8 Kasım 2016 Salı

08.11.2016 Genel Gündem



08.11.2016

GÜNDEM

Bakanlıktan Suç Duyurusu
İçişleri Bakanlığı, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yöneticisi Hurşit Külter'in Şırnak'ta kaçırılarak gözaltında tutulduğu ve infaz edilmek istendiği yönündeki iddiaları propaganda aracı olarak kullandığı iddiasıyla, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve Külter'in avukatı Mesut Gerez hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan suç duyurusunda Demirtaş, Baluken, Tanrıkulu ile Gerez'in, Türk Ceza Kanunu'nun, 'suç uydurma, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, suç işlemeye tahrik, kanunlara uymamaya tahrik ve Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, devletin kurum ve organlarını aşağılama' suçları ile Terörle Mücadele Kanunu maddeleri gereğince cezalandırılmaları istendi. Suç duyurusunda, Külter'in kaçırılması olayının bir mizansen olduğu, Türkiye Cumhuriyeti'ni zan altında bırakma, vatandaşlar arasında infial oluşturma amacı taşıdığı belirtilerek, devleti ve güvenlik birimlerini hedef alan bir kampanya yürütüldüğü kaydedildi. Asılsız iddialarla kampanyayı başlatmakla suçlanan avukat Mesut Gerez hakkında Türkiye Barolar Birliği ve Şırnak Baro Başkanlığı'na da şikâyette bulunuldu.
Hürriyet


İtirafçılar 48 Kişiyi Yakalattı
Merkezi Istanbul Avcılar'da bulunan Denge Platformu Derneği'ne yönelik operasyonda haklarında gözaltı kararı bulunan 48 kişiden 29'u gözaltına alındı. İstanbul'da görevli FETÖ'cü polislerin telefonlarına ByLock programının bu dernekte yüklendiği öğrenildi. Istanbul Kaçakçılıkla Mücadele Sube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen operasyon itirafçı polislerin verdiği bilginin ardından gerçekleşti. 100'ü askın polisin itirafçı olarak önemli bilgiler verdiği ifade ediliyor. Dernekteki aramalarda eski bir dernek yöneticisinin ABD'ye gitmeden önce, diğer arkadaşlarının da ABD vizesini kolay yöntemle nasıl alınacağını anlatan bir mektup da bulundu. Mektupta FETÖ üyelerinin ABD vizesi almak için neler yapmaları gerektiği ve gerekirse Fatih Üniversitesi'nden referans alınmasının gerektiği bilgilerinin bulunduğu öğrenildi.
Akşam

EKONOMİ

Gram Altın 130,7786-130,8987                       
ABD Doları 3,1696-3,1709/Euro 3,4984-3,5000/İngiliz Sterlini 3,9249-3,9361 


Seçseler De Rahatlasak
Türk Lirası'nı iç siyasi gelişmeler ile sınırlarında süren savaşlar baskı altında tutarken Amerikan seçimlerindeki belirsizlik dolar karşısındaki yönünü sürekli değiştiriyor. Dolar geçtiğimiz hafta Türk Lirası karşısında 3.1740 liraya kadar yükselerek tarihi zirvesini yenilerken dün sabaha daha sakin başladı. Sabah saatlerinde ABD başkan adaylarından Hillary Clinton için araştırmayı kapattığını açıklaması seçimde ibrenin yeniden Clinton'a dönmesini sağladı. Bu da piyasaların en beklediği senaryo olduğu için Türk Lirası da kısa süreli değer kazandı ve dolar 3.1451 liraya kadar geriledi. ABD seçimleri sonrası dolara olan talebin artma ihtimali yurtiçinde de kuru tekrar 3.17 seviyesine üzerine taşıdı. Dolar 3.1746 lirayla yeni tarihi zirvesine çıktı. Bankalararası piyasada son işlemler 3.1672 liradan yapıldı. Serbest piyasada ise dolar 3.1640 liradan günü kapattı. Türkiye piyasası kapandıktan sonra yurtdışı işlemlerde dolar 3.18 lirayı gördü. Gösterge tahvil faizleri de dün yükselişini sürdürdü. İki yıllık gösterge tahvil faizi cuma günü yüzde 9.50'den kapanmışken dün yüzde 9.60'a çıktı. On yıllık gösterge tahvil faizi de cuma günkü yüzde 10.38 seviyesinden yüzde 10.48'e yükseldi. Borsa İstanbul ise günü yüzde 2.02 yükselişle 75 bin 765 puandan tamamladı.
Hürriyet

Enerjide Dev Yatırım 55 Milyar Dolar
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan , Başbakan Binali Yıldırım, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile 2016 yılında hizmete alınan, 5 milyar dolar yatırımla hayata geçirilen, 5 bin 620 MW güç kapasiteli, 158 enerji santrali projesinin açılışını gerçekleştirdi. Erdoğan, törende yatırımcılara seslenerek, "Buradan tüm iş dünyasına çağrı yapıyorum. Yatırım yapacak hiçbir işadamımız kararını lütfen ertelemesin. Ne güney komşularımızdaki sorunlar, ne de terör eylemleri sizi tereddüte sürüklemesin. Unutmayın bu işlerde erken kalkan yol alır, erken harekete geçen avantaj kazanır" dedi. Bugün Türk ekonomisinin en ciddi sıkıntısı olan cari açığın yarısını enerji ithalatının oluşturduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi: "Kömürde ithal yok, bu işi kapattık. Kendi rezervimizi eritmek durumundayız. 'İşte efendim onun kalografik değeri şöyledir, böyledir' biraz fazla kullanırsın olur biter. Çünkü biz eğer finansman yönetiminde başarılı olamazsak, cari açığımızı iyice aşağılara çekmezsek ekonomide duman oluruz, o büyümeyi falan yakalayamayız. Biz bu büyümeyi yakalamak zorundayız. Öyleyse biz kendi rezervimizi eritmek için ne gerekiyorsa bunu yapacağız. Çorum'dan Şırnak'a kadar devasa damar kömürle dolu, biz önce bu kömürlerimizi eritelim. Yenilenebilir kaynaklarımızla birlikte kömür ve nükleer kaynakları etkin kullanabildiğimizde cari açık sorununun üstesinden kolayca gelebilme imkanına sahibiz."
Milliyet

Ticaret Koşuyor İnşaat Kovalıyor
Türkiye'de, bu yılın ilk 9 aylık döneminde 10 sektör için kullandırılan nakdi kredi miktarı 700 milyar lira oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Türkiye'nin 81 ilinde 10 sektör için kullandırılan toplam nakdi kredi miktarı 692 milyar lirayı aştı. Sektörlerin illere göre dağılımına bakıldığında, tarım 81 ilin 50'sinde en fazla kredi verilen sektör oldu. Ticaret kategorisi ise en fazla nakdi kredi kullandırılan sektör olarak 11 ilde öne çıktı. 5 ilde enerji, 4 ilde tekstil, 3 ilde gıda, 3 ilde metal, 2 ilde inşaat ile turizm bir şehirde de denizcilik ilk sırada yer aldı. Denizcilikte Yalova, inşaatta Eskişehir ve Siirt, turizmde Antalya ve Muğla, gıdada Konya, Rize ve Karaman, metalde Hatay, Karabük ve Osmaniye, tekstilde Kahramanmaraş, Bursa, Gaziantep ve Uşak, enerjide Ankara, Denizli, Kocaeli, Elazığ ve Batman illeri öne çıktı. İstanbul ve Ankara'da kullandırılan kredi miktarı 407 milyar liraya ulaşırken, bu rakam toplamın yüzde 59 oldu.
Milliyet

S&P Not Görünümünü Yükselterek Özür Diliyor!
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Standard & Poor's'un (S&P) Türkiye'nin kredi görünümü yükseltmesine ilişkin, "Esasında bu not yükseltme daha çok kendi hatalarını düzeltme ve kendi adına özür dileme mekanizması diye düşünüyorum" dedi. Bakan Tüfenkci, Standard & Poor's'un Türkiye'nin kredi görünümünü 'negatiften' 'durağan'a yükseltmesi ve 'BB' seviyesindeki kredi notunu teyit etmesine iliskin değerlendirmelerde bulundu._ Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Moody's ile Standard & Poor's gibi kurumları çok da ciddiye almadıklarını belirten Bakan Tüfenkci, Türkiye'nin derecelerini düşürürken ciddiye almadıkları gibi çıkarırken de derecelendirme kuruluşlarını pek önemsemediklerini söyledi. S&P'nin Türkiye'nin kredi görünümünü yükseltmesinin olumlu olduğuna ancak yeterli olmadığına dikkat çeken Bakan Bülent Tüfenkci, "Bizim yatırım yapılabilirlik oranımız baktığımızda, bu seviyelerin çok üzerinde. Birçok Avrupa ülkesinden, birçok gelişmekte olan ülkeden bizim yatırım yapılabilme seviyemizin çok daha yukarıda olduğunu, riskimizin çok daha az olduğunu biz görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Akşam

Zeybekci: Üç İranlı Banka Türkiye'ye Gelmek İstiyor
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, İran'dan Bank Pasargad, Saman Bank ve Parsian Bank'ın Türkiye'de faaliyette bulunma konusunda niyet ortaya koyduğunu bildirdi. Zeybekci, İran temaslarının ardından basın mensuplarıyla bir araya geldi ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran ile ihracat tavanının yükseltilmesine sıcak baktıklarını ifade eden Zeybekci, Türkiye'nin İran'a makine, yan sanayi, tekstil ve beyaz eşya ihracatı yaptığını ancak vergilerin çok yüksek olduğunu anlattı. Zeybekci, 3 İran bankasının Türkiye'de faaliyette bulunmak istediğini belirterek, "Bank Pasargad, Saman Bank ve Parsian Bank, Türkiye'de faaliyette bulunma konusunda niyet ortaya koydu. Buna yönelik görüşmeler devam ediyor. Ancak bu 3 İranlı banka, hala BDDK nezdinde resmi nitelikte bir başvuruda bulunmadı. İranlı bankaların da bu kapsamdaki sermaye ve diğer benzer kriterleri yerine getirmeleri halinde ülkemiz bankacılık alanında faaliyet göstermelerinin önünde bir engel bulunmuyor" şeklinde konuştu. İki ülke arasındaki ticarette milli para birimlerinin kullanılması yönündeki görüşmelerin devam ettiğini anlatan Zeybekci "Anlaşma sağlanması durumunda Türkiye İran'dan aldığı doğalgaz için Türk Lirası ile ödeme yapabilir. Bu tutara karşılık İran da Türkiye'den müteahhitlik veya farklı hizmetler alabilir" diye konuştu. Zeybekci, söz konusu anlaşmanın önünde herhangi bir engel bulunmadığını belirterek "Bunun enstrümanlarının kurulması lazım. Çin, Güney Kore ile bir miktar yapıyoruz. Bu sistem, kayıt dışı, kara para, terörün finansmanı ile ilgili kaygıları barındırmaz. Açık, şeffaf. Ne alındı, ne satıldı kayıtları tüm dünyaya açık" dedi. Zeybekci, Türkiye'nin İran'dan aldığı petrol için ödemelerin bir kısmını Türk Lirası ile yaptığını, tamamen bu sisteme geçilmesi için tarih belirlendiğini aktardı.
Star

Rus Turistlerden Türkiye'ye Kış Sürprizi
Rusya'dan Türkiye'ye geleneksel olarak ekim ayı ile birlikte sona eren charter seferlerinin, talebin sürmesi nedeniyle devam ettiği belirtildi. Diğer yandan Rusya'dan yılbaşı için en fazla rezervasyon yapılan ülke de Türkiye oldu. RBK'nın haberine göre, Rusya Tur Operatörleri Birliği ATOR'un analiz merkezi tarafından yayınlanan raporda, sonbahardaki 'düşük sezonda' Türkiye'nin Rusya pazarında lider duruma çıktığı, bunun yılbaşı tur satışlarıyla da devam etmesinin beklendiği vurgulandı. Charter seferleri yeniden başladığından beri Türkiye'ye talep yüzde 113 arttı. Tez Tour PR direktörü Larisa Ahanova, Türkiye'nin yılbaşı tur paketleri satışında da lider olduğunu söyledi. Ahanova "Türkiye lider pozisyonuna hızla geri döndü. Charter'ların başlamasıyla tur paketleri ortalama yüzde 15 ucuzladı. 5 yıldızlı otelde 7 gün herşey dahil tatilin kişi başı maliyeti 30 bin rubleye indi" dedi. TUI yetkilileri de, yüksek talebin sürmesi nedeniyle pek çok şirketin charter seferlerini kış aylarına uzattıklarını vurguladı.
Star

'Ekmek Yoksa Yaprak Yiyin'
El Ezher profesörü Saad el hilali ON televizyonundaki dini programında ekonomik krizle boğuşan Mısır halkına ilginç bir öneride bulundu. Ülkenin içinden geçtiği zorlu dönemi küresel komployla açıklayan hilali, peygamberimizin de Mekke'de böyle zamanlar geçirdiğini halkın gerekirse tıpkı onun gibi yaprak yiyerek açlığını giderebileceğini belirtti. "HZ. Muhammed ağaç yaprakları yiyerek hayatta kalmıştı" diyen Ezher profesörü, onurunu kaybetmektense halkın ölümü seçeceğinin altını çizdi. Mısır'da muhalefetin 11 Kasım'da Sisi hükümetini büyük bir eylemle protesto edeceği söyleniyor.
Star

DÜNYA

Ab İle Kırılgan Bir Dönemdeyiz
Avrupa Birliği (AB) Bakanı Ömer Çelik, idam cezasının geri getirilmesi durumunda üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını bir AB Bakanı olarak istemeyeceğini, ancak bu konuda nihai kararı halkın vereceğini söyledi. AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine hitap eden Çelik, HDP'li vekillerin tutuklanması üzerine gelen eleştirilere tepki göstererek, "Bundan sonra AB açısından kırılgan bir dönemdeyiz. AB, artık PKK konusunda çeşitli kurumlarının çifte standartlarına bir düzen getirmelidir" dedi. HDP'li vekillerin gözaltına alınmanın ardından olağanüstü gündemle toplanan AB büyükelçilerine sitem eden Çelik, aynı hassasiyeti Türkiye'ye yönelik terör saldırıları ardından da beklediklerini söyledi. Toplantı sonrası gazetecilerin Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn'ün Türkiye'ye yönelik 'Nazi dönemi' eleştirisi sorulan Çelik, Asselborn'un tarihi bilgi yanlışı olduğunu söyledi. Türk hükümetinin uygulamalarının Nazi dönemi sonrasına benzeten Çelik, "Nazilerle yapılan mücadele sırasında demokrasiyi korumak için yapılan uygulamalar. FETÖ'cülerin yanında Naziler çırak gibi kalır. İlkokul öğrencisi gibi kalır" görüşünü savundu. Avrupa'dan gelen idam uyarılarını da ret eden Ömer Çelik, şunları söyledi: "Vatandaşın talebi demokrasilerde esastır. İdam cezasının gelip gelmeyeceği tamamen halkın takdiri olacaktır Benim AB Bakanı olarak görüşüm, AB ile müzakerelerinin devam etmesidir Avrupa Komisyonu Başkanı, Türkiye'de darbe girişimi olduktan sonra hâlâ Türkiye'ye gelmemiştir. Sayın (AB Komisyonu Başkanı Jean Claude) Junker'in döneminde göç sorunu, terör sorunu, Avrupa'nın güvenlik sorunu konularında Avrupa Komisyonu en başarısız dönemini geçirmektedir. Avrupa Komisyonu'nu yönetenlerin şu andaki vizyonları, Avrupa'da şimdiye kadar görülmüş vizyonsuzluğun en büyük örneklerinden birisi olarak önümüzde durmaktadır. Kimse kimseye ders vermeye kalkmasın, parmak sallamasın. AB'ye mesajımız budur." "Türkiye'nin milli çıkarları açısından AB'ye tam üyelik perspektifinin doğru olduğunu düşünüyorum. AB ile ilişkilerini kesmiş bir Türkiye, AB için de iyi olmayacaktır. Bizim arzumuz Avrupa ile daha güçlü ilişkilerin kurulmasıdır." Edinilen bilgiye göre, AB büyükelçileri toplantıda sadece HDP'li vekillerin tutuklanması değil, son dönemde peşi sıra yaşanan temel hak ve özgürlüklere ilişkin gelişmelerden endişe duyduklarını aktardılar. Bir büyükelçinin, HDP'li vekillerin tutuklanmasının kendi ülkelerinde farklı algılandığını ve buna ilişkin hükümetin açıklamasının, AB kamuoylarını ikna etmediğini söylediği öğrenildi.
Hürriyet

Almanya'dan Türkiye'ye Yaptırım Teklifine Ret
Almanya Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn'un Türkiye'ye ekonomik yaptırım talebini geri çevirdi. Hükümet sözcüsü basın toplantısında bu konuda gelen soruya şu cevabı verdi: "Federal hükümet yaptırım tartışmalarına katılmıyor. Bizim ihtiyacımız olan, Türkiye'deki gelişmelere karşı Avrupa olarak ortak ve net bir tavır almak. Bizim Türkiye'ye çok açık bir biçimde, basına ve muhalefete baskıların AB'yle ilişkilere nasıl bir etki yapacağını göstermemiz lazım. Bizim için diyalog kanallarının açık tutulması önemli. Biz Türkiye'de basın ve muhalefete baskıyı büyük bir endişeyle izliyoruz." Hükümet Sözcüsü Seibert, gelecekte de bir yaptırım tartışmasının söz konusu olup olmayacağı sorusuna, "Ben bunu tüm zamanlar için ihtimal dışı tutamam. Siyasette bu gayet normal. Bu, hükümetin bugünkü tavrı" yanıtını verdi. Alman Deutschlandfunk Radyosu'na konuşan Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, Türkiye'de 15 Temmuz sonrası uygulamaları eleştirerek, bunların 'Nazi döneminde kullanılan yöntemler' olduğunu öne sürmüştü. Asselborn, Türkiye'nin ihracatının yüzde 50'sinin AB'ye olduğunu, Türkiye'deki yatırımların yüzde 60'ının AB'den geldiğini belirterek Türkiye'ye ekonomik yaptırım uygulanması gerektiğini savunmuştu.
Hürriyet

Amerikalılar İçin Oy Verme Zamanı
Uzun süren hareketli bir kampanya dönemi sonunda, ABD'nin 45. başkanını seçecek halk, bugün TSİ 14.00'de sandığa gidiyor. Son dönemde e-posta skandalı nedeniyle büyük sıkıntı yaşayan ve ciddi oy kaybeden Demokratların başkan adayı Hillary Clinton, FBI'dan yapılan açıklamayla derin nefes alırken, Cumhuriyetçi Donald Trump da FBI'ı suçladı. Amerikan Federal Araştırma Bürosu (FBI), yaptığı açıklamayla Clinton'ın e-postalarında yeni bir suç unsuruna rastlanmadığını duyurdu. FBI Direktörü James Comey, Kongre'ye gönderdiği mektupta, Clinton'ın e-postalarıyla ilgili araştırmanın tamamlandığını, incelenen yazılarda herhangi bir yeni suç unsuru bulunmadığını bildirdi. Comey, Clinton'ın e-postalarına ilişkin daha önce temmuzda verdikleri kararı değiştirecek bir bulgu tespit etmediklerini ifade etti. Clinton cephesi FBI'ın kararını memnuniyetle karşıladı. Clinton'ın ekibi, "Sorunun çözülmesinden memnuniyet duyuyoruz" derken, Trump cephesi ise karara ve kararın kısa sürede alınmış olmasına tepkili. Cumhuriyetçilerin başkan adayı, seçim kampanyası için bulunduğu Minnesota'da, Clinton'ın hileli bir sistem tarafından korunduğu iddiasını yineledi ve "Onun başkanlık için yarışmasına dahi izin verilmemeli" dedi. Trump, "650 bin yeni e-postayı 8 günde gözden geçiremezsiniz. Hillary Clinton suçlu, o bunu biliyor. FBI biliyor ve halk biliyor. Artık adaletin tecellisi 8 Kasım'da sandığa gidecek Amerikan halkına kalmış" diye konuştu.
Milliyet

Kıbrıs İçin İsviçre Zirvesi Başladı
Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis, dün İsviçre'de BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un da katılımıyla yeni tur görüşmelere başladı. Daha önce iki lider, geçen ay içerisinde pek çok kez bir araya gelerek, belirli konularda ilerleme sağlamaya çalışmıştı. Kıbrıs müzakerelerinin kırılma noktası olabileceği yorumlarının yapıldığı Mont Pelerin'deki zirve öncesinde konuşan BM Genel Sekreteri Ban, barışçıl çözüm bulunacağına dair umutlu olduğunu söyledi. KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı Mont Pelerin'de pazarlıkların toprakla sınırlı olmayacağını, büyük uzlaşmanın formülü için iki tarafın da atması gereken adımlar olduğunu söyledi. Akıncı müzakerelerde iki tarafın da gerçekçi ve makul hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, Türk tarafının Rumların kaygılarını gidermek için adım atmaya hazır olduğunu, buna karşılık Rumların da Türklerin güvenlik kaygılarını giderecek yaklaşımda bulunması gerektiğini belirtti.
Milliyet

'Yenilmez' Korkutuyor
İngiltere Ordusu İstihbarat Servisi, Rusya'nın geçtiğimiz yıl görücüye çıkarttığı yeni nesil tank Armata T-14'lerin son 50 yılda üretilmiş en güçlü savaş tankı olduğunu duyurdu. İngiliz İstihbarat Servisi yetkilileri son yayımladıkları raporda, Armata T- 14'lerin devrim niteliğinde bir 'savaş makinesi' olduğunu ve şu anki teknolojiyle karşısına çıkabilecek başka bir tank olmadığını yazdı. 'Yenilmez' olarak adlandırılan Armata T-14'ler, Sovyetler Birliği'nin İkinci Dünya Savaşı'nda Nazileri yenilgiye uğratmasının kutlandığı Zafer Günü'nde, geçen yıl düzenlenen askeri geçitte ilk kez görücüye çıkmıştı. İçinde insan olmadan, otomatik kumanda ile hareket ettirilebilen Armata'yı 3 kişilik bir personel kullanabiliyor. Üstelik hedefini vurmak için uzaktan kumanda ile komut verilebiliyor. Armata, 125 mm'lik otomatik kumandalı topları taşıyabiliyor. İki makineli silah ile 30 mm'lik top atar da diğer donanımları arasında. Rus medyasına göre, Armata tankları bu özellikleriyle çok alçak mesafedeki helikopter ve uçakları da düşürebilme kapasitesine sahip. 500 tonun altındaki ağırlığı ile mevcut tanklardan daha hızlı hareket edebilen Armata, saatte 80 kilometre hız yapabiliyor ve radara yakalanmıyor. Seri üretimine başlanılan tanklardan 2017'de Rus Ordusu'na 100 adet tahsis edilecek.
Vatan

POLİTİKA

Hepinizin Adresini Biliyoruz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batı'yı, Türkiye'yi zayıf düşürmek için teröre destek vermekle suçlayarak, "Şu anda pek çok çevre, pek çok ülke Türkiye'ye karşı maksat komşumun iki gözü çıksın mantığıyla bir husumet politikası yürütüyor Ne yaparlarsa yapsınlar, terör bumerang gibi bir gün dönecek, onları da vuracak. Yarın o örgütlerin hedefi haline gelmekten kurtulamayacaklar. Bizim iki gözümüzü çıkarmaya çalışanlar, sadece kaybettikleri gözleriyle kalacaklar" dedi. 2016 yılında hizmete alınan 158 elektrik santralinin toplu açılışı dün Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın katıldığı törenle yapıldı. Erdoğan toplantıda şunları söyledi: Terörle mücadele etmek, terör örgütlerinin hakkından gelmek bizim için kolaydır. Fakat şu gerçeğin de elbette farkındayız. Karşımızdaki PKK sadece üç, beş bin teröristten ibaret değil. Karşımızdaki DEAŞ sadece belli sayıda teröristten ibaret değil. Karşımızdaki FETÖ sadece ortada gözüken hainlerden ibaret değil. Karşımızdaki DHKP-C sadece bünyesindeki birkaç yüz militandan ibaret değil. Bu örgütlerin tamamın da gerisinde farklı güçler, farklı destekler, farklı projeler var. Türkiye Cumhuriyeti devleti, ilk terör eylemine başladığı 1984 yılından bu yana PKK'yı sahip olduğu ortalama terörist sayısı bakımından hesap ettiğimizde en az 6-7 defa tamamen yok etti. Ama PKK hala ortada. Çünkü birtakım güçler bu örgütün bitmesini, ülkemizin kalıcı bir huzur, istikrar ve güvene kavuşmasını istemediler, istemiyorlar. Dikkat ediniz PKK, tarihin en şiddetli saldırılarını bu dönemde gerçekleştiriyor. DEAŞ denilen örgüt hiçbir sebep olmadığı halde sürekli ülkemizde eylem arayışı içinde. Bunların İslam ile yakından, uzaktan alakası yok. DHKP-C gibi örgütler, ülkemizin hiç terörle ilgisi olmayan bölgelerinde, şehirlerinde eylem yapmak için fırsat kolluyor. FETÖ ihanet çetesi, dünyanın dört bir yanında elindeki tüm imkanları ve kaynakları ülkemiz aleyhinde faaliyet göstermek için kullanıyor. Tüm bu faaliyetlerin ortak özelliği yapanlara en küçük faydası dokunmayan, sadece ve sadece ülkemizi sıkıntıyı sokmayı amaçlayan eylemler olmasıdır. Öyle ki bazı ülkeler bu uğurda kendi geleceklerini tehlikeye atmaktan dahi çekinmemektedir. Pek çok çevre, pek çok ülke Türkiye'ye karşı maksat komşumun iki gözü çıksın mantığıyla bir husumet politikası yürütüyor. Türkiye ayağa kalkmasın. Türkiye belini doğrultmasın, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmasın. İsteseniz de istemesiniz biz muasır medeniyetler seviyesi üstüne çıkacağız. Bugün bizi sıkıntıya sokmak için terör örgütlerine kucak açanlar, silah verenler, artık kendinizi gizleminiz mümkün değil. Verdiğiniz silahlarla hepinizin adresini biliyoruz. Kim, kime ne silah veriyor. PYD, bir terör örgüttü işte. PKK'nın yan kolu. YPG, yan kolu. Apaçık bunlar ortadayken hala siz bunu savunuyorsanız ve terör örgütü DEAŞ'ı bir başka terör örgütüyle yok edeceğim gibi safiyane bir yaklaşım ortaya koyuyorsanız, kusura bakmayın, bu dünyada bunu kimse yutmaz. Yarın o örgütlerin hedefi haline gelmekten kurtulamayacaklar. Bizim iki gözümüzü çıkarmaya çalışanlar, sadece kaybettikleri gözleriyle kalacaklar. Türkiye kendisine güvenen, inanan, yatırım yapan herkese bunun karşılığını kat be kat fazlasıyla verecek potansiyele, imkana, niyete sahip bir ülkedir. Nitekim uluslar arası yatırımcıların ülkemize olan ilgisini ne terör eylemleri ne darbe girişimleri ne iki gözümüze birden talip olan fesatçılar engelleyememiştir.
Milliyet
Terörü Destekleyenler Hakkında İşlem Yapıldı
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, AB büyükelçileriyle ana gündemini bazı HDP milletvekillerinin tutuklanması konusunun oluşturduğu bir toplantı yaptı. JW Marriott Otel'deki Toplantıya, 19 ülkeden büyükelçi ve 8 ülkeden de maslahatgüzar düzeyinde katılım oldu. Son olarak yapılan açıklamalarda AB büyükelçilerinin olağanüstü toplantıya davet edilmesi gibi hususların doğru yaklaşımlar olmadığını ifade ettiğini kaydeden Çelik, "Olağanüstü toplantıya davet edilecekse bu, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı terör saldırıları sonrasında yapılmalıdır. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, ertesi gün TBMM açıldığında bütün AB büyükelçileri TBMM ile dayanışma içinde olarak mecliste bulundular. Bu tip anlamlı tavırları her zaman takdir ediyoruz ama bizim esas baktığımız yer, Türkiye-AB ilişkilerinin anlamlı bir şekilde yürümesidir" dedi. Halkın oy verdiği herkese saygı duyduklarını belirten Çelik, "Ama bir milletvekili seçildikten sonra terör örgütünü himaye eden, terör propagandası yapan, terör faaliyetlerine katılan bir tutum içerisine giriyorsa hiçbir şekilde 'Seçilmişlere dokunulamaz' eleştirisini kabul etmeyiz. Bir seçilmiş halkın taleplerini siyasi temsile çevirmek yerine terör örgütünün temsilcisi gibi davranmaya çalışıyorsa bu durumda o oy aldığı kesime karşı sorumluluğunu yerine getirmiyor demektir. Bir kişinin milletvekili olarak seçildikten sonra terör faaliyeti yapması hususunda bir serbestiyet var diye bir ilke yoktur. Burada terör propagandası yapan, teröre destek veren ve ifadeye çağrıldığı halde gitmeyenler hakkında işlem yapıldı. Nitekim çoğunun dosyasına bakalım, birçoğu da serbest bırakıldı. Eğer burada bir partiye dönük hasmane bir tavır söz konusu olsaydı o zaman biz, parti kapatmalara karşı olan bir parti olmazdık" dedi. TBMM'nin meşru bir alanda her sözün konuşulabildiği bir yer olduğunu ve mesele halkın iradesini siyasi temsile çevirmekse bunun yerinin TBMM olduğunu anlatan Çelik, ancak illegal grupların gayrı meşru eylemlerine dayanan bir faaliyet yürütülecekse o kişilerin meclisi terk etmek gibi bir seçeneği gündemlerine almalarının doğal olduğunu belirtti Avrupa Birliği'nin tutuklanan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ın güvenilir kişiler olduğu yönündeki açıklamasına atıfta bulunarak, kendilerinin kimin Türkiye'de hangi parlamenter ile görüşeceğiyle ilgilenmediğini ancak bir Avrupa kurumunun temsilcisi olarak kürsüye çıkan kişinin yanında TBMM'den bir milletvekilinin "PKK terör örgütü değildir" diyebilmesinin terör konusunda çifte standart olduğunu dile getirdi.
Milliyet

Süreç Yüzde Yüz Hukukidir
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, HDP'li vekillerin tutuklanmasına ilişkin olarak, "İlgili mahkemeler yapmıştır. Ne karar verirler, siyasetin, bizim bileceğimiz, karışacağımız bir iş değil. Yüzde yüz hukuki bir süreçtir" dedi. Rakka operasyonuna ilişkin ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'a gerekli hassasiyetleri ilettiklerini ifade eden Kurtulmuş, "Meşruiyet, eli silahlı terör gruplarıyla sağlanmaz" diye konuştu. Dün yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından basın toplantısı düzenleyen Kurtulmuş, şunları söyledi: Büyükşehir yasasıyla illerimizde büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki kaynak dağılımının doğru ve adil bir şekilde yapılması için düzenlemeler gözden geçirildi. Fırat Kalkanı ile 173 köy DEAŞ'tan temizlenmiş, terör örgütünden arındırılmıştır. Münbiç kararlılığımız ABD Genelkurmay Başkanı'na ifade edilmiş, en baştan verilen sözler gereği, Münbiç'in bir an evvel PYD tarafından tamamıyla boşaltılmasının önemi dikkatle ifade edilmiştir. Tamamı Arap olan Rakka'nın, Arap olmayan unsurlarce ele geçirilmesi ve yönetilmesinin, herhangi bir şekilde bölge barışına katkıda bulunmayacağını ifade etmek isteriz. Rakka ya da Musul operasyonunda önemli çizgilerinden birisi meşruiyet olmalıdır. Meşruiyet eli silahlı terör gruplarıyla sağlanmaz. Meşruiyet, meşru devlet yönetimlerinin, meşru silahlı güçlerinin sağladığı bir şekilde temin edilir. Laf olsun diye söylemiyoruz. PYD ya da YPG'ye, onların duruşlarına karşı olduğumuz için bunu söylemiyoruz. Rakka'nın geleceği için söylüyoruz, Suriye ve Irak'ta barışın temin edilmesi için böyle olması gerektiğini söylüyoruz ve meşru olmayan unsurlar üzerinden yürütülecek bir operasyonun ne kadar ağır bir bedel ortaya çıkaracağını biliyoruz. Bütün sonuçlarına karşı da Türkiye hazırlıklıdır. Hakkında yakalama kararı olan 3 milletvekili firari durumdaydı. Bunların 2'si yurt dışında. Nihat Akdoğan, Hakkari girişinde az evvel polisler tarafından yakalandı ve firari olan milletvekili sayısı 2'ye düştü.
Milliyet

Kritik Toplantısı Güvenlik
Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında dün güvenlik toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda terör örgütleriyle mücadeledeki son durum ile Musul ve Rakka operasyonları değerlendirildi. Başbakanlık Resmi Konut'ta, Başbakan Yıldırım başkanlığında yaklaşık 3 saat süren toplantıya, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, AB Bakanı Ömer Çelik, Jandarma Genel Komutanı Org. Yaşar Güler, Başbakanlık Müsteşarı Fuat Oktay, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Muhterem İnce ve Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok katıldı. Org. Akar, kuvvet komutanları ile birlikte Şanlıurfa'da sınır birliklerini denetlemiş, bölgedeki komutanlardan bilgi almıştı. Toplantıda, öncelikli olarak Musul ve Rakka'da DAEŞ'e karşı yürütülen operasyonların detaylı olarak ele alındığı belirtildi. Toplantıda, DEAŞ, PKK ve FETÖ ile mücadeledeki son durumun masaya yatırıldığı, atılacak adımların değerlendirildiği kaydedildi. Toplantıda, Fırat Kalkanı'ndaki gelişmelerin de ele alındığı ifade edildi.
Vatan
'Böldürmeyeceğiz'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun çağrısıyla olağanüstü toplanan Parti Meclisi, 6 buçuk saat süren toplantının ardından yayımlanan bildiride, "FETÖ, PKK ve DEAŞ terör örgütlerine yardım ve yataklık eden Saray ve AKP yöneticileri, demokrasimize ve ülkemizin bekasına yönelik en büyük tehdittir. Bu tehdit yurttaşlarımıza demokratik direnme hakkını da vermektedir" ifadelerinin yer aldığı bir bildiri yayınladı. "CHP Parti Meclisi'nden Yurttaşlarımıza" başlıklı bildiride, şunlar kaydedildi: CHP PM, 6 Kasım'da olağanüstü gündemli olarak toplanmış ve ülkemizde son dönemde yaşanan gelişmeleri üzüntü ve kaygıyla izleyen tüm yurttaşlarımıza aşağıdaki çağrıyı yapma kararı almıştır: Türkiye iyi yönetilmemektedir. Ülkemizi 14 yıldır yöneten AKP iktidarı, devlet yönetiminin her kademesine yerleştirdiği FETÖ elemanlarıyla Türkiye'yi bilinçli ve planlı bir şekilde darbe ortamına sürüklemiştir. Halkımız, Gazi Meclis'imiz ve darbeye karşı duran medyanın aldığı ortak tavır sonucunda darbe girişimi başarısız kılınmıştır. Parlamenter rejimimiz Türkiye'nin demokrasi güçleri tarafından başarıyla korunmuştur. Ancak AKP iktidarı 15 Temmuz'da yaşananlardan hiçbir ders almamıştır. Toplumsal uzlaşıyı dışlamış, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkeleri ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine dönük saldırılarını arttırarak sürdürmüştür. Yargı siyasetin güdümü altına alınmıştır. Gelinen noktada Türkiye, FETÖ ile mücadele bahanesiyle ortaya konan karanlık ve otoriter Saray darbesini yaşamaktadır. Mevcut siyasi durum halkımızın özgürlüğüne ve ülkemizin bekasına yönelik büyük bir tehdit oluşturmaktadır. 1- FETÖ üyesi olmak suçlamasıyla yargılanan bir savcı tarafından başlatılan Cumhuriyet gazetesine yönelik hukuksuz ve akıl dışı dava bir an önce sona ermelidir. Bu dava, hükümetin yönlendirmesi ve desteğiyle açılan siyasi bir davadır. Siyasi iktidar yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle cumhuriyetle yaşıt ve basınımızın simgesi olan Cumhuriyet gazetesinden adeta öç almaktadır. Basına yönelik her türlü baskıya son verilmelidir. Düşünce, ifade ve haber alma özgürlüğünün kullanılmasını engelleyen tüm baskılar ortadan kaldırılmalıdır. Tutuklu gazetecilerin tamamı serbest bırakılmalıdır. 2- Darbe girişiminde yer alan, destek veren askeri, siyasi ve bürokratik tüm unsurlar en kısa sürede ortaya çıkarılmalı ve hukuk çerçevesinde yargılanmalıdır. Öte yandan, OHAL kapsamında tutuklanan, görevden uzaklaştırılan ve ihraç edilen tüm yurttaşlarımıza adil yargılanma hakkı tanınmalıdır. İnsan haklarına aykırı muamelede bulunan ve buna meşruiyet katan tüm sorumlular yargı önünde hesap vermelidir. 3- AKP, TBMM zemininde ve seçimle gelen temsilciler ile yürütülmesi gereken çözüm sürecini, TBMM'yi hiçe sayarak doğrudan PKK ile pazarlığa girerek yürütmüştür. Ülkemizin karşı karşıya getirildiği terör ve şiddet ortamı, parlamentoyu yok sayan bu yöntemin ne kadar yanlış olduğunu kanıtlamıştır. Aynı hatayı tekrarlayan AKP, bugün de Meclis'teki milletvekillerini tutuklatarak teröre hizmet etmektedir. Hukuki süreçler tamamlanıp hüküm kesinleşmeden milletvekillerinin tutuklanması anayasaya ve Anayasa Mahkemesi'nin içtihatlarına aykırıdır. Bu hukuk dışı uygulamaya son verilmelidir. 4- Otoriter rejim; yurttaşların ifade, toplantı, örgütlenme ve girişim özgürlüklerini kısıtlamakta, tüm toplum kesimlerini yoğun bir baskı altına almaktadır. Okullara, üniversitelere, emekçilere, kadınlara, sivil toplum kuruluşlarına, iş dünyasına ve yurttaşlarımızın can güvenliğine yönelik tehditler, saldırılar, baskılar derhal son bulmalıdır. FETÖ, PKK ve DEAŞ terör örgütlerine yardım ve yataklık eden Saray ve AKP yöneticileri, demokrasimize ve ülkemizin bekasına yönelik en büyük tehdittir. Bu tehdit yurttaşlarımıza demokratik direnme hakkını da vermektedir. Demokrasimize, birliğimize, huzur ve barış ortamına karşı yapılan bu tehdidi önlemek için yapılması gerekenler bellidir. Vatanını seven, demokrasiye inanan, temel ve hak ve özgürlükleri savunan her yurttaşımız cumhuriyetimize yönelen bu büyük tehdidi bertaraf etmek için bir araya gelmelidir. CHP bu yaşamsal özgürlük, demokrasi, birlik ve bağımsızlık hareketinin öncülüğünü yapmaya hazırdır. Hiçbir yurttaşımızın kuşkusu olmasın ki CHP bu mücadelenin bütün gereklerini yerine getirecektir. Diktatörlük kurma çabaları, çok geçmeden özgürlük, hukuk ve demokrasi sevdalısı halkımızın iradesi tarafından yenilgiye uğratılacaktır. Türkiye'yi uçuruma sürükleyenler mutlaka yargıya hesap verecektir. Ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi Güven ve umut, karanlık ve korkuyu yenecektir. Türkiye Cumhuriyeti, daima ileriye gidecektir. Türkiye'yi böldürmeyeceğiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti sonsuza kadar yaşatacağız.
Vatan

SPOR

Spor Toto Basketbol Ligi'nde 5. haftanın kapanış karşılaşmasında Fenerbahçe, Darüşşafaka Doğuş'u 79-78 yenmeyi başardı, rakibine 2, yenilgisini tattırırken, 4. galibiyetine ulaştı. Mücadelenin ilk yarısı, takımların hücumdaki meziyetlerini sergilediği, savunmaları ikinci plana ittiği bir görüntüdeydi. Zaten iki ekibin de top kaybı sayısının 3 olması, Fenerbahçe'nin 2, Daçka'nın 1 top çalmayla devreyi tamamlaması aslında 20 dakikanın özetiydi. Fenerbahçe için Dixon'ın dış şutları kadar, Kazan maçında yürüyecek hali kalmayan Udoh'un 'dinlenmiş' görüntüsü de olumlu göstergeydi. Daçka ise rakibine Clyburn-Anderson ikilisiyle yanıt vererek oyunda kalmayı bildi. Maçın Euroleague sertliğine geçeceğini bekleyenler yanılmadı, savunmada doz yavaş yavaş arttı. Maça Kalinic'i 4 numarada kullanarak başlayan ve takım halindeki etkili şut performansıyla bunun avantajını yaşayan Fenerbahçe, ikinci yarıya da aynı düzende başladı ama aynı ritmi bulamadı. Bu kez aynı düzen aleyhine işledi, Daçka 8 sayı öne geçti. Ancak Fenerbahçe'de yenilgiyi kabullenmeyen lider karakterler var, dün de Dixon duruma isyan etti. Kalinic'in üçlüğüyle krizden çıkan sarı-lacivertli ekip, Dixon ile devam etti, Nunnally de onlara eşlik edince, Fenerbahçe son çeyreğe önde girdi. 8 sayı geriye düştükten sonra 33. dakikada Oğuz'u ilk kez oyuna alan ve alan savunmasına başlayan Daçka'ya karşı Obradovic'in 5 kısa hamlesi geldi. Ancak o düzende fark eridi, 36. dakikada fark 1'ken, Vesely-Udoh ikilisi yeniden sahaya girdi. Daçka dışarıya yardımları azaltmak zorunda kalınca, bu kez Nunnally devleşti. Son dakika içinde Wilbekin'in sayısı, Dixon'ın top kaybı, Wanamaker'ın faullerle takımını öne taşıması Heyecan tavan yapmıştı. Ancak son sözü bir önceki pozisyonda topu kaybeden Dixon söyledi, ne kadar yürekli olduğunu gösterdi, korkusuzca potaya gitti. Wanamaker da son sözü istedi ama ona çember izin vermedi.
Milliyet

Galatasaray'da futbolculara izin vermesine rağmen Florya'ya kapanarak, Fenerbahçe derbisi için dersini çalışan teknik direktör Jan Olde Riekerink'in, Fenerbahçe karşısında daha önce denenmemiş bir formül üzerinde durduğu öğrenildi. Hollandalı teknik adamın, güçlü bir orta saha için kolları sıvadığı ve bu yüzden Selçuk-Tolga ve De Jong'u aynı anda oynatmanın planları içerisinde olduğu bildirildi. Böylece orta alanda ipleri eline almak isteyen Riekerink'in son dönemdeki düşüşe bu şekilde mühahalede bulunmak istediği belirtildi. Kadıköy'de 4-3-3 formasyonuna dönme eğilimi içinde olan Hollandalı teknik adamın, savunmanın önünde De Jong'u görevlendireceği, Tolga ile Selçuk'u ise sağ ve sol tarafta kullanacağı bildirildi. Riekerink'in Selçuk ve Tolga'dan kanat savunmasına da zaman zaman destek vermelerini isteyeceği dile getirildi. Fenerbahçe'nin etkili kanat isimlerine sahip olması yüzünden bu düşüncede olan Riekerink'in, öncelikle orta sahada ipleri eline alarak oyunu kontrol altında tutmaya çalışacağı vurgulandı. Ayrıca forvet ile savunma arasındaki koordinasyon da bu şekilde tam olarak sağlanmış olacak. Bugünden itibaren Fenerbahçe derbisinin hazırlıklarına başlayacak olan sarı-kırmızılılarda Riekerink'in şu an için kafasında bu sistem olduğu ancak milli maçlar sonra bu kararını netleştirip antrenmanlarda bu sistemi çalıştıracağı ifade edildi.
Milliyet

2018 Dünya Kupası elemelerinde mücadele eden A Milli Takımımız bir yandan da yurt dışındaki futbolcu arama-tarama faaliyetlerini sürdürüyor. Özellikle Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Danimarka ve İsviçre gibi Türk nüfusun yoğun olduğu ülkelerdeki çalışmalarda belirlenen son aday Kerem Demirbay oldu. Uzun süredir Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim ve ekibi tarafından takip edilen ve ay-yıldızlı formaya kazandırılması için uğraşılan Kerem için Almanya Futbol Federasyonu ile mücadele ediliyor. Geçen sene Yunus Mallı konusunda iki ülke federasyonu arasında ciddi bir rekabet yaşanmıştı. Şimdi benzer yarış Hoffenheim forması altında sergilediği performansla alkış toplayan 23 yaşındaki Kerem için de gündeme geldi. Bundesliga'da bu sezon yıldızını parlatan yetenekli orta saha, 9 maçta 3 gol ve 2 asiste imza attı. Aynı zamanda son olarak Bayern Münih ile deplasmanda 1-1 berabere kaldıkları maçta attığı enfes gol ve sergilediği futbolla yıldızlaşan gurbetçi futbolcu, Almanya'nın iştahını kabarttı. Öyle ki Hoffenheim kulübü, Türkiye'den giden davet haberini resmi sitesine koydu. Bunun üzerine Alman yetkililerin girişimleri ve pasaport prosedürü engel çıkardı. Davet haberi siteden derhal çıkarıldı. Ancak gurbetçi futbolcunun kalbinde ay-yıldızlı formanın bulunduğu belirtildi. Hatta kendisine Türkiye'den gelen teklife 'evet' demesine rağmen Türk pasaportu olmaması sıkıntı çıkardı. Alman basınında yer alan haberlerde de, Kerem Demirbay'ın Futbol Federasyonu yöneticilerine ısrarla Türkiye'yi istediğini söylediği ve pasaport işlemlerini en kısa sürede tamamlayarak FIFA'dan gerekli izni aldıktan sonra forma giyeceğini söylediği yazıldı. mut.eren@milliyet.com.tr Kerem Demirbay'ın milli takım konusunda Türkiye'yi seçmesi geçmişe dayanıyor. U17 Milli Takımı'ndan itibaren ay-yıldızlı formayı giyen Kerem, A Milli Takım noktasında da kararından vazgeçmiyor. Bir süredir pasaport işlemleriyle uğraşan başarılı futbolcu Türkiye için forma giyeceği günü iple çekiyor. Hoff enheim'in sezon başında 1.7 milyon euro bonservis bedeli karşılığında Hamburg'dan kadrosuna kattığı 23 yaşındaki Kerem Demirbay, Bundesliga'da 8 maçta forma giyerken 3 gol, 2 asistle 5 gole katkı verdi.
Milliyet

Robın van Persie'nin göz kapağında yırtık vardı. Aldığı darbeden gözü mosmor olmuştu. Doktorlar hassas bir çalısma yapıyorlardı. Hollandalı futbolcuya müdahale edilen odanın kapısı çalındı. Güvenlik görevlisi içeri girdi. "F.Bahçeli bir çocuk, Van Persie'yle görüşmek istiyor" dedi. "Buyursun gelsin" dendi. Odanın kapısı açıldı, içeri ağzı burnu dağılmış bir çocuk girdi. İşte, o çocuk ve Robin van Persie'nin verdiği insanlık dersinin hikayesi: Hollandalı futbolcunun göz kapağı yırtılıp, Manisa Devlet Hastanesi'ne kaldırılması, büyük bir hareketliliğe yol açtı. Hastanede çok F.Bahçe taraftarı vardı. Bunlardan biri de 7-8 yaslarında bir çocuktu. Üzerinde F.Bahçe forması vardı. Akhisar maçında su satıyordu. Darp edilmişti. Dayak yemiş, ağzı burnu dağılmıştı. O da Van Persie gibi hastanenin acil servisinde tedavi görüyordu. RvP'nin hastaneyi getirildiğini öğrenince de yıldız futbolcuyu görmek istedi. Çocuk yedigi dayak yüzünden acılar içindeydi. Ancak Van Persie'nin geldiğini öğrenince kendi acılarını unutmuştu. İzin alındı, Van Persie'nin odasına girdi, "Geçmis olsun" dedi. Bu sırada Van Persie'nin tomografisi çekildi, muayenesi yapıldı. Ancak Hollandalı'nın aklı çocukta kalmıştı. RvP, çocuğu çağırdı, Akhisar maçında giydiği üzerindeki kanlı forma ve şortu çıkarıp, minik hayranına hediye etti. Van Persie, hasta yatagında kendi acısını unutup, insanlık dersi verirken, minik taraftarın da tedavisine bir anlamda yardım etmis oldu. Fenerli sucu çocuk, Van Persie ile tanışması ve yıldız futbolcunun kendisine forma hediye etmesi sonrası "İyi ki basıma bunlar geldi. Çok güzel bir şey yasadık" dedi. Bu dramatik olay Başkan Aziz Yıldırım'a anlatıldı. Yıldırım, "Çocuğa da müdahale etseydiniz" dedi. Doktor olan Yönetici Barış Aydil de "Merak etme başkan, gerekeni yaptık" dedi.
Akşam

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme