17 Kasım 2016 Perşembe

iş yaşam dengesi

özel sektör çalışanları açısından kurulması pek de kolay olmayan dengedir. 
kamu çalışanları için kurulamaması için aptal olunması gereken dengedir.

sebebine gelince(açıklamada izah kolaylığı sırası takip edildiğinde):

1. kamu çalışanının(öğretmenler ve polisler haricinde) çalışma saatleri belirlidir. mesai saati bittiğinde defter kapanmıştır, gerisi önemsizdir. insan hayatının söz konusu olduğu sağlık alanında bile geçerlidir. mesai saatim bitti deyip hastayı bırakır, çıkarsın. kimse senden hesap sormaz. doğal olan da budur.

2-özel sektör için ise iki karın ağrısı söz konusudur:
2.1. e-posta
2.2 iş telefonu

2.1. e-posta:
resmi tatil dinlemez, hasta oldun dinlemez, cenazen var dinlemez. işi düştü ise yazar. yine de e-posta atan müşterilerimi arayanlara göre bir nebze daha elit kabul ederim. çünkü e-postanın okunmasının ardından duruma göre bir değerlendirme yapar, hareket planı belirlersin. 

2.2. iş telefonu:
fakat münasebetsiz zamanlarda arayan ve ısrarla arayan müşteriler vardır ki bunların hödüklük derecesi kendi içlerinde ayrılır:

a. birinci dereceden hödük:
e-posta atar atmaz okudun mu deyip yazdığını sana tekrar eder. cc listesine bulsa çaycının adresini ekleyecek kadar anguttur. her işi acildir, duysan yangın çıktı ve merkez bankası banknotları yanıyor sanırsın. olmadık şeyler için pazarlık etme gibi bir özellkleri de mevcuttur. hollanda'dan gönderi 3 günde gelir dersin. 2 güne istiyorum der. (bkz: amerikan klişelerinin iş yaşamını iğfal etmesi)

b. ikinci dereceden hödük:
teknoloji özürlüdür. hiçbir şekilde e-posta yazmaz, yazamaz ya da yazdıramazsın. adam binlerce dolarlık siparişi ben dedim, diyorum diyerek sana iş yaptırmaya kalkar. oldukça risklidir, sözüne bakıp iş yaptığında; "ben bunu demedim böyle bir konuşma olmadı, beni yanlış anladın" gibi geyiklere girişebilir. bu gibi numararalardan gelen konuşmaları numara ve dakika ile birlikte kaydeden android uygulamalarına şükranlarımı bir borç bilirim. yine de ısrarla e-posta nasıl atılır, öğreteceğim lan size!

c. üçüncü dereceden hödük:
1 haftalık iş için sizden her gün rapor bekler. gönderiyi yapar adama takip numarası verirsin, gireceği linki atarsın ama yok. her gün size "ne oldu bizim iş" ile gelir ve özellikle çalışma saatleri dışında bunu sorar. 

d. ultra mega hödük:
iş adamı familyasındandır. geneli karadenizlidir. bu koduğumun insanımsısı en ufak işi için patronu arar. olmayacakları oldurmayı dener. aradım dönmedi der, arama yok dersin, patron da "adam yalan mı söylüyor" der. bir gün dayanamayıp "hiç söyler mi adam nefes alıp yalan veriyor" diye yanıt vermişliğim vardır.

bu gibi iş hayatını zindana çevirenlere bir çift laf etmek isterim.

"annenizle mevcut probleminizi insanlar üzerinden çözmeye çalışmayın."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme