24 Ekim 2016 Pazartesi

24.10.2016 Genel Gündem

24.10.2016
GÜNDEM
Misak-I Milli'yi Atatürk Yazdı
Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, "Türk toplumu şunu anlamalıdır ki; Misak-ı Milli'yi hazırlayan, hazırlatan ve ilk taslağını bizzat yazan Mustafa Kemal Atatürk'tür" dedi. Son kitabı '15 Temmuz Öncesi ve Sonrası'nın Kanyon Alışveriş Merkezi'ndeki D&R'da önceki gün düzenlenen imza gününe katılan Başbuğ, özetle şunları söyledi: "Bu konuların tartışılmasında ben biraz eksiklikler görüyorum. Bunları şöylece ifade etmek isterim; Birinci Misak-ı Milli'nin 16 Ocak 1920'de ilk taslağı Mustafa Kemal tarafından yazılmıştır. Sonradan Misak-ı Milli Meclisi Mebusan tarafından 17 Şubat 1920'de kabul edilmiştir. Türk toplumu şunu anlamalıdır ki; Misak-ı Milli'yi hazırlayan, hazırlatan ve ilk taslağını bizzat yazan Mustafa Kemal Atatürk'tür. Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918'de imzalandı. Ve bu antlaşmasının 7. maddesi sorunluydu. Buna itiraz eden yine Mustafa Kemal karşımıza çıkıyor. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalanır. Neredeyse bir hafta sonra yani 8 Kasım'dan sonra İngilizler Musul'u işgal ederler. Peki Musul İngilizler tarafından işgal edilirken, Osmanlı hükümeti ne yaptı, İstanbul'da bulunan padişah Vahdettin'in bu Musul işgaline karşı ne tepkisi oldu. Yine burada da bir tepki koyan Mustafa Kemal Atatürk'ü görüyoruz. İngilizler Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesine dayandırmış, haksız bir şekilde Musul'u işgal etmişlerdir. Üçüncü ve önemli noktaya gelirsek, Kurtuluş Savaşı'nın zaferle neticelenmesinden sonra Lozan Konferansı toplanacaktır. Konferanstan sonraki Lozan Antlaşması 24 Temmuz 1923'te imzalanacaktır. Musul konusu Lozan Konferansı'na gelmiştir. Fakat Musul konusu Lozan Konferansı'nda çözülememiştir. Bunu iyi anlamak lazım. Musul'un kaybedilmesiyle Lozan Konferansı ve Lozan Anlaşması'nın ilgisi yoktur. Anlaşma imzalandıktan sonra Türkiye ile İngiltere arasında Musul konusundaki görüşmeler başlar. Konu daha sonra 20 Eylül 1924'te Milletler Cemiyeti'ne intikal eder. Burası önemli. Konunun Milletler Cemiyeti'ne intikal etmesinin akabinde 13 Şubat 1925'te Şeyh Sait isyanı başlar. Şeyh Sait isyanı ile içeride ilgilenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti tabii ki zorluklarla karşı karşıya kalacaktır. 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Anlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti Musul ve Kerkük bölgesinden vazgeçecektir. Daha doğrusu buraları bırakacaktır. Mondros Mütarekesi imzalandıktan bir hafta sonra Musul işgal edilirken, ne İstanbul'daki hükümet ne de İstanbul'daki padişah buna tepki göstermiştir. Bazıları Lozan'la bağ kurmaya çalışıyorlar ki yanlıştır. Daha sonra İngiltere ve Türkiye arasında Lozan'dan sonra yapılan görüşmelerde bizim Musul'u kaybetmemizin arkasında yatan ana neden Atatürk devrimlerine, Cumhuriyet devrimlerine karşı din elden gidiyor diyerek halkı kandıran dini kullanan ve devlete isyan yapan Şeyh Sait ve arkadaşlarıdır. Bu faktör üzerinde niçin durulmuyor. Tekrar şunu ifade ediyorum. 13 Şubat 1925'te yaşanan Şeyh Sait isyanı olmasa idi, belki Musul ve Kerkük konusu Türkiye açısından farklı sonuçlanabilirdi. Tarihi olayları anlatırken bütün gerçekleri net olarak ifade etmek lazım."
Hürriyet

'Musul'da Çatışma Şiddeti Artacak'
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Musul operasyonu için, "Şu an Musul'un çevresi sarılmış durumda. İçeri doğru girildikçe çatışmanın şiddeti artacak" dedi. Kanal 7'de katıldığı programda soruları yanıtlayan Kalın'ın konuşmasından satır başları şöyle: "Bugüne kadar Türkiye tarafından Irak'a yönelik bir tehdit olmadı. Terör örgütleri Irak topraklarını kullanarak bize saldırıyor. PKK sadece bizle değil, Barzani ile de savaşıyor. Biz Irak'a diyoruz, bu örgüt yıllardır sizin komşunuza saldırıyor ve siz bir şey yapmıyorsunuz ve ya yapamıyorsunuz. Tezkere de bu yüzden çıktı. Sonra Irak'tan sanki bu ilkmiş gibi açıklamalar geldi. Siz orada gereğini yapın. PKK ve DEAŞ'i bertaraf edin Türkiye'nin tezkereye ihtiyacı kalmayacak. Hava operasyonu ile ilgili hazırlıklar yapıldı. Bizim burada birinci önceliğimiz DEAŞ'ın temizlenmesi. 2003'te yapılan hatalar ve Amerikan işgali DEAŞ'ı Irak'ta imal etti ve tüm dünyanın başına bela etti. Musul Operasyonu'nda aynı hatalar yapılırsa başka canavarlar ortaya çıkar. Operasyonlar Irak'ın dinamiklerine uygun olmalıdır. Şimdi bize diyebilirler ki Musul'dan size ne. Bu bizi de etkiliyor. Biz Musul'da yaşananlara sessiz kalamayız. Suriye meselesini gördük Fırat Kalkanı bir ayrıcalıktır. Cerablus'ta hayat normale döndü ama Musul'la ilgili daha işin çok başındayız. Bu kolay olmayacak. Şu an Musul'un çevresi sarılmış durumda. İçeri doğru girildikçe çatışmaların şiddeti artacak. PKK Kerkük'te DEAŞ'la mücadele ediyor gibi reklam haberler yapıldı. Kerkük'teki PKK'lı sayısı abartılıyor. 2-3 araçlık bir ekibin girmeye çalıştığı bilgisi geldi. Onun da önüne geçilir. Orada PKK'nın olması ne bizim ne de Kerküklülerin kabul edeceği bir şey. Bizim bu konudaki hassasiyetimiz çok net. Aynı şekilde Haşdi Şabi konusunda da hassasiyetimiz var. Haşdi Şabi'nin Musul'a girmeyeceği konusunda ABD'nin teminatı var. Bizim ABD ile anlaştığımız noktalar var. DEAŞ'la mücadele konusunda hemfikiriz. Ama ABD'nin DEAŞ'la mücadelesinde ciddi zafiyetler var. Çok ciddi şüphelerimiz var."
Milliyet

Katar Emiri İle 2.5 Saat Görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile Tarabya Huber Köşkü'nde bir araya geldi. Özel uçakla İstanbul'a gelen Al Sani, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevinde Türk ve Katarlı yetkililerce karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri'ni kabul etmek üzere öğle saatlerinde Üsküdar Kısıklı'daki evinden ayrıldı. Erdoğan Tarabya'dan geçtiği sırada konvoyunu durdurarak bir dolmuş durağını ziyaret eden Erdoğan, bir süre şoförlerle sohbet etti. Erdoğan, ardından Şehit Kemal Aykut Genç Polis Merkezi'ni ziyaret etti. Ziyaretlerin ardından Huber Köşkü'ne geçen Erdoğan Katarlı konuğunu karşıladı. Erdoğan ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile görüşmesi saat 14.15'te başladı. Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşme 2.5 saat sürdü. Görüşmeye ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.
Milliyet

Peşmerge'ye Türk Desteği
Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'ne bağlı peşmerge güçleri, Musul'un DEAŞ'ın elinden kurtarılması için başlatılan operasyonun yedinci gününde, Musul'a 12 kilometre uzaklıktaki Başika Kasabası'na girdi. Kürt kaynakları, dün sabah saatlerinde Başika ve Naveran cephelerinde yeni bir saldırı başlatan peşmerge güçlerinin Başika- Musul anayolunda kontrolü sağladığını duyurdu. Çevre köylerden üçünü DEAŞ'ın elinden alan peşmergenin Başika'nın eteklerinden kasaba merkezindeki DEAŞ mevzilerini havan topu ateşine tuttu. 9 köy tamamen temizlendi. Kasabada kalan DEAŞ militanlarının büyük bölümünün intihar bombacısı olduğu, bu nedenle peşmergeye teslim olmayı reddettiği öne sürüldü. Öte yandan Peşmerge'nin isteği doğrultusunda Türk topçusunun obüslerle DEAŞ hedeflerine ateş etmeye başladı. Fırtına obüsleriyle ateş desteği veren Türk askerleri terör örgütünü temizlemeye yardım ederken, Afyonkarahisar'daki Ak Parti kampında bulunan Başbakan Binali Yıldırım da haberleri doğruladı, Yıldırım, ilk bilgilerin ardından haberi doğrulatmak isteyen basın mensuplarına "Peşmerge güçleri Başika kasabasını DEAŞ'tan temizlemek için harekete geçtiler. Bizim Başika Üssü'ndeki askerlerimizden, oradaki unsurlarımızdan yardım istediler. Biz de oradaki topçularla, tanklarla, fırtına obüsleriyle destek veriyoruz" açıklaması yaptı.
Vatan

Bylock'ta Bakan Ve Milletvekili Yok
Afyonkarahisar'da yapılan AK Parti 25. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım özetle şunları söyledi: Ne FETÖ ne BETÖ ne DEAŞ ne de başka bir kirli terör örgütü bu yüce milleti dize getiremez, bu ülkeyi yolundan çeviremez. Gün gelir askerimizle, gün gelir polisimizle, operasyon üzerine operasyon yapar inlerine girer bellerini kırarız. Bugün halen bunca şehit ve gazimize rağmen, ısrarla kafaları bulandırma gayreti içinde olanların da bir gün gelecek kafalarına dank edecek ama o gün onların, bu milletin yüzüne bakacak yüzleri de asla olmayacak. Partimize sızanları tek tek tespit ettik, gereğini yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Sürekli tezvirat. Efendim ByLock'ta bakanlar varmış, milletvekilleri varmış. Kocaman bir yalan. Hiçbir milletvekilimiz, hiçbir bakanımız ne ByLock'ta var ne terörün içinde var, ne FETÖ'nün içinde var. Eski bir Genelkurmay başkanı çıkıp diyor ki 'Biz 2004'te uyardık.' Ne uyardınız kardeşim, karara bakıyoruz, 'Nur cemaati ve hizmet hareketi izlenmelidir.' Ne zamandan beri cemaatler terör örgütü oldu. Bizim için kırmızı çizgi, terör faaliyetinin başladığı gündür, o da 17 Aralık'tır. Şundan emin olun kardeşlerim, sürecin sonunda tek bir mağdur bile kalmayacak, sürecin sonunda ininde
Vatan

EKONOMİ
Gram Altın 125,3493-125,5655
ABD Doları 3,0777-3,0824
Euro 3,3496-3,3550
İngiliz Sterlini 3,7616-3,7727

Zorunlu Bes Key Mi Oluyor?
Nisan ayında bireysel emeklilik sisteminde (BES) otomatik katılım penceresinin tasarımı yapılırken, otomatik katılımın başlatılması ile birlikte oluşacak yeni fonların zorunlu biçimde 'merkezi fonlara' yatırılmasına dayanan bir mimari tasarlandığını yazmıştım. Sonunda BES'te otomatik katılım yasalaştı. Ancak yasada bu belirtilmedi. Şimdi Ankara'da, bu konudaki çeşitli düzenlemelerin yönetmelikle yapılması planlanıyor. Hazine Müsteşarlığı'nda yapılan yönetmelik çalışmalarının sona yaklaştığını ve 'merkezi fon' mimarisine yeni bir unsur eklendiğini öğrendim. Ankara'daki kaynaklarımdan aldığım bilgiye göre, hızla hazırlığı süren yönetmelikle; yılbaşından itibaren toplanacak tüm otomatik katılım kesintilerinin 'merkezi fonlara' toplanması, bu fonların da tek bir kamu emeklilik şirketi tarafından kurulması planlanıyor. Yani, toplanacak paralar bu kamu şirketine akacak. Yüzde 80'lik bir katılım olursa çalışanlardan kesilecek kabaca yıllık 8-10 milyarlık bir fon, kamu emeklilik şirketine gidecek; kamu emeklilik şirketinin kuracağı 'merkezi fonlara' yatırılacak. Bu fonlar da, yine kamu portföy yönetim şirketi tarafından yönetilecek. Bu konuda 'ihale ile özel şirketlere de yönettirilmesi' seçeneğinin de olabileceği anlatılıyor. Kesintiler kamu şirketine yönlendirilirse; bugün 6 milyon kişinin gönüllü katılımıyla 60 milyar TL'ye ulaşan fonları kuran 19 bireysel emeklilik şirketi, birer sigorta acentesi pozisyonuna düşecek. Zaman içinde de güdükleşecek, bir bölümü de kapanacak. Bu şirketlerin kurduğu yaklaşık 250 adet fonu yöneten portföy yönetim şirketleri de küçülecek, ama önemli bir kısmı kapanacak. Yapılan hazırlıklara göre; tüm kesinti paraları kamu (bankası) tarafından kurulacak emeklilik şirketine aktarılarak, bu şirketin kuracağı 7-8 'merkezi fona' yatırılacak. Bunlar da, 4-5 adet çeşitli likidite ve risk dağılımına sahip fonlar ile birkaç 'İslami fon' olarak öngörülmüş.
Hürriyet

Başkanlık Sistemi Nedir, Ne Getirir?
2017 Nisan ayında "Başkanlık Sistemi" ile ilgili Anayasa değişikliğinin halk oyuna sunulması için hazırlıklar yapılıyor. Başkanlık sistemi olsun mu, olmasın mı tartışılıyor da, başkanlık sistemi ile nelerin değişeceği konusunda halka bilgi verilmiyor. AKP'nin 2013 Nisan ayında TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na sunduğu taslakta, Sayın Erdoğan'ın nasıl bir Başkanlık Sistemi beklentisi içinde olduğu anlatılıyor. En güvenilir kaynak bu taslak. Neyin nasıl değişeceğini bilmeden tartışmaları izlemek zorunda kalmamaları için Sayın okuyucularıma AKP tarafından hazırlanan ve TBMM'ye sunulan taslağa dayalı olarak nasıl bir başkanlık sistemi istendiğini özetleyeceğim. Taslakta, "Üçüncü Kısım, Devletin Temel Organizasyonu", "İkinci Bölüm, Yürütme", "Birinci Alt Bölüm, Başkan" başlığı altında başkanlık sisteminin esasları sıralanıyor.
Milliyet

Lüks Araca 154 Bin Tl Sınırı
Kamuda büyük tasarruf hareketi başladı. 2017- 2019 dönemlerini kapsayan mali plan kapsamında mal ve hizmet alım giderlerinin düşürülmesi hedefleniyor. Mali planda yer alan değerlendirmelere göre yayım alımlarında ve kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanmasında azami tasarruf anlayışı içerisinde hareket edilmesi gerektiği tespiti yapılıyor. İdare faaliyetlerinin tanıtımıyla ilgili ajanda, bloknot, çanta gibi malzemelerin basım ve dağıtımı yapılmayacak. Telefon, cep telefonu, uydu telefonu, faks ve benzeri haberleşme imkanları için ödenekte tasarruf anlayışı ile hareket edilecek. Genelgeler uyarınca bu iletişim araçlarının amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı takip altına alınacak. 2017 yılı bütçe döneminden başlamak üzere personelin işe giriş ve gelişine yardımcı olmak amacıyla ilave servis aracı kiralanmasına yönelik ödenek teklifi de verilmeyecek. Hizmet alımıyla kamuya şoförlü ya da şoförsüz araç kiralanabilecek ama aracın yakıtı hizmet alımına dahil olmayacak. Böylece aracın deposunun ne kadar dolacağına kamu karar verecek. Kamu binek otomobilin yanı sıra, arazi aracı, minibüs, kaptıkaçtı, pick-up, panel, midibüs, otobüs, kamyon, ambulans, motosiklet ve bisiklet alımı gerçekleştirecek. En ucuz bisiklet olacak. 2017 yılında bisiklet alımı için belirlenen azami fiyat 2 bin 400 TL'yi aşamayacak. Makam dışında kullanılacak normal binek otomobillerde azami sınır 50 bin 400 TL olarak belirlenirken, en pahalı araç ise otobüs olacak. Sürücü dahil en az 41 kişilik otobüs için en fazla 555 bin 850 Türk Lirası ödeme yapılabilecek. Arazi hizmetleri için kullanılacak ambulanslar için ise fiyat üst sınırı 2017 yılı için 206 bin TL olarak belirlendi.
Star

50 Bin Tl Taşıt Kredisi 1.450 Tl Ucuzladı
Taşıt kredileri için uygulanan yıllık faiz oranlarında ağustos ayı başından ekim ortasına kadar geçen sürede gözlenen 1 puanlık düşüş, 48 ay vadeli 50 bin liralık kredinin maliyetini bin 450 lira azalttı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerinden derlediği bilgilere göre, 5 Ağustos'ta yüzde 15.88 olan taşıt kredilerine uygulanan ağırlıklı ortalama yıllık faiz oranı, 14 Ekim'de yüzde 14.86'ya geriledi. Bu da aylık ortalama taşıt kredisi faiz oranlarının yüzde 1.32'den yüzde 1.24'e düşmesini beraberinde getirdi. Böylece geçen 2 aylık süreçte taşıt kredileri için uygulanan faiz oranlarında, yıllık 1 puan, aylık ise 0.8 puan düşüş yaşandı. Taşıt kredisi faizlerindeki düşüş sonucu, tüketici 24 ay vadede 50 bin liralık taşıt kredisi kullanımında toplamda ortalama 670 lira daha az ödeme yapacak. Aynı vadede 100 bin liralık taşıt kredisi kullanmak isteyen vatandaşın ise toplamda ortalama bin 340 lirası cebinde kalacak.Bu da vatandaşın 8 Ağustos'tan 14 Ekim'e kadar geçen sürede aylık ödemesinin 50 bin liralık kredi için 28 lira, 100 bin liralık kredi için ise 56 lira azaldığı anlamına geliyor.
Star

Piyasa Neyi Fiyatlar?
7 aydan sonra Para Politikası Kurulu (PPK) 20 Ekim'deki toplantısında faizleri sabit tuttu. Toplam 250 baz puana (yüzde 2.5) varan faiz indirimlerinden sonra 'Durup bakalım' dedi. Cumhurbaşkanının ekonomi baş danışmanlarının toplantı öncesindeki söylemleri, bu konudaki "ipucunu" vermişti. Danışmanların konuşmalarının öncesinde piyasa katılımcılarının ezici çoğunluğu; birkaç istisna dışında; 20 Ekim'de yapılacak toplantıda, üst bantta 25 baz puanlık bir indirim daha bekliyordu. Baş danışmanlar konuşunca birçoğu tahminlerini değiştirdi ve onlar da 'Faiz indirimi olmayacak' demeye başladılar. "Haklı" çıktılar. İşin şakası bir yana Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun (PPK) son yaptığı toplantıda aldığı kararın olası sonucunun toplantı öncesinde başdanışmanlar aracılığıyla "paylaşılmış" olması alınan kararın "ağırlığını" azaltmış durumda. Kararı PPK mı alıyor, yoksa baş danışmanlar mı alıyor sorusu ister istemez akıllara gelmiyor değil. Bu da faizler düşmese de Merkez Bankası ve PPK'nın kredibilitesini düşüren bir adım olarak hatırlanıyor, hatırlanacak. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Merkez Bankası'nın açıklamış olduğu "likidite tedbirlerinden" biri olan 'Döviz getir, istediğin kadar TL borç al' politikası da TCMB'nin uygulamakta olduğu para politikasının etkisini azaltan bir unsur oldu. TL adeta "carry trade' parası oldu. Ucuz faizle borçlanılan görece 'stabil' para biriminin, daha iyi getiri sağlayan para birimlerinin faizlerine yatırılması olarak tanımlanacak "carry trade" için TL, Merkez Bankası'nın uygulamalarından dolayı, gelişen ülke piyasalarında kullanılır oldu. Bu da TL'nin son zamanlarda yaşanan değer kaybındaki önemli unsurlardan biri. Her ne kadar TCMB bu arbitraj imkânını sınırlamaya çalışsa da bu konuda radikal adımlar atmadığı sürece limitler zorlanmaya devam edecek. Geçtiğimiz hafta Türk Telekom'un Kamu ile "ortak sahibi" olan Oger Telekom'un faiz ödemeleri konusunda yaşadığı sıkıntı da bizim piyasalarımızı dolaylı olarak etkileyen sorunlardan biriydi. Her ne kadar Türkiye'yi "doğrudan" etkileyen bir sorun olmasa da bundan sonra yaşanabilecekler ve de finans piyasalarındaki algı itibarıyla önümüzdeki dönemde dikkate alınacak, yakından takip edilecek gelişmelerden bir olmaya aday.
Vatan

Bıst 100'de 78.150 Kritik
Geçtiğimiz hafta başındaki yazımda "78.400 yukarıda, 76.800 aşağıda önemli olacak. Bu seviyelerden herhangi biri aşağı/ yukarı kırılmadığı sürece "hacıyatmaz" seanslar devam edeceğe benziyor" diye yazmıştım. 78.400 de yukarı kırıldı ve Moodys'in not indirimi sonrasında yaşanan boşluğu dahi kapatacak bir yükseliş ile 79.541 seviyesi görüldü. Bu, 23 Eylül'deki düşük seviyesi ile olan boşluğu kapatsa da kapanış bazındaki 79.756-79.541 arasındaki boşluğa yetmedi. Bu hafta içinde yaşanabilecek "zorlama" yükselişlerle bu boşluk "ite kaka" kapanabilir. Ancak gerek Musul, Kerkük ve Suriye'deki gerekse de küresel piyasalardaki gelişmeleri göz önüne aldığımızda BIST 100 için yukarı yönlü potansiyeli sınırlanmış görünüyor. Yukarıda neresi olurdan çok aşağıya bakmakta fayda var. Bu durumda 78.150 seviyesi önemli. Bu seviyenin korunması durumunda zorlama da olsa yükseliş ihtimali korunacak. Ancak altına inilmesi durumunda önceki hafta belirtmiş olduğum 76.800 seviyesi ilk önemli hedef olacaktır. Bu seviyenin aşağı kırılması durumunda yeni düşüklerin önü açılacaktır.
Vatan

1.1 Milyar $'Lık Kredi 15 Temmuz'u Takmadı
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimine rağmen yabancı kuruluşların Türkiye'deki yatırımlara olan ilgisi sürüyor. Son olarak Türkerler Holding tarafından İzmir ve Kocaeli şehir hastaneleri projeleri için tamamı yabancı kaynaklı 1.1 milyar dolarlık finansman sağlandı. Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker, GAMA Holding ile yürüttükleri proje ve finansmanın ayrıntıları hakkında yaptığı açıklamada, böylesine büyük bir finansmanın temin edildiği konjonktürün önemine dikkati çekti. Finansmanın Amerikan ve Kanada eximbankları ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'ndan (EBRD) temin edildiğini belirten Türker, "Finansman görüşmeleri bir yıl önce başladı ama yönetim kurullarının kararları 15 Temmuz'dan sonra çıktı. Buradaki en önemli konu, finansman kararının darbe girişiminden sonra alınmasıdır" diye konuştu. Türkiye'deki darbe girişimine rağmen yabancı kuruluşların finansman sağlama iradesi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Türker, "Türk ekonomisi ve siyasetine olan güveni gösteriyor. Ayrıca, projeye de güven söz konusu" dedi. Türker, finansmanın çok uygun şartlarda sağlandığının altını çizerek, şunları söyledi: "Ülkemize o kadar güven var ki Üç yıl ödemesiz, 18 yıl gibi çok uzun vadeli ve şartları son derece uygun bir finansman. Bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne olan güveni göstermektedir." Pek çok yabancı kuruluşun, Türkiye'nin, darbe girişimin ardından yaşanan sıkıntıları kolayca aşabileceğine inandıklarını dile getiren Türker, Türk halkının ve girişimcisinin darbe girişimi sonrasındaki tavrının bunun göstergesi olduğunun altını çizdi. Türklerin cesur bir millet olduğunu belirten Türker, şöyle devam etti: "Türk girişimcisi de farklıdır, tabiri caizse ekmeğini taştan çıkartır. Dünyanın her tarafından iş alıyor, memleketine döviz kazandırıyor. Benim gibi bir sürü yatırımcı, yatırımlarına devam ediyor. Bunlar da ülkemize dışarıdan farklı bir gözle bakılmasına yol açıyor. Bu yatırımların hayata geçmesinde hükümet, önemli destekler veriyor. Özellikle Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan'ımız Binali Yıldırım'a katkılarından ve desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz."
Vatan

DÜNYA
'İnsani Ara'nın Sonu Yoğun Saldırıyla Geldi
İnsani yardımların ulaştırılması, zarar gören altyapının onarılması, sivil halkın tahliyesi gibi nedenlerle Rusya ve Esad rejiminin uyguladığı ateşkes, yoğun saldırılarla birlikte sona erdi. Ateşkesin hemen ardından şiddetli çatışmaların yeniden başladığı, Rusya Hava Kuvvetleri'ne bağlı uçakların, cumartesi günü 19.00'da biten ateşkesin arından 6 saat boyunca kentin güneyindeki hedefleri vurduğu belirtiliyor. Rusya'nın, hava saldırılarında "El Nusra"yı hedef aldığını bildirilirken, Suriye rejim birlikleri ve Hizbullah'ın da, kentin güneybatı kırsalında saldırılarını yoğunlaştırdığı haber veriliyor. Cihatçıların da, Halep'in kuzeybatı ve güneybatısındaki koridorlara saldırarak, Suriye hükümetinin kontrolündeki yerleri kuşatmak istedikleri düşünülüyor. Rus RIA Novosti ajansına konuşan Suriye ordusundan bir kaynak ise, dün başlayan bir saldırının başarıyla tamamlandığını, kentin güneyindeki bir hava savunma üssünün kontrolünün, ordunun eline geçtiğini söyledi. Kaynak, arazinin mayınlardan temizleme sürecinin hızla ilerlediğini kaydetti. Öte yandan Rusya'nın "insani ara" olarak nitelediği ateşkes boyunca da, yardımların kente sokulamadığı, bölgedeki sivil halkın tahliyesinin de gerçekleştirilemediği vurgulanıyor. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, rejimin "insani ara" boyunca tahliyeler için 8 kordior açtığını, halk arasında popüler olan kişileri de bölgeye göndererek tahliye yapmak istediklerini, ancak buna izin verilmediğini aktardı. Rus yetkililer ve Suriye devlet televizyonu da, kentin doğusundaki halkın tahliye edilememesini El Nusra'ya bağlamıştı. Halep'in doğusundaki insanlara temmuz ayının başından beri insani yardım da ulaştıramadı.
Milliyet

'Demokrasi İle Hiç Alakaları Yok'
İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani, ABD başkanlığı için yarışan adayların davranışlarının demokrasi değerleriyle alakası olmadığını söyledi. İran'ın Arak kentinde halka seslenen Ruhani, "Birbirleriyle konuşma, suçlama ve dalga geçme biçimlerini gördünüz mü? Ülkemizde böyle bir demokrasi istiyor muyuz? Görüyorsunuz ABD 200 yıldır demokrasisi olmasıyla övünüyor. Ülkeye bakın, yaşanan durumun ahlaki değerlerle alakası yok!" dedi. Öte yandan, Demokrat Parti'nin başkan adayı Donald Trump, önceki gün Cleveland'daki mitinginde "seçimlerde kendisi lehine sahtekarlık yapılmasına razı olduğu" şakasını yaptı. Demoktratların ölü kişiler üzerinden oy kullandığını da iddia eden Trump, sistemin yozlaşmış olduğunu söyledi. Bununla birlikte Trump'a bir seks suçlaması da, erotik filmlerde oynayan Jessica Drake'ten geldi. Trump'ın 2006'da gerçekleşen bir golf turnavasında, iki arkadaşıyla beraber kendisini odasına davet ettiğini kaydeden Drake, kendi rızası dışında öpüldüğünü ve Trump'ın "Ne kadar istiyorsun?" diye sorup, bir gece karşılığında 10 bin dolar teklif ettiğini söyledi. Demokrat Parti'nin adayı Hillary Clinton ise, kampanya uçağında muhabirlerle yaptığı sohbette, artık Trump ile ilgili konuşmayacağını ifade etti. "Onunla 4.5 saat münazara yaptım. Artık onu cevaplamayı dahi düşünmüyorum" diyen Clinton, artık kendi politikalarına odaklanacağını belirtti.
Milliyet

Suudiler Yemen'de 'Kimyasal Silah Kullandı' İddiası
Suudi Arabistan'ın Yemen'de düzenlediği saldırılarda, insan derisine temas etmesi halinde ölümcül zarar veren beyaz fosfor kullandığı iddia edildi. Güney Amerika'da yayın yapan "teleSUR"un gündeme getirdiği iddiaya göre, kimyasalın, havan mermilerinin isabet etmesi ile yayıldığı düşünülüyor. Suudi Arabistan'ın beyaz fosforu ise ABD'den aldığı ifade ediliyor. ABD, Suudi Arabistan'a bu kimyasalı sağladığını doğrulasa da ne kadar ve ne zaman satıldığına dair herhangi bir bilgi bulunmuyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletler'in Yemen Özel Temsilcisi İsmail Ould Cheikh Ahmed'in insani yardımların ulaştırılması için yaptığı ateşkesin uzatılması çağrısına karşın, Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon güçleri, Husilere saldırı düzenlemeyi sürdürdü.
Milliyet

'Hepsini Dava Edeceğim'
ABD'de 8 Kasım'da gerçekleşecek olan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti adına yarışmaya hazırlanan milyarder iş adamı Donald Trump, kendisini tacizcilikle suçlayan kadınların hepsinden davacı olacağını söyledi. Trump, Gettsyburg'taki mitinginde yaptığı konuşmada, son iki haftada kendisini cinsel tacizle suçlayan onlarca kadını yalancılıkla suçladı. Başkan seçilmesi halinde ilk 100 gününde yapacağı icraatları anlatan Trump, 'tüm bu icraatların arasında kendisine iftira atan kadınların hepsine dava açmaya yetecek zaman da yaratacağını' ifade etti. Aralarında ünlü oyuncu Selma Hayek'in de bulunduğu Trump'ın 'taciz kurbanları' arasında ünlü porno yıldızı Jessica Drake de katıldı. Drake, Trump'ın 10 yıl önce kendisine bir gece geçirmek için 10 bin dolar teklif ettiğini iddia etti. 42 yaşındaki Drake, Trump'ın kendisini elle taciz ettiğini ve izni olmadan dudaklarından öptüğünü de öne sürdü. Trump'ın yardımcıları, Drake'in iddialarını yalanladı.
Vatan

Oğulları Arasında Kaldı
İngiltere kraliyet ailesi, Cambridge Dükü ve Düşesi'nin son dönemde artan popülaritesi nedeniyle birbirine düştü. Yerel basında çıkan haberlere göre Kraliçe II. Elizabeth'in küçük oğlu Prens Andrew, ağabeyi Prens Charles'ın çocuklarının kraliyet etkinliklerinde daha fazla rol almasından duyduğu rahatsızlığı annesine yazdığı bir mektupla bildirdi. Andrew mektubunda annesine, kızları Prenses Beatrice ve Eugenie'nin, Charles'ın çocuklarının 'gölgesinde kalmalarından' endişe ettiğini dile getirdi. Prens ağabeyi Charles'ın kral olmasının ardından kızlarının daha fazla geri plana düşmemesi için şimdiden kraliyet etkinliklerinde daha fazla rol almalarını istedi. Kızlarının maaşa bağlanmasını talep eden Prens, Kraliçe'ye torunlarına Kensington Sarayı'ndan da birer oda tahsis etmesini istedi. Haberlerde mektubu okuyan Kraliçe'nin şoke olduğu ve oğulları arasında kalmamak için konuyla ilgili özel sekreteri Christopher Geidt'i görevlendirdiği kaydedildi. Geidt'in ise Andrew'un talebini Prens Charles'a ilettiğinde ret cevabı aldığı öne sürüldü.
Vatan

POLİTİKA
Bize Yarım Yakışmaz Olacaksa Tam Olsun
Ak Parti'nin Afyonkarahisar kampının son gününde yeni anayasa ve başkanlık sistemi tartışıldı. Kampta nabız tutan Başbakan Binali Yıldırım, kurmayları ile bugün başkanlık mesaisine başlayacak. Ak Parti'nin anayasa teklifinin detaylarını iki günlük çalışma sonunda netleştirmesi bekleniyor. Kampın ikinci günü, sabahki bölümde ağırlıklı olarak FETÖ ile mücadele ve anayasa çalışmaları ele alındı. Başbakan toplantının başında vekillere, "Görüşleri gündeme getirirken isim vermeyin, kırıcı olmayın" uyarısında bulundu. Toplantıda söz alan Mehmet Metiner, Yıldırım'ın bu uyarısını "emir" telakki ettiğini ifade ederek, kardeşi 15 Temmuz darbesinin planlayıcıları arasında olan Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin görevinden feragat etmemesini isim vermeden eleştirdi. Metiner, 15 Temmuz öncesi Ak Parti'ye yönelik eleştirileri ile gündemde olan eski bakan Hüseyin Çelik adına İstanbul Esenyurt'ta bir okul açılmasını da eleştirdi. Metiner'in ardından Dişli'nin Başbakan'dan söz istediği ancak Başbakan'ın "Tartışma uzamasın" diyerek Dişli'ye söz vermediği de öğrenildi. Toplantıda bazı vekiller, "Bakan ve vekillerde Bylock çıktı" haberlerinin yapıldığını hatırlatarak, bu duruma dair Başbakan'dan açıklama istedi. Başbakan, toplantının kapalı bölümünde "Ak Parti'de FETÖ'cü yok. Bunlar bizi karıştırmaya yönelik haberler. Dikkate almayın. Bylock kullanıp da FETÖ ile bağlantısı olmayan kimse yok. Şu anda tamamına yakını tespit edildi. Sadece bir GSM şirketinin IP'leri üzerinde oynandığını ve Bylock kullanmıyorsa bile o kişinin Bylock kullanıyor gibi görüldüğünü tespit ettik. Ancak bu da on binde bir. Bunlar da tespit edildi, düzeltilecek" dediği kaydedildi. Anayasa bölümünde de Abdülhamit Gül mini anayasa paketiyle ilgili bir sunum yaptı. Ancak bu sunumda takvime dair bilgi verilmedi. Burhan Kuzu da Başkanlık sistemine dair sunum yaptı. Başkanlık sisteminin detayları ise konuşulmadı. "Tam başkanlık", "yarı başkanlık", "Partili Cumhurbaşkanlığı" sistemi ele alınırken Başbakan Yıldırım'ın araya girerek, espri ile "3 seçenekten bahsediliyor. Yarı başkanlık, partili cumhurbaşkanlığı, başkanlık sistemi. Bize yarım yakışmaz, olacaksa tam olsun" dediği öğrenildi. Vekillerin nabzını tutan Yıldırım, bugün ve yarın kurmayları ile Başkanlık sistemini değerlendirecek. Bu nedenle Bakanlar Kurulu ve Ak Parti grup toplantısı bu hafta yapılmayacak.
Milliyet

'Chp, Projeler Partisidir'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili Sencer Ayata tarafından derlenen "CHP Söylem, Politika, İdeoloji" başlıklı kitaba yazdığı sunuş yazısında, CHP'nin projeler partisi olduğunu, diğer partilere de bunu kabul ettirdiğini vurguladı. Ayata tarafından derlenen "CHP Söylem, Politika, İdeoloji" başlıklı 786 sayfalık kitaba sunuş yazısı yazan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: CHP, dünyanın en köklü ve en eski siyasi partileri arasında yer almaktadır. CHP, cumhuriyetimizin kuruluşunda, yurttaşlarımızın medeni ve sosyal haklara kavuşmasında, demokrasimizin oluşmasında ve ilerlemesinde, bir arada yaşama kültürümüzün geliştirilmesinde, kısacası ülkemizdeki tüm büyük değişim ve dönüşümlerde öncülük yapmış olan partidir. Günümüzde büyük bir özgürlük ve demokrasi mücadelesi vermektedir. Partimiz, sahip olduğu zengin insan kaynaklarını, yurttaşlarımızın ve ülkemizin yararı için değerlendirmeyi ana siyasi hedeflerinden biri yapmıştır. Bu kapsamda ülkemizde siyasi tartışmaların niteliğinin yükseltilmesine ve ülkemizin temel sorunlarının çözülmesine ister iktidarda ister muhalefette olsun daima önemli katkılar sağlamıştır. Siyasi partilerin temel görevlerinden biri kamuoyunu, toplumun karşı karşıya bulunduğu sorunlar konusunda bilgilendirmektir. CHP güncel gelişmeler konusunda partimizin görüşlerini ortaya koyma ve sorunlara ilişkin çözüm yolları önerme konusunda görevini en iyi biçimde yerine getirmeye çalışmıştır. Derlemede yer alan çalışmalar, ülkemizin belli başlı sorunlarının nedenlerini ve bunların yol açtığı olumsuz sonuçları saptamakta ve farklı toplum kesimlerinin sorunlarına somut çözümler öneren, fikir, proje ve politikaları ortaya koymaktadır. Çalışmalar göstermektedir ki CHP, farklı toplum kesimlerinin sorunlarına ayrı ayrı eğilmiş, tüm yurttaşlarımızın haklarını koruma ve özgürlükleri genişletme konusunda yeni ve önemli görüşler dile getirmiştir. Son yıllarda yaşadığımız siyasal ve toplumsal süreçler CHP'nin Türkiye'nin sorunlarına yönelik eleştirilerin yerindeliğini, değerlendirmelerin tutarlılığını ve çözüm önerilerinin doğruluğunu kanıtlamıştır. CHP kamuoyunda yaratılmaya çalışılan CHP hep eleştirir, çözüm üretmez yönündeki algıyı sadece kırmakla kalmamış, projeler partisi olduğunu diğer partilere de kabul ettirmiştir. CHP, içinde bulunduğumuz otoriterleşme sürecinin nasıl sonlandırılması gerektiğini ortaya koyan bir demokratikleşme programı hazırlamıştır. CHP, yeni politikalar geliştirirken temel değerlerine ve ilkelerine bağlı kalmaya büyük önem vermiştir. Cumhuriyet değerlerini ve sosyal demokrasinin temel ilkelerini korumaya çalışırken, onları değişimin ışığında, geleceğe taşımak iddiası içinde olmuştur. CHP yetişmiş kadroları, akılcı söylemleri ve tüm temel sorunlarımıza çözümler getiren plan ve projeleriyle Türkiye'yi yönetmeye hazırdır.
Milliyet

SPOR
Kadınlar Kulüplerarası Voleybol Dünya Şampiyonası'nın finalde Eczacıbaşı Vitra, İtalyan temsilcisi Pomi Casallmagiore'yi 3-2 yenerek üst üstü ikinci kez mutlu sona ulaştı. Manila Arena Hall of Asia'da oynanan dev maçın en skoreri ise 23 sayı üreten Kosheleva oldu. Birinci sete Pomi takımı iyi başladı. Eczacıbaşı Vitra ise Thasia'nın blokları sonunda skoru 6-6'da eşitledi. Kosheleva'nın taktik servisleri ve Boskovic'in müthiş smaçları ile üstünlüğü ele alan temsilcimiz seti de 25-19 kazanarak 1-0 öne geçti. İkinci sete de etkili servis atarak başlayan Pomi karşısında turuncu-beyazlılar çok basit hata yapınca fark bir anda açıldı. İtalyan Pomi temsilcimizin geri dönmesine izin vermedi ve seti 25-20 galip kapattı. Üçüncü sette Boskovic tekrar sahneye çıktı ve Eczacıbaşı'nın bir anda 5-0 öne geçmesini sağladı. Pomi 11- 11'de skoru eşitledi, fakat Larson 3 sayılık bir seri yakalayınca temsilcimiz bu seti de 25-19 kazandı ve tekrar üstünlüğü aldı. Dördüncü sette yaşanan çekişme voleybolseverlerin adeta başını döndürdü. Eczacıbaşı rakibi yakalmasına rağmen, sonunu getiremedi ve seti 25-22 alan Pomi maçı final setine taşıdı. Tie-break setinde de çekişme devam ederken, Pomi 8-6 öne geçti. Geriden gelen turuncu-beyazlılar 10-10'da skoru eşitlerken, Neslihan attığı servislerle İtalyan takımını adeta çökertti ve Eczacıbaşı seti 15-11, maçı da 3-2 kazanarak Dünya Şampiyonu oldu.
Milliyet

Ligde ve Avrupa'da istenen noktadan uzak olan Fenerbahçe'de Gregory Van der Wiel sıkıntısı yaşanıyor. Sarı-lacivertlilerde Atiker Konyaspor maçı öncesinde de Hollandalı futbolcuyla alakalı sıcak gelişmeler meydana geldi. PSG'den büyük umutlarla transfer edilen Wiel'in bir türlü beklentileri karşılayamaması, çalışma temposu olarak beğenilmemesi ve olumsuz sonuçlardan sonra bile rahat tavırları; Fenerbahçe Yönetimi'ni harekete geçirdi. 27 yaşındaki sağ bek ile kulüp binasında bir görüşme yapan yöne- t i - min, tam gün mesaili bir program önerdiği belirtildi. Buna göre Van der Wiel'den 09.00-17.00 saatleri arasında Samandıra Can Bartu Tesisleri'nde kalıp çalışması talep edildi. Ancak tecrübeli yıldızın bu karara tepki gösterdiği ve istemediği ifade edildi. Ayrıca sosyal medya konusunda da Hollandalı'ya uyarılar yapıldı. Özellikle kız arkadaşı Rose Bertram ile paylaşımlarda bulunan Wiel'e kritik dönemlerden geçilirken dikkatli olması gerektiği aktarıldı. Sonuçların iyi olmamasından dolayı taraftarların tepkili oldukları ve bu nedenle paylaşımların farklı tepkilere yol açabileceği vurgulandı. Hollandalı futbolcu da, 10 gündür sosyal medyadan paylaşım yapmadı. Yaşanan gelişmelerin ardından Hollandalı yıldızın, dünkü çalışmada yer almaması, Manchester maçından sonra Konya'ya da götürülmemesi de dikkat çekti.
Milliyet

Kolay gözüken ama zor biten maçlar vardır. Evet Antalyaspor ligde kötü günler geçirdi ama Rıza Çalımbay gibi bir tecrübenin gelişinin olumlu etkileri mutlaka olacaktı. Zaten o olumlu etkileri dün Vodafone Arena'nın hibrit zemininde gördük. Serdar Özkan gibi önemli bir silaha sahip olmadığı halde Antalyaspor, Napoli yorgunu Beşiktaş'a zor anlar yaşattı. Ayrıca Şenol Güneş'in, Kayserispor'da uyguladığı çift forvet uygulaması, Beşiktaş'ın tüm iç saha maçlarında geçerli olabilecek bir tercih 11. dakikada kalesinde Motta'nın yarattığı tehlikeyle karşı karşıya kalarak, erken bir gol kâbusunu Fabri ile uzaklaştıran Beşiktaş, Antalyaspor'un doğru yerleşimiyle pozisyon bulmakta çok zorlandı. 30. dakikada, Napoli kahramanı Aboubakar, müsait durumdaki Talisca'ya pas vermek yerine şut çekmeyi tercih etti. Özgüven açısından doğru bir tercih olabilir ama takım oyunu açısından sıkıntılı bir durumdu. 32. dakikada Eto'o gibi bir yaşlı kurttan önce davranarak tehlikeyi uzaklaştıran Fabri, her geçen gün kalede güven vermeye devam ediyor. Vodafone Arena'da tam sekiz resmi maçını kaybetmeyen Beşiktaş, ilk yarının sonunda Oliveira'nın atılmasıyla 10 kişi kalan rakibinin üzerine, ikinci devrede gol olup yağdı. Aboubakar, 45+1. dakikada attığı klas golle kendisini eleştirenleri şaşırtırken, 89. dakikada Talisca'nın ikinci golünde de asist yaptı. Kartal'ın ikinci yarı performansı tribünleri coştururken, Quaresma da oynadığı futbolla eski haline geri dönüyordu. Portekizli'nin, 72. dakikada Talisca'nın kafa golünde adrese teslim asistine, sadece asist dersek doğru ifadeler kullanmamış oluruz. Bu haftayı da yenilgisiz atlatan Beşiktaş, oynadığı futbolla bu sene de ligin kaderini belirleyeceğini, bir kez daha herkese göstermiş oldu.
Milliyet

Beşiktaş kendi evinde Antalyaspor'u farklı mağlup ederek yükselişini sürdürürken, Caner Erkin şokuyla sarsıldı. Karşılaşmanın 70. dakikasında Tolgay Arslan'ın yerine oyuna dahil olan milli futbolcu, 77. dakikada Antalyaspor ceza alanı içinde rakibini geçmek isterken herhangi bir müdahale olmadan yerde kaldı. Acı içinde kıvranan Caner Erkin yapılan ilk kontrolün ardından sedyeyle saha dışına çıkarıldı . Başarılı oyuncu buradan da hemen soyunma odasına indirildi. Kulüp doktorları tarafından soyunma odasında muayene edilen Caner'in sol ayak aşil tendonunun koptuğu belirlendi. Büyük üzüntü yaşayan tecrübeli futbolcunun sakatlığının netleşmesinden sonra gözyaşlarını tutamadığı öğrenildi. Fulya Acıbadem Hastanesi'ne götürülen ve ameliyata alınan Caner'in en az 6 ay süreyle yeşil sahalardan uzak kalacağı ifade edildi. Siyah-beyazlı futbolcunun sezonu kapatma riskinin de bulunduğu kaydedildi. Beşiktaş Kulübü İletişimden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Candaş Tolga Işık, Caner'in iyileşme sürecinin normal bir futbolcunun yarısı kadar olacağına inandığını söyledi. Işık, "Ayaktaki kopuğun cinsi ve derecesine göre ne zaman döneceği belli olur. Caner çok güçlü bir futbolcu. Normal bir futbolcuda süre neyse Caner'de yarısı olacağına eminim" dedi. Siyah-beyazlı yönetici, Caner'in sakatlığı nedeniyle Antalyaspor karşısında elde edilen farklı galibiyete sevinemediklerini sözlerine ekledi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme