30 Eylül 2016 Cuma

30.09.2016 Genel Gündem



30.09.2016

GÜNDEM

Yozgat Ohal'i
Yozgat Valiliği İl Olağanüstü Hal Bürosu tarafından Vali Kemal Yurtnaç imzasıyla 28 Eylül 2016 tarihli, 'Umuma açık istirahat ve eğlence yerleri' başlığıyla emniyet müdürlükleri, kaymakamlıklar ve belediyelere genelge gönderildi. Genelde özetle şu ifadeler yer aldı: "İlimizde gazino, pavyon ve bar adı altında faaliyet gösteren yerler ve çevrelerinde meydana gelen olaylar incelendiğinde, bu olayların kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, hakaret, mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve 6136 sayılı kanuna muhalefet etme suçlarından teşekkül ettiği görülmüştür. Sarıkaya ilçesinde meydana gelen öldürme olayı da buna örnek teşkil etmektedir. Bu nedenle 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 'Tedbirler başlıklı' 11. maddesi gereğince genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıyla il genelinde faaliyet gösteren bar, pavyon, gazino v.s. gibi umuma açık yerler OHAL süresince kapatılmıştır." Kent merkezinde içkili yer bulunmayan Yozgat'ın Sarıkaya, Boğazlıyan, Yenifakılı ve Yerköy ilçelerinde bar, gazino ve pavyon olarak faaliyet gösteren mekanlar olduğu belirtildi. Genelgeyle bu ilçelerdeki 28 yerin kapatılması için güvenlik birimleri harekete geçti. Yenifakılı ilçesinde Karacabay Restorant sahibi Şahin Karaaslan, 28 Eylül'de saat 15.00'te karakola giderek tutanağı imzalayıp işyerini kapattığını söyledi. Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, eşleri bu mekanlara giden kadınların şikâyette bulunduğunu belirterek özetle şöyle dedi: "Bar, pavyon ve ona benzer çalışan gazinoları kapattık. Aile hayatını korumaya yönelik çalışmamız varsa bu da bizim görevimiz. İnsanlar çocuklarının ve ailesinin nafakasını götürüyorlar, buralarda yiyor. Kamuoyunun bu konuda yanlış bir algı ve hesap içerisine girmemesi gerekiyor. Biz genel emri yazdık. Zabıtamız böyle yerleri bugün, yarın kapatacaktır."
Hürriyet


Lozan'a: Zafer Bu Mu
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı'nda muhtarlara seslenirken Lozan Barış Antlaşması'nı gündeme getirerek "Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'da verdik. Birileri Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Zafer bu mu" diye sordu. Erdoğan, Muhtarlar Toplantısı'nda özetle şu mesajları verdi: "Adını doğru koymak lazım. 15 Temmuz'da Türkiye hem bir darbe girişimine hem bir dizi terör eylemine hem de örtülü bir işgal girişimine maruz kaldı. Hem projenin gerisindeki siluetler hem de darbenin başarılı olması halinde hayata geçirilecek niyetler itibarıyla 15 Temmuz, 1912'den 1923'e kadar geçen kısa sürede, beşte bire düşen topraklarımızdan elimizde kalan son parçanın işgali teşebbüsüydü. 15 Temmuz, Türk milletinin ikinci bir Kurtuluş Savaşı'dır. Tarihte bize ne yaptılar? 1920'de bize Sevr'i gösterdiler, 1923'te Lozan'a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan'ı 'zafer' diye yutturmaya çalıştı. İşte şu an Ege'yi görüyorsunuz değil mi? Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'da verdik. Zafer bu mu? Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var, ama şu anda hâlâ Ege'de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz, hâlâ bunun mücadelesini veriyoruz. Niye? İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar, o anlaşmanın hakkını vermediler. Veremedikleri için şimdi onun sıkıntısını biz yaşıyoruz. Şayet aynen bu darbe de başarılı olsaydı, Sevr'i dahi aratacak bir dayatmayla karşımıza çıkacaklardı. Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Olağanüstü Hal'in 3 ay daha uzatılması hükümete tavsiye edildi. Olağanüstü Hal, tamamen FETÖ ve PKK ile daha etkin mücadele amacına yöneliktir. Ana muhalefet partisinin, 'olağanüstü hal yetkileriyle hayata geçirilen hususların Meclis'in rutin çalışmalarıyla çözülebileceği' görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Bu işi iyi biliriz. Kolayca çözülebilecek nice meselenin Meclis'te aylarca, yıllarca nasıl sürüncemede bırakıldığını çok iyi biliyoruz. Üstelik Meclis'in mevcut gündemi zaten yeteri kadar yüklü, ağır. Bir de buna Olağanüstü Hal kapsamındaki işleri ilave etmeye kalkarsak Meclis tıkanıp, kilitlenir. Fransa'da üç ay, artı üç ay ve son olarak da altı ay olmak üzere toplamda bir yıllık olağanüstü hal var. Dünyadan kimse Fransa'ya diyor mu 'Siz niye bir yıl olağanüstü hal ilan ettiniz'. Bakan arkadaşlara bunlar akıl veriyorlar, diyorlar ki 'Bir yıl olağanüstü hal Türkiye için doğru değil, şu üç ayı bir daha uzatmayın ha'. (Bir muhtarın 12 ay olmalı sözleri üzerine) Dur bakalım, sabırlı ol. Belki 12 ay da yetmeyecek. Bizim görevimiz bu milletin can, mal, nesil, akıl güvenliğini korumaktır. Onun için de kimse bize takvim belirlemesin, kimse bizim yol haritamızı tayin etmesin. Ya siz bir defa Türkiye'ye ne zaman kalkıp da dost oldunuz, gerekli olan destekleri verdiniz? Hepsi bu darbenin başarılı sonuçlanmasını bekliyorlardı. Bunların hepsinin bilgileri bize geliyor. Zil takıp oynamaya çalışanlar veya o saati bekleyenler vardı ama rabbim, milletim onlara bu fırsatı vermedi. Gerektiğinde rejimle gerektiğinde müttefik dediğimiz ülkelerle işbirliği yapan bu terör örgütü, Suriye'de başlattığımız Fırat Kalkanı Operasyonu'ndan çok rahatsız oldu. Bu operasyonla, bölgede DEAŞ'la savaşan tek gücün kendileri olduğu yalanı bir balon gibi söndü. Ne dediler? 'PYD, YPG, DEAŞ'la savaşıyor. Yalan, yalan DEAŞ bir yere giriyor, oradan çıkıyor, ondan sonra oraya kim yerleşiyor? PYD ile YPG. Kimi aldatıyorsunuz ya? Tezgâh böyle çalıştı. Artık Türkiye'nin ve Özgür Suriye Ordusu'nun yani Suriye'nin kendi evlatlarının DEAŞ'e karşı verdiği gerçek mücadele örneği var. Her ne kadar hesabı ve çıkarı olan ülkeler, şartları zorlamaya devam ediyor olsa da Suriye meselesi artık yeni bir safhaya girmektedir. Suriye halkının başındaki kara bulutların dağılacağı günler yakındır. İşte o gün, aynı zamanda Türkiye'nin Suriye kaynaklı tehditlerden kurtulduğu gün olacaktır. Tehdit oluşturacak olan o terör koridorunu kaldırmakta kararlıyız."
Hürriyet


'Pyd Unsurları Temizlenecek'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında önceki gün toplanan ve yaklaşık 6 saat süren MGK toplantısında Fırat Kalkanı harekâtının kapsamı ve amacı da ilk kez kapsamlı bir biçimde çizildi ve devlet politikası olarak belirlendi. 37 gündür devam eden harekâtın ilk günlerinde Başbakanlık Koordinasyon Merkezi tarafından yapılan resmi açıklamada, harekâtın amacı, "Başta DEAŞ olmak üzere Suriye'deki terör örgütleri unsurlarından ülkemize yönelen tehditlerin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkı kapsamında bertaraf edilmesi, sınır hattımızın terör unsurlarından temizlenmesi, DAEŞ'le Mücadele Uluslararası Koalisyonu'na destek vermek" olarak tanımlanmış, harekâtın ilk günü askeri kaynaklar ise amacı 'hudut güvenliğini sağlamak', 'DEAŞ ile mücadele kapsamında koalisyon güçlerine destek vermek' ve 'Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlamak' olarak tanımlamıştı. Önceki gün yayımlanan bildiride 'sınırdaki PYD-YPG unsurlarının temizlenmesi' kavramı da harekâtın kapsamına girerken, IŞİD ile mücadelenin 'başka terör örgütlerine alan açmadan' yürütülebileceğinin gösterildiğinin vurgulanması, IŞİD ile mücadelede PYD'yi kullanan ülkelere mesaj olarak yorumlandı. Aynı şekilde 'uçuşa yasak bölge' ve 'terörden arındırılmış güvenli bölge' tezi de resmi devlet tezi olarak bildiriye girdi.
Milliyet

Yüksekova'da 3 Korucu Şehit
Hakkari'nin Yüksekova'da geçici köy korucularının bulunduğu mevziye dün sabah saatlerinde bir grup PKK'lının ateş açması sonucu çıkan çatışmada 3 köy korucusu şehit oldu. Sabaha karşı 04.00 sıralarında şehit olan köyü korucuları Ömer Özbiçen, Kemal Özbek ve Rıfat Dilce'nin, Yüksekova ilçe merkezine 40 kilometre uzaklıktaki Büyükçiftlik Beldesi Yeniışık Köyü Yukarı Olukbaşı mezrasında nöbet tuttukları, aynı zamanda burada İl Özel İdaresi'ne bağlı yol çalışması yapan iş makinelerinin de güvenliğini sağladığı belirtildi. Şehit korucuların cenazeleri Yüksekova Devlet Hastanesi morguna kaldırılırken, hafif yaralanan 2 köy korucusu taburcu edildi, bölgede olayın ardından başlatılan operasyon sürüyor. Hakkari'de 25 Eylül'de gerçekleşen terör saldırısında ağır yaralanan Yüzbaşı Özgür Özekin (36), tedavi gördüğü GATA'da şehit oldu. Dağlıca 2'nci Hudut Tugay Komutanlığı'nda görevli, evli ve 1 yaşında erkek çocuğu babası Yüzbaşı Özekin, 25 Eylül'de, Hakkari Çukurca'da, PKK tarafından düzenlenen saldırıda 2 silah arkadaşıyla birlikte ağır yaralandı. Ankara GATA'ya sevk edilen Yüzbaşı Özekin, doktorların tüm çabasına karşın dün sabaha karşı şehit oldu. Yüzbaşı Özekin'in şehit olduğu haberi, Fethiye'nin Tuzla Mahallesi'ndeki baba ocağına ulaştı. Büyük üzüntü yaşayan şehidin yakınları Ankara'ya giderken ev de bayraklarla donatıldı. Şehit Özekin'in cenazesi bugün Fethiye'de düzenlenecek törenin ardından İncirköy'de son yolculuğuna uğurlanacak. Şırnak'ın Cizre ilçesinde 26 Ağustos'ta PKK'lıların bomba yüklü kamyonla düzenlediği saldırıda ağır yaralanan polis memuru Sefa Altınsoy (26) tedavi gördüğü GATA'da 32 gün sonra sonra şehit oldu. Altınsoy'un Muğla Ortaca'daki evine acı haber ulaştı. Baba Faruk Altınsoy ise oğulunun şehit olduğu haberini aynı hastanede aldı. Baba Altınsoy, oğlunun tabutunu polis ekipleriyle birlikte taşıdı. Şehit Altınsoy'un cenazesi Ulu Cami'nde kılınan namazın ardından Aksaray Şehitliği'nde toprağa verildi.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 127,8832-128,0289                       
ABD Doları 3,0030-3,0052/Euro 3,3684-3,3706/İngiliz Sterlini 3,8918-3,8961 

Doların Ateşi Çıktı
Dolar yeniden 3 liranın üzerinde. Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in cuma günü Türkiye'nin notunu indirmesinden sonra 2.96 lira seviyelerinden önce 3 liraya çıkan ardından 2.98 lirada sakin bir seyir izleyen dolar dün Türk Lirası karşısında yüzde 1'e yakın değer kazandı. Türk Lirası böylece dünyada Güney Afrika Randı'ndan sonra en çok değer kaybeden ikinci para birimi oldu. Dolar dün 3.01 liraya kadar yükseldi. Dolar yeniden neden Türk Lirası karşısında yükseldi? Bunun nedenleri bir değil! Öncelikle Moody's kararı ile belli bir sınır aşılmış yine 3 lira seviyelerine yaklaşılmıştı ayrıca bu kararın Türkiye'nin iflas riskini gösteren 5 yıllık CDS'lerindeki yükselişi tetiklemesi doları baskıladı. İkincisi Amerikan Merkez Bankası Başkanı Janet Yellen'in önceki akşamki açıklamaları. Yellen yıl sonuna kadar faiz artırımı sinyali verdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın olağanüstü hal uygulamasının 12 ay bile yetmeyebileceğini söylemesi ise tüm bunların üzerine geldi. Ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) tüm dünya piyasalarına yükseliş olarak yansıyan üretimi kısma açıklaması Türkiye piyasalarında ters tepti. Dolar 3 liraya gitti, Borsa İstanbul dünyadan ayrışıp yüzde 0.44 düştü. Bankalararası piyasada dolarda son işlemler 2.9968 liradan yapılırken, serbest piyasada dolar günü 2.9940 liradan kapattı. KapitalFX Araştırma Uzmanı Enver Erkan, son dönemde Türk Lirası'nın Rus rublesi, Macar forinti, Güney Afrika randı gibi para birimleriyle beraber hareket ettiğini belirterek şöyle konuştu: "Günlük bazda Türk Lirası'nın değer kayıplarına liderlik etmesi durumu da yok. Haftalık bazda ise Türk Lirası negatif ayrışıyor. Bu da bizim not indiriminden sonra oluşan özel durumumuzla alakalı. Türkiye'nin 5 yıllık kredi temerrüt swapı (CDS) 271 seviyesine yükseldi. Hafta başında 4. sıradaydık ve Güney Afrika ile Brezilya'nın arkasındaydık. Şimdi ise 2. sıradayız ve ilk sırada özel durumundan dolayı klasman dışı kalmış Arjantin var. Yellen'in normalde ekonomi konuşmayacağı konuşmasında faiz artırımına referans vermesinin de ekstra etkisi olabilir. Türk Lirası'nın dayanma gücü biraz daha az ve hafta içinde 2.96'ya doğru gerilemeler bir alım fırsatı olmuş gibi görünüyor. Türkiye'de olağanüstü halin uzatılabileceğinin belirtilmesi de risk göstergeleri üzerinden piyasayı tedirgin etmiş olabilir." Reuters'e konuşan ING Bank Özel Bankacılık Stratejisti Pınar Uslu, Moody's'in not indiriminin ardından dolar/ TL'nin 2.9550'den 3.0000 seviyesine yükseldiğini hatırlatarak, "Ancak pazartesi günü bu seviyeden zaten fiyatlanmış olduğundan yeni dolar talebi gelmedi ve alıcıların çekilmesiyle birlikte dolar satıcılarının daha fazla olduğu bir piyasa oluştu. Ancak kur gerileyince dün yeniden dolar taleplerini gördük. Bunun yanı sıra yurtdışı piyasalarda da bozulma var. Yellen'in dünkü konuşması para politikasını sıkılaştırıcı yönde bulundu. Ayrıca, OPEC'in kısıntıya gitme kararı TL'yi sınırlı da olsa sabah saatlerinde etkiledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan OHAL'in uzatılması konusunda açıklamaları da halihazırda yükselmiş kurda bir miktar daha yukarı seviyeleri görmemize neden olmuş görünüyor" dedi. Öte yandan Merkez Bankası verilerine göre yabancıların devlet iç borçlanma senedi (DİBS) portföyü 23 Eylül haftasında bir önceki haftaya göre 351.2 milyon dolar azaldı. Yabancıların hisse portföyü ise aynı dönemde net 28.3 milyon dolar düştü. Böylece yabancı yatırımcıların Moody's kararının açıklandığı cuma günü öncesi toplam 380 milyon dolarlık satış yaptıkları ortaya çıktı.
Hürriyet

Buzları Eritme Ziyareti
Türkiye ile Rusya arasındaki normalleşme döneminde kritik bir eşik daha aşıldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu başkanlığında bir heyet, Rusya'da kritik görüşmeler yaptı ve iki ülke ekonomik ilişkilerinde sorun yaşanan 13 başlığı Rus muhataplarının gündemine getirdi. Sorunlar, Karma Ekonomik Konseyi toplantısında görüşülecek ve alınacak kararlar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Türkiye ziyaretinde mutabakat zaptına bağlanacak. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Rusya Sanayici ve Yatırımcılar Birliği'nin (RSPP) davetlisi olarak Moskova'daydı. Heyette, Rusya ile iş yapan ve 24 Kasım 2015 günü Rus uçağının düşürülmesinden sonra ciddi sorunlar yaşayan önemli işadamları Nihat Özdemir (LİMAK Holding), Mithat Yenigün (Yenigün İnşaat), Ali Murat Ersoy (ETS/Atlas Jet), Hüsnü Özyeğin (FİBA Holding), Ahmet Şinasi Şentürk (Agrobay Seracılık) ve Tamer Saka (Kibar Holding/CEO) yer aldı. Moskova'da görev yapan Denizbank Genel Müdürü Oğuz Yalçın, Enka Genel Müdürü Murat Duran, Credit Europe Genel Müdürü Haluk Aydınoğlu ve Destek Varlık Yönetim AŞ Genel Müdürü Hayri Cansever'in de katıldığı heyet, Moskova'da üst düzey ağırlandı. Putin'e yakınlığı ile bilinen Ekonomik Kalkınma Bakanı I. Yrd. Alexey Likhachev, Rusya Sanayi ve Ticaret Bakan Yrd. Denis Victor Evtukhov ve Bayındırlık, Konut ve Kamu Hizmetleri Bakan Yrd. Mavliyarov Hamit ile görüşen heyet, RSPP'deki yuvarlak masa toplantısında da Türk işadamlarının Rusya'da yaşadığı sorunların muhatabı olan bakanlıkların genel müdür ve müsteşar düzeyindeki yöneticileriyle konuşma fırsatı buldu. Türk işadamı, en çok vize sorununun üzerinde durdu. Bazı işadamları, devletin bilgisi halinde özel uçakla gelip, VIP'den giriş yaptıkları halde pasaport kontrolünde bekletildiklerini, kendilerine sadece 3 günlük vize verildiğini anımsatarak, bu durumun ilişkilerin gelişmesi önünde engel olduğunu söylediler. Rus tarafı ise gayri resmi sohbetlerde, "Vizelerin kaldırılması güvenlik nedeniyle zor. Ancak Cumhurbaşkanınız Erdoğan Başkan Putin'i ikna ederse olur" karşılığını verdiler.
Hürriyet

3 Yıl Ekilmeyen Tarlayı Devlet Kiraya Verecek
Ekilmedik bir karış yer bırakmamayı hedefleyen Gıda, Tarım ve hayvancılık Bakanlığı, tarımsal üretimi artırmak için toprak reformu yapacak. Hazırlanan yasa taslağıyla, 3 yıl üst üste ekilmeyen tarım arazileri, mülkiyet hakkına dokunulmadan başka bir üreticiye kiraya verilecek. Kira bedeli de arazi sahibine ödenecek. Kira bedeli, her ilde toprağın verimve sulanma durumuna göre farklı olacak. Şehirde yaşayıp memleketinde toprağı bulunanlar da gelir elde edebilecek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in "Toprağın tapusu, değerlendirirsen senin" sözleriyle açıkladığı düzenlemeyle, ekilmeyen tarım arazilerinin değerlendirilmesi amaçlanıyor. Çelik'in Başbakanlık'a gönderildiğini belirttiği taslakla, ülkede ekilen tarımsal ürün miktarı da artırılacak. Getirilecek modelle, il ve ilçe tarım müdürlükleri, bölgelerinde 3 yıl üst üste ekilmeyen arazileri tespit edecek. Bu arazilere, devlet el koymayacak. Araziler, başka çiftçilere kiraya verilecek. Arazi sahibi adına banka hesabı açılacak. Kira bedelleri de toprak sahibine ödenecek. Kiralar, her ilde farklı olacak. Kira bedeli, o bölgedeki rayiç bedellere göre belirlenecek. Kira bedelinde, toprağın büyüklüğüne, verimine, sulanabilir olup olmadığına bakılacak. Şehirde yaşayıp, memlekette boş toprağı bulunanlar da gelir elde edecek.
Haber Türk

S&P Bin Pisman!
Başbakan Yardımcısı Mehmet Simsek, derecelendirme kurulusu Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu ilişkin değerlendirmesinin acele bir karar olduğunu söyledi. S&P'nin not indiriminin diğer kuruluşlar üzerinde aşağı yönlü baskı yarattığına dikkati çeken Simsek, "Keşke bizimle diyalog kursalardı ve biz darbenin etkilerinin geçici olacağını konuşabilseydik. S&P bu kadar aceleci davranmazdı. Nitekim daha sonra Ankara'ya geldiler. Görüşmelerde edindiğim izlenim, aceleci tavırlarından dolayı pek memnun değiller. Kasım ayında tekrar bir gözden geçirme gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı. AA Editör Masası'nda soruları yanıtlayan Simsek, Moody's'in Türkiye ekonomisine ilişkin açıklamasının ilk kısmında Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi nedeniyle oluşan sokun atlatıldığı ancak yapısal problemlerin devam ettiği yönünde bir değerlendirme yapıldığını anlattı. Moody's'in, notu yapısal problemler nedeniyle indirdiğini ifade eden Simsek, "Dolayısıyla not indirimini darbe etkisiyle ilişkilendirmiyor. Neden? Çünkü Moody's ile S&P ve diğerleriyle görüşmelerimizde bu soruları sordum. 'Tayland'da 3 tane basarılı darbe oldu. Notları indirdiniz mi?' dedim. 'Hayır' dediler" dedi. Fitch'in ise genelde Türkiye'ye yönelik kararlarda aceleci davranmadığını dile getiren Simsek, Moody's'in ise zaten uzun süredir notun görünümünü negatife aldığını ifade etti. Simsek, "Reform yapma kapasitemizde ve irademizde artış var. Bugün devletimizin, Hazinemizin borç ödeyebilme kabiliyeti, borç ödeme iradesi ve kabiliyeti yüksek. Çünkü bizim borcumuz devlet olarak zaten düşük, bütçemiz sağlam. O nedenle Türkiye, daha yüksek bir kredi notunu hak etmekle birlikte dışa bağımlılık nedeniyle, bu kaygılarla Türkiye'nin notu indirilmiştir" ifadelerini kullandı.
Akşam

Piyasaya Ekstra 'Gaz'
Vatandaşın elini rahatlatmak için bir dizi önlem alan Hükümet, yaklaşan kışın ısınma ve aydınlanma faturalarında yarattığı etkiyi de azaltacak bir adım atıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, doğalgazda yüzde 10 indirim yapılacağını, indirimin 1 Ekim itibarıyla geçerli olacağını söyledi. Bu indirim yılın son çeyreğinde faturalarda 760 milyon liralık düşüş sağlayacak. 2017 yılında ödenecek fatura ise 2.5 milyar lira azalacak. 'Enflasyona darbe, sanayiye teşvik' nitelikli indirimle, Türkiye'nin AB ülkelerine kıyasla hem hanede hem de sanayide en ucuz doğalgazı sağlayan ülke haline geleceği bildirildi. Bakan Albayrak konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Yılbaşı itibariyle İran tahkim davasında ilk olumlu karar çıktığında bu davanı neticesine bağlı olarak halkımıza indirim uygulayacağımızı söylemiştik. Hali hazırda karar imza noktasına gelmediği için bu süreç tamamlanmadı. Ama inşallah bu süreci kış gelmeden başlatacağımızı söylediğimiz için sayın başbakanımız ile yaptığımız görüşme sonrasında 1 Ekim itibariyle biz indirimi yansıtma kararı aldık. Hem tüketici hem de sanayiye yüzde 10 indirim uygulayacağız"
Vatan

Dünya
Suudileri Kızdıran Yasa Obama'ya Rağmen Geçti
ABD Başkanı Barack Obama'nın geçen hafta veto ederek geri gönderdiği ve Suudi Arabistan'a 11 Eylül saldırılarından dolayı dava açılmasına imkan tanıyan yasa tasarısı, ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi'nde gerekli olan 3'te 2 çoğunlukla kabul edilerek yasalaştı. Terörizmin Sponsorlarına Karşı Adalet Yasası adlı tasarıya, Temsilciler Meclisi'nde 77 ret oyuna karşı 348 kabul oyu, Senato'da da sadece 1 ret oyuna karşı 97 kabul oyu çıktı. Bu, Obama'nın başkanlığı döneminde geri çevrilen ilk vetosu oldu. Kongre'nin kararını eleştiren Obama, "Tehlikeli bir emsal ve bazen neden zor olanı yapmamız gerektiğinin de bir örneği. Kongrenin de zor olanı yapmasını dilerdim" dedi. Bunun bir hata olduğunu söyleyen Obama, "Bununla ilgili problem şu ki, eğer bu egemenlik dokunulmazlığı kavramını ortadan kaldırırsak, başka ülkelerdeki üniformaları erkeklerimiz ve kadınlarımız potansiyel olarak mütekabil kanunlarla karşı karşıya kalmaya başlayabilirler" dedi. ABD hükümetinin tepkisi Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest ise Obama'nın vetosunun hükümsüz kılındığı kararı Senato'nun on yıllardır yaptığı "en utanç verici şey" diye niteledi. Daha önce Suudi Arabistan'ın kararın geçmesi halinde ABD'deki 750 milyar dolarlık yatırımını çekme tehdidinde bulunduğu öne sürülmüştü.
Hürriyet

Halep Gerilimi
Suriye'nin Halep kentine yönelik devam eden Suriye rejimi ve Rusya'nın ağır bombardımanı Washington ile Moskova arasında gerilimi yükseltti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, önceki gün yaptığı açıklamada Suriye'de iç savaşın devam etmesi durumunda bundan Rusya'nın büyük zarar görebileceğini kaydetti. Kirby, günlük basın toplantısında "Suriye'de içsavaşın devam etmesi durumunda aşırıcı gruplar Suriye'deki bu durumu istismar edebilir ve operasyonlarını genişletebilir. Hiç şüphe yok ki bu Rusya'nın menfaatleriyle çatışabilir ve Rusya şehirleri dahi bu saldırılara maruz kalabilir. Rus askerleri ceset torbalarında ülkelerine dönebilir. Rusya, kaynaklarını ve daha fazla savaş uçağını kaybedebilir" şeklinde konuştu. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken de ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'ndeki "Suriye Krizinin Bölgesel Etkisi: Suriye, Türkiye ve Irak" başlıklı oturumda "Rusya, Suriye'de bataklığa saplanabilir. Eğer iç savaş devam ederse dışarıdaki aktörler Rusya'ya karşı Suriye'ye (muhaliflere) daha fazla silah gönderebilirler. Şu anda Rusya'nın girdiği pozisyondan çıkması çok zor; çünkü Esad kazanamaz. Ruslar sadece Esad'ın kaybetmesini önleyebilir. Dolayısıyla ikisi de sıkışmış durumda" dedi. Kerry, önceki gün telefon görüşmesi yaptığı Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Suriye konusundaki ikili işbirliğinin bitebileceğini söylemişti. Rusya'dan ilk resmi açıklama Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov'dan geldi. Ryabkov, "ABD yönetimi tarafından yapılan son açıklamalar kendi izledikleri çizginin üstün gelmesi ve yandaşlarını tatmin etmesi için şantaj politikasıdır. Problemlere bu şekilde yaklaşım devam ederse herhangi bir uzlaşmaya varmak, bölgede istikrarı sağlamak hiçbir zaman mümkün olmayacaktır" dedi. Ryabkov, "Bunu ABD yönetiminin teröre fiili desteği olmasından farklı bir şekilde göremeyiz. Terörü Rusya'ya karşı kullanmak için bu tip ince şekilde gizlenmiş davetler, ABD yönetiminin Ortadoğu'ya ve özellikle de Suriye'ye yaklaşımında alçaldığı siyasi derinliği gösteriyor" diye devam etti. İkinci tepki Rusya Dışişleri Sözcüsü Mariya Zaharova'dan geldi. Zaharova, Facebook hesabından "'Rusya şehirlerine teröristler saldırmaya başlar' da ne demek. Bu sözler tehdit ötesinde teröristlere doğrudan 'saldırıya geçin' emri verilmesi anlamı taşıyor" diye yazdı. Rusya Devlet Başkanlığı Kremlin'in sözcüsü Dimitri Peskov, Rusya'nın Suriye güçlerini desteklemek üzere hava operasyonlarına devam edeceğini açıkladı.
Hürriyet

Peres'in Naaşına Ziyaretçi Akını
İsrail'in eski cumhurbaşkanı Şimon Peres'in cenazesi, bugün ABD Başkanı Barack Obama, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve 15'den fazla liderinin katılımıyla, Batı Kudüs'te defnedilecek. Cenaze töreninde Türkiye'yi Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu temsil edecek. Önceki gün hayatını kaybeden Peres'in dün de İsrail Meclisi önünde tutulan naaşı, binlerce kişi tarafından ziyaret edildi. Peres'le beraber 1993 yılında İsrail-Filistin barış görüşmelerine katılan eski ABD başkanı Bill Clinton da, naaşı meclis önünde ziyaret edenler arasındaydı.
Milliyet

Zaharova: Türkiye'yle İşbirliği Mümkün
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Suriye'ye ilişkin yaptığı açıklamada, "Suriye konusunda Türkiye ile işbirliği yapıp ortak hareket edebiliriz" dedi. "Türkiye ile diyalog ve işbirliğinin yeniden sağlandığını belirten Zaharova, "Bu işbirliği fikir alışverişi, bilgi paylaşımı öngörüyor. Gerekmesi hâlinde ortak eylemler de mümkün" diye ekledi. Zaharova, 15 Temmuz döneminde 'kişisel bir destek değil, uluslararası bir hukuk gereğini yerine getirdiklerini' söyledi ve 'anayasal düzen, meşruiyet ve yasal olarak seçilmiş hükümeti' desteklediklerini de sözlerine ekledi.
Milliyet

Nsu Davası Sanığı İlk Kez Konuştu
Almanya'nın Münih kentinde 3 yıldan beri süren NSU davasının dün görülen duruşmasında bir ilk yaşandı. 2000-2007 yıllarında 8'i Türk vatandaşı 10 kişiyi öldüren NSU terör örgütü davasının baş sanığı Zschape, davanın 313'üncü duruşmasında üç yıllık suskunluğuna son verdi. Beate Zschape, kısa konuşmasında, sekizi Türk 10 kişinin öldürülmesinden hayatta olmayan arkadaşları Uwe Böhnhardt ile Uwe Mundlos'u suçladı. Mahkemede ilk kez konuşan Zschaepe, geçmişte Neonazilerin bazı düşüncelerini paylaştığını ancak bunun artık söz konusu olmadığını iddia ederek, "Bugün insanları geldikleri kökene ya da siyasi görüşlerine göre değil, hareketlerine göre değerlendiriyorum" dedi. Bugün artık Nasyonal Sosyalist düşünceye sempatiyle bakmadığını ileri süren Zschaepe, NSU'nun cinayetleri ve aydınlatılamayan karanlık bağlantıları hakkında ise açıklama yapmadı. NSU'nun varlığı ve Türkleri hedef alan cinayetlerin arkasındaki yapı olduğu 4 Kasım 2011'de bir dizi tesadüf sonucu ortaya çıkmış, iki örgüt üyesi 2011'de bir banka soygununun ardından saklandıkları karavanda ölü bulunmuştu.
Milliyet

Ypg'den Başka Güç Olduğunu Gösterdik
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ile Suriye sınırındaki birliklerde incelemelerde bulundu. Işık'ı 15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbecilere karsı koyan Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı karşıladı. Işık ve Çolak helikopterle de Kilis'teki sınır hattını havadan gözlemledi. Bu sırada obüs ve roketatar bataryaları DAES hedeflerini ateş altına aldı. Fırat Kalkanı harekatıyla ilgili konuşan Işık, "Bu harekatın birkaç temel amacı var. Türkiye'nin sınır güvenliğinin sağlanması. Bu önemli önceliğimiz. Bunun yanında DAES'in buralardan tamamen temizlenmesi. Başka bir amacımız da bu bölge insanının güvenle geri dönmesi. Bizim müttefiklerimizden beklentimiz bu harekatta bize ve ÖSO'ya yardımcı olmaları. Ortak hedefimiz DAES'tir" diye konuştu. Işık, ABD'nin YPG ile ilgili tutumuna ilişkin olarak da "ABD, YPG'den başka bir güç yok diyordu, öyle olmadığını gösterdik" dedi.
Akşam

Trump'ın Serveti 800 Milyon $ Eridi
ABD'de 8 Kasım'da gerçekleştirilecek başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi parti adına yarışacak olan iş adamı Donald Trump'ın kişisel servetinin son bir yılda yaklaşık 800 milyon dolar azaldığı iddia edildi. Ekonomi dergisi Forbes, 'emlak kralı' lakaplı Trump'ın geçen yıl 4.5 milyar dolar olarak açıkladığı servetini bu yıl 3.7 milyar dolar olarak revize etti. Uzmanlar, Trump'ın servetindeki 'erimenin', New York emlak piyasasında yaşanan düşüşten kaynaklandığını öngörüyor. Trump'ın en önemli mülkleri arasında yer alan Manhattan'daki Trump Tower ve Florida'daki 'Mara- Lago'nun son bir yılda önemli değer kayıplarına uğradığı belirtiliyor. Forbes, Trump'ın seçim kampanyasında sarfettiği tartışmalı sözler sonrasında NBCUniversal, Univision ve Macy's gibi firmaların feshettiği anlaşmalardan dolayı da 100 milyon dolara yakın bir para kaybettiğini vurguladı.
Vatan

POLİTİKA

Siyasetçi Görmezden Geliniyor
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, FETÖ üyelerinin gizli yazışma yaptığı ByLock'u kullanan memurlar tutuklanırken siyasetçi ve yüksek bürokratların görmezden gelindiğini, bunun 'fahiş yanlış' olduğunu belirtti. "15 Temmuz'un sevk ve idaresini yapan lider kadrosunu konuşan da pek görülmemektedir" diyen Bahçeli, dün düzenlediği basın toplantısında özetle şunları söyledi: "FETÖ, Anadolu'nun istilası amacıyla özel eğitimden geçirilip kılıktan kılığa sokulan, herhangi bir kök ve kimlik hassasiyeti taşımadığı gibi, vicdan ve imana da yabancı olan soysuz ve hıyanet temelli bir çetedir. Bu tehdit geçmemiş, bitmemiştir. Silahla başaramayanlar; faiz, kur, finansal varlıklar üstünden yeni bir alan açmanın peşindedir. FETÖ, işbirlikçidir, haindir; vatan, millet ve din nefretiyle malul şeytan uşağıdır. PKK neyse FETÖ odur. IŞİD kimse FETÖ tıpkısının aynısı, belki de bir gömlek üstüdür. Yeni bir darbeye yeltenen, aklından geçiren kim ya da kimler varsa, bilsinler ki, önce bizim bedenimizi çiğnemek mecburiyetinde kalacaklardır. Yurtta Sulh Konseyi isimli ihanet yapılanmasının ana ve tepe kadrosundan henüz bahseden yoktur. En alt düzeyde memur, işçi veya diğer mesleklerden kişilerle uğraşıldığı kadar 15 Temmuz'un sevk ve idaresini yapan lider kadrosunu konuşan da pek görülmemektedir. Adil Öksüz isimli hain hâlâ kaçak, ama hakkında en ufak şikâyet olan veya FETÖ'cülükten suçlanan herhangi bir kişi gözaltına alınmaktadır. ByLock kullanan bir memur tutuklanırken, aynı eylemin içinde yer alan siyasetçi veya yüksek kademeli bir bürokrat görmezden geliniyorsa, bu adaletsizlik ve fahiş yanlış tsunami etkisi yaratacak, toplum ve devlet hayatını içten içe çürütecektir. ABD'nin ülkemize meydan okur gibi PYD-YPG'ye yaptığı silah yardımları, muhtemel Rakka ve Musul operasyonlarıyla ilgili kafa karışıklıkları bizi endişelendirmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, '15 Temmuz'un arkasında FETÖ var, ama biz bunu ABD'ye anlatamadık' sitem ve sızlanması, ABD Başkan Yardımcısının YPG'ye silah yardımından haberim yok deyip Savunma Bakanın itirafı tam bir kördüğümü işaret etmektedir. Türkiye 20 Temmuz 2015'den bu tarafa tam bir facia yaşamaktadır. . Yenikapı ruhuna bağlılığımız tartışmasızdır. Devletteki dip bucak temizliği devam etmektedir ki, bunun da kısa zamanda sonuçlanmasını beklemek aşırı iyimserliktir. Olağanüstü hal ile olağanüstü tedbirlerin alınması ülkemiz için yararlıdır ve 3 ay daha uzatılması faydalı olacaktır.
Hürriyet

'Ohal Mutlaka Bitirilmelidir'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gün başkanlık ettiği MGK bildirisine "Özgür Suriye Ordusu"nun girmesinin sert biçimde eleştirildiği, "paramiliter bir unsur"un bu yöndeki ifadelerle resmi belgelerde yer almasının ileride "sorumluluk" doğurabileceğine dikkat çekildiği belirtildi. Kılıçdaroğlu başkanlığında dün toplanan MYK, yaklaşık 3.5 saat sürdü. Alınan bilgilere göre toplantıda üç partinin yedi madde üzerinden de anlaşmaya vardığı mini anayasa paketinin, "yetersiz" olduğu, HSYK'ya yönelik düzenlemenin olmadığı bir paketin, "yargı bağımsızlığı"nın sağlanmasına yönelik ciddi bir eksiklik oluşturacağına dikkat çekildi. Kılıçdaroğlu'nun OHAL'in uzatılması yönünde tavsiye kararı veren MGK bildirisini de eleştirerek, "Türkiye, OHAL'deki yanlış uygulamaların altından kalkamaz. Aldığımız izlenim öyle bir noktaya gelindiği yönünde. OHAL, bir an önce ve mutlaka bitirilmeli" dediği bildirildi. Kılıçdaroğlu'nu MYK toplantısı sürerken Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Lozan Antlaşması'na yönelik değerlendirmesini içeren bir bilgi notu getirildi. Kılıçdaroğlu'nun bu bilgi notunu gülerek okuduğu, "Cumhurbaşkanı'na iki ay önceki mesajını hatırlatın. Hala bu toplumu bölmeye çalışıyor, birleştireceğine. Cumhurbaşkanı ne yazık ki demokrasinin, laikliğin kıymetini hâlâ anlayamıyor. Cumhurbaşkanı'nın kendi döneminde Yunan bayrakları asılarak silahsız teslim ettiği adacıklara bakması gerekiyor" dediği öğrenildi. Toplantıda 1 Ekim günü TBMM'de görüşülecek Irak ve Suriye tezkeresi de ele alındı. Eğilimin "evet" denmesinden yana olduğu, Kılıçdaroğlu'nun, "Türkiye'nin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yaparız" dediği kaydedildi. Kılıçdaroğlu, Hayat TV ve TV10 gibi muhalif televizyon kanalları ve radyolara yönelik TÜRKSAT'ın uydudan çıkarma kararını da eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun, "Bir milletvekili adayı arkadaşımızın da sahibi olduğu radyo kapatılmış. Yön Radyo, kapatılanlar arasında. Bu televizyon kanallarının, radyoların terörle, darbeyle alakası olmadığını herkes biliyor. Bu mecraların muhaliflerin sesini duyuran mecralar olduğu ifade ediliyor. Atılan bu adımla amaçlanan OHAL'den yararlanarak muhalifleri sindirmektir" dediği öğrenildi.
Milliyet

'Bizde Fetö'cü Yok Demedim'
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, FETÖ ile mücadele kapsamında Ak Parti bünyesinde etkili bir mücadele sürdürdüklerini söyledi. Yazıcı, dün Ak Parti Genel Merkezi'nde Ak Parti'nin il siyasi ve hukuki işler başkanlarıyla istişare ve değerlendirme toplantısı yaptı. Toplantının başlangıcında bir konuşma yapan Yazıcı, özetle şunları söyledi: "Ak Parti, Türkiye siyasetinin omurgasıdır. Ak Parti'nin omurgası da teşkilatlardır. Omurgada bir virüs nüksederse omurga yamulur ve çöker. Partimiz hassasiyetle, etkin mücadeleyi kararlı bir biçimde sürdürüyor. Nesnel ölçütler bağlantılı olduğunu ortaya koyuyorsa müsamahamız sıfırdır. Toleransımız sıfırdır. Tezvirat ile Ak Parti'yi zaafa uğratmak isteyenler olduğunu da görüyoruz. Bir birimizi yargılarken söylemleri, eylemleri değerlendirirken asla kanıtsız, belgesiz hüküm cümlesi kurmamalıyız. Var olan delillerin üzerini asla örtmemeliyiz. Delil karartmamalıyız. Bunları partinin kurumsal yapısı içerisinde hukuksal prosedürleri gözetmek suretiyle yetkili makamlara iletmek görevimizdir. Yetkili kişi gereğini yapmıyorsa, partimizin genel başkanı var, Başbakanımız var. Doğrudan ona iletilir. Sıfır tolerans en fazla da içimizde olanlar için geçerlidir. Ben hiçbir yerde hiçbir zaman Ak Parti'de FETÖ'cü yok demedim. Ama barınamaz dedim."
Vatan

SPOR

Beşiktaş'ta fikstür isyanı sürüyor. Teknik direktör Şenol Güneş'in Dinamo Kiev maçı sonrası gösterdiği tepkiden sonra ikinci başkan Ahmet Nur Çebi, Çaykur Rizespor maçının pazar gününe alınmamasını eleştirdi. Çebi, "Biz G.Saray ile geçen cumartesi derbi, dün de (önceki gün) D. Kiev ile Şampiyonlar Ligi maçı oynadık. Sadece 2 gün dinlenip Rize deplasmanına çıkacağız. G.Saray'ın Antalya maçı neden cumartesiye alınmadı? Öyle olsa biz de pazar oynar ve 3 gün dinlenebilirdik. Bunu anlayamıyoruz" dedi. Avrupa'da mücadele eden takımların aynı zamanda Türkiye'yi temsil ettiğini söyleyen Çebi, "Fikstürdeki bu tuhaflığı konuşurken sadece bizim için demiyorum. Fenerbahçe de şikayet etse haklıdır. Gelecek hafta maç yok. Galatasaray'ın rakibinin de herhangi bir maçı yok. O zaman neden biz Galatasaray ile yer değiştirmedik. Biz pazar oynamalıydık. TFF'ye başvuruda bulunduk, ancak gereken hassasiyeti göstermediler. Umarım bundan sonraki dönemlerde duyarlı olurlar" ifadelerini kullandı.
Hürriyet

Barcelona'da Arda Turan fırtınası esmeye devam ediyor. Şampiyonlar Ligi C Grubu ikinci maçında deplasmanda Borussia Mönchengladbach'ı 2-1 yenen Barcelona'da galibiyeti getiren isim Arda Turan olarak gösterildi. 2016-17 sezonunda müthiş bir ritim tutturan Arda, İspanya'dan sonra Şampiyonlar Ligi'nde de performansıyla ses getirdi. Hem Barça kulübü hem de İspanyol medyasında gecenin kahramanı şeklinde lanse edildi. Sport gazetesi, "Arda aziz olmaya devam ediyor. Sahaya girer girmez kaleyi gördü ve mükemmel bir şutla kaleciyi mağlup etti. Sadece attığı golle değil, sağ kanattaki dinamizmiyle de öncü oldu" ifadelerini kullandı. Milli yıldızı Barcelona formasıyla Şampiyonlar Ligi'nde ilk golünü attığına vurgu yapan Sport, Türk futbolcunun "takımın ruhu olduğunu" savundu. Arda'yı "baş aktör" olarak tanımlayan Mundo Deportivo, "Türk futbolcu, kendisine gözü kapalı güvenen Luis Enrique'ye en iyi karşılığı verdi. Arda bu sezon bulutların üzerinde. Diğer yandan Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek lazım. Luis Enrique, Arda'nın bu sezon oynanan 9 maçta attığı 5. golünü haklı olarak coşkuyla kutladı" ifadelerini kullandı. "Arda, meşaleyi tekrardan ateşledi" diye yazan Marca gazetesi de Türk futbolcunun sahaya girer girmez Barcelona'ya "hayat verdiğini" ifade etti. As gazetesi de "Barcelona'nın oyunu Arda'nın girişiyle mükemmelleşti. Çok formda olan futbolcu, Barcelona'nın eksik olan azı dişlerini gösterdi" yorumunda bulundu.
Milliyet


Galatasaray'dan sonra Vodafone Arena'da Dinamo Kiev ile de berabere kalan Beşiktaş'ta herkes kaçan puanlara üzülürken, yöneticiler problemin orta sahadan kaynaklandığını savundu. Dinamo Kiev maçının ardından statta durum değerlendirmesi yapan siyah- beyazlı yöneticilerin, "Oğuzhan-Atiba-Sosa üçgeniyle geçen sezon başarılı olmuştuk. Takımda bir an önce buna benzer bir üçgen kurulmalı" görüşünü dile getirdikleri aktarıldı. Ayrılan oyuncuların çokluğu nedeniyle Şenol Güneş'in elinde yeni bir takım olduğunu kabul eden siyah-beyazlıların, "Enseyi karartmaya gerek yok. Sadece biraz zaman lazım. Hocamız ideal kadrosunu netleştirecektir" ifadelerini kullandıkları bildirildi. Yönetimin dışında son maçlarda istenilen sonuçların elde edilememesi nedeniyle takım içinde çalışma yürüten teknik heyet de Çaykur Rizespor maçınndan sonraki milli arada hem sorunları hem de çözümleri masaya yatıracak. Şenol Güneş geçen sezonki gibi orta sahadan çok pasla geliştirilen atakları yeniden takıma monte edebilmek için kolları sıvarken oyuncularıyla yapacağı toplantılarda onlardan kişisel yeteneklerini sergilemek yerine tek pas oynamalarını isteyecek. Futbol otoritelerinin "Tiki Taka" diye nitelendirdiği pas oyununu özellikle yeni transferlere benimsetecek olan Şenol Güneş, gereksiz çalımı ise yasaklayacak.
Milliyet


Avrupa arenasında fırtına gibi esen Osmanlıspor, L Grubu'ndaki ilk mağlubiyetini Zürich deplasmanında aldı: 2-1. Maça hızlı başlayan İsviçre temsilcisi Zürich oldu. 9. dakikada Schönbachler'in yerden şutunu Karcemarskas çıkardı. 25'te Vrsajevic'in, Schönbachler'i ceza sahası içinde düşürmesinin ardından hakem penaltı noktasını gösterdi. Cavusevic'in şutunu, Karcemarskas kurtardı. İlk yarının uzatma dakikalarında Osmanlıspor kalesinde şok bir gol gördü. Schönbachler'in şutunda Aykut Demir'e çarpan top Karcemarskas'ı şaşırttı ve ağlara gitti: 1-0 73'te temsilcimiz skora denge getirdi. Ceza sahasında topla buluşan Maher topu kalecinin sağından ağlarla buluşturdu: 1-1 Osmanlıspor'un beraberlik sevinci fazla sürmedi. 79. dakikada Winter'in ceza sahası içine gönderdiği ortayı Cavusevic iyi takip etti ve kafayla meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 2-1 84'te Winter ceza sahası dışından yaptığı sert vuruş kaleciden döndü. Pozisyonun devamında, topu önünde bulan Rodriguez'in şutunda ise meşin yuvarlak kaleciden döndü.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme