9 Ekim 2016 Pazar

09.10.2016 Genel Gündem



09.10.2016

GÜNDEM

Geçmiş Olsun
Emniyet birimlerinden edinilen bilgiye göre, Bingöl doğumlu Harun Aslan (19), Diyarbakır'da terör örgütü PKK'nın gençlik yapılanmasının düzenlediği YDH-G'nin toplantısına katıldıktan sonra 2014 yılında kayıplara karıştı. Terör ve istihbarat birimleri Aslan'ın yasa dışı yollardan yurtdışına çıkarak PKK'ya katıldığını belirledi. Burada silah ve bomba eğitimi gören Aslan hakkında, 'Terör nitelikli şahıs ve terör örgütü üyeliğinden' arama kaydı oluşturuldu. Yasadışı yollardan Türkiye'ye girerek Lice kırsalına geçen Harun Aslan, istihbarat birimlerince takibe alındı. Örgütün dağ kadrosunun talimatı doğrultusunda Lice kırsalından ayrılan Aslan, eylem için önce Diyarbakır oradan da Ankara'ya geçti. Diyarbakır'dan itibaren takip edilen Aslan, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Çevik Kuvvet Şubesi, polis noktalarında keşif yaptı. Bu sırada istihbarat birimleri de Aslan'ı adım adım izledi. Keşif sonrası tekrar Diyarbakır'a dönen Aslan, 5 Ekim'de Diyarbakır'da izini kaybettirdi. 7 Ekim'de Diyarbakır'dan Ankara'ya, "Harun Aslan eylem için kentten ayrıldı" istihbaratı geldi. Bunun üzerine Ankara emniyet istihbarat ve terör polisi alarma geçti. Aslan'nın, yine dağ kadrosundan olan kadın teröristle Ankara Haymana karayolu üzerinde özel bir at çiftliğindeki barakaya geçtiği belirlendi. Bunun üzerine operasyon için saat 05.00'te düğmeye basıldı. Teröristlerin barakanın önünde düzenek kurarak patlayıcı hazırladığı sırada saat 06.00'da baskın yapıldı. 'Teslim olun' çağrısından kısa süre sonra patlama meydana geldi. Teröristler, hazırladıkları bombayı infilak ettirdi. 2 terörist parçalanarak öldü. Bombalı eylem için alınan araç hurdaya döndü. Harun Aslan ve Mahide Ataş adına düzenlenmiş iki kimliğe ulaşıldı. Harun Aslan'ın kimliği netleşirken, kadın teröristin kullandığı kimliğin sahte olup olmadığı araştırılıyor. İncelemelerde teröristlerin hedefinin ise 10 Ekim Tren Garı saldırısının yıldönümünde Ankara emniyeti başta olmak üzere polis noktaları olduğu belirlendi. Ankara Valiliği, gar patlamasının yıl dönümü için yapılacak olan gösteri ve yürüyüşleri yasaklamıştı. Olayla ilgili 4 kişi yakalanırken aracı getiren ve eşkali tespit edilen şüpheliyi arıyor.
Hürriyet



Dikkat Edin!
Gülen Hareketi' İslamcı siyasi partilere ve batılılaşmış laiklik yanlılarına ve komünistlere bir alternatif olmuştur. Gülenci kurumları belirlemek çoğunlukla zordur, çünkü izledikleri tasavvufçu gelenek ile kendilerini nadiren tanımlıyorlar. Türk Hükümeti 'milliyetçi' değeri nedeniyle birçok Gülen müessesesini benimsemiş bulunmakta. Laiklik yanlısı askeri ve siyasi kesim, özellikle genç ve şehirli profesyonellerle ilgili oldukları için Bay Gülen'in artan popülerliğine ve Gülen Hareketi'ne, tepki gösteriyor. Bir "ruhani lider" olarak Gülen'in karmaşık ve son derece özel olan birçok faaliyetlerine dikkat edilmelidir. Gülen'in yaşadığı Pensilvanya'daki bir yerel memura göre, önemli sayıda "Ortadoğulu" erkeğin düzenli olarak burayı ziyaret ettiğine inanılıyor. Fethullah Gülen'in, hükümetini yıkmak ve şeriat yasasına dayalı bir İslami hükümet kurmak amacı ile Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunduğu iddia edilmiştir. Taraflar (ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Adalet Bakanlığı ve ABD İç Güvenlik Bakanlığı) bu iddiayı desteklemek için hiçbir beyan ortaya koymamıştır. Eğer Bay Gülen'in niyeti ABD hükümetini veya Türkiye hükümetini devirmekse, kendisi bunu kâfi derecede saklamıştır. Eğer bu durumu oluşturan başka kaynaklar varsa, bunlar USCIS'e (ABD Göçmenlik Bürosu) sunulmuş değildir. Fethullah Gülen'in herhangi bir terörist faaliyette yer aldığı görülmemektedir ve Gülen Hareketi terörist örgütler listesinde yoktur. Ayrıca, Bay Gülen'in gelecekte terörist faaliyetlerde muhtemelen yer alacağı şeklinde USCIS'e hiçbir kanıt sunulmuş değildir. (NOT: USCIS, bu rapor sonrasında Gülen'in başvurusunu reddetse de Gülen, Pennsylvania eyaletindeki Federal Mahkeme'de açtığı davayı kazanarak Yeşil Kart almaya hak kazandı).
Hürriyet

Fetö'cülerin Silivri Günlüğü!
İzmir'de FETÖ'ye yönelik operasyonda ele geçirilen "ByLock" yazışmalarında, Silivri Cezaevi'nden tahliye edilen bir kişinin gözlemlerinin örgüt üyelerine "moral vermek" amacıyla paylaşıldığı belirlendi. İzmir merkezli 4 ilde geçen hafta düzenlenen ve 31 kişinin gözaltına alındığı, örgütün sözde "Karşıyaka eyaleti"ne yönelik 3. dalga operasyonda ele geçirilen belgelerde, "imam" olarak anılan kişinin "By- Lock" üzerinden yaptığı yazışmalar ele geçirildi. "ByLock"un isminin "Whatsaby" olarak ifade edildiği yazışmalarda, örgüt üyelerine Silivri Cezaevi'nden tahliye olan bir FETÖ mensubunun paylaşımları aktarılıyor. "Silivri hatıraları" başlığıyla paylaşılan mesajlarda, örgüt üyelerinin cezaevinde morallerinin yerinde olduğu havası verilirken yeni operasyonlara karşı örgütten kopmaların önüne geçmek adına telkinlerde bulunuluyor. "ByLock" aracılığıyla yapılan bir aktarımda, "Mehmet Akif Üner'i tek hücreye koymaya korkmuşlar. 'İsyan çıkarırım burada' demiş. Pazartesi 21'de radyo Cihan'da bamteli dinleyip ertesi gün üzerine kritikler yapılıyor. Çok önemli tahliller çıkıyor mazgaldan. Herkesin morali çok yüksek. Yakup Saygılı paralel cezaevi müdürü gibi. İçeride büyük mücadele veriyor yönetime karşı. Savunma için bilgisayar hakkı gibi şeyleri söke söke aldılar" gibi ifadeler yer alıyor. Kripto yazışma programının nasıl yüklenmesi ve kullanılmasına ilişkin mesajların yer aldığı paylaşımda şu ifadeler yer alıyor: "Başka program veya normal hat üzerinden mesajlaştığı tespit edilen arkadaşlar çok ağır itham olan tedbirsizlikle itham edilir. Whatsaby, cc, vpn, kakao benzeri programların apkları bluetooth ile transfer edilmemeli, sd card veya Whatsaby kullanılabilir transfer için. Whatsaby kullandığımız cihaza asla Google Play hesabı, Yandex benzeri harita programı kurulmamalı."
Milliyet



EKONOMİ


Gram Altın 123,2936-123,4681       
ABD Doları 3,0509-3,0541/Euro 3,4153-3,4186/İngiliz Sterlini 3,7909-3,8001  


Yerli Satmış Yabancı Almış
Yön arayışı devam ediyor. Merkez bankaları kaynaklı gelişmeler, ABD eylül tarım dışı istihdam verileri, dış piyasalar, petrol fiyatları, siyaset, terör, Suriye ve Irak genel gündem başlıkları. Piyasalar üzerinde Moody's ve Deutsche Bank etkisi azaldı. ABD Merkez bankası (FED) kaynaklı açıklamalar ile Avrupa Merkez Bankası'nın tahvil alımlarının azaltılabileceği yönünde haberler öne çıktı. Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu düşürmesinin hemen sonraki 30 Eylül haftasında yurtdışı yerleşik yatırımcıların (yabancı) hisse senetlerinde 127 milyon dolar, tahvil bonoda ise 490 milyon dolar alım yapmaları dikkat çekici. Not düştü diye yerli yatırımcı satmış, yabancı almış. Bizim beklentimiz de not düşüşünün piyasalar üzerindeki etkisinin sınırlı ve geçici olacağı yönündeydi. ABD eylül tarım dışı istihdam verilerinin beklentinin altında gelmesi iç piyasalarda olumlu algılansa da FED'in faiz kararını pek değiştirmez görüşü hakim. Geçen hafta dolar/TL kurundaki yükselişe karşılık borsada da tepki yükselişi görüldü. Kısa süreli bu tür uyumsuzluklar olsa da piyasalar bir süre sonra olağan işleyişine döner. Dolar/ TL kurunun yükselişini destekleyen gerekçeler olarak, ABD Merkez Bankası (FED) faiz artıracak beklentisi ve doların dış piyasalarda değer kazanması, jeopolitik gelişmeler, Türkiye Merkez Bankası'nın faiz düşüşüne devam edeceği beklentileri, kısmen de Moody's etkisi gibi bazı etkenleri saymak mümkün. 12 Ekim'de FED tutanakları ve Türkiye cari işlemler verisi, ABD başkanlık seçim tartışmaları gündemde. Piyasalarda temkinli görünüm korunabilir.
Hürriyet

Tersanelere 49 Yıl Daha
BAŞBAKAN Binali Yıldırım, Türkiye'nin gemi inşa sanayinde bütün dünyaya her tür gemi ihraç edebilen bir kabiliyete sahip olduğunu belirterek, "Yerlilik oranını da süratle artırıyoruz. Hele hele savunma sanayinde yüzde 20'lerden yüzde 60 yerlilik oranına gelmiş olmak, ülkemizin imkan ve kabiliyetlerini en açık göstermektedir" dedi. Tuzla'da bulunan Selah Tersanesi'ndeki "TCG YZB. Güngör Durmuş" gemisinin suya indirilmesi dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Yıldırım, devletin 14 yıl boyunca denizcilik sektörüne yaptığı katkı ve desteklerin, Türkiye'nin dünyada 14. büyük denizci ülke unvanına kavuşmasını sağladığını vurguladı. Tersaneler için önemli destekleri devreye soktuklarını aktaran Yıldırım, şöyle konuştu: "13 yıldır onayı gerçekleşmeyen Tuzla Tersaneler Bölgesi İmar Planı nihayet Mayıs 2016'da onaylanmış, yürürlüğe girmiştir. Tersanelerimizin imar planı için ödemeleri gereken 5 milyonu da almamak suretiyle tersanelerimize bir katkı temin edilmiştir. Ayrıca tersanelerimizin Hazineye ödedikleri kira bedellerinde de 10 katın üzerinde indirim sağlanmıştır. Yıllık yaklaşık olarak 40 milyon lira civarında bir kira ödemesi yapılırken, neredeyse bu sıfıra indirilmiş ve cirodan yüzde 1 ödenmesi şeklinde bir esasa bağlanmıştır. Her tersane cirosunun sadece binde 1'ini kira bedeli olarak ödeyecektir. En büyük desteklerimizden birini de açıklıyorum. Tersanelerimiz 49 yıllığına kiralanmıştı, bu kira süresinin bitmesine 18 yıl kaldı. Karar aldık, sıfırlıyoruz, tekrar 49 yıla çıkarıyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun. Bu ne işe yarıyor? Bu, tersanelerimizin geleceği daha iyi görmesine, kredi saygınlıklarının artmasına yarıyor. 18 yıl kalan süre olduğu zaman, kredi imkanları da ona göre sınırlı oluyor. Bu süreyi uzatmakla kredi kapasitelerini de 3 kat artırmış olacağız. Yani 6 milyar liralık ilave bir kredi hacmine tersanelerimiz sahip olacak." Kendisinin de bir gemi inşa yüksek mühendisi olduğunu vurgulayan Başbakan Yıldırım, yapılan, denize indirilen her geminin kendisini mesleğe girdiği ilk günkü gibi heyecanlandırdığını söyledi.
Hürriyet

Denizler Altında Saatte 70 Km
İstanbul Boğazı'nda Kazlıçeşme Göztepe arasında hizmet verecek Avrasya Tüneli'nden ilk geçişi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan makam aracıyla yaptı. 20 Aralık'ta açılacak olan ve Avrasya Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım A.Ş tarafından işletilecek tünelden, otomobiller ve minibüsler geçiş yapacak. 1 milyar 245 milyon 121 bin 188 dolarlık yatırımla inşa edilen Avrasya Tüneli'nden günde 90 bin aracın geçmesi bekleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, asfaltlama çalışmaları tamamlanan Avrasya Tüneli'nden kendi kullandığı makam otomobiliyle, Başbakan Binali Yıldırım ile birlikte ilk geçişi yaptı. Erdoğan, "20 Aralık'ta inşallah açılışını aziz milletimizle birlikte yapacağız. 'Bırakın canım bunlar palavra' diyenler aldandı. Bunlar hayata geçirildi. Bizler 'doymadık' dedik, çok çalışacağız. 29 Ekim 2013'ten bugüne 156 milyon kişi Marmaray'dan, Asya kıtasından Avrupa'ya, Avrupa kıtasından Asya'ya geçmiş oldu. Bunlar hayaldi gerçek oldu" ifadelerini kullandı. Başbakan Binali Yıldırım da, "Sayın Cumhurbaşkanım, Başbakanlığınız döneminde İstanbul'un ulaşım sorunlarını çözmek dünya şehri İstanbul'a büyük projeler kazandırmak için verdiğiniz talimatlar birer birer yerine getiriliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan tünelde 70 kilometre hızla ilerleyerek Asya Yakası'ndan Avrupa'ya, sonra da Avrupa'dan Asya'ya Yakası'na geçti. Deneme sürüşünün ardından tünelin Üsküdar'da çıkışında yer alan idari binaya yine kendi kullandığı makam aracıyla gelen Erdoğan, burada yetkililerden bilgi aldı. Erdoğan'a Başbakan Binali Yıldırım, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Türk Kore işbirliği ile aslında inşa süresi ile işletme süresi bir arada olmak kaydıyla 30 yıl 6 ay. 20 Aralık'tan itibaren 26 yıl bu firmalar burayı işletecek. Yap işlet devret sistemi ile daha sonra devletimize bırakılacak. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde devlet olarak devletin işletilmesinde bir bütçe yapma anlayışının nasıl olacağını 14 yıl içinde ülkemizde gösterdik. Bu bütün yatırımlarımıza hız kazandırdı. Sağ olsun uzun yıllar ulaştırma bakanım olarak çalışan Binali Yıldırım kardeşim ile bunları başarılı şekilde yürüttük. Sayın Yıldırım ile yine başarılı bir şekilde inşallah sürdüreceğiz."
Hürriyet

Çiftçiye Dev Destek
Başbakan Binali Yıldırım'ın haftaya açıklanacağını duyurduğu tarım paketinin ekonomiye 15 milyarlık katkı sağlaması beklenirken 941 havzada hangi ürünün ekileceği belirlendi. Türkiye'nin ihracatı, ithalatı tek tek çıkarılarak, ihtiyaçlar ve arazi özellikleri ortaya çıkarıldı. Başbakan Yıldırım'ın TOBB'da geçen perşembe, haftaya açıklanacağını duyurduğu ve ekonomiye 15 milyarlık katkı yapmasının hedeflendiği, "Tarım Paketi"nin ayrıntıları da belli oldu. Edinilen bilgiye göre pakette yer alması beklenen düzenlemeler şöyle sıralanıyor Pamuk ithalinin önüne geçmek amacıyla ege bölgesinde pamuk ekimi teşvik edilecek. Egede belirlenen havzalarda pamuk ekenler desteklenecek. Türkiye yıllık 4 milyon ton pamuğa ihtiyaç duyuyor. Bunun 2 milyon tonu ithal ediliyor. İzmir, Manisa, Aydın gibi daha önce pamuk ekilen arazilerde yeniden aynı ürüne dönülmesi için teşvik verilecek. Buğday üretimine yurt genelinde hiçbir sınırlama getirilmeyecek. Her yıl Türkiye'nin 22 milyon ton buğdaya ihtiyaç duyuyor. Bunun için buğday ekmek isteyen herkes, istediği yerde buğday ekebilecek. Küçük Menderes Havzası'nda pamuk, zeytin, mısır ve yem bitkileri üretimine destek verilecek. Buğday üretiminde sınırlama olmadığı için bu ürün de teşviklerden yararlanacak. Bakanlık zeytine ve ovada ekilen pamuk, buğday, mısıra ve yem bitkilerine destek primi verecek. Tamamen yerli kaynakları harekete geçirmeyi amaçlayan milli bir tarım politikası oluşturmayı hedefleyen paket ile hayvancılıkta da benzer bir model uygulanacak. Yetiştiricilik, besicilik ile süt üretimi ve sanayi bölgeleri ilan edilecek. Bu planlamaya uygun yapılan üretim desteklenecek. Hayvan varlığının artırılması için ilk etapta ithalat yapılacak. Daha sonra TİGEM'lerde damızlık çiftlikleri kurulacak. Hayvancılık yapacaklar bu merkezlerden istediği cins ve ırk hayvanı alabilecek. 20-25 il hayvan yetiştiriciliği bölgesi ilan edilecek. Ağırlıklı olarak doğu anadolu bölgesindeki bu illerde yem bitkilerine de ciddi destekler sağlanacak.
Milliyet

Bes'in Hacmi Hisse Yatırımını Solladı
Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) katılımcılarının fon büyüklüğü, bireysel yatırımcıların hisse senedi yatırımlarının toplamını aştı. Yeni yıldan itibaren 45 yaş altı için otomatik katılımla zorunlu hale gelecek BES'te 6 milyon 485 bin katılımcının fon büyüklüğü 51 milyar liraya dayanırken, devlet katkısı da 7 milyar lirayı geçti. Gerçek kişilerin hisse senedi yatırımlarının toplam portföy değeri ise eylül ayı itibarıyla 46,1 milyar lira seviyesinde bulunuyor. 1 milyon 45 bin 605 yerli gerçek kişinin 46,1 milyar liralık hisse senedi portföyüne karşın, tüzel kişilerin ve fonların hisse senedi portföy değerleri toplamda 190 milyar lirayı aştı. Odeabank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cem Muratoğlu, Türkiye'de risk algısı bakımından görece daha düşük riskli yatırımları tercih eden bir yatırımcı profilinin bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: "BES fon büyüklüğü hisse senedi yatırımcıları portföy büyüklüğünden yüksek. Yatırımcı BES'teki devlet katkısını tıpkı mevduat getirisi gibi kesin bir getiri olarak görüyor. Bu algıdan dolayı da risksiz bir yapı olarak düşünüyor. Hisse senedi piyasası çok oynak bir piyasa olduğu için her an paralarını kaybedecekleri endişesi taşıyan yatırımcılar adeta garanti getirili olarak gördükleri BES'e yöneliyor." Ata Portföy Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Gerz ise BES'te hesabı olan 6,5 milyon katılımcının bugüne kadar yaklaşık 42 milyar lira katkı payı biriktirdiğini söyledi.
Milliyet

Kraliçe Tombul Parmak Kurbanı
Finans piyasalarında paniğe yol açarak birçok kişi, hatta kurum için korkulu rüyaya dönüşen ve "Tombul parmak" olarak adlandırılan hatalı emirlerin son kurbanı sterlin oldu. Sterlin/dolar paritesi önceki gece Asya piyasalarında 1.26 seviyelerinde işlem görürken, bir anda yüzde 5'in üzerinde değer kaybederek 1.1964'e kadar düştü. Panik etkisinin dağılmasının ardından fiyat kademelerine girilen alımlarla toparlanan sterlin/ dolar paritesi, 10-15 dakika içinde kayıplarının büyük kısmını telafi etmiş olarak tekrar 1.25 seviyelerine yükseldi. Analistler, önceki gün Türkiye saati ile (TSİ) 02.05'te gerçekleşen, sterlin/ dolar paritesini 1.2610'dan 1.1964'e düşüren satış emirlerinin, piyasaların düşük hacimle işlem gördüğü ve fiyat kademelerinin görece boş ya da az emirle beklediği bir zaman diliminde olması nedeniyle "Tombul parmak" hatasıyla çok büyük bir satış emrinin zincirleme reaksiyonuyla meydana gelmiş olabileceğini ifade ediyor. "Tombul parmak" olarak nitelendirilen hatalı emirler, genellikle gönderilmek istenen alış ya da satış emrinin sehven çok daha büyüğünün sisteme iletilmesi olarak tanımlanmakta.
Vatan

DÜNYA

Dabık'ın İkmal Yolu Kesildi
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleri 'Fırat Kalkanı' operasyonunun 46'ncı gününde DEAŞ'ın kontrolünde olan Dabık ve El Bab yerleşimleri arasındaki bağlantıyı kesme açısından kritik öneme sahip Aktarin'i ele geçirerek tamamen kontrol altına aldı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'nin Aktarin'in DEAŞ tarafından geri alındığı iddiaları TSK ve ÖSO tarafından doğrulanmadı. Bir Türk askeri kaynak, ele geçirilen Aktarin'in Dabık'a 7 kilometre uzaklıkta, El Bab yolu üzerinde olduğunu belirterek, önemini şöyle anlattı: "DEAŞ, kutsal mekan olarak gösterdiği Dabık'ın savunması için El Bab'dan destek alıyordu. Dabık ile El Bab arasındaki en stratejik noktalardan birisi Aktarin'di. Burada ciddi DEAŞ yığılması vardı. Aktarin'in alınmasıyla Dabık güneydoğudan çevrilmiş oldu, takviye boğazı kesildi. Dabık, ÖSO'nun elinde bulunan Mare ile Banvurtah arasında bulunuyor. Dabık'ın düşmesinden sonra bu kentin kuzey batısında yer alan DEAŞ hakimiyetindeki içeriye boynuz şeklinde giren alanın ele geçirilmesi daha kolay olacak." TSK'dan yapılan bilgilendirmeye göre 82 DEAŞ hedefine, 212 adet Fırtına obüsü, 20 çok namlulu roket atar, 36 havan atışı yapıldı. Türk savaş uçakları da Kafer Khan, Yahmul, Tughali, Muraygil, El Bill, Feyruzyah, Cariz, Tel İşn, Baragidah, Şeyh Rih ve Güzel Mezra'da bulunan 14 hedefe 16 bomba atarak, DEAŞ'a ait değişik amaçlarla kullanılan, mayınla tuzaklanmış toplam 14 binayı imha etti. Koalisyon güçleri uçakları da düzenledikleri hava harekatıyla Aktarin'in güneyinde Tall Unayb ve Tall Jijan'da 2 binayı imha edip, 2 DEAŞ'li teröristi etkisiz hale getirdi. Aktarin'in alınması ve diğer bölgelerde yaşanan çatışmalarda ÖSO 2 kayıp verirken, 9 muhalif yaralandı.
Hürriyet

Yemen'de Taziyeye Hava Saldırısı: 82 Ölü 
Yemen'in başkenti Sana'da taziyelerin kabul edildiği bir binaya düzenlenen hava saldırısında ilk belirlemelere göre 82 kişi yaşamını yitirdi, 534 kişi yaralandı. Husiler ile devrik lider Ali Abdullah Salih'in kontrolünde bulunan Sana'da Husi yanlısı İçişleri Bakanı Celal er-Ruveyşan'ın babasının taziye merasimi sırasında bölgeye 2 hava saldırısı gerçekleştirildi. 82 kişinin yaşamını yitirdiği öğrenilen saldırıda yaralananlar arasında savunma ve içişleri bakanlarının bulunduğu belirtildi. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü, twitter üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıda 400 kişinin yaralandığını duyurdu ancak ölü sayısıyla bilgi vermedi. Ölü ve yaralı sayısıyla ilgili çelişkili ifadeler kullanılırken Yemen Sağlık Bakanı Ahmed Kasım El Anisi ölü sayısını 82 olarak açıkladı. Saldırıyı Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin gerçekleştirdiği iddia edildi. Suudi Arabistan kanalı El-Arabiyye'de yayınlanan haberde ise, saldırıyla koalisyon güçlerinin bir ilgisinin olmadığı kaydedildi. Haberde, Husiler ile Ali Abdullah Salih'in partisi Genel Halk Kongresi (GPC) tarafından oluşturulan Yüksek Siyasi Konsey'e işaret edilerek, ismi açıklanmayan Yemenli kaynakların, taziye yerini hedef alan saldırının, oluşturulan Yüksek Siyasi Konseyden sonra ortaya çıkan "iç hesaplardan" kaynaklı olduğunu aktardığı ifade edildi.
Milliyet

Paris Saldırılarında 13 'Trajik' İhmal!
Belçika'da polisin faaliyetlerini denetleyen komite, Paris'te kasım 2015'te meydana gelen ve 129 kişinin öldüğü saldırıları önleme fırsatının, "personel eksikliği" nedeniyle kaçırıldığını belirledi! BBC'ye göre "P Komitesi"- nin "trajik" bulgular içeren raporunda, Belçika polisinin, Paris'teki saldırıları 13 kez önleme fırsatı varken, saldırganlara, personel eksikliği gerekçesiyle müdahale etmediği belirtildi. Belçika'daki "De Tijd" gazetesinin ulaştığı rapora göre, zanlılardan Salah Abdeslam'ın diğer saldırganlarla teması Şubat 2015'te belirlenmiş, yaptığı görüşmelerinin kayıtları da elde edilmiş. Ama personel yetersizliğinden, hiç işlem yapılmamış. İspanyol makanları, ülkelerine Mart 2015'te giren ve Paris saldırılarında kendisini havaya uçurduğu belirlenen İbrahim Abdeslam'la ilgili Belçika'dan bilgi istemiş, ancak buna da yanıt, 6 ay sonra saldırıların ardından verilmiş. Komiteye göre, Abdeslam kardeşlerin radikalleştiği ve IŞİD'le ilişkileri de, Brüksel batı bölgesi polisince biliniyordu, ama önlem alınmadı. Raporda, Paris'te kendisini havaya uçurduğu açıklanan Bilal Hadfi'nin Suriye'den döndüğünün bilindiği, yine personel eksikliğinden 6 ay hiçbir işlem yapılmadığı belirtildi. Saldırıların planlayıcısı olduğu söylenen Abdelhamid Abaaoud konusunda da ciddi ihmal yaşandı ve Batı Avrupa'da saldırı planladığının bilinmesine rağmen, polisçe federal savcılığa bilgi verilmedi.
Milliyet

Gizli Servisten Kitap Sansürü
Uzun süredir ifade özgürlüğü tartışmalarının odağında bulunan Danimarka'da bir kitap daha, yayınlanmadan mahkeme tarafından yasaklandı. Ülkenin önde gelen gazetelerinden "Politiken" in muhabiri olan Morten Skjoldager tarafından, 7 yıl Danimarka İstihbarat Servisi (PET) şefliği yapan Jakob Scharf hakkında yazılan kitaba, sakıncalı olabileceği gerekçesiyle Kopenhag Şehir Mahkemesi'nce yayın yasağı getirildi. "PET için Yedi Yıl" adlı kitapta, kullanılan yöntemler ve haber kaynakları gibi hassas bilgilerin yer alabileceği gerekçesiyle yayın yasağı için başvurulduğu bildirildi. Mahkeme, bunun üzerine başvuruyu haklı görerek, kitabın yayınına yasak getirdi. Kitapta, Scharf ve bazı üst düzey yöneticilerle yapılmış röportajlar, önemli olaylarda PET'in izlediği yöntemler gibi bilgiler olduğu belirtiliyor.
Milliyet
POLİTİKA
Fetömatik Yok
Başbakan Binali Yıldırım, önceki gün gruplar halinde AK Parti milletvekilleriyle görüştü. Operasyonlar sırasında ortaya çıkan mağduriyetlere değinen Başbakan Yıldırım, "Biz her yerden bu FETÖ'cüleri temizlemek zorundayız. Bunu yaparken de elbette bazı yanlışlar olacak ama fetömatik diye bir alet de yok" diye konuştu. Başbakan Yıldırım, vekillerle buluşmasında özetle şunları söyledi: "BİZİMLE ilgili algı operasyonu yapılıyor. Sanki AK Parti'de FETÖ'cü varmış da temizlenmiyormuş diye. Bu bir tuzak. Asıl hedefleri birbirimize düşürmek. Geçmişte de gördük ki ne zaman parti içinde tartışma oluyor, biz başarısız oluyoruz. O nedenle birlik ve beraberliğimiz her zamankinden daha önemli. İçimizden bazı arkadaşlarımız maalesef haddini aşan açıklamalarda bulunuyor. Bu açıklamalar nedeniyle de muhalefet ve FETÖ'cüler, AK Parti içinde FETÖ'cü olduğu algısı oluşturarak bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor. Türkiye uçurumun kenarından döndü. Her yerden FETÖ'cüleri temizlemek zorundayız. Bunu yaparken de elbette bazı yanlışlar olacak ama fetömatik diye bir alet de yok. Temizlik yapalım ama oyuna da gelmeyelim. Üzerimize düşeni 17-25 Aralık'tan beri yapıyoruz. Bu mücadeleyi yapmazsak millet bizi affetmez. Bu konudaki mücadelemizi kararlılıkla sonuna kadar götüreceğiz. Ama bunu kimseye kin güderek yapmıyoruz. Geçmişin hesabının peşinde de değiliz. Geçmişte şu şöyle yapmış, şu böyle yapmış Bu hesabın peşinde değiliz. Darbe girişiminin olduğu gece somut olarak ortaya çıkan terör örgütüyle ilgili hesabı soracağız. Bu konuda da acımasız olacağız. Burada düşülecek bir zaaf mücadeleye zarar verir. Onun için bu işin sulandırılmaması da gerekir, buna da izin vermeyiz. Ciddi ve kararlılıkla bu işi yapacağız. Zaten bu iş hukuk içinde yürütülüyor. Siz de gidip vatandaşa bu işi çok iyi anlatacaksınız. Mağduriyetler de gereğinden fazla abartılıyor. Hangi ülkede olsa bu tedbirler alınırdı. Haksızlık yapmamaya azami gayret gösteriyoruz. Olayın hacmi büyük olduğu için burada bazı hatalar olabilir. Bunun için komisyonlar, muhalefetle buna ilişkin mekanizmalar oluşturuldu, varsa bir hata düzeltilecektir. Ama bu konuda algı oluşturulmasına da müsaade etmeyiz. FETÖ konusunda sınav sistemine bakıldığında bu konudaki her şeyin AK Parti dönemine mal edilmesi de son derece yanlış. Ne zaman büyüdüğü ortada. AK Parti geldiğinde bunlar zaten belli noktaya erişmişlerdi. AK Parti diğer gruplarla olduğu gibi bunlarla da ittifak yaptı. Ama tek ittifak yapılan grup bunlar değildi."
Hürriyet
'Türkiye Bir İstikrar Adasıdır'
Başbakan Binali Yıldırım, dün İstanbul Tuzla Tersanesi'nde düzenlenen 'TCG YZB. Güngör Durmuş' adlı lojistik destek gemisinin denize indirilmesi töreninde konuştu. "16 Temmuz'da Sancaktar amfibi gemisini denize indirmeyi planlamıştık. Bir gün önce 15 Temmuz gecesi o karanlık gecede hain darbe girişimi ile karşı karşıya kaldık. Maalesef 16 Temmuz'da denize indirme törenini gerçekleştiremedik. Üzüldük. Ama ülkemizi 2. Kurtuluş Savaşı'ndan zaferle çıkardığımız için de sevindik" diyen Başbakan, şunları söyledi: "TCG YZB. Güngör Durmuş, Deniz Kuvvetlerimizin kahraman bir subayıdır. Bugün adını yaşatacak bu geminin merasimi sırasında şehit yüzbaşımızın ailesi bizlerle. Sadece bu gemi ile yüzbaşımız adını yaşatmayacak. Yüzbaşı Güngör Durmuş ve bütün şehitlerimiz, 79 milyonun kalbinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü onlar bu milletin istiklali için gözlerini kırpmadan canlarını feda eden kahramanlardır." Başbakan Yıldırım, "Türkiye artık gemi inşa sanayinde, kendi kendine yeterli olmanın ötesinde bütün dünyaya her tür gemi ihraç edebilen bir kabiliyete sahip oldu. Bununla da yetinmedik yerlilik oranını da süratle artırıyoruz. Hele hele savunma sanayinde yüzde 20'lerden yüzde 60 yerlilik oranına gelmiş olmak bu konudaki ülkemizin imkan ve kabiliyetlerini en açık şekilde göstermektedir. Savunma sanayimize son 14 yılda çok büyük yatırım yaptık. Yaklaşık olarak 35 milyar dolarlık bir yatırım ile savunma sanayimizi bugün sadece kendi ihtiyaçlarımız değil dost ve müttefiklerimizin savunma ihtiyaçlarına da cevap verecek bir yetkinliğe ulaştırmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Bununla yetinecek değiliz. 70'li yılların başında Kıbrıs Barış Harekatı esnasında yaşadığımız ambargo sıkıntılarını unutmadık. Derler ya 'Kötü mal sahibi kiracıyı ev sahibi yapar' o bize ders oldu. Savunma sanayimize 80'li yıllardan itibaren yatırım yapmaya başladık. Geldiğimiz nokta hem yerlileşme hem de millileşme de çok önemli yol kat ettik" diye konuştu. "Türkiye, istikrarsızlık ortamında bir istikrar adasıdır, komşu ülkelerimiz için bir teminattır" diyen Yıldırım, şöyle devam etti: "Bu bakımdan savunma yeterliliğimizin yanında caydırıcılık kabiliyetimizin de aynı derecede geliştirilmesi, etrafımızdaki ülkelerin barışına, istikrarına çok büyük katkı sağlayacak. Suriye'de, Irak'ta, bölgede yaşanan olayların maalesef en büyük bedelini Türkiye ödemektedir. Bir yandan mültecilerin, ülkelerini terk eden günahsız, mazlum insanların yükünü hafifletirken bir yandan da etrafımızdan kaynaklanan terör hareketleriyle mücadelemiz amansız şekilde devam etmektedir. Türkiye kararlılıkla mücadelesini sürdürmektedir. Esas olan Türkiye'nin güvenliğidir."
Milliyet
'Fetö'cüleri İçinizden Ayıklayın'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti teşkilatlarına gönderdiği 12 maddelik genelgede "Türkiye, devlet olmaktan kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini savunmak amacıyla gerek sınır güvenliğini gerekse de milli varlığını koruma ve kollama görevini ne pahasına olursa olsun yerine getirme mecburiyetindedir. TSK'nın Irak'ın Başika Kampında bulunması meşru olduğu kadar ülke ve bölge güvenliği açısından da zorunluluktur. Komşu ülke Irak'ın, topraklarında terör örgütleri cirit atıp birçok ülkenin askeri varlığı konuşlanmışken, Türkiye'ye işgalci muamelesi yapması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne müracaatta bulunması tek kelimeyle hezeyan ve akıl tutulmasıdır. ABD'nin ikircikli ve sarsak tutumu ise bir başka açmaz, bir diğer izah ve kabulü mümkün olmayan sorundur" ifadelerini kullandı. Bahçeli, 12 maddelik uyarı genelgesinde özetle şunları vurguladı: 18 Mart 2018'de gerçekleştirilecek 12. Olağan Büyük Kurultay süreci bugün başlayacak. İlçe kongreleri 30 Nisan 2017'ye kadar, il kongreleri de 4 Haziran'da 2017'de başlayıp 5 Kasım 2017'de sonuçlandırılacak. MHP üzerinde hesap ve operasyon yapan çevreler 15 Temmuz'dan sonra geri çekilmiş veya duraksamış gibi görünseler de, buldukları ilk fırsatta tekrar, bir kez daha şanslarını deneyecekler. Bu nedenle önümüzdeki ilçe ve il kongre süreçlerinde partimizin içine sızmaya, tabandan tavana yuvalanmaya çalışanlara, parti yönetimine nüfuz etme mücadelesine karşı gereken uyanıklık gösterilecek, izin verilmeyecek. Kongreler hoşgörü ve rekabet içinde yapılacak. Hizip ve çatlaklara, kavgalara fırsat verilmeyecek. Sosyal medya ve diğer platformlarda partimizi ve yöneticilerini hedef alan karalama kampanyalarına, iftira ve asılsız haberlere kulak asılmayacak, hatta konuyla ilgili hukuki yollara anında başvurulacak. Kongrelerimizde FETÖ ve diğer suç örgütleriyle herhangi bir irtibatı, iltisakı ve illiyet bağı tespit edilenler kesinlikle ayıklanacak, partimizle ilişikleri kesilecek. Teşkilatlarımıza ve kongre salonlarına girenler ve çıkanlar takip edilecek, şüpheli simalarla ilgili vakit kaybetmeksizin güvenlik güçleri bilgilendirilecektir. Kongrelerin neticesi ne olursa olsun; küskünlüğe ve gruplaşmalara asla ortam verilmemelidir. İçinden geçtiğimiz nazik dönemde hiçbir çatışmanın tarafı ve muhatabı olunmayacak, saldırı ve provokasyonlar karşısında soğukkanlı ve hukuka bağlı hareket edilecektir. Kongrelerdeki üslubun, kamuya açık olarak dile getirilen görüşlerin ve yapılan yorumların mutlaka parti politikalarına uygun olması ve bunun dışına çıkılmamasına özen gösterilecek, önem verilecektir. Ülkücü görünerek, kimliğimizi kullanarak bizi zayıflatmaya çalışan riyakârlara, çıkarcılara ve münafıklara mutlak surette dikkat edilecek; internet medyası üzerinden; dergi, dernek, vakıf, oluşum, platform vasıtalarıyla partimizi hedef alan yayınlara geçit ve ödün verilmeyecektir.
Milliyet

'Tek Çare Özgürlükçü Türkiye'
İzmir'de bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ilçe belediyelerinin yaptığı tesislerin açılışlarında, vatandaşlara hitap ederken "Birbirimizi sevmeye ihtiyaç duyuyoruz. Kavgadan, ayrışmadan, bölünmeden bıktık. Toplumu bölen ayrıştıran politikalardan bıktık. Bütün Türkiye'ye sesleniyorum. Bir arada beraberce, huzur içinde yaşamalıyız" dedi. Cumhuriyet ve Atatürk'ünü vazgeçilmezleri olduğunu da ifade eden Kılıçdaroğlu, özetle şöyle konuştu: "Cumhuriyeti ve kurucu değerlerini sahipleniyoruz. Onlardan uzaklaştığımız zaman Türkiye sorunlarla karşı karış kalıyor. Darbe yaşamamak, dikta yönetimini yaşamamak için yapacağımız tek şey demokratik özgürlükçü bir Türkiye. Bunun arkasında hepimiz kapı gibi durmalıyız. Bütün Türkiye'yi bayrağımı sevdiğim gibi seviyorum. Atatürk'ü vatanımı sevdiğim gibi seviyorum. Kurucu değerleri sonuna kadar savunuyorum. Kimlik, inanç, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapılmaz. İnsan Allah'ın yarattığı en değerli varlıktır. Benim başımın üzerinde yeri vardır. Türkiye'nin huzura birlikte yaşamaya barışa ihtiyacı var. Türkiye'nin CHP'ye ihtiyacı var. Bütün yurttaşlarıma söylüyorum biz hiçbir ayrım yapmayacağız. Kimsenin ekmeğiyle oynamadan herkese hizmete etmek istiyoruz" dedi. "Gazeteci yazı yazıyor. Niye yazar? Kendi düşüncesini aktarmak ister. İster okursunuz ister okumazsınız ama gazeteci dünya görüşünü açıklıyor diye eline kelepçe takıyorsanız, dünyaya bunu anlatamazsınız. 100'ün üzerinde gazeteci var tutuklu. Demokrasi açısından büyük ayıp. Hiçbir gazetecinin eline kelepçe takılmasını istemeyiz. Ben kimleri savunuyorum biliyor musunuz? Hayatı boyunca CHP'ye destek vermemiş kişileri savunuyorum. Çünkü insan haklarını savunuyorum."
Vatan

SPOR

Basketbol erkeklerde yeni sezonun ilk haftasında Beşiktaş Sompo Japan, deplasmanda TED Kolejliler'i 93-51 yendi. Maça hem hücumda hem de savunmada etkili başlayan Beşiktaş, Thompson, Roll ve Clark'ın etkili oyunuyla ilk çeyreği 25-13 üstün bitirdi. İkinci periyotta TED Kolejliler, Shorter ve Thomas'la farkı azaltmaya çalışırken, Beşiktaş soyunma odasına 47-34 önde gitti. ÜÇÜNCÜ çeyreğe baskılı savunma yaparak giren siyah beyazlılar, hücumda da Thompson, Clark ve Stimac'ın basketleriyle 9-0'lık seri buldu. Oyunu domine eden Ufuk Sarıca'nın ekibi, periyodu 30 sayı farkla 68-38 üstün geçti. Kartal, final periyodunda ribauntlarda da üstünlük sağladı. Siyah beyazlılar tüm oyuncularının sayı attığı mücadelenin 35. dakikasına 79-47 önde girdi ve maçtan 93-51 galip ayrıldı.
Hürriyet

Ay-yıldızlı ekibin teknik patronu Fatih Terim, İzlanda maçı öncesi düzenlediği basın toplantısında, "İzlanda'dan alacağımız 1 puan da planlarımızı bozmaz, sıfır puan da bozmaz" dedi. Terim, "Ama galip gelirsek çok başka bir yere götürür bizi. Yine de bir puan alırsak rakiplerimizle farkımız açılmamış olur. Bu da bizi 'Kaybetmiyoruz ama neden kazanamıyoruz?' sorusunu sordurur. Gol atıyoruz ama kazanamıyoruz. Kazanırsak da takım olarak güvenimiz artar. Genç oyuncularımız tecrübe kazanır. Her sonuca hazırlıklıyız" diye konuştu. Tecrübeli çalıştırıcı İzlanda'ya 3- 0 yenildikleri maçtan bu yana 25 ay geçtiğini vurgulayarak, "İki sene içinde İzlanda'nın büyük aşama kaydettiğini düşünüyorum. Avrupa Şampiyonası'nda da dikkat çeken en önemli takımlarından oldular. Ayrıca, Ukrayna maçına oranla 15-20 derecelik bir sıcaklık farkı var. 24 saat içinde bu kadar değişiklik küçümsenecek bir şey değil. Ekibimiz bu etkiyi en aza indirmek için çalışıyor ama yine de zor" yorumunu yaptı. Terim, "Geçenki maç Eylül'deydi. Bu kez Ekim'de. O zaman hiç havadan falan değil kötü oynayıp kaybettik. Biz fırtınayı sahada oyunculardan bekliyoruz. 6 Ekim gecesi oynanan maçtan 10 saat sonra İzlanda'ya geliyorsunuz ve 20 derece sıcaklık farkı. 48 saat içinde de maça çıkacaksınız. Grupta böyle denk gelen başka maç yok" ifadelerini de kullandı. Oyuncularına güvendiğini dile getiren Terim sözlerine şöyle devam etti: "Genç takımım var. Onların hatalarını ben karşılarım, gereken riskleri alırım. Oyuncularımın kafaları umarım rahat olur. O olaylar dediğim gibi etki etti ama artık etkileyeceğini sanmıyorum. Takıma gelince değişiklikler olabilir. Ukrayna maçındaki takımla çıkmayacağız"
Milliyet

Mahmut Uslu'dan tartışılacak sözler. Fenerbahçe'nin basın sözcüsü Dalyan Kulüp'te gazetecilerle yaptığı sohbette ilginç açıklamalar yaptı. 2011-12 sezonunda Kadıköy'de Galatasaray'ın şampiyonluğunu ilan ettiği maçtaki kupa alma konusuna değinen Uslu, "Başkan Aziz Yıldırım o dönemde görevde olsa, Kadıköy'de Galatasaray kupa alamazdı. Ben olsaydım da alamazlardı" diye konuştu. Uslu şunları söyledi: "Ölürdük de orada kupayı vermezdik. Çünkü provokasyon vardı. Provokasyonu kimin yaptığı da belli. Galatasaray'ın CEO'su Lütfü Arıboğan. 'Başbakan istedi, kupa verildi' iddiaları da yalan. Galatasaray Kulübü Başkanı önce evet diyor. Sonra olmuyor. Basketbolda G.Saray'ın F.Bahçe maçına çıkmaması da provakosyon. Ne var, çıkacaksın. Yüzde 49 kazanma ihtimalin var. Koskoca Galatasaray, çıkmıyorsun, çünkü olay olsun istiyorsun." "En büyük sivil toplum örgütüyüz. Spor kulübüyüz, politika ile ilişkimiz yok. Yönetime girmemin nedeni de o süreçte Yıldırım'ın dimdik durmasıdır. Fenerbahçe Kulübü Başkanı yalnız spor kulübü başkanı değil liderdir. Eskiden 'out'duk, şimdi 'in' olduk. Çünkü biz doğru çıktık, Yıldırım doğru çıktı. Trabzon'da bir gün normal, caddeden stada gidemedik. Tarladan, polislerin arasından, mesele çıkmasın diye gittik. O kurşunu yedikten sonra da düşünmüyoruz.."
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme