5 Ekim 2016 Çarşamba

05.10.2016 Genel Gündem

05.10.2016

GÜNDEM

Parmaksız Savaş Pilotu
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasında çarpıcı tanıklıklar yer aldı. Bir tanık ifadesinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı uçuş okulundan 2013'te mezun olan ve darbe girişiminin ardından TSK'dan ihraç edilen A.E.'nin sol işaretparmağının olmamasına rağmen pilot yapıldığı anlatıldı. Pilotluk için fiziki, psikolojik ve dayanıklılık yeterliliklerinin çok hassas şekilde değerlendirildiğini hatırlatan tanık, normal şartlarda parmağı olmayan bir kişinin pilot adayı dahi gösterilemeyecekken örgüt mensubu bazı doktorların A.E. için 'uçuşa elverişli' raporu düzenlediğini, önündeki engellerin kaldırılarak daha sonra pilot olduğunu söyledi. Tanık, "Uçuş okulunda bazı uçuş öğretmenleri teğmenin sol işaretparmağı olmadığını fark ederek bu kişinin pilot olamayacağını dönemin komutanlarına bildirdi. Hatta bazıları bu öğrenciyle uçmayı reddetti. Olumsuz bildirimlere rağmen pilot olan bu asker, daha sonra FETÖ ile irtibatı ortaya çıktığı için ihraç edildi" dedi. FETÖ'nün asker doktorlar içinde ve uçuş okulunda güçlü bir yapıya sahip olduğunu savunan tanık, ifadesinin devamında şunları anlattı: "Yine aynı şekilde 15 Temmuz gecesi Konya'dan darbe girişimine katıldığı tespit edilen Üsteğmen F.Ö. uçuş okulunda yetenek konusunda sıkıntılar yaşıyordu. Çiğli 2'nci Ana Jet Üssü Komutanlığı 125'inci Eğitim Filosu'nda görevli ve devletine bağlı olan pilotlardan yüzbaşılar R.A., B.K. ile E.Ç., bu kişinin pilot olamayacağı kanaatine vardı. Ancak darbe girişimine katılan ve FETÖ üyesi olduğu belirlenen binbaşı rütbesindeki K.C, N.K. ve diğer komutanlar tarafından korunan F.Ö.'nün, pilot olması sağlandı." Tanık ifadelerinde, darbe girişimi gecesi Ankara Gölbaşı'ndaki Özel Harekât Daire Başkanlığı'nı bombaladığı belirlenen ve TSK'dan ihraç edilen pilotlardan Kurmay Yüzbaşı Ekrem Aydoğdu hakkında da bilgiler yer aldı. Aydoğdu'nun, pilot adayı eğitimi sırasında "uçağı kullanma" bölümünde başarılı olamadığını, buna rağmen Gaziemir Hava Sınıf Okulları'na gönderildiğini, komutanların yer aldığı "uçuş kurulu"ndan kendisine yeniden hak tanınması üzerine "uçuş eğitimi"- ne devam ettiğini aktaran tanık, şöyle devam etti: "Aydoğdu, ilk uçuş eğitimini zor bela tamamlayabildi. İkinci aşamada T37C uçağında eğitime başlayan Aydoğdu, bu uçak tipinde de yetenekten elendi. O dönemdeki yönerge gereği uçuştan direkt ilişiğinin kesilmesi gerekiyordu. Ancak karanlık güçler tekrar devreye girip yönergeyi değiştirdiler. Hiçbir teğmene hak bile verilmezken ona, ikinci kez, üstelik yönerge değiştirilerek hak verildi. Aydoğdu'nun özellikle pilot yapılmaya çalışılması bizim kafamızda hep bir soru işareti olarak kaldı. Hatta kendi aramızda, 'bunun arkasında bir güç var, onu sürekli kolluyor' diye düşünüyorduk. Bu düşüncenin etkisiyle de aramızda, Aydoğdu için 'Mason Ekrem' lakabını kullanıyorduk.
Hürriyet

12 Bin 801 Polis Açığa Alındı
Emniyet Genel Müdürlüğü, önceki akşam, 667 sayılı "Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname" kapsamında 2 bin 523'ü amir olmak üzere 12 bin 801 personeli görevden uzaklaştırdı. Görevden uzaklaştırma kararlarında bylock sistemini kullananlar, Bank Asya'ya para yatıranlar ve ortaya çıkan bağlantılara yönelik raporların etkili olduğu bildirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinde yapılan açıklamada, görevden uzaklaştırılanlardan 2 bin 523'ünün amir sınıfından olduğu kaydedildi. Görevden uzaklaştırılanların 37'sinin İçişleri Bakanlığı'nda görevli olduğu anlaşıldı. Personelin İçişleri Bakanlığı merkez birimlerinde görev yaptıkları ifade edildi. Açığa alınanlar arasında eski bakan Mehmet Ali Şahin ile Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ın bir dönem koruma ekibinde yer alan isimlerle, eski Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz'in Özel Kalem Müdürlüğü'nde sadece iki gün süre ile çalışmış bir polisin de bulunduğıu öğrenildi. Görevden alınanların 1350'sinin de Ankara Emniyeti'nde görevli olduğu anlaşıldı. Görevden uzaklaştırılan personeller hakkında 10 gün içinde soruşturma açılacağı bildirildi.
Milliyet

Açılışta 'Demokrasi Ve Barış' Vurgusu
TBMM Genel Kurulu 26. Dönem 2. yasama yılı rutin çalışmalarına barış temennisiyle başladı. Genel Kurul, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı başkanlığında toplandı. Bahçekapılı, yaptığı konuşmada, "15-16 Temmuz Milli Demokratik Halk Devrimini gerçekleştiren bu halk bize, en büyük gücün kendisi olduğunu bir kez daha gösterdi. İnanıyorum ki bu gücün Gazi Meclis'teki temsilcileri olan bizler yeni yasama yılında yaptığımız tüm çalışmalarda bu gerçeği unutmayacağız" ifadesini kullandı. Yeni yasama yılında yapacakları her çalışmanın ülkenin yararına olacağına inandığını dile getiren Bahçekapılı, şunları kaydetti: Dilerim ki bu yasama yılında çalışmalarımız esnasında birbirimize olan davranışlarımız, iyi niyet ve samimiyet duyguları üzerine kurulur. Bu bağlamda 26. Dönem'in 2. Yasama Yılı'nın ülkemiz, milletimiz ve hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Sağlıklı ve başarılarla dolu bir yasama yılı geçirmenizi temenni ediyorum. Meclisimizin ilk Başkanı ve cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Meclisimize başkanlık etmiş, üye olarak bulunmuş bütün siyaset adamlarımızı ve şehitlerimizi şükranla anıyorum." MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, , "Başta terörle mücadele olmak üzere demokrasi, hukuk ve adalet içinde çalışan bir yönetim, refah içinde kalkınan bir ülke en önemli amacımızdır" diye konuştu. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise halk için yasama faaliyetinin yürütüleceği bir yasama dönemi dileğinde bulundu. Özel, geçmişte Meclis'te gündeme gelmesine rağmen yasalaşmayan Hayvanları Koruma Kanunu'na ilişkin düzenlemenin yapılmasını istedi.
Vatan

Hava Kuvvetlerine Operasyon: 54 Gözaltı
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY yönelik soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında dün sabah eş zamanlı yapılan operasyonda 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'nda görevli, aralarında 1 yarbay, 2 binbaşı, 1 yüzbaşı ve 1 üsteğmenin de bulunduğu 21 asker, 'Anayasayı ihlal, Yasama Organlarını Engellemeye Teşebbüs, Hükümete Karşı İsyan, Türkiye Cumhuriyeti'ne silahlı isyan, FETÖ/ PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak, Örgüt Adına Faaliyette bulunmak' suçlamalarıyla gözaltına alındı. Eskişehir merkezli Kütahya, Ankara, İstanbul ve İzmir'de yine hava kuvvetlerine yönelik operasyonda ise 33 kişi gözaltına alındı. Konya 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı MAK Timi Komutanı Başçavuş Yılmaz Bahar, iddiaya göre, darbe girişimi öncesi cuma günü sabah saatlerinde 7'şer kişilik 3 timle, ağır silahlarla donatılan üsse ait 6 araçla, 'Moda Deniz Kulübü'ndeki düğünde Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal'ı korumaya gidiyoruz' diye Konya'dan İstanbul'a hareket etti. İstanbul'a ulaşan tim burada düğüne baskın yaparak komutanları rehin aldı. Cunta girişiminin ardından 3'üncü Ana Jet Üs ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Haluk Şahar, İstanbul'da gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Şahar'ın, gözaltına alınmadan önce iddiaya göre, Üssün Hava Harekat Komutanı Kurmay Albay Mustafa Ertürk'e, 4 adet F16 uçağı hazırlayıp, ikinci darbe girişimine hazır olması için emir verdiği ileri sürüldü.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 124,9541-125,0875                     
ABD Doları 3,0555-3,0568/Euro 3,4303-3,4314/İngiliz Sterlini 3,8940-3,8973        


Milli Gelirde 'Kur' Varsayımı
Yeni 'Orta Vadeli Program'ın (OVP) ana hatları dün açıklandı. Ancak yine pembe tablolar içeriyor. İşin doğrusu; bu tür programlar, hükümetlerin orta vadede ekonomiyi nereye götürme niyetinin kamuoyuna dönük yol haritasıdır. Biraz iyimserlik dozu normal karşılansa da, nedense bizde "şuraya bir orman çizelim, yemyeşil olsun' havasında oluyor. OVP'ye göre 2016 yılını yüzde 3.2 büyüme ile bitireceğiz. Buradan çıkan varsayım şu olmalı: İlk ayında darbe girişimi ve devamında OHAL ilan edilen üçüncü çeyrekte yüzde 2, içinde bulunduğumuz son çeyrekte yüzde 3 büyürsek tüm yılı yüzde 3.2 büyümeyle bitirebiliriz. Oysa ikinci çeyrekte zar zor yüzde 3.1 büyüyebilmiştik; o da kamu harcamalarının belirgin desteği ile. Peki içinde bulunduğumuz yıla dair bu tahmini büyüme mümkün mü? Üçüncü çeyreğe dair veriler yüzde 1 büyüme bile iyimser diyor. Kaldı ki son çeyrekte dahi yüzde 3-4 zor. Bu bakışla, OVP'de 2017 büyümesi için geçen yıl konulan yüzde 5'lik tahminin yüzde 4.4'e çekilmesi 'gerçekçilik' olmayacağı gibi, bu hali ile bile açıkta kalıyor. Yalnız dikkat çeken şu; giderek artan bütçe açığının, OVP'de 2017 yılında GSYH'nın yüzde 1.9'una ulaşacağı görülüyor. Kamu harcamalarında gaza basmaya devam edileceği açık. Bu, darbe girişimi ve devamındaki OHAL uygulamaları altında özel kesimin, hane halkı harcamalarının yüksek olmayacağının da dolaylı bir kabulü olmalı. Geçen yıl Kasım seçimleri sonrasında güncellenen OVP'ye göre, 2016 bütçe açığı GSYH'nın yüzde 1.2'si olacaktı. Dün Başbakan tarafından açıklanan verilere göre, bu yılı yüzde 1.6'sı seviyesinde bitireceğiz. 2017 için planlanan yüzde 1.9'luk bütçe açığının da bugünden görünen geleceği, büyük bir olasılıkla yüzde 2'nin üzerine çıkmasıdır. Bu da, Türkiye'nin pusulasını kaybeden iktisat politikasının artık kamu harcamaları ile ivme kazandırılması rotasına giriyor olmasıdır. Başbakan Yıldırım da, "bunu bilerek yapıyoruz" diyor.
Hürriyet

Yaz Çıkarsa Bahtımıza
Başbakan Binali Yıldırım dün Başbakan yardımcıları Mehmet Şimşek ve Nurettin Canikli, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan ve Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın yanı sıra kamu kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin katılımıyla Çankaya Köşkü'nde düzenlediği basın toplantısında, 2017-2019 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli Programı (OVP) açıkladı. Yıldırım'ın açıkladığı yeni Orta Vadeli Program'da (OVP) büyüme tahmini, bu sene için yüzde 4.5'ten yüzde 3.2'ye, 2017 için yüzde 5'ten yüzde 4.4'e çekilirken, 2018 ve 2019 için de yüzde 5 büyüme tahmininde bulunuldu. Yıldırım, "Yüzde 3-4 bandında bir büyüme bizim asla hedeflediğimiz bir büyüme değildir. Ancak 'el ile gelen düğün, bayram' derler bizim memlekette. Küresel olumsuzluklar bizi de etkiliyor. Avrupa'da eksi düzeylere veya sıfır düzeylerine giderken, biz yine yüzde 3'ün üzerinde bir büyümeyi 2016'da yakaladık. Neye rağmen, 2016'yı bir hatırlayın. Turizmle, ihracatla ilgili ciddi olumsuzluklar yaşadık. Terörle mücadelede çok yoğun bir yıl, üstüne üstlük bir de 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi. Bütün bunları üst üste koyduğunuz zaman geçtiğimiz 9 ay boyunca hemen hemen hiç boş durmadık. Mutlaka sürekli bir olayla, bir krizle karşı karşıya kaldık" dedi. Yeni OVP'deki tahminlerin kötümser, karamsar tahminler olduğunu belirten Yıldırım şöyle konuştu: "İşimizi kış tutuyoruz, yaz çıkarsa bahtımıza' anlayışı ile hazırladık. Olabilecek en olumsuz tahminleri buraya yansıttık ama günü geldiğinde daha iyi oranlarla da karşılaşacağımızı söyleyebilirim. Bu süreçte kamu olarak tasarrufta örnek olacağız. Önce kendimizden başlayacağız. Araç alınmasına, yeni bina alınmasına, yapılmasına, kiralanmasına mecburiyet olmadıktan sonra izin vermeyeceğiz. Gereksiz dış seyahatleri sınırlandıracağız. Daha birçok tedbir var. Personel alımında asgari düzeyde, güvenlik, eğitim dışında fazla personel alımı düşünmüyoruz. Dolayısıyla tasarrufu devletten başlatacağız, sonra vatandaşa yüzümüz olsun. Önce biz yapalım, sonra da vatandaşa dönelim 'biz yapıyoruz, siz de katkı sağlayın' diyebilelim." Başbakan Yılırım, yeni programın daha iyi anlaşılması için dünyada ne olup bittiğine bakmak gerektiğini belirterek, 2009 krizinden itibaren dünya ekonomisinde büyümenin artmadığını, her yıl azalan bir şekilde büyümenin devam ettiğini ifade etti. Bu eğilimin bu yıl da sürdüğünü dile getiren Yıldırım, "Küresel güven kaybı oldu. Birtakım sanal ticaret yapılarak, şirketler gerçekte büyümediği halde büyümüş gibi gösterilerek, para oyunlarıyla, kağıt oyunlarıyla sonunda ellerinde patladı. Bu sefer küresel ticaretteki güven kayboldu. Güven kaybolunca ticaret hacmi azaldı. Ticaret hacmi azalınca büyüme olumsuz etkilendi. Dünya büyümeyince tabii bu durum ülkelere de aynı şekilde yansımaya başladı" dedi. Türkiye ekonomisinin 2009 yılı dışında, 27 çeyrek boyunca sürekli büyüdüğünü vurgulayan Yıldırım, ekonominin bu sene de aynı şekilde büyümeye devam ettiğini dile getirdi. Yıldırım, bu yıl Çin ve Hindistan dışında Türkiye'nin, dünya ortalamasının iki katı büyümeyi yakaladığına da işaret etti. Yıldırım, OVP'nin teknik detaylarını ilgili bakanların açıklayacaklarına dikkat çekerek, "Ben vatandaşa açıklamalarda bulundum. Çok bilmiş ekonomistlere açıklamaları arkadaşlarımız yapacaklar" dedi.
Hürriyet

İhracatçılar: Hedefleri Aşacağız
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Orta Vadeli Program (OVP) hakkında şunları söyledi: "Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler, petrol ve emtia fiyatlarındaki düşük seyir ile bölgesel ve jeopolitik gelişmeler büyüme ve ihracat beklentilerini olumsuz etkiledi. Ancak açıklanan hedefler, Sayın Başbakanımızın dediği gibi asgari beklentileri yansıtıyor. İnanıyoruz ki Türkiye ekonomisi, atılacak yapısal reform hamleleri ile birlikte bu tahminlerin üzerinde performans gösterecek, ihracatımız da OVP hedeflerini aşacaktır." 2016 yılı ihracatının 155.5 milyar dolardan 143.1 milyar dolara revize edildiğini belirten Büyükekşi, "Başbakanımızın açıklamasında Eximbank'ın destek bütçesinin 3 katına çıktığını görüyoruz. Bu da ihracatçılarımızın finansman ihtiyaçlarında ciddi bir kolaylık getirecektir" dedi. Doların global bazda güçlenmesine paralel yükselişini sürdüren dolar/TL 3.05 seviyesini test etti. ABD'de önceki gün açıklanan imalat sektörü PMI verilerinin olumlu gelmesi ardından Fed'in bu yıl sonunda faiz artırımı yapacağı beklentilerinin artması doların genel olarak değer kazanmasına neden oldu. Dün sabah 3.02 seviyesinde olan dolar/TL, 3.05 seviyesini test ettikten sonra 3.04'e geriledi.
Milliyet

Tmsf'ye Geçen Şirketler 2017 Yılında Satılacak
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Şakir Ercan Gül, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Fon'a devredilen şirketlerin satışına ilişkin olarak, "Bunların içerisinde kısa zamanda satılması gereken şeyleri satışa hazırlayacağız. Ben tarih vermiyorum ama 2017 başında olabilir" dedi. Gül, AA Finans Masası'na konuk oldu. FETÖ'ye bağlı olan şirketlerin fotoğrafının henüz çekilemediğini ifade eden Gül, "252 tane şirketten bahsediyoruz. Bu işletmelerin gayrimenkulleri illa satılacak diye bir şey de yok. Belki bütün değer ifade eden unsurları bir paket yapıp satacağız. Bu işletmelerin gayrimenkulleri olabilir. O gayrimenkuller tek tek satılabileceği gibi, işletme bünyesine de alınabilir" diye konuştu. Gül, el konulan gayrimenkul şirketlerinden daire alan ve henüz dairesini teslim almamış hak sahiplerinin zaten kayıtlarda belli olacağını ifade ederek, "Bu hak sahibine o grubun imkanları çerçevesi içerisinde bize ne devredilmişse, ne varsa onları bir şekilde, hukuk içerisinde yerine getirmeye çalışacağız" dedi. Hak sahibinin iddiasını ispat edememesi halinde yapılacak bir şey olmadığını belirten Gül, "İddiasını ispat ediyor, fakat ilgilinin malvarlığında ona yetecek kadar karşılık verebilecek bir şeyimiz yok. Orada bir kamu kaynağı kullanmayacağımız için yapılabilecek çok fazla bir şey yok" diye konuştu. Gül, TMSF'nin bu şirketlere herhangi bir kaynak aktarmayacağını, bu şirketlerle hukuku olanların da hukukunun korunacağını söyledi. Gül, TMSF'de, paralel yapı ile irtibatlı kişileri pasifize ettiklerini, 12 kişiyi görevden uzaklaştırdıklarını söyledi.
Milliyet

Türkiye'den Imf'ye 1 Milyon $ Hibe
Dünya genelinde 189 üyesi bulunan Uluslararası Para Fonu'na (IMF) su anda 70'in üstünde ülkenin milyarlarca dolar borcu bulunurken, IMF'ye borcunun son taksiti, 14 Mayıs 2013'te ödeyerek borcunu sıfırlayan Türkiye, artık kuruluşa destek verir hale geldi. Daha önce de IMF'ye 5 milyar dolarlık kredi teklifinde bulunan Türkiye ile Uluslararası Para Fonu (IMF) arasında Afet Etkilerinin Sınırlandırılması ve Borcun Hafifletilmesi Fonu'na (CCR) ilişkin hibe anlaşması onaylandı. Milletlerarası anlaşma, Resmi Gazete'de yayımlandı. Anlaşmaya göre, Hazine Müsteşarlığı'nca temsil edilen Türkiye, CCR Emanet Fonu'nun vekili olarak IMF'e, hibe kaydıyla 1 milyon dolar finansal katkı sağlayacak. Hibe, özellikle borcun hafifletilmesini temin etmek amacıyla 'Afet Sonrası Etkilerin Hafifletilmesi Penceresi' veya 'Afet Etkilerinin Sınırlandırılması Penceresi' kapsamında CCR Emanet Fonu'nda belirtilen amaçlar için kullanılacak. Anlaşma, Türkiye tarafından yürürlük için gerekli kendi iç süreçlerin tamamlandığına dair yazılı bildirimin IMF tarafından alınmasını müteakip yürürlüğe girecek. Türkiye anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından 6 ayı geçmeyecek şekilde hibe ödeme tarihini belirleyecek.
Akşam

Merkez'den Faiz İndirimi Bekliyor
JP Morgan, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) Kasım ayında 25 baz puan faiz indirmesini bekliyor. Kuruluşun yaptığı değerlendirmede TCMB'nin Ekim'de faizin üst bandını 25 baz puan indirerek sadeleştirmeyi sonlandıracağı, Kasım'da da gösterge faizini 25 baz puan düşüreceği yönünde tahminde bulundu. Mali disiplinin Türkiye açısından önemli politika aracı olduğunu söyleyen JP Morgan, bu yıl ve 2017'de GSYH büyüme tahminlerini yüzde 3.3 ve 3.5 olarak belirtti. 20 16 sonu enflasyon beklentisini yüzde 8.3'ten 7.6'ya düşüren JP Morgan, 2017 sonu enflasyon beklentisini yüzde 7.2 olarak devam ettirdi.
Vatan

Yatırımlar İçin Kaynak Var
Yatırımlara hız kesmeden devam edeceklerine dikkati çeken Binali Yıldırım, "Yatırımlar için kaynak problemimiz yok. Her şeyden tasarruf olur ama yatırımdan kısıtlama olmaz. Yatırım ülkeyi geleceğe hazırlamaktır" dedi. Başbakan, şöyle devam etti: "Yatırımın kalitesi de önemli. Altyapı yatırımlarına, istihdam oluşturacak, büyümeye katkı sağlayacak yatırımlara çok daha fazla kaynak ayıracağız. İlk yatırımları 2017'de 2016'ya göre artırmış olacağız. Bunların bir kısımını bütçeyle yapacağız ama büyük bir kısımında da alternatif finans yöntemlerini kullanacağız. Türkiye'de dünyanın en büyük havalimanını, en geniş asma köprüsünü, dünyanın 4'üncü büyük köprüsünü ve birçok 5-6 bin yataklı şehir hastanesini kamudan, bütçeden kaynak kullanmadan yaptık. Bunların hepsini topladığımız zaman 50 milyar dolar yapıyor. Kaynak var, illa bütçeden yapmamız gerekmiyor, 'Para yok, yatırım yapmayalım' böyle bir şey yok. Nasıl büyüyeceğiz? Hem büyüyeceğiz, hem kaynak üreteceğiz, hem de enflasyonu kontrol altına alacağız."
Vatan

DÜNYA

Gladyatör Savaşları
Suriye'nin Halep kentinde şiddetlenen çatışmalar ABD ile Rusya arasındaki gerilimi zirveye çıkardı. Washington'un önceki gün Rusya ile Suriye müzakerelerinden çekilme kararı almasını dün temaslar için Brüksel'de olan ABD Dışişleri bakanı John Kerry'nin, "Suriye rejimi ve Rusya, parçalanmış cesetler, bombalanmış hastaneler ve uzun süredir acı çeken bir coğrafyada travma yaşayan çocuklar üzerinde askeri bir zafer arayışını öteye götürmek için diplomasiyi reddetti" sözleri izledi. Moskova'yı en fazla tedirgin eden senaryo ise ABD'nin Suriye'de rejim değişikliği için askeri güce başvurma ihtimali. Dün Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Koneşenkov, Suriye'nin Tartus kentinde bulunan Rus donanma üssüne, 'Gladyatör' lakaplı füze avcısı Antey-2500 (S-300 VM) hava savunma sistemi konuşlandırdıklarını doğruladı. Füzelerin savunma amaçlı olduğunu kaydeden Konaşenkov, bu durumun Batı'da tedirginlik oluşturmasına anlam veremediğini ifade etti. Ancak Suriye'ye tam olarak kaç sistemin yerleştirildiği ve nerelere konuşlandırıldıkları belirsizliğini koruyor. Rus basınına göre, Moskova yönetimi Tartus üzerinden 12 Antey 2500 bataryasını, Şam yönetiminin kontrolündeki bölgelere sevk etti. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Peter Cook ise Rusya'nın bu adımına anlam veremediklerini belirterek, "Konuşlandırmayı dikkatlice izleyeceğiz çünkü bu adım koalisyonun Suriye'deki operasyonlarını etkileyebilir" diye konuştu. Rus Dışişleri Bakanlığı'ndan dün yapılan açıklamada, "Amerikan yönetimi, Suriye'de istediği rejim değişikliğini sağlayamayacağını görünce bu adımları attı. Şimdi yine aynı hedeflerine ulaşmak için şeytanla bile anlaşma yapmaya hazır olduğu izlenimi veriyor. Anlaşılan Suriye rejimini devirmek için teröristlerle bile ittifak kurmaya hazır" dendi. Batı ülkeleri de Rusya'nın tutumuna karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üzerinden hamle yapma hazırlığında. Fransa Dışişleri Bakanı Jean- Marc Ayrault, "Çok yakında, önümüzdeki günlerde BM Güvenlik Konseyi'ne Halep tasarısı getirilecek. Güvenlik Konseyi'nde yer alan Batılı daimi üyelerin hazırlayacağı bu tasarı Suriye'nin Halep şehrinde silahların hemen susmasının öngörüyor. Bu tasarı oylamaya sunulduğunda Rusya yine veto hakkını kullanırsa, Esad rejiminin arkasında durduğunu ve onun işlediği savaş suçlarına ortak olduğunu tüm dünyaya göstermiş olur. Rusya'nın kullanacağı veto hakkı izolasyon halini daha da derinleştirir" dedi.
Hürriyet

Askerlerinizi Çekin
Irak Meclisi, Başika'da bulunan Türk askerlerini "İşgalci güç" olarak nitelendiren ve bu gücün Irak topraklarından çıkarılması için Bağdat yönetimini gereken diplomatik adımları atmaya çağıran bir karar aldı. Dün 328 sandalyeli Irak Meclisi'ndeki oturuma katılan 189 milletvekilinin büyük çoğunluğunun destek verdiği kararda, 'TBMM'nin 1 Ekim'de aldığı ve Türk askerinin Irak'ta kalma süresinin uzatılmasıyla ilgili kararın reddedildiği' kaydedildi. Irak Meclisi'nden yapılan yazılı açıklamada, "Aldığımız karar, Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi'nin çağrılıp nota verilmesi, Türk güçlerinin 'işgalci güçler' olarak sayılması ve Irak topraklarından çıkarılması için gerekenlerin yapılması, Türk güçlerinin Irak'a girmesini talep edenler hakkında yargıya başvurulması, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarının reddedilmesi ve kınanması, Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilerin gözden geçirilmesi, Türk güçlerinin ülkeden çıkarılması için hükümetin Birleşmiş Milletler ve BM Güvenlik Konseyi'ne acilen başvurması, hükümetin ayrıca ülkenin egemenliğinin korunması için siyasi ve diplomatik yollara başvurması talebini içeriyor" denildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazar günü Musul'un IŞİD'den kurtarılmasının ardından burada sadece Kürt Sünniler, Türkmenler ve Arap Sünnilerin kalması gerektiğini ifade etmiş, bu açıklama önceki gün Irak Dışişleri Bakanlığı tarafından 'Irak'ın içişlerine müdahale' olarak nitelendirilerek kınanmıştı. Türk Dışişleri Bakanlığı dün akşam yazılı bir açıklama yaparak Irak Temsilciler Meclisi'nin kararını kabul edilemez olduğunu belirterek protesto ettiğini duyurdu. Bakanlık açıklamasında kararda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a yönelik çirkin ithamlarda bulunduğuna dikkat çekildi. Türkiye'nin Irak'ın toprak bütünlüğünden yane olduğuna yer verilen açıklamada, Irak Meclisi'nin kararıyla ilgili olarak, "Rahatsızlık ve tepkimiz, Irak'ın Ankara Büyükelçisine de iletilecektir" denildi. Türkiye'nin DEAŞ kontrolündeki Musul'un 12 km kuzeyindeki Başika Üssü'nde Sünni Haşd el-Vatani güçlerini eğiten bir gücü bulunuyor. Üste 500 civarında asker olduğu tahmin edilirken, Kuzey Irak'ın değişik yerlerinde de Türk özel kuvvet, komando ve zırhlı mekanize taburu bulunuyor. Kuzey Irak dâhil Irak genelinde Türk asker sayısının 2 bin kadar olduğu tahmin ediliyor. Türkiye Irak'taki askeri gücünün Bağdat yönetiminin bilgisi dahilinde konuşlandırıldığını belirtirken, Bağdat Türkiye'yi izin almadan asker sayısını artırmakla suçluyor.
Hürriyet

İran: Nasa İle Çalışabiliriz
İran Uzay Ajansı (ISA) Başkanı Muhsin Behrami, Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ile işbirliği yapmak istediklerini belirtti. Ülkenin yarı resmi haber ajansı Fars'ın haberine göre, başkent Tahran'daki basın toplantısında konuşan Behrami, nükleer anlaşma sonrasında İran'ın uzay çalışmalarında daha rahat hareket edebildiğini söyledi. ISA'nın uzaya insan gönderme konusunda çalıştığını aktaran Behrami, bu konuda Rusya ile görüşmeler yaptıklarını ifade etti. Behrami, NASA ile de işbirliği yapmak istediklerini belirterek, "Bazı uzay ajanslarıyla yürütülen müzakerelerin yanı sıra NASA'yla da işbirliğine sahip olmayı umuyoruz. Çünkü NASA, Amerikan değil, uluslararası bir kurum" dedi. Behrami, çeşitli Avrupa ülkelerinin yanı sıra Çin, Rusya ve Japonya'da ilgili kurumlarla teknik işbirliği konusunda görüştüklerini de açıkladı. ABD, 1979'da 52 Amerikalı diplomatın 444 gün boyunca Tahran'daki elçiliğinde rehin alındığı kriz sonrasında, İran ile bütün diplomatik ilişkilerini kesmiş, bu olayın ardından İran'a ABD ambargosu başlamıştı. Daha sonra ise İran'ın nükleer programı gerekçe gösterilerek ambargonun kapsamı genişletildi. İran ile P5+1 ülkeleri arasında 2015'te imzalanan nükleer anlaşmanın ardından ABD ve İran'ın ilişkilerinin de düzeleceği yorumları yapılmıştı.
Milliyet

Gıulıanı: Trump Ekonomi Dahisi!
ABD'de başkanlık seçimleri öncesi Demokrat Parti adayı Hillary Clinton ile rakibi Cumhuriyetçi Donald Trump arasında rekabet kızıştı. Başkanlık yarışında "kadın" konusu yeniden gündeme gelirken, eski New York Belediye Başkanı Rudy Giuliani, Trump gibi "ekonomi dahisi bir adamın", "e-postalarıyla FBI'ı meşgul eden" bir kadından daha iyi başkan olacağını iddia etti. Hillary Clinton ise, 18 yıl vergi ödememiş olabileceği iddia edilen Trump'ın, değiştirmeyi vaadettiği "hileli sistemin sembolü" olduğunu söyledi. Trump'ı "iki yüzlülükle" suçlayan Clinton, "Milyonlarca Amerikan ailesi, çok çalışıp kendilerine düşen hisseyi öderken, anlaşılan Trump hiçbir katkı sağlamıyordu" dedi. Son anketler, Clinton'ı yüzde 49'la oyla Trump'ın 5 puan önünde gösteriyor.
Milliyet

Clinton'dan Assange'e İha'lı Suikast Planı
Julian Assange'ın kurucusu olduğu WikiLeaks'i susturmanın yollarını arayan ABD Dışişleri Bakanlığı ve dönemin Dısisleri Bakanı Hillary Clinton, çareyi insansız hava araçlarında (IHA) 'aradı. WikiLeaks ABD'ye ait gizli diplomatik yazışmaları yayımlamadan önce yapılan bir toplantıda Clinton'ın "Can't we just drone this guy?" (Bu adamı IHA'yla vuramaz mıyız?) dediği belirtildi. True Pundit, 23 Kasım 2010'da yaşandığı belirtilen bu diyalog sırasında Clinton'la birlikte odada olan kisilerin bu sözlere gülerek karşılık verdiği belirtildi. Clinton'ın 'önerisinin' ardından Assange'ın yakalanarak ABD'ye iade edilmesini sağlayan kişiye 10 milyon dolar ödül verilmesinin gündeme geldigi kaydedildi. WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange, ABD'de baskanlık seçiminin yapılacağı 8 Kasım'a kadar seçimle ilgili ellerindeki tüm belgeleri yayımlamayı planladıklarını açıkladı. WikiLeaks'in 10. yas günü için Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen basın toplantısına sitenin kurucusu Julian Assange da video konferans yöntemiyle katıldı.
Akşam

Onu Da Gazladılar
Yunanistan'ın başkenti Atina'da hafta başında kemer sıkma önlemleri çerçevesinde maaşlarındaki kesintileri protesto eden emeklilere polisin biber gazıyla müdahale etmesi, Başbakan Aleksis Çipras'a yönelik tepkilere neden olmuştu. Polis, yeni bütçe tasarısının görüşülmeye başlamasına saatler kala SYRIZA-ANEL koalisyon hükümetinin politikalarını protesto eden emeklilere başbakanlık konutu Maksimos Köşkü'nün önünde müdahale etmişti. Polisin müdahalesi sırasında çekilen ve sosyal medyada paylaşılan bir fotoğraf ise Yunanistan'da bir anda gündemin ilk sırasına oturdu. Zira fotoğraftaki yaşlı kadın, Yunanistan'daki sol hareketin sembol isimlerinden 85 yaşındaki Katina Manitara'ydı. Fotoğrafta Manitara'nın gazlı müdahaleye rağmen polis barikatının önünde durmaya devam ettiği görülüyordu. Emeklilere yönelik polis müdahalesine kamuoyunda oluşan tepki, eyleme bastonuyla birlikte katılan Manitara'nın da gazlanan göstericiler arasında olduğunun ortaya çıkmasıyla bir kat daha arttı. İkinci Dünya Savaşı sırasında, henüz 10 yaşındayken, önce İtalyan ardından da Nazi işgaline karşı ulusal direnişe katılan Manitara, Yunan İç Savaşı sırasında da 'Hür Demokratik Yunan Ordusu' (EDES) saflarında faşist yönetime karşı savaşmıştı. Manitara 1948'de girdiği bir çatışmada ağır yaralanmıştı. Yaşlı kadın bugün hala başında, o çatışmada isabet eden şarapnel parçasıyla yaşıyor.
Vatan

Nobel De Hayal Oldu
Kolombiya'da hükümet ile 'Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri' (FARC) örgütü arasında imzalanan barış anlaşmasının hafta sonunda düzenlenen referandumla reddedilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos ve FARC lideri Rodrigo Londono'nun Nobel Barış Ödülü alma hayalleri de suya düştü. Oslo'daki Barış Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Kristian Berg Harpviken, barış anlaşmasıyla bağlantılı tüm adayların listeden çıkarıldığını duyurdu. Santos sandıktan çıkan sürpriz 'hayır' sonucu karşısında ilk etapta, anlaşmaya karşı çıkan muhalif kesimlerle görüşmeye başlayacaklarını açıkladı. Santos, hükümet adına barış görüşmelerini yürüten eski Devlet Başkanı Yardımcısı Humberto de la Calle'den bir an önce müzakerelere başlamasını istediğini söyledi. Muhalefetle yapılacak görüşmelerde, FARC ile varılan anlaşmaya dair endişeleri giderecek her konunun ele alınmasını istediğini belirten Santos, özellikle anlaşmaya karşı çıkan eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe'nin öncülük ettiği 'hayır' taraftarlarıyla ulusal bir uzlaşı arayacaklarını vurguladı. Santos, "Şimdiki belirsiz durumun şu ana kadar elde edilen her şeyi tehlikeye atması nedeniyle hızlı davranmalıyız" dedi. Kolombiya'da referanduma sunulan barış anlaşması, yüzde 50,24'lük oyla reddedilmişti. Anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için referandumda onaylanması gerekiyordu. Katılım oranının yüzde 40'ın altında kaldığı referandumda 13 milyon seçmen oy kullanmış, anlaşmaya "Hayır" diyenlerin sayısı, "Evet" diyenlerden 63 bin fazla olmuştu. Kolombiya ve FARC'ın aday listesinden çıkmasından sonra, Rus insan hakları savunucuları ve İran'ın nükleer program anlaşmasındaki tarafların Cuma günü açıklanacak ödüle daha yakın oldukları belirtiliyor. Olası adaylar arasında ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Frederica Mogherini de var.
Vatan

POLİTİKA
'Güya Akp'ye Bastonmuşuz'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "partisinin AK Parti'ye bastonluk yaptığı" iddialarına sert tepki gösterdi. Bahçeli grup toplantısında özetle şunları söyledi: "Pensilvanya'ya sığınmış vaiz görünümlü bir terörist, bu aziz vatanı yakmaya kalkışmıştır. Henüz hatırlı ByLock kullanıcılarıyla, kuytularda 1 dolar saklayan suçlularla ilgili bir ifşa, bir izahat yoktur. En alt düzeyde bir memurun suçu görüldüğü an gereği yapılıyor da, makamlar yükseldikçe niçin bir yavaşlamaya, savsaklamaya gerek duyuluyor? Darbe teşebbüsü gerçekleşmiş olsaydı, devlet ve siyasete kimler hükmedecekti? Yurtta Sulh Konseyi yapılanmasının ana kadrosunu milletimiz ne zaman öğrenecektir? Güya biz AKP'ye bastonluk yapıyormuşuz, gözü kapalı arkasında duruyor, avukatlığına soyunuyormuşuz. Bu iftiraları atan bre densizler, siz FETÖ'nün kurşun askerliğine talip olurken bir şey olmuyor da bizim Türkiye'yi müdafaa etmemiz mi gözünüze batıyor? Türkiye terörizmin kanlı baskınına uğrarken, devleti yönetenlerle kavga mı edecektik? Ne demek ikinci kalkışma olacak? Ederi 1 dolar olan geri gelecekse, gömülmeye de hazır olmalıdır. Hainler ayaklanırken, biz de oturacak, ağaç kovuğuna mı saklanacağız? MHP, Türkiye'nin ayağına pranga vurmak isteyenlerle mücadelede devletini ve hükümetini yalnız bırakmayacaktır. 93 yıl önce imzalanan Lozan Antlaşması'nın zafer mi hezimet mi olduğunu tartışıyoruz. Elâlem uzayı tarıyor, yeni keşifler yapıyor, Jüpiter'in uydusunda su olup olmadığını konuşuyor, biz Lozan'ı masaya çıkarıyoruz. Atatürk'le 2'nci Abdülhamid'in mukayesesi de yapılıyor. Diyebileceğim tek şey 'pes doğrusu'dur. Eski defterleri aralayan bir insan eğer müfsid değilse kesinlikle müflistir. Cumhurbaşkanı'nın sözlerini yadırgıyorum. 2016'daki Lozan'ın 93. yıldönümünde verdiği mesajlarına bağlı kalmasını hem diliyor hem tavsiye ediyorum."
Hürriyet

'Siyasetçi Korunuyor' Fitnedir
Başbakan Binali Yıldırım, FETÖ operasyonlarının siyasi ayağıyla ilgili tartışmalar için 'fitne' uyarısında bulunarak, "Neymiş, siyasi gücü olanlar korunuyormuş. Bu tür ifadelerin peşinden gidenler FETÖ'nün kündesine geldiklerini asla unutmasınlar" dedi. Yıldırım, partisinin grup toplantısında özetle şunları söyledi: "FETÖ, PKK, DEAŞ, bütün terör örgütleriyle mücadelenin tüm hızıyla sürdüğü bu dönemde diğer siyasi partilerimizden de aynı tavrı bekliyoruz. FETÖ'nün vücuda giren bir zehir gibi her yere sızabilen fitne söylemlerine karşı da çok dikkatli olmanızı istiyorum. Hiç kimse FETÖ'nün oyununa gelmesin. FETÖ, diğer partilerle birlikte, AK Parti teşkilatları içinde de tereddütler ortaya çıkarmak, mücadelenin kararlılığına gölge düşürmek için her türlü hileye, yalana, dolana başvuruyor. Neymiş, alt düzeydeki FETÖ'cüler tasfiye edilirken, siyasi gücü ve konumu olanlar korunuyormuş. Bu ifade fitnenin ta kendisidir. Bu tür ifadelerin peşinden gidenler, FETÖ'nün kündesine geldiklerini asla unutmasınlar. Bu demek değildir ki eksikler, hatalar yoktur. Bunların hepsi telafi edilir. Ama hainlik asla affedilmez. Fitne çıkararak, yapılan mücadeleyi değersizleştirmeye çalışanlara da asla müsamaha göstermeyeceğiz. FETÖ konusunda AK Parti'ye ayar vermeye çalışanlar dönüp, kendi içlerinde de aynı temizliği yapmaları gerekir. Fırat Kalkanı Harekâtı başarılı bir şekilde devam ediyor. 5 bin kilometrekarelik alanı, DEAŞ, PYD, YPG gibi unsurlardan temizleyinceye kadar devam edecek. Fırat'ın batısında bir süre önce Münbiç'te DEAŞ'tan temizlenmesine rağmen maalesef diğer bir terör örgütü PYD-YPG o boşluğu doldurmuş durumda. Nasıl DEAŞ'ı bölge halkından oluşan Özgür Suriye Ordusu mensuplarıyla püskürttüysek gerektiği anda PYD ve YPG'yi de zorla atmasını da biliriz."
Hürriyet
'Devlet Kinle Yönetilemez'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Hiçbir kişi bana kalkıp, 'Yenikapı ruhunu bozuyorsun' demesin. Diyen varsa gelsin önüme, yüzüme karşı söylesin. Zalimin karşısında durmak görevimizdir, zalime teslim olmayacağız. Zalimin karşısında susan dilsiz şeytansa, zalimin karşısında susmayacağız" dedi Kılıçdaroğlu, dün partisinin TBMM grubunda şunları kaydetti: 14 yıldır yurt sorununu çözemediler, şimdi kıyameti koparıyorlar, 'vay efendim senin çocuğun niye cemaat yurdunda kaldı'. CHP iktidarında yurt sorunu en geç bir yıl içinde çözülecek. 1 yılda yapmazsam başbakanlığı da siyaseti de bırakacağım. Nereye gitsem ceplerim kağıtla doluyor, iş bulun diye Tek başınıza yönetiyorsunuz 14 yıldır, mazeret üretmeye hakkınız yok. Vatandaşın derdini çözdün çözdün, çözmediysen bu milletin tahammülü artık kalmadı. Hep beraber bu düzene isyan etmek, bu düzeni değiştirmek zorundayız, haktan yana insandan yana bir düzen. 2002'de terörsüz bir Türkiye devraldılar, şimdi terör batağında. Bunları yaratanlar kim? 14 yıldır iktidarda olan, memleketi yöneten, istediğin kanunu çıkaran sensin. 14 yılın sonunda Türkiye bir darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. ABD'de, Fransa'da, Japonya'da, Hollanda'da darbe olmaz da Türkiye'de niye darbe oluyor? Oralarda tam demokrasi var. Baskıcı bir yönetim yok, darbenin ilacı budur. Demokrasi şehitlerinin yakınlarına daha yüksek bir aylık veriliyor, diğer şehitlerin yakınlarına niye verilmiyor? Şehitler arasında ayrım olur mu? Biz bunları söyleyince, 'siz Yenikapı ruhuna ihanet ediyorsunuz' diyorlar. FETÖ'yü kim büyüttü? Erdoğan, 3 Ağustos'ta, 'Bir ortak yanımız vardı, aynı menzile giden farklı yollardan biri olarak gördüğümüz bu yapı' diyor. Faturayı bu ülkenin gariban vatandaşları ödüyor. Askeri okullarda okuyanların ne günahı var? 1 milyon 200 bin çocuk eksik öğretmenle başladı. Barış bildirisine imza attılar diye 43 hocayı kapının önüne koydular. Türkiye'de bir karşı darbe girişimiyle karşı karşıyayız Askeri okulları niye kapatıyorsunuz? Orada FETÖ'cüler var. Milli Eğitim'de, Diyanet'te de vardı. Kapattınız mı onları? 14 yaşında bir çocuk diyor ki, 'Babam profesördü işsiz kaldı, hapiste, nasıl geçineceğiz? En büyüğü benim'. Mağdur deyince, kim diyorlar. Mağdur bunlardır. Şuhut'ta kimya öğretmeni, 61 günlük çocuğu var. 6 gündür Ankara Emniyeti'nde gözaltında. Günde üç sefer emziriyor. Böyle bir zulüm olabilir mi? Askeri darbe dönemlerinde böyle bir zulüm oldu mu? Bu kadar vicdansızlığı bu toplum hazmedemez. 1 milyonu aşkın mağdur var, ortada sorumlu yok. Din, iman, inanç, itikat, adalet, hukuk, hukukun üstünlüğü nerede? Yenikapı ruhu mağdur yaratmak değildir, o ruhun özü adalettir Sınav yapıyorlar, kendi yandaşlarını öğretmen olarak almak istiyorlar. 310 bin kişinin girdiği sınavda bin 695'inci oluyor, sözlüde eliyorlar. Sordukları soru: 'Reis diyince aklınıza kim geliyor?' Bizim aklımıza Piri Reis geliyor. 'Gezi'de ne hissettin?' Özgürlük hissettim, iktidarın baskısını hissettim. 'Ne darbe ne dikta' diye Yenikapı'da dedim. Sonuna kadar tam demokrasi diyoruz, neresi ihanet? Devletin öç alma duygusuyla kinle yönetilemeyeceğini Yenikapı'da da söyledik, şimdi de söylüyoruz. Hiçbir kişi bana kalkıp, 'Yenikapı ruhunu bozuyorsun' demesin. Ben mazlumların hakkını, hukukun üstünlüğünü, adaleti sonuna kadar savunacağım. Zalimin karşısında durmak görevimizdir, zalime teslim olmayacağız. Zalimin karşısında susan dilsiz şeytansa, zalimin karşısında susmayacağız. Zulmedenlere meyletmeyeceğiz, zulmedenlerin karşısında olacağız.
Milliyet

SPOR

Florya'da yeni gündem 4-4-2 G.Saray'ın Antalyaspor maçının ikinci yarısında sergilediği futbol, 'sistem' konusunun masaya yatırılmasına neden oldu. Sneijder'ın 10 numara pozisyonunda oynaması nedeniyle 4-2-3-1 dizilişini benimseyen Galatasaray'da Eren Derdiyok'u daha verimli kullanmak ve rakiplerin ezberlediği bu taktiği değiştirme adına kollar sıvandı. Sneijder'ın marke edildiğinde geri pas ve yan pas yaptığı; oyunu açamadığı kanaati ağırlık kazandı. Takımın topa sahip olsa da gol pozisyonuna giremediği görüşü öne çıktı. VE buna en somut örnek olarak ise ilk 45 dakikada Antalyaspor ceza sahasına isabetli tek orta yapılmaması gösterildi. Aynı zamanda teknik heyet her ne kadar ligde 4 gol atsa da Galatasaray'ın bu sistem nedeniyle hava toplarında etkili olan Eren Derdiyok'u da yeteri kadar etkili kullanamadığı kanaatinde Kanat oyununa daha fazla önem verip 4-4-2'ye dönerek Eren Derdiyok'un daha verimli kullanılması ve forvette ise 2 golcü ile birden oynanması görüşü milli arada Florya'da gündem konusu oldu. Galatasaray yönetimi de, kurduğu geniş kadro çerçevesinde Riekerink'ten taktiksel değişime gitme beklentisi içine girdi.
Hürriyet

A Milli Takımımız, EURO 2016'daki hayal kırıklığını atlatmak adına 2018 Dünya Kupası elemelerine yoğunlaştı. Hırvatistan deplasmandaki 1-1'lik beraberlikle elemelere iyi bir giriş yapan ay-yıldızlılar, kritik Ukrayna ve İzlanda sınavları öncesi mevcut kadrosuyla da heyecan yarattı. Özellikle genç ve formda oyuncuları kadrosunda bulunduran ay-yıldızlılar, son dönemin en hareketli futbolcu grubunu yakaladı. Avrupa'nın önemli kulüpleri ve liglerinde oynayan birçok isimle beraber Türkiye hem rakipler açısından hem de uluslararası medyada çok daha fazla gündeme gelmeye başladı. Emre Mor, Çağlar Söyüncü, Enes Ünal, Ozan Tufan, Okay Yokuşlu, Hakan Çalhanoğlu, Yunus Mallı, Tolga Ciğerci, Kaan Ayhan ve Ahmet Çalık, ciddi anlamda potansiyel taşıyan isimler olarak dikkat çekiyor. İşte Türkiye'nin altın jenerasyonu olmaya hazırlanan gençlerin son form durumları: Bayer Leverkusen'in büyük yıldızı Hakan Çalhanoğlu, Bundesliga'nın en iyi orta sahalarından biri olarak gösteriliyor. Leverkusen ile 8 resmi maçta oynadı. Borussia Dortmund'u 2-0 yendikleri son maçta 2 asist yaptı, alkışları topladı. Danimarka'da Nordsjaelland'da keşfedilip, Avrupa'nın köklü kulüplerinden Borussia Dortmund'a transfer olan Emre Mor, EURO 2016'da da yıldızını parlatmıştı. Özellikle Çek Cumhuriyeti maçında asistiyle yıldızlaşan 19 yaşındaki yıldız, bu sezon 7 maçta forma giyip 1 gol attı. Real Madrid'le oynanan Şampiyonlar Ligi maçında da adından söz ettiren Emre şimdiden milli formayı garantiledi. TFF 1. Lig'den Bundesliga'ya sıçrayan Çağlar, savunmadaki başarısıyla herkesin beğenisini topladı. Freiburg'da forma giyen 20 yaşındaki stoper için hocası Christian Streich ve kaleci Alexander Schwolow, "Bir kaleci ve takım için en ideal savunmacı" yorumunu yaptı. Çağlar, Bundesliga'da 5 maçta oynadı. Schalke altyapısından yetişen ve Mesut Özil'in bir alt jenerasyonu olarak umut vaat eden Kaan Ayhan, çok yönlü olmasıyla dikkat çekiyor. 21 yaşındaki savunmacı için Friedhelm Funkel'in, "Çok yönlü olması ve her yerde aynı verimlilikte oynayabilmesi özel" yorumu öne çıkıyor. Sağ bek, stoper ve defansif orta saha oynayan Kaan, Fatih Terim'in de gözdesi. Twente'de sezona fırtına gibi giren Enes, şimdiden bonservisini elinde tutan M. City'yi heyecanlandırdı. Bu sezon 7 maçta 7 gol atan genç forvet kariyerinin en iyi çıkışını yaptı.
Milliyet


Fenerbahçe teknik heyeti Osmanlıspor maçı sonrası geniş bir analiz yaptı. Feyenoord galibiyetinin ardından başkentte beklenen oyununun sahaya yansımamasının nedenleri araştırıldı. En büyük etken olarak takımın ön alanda pres yapamaması ve oyunun kontrolünün rakibe bırakılması gösterildi. Durum böyle olunca hücum yükü Moussa Sow, Volkan Şen ve Emenike'ye kaldı. Bu nedenle de hücumda etkisiz bir tablo ortaya çıktı. Teknik heyetin amacı takımın Feyenoord mücadelesindeki oyununu tüm maçlara yansıtmasını sağlamak. En azından maçın tamamında olmasa bile belli bölümlerde baskı kurabilmek Advocaat'ın bundan sonraki dönemde en önemli kriteri Bu gerçekleştiği takdirde sarı-lacivertli takım hücumda istediği etkinliği yakalayabiliyor. Hollandalı hoca oyuncularından mutlaka önde baskı yapıp rakibi zorlamalarını bekliyor. Teknik heyetin dikkat ettiği bir diğer önemli konu ise kat edilen mesafeler. Kademe kademe artan mesafelerle ilgili olarak da 120 kilometre hedefi konuldu. Takımın istenen oyunu oynaması ve gerekli baskıyı rakiplere kurması için bu seviyeye yaklaşması gerekiyor.
Milliyet


Beşiktaşlı yöneticiler, Çaykur Rizespor maçında net fırsatları harcayınca eleştiri alan Vincent Aboubakar'a sahip çıktılar. Kamerunlu santrforun, Mario Gomez'le kıyaslamasını değerlendiren siyah-beyazlı idareciler, "Geçen sezon Mario Gomez de gol kaçırıyordu. Önemli şansları harcıyordu. Ayağı kayardı, vuramazdı, 'Nasıl kaçırdı bunu!' derdik. Ama gol kralı oldu. İlk maçlarında Gomez de atamamıştı fakat sonra açıldı ve neler yaptığını biliyoruz. ABOUBAKAR da açılacak. Zamana ihtiyacı var. Rize'de oyuna girdikten sonra maçın seyrini değiştirdi. Evet kaçırdı ama bu pozisyonlara girebileceğini gösterdi. Gollerini de atmaya başlayacak, herkes görecek. Aboubakar sıradan bir oyuncu değil. Herkesin tanıdığı, bildiği, kendisini tüm dünyaya ispat etmiş bir golcü" ifadelerini kullandılar.
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme