18 Kasım 2016 Cuma

18.11.2016 Genel Gündem



18.11.2016

GÜNDEM

Tunceli, Mardin, Siirt, Van 4 İle Kayyum
İçişleri Bakanlığı dün Mardin, Siirt, Van ve Tunceli belediye başkanlarını görevden aldı. Bakanlık açıklamasına göre, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'ün yerine Mardin Valisi Mustafa Yaman; Siirt Belediye Başkanı Tuncer Bakırhan'ın yerine Siirt Vali Yardımcısı Ceyhun Dilşad Taşkın; Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya'nın yerine Van Valisi İbrahim Taşyapan; Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Ali Bul'un yerine Vali Yardımcısı Olgun Öner kayyum olarak atandı. Mardin Valisi Mustafa Yaman, belediye binasına giderek görevine başladı. Zırhlı sivil plakalı araçla belediyeye gelen Vali Yaman, çalışanlarla toplantı yaptı. Görevden alınan Ahmet Türk ise, "Sindirmeye, çürütmeye yönelik siyasi bir karardır. Herkesçe bilinen malum şeylerdir. Fazla bir yorum yapmaya gerek yoktur" dedi. HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, "Şu ana kadar 3'ü büyükşehir ve 5'i il olmak üzere 34 yerde kayyum atandı. 52 belediyede görevden alma gerçekleştirildi ve 39 eşbaşkan da tutuklandı" diye konuştu. DBP'li Tunceli Belediyesi Eşbaşkanları Mehmet Ali Bul ve Nurhayat Altun ile HDP İl Başkanı Aslan Çağ, EMEP İl Başkanı Mustafa Taşkale, DBP İl Başkanı Murat Polat, DİSK Şube Başkanı Şükran Yılmaz, HDP'li il yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklandı. Önceki gün İstanbul'da gözaltına alınan ve Tunceli'ye götürülen eski HDP Tunceli Milletvekili Edibe Şahin, 'terör örgütüne üye olmak ve yardım yapmak' gerekçesiyle tutuklandı. Van Büyükşehir Belediyesi'ne de dün sabah operasyon düzenlendi. Belediye binasında arama başlatılırken, BDP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya'yla birlikte aynı soruşturma kapsamında Erciş ilçesinde 8, Van'da ise 4 kişi gözaltına alındı. DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, Şırnak'ın İdil ilçesinde, kimlik kontrolü sırasında gözaltına alındı. Hakkında açılan bir soruşturmada ifade vermediği için gözaltına alınan Kamuran Yüksek, savcılıktaki ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Hürriyet


'Adalet'in Abi Çarkı
Etkin pişmanlıktan yararlanıp serbest kalan eski Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi Mustafa Kemal Özçelik'in Adalet Bakanlığı'ndaki cemaat kadrolaşmasını anlattığı 34 sayfalık yeni ifadesi ortaya çıktı. Cemaatçi olduğunu itiraf eden Özçelik, 2010-2012 döneminde Adalet Bakanlığı'nda Personel Genel Müdürü olarak görev yaparken, cemaat mensuplarının, HSYK üyeleri Ahmet Hamsici, Birol Erdem ve İbrahim Okur'un referanslarıyla işe yerleştiğini söyledi. Ankara Başsavcısı Harun Kodalak ve Başsavcıvekili Hakan Pektaş'ın soruşturmasında Özçelik'in ifadesi özetle şöyle: 2001 yılında İbrahim Okur'un benim ismimi vermesi üzerine Adalet Bakanlığı'nda tetkik hâkim olarak göreve başladım. 2005 yılından sonra gelen tetkik hâkimlerin çoğu cemaat mensubudur. Bu kişilerin getirilmesinde Ahmet Hamsici, Birol Erdem, İbrahim Okur'un etkisi olmuştur. Kimlerin geleceğine bu kişiler karar veriyordu. Daha doğrusu bu kişiler refere ederdi, üst makam da uygun görürdü. Ben genel müdür olduğum dönemde personel alımları olmuştur. Fetullah Gülen'in 'Hizmet hareketi mensuplarının önünü açın' fetvasını biliyorum. O dönemde de cemaat mensuplarının yoğun şekilde bakanlığa girdiğini biliyorum. Genel müdür olduğum zaman sohbet abim bana ve diğer arkadaşlarıma bakanlığa alınacak kişilerin 'hizmet'ten olmasına dikkat edilmesi gerektiğini söylüyordu. Ben de bundan yana olduğum için bu isteklere hayır demiyordum. Ben genel müdür olduğum dönemde hâkim ve savcıların alınması ile ilgili yapılan mülakatlara katılırdım. Bu mülakata giren adaylar arasında cemaatçilerin listesini o dönem daire başkanı olan Fetullah Gülen mensubu Mustafa Babayiğit bana getirir verirdi. Babayiğit'in bu listeyi bana vermesinin nedeni benim de cemaat mensubu olmamdır. Ekim 2012 tarihine kadar ben Bakanlık Personel Genel Müdürü olarak görev yaptım. Haziran 2012 tarihlerinde dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin benimle çalışmak istemediğini belli etmeye başladı. Bunun nedenleri arasında, o dönemde MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile cemaatin kavgası başlamıştı. Bakan bey de benim cemaat mensubu olduğumu tahmin ettiğinden aramıza mesafe koymaya başladı. Bu durumu ben İbrahim Okur ve Ahmet Hamsici'ye anlattım. O dönemde Yargıtay üyeliği seçimi olunca beni İbrahim Okur ve Ahmet Hamsici'nin gayreti ile Yargıtay'a üyeliğine seçtiler. Yargıtay üyeleri arasında yapılanma hukuk ve ceza olarak ayrılmaktaydı. Her grubun bir abisi vardı. Bizim grubun abisi ise Osman Yurdakul'du. Hukuk dairelerinin sorumlusu Ali Akın'dı. Ali Akın'ın üzerinde İlyas Şahin vardı. İlyas Şahin'in üzerinde sivil kişi olarak 'Faik' isimli kişi vardı. Bu kişiyi ben bir defa yemekte gördüm. Bu kişinin Yargıtay'ın sivil imamı olduğunu o zaman anladım. Benim Yargıtay üyeliği yaptığım dönemde Fetullah Gülen cemaatinin desteklemediği hiç kimse daire başkanı olmazdı. Cemaat bu adayı beğenmiyorsa seçimin kilitlenmesi yönüne oy kullanırdı. Nazmi Dere, benim HSYK'ya aday olmamı istedi. HSYK üyeliği yaptığım dönemde cemaat istedi diye cemaat mensupları lehine, irademe aykırı kararlar verdiğim istisnadır. 2015 yılında Nazmi Dere benim cep telefonuma ByLock programını kurmak istedi. Ben kendisine 'Cep telefonum buna müsait değil' dedim. MİT TIR'ları davasıyla ilgili Başsavcı Süleyman Bağrıyanık'ı tanırım. Fetullah Gülen cemaati mensubudur. Diğer yargı mensuplarının da cemaat mensubu olduklarını sonra öğrendim. (HSYK'nın MİT TIR'ları davasındaki kararıyla ilgili olarak) Bu soruşturmada da ben klasik olan muhalefet şerhini yazdım. Cemaatin bu şekilde davranıp şeriat devleti kurma özlemi içinde olduklarını algılayamadım. Ben bu cemaatin içinde en zavallılardan biriyim. Bunların içinde olmaktan dolayı da kendimden nefret ediyorum. Bu yapının gücünden korktuğum için bugüne kadar ifade veremedim. Çünkü yapı o kadar güçlüdür ki, bana ve aileme zarar verecekler korkusunu halen taşıyorum."
Hürriyet

Ekmek Almaya Giderken Sivil Ekipler Fark Etti
Antalya'da üç gün önce bir uzman çavuşun şehit olduğu bölgeye yakın noktada, iki terörist önceki akşam saatlerinde sıcak temas sağlanmış, Hurma Mahallesi'nin ara sokaklarına kaçan teröristlerle çatışmaya girilmişti. PKK'lı teröristlerle yaşanan çatışmada ilk belirlemelere göre bir terörist ölü, bir terörist yaralı ele geçirilmişti. Yaralı terörist, terör timleri tarafından otomobille hastaneye götürülerek tedaviye alınırken olayla ilgili bazı ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. 2 teröristin Konyaaltı İlçesi'nde saklandıkları dağlık alandan ekmek almak için Hurma Mahallesi'ne geldikleri belirlendi. Teröristleri yolda yürürken fark eden sivil istihbarat ekipleri, 'dur' ihtarında bulundu. Bunun üzerine teröristlerden biri üzerindeki el bombasını, ekiplere atmak istedi. Ancak bombanın düşmesi üzerine teröristler farklı yönlere kaçtı. Bir terörist Hurma Mahallesi 254 Sokak'ta vurularak yaralı ele geçirilirken, diğeri 260 Sokak'ta 2 katlı müstakil evin bahçesine saklandı. Takviye ekiplerin olay yerine gelerek bölgeyi ablukaya alması üzerine kaçamayacağını anlayan terörist, üzerindeki el bombasını patlatması sonucu ölü ele geçirildi. Her iki teröristin erkek olduğu kaydedildi.
Vatan

'Türkiye Kenti Almaya Çok Yakın'
Pentagon'a bağlanarak bölgedeki son durum hakkında bilgi veren ABD'nin Bağdat Sözcüsü Albay Dorian, El Bab operasyonunun Türkiye tarafından 'bağımsız' şekilde yürütüldüğünü belirtirken "Bu, onların verdiği ulusal bir karar" dedi ve ekledi: Henüz kenti alamadılar, ama buna çok yakınlar. ABD ordusunun Bağdat'taki sözcüsü Albay John Dorian, Bağdat'tan video konferans yoluyla bağlandığı toplantıda Pentagon'daki basın mensuplarının Suriye'deki son gelişmelere ilişkin sorularını cevapladı. Fırat Kalkanı harekatı kapsamında El Bab kentine yönelik düzenlenen operasyon hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) El Bab'ı DEAŞ'tan almasına çok az zaman kaldığına inandığını söyleyen Dorrian, "Henüz El Bab'ın içine doğru hareket edip kenti almadılar, ama buna çok yakınlar" diye konuştu. Öte yandan Dorrian, ABD öncülüğündeki terör örgütü DEAŞ karşıtı koalisyonun El Bab'a yönelik operasyona hava destek vermemesine de açıklık getirdi. El Bab operasyonunun Türkiye tarafından 'bağımsız' şekilde yürütüldüğünü belirten Dorrian, "Bu, onların verdiği ulusal bir karar" dedi. Dorrian ayrıca, Türk askerleri ve ÖSO'ya destek vermesi için konuşlandırılan ABD özel güçlerinin geri çekildiğini kaydetti. "Herkesin yoğunlaşacağı bir plan için Türklerle çalışmaya devam etmek istiyoruz" diyen Dorrian, koalisyon ortaklarını 'bir noktada uzlaşmanın yardımcı olabileceği' uyarısında bulundu. El Bab operasyonunun Rakka operasyonuna herhangi bir zarar vermediğini vurgulayan Dorrian, Türkiye ile koalisyon arasında Rakka özelinde nasıl bir iş birliği olabileceğine yönelik diplomatik görüşmelerin ise devam ettiğini belirtti.
Vatan

EKONOMİ

Gram Altın 131,2092-131,3086                       
ABD Doları 3,3772-3,3786/Euro 3,5799-3,5813/İngiliz Sterlini 4,1822-4,1894             

Hükümetten Yabancı Yatırımcı Atağı
Hükümet, ekonomide canlanmayı sağlamaya yönelik yabancı yatırımcı atağına kalkıyor. Başbakan Binali Yıldırım, yabancı yatırımcıya vatandaşlık ve oturma izni veren yasal düzenlemenin bir an önce Meclis'ten geçmesi için isterken, Afrika, Suriye, Irak gibi ülkelerden Türkiye'ye gelen yatırımcılar için özel çalışma başlattı. Yıldırım, vize sorunu yaşayan yabancı yatırımcıların sorunlarının çözümü için Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli'ye talimat verdiğini söyledi. AK Parti MYK'nın önceki gün yapılan toplantısı, yaklaşık 4 saat sürdü. Toplantıda Anayasa değişikliğini içeren paket ile ilgili bilgi verilirken, bir metin paylaşılmadığı öğrenildi. Toplantıda ekonominin canlanması için atılacak adımlar da gündeme geldi. Yabancı yatırımcının önemini vurgulayan Yıldırım, yabancı yatırımcıya vatandaşlık yolunu açan düzenlemenin bir an önce Meclis'ten geçmesini istedi. Afrika, Irak, Suriye gibi ülkelerden Türkiye'ye gelmek isteyen işadamlarının konsolosluklarda vize alırken zorluk yaşandığını anlatan Yıldırım, yabancı yatırımcıların vize gibi sıkıntılarının giderilmesi için Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli'ye talimat verdiğini kaydetti. Yıldırım, "Bu sıkıntıları siz de kendisine iletebilirsiniz" dedi. Toplantıda, bölgede açıklanan kalkınma paketinin ardından çalışmaların sürdüğü, fakat bu yatırımların bürokrasiden kaynaklanan engeller nedeniyle uygulamaya geçilmesinde gecikme olduğu vurgulandı. Şikayetleri teker teker dinleyen Yıldırım, "Burada kimsenin bürokrat gibi davranma lüksü yok. Hepiniz etkin ve yetkin kişilersiniz. Siyasetçi mantığı ile düşünmeniz gerek. Yapılacak bir iş var ise, gidin halledin oturmayın. Alana gidip takip edeceksiniz, sadece ilgili bakana söylemek yetmez. Yine olmuyorsa bana geleceksiniz" ifadesini kullandı.
Hürriyet

Çukurova Grubu'ndan Hsyk Açıklaması
FETÖ operasyonunda tutuklandıktan sonra pişmanlıktan yararlanıp serbest kalan eski HSYK üyesi Kerim Tosun'un ifadesinde, işadamı Mehmet Emin Karamehmet'in yurtdışı yasağının kaldırılmasına ilişkin telkinlerde bulunulduğu yer aldı. Çukurova Grubu dün yaptığı açıklamada ifadenin yanlış anlamaya yol açacak mahiyette olduğunu savundu. Açıklamada şöyle denildi: "Pamukbank ceza davasının 2013- 2014'teki Yargıtay sürecinde İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 10 Mayıs 2013 tarihli hükmü 23 Ocak 2015'te 'eksik araştırma ile hüküm tesisi' gerekçesiyle, 'esas'tan bozulmuştur. Daire kararında, Karamehmet'in yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması yönünde karar verilmemiştir. Haberde ismi geçen eski yargı mensuplarının hiçbiri, Daire'nin kararını veren heyet üyeleri arasında değildir. Kerim Tosun, 23 Eylül 2014'te HSYK asıl üyeliğine seçilmiştir. Dolayısıyla Pamukbank dosyasını görüşülürken üye değildir. Ayrıca Yargıtay sürecinde Karamehmet ve diğer sanıklar aleyhine oy kullanan üyelerin çoğunluğu 15 Temmuz sonrası meslekten çıkarılan kişiler arasındadır."
Hürriyet

Merkez Destekli Kredi Harekatı!
Merkez Bankası, finansal sisteme ek döviz likiditesi imkanı sağlanması amacıyla, rezerv opsiyonu katsayılarında (ROK) değişiklik yaptı. Döviz imkânına ilişkin katsayılar ilk dilim için sabit tutulurken, ikinci dilimde 0.1 puan, diğer dilimlerde 0.2 puan olacak şekilde azaltıldı. Bu değişiklik ile finansal sisteme 700 milyon dolar ilave likidite sağlanacak. Piyasalardaki daralmayı önlemek adına bir süreden beri farklı kalemlerde değişikliklere imza atan Merkez Bankası, Ağustos ayından bu yana yapılan munzam karşılık oranı ve ROK (rezerv opsiyonu katsayısı) düzeltmeleri ile sisteme 2.6 milyar dolar (8.6 milyar TL) karşılığı döviz, 2.3 milyar TL karşılığı da TL likiditesi sağladı. Yapılan yeni uygulamaların piyasada kredi artışını canlandırmasına dair olumlu bir algı yaratması bekleniyor. Piyasalarda, TL'nin dengede tutulması, bankacılık sektörünü destek ve kredi maliyetlerini azaltmak adına Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde farklı mekanizmalara başvurabileceği konuşuluyor. Buna karşılık Fed Başkanı Janet Yellen'den gelen aralık ayında faiz artırımı sinyali doların 3.35 TL seviyesini test etmesine yol açtı.
Milliyet

Gözler Ötv Zammında
Otomobil ve panelvan türü yük ve yolcu taşıyan araçların Özel Tüketim Vergisi'ni (ÖTV) sil bastan değiştiren düzenlemenin önceki gün Meclis'ten geçmesiyle gözler Bakanlar Kurulu'na çevrildi. Yasa, Bakanlar Kurulu'na motorlu taşıtların ÖTV oranlarını ayrı belirleme yetkisi veriyor. Bu yetki doğrultusunda Maliye 3-4 farklı formül üzerinde çalışırken, süreci de uzatmayı planlamıyor. Maliye Bakanlığı vatandasın mağduriyet yasamaması için çalışmayı kısa sürede tamamlayacak. Düzenlemeye son seklinin verilmesi için otomotiv sektörü temsilcileri ile de bir araya gelineceği belirtiliyor. Meclis'ten geçen tasarıya göre Bakanlar Kurulu, araçların ÖTV oranlarını sadece motor hacmine göre değil, aynı zamanda satış fiyatına, tipine, sınıfına, kapasitesine, cinsine, kasa yapısına göre ayrı ayrı belirleyebilecek. Böylece örneğin her ikisi de 1600cc olmasına rağmen vergisiz fiyatı 20 bin Lira olan otomobille 100 bin lirayı asan otomobilden farklı oranlarda ÖTV tahsil edilebilecek. Bu iki araçtan birine yüzde 45 diğerine yüzde 90 ÖTV uygulanabilecek.
Star

Şahin 'Çıkış'
ABD Başkanlık seçimlerinin ardından faiz artırımı konusunda acele etmeyeceği ve ABD Başkanı Donald Trump'tan gelecek sinyali bekleyeceği iddia edilen Fed Başkanı Janet Yellen, Senato'da yaptığı konuşmada keskin ifadeler kullanınca doların ateşi çıktı. Yellen, ekonomik verilerin istihdam piyasasında iyileşmeye ve enflasyonda artışa işaret etmeye devam etmeleri halinde ABD'de faiz oranlarının "göreceli olarak yakın zamanda" artırılabileceğini söyledi. Fed Başkanı, Kongre Ortak Ekonomi Komitesi'nde yapacağı sunumun basına verilen metninde, Kasım ayında yapılan FOMC toplantısında faiz artırımı için nedenlerin güçlendiğine işaret ettiklerini hatırlattı. Yellen sunum metninde, ABD ekonomisinin ılımlı şekilde büyüme yolunda olmaya devam ediyor göründüğünü, bu büyümenin Fed'in enflasyonu yüzde 2'ye getirme ve tam istihdam hedeflerini yakalamasını sağlayacağını vurguladı. Yellen, "Cari faiz politikası ekonomide üretimi teşvik ediyor ancak ekonominin hâlâ gidecek biraz daha alanı var. Fed'in enflasyonda ivmenin gerisinde kalması konusunda sadece küçük bir risk olduğunu hissediyorum. Bu risk, Fed'in faiz oranlarını ağır ağır artırmasını gerektiriyor" ifadelerini kullandı. Bu konuşma metni ve ardından soru cevap kısmına damga vuran ifadeler güvercin açıklama bekleyen piyasaları şaşırttı. Konuşma sonrası tahminler şöyle şekillendi: Aralık'ta faiz artırımı sinyali güçlü bir şekilde görülüyor. Zaten piyasadaki fiyatlamalarda o yönde. Diğer yandan faizlerin uzun süre düşük tutulmasının risklerine işaret etmesi güvercin beklentileri boşa çıkardı. Yellen, konuşma metninde yine de ekonomideki iyileşmenin kademeli faiz artışına olanak verdiğini söylüyor ancak piyasalar daha güvercin bir tonlama bekliyordu. Siyasi gelişmeler ve Trump politikalarına ilişkin bir değerlendirme yapılmadı. Konuşma metni ana hatlarıyla "nötr" olarak değerlendirilebilir. Ancak güvercin açıklama bekleyen piyasa mevcut metni yeterince "güvercin" olarak fiyatlamıyor. Faiz artırım projeksiyonlarından geri adım atmış görünmüyorlar. Algı dolar pozitif olarak değerlendirilebilir.
Vatan

Teksas'a 1 Trilyon $'Lık Piyango
Dünyanın 4'üncü büyük petrol sahası ABD'de keşfedildi. ABD İçişleri Bakanlığı'na bağlı Jeolojik Araştırma biriminden yapılan açıklamada, ülkenin Teksas eyaletinin batısındaki Permian Havzası'nda bulunan Wolfcamp adlı sahada 20 milyar varil ham petrol olduğunun tahmin edildiği belirtildi. Sahada yaklaşık 450 milyar metreküp doğalgaz olduğunun tahmin edildiği bildirildi. Wolfcamp böylece ABD'nin en büyük ham petrol sahası unvanını aldı. Suudi Arabistan'da 75 milyar varil rezervi kalan Ghawar, Kuveyt'te 65-70 milyar varil rezervi bulunan Burgan ve yine Suudi Arabistan'da 50 milyar varil rezervi olan Safaniya'nın ardından Wolfcamp'deki keşif dünyanın en büyük 4'üncü rezervine sahip petrol sahası oldu. Uzmanlar, Wolfcamp sahasındaki petrolün değerinin bugünkü fiyatlarla yaklaşık 1 trilyon dolara yakın olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada Wolfcamp sahasında 1980'lerden beri konvansiyonel arama ve çıkarma yöntemleriyle petrol üretildiği vurgulanırken, "Söz konusu sahada bulunan petrol 'yatay delme' ve 'hidrolik çatlatma' yöntemleri ile çıkartılabilir" bilgisine yer verildi.
Vatan

Dünya
Ypg Çekilmiyor İlerliyor
ABD yönetimi, terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı YPG'nin ana bileşeni olduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin, Fırat Nehri'nin batısındaki Menbiç kentini boşaltacağı sözünü tekrarlamasına karşın, örgüt, Menbiç ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin destek verdiği Özgür Suriye Ordusu'nun ilerlediği El Bab hattında 8 köyü ele geçirdi. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Menbiç'ten harekete geçen YPG güçleri, El Bab istikametindeki Şeyh Nasır, Sab Veren, Kanlı Kuyu, Boğaz, Kendirili, El İşliye, Kankavi ve Berşaya köylerini DEAŞ'tan aldı. Böylece Fırat Nehri'nin batısındaki Afrin ve Menbiç'i birleştirmeyi hedefleyen örgüt, iki bölge arasında köprü vazifesi gören El Bab merkezinin 9.8 kilometre yakınına ulaşmış oldu. ÖSO güçleri ise El Bab'ın merkezine 2 km yakınlıkta hatlarını koruyor. ÖSO, önceki gün El Bab'ın kuzeybatısındaki Kabbasin köyünü almış ancak DEAŞ burayı ilerleyen saatlerde yeniden ele geçirmişti. ÖSO köyü tekrar almak için hazırlık yaparken YPG güçleri de buraya 1.3 km uzaklıkta bulunuyor. Sputnik sitesine konuşan SDG komutanlarından Hesen Efrini, operasyonun amacının El Bab kentini almak olmadığını, Kobani ile Afrin arasındaki yolun açılması olduğunu belirtti. Son 2 gündür El Bab çevresinde birçok köyü alarak Afrin'den Kobani yönüne 12 km kalacak şekilde yaklaştıklarını söyleyen Efrini, "Çatışmalar devam ediyor. İlerleyişimiz sürüyor" dedi. Öte yandan ÖSO ve YPG'nin dışında Suriye ordusunun da El Bab'a operasyon için hazırlık yaptığı iddia edildi. Fars haber ajansına demeç veren Suriyeli bir askeri yetkili, Suriye uçaklarının El- Bab'a bildiriler atarak halktan çok yakında operasyon yapılacak olan kenti terk etmesini istediğini söylerken "Operasyon, Suriye ordusu ve müttefiklerinin şu an Halep'in doğusunda sürdürdüğü operasyonları etkilemeyecek" dedi. Bu arada Türk savaş uçaklarının 12 Kasım'da DEAŞ'a yönelik yoğun hava harekatından sonra 5 gündür taarruz yapmaması dikkat çekti. Türk jetlerinin Suriye'nin kuzeyine havalanmamasının arkasında yine Suriye'nin füze tehditinin olduğu belirtiliyor. Şam rejiminin El Bab'ı almak için kapsamlı bir hava operasyonu planlandığı, bu nedenle Türk uçaklarının operasyon yapmasına Rusya'nın da onayını alarak izin vermediği değerlendiriliyor. Yetkililer Türk uçaklarının dün de havalanmadığını söylediler.
Hürriyet

Belçika İle Açıklama Gerginliği
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, Belçika'nın PKK'nın ve FETÖ'nün önemli bir merkezi olduğu yönündeki ifadelerinin bu ülkenin Başbakanı Charles Michel tarafından 'absürt' olarak nitelendirilmesi Ankara'nın sert tepkisine neden oldu. Dışişleri Sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu, AB üyesi ülkelerin başka ülkelerle ilgili olarak her gün açıklama yaptığını ve bunu kendileri için hak gördüğünü vurgulayarak, "AB üyesi ülkelerin liderlerinin kendi ülkelerine ilişkin yorum yapılınca bunu içişlerine müdahale olarak nitelendirmeleri bizim ısrarla altını çizdiğimiz AB ülkelerinin çifte standart siyasetlerinin bir örneğini teşkil etmektedir. Belçika Başbakanı'nın açıklamalarını bu şekilde değerlendiriyoruz" dedi. Tartışmalar sürerken Belçika'daki Kürt gruplar, Almanya, Fransa ve Hollanda'dan gelen katılımcılarla birlikte dün Brüksel'de AB kurumlarının önünde gösteri düzenledi.
Hürriyet

Evden Çıkmak İstemedim!
Demokratların adayı Hillary Clinton, başkanlık yarışını kaybetmesinin ardından ilk kez kamuoyu önüne çıktı ve yaşadığı hayal kırıklığını anlattı. Çocuklarla ilgili çalışmalar yapan bir vakfının etkinliğinde konuşan Clinton, "Buraya gelmenin benim için hiç de kolay olmadığını kabul etmem gerek. Geçen hafta içerisinde birçok kez elimde güzel bir kitapla ya da köpeklerimizle kıvrılıp yatmak istediğim, evden çıkmayı hiç istemediğim anlar oldu" dedi. ABD'nin iki büyük siyasi partisinden birinin başkanlığa aday gösterdiği ilk kadın olan Clinton, geçen hafta yapılan seçimlerde ülke genelinde oyların çoğunluğunu almasına karşın yeterli delege sayısına ulaşamamıştı. Seçim sonuçlarından dolayı anlatamayacağı kadar derin bir hayal kırıklığına uğradığını belirten Clinton, son bir haftada birçok ABD'linin ülkeleriyle ilgili duygu ve düşüncelerini gözden geçirmek zorunda kaldığına dikkat çekti. Clinton, "Şimdi söyleyeceklerimi dikkatle dinleyin: Amerika buna değer. Çocuklarımız buna değer. Ülkemize inanın, değerlerimiz için savaşın ve asla ama asla vazgeçmeyin" diye konuştu. Konuşması ayakta alkışlanan Clinton, 8 Kasım'daki seçimin ertesi günü yaptığı ve yenilgiyi kabul ettiği konuşmasından bu yana gözlerden uzak kalmayı tercih ediyordu. Bununla beraber California Senatörü Barbara Boxer, Clinton'ın, ülke genelinde Donald Trump'tan fazla oy almasına rağmen seçimi kaybetmesine neden olan "Seçiciler Kurulu" sisteminin kaldırılması için öneri sundu. Kongredeki Cumhuriyetçi Parti çoğunluğu nedeniyle önerinin kabul edilmesi beklenmese de, demokratik olmadığı ve tüm halkın iradesini sandığa yansıtmadığı yönünde eleştiriler alan Amerikan seçim sistemi, bir kez daha tartışmaya açılmış oldu. 2000'de Demokrat aday Al Gore'un daha fazla oy almasına rağmen seçimi George W. Bush'a kaybetmesinin ardından, 8 Kasım'daki seçimde, yine bir Demokrat aday, aynı biçimde yarışı kaybetmişti. Seçiciler Kurulu'nun kaldırılmasına yönelik hazırlanan bir diğer dilekçe ise, ülke çapında şimdiden 4 milyon 300 binin üzerinde imza topladı. Trump ise, söz konusu sistem hakkında olumlu açıklamalar yaptı ve "Seçiciler Kurulu'nun, başkan seçimi konusunda akıllıca bir sistem olduğunu" savunurken, "Eğer halk oylaması sistemi olsaydı, New York, California ve Florida'da seçim kampanyası yapar, daha da büyük farkla başkan seçilirdim" dedi. Trump, daha önce seçim sonuçlarını "sadece kazanması durumunda tanıyacağını" açıklamıştı. Seçiciler Kurulu sistemi, özellikle Demokrat veya Cumhuriyetçi ağırlıklı eyaletlerde yaşayanların oylarının bir değeri olmaması nedeniyle eleştiriliyor. Adaylar da, bu eyaletlerde kazanacakları veya kaybedecekleri belli olduğundan seçim çalışması yürütmüyor.
Milliyet

Çipras'tan Kıbrıs İçin 'Olumlu' Yorum
Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik müzakereler hakkında, "Görülüyor ki ilerleme kaydedilmiş. Ancak, her önemli ve kritik müzakerede olduğu gibi, Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakerelerde tüm konularda anlaşma sağlanıncaya kadar hiçbir şeyde anlaşmaya varılmış sayılmaz" dedi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiadis ile başkent Atina'da bir araya gelen Çipras, gelecek hafta İsviçre'de devam edilecek müzakerelere ilişkin görüştü. Çipras, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, Kıbrıs meselesinin çözümünün Avrupa ve bölge için özel bir anlam içerdiğini belirterek, "Yunanistan çözüm çabalarını destekliyor ve tüm Kıbrıs halkının adil çözüm için her türlü çabalarını cesaretlendirmeye devam edecek" ifadelerini kullandı. Çipras, geçen haftaki toprak konusundaki müzakerelere ilişkin Anastasiadis'ten bilgi aldığını kaydetti. Yunan Başbakan, önemli bir dönüm noktasında bulunduklarının altını çizerek, çözümün tüm Kıbrıs'ın yararına olacağını, sürdürülebilir ve adil bir sonuca ulaşmak için kararlılık ve cesur adımlar gerektiğini dile getirdi. Çipras, "Yunanistan özellikle güvenlik meselesine faal olarak iştirak ediyor ve iştirak edecek" dedi. Atina'ya desteği için teşekkür eden Anastasiadis ise "Çok taraflı zirveye kadar farklılıkların aşılması ve garantörlüğe yönelik zaman kazanılması için görüşmeler hızlandırılacak" dedi.
Milliyet

'900 Müslüman Polis Hepimizi Koruyor'
New York Polis Teşkilatı'nda (NYPD) 900 Müslüman polisin şehri korumakla görevlendirildiği ortaya çıktı. ABD'nin yeni başkanı Donald Trump'la, Trump Tower'da dün bir araya gelen New York Belediye Başkanı Bill De Blasio, başkana göçmenler, 'durdurma ve arama', vergi reformu gibi konularda kendi görüşlerini iletti. Görüşmede Trump'a, "Çok kişi bilmiyor, 900 Müslüman polis hepimizi koruyor" dediğini belirten Blasio, "durdur ve ara" uygulamasının yeniden getirilmesinin polis ile korumaya çalıştığı halk arasında bir çatlağa neden olacağını söyledi.
Star

Trump Protestosu 'Ayağa Düştü'
ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin adayı Donald Trump'ın başkan seçilmesine tepkiler sürüyor. Trump'ın başkanlığını protesto için günlerdir sokaklarda olan Demokrat Parti taraftarlarının son hedefi, müstakbel başkana desteğini açıklayan spor ayakkabı üreticisi New Balance oldu. New Balance'ın basın sözcüsü geçtiğimiz hafta Trump'a destek verdiklerini açıklayınca, protestocuların tepkisini çekmişti. Sosyal medyada çok sayıda Demokrat Parti'li, New Balance'tan satın aldıkları ayakkabıları yakarken ya da çöpe atarken çektikleri fotoğrafları paylaşmaya başladı. Protestolar sürerken Boston merkezli sağcı 'The Daily Stormer' internet sitesi New Balance'ı 'beyaz insanların resmi ayakkabısı' olarak tanımlayınca firmaya yönelik tepkiler de katlandı. Son olarak Reebok firması, New Balance marka ayakkabılarını atmaya karar veren vatandaşlara ücretsiz ayakkabı vereceklerini açıkladı. Gelen tepkiler üzerine bir açıklama yapan New Balance yöneticileri, her türlü bağnaz ve ırkçı söylemi reddettiklerini vurgulasa da, müşterilerin tepkisi dinmedi.
Vatan

Nsa Dünyayı Buradan Dinliyor
Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) küresel dinleme faaliyetleri için New York kentindeki gizli bir tesisi kullandığı iddia edildi. Daha önce eski NSA çalışanı Edward Snowden tarafından ifşa edilen belgelerde de adı geçen 'Titanpointe' adlı merkez, telekom devi AT&T'nin Manhattan'daki penceresiz gökdeleni içinde bulunuyor. Adı gizli tutulan bir AT&T çalışanının verdiği bilgilere göre NSA ajanları binayı 38'i aşkın ülkede yapılan telefon görüşmelerini, yollanan faks mesajlarını ve internet faaliyetlerini izlemede merkez üs olarak kullanıyor. 1978'de inşa edilen binanın nükleer saldırılara bile dayanacak şekilde inşa edildiği, kendi içinde bulunan jeneratör ve su deposu sayesinde, içindeki çalışanları dış dünyadan bağımsız şekilde haftalarca hayatta tutabilecek şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Yerel basında son yıllarda çıkan haberlerde AT&T'nin Amerikan istihbarat servislerine en fazla yardım eden telekomünikasyon firması olduğu iddia edilmişti.
Vatan

POLİTİKA

Başkanlıkla İlgili Açıklama Yapmayın
Başbakan Binali Yıldırım'ın, "Başkanlık sistemi üzerine sadece görevlendirdiğimiz arkadaşlarımız konuşacak. İlgililer dışında açıklama yapmayın. Hassas süreçte yapılacak bir açıklama konunun seyrine etkili olabilir. O nedenle herkes dikkatli olsun" dediği öğrenildi. Başbakan Yıldırım, önceki gün il başkanları toplantısı ve partisinin MYK'sına başkanlık yaptı. Basına kapalı il başkanları toplantısında il başkanları başkanlık sistemini içeren anayasa değişikliği konusunda gelinen aşamayı öğrenmek istedi. Bunun üzerine Yıldırım'ın, anayasa değişiklik taslağının 2016 yılı sona ermeden TBMM'ye sunacaklarını belirterek, teklif Meclis'e gelene kadar bu konuyla ilgili açıklama yapılmamasını istedi. Yıldırım, sorular üzerine MHP'ye sunulan anayasa taslağının içeriği hakkında detay vermedi ancak genel çerçeveye dair açıklamalarda bulundu. Yıldırım'ın başkanlık sistemiyle ilgili olarak, taslakta "Cumhurbaşkanlığı" ifadesinin geçtiği bilgisini paylaşarak, "Adının ne oalcağının önemi yok. Önemli olan sistemdeki sıkıntıların giderilmesi, kimi başkanlık der, kimi cumhurbaşkanlığı der" diye konuştu. Kritik bir dönemden geçtiklerini anlatan Yıldırım, "MHP ile bu anayasa değişikliği konusunu belli bir noktaya getirdik. Hassas süreçte yapılacak bir açıklama konunun seyrine etkili olabilir. O nedenle herkes dikkatli olsun. Görevlendirilen arkadaşlarımız dışında başkanlık sistemi ile ilgili açıklama yapmayın. Taslak TBMM'ye sunulana kadar susun. Teklifi yıl sonu gelmeden Meclis'e getireceğiz, teklif Meclis'e sunulduktan sonra gereken açıklamalar yapılır" değerlendirmesi yaptı. CHP'nin yeni sisteme dair, "rejim değiştiriliyor" algısı yaptığını söyleyen Yıldırım'ın, "Bu propaganda, yanlış algı konusunda sizlere büyük görev düşüyor. Bunun rejim değişikliğine yol açmayacağını sadece farklı bir hükümet sistemine geçileceğini vatandaşa siz anlatacaksınız" dediği öğrenildi.
Milliyet

Chp'den Ohal İlanı
CHP, "tek adam rejimi" olarak tanımladığı başkanlık sistemine karşı toplumun farklı katmanlarını harekete geçirmek için bir dizi eylem kararı aldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Bu mücadele sadece CHP'nin değil. Türkiye'nin bekası ve geleceği için herkes çaba göstermeli" talimatı doğrultusunda, önce sivil toplum kuruluşlarıyla bölgesel toplantılar yapılacak, ardından il ve bölge bazında "gönüllüler ordusu" kurulacak. Kılıçdaroğlu başkanlığında dün gerçekleşen MYK toplantısı yaklaşık 3 saat sürdü. Milliyet'in aldığı bilgilere göre toplantıda, henüz kamuoyuyla paylaşılmamış olsa da hükümet sistemini değiştireceği anlaşılan anayasa değişikliği taslağına yönelik konu ele alındı. Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın silahlı saldırının ardından ilk kez katıldığı MYK toplantısında Kılıçdaroğlu'nun, "Bu ortamda bir anayasa tartışmak aslında doğru değil çünkü bir tartışma ortamı ne yazık ki yok. Medya organları tamamen teslim alınmış durumda. Bu mücadele sadece CHP'nin değil. Türkiye'nin bekası ve geleceği için herkes çaba göstermeli, herkesi çaba göstermeye davet etmeliyiz" dediği öğrenildi. . Kılıçdaroğlu'nun, "herkes çaba göstermeli" talimatının ardından, toplumun farklı katmanlarını harekete geçirmek adına bir dizi eylem kararı alındı. Bu çerçevede, bir süre önce rafa kaldırılan "Büyük Buluşma" toplantıları ekseninde sivil toplum kuruluşlarıyla bölgesel toplantılar yapılması kararı alındı. İlki 24 Kasım'da Antalya'da yapılacak toplantıların Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba'nın koordinasyonunda hazırlanması kararlaştırıldı. Toplantılar için, "cumhuriyete ve demokrasiye bağlı" tüm sivil toplum kuruluşlarına çağrı yapılması kararlaştırıldı. Aynı kapsamda bir "gönüllü ordusu" kurulması amacıyla il ve ilçe örgütlerince, "kendisini sorumlu hisseden, Türkiye'nin geleceğine yönelik kaygı hisseden" tüm yurttaşlara çağrı yapılacak. Bu vatandaşlar, önce illerde biraraya getirilecek, daha sonra Ankara'da ortak bir toplantıya davet edilerek, başkanlık sistemine karşı parlamenter demokrasi ve Parti Meclisi bildirisini anlatılacak. Parti kurmayları bu süreci, "Adeta bir olağanüstü hal ilan edilecek, eski milletvekilleri, eski siyasetçilere de çağrı yapılacak" biçiminde yorumladı. Bu çerçevede, "Türkiye'yi böldürtmeyeceğiz" temalı ilk miting de 3 Aralık'ta Adana'da gerçekleştirilecek. Toplantıda, bundan sonraki süreçte başkanlık sisteminden yana tavır takınan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve MHP kurumsal kimliğinin doğrudan hedef alınmayacağı, MHP tabanına hitap edilecek zemin oluşturulması kararı alındı. Bazı MYK üyelerinin, "İktidarın peşine takılan milliyetçileri anlamak mümkün değil. İktidar partisi dün PKK ile iş tutuyordu, şimdi milliyetçilerle iş tutuyor" değerlendirmesinde bulunduğu ifade edildi. MYK üyelerinin aynı zamanda, "Gittiğimiz illerde Ege'de Karadeniz'de İç Anadolu'da MHP'lilerin büyük ilgisiyle karşılaşıyoruz. Ülkü Ocakları üyeleri, MHP'li kadın ve gençler parti kararı olsa bile referandumda 'hayır' oyu kullanacaklarını anlatıyorlar" dedikleri öğrenildi.
Milliyet
'Batı Deaş'ın Yanında'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Pakistan parlamentosunda gerçekleştirilen Ulusal Meclis ve Senato ortak oturumunda konuştu. Terörle mücadelede Batı ülkelerinin tutumunu eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan özetle şunları söyledi: Terör örgütleri karşısındaki dayanışma ve iş birliğimizi yaygınlaştırarak devam ettirmemiz gerektiğine inanıyorum. El Kaide ve onun bir parçası olarak ortaya çıkan DEAŞ gibi terör örgütleri, Müslümanlara zarar veren, İslam'a karşı yürütülen savaşın aracı olan yapılardır. Şu anda Türkiye olarak bizler, DEAŞ'a karşı çok ciddi bir mücadele veriyoruz. Bu mücadeleyi yılmadan, usanmadan vermeye devam edeceğiz. Çünkü bu örgütün İslam ile yakından uzaktan alakası yoktur. İslam'a bunların verdiği zararı kimse vermiyor. Peki bunların yanlarında kimler var? Batı şu anda DEAŞ'ın yanındadır. Bunların elinde yakaladığımız silahların, Batı menşeli olduğunu tespit ettik, gördük, görüyoruz. Bütün bunlar kime karşı yapılıyor. Dikkat edelim İslam dünyasına karşı yapılıyor. Bölünen Suriye, Irak, Libya, Afganistan. Hep bu ülkeler. Ondan sonra bakıyorsunuz Afganistan ile Pakistan vuruşturuluyor. Pakistan terörle mücadele ediyor. Terörden kendisini kurtarabildi mi, kurtaramadı. Müslüman, bir sokulduğu yerden bir daha sokulmamalıdır diye inanıyorum. Müslüman kanı dökmekten başka hiçbir maharetleri olmayan bu katil sürülerini, en kısa zamanda İslam aleminden ve tüm dünyadan söküp atmalıyız. Aksi takdirde ne Türkiye ne Pakistan ne İslam dünyası ne de insanlık huzura kavuşacaktır. "Terör örgütleri, Müslümanlar arasındaki tefrikaları, farklılıkları kaşıyarak kendilerine taban bulmaya çalışıyorlar. Müslümanları yaşadıkları bu zelil durumdan kurtarmak için İslam toplumlarının arasında kol gezen mezhepçilikten etnik ayrımcılığa kadar tüm istismar vesilelerini ortadan kaldırmalıyız. Bizim dinimizde mezhepçilik var mı? Yok. Herhangi bir mezhebin mensubu olabilirsiniz ama onların üstünde dini mübini İslam vardır. Dini mübini İslam'da birleşmeye mecburuz. Tıpkı Muhammet İkbal'in dediği gibi 'Harekette birlik olmazsa fikirde birlik faydasızdır.
Vatan

SPOR

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, yarınki Adanaspor maçı öncesinde futbolcularıyla bir toplantı gerçekleştirdi ve rakiplerinin hak ettiği yerde olmadığını söyledi. Adanaspor'un ligde 6 puanla son sırada bulunmasına karşın birçok maçta hak ettiği sonuçları alamadığını belirten tecrübeli çalıştırıcı, "Ligde sonuncular ama 10 hafta bitti, 13 gol yemişler. 4 maçı 1-0 kaybetmişler, hiçbir maçta 2'den fazla gol yememişler. İyi savunma yapıp hızlı çıkışlarla da gol arayan bir takım olacak karşımızda. BÖYLE takımlara karşı erken gol atmak avantaj getirir ancak sabırlı olmamız gerek. Ancak bu kesinlikle yavaş oynayacağımız anlamına gelmesin. Tempomuzu yüksek tutmalıyız. Topu hızlı dolaştırmalıyız ki kapanan rakibi açabilelim. Ağır hareket edersek onların ekmeğine yağ süreriz. Duran topların önemi de büyük olacak. Ayrıca gol yüzdemizi artırmak zorundayız. Özellikle de bu gibi takımlara karşı daha yüksek yüzdeyle oynamalıyız. Çünkü pozisyona giriyoruz, kaçırdıkça rakip moralleniyor, direnci artıyor" ifadelerini kullandı.
Vatan

17 yıldır Kadıköy'de kazanamayan G.Saray'da teknik direktör Jan Olde Riekerink bu seriyi bitirmek için plan üstüne plan yapıyor. Takımını hem taktiksel hem de psikolojik olarak maça hazırlayan Hollandalı teknik adamın en çok üzerinde durduğu konu ise mücadelenin ilk 30 dakikası. Herkes evinde oynayan F.Bahçe'nin baskılı başlamasını beklerken Riekerink rakibini kendi silahı ile vurmayı düşünüyor. Beşiktaş ile oynanan ve 2-2 beraberlikle biten maçın ilk 30 dakikasındaki oyunu takımına hatırlatan ve bu maçtaki olumlu hamlelerin üzerinden giden Riekerink F.Bahçe karşısında da baskılı bir 30 dakika ile maça başlamanın hesapları içinde. Rakibi kendi sahasına hapsedip ardından bu bölümde bulunacak bir golle maçın kaderini belirlemek isteyen deneyimli çalıştırıcı özellikle kanatlardaki oyuncularına da önemli roller veriyor. Takımın ilk 11'ini henüz belirlemeyen Riekerink, bu taktik anlayışı herkese ezberletirken F.Bahçe'nin de özellikle Advocaat dönemindeki maçlarını dakika dakika defalarca izleyip her eksikliği de belirledi. Oyuncuları ile farklı taktik anlayışlar ve oyun şablonları üzerinde duran Hollandalı hoca ilk 30 dakikada F.Bahçe'nin hücumdaki etkili ayaklarına top ulaşmasını engelleyip rakibi kendi sahalarında tutmaları halinde gol veya goller bulacağından da emin.
Vatan


Euroleague'de son 3 maçtır kabus gören F.Bahçe, Kazan maçında aldığı galibiyetle moral bulan Anadolu Efes'i ağırladı. Seyir zevki ve temposu yüksek maça hücumda etkili başlayan konuk Efes'in 7-2'lik serisine Dixon'ın sayılarıyla cevap veren F.Bahçe yakaladığı 9-0'lık seriyle 11-9 öne geçti. Granger'ın katkısıyla skor avantajını yeniden ele geçiren lacivert- beyazlılar, Udoh'un yokluğunda çembere gitmekte ısrar eden ancak Vesely'nin top kayıplarıyla etkisiz kalan F.Bahçe'ye karşı ilk çeyreği 17-25 önde kapattı. Çember savunmasında yaşadığı sıkıntıyı 2. çeyrekte Udoh'la çözen sarı-lacivertliler, Sloukas'ın liderliğinde 4:10 kala farkı 1'e indirdi (35-36). Dunston'ın oyunda olmadığı ve özellikle Heurtel'in süre aldığı dakikalarda F.Bahçe'nin rakibine oyun anlamında kurduğu üstünlükle denge gelen mücadele 43-42 F.Bahçe'nin üstünlüğüyle sona erdi. İKİ takım adına da savunma anlamında sertlik düzeyinin arttığı 3. çeyrekte Anadolu Efes yakaladığı 8-0'lık seriyle 3 dakika kala durumu 5358 yaptı. Vesely'nin enerjisini koyduğu son bölümde yeniden öne geçen Kanarya son 10 dakikaya 64- 61 önde girdi. Melih'in 5 sayısıyla hem taraftarın hem de takımın yükselen enerjisi, Heurtel'in tek kişilik başarısız bir şova dönüştürmesiyle kontrol tamamen sarı-lacivertlilerin eline geçti. Uzunlarının müthiş mücadelesiyle oyunda kalmaya çalışan Anadolu Efes'e bu direnç galibiyet için yetmedi. 40 dakikanın nefes kestiği maçta bir tarafta Sloukas diğer tarafta Heurtel bir maçın nasıl kazanılacağına ya da diğer yönüyle nasıl kaybedileceğine dair ibret niteliğindeydi.
Vatan

F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım, dev derbiye sayılı saatler kala birbirinden iddialı açıklamalar yaptı. Kocaeli'nin Gebze ilçesinde tesis yapmayı planladıkları arazideki incelemeleri sırasında basın mensuplarına içini döken sarı- lacivertlilerin 1 numarası, sarı-kırmızılı camiayı sinirlendirecek sözler sarfetti. İşte başkan Yıldırım'dan inciler: "17 senelik bir gelenek var ve bu gelenek devam edecek. İnşallah, 18, 19, 20 sene devam eder. Derbi centilmence geçsin. Galip gelen biz olacağız. 'İyi oynayan kazansın' falan yok, F.Bahçe kazanacak. Hoca ve oyuncularla geçen gün beraberdik. Herkes, hem psikolojik olarak hazır hem de maçın bilincinde. Kaybettiğimiz puanları, bu maçları kazanarak telafi edeceğiz. BİZ en kötü dönemimizde çıktık G.Saray'a karşı 6-0 kazandık. 6 defa gittik 6 gol attık onları yendik. Önemli olan seyirciyle sporcuların bütünleşmesi. Bu bütünleşme sağlanırsa, hangi şartta olursa olsun yeneriz. Bizim için takımdaki eksiklerin çok önemi yok (Lens ve Mehmet Topal'dan bahsediyor). 24 kişilik güçlü bir kadroya sahibiz. Oynamayan futbolcular yerine şans bulacak arkadaşları onların yokluğunu aratmayacaktır. G.Saray taraftarı ilk kez Kadıköy'e gelecek. En büyük temennim bizim seyircilerimizin tahriklere kapılmaması. Deplasman yasağının kalkmasını, G.Saraylılar'ın bizim stada gelmesini biz istedik ve konuyla ilgili olarak da Kulüpler Birliği'ne bir yazı gönderdik. Valilik ilk başta tereddütlüydü ama daha sonra yasak kalktı."
Vatan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme