8 Aralık 2016 Perşembe

08.12.2016 Genel Gündem



08.12.2016

GÜNDEM

İşte Sivil İmamların Abd Kayıtları
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak koordinasyonunda devam eden soruşturmada, Cumhuriyet Savcısı Ramazan Dinç'in hazırladığı, Fetullahçı Terör Örgütü'nün 5 sivil imamının 'yurtdışına çıkış ve yurtiçine giriş' kayıtlarına ilişkin raporda, özetle şu bilgiler yer aldı: Kurmay subayların imamı olduğu belirtilen Hakan Çiçek, 28 Aralık 2015'te ABD'ye gitti. Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Nurettin Oruç da ABD'ye gitmek için 31 Aralık 2015 tarihinde İstanbul Atatürk Havaalanı'nda bir araya geldi. Öksüz, saat 07.57'de, Batmaz, 11.59'da Oruç ise 03.59'da çıkış yaptı. Batmaz daha sonra 31 Aralık'taki çıkışını iptal ederek, 1 Ocak 2016 tarihinde ABD'ye uçtu. Savcılık yetkilileri, Batmaz'ın tedbir amaçlı olarak 1 gün sonra ABD'ye gittiğini değerlendiriyor. Öksüz 4 Ocak, Batmaz ve Oruç 5 Ocak, Çiçek ise 6 Ocak 2016'da Türkiye'ye döndü. Savcılık yetkilileri, şüphelilerin birer gün arayla yurda dönüş yapmalarının 'güvenlik tedbiri' olarak değerlendirildiğini ifade etti. Savcılığın bilgi notunda ABD ziyaretlerinin Ankara'daki önemli toplantılardan sonra olduğuna dikkat çekilerek, "Şüpheli Nurettin Oruç'un ABD seyahatlerinde genellikle Ankara Esenboğa Havalimanı'nı kullanarak Almanya üzerinden aktarmalı olarak ABD ülkesine gittiği ve tedbir uyguladığı tespit edilmiştir. Ayrıca Hava Kuvvetleri personelinden darbe faaliyetine katılan general ve üst rütbeli subaylardan son yıllarda yurtdışına gidenler tespit edilmiş, detaylı yurtdışı giriş -çıkış analiz raporu çalışmaları devam etmektedir" denildi. Akıncı Üssü'nde darbe girişimi sırasında görüntüleri çıkan Harun Biniş'in 2016 yılına ait kaydı bulunamadı. Savcılık yetkilileri Biniş'in devlet yetkililerinin telefonlarının dinlenmesine ilişkin davada hakkında yakalama kararı bulunduğu için ABD ziyareti yapmadığını bildirdi. Kayıtlarda Biniş'in ABD ziyaretleri sadece 2015'te görünüyor. Biniş'in 16 Kasım 2015, Batmaz'ın 14 Kasım 2015, Çiçek'in 6 Kasım 2015'te yurtdışına gittiklerini anlaşılıyor. Batmaz'ın 2014'te diğerlerinden daha fazla yurtdışına gittiği saptandı. Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Nurettin Oruç, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Harun Biniş, savcılık ifadelerinde ABD ziyaretlerinin örtüşmesini tesadüf olarak açıklamıştı.
Hürr
iyet

En Az 30 Üst Rütbeli!
15 Temmuz darbe girişimini soruşturan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sadece Ankara'da 4 bin 500'e yakın TSK mensubunun adının geçtiği ana soruşturmada özellikle bağlantıların kurulması ve darbe süreciyle ilgili elde ettiği yeni deliller sonrasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar'ın bir kez daha tanık sıfatıyla bilgisine başvurup ifadesini alacak. Önümüzdeki günlerde Genelkurmay'a gidecek olan savcı heyeti, Akar'a soru yöneltecek. Edinilen bilgiye göre Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak'ın koordinesinde kurulan savcılar grubunca yürütülen soruşturmayla ilgili ana başlıklar şöyle: Sözde darbe girişimini koordine ettiği ifade edilen Yurtta Sulh Konseyi'nde yer alan isimler tek tek belirlenmeye başlandı. Konsey adıyla hareket eden ve cunta şeklinde yapılanan oluşumun karar mekanizmasının FETÖ'ye bağlı TSK mensuplarından oluştuğu, daha önce değerlendirildiği gibi 3-5 kişiden oluşmadığı TSK üst yönetiminde görev alan en az 30 tuğgeneral ve albayın cunta içinde yer aldığı belirlendi. 15 Temmuz sonrası ihraç edilen ve tutuklanan eski Genelkurmay Başkanlığı Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün ismi diğer komutanlara göre bir adım öne çıkarken, üst düzey komutanlar Ömer Faruk Harmancık, Hamza Koçyiğit, İrfan Arabacı, Hava Tümgeneral Gökhen Şahin Sönmezateş, Jandarma Tuğgeneral Faruk Bal, Salih Ulusoy, Sadık Kalyoncu gibi isimlerin konsey içinde yer aldığı anlaşıldı. Akıncı Üssü'nde yakalanıp serbest bırakılan FETÖ'nün TSK imamı Adil Öksüz ile birlikte Nurettin Oruç, Kemal Batmaz, Harun Biniş'in, sözde konseyin sivil kanadını oluşturduğu, karar alma sistemi içinde yer almadıkları, TSK ile FETÖ lideri Gülen ve diğer kadrolar arasında iletişimi kurdukları tespit edildi. Savcılık, Genelkurmay karargâhında görevli komutanların talimatlarının el yazısı ve bilgisayar üzerinde kaydının yapıldığı Ceride Defteri'ni incelemeye aldı. Ceride Defteri'nde 15 Temmuz gecesi verilen talimatların kaydının yapılması sırasında eksik zaman dilimlerinin olduğu saatlerde ne emirlerin verildiği ya da neden söz konusu saatlerin eksik olduğunun araştırıldığı belirtildi. Orgeneral Akar tarafından hava sahasının askeri uçuşlara kapatılması yönünde saat 18.00 sıralarındaki talimatının, 20.30 sıralarında Genelkurmay Komuta Harekat Merkezi Amiri Tuğgeneral İlhan Kırtıl tarafından kaldırıldığı belirlendi.
Milliyet


Türk Komandolara Bombalı Araçla Saldırı: 1 Şehit
Suriye'nin El Bab bölgesinde Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında operasyonlarını sürdüren Türk komando taburunun bulunduğu bölgeye bomba yüklü araçla saldırı düzenledi. Saldırıda bir asker hayatını kaybetti, altı asker yaralandı. Tedavi altına alınan yaralı askerlerden birinin durumu ağır. İlk belirlemelere göre DEAŞ tarafından gerçekleştirilen saldırıda muhaliflerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu'ndan (ÖSO) bazı askerlerin de yaralandığı bildirildi. Genelkurmay Başkanlığı tarafından saldırıyla ilgili yapılan bilgilendirmede "Sabah saatlerinde bombalı araç ile yapılan saldırıda 1 kahraman silah arkadaşımız şehit, 1'i ağır olmak üzere 6 kahraman silah arkadaşımız yaralanmıştır" ifadeleri kullanıldı. Genelkurmay Başkanlığı ayrıca El Bab'a düzenlenen hava harekâtında DEAŞ'a ait 12 hedefin vurulduğunu ve ilk belirlemelere göre 23 DEAŞ militanının öldürüldüğü açıkladı.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,3890-3,3920
Euro: Euro 3,6503-3,6521
Sterlin: 4,2857-4,2910
Gram Altın: 128,1117-128,2742

Kayyumların Dolar Kavgası
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde yer alan Koza pek Grubu'na 26 Eylül 2015 tarihinde atanan 5 kişilik kayyum heyetinde 'dolar' kavgası yaşandığı ortaya çıktı. Toplantı sırasında başlayan kavga, karakolda son buldu. Kavga, kayyum Hikmet Keleş'in, holdingin 250 milyon dolarını, "Doların yükselip ekonomiye zarar vermemesi için Türk Lirası'na çevrilip mevduata yatırma" isteğine diğer kayyum heyetinin karşı çıkması yüzünden meydana geldi. Batıkent Polis Merkezi'ne yansıyan olay tutanaklarına göre, kavga 26 Temmuz tarihinde yapılan toplantıda meydana geldi. Koza İpek Grubunun İstanbul yolu üzerindeki binada kayyum Mustafa Akçil, Arif Yalçın, Hayrullah Dağıstan diğer iki kayyum Hamza Yanık ve Hikmet Keleş'ten habersiz toplantı yaptı. Bu sırada binada olan Hikmet Keleş, toplantı salonuna girdi. Kayyum heyeti arasında "FETÖ" ve "doların Türk lirasına" çevrilmesi konularında tartışma çıktı. Sözlü tartışma fiziki şiddete dönüştü. Kayyumlardan Hikmet Keleş, diğer kayyum Mustafa Akçil'e çay bardağı fırlattı. Olayın büyümesi üzerine binaya polis çağrıldı. Mustafa Akçil, Arif Yalçın ve Hayrullah Dağıstan, karakola giderek Hikmet Keleş'ten şikayetçi oldu. Hikmet Keleş de polis merkezine giderek kayyum Mustafa Akçil, Arif Yalçın ve Hayrullah Dağıstan'nın FETÖ ve İpek ailesiyle bağlantıları olduğu yönünde ifade vererek şikayetçi oldu. Tutanaklar ve ifadeler Cumhuriyet Savcılığı'na gönderildi, kayyumların kavgasıyla ilgili Cumhuriyet Savcılığı'nın başlattığı soruşturma sonunda dava açıldı. Kayyum Hikmet Keleş polise verdiği ifadesinde, tartışmanın, grubun hesabındaki 250 milyon dolarının Türk lirasına çevrilmesi talep ettiğini, diğer 3 üyenin karşı çıkmasıyla başladığını belirterek, şunları anlattı: "26 Temmuz günü saat 11.00 sıralarında İstanbul yolu üzerinde bulunan Koza İpek grubunun binasına denetim görevim için geldim. Mustafa Akçil ile karşılaştım. Mustafa Akçil otel müdürünü değiştirmek istediğini bana söyledi. Ben de kendisine otelde yürütülen faaliyetler devletin bütün kurumlarının bilgisi dahilinde olduğunu, otel müdürünün değiştirilmesinin orada çalışmaları sekteye uğratma amacı taşıdığını, bunun ihanet anlamına geldiğini söyledim. Bir gün önce de yüklü miktardaki doları, darbe girişimi sonrasında doların yükselip ekonomimize zarar vermemesi için Türk parasına çevirip mevduatta yatırma isteğime karşı çıktılar. Diğer 3 kayyum bu karara itiraz etti. Ben binadan hava almak için dışarıya çıkıp içeriye girdiğim sırada bu 3 kayyumun benden habersiz toplantı yaptıklarını görünce yanlarına girdim. 'Ne yapmaya çalışıyorsunuz' dedim. Bu 3 kayyumun, İpek ailesi ve FETÖ terör örgütü ile ilişkilerinin bulunduğunu, ihanet içinde olduklarını kendilerine söyledim. Bu esnada sinirlendim. Elimde bulunan çay bardağını duvara atmak istedim. Ancak attığım bu çay bardağı Mustafa Akçil'e geldi. Ben kendisine atmak istemedim. Bu 3 kayyumun FETÖ ve Akın İpek ailesi ile ilişkileri vardır. Ben kendilerinden FETÖ'ye olmalarından dolayı şikayetçiyim."
Hürriyet

Fetö'cüleri Ayıklayın!
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Fatih Sayan, telekom şirketlerine "İçinizdeki FETÖ'cüleri ayıklayın" çağrısında bulundu. Sayan, telekom şirketlerinin genel müdürlerinin hazır bulunduğu toplantıda, "Bu mücadelenin en etkin şekilde sürdürülmesi çağrısında bulunuyorum. Adamın başka şeylerden dolayı kini vardır, hasedi vardır, o başka. Ama gerçekten bağlantısı (FETÖ) olanların böyle kritik sektörlerde çalışmaması gerekiyor" mesajını verdi. TELKODER'in (Serbest Telekomünikasyon İletişimcileri Derneği) 9. genel kuruluna katılan Sayan, sektördeki fiberle ilgili çalışmalara da değindi. Fiberde 5 milyon kişiye ulaşıldığını ancak geride kalan 15 milyona da hizmet verecek şekilde operatörlerin çalışmasını isteyen Sayan, "Ortak altyapı sadece sabitte değil mobilde de bir noktaya kadar olmalı" dedi. 1 Nisan'dan itibaren uygulanmaya başlanılan 4,5G'nin getirdiği yüksek hızlı interneti kullananların sayısının gittikçe arttığını ve mobilde yüksek hızlara ulaşıldığını belirten Sayan, "BTK olarak, test sürümünü gerçekleştirdiğimiz bir aplikasyonumuz var, testlerimiz devam ediyor. Operatörlerimizle paylaştık, onların geri bildirimleriyle lansmanını yapacağız. BTK mobil hız testi uygulamasıyla amacımız, tüketicilerin nerede, nasıl hizmet aldığının en iyi şekilde bilinmesi ve buna göre tercihini yapmasını sağlamasıdır" dedi. Genel kurula katılan Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom'un gündeminde ise fiberde ortak altyapı yer aldı.
Hürriyet

Kazan-Kazan Ekonomisi
Başbakan Binali Yıldırım, Rusya ve Türkiye'nin her bakımdan ilişkileri geliştireceğini belirterek, "Bu ilişkiler sadece enerji alanıyla sınırlı değil. Altyapı yatırımları, savunma, uzay, tarım, ulaştırma, kültür - turizm gibi birçok sektörü de kapsayacak şekilde hem çeşitlendireceğiz, hem de daha ileriye götüreceğiz. Bunun altyapısı hazırlandı" dedi. Yıldırım "Şüphesiz Türkiye - Rusya ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesiyle beraber Tataristan'da da yatırımlar daha da artacak, ticaret daha da büyüyecek. 2014 yılında 500 milyon doların üzerine çıkan ticaret maalesef geçen yıl düşük kaldı. İnşallah daha üst seviyelere çıkarma imkânı var" ifadelerini kullandı. Yıldırım, Rusya'ya bağlı Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da düzenlenen Türk - Tatar İş Formu'na katıldı. Tataristan'a 2 milyar doların üzerinde doğrudan Türk yatırımı yapıldığını vurgulayan Yıldırım, "Uzun zamandır bu bölgede en etkin yabancı yatırımcı konumundayız ama bize yabancı demek yanlış, biz kardeşiz, burada biz yerli yatırımcıyız. Tataristan'ın sembolü haline gelen birçok eserde Türk şirketlerinin ve işçilerinin imzası var" diye konuştu.
Milliyet

Tl'ye Geçen Kârlı Çıkar
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan , ekonomik saldırılara yönelik yaptığı çağrının büyük destek gördüğünü belirterek, "Rabbime şükürler olsun, milletimiz bu oyunu gördü. Çağrımıza kulak verdi ve ekonomisine sahip çıktı. İnsanlar döviz bürolarına, bankalara dolar almak için değil, bozdurup Türk Lirası'na geçmek için koşuyor. Eğer bu vatanı, milleti seviyorsan arkadaş sen de Türk Lirası'na geç. Emin olunuz, insanımız bu süreçten zararlı değil, kârlı çıkacaktır, hiç endişe etmeyin" dedi. Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yaptığı 31. Muhtarlar toplantısında ekonomiye ilişkin şu mesajları verdi: "Bir yandan Suriye ve Irak'ta ülkemizi güneyden kuşatma projesi tüm alçaklığıyla, çirkinliğiyle, sinsiliğiyle devam ettiriliyor. Diğer yandan devletin, toplumun içine sızmış FETÖ'den PKK'ya kadar tüm terör örgütleriyle kararlı mücadeleyi yürütüyoruz. Son hamle ekonomimizle yapıldı. İhracat ve turizm üzerinden yapılan saldırıya ilave olarak döviz spekülasyonuyla ekonomimiz çökertilmeye çalışılıyor. Ekonomimizin bazı sorunları elbette var. Hükümetimiz bunların çözümü için gereken önlemleri alıyor. Piyasada bir durgunluk olduğunu biz de görüyoruz. Bu durgunluğunu somut sebeplerinden ziyade psikolojik ve coğrafi faktörlerden kaynaklandığını gayet iyi biliyoruz. Son günlerde döviz kurunun Türk Lirası karşısındaki yükselişine baktığımızda, elle tutulur, ciddi iktisadi karşılığı olan hiçbir husus göremiyoruz. Belirli mahfiller tarafından pompalanan olumsuz havanın yol açtığı suni bir kur yükselişiyle karşı karşıyayız. Biz de devletin imkânlarını harekete geçirmenin yanında milletimizi bir anlamda yardıma çağırdık. Dedik ki gelin yastığınızın altındaki dövizleri Türk Lirası'na çevirin. Türk Lirası olmazsa, altına çevirin. Benim vatandaşım Türk Lirası'na yöneldi, kim, ne kadar dövizi varsa bunu Türk Lirası'na çevirmeye başladı. Milletime, vatandaşlarıma teşekkür ediyorum, sağ olsunlar, var olsunlar. Şayet mesela maruz kaldığımız son ekonomik saldırı karşısında millet olarak dirayet gösterirsek arkamızda çok büyük bir desteği bulacağımızdan emin olun. Rabbime şükürler olsun, milletimiz bu oyunu gördü. Çağrımıza kulak verdi ve ekonomisine sahip çıktı. İnsanlar döviz bürolarına, bankalara dolar almak için bozdurup Türk Lirası'na geçmek için koşuyor. Sözleşmeler, anlaşmalar, borçlar, alacaklar, kiralar süratle dövizden Türk Lirası'na döndürülüyor. Herkes kendi nispetince imkânınca bu seferberliğe destek oluyor. Kirada artık dövizden Türk Lirası'na geçiş başladı. Ben de bildiğim, duyduğum, gördüklerimi bizzat arıyorum. Eğer bu vatanı, milleti seviyorsan arkadaş sende Türk Lirası'na geç. Emin olunuz insanımız bu süreçten zararlı değil, bak müjdeyi veriyorum, kârlı çıkacaktır hiç endişe etmeyin."
Milliyet

Merkez Bankası Ne Yapmalıydı
Dış piyasalar biraz düzeldi; vatandaş ve kurumlar döviz satmaya başladı ve nihayet Türk Lirası da değer kazandı. Şimdi sormak lazım Acaba Merkez Bankası (TCMB) geçen ayki faiz hamlesini boşuna mı yaptı? Merkez Bankası açıkça söylemedi ama 34 aydır ilk defa yaptığı artışın ardındaki önemli bir neden de kurdaki yükselişin önüne geçmekti. TCMB faizleri artırmadan önce kur 3.39'du. Kararın ardından yükselmeye devam etti, 3.50'nin üzerini gördü. Bu ne anlama geliyor? Üç açıklaması olabilir: Piyasalar, yatırımcılar ve hane halkı TCMB'ye güvenmiyor. TCMB faizi artırdı artırmasına ama yeterince artırmadı. Kurdaki yükseliş karşısında TCMB'nin yapacağı çok şey yok. Bence 3'ü de kısmen doğru Bizimki gibi enflasyon hedeflemesi uygulayan merkez bankalarının itibarı enflasyon hedeflerine ulaşmadaki başarılarıyla ölçülür. Bizim bankamız, açıkladığı hedeflere çok uzun bir süredir ulaşamıyor. Dolayısıyla, ikna gücü, yani beklentilere yön verme kapasitesi çok yüksek değil. Faizdeki yarım puanlık artış piyasa beklentisinin üzerindeydi ama geçmiş örnekler gösteriyor ki eğer paranızın değer kaybının önüne geçmek istiyorsanız bunu, yüksek oranlı şok bir artışla yapabilirsiniz. 2014 Ocak ayında yine benzer bir durum vardı ve Merkez önüne geçmek için politika faizini 5.5 puan artırmıştı. İşe de yaramıştı. Kredi maliyetleri başta yükselmiş ama TL'nin değerlenmesiyle makro ekonomik istikrar tekrar güçlenmişti. Kurdaki yükseliş dünyada Fed'in faiz artırım söylemiyle başladı. Bizim jeopolitik ve iç sorunlarımızla artarak devam etti. TL'yi zayıflatan bu gelişmelerin önemli bir bölümüne karşı TCMB'nin yapabileceği fazla bir şey yok. Ama önümüzdeki dönemde para politikamızı zorlayacak önemli bir gelişme var, o da bir zamanlar dünyaya dağılan paranın Amerikan ve diğer gelişmiş ülke varlıklarına dönmeye başlaması olacak. Para bizim gibi ekonomilerden çıkıp, getirilerin artmaya başladığı güçlü ekonomilere dönerse ne olur? Küçük bir provasını son haftalarda yaşadık. Çekilen paranın önüne geçmek iki yolla olur; ya yüksek getiri vaat edeceksiniz ya da bu paraya olan ihtiyacı azaltacaksınız. İşin doğrusu ikincisi, yani dış finansman bağımlılığımızı azaltmak. Ancak bu, bugünden yarına olacak bir şey değil, güçlü bir reform programı gerekir. Sözün özü, Merkez Bankası geçen ay boşa atış yaptı. Ya daha yüksek oranlı şok bir artış yapmalıydı ki bu ekonomide durgunluğun arttığı dönemde kolay değildi. Ya da Fed'in aralık toplantısını bekleyip, durumu gördükten sonra harekete geçmeliydi. Yani Başbakan'ın dediği gibi aceleci davrandı.
Milliyet

350 Milyar Tl'lik E-Ticaretin Kapısı Açıldı
Türkiye'de elektronik ticaret (e-ticaret) pazarı büyürken, bu alana yönelik düzenlemeler artıyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu kapsamda iki uygulamayı daha hayata geçiriyor. Görüşe açılan 'Elektronik Ticarette Güven Damgası Hakkında Tebliğ Taslağı' ile her türlü dolandırıcılık ve sahtekârlığın önüne geçilmesi hedefleniyor. Ayrıca ticari ve elektronik iletilere yönelik şikâyetlerin etkin ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılması amacıyla hazırlanan genelge de il müdürlüklerine gönderildi. Bu sayede hem vatandasın e-ticarette korkulu rüyası olan dolandırıcılığın önüne geçilmesi hem de şikâyetlere daha kısa sürede cevap verilmesiyle pazarın büyütülmesi planlanıyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre elektronik ticarete ilişkin 2018 yılı hedefi 170 milyar lira olarak öngörülüyor. 2023 yılında ise pazarın 350 milyar liralık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor.
Star

Notuna Göre Kredi Dönemi
KOBİ'ler ve ihracatçıların finansmana ulaşımı kolaylaştırılırken, batıkları da önlemek amacıyla kredi derecelendirme sistemine geçildi. Hazine Müsteşarlığı ve Kredi Garanti Fonu arasında imzalanan protokole göre, Kredi Garanti Fonu tarafından verilecek kefaletlerin toplam bakiye tutarı 20 milyar liraya yükseltildi. Hazine Müsteşarlığı tarafından Kredi Garanti Fonu'na aktarılabilecek kaynağın tutarı da 2 milyar lira olacak. İhracatçılara Eximbank'dan kullandıkları kredilere yüzde 100'e kadar kefalet sağlanacak. Yeni düzenleme ile KOBİ'lere sağlanan yüzde 75 kefalet oranı yüzde 85'e kadar yükseliyor. KOBİ'ler 3 milyon dolara kadar, KOBİ tanımı dışında kalan firmalar ise 50 milyon dolara kadar kefalet kullanabilecek. Getirilen bir diğer değişiklikle mevcut sistemde KGF bünyesindeki kredi onay komiteleri kaldırılıyor. Bu komiteler yerine kredi reyting sistemine geçilecek ve yeni sistem ile mevcut sistemdeki kredi onay komitesinin neden olduğu zaman kaybı ortadan kaldırılacak. Protokolün imza töreninde konuşan Başbakan Yardımıısı Mehmet Şimşek, bu protokolün Kredi Garanti Fonu üzerinden kaynak kullanımında bürokrasiyi ciddi bir şekilde azaltacağını söyledi. Krediye erişimi artıracaklarını anlatan Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: "KOBİ'ler ana eksen olmakla birlikte, KOBİ dışındaki firmaların da finansa erişimini bu çerçevede mümkün hale getiriyoruz, yani kullanımı esnek hale getiriyoruz. Bu birinci husus. Kredi Garanti Fonu'nun kendisi daha çok bu işte koordinatör rolünü oynayacak. Bankalar daha çok reyting sistemleriyle, kendi değerlendirmeleriyle krediye karar verecekler. Burada her bankaya bir üst limit tanınacak. Her bankanın da bu verdiği kredilerden dolayı yazacağı, yani takibe dönüşecek kredi oranını da biz yüzde 7 ile sınırlıyoruz. Kefaleti, Hazine'nin kefaletinde artırıyoruz. Şu andaki imkanlarımız 20 milyar liraya kadar bir kredi hacmini sunuyor." Şimşek, rakamın yakın dönemde artacağı inancını dile getirdi.
Vatan

DÜNYA

Rejim Eski Halep'i Aldı
Suriye ordusu, Halep'te muhaliflerin kontrolündeki bölgelerin tamamını ele geçirmek için başlattığı operasyonda dün de kentteki sembolik öneme sahip, ortaçağdan kalma binaların olduğu Eski Halep'i ele geçirdi. Londra merkezli ve Esad yönetimine muhalif çizgideki Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, önceki geceki ilerlemenin ardından ordu birliklerinin Eski Halep'in tamamında kontrolü sağladığını bildirdi. Muhalif grupların, ordunun Agiyor ve Bab el Hadid semtlerinde kontrolü sağladıktan sonra Eski Halep'ten güneye doğru çekildikleri belirtildi. Eski Halep'in doğusundaki bölgelerin ele geçirilmesiyle Suriye ordusu ve müttefikleri, muhaliflerin kontrolündeki bölgenin yüzde 85'inde kontrolü sağlamış oldu. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Eski Halep'te Halep Kalesi, Emevi Camii de bulunuyor. Tarihi Halep Kalesi'nin etrafındaki bölge, yaklaşık dört yıldır silahlı muhalif grupların kontrolü altındaydı. 4 bin yıllık Halep'in eski şehir bölgesi büyük çatışmalar nedeniyle büyük tahribata uğramıştı. Suriye yönetimine yakın Al Masdar sitesi ise muhaliflerin, Halep Kalesi çevresindeki noktalara gelerek teslim olmaya başladığını yazdı. Haberde teslim olmaya başlayan muhalifleri, Türkiye sınırındaki İdlib'e güvenli çıkışlarını sağlamak için bölgeye yeşil otobüslerin gittiği iddia edildi. Muhalif gruplar ise "Halep Liderlik Konseyi" imzasıyla ortak bir yazılı açıklama yaparak, 5 günlük ateşkes ilan edilmesi ve sivillerin kentten çıkarılması çağrısında bulundu. Muhalifler, kenti terk etmeleri halinde sivillerin çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalacağını öne sürdü. AFP ajansına göre açıklamaya onay veren gruplar arasında daha önce Doğu Halep'ten çekilmeyeceğini açıklayan Fetih El Şam (eski adıyla El Nusra) da var. Reuters ajansına Türkiye'den konuşan bir "muhalif" ise çağrıyı uluslararası taraflara gönderdiklerini belirtti. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad da "Halep'in bizim için bir kazanım olacağı doğru, ancak gerçekçi olmak gerekirse bu Suriye'deki savaşın sonu anlamına gelmeyecek. Ancak bu sona doğru atılmış büyük bir adım olacak" ifadelerini kullandı. Haleple ilgili ateşkes çağrılarını da değerlendiren Esad şunları söyledi; "Özellikle Amerikalılar Halep'te bir ateşkes için ısrar ediyor çünkü onların terörist ajanları şu anda zor durumda." iddiasında bulundu. Öte yandan ABD, Fransa, Kanada, İngiltere, Almanya ve İtalya ortak bir Halep açıklaması yaparak, kentte savaş suçu işlendiğini ileri sürdü. Ortak açıklamada bu tablodan Suriye ve Rusya sorumlu tutuldu.
Hürriyet

Nato'da 75 Askerlik Açık
NATO'nun en yüksek askeri yetkilisi Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Curtis Scaparrotti, darbe girişimi sonrasında NATO'da görev yapan 150 kadar Türk subayın geri çekildiğini söyledi. NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı sırasında basına konuşan Amerikalı general, Türkiye'nin çekilen 75 subayın yerine yeni atama yaptığını ifade etti. Yaşanan değişikliğin kalan çalışanların iş yükünü artırdığını belirten Scaparrotti, "Burada yetenekli ve kabiliyetli insanlar vardı" ifadelerini kullandı. Scaparrotti, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile düzenli şekilde görüştüklerinin altını çizerek, "General Akar'a hukukun üstünlüğüne göre hareket edilmesi konusundaki endişemi ilettim" dedi. Scaparrotti, Akar'ın da kendisine subayların durumuyla bizzat ilgilenmeyi vaat ettiğini söyledi. Görevden alınan subayların darbe girişiminin planlamasına katılmış olabileceklerini düşünüp düşünmediği yönündeki bir soruyu cevaplayan Scaparrotti, "Hayır" cevabını verdi.
Hürriyet

Ab Büyükelçileriyle 'Acılı' Toplantı!
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin büyükelçilerini bugün Adana'da ağırlayacak. Çelik, büyükelçilere daha önce sözünü verdiği "acılı Adana" kebabı ve şalgam suyu ikram edecek. Son dönemde gergin bir sürece giren Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler konusunda diplomasi trafiği sürüyor. Daha önce AB üyesi ülkelerin Ankara'daki büyükelçileriyle olağanüstü bir toplantı yapan Bakan Çelik, bu kez büyükelçileri, memleketi Adana'da ağırlayacak. AB kaynaklarından alınan bilgiye göre Çelik, 8-10 Aralık arasında Adana ve Mersin'i ziyaret edecek AB üyesi ülkelerin büyükelçileriyle, Adana'da vereceği akşam yemeğinde biraraya gelecek. Adana Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, yerel makamlar, üniversite ve iş dünyası temsilcilerinin de bulunacağı akşam yemeğinde Çelik'in, büyükelçilerle samimi bir sohbet ortamında güncel gelişmeleri ve Türkiye-AB ilişkilerini ele almayı öngördüğü öğrenildi. Büyükelçilerin Adana ziyareti, bugün valiliği ziyaretle başlayacak. Büyükelçiler, valilik ziyaretlerinde, 24 Kasım'da terör eyleminin gerçekleştirildiği yere çiçek bırakıp, saygı duruşunda bulunacak. Çelik'in, büyükelçilere daha önce verdiği söz çerçevesinde memleketi Adana'da Adana kebabı ve şalgam suyu ikram etmesinin planlandığı öğrenildi.
Milliyet

Rejim, Halep'in Tarihi Merkezinde
Suriye rejim birlikleri, son günlerde Halep'in muhaliflerin elinde olan bölgelerindeki ilerleyişini sürdürürken, tarihi kent merkezini de ele geçirdi. Muhalif silahlı gruplar, sivil kayıpların engellenmesi amacıyla ateşkes ilan edilmesi çağrısında bulundu. Rejim güçlerinin sağladığı ilerlemenin ardından silahlı muhalif grupların geri çekilmeye başladığını bildirildi. Savaş öncesi ülkenin ticaret merkezi olan ve stratejik öneme sahip tarihi Halep Kalesi'nin etrafındaki bölge, yaklaşık dört yıldır muhalif grupların kontrolü altındaydı. Rejim güçleriyle İran destekli Şii milislerin 3 haftadır yoğun topçu saldırısına maruz kalan Halep'in doğusunda, Rusya'nın da havadan destek verdiği bombardıman devam ediyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle son üç haftada yaşamını yitiren sivillerin sayısı 900'e yaklaşırken, muhalif savaşçılar, 12 semtte daha kontrolü kaybetti. Son kayıplarla birlikte Halep'in yüzde 70'inden fazlasının kontrolü rejim güçlerine geçmiş oldu. Suriye'de Esad rejiminin kuşatmasındaki Doğu Halep'te bulunan muhalif silahlı gruplar, son gelişmeler sonrası 5 günlük ateşkes ilan edilmesi ve sivillerin kentten çıkarılması çağrısında bulundu. Muhalif silahlı gruplar, yaptıkları ortak yazılı açıklamada, rejim, Rusya ve İran destekli Şii milislerce havadan ve karadan yoğun saldırı altında bulunan Doğu Halep'te sivil kayıpları engellemek için her türlü çabayı göstermeye hazır olduklarını bildirdi. Üç yıldır Haleplilerin varil bombası, top atışı ve kimyasal silah saldırılarına alıştığı belirten açıklamada, "Halepliler son zamanda Rus savaş uçaklarının yerleşimlere kullandığı 'sığınak delici' bombalara ve sağlık merkezlerinin bilerek hedef alınmasına karşı kendilerini garantiye almak zorunda kaldılar" denildi. Bununla beraber Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye'de görevli bir Rus subayın hayatını kaybettiğini duyurdu.
Milliyet

Yasağın Hiçbir Dayanağı Yok
İsrailli bas haham David Lao dün yaptığı açıklamada, Israil Başbakanı Benjamin Netanyahu hükümetinin hoparlörden ezan okunmasını yasaklayan yasa tasasına itiraz etti. Lao yaptığı açıklamada, böyle bir yasanın oylamaya sunulmasının önüne geçilmesi için Müslüman din adamlarıyla umut veren görüşmeler yaptığını ve dayanışma içerisinde olduğunu ifade etti. Yasama sürecine dâhil olmadığını ve yasanın siyasi arenada geçerliliğine destek vermediğini belirten Haham Lao, bilakis yasa koyan kesimleri sorun teşkil edecek bu kanundan muaf tutacak ortak bir sürecin sağlanması için çalıştığını ve tasarının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Israil yönetimini konuyla ilgili uyarmıştı.
Akşam

Pakistan'da Yolcu Uçağı Düştü, 47 Kişiden Kurtulan Olmadı
Pakistan Uluslararası Havayolları'na (PIA) ait Çitral-İslamabad seferini yapan yolcu uçağının Havelian bölgesinde düştü. Pakistan Radyosu'ndan yapılan açıklamada, 5'i mürettebat 47 kişiyi taşıyan PIA Havayolları'na ait PK-661 sefer sayılı küçük yolcu uçağı, İslamabad'ın 125 kilometre kuzeyinde Karpal köyü yakınlarında düştü. Düşen uçak enkazından 46 yanmış cesedin çıkarıldığı belirtildi. PIA açıklamasında ülkenin kuzeybatısındaki Çitral kentinden saat 15.30'da havalanan uçağın bir süre sonra motor arızası bildirdiği ve kuleyle irtibatının kesildiği belirtildi. Sivil Havacılık İdaresinden yapılan açıklamada yerel saatle 16.42'de düşen uçaktaki tüm yolcuların hayatını kaybettiği ifade edildi. Yolcular arasında Pakistanlı eski pop şarkıcısı Cüneyd Cemşid ve eşi de bulunuyordu. Uçakta ikisi Avusturyalı, biri Çinli üç yabancı uyruklu bulunduğu kaydedildi.
Vatan

Aır Force One Resti
Trump'ın Twitter'da yazdığı 'Boeing gelecek ABD Başkanları için yeni bir 747 Air Froce One uçağı üretiyormuş, ama fiyatlar kontrolden çıkmış; 4 milyar dolardan fazla. Siparişi durdurun!' ifadesi ABD'de günün tartışma konusu oldu. Attığı tweetin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, uçakların maliyetinin saçma boyutlarda olduğunu söyledi ve "Beoing'in çok para kazanmasını istiyoruz ama bu kadar da çok değil" dedi. Trump'ın tweetinin ardından Boeing hisselerinde kısa süreli bir düşüş yaşandı. Yaklaşık yüzde 1 değer kaybeden Boeing hisseleri günün ikinci yarısında yeniden yükseldi. ABD hükümetinin Boeing ile en az iki yeni Boeing 747-8 model başkanlık uçağı daha üretmesi için kontratı bulunuyor. Uçakların 2024 yılında kullanıma hazır hale gelmesi planlanıyor. Yani Trump uçakları, ikinci dönem başkan seçilmemesi halinde kullanamayacak. Trump seyahatlerinde kendi özel uçağını kullanıyor. Ancak başkanlığı devralacağı 20 Ocak'tan sonra özel güvenlik ve iletişim donanımının bulunduğu başkanlık uçağı Air Force ile seyahat edecek. Trump geçen yıl Rolling Stone dergisine verdiği röportajda Boeing 757 tipi özel jetini övmüş ve uçağının Air Force One'dan büyük olduğunu söylemişti.
Vatan

POLİTİKA

Yanlışa Misliyle Mukabele Ederiz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı'nın Almanya'da alıkonulmasına ve gösterilen muameleye sert tepki gösterdi. Erdoğan, "Sen teröristi alıyorsun ülkende ağırlıyorsun ama bu ülkenin TBMM Başkan yardımcısı ve heyetini orada, kapıda saatlerce bekletiyorsun. Bu tür bir yanlışı yaparsan, benim buna aynısıyla mukabele etmem lazım. Bir defa bütün oradaki personelin, kimse, neyse, bunlara gereğini yapmadığın sürece Türkiye de buna misliyle mukabele eder, etmek durumdadır" dedi. Türkiye'nin kendi stratejisini ve taktiklerini oynamaya devam edeceğini belirten Erdoğan, "Elin oğlu binlerce kilometre öteden gelip burnumuzun dibinde operasyon yaparken bize yerinizden sakın kıpırdamayın diyenleri, bize bu vatanı çok görenleri, buraları onlara dar ederiz" diye konuştu. Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yaptığı 31. Muhtarlar Toplantısı'nda şu mesajları verdi: Meclis başkan yardımcılarımızdan Ayşenur Hanım'ın Almanya seyahatinde çantasını çalıyorlar, pasaportu, kimlik vesaire içinde. Gidiyor büyükelçilikten kendisine geçici bir pasaport alıyor. Havalimanında kendisine geçiş izni vermiyorlar. Vermemekle kalmıyorlar, alıyorlar, saatlerce bekletiyorlar. Sen teröristi alıyorsun ülkende misafir ediyorsun, ağırlıyorsun. Ama bu ülkenin TBMM başkan yardımcısı ve heyetini orada, kapıda saatlerce bekletiyorsun. Şimdi bunlara aynını yapmak gerekmez mi? Ondan sonra Erdoğan oluyor diktatör. Sen benim Meclis Başkan yardımcıma, bir bayan milletvekiline bu tür bir yanlışı yaparsan, senin polisin bunu yaparsa, benim buna aynısıyla mukabele etmem lazım. Bir defa bütün oradaki personelin, kimse, neyse, bunlara gereğini yapmadığın sürece Türkiye de buna misliyle mukabele eder, etmek durumdadır. 50 dereden 50 türlü su getirirler, bilirim. İşte teröristler cirit atıyor, hepsi orada. İsimlerini göderiyoruz, yok, hala dolaşıyorlar. Hani bu terör örgütüydü. Bu terör örgütü mensuplarına niye oralarda kolay para toplattırıyorsunuz? Avrupa'da toplanan 26 milyon Avro'nun sadece bir ülkede 13 milyon Avro'su sizde toplanıyor. Bu paralar terörde kullanılıyor. İster göndersinler, ister göndermesiler. Biz de kendi stratejimiz, taktiklerimiz neyse bunları oynamaya devam edeceğiz.
Milliyet

'Eleştirilere Gülüyorum'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin Adana mitinginde bir grup gazetecinin ismini saymasıyla başlayan eleştirilere ilişkin olarak, CHP olarak gazetecilerin tutuksuz yargılanması ve yazdıklarından dolayı tutuklanmaması ilkesi çerçevesinde hareket ettiklerini vurgulayarak, "Partimi FETÖ ile yanyana göstermek isteyenlere güler geçerim" dediği belirtildi. Kılıçdaroğlu, dün partisinin 2.5 saat süren MYK'sında partisinin Adana mitinginde bir grup gazetecinin ismini sayarak, kitleye "burada" dedirtmesiyle başlayan parti içi tartışmalara değindi. Kılıçdaroğlu'nun, "146 gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede kimse demokrasi olduğundan dem vurmasın. CHP olarak bir ilkeyi savunuyoruz" dediği öğrenildi. Adana'daki mitingin başarılı geçtiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu'nun, "Bu mitingi gölgelemek istediler ama beni eleştiren bazı kesimlere ben açıkçası gülüyorum. Balyoz'da Ergenekon'da ve diğer tüm kumpas davalarında ortaya koyduğum tavır hafızalarda. Grup toplantılarımı ayırdım, Silivri'ye gittim hatta bir ifadem nedeniyle ben gelmeden önce fezlekem Ankara'ya geldi. O mitingde tutuklu oldukları gerekçesiyle ilkesel olarak ismini andığım gazeteciler de o gün beni eleştiriyordu, bunu ben bilmiyor muyum. Ama CHP olarak her zaman hukukun, demokrasinin yanında olmayı sürdüreceğiz" dediği ifade edildi. Kılıçdaroğlu, "Partimi FETÖ ile yanyana göstermek isteyenlere güler geçerim. FETÖ'cülerle siyasette yanyana gelmeyen bir tek ben varım, CHP var. Benim kişisel ömrüm, partimin kurumsal tarihi Gülen grubu ile mücadeleyle geçti. İktidar Balyoz ve Ergenekon sürecinde FETÖ ile ve diğer yandaşlarıyla bizi darbecilikle suçluyordu şimdi de yanına aldığı yeni işbirlikçilerle partimizi darbecilikle suçluyor. AKP, geçmişte FETÖ ile işbirliği yaptı, şimdi başka cemaatleri büyütüyor" ifadesini kullandı.
Milliyet

'Siyah Diplomatik Pasaportuma Rağmen Kaçak Muamelesi Yaptılar'
TBMM Başkanvekili, AK Partili Ayşenur Bahçekapılı, Almanya'da karşılaştığı durumu, VATAN Ankara Temsilcisi Murat Çelik'e anlattı. Kendisine konsolosluktan geçici siyah diplomatik pasaport ve Alman Emniyeti'nden yazı verildiğini belirten Bahçekapılı, "Tüm bunlara rağmen yapılan uygulamadan çok rahatsızlık duydum" dedi, ekledi: Yaşananlara gerçekten üzüldüm. Türkiye'nin parlamenterine böyle bir muamele yapılmasından çok rahatsız oldum. Bu Türkiye'nin onurudur. Ancak Türkiye'nin onuruyla oynamalarına asla izin vermeyeceğimizi bugün hem meclisimizin hem de Cumhurbaşkanımızın tutumuyla cevap verdik. Ben, Almanya'ya Avrupa Parlamenteri sıfatıyla girdim. Oysa bana 'Siz buraya nasıl girdiniz? Pasaportunuz var mı? Vizeniz var mı?' diye sorular sordular. Eee var ki ona göre geldim. Yani kaçak muamelesi yaptılar bana; parlamenter olmama rağmen. Şahsıma yapılan bir şey olsa bile çok ayıp. İnsan hakları, insana karşı iyi muamele, işkenceye sıfır tolerans, işkenceye karşı duruş bunlar hep Avrupa Birliği'nin evrensel değerleri. İnsan olarak da böyle uygulamaya tabi tutulmak hoş bir şey değil. Kaldı ki ben parlamenterim. Bunu söylememe rağmen böyle bir muameleye tabi tutulmak da tabi ayrıca çok can sıkıcı bir şey. Ne var ki ülkem karşı durmasını bildi bu açıdan çok mutluyum. Ayşenur Bahçekapılı, bu tutumun nedenini ise, "Türkiye'den korkuyorlar diye düşünüyorum. Türkiye'nin yükselen trendinden dolayı bir tepki var diye düşünüyorum" sözleriyle açıkladı. Bahçekapılı, 'Tepki olarak Almanya'ya bir daha gitmemeyi düşünüyor musunuz?' sorusuna ise şu cevabı verdi: Almanya'ya gitmeyi düşünmüyorum. Tavır veya tepki değil ancak görev verilirse giderim
Vatan

SPOR

Beşiktaş Sompo Japan, Belçika'nın Proximus Spirou Charleroi takımını 68-66 yenmeyi başardı, 8. maçında 7. galibiyetini aldı. Ligin tek yenilgisiz takımı olma unvanını geçtiğimiz hafta Almanya'da Ludwigsburg deplasmanında yitiren Beşiktaş Sompo Japan, sahasında kolay geçmesi beklenen maçta çok zor anlar yaşadı. İlk dakikalarda Clark'ın hem içeriden, hem dışarıdan bulduğu sayılarla kontrolü elinde tutan ve 12-8'lik üstünlüğü yakalayan Beşiktaş, yıldız oyuncunun 2 faulü erken alması sonucu sıkıntı yaşadı, konuk takım dış atışlarla ilk çeyreği 15-14 önde kapadı. Basit top kayıpları yaparak, rakibine kolay basket şansı tanıyan Beşiktaş, 17. dakikada Ufuk Sarıca'nın aldığı teknik faulü iyi değerlendiren konuk ekibe karşı 7 farklı geriye düştü. İlk yarıda sadece 3 üç sayı isabeti bulan ve soyunma odasına 40-35 geride giren temsilcimiz, ikinci yarıya farklı bir görüntüde başladı. Thompson ve Roll ile üçlükler bulan Beşiktaş, oyunu istediği tempoya getirdi, tam saha baskı ile rakibini hataya zorladı. Potasında sadece 8 sayı gören Beşiktaş, son çeyreğe 59-48 galip girdi. Ancak 4. çeyrekte bir kez daha maç başındaki 'nasıl olsa kazanırız' havasına geri döndü temsilcimiz, hücumda çok basit atışlar sayıya çevrilemezken, top kaybı sayısı da yükseldi. Belçika ekibi farkı 2 sayıya kadar indirip, son hücumda kazanma fırsatı da yakaladı ancak baskete ulaşamayınca, Beşiktaş korku dolu anlar yaşadığı maçı galip bitirmeyi ve liderliğini devam ettirmeyi bildi.
Milliyet

Bir dizi incelemelere ve programlara katılmak üzere Samsun'a gelen Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören ve yönetim kurulu üyeleri, önce Vali İbrahim Şahin'i, ardından da Büyükşehir Belediyesi Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz'ı ziyaret etti. Yaklaşık 40 dakika süren ziyaretin ardından TFF Başkanı Demirören ve yönetim kurulu üyeleri, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile birlikte Samsun'un Tekkeköy İlçesi'nde yapımı devam eden 33 bin 919 kişilik stadyumda incelemelerde bulundu. Stadyumda çim, tribün ve loca bölümlerini inceleyen heyet, çalışan personellerden de bilgi aldıktan sonra Samsun Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu'nun düzenlediği 2016 Samsun'un Enleri adlı ödül törenine katılmak üzere ayrıldı. Gecede konuşan TFF Başkanı Demirören, "Yönetim kurulu toplantımızı belirli zamanlarda değişik illerde yapıyoruz. Amacımız oradaki kulüplerimizi, amatör kulüplerimizi görerek daha doğru kararlar almak. Yarın (bugün) da toplantımızı Samsun'da yapacağız. Az önce bakanımız ile birlikte Samsun stadyumunu gezdik. Mart ayında ilk maçı oynayacaklarını düşünüyorum. Biz de buradan söz vererek milli maçımızın bir tanesini burada oynayacağız" dedi. Demirören, federasyon olarak tamamen Türk Lirası'na döndüklerini belirterek "Cumhurbaşkanımızın verdiği nasihati biz 10 gün evvelinden yaptık. Federasyon olarak döviz hesabımızı kapattık hepsini TL'ye çevirdik" diye konuştu. Konuşmaların ardından Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Samsun Valisi İbrahim Şahin, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, ödül almaya layık görülen sporculara ve kulüplere hediyelerini takdim ettikten sonra salondan ayrıldı.
Milliyet

Galatasaray'ın sembol isimlerinden biri olan Tugay Kerimoğlu, beklenmedik bir davranış ortaya koydu. Sarı- kırmızılıların eski futbolcusu ve antrenörü, kulüpten alacağı olan 208 bin lira için icra takibi başlattı. Galatasaray'da dün Florya Metin Oktay Tesisleri'ne herkesi şaşırtan bir tebligat geldi. Adliyeden gönderilen zarfta, Tugay Kerimoğlu'nun alacağına yönelik gönderdiği icra tebligatı bulunuyordu. 2013- 2014 sezonunda Roberto Mancini'nin yardımcısı olarak görev yaptığı dönemden kalan borcun ödenmesini isteyen Kerimoğlu, bu borcun 7 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini bildirdi. Tugay'ın bu davranaşına anlam veremeyen Galatasaray Kulübü ise bu durumu hukukçularına bıraktı. Durumu inceleyecek olan sarı-kırmızılılar, ya bu parayı ödeyecek ya da itirazda bulunacak. Galatasaray'da önümüzdeki yıllarda teknik direktör olmasına kesin gözüyle bakılan Tugay Kerimoğlu'nun neden böyle bir yola başvurduğu ise kafa karıştırdı. Sarı-kırmızılılar, genç teknik adamın, bu hareketiyle, kulüpteki ilerdeki antrenörlük kariyerini yok ettiğini dile getirdiler. Futbola Galatasaray altyapısında başlayan, 12 sene profesyonel olarak sarı-kırmızılı formayı giyen Tugay Kerimoğlu, Glasgow Rangers ve son olarak Blackburn Rovers formaları giymişti. Manchester City A2 takımında hocalık yaptıktan sonra, 2010-2012 döneminde Hagi'nin yardımcısı olarak Galatasaray'a dönen Kerimoğlu, 2013-2014'te yine Mancini'nin yardımcısı olarak sarı-kırmızılı kulüpte hizmet etmişti. 46 yaşındaki Kerimoğlu son olarak Şanlıurfa'da hocalık yapmıştı.
Milliyet


Fenerbahçe Teknik Direktörü Dick Advocaat, Feyenoord'la deplasmanda yapacakları maç öncesi, iki takımın da gruptan çıkacağına inandığını söyledi. Hollandalı teknik adam, kendilerine 1 farklı yenilginin bile yeteceğinin belirtilmesi üzerine, Ukrayna'da oynanacak Zorya- Fenerbahçe maçını hatırlatarak, "Bence Manchester United, Ukrayna'da kaybedecek. Feyenoord ve Fenerbahçe gruptan çıkacak. Bu hâlâ mümkün. İki teknik adam da kazanmak için takımlarını sahaya çıkaracaktır" dedi. Şu anda grupta 10 puanda olduklarını ancak bunun gruptan çıkmak için kendilerine yeterli olmadığını anlatan Advocaat, "Son maça geldiğinizde normalde 10 puan size yeter ancak şu anda böyle bir şey yok. Çok önemli bir maç olacak. Fenerbahçe de Feyenoord da Avrupa Ligi'ne devam etmek istiyor. İlgi çekici bir maç bizi bekliyor. Takımıma çok güveniyorum." ifadelerini kullandı. Son 8-9 maçtır iyi durumda olduklarını belirten tecrübeli teknik adam, "Göreve ilk geldiğimizde futbolcularımız fiziksel anlamda kendilerini iyi hissetmediklerini söylediler. Bunun üzerine çalışmalar yaptık. Zaman geçtikçe de meyvelerini aldık. Son zamanlarda zor maçlar oynadık ve fiziksel anlamda iyi işler yaptık" diye konuştu. Sezon başında aldıkları sonuçların kendilerinde baskı oluşturduğunu dile getiren Advocaat, "İlk 3 maçın ikisi kendi sahamızdaydı ve sadece 1 puan aldık. Sonra her karşılaşmada hep iyi sonuçlar almak zorunda kaldık. Bu da bizde fazlasıyla baskı oluşturdu. Futbolcuların dinlenmeye ihtiyaçları var" değerlendirmesinde bulundu. Robin van Persie'yi dinlendirme düşüncesinin olmadığını söyleyen Advocaat, "Van Persie burada büyük bir mutlulukla oynuyor. Onun kalitesini göstermesini sağlayıp, bunu iyi kullanmalıyız" şeklinde görüş belirtti.
Milliyet


Tarih yazmak için gittiği Ukrayna'da İskoç hakem Craig Thomson'un felaket yönetimi nedeniyle Dinamo Kiev'e farklı yenilerek Şampiyonlar Ligi defterini kapatmak zorunda kalan Beşiktaş'ta, Teknik Direktör Şenol Güneş maçtan sonra sıcağı sıcağına oyuncularıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Futbolculardan bu yenilgiye takılıp kalmamalarını isteyen siyah-beyazlı hocanın, "Başınızı dik tutun. Utanması gereken kesinlikle sizler değilsiniz. Bu maçı ve hakemi en kısa sürede aklınızdan çıkarın. Lig ve Avrupa'da hedeflerimiz devam ediyor. Bu sonuç asla lige yansımamalı" dediği aktarıldı. Şenol Güneş ve siyah-beyazlı oyuncuların, takım uçağında ise yediği 6 gol nedeniyle sahayı gözyaşları içinde terk eden kaleci Fabri'yi ayrıca teselli ettiği belirlendi. Üzüntüsünü gizlemekte zorlanan İspanyol file bekçisine sahip çıkan futbolcuların, "Biz Beşiktaşız, asla pes etmeyeceğiz. Hem ligde hem de UEFA Avrupa Ligi'nde hedefimizde ilerlemeye devam edeceğiz. Şampiyonlar Ligi'nden gelen bir takım olarak, finale kadar gitmek için savaşacağız" diye konuştukları ortaya çıktı. Hakem Craig Thomson'un yönetimini de değerlendiren siyah-beyazlıların, "Bizi ancak böyle yenebilirlerdi. Bu maçın mutlak favorisi bizdik. İstanbul'daki maçta da penaltımız verilmemişti. Demek ki bu kadar korkuyorlar bizden" yorumunu yaptıkları ifade edildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme