20 Ekim 2016 Perşembe

20.10.2016 Genel Gündem



20.10.2016

GÜNDEM

Bir Şey Yapmadılar
Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, FETÖ'yle mücadele için alınan MGK tavsiye kararına ilişkin, "Ağustos 2004'te, 'Bu örgüt çok büyük imkân ve kabiliyete kavuştu. Bu iş takip edilsin' dedim. Hükümeti kesin olarak bilgilendirdik, 'Bu durum iyi değil' dedik. Açıkça söyleyeyim fazla bir şey yapıldığını da görmedik" dedi. Özkök dün, darbe girişimini araştıran Meclis Komisyonu'na özetle şunları anlattı: "2000 yılında Kara Kuvvetleri Komutanı oldum, ilk defa Fetullah örgütünün ne amaçladığını görmeye başladık. O meşhur konuşması vardı, 'Günü gelince çıkacağız' diye. O sözleri banttan bana dinletildi. Örgütlendiklerini ilk kez öğrendim. Genelkurmay Başkanı olduktan sonra daha ciddiyetle eğildim. 2004 Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) Silahlı Kuvvetler olarak dedik ki, 'Bu örgüt çok büyük bir imkân kabiliyetine kavuştu. İmkân kabiliyeti yıllar içinde oluşur ama niyet bir gecede değişir'. Dedik ki 'icra planı yapılsın, bu iş takip edilsin. O zamana kadar tehlikeli bir örgüt olarak görülmüyor, iyi niyetli görülüyor. Ama biz MGK'da açıkça söyledik. Hükümeti kesin olarak bilgilendirdik ve 'Durum iyi değil' dedik. Orada bir karar alındı, icra planı denildi. Hükümete tavsiye ediyor MGK. Açıkça söyleyeyim pek fazla bir şey yapıldığını görmedik. Biz her MGK'da bu örgütlerin tehlikesine dikkat çektik. Ama kaynağı nüfuz etmemiz mümkün olmadı. Sonrası elimizde olan bir şey değil. 2006'da emekli oldum. 2004'te tüm uyarılara rağmen hükümetin bir şey yaptığını ben görmedim. MGK'da söylenen sözden daha güçlü bir şey olabilir mi? TSK'nın duruşudur. Milattır. Biz siyasete siyasetçiye düşman değiliz; ama siyasetin dışındayız. Ben her şeye nasıl karışayım? Görevimiz onu söylemekti, söyledik. Hatta daha başka şeyler de söylendi. Bizim yapacağımız şey sınırlıydı. Fetullahçı diye de atamıyorsunuz, öyle bir örgüt yok. Disiplinsizlik diye atıyoruz. Yapabildiğimiz, yakaladığımızı atmaktı. Şura'da kararlar yargıya gitmediği için şerh konuluyordu. Hükümet bu duruşumuzdan dolayı bana tavır almadı, sadece şerh koyuyorlardı. Bir basın toplantısında 'bu uygulama irticai faaliyetlerde bulunanları yüreklendirmiştir' demiştim. Genelkurmay başkanının hükümete yapacağı etki sınırlıdır. Sonrası vesayettir. (Kasaptaki ete soğan doğramam sözü) Sayın Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı, bir konuyu görüşmek üzere beni davet etti. Gittim bir basın ordusu var. Öyle bir şey sordular ki bana, olmamış bir şey olursa gibi. Ben de babannemden öğrendiğim lafı söyledim. Doğmamış çocuğa don biçmek gibi. (Zekeriya Öz'ün 'demokrasi kahramanı' demesi) Öz, onu söylemiş onu bağlar. Ben demokrasiye yürekten bağlı bir insanım. Ergenekon davasında ifademi verdim. Kemal Kılıçdaroğlu 'Ergenekon Hilmi Paşa'nın ifadesinden sonra çökmüştür' dedi. Kimsenin bana Fetullahçı başkan gibi bir yaklaşımı olmadı. Bir falsom olsa beni parça parça yaparlardı. (Var da diyemem yok da diyemem sözü) Bir dava hakkında Genelkurmay Başkanı'nın fikir beyan etmesi yargıya büyük baskıdır. Bu 'no coment'in bir başka ifadesi.
Hürriyet


Korucu Aracına Roket: 2 Şehit
Diyarbakır'ın Lice ile Kulp ilçeleri arasında dün sabah operasyondan dönen geçici köy korucularını taşıyan minibüse PKK'lı teröristler roketatarla ateş açtı. Minibüs yoldan çıkıp alev alırken, korucu Resul Göçer şehit oldu, 1'i uzman çavuş 4'ü korucu 5 kişi yaralandı. Yaralı koruculardan Hikmet Katran daha sonra kaldırıldığı hastanede şehit oldu. Bu arada Diyarbakır Valiliği, 16 Ekim'de Lice, Hazro ve Kocaköy kırsalında gerçekleştirilen 'Bayrak-24 Şehit Üsteğmen Murat Ataş' operasyonunda, bombalı araç eylemlerinde kullanılacağı değerlendirilen 5 aracın ele geçirildiğini, 3 el yapımı patlayıcının tespit edilerek imha edildiğini açıkladı. Erzincan'ın Kemah ilçesi Mermerli köyü kırsalında önceki gece yarısı, 1 PKK'lı terörist öldürüldü. Osmaniye'nin Amanos Dağı eteklerindeki 2 mahallesine, teröristlerce 3 havan mermisi atıldı, bir evin bahçesinde oturan anne ile oğlu hafif yaralandı. PKK'lı teröristlerin yuvalandığı ve zaman zaman kanlı eylemler yaptığı Amanos Dağı eteklerine yakın olan mahallelere, dün saat 15.45 sıralarında 3 ayrı noktadan havan mermisi atıldı. Mermiler 3 evin bahçesine isabet etti. Havan mermisinin düştüğü evlerinin bahçesinde oturan anne ile 10 yaşındaki oğlu kollarına isabet eden şarapnel parçaları ile yaralandı.
Hürriyet

Anıtkabir'de Ve Meclis'te Keşif Yapmış
Ankara polisi, iki haftalık bir süreçte iki canlı bomba saldırısını engelledi. Haymana yolu üzerindeki bir evde arabaya bomba düzeneği kurarken fark edilen ve operasyon sırasında kendilerini patlatan PKK'lıların ardından, sivil istihbarat ekiplerinin Anıtkabir ve eski Meclis önünde keşif yaparken fark ettiği DAEŞ militanı canlı bomba etkisiz hale getirildi. 1992 Adana doğumlu ve DAEŞ üyesi olduğu belirlenen Ahmet Balık'a önceki gece operasyon yapıldı. Balık, çıkan çatışmada ölü ele geçirildi. Diyarbakır nüfusuna kayıtlı teröristin kiralık olarak tuttuğu evde yapılan aramalarda çok sayıda patlayıcı madde ele geçirilirken, eski Meclis ve Anıtkabir çevresinde keşif yaptığı sırada kameralara takılan Balık'ı sivil istihbarat ekiplerinin fark ettiği, teröristin canlı bomba eyleminde kullanacağı bombayı da kendisinin hazırladığı ortaya çıktı. Teröristin 29 Ekim veya 10 Kasım'da eylem yapmayı tasarladığı değerlendiriliyor. Ankara'da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri canlı bomba eylemi yapacağı değerlendirilen bir teröristin Eryaman'daki adresine baskın yaptı. önceki gece 03.00 sıralarında düzenlenen operasyonda polisin "teslim ol" çağrısına silahla karşılık veren terörist çıkan çatışma sonucu etkisiz hale getirilirken, evde yapılan aramalarda aramalarda iki dinamit, TNTP tipi iki patlayıcı, 7 kilogram amonyum nitrat, 2 kilogram civata somun ve 1 kilogram toz TNT ele geçirildi. Teröristin Diyarbakır nüfusuna kayıtlı DAEŞ üyesi Ahmet Balık (24) olduğu öğrenildi. Eryaman'da 9. kattaki bir binada kiraladığı dairede tek başına yaşadığı tespit edilen Balık'ın bombayı kendisinin hazırladığı ortaya çıktı. Eski TBMM ve Anıtkabir çevresinde keşif yaptığı belirlenen DAEŞ'li teröristin 29 Ekim veya 10 Kasım törenlerinde eylem yapmayı planladığı bildirildi.
Milliyet

EKONOMİ

Gram Altın 125,7717-125,3827                       
ABD Doları 3,0620-3,0642/Euro 3,3625-3,3647/İngiliz Sterlini 3,7666-3,7717 

Zeybekçi'den Gıda Hesabında Geri Adım
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, enflasyon sepetinde gıdanın payının yüzde 24'ten 20'nin altına ineceği sözleriyle başlayan tartışmaya önceki gün Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de katılmış ve Twitter üzerinden, "Bir müdahale sözkonusu değildir, asla olmayacaktır" açıklamasını yapmıştı. Dün Zeybekci tartışma yaratan ve Şimşek'in de karşı çıktığı sözlerine açıklık getirdi. Zeybekci, hükümetin enflasyon sepetindeki oranları, özellikle Ekonomi Bakanı'nın "enflasyon sepetindeki gıdanın ağırlığı yüzde 20 olsun" diye bir şey belirlemesinin ekonomi kurallarına aykırı olduğunu, böyle bir müdahalenin söz konusu olamayacağını, enflasyon sepetinde hangi ürünün yüzde kaç ile temsil edileceğinin anketlerle belirlendiğini söyledi. Zeybekci, "Benim dikkat çekmek istediğim konu şu; Türkiye'nin 3 bin dolarlık kişi başına düşen milli geliri zamanında eğer gıdanın enflasyon sepetindeki payı yüzde 29'lar seviyesindeyse, bugün 9 bin 300-9 bin 500 dolar seviyesine gelmiş. Kişi başına düşen milli gelirimiz bu haldeyken enflasyon sepetindeki gıdanın payının yüzde 24 olmasını gerçekçi bulmuyorum" dedi. Tespitlerin anketle yapılacağını belirten Zeybekci, sapmasız ve doğru sonuçlara ulaşmak için anket ve örneklem metodolojisinin gözden geçirilmesinde fayda olabileceğini söyledi. Zeybekci, yıl sonu itibarıyla enflasyon sepetindeki ağırlıkların güncelleneceğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Diğer taraftan şunu da söylemek istiyorum; benimle aynı milli gelir oranına sahip ülkelerden mesela Meksika'da gıdanın toplam sepetteki oranı yüzde 18 seviyesinde. Bulgaristan, Macaristan, Romanya'ya bakıyorum. Bunlar bana benzer ülkeler Litvanya, Slovenya'ya bakıyorum. Buralarda da yüzde 18, yüzde 19, yüzde 20 aralığında Türkiye olarak söylemeye çalıştığım şu; yaş sebzenin de içinde olduğu gıda ürünlerinin spekülasyon amacıyla, mevsimsel etkilerinin çok fazla bir şekilde sepete yansıdığı Böyle bir oranın çok daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu anket çalışmaları sorgulanmalı. Yani o ülkelerde yüzde 18-20, maksimum yüzde 21 iken, bende neden yüzde 24? Ondan sonra sivri biber fiyatları arttı, enflasyona etkisi 0.30 Faiz maliyeti var. Bunu söylemeye çalışıyoruz. Yöntemi konusunda kesinlikle tartışma yok. Anketlerin sonuçları dünyadaki gelişmelere uymuyorsa, anketi sorgulamam gerekiyor."
Hürriyet

Dolar Kur Mu Yapıyor
Dolar kuru Çin'de açıklanan büyüme verisi ve Merkez Bankası'nın ekim ayında faiz indirimini pas geçme beklentileri ile gerilemeye başladı. Tarihi zirve seviyesi olan 3.1132 TL'lerin ardından 3.07'li seviyelere gerileyen dolar kuru, destek seviyelerine doğru geri çekiliyor. Gelişmelere baktığımızda Çin'de açıklanan büyüme verisinin beklentiler dahilinde yüzde 6.7 olarak açıklanması ile birlikte Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0.05 değer kazanırken, gelişmekte olan ülke kurları karşısında dolar kurunun değer kaybettiği görüldü. Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu düşürmesi ile başlayan ve siyasi, jeopolitik risklerle artan dolar kurundaki tansiyon biraz olsun düşse de gözler Merkez'in bugünkü Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çevrilmiş durumda. Kurdaki hareketin asıl yönü PPK toplantısı sonrasında belirlenecek. Cumhurbaşkanı danışmanı Yiğit Bulut'un, ihtiyaç duyulması durumunda Merkez Bankası'nın bu ayı pas geçebileceğini belirtmesi ile Merkez'in bu ayı pas geçerek sadeleşme politikasına bir ay ara vermesi beklentiler arasında yer almaya başladı. Peki, Merkez Bankası pas geçecek mi? Piyasadaki fiyatlamaya bakılırsa Merkez'in pas geçme ihtimali fiyatlanıyor. Ancak büyümeyi desteklemek amacı ile para politikasında atılan etkili adımların devamını görebiliriz. Bu da faiz indiriminin devamı anlamına geliyor. Bu durumda dolar kurunda sert hareketlerin yaşandığını görebiliriz. Kurum raporlarına bakılırsa Merkez Bankası'nın kararı sonrasında 3 - 3.25 aralığında bir hareket yaşanabilir.
Milliyet

İsveç Rüzgârı
Türkiye'deki İsveçli firmaların yüzde 89'u önümüzdeki üç yılda yeni yatırım yapmayı planlıyor. İstanbul İsveç Başkonsolosluğu'nda düzenlenen basın toplantısında Türkiye'deki yatırım ortamına ilişkin raporun sonuçlarını açıklayan İsveç Türkiye Ticaret Baş Müşaviri Erik Friberg, raporun sonuçlarının çok pozitif olduğunu söyledi. Raporun 1 Temmuz - 16 Ağustos tarihlerini kapsayan bir zaman diliminde hazırlandığını dikkat çeken Friberg, 15 Temmuz darbe girişimine rağmen İsveçli firmaların büyük kısmının Türkiye'deki yatırımlarını orta vadede artırmaya devam etme kararında olduklarını bildirdi. Türkiye'de 400'e yakın marka ile faaliyet gösteren İsveçli şirketlerin 85 üst düzey yöneticisinin görüşlerine başvurularak hazırlanan "Türkiye İş Ortamı Araştırması" konulu raporunda Türkiye ekonomisinin büyümesini sürdüreceği ve istihdamın artacağı yönünde görüşlere yer veriliyor. İstanbul İsveç Başkonsolosu Therese Hydén ve İsveç Türkiye Ticaret Baş Müşaviri Erik Friberg'in birlikte açıkladığı rapora göre İsveçli şirketler Türkiye'de sadece kalıcı olmayı değil, büyümeyi de hedefliyor.
Milliyet

7.2 Milyona Kötü Haber
Emeklilikte yaşa takılan milyonlarca kişiye SGK'dan kötü haber geldi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Mehmet Selim Bağlı, emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili olarak, "O konuda çalışmayı yaptık, hakikaten vahim bir tablo çıktı. Yaşa takılanların sayısı 7 milyon 200 bin kişi civarında. 'Bunları emekli edelim' dediğinizde kamunun oluşan maliyeti 400 milyar lira" dedi. Ekonomi Muhabirleri Derneği'nde (EMD) düzenlenen sohbet toplantısında konuşan Bağlı, emekli olmak için gün sayısını dolduran ancak yaşı bekleyenlerle ilgili son noktayı koydu: "Yok arkadaşlar, vicdanen de olmaz. 37 yaşında insanları emekli ettiler. 2006- 2008 reformları yapılmasaydı yıllık sosyal güvenlik açığı 100 milyar lira olacaktı. Şimdi yaklaşık 11 milyar lira." Selim Bağlı, emeklilere aylıkları karşılığında promosyon verilmesi için yürütülen pazarlıklara da değinerek, şu bilgileri verdi: "Emekliler için 22 bankaya aylık 17 milyar lira para yatıyor. Bu parayı Ziraat Bankası 3 gün, Halk Bankası 2, diğer bankalar 1 gün tutuyor. SSK döneminde bankalara emekli maaşı vermeleri için komisyon ödeniyorken şimdi maaşları vermeleri konusunda promosyon talep ediyoruz. Promosyon konusunda görüşmeleri, yapılabilecek her şeyi yaptık. Sayın Bakanımız çok güzel bir açıklama yaptı, 'Düğümü Sayın Başbakanımız çözecek' dedi. Biz her türlü çalışmayı yaptık, büyüklerimizin önüne koyduk, onlarda inşallah düğümü çözecekler."
Vatan

Devlet 4 Yılda 434 Milyarlık Vergiyi Silecek
Devlet, bu yıl dahil 4 yıllık dönemde toplam 433.7 milyar liralık vergiden, istisna, muafiyet ve indirim yoluyla vazgeçecek. Maliye Bakanlığı'nın Vergi Harcamaları Raporu'na göre, çeşitli kanunlarda yer alan toplam 142 kalem vergi indirimi, istisna ve muafiyetler nedeniyle bu yıl 90 milyar 660 milyon liralık vergi tahsil edilmeyecek. Bu rakam, 2017 yılında 102 milyar 216 milyon liraya çıkacak. Bunun 37.7 milyar lirası Gelir Vergisi, 15.1 milyar lirası Kurumlar Vergisi, 23.5 milyar lirası KDV, 14.7 milyar lirası ÖTV kanunlarındaki istisna ve muafiyetler sonucu alınmayacak. Söz konusu harcamalar motorlu taşıtlar vergisinde 658 milyon lira, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi'nde 10.5 milyar lira, Özel İletişim Vergisi'nde 38 milyon lira olacak. Devlet 2018 yılında 114 milyar 264 milyon liralık, 2019 yılında da 126 milyar 584 milyon liralık vergiden vazgeçecek. Vazgeçilen vergilerin GSYH'ye oranı 2017 ve 2018'de yüzde 4.25, 2019 yılında da yüzde 4.24 olacak.
Vatan

Meksika Sepetinde % 18 Bizde Niye % 24 Olsun!
Enflasyon sepetinde gıdanın ağırlığının yıl sonunda güncellenmesi tartışması sürüyor. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in önceki gün, "TÜFE sepetindeki ağırlıklar hanehalkı anketleri ile belirlenir. Bir müdahale sözkonusu değildir, asla olmayacaktır" ifadesinden sonra, tartışmayı başlatan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'den dün yeni bir açıklama geldi. Matematiğe aykırı Zeybekci, "Türkiye'nin 3 bin dolarlık kişi başına düşen milli geliri zamanında eğer gıdanın enflasyon sepetindeki payı yüzde 29'lar seviyesindeyse, bugün 9 bin 300-9 bin 500 dolar seviyesine gelmiş kişi başına düşen milli gelirimiz bu haldeyken enflasyon sepetindeki gıdanın payının yüzde 24 olması matematiğe aykırı, gerçekçi bulmuyorum" dedi. Türkiye ile aynı milli gelir oranına sahip bazı ülkelerden örnekler veren Zeybekci, şöyle devam etti: "Meksika'da gıdanın toplam sepetteki oranının yüzde 18 seviyesinde. Bulgaristan, Macaristan, Romanya'ya bakıyorum. Bunlar bana benzer ülkeler Litvanya, Slovenya'ya bakıyorum. Buralarda da yüzde 18, 19, 20 aralığında." Anket sorgulanmalı Hükümetin, özellikle Ekonomi Bakanı'nın "enflasyon sepetindeki gıdanın ağırlığı yüzde 20 olsun" diye bir şey belirlemesinin ekonomi kurallarına aykırı olduğunu, böyle bir müdahalenin söz konusu olamayacağını kaydeden Zeybekci, bunu matematik anlamında sorguladığını, doğru sonuçlara ulaşmak için anket ve örneklem metodolojisinin gözden geçirilmesinde fayda olabileceğini, ekonomi dünyasının bunu ciddi şekilde tartışması gerektiğini bildirdi. Zeybekci, "Anket yöntemi değiştirilecek mi?" sorusunu da şöyle yanıtladı: "Yo, böyle bir şey söylemiyorum. Anket yöntemi değil, anketin içindeki sorular ve anket alanı gözden geçirilmeli. 2005'i veya 2000'i baz alalım, o günden bu güne kadar milli gelir ile enflasyon sepetindeki gıda oranı arasında bir bağlantı kuralım. Onu bugüne getirdiğimizde önümüze nasıl bir sonuç çıkıyor? Bir de biz tarım ülkesiyiz, kendi kendine yeten bir gıda ülkesiyiz."
Vatan

Dünya
Tel Rıfat'ı Terk Edin
Şam yönetimine yakın Al Masdar News sitesine göre, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Halep'in kuzeyindeki stratejik öneme sahip Tel Rıfat'ta üstlenen terör örgütü PKK'nın uzantısı YPG'ye, kasabayı 48 saat içinde terk etmeleri için ültimatom verdi. Türkiye'nin desteklediği ÖSO'nun kontrolündeki Azez'in güneyinde yer alan Tel Rıfat, sınırıa 24 kilometre uzaklıkta. Halep ve Azez arasındaki kasaba, Türkiye'nin "kırmızı çizgimiz" dediği bölgede yer alıyor.PKK yanlısı kaynaklar, Türk ordusunun Tel Rıfat bölgesindeki YPG mevzilerine yönelik top atışları yaptığını iddia etti. Şubat ayında YPG, nüfusu savaş öncesi 20 bin olan kasabayı İslami Cephe'ye bağlı Liva El Fetih grubunun kontrolünden ele geçirmişti. Al Masdar'ın haberine göre ise ÖSO komutanları, önceki gün video ile yaptıkları açıklamada YPG'ye, Tel Rıfat'tan ayrılmamaları durumunda savaşacakları tehdidinde bulundu. ÖSO, böylece sadece güneye, stratejik önemdeki El Bab'a doğru değil, batıdaki Tel Rıfat'a doğru da ilerlememiş olacak. Türkiye sınırında kantonlar arasındaki koridoru birleştiremeyen YPG, bu kez de El Bab'ı alarak Tel Rıfat üzerinden bu koridoru tamamlamak istiyor. Suriyeli Kürtler, Afrin, Kobani ve Cizire kantonları ilan etmişti. Afrin'in diğer kantonlarla bağlantısı bulunmazken, YPG burada toprak ele geçirerek kuşağı oluşturmayı hedefliyor.
Hürriyet

Bakan Çelik'ten Ab'ye Vize Uyarısı
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, "vize serbestisinin gerçekleşmemesi halinde AB ile imzalanan Geri Kabul Anlaşması'nın doğal bir ölüm süreci yaşayacağını" söyledi. Ankara'da Birleşik Krallık'ın Avrupa ve Amerika'dan Sorumlu Devlet Bakanı Alan Duncan ile ortak basın toplantısı düzenleyen Bakan Çelik, AB'nin Türkiye'ye verdiği sözleri tutmadığını söyleyerek "Ne gönüllü yerleştirmeler yolunda gidiyor, ne Avrupa'ya alınması gereken mülteci sayıları konusunda doyurucu bir rakama ulaşılmış durumda, ne de Türkiye'ye vadedilen mali yardımlar etkili şekilde geliyor. Hiçbiri söz konusu olmuyor" dedi. AB'nin değişiklik istediği Terörle Mücadele Yasası konusunda da konuşan Çelik, "Türkiye'nin bu şartlar altında terör yasasını değiştirmesinde ısrar edilmesinden biz şunu anlarız. Demek ki, bu vize serbestisi konusunda samimi davranmıyorlar. İşi yokuşa sürmeye çalışıyorlar. Eğer vize serbestisi gerçekleşmezse, Geri Kabul Anlaşması'nı zaten yürürlüğe koymuyoruz. Eğer sene sonuna kadar gerçekleşmezse, zaten vakit geçti ama, sene sonunda bir takvim olarak söylemiyorum, doğal bir ölüm süreci gerçekleşir bu sürecin. Ondan sonra da Geri Kabul Anlaşması'nın hayatta olmasının bir manası kalmaz. Feshedilmesi yoluna gidilir" açıklaması yaptı.
Hürriyet

Göçmen Çocuklara 'Diş Testi' Önerisi
Fransa'nın Calais Sığınmacı Kampı'ndan İngiltere'ye götürülen 14 çocuk arasında yetişkin olduğu iddiası üzerine, bu çocuklara yaş tespiti için diş testi yapılmasını öneren Muhafazakâr Parti Milletvekili David Davies, tepkilere neden oldu. İngiliz Diş Hekimleri Derneği, Davies'in çağrısını "Ahlak dışı" şeklinde nitelendirerek bu isteğe karşı çıktı.
Haber Türk

Suudiarabistan'da Prens İdam Edildi
Suudi Arabistan'da yıllar sonra ilk kez kraliyet ailesinden bir prens idam edildi. İçişleri bakanlığı, Prens Turki bin Suud el-Kabir'in 3 yıl önce yaşanan kavga sırasında adam öldürdüğü gerekçesiyle idama mahkûm edildiğini açıkladı. Kraliyet ailesinde son olarak 1975 yılında Kral Faysal'ı öldüren Prens Faysal bin Musaid el-Suud idam edilmişti.
Haber Türk

Trump'ın Münazara Kozu Obama
ABD'de 8 Kasım'daki başkanlık seçiminde Cumhuriyetçi Parti'nin adayı Donald Trump, Demokrat Parti'nin başkan adayı Hillary Clinton'la canlı yayında üçüncü ve son kez kozlarını paylaşacağı münazaraya sürpriz bir konuk çağırdı. ABD Başkanı Barack Obama'nın Kenya'da yaşayan ağabeyi Malik Obama (58), Trump'ın davetlisi olarak dün gece Las Vegas'ta düzenlenen münazarayı salonda takip etti. Kenya doğumlu bir Müslüman olan, ABD vatandaşlığı da bulunan Malik Obama, kardeşi Barack Obama ile sadece geçen yıl, başkanın Kenya ziyaretinde görüştüğünden ve "kendisine soğuk davrandığından" yakınıyordu. Malik Obama, Trump'ı "Demokrat Parti kendisini hayatı boyunca hayal kırıklığına uğrattığı için" destekleyeceğini söyledi.
Haber Türk

Harekat Sürdükçe Daeş Sıkışıyor
Musul'u kurtarma harekâtı çerçevesinde harekete geçen güçler, kentin merkezine doğru ilerlemesini sürdürürken, burayı adeta kendi başkentleri ilan eden DAEŞ için çemberin daraldığı haber veriliyor. Kent içindeki örgütlü halk gruplarının savunmaya geçtiği, bununla birlikte Irak güçlerinin de, militanları teslim olmaya zorladığı kaydediliyor. Bağdat ve peşmerge güçlerinin ilerleyişi karşısında, elindeki en büyük kenti kaybetmek istemeyen DAEŞ'in, daha önce hendekler açtığı ve bunları petrolle doldurarak ateşe verdiği bildirilmişti. Örgütün, şimdilerde Irak ve peşmerge güçlerinin ilerleyişlerini yavaşlatmak amacıyla araç lastiklerini ateşe vermeye başladığı kaydediliyor. Örgütün, kentte bir yandan canlı bomba eylemlerine hazırlandığı, özellikle kent içinde sivilleri canlı kalkan olarak kullanacağı gibi bilgiler gelirken, örgütün üst düzey yetkililerinin eşleriyle birlikte kenti terkettiği de haber veriliyor. DAEŞ'in Musul'un güneyinde Kayyara ve Hemam Elil kasabası arasındaki yol üzerinde 14 sivili infaz ettiği, Hud köyünde saldırıya uğrayan 200 kişinin akibeti konusunda da şüpheler bulunduğu bildiriliyor. Örgütün, bu kişileri rehin almış ya da canlı kalkan olarak kullanmak üzere yanında götürmüş olabileceği de tahminler arasında. Bununla birlikte Sputnik ajansına konuşan Musul eski valisi Esil Nuceyfi, operasyonunun başlamasından bu yana DAEŞ liderlerinin Suriye'ye kaçtığı haberlerini aldıklarını söyledi. Nuceyfi, yakında Musul operasyonunun çok büyüyeceğini de dile getirdi. Rusya ise, DAEŞ mensuplarının kaçarak Suriye'ye sığınmalarına engel olmak amacıyla gerekirse bu kişileri öldürmek gerektiğini kaydetti. Rus yetkililer, DAEŞ mensuplarının Suriye'ye geçişinin ancak böyle önlenebileceğini, onları yakalamaya çalışmanın anlamsız olduğunu savundu. Musul operasyonunun başladığını haber alan, kentin DAEŞ işgali altındaki bazı bölgelerinde örgütlenmiş halk gruplarının da silahlandığı, hatta örgüt mensuplarına saldırılar yaptığı da gelen haberler arasında. Rudaw'ın canlı yayınına bağlanan bir Musullu, örgüt mensuplarının, ayaklanmalar nedeniyle kentin bazı mahallelerinden büyük ölçüde çekildiğini söyledi. DAEŞ'in kentte hakimiyeti kaybettiğini ifade eden Musullu, "Kent içinde örgüt mensuplarının sayısı şuana kadar görülen en aza inmiş durumda. Kent içinde çok az örgüt mensubuyla karşılaşırsınız. DAEŞ, Musul sokaklarında hakimiyetini kaybetmiş durumda. Kent merkezinden çekilip kırsal bölgeler ve ormanlık alanlarda saklanıyor" dedi. Öte yandan Musul operasyonunda görev yapan Iraklı general Talib Shaghati, DAEŞ militanlarına teslim olmaları çağrısında bulundu. General, kentte 6 bin DAEŞ militanı bulunduğunu söyledi. Irak güçlerinin, kentte broşürler dağıtarak da militanları teslim olmaya çağırdıkları belirtiliyor.
Milliyet

POLİTİKA

Biz Kutlayacağız
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dünkü MYK toplantısında yaptığı konuşmada CHP'nin 29 Ekim'de Birinci Meclis'ten Anıtkabir'e kadar yapacağı yürüyüşe kendisinin de katılacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bir ülkede kuruluş yıldönümü kutlanmazsa, o ülkede egemenlik sorgulanır" dedi. Kılıçdaroğlu, kurmaylarına, "MHP ile polemiğe girmeyin, muhatabımız iktidar" uyarısında da bulundu. Hürriyet'in aldığı bilgiye göre Kılıçdaroğlu MYK toplantısında özetle şunları söyledi: "Her sene Türkiye, milli bayramların yapılıp yapılmayacağını tartışıyor. 29 Ekim geldi, güvenlik nedeniyle iptal ediyorlar. Sen izin versen de vermesen de biz 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayacağız. Sadece CHP'liler değil, Cumhuriyet'e inanan herkesi o meydana bekliyoruz. Bu sadece CHP'nin sorunu değil, bir egemenlik sorunudur. Güvenlik bahane, bu anlayış Cumhuriyet'e ve 1923'e düşman. Bunu Lozan'da da gördük. Mustafa Kemal Atatürk'ün kendisi için istemediği koltuğu, Erdoğan kendisi için istiyor. Başkanlık sisteminde başkan ben de olsam, bizden biri de olsa karşıyız. Bunların hedefi Suud ailesi olmak. Ortadoğu'da tek adamların ülkelerini ne hale getirdiğini görüyoruz. Herhalde Erdoğan başkan olursa, damadını başkan yardımcısı, oğlunu başbakan yapmayı hayal ediyor. Nihai hedefleri demokrasiyi, bizi Ortadoğu ülkelerinden ayıran huzurumuzu sağlayan kuruluş değerlerini yok etmek."
Hürriyet
Sorunların Üzerine Artık Biz Gideceğiz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin artık yanlış güvenlik anlayışını terk ettiğini belirtti. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 28. Muhtarlar Toplantısı'nda şu mesajları verdi: Kurtuluş Savaşımızı öncesiyle ve sonrasıyla çok iyi öğrenmek, çok iyi anlamak mecburiyetindeyiz. Lozan'ı ifade ederek gündeme düşürdüğümüz konu ardından Misak- ı Milli konusu, işte bunlar hepsi bu sürecin nasıl yönetildiğini, bizlere nasıl bazı gerçekleri yanlış öğrettiklerinin en açık ifadesidir. Gençlerin Lozan'ı incelemesinden birileri rahatsız oldu. Varsın rahatsız olsunlar. Niye korkuyorsunuz? İncelensin. Doğru, yanlış bilelim. Yani 'partimin kurucusu Lozan'da imzaya gitmiş veya imza atmış diye bu doğrudur' böyle bir mantık olamaz. Sorgulayan bir gençlik istiyoruz. Gençliğimizi bal arısı gibi görmek istiyorum, eşek arısı gibi değil. Misak- ı Milli niye rahatsız ediyor, gündeme getiren kim? Gazi Mustafa Kemal. Niye rahatsız oluyorsunuz? Biz olmuyoruz. Misak-ı Milli batıdan doğuya nasıl başlıyor? Burada bir tarih, burada bu milletin geçmişi yok mu? Rahatsız olunmamalı. Birileri bunu anlamak istemiyor. Ama anlayanlar da var. Sayın Bahçeli'nin konuşmasında da ifade ettiği gibi, kendisine teşekkür ediyorum. Kurtuluş Savaşımıza girerken hedefimiz, Misak-ı Milli sınırlarımıza sahip çıkmaktı. Maalesef hedeflerimizi koruyamadık. İstiklalimizi bu anlayış ile kazandığımız halde bizi cumhuriyet tarihimizin tamamını 'hatt-ı müdafaa' ile geçirmeye zorlayan anlayışı geride bırakmak mecburiyetindeyiz. 93 yıldır başımıza ne geldiyse bundan gelmiştir. Geriye dönüp bakıldığında, bıçak kemiğe dayanmadan harekete geçilmedi. Türkiye, artık bu yanlış güvenlik anlayışını artık terk etmiştir. Bedel ödemek istemiyoruz. Bundan sonra sorunların kapımızı çalmasını beklemeyeceğiz, bıçak kemiğe dayanana kadar sabretmeyeceğiz, gırtlağımıza kadar bataklığa gömülmeye rıza göstermeyeceğiz. Artık sorunların üzerine biz gideceğiz. Terör sorunumuz mu var? Terör örgütlerinin gelip saldırmasını beklemeyeceğiz. Bu örgütler, nerede faaliyet gösteriyorsa, nerede yuvalanıyorsa gidip orada tepelerine tepelerine bineceğiz.
Milliyet
 'Başika'ya Saldırı Ankara'ya Yapılmış Sayılır'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin Musul yakınındaki Başika üssüne bir saldırı olması durumunda elinden geleni yapacağını belirterek, "Kusura bakmayın Başika'ya bir saldırı olursa bu Başika'ya yapılan saldırının Ankara'ya yapılan bir saldırıdan hiçbir farkı yoktur" dedi. Kurtulmuş, başkanlık sistemi konusunda da çarpıcı açıklamalar yaparken, referandumda sistemin kabulü durumunda hemen mi yürürlüğe gireceği yoksa ayrı seçim mi yapılacağı konusunda tartışma olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, dün gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Kurtulmuş, Musul'da şimdiye kadar devam eden operasyonun şeklinin Türkiye'nin devlet olarak ortaya koyduğu ana çizgilere aykırı olmadığını belirtti. Kurtulmuş, "Halep ve Musul, DEAŞ ile mücadelenin bundan sonraki seyrini belirleyecek olan iki şehirdir. Ayrıca bölgedeki dengelerin yerine oturması ya da tam tersine, iyice çivisinin çıkması bakımından da son derece önemli iki sembol şehir. Bizim temel tezimiz şu, bütün bu şehirler, kendi yerel, asli unsurlarının mücadelenin esasını oluşturduğu bir şekilde kurtuluşu sağlanmalıdır" dedi. Musul ve çevresindeki terör örgütlerinin bir şekilde Türkiye'ye karşı tehdit olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Musul'da bir denge değişikliğinin ilave yüz binlerce kişinin Türkiye'ye gelmesini sağlayacağı da ortadadır. Ümit ederiz ki Türkiye'yi rahatsız edecek hiçbir gelişme olmaz ve Musul bir an evvel DEAŞ'tan temizlenir" diye konuştu. Kurtulmuş, buradaki gerginliğin temel sebebinin ABD ile yakınlaşan ve bunu Irak'taki duruma yansıtan İran'ın izlediği "mezhepçi siyasetin, Irak'a yansıması" olduğunu söyledi. Kurtulmuş, "Irak'taki Şii dostlarımızla ilişki, Türkiye tarafından hiçbir şekilde bozulmamıştır. Bugün de bu grupların hepsiyle bir şekilde ilişkilerimiz var" dedi. Kurtulmuş, şöyle devam etti: Söz gelimi Musul'da, Haşdi Şabi eliyle yapılacak olan mezhebi bir kıyım, öyle söyleyelim ya da saldırı çok farklı sonuçları ortaya çıkaracak. Bütün bölgeye sirayet edecek. Bu noktada Türkiye mezhep savaşının bölgede başlamaması için elinden gelen her türlü gayreti ortaya koyacak. PYDYPG üzerinden o bölgede, şehirlerin demografisini değiştirmeye kalkacak, orada bir 'oldu-bitti' oluşturarak, Türkiye'yi rahatsız edecek bir gelişmeye karşı da Türkiye son derece duyarlıdır. Bunlarla ilgili hazırlıklarını yapıyor. Bu bir ulusal savunma meselesidir. Türkiye gerektiğinde sahada olacağını da bütün ilgililere söylemiştir ve sebepleri de ilgili taraflara iletmiştir. Bunlardan birisi de orada yapılacak olan Allah muhafaza bir mezhebi ya da etnik katliamın önüne geçmektir. Bu çerçevede kaldığı sürece zaten Türkiye'de sahada fiilen kara operasyonu içerisinde olmasını gerektirmeyebilir. Gerekirse olacağız. Cumhurbaşkanımızın söylediği odur.
Vatan

SPOR

G.Saray Külübü Başkanı Dursun Özbek, Florya ve Riva projelerinin bir arada gerçekleştirilmesi aksi halde 1.5 milyar liralık borçtan kurtulmanın mümkün olmadığını ve projenin kendilerinin bağımsızlık projesi olduğunu söyledi. Özbek, arsalara dair kararı görüşüleceği 22 Ekim'deki olağanüstü genel kurul öncesi Florya Tesisleri'nde dün medya mensuplarına Riva ve Florya arsalarına dair projeler hakkında bilgi verdi. İşte sarı kırmızılı başkanın önemli açıklamaları: Riva orta vadede bir finansal proje. Florya ise, hemen devreye girebilecek bir proje. İki projenin bir arada olması gerekiyor. Aksi takdirde G.Saray'ın 1.5 milyar TL boyutundaki borcunun tasfiyesi mümkün olmaz. Bu, G.Saray Kulübü'nün mali bağımsızlık projesidir. Florya'da kuleler dikileceği hayal. Sadece yapılan işi tenkit etmek adına hayali planlarla karşı çıkmak doğru değil. Günü kurtarmak amacında olsaydık, Yarsuvat döneminde de Mecidiyeköy'deki arsayı satar, günü kurtarırdık.
Hürriyet


Beşiktaş tarih yazdı, Devler Ligi'nde muhteşem bir galibiyete imza attı Napoli deplasmanında üç kez öne geçtiği maçta üç puana alnının akıyla uzandı. Adriano ve Aboubakar'ın (2) golleri zaferi getirdi. Insigne'nin penaltısını kurtaran Fabricio gecenin kahramanlarından biri olurken Napoli'nin golleri Mertens ve Gabbiadini'den geldi. Kartal, ilk kez bir İtalyan ekibini yenmeyi başardı: 3-2.
Hürriyet


Fenerbahçe, İngiltere yolunda büyük bir tehlike atlattı. Sarı-Lacivertli takımı bu akşam oynanacak Manchester United karşılaşması için İngiltere'ye götürecek olan Brorajet'e ait özel uçak havadayken camına çarpan kuş nedeniyle Budapeşte'ye acil iniş yapmak zorunda kaldı. 11.00'de havalanan uçakta çarpma sonrası camda çatlama oluşurken, uçak da güvenlik gerekçesiyle en yakın havalimanına iniş yaptı. Futbolcuların yanı sıra Başkan Aziz Yıldırım ve yöneticilerin de yer aldığı uçakta meydana gelen kazanın ardından bir kabin görevlisi Başkan'ın yanına giderek durumu anlattı. Uçakta herhangi bir panik olmazken, herkes sakin bir şekilde inişi bekledi. Havaalanında gerekli güvenlik önlemleri alınırken, uçağın hiçbir sıkıntı yaşamadan indiği belirtildi. Sarı- Lacivertli kafile daha sonra İstanbul'dan gelen ikinci bir uçakla İngiltere'ye gitti. Fener'in uçağı TSİ 20.20'de Manchaster'a inerken, yolculuk planlanandan 6 saat fazla sürdü. Bu nedenle son idman iptal edildi. Yolcu uçaklarının kokpit camları 5 ayrı katmandan oluşuyor. Kalınlığı 4 ile 7 cm arasında değişen bu camda çatlama olduğundan pilotlar risk almıyor. Bu arada aynı saatlerde Manchester Havalimanı'nda yaşanan bir uçak kazası nedeniyle bir pist ulaşıma kapandı. Ancak Fener indiği sırada sorunun giderildiği öğrenildi.
Star

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme