16 Aralık 2016 Cuma

16.12.2016 Genel Gündem

16.12.2016

GÜNDEM

Tbmm Halep İçin Tek Ses Oldu
Halep'teki insanlık dramı, Meclis'te de gündem oldu. Meclis'te 4 partinin grup başkanvekilleri ve oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, söz alarak görüşlerini dile getirdi. Görüşler şöyle: Maalesef son dönemlerde Halep'te insanlar katlediliyor, masum insanlar can veriyor. İnsanlarla birlikte, ciddi bir dram yaşanıyor, bir medeniyet, bir şehir maalesef yok olmakla karşı karşıya. TBMM olarak buradan "Halep, Halepçe olmasın" diyoruz, "Halep, Srebrenitsa olmasın" diyoruz ve tüm insan hakları savunucularını ve uluslararası tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz. Dünyaya bakıyoruz, koca koca kurumlar var. BM deklarasyon yayımlar durur, AB insan hakları dersleri verir fakat burada yaşanan insan hakları ihlaline karşı bir adım atılacağı zaman ciddi bir girişimde bulunulmadığını maalesef üzülerek görüyoruz. Halep'te adeta bir soykırım işleniyor; maalesef dünya kör, gözleri körelmiş durumda. Dünyanın neresinde olursa olsun masum insanların bir çatışma ortamı içerisinde hiç gereği yokken yaşamlarını yitirmesine izin vermemeleri gerekiyor. Bu acı bir çığlıktır, önemli bir insanlık dramıdır. Sivillere yönelik her türlü tehdidin bir an önce sona erdirilmesi ve hak ettikleri ölçüde yaşam koşullarına kavuşturulması, tümdünyanın üzerinde durması gereken bir konudur. Biz de bu acı çığlıkları duyuyoruz ve tüm dünyanın bütün gücüyle bu acıları sona erdirmesini diliyoruz. 'ŞİDDETLE KINIYORUZ' Tahliye edilen yaralılara, masum çocuk, kadın ve yaşlıları taşıyan konvoya ateş açılmasını şiddetle kınıyoruz. Gözümüzün önünde cereyan eden bu hadiseler, ülke olarak birlik ve beraberliğe, Türkiye Cumhuriyeti'nin dirayetine ne kadar ihtiyacımız olduğunu; ordusuz ve devletsiz toplumların ayak altında ezildiğini gösteren maalesef çok acı ibretlerdir. Savaş, zaten en çok sivilleri, çocukları, kadınları özellikle yaralar. Önemli olan, şu anda çatışma bölgelerinden, güvenli bir şekilde bir koridor açılarak insanların çıkarılması için herkesin elinden geleni yapmasıdır.
Haber Türk


'Kozmik' Sorgudan 'Ergenekon' Çıktı
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararıyla meslekten ihraç edilen tutuklu Cumhuriyet savcısı Mustafa Bilgili'ye, faili meçhul cinayetler, 28 Şubat ve Kozmik Oda soruşturmalarını yürüttüğü dönemde, Ergenekon soruşturmasının binlerce klasörlük dosyalarının Ankara'ya gizli olarak getirilerek neden tarandığı soruldu. Ergenekon dosyalarının kopyasını aldığı suçlamasını kabul etmeyen Bilgili, "Binlerce klasörün İstanbul'dan Ankara'ya gizli olarak getirilip götürülmesi ve taramalarının yapılması mümkün değildir" dedi. Savcılık, Kozmik Oda soruşturmasının, Ergenekon'la birleştirilmek üzere başlatıldığı ihtimali üzerinde duruyor. 'Kozmik Oda' dosyası nedeniyle tutuklanan Bilgili, 6, 7 ve 8 Aralık tarihlerinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade verdi. Bilgili'nin ifadesi 33 sayfa tuttu. Bu ifadelerin büyük bölümünün kamuoyuna yansımadığı anlaşıldı. Bilgili'ye, sorgusu sırasında FETÖ soruşturmasındaki bir şüphelinin ifadesi okundu. Şüpheli, ifadesinde, 28 Şubat, faili meçhul cinayetler ve Kozmik Oda soruşturması sürerken Bilgili'nin isteği üzerine Ergenekon dosyalarının tarandığını, tarayıcının sık sık arızalanması üzerine görevlendirildiğini, üç zabıt katibiyle birlikte çalıştıklarını, Bilgili'nin tarama işlemi bittikten sonra kendi hard diskini gönderip taranan dosyaları hard diskine kopyalamasını istediğini, kopyaladıktan sonra kopyaları geri dönüşüme imkân vermeyecek Free Eraser adlı programla sildiğini anlattı. Şüphelinin bu ifadesini kabul etmeyen Bilgili ise, "Ergenekon dosyası binlerce klasördür. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na bu dosyalar hiçbir zaman istenilmedi. Zira bu dosyalar herşeyden önce gizlilik kararı olan dosyalardır. İstenilse dahi gönderilmez. Soruşturma ve yargılama İstanbul'da yapılmıştır. Ben uhdemde bulunan bir dosya için sadece iddianamenin CD'sini istediğimi hatırlıyorum. Binlerce klasörün İstanbul'dan Ankara'ya gizli olarak getirilip götürülmesi ve taramalarının yapılması da mümkün değildir" dedi.
Milliyet


Yaşlı Avrupa İçin Suriyeliler Şanstı
Avrupa Birliği (AB) Bakanı Ömer Çelik, Suriyeli mültecilerin Avrupa'ya dinamizm katacak bir nimet olduğunu ama Avrupa'nın bu nimeti göremediğini savundu. Çelik, "Hep esprisini yaptığımız şey gerçek oldu. Hakikaten şu Avrupa'nın hali ne olacak diye ciddi ciddi düşünüyoruz, kendi derdimizi unutarak" dedi. Çelik, Berlin'de bazı gazetecilerle sohbetinde özetle şöyle konuştu: Şöyle bir tablo gözünüzün önüne geçirin: 3 milyona yakın mülteci Almanya'da olsa, Berlin'de sokaklarda yaşasa, kamplarda değil. Bundestag (Alman Parlamentosu) savaş uçakları tarafından bombalanmış olsa. Brandenburg kapısında tanklar yerleşse ve sivil insanlara ateş etseler Böyle bir tablo içinde ne yaparsınız? Bazı Almanya'daki kanaat önderi dostlarımız bizim partilere sert yasalar çıkarmak için birbiriyle yarışırdı. Bütün Avrupa ülkeleri, Almanya ile dayanışma içine girerdi. Türkiye de müttefiklerinden dayanışma bekliyor. Tabloyu doğru okuyun diyoruz onlara. 3 milyon mülteciyi ağırlıyoruz. 3 milyar euroluk mali yardım konusu. Bu mültecilerin çocuklarının kayıp nesil olmaması lazım. Kayıp nesil olursa hem haksızlık olur hem de bu nesil eğitim alamadığı için bu coğrafyada El Kaide gibi DAEŞ gibi terör örgütlerinin kapsamı alanına girebilir, dünya için yeni sorunlar ortaya çıkabilir. Ama öylesine bir yavaş mekanizma ki AB'nin mekanizması. Şu anda ilkokul düzeyinde eğitim alması gereken çocuk bu paralar gelene kadar herhalde emeklilik yaşına gelir. Srebrenitza'dan daha vahim bir Halep tablosu ortaya çıkıyor. Bir halk soykırıma uğruyor. Bütün dünyanın insan hakları, demokratik kurumlar kazanımları konusunda hiçbiri Halep'e çare olamıyor. Halep'te ortaya çıkan tablo 2. Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası kurumlar bazında elde edilen tüm kazanımların sorgulandığı, Halep'e doğru yaklaşım gösterilmezse aynı zamanda sıfırlandığı bir sürece işaret edecek. Avrupa'nın en büyük sorunlarından biri Avrupa'nın yaşlanmış olması. Hayat onların önüne bir lütuf koydu. Dinamizm size Suriyeliler sayesinde gelecekti. Onlar bunu doğru okuyamadılar. Avrupa'ya dinamizm katacak nimetti bunu göremediler. Hep esprisini yaptığımız şey gerçek oldu. Hakikaten şu Avrupa'nın hali ne olacak diye ciddi ciddi düşünüyoruz, kendi derdimizi unutarak Doğrudan bizi etkileyecek. Balkanlardaki istikrarsızlık, Avrupa'da yeni fay kırıklarının ortaya çıkması ne Türkiye ne dünya için iyi değil.
Milliyet

Jetler Isıya Güdümlü Füzelerle Yüklüydü
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmada, darbe girişiminde kullanılan uçak ve helikopterlerin uçuş kayıtlarının darbeciler tarafından silindiği belirlendi. Soruşturmayı yürüten Savcı Ramazan Dinç kayıtların kurtarılması için çalışma başlattı ve darbe girişiminde kullanılan savaş uçakları ile helikopterlerin uçuş kayıtları ve taşıdıkları mühimmatlar tespit edildi. Cuntacı askerlerin, kalkışma sırasında kullandıkları hava unsurlarında yer alan mühimmatlar da dikkati çekti. Darbe girişimi gecesi havalanan uçaklara, AIM-120B / AIM9M / GBU-10 / GBU-12 D/B AIM9X / AIM-120C / GBU-12 radar ve ısıya güdümlü havadan havaya füzeler yüklendiği belirlendi. Uçuş kayıtlarındaki radar izleri incelendiğinde, darbe kalkışmasına katılan hava unsurlarından savaş uçaklarının İstanbul-Ankara semalarındaki uçuşları tek tek saptandı. Uçakların havadaki yoğunluğu dikkati çekti. Helikopterlerin de İstanbul ve Ankara'nın yanı sıra Muğla ve İmralı Adası çevresinde yoğun şekilde uçtukları ortaya çıktı. İstanbul semalarındaki helikopterlerin ise Moda Deniz Kulübü-Fenerbahçe Orduevi-Sabiha Gökçen hattında hareketliliği radar görüntülerinde yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast düzenlemek üzere yapılan eylemde yer alan birlikleri taşıyan helikopterler ise Muğla- Marmaris hattındaki radar görüntülerine yansıdı. Kayıtlara göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağını bulmakla görevlendirildiği belirlenen, "Kobra67" çağrı kodunu kullanan F-16'nın radar izleri de tespit edildi. Bu F-16'nın, Balıkesir'den 23.55'te kalktığı, İstanbul üzerinde uçtuğu, daha sonra 01.05'te Balıkesir'e indiği belirlendi. Söz konusu F-16'ya, iki radar, iki de ısıya güdümlü füzelerin yüklendiği tespit edildi. Radar izlerine göre, darbe girişimi gecesi İstanbul ve Ankara'nın haricinde Konya, Denizli ve Diyarbakır semalarında da savaş uçaklarının yoğun hava hareketliliği gözlemlendi. FETÖ'cü askerler, Denizli ve Şırnak'tan iki uçak dolusu komandoyu Ankara'ya nakletmek için hazırlıklar yapmış ancak valiliklerin pist ve kontrol kulelerini kapatması nedeniyle amaçlarına ulaşamamıştı.
Vatan

EKONOMİ
Dolar: 3, 5171-3, 5200
Euro: Euro 3, 6639-3, 6694
Sterlin: 4, 3614-4, 3690
Gram Altın: 127, 7571-127, 9100

'Barış' Katkısı
Vergi ve sigorta borcu yapılandırmasıyla 30 Kasım itibariyle Maliye'nin kasasına tam 11.3 milyar lira girdi. Bu giriş, bütçenin de 10 milyar lira fazla vermesini sağladı. Ancak 2016 yılının 11 aylık döneminde ise 2.1 milyar lira bütçe açığı verildi. Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Kasım ayında bütçe gelirleri yapılandırmanın da etkisiyle güçlü bir performans sergilemektedir" dedi. Maliye Bakanlığı dün kasım ayına ilişkin bütçe gerçekleşmelerini açıkladı. Bütçe harcamaları kasımda yüzde 17.9 artarak 50.7 milyar liraya yükseldi. Faiz hariç bütçe giderleri de geçen yıla göre yüzde 19.8 artarak 46.8 milyar lira oldu. Faiz giderleri ise yüzde 1 azalarak 3.8 milyar liraya geriledi. Kasımda vergi gelirleri tahsilatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 37.2 artarak 54 milyar liraya yükseldi. Vergi türleri itibarıyla kasım ayı gerçekleşmelerine bakıldığında geçen yılın aynı ayına göre dahilde alınan katma değer vergisi yüzde 114.2, kurumlar vergisi yüzde 38, ithalden alınan katma değer vergisi yüzde 32.6, özel tüketim vergisi yüzde 26, gelir vergisi yüzde 24.3, damga vergisi yüzde 24.2, harçlar yüzde 19.8, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 19.3 ve diğer vergiler tahsilatı yüzde 41.9 arttı. Katma değer vergisindeki artış da yapılandırmadan kaynaklandı. Geçen yıl kasım ayında güvenlik ve savunma harcamalarına 371.5 milyon liralık harcama yapılmıştı. Bu yıl kasımda yapılan harcama 837.3 milyon liraya yükseldi.
Hürriyet

Bu Masa 3 Trilyon $
ABD Başkanlığına seçilen işadamı Donald Trump, Beyaz Saray'da birlikte çalışacağı kabinesinin elemanlarını belirledikten sonra Amerikalı dev teknoloji şirketlerinin liderleri ile bir araya geldi. ABD başkanlığına oturmak için 20 Ocak 2017 tarihini bekleyen Donald Trump'un New York'taki ofisinde düzenlendiği toplantıyla ABD'nin teknoloji merkezi kabul edilen California eyaleti ile Beyaz Saray arasındaki ilişkileri geliştirmeyi amaçladığı bildirildi. Seçim kampanyası sırasında üretimlerini ABD'den yurtdışına taşıyan Amerikalı teknoloji şirketlerini eleştiren Trump, toplantıda uluslararası ticaret anlaşmalarını geliştirme ve Amerikalı teknoloji şirketleri için ticareti daha kolay hale getirme sözü verdi. Toplantının başında medya mensuplarına açıklamalarda bulunan Donald Trump, Amerikalı teknoloji şirketlerinin liderlerini işaret ederek, "Bu gerçekten şaşırtıcı bir grup" ifadesini kullandı. Trump daha sonra misafirlerine dönerek, "Dünyada sizin gibi hiç kimse yok. İnovasyonlara devam etmenizi istiyoruz. Bunun için sizin yanınızda olacağız. Size yardımcı olmak için buradayım. Beni ve personelimi istediğiniz zaman arayabilirsiniz. Burada resmi bir emir komuta zinciri yok" diye konuştu. Amazon CEO'su Jeff Bezos, Tesla CEO'su Elon Musk, Apple CEO'su Tim Cook, Facebook COO'su Sheryl Sandberg, Google'ı çatısı altına alan Alphabet'in CEO'su Larry Page, Alphabet Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt, ve Microsoft CEO'su Satya Nadella gibi teknoloji dünyasındaki önemli isimlere seslenen Trump, hükümetin kendilerine yardımcı olması için yapabileceği her şeyi yapacakları sözünü verdi. Trump, toplantı basına kapatılmadan önce "Size bu toplantıya gelmeniz için açtığımız yüzlerce telefonu anlatmayacağım" ifadesi sonrasında masadaki herkesin güldüğü gözlendi. Trump'un davetiyle New York'taki Trump Tower'daki toplantıya katılan 13 firmanın toplam büyüklüğü 3 trilyon doları geçiyor. İlk defa bir masa etrafında bir araya gelen ABD'nin teknoloji devleri ekonomik büyüklükleriyle dünyanın beşinci büyük ekonomisini oluşturuyorlar. Büyüklükleriyle Türkiye'nin bütçesini de 4'e katlayan masadaki konuklar, İngiltere, Fransa ve hatta Hindistan gibi ülkeleri bile geride bırakıyorlar. Trump Tower'ın 25'inci katındaki ofiste gerçekleştirilen toplantıya ABD Başkan Yardımcısı seçilen Mike Pence'in yanı sıra ekibine kattığı Steve Bannon, Reince Priebus Wilbur Ross, Gary Cohn gibi isimler katılırken çocukları Ivanka Trump, Eric Trump ve Donald Jr. Trump masanın bir ucunda yer aldı. Beyaz Saray'da Trump ile çalışması kesinleşen damadı Jared Kushner ise Ivanka'da ayrı olarak Trump'ın karşısında oturdu.
Hürriyet

Çalışanın Birikimi Faizde Değerlenecek
Hafta başında, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 1 Ocak'ta başlayacak Bireysel Emeklilik Sistemi'ne (BES) otomatik katılım uygulamasında, çalışanların maaşlarından yapılacak kesintilerin hangi yatırım araçlarında değerlendirileceğine yönelik bir açıklama yaptı. Mehmet Şimşek, özetle şunları söyledi: "2017'nin başında devreye girecek oto katılımdan elde edeceğimiz birikimleri büyük oranda bankalara, bir yıl ve daha fazla vadeli mevduat olarak yatıracağız. Birikimin yüzde 60 ve fazlası mevduata gidecek. Cüzi bir kısmı ters repo, bir kısmı da Hazine'nin kısa vadeli enstrümanlarına gidecek. Böylece bankaların hem mevduat vade yapısını iyileştireceğiz, hem de kredi mevduat oranı üzerinden sistem üzerindeki baskıyı sınırlamamız lazım." Açıklama sonrası okuyuculardan birçok yorum aldım. Belli ki, Mehmet Şimşek'in bu açıklaması, hem kafaları karıştırmış hem de bazı kesimlerde tepki yaratmış. Kimi okuyucum, biraz da sert bir üslupla, 'maaşımızdan yapılan kesintileri bankalara verecekler, bize sordular mı?' diyor; kimileri de, 'yine bankaları koruyup, kolluyorlar' diye eleştiriyor. Mehmet Şimşek'in açıklamasını, bu bakış açısıyla okursanız, eleştirilerde haklılık payı var derim, ancak ben size işin gerçeğini anlatayım. Öncesinde, mevcut durum hakkında kısa bir bilgi vereyim. Emeklilik şirketleri, vatandaşın birikimlerini kendi kafalarına göre ya da kişilerin tercihi doğrultusunda istedikleri yatırım enstrümanlarında değerlendiremiyor. Doğrudur, sisteme girenler, birikimlerinin hangi fonlarda değerlendirileceğini kendileri seçiyorlar ama devletin koyduğu bazı sınırlamalar var. Mesela sizin, 'birikimimin tamamını hisse senedinde değerlendirin' ya da 'şu sıralar döviz iyi gidiyor, dolara yatırın' demeniz bir şey ifade emiyor. İsteğiniz doğrultusunda hisse senedi ağırlıklı fon seçiliyor ama o fonun, yüzde 100'ü hisse senedinden oluşmuyor, içinde başka yatırım araçları da oluyor. Neden? Piyasalardaki olası bir dalgalanmada hisse senedi değer kaybederse, birikiminiz ciddi oranda bundan etkilenmesin, diğer yatırım araçları ile bir şekilde denge kurulsun diye. Bugünkü uygulamada emeklilik fonunun yatırım yapacağı enstrümanlara yönelik sınırlamaları tabloda detaylı bulabilirsiniz. Gelelim, mevduata, yani faiz konusuna. Öncelikle, emeklilik fonları (adı üstünde fon) sermaye piyasasını ilgilendirdiğinden, faiz de bir sermaye piyasası aracı olmadığından; fonlarının için yer alan yatırım araçları arasında faizin payı sadece yüzde 25. Yani, yüzde 25'ten daha fazla bir oranda faize yatırım yapılamıyor; birikimleriniz en fazla bu oranda faizde değerlenebiliyor. Öyle ki, mevzuata göre, BES'e yatırdığınız paraların; yüzde 80'ini hisse senedinde, yüzde 70'ini dövize endeksli yatırım araçlarında, değerlenmesini isteyebilirsiniz, portföy yönetim şirketi de bu isteğinizi yerine getirir; ancak yüzde 25'den fazla faizde değerlenmesini isteyemezsiniz, isteseniz de değerlenmez. İşte, Mehmet Şimşek'in bahsettiği konu da bu; yüzde 25'lik oran, 1 Ocak'ta başlayacak otomatik katılımda, yüzde 50'ye, hatta yüzde 60'a çıkacak. Böylece, otomatik katılıma girecek olan kişilerin birikimleri, yüzde 60 oranında faizde değerlenebilecek. Peki, faydası ne? Faiz, kısa vadede standart ve belli bir getiri sağladığından, BES için maaşlardan yapılacak kesintiler piyasalardaki dalgalanmalardan fazla etkilenmeyecek, çalışanların birikimleri standart bir getiri elde edecek.
Hürriyet

Devlet, Sosyal Korumaya 279 Milyar Harcadı
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) geçen yıla ilişkin "Sosyal Koruma İstatistikleri"ne göre, sosyal koruma harcaması 2015'te 2014'e göre yüzde 13.1 artarak 279 milyar 734 milyon liraya ulaştı. Bu harcamanın yüzde 98.3'ünü (274 milyar 862 milyon lira) sosyal koruma yardımları oluşturdu. Söz konusu yardımlarda en büyük harcama 134 milyar 914 milyon lira ile emekli-yaşlılara yapıldı. Bunu, 80 milyar 435 milyon lira ile hastalıksağlık bakımı harcamaları takip ederken, en düşük harcama ise 3 milyar 923 milyon lira ile sosyal dışlanma ve başka yerde sınıflanamayan kategorisinde gerçekleşti. Sosyal koruma harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payı geçen yıl yüzde 12 oldu. Sosyal koruma yardımlarının GSYH içindeki payı ise aynı dönemde yüzde 11.8 olarak hesaplandı.
Haber Türk

Feda Sezonu Bitti!
Günlerdir beklenen FED faiz kararı açıklandı. FED beklenildiği gibi faizleri 25 baz puan artırdı. Karar oybirliği ile alındı. 2017 için faiz artış beklentileri ise 2'den 3'e yükseldi. Faiz kararı sonrasında ilk fiyatlamalar dolar/TL kurunda görüldü. Dolar/TL 3.47 seviyesinden hızla tırmanışa geçerek 3.53 seviyesine yükseldi. Dolar kuru tırmanışını 3.54 seviyesine kadar sürdürdü. FED açıklaması öncesinde 1.0630'da bulunan euro/ dolar paritesi ise 1.0470'e kadar indi. Gelişmelere baktığımızda 25 baz puanlık faiz artışı zaten fiyatların içerisinde bulunuyordu. Faiz artış beklentisinin 2'den 3'e çıkması kurda hareketlenmeyi getirdiyse de 3.55 seviyesinin üzerine doğru yükseliş yaşanmadı. Bundan sonra Türkiye ve para piyasaları açısından hem siyasi, hem de jeopolitik riskler daha fazla fiyatlanacak. FED 2016 başında 4 faiz artışı öngörmüştü. Ancak yıl boyunca sadece tek faiz artışı gerçekleştirebildi. FED'in her toplantısı dengeleri sarstı. Türkiye'de OHAL'in kalkması, Merkez Bankası'nın aksiyon alması, siyasi ve jeopolitik risklerin azalması 2017'nin Türkiye'de sermaye piyasaları açısından daha iyi bir yıl olmasını sağlayabilir. Ancak FED 3 faiz artışı gerçekleştirirse tüm gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye'de de güçlü bir satış baskısı hissedilecektir.
Milliyet

451 Milyon $'Da Kaldı
Yurt içinde yerleşiklerin yabancı para cinsinden mevduat ve fonları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 Aralık'ta yaptığı TL'ye dönüş çağrısının ardından 9 Aralık ile biten haftada 451 milyon dolar yani yüzde 0.3 azalışla 144.3 milyar dolar oldu. Cumhurbaşkanı bu çağrıyı yaptıktan sonra da "Geçen Cuma'dan bugüne dövizde TL'ye geçişe yönelik atılan adımda da halkımın tercihini takdirle karşılıyorum. Ama yeterli mi değil, buna milletim daha da yüklenmeli" demişti. Erdoğan, 2 Aralık'ta öğlen saatlerinde vatandaşlara döviz bozdurarak TL'ye dönme konusunda ilk çağrısını yapmış, hızlı yükseliş eğilimindeki dolar/TL aynı gün 3.60 ile tarihi zirvesini görmüştü. Merkez Bankası'nın verilerine göre, 2 Aralık ile biten haftada yurtiçinde yerleşiklerin yabancı para cinsinden mevduat ve fonları 700 milyon dolar artışla 144.8 milyar dolar olmuştu. Bireylerin 9 Aralık haftasında yabancı para cinsinden mevduat ve fonları 172.4 milyon dolar azalışla 88.9 milyar dolar, kurumların 278.4 milyon dolar düşüşle 55.4 milyar dolara indi. Lokal döviz mevduatı sahibi bireysel ve kurumsal yatırımcılar dolar/TL'nin tarihi zirvelerini neredeyse her geçen gün yenilediği Nisan sonundan 11 Kasım'a kadarki dönemde yaklaşık 22.6 milyar dolar satış gerçekleştirmişti. Lokaller bu dönemde döviz portföylerinin önemli bir kısmını TL'ye çevirmişlerdi. Lokal yatırımcıların döviz satışları darbe girişimi ardından 22 Temmuz haftasında 8.7 milyar dolar ile 2005'in son haftasından beri açıklanan veri tarihinin en büyük düşüşünü göstermişti.
Vatan

İşsizlikteki Artış İnşaat İle Durdu
İşsizlik oranı, Eylül'de geçen yılın aynı dönemine göre 1 puan artarak yüzde 11.3 seviyesinde gerçekleşti. İşsiz sayısı 420 bin artışla 3 milyon 523 bin kişi oldu. TÜİK verilerine göre, istihdam edilenlerin sayısı Eylül'de bir önceki yılın aynı dönemine göre 408 bin kişi artarak 27 milyon 564 bin kişiye yükseldi. İstihdam oranı değişim göstermeyerek yüzde 46.8 oldu. Tarım sektöründe çalışan sayısı 168 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 576 bin kişi artış kaydetti. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 1.4 puanlık artış ile yüzde 19.9'a çıktı. Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verilerine göre tarım dışı işsizlik oranının Eylül'de Ağustos'a oranla değişmeyerek yüzde 13.5'te kaldığı dikkati çekti. İstihdam tarımda 90 bin, sanayide 36 bin, inşatta 98 bin, hizmetlerde 41 bin arttı. Eylül'de inşaat sektöründeki yüksek istihdam artışı işsizliğin artmasını engelledi.
Vatan

DÜNYA

Ab: Türkiye İle Anlaşmaya Bağlıyız
Avrupa Birliği devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren zirveden Ankara ile Brüksel arasında 18 Mart'ta varılan göç krizi odaklı mutabakata bağlılık mesajı çıktı. AB kanadı anlaşmanın sonuç doğurduğu görüşünde ve devamından yana. Türkiye ise mutabakatın sadece göç boyutuyla ele alınmamasını ve diğer unsurların da hayata geçirilmesini istiyor. AB Zirvesi sonuç bildirisinde, Birlik kanadının mutabakata olan bağlılığı yinelendi. AB liderlerinin altını çizdiği bir başka unsuru ise mutabakatın tüm unsurlarının tam olarak ve ayrım yapılmaksızın uygulanmasına verilen önem oluşturdu. AB, mutabakatın özellikle göç boyutunu ön planda tutan bir yaklaşım sergiliyor. Mutabakatın göç konusunda AB kanadının beklediği sonucu vermesi Brüksel'in belgeye bağlılığının güçlü olmasının en önemli nedenini oluşturuyor. Türkiye de şu ana kadar mutabakata bağlı olduğunun altını defalarca çizdi. Ankara, buna karşın paketin geri kalan unsurlarının uygulanma hızından memnun olmadığını gizlemiyor. Türkiye özellikle vize muafiyeti konusunda adım atılmasını istiyor. AB kanadı ise, karşılanması gereken 72 kriterden 7'sinin henüz karşılanmamış olması nedeniyle, bu konuda topun Türkiye'nin sahasında olduğunu ve henüz AB'nin sahasına gelmediğini savunuyor. Salı günü AB dışişleri bakanlarının katılımıyla yapılan Genel İşler Konseyi'nde Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasında ısrarcı olan ve veto hakkını kullanarak karar alınmasını engelleyen Avusturya, zirvede, bu yaklaşımını 'tek başına' sürdürmeyeceğinin sinyalini verdi. Avusturya Başbakanı Christian Kern, ülkesinin pozisyonunun AB içinde destek görmediğini kabul ederek, "Eğer çoğunluğu bulamıyorsak, işimizin ortak bulmak olduğunu kabullendik. Vetoyu sürdürmek bir güç işareti değildir. Başarılı olamadığımız sürece Avrupa gerçeklerini kabul etmeliyiz" dedi. Kern, Türkiye'yle alternatif bir yol bulunması gerektiği üzerinde durdu.
Hürriyet

Tahliye Başladı
Suriye'nin Halep kentinde aralarında silahlı muhalif grupların da bulunduğu sivillerin çıkışı dün başladı. Suriyeli bir yetkilinin Reuters'e verdiği bilgiye göre ilk konvoy, Halep'in El Amiriye bölgesinden aralarında 200 kadar silahlı muhalifin de bulunduğu 951 kişiyle, İdlib'e doğru hareket etti. Akşam saatlerinde de ikinci konvoy yola çıktı. İlk konvoyun çıkışı esnasında AA'ya göre bir ambülansa Suriye ordusuyla müttefik Şii milisler ateş açarak 4 kişiyi öldürdü. Kızılay Başkanı Kerem Kınık bir haber kanalında "İran destekli Şii milisler Halep'te bir tahliye konvoyuna saldırdı. 4 ölü, 40'ı ağır 500 yaralı var" dedi. İngiliz Reuters, Amerikan AP ve Fransız AFP ajansları ise aynı saldırıda 3 kişinin yaralandığı iddialarını aktardı. Akşam saatlerinde Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault ile Paris'te ortak basın toplantısı düzenleyen BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Halep'in doğusunda hala 50 bin sivilin olduğunu söyledi. Bunların 40 binin Suriye ordusunun denetimindeki bölgeye geçmesini beklediklerini belirten De Mistura, kalan 10 bin kişinin silahlı muhalifler ve aileleri olduğunu kaydetti. De Mistura, bu kişilerin de İdlib'e gönderilme işlemlerinin sürdüğünü ifade etti. Suriye devlet televizyonu ise Halep'in doğusundan '4 bin militanın aileleriyle birlikte İdlib'e gideceğini' duyurdu. Rusya Genelkurmayı'ndan Tümgeneral Viktor Poznikhir ise 18 Ekim'de başlayan Halep operasyonunda düne kadar 3033 militanın gönüllü olarak silah bıraktığını ve bunların bin 524'ünün affedildiğini söyledi. Poznikhir ayrı süreçte doğu Halep'ten ayrılarak ordu kontrolündeki bölgeye geçen sivil sayısının 108 bin olduğunu kaydetti.
Hürriyet

Putin İle Abe, 71 Yıllık İhtilafa Son Verecek
2'nci Dünya Savaşı'ndan beri toprak anlaşmazlığı bulunan ve kâğıt üzerinde savaş halinde olan Rusya ve Japonya'nın liderleri, dün Japonya'nın Nagato kentinde bir araya geldi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, Japon Başbakan Şinzo Abe'yle görüşmesinde, iki ülke arasında 71 yıldır süren Kiril Adaları'na ilişkin egemenlik ihtilafına bir son verilmesi ve bir barış anlaşmasının imzalanması için her türlü iyi niyeti göstermek istediğini aktardığı belirtiliyor. Abe, ziyareti öncesi 2'nci Dünya Savaşı'nda ölen babasının mezarını ziyaret etti ve sosyal medyada "Putin'le görüşmemizde umarım kalıcı bir barış anlaşması imzalanır" mesajını paylaştı. Putin'se ziyaretinin ilk gününde Nagato kentinde bir araya geldiği Japonya Başbakanı Abe'ye ikili ilişkileri geliştirmeye yönelik çabaları için teşekkür etti. Rusya'nın Kamçatka Yarımadası'ndan Japonya'nın kuzeyine doğru uzanan bir takımada grubu olan Kuril Adaları'nın aidiyeti konusundaki anlaşmazlık, Japonya ve Sovyetler Birliği'nin 2'nci Dünya Savaşı'nın sonunda barış anlaşması imzalayamamasına yol açmıştı. Japonya ziyareti öncesinde Japon Nippon Televizyonu ve Yomiuri Gazetesi'ne röportaj veren Putin, Tokyo temasları sırasında barış anlaşması imzalanmasına karar verilip verilemeyeceğine ilişkin bir soru karşısında, "Elbette bunu amaçlıyoruz. Tam olarak böyle bir sonuç almayı hedefliyoruz" demişti.
Haber Türk

Brüksel'de Türkiye Ve Brexit Zirvesi
Avrupa Birliği (AB) devlet ve hükümet başkanları, yıl sonu zirvesi için Belçika'nın başkenti Brüksel'de toplandı. 1 gün süren zorlu zirvede liderlerin ana gündem maddelerini AB'nin Brexit sonrası stratejileri, Türkiye ile sığınmacı anlaşması, birliğin Türkiye ve Rusya ile ilişkilerinin geleceği oluşturdu. Zirve, Kıbrıs'ta çözüm çabaları ve Suriye'deki son gelişmelerin ele alınacak olması nedeniyle de Ankara açısından büyük önem taşıyor. Zirvede ayrıca Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs müzakereleri ile ilgili son durumu aktardı ve gelinen aşama hakkında AB liderlerine bilgi verdi.
Haber Türk

Kim'in Çocuk Köleleri
İngiliz Daily Mirror gazetesi, Kuzey Kore'de demiryolu inşaatında çalıştırılan çocuklara ait olduğu öne sürülen video görüntülerini internet sitesinde yayınladı. Geçtiğimiz yıl Chagang eyaletine bağlı Rimpo İstasyonu yakınlarında çekildiği söylenen görüntülerde, 5-10 yaş arası çocukların, demiryolu inşaatında zorla çalıştırıldıkları görülüyor. Küresel Kölelik Endeksi'nin 2016 verilerine göre Kuzey Kore'de yaklaşık 1.1 milyon kişi, köle işçi olarak çalıştırılıyor. Devlet Başkanı Kim Jong-un'un iktidarı döneminde on binlerce kişiyi çalışma kamplarına gönderdiği biliniyor.
Vatan

Türkler Ve Rumlar Birlik İçin Yürüdü
Kıbrıslı Rumlar ve Türkler, adadaki iki toplumun liderlerini, gelecek ay İsvicre'de gerçekleştirecekleri zirvede anlaşmaya varmaları çağrısında bulundu. Yaklaşık 250 kişilik bir grup, Çarşamba akşamı Lefkoşa'da, 95 sivil toplum kuruluşunun destek verdiği bir yürüyüş düzenledi. KKTC'de Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünden başlayıp Rum Başkanlık Sarayı'nda son eren yürüyüşte göstericiler, hazırladıkları barış deklarasyonunu önce KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'ya, ardından da Guney Kıbrıs Rum Kesimi lideri Nicos Anastasiadis'e sundu. Belgede 2 lider, adada birleşmenin sağlanması için her turlu adımı atmaya çağırıldı.
Vatan

Abd'de Türk Konsolosu Öldüren Militan Serbest!
Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 28 Ocak 1982 tarihinde Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan'ı hain bir saldırıyla katleden terörist Hampig Sasunyan'ın tahliye talebinin, 14 Aralık 2016 tarihinde Kaliforniya'da gerçekleşen şartlı tahliye duruşmasında kabul edildiği belirtildi. Açıklamada şöyle denildi: "Kaliforniya Valisinin onayına bağlı olarak hayata geçecek olan ve temyize açık bulunan bu kararı kuvvetle kınıyor ve reddediyoruz. Evrensel adalet ilkeleri yerine, yerel siyasi dinamiklere dayalı olarak alınmış bu talihsiz karar, adil olmadığı gibi, teröre karşı mücadele ve işbirliği ruhuyla da bağdaşmamaktadır. Yapılan bu yanlışın, karar kesinleşmeden önce düzeltilmesi için ABD makamlarının bu karara karşı çıkması ve Sasunyan'ın tahliyesinin engellenmesi haklı beklentimizdir. Nitekim, zamanında yapılan yargılama, Sasunyan'ın planlı ve bilinçli şekilde hareket ederek, yalnızca Türk olması nedeniyle Arıkan'ı soğukkanlılıkla öldürdüğünü kesin olarak ortaya koymuştur. Sasunyan mahkumiyeti süresince, işlediği suçtan dolayı hiçbir pişmanlık emaresi göstermediği gibi, onu bu terör suçuna sürükleyen çarpık ideolojiyi yüceltmeye devam etmiştir. Terörist Sasunyan'ın salıverilmesinin, başta şehit diplomatımızın ailesi olmak üzere, ülkemizin tüm fertlerini bir kez daha derinden yaralayacağı ve ayrıca infial doğuracağı aşikardır. Teröre karşı mücadelede işbirliği yaptığımız ilgili ABD makamlarının konunun ciddiyeti ve hassasiyeti ile bu kararın kesinleşmesinin tam olarak ne anlama geleceğini layıkıyla değerlendirmeleri gerekmektedir."
Vatan

POLİTİKA

Ohal'de Yapılabilir..
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) önceki akşam toplandı. Toplantıda, 'başkanlık' tartışmalarına neden olan yeni anayasa teklifi öne çıkan en önemli konuydu. Bir AK Parti yöneticisi, anayasa teklifinin referanduma sunulacağı olası tarihleri 26 Mart ya da 2 Nisan olarak verdi. Bu gelişme ise referandumun ocakta 3 ay daha uzatılması beklenen OHAL içinde yapılması olasılığını gündeme getirdi. Bu konudaki tartışma, Başbakan Binali Yıldırım'ın 19 Ekim'deki 3 aylık uzatmanın hemen ardından yaptığı, OHAL'in referanduma gidilmeden önce kaldırılacağı açıklamasıyla başlamıştı. Bu açıklamanın ardından AK Parti kulislerinde, referandumun nisan ayı sonunda yapılması halinde OHAL'in kaldırılmış olacağı değerlendirmeleri öne çıkmıştı. Ancak sonraki süreçte öne çekilecek şekilde referandum tarihinde güncellemeye gidildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, referandum sürecinin mümkün olan en hızlı şekilde sonuçlandırılması isteğinin de bu kararda etkili olduğu konuşuluyor. AK Parti kulislerinde, son terör saldırılarının OHAL'i uzatmayı zorunlu kılacağı değerlendirmesi yapılıyor. "OHAL terör olaylarına karşı ilan edildi, terör sürerken, hatta tırmanma eğilimi gösterirken OHAL'i sona erdirmek ne kadar doğru" sorusu tartışılıyor. Cumhurbaşkanı'nın daha önce yaptığı, "OHAL için 12 ay da yetmeyebilir" sözlerine de dikkat çekiliyor. Aynı AK Parti yöneticisi Hürriyet'e, "OHAL ile sandığa, yani halkın iradesine bir müdahale, zorlama olursa sorun olur, böyle bir şey olmayacağına göre ne sakıncası var ki? Kaldı ki OHAL'de referanduma gidildiğinde bütün bu konularda çok daha dikkatli olunacaktır. Fransa da cumhurbaşkanlığı seçimini OHAL'de yapmayacak mı?" dedi. Salı günü Anayasa Komisyonu'nda ele alınmaya başlanacak teklifin görüşmelerinin yılbaşına kadar tamamlanması halinde Genel Kurul'daki görüşmelerine de 3 Ocak Salı günü başlanması öngörülüyor. Aralıksız mesai yapması planlanan Meclis'ten geçecek teklife ilişkin cumhurbaşkanının 15 günlük inceleme süresi de dikkate alındığında şubat ayı sonu itibariyle 60 günlük referandum süreci işlemeye başlamış olacak. AK Parti, anayasa teklifinin toplumun farklı kesimlerine nasıl anlatılacağına ilişkin de şimdiden kolları sıvadı. Bu konuda yapılan çalışmaya ilişkin önceki akşamki MYK'da bir sunum yapıldı. Başbakan Binali Yıldırım anayasa değişikliği sistemiyle ilgili de tablo üzerinde bir sunum yaptı. Tablonun yer aldığı dosya sunum sırasında MYK üyelerine dağıtıldı. Sunumda tabloda anayasa metnine hangi maddenin eklendiği ve çıkartıldığı kırmızı ve sarı yazılarla belirtildi.
Hürriyet

Suskunluğunu Salı Günü Bozacak
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğinin TBMM'ye sunulmasının ardından TBMM Anayasa Komisyonu ve Genel Kurul ile olası bir referandumda izleyeceği muhalefetin içeriğini belirledi. Kılıçdaroğlu Parti Meclisi (PM) ve Meclis Grubu'nu kapalı toplayarak milletvekilleriyle bir araya gelecek. AK Parti ve MHP'nin ortak imzayla sunduğu anayasa değişikliği teklifinin ardından suskunluğunu koruyan Kılıçdaroğlu, TBMM'de 2017 yılı bütçe görüşmelerinin bitmesinin ardından harekete geçecek. Kılıçdaroğlu anayasa paketinin TBMM Başkanlığı'na sunulmasının ardından kurmaylarıyla değerlendirmeler yaparak takınılacak tutumu belirleyecek. Kılıçdaroğlu, yarın PM üyeleri ve milletvekillerini toplayarak partisinin izleyeceği muhalefetin içeriğiyle ilgili görüş alışverişinde bulunacak. Anayasa değişiklik teklifinin Meclis Başkanlığı'na sunulmasının ardından neden açıklama yapmadığı merak edilen Kılıçdaroğlu, önümüzdeki salı günü TBMM'de haftalık grup toplantısında partisinin görüşlerini ve neler yapılacağını tüm detaylarıyla kamuoyu ile paylaşacak. Kılıçdaroğlu'nun hem Meclis'te hem de referanduma gidilmesi halinde meydanlarda gerilimi artıran, ayrıştırıcı söylemlerden uzak duracağı ve partilileri de bu konuda uyaracağı öğrenildi. CHP'nin anayasa çalışmalarını yürüten Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Meclis çatısı altında yürütecekleri muhalefetle ilgili şunları söyledi: "İlk olarak TBMM'de komisyon çalışmalarında, komisyon üyelerini iknaya çalışacağız. İlk amacımız teklifin komisyonda kabul edilmemesi. Bu projenin parlamentoya yakışan bir sistem olmadığını, nasıl bir sistemin önerildiğini ve bu sistemin Türkiye'yi hangi noktaya sürükleyebileceğini tüm detaylarıyla anlatacağız. Amacımız teklifin rötuşlanması değil tamamen reddedilmesi. Diğer partilerin milletvekillerini ikna etmeye çalışacağız."
Hürriyet
Halepli Çocukları Ülkemize Alacağız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldi. Görüşmenin ardından ikilinin ortak açıklamasında Erdoğan, Halep için diplomasi trafiğini ve bundan sonra alınacak tedbirleri şöyle anlattı: Sayın Cumhurbaşkanı ile Suriye'deki gelişmeleri değerlendirdik. Halep'teki katliam, vahşet ve zulüm tüm dünyanın gözü önünde işleniyor. Rejim ve destekçileri ateşkesin uygulanmasını tahliyeyi engellemeye çalışıyorlar. Suriye'de bir çözüm isteniyorsa öncelikle olarak Halep'teki durumun kontrol altına alınması şarttır. Halep'teki ateşkes ve tahliye sürecinde öncelikle Sayın Putin'le art arda birçok görüşme yaptık. Birleşmiş Milletler yeni Genel Sekreteri ile görüşme yaptık. Kendilerinden destek istedik. Gelen yaralılar ve siviller için İdlib ve Türkiye'de AFAD, Kızılay çeşitli tedbirler aldı. Bu arada Sayın Merkel'le görüştük, neler yapabiliriz bunları konuştuk. Kendileri insani yardım noktasında her türlü desteğe hazırız dediler. Temenni ederim bu yardım da gelir. Az önce (dün) Sayın Obama ile uzunca bir görüşmemiz oldu. Kendileriyle yaptığımız görüşmede sadece Suriye değil aynı zamanda Irak'taki gelişmeleri ele aldık. Bölgede şu anda Suriye yok aynı zamanda Irak var. Irak'ta da özellikle Telafer ve Sincar'da istenmeyen bir durum olması halinde buradaki sorumluluğumuzun ne denli önemli olduğunu kendilerine ifade ettim. Kendileri biz nasıl yardımcı olabiliriz dediler. Ben de kendilerine nasıl yardımcı olabileceklerini ayrıca ifade ettim. Bu saat itibariyle takriben bin 150 sivil ve yaralı tahliye edilerek İdlib'e gelmiş durumda. Ateşkes ve tahliye sürecini yakından takip etmeye devam ediyoruz. Temenni ederim ki bundan sonraki süreçte tekrar kesintiye uğramaz. Sayın Başbakan ve bazı bakan arkadaşlarımla bu akşam (dün) yaptığımız görüşmede şuna karar verdik. Dedik ki biz bu gelenlerin bir kısmını çocuk, yaşlı hakikaten sıkıntılı konumda olanları gerekirse ülkemiz içine alarak ülkemizdeki konteyner kentlere varsa evlere yerleştirmek suretiyle onlara rahat, huzurlu imkan sağlayalım. Bazı batılı ülkelerin bir kişi gelse bile almam dediği bir ortamda biz bir kişi değil bin kişi dahi gelse almakta kararlıyız. O betonarme apartmanların yığınları içinden yıkılan o çocukların çıkışını gördüğüm zaman bir baba olarak içim kan ağlıyor. TOKİ olarak çalışmayı yapacağız konteyner kentlerimizi yoğunlaştıracağız.
Milliyet

SPOR

Darüşşafaka Doğuş, Euroleague'deki 12. maçında Real Madrid'i konuk etti, güçlü rakibini 81-68 ile geçti. İspanyollar'ın, Llull ve Randolph gibi iki yıldızından yoksun oynaması, son şampiyon CSKA'yı yendikten sonra galibiyet göremeyen Daçka için büyük avantajdı. Ancak maç başında ciddi bir ribaunt sıkıntısı yaşandı. Blatt'in bu soruna karşı Semih'i kenara alıp, Furkan'ı sahaya sürmesi de çare olmadı. Hatta hücumda Semih varken yaşanan iç-dış dengesi de kayboldu, çünkü Real, Furkan'ın hücum silahı ikili oyunları çok iyi savundu. Reyes-Ayon ikilisiyle pota altını çok iyi kullanan Real, farkı 8 sayıya kadar çıkardığı ilk periyodu 20-17 galip bitirdi. Real, 29-19 ile farkı 10 sayıya kadar çıkarınca, Blatt yeniden Semih'i oyuna aldı, iç dış dengesi yeniden sağlandı. Semih'in kapladığı alan, yaptığı perdelemeler, savunmaki yardımları, bir anda Real'in içeriden bulduğu basketleri bıçak gibi kesti. Dışarıdan zaten çok kötü bir gününde olan konuk ekip, hücumda tıkanınca, temsilcimiz devre sonunda 35-31 öne geçti. Haftalardır Wanamaker'ın performansının düşmesinin, Daçka'yı zor durumda bıraktığını söylüyorduk. Dün ABD'li oyuncunun ne kadar önemli olduğunu yine gördük. Müthiş bir maç çıkardı. İlk yarıda 10 sayı geriye düşen Daçka, savunmada boyalı alanı karartmayı sürdürdü, Wanamaker'ın şovuyla farkı 22 sayı yaptı. Darüşşafaka'nın aldığı galibiyet, basketbolda 1 (Wanamaker) ve 5 (Semih) numaran kadar oynarsın deyimini doğruladı. Tabii ki ribaunt zaafiyetinin, top kaybı sayılarıyla dengelenmesi de kilit noktalardandı.
Milliyet

Galatasaray'da gözler devre arası transferine çevrildi. Futbol komitesi ile Teknik Direktör Jan Olde Riekerink arasında gerçekleşen zirvede üç oyuncunun kadroya katılmasına karar verildi. Döviz kurundaki artış yüzünden borçları daha da artan ve bu yüzden Ocak ayında takviyeye soğuk bakan Galatasaray'da, Riva ve Florya arazileri için Emlak Konut'la yapılan anlaşmanın kısa süre içinde resmiyete kavuşacak olması transferi yeniden gündeme getirdi. Bu nedenle de yönetim Riekerink'e hangi mevkilere futbolcu istediğini sordu. Hollandalı teknik adamın ilk planda savunmaya transfer istediği öğrenildi. Riekerink'in ikinci isteğinin ise sürpriz şekilde ortanın sağına olduğu belirlendi. Yasin'in istikrarsızlığı, Sinan Gümüş'ün de beklentilere yanıt verememesinden dolayı Riekerink'in bu yönde tercihte bulunduğu belirtildi. Riekerink'in bunun dışında beklentilerin aksine forvet değil de orta sahaya futbolcu aradığı ortaya çıktı. Her 3 bölge için alternatifli oyuncu listesini belirleyen yönetim, Riva ve Florya anlaşmalarının resmiyet kazanmasından sonra düğmaye basacak.
Milliyet

Ziraat Türkiye Kupası C Grubu 2. hafta maçında Fenerbahçe, Amedspor deplasmanında 1-1 berabere kaldı, ilk puanını aldı. Geçen sezon seyircisiz ve zor bir atmosferde oynanan karşılaşma, bu sezon daha farklı bir havadaydı. Gençlerin ağırlıkta olduğu kadroda Fenerbahçe'nin hücum hattının Fernandao-Stoch-Aatif-Salih gibi usta ayaklarla oluşması dikkat çekti. Spor Toto 2. Lig'de zirve mücadelesi veren Amed de tecrübeli golcü Şehmus Özer önderliğinde 4-4-1-1'e yakın sistemiyle hücumdan geri kalmadı. İlk 10 dakikada Amedspor 2 kez gelirken, sarı-lacivertliler Aatif'in 2 şutu ve Savaş'ın direkten dönen kafasıyla heyecanlandı. 12'de de Ozan Tufan'ın usta işi şutu direkten stat dışına gitti. 35'te kontratağa çıkan Amed, Mehmet Sıddık'ın pozisyonunda Fabiano'yu geçemedi. Aynı dakika içerisinde Ercan'ın uzaktan şutunda da yine Brezilyalı eldiven yıldızlaştı. 45'te ceza alanında Stoch'un soldan pasını alan Salih Uçan yerde kalınca beyaz nokta gösterildi, Fernandao ters köşe yaptı: 1-0. İkinci yarıda tempo olarak düşen Fenerbahçe, Amed'in üzerine gelmesini engelleyemedi. 66'da da savunmadaki hataların ardından yılların golcüsü Şehmus, Fabiano'yu mağlup etti: 1-1. Son 15 dakikada Amedspor 10 kişi kalmasına karşın Fenerbahçe'nin girişimleri pasif kaldı, sahadan beraberlik çıktı.
Milliyet

Sakatlığı yüzünden yaklaşık 1.5 aydır sahalardan uzak olan Beşiktaş'ın Brezilyalı yıldızı Anderson Talisca formasına kavuşmak için geri sayıma geçti. Kartal'ın, Süper Lig'in 9. haftasında Gençlerbirliği ile 28 Ekim tarihinde deplasmanda 1-1 berabere kaldığı karşılaşmada ayak tarak kemiği kırılan Talisca, sağlık durumunun iyiye gittiğini bildirdi. Brezilya basınına özel açıklamalar yapan yetenekli futbolcu yoğun çalışmalar sonunda her geçen gün daha da hazır hale geldiğini vurguladı. Her gün özel çalışmalar yaptığını belirten Talisca, "Döndüğüm için, sakatlığımı atlattığım için çok mutluyum. Şu anda yeniden takıma dönebilmek için çok motive durumdayım. Hep yüzde 100 durumda dönmek için kendimi hazırladım, şu anda da bunun için uğraşıyorum. Umuyorum ki en kısa sürede sahaya dönebilirim. Dönüş için sabırsızlanıyorum" diye konuştu. Çok iyi bir takımda oynadığını kaydeden Talisca, şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olduklarını da ifade etti. Takım olarak kendilerine güvendiklerini vurgulayan Brezilyalı futbolcu, "Geçen sezon şampiyon olmuş bir takımız. Şampiyon kimliğini taşıyoruz. Bu sezon da sonuna kadar mücadele edeceğiz. Düzenli olarak zirvede yer almamız gerekiyor. Amacımıza ulaşmak istiyorsak zirveden kopmamalıyız. Şampiyonluğu elde edecek güce ve güvene sahibiz. Her maçta elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder