30 yaşımdaki kadar iyi hissediyorum" dedi. Trump bununla birlikte Hillary'nin en kısa zamanda iyileşmesini umduğunu da söyledi.
Hürriyet

Türkıye'ye Basın Özgürlüğü Eleştirisi
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'deki basın özgürlüğünün durumunu eleştirdiği konuşmasında, Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Can Dündar'ın durumunu örnek göstererek eleştirilerde bulundu. Almanya'nın en prestijli ödüllerinden Sanssouci Kolokyumu'nun dün Almanya'nın Postdam kentinde düzenlenen ödül törenine katılan Başbakan Merkel, konuşmasının bir kısmını Türkiye'deki basın özgürlüğünün durumuna ayırdı. Türkiye'deki basın özgürlüğü üzerindeki kısıtlama ve baskıları eleştiren Merkel, şöyle dedi: "Basın özgürlüğünü her defasında yeniden savunmamız lazım. Çok çabuk tehlikeye girebileceğini gözardı etmememiz gerek. Sadece Türkiye'deki medya aklımıza gelmesin, Avrupa'da da. Onlar zaten yeterince zor bir durumun içindeler. Can Dündar bunun en önemli örneği. Basın özgürlüğü devlet kontrolü ve sansürün dışındadır. Bu da tek başına yetmez. Basın özgürlüğü aynı zamanda, korkutan ve takipten uzak, yolsuzluklar üzerine yazabilmektir". Dünkü etkinliğe konuşmacı olarak katılan gazeteci Can Dündar da, "En az 220 gazeteci cezaevinde. Türkiye dünyanın en büyük gazeteci cezaevi" diye konuştu. Avrupa'da yazdıklarıyla iz bırakan gazeteci ve yazarlara verilen 'M100 Sanssouci Kolokyumu'na bu yıl layık görülen İtalyan mafya karşıtı yazar Roberto Saviano da aldığı ödülü Türkiye'de gözaltında bulunan gazeteci ve yazar Ahmet Altan ile kardeşi Prof. Dr. Mehmet Altan'a ithaf etti. Türkiye'nin AB üyesi olması gerektiğini savunan İtalyan yazar, eğer Türkiye AB üyesi olsaydı, bugün çok daha farklı olacağını savundu ve şöyle dedi: "Türklerin ikinci vatanı Almanya'da aldığım M100 Media ödülünü 2 Türk aydına adamak istiyorum. Ahmet Altan gazeteci yazar, Mehmet Altan ise ekonomi profesörü. İkisi de 10 Eylül'de tutuklandı. Altanlar bir televizyon programında darbe girişimine bir gün önce bilinçaltı mesajlar vermekle suçlanıyor. Mehmet Altan, Türkiye'nin kimliğinin ırk ve din üzerine değil, insanhakları ve saygı üzerine kurulması gerektiğini savundu. Eğer bugün Türkiye AB üyesi olsaydı, Ahmet Altan'la Mehmet Altan'ın kaderi bizi çok daha yakından ilgilendirirdi."
Hürriyet

Almanya'da Mülteciler Neonazilerle Çatıştı
Almanya'da Neonaziler ile sığınmacılar arasında kavga çıktı. Saksonya eyaletinin Bautzen kentinde dün gece gerçekleşen olayda, aralarında Neonazilerin de olduğu 80 dolayında aşırı sağcı ile 20 civarında sığınmacı kavga etti. Kavganın sığınmacılar tarafından başlatıldığı iddia edilirken, polisin kavgayı ayırmak için biber gazı ile müdahale ettiği öğrenildi. Bild gazetesinin bildirdiğine göre, polis sığınmacıları kaldıkları yurda götürdü. Çıkan kavgada yaralanan 18 yaşındaki bir Faslı gencin tedavisi için çağırılan ambulans, Neonaziler tarafından taşlandı. Ambulans ancak polis koruması altında yaralıyı alıp hastaneye götürebildi. Pazar günü aşırı sağcılar tarafından gerçekleştirilen yürüyüş, sığınmacıların da destek verdiği sol gruplar tarafından engellenmeye çalışılmıştı.
Milliyet

Duterte 'Rakiplerini Öldürttü İddiası'
Filipinli eski bir tetikçi, ülkenin Cumhurbaşkanı Rodrigo Duterte'nin kendisine ve başka tetikçilere suçlu gördükleri kişileri öldürme emri verdiğini söyledi. Edgar Matobato, Senato oturumda verdiği ifadede, Duterte'nin bu emirleri Davao belediye başkanıyken verdiğini de belirtti. İfadesi Senato televizyonundan yayınlanan Matobato'ya göre, Duterte 25 yıl boyunca yaklaşık bin kişinin ölüm emrini verdi. Öldürme olaylarının ayrıntılarını da aktaran Matobato, bu kişilerin çetevari yöntemlerle öldürüldüğünü, içlerinden birinin timsahlara yedirildiğini anlattı. Matobato, Duterte'nin Davato Ölüm Timi adında bir grup kurduğunu ve kendisinin de bu grubun üyesi olduğunu da söyledi.
Milliyet

Abd'de, Seçimler 'Kim Daha Sağlıklı' Yarışına Döndü
ABD'de Demokrat Parti'nin başkan adayı Hillary Clinton'un 11 Eylül törenlerinde fenalaşmasının ardından başkan adaylarının 'sağlık durumları' seçim kampanyasının odağına oturdu. Zatürre teşhisi konuşan Clinton'un sağlık durumu ile ilgili daha detaylı bir açıklama yapan Clinton'un doktoru Lisa Bardack, adayın kan basıncının '100/700', kolestrolünün ise düşük olduğunu açıkladı. Rahatsızlığı nedeniyle birkaç mitingini erteleyen 68 yaşındaki Clinton'ın bugün Kuzey Carolina'nın Greensboro kentinde halkla buluşacağı belirtildi. Clinton'un hastalığı nedeniyle ABD Başkanı Barack Obama ve ABD eski başkanı Bill Clinton, kadın adayın seçim kampanyası için miting düzenlemişti. Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı Donald Trump ise Mehmet Öz'ün sunduğu 'Dr Oz Show' programına konuk olarak bir hafta önce yaptırdığı sağlık testi sonuçlarını gösterdi. Öz'ün '70 yaşında başkanlık için dayanıklı hissediyor musunuz?' sorusu üzerine konuşan Trump, ABD eski başkanı Ronald Reagen ile aynı yaşta olduğunu hatırlatarak, "Sadece yaşantıma bakarak şunu şöyleyebilirim.. 30 yaşımda olduğum kadar iyi hissediyorum" cevabını verdi. Trump'ın Öz'e sadece bir sayfalık test sonucunu vermesi ise bazı kesimler tarafından 'göstermelik' olarak yorumlandı. Trump'ın doktoru ise başkanlık adayının mükemmel fiziksel durumda olduğunu gösteren raporunu yayınladı.
Milliyet

Abd'den Erbil Ziyareti
Resmi temaslarda bulunmak üzere Irak'a gelen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Tony Blinken, Erbil'de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani ile bir araya geldi. Barzani ile Blinken arasında basına kapalı gerçekleşen görüşmenin içeriğine ilişkin IKBY Başkanlığı resmi sitesince yayınlanan açıklamada, Barzani'nin yürütülen mücadelede önemli bir komutanlık görevi üstlendiğini kaydeden Blinken'ın, "Peşmergenin kahramanlığı sayesinde DAEŞ'e karşı önemli başarılar elde ettik" ifadelerini kullandığı kaydedildi. Barzani de ABD halkına ve Obama'ya Peşmerge güçleri ile IKBY halkına verdikleri destek nedeniyle teşekkür ederek, iki tarafın işbirliği sayesinde terörizme karşı büyük ilerlemeler sağlanacağına dikkati çektiği belirtildi. Musul'u kurtarma operasyonuna ilişkin hazırlıkların ele alındığı görüşmede Barzani'nin, kentin kurtarılmasından sonraki sürecin önemli olduğunu yinelediği açıklandı. Blinken'e ziyaretinde ABD Başkanı Obama'nın terör örgütü DAEŞ karşıtı Uluslararası Koalisyon Özel Temsilcisi Brett McGurk, yeni Bağdat Büyükelçisi Douglas Silliman, Erbil Başkonsolosu Ken Gross, ABD'nin Irak'taki Askeri Kuvvetleri Komutanı General Stephen Townsend ile askeri danışmalar eşlik etti.
Vatan

SPOR

G.Saray Teknik Direktörü Jan Olde Riekerink, Çaykur Rizespor maçından önce basın mensuplarının karşısına çıktı ve çarpıcı açıklamalar yaptı Riekerink, "Kadroyu Sneijder ile beraber yaptığınız konuşuluyor, bu konuda neler söylemek istersiniz?" sorusuna; "Umarım bu soru ciddi değildir. Bu takımın teknik direktörü yüzde yüz benim, kararları yüzde yüz ben alıyorum" diye cevap verdi ve şunları söyledi Selçuk İnan'ın oyunculuğuna inanılmaz saygı duyuyorum, bana yaklaşımı geçen sezondan bu yana çok iyi. YAPILAN değişiklik farklı yorumlandı ancak bu sadece anlattığım sebeplerden dolayı. Taktiksel bir değişiklik ve bu herkesin başına gelebilir. Geçen sezon Galatasaray iyi bir performans sergileyemedi ve iki ezeli rakibinden büyük puan farkı yedi. Bu sezon böyle bir durumun yaşanmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Geniş bir kadromuz var. Kararlarımı alırken, gereken analizleri yapıyorum. Bu sezon ise seçeneklerimiz arttı. BU SEZON rekabet var ve herkes bu rekabete ayak uyduracak. Taraftarımızla buluşacağımız anı bekliyoruz. Lig uzun bir periyot, üç hafta sonunda değerlendirmek yapmak doğru değil. 3 haftada 7 puan topladık, kötü değil ancak 9 da yapabilirdik. 3 maçı da aslında deplasmanda olarak değerlendirebiliriz. Geliştirmemiz gereken konular var. Ç. Rizespor maçında tekrardan taraftarımızla buluşacağız ve bu sebeple büyük bir heyecan duyuyoruz.
Hürriyet


Fenerbahçe'nin yolu uzun. Daha ilk 11'ini belirleyemedi. Her maç kadro değişiyor. Bu da birbirini tanımayan bir takımın ortaya çıkmasına sebep oluyor. Başarının gelmesi için önce iskelet kadronun belirlenmesi ardından da takımın yeni sisteme alışması gerekiyor. Bu aşamaları geçtikten sonra sarı-lacivertli takımın başarıyı yakalaması söz konusu olabilir. Bu sıkıntılara rağmen Fenerbahçe son Bursaspor maçında olduğu gibi dün de ikinci yarı toparlandı ve bu sefer golü buldu. İlk yarı boyunca çok etkisizdi sarı- lacivertliler. 10. dakikada Souza'nın kafası dışında pozisyon yoktu. Destek gelmediği için Sow tek başına ileride koştu, durdu. Ev sahibi ise daha ilk dakikada etkiliydi. Petriak'ın kafa vuruşu ile ciddi bir tehlike atlattı sarı-lacivertliler. Fenerbahçe topu sadece savunmasında dolaştırdı. Rakip yarı sahayı geçtikten sonra ise sürekli geri dönmek zorunda kaldı. İkinci yarı çok daha etkili bir Fenerbahçe olsa da golü kalesinde gördü. Sow'un kaçırdığı net fırsat sonrası ise Zorya'nın golü geldi. Grechyshkin'nin uzaktan sert ve gelişine vuruşu tam köşeyi bulunca ev sahibi 52'de öne geçti: 1-0. Bu gol sonrası Van Persie hamlesi geldi Advocaat'tan. Bu değişikliğin etkisi ile sarı-lacivertliler ileride etkili olmaya başladı. Ardından Emenike oyuna girdi ve 78'de karşı karşıya net bir fırsatı değerlendiremedi. Sow 87'de kale ağzında topa dokunamadı. İkinci yarı toparlanıp fırsatlar bulan sarı-lacivertli takım uzatmalarda Kjaer'in serbest vuruştan dönen topunu tamamlamasıyla skoru eşitledi 1-1.
Milliyet


Yeni sezonda korsan ürünle mücadele konusunda ciddi adımlar atan Beşiktaş Yönetim Kurulu geçtiğimiz hafta Beşiktaş Belediyesi ile birlikte başlattığı çalışmaları daha da genişleterek bir kampanyaya dönüştürme kararı aldı. Siyah-beyazlıların Hukuktan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Şafak Mahmutyazıcıoğlu'nun öncülüğünü yaptığı korsanla mücadele çerçevesinde kulübe yeni bir gelir kaynağı daha yaratılacak. Korsan ürünlerin satışını engellemek için kolları sıvayan Mahmutyazıcıoğlu ilk iş olarak Kartal Yuvası Mağazalarından Sorumlu Yönetici Hüseyin Mican ile bir araya gelirken çok önemli bir uygulama başlatıldı. Kartal Yuvası, lisanslı kişileri resmi ürün satışı için Vodafone Arena'nın çevresindeki 7 noktaya yerleştirdi. Beşiktaş Belediyesi ile sağlanan mutabakatla zabıta görevlileri, korsan ürün satışı yapanları korsan ürünleriyle birlikte gözaltına aldırırken, bu kişiler hakkında ise ağır cezai yaptırımların uygulanacağı bildirildi. Korsan ürünle mücadele çalışmalarını Milliyet'e değerlendiren Şafak Mahmutyazıcıoğlu, "Beşiktaş Yönetimi olarak bundan sonra korsanla mücadele konusundaki çalışmalarımızı genişleterek yürüteceğiz. Burada kulübün ciddi anlamda maddi zararı söz konusu. Konsan ürün satanları şikayet ettiğimizde yasadaki boşluklar nedeniyle sonuç alamıyoruz ama işin içine zabıta girince ciddi cezalarla karşı karşıya kalıyorlar. Aslında bu problemin çözümü çok basit. Taraftarımız korsan ürün almazsa, zaten sorun kökten çözülür" ifadelerini kullandı. Siyah-beyazlı yönetim kurulu üyesi sözlerine şöyle devam etti: "Sadece sokakta değil, malesef internet üzerinde de korsan satışlar yapılıyor. Eğer taraftarımız korsan ürün almazsa maddi anlamda rahatlayan yönetimler, Anderson Talisca gibi oyuncuları alabilirler. Son zamanlarda bizden Talisca'yı bonservisiyle almamızı istiyorlar. Biz de diyoruz ki, korsan alma, Talisca da gelir başka isimler de gelir. Bu kulüp için taraftarından yönetimine kadar hepimiz, elimizi taşın altına sokmalıyız."
Milliyet


İbrahim Hamadtou'nun hikayesi dünya basınının en çok ilgisini çeken konulardan biri. Çocukken bir tren kazasında iki kolunu da kaybeden İbrahim, yasadığı bunalımlı günleri asmak için etkileyici bir teknik geliştirerek ağzıyla raket tutup, masa tenisi oynamaya basladı. İlk basta sansını futbolda deneyen İbrahim, daha sonra "Agzımla bıçak tutabiliyorum. Pekala raket de tutabilirim" diyerek tenise geçti. İbrahim'in bir sorunu daha vardı. Servis sırasında topu havaya atacak kolu yoktu. Onun da çözümünü buldu, ayağıyla topu havaya atıp, servis kullanma tekniğini geliştirdi.
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme