27 Ekim 2016 Perşembe

27.10.2016 Genel Gündem



27.10.2016 Perşembe
GÜNDEM

5 Gün Kısıtlama 
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve Eşbaşkan Fırat Anlı'nın önceki gece terör soruşturmasından gözaltına alınmasından sonra evlerinde arama yapıldı. Evlerdeki arama saat 23.20'de sona ererken belediye binasındaki arama ise saat 05.20'ye kadar sürdü. Aramanın bitmesinden sonra polis belediye önünde aldığı güvenlik tedbirlerini sürdürdü. Saat 08.00 sıralarında ise belediye yetkilileri ve daire başkanları kendi sorumluluklarında bulunan katlarda aramalardan sonra tespit yapıp tutanak tutmak için avukatlarla binaya girdi. Büyükşehire bağlı Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğü binasında saat 04.00'te başlatılan arama ise saat 07.00'ye kadar sürdü. Bu arada aralarında belediye çalışanlarının da bulunduğu 16 kişi gözaltına alındı. Eşbaşkanlar Gültan Kışanak ve Fırat Anlı, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü'nde tutulurken, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı her ikisi için de 5 günlük kısıtlama, yani avukatlarıyla görüştürülmeme kararı aldı. Avukatların bu karara itiraz edecekleri belirtildi. HDP ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), gözaltıları protesto etmek için dün saat 11.00'de Büyükşehir Belediyesi önünde toplanma çağrısı yaparken, polis geniş güvenlik önlemi aldı. İstanbul'da gözaltılara tepki gösteren yaklaşık 50 kişilik grup, Galatasaray Meydanı'nda buluştu. Üzerinde "Belediyeler halkındır, halkın iradesi teslim alınamaz" yazan pankart taşıyan grup, oturma eyleminin ardından dağıldı. İzmir'de de protestocu bir grubun, 5 dakikalık oturma eylemi olaysız şekilde sona erdi. Gaziantep'te, DBP Şahinbey ilçe binası önündeki kaldırımda slogan atarak oturma eylemi yapan grup, basın açıklamasının ardından dağıldı. HDP'nin eylem çağrısına karşılık gösterilere katılımın çok sınırlı olması ise dikkat çekti.
Hürriyet


Tekmeciye Tahliye! 
Çekmeköy'deki İETT otobüsünde Ayşegül Terzi'ye şort giydiği için tekme atan Abdullah Çakıroğlu'nu mahkeme ilk duruşmada serbest bıraktı. İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dün görülen duruşmaya "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama", "hakaret", "kasten yaralama" ve "inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme" suçlarından 9 yıl 4 aya kadar hapsi istenen Çakıroğlu ve saldırıya uğrayan Ayşegül Terzi katıldı. Çakıroğlu duruşma salonuna alındığı sırada mağdur Terzi gözyaşlarına boğuldu. Çevik kuwet polislerinin yoğun güvenlik önlemi aldığı duruşmada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İstanbul Barosu ve kadın dernekleri davaya katılma talebinde bulundu. Kimlik tespiti yapılan Çakıroğlu 10 yıldır özel güvenlik görevlisi olduğunu söyledi. Duruşmada ifade veren Çakıroğlu, hemşire Terzi'nin otobüstek oturuşunun kendisine göre müstehcen olduğunu ve bunu hazmedemediği için Terzi'ye saldırdığını söyledi. "Müştekinin kendisini taşıyabilecek bir giyim kuşamı olması lazımdı. Ortamı bozuyordu. Doğruları birinci dereceden Kuran-ı Kerim'den almak zorundayız. Kadının haya perdesinin oluşması için örtüsü olması gerekiyor. Aksi taktirde insanları suça teşvik ediyor, insanların şehvet duygularını kabartıyor. Benim olayda şehvet duygularım kabarmadı ama istem dışı bir davranışta bulundum" sözleriyle savunma yapan Çakıroğlu, kendi kendine konuşma hali olduğunu iddia etti. Çakıroğlu, "Ege yöresinde Murat isimli bir hocaya gitmiştim. İlaçlar vermişti bana kendime gelmiştim" sözleriyle ruhsal problem yaşadığını ileri sürdü. Mağdur Terzi de ifadesinde olay anını anlatarak, "Yaptığını dine bağlamasını doğru bulmuyorum. Evimin çok yakınında oturuyor. Serbest bırakılırsa tekrar yapacağından korkuyorum" dedi. Duruşmada tanık olarak dinlenen otobüs yolcularından Mahir Kır ise "Uçarak kızın suratına tekme attı. 'Niye vurdun' dedim. Kendi kendine 'Bunları ezmek lazım, kafalarını koparmak lazım. Cünup etti otobüsü. Şeytanları topladı otobüse' diyordu" dedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, delillerin önemli ölçüde toplanmış olması ve akıl sağlığı bozukluğunun tespit edilme ihtimalini göz önünde bulundurarak sanığın tahliye talebini kabul etti. Duruşma salonunda bulunan izleyiciler tahliye kararına tepki gösterirken Ayşegül Terzi sinir krizi geçirdi. Terzi "Öldürecek beni" diye bağırırken Terzi'nin avukatı, "Müvekkilime tekrar saldırmasından endişe ediyoruz" diyerek karar tepki gösterdi. Mahkeme hakimi İbrahim Uyanık ise, "Öyle bir şey olursa zaten haber verirsiniz" yanıtını verdi. Anadolu 19. Aile Mahkemesi, şüpheli Çakıroğlu'nun 6 ay süreyle Terzi'nin konutuna ve iş yerine yaklaşmamasına, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesine, şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına karar verdi.
Milliyet

DEAŞ'ın İki Canlı Bombası Yakalandı! 
Merkez Seyhan İlçesi'ne bağlı Yeşilyurt Mahallesi 70174 sokaktaki 4 katlı bir binanın zemin katındaki evde DEAŞ'ın canlı bombasının olduğu istihbaratı üzerine polis operasyon düzenledi. İstihbarat, Terör ve Özel Harekat Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin katıldığı operasyonda canlı bomba olduğu iddia edilen 2 kişi bu evde, bunlara yardım ettiği iddia edilen 5 kişi ise farklı yerlerde yapılan operasyonlarla yakalandı. Polis ekipleri evde patlayıcıya duyarlı köpeklerle arama yaptı. Operasyonun düzenlendiği evde aramalarını tamamlayan polis, gözaltına aldığı Suriyeli 2 kadını, yanlarındaki yaşları 2-10 arasında olan 6 çocukla birlikte Adana Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü. Suriyelilerin operasyonun düzenlendiği evi 2 yıl önce kiraladıklarını belirten komşuları, "Zaman zaman eve gelip gidenler oluyordu. Ama kısa süreli, sohbet yaptıklarını tahmin ediyorduk. Bazı aylarda kiralarını ödemekte zorlanıyorlardı, ama genellikle düzenli veriyorlardı. Biz evde karı-koca ile 2 çocuğunun olduğunu biliyorduk" dedi.
Vatan

Kadroları Dolduramazlardı! 
FETÖ darbe girişimini araştıran komisyon dün eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'i de dinledi. 29 Temmuz 2011 tarihinde Yüksek Askeri Şura toplantısına günler kala görevinden istifa eden ve o günden sonra kamuoyunun önüne çıkmayan Koşaner, kumpas davalarıyla ilgili, "Tutuksuz devam etmesi gerekiyordu. Böylece boş kadro olmayacak, buralara birileri doldurulmayacaktı. Tutuksuz yargılama için her şeyi yapmaya çalıştım" dedi. Kozmik Odada yapılan aramalarla ilgili bir soruya cevap veren Koşaner, kozmik odadan çıkan belgeler arasında memleketin işgal edilmesi durumunda burada kalıp görev alacak personelin listesi olduğunu söyledi. Koşaner, "O dönem başbakana, oralara girilirse çıkacak sıkıntıları anlattım" dedi. Koşaner, kendisiyle birlikte kuwet komutanlarının istifa ettiği ancak sadece Jandarma Genel Komutanı olan Necdet Özel'in istifa etmediği ve o dönemde Özel'in, "Beni nöbetçi bıraktılar" dediği yönünde dedikoduların sorulması üzerine, "Ben istifa ederken kimseye telkinim olmadı. Herkesin şahsi kararıydı" dedi. Şura'da terfi ettirilenlerin FETÖ'cü olduğunu kimsenin bilmediğini söyleyen Koşaner, "Kendilerini çok iyi sakladılar, maalesef bu bizim ayıbımız ama oldu" diye konuştu
Vatan

EKONOMİ 

Gram Altın 125,3706-125,4200 
ABD Doları 3,0808-3,0816/Euro 3,3619-3,3642/İngiliz Sterlini 3,7695-3,7761

Komplo İddiası 
Dünya devi hazır giyim markalarının Türkiye'deki tedarikçilerinin Suriyeli çocuk işçi çalıştırdığı haberlerine İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) ve Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tepki gösterdi. İngiliz BBC'nin haberlerinin "Made in Turkey" algısına zarar vermek olduğunu iddia eden İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, "Gerçeği yansıtmayan haberle Türk tekstil sektörüne komplo kurulup, Türk hazır giyim sektörüne tedarik yapan global markalar tehdit ediliyor" diye konuştu. BBC'nin haberinde atölyesi kullanılan işletmenin ihracatla herhangi bir ilgisi bulunmadığını iddia eden Tanrıverdi, şu açıklamayı yaptı: "BBC'nin Panorama ekibi art niyetli habercilik yapıyor. İHKİB olarak yaptığımız incelemelerde, habere konu üreticinin adı geçen global markaların hiçbiri için üretim yapmadığını tespit ettik. Daha önce söz konusu bu üreticiyle çalışan ana firmaya giderek iş yaptıracaklarını söyleyip, sanki o firmalara ürünlerini ürettiriyormuş gibi kurmaca bir senaryo hazırlanmıştır. Hiçbir belge ve kanıta yer verilmeksizin merdiven altı üretim yapan bir iş yerinden hareketle habere Türkiye'nin en büyük alıcıları olan Zara, Mango, Mark&Spencer gibi firmaların adı konularak bizim üzerimizden bu firmalar tehdit edildi. BBC gibi saygın bir yayın kuruluşunun gerçekler üzerinden habercilik yapmak yerine kurmaca senaryoyla büyüyen Türk hazır giyim sektörünü engelleme çabalarını üzüntüyle takip ediyoruz. Türkiye'de üretim yaptıran firmaları korkutmak için kullandıkları bu yöntemi boşa çıkaracağız." Tanrıverdi, Türkiye'de üretim yaptıran global markaların son derece katı kurallarla firmaları denetlediğini vurgulayarak, en küçük bir uygunsuzluğa dahi sıfır toleransla yaklaşıldığını hatırlattı. Türkiye'de 15 yaşın altında çocuk işçi çalıştırmanın yasalarla engellendiğini ve çok ağır yaptırımlarının olduğunu belirten Tanrıverdi, "Çocuk işçi çalıştırmanın savunulur tarafı yok. Çocuk işçi çalıştıran vatan hainidir. Bu ülkeye en büyük zararı o insanlar veriyor. Vatandaşlarımıza sesleniyorum, çocuk işçi çalıştıran yerleri gördüğünüzde 170 Alo Sosyal Güvenlik Kurumunu arayın. Çocuk işçi kesinlikle kabul edilemez" dedi.
Hürriyet

Faiz Ayarı! 
Bankalar tarafından yapıldığı belirtilen çeşitli uygulamalar sıkıntı yaratmaya devam ediyor. Sanayicinin yaşadığı sıkıntılar devletin zirvesine kadar ulaşmış durumda. Geçen hafta Başbakan Binali Yıldırım, "Sanayiciye kulak verin. Tefeciliği bırakın. Her fırsatta faiz artırmayın" diyerek bankaları uyarmıştı. Dün bir uyarı da Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'den geldi. Nihat Zeybekci, bazı bankaların müşterileriyle 'arka kapıdan faiz pazarlığı' yaptığını belirterek, "Bunları biliyoruz. Faizleri üst seviyelere çıkararak, tefeci mantığı ile insanların zayıf anlarında onların zafiyetlerinden faydalanma şeklinde bir yaklaşım içinde olabildiklerini duyduk ve görüyoruz. Bunun gereği yapılır, hem de şiddetli bir şekilde yapılır." 'Türkiye-Sırbistan-Bosna Hersek Üçlü İş Forumu' kapanış programında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Zeybekci, Merkez Bankası'nın faiz kararıyla ilgili, "Merkez Bankası'nın bu ay faiz indirmemesi 'İndirimin sonu geldi diye algılanmamalı" dedi. Zeybekci, TL'deki değer kaybını önemsediklerini ancak döviz kurlarında endişe edilecek bir durumun olmadığına dikkat çekti. Nihat Zeybekci, Doğu ve Güneydoğu'da bankaların kredilerin geri çağırdığına dair iddialar konusunda, "Durup dururken hiçbir bankanın verdiği krediyi geri çağırması gibi bir durum yok. İş dünyası vadesi dolduğunda ödenen kredinin tekrar açılmasını istiyor. Bankaların bu konuda tereddütü var. Bu tereddütü kaldıracak, bankaları rahatlatacak bir düzenleme yapılacak" dedi.
Posta

Dev Şirketler Yatırıma Geliyor 
Türkiye'de yatırım ortamının iyileştirilmesi ve uluslararası yatırımcıların ülkeye gelmesini sağlamak amacıyla düzenlenen 9. Yatırım Danışma Konseyi (YDK) Toplantısı, bugün Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında İstanbul'da Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde gerçekleştirilecek. Toplantının açılış konuşmasını Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli yapacak. Canikli, YDK üyelerine dün akşam da bir yemek verdi. Basına kapalı gerçekleştirilecek oturum, Başbakan Yıldırım'ın konuşması ile başlayacak. Oturumda daha sonra YDK üyeleri, Türkiye'nin yatırım ortamına ilişkin görüşlerini paylaşacak. Başbakan Yıldırım ve YDK üyelerinin katılımıyla saat 16.30-17.30'da, toplantı sonuç bildirisinin kamuoyuyla paylaşılması amacıyla basın toplantısı düzenlenecek.
Posta

Kulesi Bile Dünyaya Bedel 
2018 yılında ilk etabı açılacak olan İstanbul'un 3. havalimanı projesinde dün Hava Trafik Kontrol Kulesi'nin temeli atıldı. Temel atma törenine Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ile birlikte DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak, TAİ Genel Müdürü Temel Kotil, THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, THY Genel Müdürü Bilal Ekşi ile kulenin tasarımcı firmaları Pininfarina ve Aecom'un yöneticileri de katıldı. Lale figürlü tasarımı ile 2016 Mimarlık ödülüne layık görülen kulenin temel atma törenine katılan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, "Sadece bu kule bile dünyanın prestij eserleri arasında yer aldı. Dünya çapında ödül aldı. 370 proje ile yarıştı. Üstelik herhangi bir başvuru olmadan. Siz koşturmazsanız bile başkaları gelip sizin projenizi buluyor" dedi. 63 yaşındaki Atatürk Havalimanının 63 milyona hizmet eder hale geldiğini, geçmişte büyük düşünülmediği için, etrafında yapılaşmaya izin verildiğini söyleyen Bakan Arslan, "Atatürk Havalimanının artık genişlemesi imkansız. Özellikle havacılık sektörünün serbestleşmesi üzerine Sabiha Gökçen 20 milyonun üzerine hizmet ediyor. İstanbul'a demek ki bu iki havalimanı yetmeyecek. Yeni bir havalimanı yapmak lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız büyük düşündüler, kapasitesi planlanırken dünyanın en büyüğü olacak havalimanı planlandı" diye konuştu. Yıllık yolcu kapasitesi anlamında 3. Havalimanının şu anda dünyanın en büyüğü olan Atlanta'nın iki misli olacağını ifade eden Arslan, "3.5 milyon metrekarelik kapalı alandan bahsediyoruz. Dünyanın birçok büyük havalimanının çevre, apron ve pistleri dahil sadece bu kadar. Biz sadece kapalı alandan bahsediyoruz. Bugün memnuniyetle görüyoruz ki, artık pistlerimiz de ortaya çıktı" dedi. 3. havalimanı inşaatında günde 10 bin metreküp yapısal beton döküldüğü bilgisini veren Arslan şöyle devam etti: "15 katlı, her katta bir daire olan bir bina düşünürseniz, günde 15 binayı bitirecek beton dökülüyor. Atatürk Havalimanı 1.300 uçağa hizmet ediyor. Biz burada sadece birinci fazda, günde 2 bin uçağa hizmet edeceğiz. Başlangıçta açılacak iki paralel pisten bahsediyoruz. Eş zamanda iniş, kalkış yapılacak. 20 bin kişinin çalıştığı, 3 bin ağır makina ve kamyonun çalıştığı inşaattan bahsediyoruz. Bataklıktan böyle bir prestij projesine gelindi. Önümüzdeki yıl çalışan 30 bin kişinin üzerine çıkacak."
Milliyet

Tuz Gölü Gaz Deposu Yeni Yılda Devrede 
Türkiye'nin gaz sevkiyatında yaşanacak olası bir sıkıntıya karşı geliştirdiği projeler yakında devreye giriyor. 20 milyon metreküplük yüzer LNG terminali ile Aliağa'daki kapasite artışına dönük proje bu yıl sonunda, uzun süredir üzerinde çalışılan ve 2018'de bitirilmesi planlanan Tuz Gölü Gaz Depolama Tesisi ise öne çekilerek yeni yılda faaliyete geçecek. Her iki projede gelinen son noktayı AA Editör Masası'na konuk olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak açıkladı. Nükleer santralden Türk Akımı'na kadar birçok proje hakkında bilgi veren Albayrak, yüzer LNG terminalleri olarak bilinen FSRU teknolojisiyle ilgili olarak "Bu tesisi bu yıl sonu itibariyle devreye alacağız ve bunu 9 ay gibi belki de rekor bir sürede yapmış olacağız. Bu tesisi devreye alarak, kış öncesi Türkiye'ye günlük ek 20 milyon metreküp gaz basma kapasitesi sistemini devreye almak bizim için çok önemli bir gelişme" dedi. Aliağa'daki LNG terminalinin kapasitesinin geliştirileceği bilgisini de paylaşan Albayrak "Bu aralık ayı itibarıyla yine inşallah yüzde 50'lik kapasite artışını ortaya koyacak ve inşallah yaza da 16 milyondan 25 milyona çıkmasını müteakip, önümüzdeki yıl 39 milyon metreküpe çıkacak, bu da yine müthiş bir başarı" ifadelerini kullandı. Albayrak "Yine bu noktada, ocak ayında da güzel bir sürprizimiz olacak. Tuz Gölü'ndeki depolama tesisinin altyapı güncellemesine dayalı uzun yıllardır süren çalışma vardı. Onun da çok önemli bir çalışmayla süresini öne alarak bu kış devreye alınması için inşallah ilk kaverne gazının basılması ile ilgili töreni de başlatacağız" dedi. Bu kış için güzel adımlar attıklarını dile getiren Albayrak "Önümüzdeki kış inşallah daha da güzel adımlar atacağız" dedi. Albayrak "Elektrik dağıtım sektörü 2016-2020 döneminde 18 milyarlık yatırım yapacak. Kamu olarak bizler de TEİAŞ olarak da ana omurga sistemi için 12 milyar liralık yatırım yapacağız. Böylece yatırım 30 milyar lirayı bulacak" dedi.
Star

Yöresel Ürünler Fuarla Yurt Dışına Taşınacak 
Antalya'da düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ve TOBB Başkanı M. RifatHisarcıklıoğlu'nun katılımıyla dün başladı. Türkiye'nin her bölgesinden yöresel ürünleri aynı çatı altında buluşturan fuarda 'yöresel ürününü marka yapan, parayı kazanır' vurgusu yapıldı. Fuarın açılışında konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci "Sadece Türkiye içinde fuar yapmak istemiyoruz. 2017'de fuarımızı yurt dışına taşıyacağız. Bakanlık olarak her türlü desteği verip bu fuarı uluslararası alanda da tanıtacağız. Bu ürünler yurt dışında da gerekli ilgiyi görecektir" dedi. Tüfenkci ekonomiyi büyüten, geliştiren, marka oluşturan ürünlerin ve fikirlerin yöresel ürünlerden çıktığını söyledi. Tüfenkci "Dünya bir yandan küreselleşiyor, ama bir yandan da yerel olan yöresel olan giderek daha fazla değer kazanıyor" dedi. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu da Yörex ile Antalya'nın bir başarı hikayesi yazdığını belirterek, Anadolu'nun ruhu kimliği ve tüm renklerinin burada toplandığını söyledi. Markalaşmanın önemi üzerinde duran Hisarcıklıoğlu, coğrafi işaret ile ürünlerin fiyatlarının yüzde 20 arttığını belirtti.
Star

SGK Kağıt Reçetede Geri Adım Attı 
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) 15 Ekim 2016 tarihinde başlattığı kağıt reçetelerde başhekim onayı zorunluluğuna bugün itibariyle son verilecek. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Başkanı Eczacı Nurten Saydan, SGK tarafından halkı, hastane ve eczanelerimizi mağdur edecek bu uygulamadan vakit geçirmeden vazgeçilmiş olmasını sendika açısından olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi. Saydan, yaptığı açıklamada, "SGK tarafından uygulamanın geri çekilmesi, vatandaşlara ilaç hizmeti veren eczacılarımızı memnun etmiştir. Doktorlara e-reçete yazdırmak için sözleşmeli eczaneleri ve ilaç almaya çalışan vatandaşlarımızı zor durumda bırakan bu uygulamaya yaptığımız itirazımızın haklılığı, sahadan gelen geri bildirimlerle de doğrulanmıştır" dedi.
Vatan

SİYASET/POLİTİKA

Mağdur Edebiyatı Yapanlar İhanet İçinde 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kim ki FETÖ mensupları sebebiyle mağduriyet edebiyatı yapıyorsa kusura bakmasınlar, ihanet içindedirler. Himmet toplantılarında bunca parayı toplayacaksın, bunu bir yerlere boca edeceksin, mağdur, ne mağduru ya" dedi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen 29. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: "Türkiye'yi 200 yıldır örseleyen, gerileten, adeta ölümü gösterip sıtmaya razı eden, hakkını arayamaz hale düşüren anlayışı, milletimiz 14 yıldır verdiği bu mücadeleyle, en son da 15 Temmuz'da nihai kararını ilan ederek tarihin karanlık sayfalarına gömmüştür. Bundan sonra gerekirse sahada göze göz, dişe diş mücadele vererek, gerekirse diplomasi masasına yumruğumuzu indirerek bu milletin hakkını, hukukunu, geleceğini koruyacağız. Şayet bunun bir bedeli varsa onu da ödeyeceğiz. Biliyoruz ki bu bedeli göze almazsak yarın çok daha büyüğünü önümüze koyacaklar. Son zamanlarda bir mağduriyet edebiyatıdır gidiyor. Şu anda tutuklu olanlar mağdurmuş. İçlerinde istisnai olarak bazı mağdur olanlar olabilir. Asıl mağdur olanlar 246 şehidimizin ailesi, 2 bin 194 gazimizin aileleri. Kim ki bunlarla ilgili FETÖ mensupları sebebiyle mağduriyet edebiyatı yapıyorsa kusura bakmasınlar, ihanet içindedirler. Kimse bize gelip de bu konuda akıl vermesin, o aklı kendilerine saklasınlar. Karısına, kocasına, evladına sahip olma, ondan sonra içeri girince benim evladım mağdur, benim kızım mağdur. Himmet toplantılarında bunca parayı toplayacaksın, bunu bir yerlere boca edeceksin, mağdur, ne mağduru ya. İhanet şebekesi bir araya gelecek, bu ülkenin Cumhurbaşkanı'na küfretmeye varıncaya kadar her şeyi söyleyecek ve orada bunlar alkışlanacak, alkış yapanlar mağdur, nasıl mağdur oluyor. Oradan içlerinden bir tanesi çıkıp da 'sen bizim Cumhurbaşkanımıza nasıl böyle hakaret edersin' diyemiyor. Bu Cumhurbaşkanı, bu ülkede adeta vatandaşı için toprak olmuş bir Cumhurbaşkanı, sen kalkıp ona orada hakaret edeceksin. Biz kula kul olmadık. Bunlar gittiler, kula kul oldular. Bunlar şirk içindeler, küfr içindeler. Ondan sonra da hepsi kaçıp gidiyorlar. Niye kaçıp gittiniz? Haklıysanız hakkınızı arayın. Kimse bu mağduriyet edebiyatını yapmasın. İster en yakınımdaki kardeşlerim, dostlarım olsun, ister farklı yerde olanlar. Kim ki bu mağduriyet edebiyatını yapanların yanında yer alıyorsa çok ciddi bir sıkıntı içindedir. Kendilerini bir şöyle teraziye çıkarı versinler. Biz artık bunlardan bıktık. Ülkemizin dört bir yanından gelen muhtarlarımızla Türkiye'nin tamamını temsil eden baş muhtar konumundaki Cumhurbaşkanı'nın arasındaki bu muhabbeti göremeyenin gönül gözü kapalıdır. Millete afra tafra yapmaya gelinmez. Eğer millete afra tafra yaparsan bir seçimde getirir öbür seçimde gönderir. Öyle duvara 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' demekle egemenlik milletin olmuyor. Milletin hakkına tabi olmakla egemenlik milletin oluyor. Demokratik açılım olarak başlattığımız, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile bir adım öteye taşıdığımız çözüm süreciyle neticeye taşımayı hedeşediğimiz, bölücü terör sorunundan kurtulma çabamızın nasıl sabote edildiğini hep birlikte gördük. Onlar Türkiye'yi kendi içinde sıkıştırmanın derdindeydi. 53 Kürt kardeşimizin şehit edilmesinin ardında da sokağa çıkın çağrısı yatmaktadır. Ölenler Kürt kardeşlerimizdi. Öldüren de Kürttü. Devlet ve millet olarak o tarihten beri örgütü de güdümündeki siyasi kurumları da muhatap almıyoruz. Hiçbir zaman almadım, almayacağım da. Benim insanıma saygı duymayana benim saygım yoktur. Bizim muhatabımız artık doğrudan terör ve terör örgütü ile bağı olmayan bölge insanıdır. Bütün muhtar kardeşlerim de buna böyle bakmalıdır. Eğer böyle bakmazsanız kusura bakmayın."
Hürriyet

Neden Şimdi 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı'nın gözaltına alınmasını eleştirerek, "Bunlar teröre destek veriyorsa gereken daha önce neden yapılmadı" diye sordu. CHP MYK, dün Genel Başkan Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Hürriyet'in edindiği bilgiye göre toplantıda, Kışanak ve Anlı'nın gözaltına alınmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, "Eğer bunlar teröre destek veriyorsa, gereken daha önce neden yapılmadı? Türkiye hukuk içinde kalarak bunu çözmeliydi" dedi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sık sık söylediği "Seçimle gelen seçimle gider" sözünü anımsatan Kılıçdaroğlu, bugün gelinen noktada Erdoğan'ın bunu yalnızca kendisi için istediğini savundu. Kılıçdaroğlu, "Dün heyetlerle, törenle girdiğin belediyeye bugün polislerle giriyorsun" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, siyasetçilerin de hukuk içinde görev yapması gerektiğini ifade ederek, "Siyasetçinin terörle ilgisi olması kabul edilemez. Bir suç varsa yargılanır" görüşünü savundu. Kılıçdaroğlu, demokrasilerde devletin, kin, öfke ve intikam duygusuyla değil, hukukun üstünlüğü kuralları kapsamında yönetilebileceğini ifade ederek, inançları, kimliği, yaşam tarzı dolayısıyla herhangi bir vatandaşın ötekileştirilmesinin kabul edilemeyeceğini de vurguladı. MYK üyeleri ise silahlanma çağrılarını anımsatarak, "Türkiye'de silahlanma yüzünden insanlar ölüyor. AKP'nin kendi eliyle bunu gündeme getirmesi çok vahim. Bu durum devleti devlet olmaktan çıkartır, çete yapar" uyarısında bulundu. Kılıçdaroğlu, "başkanlık sistemi" ile ilgili eleştirilerini Twitter hesabından sürdürerek, "Başkanlık kapısı 15 Temmuz gecesi açılmıştır" demenin, o gece Cumhuriyet'i koruma uğruna canından olan tüm vatandaşlara "ihanet" olduğunu savundu. Kılıçdaroğlu, "Sen, insanları, 'Demokrasi elden gidiyor' diye sokaklara çağırmadın mı? Hangi demokraside tek adamlık vardır? Şehitlerimize yazıktır, günahtır. 'Çözüm' diye PKK, 'hizmet' diye FETÖ ile iş tutan AKP'nin derdi, ne sorun çözmek ne de halka hizmettir. Tek dertleri bir kişinin istikbalidir. Tarafsızlık ilkesine uymayıp, Cumhurbaşkanlığı yeminine ihanet eden birine başkanlık yetkisi vermek, Türkiye'yi uçuruma sürüklemektir" dedi.
Hürriyet

Kesintisiz Anayasa Mesaisi 
Afyonkarahisar'daki AK Parti kampında yeni anayasa konusunda vekillerin görüşlerini alan Başbakan Binali Yıldırım, hafta başından bu yana parti kurmayları ile görüşmelerini aralıksız sürdürüyor. Bazı isimlerle 2-3 kez görüşen Yıldırım, anayasa takvimi ve AK Parti'nin stratejisini de belirlemeye çalışıyor. AK Parti'de anayasanın yeni bir anayasa teklifi olarak mı yoksa içinde başkanlığın olduğu kısmi bir teklif olarak mı sunulması gerektiği konusunda henüz net bir görüş bulunmuyor. Bazı kurmaylar, MHP'nin referandum yolunu açmasının ardından bu şansın sadece yeni bir parçalı değişiklik için değil, vatandaşa verilen söz doğrultusunda başkanlık sistemini de içerecek şekilde tümüyle sivil yeni bir anayasa için kullanılması gerektiği görüşünü dile getiriyor. Bazı kurmaylar ise "Hayırlı işi uzatmaya gelmez, tümden yeni bir anayasanın Meclis'ten geçirilme süreci uzar. Ayrıca MHP yeni anayasa değil sistem krizini aşma vurgusu yapıyor" diyerek, tümüyle yeni anayasa teklif etmek yerine, başkanlık sistemi modeline geçişi sağlayacak mini bir değişiklik paketinin Meclis'ten süratle geçirilmesinin daha doğru olacağı görüşünü savunuyor. Parti kulislerinde bu çerçevede AK Parti'nin bu konudaki stratejisini MHP ile yapılacak görüşmede, MHP'nin tavrına göre netleştireceği konuşuluyor. Önceki gün, "Bahçeli ne diyorsa doğrudur" diyen Yıldırım'ın Bahçeli ile görüşmesinde millete tüm partilerin yeni sivil anayasa sözü verdiğini anımsatarak, "gelin yeni anayasayı birlikte yapalım" teklifini sunabileceği belirtiliyor. MHP'nin bu teklife olumlu yanıt vermesi halinde AK Parti'nin planı iki partiden kurmayların yer alacağı "ikili bir uzlaşma komisyonu" oluşturararak yeni anayasa teklifinin şekillendirilmesi de kulislerde konuşuluyor. AK Parti, başkanlık sistemine açıkça karşı olduğunu belirten Bahçeli'yi yeni anayasa için uzlaşma masasına oturtabilmek için ise başkanlık ile maddelerin referanduma yeni anayasa teklifinin diğer maddelerinden ayrı olarak sunulması formülünü önerebileceği de belirtildi. Konuyla ilgili AK Partili bir kurmay Milliyet'e, "Tümüyle yeni bir anayasa çalışması yapılması benimsenirse, MHP ile ortak bir anayasa yazılması mümkün. Bu durumda dörtlü uzlaşma yerine ya ikili uzlaşma çalışması yapılır. Başkanlık ile ilgili maddelerin de referandumda diğer maddelerden ayrı şekilde sunulması sağlanır. Eğer millet başkanlık sistemiyle ilgili maddeleri benimserse yeni anayasayla birlikte başkanlık sistemine de geçilmiş olur. Eğer başkanlık sistemini düzenleyen maddeler referandumda kabul edilmezse, mevcut anayasanın parlamenter sisteme ilişkin maddelerinin geçerliliğini koruyacağına ilişkin maddeyle mevcut sistem devam eder. Bunun için de başkanlık sistemi kurgulanırken, başkan ifadesi yerine Cumhurbaşkanı ifadesi kullanılır böylece başkanlıkla ilgili maddeler reddedilse bile yeni anayasa hükümleri ile mevcut anayasanın devam edecek hükümleri arasında çelişki yaşanmamış olur" görüşünü dile getirdi.
Milliyet

DÜNYA 

Türkiye'den 'Uçaklar Hazır' Mesajı 
NATO Savunma Bakanları Toplantısı'na katılan Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, ABD Savunma Bakanı Asthon Carter ve Fransa Savunma Bakanı Jean Yves Le Drian ile bir araya geldi. Toplantının odağında DEAŞ ile mücadele yer aldı. Bu konuda üç ülke arasında 'detaylar' konusunda zaman zaman farklılıklar öne çıksa da temel ilkeler konusunda mutabakat olduğu bu toplantıda teyit edildi. Işık, toplantıda Türk uçaklarının Musul operasyonu için hazır olduğu mesajını verdi. Türk askeri ve diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Işık görüşmede, Musul, Telafer ve Rakka'nın demografik yapısının bozulmamasının ve DEAŞ sonrasında bu şehirlerin yönetiminin yerel halk tarafından üstlenilmesinin önemini vurguladı. Aynı kaynaklara göre diğer iki bakan da bu durumu teyit etti. Yetkililer, Işık'ın, "Koalisyon'un Irak'taki hava harekatlarına iştirak etmemizin önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Hava Görev Yönergesi'ne ülkemizin de eklenmesinden memnunuz. Uçaklarımız göreve hazırdır" dediğini aktardı.
Hürriyet

En Karmaşık Seçimde 'Erken' Oylama Başladı 
ABD'de seçimlere 12 gün kala, Demokrat Parti başkan adayı Hillary Clinton ile Cumhuriyetçi Donald Trump arasındaki rekabet giderek kızışırken, bazı eyaletlerde erken oy verme işlemleri başladı. Ülkenin birçok eyaletinde, farklı tarihlerde uygulanmaya başlayan erken oy verme işleminde, yaklaşık 50 milyon seçmenin oy kullanması bekleniyor. Erken oy verme işlemlerinin başladığı eyaletlerden Illinois'teki Chicago kentinde Amerikalıların yoğun şekilde oy kullandıkları gözlemlendi. Oy verme işlemleri, erken oy kullanma merkezlerinin yanı sıra, elektronik ortamda da sağlanıyor. 130 milyon nüfusa sahip ülkede şu ana kadar sandığa giderek oy kullananların sayısının 5 milyonu bulduğu belirtiliyor. Pew Araştırma şirketinden gelen son veriler, erken seçimlerde bu yıl tarihi bir rekor kırılarak 50 milyon oy kullanılabileceğini gösteriyor. Nitekim başkanlık düğümünü çözecek eyaletlerden olan Florida'da, şimdiye kadar 1.6 milyon kişinin oyunu kullandığı kaydediliyor. Peki merkezi bir seçim sistemi olmayan ABD'de başkan nasıl seçiliyor? İşte önemli noktalar: Seçim Sistemi: ABD'de, dünyadaki birçok demokratik ülkeden farklı olarak, merkezi bir seçim sistemi yok. Hatta bazı eyaletlerde, seçmenlerin ne zaman ve nasıl oy kullanacakları yerel yönetimlerce belirleniyor. ABD, başkanlarını her 4 yılda bir delege sistemiyle seçiyor. Bu sistemde oyların ülke genelindeki dağılımı değil, en kalabalık nüfusa sahip eyaletler sonuca etki yapıyor. Posta Yoluyla Oy Kullanma: Bazı eyaletler, seçmenlerin mektup yoluyla oy kullanmasına izin verirken, bazı eyaletlerde bu bir seçim yöntemi değil. ABD Nüfus Dairesi verilerine göre, 1996'da ABD'li seçmenlerin sadece yüzde 10'u posta aracılığıyla ya da mazeret göstererek erken oy kullanma gibi alternatif yöntemlere başvuruyordu. Ancak dört yıl önceki son başkanlık seçiminde bu oran üç kat arttı ve yüzde 33'e yükseldi. Öncü Eyaletler: Missouri gibi bazı eyaletlerde, sonuç asla sürpriz değil. Bu yüzden analistler, bu eyaletlerden yola çıkarak, ulusal düzeyde seçim sonuçları üzerine tahmin yürütebiliyor. Salıncak Eyaletler - Mor Eyaletler: ABD'de "mor eyalet" ismiyle de anılan bazı bölgeler, kararsız seçmenleriyle biliniyor. Bu eyaletlerin başkanlık seçimlerindeki oyları gidip-geldiği için, "salıncak" olarak da anılıyor. Bu yıl, Florida, Ohio ve Pensilvanya salıncak eyaletlerin başında. New Hampshire, Minnesota, Iowa, Colorado ve Kuzey Carolina da salıncak eyaletler arasında kabul ediliyor. ABD'nin 3. ve 7. en büyük eyaletleri olan Floria ile Ohio, sonuçlar için kilit öneme sahip. Florida, başkanlık için gereken 270 delege oyundan 29'unu sağlayacağından, düğümün çözüleceği eyalet konumunda. Öyle ki, Trump bile Florida'yı kazanmadan ülkenin 45. başkanı olamayacağını kabullenmiş durumda. Başkan adayları, gözlerini sonuca direkt etkisi bulunan eyaletlere dikerken, bazı eyaletlerse, öngörülemeyen sonuçları nedeniyle, rekabeti doruk noktasına taşıyor. Örneğin Cumhuriyetçi olarak bilinen Kuzey Carolina, son seçimlerde Demokrat Obama'yı seçerek sürpriz yapmıştı. Yine 2008'de ABD'nin 44. başkanı olan Obama, başarısını Iowa ve Florida'daya borçlu. Trump ve Clinton da seçim kampanyalarını 1960'tan beri seçim sonuçlarına ayna tutan Ohio ve Florida üzerine yoğunlaştırdı. Cumhuriyetçi Trump, Latin Amerika asıllıların yoğun olduğu eyalette ikinci gününü geçirirken, Demokrat aday Clinton da Florida'ya geldi. Anketlere göre Florida'da Clinton, Trump'ın çok az farkla önünde. Mavi Eyaletler: Bu eyaletler, Demokratların kalesi gibi. Genelde ABD'nin kıyı bölgelerindeki eyaletlerin (New England eyaletleri, New York, Maryland, Kaliforniya, Washington, Oregon) yer aldığı bu grup, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu, şehirleşmiş bölgeler. Kırmızı Eyaletler: Cumhuriyetçilerin çoğunluğa sahip olduğu eyaletler. Daha çok ABD'nin güney ve iç batı kısımlarında yer alır. Güney Carolina, Arkansas, Tennessee, Utah, Arizona gibi eyaletleri içeren grup, genelde nüfus yoğunluğu düşük olan bölgeler.
Milliyet

İran'dan 'Kamikaze İHA' 
İran Devrim Muhafızları'nın deniz araçlarına karşı intihar saldırısı düzenlemek üzere insansız hava araçları (İHA) tasarladığı ortaya çıktı. İranlı Tasnim haber ajansının haberine gore, İHA'ların 1000 km menzili ve 4 saatlik uçuş gücü olduğu belirtildi. İHA'ların iki pervaneli olduğunu belirten Tesnim, "gemi veya sahil komuta merkezlerine çarparak yok etmek uzere geliştirildiği" bilgisini verdi. İran'ın kamikaze İHA'larının basına sızmasının ardından ilk tepki ABD'den geldi. ABD, İran'ın provakatif deniz hareketlerine bir yenisini daha eklediğini açıkladı.
Milliyet

Telafer'e Saldırı Olursa Duyarsız Kalamayız 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Irak'taki Şii milis gücü Haşdi Şabi'nin Telafer kentine yönelmesi sonucunda Türkiye'ye yönelik bir tehdit oluşması halinde tedbir alacaklarını açıkladı. Çavuşoğlu, "Telafer'deki Türkmen kardeşlerimize yönelik saldırılar olursa elbette biz de buna duyarsız kalmayız"dedi. Çavuşoğlu, dün Sudan Dışişleri Bakanı İbrahim Ghandour ve Arnavutluk Dışişleri Bakanı Ditmir Buşati ile ayrı ayrı görüştü ve ortak basın toplantıları düzenledi. Sorular üzerine Suriye'de rejimin ve destekçilerinin Halep'i ele geçirmek için El Nusra'nın çekilmesini istediğini vurgulayan Çavuşoğlu, "Bu tür saldırılar bizim DEAŞ'a karşı mücadelemizi durdurmaz ve Fırat Kalkanı da devam edecektir. Dolayısıyla El Bab'a kadar bu operasyon ilerleyecek" diye konuştu. Çavuşoğlu, Şii milis gücü Haşdi Şabi'nin Telafer'e yönelmesiyle ilgili de şunları söyledi: "Bazı ülkelerin de grupların da tahrikiyle, desteğiyle intikam içinde olan Haşdi Şabi'nin bir taraftan Musul'a girmek istediğini, bir taraftan diğer bölgelerde Sünnilerin ağırlıkla yaşadığı bölgelere saldırmak istediğini görüyoruz. Musul ve Telafer'deki gelişmeler bizim güvenliğimizi tehdit edecek bir duruma gelirse, biz koalisyonun içindeki katkımızın yanında kendi güvenliğimizi sağlamak için her türlü tedbirimizi alırız. Bu bizim uluslararası hukuktan kaynaklanan hakkımızdır. Diğer taraftan Telafer ve diğer bölgelerde saldırı olursa, yine burada bize yönelik bir tehdit oluşursa burada da tedbir alırız. Ayrıca Türkmen kardeşlerimizin hak ve hukukunu da koruma konusunda kararlılığımız da var Allah'a şükür muktediriz de. Onlara yönelik saldırılar olursa elbette biz de buna duyarsız kalmayız."
Star

Fransız Halkı Hollande'ın Liderliğinden Memnun Değil 
Fransa'da 5 yıllık görev süresini gelecek yıl dolduracak Cumhurbaşkanı François Hollande'ın yönetiminden memnun olanların oranı tarihi bir düşüşle yüzde 4'e geriledi. Cevipof araştırma şirketi tarafından 17 bin kişiyle görüşerek gerçekleştirilen ankette, Cumhurbaşkanı Hollande'ın yönetiminden memnun olanların oranında büyük düşüş gözlemlendi. Anket, Fransa tarihinde, şimdiye kadar bir cumhurbaşkanına duyulan en düşük güven oyu olarak da kayıtlara geçti. Araştırmada, Hollande yönetiminden kesinlikle memnun olmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 46 olarak ölçüldü. Memnun değilim diyenlerin oranının yüzde 24 olurken ortada olduğunu belirtenler ise yüzde 26 olarak kaydedildi.
Vatan

SPOR 

Galatasaray Sportif AŞ yönetim kurulu üyesi Levent Nazifoğlu'dan transfer müjdesi Bu sezon beklentilerin altında kalan Chedjou'nun yerine yeni bir stoper geliyor. İlk aday Chelsea'nın yıldızı Ivanovic. Sakatlığı sonrasında henüz forma şansı bulamayan Sigthorsson'un yerine de yeni bir forvet alınacak. Cim Bom'un forvet için düşündüğü isim Everton'da forma şansı bulamayan Niasse. Levent Nazifoğlu, Chedjou için Fransız ve Çin kulüplerinden büyük ilgi olduğunu söyledi. Yönetim, sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Chedjou'dan bonservis bedeli kazanmak, aynı zamanda yıllık 2.5 milyon euro olan maliyetinden de kurtulmak istiyor. Forvet transferinde ise talebin teknik direktör Riekerink'den geldiği ve Niasse'yi istediği öğrenildi. Galatasaraylı yöneticiler Oumar Niasse için geçtiğimiz günlerde nabız yokladı. İngiliz ekibi transfere onay verdi. Niasse ise Sarı-Kırmızılılar'a "Ne zaman isterseniz gelmeye hazırım" dedi. 26 yaşındaki futbolcu satın alma opsiyonuyla 1 yıllığına kiralanacak. Chelsea'deki sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Branislav Ivanovic de Galatasaray'ın ilk teklifine olumlu yanıt verdi. 32 yaşındaki futbolcu stoper ve sağ bek olarak görev yapabiliyor
Posta

Beşiktaş'ta Caner Erkin'in beklenmedik sakatlığı tüm planları bozmuştu. Teknik direktör Şenol Güneş, kurmaylarıyla yaptığı toplantılarda sol kanattaki eksikliği gidermenin çarelerini aramaya başlamıştı. Beşiktaş'ın sezon başında Barcelona'dan transfer ettiği Adriano, dün Ümraniye Nevzat Demir Tesisleri'nde Şenol Güneş'le özel bir görüşme yaptı. İdman öncesinde takım arkadaşlarıyla 32'nci yaş gününü kutlayan Adriano, bu moralle Güneş'in odasına girdi ve özel olarak görüşmek istediğini söyledi. Yaklaşık 10 dakika süren konuşmasında Güneş'e garanti veren Adriano "Merak etmeyin ben varken, solda sorun çıkmayacak. İki kat fazla çalışacağım. Kafanız rahat olsun" dedi. Caner'in sakatlığına herkes gibi çok üzüldüğünü söyleyen Adriano, sözlerine şöyle devam etti: "Caner'in acısını paylaşıyorum. Umarım bir an önce iyileşir ve aramıza döner. Sizin düşünceli olmanız da normal. Ama hem fizik hem de moral olarak en üst seviyedeyim. Göreceksiniz bundan sonra daha çok çalışacağım ve sol kanatta asla sıkıntı yaşamayayacağız." Adriano'nun bu sözleri karşısında mutlu olan Şenol Güneş ise oyuncusuna "Barcelona'da edindiğin tecrübeyi şimdi göstermen gerekiyor. Sana güveniyorum" cevabını verdi.
Posta

Türkiye Basketbol Federasyonu'nda yeni başkan Hidayet Türkoğlu oldu. Türkoğlu, Ankara'daki olağan seçimli genel kurula tek aday olarak girdi. 143 oydan geçerli 113'ünü alan eski basketbolcu, görevi devraldığı Harun Erdenay'a teşekkür ederek, "Hayatımın en mutlu günlerinden birini yaşıyorum" dedi. Daha önce TBF İcra Kurulu Başkanlığı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın spor başdanışmanlığını yapan Türkoğlu, "NBA sayesinde basketbol dünyasının en iyi pazarlama, sponsorluk, sosyal sorumluluk ve taraftar projelerinin bir parçası olarak kendimi bugünlere hazırladım. Herkese eşit mesafede, yeniliklere açık, cesur kararlara imza atacak bir yönetim kuruyoruz" diye konuştu.
Star

THY Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe yoluna kayıpsız devam ediyor. Sarı- Lacivertli takım İstanbul'da ağırladığı Litvanya'nnın Zalgiris Kaunas takımını 14 sayı farkla devirdi: 82- 68. Bu skorla 3. maçını da kazanan Fenerbahçe, Avrupa Ligi'ndeki iç saha galibiyet serisini ise 23 maça çıkardı. Mücadelenin ilk dakikalarında konuk ekip etkili olurken, Fener çeyreği 28-24 üstün tamamladı. Hücumda Udoh ile etkili olan Kanarya devreye 44-37 önde gitti. 3. çeyrekte fark çift hanelere çıksa da (47-37), Zalgiris arayı kapattı (49-47). Final periyoduna 63- 56 önde giren Fener, farkı 15'e kadar çıkardı ve 82-68 kazanmayı başardı. Diğer sonuçlar: Kızılyıldız-Barcelona: 76-65, Brose-Panathinaikos: 83-84.
Star

Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Özkan Mutlugil, 21 Kasım pazartesi günü yapılacak 4'üncü Olağan Genel Kurul'da başkan adayı olmayacağını açıkladı. FIVB ve CEV'deki görevlerinde Türk voleybolu açısında faydalı işlere imza atmaya devam edeceğini belirten Mutlugil'in açıklaması şöyle: "Nasıl ki voleybol bir takım sporuysa, ben de başkanlık görevini başka bir takım arkadaşımın yürütmesinin daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim. Ayrıca seçilecek yeni başkanımızın başarılı olması için de tüm deneyimlerimle destek olacağım. 2012'de delegelerimizin oylarıyla seçildiğim görevimde 4 yıl boyunca değerli çalışma arkadaşlarım ve voleybol ailesinin saygıdeğer paydaşlarıyla birlikte başarılı çalışmalar yürüttüğümüze inanıyorum."
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme