16 Kasım 2016 Çarşamba

16.11.2016 Genel Gündem



16.11.2016

GÜNDEM

'2010'da Seçilen 160 Yargıtay Üyesinden 120'sı Cemaat Üyesiydi'
FETÖ soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıp serbest kalan eski HSYK üyesi Kerim Tosun'un ifadesi ortaya çıktı. Tosun, 23 sayfalık ifadesinde yargıdaki cemaat yapılanmasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tosun, 2010 yılında Yargıtay'a üye olarak seçilen 160 üyeden 120'sinin cemaat mensubu olduğunu iddia etti. Tosun, cemaat açısından önemli olan dosyalar için talimat geldiğini de söyledi. Tosun, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak ve Başsavcıvekili Hakan Pektaş koordinesinde süren soruşturmada, 12 Ekim'de ikinci kez ifade verdi. Üniversite 4. sınıftan itibaren Fetullah Gülen cemaatine dahil olduğunu söyleyen Tosun'un ifadesi özetle şöyle: "Ben daha sonra Datça'ya atandım. O dönem 28 Şubat olayları olunca cemaat faaliyetlerde bulunmamaya başladı. 2001 yılında Yargıtay Savcılığı'na geldim. Benimle birlikte cemaat mensubu 25 kişi o dönemde Yargıtay Savcılığı'na geldi. Şubat 2011 tarihinde yapılacak Yargıtay üyeliği seçimleri için bir grubun kurulduğunu biliyorum. Bu grup Yargıtay üyesi seçilecek 160 kişiyi belirleyecekti. 160'lar olarak belirtilen Yargıtay üyelerinin yaklaşık 120'ye yakınının cemaat mensubu olduğunu biliyorum. Ben bu kişilerin tümünün daha önceden cemaat mensubu olduğunu bilmiyordum. Ancak cemaatin talimatıyla hareket tarzı belirlenmesi üzerine bu kişilerin cemaat mensubu olduğunu anladım. Yaklaşık 1-2 ay sonra Muharrem Karayol'un evinde toplandık. Karayol, cezacı olan Yargıtay üyelerinin grup sorumlusuydu. Benim içinde bulunduğum grubun sorumlusu ise Turgut Emiroğlu idi. Evdeki toplantıda Yargıtay üyelerini ceza daireleri ve hukuk daireleri olarak ayırdıklarını anladım. Maaşımızın yüzde 10'unu himmet olarak vermeye başladık. Sohbetlerin yapıldığı toplantılar, grup sorumlusu Turgut Emiroğlu'nun evinde başladı. Bu toplantılarda dairede olan önemli dosyaların görüşülmesi, bu dosyalardan fotokopi çekilip Turgut Emiroğlu'na verilmesi de görüşülüyordu. Turgut Emiroğlu, sohbet toplantılarında daha önceden yazılan bir notu çıkarak bize bu notu okuyordu. Bu notta Yargıtay'da yapılan oylamalarda kime oy verileceği, nasıl hareket edileceği yazılıydı. Turgut Emiroğlu, kendisinin üstü olan sorumlulardan gelen talimatları bize bildirirdi. Dairemizde görülen bazı dosyalar için bu şekilde talimat geldiği doğrudur. Cemaatin talimatı üzerine hangi dairede hangi üyenin görev yapacağı belirlendi. Bu belirleme sırasında Fetullah Gülen cemaati mensubu olan kişiler 4. Hukuk, 18. Hukuk, 4. Ceza, 5. Ceza, 8. Ceza, 9. Ceza, 11. Ceza, 14. Ceza, 15. Ceza dairelerinde heyet çoğunluğunu sağlayacak şekilde dağıtım yapıldı. Ben HSYK üyesi seçildikten sonra Nazmi Dere'nin HSYK sorumlusu olduğunu gördüm. Hukuk Dairelerinin sorumlusu Yargıtay üyesi Ali Akın'dı. Ceza Daireler'inin sorumlusu Muharrem Karayol'du. Daha sonra Salih Sönmez ceza dairelerinin sorumlusu oldu. Bu Hukuk ve Ceza Daireleri'nin sorumlularının üstünde ise Yargıtay İmamı olan İlyas Şahin vardır. Aydın Boşgelmez bana Hüseyin Yıldırım, Nazmi Dere, Aydın Boşgelmez, Selahattin Atalay ve Önder Aytaç'dan oluşan bir kurul ile toplanıp karar verdiklerini söyledi. Bu kurulda sadece Yargıtay üyelerinin değil Danıştay'dan bazı üyelerin de olduğunu duydum. Ben İlyas Şahin'in bu nedenle sadece Yargıtay'dan değil Danıştay dahil olmak üzere tüm yargıdan sorumlu imam olduğunu biliyorum. Yargıtay'da yapılan HSYK'ya, YSK'ya, Uyuşmazlık Mahkemesi'ne üye belirleme, boşalan daire başkanlarının belirlenmesinde kime oy verileceğini mutlak surette grup sorumlusu toplantılarda söylüyordu. Turgut Emiroğlu kime oy vereceğimizi belirtirdi."
Hürriyet



Boris Türkiye'nin En Büyük Savunucusu
Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'de 2004'te kaldırdığı idam cezasının yeniden yürürlüğe koyması yönündeki çağrılar Avrupa Birliği ile Ankara arasında gerilime neden olurken, bu konu AB içinde görüş ayrılıklarını tetikledi. İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Brüksel'deki AB Dışişleri Bakanları toplantısı öncesi ITV'ye yaptığı açıklamada idam cezası nedeniyle Türkiye'nin 'köşeye sıkıştırılmaması gerektiği'ni söyledi. 15 Temmuz darbe girişimine atıfta bulunan Johnson, "Türkiye'de yaşananlar ortak çıkarlarımızın aleyhindeymiş gibi aşırı bir tepki vermemeliyiz. Çok ciddi bir durum, çok ciddi bir darbe girişimi ile karşılaştıklarını unutmayalım" dedi. Johnson geçen ay Türkiye'yi ziyaretinde bombalanan TBMM'yi de gezmişti. Johnson daha sonra AB Dışişleri Bakanları toplantısında yaptığı konuşmada da Türkiye'deki idam cezasıyla ilgili AB'den gelen tepkilere değindi. AB ülkelerinin 1980'ler ve 1990'larda idam cezasını kaldırmak için kendilerine zaman tanınmasını istediklerini belirten İngiltere Dışişleri Bakanı, idam cezasının AB üyeliği için 'otomatik bir bariyer' olmaması gerektiğini savundu. Toplantıda Johnson'a ilk itiraz Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'den geldi. Mogherini, idam cezasının 'açıkça AB üyelik kurallarına uymadığı'nı anımsatırken, diğer bakan ve diplomatlar da Johnson'ın, bu çağrıyla AB üyelik kurallarının Türkiye için hafifletilmesini istediği şeklinde yorumladı. Financial Times gazetesine konuşan bir diplomat Johnson'ın sözleri için "inanılmaz" yorumunu yaptı. Independent'a görüşünü sorduğu İngiltere Dışişleri'nden bir diplomat ise Johnson'ı savunup, "Dışişleri Bakanı asla Erdoğan'ı savunmuyordu, sadece gerçekleri söylüyordu" dedi.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 129,8475-130,0163                       
ABD Doları 3,2896-3,2931/Euro 3,5291-3,5329/İngiliz Sterlini 4,0967-4,1025             

'İş'imiz Sıkıntıda
Türkiye'de yılın üçüncü çeyreğinde yavaşlayan ekonomi işsizlik oranlarında da kendini gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ağustos döneminde işsizlik oranı yüzde 11.3'e çıktı. Böylesine yüksek bir işsizlik oranına en son 2015'in ocak ayında ulaşılmıştı. TÜİK'in mevsim etkilerinden arındırılmış olarak açıkladığı işsizlik oranı ise yüzde 11.4'e çıktı. Bu da son 6 yılın en yüksek işsizlik oranı. Sanayi, eğitim, sağlık, kamu, inşaat ve ulaştırma sektörlerindeki istihdam kaybı işsizlikteki yükselişin de nedeni. Ağustosta sanayide 30 bin, eğitimde 48 bin, sağlıkta 61 bin, kamuda 24 bin, inşaatta 8 bin ulaştırma sektöründe ise bin kişilik istihdam azalması yaşandı. Haziran, temmuz ve ağustos aylarına bakıldığında ise tablo biraz daha kötüleşiyor. Son üç ayda sanayideki istihdam kaybı 162 bin kişiye ulaştı. Eğitim 276 bin kişilik kayıpla zirvede. Sağlıkta 94 bin kişi işini kaybetti, inşaatta 96 bin, ulaştırmada ise 122 bin kişi son üç ayda işinden oldu. Kamuda ise bu rakam 30 bin olarak belirlendi. TÜİK verilerine göre işsizlik oranı, ağustosta geçen yılın aynı dönemine göre 1.2 puan artarak yüzde 11.3 oldu. İşsiz sayısı da 435 bin kişi artarak 3 milyon 493 bin kişiye ulaştı. 3 milyon 493 bin işsiz rakamına TÜİK'in yeni yöntemiyle verilerin hesaplandığı 2005 yılından beri hiç rastlanmamıştı. Aslında ağustosta işsiz sayısı tarihi zirvesini görmüş oldu. İşsizlik oranı, ağustosta temmuza göre de 0.6 puan arttı. Temmuzda işsizlik oranı yüzde 10.7 idi. Ağustosta tarım dışı işsizlik geçen yıla göre 1.3 puanlık artışla yüzde 13.7 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 1.6 puanlık artışla yüzde 19.9 olurken, bu oran 15-64 yaş grubunda 1.2 puanlık artışla yüzde 11.5'e çıktı. Haziran, temmuz, ağustos işsizlik verileri olumsuz trendi ortaya koydu. Üç ayda sektörlerde büyük istihdam kayıpları gözlenirken ekonomideki yavaşlamanın işsizlik oranına etkisi büyük oldu. Sonbahar aylarıyla birlikte işsizlikte çift haneli seviyenin sürmesi beklenirken temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan yılın üçüncü çeyreğinde ekonomide bir küçülme beklentisi var. Bununla beraber yıl sonuna kadar işsizliğin yüzde 12 seviyesine çıkması olasılık dahilinde.
Hürriyet

Çözüm İçin Yanınızdayım
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından İstanbul'da düzenlenen ve yüzlerce ihracatçının katıldığı 'İhracat Zirvesi'nde Başbakan ve bakanlar ihracatçıları dinledi. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın da yeraldığı 'İhracat Zirvesi'nin basına kapalı gerçekleşen son bölümünde ihracatçıların en önemli gündem maddesinin finansmana erişim, vergiler ve Avrupa Birliği ile yaşanan sorunlar olduğu öğrenildi. 28 konsey temsilcisinin üçer dakikalık sürede ihracatın sorunlarını anlatmasından sonra Başbakan Yıldırım ve kabine üyeleri ihracatçılara yanıt verdi. Başbakan Yıldırım'ın ihracatçılara "Daima demokrasi, hukuktan yana oldunuz. Milletine güvenen kazanır. Ekonomi için güven ve istikrar şarttır. Burada bazı arkadaşlarımın kötümser ruh halini gördüm. Bu durum hak ettiğimiz bir durum değildir. Büyük bir darbe belasından kurtulduk" dedi. Edinilen bilgilere göre ihracatçılar şu konuları öne çıkardı: AB ile inişli çıkışlı siyasi ilişkilerin ticari hayatı engellememesi. Otomotiv, elektronik ve enerji gibi sektörlerde ÖTV ve KDV indirimleri. Fabrikalarda elektrik kullanımında indirim. Çalışan vergi yükünün hafifletilmesi. Turizmin tekrar canlandırılması. Rusya ile ilişkilerin düzelmesine rağmen bazı sektörlere çıkarılan zorlukların giderilmesi. Bürokrasi nedeniyle işlerin yavaşlaması ve ihracatın düşmesi. Finansmana erişiminde destek olunması. Avrupalı bankaların teminatları kabul etmemesi. Türkiye'deki liman masraflarının yüksek olması. Edinilen bilgiye göre konsey temsilcilerinden en çok TİM Sektörler Konseyi Makine ve Aksamları Sektör Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran'ın konuşması dikkat çekti. Dalgakıran'ın "Başınızı ağırtmak istemiyorum. Taleplerimizi yerine getirir, yaparsanız başımız göğe ermeyecek. Yapmaz iseniz de batmayacağız. Dünyada en yüksek teşviki veren hükümetsiniz ama bir patent çıkaramıyoruz. Bu teşvikle istenilen ivmeyi kazandıramıyorsak mesele teşvik meselesi olmadığını anlıyoruz. Para değil kurumsal istikrar, demokrasi, şeffaflık ve iyi uluslararası ilişkiler istiyoruz" dediği öğrenildi. Toplantıya katılanlardan edinilen bilgiye göre ihracatçılardan sonra söz alan Başbakan Yıldırım herkese teşekkür ettikten sonra şöyle konuştu: "Dünya zor günlerden geçiyor. 2008'den beri küresel kriz devam ediyor. Küresel ticaretteki daralma en önce sizleri etkiliyor. Pazar daralınca rekabet konusu öne çıkıyor. Şimdi yeni çareler ve yöntemler geliştirmek gerekiyor. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta çok büyük destek vereceğiz dedik. Karşılaştığınız her sorunun çözümü için yanınızdayım. Şahsen yanınızdayım. Enerjimizi azaltan bürokrasi canavarına karşı birlikte mücadele verelim. İstikrarın bozulacağı ve ekonominin kötüye gideceği algı operasyonu var ama ne yaparlarsa yapsınlar başarılı olmayacaklar. Yaptıkları iş insanlığa sığmıyor." Yıldırım, sadece bir sefer tedbir alıp, "Tamam gerekeni yaptık" demeyeceklerini ifade ederek, geçen yıl yapılan ihracatın üzerine daha fazla ne kadar ihracat yapılırsa, onu ayrıca destekleyeceklerini söyledi. Hükümet sistemini, mevcut Anayasa ile uyumlu hale getirmek istediklerini de belirten Yıldırım, "Böylece bu alandaki enerji kaybına da son vermek istiyoruz. Bu da belli. Sınırlı bir değişiklik yapacağız, en kısa sürede de referanduma götüreceğiz. Ondan sonra seçim falan yok. 2017'de seçim yok, 2018'de de yok, 2019'a kadar hiçbir şey yok. İşinize gücünüze bakın kardeşim. Şimdi seçim zamanı değil, geçim zamanı" dedi.
Hürriyet

Komisyonumuzu İsteriz!
Bankaların müşterilerinden aldığı ücret ve komisyonlar tekrar tartışma masasında. Başbakan Binali Yıldırım ile geçtiğimiz günlerde Çankaya Köşkü'nde bir araya gelen bankacılık sektörü temsilcileri kaynak maliyetlerinde düşüş olmadığını, bu nedenle de iç talebin canlanması için yapılan faiz düşüşlerinin uzun vadede beklenen etkiyi yapamayacağını belirttiler. Bankacılık sektöründen edindiğimiz bilgilere göre, bankalar son olarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) kredi kartı harcamalarından alınan faiz oranlarının üst limitlerinde 1 Ocak 2017'den itibaren geçerli olacak indirim düzenlemesinden rahatsız oldular. Maliyetlerinin düşmesini isteyen bankalar, ücret ve komisyon gelirlerindeki azalmayı gerekçe göstererek bu alandaki kısıtlamaların yeniden düzenlenmesini istiyor. Bu konuyu Başbakan Yıldırım ile yapılan toplantıda dile getiren bankacılık kesimi Türkiye Bankalar Birliği (TBB) bünyesinde yeni bir çalışma başlattı. TBB'nin yapacağı çalışma Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) sunularak yeniden tartışmaya açılacak. Merkez Bankası'nın kaynak maliyetlerinin düşmesine yönelik olarak mevduat karşılıklarında yaptığı düzenlemelerin maliyetleri düşürmede beklenen etkiyi yapamayacağını belirten bir bankacı, "Merkez Bankası'nın maliyetlerimizi düşürmeye yönelik attığı adımların çok etkili olmasını beklemiyorum. Henüz bu alanlarda ne olup biteceğini anlamadan bu kez de kredi kartı harcamalarından alınan Tür Lirası (TL) ve döviz harcamalarındaki tutarların faizlerinde indirim düzenlemesinin 1 Ocak'tan itibaren uygulanacağı açıklandı. Sektör olarak daha önce bankaların verdikleri ücret ve komisyonlara getirilen kısıtlamaların tekrar gözden geçirilmesini istemiştik. Bu talebimiz üzerinde çalışılıyor. Bu konu tekrar tartışmaya açılacak" dedi.
Milliyet

Türkiye - İsrail Doğalgaz Boru Hattında İlk Temas
Türkiye ile İsrail arasında inşa edilmesi öngörülen doğalgaz boru hattı projesini tartışmak üzere kurulan çalışma grubu, ilk toplantısını geçen hafta İstanbul'da yaptı. AA muhabirinin, İsrail'in Ankara Büyükelçiliği yetkililerinden edindiği bilgiye göre, Türkiye ve İsrail enerji bakanlıklarının yetkilileri, İsrail gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak doğalgaz boru hattı projesinin detaylarını görüşmek üzere geçen hafta İstanbul'da bir araya geldi. Toplantıda, projenin teknik detayları ve uygulanabilirliği ele alındı. Bu yıl ekim ayında İstanbul'da gerçekleştirilen 23. Dünya Enerji Kongresi'nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, İsrail Enerji, Altyapı ve Su Kaynakları Bakanı Yuval Steinitz ile bir görüşme gerçekleştirmişti. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada, tarafların, iki hükümet arasında özel bir diyalog kanalı açmaya karar verdiği ve bu kapsamda projenin inşasının mümkün olup olmadığı ve fizibilitesinin görüşüleceği bildirilmişti. Daha sonra iki ülke yetkililerinden oluşan bir çalışma grubu oluşturulmuştu. İsrail'in en büyük doğalgaz sahası olan Leviathan ve Tamar'da yaklaşık 800 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunduğu tahmin ediliyor.
Milliyet

Yüzde 4.5'lik Büyümeyle Ancak Yerimizde Sayarız
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye'nin yüzde 5' in altında büyüdüğü sürece yerinde sayan bir ülke konumunda olacağı uyarısında bulundu. Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen İhracat Zirvesi'nde konuşan Zeybekci, açıklanan işsizlik oranlarıyla ilgili olarak "Ekonomi Bakanı kürsüye çıktı, işsizlik rakamları yüzde 11.3 çıktı, adam bir kelime bile bahsetmedi demeyin" dedi. Türkiye'nin yüzde 5'in altında büyüdüğü sürece mutsuz olacak bir ülke olduğunu belirten Zeybekci, şunları söyledi: "Yüzde 4.5'ler seviyesinde olduğu zaman Türkiye yerinde sayan bir ülke demektir. İşsizliği düşmeyen bir ülke demektir. 27 çeyrekten bu yana Türkiye yüzde 5 ortalama ile büyüyor ve işsizlik artıyor. Biliyoruz, sadece doğum oranı değil, sadece iş gücüne katılımla yani 'Ben çalışmıyorum arkadaş' diyen ev hanımlarıyla veyahut kırsaldan kente göçün de katılımıyla iş gücüne katılımdan kaynaklanan 700 bin ekstra insan iş gücüne katıldı. Nüfus artış hızımız, yani net doğum oranı hariç… Türkiye olarak biz ortalama yüzde 5'in üzerinde büyümek zorunda olan bir ülkeyiz. Eşittirden sonraki rakam var ya orada yüzde 5.5-6.5 yazıyor. Eşittirin önündeki formülleri sen dolduracaksın. Bütçe ve mali disiplinden taviz vermeden cari açığı finanse edilebilir bir seviyede tutarak, büyümeyi yüzde 5.5- 6.5 aralığında tutacaksın ki, işsizlik yüzde 10'un altına doğru inmeye başlasın. Bunu yapmadığımız sürece sonuç budur. Onun için yeniden mili seferberlik gerekiyor."
Vatan

Yatırım Milli Takımı Abd'de İkna Turunda
Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) Başkanı Arda Ermut, jeostratejik pozisyonları ve insan kaynaklarının yabancı yatırımcıların Türkiye'ye baktıklarında ilk dikkatini çeken hususlardan biri olduğunu söyledi. ABD'li şirketlerin Türkiye'deki yöneticilerinin New York'ta 'Business Ambassadors' (İş dünyası elçileri) adlı organizasyonda uluslararası yatırımcılarla buluşmasını değerlendiren Ermut, "Türkiye 1.6 milyarlık nüfusa, 28 trilyon dolarlık toplam GSYH'ye hızlıca ulaşılabilinen bir konumda. Hiçbir çok uluslu şirket bunu es geçemiyor" dedi. Türkiye'de yatırım yapmış pek çok ABD'li devin olduğunun altını çizen Ermut, söz konusu şirketlerin tepe yöneticilerinin ABD'ye gelerek ülkedeki ortamı anlatma konusunda çok istekli olduklarını söyledi. Arda Ermut, şöyle konuştu: "Bizzat Amerikalı yatırımcılar, Türkiye'deki durumun ne kadar iyi olduğunu burada bizzat anlattıklarında, bizim anlatmamızdan çok daha etkili oluyor. Bize geri dönüşler de o şekilde. Bu sefer de 14 kişiden oluşan bir ekiple geldik. Çoğunluğu da Amerikalı şirketlerin Türkiye'deki CEO'ları. Bir nevi yatırım milli takımı gibi New York'a gittiler ve Türkiye'nin yatırım ortamını kredi kuruluşlarına, medyaya, yatırımcı gruplarına anlattılar."
Vatan

Çılgın Türkler Satmazsa
Morgan Stanley, Türkiye'de yeniden dolarizasyon gerçekleşmesi durumunda Türk lirasının dolar karşısında en az 3.40'a kadar yükselebileceğini bildirdii. Morgan Stanley'e göre "Çılgın Türklerin" desteğini çekmesi dün 3.30 seviyesini test eden doları 3.40'a kadar yükseltebilir. Morgan Stanley analistleri, dolardaki geri gelişlerin sınırlı kalmasının dövizi olan Türkler'in de kafasını karıştırdığını ve kararsız bıraktığını belirttiler. Analistler Ercan Ergüzel ve James Lord, Türkler'in yeniden döviz mevduata yönelmesinin liradaki değer kaybını derinleştireceğini öne sürdüler. Yurt içi yerleşikler darbe girişimi sonrası döviz bozdurarak Türk Lirası'nın aşırı değer kaybetmesinin önüne geçmişti. Ancak analistlerin dün yayınladığı nota göre bu durumun fazla uzun sürmesi beklenmiyor. "Döviz mevuduatları ve dolarizasyon oranları Temmuz öncesi seviyelerine dönerse dolar/TL en az 3.40'a kadar gidebilir" diyen analistler, döviz mevduatlardaki düşüşün devam etmesinin çok mümkün görünmediğini ve her an tersine dönebileceğini belirtti. Analistler sadece yurt içi yerleşiklerin desteğini çekmesinin doların 3.40'a çıkması için yeterli olacağını söyledi. Analistlerin dikkat çektiği bir başka konu ise Türk şirketlerin döviz borçları. Notta, önümüzdeki dönemde şirketlerin de tarihi yüksek seviyelerdeki kısa döv iz pozisyonlarını kapamak için döviz mevduatlarını güçlendirme konusunda daha fazla baskıyla karşı karşıya kalabileceği belirtildi. Analistler, "Türk lirasındaki ve döviz mevduat makaslarındaki düşüşe bağlı olarak döviz mevduatların cazibesi artacaktır" dedi.
Vatan

DÜNYA

Mursi'nin İdam Kararı Temyizden Döndü
Mısır Yüksek Temyiz Mahkemesi, darbeyle görevden uzaklaştırılan eski Devlet Başkanı Muhammed Mursi'nin, "hapishaneler baskını" davasında aldığı idam cezası kararını bozdu. Mahkeme, yargılamanın yeniden yapılmasına hükmetti. Mursi 2011 yılındaki halk ayaklanması sırasındaki cezaevinden toplu firardan suçlu bulunarak yargılanmış ve 2015 yılında da idama mahkum edilmişti. 2011 yılındaki ayaklanmadan sonra ülkedeki ilk demokratik seçimle Mısır'ın devlet başkanlığına seçilen Mursi, 2013 yılında General Abdül Fettah el Sisi tarafından darbeyle devrilerek tutuklanmış, Sisi aleyhine yoğun protesto gösterileri düzenlenmişti. Darbeden hemen sonra tutuklanan Mursi, aralarında casusluğun da bulunduğu diğer suçlardan ağır hapis cezasına çarptırılmıştı. Temyiz mahkemesinin kararı, Mursi'nin idam edilemeyeceği anlamına geliyor. Kahire Ceza Mahkemesi'nde 16 Haziran 2015'te görülen duruşmada, yargıç Şaban eş-Şabi başkanlığındaki yargı heyeti, Mursi'nin de içinde bulunduğu 6 sanığın idamına hükmetmişti. Aynı davada 21 sanık hakkında ise müebbet (25 yıl) hapis cezası verilmişti. Mursi, yüksek mahkeme tarafından bozulan "hapishaneler baskını" davasından idam cezasının yanı sıra, "büyük casusluk" davası 25 yıl, "İttihadiye Sarayı" olayları davasından 20 yıl, "Katar adında casusluk davası" nda 40 yıl olmak üzere toplamda 85 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yargıya hakaret davasının duruşmaları ise devam ediyor.
Milliyet

Kabinede Görev Kavgası
ABD'nin seçilmiş başkanı Donald Trump, bir yandan başkanlık için gerekli çalışmalarını sürdürürken, diğer yandan da koltuğa oturana kadar geçecek sürede ekibini de belirlemek amacıyla çalışmalara devam ediyor. Başkan Yardımcısı olacak Mike Pence ile New York'ta biraraya gelen Trump, kabineye atanacak kişiler hakkında onunla istişarelerde bulunurken, arka planda da, "takıma girebilmek" için ciddi bir mücadele yaşandığı, hatta tartışmalar ve anlaşmazlıklar olduğu belirtiliyor. Cumhuriyetçi Parti içindeki bu anlaşmazlığın da, özellikle kimlerin hangi göreve geleceği konusunda yoğunlaştığı ifade ediliyor. CNN'in haberine göre, geleneksel Cumhuriyetçiler ile alternatif kanat arasında görevler konusunda bir çatışma ortamı bulunuyor. Bunun dışında, Trump'ın geçiş kabinesinde yer alan geleneksel isimlerden Reince Priebus ile "Breitbart" haber sitesinin tartışmalı yöneticisi Steve Bannon arasında bir güç savaşı yaşandığı da iddialar arasında. Bu arada Trump, yaptığı atamalar sonrası kendisine yöneltilen eleştiriler nedeniyle tavrında değişikliğe gitti. Trump'ın, ırkçı çevrelere yakınlığıyla bilinen kampanya menajeri Bannon'ı baş stratejisti yapması üzerine gelişen tepkileri yumuşatmak amacıyla "farklı" isimlere yöneldiği bildiriliyor. Nitekim Trump'ın, tepkiler sonrası, ABD'nin BM Daimi Temsilciliğine eşcinsel olduğunu açıklayan Richard Grenell'i, Cumhuriyetçi Parti'nin başına da bir kadını getirmeyi düşündüğü ifade ediliyor. Grenell, BM Daimi Temsilcisi olarak atanırsa, bu, ülke tarihinde bir ilk olacak. Bununla birlikte Trump yönetiminde başkan yardımcısı olacak olan Mike Pence'in eşcinsel evliliklere karşı olduğu biliniyor. Ayrıca Trump'ın Cumhuriyetçi Parti başkanlığına bir kadını getirerek, taciz suçlamaları ve kadınları aşağılayan sözleri nedeniyle oluşan tepkileri kırmaya çalışacağı belirtiliyor. Trump'ın Cumhuriyetçi Ulusal Komitesi'nin başkanlığı için partinin Michigan eyaleti yöneticisi Ronna Romney McDaniel'i düşündüğü kaydediliyor. McDaniel göreve gelirse, ABD tarihinde ikinci kez bir kadın, Cumhuriyetçilerin başına geçmiş olacak. Bloomberg ajansı ise, Trump'ın geçiş kabinesinde yer alan eski istihbarat komite başkanı Mike Rogers'ın, ekiptekilerin itirazı üzerine ayrılmak zorunda kaldığını yazdı.
Milliyet

Abd Polisi Trump'a Başkaldırdı
ABD'de 8 Kasım'daki başkanlık seçimlerinden zaferle ayrılan Donald Trump'ın iktidarı döneminde kaçak göçmenleri sınır dışı etme planına güvenlik güçlerinden de tepki geldi. Los Angeles Polis Teşkilatı Şefi Charlie Beck, hafta başında düzenlediği basın toplantısında, Trump'ın başkanlığı döneminde kaçak göçmenlere yönelik tutumlarını değiştirmeyeceklerini belirtti. Trump seçim kampanyası boyunca, göreve gelmesi halinde başta Latin kökenliler olmak üzere kaçak göçmenleri ülkeden atacağı, Meksika sınırına da kaçak geçişleri engellemek için büyük bir duvar inşa edeceği vaadinde bulunmuştu. Trump, başkan seçilmesinin ardından verdiği ilk röportajda da, göreve gelmesinin ardından 2-3 milyon kaçak göçmeni hemen sınır dışı edeceğini söylemişti. Los Angeles Polisi, 1979'da o dönem teşkilatın başında olan Şef Daryl Gates'in getirdiği kural uyarınca, kaçak göçmenleri yakalama görevini üstlenmiyor. Şef Beck de yaptığı açıklamada, bu kuralı değiştirmeyi düşünmediklerini vurguladı. Resmi rakamlara göre ülkede yasa dışı şekilde ikamet eden 11 milyon kaçak göçmenin 1 milyonu aşkın kısmı Los Angeles bölgesinde yaşıyor.
Vatan

Çipras: Türkiye Bölgede Kritik Rolü Bulunan Bir Ülke
ABD Başkanı Barack Obama, Yunanistan'ın başkenti Atina'ya yaptığı iki günlük ziyarette Başbakan Aleksis Çipras ile görüştü. Ülkedeki reformların sürdürülebilir olması için Yunan ekonomisinin bir alana ihtiyaç duyduğuna işaret eden Obama, "Kemer sıkmayı tek bir strateji olarak göremeyiz. Yunan halkı hayatlarında bir iyileşme görmeli" ifadelerini kullandı. Görüşmede ülke ekonomisinin yanı sıra Türk-Yunan ilişkilerinin de ele alındığını belirten Çipras, "Türkiye'nin bölge için kritik rolü bulunan bir ülke olduğunu" söyledi. Çipras, Obama'ya Türkiye ile diyalog ve işbirliğinden yana olduğunu belirttiğini ifade ederek, "(Türkiye) Bölgemiz için kritik rolü bulunan bir ülke. Bu önemli ilişkiler sadece karşılıklı saygı ve savaş tehdidi olmadan ve egemenlik hakları inkar edilmeden mümkün olabilir" diye konuştu.
Vatan

'Ab'den Çıkışa Hâlâ Hazır Değil'
İngiltere'de 23 Haziran'daki referandumdan çıkan 'hayır' kararının ardından ülkenin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine son verme kararı alan hükümetin, AB'den çıkış (Brexit) için hala net bir plana sahip olmadığı iddia edildi. Ülkenin önde gelen gazetelerinden The Times'ın sızdırdığı, bir danışmanlık firmasına 'Brexit güncellemesi' başlıklı bilgi notu niteliğindeki belgede, hükümetin ayrılık sürecinde önceliklerini belirlemesi için en az 6 aya daha ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Bilgi notunda, "Hükümet birimleri Brexit'in hayata geçirilmesi için kendi projelerini geliştiriyorlar. Şimdiye kadar 500'den fazla proje hazırlandı. Bu projeler hükümetin kapasitesinin çok dışında. Hükümetin bu projeleri hızlıca gerçekleştirme kabiliyeti yok" ifadelerine yer veriliyor. Hükümete tavsiye oluşturması için hazırlanan belgede söz konusu projelerin hayata geçirilmesinde ek 30 bin devlet memuruna ihtiyaç duyulacağı öngörülüyor. Başbakan Theresa May liderliğindeki İngiliz hükümetinden yapılan açıklamada, belgenin resmi bir nitelik taşımadığı ve hükümetin talebi olmadan bir muhasebe danışmanlık şirketi tarafından hazırlandığı belirtildi. Başbakan May geçen ay yaptığı açıklamada, Brexit sürecini resmen başlatacak Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesinin 2017'nin Mart ayı sonuna kadar devreye alınacağını söylemişti. Ancak Yüksek Mahkeme, hükümetin parlamentonun onayı olmadan ayrılık sürecini tek başına başlatamayacağını açıklamıştı.
Vatan

POLİTİKA

Olmayacak Arkadaş
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan Yıldırım'ın 'Anayasa değişikliğine destek' çağrısı ve rejim değişikliğiyle ilgili sözlerine, "Başkanlık, rejim tartışmasıdır" diye yanıt verdi. "Türkiye ateş yerine dönmüş, tutturmuşlar 'İlla başkanlık olacak'. Olmayacak arkadaş" diyen Kılıçdaroğlu, grup toplantısında özetle şöyle konuştu: "Yeri geldiği zaman itiraz ediyorlar, 'milli irade, sandıktan kim çıkarsa...' Üniversitelerde seçim yapılacak, koskoca profesörler kendilerine başkan seçecekler, bundan daha güzel demokrasi mi olur. Kaldırdılar bunu. 12 Eylül'e döndüler, Evren de öyle yapıyordu. Boğaziçi Üniversitesi'nde Gülay Barbarosoğlu yüzde 86 oy almıştır, aylarca bekletilmiş. İnsanın demokrasiye, sandığa, özgürlüğe, üniversitedeki hocalara saygısı varsa o atamayı yapar. Ben demokrasi, özgürlük, kadın erkek eşitliği diyorum, bunları söylediğim zaman bazılarına hayal gibi geliyor. Bunların tamamının olmadığı bir ülkede en büyük zararı esnaf, sanayici, üniversiteler görür. En büyük zararı işadamımız görür. Neden hukukun üstünlüğü diyoruz, demokrasi, adalet diyoruz? Herkes huzur içinde yaşasın diye. Demokrasinin olmadığı yerlerde bunların hiç birisi olmaz. Türkiye bir süre sonra korkunç bir imaj değişikliğiyle kalır ve Türkiye ekonomisi kan kaybeder. Haziran 2016 itibariyle 17 milyon 777 bin kişi borç batağında. Dolar almış başını gidiyor. Şirketlerin bugüne kadar olan reel zararları 77 milyar lira. Hiç bir işadamının ağzını bıçak açmıyor. Türkiye ateş yerine dönmüş, tutturmuşlar, 'İlla başkanlık olacak'. Olmayacak arkadaş. Herkesin derdi var. Hapishaneler tıka basa dolu. Mağdur 1 milyon aile var. Gel, bunların derdiyle uğraşalım, bunların derdini çözelim, ekonomiyi düzeltelim. Vallahi de destek oluruz. Ne istiyorsanız getirin. 'Hayır biz onları unuttuk' diyorlar. Ne istiyorsunuz? 'Bizim bir adamımız var, biz ona başkanlık istiyoruz. İlla o başkan olacak'. Niye kardeşim, niye başkan olacak? 'Bizim aklımız yok, sadece onun aklı var, biz ona üst akıl diyoruz.' Aklını kiraya verenler ülkeyi yönetemezler, ülkeyi felaketlere sürüklerler. Başkanlık, rejim tartışmasıdır. Sen Türkiye Cumhuriyeti'nin rejimini değiştiriyorsun. Efendim, '1923'te cumhuriyeti ilan ettik, rejim tartışması orada kaldı.' Hayır kardeşim, cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırırsan rejimi güçlendirmiş hale gelirsin, cumhuriyeti diktaya dönüştürürsen orada rejimi değiştirmiş olursun. Sen cumhuriyeti diktaya dönüştürmek istiyorsun. Oysa bu cumhuriyeti kuranların 1923'te temel hedefi cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmaktı."
Hürriyet
Dış Politikada Sessiz Devrim
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "TRT World Tanıtım Gecesi"nde konuştu. Geceye, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ili, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Kazancı, TRT Genel Müdürü Şenol Göka, TRT World çalışanları, Diriliş Ertuğrul dizisinin oyuncuları da katıldı. Sözlerine "TRT'ye ve TRT World ailesine uzun soluklu ve başarılı bir yayın hayatı temenni ediyorum" diyerek başlayan Erdoğan, "TRT World'ün kendi alanında çok önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Arkasına böyle bir birikimi ve gücü alan TRT World'ün, Türkiye'nin dünyaya açılan penceresi olacağına inanıyorum. TRT World'ün yeni bir dil ile hikayeyi yeniden anlatmak, mikrofonu konuşturulmayanlara uzatmak, kamerayı görülmeyenlere çevirmek hedefini de son derece kıymetli buluyorum. Uluslararası medyanın büyük ölçüde birbirine benzediği, sunucular ve kanallar farklılaşsa da haberin kurgusunun ve dilinin tek düze hale geldiği bir dönemde, böyle bir misyonla ortaya çıkmak takdire şayandır" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin tarih boyunca çağ açıp, çağ kapatan hadiselerin yaşandığı, dünya siyasetine yön vermiş medeniyetlere beşiklik etmiş bir coğrafyada bulunduğunu dile getiren Erdoğan, bugün de aynı şekilde dünya siyasetini, ticari ve ekonomik hayatını etkileyen önemli olayların, Türkiye'nin çevresinde yaşandığına dikkati çekti. Erdoğan, şunları ifade etti: "Ortadoğu'dan Asya'ya, Kuzey Afrika'dan Avrupa'ya kadar birçok yerde akrabalarımız, kardeşlerimiz, vatandaşlarımız var. Tarihi, kültürel ve coğrafi bakımdan bu derece güçlü temele sahip bir ülkenin etrafında yaşanan hadiselere kayıtsız kalması, gözünü kapatması, sırtını dönmesi mümkün değildir. Türkiye, 2002'den beri dış politikasını bu gerçeğin idrakında olarak şekillendiriyor, adımlarını da bu çerçevede atıyor. Şüphesiz ülkemizin son 14 yılda yaşadığı sessiz devrimin en görünür olduğu alanların başında dış politika geliyor. Burada şunu açık ve net olarak ifade etmek isterim, Türkiye bizim dönemimizde dış politika tasavvurunda ciddi bir paradigma değişikliğine gitmiştir. Bugün Türk dış politikasının ana ekseni, insani değerler, bunun yanında milli çıkarların tam uyumu üzerine kuruludur. Ne ülkemizin menfaatlerinden ne de bizi biz kılan insani ve vicdani değerlerden asla taviz vermedik, vermiyoruz ve vermeyeceğiz." Erdoğan, "Bir ayağımızı Türkiye'ye ve milletimizin hassasiyetlerine sabitliyor, diğeriyle de küresel barış ve huzura katkıda bulunmaya, çatışmaların, gerilimlerin önüne geçmeye çalışıyoruz" dedi.
Milliyet

Bu Tutumdan Artık Bıktık!
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; Türkiye'nin Almanya ve AB'ye yönelik sert eleştirilerini Federal Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier'ın yüzüne söyledi. Steinmeier, Türkiye'nin Almanya ve AB ile ilişkilerinin gerilimli olduğu bir dönemde Ankara'yı ziyaret etti. Çavuşoğlu ile Steinmeier yaptıkları görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Çavuşoğlu, şunları söyledi: "Bizim Avrupa ülkelerinden ve Almanya'dan beklentilerimiz şudur: Farklılıklarımız olabilir, değişik görüşlerimiz olabilir ama Türkiye'yi eşit bir ortak olarak görmek durumundasınız. Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı var, AB'nin de Türkiye'ye ihtiyacı var ama AB'nin sık sık Türkiye'ye olan ihtiyacını unuttuğunu ve inkar ettiğini görüyoruz." İfade özgürlüğüne yönelik eleştirileri de değerlendiren Çavuşoğlu, "Bir gazeteci kimliği var diye eğer bu kişi casusluk yaptıysa, yargılandıysa ve ceza aldıysa bunu bir kahraman gibi, bunu bir sadece gazeteci ve ifade özgürlüğü engellenmiş bir kişi gibi Almanya en üst düzeyde bunu kabul ederse elbette o zaman Cumhurbaşkanımız da biz de tepki gösteririz" görüşünü dile getirdi.Çavuşoğlu, Almanya'daki en az 4 bin 500 PKK'lı terörist ile ilgili davaların nasıl sonuçlandığını bilmediklerini, iadesini istedikleri PKK'lılardan bugüne kadar sadece üçünün verildiğini söyledi. Çavuşoğlu şöyle devam etti: "Her gün bir ülkenin dışişleri bakanı kalkıyor kendi başına, yok Türkiye'yi atalım, şudur budurSen kimsin de Türkiye'yi atıyorsun. Biz de diyoruz ki biz bu muameleyi hak etmiyoruz. Dolayısıyla bu kararı halkımıza sorarız, halkımız karar verir. Yani iki de bir böyle Türkiye'yi aşağılayıcı tutumlardan biz artık bıktık, gerçekten bıktık."
Milliyet

Tren Kalkmadan Binebilirsin
Başbakan Binali Yıldırım, başkanlık teklifi ile ilgili gelinen süreci açıklayarak, "Sınırlı bir anayasa teklifini Meclis'e getirmeye karar verdik. Karar yüce milletindir" dedi. Yıldırım, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na "Hâlâ vaktin var, tren kalkmadan binebilirsin. Gelin, hep beraber yapalım" çağrısında bulundu. Yıldırım, grup toplantısında özetle şunları söyledi: Defalarca bu kürsüden Kılıçdaroğlu'na çağrıda bulunduk. Gelin beraber hareket edelim. Türkiye'nin ihtiyacı olan adımları birlikte atalım. Ancak Kılıçdaroğlu 'Dediğim dedik çaldığım düdük' diyor başka bir şey demiyor. Şimdi 'rejimi değiştirecekler' diyor. Ey Kılıçdaroğlu rejim tartışması 1923'te bitti. Cumhuriyeti tartışan kimse yok. Olsa da karşısına önce çıkan Ak Parti olur. Biz rejimi değil vesayet anayasasını değiştirmek istiyoruz. Anayasa değişikliği konusunda önemli bir aşamaya geldik. Bildiğiniz gibi bu değişiklikle ilgili çağrımızı CHP'ye, MHP'ye yaptık. Bir süre de bunun üzerinde çalıştık. Günün sonunda ana muhalefet partisi hükümet sistemi değişikliğine yani cumhurbaşkanlığı diğer adıyla başkanlık sistemine karşı olduğunu açıkça belirtti ve kenara çekildi. MHP her ne kadar parlamenter sistemden yana olduğunu ifade etse de yaşanan durumun sürdürülebilir olmadığını, ülkenin bir an önce halkın seçtiği Cumhurbaşkanı ile mevcut anayasanın birbirine uyumlu hale getirilmesi konusunda bizimle mutabık olduğunu ifade etti. Bunun üzerine çalışmaları ilerlettik. Nihayet bu hükümet sistemi değişikliğiyle sınırlı bir anayasa değişikliği konusunu Meclis'e getirmeye karar verdik. Kılıçdaroğlu diyor ki; 'kapımız açık'. Biz kapıyı hiç kapattık mı? Bizim kapımız da açık. Hâlâ vaktin var, tren kalkmadan binebilirsin. Gelin, hep beraber yapalım. Yenikapı ruhunu yaşatalım ve vesayet kalıntısı bu anayasayı birlikte değiştirelim. MHP ile birlikte bu değişiklikleri Meclisimizin takdirine sunacağız. Çalışmaları da son noktaya getirdik. Çok kısa bir süre sonra da Meclis'te konu gündeme alınacak, görüşülecek. Anayasa, 79 milyonun anayasası olacak.
Milliyet

'Chp Naz Etmesin'
Ak Parti'nin hükümet sistemini değiştirecek anayasa değişikliğiyle ilgili hazırladığı taslak metin MHP'ye ulaştı. İki parti bir komisyon oluşturarak taslağı çalışacak. MHP lideri Devlet Bahçeli, dün partisinin Meclis grubu toplantısında özetle şunları söyledi: "Bizim meselemiz kimin ne olacağı değildir. Başbakan ile yaptığımız görüşme verimli geçmiştir. Biz bir yol gösteriyoruz, milletimizin ağrıyan başına şifa olsun istiyoruz. 15 Temmuz'dan sonra bambaşka bir Türkiye vardır. Ağa girdikten sonra aklı başına gelen balık gibi olamayalım. Henüz vakit varken Türkiye'nin önünü açalım. Türk siyaseti ucuz siyaset yapmadan çatışamaya kapılamadan ülkenin ana meselelerine çözüm getirmeye mecburdur. Böyle gelse de böyle gitmeyeceğini herkes anlamalıdır. MHP, kırmızı çizgilerine bağlı olmak kaydıyla ülkesi için her olumlu teşebbüse çoktan hazırdır. Her ağacı taşlamıyoruz yalnızca Türkiye rahatlasın, devlet yaşasın diyoruz. AKP'nin anayasa hazırlık metni tarafımıza resmen iletilmiştir. Söz konusu metin üzerinde çalışmalarımızı kılı kırk yaran bir değerlendirme ile yapıyoruz. En kısa sürede Meclis'e getirmeyi düşünüyoruz. Bu süreçte CHP naz etmemeli kapıları kapatmamalıdır. Buyursunlar kafa kafaya, el ele, omuz omuza fiili açmazı giderelim. Milletimizin sorunlarına beraberce eğilelim." Bahçeli, grup toplantısından sonra soruları yanıtlarken şu bilgileri verdi: "Genelde bütün anayasa değişikliğini kapsamaktadır. Bazı konulara öncelik verilmesini ifade etmişler, biz de bunu doğru bulmuşuzdur. Bize iletilen metinde 'Cumhurbaşkanı' diye geçiyor. Sayın Kılıçdaroğlu AKP ile görüşmeye açık çağrıda bulundu. Bu yaklaşım doğrudur. Sertleşme yerine bir araya gelmeleri, bizimle yapılan görüşmeler gibi bir değerlendirmede bulunmaları ülkemiz için yararlı olur. CHP naz etmesin derken demek istediğim buydu."
Vatan


SPOR

THY Euroleague'in 7. haftasında Unics Kazan'ı Abdi İpekçi'de konuk eden Anadolu Efes, rakibini 104-99 ile geçmeyi başardı, 3. galibiyetine ulaştı. İki hafta önce İstanbul'da Fenerbahçe'yi deviren Unics Kazan, Efes karşısında da oyuna istediği gibi başlayan taraftı. Temsilcimiz Langford'ı durdurmayı bir türlü başaramadı ilk yarı boyunca. Boyalı alanda da Parakhouiski etkiliydi. Hem birebirde çabuk geçilen, hem ikili oyunlarda rakibini engelleyemeyen Efes, Cedi'nin attığı 13 sayıyla ilk çeyrekte rakibine direnmeye çalıştı ama 10 dakikalık bölümü 26-24 geride bitirdi. İkinci çeyreğin başında Cedi'nin kenara alınmasıyla hücumdaki etkisini de yitiren, Omic'in boyalı alanda olduğu bölümde ikili oyun savunmasındaki sıkıntısı daha fazla hissedilen Efes, 16. dakikada 47-38 geriye düştü, soyunma odasına da 54-49 mağlup girdi. İlk yarıda yenen 54 sayının ardından 2. yarıya savunmada daha istekli başladı temsilcimiz. Özellikle Doğuş'un, Langord'ın hızını kestiği, Honeycutt'ın topa baskıyı arttırdığı, 4 numarada Thomas'ın oynadığı ve biraz riskli olsa da, ikili oyunları savunmak için Dunston'ın iyice dışarılara çıktığı bölümde temsilcimiz üstünlüğü ele aldı. İlk yarıda 2 top kaybı yapan Kazan bu bölümde art arda hatalar yapınca 32 sayı üreten Efes, son çeyreğe 81-74 galip girdi. Doğuş'un 5 faulle çıktığı, Honeycutt'ın kenara geldiği 33 dakikaya kadar farkı koruyan ekibimiz, kalan sürede savunmada sıkıntı yaşasa da, 2. yarıya 20 sayı sığdıran Heurtel ile kontrolü elinde tutmayı başardı, kritik bir galibiyet aldı.
Milliyet

Spor Toto Süper Lig'de Adanaspor ile bu hafta deplasmanda karşılaşacak olan Beşiktaş'ta, Teknik Direktör Şenol Güneş, oyuncularını fiziken değil mental olarak hazırlamanın çabası içine girdi. Milli aralardan sonra takımı mental olarak bir sonraki maça hazırlamanın zorluğunu bilen deneyimli teknik adam, kamplardan gelen futbolcularına, "Milli maçlarla ilgili olumlu olumsuz tüm düşüncelerinizi kafanızdan atın" diye konuşacağı öğrenildi. Adanaspor maçının sanılandan daha zor olacağını da öğrencilerine daha önceki toplantılarda anlatan Şenol Güneş, "Adanaspor, son maçını Çaykur Rizespor'a karşı oynadı. Lig sonuncusu bir ekip deplasmanda iki gol atarak puan çıkarabildi. Bu nedenle rakibinizin puan cetvelindeki yeri hiç önemli değil. Her maç farklı bir havada oynanır. Basit maçlar bazı zamanlarda zora girebilir. O nedenle bu hafta çok dikkatli olmalıyız" dediği ortaya çıktı. Öte yandan, siyah-beyazlı teknik adam, Adanaspor maçı öncesinde, Sağlık Heyeti ile görüşerek, futbolcularının son sağlık durumlarına bakacak. Yıl sonuna kadar yoğun bir maç trafiğine girecekleri için hiçbir oyuncusunu sakatlar kervanına göndermek istemeyen başarılı çalıştırıcı, bu nedenle antrenman tempolarında da bazı değişiklikler yapacak.
Milliyet

Ligin 9. haftasında oynanan Gençlerbirliği deplasmanında ayak tarak kemiği kırılan ve ameliyat olan Anderson Talisca, bir an once iyileşmek istiyor. En az 2 ay sahalardan uzak kalacağı açıklanan ancak oldukça azimli olan Talisca'nın kısa surede ayağa kalkması buyuk bir mutlulukla karşılandı. Beklenenden daha kısa bir surede yurumeye başlayan Brezilyalı yıldız, şimdi de çalışmalara başlayacağı gunu bekliyor. Bu sure zarfında takımından ayrıldığı için çok uzgun olduğu kaydedilen 22 yaşındaki futbolcunun, yakın çevresine de bu sıkıntısını paylaştığı vurgulandı. Şampiyonlar Ligi ve Spor Toto Super Lig'de birbirinden onemli maçları kaçıracak olan Talisca, taraftarlar için de ayrıca uzuluyor. Siyah-beyazlı tribunlerle kısa surede guzel bir iletişim kuran genç oyuncu, kendisini sorumlu hissediyor. Özellikle Benfica ve Fenerbahçe maçlarını kaçıracak olmasına çok uzulen Brezilyalı orta sahanın, sezonun ikinci yarısında guçlu ve hazır olmak için çabaladığı dile getirildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme