9 Ocak 2017 Pazartesi

09.01.2017 Genel Gündem



09.01.2017

GÜNDEM

Sarıkamış 2017
Türkiye'nin dört bir tarafından gelen, her yaştan yaklaşık 25 bin kişi, 1. Dünya Savaşı'nda Ruslarla savaşırken çoğu donarak şehit düşen Mehmetçikleri anmak için Kars Sarıkamış'ın Kızılçubuk köyünde buluştu. Sıfırın altında 6 derecede yapılan yürüyüşe, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan da katıldı. 'Türkiye Şehitleri ile Yürüyor' sloganıyla düzenlenen yürüyüşte askerler, 15 Temmuz şehitlerinin yakınları, izciler, sivil toplum kuruluşları öğrenciler ve vatandaşlar yer aldı. Katılımcılara kamyonlarla erzak ile Türk bayrakları dağıtıldı ve şehitler için Kuran-ı Kerim okundu. Saat 10.30'da başlayan anmada katılımcılar dev bayrak ve Atatürk Posterleri ile 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' sloganlarıyla yürüyüşe başladı. Zorlu yürüyüşe katılanlar 8 kilometrelik Şehit Kurmay Albay Faruk Sungur yolunu izleyerek Yukarı Sarıkamış Mahallesi'ndeki tören alanına ulaştı. Ayrıca dün Kars'ın yanı sıra yurdun dört bir yanındaki kentlerde Sarıkamış Harekâtı'nın 102'nci yılı anma etkinlikleri kapsamında, 'Sarıkamış Şehitlerini Anma Yürüyüşü' düzenlendi.
Hürriyet

 
Havadan Cirit Karadan Asker
Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Gabar bölgesinde PKK mensuplarını etkisiz hale getirmek ve örgütün kış üslenmesini imha etmek amacıyla 4-7 Ocak'ta Şehit Piyade Er Bayram Kardaş Müşterek Operasyonu gerçekleştirildi. Yaklaşık 110 kilometrekarelik bir alanda arama yapılan operasyonda bölgede PKK mensuplarınca kullanılan mağara, sığınak ve meskun mahallerde çeşitli miktarda silah, mühimmat ve malzeme ele geçirildi. Operasyona, güvenlik korucularıyla takviyeli 6 komando taburu, 2 Jandarma Özel Harekat taburu ve 7 Motorlu Piyade kolu katıldı. PKK'nın kritik önem verdiği zorlu arazi şartlarına sahip bölgeye, militanların kaçışını engellemek ve baskın etkisi oluşturmak amacıyla komando birlikleri hava hücum harekatı ile indirildi. 5 Skorsky helikopter, 1 Cougar genel maksat helikopteri ve 2 Atak taaruz helikopteri desteğinde bin 567 personel ile düzenlenen operasyonda istihbarat amacıyla insansız hava araçlarından yararlanıldı. Operasyonda Doçka uçaksavar silahı, Bixi makineli tüfek, 2 kalaşnikof piyade tüfeği, güneş paneli ve çok miktarda buzdolabı, jeneratör gibi yaşam ve gıda malzemesi ele geçirildi. Şırnak'ta Gabar Dağı olarak bilinen Küpeli kırsalında düzenlenen operasyonda 2 asker şehit olmuş, 5 asker yaralanmıştı. Operasyonda bir militan ölü ele geçirilmişti.
Vatan

Anayasa Mesaisi Bugün Başlıyor
Meclis bu hafta, anayasa değişikliği teklifi için hafta sonu da dahil yoğun mesai yapacak. Teklifin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmelerini oluşturan ikinci maratonu bugün başlıyor. TBMM Anayasa Komisyonu'ndaki müzakereleri 10 gün süren 18 maddelik, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin Genel Kuruldaki müzakerelerinin 13-15 gün sürmesi bekleniyor. Anayasaya göre gizli yapılması gereken oylamada vekiller verilen oy pullarını tercihlerine göre zarfa koyarak oy kullanacak. Ak Parti ve MHP'nin desteklediği teklif ikinci tur oylamada 330'un üzerinde oyla kabul edilirse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, teklifi referanduma götürmesi bekleniyor. Bu durumda takvimde değişiklik olmazsa Nisan ayı içerisinde referandum yapılabilecek. Yüzde 50'nin üzerinde oy, teklifin yürürlüğe girmesini sağlayacak. Teklif, Genel Kurul'da, diğer kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesindeki usule tabi olarak ele alınacak, ancak bu teklif ve tasarılardan farklı olarak iki defa görüşülecek. İkinci tura, birinci görüşmenin bitiminden 48 saat geçmeden başlanamayacak. Birinci turda, teklifin tümü ve maddeleri üzerinde dört siyasi parti ile hükümet adına konuşmalar yapılacak, varsa değişiklik önergeleri ele alınacak. İkinci turda ise teklifin tümü ve maddeleri üzerinde konuşmalar yapılmayacak, sadece maddeler üzerinde verilmiş değişiklik önergeleri görüşülecek. Birinci turda üzerinde değişiklik önergesi bulunmayan bir madde hakkında ikinci turda önerge verilemeyecek. Yıldırım'ın 17-20 Ocak'ta gerçekleşecek Dünya Ekonomik Forumu'nun Davos toplantılarına katılmayı planladığı ancak Meclis'teki Anayasa görüşmeleri nedeniyle bu toplantıyı taslak programından da çıkardığı kaydedildi..
Vatan

Tüm Büyükelçiler Ankara'da Toplanıyor
Türkiye'nin yurt dışında ve merkez teşkilatında görevli büyükelçilerinin katılımıyla düzenlenen 9. Büyükelçiler Konferansı'nın resmi açılışı bugün yapılacak. Dünyanın dört bir yanındaki dış temsilciliklerde ve Dışişleri Bakanlığı merkez teşkilatında görevli tüm büyükelçilerin 2008'den bu yana yılda bir kere bir araya geldiği konferansın dokuzuncusu, bu yıl 8- 14 Ocak'ta Ankara'da düzenleniyor. Bu yılki teması, "2023'e Doğru: Milli Değerler ve Küresel Hedefler" olarak belirlenen konferans çerçevesinde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun eski dışişleri bakanları ve müsteşarlarıyla bugün bir araya geldiği toplantıda dış politika gündemi değerlendirildi. Türk dış politikasıyla ilgili olayların gözden geçirileceği, güncel sınama ve fırsatların ele alınacağı ve gelecek döneme ilişkin önceliklerin değerlendirileceği konferansın resmi açılışı ise bugün yapılacak. Konferansın ana temasının yanı sıra düzenlenecek oturumlarda terörle mücadele konusu da ele alınacak. "Bilgi Ekonomisi ve Diplomasi" başlığıyla düzenlenecek panelde de Türkiye'de ileri teknoloji üretimine dış politikanın katkıları değerlendirilecek. Uzmanların katılacağı "2023'e Doğru Küresel Eğilimler" konulu panelde ise gelecek dönemi şekillendirmesi beklenen jeopolitik, siyasi ve ekonomik dinamikler istişare edilecek.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,6471-3,6480        
Euro: Euro 3,8422-3,8433
Sterlin: 4,4795-4,4836
Gram Altın: 137,5225-137,5916

Borç Harekâtı
Son dönemde döviz kurlarındaki aşırı değerlenmeyle sıkıntıya düşen döviz borcu olan şirketlerin durumu için hükümet kolları sıvadı. Bunun için iki yol izlenmesi planlanıyor. Merkez Bankası öncelikle şirket bazında bütün pozisyonları çıkaracak. Şirketlerin döviz geliri olup olmadığı, borçluluk durumları ortaya koyulacak. Merkez Bankası şirketlere "Borçlandıysan bana bildir" diyecek. Daha sonra ortaya çıkan tabloya göre kural konulacak. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek bir süredir şirketlerin kur riskine ilişkin çalışma yapıldığını kamuoyu önünde dile getiriyor. Şirketlerin kur riskinin yönetilebilmesine yönelik neler yapılabileceği aralık ayının son günlerinde toplanan Finansal İstikrar Komitesi'nde de ele alındı. Bu riskin nasıl yönetilebileceği, daha da artmaması için ne tür tedbirler alınabileceği üzerinde duran ekonomi yönetimi, Hindistan ve Endonezya modelleri üzerinde de değerlendirmeler yaptı. Çalışmalarda öncelikle döviz geliri olmayıp döviz borcu olan firmaların durumlarının ortaya koyulması kararlaştırıldı. Merkez Bankası'nın şirketlerin döviz borçlarını derlediğini hatırlatan bir yetkili, bankanın şimdi şirket bazında firmaların bütün pozisyonlarını belirleyeceği, bu çalışma ile firma bazında borçluların ortaya koyulacağını söyledi. Böylece güçlü bir veri tabanı oluşturulacağını savunan yetkili, "Çıkacak tabloya göre hangi firma için hangi önlemin alınacağı belirlenecek" dedi. Opsiyon piyasalarda vadeli işlemlerle borçların yönetilebileceğini planlayan ekonomi yönetimi, Merkez Bankası'nın çalışmasının ardından gelir ve borç durumuna göre şirketlere kademeli bir kural getirilebileceğini vurguladılar. Hükümet getireceği yeni modelde firmaların borcu için yüzde 100 ya da yüzde 50 oranında yani kademeli olarak opsiyon piyasalarına girmesini isteyebilecek. Türev ürünler, "Değeri bir dayanak varlığın değerindeki değişimlere göre değişen ürünler" olarak tanımlanıyor. Dayanak varlık; döviz birimi, emtia, endeks veya faiz oranı olabiliyor. En yaygın kullanımı olan türev ürünler forward (vadeli) işlemler, opsiyon işlemler olarak sıralanıyor. Forward işlemler döviz ve emtia üzerine yapılan vadeli alım/satım işlemlerini ifade ediyor. Opsiyon işlemleri ise döviz, emtia üzerine yapılıyor. Satıcısına yükümlülük, alıcısına hak sağlayan vadeli işlem olarak tanımlanıyor. Merkez Bankası verilerine göre Ekim 2016 tarihi itibarıyla finansal kesim dışındaki firmaların 212.6 milyar dolar net döviz açığı bulunuyor. Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Döviz Varlık ve Yükümlülükleri tablosuna göre Eylül 2016 değerlerine göre varlıklar 1 milyar dolar, yükümlülükler 639 milyon dolar arttı.
Hürriyet

Bir Gecede Sigorta Fakiri Olduk
TÜİK'in, ulusal hesaplarda yaptığı revizyonla kişi başına düşen milli gelir 2 bin dolar artarken, sigorta pazarı yüzde 1.5 daraldı. Kişilerin gelirlerinden sigortaya ayırdıkları pay da yüzde 25 azaldı. Revizyonla bir gecede sigorta fakiri haline geldik. Sizlere, geçen aralık ayında, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ulusal hesaplarda yaptığı revizyonla bir gecede sigortada nasıl fakirleştiğimizi anlatacağım. Hem de öyle böyle fakirleşme değil. Ama önce bir tespitte bulunayım. Bir toplumda kişi başına düşen milli gelir arttıkça kişiler zenginleşir, zenginleştikçe mal sahipliği artar, mal sahipliği arttıkça sigortaya olan ihtiyaç da artar. Yani, kişi başına milli gelir arttıkça, o oranda, kişi başına düşen sigorta primi de artar. Birkaç örnekle anlatayım. Amerika'yı; İsviçre, Almanya, Hollanda, İngiltere gibi Avrupa ülkelerini bir kenara koyuyorum. Kişi başına düşen milli geliri bize yakın olan ülkelerden birkaç örnek vereyim. Mesela, Arjantin'de kişi başına düşen gelir 15 bin dolar civarında, kişi başına düşen sigorta primi ise 450 dolara yakın. Şili'de gelir 15 bin dolar, sigorta primi 600 doların üzerinde. Mesela, Panama'da, kişi başına milli gelir 12 bin dolara yakın, sigorta primi ise 356 dolar seviyesinde. Brezilya'da, gelir 11 bin dolar, sigorta primi 350 dolara yakın. Komşumuz Yunanistan'da bile kişi başına düşen sigorta primi 390 dolar. Bu tespitten sonra, TÜİK'in, Aralık ayının ortasında yaptığı revizyonu kısaca hatırlayalım. Revizyonla, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) yüzde 19.71 oranında artarak 1.9 trilyondan, 2.3 trilyona; kişi başına gelir de 9 bin 130 dolardan, 11 bin 14 dolara çıktı. Böylece, bir gecede, kişi başına düşen milli gelir 2 bin dolar arttı. Şimdi gelelim, TÜİK'in yaptığı revizyonla bir gecede nasıl sigorta fakiri olduğumuza. Kısa bir bilgi vereyim. Sigorta şirketlerinin yıl içinde sattıkları tüm sigorta poliçelerinden topladıkları primi –ki, buna sigorta prim üretimi deniyor- nüfusa böldüğünüzde, kişi başına düşen sigorta primi ortaya çıkıyor. 2016'nın Kasım ayında sigorta prim üretimi 35.7 milyar TL olmuş. Bunu, nüfusa böldüğünüzde de kişi başına 453 lira sigorta prim düşüyor. O tarihteki dolar üzerinden hesapladığınızda da kişi başına düşen sigorta primi 137 dolar. Demek ki, neymiş, kişiler, sigorta için 137 dolar harcıyormuş. TÜİK, revizyon yapmadan önce kişi başına düşen gelir 9 bin 130 dolardı. Bu da şu anlama geliyor ki, bir ay önce, kişiler, gelirlerinin yüzde 1.5'ini sigorta için ayırıyorlardı. Revizyon sonrasında ise gelir 11 bin 14 dolara çıktı. Şimdi ise kişiler, gelirlerinin yüzde 1.2'sini ayırıyorlar. Daha açık bir anlatımla, bir gecede kişilerin gelirleri yüzde 20 arttı, gelirlerinden sigortaya ayırdıkları pay yüzde 25 azaldı. Bitmedi. 2016'nın Kasım ayı itibariyle toplam sigorta prim üretimi TÜİK'in revizyonu öncesi GSYH'nın yüzde 1.8'i iken; revizyon sonrası sigorta üretimi yüzde 1.5'e geriledi. Peki, bu ne demek? Bir gecede sigorta pazarı yüzde 1.5 daraldı demek. Yine bitmedi. TÜİK'in, ulusal hesaplarda yaptığı revizyonla tasarruf oranı da artırıldı. Gelin görün ki, tasarruf oranını artırmada en etkin kullanılan araç olan bireysel emeklilik sisteminde biriken 60 milyar liralık fon tutarı revizyon öncesi GSYH'nın yüzde 3.15'i iken; revizyon sonrası yüzde 2.6'ya geriledi. Daha açık bir anlatımla, emeklilik fonlarının GSYH içindeki payı bir gecede yüzde 21 azaldı. Sonuç, TÜİK'in, 'zenginleştik, gelirimiz arttı' diyerek yaptığı revizyon ile 12 Aralık günü ciddi anlamda sigorta fakiri olduk.
Hürriyet

Hava Trafiği Durdu..
İstanbul'da cuma gecesi başlayan ve aralıklarla devam eden kar yağışı nedeniyle THY dün, Atatürk Havalimanı'ndan saat 17.00'ye kadar yapılacak iç hat seferlerinin tamamını iptal etti. Dış hatlarda iptal edilen toplam sefer sayısı ise 471 oldu. THY'nin Atatürk Havalimanı'ndan iptal edilen sefer sayısı ise 640 olarak açıklandı. Havayolu şirketlerinin bilet satış ofislerinin önünde uzun kuyruklar oluştu. Atatürk Havalimanı İç ve Dış Hatlar Terminali sefer iptalleri nedeniyle mahsur kalan yolcular nedeniyle adeta otele döndü. THY son 3 gün içerisinde 13 bin yolcuyu otellerde konaklatırken, 26 bin kumanya dağıttı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi'nden (AKOM) yapılan açıklamaya göre etkili olan yağışı sonrasında dün sabah 08.00 itibarıyla Çatalca-Subaşı mevkiinde kar kalınlığı 110, Arnavutköy'de 60-65, Büyükçekmece ve Sultangazi'de 55-60, Başakşehir, Esenyurt, Beylikdüzü, Gaziosmanpaşa'da 45-50, Ağva-Teke, Beykoz, Sarıyer ile Zekeriyaköy'de 40, Alemdağ, Ömerli, Alibeyköy, Kağıthane, Maslak'ta 30-35, Uğur Mumcu, Bahçelievler, Küçükçekmece'de 25, Çekmeköy, Ümraniye ve Sancaktepe'de 20, Ataşehir, Maltepe, Kadıköy, Üsküdar, Şile, Beşiktaş ile Bakırköy'de 15-18, Pendik, Kartal ve Tuzla'da da 10 santimetre olarak ölçüldü. Bursa'da kar nedeniyle Orhaneli İlçesi yolu ulaşıma kapandı. Önceki gün kapanan Bursa-İzmir Karayolu ise 15 saat sonra ulaşıma açıldı. Uludağ'da kar kalınlığı 260 santimetre olarak ölçüldü. Sivas- Malatya Karayolu'nda tipi nedeniyle ulaşım sağlanamadı. Sivas'tan Malatya istikametine giden araçlar Kangal İlçesi'nde bekletildi. Bazı TIR'lar ve araçlar yolda mahsur kaldı. Divriği-Arapgir ile Sivas- Hafik ayrımı Doğanşar yolları da kar ve tipi nedeniyle ulaşıma kapandı. Doğu Anadolu Bölgesi'nde gece en düşük hava sıcaklığı, sıfırın altında 21 dereceyle Ardahan ve Kars'ta ölçüldü.
Haber Türk

Girişimciye 4'lü Destek
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye'de girişimcilerin finansman sorununu çözmek ve gençleri de girişimciliğe teşvik etmek amacıyla devrim niteliğinde destekler vereceklerini belirterek, bu kapsamda 2017'de 2.5 - 3 milyar liralık yeni finansman kaynağı yaratacaklarını açıkladı. AA'ya konuşan Şimşek, Türkiye'deki girişimcilik eko sisteminin gelişmesi açısından 2017 yılında da projelerin hızlanarak devam edeceğini bildirdi. Şimşek gelecek dönemde Hazine'nin üst fonların yanı sıra fonlara da doğrudan kaynak aktarmasına imkân tanıyacaklarını belirtti. Faizsiz finansmanın önemli bir aracı olan girişim sermayesi fonlarının Türkiye'de daha yaygın yatırım yapmaları ve sadece belirli çevrelerle sınırlı kalmamaları için çalışma yapacaklarını kaydeden Şimşek, katılım bankalarını girişimcilere finansman sağlamaya teşvik edeceklerini söyledi. Şimşek, diğer taraftan bu yıl Müsteşarlığın da katılım bankalarının ortağı bulunacağı bir fon kurulmasını öngördüklerini belirterek, bu sayede 250 milyon liranın üzerinde bir fon oluşturarak girişimcilere alternatif finansman sağlayacaklarını bildirdi.
Milliyet

Kara Kıta'da Ticaret Cibuti İle Uçacak..
Afrika ile ticaretini hızla artıran Türkiye, Türk şirketleri için büyük fırsatlar sunan Afrika'da yeni yatırımlara imza atıyor. Son olarak, Cibuti'de tahsis edilen Türk Özel Ekonomi Bölgesi, 1 trilyon dolarlık Afrika pazarına Türk firmalarının girmesinde anahtar rolü üstlenecek. Bölgede, bu yıl içerisinde ilk Türk firmasının faaliyete geçmesi planlanıyor. Cibuti Özel Ekonomi Bölgesi, Türk ürünlerinin 12.8 milyon metrekarelik bir alanda 410 milyon nüfuslu ve yaklaşık 1 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip Comesa Serbest Ticaret Alanı için de bir kapı olacak. Türkiye'den gelecek yatırımcılar için 99 yıllık süre için daha sonra genişletilebilecek şekilde 500 hektarlık araziden oluşan bölgede faaliyet gösterecek firmalara Cibuti tarafından vergisel teşvik ve muafiyetler de sağlanacak. Cibuti'deki diğer benzer bölgeler veya planlı yatırım alanlarında üçüncü ülkelere ve/veya işletmeci firma ve yatırımcılara sağlanan tüm avantajlar, teşvikler ve muafiyetler bu bölgedeki işletici firma ve yatırımcılara uygulanacak. Bölge, 100 milyon nüfuslu Etiyopya pazarına ve Doğu Afrika'nın iç kesimlerine erişim imkanı sağlayan güvenli kara ve demiryolu bağlantılarına en yakın mesafede bulunuyor. Ayrıca Cibuti'nin yeni Genel Kargo Limanı'nın da hemen yanı başında yer alıyor.
Star

Piyasada Trump Ve Fitch Hazırlığı
Ülkenin batısının uzun yıllardan sonra ilk kez ağır kış koşulları ile uğraşmaya başladığı bugünlerde, piyasalar da 2 hafta sonra yaşanabilecek "ağır koşullara" şimdiden hazırlanmaya çalışıyor. 20 Ocak'ta Trump Başkanlık yeminini ederek göreve başlayacak. 24 Ocak'ta yeni yılın ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı yapılacak ve 27 Ocak'ta da Fitch Türkiye'nin kredi notuna dair değerlendirmesini açıklayacak. Trump, geçtiğimiz hafta içinde Ford, GM ve Toyota gibi otomobil üreticilerine 'yayınladığı mesajlarında' geleceğe dair ipuçlarını şimdiden verdi. ABD için daha "korumacı" bir üretim modelini benimseyeceği anlaşılıyor. Bu politika ilk başta Meksika'yı vuracağından peso bir kez daha "dayak yedi" ve 21.62 ile dolar karşısında yeni bir zirve daha gördü. Meksika Pesosu'nu anladık da Türk Lirası neden yeni zirve gördü derseniz bunun sebeplerini birçok kez yazmıştık. Tekrarlamakta bir sakınca yok. 15 Temmuz darbe girişimi, terör olaylarının tırmanması, güneyimizde yaşanan sorunlar, Suriye'deki çatışmalara doğrudan katılım, Moody's'in yatırım yapılabilir notumuzu düşürmesi gibi yaşanan olumsuzluklar karşısında verdiğimiz politik tepkiler ve yeni bir "hikayemizin" olmaması sıralanabilir. Ancak finansal piyasaları daha fazla ilgilendiren kısmı Merkez Bankası'nın tutumu oluyor. Bir yandan görece olarak düşük "net rezervleri" ama daha da önemlisi faiz politikasındaki "ısrar" bunda önemli rol oynuyor. Aralık ayı enflasyon rakamı kurdaki yükselişin enflasyona geçişkenliğini net olarak ortaya koydu. TCMB'nin açıklamalarına göre kurda yaşanan yüzde 10'luk değer kaybı, enflasyona yüzde 1.5 yükseliş olarak yansıyor. Geçtiğimiz yılın Ağustos ayının ortalarındaki 2.92 seviyelerinden geçtiğimiz Cuma gününe kadar TL'nin dolar karşısındaki kaybı yüzde 25'e yükseldi. Sepet kur bazında aynı dönemdeki yükseliş yüzde 20.6 olmuş. Bu da yüzde 3.0-3.5'lik enflasyona geçişkenlik anlamına geliyor. Bir kısmı yansımış olsa da yansımayan kısmı olduğu gibi dolar/TL'deki değer kaybı arttıkça tutar da artacaktır. Son haftalarda elektrik cephesinde yaşananlar enflasyon, sanayi üretimi ve büyüme rakamlarımıza olumsuz yansıyacak. Doğalgaz temininde yaşanan sorunlar, dağıtım hatlarının kış koşullarından olumsuz etkilenmesi gibi nedenlerle sanayi; ihtiyaç duyduğu elektriğin temininde sıkıntılar yaşadı. Elektrik maliyeti ve üretim kayıpları da korkarım bize enflasyon olarak dönecektir.
Vatan

DÜNYA

İsrail Askerlerine Kamyonla Saldırı
İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs'te bir Filistinli, otobüsten inen askerlerin arasına kamyonla daldı. Olayda 4 asker öldü, 15 kişi yaralandı. Ölen askerlerden 3'ünün kadın olduğu bildirildi. İsrail yetkililer, olayın kaza değil saldırı olduğunu açıkladı. Saldırıyı yapan kişi vurularak öldürüldü. Yaralılardan üçünün durumu kritik. Saldırı, Doğu Kudüs'teki Eski Şehir'in duvarlarına bakan İsrail yerleşimi Armon Hanatziv'de meydana geldi. AP'nin haberine göre Hamas Sözcüsü Abdul-Latif Kanou saldırıyı överek, kahramanca bir eylem olarak niteledi. Öte yandan İsrail'in Londra Büyükelçiliği'nde görevli bir isim olan Shai Masot'un, İngiltere Eğitim Bakanı Robert Halfon'un yardımcısıyla yaptığı konuşmada İngiltere Dışişleri Bakanı Yardımcısı Alan Duncan'ı 'indirmekten' bahsettiği ortaya çıktı. İsrail Büyükelçisi Mark Regev, Duncan'dan özür diledi. Masot, Filistin yanlısı görülen Duncan'la ilgili bu sözleri Londra'daki bir restoranda gizli yapılan bir çekim sırasında sarf etmiş. Bu çekimi El Cezire'nin bir muhabirin yaptığı iddia ediliyor.
Hürriyet

'Güney Kıbrıs'a Yama Olmayız!'
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cenevre'de bugün başlayacak Kıbrıs zirvesi öncesinde yaptığı konuşmada önemli açıklamalarda bulundu. Rumların, Kıbrıslı Türklerin siyasal eşitliğini kabul etmesi gerektiğini ifade eden Akıncı, son günlerde "KKTC'nin Türkiye'ye ilhakı ile ilgili söylemleri" de değerlendirdi. "Bizim ne (Rum'a) Güney Kıbrıs'a yama, ne de Türkiye'ye vilayet olma gibi bir siyasetimiz vardır" diye konuşan Akıncı, "Öyle bir şey söz konusu olamaz. Türkiye'nin 800 bin kilometrekareye yaklaşan toprağı var. Kıbrıs'ın küçük toprağına ihtiyacı olduğunu düşünmem. Türkiye'nin 81 vilayeti var 82'nciye ihtiyacı olduğunu da düşünmem. Akıncı'nın Tayfur Sökmen olma düşüncesi de yoktur, olamaz" ifadelerini kullandı. Ada'dan ayrılmadan önce konuşan Akıncı, Cenevre'de çözümün önü açılamazsa KKTC'nin demokratik, laik, özgür bir şekilde yoluna devam etme seçeneği bulunduğunu ancak önceliklerinin adada federal bir yapı kurulması olduğunu kaydetti. KKTC Lideri, konuşmasında garantör ülkeler ile Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler'in yanı sıra uluslararası topluma da Kıbrıslılara yardımcı olmaları çağrısındı bulunda. Cenevre'den mutlaka bir sonuç çıkmayabileceğini, ihtiyatlı olduklarını belirten Akıncı, kendilerini zor bir haftanın beklediğine işaret etti. Kıbrıslı Türklerin güvenliği konusunda da açıklamalar yapan KKTC Lideri, "Sadece 'Korkuya gerek yoktur' söylemiyle bunu elde etmek mümkün değil. Düzenlemelerini yapabilmek, gereklerini yerine getirmek gerekir" dedi. Bu süreçte Ankara ile yakın diyalog ve işbirliği içinde çalıştıklarını belirten Akıncı, yakın istişare ve diyaloğun Cenevre'de de devam edeceğini kaydetti. Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis da, masada görüşülen planın Annan Planı'ndan daha iyi olduğunu belirtti. Kasulidis, "Müzakere masasına koyduğumuz önerinin Kıbrıslı Türklerin fiziki güvenlikle ilgili endişelerine cevap vereceği inancındayım" dedi. Kıbrıslı Türklerin, Rumlardan daha küçük bir toplum olduğuna işaret eden Rum Dışişleri Bakanı, "Biz defalarca, bu meselenin askerlerle çözülemeyeceğini söyledik. Askerler ne zaman müdahil olmaya çağrılsa hep tam tersi eylemde bulundular" diye konuştu. Vatandaşların güvenliği ve onları korumak için eğitim alan polislerin olduğunu savunan Kasulidis, "Federal Kıbrıs'ta, bütün Kıbrıslıların güvenliğiyle ilgili bütün yapılar var olacak" dedi. Rum Bakan ayrıca, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugüne kadar hep çözüm istediğini söylediğini hatırlatarak "Erdoğan Cenevre'de kartlarını açmalı" dedi.
Milliyet

Pyd'ye Abd Yardımı Şavası Körüklüyor
ABD'de Washington Post gazetesinde Barack Obama yönetiminin terör örgütü YPG/PYD'ye sağladığı askeri desteğin Suriye'deki çatışmaları daha da körüklediğini belirten bir makale yayımlandı. Gazetenin Ortadoğu'daki kıdemli isimlerinden Beyrut Büro Sefi Liz Sly, "ABD'nin askeri yardımı, Suriye'deki solcu Kürt milislerin büyük emellerini besliyor" başlıklı makalesinde, terör örgütünün sözde DEAŞ'la mücadele kapsamında gönderilen Obama yardımlarını fırsat bilerek Arapların ağırlıkta olduğu geniş bir bölgede yayıldığını söyledi ve bunun hem NATO müttefiki Türkiye›yi hem de Suriye içindeki yerel unsurları rahatsız ettiğinin altını çizdi. ABD'nin 'YPG'ye silah vermiyoruz' söyleminin geçersiz olduğunu dile getiren Sly, Ankara'nın tepkisi nedeniyle kurulan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adlı oluşumun 4'te 3'ünü PYD'nin oluşturduğunu hatırlattı ve Amerikan askeri desteğinden en çok terör örgütünün faydalandığını aktardı. Terörle mücadele diyerek PKK'nın elebaşı Öcalan'ı 'lideri' olarak gören bir başka yapılanmaya askeri destek vermenin 'çelişkili' bir durum meydana getirdiğini vurgulayan Sly, 'DEAŞ'la mücadele' kapsamında verilen eğitimlerde ABD özel kuvvetleri gözetiminde Araplar dahil YPG unsurlarının ideolojik eğitimler aldığına işaret etti. Sly, Münbiç'in büyük ölçüde PYD çizgisindeki Araplara bırakıldığını ve Türkiye'nin de bu durumun farkında olduğunum ifade etti. Son olarak, Sly, Münbiç'te yakın zaman önce ABD askerleri gözetimindeki eğitimlerini tamamlayan 250 kişilik grubun Münbiç Askeri Konseyi tarafından DEAS'ın elindeki Rakka yerine Halep'e yollandığını belirterek bu kişilerin Türkiye'nin desteklediği ılımlı muhaliflerle savaşmaya gönderildiklerini ifade etti.
Star

'Almanya'da Daha Çok Enis Var'
Alman Die Welt gazetesi, başkent Berlin'de geçtiğimiz ay Tunuslu DEAŞ militanı Enis Amri'nin düzenlediği terör saldırısının ardından gündeme gelen 'tehlikeli mülteci' sorununun ne kadar vahim boyutlarda olduğunu gözler önüne serdi. 19 Aralık'ta kaçırdığı TIR'la Noel pazarına dalan Amri, 12 kişiyi öldürmüş çok sayıda kişiyi de yaralamıştı. Alman yetkililer, 2015'te ülkeye giriş yapan Amri'nin sığınma başvurusunun reddedildiğini, hatta isminin polisin 'tehlikeli mülteciler' listesinde yer aldığını açıklamıştı. Die Welt gazetesi, Alman İçişleri Bakanlığı'nın verdiği verilere dayanarak, Alman polisinin 'tehlikeli mülteciler' listesinde 550 kişinin adının bulunduğunu yazdı. Habere göre listede adı geçen radikal İslamcılardan 224'ü halen Alman topraklarında yaşıyor. Bunlardan 62'sinin iltica başvurusu reddedildiği için derhal sınır dışı edilmeleri gerekiyor, ancak geçerli bir kimlik belgeleri olmadığı için sınır dışı edilemiyorlar. Gazete, Amri'nin de geçerli bir kimlik belgesi bulunmadığı için Tunus'a geri gönderilemediğini hatırlattı. Bavyera Eyaleti İçişleri Bakanı Joachim Herrmann, tehlikeli mültecilerin derhal sınır dışı edilmeleri gerektiğini belirtirken, bahsi geçen kişilerin sınır dışı edilinceye kadar cezaevinde tutulmalarını talep etti. Hükümet ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) Grup Başkanı Thomas Oppermann da iltica başvurusu reddedilenler, belge eksikliği nedeniyle sınır dışı edilemiyorsa, bu belgelerin hızla tedarik edilmesini istedi.
Vatan

Aklı Yerinde Diye Silahını Vermişler
ABD'nin Florida eyaletinde cuma günü Fort Lauderdale Havaalanı'nda düzenlediği saldırıda 5 kişiyi öldüren eski asker Esteban Santiago'nun saldırıda kullandığı silaha daha önce el konulduğu, ancak polisin akli dengesinin yerinde olduğuna karar vererek genç adama silahını geri verdiği ortaya çıktı. Polis, Santiago'nun geçen Kasım ayında Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) Anchorage'daki ofisine giderek, hükümetin zihnini kontrol etmeye çalıştığını ve kendisine zorla DEAŞ videoları izletildiğini söylediğini açıkladı. 26 yaşındaki eski askerin daha sonra psikolojik tedavi altına alındığı ve tabancasına el konulduğu belirtildi. Yapılan incelemelerde genç adamın akli dengesinin yerinde olduğuna karar verilince el konulan silahının da geçen ay Santiago'ya teslim edildiği kaydedildi. Yerel basın, idam cezasıyla yargılanması beklenen Santigao'nun saldırıyı bahsi geçen silahla yaptığını vurguladı.
Vatan

POLİTİKA

Başika'da Askerler Görevini Yapacak
Başbakan Binali Yıldırım, iki günlük Irak ziyaretinin ardından Ankara'ya dönüşünde basın toplantısı düzenledi. Yıldırım, şu açıklamalarda bulundu: Başika Kampı üzerine başlayan ve kamuoyuna da yansıyan bazı karşılıklı söylemler üzerine Irak ile ilişkilerimizde hafif olumsuz durum meydana gelmişti. Yeni bir anlayışı tesis etmek için bu toplantı fevkalade yararlı olmuştur. Bölücü PKK başta olmak üzere DEAŞ, FETÖ terör örgütlerine karşı ortak bir anlayış içerisinde mücadele için prensip olarak anlaştık. Başika'da varlığımız; DEAŞ'ın Musul'dan çıkarılmasına yönelik koalisyon güçleri ile beraber bu mücadeleyi yapmak üzere geliştirdiğimiz, bulunma sebebimiz de Irak'a ve koalisyona yardım etmektir. Terörün sona erdirilmesi için bilhassa Sincar'da PKK'nın konuşlanması Türkiye'nin milli güvenlik meselesidir. Ya Irak ya peşmerge güçleri buradan PKK'yı çıkaracak ya da Türkiye olmazsa gereğini yapacak. Bunu da ziyaret esnasında ifade ettik. FETÖ'nün Bağdat ve diğer şehirlerde, Kuzey'deki Kürt bölgesel yönetiminde de faaliyetlerin sonlandırılması için çalışma istedik. Tam bir görüş birliği sağladığık. (Başika Kampı'ndan askerler çekilecek mi?) Bizim oradaki varlığımız keyfiyetten kaynaklanmıyor, mecburiyetten kaynaklanıyor. Musul'un terör örgütlerinden kurtarılmasıdır. Görevini başarı ile yapıyor Başika'daki birlik. Bu görevini yapmaya devam edecek. Şartlar ne zaman müsait olursa da bunlar konuşulacak, dostane şekilde halledilecek. (CHP'nin direnme kararı konusunda) Meclis'te konunun nasıl ele alınacağı bellidir. Bunun dışında bir yöntem meclisin adetine geleneklerine usulüne uygun değildir. CHP'nin yeni keşfettiği yöntem varsa onu da yarın göreceğiz. (MHP'den fire olacağı iddiaları) MHP ile birlikte çalıştık birlikte yola çıktık. MHP ve Ak Parti, teklifin Meclis'e gelmesini birlikte sağladık. Meclis'te de teklifi en iyi şekilde savunacağız. Sayın Bahçeli açıkça 'evet' oyu vereceğini, verdiği oyun da referandum sürecinde arkasında olacağını söyleyerek, bütün dedikoduları spekülasyonları geride bırakmıştır.
Milliyet

Türkiye, Parti Devleti Olamaz
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 20 Temmuz'da OHAL ilan edilerek "gerçek bir darbe" nin yapıldığını savundu. Kılıçdaroğlu, dün partisinin olağan PM toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: Milli egemenliğin saraydan alınıp halka verilmesinin temelinde anayasalar yatar. Vatandaşlar kimsenin kulu ve kölesi değildir, kendi ülkesinin özgür eşit yurttaşıdır. Hakların güvence altına alınması güçler ayrılığı ilkesinin varlığına bağlıdır. Eğer siz güçleri bir kişinin elinde toplarsanız vatandaş hak arayamaz noktaya gelebilir. Yenikapı'da saydığım 12 maddenin arkasındayım. Yenikapı ruhuna ihanet etmeyen, tek lider benim. Bu anayasa değişikliği parlamentodan geçerse ne olur? Bir partinin genel başkanı 15 AYM üyesinin 12'sini atayacak, HSYK'nın çoğunu atayacak. Bu, yargıya duyulan güveni dinamitlemek demektir. Getirilen değişikliğin, ne kadar vahim sonuçlar doğuracağını büyük kitlelere anlatmak boynumuzun borcumuzdur. El kaldırıp indirmekle demokrasiyi ortaçağın karanlığına götürmelerine izin vermeyeceğiz. Eğer bu anayasa geçerse Türkiye Cumhuriyeti bir parti devletine dönüşecektir. Hangi parti iktidardaysa devlet ona göre şekillenecektir. Yeni gelecek genel başkan, bütün bakanlıkları kapatabilecektir, yeni vilayetler inşa edebilecektir. Burası Patagonya mı? Bir iki partinin mutfağında anayasa taslağı hazırlanmaz. 12 Eylül darbe anayasasında bile daha özenli davranıldı. 20 Temmuz darbecileri fiili durumu anayasal zemine çekmek istiyorlar. Demokratik parlamenter rejimi, totaliter bir rejime dönüştürmek istiyorlar, güçler ayrılığı ilkesini kaldırıp vatandaşın hak arama güvencesini sonlandırmak istiyorlar. 15 yıldır AKP iktidarı, hangi kanunu istedi de parlamentodan çıkaramadınız? Türkiye bir ortaçağ karanlığına sürüklenmek isteniyor. Her türlü hukuksuzluk milli irade kisvesiyle meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. TBMM, Cumhurbaşkanı'nın arka bahçesi değildir. Türkiye tek başına bir otokratın ve onun etrafında kümelenmiş küçük otokratların tahakkümüne mahkum edilemeyecek kadar büyük bir ülkedir. Bugün tarihi bir sorumluluğumuz vardır. Türkiye'yi bir totaliter zihniyete asla teslim etmeyeceğiz.
Milliyet

SPOR

Anadolu Efes, Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nin 14. haftasında Galatasaray Odeabank'ı 80-77 yenmeyi başardı, 12. galibiyetine ulaştı. Anadolu Efes maça çok iyi başladı. 5 dakikadaki 10-0, Ergin Ataman'a önce ilk beşteki iki uzunu Tyus ile Ege'yi kenara aldırdı, yetmedi benchten gelen Daye de sahada fazla kalamadı. Son 6 resmi maçından (ikisi Efes'e karşı), yenik ayrılan Ataman'ın hiç beklemeden yaptığı hamleler sonuç verdi. Tabii bunda Perasovic'in katkısı da göz ardı edilemezdi! Galatasaray 5. dakikada 4 kısaya dönerken, Efes de rakibine ayak uydurdu. Hatta Dunston'ı kenara alıp, iki 4 numarayla sahada kaldığı anda, ön alanı da Heurtel ile iyice yumuşattı. O dakikalarda arkada iki 4 numara yanında da Paul'ün olması, Heurtel'in savunma zaafını iyice göze soktu. Paul bir de hücumda her topu ben atarım mantığıyla hareket edince, Fransız'ın oyuna etkisi 'sıfır' oldu. Boy olarak Pleiss lise, Thomas- Brown ikilisi de ilkokul öğrencisi gibi kalınca, hem ribauntları alan, hem kısalarla potaya gitmekte zorlanmayan Galatasaray 15. dakikaya kadar 32-8 seri bularak 14 farklı öne geçti. Efes'te kaptan Doğuş, müthiş enerjisi ve kaptığı toplarla takımını maça tutmaya çalıştı ama Fitipaldo ile Sinan'ın akıllı oyunlarıyla coşan Pleiss 10 sayı, 7 ribauntuyla takımının devreyi önde bitirmesini sağladı. Fark 15'e çıktıktan sonra Heurtel'in yanında Cedi ile Granger gibi iki sağlam adamını tutan Perasovic ilk yarıdaki hatasını yapmadı. Bu kez hücumda da sorumluluk Heurtel'de olunca Fransız bu çeyrekte attığı 14 sayıyla takımını öne taşıdı. Efes, son çeyrekte kısa bir süre daha takımı kısalttı ancak bunun adeta 'intihar' olduğunu gören kenar yönetim hemen hatadan döndü. Neredeyse tüm maçı aynı beşle oynayan Galatasaray'ın düşen enerjisini, Paul ile cezalandıran Efes, Avrupa'nın ardından ligdeki derbide de güldü.
Milliyet

Galatasaray'da Çin'e gitmesi ana gündem maddesi olan Lukas Podolski konusunda kararını verdi, ancak Çinli yetkililerden ellerini çabuk tutmasını istedi. Sportif AŞ yöneticisi Levent Nazifoğlu'nun, Beijing Guoan'a transferinin imza aşamasına geldiği söylediği Podolski için 20 Ocak'a kadar süre verdi. Sarı-kırmızılı kulüp, menajer aracılığıyla teklif getiren Çin ekibine şu mesajı gönderdi: "20 Ocak'a kadar süreniz var. Bu transferi yapacaksanız elinizi çabuk tutun. Sonra şubat ayında gelip bizden futbolcu istemeyin. Çünkü bu durumda bizim elimiz kolumuz bağlanıyor. Eğer Podolski'yi alacaksanız 20 Ocak'a kadar bu işi bitirin. Biz de önümüzü görelim ve ona göre yerine adam alalım." Galatasaray'ın bu isteğinde Burak Yılmaz transferinin rolü olduğu ifade edildi. Aynı kulüp, Türkiye'de transferin bitimi sonrasında Cim-Bom'un kapısını çalmış ve Burak'ı alıp götürmüştü. Bunun üzerine de sarı-kırmızılılar, şubat ayında gönderdikleri Burak Yılmaz'ın yerine kimseyi alamamıştı. Alman Kicker dergisine konuşan Podolski'nin menajerleri de transferin henüz netlik kazanmadığını ifade etti. Çin'e satılacağına dair sarı-kırmızılı kulüpten gelen açıklamaları değerlendiren Podolski cephesi, teklifleri doğrulayarak, "Evet, teklifler geldi ancak son karar henüz verilmedi. Podolski geleceğiyle ilgili esas kararını vermedi" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Muharrem Usta'nın başkan seçilmesinden sonra Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında yeniden başlayan iyi niyet ilişkilerini futbolcu alış verişiyle bir üst düzeye taşımak isteyen iki kulüp, Aatıf Chahechouhe engeline takıldı. Sezon sonu sözleşmesi bitecek olan Mehmet Ekici'ye karşılık Trabzonspor'a Aatıf ve bir miktar para vermeyi günler öncesinden kabul eden Fenerbahçe'de transferin henüz çözülememiş olması Başkan Aziz Yıldırım'ı adeta çileden çıkardı. Fas asıllı oyuncuyu Antalya kampına götürmeyen Teknik Direktör Dirk Acvocaat'ın ardından Yıldırım'ın da Aatıf'a, "Ya Trabzonspor'a gidersin ya da A2 takımına" diyerek rest çektiği belirlendi. Aatıf'ın ise bu reste karşılık, "İsterlerse beni süründürsünler. Bir yere gitmiyorum" sözleriyle karşılık vermesi ipleri kopma noktasına getirdi. Trabzonspor cephesi, Aatıf ile görüştükleri iddiasını yalanladı. Teknik Direktör Ersun Yanal, "Ne ben ne de başkanımız oyuncuyla görüştük. Sorun bizden kaynaklanmıyor. Futbolcu ile kulübü arasında. Biz kendi işimize, diğer transferlere odaklanmış durumdayız" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Samuel Eto'o transferinde Antalyaspor ile kurduğu köprüleri yıkarak golcü arayışında rotasını alternatif isimlere çeviren Beşiktaş'a son olarak Rusya'da Anzhi takımının formasını giyen Pylyp Budkivsky önerildi. Teknik Direktör Şenol Güneş'in ısrarla pivot forvet istemesi nedeniyle bu tipteki golcülerle temas kuran siyah-beyazlı yönetim, 1.96 boyundaki golcü için İzleme Komitesi'nin raporunu bekleyecek. 24 yaşındaki Budkivsky'yi listeye dahil eden siyah-beyazlılar daha önce gündeme gelen Jackson Martinez'le de ciddi olarak ilgileniyor. Antalyaspor'un Eto'o'yu vermekten vazgeçmesi üzerine aynı akşam bir araya gelen yönetim kurulu, Atletico Mineiro'da oynayan Lucas Pratto ve Juventuslu Mario Mandzukic isimlerini de masaya yatırdı. Mandzukic'in menajeriyle iki gün önce Antalya'da yemek yiyen Başkan Fikret Orman'ın bu isme daha sıcak baktığı iddia edildi. Süper Lig'in 17. haftasında Osmanlıspor'la 16 Ocak Pazartesi günü oynanacak maça kadar golcü transferini sonuçlandırmak isteyen siyah-beyazlı kulüp dört koldan girişimlere başladı. Mandzukic, Budkivsky, Martinez ve Pratto isimlerini ön plana çıkartan Beşiktaşlı idareciler daha fazla vakit kaybetmeden golcü transferini sonlandırmaya çalışacak. Golcü konusunda Şenol Güneş'in istediği oyuncuyu transfer etmek isteyen Beşiktaş Yönetimi, deneyimli teknik adamla sürekli görüş alış verişinde bulunuyor.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder