3 Ocak 2017 Salı

03.01.2017 Genel Gündem



03.01.2016

GÜNDEM

İşe gelirken 3 kez polisten geçtim
Yılbaşı gecesi İstanbul'daki ünlü eğlence merkezi Reina'da 27'si yabancı 39 kişinin katledildiği DEAŞ saldırısından yaralı kurtulan DJ Abdullah Can Saraç, dehşet anlarını Hürriyet'e anlattı. Saldırı sırasında arkadaşıyla birlikte DJ kabininin altına saklanarak kurtulan Saraç o gece, kulübe girene kadar çok sıkı güvenlikten geçirildiklerini belirtti. Saraç, şunları söyledi: "Ben ve DJ arkadaşım Ufuk Akyıldız, DJ kabinindeydik. Saat 01.17'ydi. Kız arkadaşım mesaj atmıştı. Cevap yazacaktım. Saati oradan çözüyorum. İçeride 700-800 insan vardı. Bizim bulunduğumuz kapalı alanda 400'e yakın kişi vardı. Diğerleri balkondaydı. Dans müziği çalıyor, insanlar eğleniyordu. O an bir el ateş sesi duydum. Panik olduk. Kuru sıkı sandık; şaka yapıyorlar diye Tereddüt içinde kaldık. Ufuk abiyle göz göze geldik. 'Hiçbir şey olmamış gibi devam edelim' dedik. O andan sonra içeriyi taramaya başladı. DJ kabininin altında çok dar bir alan var. Ufuk abi kolumdan çekti. Altına girip saklandık. Benim ağzımı tuttu Ufuk abi. Adam (saldırgan) içeriye geçti. Her tarafı tarıyordu. Taradıktan sonra tek el ateş sesleri duyulmaya başlandı. O an yerde yatanlara sıkıyordu. Bizim DJ kabininin önüne kadar geldi. Ayak seslerini, nefes seslerini hissediyordum. Orada yine taramaya başladı. Çıkan boş kovanlar mobilyalara değiyordu. Bize kadar gelmişti. 4 tane şarjör değiştirdi. 4 tane saydım. 'Allahım bu son olsun' dedim. Silah sesleri hiçbir şekilde susmadı. Aynı silahtan atışlar yapılıyordu. Başka saldırgan yoktu, tek bir kişiydi. Silah sesleri kesildi. Bir dakika geçti, geçmedi; galiba üzerini değiştirdi. Bu kez hırıltılar, yardım isteyen sesler duyulmaya başlandı. Çok korkmuştuk. 3 defa Arapça şivesiyle 'Allahuekber' sesini duydum. Şivesi Arapçaydı, eminim. 5-10 dakika sonra polisin sesini duyduk. 'Teslim ol' dediler. Karşılık vermedi. 2-3 el silah sesi duydum. 'Ufuk abi, bitmedi bu olay, biz burada öleceğiz' dedim. 15 dakika sonra bağırma sesleri geldi, 'Yere yat' diye. Meğer yaralılara söylüyorlarmış. Biz 'İmdat' diye bağırdık. 'Komiserim burada iki kişi var' dediler. Özel harekâtçılar geldi. İnsanlar her yere kaçışmıştı. Depoya giren mi, bulaşıkhaneye saklanan mı dersiniz Özel harekât geldikten sonra bize 'Kabinin üstünden atla' dediler. Kabin 1.5 metre yüksekteydi. Ayaklarım kilitlenmişti. Kendimi kaybetmiştim. Kapı kolu, her yer kandı. Yaralananlar, ölenler, kıvrananlar Dışarıya çıktım. İlk kurşundan sonra dışarıya çıkışımız 45 dakika sürmüştü. Önceki günlerde tedirginlik vardı. İhbar alındığı söylenmişti. Personelle aramızda konuşmuştuk. Yanımızda bir kulüp var. İddiaya göre 3 kişi oraya keşfe gitmiş. Bize '3 şahıs geldi, polise ihbar ettik' diye ikaz geldi. Garsonlar arasında böyle bir dedikodu vardı. Ben işe gelirken 3 kez polis kontrolünden geçtim. Gelene kadar 10-15 polis saydım. O kadar sıkı güvenlik vardı ki, şu an aklım duruyor, nasıl gelebildi Akşam 'Bize bir şey olmaz, yaklaşamaz, her yerde çevirme var, durdurulur' demiştik. Taksiler bile çevriliyordu. Çevrede o kadar önlem varken, bir saldırı olmaz diyorduk. Ben 35 yaşındayım. 15 yaşından beri mesleğin içindeydim. 8 yıldır Reina'da çalışıyorum. Psikolojim tamamen bozuk. Uyuyamıyorum. Bu saatten sonra DJ'lik işine devam etmeyi düşünmüyorum. Gece hayatını bitirdim."
Hürriyet


"Oh" diyenlere soruşturma
İstanbul Ortaköy'deki saldırı sonrasında sosyal medyadan terör eylemini destekleyen ya da öven hesaplarla ilgili savcılık harekete geçti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu, ilgili mesajları yayınlayanlar hakkında "Suç ve suçluyu övme, terör örgütü propagandası yapma, soruşturmanın gizliliğini ihlal" suçlarından dün resen soruşturma başlattı. Başsavcıvekili Mehmet Odabaş'ın talimatıyla başlatılan soruşturmada, 'katliamı öven' şüphelilerin tespit edilmesi için Ankara Emniyeti'ne talimat yazıldı. Türkiye Barolar Birliği (TBB) de terörü destekleyen sosyal medya hesapları ile ilgili suç duyurusunda bulundu. TBB dün tespit ettikleri 27 Twitter hesabı hakkında, "Suçu ve suçluyu övme ve kişinin hatırasına hakaret suçu"; Aydın Nazilli'de temsili olarak Noel Baba'yı darp eden ve başına silah dayayan kişiler; İstanbul İkitelli'de Noel Baba'yı darp edilirken gösteren afişi hazırlayan ve asan kişiler ile Milli Gazete'nin 31 Aralık 2016 tarihli nüshasından sorumlu yetkililer hakkında "Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçundan, Şişli İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür hakkında da 'görevi kötüye kullanma' suçundan suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu dilekçesinde, Türkiye'nin terör örgütlerinin hedefi haline geldiği bir ortamda, böyle bir katliamı ve faillerini övmenin nefreti yaymak anlamına geldiği belirtildi. Suç duyurusu dilekçesinde, Şişli İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür'le ilgili de şu değerlendirme yapıldı: "Şüpheli, bu fiiliyle, yeni bir yılın gelişini yeni umutlarla kutlamak isteyen ailelerin çocuklarına baskı yapılmasına neden olmakta, onların yeni yılı kutlama haklarını hukuka aykırı olarak sınırlamaktadır. Şüpheli, yeni yılı kutlayan öğrencilerin yanlış bir davranış içinde oldukları önyargısını sahip olduğu kamu görevinden kaynaklanan yetkisiyle bölgesindeki tüm öğrenciler ile öğretmenlere dayatmaktadır."
Hürriyet

Fetö davasında komutandan itiraf
FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimiyle ilgili Malatya Cumhuriyet Başsavcı Ergül Yılmaz ve Başsavcı Vekili Mehmet Badem tarafından hazırlanan ve 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 165 sayfalık iddianamede, eski 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, bir numaralı şüpheli olarak yer alıyor. İddianamede, Huduti'nin "Yurtta Sulh Konseyi tarafından yayınlanan 'Harekat Yıldırım' öncelik dereceli gizli mesaj formunda '2. Ordu Komutanlığı görevine devam' şeklinde tekrar görevlendirildiğinin tespit edildiği" ifade edildi. İddianamede, "Sayın Cumhurbaşkanının telefonla canlı yayına katılarak, millete verdiği mesajlara rağmen, 2. Ordu Komutanı olan şüphelinin bu yönde bir açıklama yapmadığı, 16/07/2016 günü saat 02.00 sıralarında Malatya Valisinin 2. Ordu Komutanı ile irtibata geçebildiği, bu saate kadar 2. Ordu Komutanı olan şüphelinin il valisiyle irtibat kurmadığı" belirtildi. İddianamede, özetle şunlar kaydedildi: "Şüpheli Adem Huduti'nin tutuklandıktan sonra, diğer şüpheliler eski 2. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral Avni Angun ve eski 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık ile Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevki sırasında, Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu girişinde, mahkum kabul bölümünde ilk kez karşılaştıkları, şüphelilerin kişisel malzemelerinin bulunduğu yere gittikleri sırada Adem Huduti'nin daha önceden görüşmediği ve araçtan indirildiği yerde gördüğü şüpheliler Avni Angun ve Emin Ayık'a 'Ne yaptınız çocuklar, beni de yaktınız' şeklinde beyanda bulunduğu, 7. Ana Jet Üs Komutanı Tuğgeneral Emin Ayık'ın da 'Olmadı işte komutanım, başaramadık' şeklinde karşılık verdiği, Avni Angun'un da 'biz ve sizi' şeklinde söylemde bulunduğu, şüphelilerin sevkine refakat eden jandarma görevlileri İ.M, S.K. ve R.P'nin beyanları ile 23/07/2016 tarihli tutanaktan anlaşılmıştır."
Milliyet

Deaş'a havadan karadan baskı
Suriye'nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik devam eden Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri öncülüğünde ilerleyen Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) El Bab'ın ele geçirilmesine yönelik planlı harekata havadan ve karadan sağlanan yoğun ateş desteğiyle devam edildi. Bölgede belirlenen terör örgütü DEAŞ'a ait 103 hedef Fırtına obüsü, çok namlulu roketatar, havan ve tank atışlarıyla baskı altına alındı, bunlardan birçoğu kullanılamaz hale getirildi. Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı uçaklar El Bab, Bzagah ve Tadif'teki DEAŞ hedeflerine hava harekatı düzenledi. Savaş uçakları aralarında silah mevzisi, barınma ve karargah binalarının bulunduğu 8 hedefi imha etti. Hava harekatı ve topçu atışları sonucu 22 terörist etkisiz hale getirildi. Rusya Federasyonu'na ait uçaklarca El Bab'ın 8 kilometre güneybatısındaki Dayr Kak'a düzenlenen hava harekatında da bölgedeki terör örgütü DEAŞ unsurları imha edildi.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,5405-3,5416
Euro: Euro 3,6998-3,7219
Sterlin: 4,3528-4,3568
Gram Altın: 131,6255-131,7894

İhracatta gerileme
Gümrük Bakanlığı gümrüklerdeki işlemlere göre her ayın başında biten aya ilişkin geçici ihracat, ithalat verilerini açıklıyor. Bakanlığın dün açıkladığı aralık verileri 2016 yılında ihracatın geçen yıla göre yüzde 0.84 azalarak 142 milyar 610 milyon dolara indiğini ortaya koydu. İthalat ise yine 2015'e göre yüzde 4.17 azalarak 198 milyar 577 milyon dolara geriledi. 2016'da tek sevindiren ihracatın ithalatı karşılama oranı oldu. 2015'te yüzde 69.4 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 71.8'e yükseldi. Gümrük Bakanlığı verilerine göre Aralık 2016'da ihracat, 2015'in aynı ayına göre yüzde 9.31, ithalat da yüzde 2.2 arttı. Aralıkta dönemde ihracat 11 milyar 726 milyon dolardan 12 milyar 817 milyon dolara, ithalat da 17 milyar 984 milyon dolardan 18 milyar 381 milyon dolara yükseldi. Aralıkta dış ticaret hacmi yüzde 5.01 artarak 29 milyar 710 milyon dolardan, 31 milyar 198 milyon dolara çıktı. Dış ticaret açığı ise yüzde 11.1 düşüşle 5 milyar 563 milyon dolar olarak hesaplandı. Rakam 2015 Aralık'ında ise 6 milyar 258 milyon dolar idi. Geçen yıl çok ihracat yapılan fasıl, 19 milyar 807 milyon dolarla motorlu kara taşıtları oldu. Otomotivi 12 milyar 406 milyon dolarla "Kazan: makine ve cihazlar, aletler, parçaları", 12 milyar 129 milyon dolarla "inciler, kıymetli taş ve metal mamulleri, madeni paralar" izledi. Geçen yıl en çok ithalat yapılan fasıl ise 27 milyar 132 milyon dolarla "mineral yakıtlar ve yağlar ile müstahzarları" oldu. Ülke bazında bakıldığında 2016'da en çok ihracat, 14 milyar 7 milyon dolar ile Almanya'ya yapıldı. Bu ülkeyi 11 milyar 653 milyon dolar ile İngiltere, 7 milyar 645 milyon dolarla Irak izledi. En fazla ithalat ise 25 milyar 441 milyon dolarla Çin'den gerçekleşti. Bu ülkeyi, 21 milyar 472 milyon dolarla Almanya, 15 milyar 162 milyon dolarla Rusya
Hürriyet

Ekonominin keyfi kaçık
Yılın nasıl geçeceğini anlamak için öncü verilere sırtımızı yaslarız. İşte Türkiye'nin iki büyük kurumu iki öncü göstergeyle ekonomik gidişata ışık tutuyor. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği 47 aydır Satın Alma Müdürleri Endeksi'ni (SAMEKS), İstanbul Sanayi Odası (İSO) ise İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) açıklıyor. SAMEKS daha çok küçük ve orta boy işletmelerdeki durumu, İmalat PMI Türkiye devleri dahil büyük işletmelerdeki durumu ortaya koyuyor. İki endekste Aralık 2016 verileri moral bozucu. SAMEKS, kasıma göre 3.4 puan azaldı ve 45.5'e indi. Üretim, siparişler ve satın alımdaki düşüş endeksteki gerilemenin nedeni. İmalat PMI ise kasıma göre 1.1 puan azalarak 47.7'ye düştü. İmalat PMI'da üretim ve yeni siparişlerdeki azalma düşüşü getirdi. İki endeksin de bize gösterdiği işletmelerde sıkıntılı durum olduğu. Bu sıkıntı büyümeyi etkileyecek. Her iki endeks de 0-100 arası değer alıyor, 50'nin altındaki her değer daralmaya işaret ediyor. SAMEKS'te, sanayi endeksi kasıma göre 8.7 puan azaldı ve 40.8'e geriledi. Hizmet endeksi de 1.3 puan azalarak 47.5'e indi. Hizmette sektöründe temmuzda başlayan durgunluk sürüyor. SAMEKS, 45.5 ile ekonomik aktivitenin yavaşladığına işaret etti. 2013'ten bu yana hesaplanan verinin tarihindeki en düşük değer Temmuz 2016. Aralık verisi ise en kötü ikinci değer. Analistler SAMEKS'in, güvenlik konusunun KOBİ'lere de sirayet etmeye başladığını gösterdiğini belirtiyor. İSO'nun açıkladığı endeksin ağırlığı büyük ölçekli firmalardan oluşuyor. Üretim, yeni siparişler ve ihracat siparişlerini gösteren endeksler geriledi. PMI endeksi aralıkta 47.7 oldu. Endeks bize imalat sektöründe istihdamın aralıkta artmaya devam ettiğini ortaya koyarken, satın alma faaliyetlerinin ise yavaşladığını gösterdi. TL'deki değer kaybı imalatta girdi fiyatlarını artırdı. IşıkFX Başanalisti Gizmen Nalbantlı, hem ekonomi ve tüketici güvenindeki düşüşün hem de sanayideki zayıflamanın son çeyrek büyümesindeki canlanma beklentisini kaybolmasına neden olduğunu vurguladı. KapitalFX Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan da "İmalattaki daralma önceki aylara göre ivmelendi. Ekonomik büyüme açısından kötü bir sinyal" dedi. Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Erol Gürcan, "Ekonomiyi destekleme yönünde atılan adımların katkısıyla büyümenin son çeyrekten itibaren kademeli toparlanmaya başlayacağını düşünmekteyiz" dedi.
Hürriyet

5 günlük kayıp 300 milyon €
Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Alper Kanca Kocaeli-Gebze bölgesinde beş gündür yaşanan elektrik kesintileri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Son dönemde yaşanan elektrik kesintilerinden dolayı en çok etkilenen bölgelerin başında İstanbul'un doğusunda ve Kocaeli'nin batısında bulunan Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) geldiğini kaydeden Kanca, özellikle otomotiv sanayinin kalbinin attığı Gebze'deki TOSB Otomotiv Organize Sanayi Bölgesi'nde üretimin durma noktasına geldiğini belirtti. Kanca şu açıklamayı yaptı: "29 Aralık 2016 Perşembe gününden bu yana tam 5 gündür yaşanan kesinti nedeniyle Gebze bölgesinde yer alan 120 civarındaki üyemiz, 5 gün peş peşe üretim yapamadığı için otomotiv ana sanayi firmalarına ürün tedarik edememekte; bu durum ana sanayi firmalarımızın da kısa zaman içinde üretimlerinin durmasına zemin hazırlamakta. Gebze Bölgesi'nde 16 civarında OSB ve bu OSB'lerde yüzlerce üretici firma yer almakta… Bizim faaliyet gösterdiğimiz TOSB da bu bölgelerden yalnızca biri. TOSB'da, yurtiçi ve yurt dışındaki araç üreticilerine parça tedariki yapan 80 tane fabrika var. Bu fabrikalar, 29 Aralık 2016 Perşembe sabah saat 04.00'den itibaren elektriksiz durumda. İşçilerimiz makinelerin başında bekliyor. Fakat elektrik olmadığı için üretim yapamıyoruz. Üretim yapamamak ciddi bir problem." Türkiye'nin uzun yıllardır ihracat şampiyonu olan otomotiv sektörünün elektrik kesintilerinden dolayı zor durumda kaldığını aktaran Kanca, "Bunun sonucunda sadece Gebze bölgesindeki otomotiv tedarik sanayi firmalarının 300 milyon Euro'nun üzerinde bir kaybı söz konusu ve bu kayıp her geçen saat artmakta" dedi. Kanca bir diğer önemli problemin ise stoklarda yaşandığını ve ara stokların bittiğini de ifade ederek şu uyarıda bulundu; "Çünkü biz otomotiv sektöründe saatlik çalışıyoruz . Yani şu anda ürettiğimizi 1 saat sonra müşterimize vermek zorundayız. Ne yazık ki şu an elimizde ürün kalmadı. Bizim ürettiğimiz parçalarla çalışan, dünyaya otomobil ihraç eden Türkiye'nin büyük araç üreticileri var. Bu nedenle Türkiye'nin araç üreten, ihracat şampiyonu büyük firmaları durmak zorunda kalacak." Kanca'nın bu açıklamasının ardından dün bölgeye öğleden sonra elektrik gelirken, şirketler 5 gündür gelip gittiğini ancak tam anlamıyla sonlanmadığını da belirtiyor.
Hürriyet

'Türkiye teröre teslim olmayacak'
Türk iş dünyasının İstanbul'da yılbaşı gecesini kana bulayan terör saldırısına tepkisi sürüyor. Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Türk özel sektörünün, terörizmle mücadeleye tüm yüreğiyle destek verdiği, ülkeyi etnik ayrım ya da yaşam tarzları üzerinden ve vahşet yoluyla sarsmak isteyenlerle mücadelenin arkasında olduğunu bildirdi. Türkiye İş Kadınları Derneği (Tİ- KAD) ise "Türkiye teröre teslim olmayacak" başlıklı bir açıklama yayınladı. TİKAD Başkanı Nilüfer Bulut imzalı açıklamada şunlar kaydedildi: "Korku ve terörü Türkiye'nin gündelik yaşamının bir parçası haline getirmeye çalışanların karşısında bir bütün olarak milletçe duracağız. Uluslararası güçlerin kirli oyunları da, terör örgütlerinin kirli hesapları da Türk milletinin feraset, cesaret ve sağ duyuşu karşısında çökmeye mahkumdur. Farklı kültürlere, din ve inanışlara sahip insanlar bu topraklarda onbinlerce yıldır barış, huzur ve hoşgörü içinde bir arada yaşamışlardır; yine yaşayacaklardır. Bu saldırıyı Türkiye'yi güvenlik yönünden olduğu kadar, aynı zamanda ekonomik yönden de zaafiyete uğratma girişimlerinin bir parçası olarak görüyoruz. Ancak, hükümetimiz gereken tedbirleri hızla uygulamaya koyarak, ekonomiyi belli bir dengede götürmeyi başarmakta, piyasaları kontrol etmektedir. Bizim, iş dünyasının da desteğiyle milletçe hep birlikte, bu zor günlerin üstesinden geleceğimize olan inancımız tamdır." TÜSİAD'dan yapılan açıklamada ise, şunlar kaydedildi: "Bize düşen, teröristler karşısında sabrımızı, metanetimizi, aklımızı, toplumsal irademizi canlı tutmaktır. Ülkemiz ve toplumumuz bu saldırıları karşılayacak güce, terör eylemlerini yapanlardan hesap soracak beceriye sahiptir, olmalıdır. Bunun yanında, farklı düşünceler ve yaşam tarzları üzerinden toplumu ayrıştırıcı her türlü söylem ve eylemden kaçınılması, gerçek anlamda toplumsal huzur, birlik ve beraberlik ortamı için elzemdir. Türk özel sektörü olarak terörizmle mücadeleye tüm yüreğimizle destek verdiğimizi, ülkemizi etnik ayrım ya da yaşam tarzları üzerinden ve vahşet yoluyla sarsmak isteyenlerle mücadelenin arkasında olduğumuzu bir kez daha Türkiye kamuoyu ile paylaşırız."
Milliyet

Çipli kimlikte yogun mesai
Yeni çipli kimlik kartı başvurusu dün itibariyle Türkiye genelinde başladı. Kimlik kartı başvuruları, "https:// ekimlikrandevu.nvi.gov.tr" internet sitesinden, "Alo 199" çağrı merkezinden randevu alınarak veya randevusuz ilçe nüfus müdürlüklerine, yurt dışında ise dış temsilciliklere gidilerek yapılabiliyor. Nüfus müdürlüklerine gelemeyecek durumdaki vatandaşların başvuruları ise "Gezici Kayıt Terminalleri" ile alınıyor. İnternetten randevu alımında ilk gün yoğunluğu yaşanırken müracaatlarda, başvuru sahibinin T.C. kimlik numarası sorgulanarak, kimlik bilgileri ve en son aldığı nüfus cüzdanı veya kimlik kartı bilgisi kontrol ediliyor.
Star

Açıkta 7.4 milyar $'lık iyileşme
2016'DA ihracat bir önceki yıla göre yüzde 0.84 azalarak 143 milyar 814 milyon dolardan 142 milyar 610 milyon dolara geriledi. Bu dönemde ithalat da yüzde 4.17 azalışla 207 milyar 226 milyon dolardan 198 milyar 577 milyon dolara düştü. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın resmi olmayan geçici verilerine göre, dış ticaret açığı yüzde 11.74 azalışla 55.97 milyar dolar olarak gerçekleşti. Açık 2015'te 63 milyar 412 milyon dolar seviyesindeydi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2015'te yüzde 69.4 iken geçen yıl yüzde 71.8'e yükseldi. En büyük ithalat kalemi olan enerjide ithalatın 2016'da yüzde 28.3 azalışla 27.13 milyar dolara gerilemesi dikkati çekti. Geçen yılın Aralık ayında ihracat, 2015'in aynı dönemine göre yüzde 9.31, ithalat da yüzde 2.2 arttı. Söz konusu dönemde ihracat 11 milyar 726 milyon dolardan 12 milyar 817 milyon dolara, ithalat da 17 milyar 984 milyon dolardan 18 milyar 381 milyon dolara yükseldi. Aralık'ta dış ticaret hacmi bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 5.01 artışla 29 milyar 710 milyon dolardan, 31 milyar 198 milyon dolara ulaştı. Dış ticaret açığı yüzde 11.1 düşüşle 5 milyar 563 milyon dolar olarak hesaplandı. İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu, Aralık'ta ihracatta altın ve otomotiv katkısı sürerken ithalatta enerji faturasındaki azalmanın ivme kaybetse de devam ettiğini söyledi. Kömürcüoğlu, "Dış ticaret açığında 2016'da 7.4 milyar dolarlık daralma var. Enerji açığındaki 10.7 milyar dolarlık gerileme dış ticaretteki daralmada en önemli rolü oynarken altın ihracatındaki yıllık düşüş açığın genişlemesine neden oluyor" dedi. Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program'a (OVP) göre dış ticaret dengesinin 2016'da 54.9 milyar dolar olacağı tahmin ediliyordu.
Vatan

DÜNYA

Türkıye ile yas tutuyoruz
39 kişinin öldüğü İstanbul saldırısına dünyadan tepki ve kınama mesajları gelmeye devam ediyor. BMGK, 'barbar ve iğrenç' saldırıyı kınadığını açıklarken Kanada Başbakanı Justin Trudeau, "Türkiye ile yas tutuyoruz, ailelere başsağlığı diliyoruz" dedi. BMGK: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İstanbul'daki terör saldırısını kınayarak saldırının sorumlularının yargı önüne çıkarılmasının ve tüm BM üyelerinin Türkiye'ye bu konuda destek vermesinin önemini vurguladı. BMGK'dan yapılan basın açıklamasında, İstanbul'da gece kulübünde gerçekleştirilen saldırı, barbar ve iğrenç olarak tanımlandı. Terörizmin uluslararası barış ve güvenliğe yönelik en ciddi tehditlerden birisi olduğu ifade edilen açıklamada, 'gerekçesi her ne olursa ve her kim tarafından işlenirse işlensin terörizmin meşru görülemeyeceği' kaydedildi. BM Genel Sekreteri: 1 Ocak itibarıyla BM Genel Sekreterliği görevini beş yıllığına devralan Portekizli Antonio Guterres de, İstanbul saldırısını kınarken kurban ailelerine en derin taziyelerini bildirdi, Türkiye ve saldırıdan etkilenen ülkelerle dayanışma içinde olduğunu belirtti. İran: "Virüs gibi herkese bulaşır" İran devlet televizyonunda gündeme ilişkin konuları değerlendiren İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İstanbul'daki terör saldırısını üzüntüyle karşıladıklarını ifade etti. Ruhani, "Günahsız, savunmasız insanların öldürülmesi her açıdan kınanılacak bir konu. Bu olay, terörizme karşı çıkmayıp ortadan kaldırmadığımız sürece bir virüs gibi kimseye acımayıp herkesi müptela edeceğini göstermiş oldu" dedi. Suriye konusunda yapılan ateşkes anlaşmasında İran'ın bir katkısı olmadığı ve Türkiye ile Rusya'nın inisiyatifinde geliştiği yönündeki iddiaları reddeden Ruhani, "İran, hem terörizmle mücadele ve hem diplomaside önemli ve aktif rol oynamıştır" ifadelerini kullandı. Ruhani, İran'ın bölgedeki ana hedeflerini şöyle sıraladı: "Bölgede istikrar ve güvenliğin sağlanması, terörizmle mücadele ve coğrafi sınırların değişmemesi." Kanada Başbakanı Justin Trudeau da terör saldırısını kınadı. Justin Trudeau, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Kanada'nın İstanbul'daki terörist saldırıyı kınadığını belirterek, "Türkiye ile yas tutuyor ve mağdur ailelerine başsağlığı diliyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul'daki terör saldırısında, hayatını kaybedenler arasında bir Kanada vatandaşı da bulunuyor.
Hürriyet

İki ülke deaş'ı vuruyor
Türkiye ile Rusya'nın Suriye'de terör örgütü DEAŞ'ın en güçlü kalelerinden biri olan El Bab'a yönelik hava operasyonları devam etti. Türkiye, El Bab operasyonunda Rusya ile ikinci kez koordinat ve hedef paylaşımında bulundu ve Rusya Hava Kuvvetleri'ne bağlı uçaklar, Türkiye'nin verdiği koordinatlardaki DEAŞ hedeflerini bombaladı. ABD liderliğindeki koalisyon güçlerine bağlı uçaklar ise El Bab operasyonuna hava desteği vermemeyi sürdürdü. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) yapılan Fırat Kalkanı bilgilendirmesine göre, El Bab'ın kuzeyini Türk savaş uçakları, güneyini ise Rus savaş uçakları vurdu. Gece görüşüne sahip F-16 tipi Türk savaş uçakları önceki gece El Bab, Bzagah ve Tadif'de DEAŞ'a ait silah mevzi, barınma ve karargâh olarak kullanılan 8 ayrı hedefi bombalayarak imha etti. Askeri kaynaklar, Türk uçaklarının sivil yerleşim yerlerini vurduğu iddialarının doğru olmadığını belirterek, "İcra edilen hava harekâtları sırasında akıllı güdümlü mühimmat kullanılmakta olup işaretlenerek tespit edilen hedefler noktasal atışlarla imha edilmektedir" bilgisini verdi. Rusya'ya ait Sukhoi (Su) tipi savaş uçakları da El Bab'ın 8 kilometre güneybatısında bulunan Dayr Kak bölgesine hava taarruzu yaparak DEAŞ hedeflerini vurdu. Askeri kaynaklar, Rusya ile hedef belirleme ve uçuş saatlerinde koordinasyon yapıldığını ve Rus uçaklarının TSK unsurlarına yönelik saldırı planlayan DEAŞ unsurlarını vurduğunu söylediler. TSK, karadan da El Bab'ı vurmaya devam etti. Fırtına obüsleri, çok namlulu roketatarlar, havan ve tank atışlarıyla 103 DEAŞ hedefi vurularak kullanılamaz hale getirildi. Türk savaş uçakları ile topçu ateşi sonucu insansız hava araçları ile 22 DEAŞ teröristinin etkisiz hale getirildiği tespit edildi. Fırat Kalkanı kapsamında DEAŞ'tan temizlenen bölgelerde Türk imha timleri 132 gün içinde 2 bin 579 el yapımı patlayıcı ile 43 mayını kontrollü şekilde patlatarak etkisiz hale getirdi.
Hürriyet

Irak yine bombalı saldırıyla sallandı
Musul'da DAEŞ'e karşı operasyonlarını sürdüren Irak, son dönemde iyice sıkışan örgütün düzenlediği saldırılarla sarsılıyor. Son olarak dün başkent Bağdat'ta bomba yüklü bir araçla yapılan intihar saldırısında en az 35 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi de yaralandı. Saldırı, başkentin kuzeydoğusunda Şiilerin yoğunlukla yaşadığı Sadr mahallesindeki yoğun bir kavşakta meydana geldi. Kurbanların pek çoğunun iş bekleyen gündelik işçiler oldukları bildirildi. Saldırının, aynı zamanda Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın ülkeyi ziyareti sırasında gerçekleşmesi dikkati çekti. DAEŞ terör örgütü, internet üzerinden yayımladığı açıklamayla saldırıyı üstlendiğini duyurdu. Saldırıda hayatını kaybedenlerden 9'unun bölgeden bir minibüs içinde geçmekte olan kadınlar olduğu ortaya çıkarken, minibüsün içinde yanarak can veren kadınların görüntüleri ülkede büyük üzüntü ve şok yarattı. Saldırıda 67 kişinin de yaralandığı ifade ediliyor. Bununla beraber terör örgütünün, Irak'ta elinde tuttuğu son büyük kent olan ve Irak ordusunca kuşatılan Musul'a giden yollardan birini ele geçirdiği açıklandı. DAEŞ'in başkent Bağdat çevresinde gerçekleştirdiği saldırılarda da çok sayıda Irak askerini öldürdüğü belirtiliyor. Bağdat'ın kuzeyindeki Beyci ve Şirkat bölgelerine saldıran DAEŞ, ordu mensuplarının yanı sıra hükümete destek veren Sünni aşiret üyelerini de öldürdü. DAEŞ saldırılarında iki çocuğun da hayatını kaybettiği açıklandı. DAEŞ geçtiğimiz gün de, Şiiler için kutsal olan ve Irak'ın güneyinde bulunan Necef ilinde bir kontrol noktasında intihar saldırısı gerçekleştirmişti.
Milliyet

Suriye'de rejim barada'yı hedef aldı
Suriye'de rejim güçleri ve muhalifler arasında sağlanan ateşkes, ülkenin büyük bölümünde uygulanmaya devam ederken, özellikle başkent Şam'ın dışında bulunan Barada vadisinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Rejim birlikleri Şam'a su sağlayan kaynakları barındıran Barada vadisini geri almak adına bölgeye hava saldırıları düzenlerken, buralarda yaşayan sivillerin dağlık bölgelere kaçtığı ifade ediliyor. Associated Press haber ajansına göre rejim güçleri bölgede ateşkes kapsamı dışında tutulan El Nusra militanlarına karşı savaşırken, Barada'da ateşkes kapsamındaki muhalif grupların da faaliyet gösterdiği ifade ediliyor. Suriye Ordusu tarafından yapılan açıklamada, bölgeden yaklaşık 1300 sivilin kaçtığı ve bu sivillerin daha güvenli bölgelere tahliye edildiği belirtildi. Londra merkezli ve muhaliflere yakınlığıyla tanınan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de bölgeye tahliye amacıyla otobüslerin gönderildiğini doğrularken, kaç kişinin tahliye edildiği konusuna açıklık getirmedi. Barada, Şam'ın merkezine 16 kilometre uzakta ve başkentin ana su kaynaklarını bulunduruyor. Suriye ordusu, bölgedeki su kaynaklarının kontrolü amacıyla Barada Vadisi'ni temmuz sonu kuşatma altına almıştı.
Milliyet

Bm'de guterres dönemi başladı
Portekiz eski Başbakanı Antonio Guterres'in, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği mesaisi resmen başladı. Guterres, bu görevde 5 yıl kalacak. 2017 yılı, Birleşmiş Milletler'de (BM) önemli değişiklikleri de beraberinde getirdi. 1 Ocak 2007'den bu yana 10 yıldır BM Genel Sekreterlik görevini yürüten Ban Ki-mun yeni yılla birlikte bu görevi Portekizli Antonio Guterres'e devretti. Guterres, 31 Aralık 2021'e kadar bu görevi sürdürecek ve isterse tekrar aday olabilecek. Guterres, bu görevdeki ilk açıklamasını da yaparak önceliğinin barışın temin edilmesi ve çatışmaların önlenmesi olacağını söyledi. Tüm bölgelerin istikrarsızlıkla karşı karşıya olduğunu, yeni küresel terörizmin herkesi etkilediğini belirten Guterres, "Bu yılbaşında sizleri benimle birlikte ortak bir yeni yıl kararı almaya çağırıyorum: Gelin barışı birinci öncelik yapma kararlılığını ortaya koyalım. Gelin 2017 yılını vatandaşlar, hükümetler, liderler dâhil hepimizin farklılıklarımızı aşmak için çalışacağı bir yıl yapalım Sizleri, bugün ve her gün benimle birlikte barışı taahhüt etmeye çağırıyorum. Gelin 2017 yılını barış yılı yapalım" ifadelerini kullandı.
Milliyet

G. Kore'deki skandal danimarka'ya sıçradı
Güney Kore'deki siyasi skandalın odağındaki Devlet Başkanı Park Geun-hye'nın yakın arkadaşı Choi soon-Sil'in kızı Chung Yoo-ra, Danimarka'da gözaltına alındı. Savcılıktan yapılan açıklamada, skandalla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, 20 yaşındaki Yoo-ra'nın, Danimarka'nın Aalborg kentinde gözaltına alındığı belirtildi. Güney Kore polisi, Chung'un Danimarka'da izinsiz ikamet ettiği suçlamasıyla gözaltına alındığını duyururken, Danimarkalı yetkililer Chung'a herhangi bir suçlama yöneltilmediğini ancak genç kadının ülkesine iadesi için Güney Kore'den nihai iade talebini beklediklerini açıkladı. Güney Kore Binicilik Milli Takımı'nın eski üyesi Chung'un, annesi Choi vasıtasıyla Güney Kore'deki özel Ewha Womans Üniversitesi'ne girişte ayrıcalık gördüğü de iddia ediliyor. Choi, Park ile 40 yılı aşkın süredir devam eden arkadaşlığını kullanarak kişisel servet elde etmek ve yetkisi olmamasına karşın devlet işlerine karışmakla ülkesinde yargılanıyor.
Vatan
POLİTİKA
Milletimiz yekvücut olmalı
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Bakanlar Kurulu'na ilişkin basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, şunları söyledi: Milletçe anlamamız ve iyi cevap vermemiz açısından 3 önemli nokta var. Birincisi; 2016 yılında çok sayıda terör eylemi gerçekleştirildi. '2017'de de Türkiye'nin başına bela olmaya devam edeceğiz' mesajı verdiler. Biz de onlara diyoruz ki; nerede olursa olsun inlerine gireceğiz. Milli kapasitemiz ile hepsine cevap vereceğiz, diz çöktüreceğiz. İkinci mesajları sınır dışı operasyonlara. Sahadaki başarımızı hazmedemeyen güçlerin terör örgütlerini yönlendirdiği anlaşılıyor. Üçüncü mesele ise halkımız arasında hayat tarzları, inanç farklılıkları, mezhepler üzerinden ayrışma ortaya koymaya çalışıyorlar. Sosyal medya üzerinden yapılan şuursuz, dengesiz propagandalar ile halkın arasını açmaya çalışıyorlar. 79 milyon vatandaşımız bu konuda tecrübelidir, şuurludur. Terörün dini, imanı olmadığını bilir, saldırılanın insanlık ve Müslümanlık olduğunun ve bu toprakların birikimi olduğunun farkındadır. Eğlence yeri, ibadethane, eğitim yeri, çarşıda pazarda olsun nereye yapıldığı fark etmez. Milletimiz yekvücut olmalıdır. Uluslararası camianın timsah gözyaşları gibi taziye temennilerinin hiçbir anlamı yoktur. Terör örgütlerinin; silah, lojistik, istihbarat desteği almaya devam ettikçe Türkiye değil, hiçbir ülke terörden korunmayacaktır. Gelin uluslararası camia bütün ülkeler hep beraber olalım. Siyasi farklılıkları, görüşleri, hayat tarzları, dinleri, diyanetleri ne olursa olsun bir çağrıda bulunuyorum, insanlık cephesinde buluşalım. 2017'de yapacağımız çok iş var, 4 tanesini kamuoyuna hatırlatayım. Birincisi; terör örgütlerinin tamamıyla ayrım gözetmeksizin eş zamanlı mücadeleyi sürdürecektir. İkincisi; Suriye başta olmak üzere ortaya konulan Ortadoğu'daki barış inisiyatiflerini geliştirmeye devam edecek. Üçüncü meselemiz; Türkiye ekonomisinin saldırılara provokasyonlara rağmen güçlenerek yola devam etmemizdir. Dördüncüsü Anayasal reformun Meclis'e getirilmesidir. (İstanbul saldırısı) Bu zor bir soruşturma. Titizlikle sürdürülen bir soruşturma. Bir kelime dahi fazla bilgi verilecek soruşturma değildir. 8 kişi gözaltında. Terörist ile ilgili parmak izi ve eşkaline ulaşılmıştır. Sadece terörist değil varsa bağlantıları, o anda destek vermiş olanlar, arkasındaki güçleri ortaya çıkarmak söz konusu olur. Yeni KHK hazırlığı sürüyor. OHAL laf olsun diye çıkarılan bir karar değildir, ihtiyaca binaen çıkarılmıştır. OHAL gerektiği kadar devam edecektir. Biz de isteriz ki yarın sabah OHAL kalksın. Bugünkü Bakanlar Kurulu'na gelmedi. Ama devletin bekası, milli menfaatlerimizin temini, normal zamanda yapamayacağımız, bize güç veren bir mekanizma olduğu için OHAL'in terör örgütleriyle ve devletin bu tür terör örgütlerinden arındırılması sürecinde bize vereceği destekler göz önünde bulunularak değerlendirilecektir. Belki haftaya gelebilir.
Milliyet

'Teklif edilemez ve görüşülemez'
TBMM Anayasa Komisyonu'nda kabul edilen anayasa değişikliği teklifine ilişkin olarak CHP'li üyelerin yazdığı muhalefet şerhinde, "Anayasanın ilk dört maddesinde güvence altına alınan demokratik cumhuriyet ve hukuk devleti yok edilmektedir. Dolayısıyla Anayasa'nın 4. maddesinde ifade edilen teklif yasağı kapsamındadır. Teklif edilebilmesi ve görüşülmesi mümkün değildir" ifadesi yer aldı. CHP'li Anayasa Komisyonu üyeleri Bülent Tezcan, Muharrem Erkek, Murat Emir, Uğur Bayraktutan, Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Akın Üstündağ'ın hazırladığı 24 sayfalık şerh özetle şöyle: AKP'nin getirmek istediği düzenlemeyle egemenliğin şahsileşmesinin önü açılmaktadır. Fiili durum denen olgu, gerek AKP gerekse buna destek olan MHP'nin açıklamalarından anlaşılacağı gibi, anayasaya aykırılıktır. Anayasal kimlik ve hukuk düzeninin karakteristik yapısına dokunan böyle bir değişiklik Anayasa'nın ortadan kalkmasına ve sivil darbeye yol açar. Bir sistemi demokratik yapan, egemenliğin gerçekten millette olduğunu gösteren unsur, güçlerin birbirini denetleyebilme gücüdür, yeteneğidir. Parlamenter sistemin sorunlarının çözülmesi yerine, parlamenter sistemin "çözülmesi" durumuyla karşı karşıyayız. Fiili durumlara uygun yeni hukuki ve anayasal düzenlemelerin yapıldığı dönemler, darbe dönemleridir. Yeni bir darbe hukukuyla karşı karşıyayız. Getirilen değişiklik teklifiyle egemenliğin bir kişi lehine sınırlandırılması; 'yürütmede tekleşme, devlette tekelleşme' amaçlanmaktadır. Yönetim hakkı tek kişiye veriliyorsa doğrudan monokrasi yaşama geçirilmiş demektir. Cumhurbaşkanı'nın yargılanamayacak olması ayrı bir sorundur. Cumhurbaşkanına kararnameler yoluyla yasama yetkisine ortak olup, idari alanda sınırları belirsiz ve geniş bir düzenleme yapma yetkisi veren bu teklif, üniter yapıyı tehdit edecek şekilde kötüye kullanılmaya açık bir durum yaratmıştır. Başka bir deyişle, bu yetkiler pekala federasyonun altyapısını oluşturmak üzere kullanılabilir. Cumhurbaşkanı kararname yetkisiyle fiilen yasamaya ortak edilmektedir. Yasamayı yürütmenin emrine sokan diğer bir düzenleme Meclisi fesih yetkisidir. Kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde, şeklen bir metin olsa da bu 'anayasa' olamaz. Teklifin kuvvetler birliğini öngördüğünü, bu kuvvetler birliğinin yürütmenin altında birleştiğini, bunun teknik ifadesinin dikta rejimi olduğu açıktır. Ülkemiz, tarihinin en büyük terör eylemleriyle karşı karşıyadır. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilân edilen OHAL, FETÖ ile mücadele görüntüsünden oldukça uzak, keyfi uygulamalara imza atmanın kılıfı olmuştur. Bu değişiklik paketinin, olası Meclis Genel Kurulu'ndan geçmesi durumunda propagandalar nasıl yapılacaktır? Devletin tüm olanaklarının seferber edildiği bir 'evet' cephesi karşısında, OHAL koşulları içinde 'hayır' demeye çalışmak bile böyle bir anayasa değişikliğinin tartışılmasını olanaksız kılmaktadır. Anayasa yapımı için gerekli koşullar yoktur! Anayasanın ilk üç maddesi ya da Türkiye'nin üniter yapısı, masa başında hazırlanmış birkaç cümleden ibaret değildir. Türkiye'nin parlamenter sistemi güçlendiren, güçler ayrılığı ilkesini ve hukukun üstünlüğünü egemen kılan, özgürlükçü bir anayasal sisteme ve birinci sınıf demokrasiye ihtiyacı bulunmaktadır. Türkiye'de demokrasinin sarayı TBMM'dir, başka saraylara ihtiyaç yoktur. Türkiye'ye en uygun Cumhurbaşkanlığı; partiler üstü, sembolik yetkilerle donatılmış, yürütme ve yasama üzerindeki etkisi sınırlandırılmış bir Cumhurbaşkanlığı modelidir. Anayasanın ilk dört maddesinde güvence altına alınan demokratik cumhuriyet ve hukuk devleti yok edilmektedir. Dolayısıyla Anayasa'nın 4. maddesinde ifade edilen teklif yasağı kapsamındadır. Teklif edilebilmesi ve görüşülmesi mümkün değildir. Anayasaya aykırıdır. Bu teklif, cumhuriyet devrimiyle kazanılan tüm değerleri tersine çevirmeye dönük bir karşı devrim hareketinin anayasal zeminini yaratma arayışıdır. Gazi Meclis'te görüşülmesi dahi tarihi bir ayıptır.
Milliyet

SPOR

Açılış fener'den
Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nin 13. haftasında Anadolu Efes'i ağırlayan Fenerbahçe, rakibini 81-75 yenmeyi başardı, galibiyet sayısını 11'e çıkararak, haftaya lider başlayan rakibini yakaladı. Yabancı kontenjanı nedeniyle Efes'in kadrosunda bulunan tek uzunun Dunston olması, lacivert-beyazlılar'ın oyunun genelini kısa takımla oynamasına neden olurken atletik isimlerin göstereceği performansı öne çıkarmıştı. Ancak Fenerbahçe'nin elinde de rakibinin bu düzenine karşılık verebilecek Datome, Kalinic gibi isimler vardı. Zaten maça müthiş başlayan Datome, 5'te 4 üç sayı isabeti bularak devreyi bitirince, takım halinde de 10'da 7 isabete ulaşan Fenerbahçe kontrolü ele aldı. Fenerbahçe'nin çift guardla oyunu götürmesi, özellikle Sloukas'ın çok iyi gününde olması, Efes'in riskli baskısına karşı hep boş şutu bulmalarını sağladı. Takımının savunma sertliğini yukarılara taşıyan Doğuş'un kenarda olduğu anlarda Dixon'ın da devreye girmesi, Fenerbahçe'nin rahatladığı anlardı. Efes, ikinci yarının başında Cedi ile maça tutundu. İlk yarının suskun ismi, ikinci yarıya iyi başlayınca takımını bir anda maça ortak etti. Ancak kısa takımla oynamanın sıkıntısı, yine ribauntlarda kendisini hissettirdi. Efes'in atletik özellikleri yüksek forvetlerinin önemli rol oynayacağını söylemiştik ama Honeycutt-Cedi-Thomas üçlüsüne karşı Datome ile Kalinic hep ağırlıklarını hissettirdi. Sloukas yine derslik oynayıp, Udoh da Vesely'nin erken faul problemine girdiği maçta pota altını karartınca Fenerbahçe galibiyete ulaşmayı bildi. Euroleague sertliğinde oynanan maçta hakemlerin aynı düzeyde olduğunu söylemek imkansızdı. Özellikle ilk yarıda yaşanan gerginlik anında Vesely'ye vuran Brown'ın diskalifiye edilmeyişi en önemli yanlıştı.
Milliyet

Kimseye sormadım
Kartal'ın devre arasındaki ilk transferi Ryan Babel, BJK TV'ye konuk oldu. Hollandalı futbolcu, Beşiktaş'a transferinden, siyah-beyazlı forma altındaki hedeflerine kadar birçok konuda çarpıcı ifadeler kullandı. İşte Babel'in açıklamaları Aslında Beşiktaş ile daha önceye dayanan bir transfer geçmişim var. Kasımpaşa'dan ayrıldığım dönemde Beşiktaş ile irtibatım olmuştu. O zaman bu transfer gerçekleşmedi. Bu dönemde kulüp tekrar menajerime ulaştı ve artık buradayım. Gelmeden önce kimseyle konuşmadım. Zaten başka formalarla Beşiktaş'a karşı oynamıştım. Türk futbolunu ve Beşiktaş'ın gelişimini takip ettim. Beşiktaş'ın yükselişi benim için sürpriz olmadı. Beşiktaş gibi kaliteli bir takımda olduğum için çok mutluyum. Takıma büyük katkı yapabileceğime inanıyorum. Şenol Güneş'in ofansif anlayışı bana çeşitli şanslar sunuyor. Bu sistemde oynamak istedim. Tabii ki kariyerimde birçok farklı sistemleri oynadım. Ben zaten her sisteme çabuk adapte olan bir oyuncuyum. Çok yönlü bir oyuncuyum, hucüm gücümle tanınıyorum. Şutör olarak biliniyorum ama kariyerimde 10 numara ve orta saha olarak da oynadım. Sağsol kanat veya başka bir pozisyon fark etmez. Ben her pozisyonu doldurabilirim. Vodafone Arena'yı ilk kez Gaziantep maçında gördüm. Atmosfer oldukça güzeldi. Talisca ve Adriano ile konuştuk. Beni harika karşıladılar. Taraftar da aynı şekilde beni çok güzel karşıladı. Kariyerim boyunca sayılara hiç takılmadım, hep takım oyuncusu oldum. Bir kanat forvetin ilk olarak yapması gereken şey santrforu beslemektir. Goller bonustur ama kanat oyuncusunun işi asist yapmaktır. Quaresma ile oynayacağım için mutluyum. Çok önemli bir kariyeri var. Gençken Kluivert idolümdü, Henry ve Kaka gibi birçok isim de idolüm oldu.
Milliyet

"Kırmızı kartta kasıt var"
Galatasaray'da yeni yılın ilk flaş gelişmesi dün yaşandı, ilk yarıda sarı-kırmızılılara büyük katkı sağlayan isim Yasin Öztekin kadro dışı bırakıldı. Tuzla ile oynanan kupa maçında Chedjou ile beraber kırmızı kart gören Yasin Öztekin'in bileti dün kesildi. Galatasaray Yönetimi, bu kararı alırken, hem idari hem de teknik yönden gerekçelendirildi. Sportif AŞ üyesi Levent Nazifoğlu, Yasin'in davranışlarına dikkat çekerek, "Daha önce de süresiz kadro dışı bıraktık ama sonra affettik. Yasin diğerlerine de kötü örnek oluyor" diyerek teknik direktör Riekerink'e futbolcuyla ilgili kararını dikkatli şekilde vermesini istedi. Tuzla karşılaşmasının ardından kart gören futbolcularına ağır şekilde yüklenen Riekerink'in de Yasin'in kadro dışı kalmasını özellikle isteyerek, "Tuzla maçında kasıt arıyorum. Yasin'i özellikle uyarmıştım. Ona ikinci bir şans verdim ama ihanete uğradım" dediği bildirildi. Böylece Yasin Öztekin'in bileti yönetim ve teknik kadro tarafından ortak şekilde kesildi. 1.5 sene daha sözleşmesi bulunan 29 yaşındaki futbolcunun yeni mukavele ve ücretine zam isteğine olumlu yanıt vermeyen ve o günden bu yana davranışlarındaki olumsuzlukların arttığına dikkat çeken yönetim, PAOK'ta oynayan Garry Rodrigues'ten gelen olumlu haber sonrası operasyonu gerçekleştirdi. Diğer taraftan Tuzla maçında gördüğü kartla 250 bin euro ceza alan Yasin'e verilen para cezası 120 bin euroya indirilmişti. Ancak Yasin bunu da kabul etmemişti.
Milliyet

'Sağ bekte de oynayabilirim'
Fenerbahçe'nin devre arasındaki sürpriz transferlerinden Oleksandr Karavaev, çok yönlü oyun anlayışla Teknik Direktör Dick Advocaat'ın elini bir hayli güçlendirecek gibi gözüküyor. Zorya'da oynadığı için Avrupa Ligi'nde UEFA kuralları gereği yer alamayacak Karavaev'in en büyük artısı 4 farklı mevkiide görev alabilmesi Bonservisi Ukrayna'nın scout konusunda en önde gelen kulübü Shakhtar Donetsk'te olan 24 yaşındaki yıldız, oynadığı bölgeleri detaylı bir şekilde anlatırken sarı-lacivertli taraftarları bir hayli heyecanlandıracak sözler sarfetti Geçtiğimiz sezon yakaladığı çıkış sonrası Ukrayna'nın önde gelen televizyon kanallarından 2plus2 kanalının özel konuğu olan Karavaev, sağ bek, sağ kanat ve sol açıkta görev aldığını taktik kağıdı üzerinde detayları ile gösterirken, ekstra olarak ofansif orta saha gibi de oynayabildiğinin altını çiziyor. Karavaev, sağ kanadın kendisi adına en verimli yer olduğunu vurgularken, sağ bek konusunu da gündeme getiriyor ve "Esas mevkiim sağ kanat. Ancak sağ beke de gelebiliyorum. Dikine futbol oynayıp, çizgiye kadar inme özelliğimden dolayı sağ bekte de oynuyorum. Oyunu iki yönlü oynuyorum ve savunma tarafını da yapıyorum. Tabii ki futbolda hücum yönü daha çok hoşuma gidiyor. Boş alanlar bulmak, daha özgür hücuma çıkabilmek hoşuma gidiyor. Zaman zaman ortanın merkezinde ve sol kanada da geçebiliyorum. Sol kanatta da içeri kat etme stili kullanıyorum. Futbolda çok yönlülük çok önemli" ifadelerini kullanıyor.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder