22 Eylül 2016 Perşembe

22.09.2016 Genel Gündem

22.09.2016

GÜNDEM

Muammalar
15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında aranan, FETÖ'nün 'Hava Kuvvetleri İmamı' olduğu belirtilen Adil Öksüz, 16 Temmuz'da sabah erken saatlerde, darbenin yönetildiği merkezlerden biri olan Akıncı Hava Üssü yakınlarında yakalanarak, Kazan İlçe Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Dosyadaki belgelere göre, Ankara Organize Şube Müdürlüğü'nde görevli Emniyet Amiri H.K., aralarında Öksüz'ün de bulunduğu şüphelileri teslim almak için jandarma karakoluna gitti. Burada iki tane 'Teslim Tesellüm Belgesi' hazırlandı. 16 Temmuz saat 14.30'da hazırlanan ve Adil Öksüz, 3 jandarma personeli ile Emniyet Amiri H.K.'nın imzasının bulunduğu 'Teslim Tesellüm' belgelerinin birinde, Öksüz'ün üzerinde çıkan para ve telefonlar yazıldı. Aynı gün ve aynı saatte tutulan Adil Öksüz ile Emniyet Amiri H.K. ve 3 jandarma görevlisinin imzasının yer aldığı ikinci tutanakta ise ilk tutanaktaki ifadeler yazıldıktan sonra "Markası ZTE 4G LTE olan GPS yer koordinat belirleme cihazı" ifadesi yer aldı. Her iki tutanakta da Emniyet Amiri H.K.'nin 'teslim alan' bölümünün karşısında imzası yer aldı. Dosyaya sadece jandarma görevlilerinin imzasının yer aldığı, yine 16 Temmuz tarihli ayrı bir tutanak da girdi. Diğer iki tutanakta saat ibaresi yer almasına rağmen üçüncü tutunakta tutanağın tutulduğu saat yer almadı. Bu tutanakta GPS'in Öksüz'ün üzerinde bulanmadığı, 'cihazı tuvalete attığı' belirtildi. Tutanak şöyle: "15 Temmuz 2016 günü meydana gelen darbeye teşebbüs olayı ile ilgili olarak komutanlığımızın sorumluluk alanında Kazan İlçesi Akıncı Mahallesinde yakalanmış olan Adil Öksüz isimli şahsın üzerinde yapılan üst aramasında bulunmamış olan Markası ZTE 4G olan GPS yer koordinat belirleme cihazı olarak isimlendirilen cihazı lavaboyu kullandıktan sonra klozete atmış olduğu kendiliğinden tarafımıza teslim etmediğine dair iş bu tutanak tarafımızdan tanzimle hazır bulunanlarca müştereken imza altına alınmıştır." Savcılık kaynakları, Adil Öksüz'ün üzerinde çıkan eşyaları teslim aldığına ilişkin imzası bulunan Emniyet Amiri H.K.'nın, şüpheliyi İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan almadan gittiğini belirterek, Hürriyet'le şu bilgileri paylaştı: "Polis Amiri H.K., aralarında Adil Öksüz'ünde de bulunduğu 10'a yakın şüpheliyi almak için ilçe jandarma komutanlığına gelmiş. Ancak polis memuru, evraklar hazırlanmış olması ve altına imza atılmış olmasına rağmen, 'başka gözaltında bulunan şüpheliler var oraya gideceğim' diyerek Adil Öksüz'ü karakolda bırakmış. Benden sonra gelecek ekip alsın diyerek gitmiş." Savcılık kaynakları, Adil Öksüz'ün üzerinde yüklü miktarda para ve GPS aleti bulunduğuna ilişkin tutanakların adliyeye sevk edilirken dosyaya eklenip eklenmediğinin ise yapılacak soruşturma neticesinde açığa çıkacağına dikkat çektiler. Adil Öksüz'ü serbest bırakan hâkim kamuoyuna yaptığı açıklamada, "Dosyada sadece ifade tutanağı vardı" demişti. Savcılık kaynakları, darbe girişimi gecesi Adil Öksüz'ün, pilot olan çocuklarını 2000'li yıllarda kaybeden Kazanlı yaşlı ve alzheimer hastası olduğu belirlenen bir çiftin evinde kaldığı yönünde iddialar bulunduğuna dikkat çekti. Öksüz'ün bu evde darbeyi yönettiği, ancak darbe girişiminin başarısız olduğunun anlaşılması üzerine gecenin ilerleyen saatlerinde Akıncı Üssü'ne geçtiğinin değerlendirildiği ifade edildi. Savcılık kaynakları, yaşlı çiftin yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle Öksüz'ü teşhis etmekte zorluk çektiği, gerçeğin kamera görüntülerinin incelenmesiyle netleşeceğini bildirdi.
Hürriyet


'O tuğamiral araştırılsın'
Büyük Birlik Partisi (BBP) lideri merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin iddialar bitmiyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili oklar, FETÖ/PDY'ye çevrilirken, Yazıcıoğlu ailesinin avukatlarından Selami Ekici, çarpıcı iddialar gündeme getirdi. Ekici, FETÖ darbe girişimine katıldığı gerekçesiyle cezaevine konulan Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Süleyman Manka'nın, Yazıcıoğlu'nu ölümünde rol oynayan ekibin başı olduğu yönünde emniyet istihbarat kaynaklarından duyum aldıklarını iddia ederek Manka hakkında Yazcıoğlu dosyasını soruşturan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Yazıcıoğlu ailesinin avukatlarından Ekici, iddialarını şöyle sıraladı: "Manka hakkında 9 Ağustos'ta Yazıcıoğlu dosyasını soruşturan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Savcı henüz Manka'nın ifadesini almış değil. 15 Temmuz'dan önce emniyet istihbarat birimlerinden Manka'nın lideri olduğu 6 kişilik bu ekibin Yazıcıoğlu'nun ölümünde rol aldığı bilgisi geldi. Manka'nın olaydan sonra enkaz mahallinde olduğu yönünde iddialar bulunmakta. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi'nin de bir çalışma yürüttüğü gibi iddialar da mevcut. Bu şahsın olay tarihinde nerede olduğunun araştırılmasını talep ediyoruz. Olay günü kişisel telefonu ve göreviyle ilgili telefonlarının yine askeri haberleşme sistemindeki kayıtlarda sinyal verdiği yerlerin araştırılmasını talep ediyoruz. Manka, 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ/ PDY çetesinin elebaşlarından biri olarak tutuklandı. Manka'nın şüpheli sıfatıyla soruşturularak 25 Mart 2009 öncesi ve sonrasının etraflıca araştırılmasını istiyoruz."
Milliyet

'Harekâta kendi piyademizle katılmayacağız'
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Eskişehir'deki TUSAŞ Motor Sanayi A.Ş.'nin (TEI) İleri İmalat Teknolojileri binası açılış törenine katıldı. Bakan Işık, tören sonrası soruları yanıtladı. Bakan Işık, Fırat Kalkanı Harekatı ile ilgili olarak "Karadaki güçler artacak mı? Piyade güçler Fırat Kalkanı'nda yer alacak mı?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Türkiye burada kendi güvenliğini teminat altına alana kadar harekatı sürdürecek. Bu konuda hiç tereddüt yok. Kendi piyadeleriyle bu işi yapmak yerine Özgür Suriye Ordusu'nun elemanlarıyla bu harekatı yürütmek şu anda bizim planlamamız. Yani kendi piyademizle bu harekata katılmayı düşünmüyoruz. Burada Özgür Suriye Ordusu'na her geçen gün katılım artıyor. O topraklar bu insanların toprakları. İnsanlar kendi toprakları için savunmada Türkiye'nin desteğine çok önemli görüyorlar. Biz de bu desteği onlara veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Arzumuz Özgür Suriye Ordusu'nun kendi topraklarında DAEŞ'ten tamamen temizlemesi, yabancı unsurlardan özellikle YPG'den de kesinlikle temizlemesi. Herkes kendi bölgesinde yaşasın. Oradaki Suriyeli Araplara ait toprakların ne DAEŞ tarafından işgaline ne YPG tarafından işgaline kesinlikle Türkiye olumlu bakmaz, müsamaha göstermez, mazur görmez. Bu noktada da Özgür Suriye Ordusu'na gereken her türlü desteği veriyoruz. Vermeye de devam edeceğiz." Işık, harekât alanında genişlemeye gidilip gidilmeyeceği yönündeki soru üzerine "Bu konuyla ilgili Genelkurmayımız harekât planlarını en detaylı şekilde yapıyor. Bana verilen bilgi şu anda kendi piyadelerimizi kullanmak için bir ihtiyaç olmadığı yönünde. Özgür Suriye Ordusu'nun bu konuda hem istekli olduğu hem de sayılarının her geçen gün arttığı ve bunu yapacak güçte olduğu yönde" diye konuştu.
Milliyet


Elinde bıçakla slogan atarak elçiliğe yürüdü!
Ankara'yı dün alarma geçiren olay, öğle saatlerinde Çankaya'daki İsrail Büyükelçiliği'nin önünde meydana geldi. Elçiliğin önüne gelen 38 yaşındaki Osman Nuri Çalışkan, gazete kağıdına sarılı bıçağı çıkararak slogan atmaya başladı. Elçilikte görevli polisin, "Dur ve bıçağını at" uyarısına aldırmayan şüpheli, bacağından vurularak etkisiz hale getirildi. Şüpheli, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Çalışkan'ın, 1978 Konya doğumlu olduğu, Kırıkkale'de oturduğu ve inşaatlarda işçilik yaptığı öğrenildi. Olayın ardından elçilik önüne çıkan yollar kapatılırken, bölgeye Özel Harekât polisleri sevk edildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ekipleri, şüpheliye ait olduğu iddia edilen çantada inceleme yaptı. Ankara Valiliği'nin olayla ilgili yazılı açıklamısnda, "Yapılan ilk incelemede Osman Nuri Ç.'nin meczup görünümlü olduğu değerlendirilmiş, arşiv kaydı ve herhangi bir örgüt bağlantısı tespit edilememiştir. Konuyla ilgili araştırma ve soruşturma devam etmektedir" denildi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 126,6470-126,7098                     
ABD Doları 2,9553-2,9560/Euro 3,3080-3,3091/İngiliz Sterlini 3,8535-3,8583        


Uçurum derinleşti
Türkiye'de 2015 yılı toplam gelirden en çok pay alanların yani en zengin grubun daha da güçlenmesini sağladı. Gelir dağılımından en düşük payı alan en yoksul yüzde 20'lik grupta ise kayıp yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) dün açıkladığı verilere göre en zengin yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay 2014'e göre 0.6 puan arttı ve yüzde 46.5'e çıktı. Bu Türkiye'nin gelirinin yüzde 46.5'inin zenginlerin elinde olduğunu gösteriyor. En düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay ise 0.1 puan azalarak yüzde 6.1 oldu. En zengin grup en yoksul grup arasında gelir farkı 7.6 kat oldu. 2014'te bu 7.4 kat idi. Peki, Türkiye bu gelir farkı ile Avrupa'nın diğer ülkelerine göre ne durumda? Sonuç oldukça çarpıcı Eurostat'ın verilerine göre Avrupa ülkelerinde en fazla gelir farkı 9 kat ile Sırbistan'da. Bunu 8.3 kat ile Romanya takip ediyor. Hemen arkasından ise Türkiye geliyor. Türkiye zengin yoksul arası 7.6 katlık gelir farkı ile Avrupa'da en kötü üçüncü ülke. Gelir dağılımı adaletsizliğinin diğer ölçütü Gini katsayısı. Gini katsayısı 0 ile 1 arasında değer alıyor ve 1'e yaklaştıkça adaletsizliğin artığını gösteriyor. 2015'te Gini katsayısı 2014'e göre 0.006 puan artış ile 0.397 oldu. Bu oran Türkiye'nin Meksika ve Şili'den sonra dünyada gini katsayısı en kötü ülke olduğunu gösteriyor.
Hürriyet

700 bin kişi sorgulanıyor
Bank Asya'da şimdiye kadar 1 milyon 600 bin hesabın incelendiği belirtildi. Bank Asya'daki hesaplar üzerinde 17/25 Aralık sürecinden itibaren inceleme yapıldığı belirtilirken, hesap olup olmadığı ile hesapların hareketleri üzerinden incelemenin yürütüldüğü belirtildi. Birçok kamu kurum ve kuruluşundan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) personelleri ile ilgili soru sorulduğu ve bugüne kadar 700 bin kişinin taramasının yapıldığı öğrenildi. Savcılık ve mahkemelerden TMSF'ye 2 bin 500, kamu kurumlarından da 2 bin yazı gönderildiği belirtildi. OHAL kapsamında çıkarılan 670 numaralı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 17 Ağustos'ta Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. KHK'nin "Kişisel verilerin paylaşımı" başlıklıklı 3'ncü maddesinde Bank Asya'da kamu kurum ve kuruluşlarının personeline ve bunların eş ile çocuklarına ait bilgilerin talep edilmesi halinde verilmesine yönelik bir düzenleme yapıldı. TMSF, Bank Asya'nın faaliyet iznini kaldırmıştı. Kararnamede TMSF'nin, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) elinde bulunun bilgileri, personelin çalıştığı kurum ve kuruluşlarca talepte bulunulması durumunda verilmesi kararlaştırıldı. Bu işlemlere yönelik de 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 73'ncü maddesinde yer alan sınırlamanın uygulanmayacağı yer aldı. 73'ncü madde bankacılık sırlarının saklanmasını düzenliyor. Kararname ile Bank Asya'daki bilgiler sır kapsamından çıkarılmış oldu. Değişikliğin ardından TMSF'ye savcılık ile kamu kurumlarından dilekçelerin gönderildiği belirtildi. Dilekçede, "Ekteki personelin hesabı var mıdır?" diye sorulduğu kaydedilirken, hesap hareketlerinin de istendiği, bu çerçevede yaklaşık 1 milyon 600 bin hesabın incelendiği bildirildi. Sorgulanan kişi sayısının 700 bin olduğu vurgulanırken, bir kişinin birden fazla hesabı olabildiği bu nedenle sorgulanan hesap sayının daha yüksek olduğu kaydedildi. Talep eden bütün kurumlara da yanıt verildiğini anlatan TMSF yetkilileri, dilekçe gelmeye devam ettiğini söylediler. TMSF personelinin dilekçelere yanıt vermek için hafta sonu da dahil çalıştığı da dile getirildi. TMSF'ye savcılık ve mahkemelerden 2 bin 500, bin 500 kamu kurum ve kuruluşundan da 2 bin olmak üzere 4 bin 500 yazının gittiği belirtilirken, bir yandan da banka hesaplarına yönelik MASAK, savcılık ve Emniyet'in bir çalışma yürüttüğü anlatıldı. Bu çalışmanın önümüzdeki hafta tamamlanabileceği öğrenildi. İncelemelerde 17/25 Aralık sonrası ve Bank Asya'ya para yatırılması çağrısından sonra açılan hesaplarla, hesap hareketlerine dikkat edildiği öğrenildi.
Hürriyet

Devlet yüzde 49 ortak
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Süper Teşvik Sistemi'nde yatırımyapan firmalara devletin ortak olacağını söyledi. Ağbal, "Yatırımlara yüzde 49'a kadar hissedar olacağız. Belirli bir süre sonra anlaşacağız. Devlet olarak hissemin değerini alır çıkarım, sorun yok veya herhangi bir şekilde başkasına satarım veya siz alırsınız. Devletin sermaye desteği vermesi suretiyle sanayi alanında büyük ölçekli yatırımlara büyük katkısı olacak" dedi. Kocaeli Sanayi Odası Meclis Toplantısı'nda konuşan Ağbal, son yasal düzenlemeyle sanayicinin, yatırımyaptığında o dönem içinde diğer bütün kazançlarından yüzde 100 oranında indirimden yararlanabileceğini söyledi. Ağbal, "Yatırımcı inşaat yapıyor. Bunu yaparken katma değer vergisi ödüyor. Onları indirebiliyor mu? İndiremiyor yakın zamana kadar 500 milyon liranın üzerindeki stratejik yatırımlarda KDV iadesi vardı. Sizden gelen taleplere göre bu sistemi değiştirdik. Şimdi yatırım 50 milyon liranın üzerindeyse stratejik yatırım şartını kaldırdık, bu durumda inşaatın yapılması sırasında ödediğiniz KDV'yi maliye olarak size iade edeceğiz."
Haber türk

Kredi ve kartta yeni dönem
Başbakan Binali Yıldırım, bir süredir gündemde olan kredi kartları ve kredilerin yanı sıra enflasyonun kontrol altına alınmasıyla ilgili alınan yeni kararları açıkladı. Yıldırım, gıda gibi bazı kalemler dışında kredi kartında 9 ay olan taksit sayısının 12 aya çıkarıldığını, kredi kartı borcu ve ihtiyaç kredilerinin 72 aya kadar yeniden yapılandırılabileceğini belirtti. Ayrıca tüketici kredilerinde vade sınırı 48 aya çıkarılırken, ev alımlarında kredi oranı da emlak değerinin yüzde 80'ine yükseltildi. Yıldırım, Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Yıldırım'ın açıkladığı kararların detayında dikkat çeken düzenlemeler yer aldı. Yeni düzenlemeler şöyle: Tüketici kredileri ve kredi kartlarına ilişkin yenilik ve değişikliklere göre genel kredi kartında taksit sınırı 9 aydan 12 aya çıkarıldı. Telekomünikasyonla ilgili harcamaların yanı sıra akaryakıt, gıda ve yemek, hediye kart, hediye çeki ve benzeri şekillerde herhangi bir somut mal ve hizmeti içermeyen ürünlerin alımlarında taksit yasağı uygulaması sürecek. Yerli elektroniklerin teşvik edilmesiyle ilgili detaylar ise sonra açıklanacak. 9 aylık genel taksit sınırına tabi tutulan elektrik elektronik eşya (beyaz eşya hariç) ve bilgisayar alımlarında ise taksit sınırı 6 ay olacak. Hava yolları, taşımacılık, seyahat acenteleri, konaklama, sağlık ve sosyal hizmetlerle ilgili harcamalar, sağlık ürünü alımı, dernek ödemeleri ve vergi ödemelerinde 9 ay taksit sınırı sürecek. Yurt dışında yapılan harcamalar, alkollü içecek, kozmetik ve ofis malzemesinin yanında doğrudan pazarlama ile ilgili alımların taksit yasağına tabi tutulacak. Kurumsal kartlarla yapılan mal ve hizmet alımlarında 9 ay olan genel taksit sınırı ise 12 aya çıkarılacak. Kredi kartlarının borç bakiyelerinin yeniden yapılandırma imkânı da getiriliyor. Buna göre bir defaya mahsus olmak üzere kredi kartı ve ihtiyaç kredileri 72 aya kadar yeniden yapılandırılabilecek. Canlı kredilerin vadesinin uzatılması suretiyle yeniden yapılandırılması durumunda, genel karşılıkların artırımlı olarak ayrılmasına ilişkin hükümler de kaldırıldı. Vatandaşlar, kredi kartı gelirinin 4 katıyla sınırlı kredili alışverişi yapılabilecek. 1000 lira geliri varsa 4 bin lira sınırı uygulanacak. Geliri belirlenemeyenlere, 1000 lira olan alt limitte de değişiklik yapıldı. Asgari ücret 1300 olduğu için bu rakam da 1300 liraya çıkarıldı. Böylece 1300 liranın 4 katı olarak, en az kredi kartı kullanma limiti de 5 bin 200 liraya çıkmış oldu. Tüketici kredilerinde ise vade 36 ay olarak belirlenmişti. Bu vade, 48 aya çıkarılıyor. Konut kredilerinde ise, örneğin bir kişi 100 bin liralık ev alacaksa, 75 bin lirasını (yüzde 75'ini) kredi olarak alıp, 25 bin lirasını kendisi veriyordu. Artık bankalar, ev değerinin yüzde 80'ine kadar kredi verebilecek, yüzde 20'sini de alıcı karşılamış olacak. Kalkınma bankası, yatırım bankaları ve katılım bankalarının finansal kiralama (leasing) işlemlerindeki kredi teminat oranına istisna gelirken, yüzde 100 kredilendirmeye olanak tanınıyor. Leasing veya finansal kiralamayla araç alınacaksa, tamamının kredilendirmesi mümkün olacak. Böylece katılım bankalarıyla diğer bankalar arasındaki kriter ve kural farklılıkları da ortadan kalkacak.
Milliyet

Şahin görünümlü güvercin
Küresel piyasaların merakla beklediği ABD Merkez Bankası'nın Federal Piyasa Açık Komitesi (FOMC) toplantısının faiz kararından sürpriz çıkmadı. Fed hem ABD başkanlık seçimleri öncesinde temkinli davranmak hem de daha fazla ekonomik veri görmek için faizlere dokunmadı. Fed pas geçti ancak Aralık ayında faiz artırımıyla ilgili şahin mesajlar vermeyi ihmal etmedi. Politika faizini üst üste 6'ıncı toplantı değiştirmeyen Fed, hedeflere doğru ilerleme olduğu konusunda daha fazla işaret bekleyeceğini kaydetti. ABD Merkez Bankası, yıl sonuna kadar halen bir faiz artırımının muhtemel olduğuna işaret etti. Fed Başkanı Janet Yellen yaptığı açıklamada şu noktaların altını çizdi: "Ücretlerde yükseliş ve işgücüne katılımın artmasını bekliyoruz. Ekonomi önümüzdeki birkaç yılda ılımlı şekilde büyümeye devam edecek. Enflasyon yüzde 2'lik hedeften henüz uzak. Daha fazla kişinin iş arıyor olması ekonomi için iyi bir gösterge. Aldığımız faiz kararı ekonomiye güven eksikliğinden kaynaklanmıyor. Faiz artırımı için enflasyon hedeflerine yönelik daha fazla işaret bekliyoruz. Faiz politikaları önceden belirlenmiş bir yol izlemiyor, ekonomik göstergelere göre şekilleniyor. ABD ekonomisinin gidişatından genel olarak memnunuz. FOMC üyeleri risk görünümünde iyileşme olduğu konusunda hemfikir. Yeni risk olmazsa, işgücü piyasasında güçlenme devam ederse bu yıl bir faiz artırımı mümkün." Fed'in faiz kararından sonra ABD doları Türk lirası karşısında değer kaybetti ve 2,9740'tan 2,9550 liranın altına indi.
Vatan

Asgari'nin maliyeti 1 milyar lira
Hükümet, yılın son çeyreğinde asgari ücretlilerin vergi kesintileri dolayısıyla alacakları net ücretlerin 70 liralık kayıpla 1.230 liraya düşmesini önleyecek formülü asgari geçim indiriminde buldu. Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Son 3 ayda asgari geçim indirimi uygulamasını bir ileri adıma taşıyoruz. Bir kişinin herhangi bir şekilde geliri 1.300 liranın altına düşmüşse normal hesaplanan asgari geçim indiriminin üzerine ilave asgari geçim indirimi hesaplayacağız. İşverenler son 3 ayda bordro üzerinde normal asgari geçim indirimini hesapladıktan sonra herhangi bir şekilde kişinin gelirinin 1.300 liranın altına düştüğünü görürse ilave asgari geçim indirimi uygulayacak" diyerek, asgari ücretin 1.300 liraya düşmemesini sağlayacak formülü açıkladı. Ağbal, bunun maliyetinin 1 milyar lira olacağını söyledi.
Vatan

108 yerli şirkete yabancı ortak geldi
Türkiye'ye uluslararası net doğrudan yatırım girişi, bu yılın Ocak-Temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 54.2 azalarak, 4 milyar 822 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, Temmuz'da 717 milyon dolarlık uluslararası net doğrudan yatırım girişi gerçekleşti. Uluslararası yatırımcıların Türkiye'deki yeni veya mevcut şirketleriyle iştirak ettikleri yerli sermayeli şirketlerdeki ortaklık paylarına ilişkin transferleri içeren sermaye girişi, Temmuz'da 400 milyon dolar olurken, bunun 193 milyon dolarlık bölümü AB ülkeleri kaynaklı gerçekleşti. Temmuz'da 221 uluslararası sermayeli şirket ve şube kuruldu, 14 yerli sermayeli şirkete de uluslararası sermaye iştiraki gerçekleşti. 7 ayda ise 3 bin 258 uluslararası sermayeli şirket ve şube kuruldu, 108 yerli sermayeli şirkete de uluslararası sermaye iştiraki oldu.
Vatan

DÜNYA

Vize pazarlığında son durum
Bu hedef kağıt üstünde öncelikli hedef olmayı sürdürüyor. Özellikle Türk tarafı bu hedeften vazgeçildiğini resmen açıklamadı. AB kanadı ise ekim hedefinin hayata geçirilmesini mümkün görmüyor. Brüksel'de somut bir takvimden bahsedilmemekle birlikte vize muafiyetine ilişkin çalışmaların 2016 sonu ya da 2017'nin başında tamamlanabileceği görüşü öne çıkmaya başladı. Vize muafiyeti için gerekli olan 72 kriter henüz tamamlanmadı. Türkiye'nin tamamlamadığı kriter sayısı 7. Bununla birlikte, Geri Kabul Anlaşması'nın uygulanmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ve AB standartlarında biyometrik pasaportlar hemen devreye sokulabileceğinden Brüksel geri kalan 5 kritere odaklanmış durumda. Ancak Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) değiştirilmesine yönelik kriter tüm süreci kilitleyen unsur durumunda. TMY'de değişikliğe gidilerek bu yasanın Avrupa standartlarına uygun hale getirilmesi talebi yeni değil. Vize muafiyeti için yol haritasının hazırlandığı 2013'te iki taraf bu kriter üzerinde anlaşmıştı. Gelinen aşamada yaşanan sorun büyük ölçüde konjonktürden kaynaklanıyor. Türkiye, terörle mücadeleyi hızlandırdığı ve birden fazla terör örgütüyle aynı anda mücadele etmek zorunda kaldığı bir dönemde bu yasada değişikliğe gitmek istemiyor ve değişiklik taleplerini rasyonel bulmuyor. 15 Temmuz darbe girişimi de Türkiye'nin değişikliğe gitmeme yaklaşımını perçinledi. Ankara, Brüksel'e verdiği mesajlarda, 'yasada değişikliğin ancak Türkiye'nin herhangi bir terör tehdidiyle karşı karşıya kalmadığında yapılabileceği' vurgusunu öne çıkarıyor. Türkiye son dönemde üyesi olduğu Avrupa Konseyi'ni (AK) devreye sokan bir yaklaşım sergiledi. Gelinen aşamada AK'nin sürece müdahil olması AB tarafından da kabullenilmiş durumda. AB, Türkiye'nin terörle mücadele kapasitesini etkilemeyecek ancak kriterin teknik olarak karşılanmasını sağlayacak bir düzenleme bekliyor. Türkiye ise şu aşamada TMY'de belirgin ve kapsamlı değişikliğe gitmesine neden olmayacak ancak AB'nin tatmin olacağı bir formülden yana. Son dönemde öne çıkan formülü, AK'nin yakacağı yeşil ışıkla ve bir bakıma 'kefil' olmasıyla birlikte, Türkiye'nin konjonktür daha uygun hale geldiğinde ve fazla gecikmeksizin TMY'de değişiklik yapma konusunda güçlü bir taahhüt altına girmesi oluşturuyor. Bu formüle ilişkin en önemli soru işareti ise AB'nin ikna olup olmayacağı. Vize muafiyeti konusunda teknik mesajlarla siyasi mesajların frekansı genelde tutmuyor. AB kanadı, sorunun çözümünde kilit isim olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı görüyor. Bu bağlamda AB kurumlarının liderleriyle Erdoğan arasında dörtlü formatta yeni bir zirve yapılıp yapılamayacağı konusunda nabız yoklaması başlamış durumda. Bu görüşün zemin kazanıp kazanmayacağı önümüzdeki haftalarda netleşecek. AB Komisyonu'nun da süreçte gelinen aşamayı, son dakika değişikliği olmaması durumunda, 28 Eylül'de yayımlayacağı yeni bir raporla değerlendirmesi öngörülüyor.
Hürriyet

Abd'den pyd'ye doğrudan silah
ABD'nin önde gelen gazetelerinden New York Times (NYT), Obama yönetiminin terör örgütü DEAŞ'a karşı savaşan Suriyeli Kürt savaşçıları ilk kez doğrudan silahlandırmayı öngören bir plan üzerinde çalışma yaptığını yazdı. Gazete, Suriyeli Kürtler ifadesini kullanarak PKK ile bağlantısından ötürü Türkiye'nin terör örgütü kabul ettiği PYD ve silahlı kanadı YPG'yi kastetti. New York Times, ABD Başkanı Barack Obama'nın DEAŞ'a karşı mücadeleyi hızlandıracak tüm önerileri çalışmaları için kurmaylarına talimat verdiğini ve planın Ulusal Güvenlik Konseyi'nde ele alınmakta olduğunu aktardı. Gazete, Obama'nın yaverlerine görevden ayrılmadan önce DEAŞ'ın Suriye'deki merkezi Rakka'dan çıkarılmasını hedefleyen bir taarruz istediğini söylediğini de aktardı. Adlarının açıklanmasını istemeyen 5 üst düzey ABD'li yetkili kendilerine aktarılan plan üzerinde tartıştıklarını, bu tasarının halen değerlendirme sürecinde olduğunu belirtti. Gazete, ABD'nin PYD'nin denetimindeki topraklarda bulunan DEAŞ karşıtı Arap gruplara daha önce havadan ve karadan 350 kez askeri malzeme yardımı yaptığını, ancak Türkiye'nin tepkisini çekmemek için Suriyeli Kürtlerin kendilerine doğrudan silah, cephane yardımı yapmadığını belirtti. Ancak NYT, bu konuda Washington'ın siyaset değişikliğinin Türkiye ile ABD arasındaki gerilimi artırabileceğini kaydetti. NYT'ye konuşan Amerikan düşünce kuruluşu Washington Yakındoğu Politikası Enstitüsü'nden Türkiye uzmanı Soner Çağaptay, "Eğer bu olursa, incir yaprağı ortadan kalkacak ve iki ülke arasında çok vahim, tartışmalı bir mesele ortaya çıkar" dedi. Gazeteye göre ABD Merkez Komutanlığı'nca çalışılan masadaki plan Suriyeli Kürt savaşçılara küçük silahlar, cephane ve özel görevler için diğer malzemelerin ulaştırılmasını öngörüyor. Planda tanksavar veya uçaksavar gibi ağır silahların temini yer almıyor.
Hürriyet

Ypg'ye doğrudan yardım gündemde
ABD'de yayımlanan The New York Times gazetesi, Obama yönetiminin IŞİD'e karşı yürütülen savaşta Suriyeli Kürtlere doğrudan silahlandırma planını görüştüğünü yazdı. Haberde, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından tartışılan planın ABD'nin bölgede büyük bir politika değişikliğine gitmesini gerektirdiği ifade edildi. ABD, PKK'nın Suriye bağlantısı olan PYD'nin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) IŞİD'e karşı yürütülen savaşta hava desteği sağlarken, SDG içinde Türkiye'nin desteklediği Arap gruplara doğrudan olarak silah yardımı yapıyor. Buna karşın, ABD, Türkiye'nin sert muhalefeti nedeniyle Suriyeli Kürtlere doğrudan silah yardımı yapmaktan bugüne kadar kaçınmıştı. Güvenlik Konseyi tarafından tartışılan planın henüz ABD Başkanı Barack Obama'ya sunulmadığı ifade edilirken, Obama'nın Suriye'de IŞİD'e karşı savaşı hızlandırmak istediği ve Kürtlere silah yardımının IŞİD'in fiili başkenti Rakka'ya yönelik askeri harekâtın bir an önce başlatılması amacını taşıdığı belirtildi. Bazı Ortadoğu uzmanları ise ABD'nin SDG içindeki Araplara silah yardımının PYD'ye dolaylı bir yardım anlamına geldiğini öne sürüyor. Obama'nın Rakka'ya yönelik operasyonun başkanlık görevini bırakmadan gerçekleşmesini talep ettiği belirtildi. ABD Savunma Bakanlığı tarafından da tartışılan planda, Kürtlere hafif silah ve cephanelik verilmesi öngörülürken, tanksavar ve uçaksavar tipi ağır silahların dağıtılması düşünülmüyor. ABD'li askeri yetkililerin, Türkiye'nin Cerablus'u IŞİD'in elinden alması ve PYD'nin bölgede son dönemde bölgede elde ettiği kazanımları tersine çevirmesiyle Rakka'ya yönelik askeri harekâtın geciktiği görüşünde olduğu belirtildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel, geçen hafta, "İki taraf için de (Türkiye ve Kürtler) liderlik rolü oynamak, IŞİD'i yok etme görevine odaklanmak zorundayız" açıklamasında bulunmuştu. New York Times'a konuşan Washington Enstitüsü'nden Türkiye uzmanı Soner Çağatay, "Eğer bu gerçekleşirse, gizlilik ortadan kalkar ve bu konu iki ülke arasında ciddi ve tartışmalı bir konu halini alır" dedi.
Milliyet

Avusturya'da başörtülü türk kadına ırkçı saldırı
Avusturya'nın başkenti Viyana'da, salı günü sabah saatlerinde işe gitmek için evinden çıkan Türkiye kökenli S. Durmaz isimli kadın arkasında yaklaşan bir adamın 'ırkçı' saldırısına uğradı. Durmaz'ın başına defalarca vuran 25-30 yaşlarındaki saldırgana direnmeye çalışan kadın, genci kollarından ısırarak engellemeye çalıştı. Milliyet'e konuşan koca Mahmut Durmaz, başörtülü karısına saldırı sebebinin ırkçılık olduğundan emin olduklarını söyledi. Avusturya'da, mülteci krizinin ardından artan aşırı sağcılık nedeniyle Müslüman kadınların akşam saatlerinde tek başlarına sokağa çıkmaya korktuklarına değinen Durmaz, kısa süre önce bir Türk yakınlarının araçlarının kundaklandığını ifade etti. Durmaz'a saldıran adamın hâlâ yakalanamadığı belirtiliyor. Durmaz, saldırganın kimliğinin ortaya çıkmasının ardından olayı mahkemeye taşımayı düşündüklerini söyleyen Durmaz, son dönemdeki göçmen kökenlilere yönelik saldırıların artığına değindi. Irkçı saldırıya uğrayan S. Durmaz ise yaşadığı travma nedeniyle konuşmak istemediğini söyledi. Olayı ilk olarak duyuran 'haberjournal.at' internet sitesi, saldırganın sarhoş olduğu tahmin edildiğini ifade etti.
Milliyet

Abd suçlarken rusya yalanladı
ABD, pazartesi günü Suriye'nin Halep kentinde Birleşmiş Milletler'e ait bir yardım konvoyuna düzenlenen saldırının iki Rus uçağı tarafından gerçekleştiğini iddia etti. Moskova ise, ne kendisinin ne de Suriye yönetiminin saldırıyla ilgisinin olmadığını, olaya karadan açılan ateşin neden olduğunu savundu. ABD'nin New York kentinde dün düzenlenen Mülteci ve Göçmen Zirvesi'nde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve mevkidaşı Sergei Lavrov, bir araya geldi. Kerry, Suriye'nin 'meşru muhalefetin' bulunduğu bölgelerde uçmasının sınırlandırılabeceğini söylerken, Lavrov ise, konvoya düzenlenen saldırının da "tarafsız bir şekilde araştırılacağını" söyledi. Öte yandan, Halep yakınlarındaki bir köye dün düzenlenen bir hava saldırısında, bir klinikte çalışan dört doktorun öldüğü, bir hemşirenin de ağır yaralandığı açıklandı.
Milliyet

Abd'de yine polis şiddeti
ABD'de daha önce de polis kurşunuyla ölen siyahi genç nedeniyle protesto gösterilerine sahne olan North Carolina eyaletinin Charlotte kentinde bu kez de 43 yaşındaki bir siyahi polis tarafından öldürüldü. Olay sonrası toplanan polis araçlarına saldıran göstericilerle güvenlik güçleri arasında çıkan olaylarda 12 polis yaralandı. Göstericiler 'adalet yoksa barış da yok' yazılı pankartlar taşıdı. Vurulan kişinin 'silahlı' olduğunu açıklayan polis, kurşunu sıkan polis memurunun da siyahi olduğunu kaydetti. Kurbanın ailesi ise polisin Scott'un silahlı' olduğu yönündeki açıklamalarını yalanladı. Bir diğer cinayette ise Oklahoma eyaletinde 40 yaşındaki Terence Crutcher adlı Amerikalı siyahi rahibin silahsız olmasına rağmen bir kadın polis tarafından vurularak öldürülmesine ilişkin soruşturma başlatıldı. Üç çocuk babası Terence Crutcher'ın aracı, Tulsa'da seyahat ederken arızalandı. Aracından indiği sırada gelen Betty Shelby adlı kadın polisin uyarısıyla aracına dönmeye çalışırken bir diğer polisin şok cihazına maruz kalan Crutcher, kısa bir süre sonra Shelby tarafından vuruldu. Ailenin avukatı "Neden siyahi ve suçsuz bir adam, yardım eli ararken göğsünden bir kurşun yiyor?" ifadesini kullanarak, sorumluların cezalandırılmasını istedi. Kadın Polisin avukatı da müvekkilinin, şüphelinin elini silaha uzattığını sandığını ve olayın ırkçılıkla ilgisi olmadığını öne sürerek, "İnsanlar stres altında beklenmedik şeyler yapabiliyor" dedi.
Vatan

POLİTİKA

Unutmadık
Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York'ta Mülteciler Zirvesi'nde Suriye dramına dikkat çekti. Erdoğan, "Aylan bebeğin o acı görüntüleri hafızalarımızdan silinmemiş olmalı. Halep'teki bombalanan evinin yıkıntılarından çıkarılan Ümran bebeği de herhalde unutmadık. Mülteciye çelmeyi de hatırlıyor olmalıyız" dedi. Erdoğan özetle şöyle konuştu: "Suriye'de 6 yıla yakın zamandır devam eden iç savaşta bugüne kadar 600 bin kişi öldürülmüş durumda. Yaşadığı yerleri terk edenlerin sayısı 12 milyon, ülkeyi terk etmek zorunda kalanların sayısı 5 milyonu bulmuş durumda. Ülkesinden ayrılan Suriyelilerin yaklaşık 3 milyonunu ülkemizde misafir ediyoruz. Burada ifade ettiğim rakamların insan olduğunu unutmayalım. Şayet kendi ailemizden, kendi çevremizden empati yaparak bunca insanın yaşadığı dramı anlamaya çalışmazsak, sorunun çözümünü hızlandıramayız. Cansız bedeni kıyılarımıza vuran Aylan bebeğin o acı görüntüleri hafızalarımızdan silinmemiş olmalı. Aynı şekilde Halep'teki bombalanan evinin yıkıntılarından çıkartılan ve bindiği ambulansta tüm masumiyetiyle oturan her tarafı kan-toz içerisinde Ümran bebeğin görüntüsünü de herhalde unutmadık. Avrupa ülkelerine gitmek için ölümüne yolculuğu göze alan bir mültecinin kucağında çocuğuyla birlikte umuda koşarken ayağına takılan çelmeyi de hatırlıyor olmalıyız. Bunlar yaşananların sadece birer örneğidir. Uluslararası toplum bu süreçte insani ve vicdani değerlere sahip çıkamayarak maalesef çok kötü bir sınav verdi. Bebeklerin, kadınların, sivillerin öldüğü, öldürüldüğü bir dünyada kimse masum kalamaz. Geçen her gün, her saat bu insani ve ahlaki yıkımın daha da arttığını biliyoruz. Zaten çok geç kaldığımız bu krizleri durdurmak için hemen, derhal ve kararlı bir tavırla harekete geçmeliyiz. Aksi takdirde imkânımız olduğu halde zulümleri önlemek için neden geç kaldığımızı gelecek nesillere ve tarihe anlatamayız, izah edemeyiz. Ülkemize gelenlerin etnik kökenine, inancına, mezhebine, meşrebine bakmadan herkese aynı duyarlılıkla yaklaştık. Hâlihazırda sayıları 3 milyonun üzerinde olan Suriyeli ve Iraklı sığınmacıların her türlü ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyoruz. (Türkiye'nin bugüne kadar sığınmacılar için faturalı olarak harcadığı paranın 12 milyar doları aştığını, bu tutar kadar da sivil toplum kuruluşları tarafından harcama yapıldığını hatırlatarak) Buna karşılık tüm dünyadan aldığımız toplam destek sadece 512 milyon dolardır. Son 1 yıldır mülteci krizine karşı Avrupa Birliği'yle önemli bir işbirliği çerçevesi geliştirdik. Sorunun üstesinden yük ve sorumluluğu paylaşmak suretiyle gelebileceğimizi kabul ederek karşılıklı taahhütlerde bulunduk. Bu kapsamda aldığımız tedbirlerle 2015 Ekim'inde 7 bin olan günlük düzensiz göç rakamını son aylarda ortalama 50'ye kadar düşürmeyi başardık. Bu tablo, Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle olan mutabakatı çerçevesindeki taahhütlerini başarıyla yerine getirdiğini gösteriyor. Buna karşılık 18 Mart 2016'da varılan mutabakatta Avrupa Birliği tarafından ülkemize verilen sözler maalesef tutulmadı. Suriye krizinin başından beri yalnız bırakılan Türkiye, bir kez daha aynı akıbete duçar oldu. Biz bu meselenin üstesinden öyle veya böyle geliriz ve geleceğiz. Ama Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası toplum böylesine temel bir insani krizde ortaya koyduğu tutarsızlığın hesabını ilânihaye veremez."
Hürriyet

'Ohal derhal bitsin'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, olağanüstü halin uzatılabileceği olasılığına ilişkin olarak, "CHP olarak daima hukuku savunduk. OHAL derhal sonlanmalı" dediği belirtildi. Kılıçdaroğlu, dün partisinin MYK toplantısına başkanlık etti. Yaklaşık 2.5 saat süren toplantıda Kılıçdaroğlu'nun 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yaşanan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu öğrenildi. Alınan bilgilere göre 15 Temmuz darbe girişimi sürecinde, tüm sivil toplum örgütleri, sendikalar ve partilerin demokrasiyi savunduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Darbe girişimi püskürtüldü ama gelinen aşamada demokrasi geriye gidiyor. Darbecilerin silahla yapamadığını, şimdi kanun hükmünde kararnamelerle yapıyorlar" dedi. FETÖ'nün en güçlü olduğu alanlardan birisinin eğitim olduğunu, bu alanda FETÖ'ye karşı en ciddi mücadeleyi de Eğitim Sen ve Eğitim İş gibi sendikaların verdiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu'nun öğretmen ihraçlarına yönelik şunları söylediği öğrenildi: "Şimdi 11 bin 500 Eğitim Sen üyesi terörle işbirliği bahane edilerek ihraç ediliyor. Madem terörle işbirliği var, bu zamana kadar niye görevde kaldılar. Bunların terörle ilişkileri olmadığını ben biliyorum. Partililerimizin eşleri, kardeşleri, çocukları tasfiye ediliyor. Sen FETÖ ile mücadeleyi 15 Temmuz'da başlattın, Eğitim Sen gibi sendikalar ve biz 15 yıldır FETÖ ile mücadele ediyoruz. İnsanda 15 gram akıl, vicdan olsu bunu böyle yapmaz. Halen akıllanmadılar. Eğitimin niteliği, bilimselliği yok edildiği için darbe girişimi yaşandı. Meclis'i bombalayanların nerelerde yetiştiğini bir inceleyin. Eğitim Sen ile mücadele edersen darbe ile mücadele edemezsin." Kılıçdaroğlu'nun, OHAL'in uzatılacağı iddialarına ilişkin olarak da, "OHAL'in uzatılacağı söyleniyor. Ama derhal sonlandırılmalı. CHP, hep hukuku savundu, bundan sonra da hukuku savunmaya devam edecek. Darbe girişiminde kim varsa herkes yargılanmalı ama kimse mağdur edilmemeli" dediği ifade edildi.
Milliyet

SPOR
G.Saray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, dünkü Divan Kurulu toplantısında üyelere önemli açıklamalarda bulundu. Özbek, hem müjde verdi, hem zorlukları anlattı, hem de uyarılarda bulundu. Türk Telekom Arena'da gerçekleşen toplantıda Özbek, 22 Ekim'de Riva ve Florya projeleri için yapmayı düşündükleri genel kurulun kulübün tarihinin en önemli genel kurulu olacağını iddia etti. Dursun Özbek'in açıklamaları şöyle: "Bazı futbolcuları gönderdik. Böylece bütçemizde muazzam bir rahatlama meydana geldi. Sattıklarımız ve aldıklarımız sonrasında aradaki bonservis ücretleri gözönüne alınırsa 3 milyon Euro harcamış olduk.. Maaş miktarı olarak 5 milyon Euro tasarruf yaptık. Basketboda geçen yıl Eurocup'ı kazandık ve bu sezon Eurolige terfi ettik. Bu üst ligde oynayacak takımı da kurduk. Yaklaşık 9 milyon Euro bir bütçe harcaması yaptık." "Voleybolu artık Taçspor'da oynuyoruz ve imkanlarımız daha da arttı. Ülke olarak Rio Olimpiyatları'na 105 kişilik kafile ile katıldık bunun 15'i Galatasaray sporcusu idi. Gençlik ve Spor Bakanımız ile görüştüm. Devletin amatör sporlara destek vermesi gereğini Sayın Bakan ve Sayın Cumhurbaşkanımıza anlattım. Her yıl 80-90 milyon civarında vergi ödüyoruz. Bunun amatör spor harcamalarından düşülmesini önerdim."
Hürriyet


NBA kariyeri kısa sürüp, parlak geçmese de, Geliştirme Ligi'nin bir maçtaki sayı rekoruna (65 sayı) sahip olan ve yeni sezonda Galatasaray Odeabank formasıyla sahne almaya hazırlanan Russ Smith, işinin kolay olmadığını ancak kendisine güveninin tam olduğunu söyledi. Türkiye'ye gelmeden önce Coach Ergin Ataman'ın kendisi hakkındaki övgü dolu sözlerini hatırlattığımız ve hatta 'Euroleague'deki en iyi guard olabilir' iddiasını sorduğumuz Smith, "Coach bana çok inanıyor. Ben de yapabileceklerimi biliyorum. Bu nedenle Galatasaray'a geldim. Ergin Ataman'ın bana karşı söyledikleri onur verici. Bu sözlerin ve beklentilerin ardından işimin daha da zor olacağını biliyorum ama ben zoru başarmak için buradayım. Zor işleri seviyorum, zor olanı başarınca daha mutlu oluyorum. Galatasaray'da da mutlu olmak istiyorum" dedi. Avrupa'da ilk kez forma giyeceğini ve sertliğin en yüksekte olduğu Euroleague için kendisini hazır hissedip hissetmediğini sorduğumuz 25 yaşındaki basketbolcu, "Sistem ve yapılar biraz farklı olsa da sonuçta basketbol oynayacağız. Ben saha içinde yapabileceklerimi çok iyi biliyorum. Coach da zaten beni bunun için transfer etti. Euroleague'in zor olduğunu biliyorum. Ama ilk günden bu yana konuştuğumuz şey, adım adım gitmeliyiz. İyi oynayıp, taraftarımızı sevindirmek istiyorum. Burada hedeflerin çok yüksek olduğunu duydum. O halde çok iyi çalışmalıyız. Ancak bu şekilde başarırız" diye konuştu.
Milliyet


Fenerbahçe Teknik Direktörü Dick Advocaat, Kasımpaşa önünde ideal 11'ini bulurken, orta saha düzeni geçen sezonu hatırlattı. Önce Salih Uçan'ı ardından da Alper'i deneyen ancak istediğini alamayan Hollandalı hoca, geçen sezon Pereira'nın orta saha düzeni olan M.Topal- Souza - Ozan üçlüsüne dönmek zorunda kaldı. İsimler aynı olsa da bu orta sahanın karakteri çok daha farklı. Pereira, Josef de Souza ve Mehmet Topal'dan ileriye çıkmalarını kesinlikle istemiyordu. Ozan ya da Diego'dan da sürekli savunmaya destek beklediği için sarı lacivertliler sadece üç kişiyle hücum ediyordu. Portekizli hoca takımı geri dörtlü ile birlikte altı bazen yedi savunmacı ile oynatıyordu. Teknik Direktör Advocaat ise orta sahadaki bu futbolculara özgürlük verdi. Özellikle de Souza ve Ozan'a. Mehmet Topal'ı savunmanın önünde oynatan Hollandalı hoca, Souza'yı forvet hattına en yakın isim olarak görevlendirdi. Bu futbolcudan mümkün olduğunca hücumu düşünmesini istedi. Zaten Kasımpaşa maçında da ilk gol Souza'nın ileri çıkışıyla geldi. Deneyimli çalıştırıcı, ileri üçlü ve Souza ile takımın hücum yapmasının yeterli olmayacağını biliyordu, bu nedenle Ozan'ın da katkısının belirleyici olacağı tespitinde bulundu. Genç futbolcudan oyunu ofansif açıdan düşünmesini istedi. Kasımpaşa maçı öncesi bu futbolcuyla yaptığı özel görüşmede, "İleriye çıkmaktan, sorumluluk almaktan, hücuma destek vermekten çekinme. Sürekli öne git, pozisyon kovala. Bununla ilgili bir sıkıntı yaşarsak sorumlusu benim" diyerek Ozan'ı rahatlattı ve özgürlük verdi. Nitekim takımın ikinci golünü de Ozan attı. Geçen sezon birbiriyle oynamaya alışık Mehmet Topal, Souza ve Ozan üçlüsü bundan böyle farklı bir anlayışla orta üçlüyü oluşturmaya devam edecekler, hücumu daha fazla düşünüp, ileriye çıkacak ve sorumluluk alacaklar.
Milliyet

Beşiktaş'tan ayrılıp Bundesliga takımlarından Wolfsburg'a transfer olan Mario Gomez, yeni takımında henüz istenilen performansı sergileyemiyor. Beşiktaş ile geçen sezon 33 lig maçında 26 gol atma başarısı gösteren Gomez, takımının önceki gün Dortmund'a 5-1 yenildiği karşılaşmada yine kaçırdığı goller gündem oldu. BILD gazetesi Gomez'i manşetine taşırken "Hâlâ gol atamıyor" başlığını kullandı. Tecrübeli oyuncunun özellikle maçın 51. dakikasında skor 2-0 olduğu sırada kale çizgisi üzerinde dokunamadığı top Almanya'da çok konuşuldu.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme