31 Ekim 2016 Pazartesi

31.10.2016 Genel Gündem



31.10.2016

GÜNDEM

Terörden Tutuklandılar
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla gözaltına alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, eşbaşkan Fırat Anlı ve gözaltı kararını protesto eden eski BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata tutuklandı. 25 Ekim 2016 tarihinde gözaltına alınan Gültan Kışanak ile eşbaşkan Fırat Anlı, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının 5 günlük 'kısıtlılık' kararının ardından dün avukatlarıyla görüştürüldü. "Devletin egemenliği altındaki topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerle" de suçlanan 2 eşbaşkan dün adliyeye sevk edildi. Kışanak ve Anlı'nın sevki sırasında adliye çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Savcılıktaki ifadelerinin ardından Kışanak ve Anlı tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hâkimliği'ne sevk edildi. Yaklaşık 9 saat mahkemede ifade veren Anlı ve Kışanak, "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. 12 Haziran 2011 tarihinde yapılan seçimlerde BDP'nin desteklediği bağımsız aday olarak Siirt milletvekili seçilen Kışanak, 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Diyarbakır Belediye Başkanı seçilmişti. Çarşamba günü belediye önünde eşbaşkanların gözaltına alınmasını protesto eden gruptan gözaltına alınan eski milletvekili Ayla Akat Ata da dün emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye çıkarıldı. Savcılıktaki ifadesinden sonra Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği'ne sevk edilen Ata, "Terör örgütü kurma ve yönetme" suçlamasıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Ayla Akat Ata, 23. ve 24. dönem Barış ve Demokrasi Partisi Batman milletvekiliydi.
Hürriyet

30 Ekim 2016 Pazar

30.10.2016 Genel Gündem



30.10.2016

GÜNDEM

Haşdi şabi, telafer'de mi?
Haşdi Şabi güçlerine bağlı Irak Asaibi Ehlil Hak Hareketi askeri sözcüsü Cevat El Tlibavi, dün sabah Musul'un batı tarafında Haşdi Şabi güçlerinin tüm teşkilatının katılımıyla IŞİD'e karşı operasyon başlatıldığını duyurdu. Askeri sözcü Cevat El Tlibavi, dün sabah erken saatlerde Musul'un batı tarafında Haşdi Şabi güçlerinin tüm teşkilatının katılımıyla IŞİD'e karşı operasyon başlattığını duyurdu. Bölgedeki güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre ise Haşdi Şabi'ye ait birliklerin Hadar'in kuzeyinde olduğu, ancak Telafer'e tek gidiş istikameti olan Mıhallebiye ve Talabtah adlı iki yerleşim yerinde IŞİD'ın çok güçlü olduğu ve büyük hazırlık yaptıkları belirtildi. Haşdi Şabi'ye ait yaklaşık 8-10 bin kişilik gönüllü halk topluluğundan oluşan birliklerin, Telafere 75-100 kilometre uzakta olduğu öğrenildi. Haşdi Şabi'nin zaman zaman Irak hava kuvvetlerince sınırlı şekilde desteklendiği ve Koalisyon Güçleri tarafından desteklenmediği ifade edildi. Haşdi Şabi Mıhallebiye ve Talabtah bölgelerini geçerek Telafere ulaşmasının askeri açıdan zor olduğu ve başarılı olmalarının bile uzun zaman alacağı vurgulandı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, daha önce Haşdi Şabi'nin Telafer'e yönelik operasyon yapacağı yönündeki açıklamalarına tepki göstermişti. Çavuşoğlu şunları söylemişti: "Musul ve Telafer'deki etnik ve mezhep dengeleri çok iyi dikkate alınmalı. Telafer'deki Türkmen kardeşlerimizin hak ve hukukunu da koruma konusunda kararlılığımız da var Allah'a şükür muktediriz de."
Vatan

29 Ekim 2016 Cumartesi

29.10 2016 Genel Gündem



29.10 2016 Cumartesi
GÜNDEM

Güreli'ye Son Veda 
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'nda (TGS) uzun yıllar başkanlık yapan duayen gazeteci Nail Güreli, Levent'teki Afet Yolal Camisi'nde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Cenazede başta ailesi, yakınları ve meslektaşları olmak üzere basın, siyaset ve iş dünyasından çok sayıda isim yer aldı. Törene CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, aralarında Altan Öymen, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç'in de bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı. Taziyeleri kabul eden oğlu Gür Güreli, babasının sadece gazetecilik yaptığını belirterek, "Acı bir kayıp. Bütün gücünü kaleminden alıyordu. Hiçbir çıkar ilişkisinin içinde veya peşinde değildi. Çok da iyi bir babaydı. Evde de çok demokrattı" diye konuştu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto ise, "Türk basın camiasının başı sağ olsun. Çok usta bir gazeteciydi. Ancak benim için de çok özel biriydi. Uzun yıllar beraber çalıştık. Benim hem kardeşim hem de yoldaşım sayılırdı. Kendisinin hem cemiyete hem de basında çalışan arkadaşlara çok büyük katkıları olmuştur" dedi.
Hürriyet

27 Ekim 2016 Perşembe

28.10.2016 Genel Gündem



28.10.2016 Cuma
GÜNDEM

Fetö'cü Pilotlara 17 İlde Operasyon: 52 Gözaltı 
Konya'da FETÖ soruşturması kapsamında, 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'na 4'üncü dalga operasyonu düzenlendi. Hakkında yakalama kararı çıkan 2'si albay 71'i üsteğmen olmak üzere, 73 pilotun gözaltına alınması için Konya merkezli 17 ilde dün sabah eş zamanlı operasyon yapıldı. 52 pilotun gözaltına alındığı ve gözaltına alma çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Soruşturma kapsamında 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'na yönelik düzenlenen operasyonda Konya'dan 9, Ankara'dan 6, İzmir'den 7, İstanbul'dan 5, Diyarbakır'dan 6, Kayseri'den 4, Balıkesir'den 5, Batman'dan 9, Eskişehir'den 5, Adana'dan 4, Kütahya'dan 3, Amasya'dan 4, Malatya'dan 1, Çanakkale'den 2, Muğla'dan 1, Erzurum'dan 1 ve Hatay'dan 1 kişinin gözaltına alınacağı belirtildi. Pilotların, 'Anayasayı ihlal, Yasama Organlarını Engellemeye Teşebbüs, Hükümete Karşı İsyan, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak' iddiasıyla haklarında yakalama kararı çıkartıldığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında Adana'daki İncirlik Üssü'nün Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı biriminde de operasyon düzenlendi. İncirlik 10'uncu Tanker Üs Komutanlığı'nda görevli 5 pilot üsteğmen KOM ekipleri tarafından lojmanlarında arama yapılıp gözaltına alınarak, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Konya'ya sevkedildi.
Milliyet

27.10.2016 Genel Gündem



27.10.2016 Perşembe
GÜNDEM

5 Gün Kısıtlama 
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve Eşbaşkan Fırat Anlı'nın önceki gece terör soruşturmasından gözaltına alınmasından sonra evlerinde arama yapıldı. Evlerdeki arama saat 23.20'de sona ererken belediye binasındaki arama ise saat 05.20'ye kadar sürdü. Aramanın bitmesinden sonra polis belediye önünde aldığı güvenlik tedbirlerini sürdürdü. Saat 08.00 sıralarında ise belediye yetkilileri ve daire başkanları kendi sorumluluklarında bulunan katlarda aramalardan sonra tespit yapıp tutanak tutmak için avukatlarla binaya girdi. Büyükşehire bağlı Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğü binasında saat 04.00'te başlatılan arama ise saat 07.00'ye kadar sürdü. Bu arada aralarında belediye çalışanlarının da bulunduğu 16 kişi gözaltına alındı. Eşbaşkanlar Gültan Kışanak ve Fırat Anlı, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü'nde tutulurken, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı her ikisi için de 5 günlük kısıtlama, yani avukatlarıyla görüştürülmeme kararı aldı. Avukatların bu karara itiraz edecekleri belirtildi. HDP ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), gözaltıları protesto etmek için dün saat 11.00'de Büyükşehir Belediyesi önünde toplanma çağrısı yaparken, polis geniş güvenlik önlemi aldı. İstanbul'da gözaltılara tepki gösteren yaklaşık 50 kişilik grup, Galatasaray Meydanı'nda buluştu. Üzerinde "Belediyeler halkındır, halkın iradesi teslim alınamaz" yazan pankart taşıyan grup, oturma eyleminin ardından dağıldı. İzmir'de de protestocu bir grubun, 5 dakikalık oturma eylemi olaysız şekilde sona erdi. Gaziantep'te, DBP Şahinbey ilçe binası önündeki kaldırımda slogan atarak oturma eylemi yapan grup, basın açıklamasının ardından dağıldı. HDP'nin eylem çağrısına karşılık gösterilere katılımın çok sınırlı olması ise dikkat çekti.
Hürriyet

26 Ekim 2016 Çarşamba

26.10.2016 Genel Gündem



26.10.2016 Çarşamba
GÜNDEM

Kırmızı Listede 
İçişleri Bakanlığı, 'terörden arananlar' listesini güncelledi. Yeni listeye FETÖ terör örgütünden aranan ve hakkında yakalama kararı bulunan 37 kişi eklendi. Bu kişilerden 8'i 'kırmızı', 3'ü 'mavi', 3'ü 'yeşil', 5'i 'turuncu' ve 18'i de 'gri' kategorideki listede yer alıyor. Darbe girişiminin kilit ismi olan Adil Öksüz ile Fetullah Gülen'den sonra örgütün başına geçeceği iddia edilen Mehmet Ali Şengül ile birlikte Abdullah Aymaz, Ahmet Kara, İsmail Büyükçelebi, Mehmet Erdoğan Tüzün, Mustafa Özcan ve Naci Tosun, 4 milyon liraya kadar ödül verilen 'kırmızı liste'de yer aldı. FETÖ'den aranan Necdet Başaran, Necdet İçel ve Nevzat Ayvacı 1 milyon 500 liraya kadar ödül verilen 'mavi' kategoride, Harun Tokak, İsmet Aksoy ve Mustafa Yeşil ise 1 milyon liraya kadar ödül verilen 'yeşil' kategorideki listeye konuldu. 600 bin liraya kadar ödül verilen 'turuncu' kategorideki listeye de Abdulletif Tapkan, Bekir Baz, Cevdet Türkyolu, Mehmet Hanefi Sözen ve Recep Uzunallı'nın isimleri eklendi. Terörden arananlar listesine eklenenlerin uluslararası aranması için de çalışma başlatıldı. Kırmızı Bülten prosedürü zaman aldığından, öncelikle şüpheliler için 'difüzyon' adımı atıldı. Uluslararası acil olarak arananlar (wanted) için hazırlanan difüzyon dosyasında, şüphelilerin fotoğrafı, pasaportunun seri numarası ve arandığı suçlarla ilgili bilgilere yer veriliyor. Şüpheliler için uluslararası arama kararı olan Kırmızı Bülten çıkarılması için de çalışmalara başlandı. Firari Öksüz'ün Kocaeli- Sakarya-Bolu üçgeninde deşifre olmamış FETÖ hücresi bir evde saklanıyor olabileceği değerlendiriliyor. İstihbarat birimlerinin yaptığı değerlendirmede ise Öksüz'ün yüzde 80 ihtimalle yurtdışında olduğu, karayoluyla yasadışı olarak Gürcistan'a, oradan da ABD'ye gittiği kaydediliyor. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "www.terorarananlar.pol.tr" web sitesinin, hizmet vermeye başladığı günden itibaren 840 bin 390 ziyaretçi tarafından 5 milyon 823 bin 619 kez görüntülendiği belirtildi. Açıklamada, 'yeşil' listedekiler için 1 milyon 300 bin lira, 'gri' kategoridekiler için 750 bin lira olmak üzere, Ödül Komisyonu tarafından toplam 4 milyon 680 bin lira ödül verildiği kaydedildi. 'Alo 140 Terör İhbar Hattı'na gelen 487 bin 962 çağrı sonucunda kırmızı listedeki 1, yeşil listedeki 5, turuncu listedeki 1 ve gri listedeki 20 olmak üzere 27 terör örgütü mensubunun ölü ele geçirildiğ
Hürriyet

25 Ekim 2016 Salı

25.10.2016 Genel Gündem



25.10.2016

GÜNDEM

4 Jetimiz Deaş'a Karşı Operasyonda
Ankara'da temaslarda bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault ile ortak basın toplantısı düzenleyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Musul operasyonuna çok yönlü şekilde katkı sağlıyoruz. 4 tane F-16 jetimiz de hava operasyonlarına katılmak için koalisyonun içinde" dedi. Bakan Çavuşoğlu, özetle şu bilgileri verdi: "Musul operasyonuna çok yönlü şekilde katkı sağlıyoruz. Kuzey Irak'ta eğittiğimiz peşmerge güçleri aktif şekilde Musul operasyonuna katıldılar. Aynı şekilde Başika Kampı'nda eğittiğimiz Ninova Kuvvetleri dediğimiz yerel güçler de aktif şekilde DEAŞ'a karşı operasyonun içindeler. 4 tane F-16 jetimiz de hava operasyonlarına katılmak için koalisyonun içinde yer alıyor. Havadan desteğin nasıl yapılacağını koalisyon içindeki ülkelerle askerlerimiz karar veriyor. Başika Kampı'nda bulunan kuvvetlerimiz Musul operasyonuna kadar 700'den fazla DEAŞ teröristini etkisiz hale getirmiştir. Musul operasyonu başladığı günden bu yana oradaki kuvvetlerimizin Fırtına obüsü atışları, tank ve havan atışlarıyla öldürdüğü terörist sayısı da 17'dir. PKK şimdi de Sincar'ı ikinci Kandil yapmak istiyor. Uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı kullanarak, PKK'nın Irak'taki yapılanmasına daha aktif müdahale edeceğiz. Burada PKK yapılanmasına da müsaade etmeyeceğiz."
Hürriyet

24 Ekim 2016 Pazartesi

24.10.2016 Genel Gündem

24.10.2016
GÜNDEM
Misak-I Milli'yi Atatürk Yazdı
Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, "Türk toplumu şunu anlamalıdır ki; Misak-ı Milli'yi hazırlayan, hazırlatan ve ilk taslağını bizzat yazan Mustafa Kemal Atatürk'tür" dedi. Son kitabı '15 Temmuz Öncesi ve Sonrası'nın Kanyon Alışveriş Merkezi'ndeki D&R'da önceki gün düzenlenen imza gününe katılan Başbuğ, özetle şunları söyledi: "Bu konuların tartışılmasında ben biraz eksiklikler görüyorum. Bunları şöylece ifade etmek isterim; Birinci Misak-ı Milli'nin 16 Ocak 1920'de ilk taslağı Mustafa Kemal tarafından yazılmıştır. Sonradan Misak-ı Milli Meclisi Mebusan tarafından 17 Şubat 1920'de kabul edilmiştir. Türk toplumu şunu anlamalıdır ki; Misak-ı Milli'yi hazırlayan, hazırlatan ve ilk taslağını bizzat yazan Mustafa Kemal Atatürk'tür. Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918'de imzalandı. Ve bu antlaşmasının 7. maddesi sorunluydu. Buna itiraz eden yine Mustafa Kemal karşımıza çıkıyor. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalanır. Neredeyse bir hafta sonra yani 8 Kasım'dan sonra İngilizler Musul'u işgal ederler. Peki Musul İngilizler tarafından işgal edilirken, Osmanlı hükümeti ne yaptı, İstanbul'da bulunan padişah Vahdettin'in bu Musul işgaline karşı ne tepkisi oldu. Yine burada da bir tepki koyan Mustafa Kemal Atatürk'ü görüyoruz. İngilizler Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesine dayandırmış, haksız bir şekilde Musul'u işgal etmişlerdir. Üçüncü ve önemli noktaya gelirsek, Kurtuluş Savaşı'nın zaferle neticelenmesinden sonra Lozan Konferansı toplanacaktır. Konferanstan sonraki Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalanacaktır. Musul konusu Lozan Konferansı'na gelmiştir. Fakat Musul konusu Lozan Konferansı'nda çözülememiştir. Bunu iyi anlamak lazım. Musul'un kaybedilmesiyle Lozan Konferansı ve Lozan Anlaşması'nın ilgisi yoktur. Anlaşma imzalandıktan sonra Türkiye ile İngiltere arasında Musul konusundaki görüşmeler başlar. Konu daha sonra 20 Eylül 1924'te Milletler Cemiyeti'ne intikal eder. Burası önemli. Konunun Milletler Cemiyeti'ne intikal etmesinin akabinde 13 Şubat 1925'te Şeyh Sait isyanı başlar. Şeyh Sait isyanı ile içeride ilgilenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti tabii ki zorluklarla karşı karşıya kalacaktır. 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Anlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti Musul ve Kerkük bölgesinden vazgeçecektir. Daha doğrusu buraları bırakacaktır. Mondros Mütarekesi imzalandıktan bir hafta sonra Musul işgal edilirken, ne İstanbul'daki hükümet ne de İstanbul'daki padişah buna tepki göstermiştir. Bazıları Lozan'la bağ kurmaya çalışıyorlar ki yanlıştır. Daha sonra İngiltere ve Türkiye arasında Lozan'dan sonra yapılan görüşmelerde bizim Musul'u kaybetmemizin arkasında yatan ana neden Atatürk devrimlerine, Cumhuriyet devrimlerine karşı din elden gidiyor diyerek halkı kandıran dini kullanan ve devlete isyan yapan Şeyh Sait ve arkadaşlarıdır. Bu faktör üzerinde niçin durulmuyor. Tekrar şunu ifade ediyorum. 13 Şubat 1925'te yaşanan Şeyh Sait isyanı olmasa idi, belki Musul ve Kerkük konusu Türkiye açısından farklı sonuçlanabilirdi. Tarihi olayları anlatırken bütün gerçekleri net olarak ifade etmek lazım."
Hürriyet

Az Bilinen İşe Yarar Websiteleri

Bir sürü farklı konuda keyifle vakit geçirebileceğiniz, az bilinen web sitelerini Sözlük yazarları sıralamışlar.
1- https://app.prntscr.com/tr/download.html - ekran alıntısı aracı linux, mac & win için. tarayıcılar için eklentileri de mevcut.
2- https://dictation.io/ - sesli mesaj, not yazma servisi.
3- http://zerodollarmovies.com/ - youtube'da uzun süreli film, video bulmanızı sağlar.

23 Ekim 2016 Pazar

23.10.2016 Genel Gündem



22.10.2016

GÜNDEM

Türkiye'nin Katılmasını İstiyoruz
Başika krizi, Musul operasyonu ve PYD'nin bombalanması gelişmelerinin gölgesinde Ankara'ya gelen ABD Savunma Bakanı Carter, "Türkiye'nin DEAŞ'a karşı icra edilecek operasyonlara katılmasını istiyoruz" dedi. Carter, Türkiye ile Irak'ın, Musul operasyonuna katılım konusunda anlaştığını da söyledi. ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, dün sabah saatlerinde geldiği Türkiye'de ilk olarak Savunma Bakanı Fikri Işık'la görüştü. Carter daha sonra sırasıyla Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi. Carter'ın, Işık'la görüşmesinde Musul operasyonu ile Suriye'de devam eden Fırat Kalkanı Harekâtı başta olmak üzere bölgesel konular ele alındı. Ashton Carter, terör örgütü DEAŞ'ın Suriye'de özel bir önem verdiği Dabık'ın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) desteğindeki ÖSO güçlerince kurtarılmasından dolayı Türkiye'yi tebrik ederek, "Bütün dünya bunun için Türkiye'ye müteşekkirdir" dedi. Türkiye'nin, Suriye ve Irak'taki savaşlardan dolayı kaçan milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaparak büyük yük taşıdığını gördüklerini vurgulayan Carter, DEAŞ'la mücadelede Türkiye'nin aktif rol almasına verdiği desteği şöyle dile getirdi: "Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki gelişmelerle ilgilenmesi makuldür. Hudut güvenliğinizin sağlanması için tedbir almanızı destekliyoruz. Türkiye'nin DEAŞ'a karşı icra edilecek operasyonlara katılmasını istiyoruz. Türkiye ile bazen görüş ayrılıklarımız olabilse de prensiplerde daima mutabıkız. Terörizmin her türlüsüne karşı çıkmak da bu prensipler arasındadır. Neticede, aynı amaçlara nasıl ulaşılabileceği hususunda izlenecek yöntemlerde farklılıklarımız olabiliyor ama iki yakın müttefik olarak her konuda çalışarak bunları aşabiliriz." Temaslarının ardından kendisiyle birlikte seyahat eden gazetecilere konuşan Carter, Türkiye ile Irak'ın, Türkiye'nin Musul operasyonuna katılması konusunda prensipte anlaştığını söyledi. Carter, "Bunun uygulanabilirliğine bakıyoruz. Türkiye'nin rolünün detayları belli değil. Şüphesiz Irak'ın da onay vermesi gerekiyor" dedi. Lübnan'daki Hizbullah örgütü bağlantılı El Menar televizyonu, Irak devlet televizyonun, Iraklı yetkililerin Türkiye'nin Musul operasyonuna katılması konusunda Bağdat'la Ankara arasında anlaşmaya varıldığına dair haberleri yalanladığını duyurdu. Savunma Bakanı Fikri Işık ise Türkiye'nin, PKK/PYD/YPG unsurlarının söz verildiği gibi Menbiç'ten Fırat'ın doğusuna çekilmesini beklediğini vurguladı. TSK'nın Suriye'de yürüttüğü Fırat Kalkanı Harekâtı'nın sağladığı olumlu ivmeyi ABD'nin Rakka'ya yönlendirmek istediğini anlıyoruz" diyen Işık, DEAŞ'la etkin mücadele için şunları söyledi: "Suriye'den kaynaklanan ciddi tehditleri bertaraf etmek üzere son dönemde çok önemli adımlar atıyoruz. Son olarak Dabık'ın da kurtarılması, buraya özel bir önem atfeden DEAŞ için ciddi bir prestij kaybı ve moral bozukluğu oldu. Böylece, desteklendiği takdirde ÖSO'nun Suriye'de DEAŞ'a karşı etkili olabileceği görülmüş oldu."
Hürriyet

22 Ekim 2016 Cumartesi

22.10.2016 Genel Gündem



22.10.2016

GÜNDEM

Türkiye'nin Katılmasını İstiyoruz
Başika krizi, Musul operasyonu ve PYD'nin bombalanması gelişmelerinin gölgesinde Ankara'ya gelen ABD Savunma Bakanı Carter, "Türkiye'nin DEAŞ'a karşı icra edilecek operasyonlara katılmasını istiyoruz" dedi. Carter, Türkiye ile Irak'ın, Musul operasyonuna katılım konusunda anlaştığını da söyledi. ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, dün sabah saatlerinde geldiği Türkiye'de ilk olarak Savunma Bakanı Fikri Işık'la görüştü. Carter daha sonra sırasıyla Başbakan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildi. Carter'ın, Işık'la görüşmesinde Musul operasyonu ile Suriye'de devam eden Fırat Kalkanı Harekâtı başta olmak üzere bölgesel konular ele alındı. Ashton Carter, terör örgütü DEAŞ'ın Suriye'de özel bir önem verdiği Dabık'ın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) desteğindeki ÖSO güçlerince kurtarılmasından dolayı Türkiye'yi tebrik ederek, "Bütün dünya bunun için Türkiye'ye müteşekkirdir" dedi. Türkiye'nin, Suriye ve Irak'taki savaşlardan dolayı kaçan milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaparak büyük yük taşıdığını gördüklerini vurgulayan Carter, DEAŞ'la mücadelede Türkiye'nin aktif rol almasına verdiği desteği şöyle dile getirdi: "Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki gelişmelerle ilgilenmesi makuldür. Hudut güvenliğinizin sağlanması için tedbir almanızı destekliyoruz. Türkiye'nin DEAŞ'a karşı icra edilecek operasyonlara katılmasını istiyoruz. Türkiye ile bazen görüş ayrılıklarımız olabilse de prensiplerde daima mutabıkız. Terörizmin her türlüsüne karşı çıkmak da bu prensipler arasındadır. Neticede, aynı amaçlara nasıl ulaşılabileceği hususunda izlenecek yöntemlerde farklılıklarımız olabiliyor ama iki yakın müttefik olarak her konuda çalışarak bunları aşabiliriz." Temaslarının ardından kendisiyle birlikte seyahat eden gazetecilere konuşan Carter, Türkiye ile Irak'ın, Türkiye'nin Musul operasyonuna katılması konusunda prensipte anlaştığını söyledi. Carter, "Bunun uygulanabilirliğine bakıyoruz. Türkiye'nin rolünün detayları belli değil. Şüphesiz Irak'ın da onay vermesi gerekiyor" dedi. Lübnan'daki Hizbullah örgütü bağlantılı El Menar televizyonu, Irak devlet televizyonun, Iraklı yetkililerin Türkiye'nin Musul operasyonuna katılması konusunda Bağdat'la Ankara arasında anlaşmaya varıldığına dair haberleri yalanladığını duyurdu. Savunma Bakanı Fikri Işık ise Türkiye'nin, PKK/PYD/YPG unsurlarının söz verildiği gibi Menbiç'ten Fırat'ın doğusuna çekilmesini beklediğini vurguladı. TSK'nın Suriye'de yürüttüğü Fırat Kalkanı Harekâtı'nın sağladığı olumlu ivmeyi ABD'nin Rakka'ya yönlendirmek istediğini anlıyoruz" diyen Işık, DEAŞ'la etkin mücadele için şunları söyledi: "Suriye'den kaynaklanan ciddi tehditleri bertaraf etmek üzere son dönemde çok önemli adımlar atıyoruz. Son olarak Dabık'ın da kurtarılması, buraya özel bir önem atfeden DEAŞ için ciddi bir prestij kaybı ve moral bozukluğu oldu. Böylece, desteklendiği takdirde ÖSO'nun Suriye'de DEAŞ'a karşı etkili olabileceği görülmüş oldu."
Hürriyet

21 Ekim 2016 Cuma

21.10.2016 Genel Gündem



21.10.2016

GÜNDEM

Sol İtirafı
'15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu' dün eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ı dinledi. Ağar, Türkiye Komünist Partisi'yle (TKP) ilgili olarak "Hayatında eline bıçak almamış, düzgün fikir adamları, kabul etmek lazım. Hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlardı. Geri kalanların hepsinde Batı istihbaratı vardı" dedi. Ağar, komisyonda özetle şunları söyledi: "HSYK Başkanvekili'nin olağanüstü ürkütücü ifadeleri var. İnsanlara suç izafe etmek, mahkûm etmek, hayatının çalınması, bir takım kişileri tasfiye etmenin kabul edilecek bir yanı yoktur. İstihbarat, asker, polis, adliye gibi bir yapının gizli örgütün menfaatleri çerçevesinde bir kalkışmaya cesaret edebilmesi kabul edilemez, bu zafiyettir. Hiçkimse panik içinde olmamalıdır. Emniyet teşkilatında son bir aydaki toparlanma bile, bir sürü canlı bombanın etkisiz hale getirilmesine neden oldu. Bunlar kötü ellerde kullanılmış. Angaje edilmiş ajanlarıyla istihbarat alarak, terör çetelerini dinlemek yerine siyasileri, işadamlarını, farklı kimlikleri dinlemek ve onlara bir takım yalancı tanıklarla suç izafet etmek ve insanları tasfiye etmek alçaklıktır. Mağduriyet olmaması eşyanın tabiatına aykırı; ama topyekün mağduriyet örgütün içerisinde avantaj sağlar. Bu süreci aşabilmenin yolu soyutta değil somutta meseleyi ortaya koymak. Dosyalarla somutlaştırarak insanların yaralarına derman olunmalı. Sempatizan kesimin rehabilatasyonu için farklı politikalar geliştirilmeli. Önce belli süreci geçip görüntünün aydınlanması lazım. Ortaya çıkan tablo, olağanüstü bir tablo ve olağan tedbirlerle aşılması mümkün değil. En sancısız geçirmenin yolu, kamu görevlilerini baskı altında bırakmak yerine, onların arkasında durduğunu belli edecek bir tavır sergilenmeli. Çok şükür benim dönemimde, benim bürokratlarımın başına kaza gelmedi, hepsi devlete sadakat çizgisinde, bugün soruşturmaların hiçbirinde ismi geçmeyen insanlardı. 1993'te göreve geldim. Ünal Erkan, Emniyet Müdürlüğü'nde geniş çaplı tasfiye yapmıştı. Eğitim kurumlarına sızma var diye, 1991 yılında. Ben göreve geldiğimde böyle bir hazır kadro buldum ve değişiklik yapmaya gerek duymadım. Şu anda paralel devlet ile karşı karşıya kaldığımız aşikâr. Daha önce şiddetle müdahale edilmesi gerekirdi. Görev dönemlerimde çalıştırdığım bürokratların hiçbiri bu musibete bulaşmış değiller. Ünal Erkan dikensiz gül bahçesi bırakmıştı. Genel Müdürlüğüm döneminde Fetullah Gülen örgütün F'si yer almamıştır. Benim kurduğum istihbarat örgütümün başarısı bellidir. Benim dönemimde kimseye karakol komiserliği bile vermemişimdir.
Hürriyet

20 Ekim 2016 Perşembe

20.10.2016 Genel Gündem



20.10.2016

GÜNDEM

Bir Şey Yapmadılar
Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, FETÖ'yle mücadele için alınan MGK tavsiye kararına ilişkin, "Ağustos 2004'te, 'Bu örgüt çok büyük imkân ve kabiliyete kavuştu. Bu iş takip edilsin' dedim. Hükümeti kesin olarak bilgilendirdik, 'Bu durum iyi değil' dedik. Açıkça söyleyeyim fazla bir şey yapıldığını da görmedik" dedi. Özkök dün, darbe girişimini araştıran Meclis Komisyonu'na özetle şunları anlattı: "2000 yılında Kara Kuvvetleri Komutanı oldum, ilk defa Fetullah örgütünün ne amaçladığını görmeye başladık. O meşhur konuşması vardı, 'Günü gelince çıkacağız' diye. O sözleri banttan bana dinletildi. Örgütlendiklerini ilk kez öğrendim. Genelkurmay Başkanı olduktan sonra daha ciddiyetle eğildim. 2004 Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) Silahlı Kuvvetler olarak dedik ki, 'Bu örgüt çok büyük bir imkân kabiliyetine kavuştu. İmkân kabiliyeti yıllar içinde oluşur ama niyet bir gecede değişir'. Dedik ki 'icra planı yapılsın, bu iş takip edilsin. O zamana kadar tehlikeli bir örgüt olarak görülmüyor, iyi niyetli görülüyor. Ama biz MGK'da açıkça söyledik. Hükümeti kesin olarak bilgilendirdik ve 'Durum iyi değil' dedik. Orada bir karar alındı, icra planı denildi. Hükümete tavsiye ediyor MGK. Açıkça söyleyeyim pek fazla bir şey yapıldığını görmedik. Biz her MGK'da bu örgütlerin tehlikesine dikkat çektik. Ama kaynağı nüfuz etmemiz mümkün olmadı. Sonrası elimizde olan bir şey değil. 2006'da emekli oldum. 2004'te tüm uyarılara rağmen hükümetin bir şey yaptığını ben görmedim. MGK'da söylenen sözden daha güçlü bir şey olabilir mi? TSK'nın duruşudur. Milattır. Biz siyasete siyasetçiye düşman değiliz; ama siyasetin dışındayız. Ben her şeye nasıl karışayım? Görevimiz onu söylemekti, söyledik. Hatta daha başka şeyler de söylendi. Bizim yapacağımız şey sınırlıydı. Fetullahçı diye de atamıyorsunuz, öyle bir örgüt yok. Disiplinsizlik diye atıyoruz. Yapabildiğimiz, yakaladığımızı atmaktı. Şura'da kararlar yargıya gitmediği için şerh konuluyordu. Hükümet bu duruşumuzdan dolayı bana tavır almadı, sadece şerh koyuyorlardı. Bir basın toplantısında 'bu uygulama irticai faaliyetlerde bulunanları yüreklendirmiştir' demiştim. Genelkurmay başkanının hükümete yapacağı etki sınırlıdır. Sonrası vesayettir. (Kasaptaki ete soğan doğramam sözü) Sayın Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı, bir konuyu görüşmek üzere beni davet etti. Gittim bir basın ordusu var. Öyle bir şey sordular ki bana, olmamış bir şey olursa gibi. Ben de babannemden öğrendiğim lafı söyledim. Doğmamış çocuğa don biçmek gibi. (Zekeriya Öz'ün 'demokrasi kahramanı' demesi) Öz, onu söylemiş onu bağlar. Ben demokrasiye yürekten bağlı bir insanım. Ergenekon davasında ifademi verdim. Kemal Kılıçdaroğlu 'Ergenekon Hilmi Paşa'nın ifadesinden sonra çökmüştür' dedi. Kimsenin bana Fetullahçı başkan gibi bir yaklaşımı olmadı. Bir falsom olsa beni parça parça yaparlardı. (Var da diyemem yok da diyemem sözü) Bir dava hakkında Genelkurmay Başkanı'nın fikir beyan etmesi yargıya büyük baskıdır. Bu 'no coment'in bir başka ifadesi.
Hürriyet

19 Ekim 2016 Çarşamba

19.10.2016 Genel Gündem



19.10.2016

GÜNDEM

Geleceği Göreceği Varsa Göreceği Var
2016-2017 akademik yılı açılış töreni ilk kez Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Misak-ı Milli vurgusunu yineleyerek, "Musul üzerinde sorumluluğumuz var. 'Hem masada hem de arazide olacağız' diyorsak bir sebebi var. Dostlar alışverişte görsün diye söylemiyoruz. Araziye yönelik hazırlıklarımız devam ediyor" dedi. "Haşdi Şabi geliyormuş. Geleceği varsa göreceği var" diyen Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: "Suriye ve Irak'ta olanları yaşarken yeni nesil bir şeyi çok iyi bilmeli: Acaba Misak-ı Milli nedir? Eğer Misak-ı Milli'yi kavrarsak, anlarsak Suriye'deki, Irak'taki sorumluluğumuzun, ne olduğunu anlarız. Ama onu bilmezsek ne Suriye'deki, ne Irak'taki sorumluluğumuzun ne olduğunu anlarız. Musul üzerinde bizim sorumluluğumuz var. Onun için hem masada olacağız hem de arazide olacağız diyorsak bunun bir sebebi var. Durup dururken, 'Dostlar alışverişte görsün' diye de söylemiyoruz. Onbinlerce kilometre mesafeden çıkıp geleceksin, o senin için bir hak olacak; neymiş, Bağdat çağırıyormuş. Tamam da bu benim 350 kilometre sınırım, her an tehdit var. Burada tarihi sorumluluğum, mesuliyetim var ve biz burada olacağız. Hem arazide olacağız, hem de masada olacağız. Bütün diplomatik görüşmeler, şunlar bunlar bir taraftan yürüyor, yapılıyor. Diğer taraftan hazırlıklarımız araziye yönelik devam ediyor. Biz 'Dabık'a ineceğiz' dedik. Dabık'tan da DEAŞ dayanmaya gayret etti, çok fazla da dayanamadı, orayı terk edip gitti. Şimdi El Bab'a doğru yürüyoruz. Ve doğuda Münbiç ile ilgili koalisyon güçlerine şunu söyledik. Orada PYD, YPG gibi terör örgütleri olmayacak. Orası yüzde 95 itibariyle Araplarındır. Dolayısıyla PYD ve YPG doğuya gidecek, Münbiç'i boşaltacak. Dün (önceki gün) itibariyle Amerikalı dostlar dediler ki; Tamam. Siz de bize yardımcı olun. Biz baştan beri söylüyoruz dedik. Yeter ki siz bizim bu tekliflerimize evet deyin. Sizler buraya yabancısınız, sizler bilmezsiniz. Oranın tarihini de her şeyini de biz iyi biliriz. Şu anda burada da mutabıkız. 'Rakka'da ne yapacağız' dediler. Gelin beraber burada bir operasyon yapacağız diyorsanız, Rakka DEAŞ'ın merkezidir, biz Rakka'da sizlerle beraber bu operasyonu yaparız. Gerekirse oradan da bu DEAŞ, boşaltılıp gider. Şimdi bunun da görüşmeleri yapılıyor. Biz dürüst, samimi hareket ediyoruz. Bizim ne Suriye'nin ne Irak'ın topraklarında gözümüz yok. Bize 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarımız yeter. Yeter ki kimsenin bizim vatan topraklarımızda gözü olmasın. Irak'ta biz şu anda yürütülmekte olan bu mezhep çatışmalarına kesinlikle taraf olmak istemiyoruz. Ama oradaki Sünni Arap, Türkmen kardeşlerimizi de birilerine de yedirtmek istemiyoruz. Türkiye, tüm terör örgütleriyle aynı anda mücadele edecek güce, imkana, kararlılığa sahiptir. Bölgemizde kurulmaya çalışan denklemleri görüyor, siyasi ve fiili olarak müdahalelerimizi gerçekleştiriyoruz. İşte, Suriye sınırında bir terör koridoru oluşturmak istediler. Suriye'nin kuzeyi, bizim güneyimiz. Dedik ki buna müsaade etmeyiz. Kim ne derse desin. Artık bu işler tamamen bitmiştir. Biz buralarda bir terör koridoru oluşturulmasına müsaade etmek suretiyle, ülkemizin güneyini hiçbir zamanla terörle karşı karşıya bırakamayız. Bu konuda kararlıyız. Dost da düşman da bunun böyle bilmeli. Şimdi Musul operasyonu başladı. Bizim bu operasyon konusunda en başından beni itirazımız, hep şunu söyledik. Musul Arap ve Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı, ağırlıklı Sünnilerden oluşan bir bölgedir. Bize diyorlar ki, burada bir Şia, Sünni savaşı olmaması lazım. Peki güzel, senin Bağdat dediğin nedir? Bağdat dediğin tamamen Şia'dan oluşan bir ordunun yönetimidir. Biz onlarla mı konuşacağız. Eğer biz kalkıp da Musul'un kaderini onlarla paylaşmaya yönelirsek şunu kabullenmemiz gerekir ki yarın burada Şia, Sünni ile bu mücadelesini verecek ve ardından da burayı Haşdi Şabi'ye terk edecek. 30 bin kişiyle Haşdi Şabi geliyormuş. Kaç bin kişiyle gelirse gelsin. Geleceği varsa göreceği var. Bağdat yönetiminin Şii kanadı, cesaretlerinin kaynağını gayet iyi bildiğimiz bir tavırla, meseleyi alenen Türkiye düşmanlığına dökmüş durumdadır. Irak topraklarının bir kısmını işgal etmiş olan DEAŞ'e, bir başka kısmını işgal etmiş olan PKK'ya karşı gösterilmeyen çiğ bir tavır, Türkiye'ye sergileniyor. Sen bize kabadayılık yapacağına git DEAŞ, PKK ile uğraş. Onlara karşı en ufak tavır koyamıyorsun, Kusura bakma. Bölgemizde geçmişte pek çok örneği görülen bir mezhep çatışması riskinin önüne geçmeye çalışıyoruz. Bizim derdimiz bu. Musul'un geleceğine Musul halkı karar vermez ve burası dışarıdan getirilen birtakım güçlerin hakimiyetine sokulmaya çalışılırsa, ortaya çok vahim görüntülerin çıkması kaçınılmazdır. İşte biz bu felaketi önlemek için Musul operasyonunda yer almak durumundayız." İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği'nin 36. İcra Komitesi Toplantısı'na katılan meclis başkanlarına verdiği öğle yemeğinde FETÖ ile mücadele mesajı veren Erdoğan, şunları söyledi: "Sizlerden bize destek olmanızı bekliyoruz. Çünkü sizlerin ülkesinde de bunların okulları, çeşitli dernekleri var. Bunları inanıyorum ki ülkelerinizde barındırmayacaksınız."
Hürriyet

18 Ekim 2016 Salı

18.10.2016 Genel Gündem



18.10.2016

GÜNDEM

Nüfus Yapısında 4'te 1 Kriteri
KKTC'nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yürüttüğü çözüm müzakereleri çözümsüzlüğe doğru giderken, Rumların kamuoyuna yansımayan talepleri de ortaya çıktı. Rum Yönetimi, Ada'daki Rum ve Türk nüfus oranını kriter olarak göstererek sahillerin 4'te birini istedi. Rumlar, nüfus yapısında, '4'te 1 kriteri'nin korunmasını dayattı. Edinilen bilgiye göre, müzakere sürecine ilişkin gelişmeler şöyle: KKTC, müzakerelerde gelinen son noktadan memnun değil ancak Türkiye, çözümde gelinen aşamayı destekliyor. Daha önce barış için Annan Planı'na onay veren Türk tarafı, yeni müzakerelerde de Rumlardan gelen taleplerin çoğuna olumlu yanıt verdi. Türkiye ve KKTC, bu tutumlarıyla uluslararası kamuoyuna Türk tarafının 'barış istediğini' kanıtlamış oldu. Halen devam eden yoğunlaştırılmış müzakere sürecinde şu ana kadar yüzde 80'lik bölümde hemen hemen uzlaşma sağlandı. Üzerinde uzlaşılan konuların çoğu, Ada'nın tümünün AB'ye üyeliği konusundaki teknik düzey başlıklardan oluştu. Müzakerelerde asıl önemli kısım, yeni konuşulmaya başlanacak olan başlıklar. En tartışmalı bölümler toprak, mülkiyet, güvenlik gibi konular yüzde 20'lik kalan kısımda. Devam eden görüşmelerin asıl gündem maddelerini de bu konular oluşturuyor. KKTC'nin talebi, "tecritten arındırılmış, eşit haklara sahip AB vatandaşları olarak adada bir arada yaşamak" olurken, Rum tarafı eşitlik değil çoğunluk haklarını dayattı. Özellikle yapılan son tur müzakerelerin, hayal kırıklığı yarattığı belirtildi. Bunun nedeni ise Rum tarafının gündeme getirdiği nüfusla ilgili dayatma. Ada'daki Rum nüfusunun, Türk nüfusuna oranla dört kat fazla oluşunu toprak, mülkiyet ve nüfus yoğunluğu taleplerinde gündeme getiren Rum tarafı, Türk tarafının önüne dikkat çeken isteklerle geldi.
Milliyet

Linus Torvalds vs Bill Gates

linus maaşlı çalışan olarak kalırken, bill önce patron, sonra da dünyanın en zengini olmuştur.

linus'un kimseye eyvallahı yoktur. (c++'ın berbat bir programlama dili olduğunu söyler, ona göre c vazgeçilmez gibi) bill ise c++'ın daha da berbat olan c# gibi dilleri hatta daha da berbatı visual basic gibi dilleri desteklemiştir.

17 Ekim 2016 Pazartesi

17.10.2016 Genel Gündem



17.10.2016

GÜNDEM

Türkiye Sadece Türkiye Değildir
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, önceki gün Rize'de kendi adını taşıyan üniversitenin akademik yıl açılışında Suriye ve Musul'daki gelişmelere dikkat çekerek, "Fiziki sınırlarımız başka, gönül sınırlarımız bambaşkadır. Misakı Milli diye bir derdimiz varsa 'Burada üzerimize düşen görevler var' demek durumundayız. Türkiye sadece Türkiye değildir" dedi. Erdoğan'ın mesajları özetle şöyle: "Türkiye bölgede yaşanan tüm bu çatışma ve çekişmelerde mazlumlara mağdurlara kucak açmış, kardeşlerinin yanında olmuş bir ülke. Bizim fiziki sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız bambaşkadır. Bunu birbirinden ayırmamız lazım. Fiziki sınırlara elbette saygı gösteririz ama gönlümüze sınır çizemeyiz. Çizilmesine de müsaade etmeyiz. Birileri bize 'Irak, Suriye, Gürcistan, Kırım, Karabağ, Azerbaycan, Balkanlarla, Kuzey Afrika ile niye ilgileniyorsunuz?' diye soruyor. Kimse binlerce kilometre uzaktan gelip burnumuzun dibinde faaliyet gösteren ülkelere aynı cesaret ve yüksek sesle, 'Siz burada ne arıyorsunuz?' demiyor. Bize ne aradığımız sorulan yerlerin hiçbiri bize yabancı değil. Rize'yi Batum'dan ayırmak mümkün mü? Edirne'yi Selanik'ten nasıl ayrı düşünebiliriz? Gaziantep'le Halep'i, Mardin'le Haseki'yi, Siirt'le Musul'u nasıl birbirleri ile ilgili olmayan yerler olarak kabul edebiliriz? Hatay'dan çıkın, Fas'a kadar uğradığınız her Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkesinde bizden bir şeyler mutlaka görebilirsiniz. Trakya'dan Doğu Avrupa'ya kadar olan coğrafyada attığınız her adımda ecdadın izlerinden birine mutlaka rastlarsınız. Tarih kitaplarında Misakı Milli'yi okuyoruz değil mi? Misakı Milli'de ne var? Eğer Misakı Milli diye bir derdimiz varsa, kusura bakmayın, o zaman bu soruyu kendi içimizde birbirimize soramayız. Tam aksine, 'Burada üzerimize düşen görevler var' demek durumundayız. İşin gerçeği bu. Aynı dili konuştuğumuz, aynı kültürü paylaştığımız Gazze'yi Sibirya'ya kadar kendimizden ayrı düşünebilmemiz için aslımızı inkar etmemiz lazım. Bizim kültürümüzde aslını inkar eden haramzadedir. Irak, Suriye, Libya, Kırım, Karabağ, Bosna ve diğer kardeş bölgeler ile ilgilenmek, Türkiye'nin hem görevi hem de hakkıdır. Türkiye sadece Türkiye değildir. Bunlardan vazgeçtiğimiz gün, istiklalimizden ve istikbalimizden vazgeçtiğimiz gündür. Bizim buna hakkımız olmadığı gibi milletimiz de böyle bir duruma asla rıza göstermez. Türkiye, sadece Türkiye değildir. Türkiye, 79 milyon vatandaşıyla birlikte köklü, tarihi, kültürel ve insani bağlarla iç içe olduğu geniş coğrafyadaki yüzmilyonlarca kardeşine karşı da sorumludur."
Hürriyet

16 Ekim 2016 Pazar

16.10.2016 Genel Gündem



16.10.2016

GÜNDEM

Bylock Pkk'da
Bingöl'ün Solhan ilçesinde yaklaşık bir ay önce güvenlik güçlerince düzenlenen operasyonda yakalanan terör örgütü PKK üyesi, ifadesinde şüpheli Özcan Akpolat'ın, Muş Valisi Seddar Yavuz'a yönelik bombalı araçla gerçekleştirilen suikast girişimiyle bağlantısı olduğunu anlattı. Terörist ifadesinde Özcan Akpolat'ın terör örgütüne patlayıcı yapımında kullanılan malzeme de temin ettiğini belirtti. Bu ifadeler üzerine hakkında yakalama kararı verilen Özcan Akpolat, Batman'daki noterde işlem yaparken güvenlik güçlerince gözaltına alındı. Soruşturmanın yürütüldüğü Muş'a getirilen Akpolat'ın kullandığı telefonda FETÖ'nün şifreli haberleşme programı olan 'ByLock' bulundu. Yapılan incelemede ByLock uygulaması, kırmızı hat olarak belirlenen sık kullanım alanında tespit edildi. Şüpheli Akpolat, ifadesinde ByLock uygulamasını kullanmadığını iddia ederken, telefon ekiplerce incelemeye alındı. Emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edilen Akpolat, "terör örgütü üyesi olmak" suçundan tutuklandı. Teröristlerin hedefindeki Vali Seddar Yavuz, konuya ilişkin şunları söyledi: "Paralel yapının, PKK veya siyasi uzantısıyla iş birliği yaptığını bilmeyen yok. Bununla PKK ve FETÖ'nün işbirliği yaptığı net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Suçüstü yakalanmışlardır. Bu olayla ilgili adli soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor. Aynı zamanda ByLok kullanımı ve terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan tutuklanan Özcan Akpolat'ın örgütün dağ kadrosunda yakınlarının olduğunu, bazı yakınlarının da tutuklu olduğunu biliyoruz."
Hürriyet