19 Ekim 2016 Çarşamba

19.10.2016 Genel Gündem



19.10.2016

GÜNDEM

Geleceği Göreceği Varsa Göreceği Var
2016-2017 akademik yılı açılış töreni ilk kez Cumhurbaşkanlığı Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde yapıldı. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Misak-ı Milli vurgusunu yineleyerek, "Musul üzerinde sorumluluğumuz var. 'Hem masada hem de arazide olacağız' diyorsak bir sebebi var. Dostlar alışverişte görsün diye söylemiyoruz. Araziye yönelik hazırlıklarımız devam ediyor" dedi. "Haşdi Şabi geliyormuş. Geleceği varsa göreceği var" diyen Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: "Suriye ve Irak'ta olanları yaşarken yeni nesil bir şeyi çok iyi bilmeli: Acaba Misak-ı Milli nedir? Eğer Misak-ı Milli'yi kavrarsak, anlarsak Suriye'deki, Irak'taki sorumluluğumuzun, ne olduğunu anlarız. Ama onu bilmezsek ne Suriye'deki, ne Irak'taki sorumluluğumuzun ne olduğunu anlarız. Musul üzerinde bizim sorumluluğumuz var. Onun için hem masada olacağız hem de arazide olacağız diyorsak bunun bir sebebi var. Durup dururken, 'Dostlar alışverişte görsün' diye de söylemiyoruz. Onbinlerce kilometre mesafeden çıkıp geleceksin, o senin için bir hak olacak; neymiş, Bağdat çağırıyormuş. Tamam da bu benim 350 kilometre sınırım, her an tehdit var. Burada tarihi sorumluluğum, mesuliyetim var ve biz burada olacağız. Hem arazide olacağız, hem de masada olacağız. Bütün diplomatik görüşmeler, şunlar bunlar bir taraftan yürüyor, yapılıyor. Diğer taraftan hazırlıklarımız araziye yönelik devam ediyor. Biz 'Dabık'a ineceğiz' dedik. Dabık'tan da DEAŞ dayanmaya gayret etti, çok fazla da dayanamadı, orayı terk edip gitti. Şimdi El Bab'a doğru yürüyoruz. Ve doğuda Münbiç ile ilgili koalisyon güçlerine şunu söyledik. Orada PYD, YPG gibi terör örgütleri olmayacak. Orası yüzde 95 itibariyle Araplarındır. Dolayısıyla PYD ve YPG doğuya gidecek, Münbiç'i boşaltacak. Dün (önceki gün) itibariyle Amerikalı dostlar dediler ki; Tamam. Siz de bize yardımcı olun. Biz baştan beri söylüyoruz dedik. Yeter ki siz bizim bu tekliflerimize evet deyin. Sizler buraya yabancısınız, sizler bilmezsiniz. Oranın tarihini de her şeyini de biz iyi biliriz. Şu anda burada da mutabıkız. 'Rakka'da ne yapacağız' dediler. Gelin beraber burada bir operasyon yapacağız diyorsanız, Rakka DEAŞ'ın merkezidir, biz Rakka'da sizlerle beraber bu operasyonu yaparız. Gerekirse oradan da bu DEAŞ, boşaltılıp gider. Şimdi bunun da görüşmeleri yapılıyor. Biz dürüst, samimi hareket ediyoruz. Bizim ne Suriye'nin ne Irak'ın topraklarında gözümüz yok. Bize 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarımız yeter. Yeter ki kimsenin bizim vatan topraklarımızda gözü olmasın. Irak'ta biz şu anda yürütülmekte olan bu mezhep çatışmalarına kesinlikle taraf olmak istemiyoruz. Ama oradaki Sünni Arap, Türkmen kardeşlerimizi de birilerine de yedirtmek istemiyoruz. Türkiye, tüm terör örgütleriyle aynı anda mücadele edecek güce, imkana, kararlılığa sahiptir. Bölgemizde kurulmaya çalışan denklemleri görüyor, siyasi ve fiili olarak müdahalelerimizi gerçekleştiriyoruz. İşte, Suriye sınırında bir terör koridoru oluşturmak istediler. Suriye'nin kuzeyi, bizim güneyimiz. Dedik ki buna müsaade etmeyiz. Kim ne derse desin. Artık bu işler tamamen bitmiştir. Biz buralarda bir terör koridoru oluşturulmasına müsaade etmek suretiyle, ülkemizin güneyini hiçbir zamanla terörle karşı karşıya bırakamayız. Bu konuda kararlıyız. Dost da düşman da bunun böyle bilmeli. Şimdi Musul operasyonu başladı. Bizim bu operasyon konusunda en başından beni itirazımız, hep şunu söyledik. Musul Arap ve Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı, ağırlıklı Sünnilerden oluşan bir bölgedir. Bize diyorlar ki, burada bir Şia, Sünni savaşı olmaması lazım. Peki güzel, senin Bağdat dediğin nedir? Bağdat dediğin tamamen Şia'dan oluşan bir ordunun yönetimidir. Biz onlarla mı konuşacağız. Eğer biz kalkıp da Musul'un kaderini onlarla paylaşmaya yönelirsek şunu kabullenmemiz gerekir ki yarın burada Şia, Sünni ile bu mücadelesini verecek ve ardından da burayı Haşdi Şabi'ye terk edecek. 30 bin kişiyle Haşdi Şabi geliyormuş. Kaç bin kişiyle gelirse gelsin. Geleceği varsa göreceği var. Bağdat yönetiminin Şii kanadı, cesaretlerinin kaynağını gayet iyi bildiğimiz bir tavırla, meseleyi alenen Türkiye düşmanlığına dökmüş durumdadır. Irak topraklarının bir kısmını işgal etmiş olan DEAŞ'e, bir başka kısmını işgal etmiş olan PKK'ya karşı gösterilmeyen çiğ bir tavır, Türkiye'ye sergileniyor. Sen bize kabadayılık yapacağına git DEAŞ, PKK ile uğraş. Onlara karşı en ufak tavır koyamıyorsun, Kusura bakma. Bölgemizde geçmişte pek çok örneği görülen bir mezhep çatışması riskinin önüne geçmeye çalışıyoruz. Bizim derdimiz bu. Musul'un geleceğine Musul halkı karar vermez ve burası dışarıdan getirilen birtakım güçlerin hakimiyetine sokulmaya çalışılırsa, ortaya çok vahim görüntülerin çıkması kaçınılmazdır. İşte biz bu felaketi önlemek için Musul operasyonunda yer almak durumundayız." İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği'nin 36. İcra Komitesi Toplantısı'na katılan meclis başkanlarına verdiği öğle yemeğinde FETÖ ile mücadele mesajı veren Erdoğan, şunları söyledi: "Sizlerden bize destek olmanızı bekliyoruz. Çünkü sizlerin ülkesinde de bunların okulları, çeşitli dernekleri var. Bunları inanıyorum ki ülkelerinizde barındırmayacaksınız."
Hürriyet


'Abla'lara Operasyon!..
Ege Üniversitesindeki FETÖ yapılanmasına yönelik operasyonlar kapsamında, "Bylock" kullananların ifadeleri doğrultusunda, İzmir merkezli Ankara, Gaziantep, Manisa, Mersin, Konya, Aydın, Bursa, Sivas, Hatay ve Eskişehir'de 49 ayrı adrese operasyon yaptı. İki dernekte faaliyet gösterenlerin de aralarında bulunduğu ve FETÖ'de "abla" olarak nitelendirilen 20 kadın gözaltına alındı. Şüphelilerin üniversiteye gelen öğrencileri kalacak yer bulma, burs ayarlama vaatleriyle kandırarak örgüte eleman kazandırdıkları iddia edildi. 50 şüpheli hakkında gözaltı kararı olduğu öğrenildi. Erzincan'da ByLock programını kullandıkları öne sürülen 10 polis memuru ile 2 asker gözaltına alındı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 14 Ekim'de "Bylock" kullandıkları tespit edilen çeşitli illerdeki 180 hakim ile savcı hakkında gözaltı kararı verildi. İzmir Karaburun Hakimi Halil Güven, Aliağa Hakimi Semra Gödelek Coşğun, Aliağa Culhuriyet Savcısı Emrah Çoşğun ve Tire Cumhuriyet Savcısı Fatih İltaş gözaltına aldı. HSYK tarafından açığa alınan hakim Güven, Aliağa'da hakim Coşğun ve savcı Emrah Çoşğun ile Tire'de görevli savcı İltaş, savcılık ifadelerinin ardından, tutuklanma talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarıldı. Dört yargı görevlisi 'Silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçlamasıyla tutuklandı. Manisa'da da savcı Ahmet Çelik, hakim Aziz Güven ve doktor İbrahim Çelebi nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Mersin'de gözaltına alınan hakimler Yasemin Yaman, Hilal Ünal Ocak ve Mehmet Nazif Güraslan ile cumhuriyet savcısı Mehmet Değiş tutuklandı. Kahramanmaraş'ta meslekten ihraç edilen 49 eski öğretmen hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Kahramanmaraş, Adana, Mersin ve Osmaniye'de yapılan operasyonda aranan 43 kişi gözaltına alındı.
Milliyet

Musul'a 10 Km Kaldı
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Musul'u IŞİD'in elinden kurtarmak için başlatılan operasyonun hızlı ilerlediği belirtti. Pentagon Sözcüsü Peter Cook, Iraklı askerlerin ilk günde planlanandan önce hedeflerine ulaştığını belirtti. Ancak Sözcü Cook, Musul'daki operasyonun "zor" olacağını, DEAŞ milislerinin büyük direnişi ile karşılaşılacağını tahmin ettiklerini dile getirdi. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin verdiği bilgilere göre operasyonun ilk gününde, 200 kilometrekarelik bir alanın Irak ordusu ve peşmerge güçlerinin eline geçti. Irak ordusundan yapılan açıklamada, birliklerin Musul'un güneyinde 12 köyü aldığı ve bazı bölgelerde kente 10 kilometre kadar yaklaştığı belirtildi. Peşmerge güçleri tarafından yapılan açıklamada ise Musul'un 40 kilometre doğusunda 7 köyü ele geçirdikleri bildirildi. DEAŞ'ın yayın organı Amak Irak ordusu ve peşmerge güçlerine yönelik en az 14 intihar saldırısı düzenlendiğini duyurdu. Irak ordusu, terör örgütü DEAŞ'ın elinde tuttuğu Musul'un güneydoğusundaki Hemdaniye ilçesinin merkezinde kontrolü sağladı. Çatışma bölgesindeki AA muhabirinin verdiği bilgilere göre, Guver bölgesinden hareket eden Irak ordusuna bağlı güvenlik güçleri, Musul yakınındaki Hemdaniye ilçe merkezi Karakuş'u yoğun çatışmaların ardından ele geçirdi. İlçe merkezine giren güvenlik güçleri, hükümet binalarına Irak bayrağı astı. Hemdaniye, Musul operasyonunun başlamasından sonra kurtarılan ilk ilçe olma özelliğini taşıyor. Bölgedeki kaynaklardan alınan bilgiye göre operasyonun başladığı önceki gün 20 DAEŞ militanı etkisiz hale getirilmişti. Dün bu sayının 100'e çıktığı öğrenildi.
Vatan

15 Temmuz Gecesi Erdoğan'la Görüşmedim
Fethullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu dün ilk dinlemelerine başladı. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda görüşmediğini ifade eden Dündar, Cumhurbaşkanı tarafından sabaha karşı Genelkurmay Başkanlığına vekalet etme emri verildiğini; Cumhurbaşkanıyla 16 Temmuz sabahı Atatürk Havalimanı'nda görüştüğünü ve kendisine bilgi verdiğini söyledi. Orgeneral Dündar, "15 Temmuz gecesi sayın Cumhurbaşkanı, sayın Başbakan da dahil hiçbir bakanla da görüşmem olmadı. 'Bahçeli'ye beni sorun diye' bir beyanım olmadı. Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın direktiflerini havalimanından itibaren adım" diye konuştu. CHP Milletvekili Aytun Çıray, Dündar'a, 15 Temmuz günü Hakan Fidan'ın Genelkurmay gelerek darbe yapılacağı yönünde değil, kendisine askerlerin suikast düzenleyeceği şeklinde istihbarat verdiği iddialarını sordu. Bunun üzerine Dündar iki kişi (Genelkurmay Başkanı ve Hakan Fidan) arasındaki konuşmanın içeriğini bilmediğini ifade etti. Ancak, "Gelen darbe bilgisi ise bunun Genelkurmay Başkanı'nın başka talimatlarla desteklemesi gerekmekte" dedi. Ümit Dündar, HDP Milletvekili Mithat Sancar'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüştüğü iddialarına ilişkin neden daha önce yalanlamadığı sorusuna ise "Kasıt yok, önemsemedik. Nasılsa açıklayacaktık" cevabını verdi. Dündar öte yandan "Şu anda başka bir darbe riski görmediğini" de kaydetti. Orgeneral Dündar, "Emir subayım darbe girişiminin ardından firar etti. Sonradan öğrendiğime göre, benim yerimi öğrenme konusunda da 15 Temmuz akşamı gayret sarf etmiş. Ben saat 22.20'de evden ayrıldıktan sonra 4-5 kişilik bir ekip eve gelip beni aramış" şeklinde konuştu.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 125,1732-125,2755                   
ABD Doları 3,0915-3,0937/Euro 3,4079-3,4103/İngiliz Sterlini 3,7848-3,7888  

31.3 Milyar Lira Yapılandırıldı
Maliye Bakanı Naci Ağbal, vergi borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin, Türkiye genelinde şu ana kadar almış oldukları başvuru sayısının 3 milyon 786 bin olduğunu belirterek, "Yapılandırılan alacak tutarı 31.3 milyar lira. Bu kapsamda yapılan tahsilat tutarı ise 951 milyon lira" dedi. Ağbal, vergi borçlarının yeniden yapılandırılmasına değinirken, öngörülen son başvuru tarihinin 31 Ekim olduğunu hatırlatarak, bu kanunun mükellefler için tarihi bir fırsat olduğunu, geriye yönelik vergi borcu olan mükelleflerin borçlarını adeta anaparayı ödeyerek kapattığını söyledi. Ağbal, şunları kaydetti: "Vatandaşın vergi borcu belli. Burada herhangi bir indirim yapmıyoruz ama borç zamanında ödenmediğinde yıllık yüzde 15-16 faiz hesaplanıyor. Biz bu faizleri enflasyona göre hesaplanmış biçimde düşürüyoruz. Mesela, vatandaşın 30 bin lira vergi borcu var. 3 yılda 30 bin liralık borç tahminen 80 bin liraya varıyor. Biz bu 50 bin liralık faizi siliyoruz ve son 3 yılın enflasyon oranlarını dikkate alarak bir faiz hesaplıyoruz. Bu durumda borç 40 bin lira oluyor. Bunu taksitli ödeyebilir. Eğer peşin öderse 10 bin liralık faizin yarısını tekrar siliyoruz. Vergi dairesinin kapısında girerken 80 bin lira olan borç, 35 bin liraya iniyor. Bundan önceki kanunlarda olmadığı kadar ciddi indirim var. Mükellefleri bu kanun kapsamında başvuru yapmaya davet ediyorum." Başvuruların yüzde 59'unun internet üzerinden yapıldığını, bu sayıların son iki haftada çok daha iyi bir noktaya geleceğini belirten Ağbal, "Vatandaşlarımızdan rica ediyorum; son güne bırakmayın, peşin ödeme indiriminden yararlanın. Bu tarihi fırsatlardan yararlanın" ifadesini kullandı. Ağbal, son 3 aya ilişkin olarak gelirleri 1300 liranın altına düşen çalışanların bu kayıplarını telafi etmek üzere bir çalışmayı tamamladıklarını ve çalışmanın Bakanlar Kurulunda kabul edildiğini belirterek, "Hiçbir sıkıntı yok" dedi.
Hürriyet

Maliye'ye Mi Bankaya Mı Borçlanmalı
Esnaf, avukat, doktor gibi şahsen Gelir Vergisi (GV) ödeyen mükellefler için de, şirket olarak Kurumlar Vergisi (KV) ödeyen mükellefler için de vergi barışına başvuru süresi azaldı. Geçmiş beş yıl inceleme riskini kaldırmak için Maliye ile el sıkışmanın süresi bu ayın sonunda (31 Ekim) doluyor. Temmuz ayından itibaren gündemde olan Vergi Barışı için hemen her işletme konuyu kendisi açısından değerlendirmiştir. Vergi Barışına başvurulduğunda ne kadar vergi ödenecek, bunun hesabı yapılmıştır. Peki, barışma niyetinde olmasına rağmen barışın bedeli olan vergiyi ödemek için kasasında-bankasında nakiti olmayanlar ne yapacak? Sorunun cevabı belli. Taksitler için Maliye'nin uyguladığı katsayı oldukça uygun. (İki ayda bir ödeme yapılıyor; yani 6 Taksit-12 ay: 1.045, 9 Taksit-18 ay:1.083, 12 taksit- 24 ay: 1.105, 18 taksit-36 ay: 1.150) Herhangi bir işletmenin matrah artırımı sonucu 10 bin lira ödeyeceğini varsayalım. Tablodan da anlaşılacağı üzere; vergi barışından kaynaklı ödenecek 10 bin lira vergi, bir yılda ödendiğinde her bir taksit 1.742 lira yapmakta (İki ayda bir ödemeli, 6 taksit toplamda: 10.450 lira). Aynı 10 bin lirayı bankadan kredi alıp Maliye'ye peşin ödenmek istendiğinde, bankaya ödenecek toplam geri ödeme ise yaklaşık 10.930 lira yapmakta. (2 ayda bir ödemeli aylık yüzde 1.24 faizle kullanılan ticari kredi ile hesaplanmıştır.) Dolayısıyla bankaya borçlanmayıp Maliye'ye borçlanıldığında 480 lira daha az para cepten çıkmış oluyor. 10 bin lira üç yıla yayılarak Maliye'ye ödenmek istendiğinde ise her bir taksit 639 lira yapmakta (İki ayda bir ödemeli, 18 taksit toplamda: 11.500 lira). Aynı 10 bin lira, bankadan kredi alınıp Maliye'ye peşin ödenmek istendiğinde, bankaya ödenecek toplam geri ödeme ise 12.653 lira yapmakta. Maliye'ye borçlanma ile bankaya borçlanmanın finansman maliyeti arasında bu kez 1.153 lira fark oluşuyor. (Bankadan alınacak kredi için komisyon ve dosya masrafları gibi kalemler dikkate alınmamıştır. Kredi alınabilecek bankalar arasında faiz oranlarında küçük farklılıklar olsa da, Maliye'ye borçlanma sonucu oluşan maliyet her durumda bankaya borçlanmadan daha avantajlı olmakta.) Peşin ödeme için son tarih 30 Kasım 2016: Matrah artırımı sonucu ödenecek verginin, tek seferde ödenmesinin tercih edilmesi durumunda, 30 Kasım'a kadar ödemenin yapılması gerekiyor. Taksitle ödemede de ilk taksit için son gün 30 Kasım. Taksitler aksarsa barış bozulmuyor: Vergi Barışı (Matrah artırımı) taksitleri süresinde ödenmediğinde barış bozulmuyor ancak barışın maliyeti artıyor. Normalde vergiler zamanında ödenmediğinde aylık gecikme zammı oranı 1.40 iken, Vergi Barışı taksitlerinin (6, 9, 12 veya 18 taksit) gecikmesi durumunda aylık 2.80 gibi fahiş bir finansman yükü ile karşılaşılıyor.
Hürriyet

Euro'yu Getir Kârı Götür
Malum 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ertesinde Merkez Bankası geniş bir likidite önlem paketi açıklamıştı. O paket içinde, daha önce bilançoları oranında limitleri olan bankaların, Merkez Bankası'na döviz getirerek bunu teminata koyup istedikleri kadar, limitsiz TL alabilecekleri de vardı. Bu pencere ilk defa açılmıştı. Bu pencere, diğerleri ile birlikte doğru bir adımdı. Gidişattan da görüldü ki, öyle çok yüksek bir para talebi ortaya çıkmadı. 15 Temmuz'u izleyen bir aylık dönemde, vatandaşın cebinde tutmak için talep ettiği nakit para miktarı ortalamada sadece yüzde 3.8, yani 5 milyar TL artmış. İşin doğrusu bankaları likidite açısından sıkıştıran bir durum olmadığı görülüyor. İlave verilen TL likiditesinin de bankaların mevcut imkanları çerçevesinde sağlanmış olduğu çok açık. Durum böyle iken; haziran sonundan eylül sonuna, Merkez Bankası'na götürülen ilave döviz miktarının kabaca 7 milyar dolar olduğu görülüyor. Bunun resmi rezervleri artırıcı yönde olduğunu da not düşelim. Peki madem para talebi sınırları zorlayacak kadar değildi de, Merkez Bankası bilançosundan gördüğümüz 7 milyar dolarlık döviz teminat artışı ne demek oluyor? Anlatalım. Merkez Bankası "siz dövizi getirin, size uyguladığım limitlere tabi olmadan sınırsız TL alabilirsiniz" deyince, bankalara çok güzel bir arbitraj kapısı açıldı. Bankalar ellerindeki dövizleri Merkez Bankası'na getiriyorlar, ki neredeyse tamamı Euro; bunun karşılığında TL borçlanıyorlar. Sonra bu TL'leri yurtdışındaki bankalara borç verip karşılığında döviz (Euro) borçlanıyorlar. Sonra aynı döngü, bu Eurolar Merkez Bankası'na götürülerek tekrarlanıyor. Böylelikle tam 7.2 milyar Euro Merkez Bankası'na getirildi. Malum Avrupa Merkez Bankası kendisinde tutulan mevduata geçen yıl negatif faiz uygulamaya başladı; Avrupa'da bir bankada Euro hesabı tuttuğunuzda üste faiz ödemek zorundasınız; binde 4'e (Yüzde 0.40) yakın. Euro cinsi libor faiz oranı negatif; yani Euro cinsi borç para alanlar faiz ödemiyor, üste faiz tahsil ediyorlar. Böyle olunca, bankalar Merkez'den TL borç alıyor; bu TL'leri yurtdışında borç vererek (Swap işlemleri) Euro borçlanıyorlar. Bu Eurolar ise yeniden Merkez'e götürülüyor. Merkez Bankası Avrupa Merkez Bankası gibi kendisinde mevduat tutanlardan faiz almak yerine, tersine yüzde 0.03 faiz verdiğinden, bankalar bu işten kâr ediyor. Bu Euroları teminat olarak Merkez'e yatırıyorlar. 15 Temmuz sonrasında artık ihtiyaç kalmadığı bir iki haftada ortaya çıkan bu pencereyi Merkez Bankası kapatmadığından, bankalar bu arbitraj kapısını sonuna kadar kullanarak para kazanıyor. Bankalar, bulabildikleri eldeki tüm dövizlerini buraya yatırdıklarından, müşterilerine verdikleri döviz hesabı faizleri yüzde 3.5'e fırladı. Olasılıkla bankalardaki likiditeyi de azaltan bu kayma, döviz kurundaki yukarı yönlü baskının da nedenlerinden biri oldu. Merkez Bankası, kur zıplayınca bunun farkına varıp, "limitiniz artık eskisinin 4 katı ile sınırladık" diye haber göndermiş. Ama uygulamada fiilen sona erdirilmiş değil, hâlâ devam ediyor.
Hürriyet

Kasırgalar Bile Esse Kalıcı Tahribat Olmaz
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, başkanlık sistemi tartışmalarına ilişkin, "Son birkaç yıldır Türkiye'de oynanan oyunlar koalisyon hükümetleri döneminde yaşanıyor olsaydı, Türkiye'nin hali ne olurdu? Sadece bunu düşünmemiz bile model değişikliğinin ne kadar gerekli olduğunu ortaya çıkarır" dedi. Nizip ve Karkamış ilçelerinde partililerle bir araya gelen Şimşek, yaptığı konuşmada, ülkenin önemli bir dönemden geçtiğini söyledi. Son dönemlerde siyasi istikrarı kalıcı hale getirmek için model değişikliğinin gündemde olduğunu hatırlatan Şimşek, şunları kaydetti: "Türkiye, koalisyon hükümetlerinden, siyasi istikrarsızlıktan çok çekti. 1970'lerde falan dünyada çok büyük sorun yaşamazken, ülkemiz büyük sorunlar ve sıkıntılar yaşadı. Başkanlık sistemi aslında basit haliyle siyasi istikrarı temin etmekle kalmayacak, aynı zamanda temsilde adaleti ve yönetimde istikrarı sağlayacak. Çünkü başkanlık sisteminde birçok aday yarışır, bir aday dönem için ülkeyi yönetir. Millet memnunsa bu 2 döneme çıkabilir. Aslında siyasi istikrarı sağlar. Bugün yüzde 10 barajından çok şikayet ediyoruz. Oysa başkanlık sistemi temsilde de adaleti sağlar."
Milliyet

Türk Akımı'nda İlk Gaz 2019'da
Türkiye ile Rusya arasındaki yeniden yakınlaşma sürecinin ardından, Türk Akımı doğalgaz boru hattında süreç yeniden hızlandı. Projede ilk hedef olarak izin prosedürleri tamamlanacak ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci yürütülecek. İzinlerin ardından, inşa sürecine geçilecek. 2019 yılı sonu itibariyle Türkiye'ye ilk doğalgaz tedariğinin sağlanmasının hedeflendiğini kaydeden yetkililer, "Birinci boru hattı için gerekli olan borular üretilmiş, test edilmiş ve Karadeniz'deki limanlarda tutulmaktadır" bilgisini verdi. Tarihi Putin-Erdoğan zirvesinin ardından doğalgaz boru hattı için imzalar atılırken, gözler izin sürecine çevrildi. Edinilen bilgiye göre gelinen noktada, Türkiye'deki boru hattının yeni bölümü için gerekli izin süreçleri için harekete geçilecek ve öncelikle ÇED süreci yürütülecek. İzinlerin ardından, inşa sürecine geçilecek. 2019 yılı sonu itibariyle Türkiye'ye ilk doğalgaz tedariğinin sağlamsanını hedeflendiğini kaydeden yetkililer, "Birinci boru hattı için gerekli olan borular üretilmiş, test edilmiş ve Karadeniz'deki limanlarda tutulmaktadır. Türkiye sularındaki yeni bölüm için, boru hattının çevreye ve civarında yaşayanlara duyarlı bir biçimde inşa edildiğinden emin olmak amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi'nin bir parçası olarak ilave incelemeler yapacağız" bilgisini verdi. Daha önce iptal edilen Güney Akım kapsamında, açık deniz güzergahının büyük bir bölümünün incelendiğini belirten yetkililer, "Türkiye sularındaki yeni bölüm için, boru hattının çevreye ve civarında yaşayanlara duyarlı bir biçimde inşa edildiğinden emin olmak amacıyla ÇED'in bir parçası olarak ilave incelemeler yapacağız" bilgisini verdi.
Milliyet

Dolarda Tüm Zamanların Rekoru: 3.1140
Dolar, başkanlık sistemi tartışmaları, jeopolitik riskler ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'ndan (TCMB) faiz indirim beklentisiyle rekor tazeledi. Dolar/TL dün 3.1140'a kadar yükselerek tarihi zirveyi gördü. ABD'de beklentilere paralel açıklanan enflasyon verisinin ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım beklentilerini desteklemesi de doların güçlenmesini tetikledi. Dolar/ TL geçen hafta 3.1132 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkmıştı. Gelişmekte olan ülkeler arasında tek düşen para birimi Türk Lirası oldu. Bankacılar TL üzerindeki baskı ve diğer para birimlerinden negatif ayrışmanın bir süre daha devam edebileceği öngörüsünde bulundu. Tahvil-bono piyasasında da 11 Şubat 2026 itfalı 10 yıllık gösterge tahvilde bileşik faiz önceki spot kapanışta yüzde 10.02, valörde son işlemde yüzde 10.06 oldu.
Vatan

Imf Heyeti 'Madde 4' İçin Türkiye'de
Uluslararası Para Fonu (IMF) heyeti, Türkiye'yi ziyaret edecek. Hazine Müsteşarlığı'nın duyurusuna göre, IMF'den bir heyet olağan 'Madde 4' görüşmeleri kapsamında Türkiye'ye gelecek. Heyet, 19-24 Ekim tarihlerinde İstanbul'da özel sektör ve mesleki kuruluş temsilcileri ile görüşmeler yaptıktan sonra, 24-31 Ekim tarihlerinde Ankara'da resmi temaslarda bulunacak. IMF üyesi bir ülkenin, fon ile hiçbir anlaşma yapmaması halinde bile IMF kuruluş anlaşmasından kaynaklanan '4. Madde Konsültasyon Çalışması' çerçevesinde düzenli olarak denetlenmesi gerekiyor. Çalışmalar, IMF Kuruluş Anlaşması'nın 4. maddesi kapsamında gerçekleştirildiğinden 'Madde 4 Görüşmeleri' olarak adlandırılıyor.
Vatan

DÜNYA

Türkiye, Musul Operasyonuna Havadan Giriyor
Başbakan Binali Yıldırım, dünkü grup toplantısında Türkiye'nin Musul Operasyonu'na hava unsurlarıyla katılacağını açıkladı. Savaşan şahinler, Kuveyt'teki Musul Koalisyon Komuta Merkezi emrine tahsis edildi. Jetlerimiz "Sivil zayiat" riski olan alanlar dışında terör örgütü DEAŞ hedeflerini bombalayacak. Yıldırım, grup toplantısında Türkiye'nin hava unsurlarının havadan müdahale içinde yer aldığını söyledi. Bu açıklama üzerine, başlangıçta Türk jetlerinin Musul'daki hedefleri bombaladığı yorumları yapıldı. Ancak Yıldırım, grup toplantısı sonrasında TBMM'den ayrılırken sorumuz üzerine, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: "(Havadan müdahale) şimdi, şu anda değil, prensip olarak Türkiye'nin koalisyon içinde olması konusunda bir mutabakat var. İhtiyaç duyulduğunda koalisyon içinde bizimkiler de görev alacak. Önemli olan bu koalisyonun içinde yer almaktır." Yıldırım, daha sonra yaptığımız telefon görüşmesinde, Türkiye ile ABD Genelkurmay Başkanları'nın Washington'da yaptığı görüşmelerde, Türkiye'nin Musul operasyonuna hava unsurlarıyla katılması konusunda anlaşma sağlandığını söyledi. Hürriyet, Türkiye ile ABD'nin mutabakata vardığı anlaşmanın detaylarına ulaştı. Türkiye, Musul operasyonundaki koalisyon görevlerine savaş uçakları tahsis edecek. Kuveyt'teki harekât komutanlığı operasyon emirlerine Türk jetlerini de dahil edecek. Türk jetleri, sivil zayiat riski olan operasyonlar da ise yer almayacak. Savaşan şahinlerin günde en az 2, en çok 10 uçuş yapması öngörülüyor.
Hürriyet

Özdemir, Dışişleri Koltuğuna Aday
Almanya'da, 2017 yılında düzenlenecek parlamento seçimleri için koalisyon hesapları yapılmaya başlandı. Başbakan Angela Merkel'in partisi Hıristiyan Demokrat Birliği'nin (CDU) son anketlerde oy kaybına uğraması, Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Sol Parti'nin (Die Linke) koalisyon yapma ihtimalini öne çıkarıyor. Milliyet'in edindiği bilgiye göre, Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir'in adı da, söz konusu üçlü koalisyonun dışişleri bakanlığı için geçiyor. Üç parti içinde dış politika konusunda en yetkin kişi olan Özdemir'in yanı sıra, SPD'nin Meclis Grup Başkanı Thomas Oppermann'ın adı da, muhtemel koalisyonun şansölyesi olarak dile getiriliyor. Yeşiller ve Sol Parti ile kurulacak bir koalisyonda hükümeti yönetme imkânına erişecek SPD'nin, bu ihtimale oldukça sıcak baktığı belirtiliyor. SPD Genel Başkanı ve Şansölye Yardımcısı Sigmar Gabriel ise, seçimlerde partisi adına şansölye adayı olup olmayacağını henüz açıklamadı.
Milliyet

Meğer Duterte'nin Bir Nedeni Varmış!
Filipinler'de uyuşturucu kartellerine karşı yürüttüğü acımasız mücadele ve yargısız infazlar nedeniyle ciddi eleştirilere uğrayan Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, bu denli acımasız davranmasının nedenini itiraf etti. Uyuşturucu bağlantılı suçlara karşı hiçbir acıması olamayacağını belirten Duterte, bunun, çocukluğunda bir Katolik rahibin kendisine tacizde bulunmuş olmasından kaynaklandığını kaydetti. 71 yaşındaki Duterte'nin emriyle başlatılan operasyonlarda öldürülenlerin sayısı, 4 bin kişiyi bulmuştu.
Milliyet

Soykırım Kentine Sırp Yönetici
Avrupa'da, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen soykırımın yapıldığı Bosna Hersek'in Srebrenitsa kentinde, Sırp aday Mladen Grujicic belediye başkanlığı seçimini kazandı. Bosna Hersek Merkez Seçim Kurulu (CIK), 2 Ekim'de yapılan yerel seçimin resmi sonuçlarını açıkladı. CIK'ın oybirliğiyle onayladığı sonuçlara göre, Srebrenitsa'daki oyların yüzde 54,4'ünü alan Sırp belediye başkan adayı Grujicic, Boşnak aday Camil Durakovic'in 773 oy önünde seçimi kazandı. 34 yaşındaki Grujicic, seçimden sonraki ilk sonuçların ardından yaptığı açıklamada, Srebrenitsa'da yaşanan katliamın belediye tarafından düzenlenen etkinliklerle anılmaya devam edileceğini belirtmişti. "Srebrenitsa'da sayfanın değişmesini istiyorum. İnancı ve etnik kimliğine bakmadan insanların burada kalmalarını sağlamak ve önümüze bakarak Srebrenitsa'yı tüm alanlarda geliştirmemizi istiyorum" demişti. Boşnak aday Durakovic ise Srebrenitsa'daki seçimde yasalara uygunsuz hareket edildiğini savunarak, seçimin iptalini isteyeceğini açıkladı. 2012'den bu yana Srebrenitsa'da belediye başkanlığı yapan Durakovic, Bosna Hersek ve Sırbistan'daki milliyetçi Sırp partilerinin otobüsler dolusu insanı oy kullanmak üzere bölgeye gönderdiğini söylemişti.
Vatan

Utanç Ödülü
Geçen yıl Macaristan'ın Röszke kentinde polis çemberinden kaçmaya çalışan mültecilere tekme atıp çelme takarken görüntülenen kameraman Petra Laszlo, uzun bir aradan sonra aldığı ödülle kendinden söz ettirdi. Laszlo ve eşinin hazırladığı belgesel, Lakitelek Belgesel Film Festivali'nde özel ödüle kayık görüldü. Festival, Macaristan'da 1956 yılında çıkan ayaklanmasının 60'ıncı yılı vesilesiyle düzenlenen etkinlikler kapsamında düzenlendi. Laszlo çiftinin hazırladığı 'Ulusun düşmanları' adlı belgesel ise 1956'da yaşamını yitiren bir direnişçinin hayatını anlatıyor. 1956 Etkinlikleri Destek Fonu'ndan alınan maddi yardımla hazırlanan 32 dakikalık belgeselin Macaristan Devlet Televizyonu'nda da gösterileceği açıklandı. Petra Laszlo, kucağında küçük bir çocuk taşıyan yaşlı bir mülteciyi çelmeleyerek yere düşürdüğü ve bir mülteciye de tekme attığı için tepki almıştı. Çalıştığı N1 televizyonundan da atılan Laszlo, aldığı tepkiler ve tehditler yüzünden ailesinin ve çocuklarının hayatının tehlikede olduğunu söyleyip ortadan kaybolmuştu.
Vatan

'Kocam Bir Centilmen Taciz İddiaları Yalan'
ABD'de 8 Kasım'da yapılacak başkanlık seçimlerine az bir süre kala, Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump'ın eşi Melania Trump, eşinin bir 'centilmen' olduğunu söyleyerek, onu cinsel tacizle suçlayan kadınların 'yalan söylediğini' savundu. 'Emlak milyarderi' lakaplı Trump'ın kadınlarla ilgili aşağılayıcı ve küfürlü sözler sarf ettiği 2005 yılına ait bir video kaydının ortaya çıkması ABD kamuoyunda büyük tartışma yaratmıştı. Amerikan yayın kuruluşu CNN'in canlı mülakatında konuşan Melania Trump, tartışmalı video kaydında eşinin kadınlarla ilgili söylediklerini "kabul edilemez" bulduğunu ancak Trump'ın bu yorumlarının, "tanıdığı adamı temsil etmediğini" söyledi. Sloven kökenli olan eski manken, Cumhuriyetçi adayın "erkek muhabbeti" yapması sebebiyle suçlu olduğunu, ancak TV sunucusu Billy Bush'un eşini "ayıp şeyler söylemesi için dolduruşa getirdiğini" ifade etti. "Kocama inanıyorum. Kocam iyi biri ve bir centilmen; böyle bir şeyi asla yapmaz" diyen Trump, bu skandalın arkasında Cumhuriyetçi adayın kampanyasına zarar vermeyi amaçlayan Demokrat başkan adayı Hillary Clinton ve ekibinin, aynı zamanda Amerikan medyasının olduğunu söyledi. Video skandalının gündeme gelmesinden bu yana ilk defa konuşan Melania Trump, kadınların çoğunlukla Trump'a kendisinin önünde de yaklaştığını, peşinde olduklarını ve ona telefon numaralarını vermeye çalışarak "uygunsuz davrandıklarını" ekledi. 12 kadına cinsel taciz ve zorlama iddialarıyla da suçlanan Trump, Kuzey Carolina'da yaptığı konuşma esnasında, tüm kayıtların uydurma ve montaj olduğunu iddia etmişti.
Vatan

POLİTİKA

As Soon As Possıble
Başbakan Binali Yıldırım, 'başkanlık' tekliflerini en kısa sürede Meclis gündemine getireceklerini söyledi. Başbakan Yıldırım, dün partisinin grup toplantısı öncesinde gazetecilerin, anayasa teklifinin ne zaman Meclis'e geleceği ve referandumun ne zaman olacağı sorusuna İngilizce olarak, "As soon as possible" (mümkün olan en kısa sürede) yanıtını verdi. Yıldırım, Kılıçdaroğlu ile ne zaman görüşecekleri sorusunu da "Herkes ile görüşüyoruz. Yenikapı ruhu devam ediyor" diye yanıtladı. Yıldırım, Meclis grubunda ise özetle şunları söyledi: "Artık her şey Cumhurbaşkanı'nın doğrudan, halk tarafından seçilmesiyle değişmiştir. Cumhurbaşkanı'nın siyasi sorumluluğu doğmuştur. İşte sistemdeki bu kargaşanın ortadan kalkmasını istiyoruz, istediğimiz budur. Bunun yolu da mevcut durumu Anayasa'daki durumla uygun hale getirmek. Eminim ki yüce Meclis bu sorunu ya kendisi Meclis'te çözecek ya da çözümü için millete havale edecek. (FETÖ) Bütün fiyakaları 10 saatte bitti, 40 yıllık birikimlerini bir gecede yok ettiler. Şimdi onlara düşen, gelip bu yüce Türk adaletine teslim olmaktır. Mağdur algısı yayarak 15 Temmuz'un mağdurlarını gölgede bırakmalarına asla göz yumamayız. Bu konuda zerre kadar tereddüt göstermeyeceğiz. Devleti tehdit eden, milleti haince esir almak isteyen bu karanlık yapının mensuplarını savunmaya kalkmak bir başka ihanettir. Bunun da bilinmesini isterim."
Hürriyet

Fiili Durum Çözülmeli
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, başkanlık sistemine ilişkin, "Türkiye'de fiili bir durum vardır ve bu çözülmelidir. Biz millete gitmekten korkmayız. Türk milleti neye karar verirse baş göz üstüne diyerek gereği neyse seve seve yaparız" dedi. Bahçeli, partisinin grup toplantısında özetle şu mesajları verdi: ''Başkanlık sistemine destek verip vermediğimiz, referanduma yeşil ışık yakıp yakmadığımız, neyi kast edip etmediğimiz, herkesin gündemini epey işgal etmiştir. Niyet okuyucular yine işbaşı yapmışlardır. Biz ne dediğimizin bilincindeyiz. Dedim ki, Türkiye'de fiili bir durum vardır ve bu çözülmelidir. Ülke yönetimi yasa ve Anayasaya uygun değildir. Ve de suç işlenmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı, fiili başkanlık yapmaktadır. Bu durum Anayasa'ya aykırıdır. Ya dedim, Sayın Cumhurbaşkanı fiili başkanlık zorlamasından vazgeçsin. Ya da dedim, fiili durumun hukuki boyut kazanabilmesinin süratle yöntemleri aransın. Bunları anlamayan varsa, sözüm söz olsun, heceleye heceleye, alfabeyi öğretir gibi anlatmaya varım ve hazırım. AKP'nin başkanlık sistemiyle ilgili inadı sürecekse, o zaman karşımıza iki seçenek çıkacaktır yorumunu yaptım. İlk olarak AKP, hazırda tuttuğu anayasa hazırlığı varsa, mutabık kalınan daha önceki maddeleri de ihtiva etmek kaydıyla TBMM'ye getirmelidir. İkinci olarak da bu anayasa değişiklik teklifi TBMM Genel Kurulu'nda ya 367 sınırını aşarak kanunlaşacaktır ya da 330 eşiğinin üstünde kalarak referandum yoluyla milletin kararına sunulacaktır. 'AKP'nin stepnesi, koltuk değneği, yedek lastiği, bastonu, kurtarıcı meleği' dediler. Gizli görüşmeler yaptığımızı dillendirdiler. Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olurmuş, biz devrilmeden yola devam edilsin istiyoruz. Şartlar oluşursa, egemenliğin sahibi aziz milletimize herhangi bir sorunun, muammanın çözümü için müracaat etmekten en ufak tereddüt göstermeyiz. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Ahmak ata binerse bey oldum sanırmış, şalgam aşa girerse yağ oldum sanırmış, bunlarınki tam da budur. Bu şahıslara tavsiyem şudur: Söz biliyorsanız söyleyin inansınlar; bilmiyorsanız susun da alayınızı adam sansınlar. MHP'nin ne dediği bellidir. Hükümet sistemi üzerinde yapılan tehlikeli oynamalar, hukuki temeli olmayan siyasi ve hamasi uygulamalar rejim krizine dönüşebilecektir. Ya fiili durum düzelsin, evli evine, köylü köyüne dönsün. Ya da fiili durum hukuki boyut kazanarak Türkiye derin bir nefes alsın, hukuksuzluk ve Anayasa ihlalleri son bulsun. Biz millete gitmekten korkmayız. Bunda da mahsur görmeyiz. Ve de Türk milleti neye karar verirse baş göz üstüne diyerek gereği neyse seve seve yaparız. Adında halk olan, halkın partisi olduğunu iddia eden CHP niye celalleniyor, niye rahatsız oluyor? PKK'yla kuytu köşelerde fiskos yaparken, HDP'nin aparatı, PKK'nın siyasi sim kartı olurken bir şey olmuyor da, biz bir teklifle gelince mi kıyamet kopuyor? Hem kaçmak, hem de davul çalmak siyasi ahlaka sığar mı?"
Hürriyet


SPOR

Dünya Kadınlar Kulüpler arası Voleybol Dünya Şampiyonası'nın ilk maçında Eczacıbaşı Vitra, ilk maçında İtalyan temsilcisi Pomi Casallmagiore'yi 3-0 mağlup ederek, turnuvaya çok iyi başladı. Filipinler'in başkenti Manila'daki organizasyonda temsilcimiz, rakibine karşı oldukça üstün bir oyun ortaya koydu. Karşılaşmanın birinci setine Eczacıbaşı etkili smaçlarla bulduğu set sayılarıyla giriş yaptı. Özellikle kadro kalitesiyle öne çıkan turuncu- beyazlılar, farkı açmayı bilse de rehavete kapıldı ve İtalyan rakip 13-13'de skoru eşitledi. Ancak oyuna sonradan giren Simge'nin başarılı defansı, Boskovic'in de smaçlardaki etkisiyle ilk set 25-17 Eczacıbaşı lehine sonuçlandı. İkinci sete de çok hızlı başlayan Eczacı, Boskovic'in ikiden yaptığı smaçlarla bir anda 5-0 öne geçti. Savunmada da ayakta kalan ekibimiz, özellikle Thaisa ve Adams'ın ikili bloklarıyla rakibin ataklarına karşılık verdi, bu seti de 25-18 üstün bitirdi. Eczacıbaşı, maç boyu yakaladığı hakimiyeti üçüncü sette de sürdürdü. Boskovic ve Larson'un köşelerden, Kosheleva'nın da arka ortadan sert smaçları galibiyeti kolaylaştırdı. Turuncu-beyazlı takım, son seti 25-15, maçı da 3-0 kazandı. Eczacıbaşı Vitra, ikinci maçını yarın TSİ 08.00'de Brezilya temsilcisi Rexona Ades Riode takımıyla yapacak.
Milliyet

Fenerbahçe'de istenen performansı bir türlü veremeyen Van der Wiel son kez uyarıldı. Gökhan Gönül'ün ayrılığı sonrası büyük umutlarla transfer edilen Hollandalı futbolcu hâlâ beklentileri karşılayamayınca bardağı taşırdı. Son oynanan Aytemiz Alanyaspor maçında yenen golde ciddi hata yapan ve gol pasını veren oyuncuyu kaçıran Van der Wiel büyük tepki çekti. Hollandalı futbolcunun uzun süredir düzelmesini bekleyen sarı-lacivertli yönetimin bu kötü oyun karşısında sabrı da kalmadı. Geçtiğimiz gün kulüp binasına çağrılan Van der Wiel'in durumu sorgulandı, kendisinden beklentiler anlatıldı. Yöneticiler bu görüşmede oyuncunun sorunlarını dinledi, takıma hâlâ uyum sağlayamamasının ve düşük formunun sebeplerini öğrenmek istedi.
Milliyet

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, Napoli'nin grupta favori olan takımlardan bir tanesi olduğunu söyledi, "6 puanla avantajlı. Güçlü bir takım, pozitif futbol oynuyor. Bizim için puan maçı olduğu kadar, bir test maçı da olacak" dedi. Güneş, "Sezon başından beri oynadığımız takımların en güçlüsü ile oynayacağız. Buradan alacağımız puanlarla daha avantajlı olmak istiyoruz. Kendi futbolumuzu oynayarak, iyi bir sonuçla ayrılmak istiyoruz" diye konuştu. Tecrübeli çalıştırıcı, "Şampiyonlar Ligi'ndeki iki maçı da kazanabilirdik. Oyun olarak geride değildik. Napoli ile ne olacağını göreceğiz. Analiz ettiğimiz zaman pozitif oynayan, hızlı hücuma çıkan, öne basan ve sahanın her alanını kullanan bir takım. En iyi oyunumuzu oynayacağımızı düşünüyoruz. 3 puan çok önemli bir avantaj olacak. Beraberlik de kötü sonuç değil, kaybettiğimiz zaman bile doğru işleri yapıyorsak sevindirici bir durum" ifadelerini de kullandı. Şenol Güneş, tedbirlerinin daha fazla olacağı bir maç olacağını kaydederek "Futbol her türlü sonucun alınabileceği bir oyun. Şu an mağlubiyetimiz yok ancak galibiyetimiz yok. Umarım sürpriz olur. Kağıt üzerinde baktığımız zaman Napoli favori. Kimin oynayacağını şu an bilmiyorum. Bilsem size de söylerim" yorumunu yaptı. Şenol Güneş, Aboubakar ile ilgili sorulan soruya ise şu yanıtı verdi: "Aboubakar'ı iyi takip ediyorsanız, gol atmadı daha. Gol atması için yarını (bugünü) bekleyeceğiz herhalde. Kimin oynayacağından çok birlikte nasıl oynayacağımızı göreceğiz. Kayserispor maçında oynadığımız tarzda oynamayacağız. Maçı iyi başlayıp, iyi bitirmek için çalışacağız. Korkmuyoruz, merak etmeyin. Kimse de korkmasın"
Milliyet


Galatasaray'daki genel kurul, futbolun geleceğini de yakından ilgilendiriyor. Sarı-kırmızılılarda futbolun başında bulunan Sportif A.Ş. yöneticisi Levent Nazifoğlu, 22 Ekim'de Riva ve Florya'nın satışı ile ilgili yapılacak kongrenin sonucunun takımı etkileyeceğini ifade etti. Nazifoğlu şunları söyledi: "Genel Kurul'dan onay çıkmaz ise biz de bundan iyi etkilenmeyiz. Onu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Burada bazı problemler var. Biz ayın 22'sini bekliyoruz. Şu anda şampiyonluğa gidiyoruz ve bir beklenti var. Evet, hiçbir şey satılmasın ama yapılması gereken zorunluluklar da var. Şimdi satılmasın diyen kişiler onun karşılığında bir şeyi koymaları gerekiyor. Kangren olmuş bir borç var. O olmasın, bu olmasın, sattırmam ile bu işler olmaz. Artık Galatasaray'ın çaresi yok. Takımızın ödemeleri de buna bağlı." Sarı-kırmızılıların bazı maçlarında ilk devre ile ikinci yarıdaki futbolun farklı olduğuna değinen Nazifoğlu, "Bunu psikolojik olarak görüyorum. Teknik kadro ile de görüşüyoruz. Biz kesinlikle teknik kadrosunun işine karışmıyoruz ama fikir alışverişi yapıyoruz" dedi. Transfer politikalarının ocak ayında netleşeceğini ifade eden sarı-kırmızılı yönetici, "Adam almak için adam almayız" yorumunu yaptı. Riekerink'in göreviyle ilgili konuşmanın henüz erken olduğunu, her şeyin başarıya endeksli bulunduğunu dile getiren Levent Nazifoğlu şöyle devam etti: "Benim de Riekerink de kalması başarıya endeksli. Ama görünen o ki; uzun yıllar Riekerink ile devam edeceğiz. Muslera ya da Bruma'yı satmayı kesinlikle düşünmüyoruz teklifler geliyor. Kâr etmesi gereken bir kurum ama aynı zamanda başarılı olması gereken bir camiayız. Bize yüksek paralar da verseler oyuncu satamayız çünkü şampiyonluk daha önemli. Kâr zarar hesabını yaparken aynı zamanda çok başarılı olmamız gerekiyor. Şampiyonluğa giderken biz hiç bir oyuncumuzu satmayacağız."
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme