21 Ekim 2016 Cuma

21.10.2016 Genel Gündem



21.10.2016

GÜNDEM

Sol İtirafı
'15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu' dün eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ı dinledi. Ağar, Türkiye Komünist Partisi'yle (TKP) ilgili olarak "Hayatında eline bıçak almamış, düzgün fikir adamları, kabul etmek lazım. Hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlardı. Geri kalanların hepsinde Batı istihbaratı vardı" dedi. Ağar, komisyonda özetle şunları söyledi: "HSYK Başkanvekili'nin olağanüstü ürkütücü ifadeleri var. İnsanlara suç izafe etmek, mahkûm etmek, hayatının çalınması, bir takım kişileri tasfiye etmenin kabul edilecek bir yanı yoktur. İstihbarat, asker, polis, adliye gibi bir yapının gizli örgütün menfaatleri çerçevesinde bir kalkışmaya cesaret edebilmesi kabul edilemez, bu zafiyettir. Hiçkimse panik içinde olmamalıdır. Emniyet teşkilatında son bir aydaki toparlanma bile, bir sürü canlı bombanın etkisiz hale getirilmesine neden oldu. Bunlar kötü ellerde kullanılmış. Angaje edilmiş ajanlarıyla istihbarat alarak, terör çetelerini dinlemek yerine siyasileri, işadamlarını, farklı kimlikleri dinlemek ve onlara bir takım yalancı tanıklarla suç izafet etmek ve insanları tasfiye etmek alçaklıktır. Mağduriyet olmaması eşyanın tabiatına aykırı; ama topyekün mağduriyet örgütün içerisinde avantaj sağlar. Bu süreci aşabilmenin yolu soyutta değil somutta meseleyi ortaya koymak. Dosyalarla somutlaştırarak insanların yaralarına derman olunmalı. Sempatizan kesimin rehabilatasyonu için farklı politikalar geliştirilmeli. Önce belli süreci geçip görüntünün aydınlanması lazım. Ortaya çıkan tablo, olağanüstü bir tablo ve olağan tedbirlerle aşılması mümkün değil. En sancısız geçirmenin yolu, kamu görevlilerini baskı altında bırakmak yerine, onların arkasında durduğunu belli edecek bir tavır sergilenmeli. Çok şükür benim dönemimde, benim bürokratlarımın başına kaza gelmedi, hepsi devlete sadakat çizgisinde, bugün soruşturmaların hiçbirinde ismi geçmeyen insanlardı. 1993'te göreve geldim. Ünal Erkan, Emniyet Müdürlüğü'nde geniş çaplı tasfiye yapmıştı. Eğitim kurumlarına sızma var diye, 1991 yılında. Ben göreve geldiğimde böyle bir hazır kadro buldum ve değişiklik yapmaya gerek duymadım. Şu anda paralel devlet ile karşı karşıya kaldığımız aşikâr. Daha önce şiddetle müdahale edilmesi gerekirdi. Görev dönemlerimde çalıştırdığım bürokratların hiçbiri bu musibete bulaşmış değiller. Ünal Erkan dikensiz gül bahçesi bırakmıştı. Genel Müdürlüğüm döneminde Fetullah Gülen örgütün F'si yer almamıştır. Benim kurduğum istihbarat örgütümün başarısı bellidir. Benim dönemimde kimseye karakol komiserliği bile vermemişimdir.
Hürriyet


Cumhurbaşkanı, Başbakan Düzeyinde Desteklendi
TBMM FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'na konuşan gazeteci Fehmi Koru, "90'larda yurtdışına açılırken cumhurbaşkanı, başbakan düzeyinde desteklendiler. Okul açarken cumhurbaşkanı ellerine mektuplar vererek gönderiyordu" dedi. 17-25 Aralık sürecinde dönemin Cumhurbaşkanı Gül, dönemin Başbakanı Erdoğan ve Fetullah Gülen ile yaptığı görüşmeleri de anlatan Koru, şu bilgileri verdi: "Bu örgütün en önemli özelliği yurtiçinde meydana getirdikleri yapılanmayı, yurtdışına taşımış olmaları. 17-25 Aralık'tan sonra Türkiye'yi kötü göstermeyi amaçladılar. Zaman Gazetesi ilk çıktığında cemaatle irtibatlı değildi. Bir süre sonra gazetenin İstanbul'a taşınacağı söylendi. O zaman Gülen adı gündeme geldi. Ankara temsilcisi ve başyazarı olarak kaldım. Gazete daha çok cemaatle irtibatlı isimlerin yönetiminde devam etti. Ben 11 yıl cemaatle irtibatlı olan bir süreçteydim. Onlar dershaneler açan, hizmet sıfatıyla anılan bir gruptu. Ben ayrıldığımda çok fark edilecek bir durum yoktu. Ayrılmam çok barışçı olmadı. 90'lı yıllar yurtdışına açılma dönemiydi. Cumhurbaşkanı, başbakan düzeyinde desteklendiler. Okul açmak için hazırlandıklarında cumhurbaşkanı ellerine mektuplar vererek gönderiyorlardı. Çok yakın zamanlara kadar böyle devam etti. (Yazar ve yönetim kadrosuyla Gülen toplantı yapıyor muydu?) Zaman zaman oluyordu. Ama çok sık değil. İftarlar başlamıştı. Özellikle gazetecilerin gelmeleri isteniyordu. Bu amaçla Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı kuruldu. Hemen hemen herkes gidiyordu. 18 Aralık akşamı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ikametgâhında görüştüm. Bir gün önce meydana gelen savcılar ve polislerin yaptığı şeylerle ilgili (17 Aralık operasyonu). Onun görüşlerini almak istedim. Bu gerçekten cemaatle ilişkili bir olay mı? Devletin savcıları ve polislerini kullanarak bu yapılabilir mi? Bunu direkt sorayım dedim. Cumhurbaşkanı 'İyi olur' dedi.
Hürriyet

Sol İtirafı
'15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu' dün eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ı dinledi. Ağar, Türkiye Komünist Partisi'yle (TKP) ilgili olarak "Hayatında eline bıçak almamış, düzgün fikir adamları, kabul etmek lazım. Hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlardı. Geri kalanların hepsinde Batı istihbaratı vardı" dedi. Ağar, komisyonda özetle şunları söyledi: "HSYK Başkanvekili'nin olağanüstü ürkütücü ifadeleri var. İnsanlara suç izafe etmek, mahkûm etmek, hayatının çalınması, bir takım kişileri tasfiye etmenin kabul edilecek bir yanı yoktur. İstihbarat, asker, polis, adliye gibi bir yapının gizli örgütün menfaatleri çerçevesinde bir kalkışmaya cesaret edebilmesi kabul edilemez, bu zafiyettir. Hiçkimse panik içinde olmamalıdır. Emniyet teşkilatında son bir aydaki toparlanma bile, bir sürü canlı bombanın etkisiz hale getirilmesine neden oldu. Bunlar kötü ellerde kullanılmış. Angaje edilmiş ajanlarıyla istihbarat alarak, terör çetelerini dinlemek yerine siyasileri, işadamlarını, farklı kimlikleri dinlemek ve onlara bir takım yalancı tanıklarla suç izafet etmek ve insanları tasfiye etmek alçaklıktır. Mağduriyet olmaması eşyanın tabiatına aykırı; ama topyekün mağduriyet örgütün içerisinde avantaj sağlar. Bu süreci aşabilmenin yolu soyutta değil somutta meseleyi ortaya koymak. Dosyalarla somutlaştırarak insanların yaralarına derman olunmalı. Sempatizan kesimin rehabilatasyonu için farklı politikalar geliştirilmeli. Önce belli süreci geçip görüntünün aydınlanması lazım. Ortaya çıkan tablo, olağanüstü bir tablo ve olağan tedbirlerle aşılması mümkün değil. En sancısız geçirmenin yolu, kamu görevlilerini baskı altında bırakmak yerine, onların arkasında durduğunu belli edecek bir tavır sergilenmeli. Çok şükür benim dönemimde, benim bürokratlarımın başına kaza gelmedi, hepsi devlete sadakat çizgisinde, bugün soruşturmaların hiçbirinde ismi geçmeyen insanlardı. 1993'te göreve geldim. Ünal Erkan, Emniyet Müdürlüğü'nde geniş çaplı tasfiye yapmıştı. Eğitim kurumlarına sızma var diye, 1991 yılında. Ben göreve geldiğimde böyle bir hazır kadro buldum ve değişiklik yapmaya gerek duymadım. Şu anda paralel devlet ile karşı karşıya kaldığımız aşikâr. Daha önce şiddetle müdahale edilmesi gerekirdi. Görev dönemlerimde çalıştırdığım bürokratların hiçbiri bu musibete bulaşmış değiller. Ünal Erkan dikensiz gül bahçesi bırakmıştı. Genel Müdürlüğüm döneminde Fetullah Gülen örgütün F'si yer almamıştır. Benim kurduğum istihbarat örgütümün başarısı bellidir. Benim dönemimde kimseye karakol komiserliği bile vermemişimdir.
Hürriyet

Kriptolu 18 Milyon Mesaj Çözüldü, 165 Bin Kişi Saptandı
FETÖ/PDY üyelerini deşifre eden, örgüt üyelerinin tasfiyesinde ve soruşturmalarda önemli bir veri tabanı oluşturan 'ByLock' dosyasından çok çarpıcı veriler çıktı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Teknik İstihbarattan Sorumlu Müsteşar Yardımcılığı'na (TİMY) bağlı görev yapan data işleme uzmanlarının yoğun çalışması sonucu ulaşılan verilerin detayları şöyleFETÖ'nün gizli haberleşme ağı 'ByLock' sistemi aşama aşama çözüldü. İlk etapta 20 bin, ardından sırasıyla 40, 56 ve 76 bin kişilik listeye ulaşıldı. Sistemin şifreleri kırılıp 'server'dan içerik indirildikten sonra elde edilen datalar işlenmeye başlandı. Bunun için yoğun zaman ve mesai harcandı. Her biri ayrı ayrı, bir uçtan diğer uca kriptolanmış 18 milyon mesajın içeriğine ulaşılmaya başlandı. Sistem ve mesajlar çözüldükçe, sistemi aktif olarak kullanmış olanların listesi arttı. Son olarak 165 bin kişilik bir liste çıkarıldı ve mükerrere ilişkin ayıklamalar yapıldıktan sonra sistemi aktif olarak kullanan kesin bir liste belirlendi. Bu liste, diğer bağlantıların ve ilişkilerin çıkarılması için devlet sistemine aktarıldı. 'ByLock'un toplam kullanıcı sayısı 230 bin ancak bunun 15 bini mükerrer kullanıcı. Mükerrerler ayıklandıktan sonra 215 bin tekil kullanıcı tespit edildi. Çözümü tamamlanan 165 bin kişi üzerinden gidilerek kalan 50 bin kişilik listeye ulaşılıyor. 50 bin kişi soyutlama yöntemiyle çıkarılıyor. FETÖ üyelerinin çözüldüğünü anlayınca kapattığı ve 'server'ını imha ettiği 'ByLock'un ardından 15 Temmuz darbe girişimine giden süreçte aktive edip kullandığı 'Eagle' da istihbarat birimleri tarafından kırıldı. Şimdi farklı yöntem ve tekniklerle güvenlik duvarları daha güçlü olan 'Eagle' üzerinde çözüm çalışmaları devamediyor. Ancak çalışmalar ilerledikçe ByLock ile Eagle kullanıcılarının çoğunlukla örtüştüğü tespit edildi.
Haber Türk

Pyd 'Kıyameti Gördü' 200 Terörist Vuruldu
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye'de yürüttüğü Fırat Kalkanı harekâtı çerçevesinde ilk kez terör örgütü PKK'nın bu ülkedeki uzantısı PYD/YPG'ye karşı etkili ve kapsamlı bir hava harekâtı düzenlendi. Harekât sonucu PYD/YPG'li 160-200 teröristin etkisiz hale getirildiği belirlendi. Harekâtın arından PYD/YPG, misilleme amacıyla dün sabah saatlerinde Hatay'ın Güntepe Hudut Karakolu sorumluluk bölgesindeki boş araziye beş havan mermisi attı. Bombalamanın ardından tespit edilen telsiz konuşmalarında, PYD/YPG'li teröristlerin bombalama sonrasında çok kayıp verdiklerini belirterek "Kıyamet yeri gibi" ifadelerini kullandı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden yapılan bilgilendirmeye göre, Fırat Kalkanı Harekâtı dün 58. gününe girdi. Önceki gün yaşanan çatışmalarda bir muhalif şehit olurken, destek sağlayan TSK unsurlarında zayiat yaşanmadı. PKK/PYD, El Bab istikametindeki beş meskun mahal ve Shahba Barajı'nı ele geçirerek, kontrol altına aldığı alanı doğuya doğru genişletti. Muhalif unsurlar da harekatın başlangıcından bu yana 155 meskun mahalde kontrolü sağladı. Belirlenen 42 DAEŞ ve 13 PYD/YPG hedefine atış yapılarak terör örgütü mensupları baskı altına alındı ve manevra kabiliyetleri önlendi. PYD/YPG güçlerine karşı ayrıca önceki akşam 21.11-23.59 saatleri arasında etkili ve kapsamlı bir hava harekâtı düzenlendi. Savaş uçaklarıyla PYD/YPG'nın yeni kontrol altına aldığı bölgede bulunan 18 hedefe 26 bomba atılırken, terör örgütü tarafından karargah, toplanma/barınma ve silah/mühimmat deposu olarak kullanılan 9 bina, bir zırhlı araç, ikisi silahlı 4 araç imha edildi. Harekât sonucunda 160-200 PYD/YPG mensubunun öldürüldüğü belirlendi. Harekâtın ardından dün sabah Hatay'ın Güntepe Hudut Karakolu sorumluluk bölgesindeki boş araziye terör örgütü PYD/ YPG tarafından hava operasyonuna misilleme amaçlı beş havan mermisi atıldı. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, dün sabah saat 05.50 sıralarında Suriye sınırı ötesindeki Afrin'den beş havan mermisi atıldığı bildirildi. Herhangi bir can ve mal ve kaybının yaşanmadığı olay sonrasında angajman kuralları gereği 07.10-07.25 saatlerinde tespit edilen terör örgütü PYD/YPG hedeflerine Curcurum Hudut Bölüğü'nde konuşlu Fırtına obüsleriyle atış yapılarak misliyle mukabelede bulunulduğu kaydedildi.
Milliyet

Sol İtirafı
'15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu' dün eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ı dinledi. Ağar, Türkiye Komünist Partisi'yle (TKP) ilgili olarak "Hayatında eline bıçak almamış, düzgün fikir adamları, kabul etmek lazım. Hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlardı. Geri kalanların hepsinde Batı istihbaratı vardı" dedi. Ağar, komisyonda özetle şunları söyledi: "HSYK Başkanvekili'nin olağanüstü ürkütücü ifadeleri var. İnsanlara suç izafe etmek, mahkûm etmek, hayatının çalınması, bir takım kişileri tasfiye etmenin kabul edilecek bir yanı yoktur. İstihbarat, asker, polis, adliye gibi bir yapının gizli örgütün menfaatleri çerçevesinde bir kalkışmaya cesaret edebilmesi kabul edilemez, bu zafiyettir. Hiçkimse panik içinde olmamalıdır. Emniyet teşkilatında son bir aydaki toparlanma bile, bir sürü canlı bombanın etkisiz hale getirilmesine neden oldu. Bunlar kötü ellerde kullanılmış. Angaje edilmiş ajanlarıyla istihbarat alarak, terör çetelerini dinlemek yerine siyasileri, işadamlarını, farklı kimlikleri dinlemek ve onlara bir takım yalancı tanıklarla suç izafet etmek ve insanları tasfiye etmek alçaklıktır. Mağduriyet olmaması eşyanın tabiatına aykırı; ama topyekün mağduriyet örgütün içerisinde avantaj sağlar. Bu süreci aşabilmenin yolu soyutta değil somutta meseleyi ortaya koymak. Dosyalarla somutlaştırarak insanların yaralarına derman olunmalı. Sempatizan kesimin rehabilatasyonu için farklı politikalar geliştirilmeli. Önce belli süreci geçip görüntünün aydınlanması lazım. Ortaya çıkan tablo, olağanüstü bir tablo ve olağan tedbirlerle aşılması mümkün değil. En sancısız geçirmenin yolu, kamu görevlilerini baskı altında bırakmak yerine, onların arkasında durduğunu belli edecek bir tavır sergilenmeli. Çok şükür benim dönemimde, benim bürokratlarımın başına kaza gelmedi, hepsi devlete sadakat çizgisinde, bugün soruşturmaların hiçbirinde ismi geçmeyen insanlardı. 1993'te göreve geldim. Ünal Erkan, Emniyet Müdürlüğü'nde geniş çaplı tasfiye yapmıştı. Eğitim kurumlarına sızma var diye, 1991 yılında. Ben göreve geldiğimde böyle bir hazır kadro buldum ve değişiklik yapmaya gerek duymadım. Şu anda paralel devlet ile karşı karşıya kaldığımız aşikâr. Daha önce şiddetle müdahale edilmesi gerekirdi. Görev dönemlerimde çalıştırdığım bürokratların hiçbiri bu musibete bulaşmış değiller. Ünal Erkan dikensiz gül bahçesi bırakmıştı. Genel Müdürlüğüm döneminde Fetullah Gülen örgütün F'si yer almamıştır. Benim kurduğum istihbarat örgütümün başarısı bellidir. Benim dönemimde kimseye karakol komiserliği bile vermemişimdir.
Hürriyet

 Sol İtirafı
'15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu' dün eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ı dinledi. Ağar, Türkiye Komünist Partisi'yle (TKP) ilgili olarak "Hayatında eline bıçak almamış, düzgün fikir adamları, kabul etmek lazım. Hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlardı. Geri kalanların hepsinde Batı istihbaratı vardı" dedi. Ağar, komisyonda özetle şunları söyledi: "HSYK Başkanvekili'nin olağanüstü ürkütücü ifadeleri var. İnsanlara suç izafe etmek, mahkûm etmek, hayatının çalınması, bir takım kişileri tasfiye etmenin kabul edilecek bir yanı yoktur. İstihbarat, asker, polis, adliye gibi bir yapının gizli örgütün menfaatleri çerçevesinde bir kalkışmaya cesaret edebilmesi kabul edilemez, bu zafiyettir. Hiçkimse panik içinde olmamalıdır. Emniyet teşkilatında son bir aydaki toparlanma bile, bir sürü canlı bombanın etkisiz hale getirilmesine neden oldu. Bunlar kötü ellerde kullanılmış. Angaje edilmiş ajanlarıyla istihbarat alarak, terör çetelerini dinlemek yerine siyasileri, işadamlarını, farklı kimlikleri dinlemek ve onlara bir takım yalancı tanıklarla suç izafet etmek ve insanları tasfiye etmek alçaklıktır. Mağduriyet olmaması eşyanın tabiatına aykırı; ama topyekün mağduriyet örgütün içerisinde avantaj sağlar. Bu süreci aşabilmenin yolu soyutta değil somutta meseleyi ortaya koymak. Dosyalarla somutlaştırarak insanların yaralarına derman olunmalı. Sempatizan kesimin rehabilatasyonu için farklı politikalar geliştirilmeli. Önce belli süreci geçip görüntünün aydınlanması lazım. Ortaya çıkan tablo, olağanüstü bir tablo ve olağan tedbirlerle aşılması mümkün değil. En sancısız geçirmenin yolu, kamu görevlilerini baskı altında bırakmak yerine, onların arkasında durduğunu belli edecek bir tavır sergilenmeli. Çok şükür benim dönemimde, benim bürokratlarımın başına kaza gelmedi, hepsi devlete sadakat çizgisinde, bugün soruşturmaların hiçbirinde ismi geçmeyen insanlardı. 1993'te göreve geldim. Ünal Erkan, Emniyet Müdürlüğü'nde geniş çaplı tasfiye yapmıştı. Eğitim kurumlarına sızma var diye, 1991 yılında. Ben göreve geldiğimde böyle bir hazır kadro buldum ve değişiklik yapmaya gerek duymadım. Şu anda paralel devlet ile karşı karşıya kaldığımız aşikâr. Daha önce şiddetle müdahale edilmesi gerekirdi. Görev dönemlerimde çalıştırdığım bürokratların hiçbiri bu musibete bulaşmış değiller. Ünal Erkan dikensiz gül bahçesi bırakmıştı. Genel Müdürlüğüm döneminde Fetullah Gülen örgütün F'si yer almamıştır. Benim kurduğum istihbarat örgütümün başarısı bellidir. Benim dönemimde kimseye karakol komiserliği bile vermemişimdir.
Hürriyet
Sol İtirafı
'15 Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu' dün eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar'ı dinledi. Ağar, Türkiye Komünist Partisi'yle (TKP) ilgili olarak "Hayatında eline bıçak almamış, düzgün fikir adamları, kabul etmek lazım. Hiçbir şiddet eylemi olmayan insanlardı. Geri kalanların hepsinde Batı istihbaratı vardı" dedi. Ağar, komisyonda özetle şunları söyledi: "HSYK Başkanvekili'nin olağanüstü ürkütücü ifadeleri var. İnsanlara suç izafe etmek, mahkûm etmek, hayatının çalınması, bir takım kişileri tasfiye etmenin kabul edilecek bir yanı yoktur. İstihbarat, asker, polis, adliye gibi bir yapının gizli örgütün menfaatleri çerçevesinde bir kalkışmaya cesaret edebilmesi kabul edilemez, bu zafiyettir. Hiçkimse panik içinde olmamalıdır. Emniyet teşkilatında son bir aydaki toparlanma bile, bir sürü canlı bombanın etkisiz hale getirilmesine neden oldu. Bunlar kötü ellerde kullanılmış. Angaje edilmiş ajanlarıyla istihbarat alarak, terör çetelerini dinlemek yerine siyasileri, işadamlarını, farklı kimlikleri dinlemek ve onlara bir takım yalancı tanıklarla suç izafet etmek ve insanları tasfiye etmek alçaklıktır. Mağduriyet olmaması eşyanın tabiatına aykırı; ama topyekün mağduriyet örgütün içerisinde avantaj sağlar. Bu süreci aşabilmenin yolu soyutta değil somutta meseleyi ortaya koymak. Dosyalarla somutlaştırarak insanların yaralarına derman olunmalı. Sempatizan kesimin rehabilatasyonu için farklı politikalar geliştirilmeli. Önce belli süreci geçip görüntünün aydınlanması lazım. Ortaya çıkan tablo, olağanüstü bir tablo ve olağan tedbirlerle aşılması mümkün değil. En sancısız geçirmenin yolu, kamu görevlilerini baskı altında bırakmak yerine, onların arkasında durduğunu belli edecek bir tavır sergilenmeli. Çok şükür benim dönemimde, benim bürokratlarımın başına kaza gelmedi, hepsi devlete sadakat çizgisinde, bugün soruşturmaların hiçbirinde ismi geçmeyen insanlardı. 1993'te göreve geldim. Ünal Erkan, Emniyet Müdürlüğü'nde geniş çaplı tasfiye yapmıştı. Eğitim kurumlarına sızma var diye, 1991 yılında. Ben göreve geldiğimde böyle bir hazır kadro buldum ve değişiklik yapmaya gerek duymadım. Şu anda paralel devlet ile karşı karşıya kaldığımız aşikâr. Daha önce şiddetle müdahale edilmesi gerekirdi. Görev dönemlerimde çalıştırdığım bürokratların hiçbiri bu musibete bulaşmış değiller. Ünal Erkan dikensiz gül bahçesi bırakmıştı. Genel Müdürlüğüm döneminde Fetullah Gülen örgütün F'si yer almamıştır. Benim kurduğum istihbarat örgütümün başarısı bellidir. Benim dönemimde kimseye karakol komiserliği bile vermemişimdir.
Hürriyet

EKONOMİ

Gram Altın 124,3847-124,4504                       
ABD Doları 3,0641-3,0651/Euro 3,3399-3,3416/İngiliz Sterlini 3,7492-3,7521 

Memurların Fazla Mesaisine % 5.2 Zam
Devlet memurlarının saat başı fazla çalışma ücreti, yeni yılda yüzde 5.2 artış gösterecek. 1 lira 74 kuruş olan saat başı fazla çalışma ücreti, 1 Ocak 2017'den itibaren 1 lira 83 kuruş olarak uygulanacak. Bakanlıkların özel kalem müdürlüklerinde çalışan personele ve makam şoförlerine ayda 90 saati, genel müdürlüklerin merkez teşkilatlarında görevli şoförlere de yeni yılda 60 saati geçmemek üzere 1.83 lira yerine 1.93 lira fazla mesai ücreti verilecek. Her makam için aylık toplam 450 saati geçmemek kaydıyla Kurul Başkanı (Bakanlıklar), genel müdür ve daha üst birim yöneticileri, strateji geliştirme başkanı, vali, general ve amiral rütbesini haiz olmak kaydıyla Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, kuvvet komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndaki daire başkanı ve daha üst birimlerin yöneticileri, rektör, büyükşehir ve il belediye başkanları ile birlikte çalışan personel de yine ayda 90 saati geçmemek üzere makam onayına istinaden saat başına 1.93 lira fazla çalışma ücreti alacak. Harcırah Kanunu uyarınca verilecek yurtiçi gündelik ve tazminat tutarları da belirlendi. Yeni yılda TBMM Başkanı ve Başbakan'a ödenecek yurtiçi gündelik tutarı 60.34 liradan 63 liraya çıkacak. En alt kademedeki memura ise 34.18 lira yerine 36.25 lira ödenecek.
Milliyet

1.3 Milyar $'Lık 'Güneş' Yatırımı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Konya- Karapınar'a yapılacak güneş enerjisi yatırımının önemine değinerek, "Bu yatırımın büyüklüğü 1 milyar doların üzerinde, fabrika ayağı da düşünülünce en az 300 milyon dolar daha eklenecek. Burada üretilecek elektrik 1.7 milyar kilovatsaat olacak ve 600 binden fazla evin enerji ihtiyacını karşılayabilecek" dedi. Fabrika kurulumunda 700, işletmesinde 350 ve Ar-Ge'de de 100 mühendis olmak üzere, en az 1.000 teknik kişiye istihdam sağlanacak. Albayrak, dün Karapınar Güneş Enerjisi Santrali (GES) Projesi'ne ilişkin yaptığı toplantıda, Kaparınar'da enerji güvenliğine katkı sunacak yenilenebilir kaynakların ekonomiye kazandırılması açısından çok önemli bir projeye başlanacağını dile getirdi. Albayrak, şöyle konuştu: "Karapınar'da 2010'da başlayan bu süreci, yasal düzenleme ve yönetmeliklerle tamamlandık. Aralıkta ihalemizi yapacağız. 1.000 megavatlık kapasiteyle dünyadaki fotovoltaik noktasında en büyük güneş tarlası alanlarından biri olan Karapınar YEKA'mızı anons ediyoruz. Birçok ilklere imza attı. Bu da ilklerden biri." Albayrak, projeye Amerika'dan Çin'e kadar farklı coğrafyalardan yatırımcı ilgisi olduğunu ve yabancı-yerli ortaklığı gibi opsiyonların da değerlendirildiğini aktardı. Güneş enerjisinde dünyadaki en büyük 1.000 megavatlık tek sahadaki alan için ihaleyle bölgede çok önemli bir yatırımın gerçekleştirileceğini ifade eden Albayrak, şunları aktardı: "1.000 megavat güneş santrali kurulması sadece Türkiye'nin enerji ihtiyacını kapsamayacak. Bu ihaleyi, şartı gereği elektrik alım noktasında fiyat eksiltme usulüyle açık eksiltme usulünde en uygun fiyatı verecek firma alacak. Bu ihale, sadece fiyatın düşmesi yenilenebilir enerji maliyetlerinin düşmesiyle değil, aynı zamanda fabrika, yerli üretim ve teknolojinin de yerelleşmesi için bir ilk olacak. Türkiye'nin gelişen ekonomisinin gelişen teknolojilerin bölgede önemli bir merkez olmasından bahsediyoruz."
Milliyet

Merkez Faize Dokunmadı, Dolar Sakin Karşıladı
Son yedi toplantısında art arda faiz koridorunun üst bandında indirim yapan Merkez Bankası faizleri bu kez sabit tuttu. Banka, Erdem Başçı Başkanlığı'ndaki son toplantısında faiz koridorunun üst bandında 25 baz puan, nisan, mayıs ve haziran ayındaki toplantısında 50 baz puan, temmuz ve ağustos ayı toplantısında ise 25 baz puan da indirmişti. Eylül ayında yapılan 25 baz puanlık indirimle birlikte marttan bu yana yapılan toplam indirim 2.5 puan oldu. Kısa vadeli faiz oranlarının sabit tutulmasına karar veren Merkez Bankası, yaptığı açıklamada, "Kurul, para politikasında sadeleşme sürecindeki bir sonraki adımın yönü ve zamanlamasının verilere göre şekilleneceğini belirtmiştir" görüşüne yer verdi. Toplam talepteki yavaşlamanın çekirdek enflasyondaki kademeli düşüşü desteklediğine de dikkat çekilen PPK metninde, "Bununla birlikte, döviz kuru ve diğer maliyet unsurlarındaki gelişmeler enflasyon görünümündeki iyileşmeyi sınırlamakta ve para politikasındaki temkinli duruşun korunmasını gerektirmektedir" denildi. 3.10 liranın üzerine çıkarak tarihi seviyelerini test eden dolar kuru dün açıklanan faiz kararının ardından 3.06 liranın aşagısına indi. Karar sonrası ilk işlemlerde 3.05'li seviyelere kadar çekilen dolar kurunda alt destek noktası 3 lira olarak görülüyor. Analistlerin yaptığı yorumlarda, alınan faiz kararı kararı sonrasında kurda gevşemenin sürebileceğini belirtilirken, ilk etapta 3.02 lira bandına doğru bir hareketlenme görülebileceğine dikkat çekildi. HSBC'nin yatırım notunda, "Döviz kuru ve diğer maliyet unsurlarındaki gelişmelerin enflasyon görünümündeki iyileşmeyi sınırladığı belirten Merkez Bankası bir sonraki adımın yönü ve zamanlamasının verilere bağlı olacağını söylüyor. Diğer bir ifadeyle Merkez Bankası lira sakinleşirse yeniden faiz indirebilirim diyorDolar kurunda ilk etapta 3.03'e doğru hareketin sürebileceği görüşündeyiz" değerlendirmesi yapıldı.
Milliyet

14 Yıllık Hayalim Sonunda Yoluna Giriyor
Türkiye'nin stratejik sağlık dönüşüm programı çerçevesinde, GE Sağlık, GAMA Holding AŞ ve Türkerler İnşaat AŞ dün Sağlık Bakanlığı'nın iki stratejik kamu-özel ortaklığı projesi olan İzmir ve Kocaeli Şehir Hastanesi'nin finansmanı için imza attı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen finansman imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı. Erdoğan yaptığı konuşmada, kamu-özel sektör işbirliğiyle, devletin kaynak sınırlılığı sebebiyle uzun sürede yapacağı yatırımların kısa sürede gerçekleşmesine imkan sağlandığını söyledi. Kamu bankalarının son dönemde 'nazlanan'lar olunca devreye girdiğini, böylece dünyanın bir numarası olacak İstanbul'daki 3. Havalimanı'nda ilk adımın atıldığını ifade eden Erdoğan, bunun piyasayı hareketlendirdiğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Şehir hastaneleri benim 14 yıllık hayalim. Hiç de kolay bir süreç olmadı, inanmayanlar da oldu. Sonunda yoluna girdi. Şu anda Türkiye'nin farklı bölgelerinde 21 şehir hastanesi ihalesi yapıldı ya da sözleşmesi imzalandı. Bu projeler 9 bin metrekarenin üzerinde kapalı alana ve 30 bin 601 yatak kapasitesine sahip 22 milyar 237 milyon lira yatırım bedeli olan hastanelerin inşasını içeriyor" dedi. İhale süreci devam eden 2, Yüksek Planlama Kurulu onayında olan 4, fizibilite çalışmaları süren 2 proje daha bulunduğunu anlatan Erdoğan "Böylece toplamda 41 bin yatağa, 30 milyar lira yatırım tutarına sahip 29 projeyi hayata geçirmiş olacağız" dedi. 2019 yılına kadar tüm şehir hastanelerini hizmete almak istediklerinin altını çizen Erdoğan "Biz öyle hastaneler inşa edelim ki, buralarda benim vatandaşım hastaneye girdiği zaman hastanenin içinde sedyelerin üzerinde dolaşmasın. Çocukluğumuzda hastanelere gittiğimiz zaman sedyeler üzerinde bir binadan başka binaya, bir yerde sabah doktor sizi muayene ediyor, oradan başka binaya gidiyordunuzBunları yaşadık" diye konuştu. Erdoğan, şunları söyledi: "Türkiye sağlık alanında da 2023 hedeflerine ulaşmak için kararlı adımlarla yürümeye devam etmektedir. Bütün bunları söylerken elbette ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyanın sorunlarını göz ardı ediyor değilim. Özellikle Batı'daki bazı kesimlerin anlamadıkları, anlamak istemedikleri husus şudur: Türkiye bu zorluklara rağmen, gündemindeki projeleri hayata geçirecek bir ülkedir. Dört bir yanımızda savaş da kriz de olsa biz yolumuza devam ediyoruz, edeceğiz." "Şehir hastaneleri, kendisine yapılan yatırımları ziyadesiyle hak eden bir projedir. Sağlık endüstrisinin ülkemizde gelişmesini temin edecektir. Böylece geleceğin en önemli sektörlerinden biri olan sağlık alanında Türkiye, bölgesinde ve dünyada söz sahibi ülke konumuna yükselecektir" diyen Erdoğan, İzmir ve Kocaeli şehir hastanelerinin toplam 1.4 milyar dolarlık yatırım tutarının 1.1 milyar dolarının dış kredi ile kalanının ise özkaynakla karşılandığını söyledi. Törende 1.1 milyar dolarlık dış finansmanın 637 milyon dolarlık anlaşmasının imzalarının atılmasına şahitlik edeceklerini belirten Erdoğan, projenin yüzde 5 ortağı olan General Electric yetkililerine de projeye dair verdikleri sözleri tuttuğu için teşekkür etti. Şehir hastanelerinin toplamda 41 bin yatağa ulaşacak çok büyük bir proje olduğunu söyleyen Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise konuşmasında "Bu senenin sonuna kadar 2 bin 500 yatağı hizmete almış olacağız" dedi. GAMA Holding CEO'su Hakan Özman "İmzalanan anlaşma bizim Kocaeli ve İzmir Bayraklı projelerine uzun vadeli taahhüdümüzde önemli bir kilometre taşıdır" derken, Türkerler CEO'su Kazım Türker de "Konsorsiyum, 2023 hedefine destek kapsamında, Kocaeli ve İzmir projelerinde Sağlık Bakanlığı'na taahhüdünü yerine getirmek üzere yola çıkmıştır" dedi.
Star

Vergi Ödülü % 1-3 Arasında İndirim
Maliye Bakanı Naci Ağbal, vergi borçlarını düzenli ödeyen mükelleflere yönelik çalışmada sona yaklaştıklarını söyledi. Ağbal, "Gelir veya kurumlar vergisi mükellefimiz 3 yıl olur, 5 yıl olur, geriye dönük bütün vergi beyannamelerini süresinde vermişse ve bu beyannameleri de zamanında ödemişse, biz bu karneye bakacağız. Karnesi tamamen pekiyilerle dolu mükellefimizin vergisinde indirim yapacağız" diye konuştu. Ağbal, vergi indiriminde oranın ne olması gerektiğinin üzerinde durduklarını belirterek, şunları kaydetti: "Yüzde 1, 2 veya yüzde 3 mü olur, onu çalışıyoruz. Ülkenin bütçesinin iki yakası bir aradaysa toplanan vergiler sayesinde. Bu konuda hassas olmamız gerekir. Arkadaşlarımız çeşitli simülasyonlar yapıyor. Bunun vergi gelirlerinde olumsuz etkisi olacak. Bu açıdan bakıldığında yasal düzenleme ile ilgili çalışmalar hazır, burada kritik olan haktan yararlanacak mükelleflerin çerçevesi ne olmalı?" Naci Ağbal, uygulamanın 2017'den sonra başlaması gerektiğini vurgulayarak, "Yakın zamanda bunu Bakanlar Kurulu'nda anlatacağız, eğer uygun görülürse yasal düzenlemeyi yakın bir zamanda yapacağız" ifadelerini kullandı.
Vatan

666 Milyar $'Lık Ceo'lar Geliyor
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, 9. Yatırım Danışma Konseyi toplantılarının Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında 27 Ekim'de Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde gerçekleştirileceğini belirterek, "14 farklı ülkeden, 10 ayrı sektörde yer alan, ciroları 666 milyar dolar, toplam istihdamı katılacağını açıkladı: "Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Cyrill Muller, Alstom Başkanı Henri Poupart Lafarge, Alzahid Holding CEO'su Abdul- Rahman Alzahid, APM Terminals Başkan Yardımcısı Teimen Meester, Bank of China Başkan Yardımcısı Qiang Liu, Bombardier Başkanı Laurent Troger, BP CEO'su Tufan Erginbilgiç, Burgan Bank CEO'su Eduardo Eguren, Gemalto Başkan Yardımcısı Tommi Nordberg, Khazanah Nasional Berhad İcra Direktörü Dato'Noorazman Aziz, Microsoft Bölge Başkanı Ali Faramawy, Mitsui&Co. Avrupa CEO'su Atsushi Kume, Mumtalakat CEO'su Mahmood Hashim Al Kooheji, Nesma Başkanı Saleh Al-Turki, Katar First Bank Başkanı Abdullah Fahad Ghorab Al Marri, Renault Başkan Yardımcısı Denis Le Vot, Sberbank CEO'su Herman Gref, Sojitz Avrupa CEO'su Shigeya Kusano, United Technologies Corporation Başkan Yardımcısı David Hess, ZTE CEO'su Zhang Renjun, Vodafone Afrika, Orta Doğu ve Asya Pasifik Bölge CEO'su Serpil Timuray."
Vatan

DÜNYA

Nuceyfi Hakkında Tutuklama Kararı
Irak'ta eski Musul Valisi ve Ninova Muhafızları Komutanı Esil Nuceyfi hakkında 'yabancı ülkeyle iletişime geçtiği' gerekçesiyle tutuklama kararı çıkarıldığı bildirildi. Yüksek Yargı Yönetimi Sözcüsü Abdussettar Bayraktar yaptığı yazılı açıklamada, "Musul'u temsil eden 3 vilayet meclisi üyesi, 21 Aralık 2015 tarihinde Merkezi Soruşturma Mahkemesi'ne başvurarak, Nuceyfi'nin yabancı ülkeyle iletişime geçtiği ve Türk güçlerinin Musul'a girişini kolaylaştırarak Duhok'taki Zelikan kampında askeri üs kurmasını sağladığı yönünde bilgi verdi" ifadesini kullandı. Bayraktar açıklamasında, tanık gösterilmesini istediklerini belirterek "İki gün önce askeri kamptan iki tanık geldi ve kampta olup bitenler hakkında açık beyanda bulundu. Mahkeme, Türk askerlerinin kampta bulunduğuna dair resmi belge ve fotoğraflara ulaştı" ifadelerine yer verdi. Sözcü Bayraktar, Nuceyfi hakkında ceza kanununun "yabancı ülkeyle iletişime geçme" suçunu içeren 164'üncü maddesi uyarınca tutuklama kararı çıkarıldığını belirtti.
Hürriyet

Adayların Son Tartışması Bolca Gerginlik Doldu
ABD'de 8 Kasım'da gerçekleşecek başkanlık seçimlerine sayılı gün kala, Cumuhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump ve rakibi Demokrat Hillary Clinton, TV'deki tartışmalarının son raunduna çıktı. Las Vegas'ta gerçekleşen bu son buluşmaya, ikili arasında zaman zaman yükselen tansiyonun yanı sıra, Trump'ın "seçim sonuçlarını tanımayabilirim!" iması damga vurdu. Tartışmayı yöneten Fox News spikeri Chris Wallace, Cumhuriyetçi adayın "seçimlerde hile olduğu" yönündeki açıklamalarına atfen "Seçim sonuçlarını tanıyacak mısınız?" şeklinde bir soru yöneltti. Trump, buna "Zamanı gelince bakacağım" yanıtını verirken, Clinton da, bu sözler üzerine "Bu korkunç bir şey. Demokrasimizi aşağılıyor. Ben bilhassa dehşete kapıldım" ifadesini kullandı. New York Times gazetesi, Trump'ın cümlelerini "ABD demokrasisine şüphe düşürecek açıklama" olarak yorumlarken, Associated Press ajansı da Trump'ı "Amerikan demokrasisinin temel direğini alaşağı etmekle" suçladı. Başkan adaylarının birbirlerinin ellerini bile sıkmadığı tartışma gergin bir ortamda geçerken, karşılıklı suçlama ve hakaretlerden arta kalan zamanda dış politika, göç, ekonomi, kadın hakları, Anayasa Mahkemesi ve başkanlığa uygunluk gibi konular masaya yatırıldı. Tartışmadaki önemli anlar, şu şekilde gelişti: Trump'ın, kendisine yönelik cinsel taciz suçlamalarını gündeme getiren Clinton'a verdiği "Sen ne kadar iğrenç bir kadınsın!" cevabı tepki çekti. Trump, buna rağmen "Kadınlara benden daha fazla saygı duyan kimse yok" demeyi ihmal etmedi.
Milliyet

Rus Donanmasının Yığınağı Bölgede Tedirginlik Yarattı
Rusya'nın son günlerde filosundaki bazı gemileri Suriye'ye göndermesi, Washington ile Moskova arasındaki gerginliğin sürdüğü bir dönemde tedirginlik yarattı. Rusya Savunma Bakanlığı, "Amiral Kuznetsov" uçak gemisinin başını çektiği filonun, Kuzey Denizi'nden Akdeniz'e doğru yol aldığını onaylarken, İngiliz basını da, İskoçya açıklarındaki geminin Kraliyet donanması ve Norveç için tedirginlik yarattığını vurguladı. İngiliz basınının haberlerinde, Rus filosuna NATO Donanması'na ait savaş gemilerinin refakat edeceği belirtilirken, İngiliz gemilerinin de izlemede olduğu kaydediliyor. Rus Sputnik ajansına konuşan NATO'dan bir kaynak, "Rusya'nın uluslararası sularda faaliyet gösterme hakkı var. NATO Donanması, Akdeniz'e ilerleyen Rus gemilerini gözlemlemeyi planlıyor" dedi. Öte yandan, Rusya'nın Halep'ten sivil ve muhalif güçlerin çıkartılması için dün başlatılan 11 satlik "insani mola", 24 saat daha uzatıldı. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in emriyle insani molayı 24 saat uzatma kararı aldıklarını söyledi. Kararın Suriye hükümetince de desteklendiği vurgulandı. Birleşmiş Milletler de, Rusya'dan insani molanın pazartesiye kadar uzatılmasının istendiği vurgularken, bunun ne kadar gerçekleştirileceği konusunda net olmadıklarını bildirdi. Halep'te çatışmasızlık konusunda uzlaşılırken, daha önce El Nusra ismini kullanan "Fetih el Şam" militanlarının, şehri terk etmek isteyen sivillere ateş açtığı iddia edildi.
Milliyet

Ab Zirvesinde Türkiye Gündemi
Avrupa Birliği (AB) zirvesi, Belçika'nın başkenti Brüksel'de başlarken, liderlerin ele alacağı en kritik konulardan biri Türkiye'ye verilmesi planlanan vize serbestisi olacak. Zirvede, Suriye iç savaşı, Rusya ile ilişkiler, Brexit ve İtalya'ya mülteci akını da tartışılıyor. AB yetkilileri, Türkiye'nin mülteci anlaşmasıyla üstüne düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirdiğini, anlaşma sonrası mülteci akınında ciddi azalma gerçekleştiğini vurguluyor. Buna karşılık AB yetkilileri, 15 Temmuz'daki başarısız darbe girişiminin ardından iç politikadaki mevcut durumunun, işleri zorlaştırdığını savunuyor. AB'nin direttiği terörle mücadele yasası değişikliğinin, vize serbestisi konusunda aşılması gereken bir başka engel olduğuna değinen bazı diplomatlar, mülteci karşıtlığının arttığı Fransa ve Almanya'daki seçimlerin de Avrupalı liderlerde bir baskı yarattığına dikkat çekiyor. AB Bakanı Ömer Çelik'in birkaç gün önce yaptığı "vize serbestistisi olmazsa, mülteci iadesi anlaşmasının doğal ölümle biteceği" yönündeki açıklaması, liderlerin bu toplantıda vize anlaşmasıyla ilgili hızlı karar almasını zorunlu kılacak durumlardan biri. Reuters'a konuşan üst düzey bir AB yetkilisi ise, "Vize serbestisi kararının aralık ayında çıkması, politik açıdan iyi olur. Seçimlere ne kadar yaklaşırsak, o kadar zor olacak" dedi.
Milliyet

Başika Cephesi Açıldı
Peşmerge güçleri, Musul'u kurtarma operasyonunun 4'üncü gününde Türk üssünün de bulunduğu Başika kasabasını tamamen DEAŞ'ın elinden geri almak için üç koldan harekete geçti. Operasyona ABD de hava desteği sağlıyor. Amerikan ordusunun en etkili bombardıman uçakları arasında gösterilen AC-130 model savaş uçakları DEAŞ hedeflerine bomba yağdırıyor. Basra Körfezi'ndeki USS Dwight D. Eisenhower gemisindeki savaş uçaklarının füzelerle yüklendiği fotoğraflar de uluslararası ajanslara servis edildi. Operasyonda bir sonraki hedef, çoğunlukta Hristiyanların yaşadığı kuzeydeki Tılkef ilçesini kurtarmak olarak açıklandı. Musul'u elinde tutan DEAŞ ise kendine ait haber ajansından militanların kent merkezinde tam teçhizatla devriye gezdiği görüntüleri yayınladı. Operasyonun başlangıcından bu yana DEAŞ teröristleri ilk kez Musul merkezde göründü. Örgüt Musul'da cep telefonu sahibi olan herkesin sim kartlarını en yakın DEAŞ güvenlik birimine teslim etmesini emretti. DEAŞ teröristlerinin 4 gündür süren operasyonlar sırasında çoğu bomba yüklü araçlarla olmak üzere 22 intihar saldırı yaptıkları açıklandı. Ancak cephede durumun terör örgütü için kötüye gittiği belirtiliyor. Telsiz konuşmaları dinlemeye takılan cephedeki DEAŞ'lılar 'Büyük bir güçle saldırıyorlar. Destek kuvvet gönderin' diyor, buna karşılık Musul'daki DEAŞ komutanı 'Direnin, destek kuvvet yok' yanıtını veriyor.
Vatan

Sancar'ın Türk Evi Kavgası
Nobel Ödüllü Türk profesör Aziz Sancar, yıllar önce henüz öğrenciyken ABD'nin Texas eyaletine ayak bastığında sudan çıkmış balık gibiydi. ABD'ye uyum sağlamakta büyük zorluklar yaşadı. O günleri hiç unutmadı. Yıllar içinde ABD'de Türkiye'nin yüzakı olan bir profesör oldu. Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Biyofizik bölümünde çalışmalarını sürdürürken 2008 yılında kendi birikimi olan 1 milyon dolar ile Chapel Hill kasabasında bir ev satın aldı. Buraya Carolina Türk Evi adını verdi. Amerikalı eşi Gwen ile birlikte ABD'ye doktora için gelen Türk öğrenciler kendi yaşadığı zorlukları yaşamasın diye evini o çocuklara açtı ve burayı hem yurt hem de kültür merkezi olarak kullanmaya başladı. Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet portrelerinin asılı olduğu 260 metrekarelik evde her zaman bir Türk bayrağı dalgalandı. İlgi duyan Amerikalılar için bir de Türkçe eğitim kursu açıldı. Yıllardır hiç boş kalmayan Türk Evi'nin kaderi Aziz Sancar'ın Nobel ödülü kazanmasıyla birlikte değişti. Sancar 325 bin dolarlık Nobel Ödülü'nü tamamen Türk Evi için harcamaya karar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da destek sözüyle daha geniş bir Türk Evi inşa edilmesi için arayış başladı. Sonunda aynı bölgede 8 bin 100 metrekarelik bir arazi bulundu. Belediye'ye Velma Road üzerinde bulunan bu araziye çok daha geniş bir konuk evi ve kültür merkezi inşa edilmesi için başvuru yapıldı. Ancak beklenmedik bir engelle karşılaşıldı. Bölgede yaşayan Amerikalılar'ın üzerinde Türk bayrağı dalgalanan bu denli büyük bir Türk Evi yapılmasına 'çok trafik olur' bahanesiyle karşı çıktıkları ve izin verilmemesi için belediyeye başvurdukları ortaya çıktı.
Vatan

SPOR

Darüşşafaka Doğuş, Euroleague'in 2. haftasında sahasında Milano'ya 81-80 yenildi. David Blatt, Clyburn'ü 4 numarada başlatarak bir risk aldı. Ama Clyburn, hem Macvan'ı savunmakta çok zorlandı, hem de 3. dakikada kenara gelip yaklaşık 13 dakika benchte kaldı. O sürede de kısalardan ribaunt desteği alamayan Daçka, Furkan ile Slaughter'ın da çok kötü gününde olmaları nedeniyle kontrolü rakibine bıraktı. Çareyi hep dış şutlarla aradı temsilcimiz, iyi bir yüzdeyle de oynadı ama 19-6'lık ribaunt farkı, Milano'nun ilk periyodu 24-23, devreyi de 46-41 önde kapadı. 5 numarada çok aksayan Daçka, Oğuz'u hatırladı. Tecrübeli oyuncu, hem ribauntlardaki etkinliği artırdı, hem de sırtı dönük oyunu hem de pas yeteneğiyle iç-dış dengesini de sağladı. O oyundayken yardımların azalması, Moerman'ın devreye soktu, Daçka, farkı çift hanelerden 2 sayıya çekti. Son çeyreğin başında skora denge de getirdi ekibimiz ama yanlış tercihler, top kayıpları ve verilen ribauntlar nedeniyle 35'te 73-66 Milano üstünlüğü vardı. Savunmadaki baskı 10-0'lık Daçka serisini getirip ekibimizi öne taşısa da, üst üste 3 kez boş dönen Daçka, yine kontrolü rakibine bıraktı. Bitime 15 saniye kala 79-78 önde olan Milano, Kalnietis ile 2'de 0 atsa da, verilen hücum ribauntu tüm günün özeti gibiydi.
Milliyet

Şampiyonlar Ligi'nin 3. haftasında güçlü İtalyan ekibi Napoli'yi deplasmanda mağlup ederek büyük bir başarıya imza atan Beşiktaş'ta, Başkan Fikret Orman, siyah- beyazlı yöneticiler, teknik heyet ve futbolcular, İstanbul'a dönüş yolunda son derece keyifliydi. Napoli yolculuğu öncesi Anadolu Jet ile yapılan anlaşma gereği İtalya'ya kafile uçağıyla giden Başkan Orman bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde elde edilen ilk galibiyetin mutluluğunu yaşarken çarpıcı ifadeler kullandı. Orman'ın, "Allah'tan daha ne isteyeyim! Uçağımız da var, havamız da. Ben her zaman söylüyorum, Beşiktaş çok büyük bir camiadır. Kenetlendiğimizde kimse bizim önümüzü kesemez" diye konuştuğu aktarıldı. Dönüş yolunda Şenol Güneş ile konuşan Fikret Orman'ın, "Hocam size çok teşekkür ederim. Siz ve ekibiniz başta olmak üzere tüm takımı yürekten kutluyorum. Bize çok büyük mutluluklar yaşattınız" diyerek deneyimli teknik adama teşekkür ettiği de bildirildi. Fikret Orman'ın sözleri karşısında oldukça mütevazı davrandığı aktarılan Şenol Güneş'in ise "Başkanım her geçen gün takım olma yolunda ilerliyoruz. Daha yolun başındayız. Bu yıl da el ele büyük başarılara hep birlikte imza atacağız" diye konuştuğu öğrenildi. Bu arada uçakta bulunan tüm yöneticilerin ve misafirlerin, futbolcuların uçağa binmesi sırasında tüm takımı alkışlarla karşıladığı ifade edildi. Napoli'de büyük bir zafere imza atan futbolcuların da yöneticiler ve özel konuklarla tek tek tokalaştıkları kaydedildi.
Milliyet

Osmanlıspor, UEFA Avrupa Ligi L Grubu'nda evinde ağırladığı İspanyol temsilcisi Villarreal'le 2-2 berabere kaldı. Rakibi karşısında 2-0 öne geçmesine rağmen bu avantajını koruyamayan Başkent ekibi Mehmet Güven'in atılmasıyla 10 kişi kalınca rakibinin bulduğu gollere engel olamadı, geceyi 1 puanla tamamladı. 22. dakikada savunmanın hatasını değerlendiren Vrsajevic, sağ taraftan ceza sahasına girdi. Bu ortaya sadece dokunan Rucescu skoru 1-0 yaptı. 24. dakikada yine Rucescu, orta sahada Ndiaye'den aldığı topu 35 metreden kaleye vurdu. Top Andres Fernandes'in solundan ağlarla buluştu. 2-0 53. dakikada N'diaye arka direğe ortaladı, Rafael topu penaltı noktasına indirdi. Pato'nun kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda Mehmet Güven'in müdahalesine hakem penaltı verdi. Mehmet Güven de kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı. 54'te penaltı atışında topun başına Bruno geçti. Hakan Arıkan mükemmel uzandı ve gole izin vermedi. 55. dakikada Samuel'in kullandığı kornerde, Ndiaye dokundu: 2-1 73. dakikada Pato bekletmeden vurdu: 2-2.
Milliyet

Açıkçası bu kadar kolay kaybetmeyi açıklamak zor. Rakibin adı, gücü ne olursa olsun iki basit penaltı ile 34. dakikada maçı kaybetmek Fenerbahçe'ye yakışmıyor. 48 dakikada kalesinde 4 gol gören sarı-lacivertliler bu süre içinde çaresiz kaldı. Manchester United, kadrosunda son Liverpool maçına göre ciddi değişikler olsa da yine güçlü bir takım ile sahadaydı. Kapılacak toplarla hızlı hücumları ve savunma arkasına topları ilk dakikadan itibaren denemeye başladı ev sahibi ekip. Fenerbahçe'de defansın önünde oynayan savunma ağırlıklı orta saha, 30. dakikaya kadar oyunu dengede götürmeye çalıştı. Ancak Kjaer'in basit hatası ve rakibine kontrolsüz müdahalesi sonrası Fenerbahçe adına maç adeta bitti. Mata'nın yerde kalması ile kazanılan penaltıyı Pogba gole çevirdi: 1-0 Ne olduğunu bile anlamadan sadece üç dakika sonra ikinci golü kalesinde gördü FenerbahçeŞener'in müdahalesiyle yerde kalan Martial penaltıdan skoru 34'te 2-0 yaptı. İlk golde penaltıya sebep olan Kjaer'in ilk yarının uzatmasında yaptığı pas hatasında Pogba golü buldu: 3-0 Üç basit hatada Manchester cezayı ağır şekilde kesti. Fenerbahçe adına en tehlikeli pozisyonu ise Souza 37'de değerlendiremedi. İkinci yarı Emenike hamlesi gelse de artık Manchester'ı durdurmak mümkün değildi. Çok geçmeden Lingard uzaktan farkı iyice açtı: 4-0 48. dakikada artık mücadale tamamlanmıştı. Kalan bölümler antrenman maçı havasında oynandı. Van Persie'nin 60'taki şutu Manchester tribünlerinden alkış aldı. Volkan Demirel 78'de 5. golü engelledi. Emenike'nin 82'deki pasında Van Persie takımının tek golünü kaydetti: 4-1
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme