11 Ocak 2017 Çarşamba

11.01.2017 Genel Gündem

11.01.2017

GÜNDEM

'Sincar'da ikinci kandil'e izin yok'
Türkiye, Suriye'de YPG ile varlık gösteren PKK'nın Irak'ta YBŞ (Şengal Savunma Birlikleri) ile kamufle olmasına müsaade etmeyecek. Başbakan Binali Yıldırım'ın Irak ziyaretinde bu konuda net tavır konuldu. Edinilen bilgiye göre, Merkezi Irak Hükümeti'ne, "PKK'yı Sincar'da istemiyoruz. İkinci bir PKK kampına, ikinci bir Kandil'e izin vermeyiz. PKK'yı siz temizleyin, olmadı birlikte temizleyelim, olmadı biz temizleriz" mesajı verildi. Kaynaklar, Irak merkezi hükümeti ve Kuzey Irak federal yönetiminin de Türkiye-Irak ilişkilerinin PKK varlığı nedeniyle kötüye gitmesinden memnun olmadığını kaydetti. Başbakan'ın Irak ziyaretinin 2 yıldır yapılamayan üst düzey ziyaretlerin başlangıcı olduğunu aktaran kaynaklar, terörist tehditlere karşı ortak tedbirlere ilişkin Türkiye'nin müttefikleriyle çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Irak ziyaretinde, Türkiye'nin Başika Kampı'nın orada bulunma nedenlerinin muhataplara ayrıntılı olarak anlatıldığını, Türkiye'nin resmi politikasının "Irak'ın toprak bütünlüğü, üniter yapısının korunması" olduğunun vurgulandığını söyleyen kaynaklar, bölgenin terör örgütlerinin temizlenmesinin ardından bu konuların dostane şekilde çözümleneceğine işaret etti. Irak ziyaretinde en çok üzerinde durulan konulardan biri Sincar'daki PKK varlığı oldu. Türkiye'nin Sincar'ın "ikinci Kandil" olmasına izin vermeyeceği net bir şekilde vurgulandı. Kaynaklar, Irak hükümeti ve kuzeydeki bölgesel yönetimle mutabakat bulunduğunu, Sincar'da PKK varlığına izin verilmeyeceğini bildirdi. Türkiye Irak hükümetine, "PKK'nın Sincar'dan çıkarılması konusunu siz çözün. Siz çözemezseniz birlikte çözelim. Birlikte çözemezsek biz çözeriz. Ama Sincar'da PKK varlığını istemiyoruz. Müsaade etmeyiz" dedi. Kaynaklar, Sincar'daki PKK varlığından dolayı Türkiye-Irak ilişkilerinin kötüye gitmesinden Irak hükümetinin de mutlu olmadığını vurgularken, "Bundan sonra bölgeden PKK öyle ya da böyle çıkarılacak" görüşünü iletti. Sincar'daki PKK varlığını gözlemek üzere giden heyetin çalışmalarına ilişkin olarak da Suriye'de YPG yapılanması nasılsa PKK'nın Sincar'da da YBŞ içerisinde kendini kamufle etmeye çalıştığına işaret eden kaynaklar, buna müsaade edilmeyeceğinin, gerekenin yapılacağının net olarak vurgulandığını bildirdiler. Kaynaklar, Haşdi Şabi unsurlarının Irak Ordusu'nun bir parçası haline getirilmesi konusunda da bunun Türkiye'nin menfaatine olduğuna işaret ettiler. Türkiye'nin hangi grup olursa olsun bu grupların hükümete bağlı olmasını desteklediğini belirten yetkililer, "Bizim istediğimiz, orada hükümet dışında kontrolsüz yapılanmalar oluşmasın" değerlendirmesinde bulundu.
Milliyet

Hsyk'yı düzenleyen madde 347'yle geçti
TBMM Genel Kurulu'da anayasa teklifinin HSYK'yı düzenleyen 1. maddesi 347 evet, 132 hayır oyuyla kabul edildi. Görüşmeleri Başbakan Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. Anayasa Komisyonu adına konuşan Komisyon Başkanvekili Reşat Petek, düzenlemenin yönetimde çift başlılığı kaldıracağını savundu. Petek şöyle devam etti: "Şimdi, 1982 Anayasası'nın 9'uncu maddesinde, bu teklifle bir ilave yapmak suretiyle değişiklik getiriyoruz. Az önce okunduğu gibi bağımsızlık, yargı bağımsızlığının yanına 've tarafsız' Yani, Türk milleti adına yargı yetkisinin kullanılmasında bağımsız mahkemeler şeklinde önceki yapılan tanımlamaya ilave olarak 've tarafsız' kelimesini eklemek suretiyle yargının tarafsızlığına dikkat çekiyoruz. Bilinmelidir ki yargı bağımsızlığı tarafsızlık sağlanamadıktan sonra tek başına bir teminat olarak kabul edilemez. Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kriterleri gerek tümünü evrensel hukuk kriterleri olarak ifade ettiğimiz yargıçların nitelikleri -bağlı olmasını kabul ettiği temel özellikler- itibarıyla bir mukayese yapacak olursak, Anayasa'mızda yargının tarafsızlığına da işaret eden bir düzenlemenin bulunmasının zorunlu olduğunu ifade edebiliriz." Petek, 1982 Anayasası'nın "bağımsızlık" ilkesine dikkat çektığını ama tarafsızlığın anayasada yer almadığını belirtirken, "Buna rağmen, elbette ki diğer kanunlarda yargılamayla ilgili kabul edilen ilkelerde, HSYK'nın kabul ettiği ilkelerde yargıç bağımsızlığı yanında tarafsız olması ilkesine de işaret edilmiştir ki son derece önemlidir" dedi. Petek şöyle devam etti: "Burada, hâkimin görmekte olduğu bir davada akrabalık, yakınlık, ideolojik mensubiyet, siyasi mensubiyet vesaire herhangi bir nedenle taraflardan birini kendisine yakın veya uzak görmemesi, taraflara eşit mesafede bulunması, ayrıca taraflara kendilerini ifade ederken eşit hakları kullandırması ve yararlandırması tarafsızlık ilkesinin hemen görülebilen unsurlarıdır diye ifade etmek istiyorum." Petek, Kuran'ı Kerim'den ayetlerle bu görüşünü örneklendirdi. HDP Grubu Adına konuşan Celal Doğan da, "Hepimizin, çoğumuzun daha doğrusu, geliş kökeni ondan pek farklı değil. İçimizde çok büyük aristokrat ailenin çocuklarının da burada olduğunu zannetmiyorum, ya köy kökenlidir ya memur kökenlidir ya esnaf kökenlidir. Bu cumhuriyetin bize vermiş olduğu imkânları -bu cumhuriyeti kuranlara olan minnetimiz gereği söylüyorum- bunu da korumakla yerine getirebiliriz. Sayın Binali Yıldırım sempatik bir insan, espriyi de seviyor. Bir tek temennim var, inşallah Binali Yıldırım son Başbakan olmaz" diye konuştu.
Milliyet

Gaziantep'te bir günde çifte saldırı
Gaziantep'te dün saat 15.20'de İncilipınar Mahallesi Şehit Yusuf Erin Caddesi'ndeki Emniyet Müdürlüğü önüne gelen bir saldırgan ateş ederek Emniyet Müdürlüğü'ne girmek istedi. Bu sırada Emniyet Müdürlüğü girişinin yaklaşık 50 metre önündeki kontrol noktasında görev yapan polisler, teröristlere anında ateş açarak karşılık verdi. Yaklaşık 2 dakika süren çatışmanın ardından terörist öldürüldü. Çatışma sırasında hafif yaralanan yaralanan 1 polis de hastaneye kaldırılarak tedaviye alındı. Saldırı sırasında ölü ele geçirilen saldırganın akli dengesinin bozuk olduğu öne sürüldü. Emniyet kaynakları, etkisiz hale getirilen teröristin yapılan incelemede üzerinde patlayıcı bulunmadığını kaydetti. Akşam 19.30 sıralarında ise Gaziantep'te kontrol noktasındaki polis ekibine, ihbar üzerine takip edilen bir otomobilden ateş açan 3 kişiden 1'i, kovalamaca sonucu yaralı olarak yakalandı. İl Emniyet Müdürlüğünde çıkan çatışmada etkisiz hale getirilen saldırganın irtibatlı olduğu kişilere yönelik il genelinde güvenlik önlemlerini artıran polis, ihbar üzerine Şahinbey Mahallesi'nde içerisinde 3 kişinin bulunduğu 03 UE 626 plakalı aracı takibe aldı. İlçedeki Hayri Tütüncüler Parkı yakınlarındaki kontrol noktasında bekleyen polis ekibine silahla birkaç el ateş açan araçtaki saldırganlar kaçtı. Kovalamaca sırasında kaldırıma çarparak duran otomobildeki 1 kişi silahla vurularak, yaralı ele geçirildi. Diğer iki kişi ise kaçtı. Bu arada çalıntı olduğu belirlenen araçta arama yapan ekipler, bagajda bulunan bir çantayı kontrollü olarak patlattı. Çanta boş çıktı. Güvenlik güçleri, kaçan 2 saldırganın yakalanması için bölgede operasyon başlattı.
Milliyet

EKONOMİ
Dolar: 3,8067-3,8103           
Euro: Euro 4,0211-4,0250
Sterlin: 4,6375-4,6425
Gram Altın: 145,3873-145,5455

Elektrik üretiminde 'yerli' rekoru
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, yerli kaynaklardan elektrik üretiminde rekor kırıldığını bildirdi. Albayrak, 2016 yılının yerli ve yenilenebilir enerjide hedeflenen iyileştirmeleri hayata geçirme açısından iyi bir yıl olduğunu belirterek, "2016'da yerli kömürden elektrik üretiminde bir önceki yıla göre yüzde 23 artış sağladık. 2016 yılında tüm yerli kaynakların elektrik üretimindeki payını yüzde 46'dan yüzde 49.3'e çıkararak bir rekor kırdık. Bu artışı sağlarken, doğalgazın elektrik üretimindeki payını da azalttık. Hem enerji üretimimizi artırdık hem de enerji üretiminin cari açık üzerindeki yükünü hafiflettik. 2017'nin bu anlamda 2016'dan daha iyi bir yıl olmasını hedefliyoruz" dedi. Türkiye'nin elektrik üretiminin çok düşük seviyelerde olduğu dönemlerde, sadece barajların üretiminin büyük oranını karşılamaya yettiğini dile getiren Albayrak, "Ancak bugün çok daha büyük, her alanda gelişme göstermiş, iddia sahibi bir Türkiye var. Son 14 yılda, 123 bin GWh düzeyinde elektrik üreten bir seviyeden, 272 bin GWh'in üzerinde bir üretim büyüklüğüne geldi. İşte elektrik üretiminde son 14 yılda, 2 katından fazla bir artışa ulaşılırken, yerli kaynaklardan üretimin payındaki artış, ithal kaynakların payındaki artıştan daha fazla oldu" dedi. Cari açığı en çok etkileyen doğalgazın elektrik üretimindeki payının düştüğünü vurgulayan Albayrak, şöyle devam etti: "2015 yılında doğalgazdan 99 bin 219 GWh elektrik üretirken, 2016 yılında gerçekleşen azalış ile doğalgazdan üretim 88 bin 609 GWh oldu. Yani doğalgazdan üretimde yüzde 10'dan fazla düşüş gerçekleştirdik. Yani hem elektrik üretimimizi artırdık, hem de elektrik üretiminde kullanılan doğalgazda azalma sağlayarak, enerji üretimimizin cari açık üzerindeki etkisini azaltmış olduk." Kömürde hedeflenen artışa benzer bir artışın da yenilenebilir enerjide sağlandığını belirten Albayrak, "2016'da 2015'e göre yenilenebilir enerjinin (rüzgar, güneş, biokütle, jeotermal) payını yüzde 31 artırdık. Bu yıl, hem rüzgarda hem de güneşte yapacağımız YEKA ihaleleri ile yapısal bir dönüşüm hedefliyoruz. Yenilenebilir kaynaklardan enerji üretimini ileri taşırken, bunu yerli teknolojilerle sağlamış olmak istiyoruz" dedi.
Hürriyet

Merkez kıpırdadı dolar durmadı
Yılın başından beri dolara karşı değer kaybı yüzde 5.2'yi aşan Türk Lirası'nda sıkıntı dün de sürdü. Dolar, 3.7873 liraya, Euro ise tarihinde ilk kez 4.0128 liraya kadar yükseldi. İki yeni rekora karşı Merkez Bankası suskunluğunu bozdu. Merkez Bankası yaptığı yazılı açıklama ile piyasalarda gözlenen aşırı oynaklığın yakından takip edildiğini vurgulayarak ekonomik temellerden uzaklaşan sağlıksız fiyat oluşumlarına karşı gerekli tedbirleri alacağını duyurdu. Merkez Bankası, iki de adım attı kurlardaki yükselişe karşı. Birincisi bankalararası para piyasasında bankaların borç alabilme limitlerini bugünden itibaren 22 milyar Türk Lirası'na düşürdü. İkincisi yabancı para zorunlu karşılık oranlarını 50 baz puan indirdi. Bu değişiklik ile de finansal sisteme 1.5 milyar dolar ek likitide sağladı. Merkez Bankası tam saat 2'de bu tedbirlerini açıkladı. O sırada 3.77 lira seviyelerinde olan dolar, Merkez Bankası'nın adımlarıyla 3.74 liraya kadar geriledi. Ancak ardından yeniden 3.77 lira seviyelerine yükseldi. Analistlere göre, Türk Lirası'nı baskılayan unsurların başında Anayasa değişikliğinin getireceği olası siyasi gerilim, Fitch'in not değişikliğine ilişkin kararını açıklamasının yaklaşması, Fed'in daha hızlı faiz artışı sürecine girme riskinin yanı sıra Merkez Bankası'nın toplantısı geliyor. Alan Yatırım Kıdemli Analisti Eda Önder Öztürk, dünya genelinde sakin gündem eşliğinde dolar ve Euro'da küresel bazda sınırlı fiyat hareketleri görülse de, Türk Lirası'nın negatif ayrışma derecesinin şiddetlenmesinin etkisiyle dolar ve Euro'da her gün yeni rekor gördüğümüzü vurguladı. Öztürk, şöyle konuştu: "Merkez'in ocak ayında alacağı kararların önemini artmış durumda. 24 Ocak toplantısı öncesinde Merkez'den piyasaya ben burdayım niteliğinde bir hamle gelmiş olsa da, piyasaların tansiyonunu dindirecek boyutta değil. Öncelikle kısa vadede olumlu olarak nitelendirebileceğimiz hamle yeterli değil. Üstelik uzun vadede Merkez Bankası'nın rezerv kalitesinde bozulmaya yol açabilir. Bununla birlikte 27 Ocak'ta uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye'ye ilişkin değerlendirmesinin piyasalar üzerindeki baskısı erkenden hissedilmeye başlandı. Yurt içinde siyaset sahnesinde yaşananlar, büyüme ve enflasyon sarmalına dair sorunlar nedeniyle Fitch'in ülkemizin kredi notunu indirebileceği telaffuz edilmeye başlandı." IşıkFX Başanalisti Gizmen Nalbantlı da, kurlara Merkez Bankası'nın müdahalesinin geldiğini ancak kurda kalıcı düşüş görebilmemiz için döviz likiditesine ek olarak Türk Lirası'nın reel getirisinin de güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Nalbantlı, şöyle konuştu: "Ekonomik aktivitenin zayıfladığı bu ortamda Merkez Bankası'nın işi oldukça zor görünüyor. TL'deki değer kaybını durdurmak için faiz artışı gerekiyor, faizi artırsa bu sefer ekonomide daha da yavaşlayacak. Merkez Bankası'nın faiz artışı için kurda 3.90-4.00 bölgelerini beklemesinin doğru olacağını düşünüyorum. Bugün yapılan açıklamada faiz artırım beklentisi sebebiyle geri çekilen kurda düşüşler sınırlı kalabilir. Kurda kalıcı düşüşler için 3.70'in altında fiyatlamalar görmeliyiz. Son görüntüde 3.78 bölgesi önemli direnç. Bu seviyenin geçilmesi durumunda 3.82 görülebilir. Kısa vadede bu bölgenin geçilmesini beklemiyorum. Orta vadede ise 4 TL görülebilir."
Hürriyet

'Moody's açıklaması adeta bir saldırı'
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in, "Türk bankacılık sisteminin aktif kalitesinin bozulacağı" yönündeki açıklamasının rasyonel bağlamda hiçbir geçerliliği olmadığını vurguladı. Canikli, dün 9. Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu. Kredi Garanti Fonu kefaletiyle reel sektöre 250 milyar liralık destek sağlanacağını açıkladıklarını anımsatan Canikli, bu tedbirle de bankaların aktiflerinde bir sorun yaşanmasının önüne geçtiklerini dile getirdi. "Bu gerçeğe rağmen Moody's'in böyle bir değerlendirme yapması rasyonel hiçbir temele dayanmamaktadır, rasyonel değilse o zaman subjektiftir, adeta bir saldırıdır" diyen Canikli, öte yandan kısa süre önce Avrupa Komisyonu'nun Türk bankacılık sisteminin AB ile uyumlu olduğunu açıkladığını ve daha önceden şirket olarak gördüğü Türk bankalarını artık banka olarak kabul ettiğini hatırlattı. Moody's'in açıklamasının, Türkiye'ye yönelik oluşturulmaya çalışılan algının bir parçası olduğunu, ancak başarılı olunamayacağını ifade eden Canikli , "Hatta, en uç nokta şu Her şey açık konuşuluyor zaten, her şey açık yapılıyor. İşte müttefiklerimiz de terör örgütü PYD'yi açıkça destekliyor" diye konuştu. Türkiye'nin güneyinde birisi etnik temele dayalı, diğeri ise mezhepsel odaklı iki devletçik oluşturulmaya çalışıldığını en ufak bir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde gördüklerini söyledi. Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi coğrafyanın sınırlarının yeniden şekillendirilmeye çalışıldığını belirten Canikli,şunları söyledi: "Türkiye'nin güneyinde birisi etnik temele dayalı, diğeri ise mezhepsel odaklı iki devletçik oluşturulmaya çalışıldığını bugün en ufak bir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde görüyoruz. Böyle bir şekillendirmeye, yeniden yapılandırmaya ya da bölgede böyle bir operasyona itirazımız var. Bu itirazımızı da her noktada, her araçla ortaya koymaya çalışıyoruz. Türkiye'nin aleyhine olan bir durumun engellenmesi sadece sözlü politikalarla sağlanamaz. Daha aktif, belirleyici, rasyonel adımlar atılması gerekiyor. Bunun sonucu olarak Türkiye, Suriye'de mücadele veriyor, Irak'ta var."
Milliyet

Dolara rağmen yabancı yatırım hız kesmedi
Uluslararası kredi derecelendirme kurulusu Moody's basta olmak üzere yabancı kaynaklı Türkiye'ye yönelik saldırılara rağmen, yabancı yatırımcıların Türkiye iştahında azalma yaşanmıyor. Doların rekor kırdığı dün Türkiye'ye yönelik Brezilya ve Körfez ülkelerinden iki büyük yatırım kararı açıklandı. Banvit'in yüzde 79.48'ine karşılık gelen hisselerin Brezilyalı BRF GmbH'ye satısı için sözleşme imzalandı. Satış bedeli ise hisse basına 11.51 lira olmak üzere toplam 915 milyon 64 bin lira oldu. Banvit'ten yapılan açıklamada, şirket sermayesinin yaklaşık yüzde 79.48'ine karşılık gelen hisselerin tamamının satısına ilişkin olarak 9 Ocak 2017'de hakim hissedarlar ile dünyanın en büyük gıda şirketlerinden olan Brezilya merkezli BRF S.A.'nın bağlı ortaklığı olan BRF GmbH arasında hisse satış sözleşmesi imzalandığı belirtildi. Açıklamada "BRF GmbH ile Katar merkezli Qatar Investment Authority istiraki olan Qatar Holding LLC (QH) arasında yüzde 60 BRF GmbH, yüzde 40 ise QH'de bulunmak kaydıyla yeni bir ortaklık oluşturulacağı ve ortaklığın sözleşme tahtında alıcının tüm haklarını devralarak işlemin kapanışı ile birlikte şirketimizin paylarının yüzde 79.48'inin sahibi olacağı anlaşılmaktadır" denildi. Dün diğer bir yabancı yatırım da Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) geldi. BAE'de yerleşik Gulf Navigation Holding ve Polimar Denizcilik Türkiye, gemi acenteliği, deniz taşımacılığı hizmetleri ile gemi teknik malzemeleri tedariki alanlarında ortaklık anlaşması imzaladı. Emirati ve Türk ortakları adıyla kurulan şirket, BAE'nin yanı sıra dünyanın ileri gelen ticaret limanlarındaki müşterilerinin gemilerine de hizmet verecek. Polimar Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Alaftan, yapılan işbirliğinin sadece iki şirket arasında değil, aynı zamanda iki ülke arasında imzalanan stratejik bir anlaşma olduğunu vurguladı. Alaftan, anlaşmanın sonucu olarak Türkiye'ye büyük ölçekte yatırım sağlayacak bir ortaklığa girildiğini de belirtti.
Star

Merkez gerekirse faizleri artırırım algısı yaratmalı
JCR Eurasia Rating Başkanı Orhan Ökmen, TL'nin dolar karşısında direncini koruması için yatırımcılar nezdinde Merkez Bankası'nın faiz artırımına gidemeyeceği algısının kırılması gerektiğini söyledi. Ökmen, şu değerlendirmeyi yaptı: "2017'de ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarının beklenenden daha hızlı yükseleceğine dair algılarla sermaye akımlarının yönünün gelişmiş ülkelere kayması, doların diğer paralar karşısındaki değerini küresel düzey- de kademeli olarak artırması TL'nin kayıplarının dışsal nedeni. Merkez Bankası'nın TL'nin düşüşüne karşın politika faizlerini ekonomi dışı nedenlerle sabit tutması ve faiz artırımına gidemeyeceği algısı, siyasette belirsizlik hali, OHAL'in yeniden uzatılmasının ekonomik ortam üzerinde yarattığı gerginlik, jeopolitik ile güvenlik sorunlarının devam etmesi TL'nin dolar karşısındaki değerini güçlü bir şekilde aşağı yönlü baskılıyor." Ökmen, gelişmekte olan ülke paraları içerisinde dolar karşısında en fazla değer kaybedenin TL'nin olmasının, para politikasındaki etkinsizlik ve iç siyasetin ürettiği riskler olduğunu belirtti. Orhan Ökmen, "TL'nin değer kaybının oldukça önemli bir kısmı Merkez Bankası'nın müdahalesi, makro ihtiyatı tedbirler ve iç siyaset tarafından geri kazanılabilecek yapıda olması Türkiye ekonomisi için önemli bir yapısal avantajdır. Fiyat istikrarındaki ilave bozulmalar ve TL'nin değer kayıpları Türk bankacılık sektörünün varlık kalitesi üzerinde bozulmalara sebep oluyor. Ancak 2017'de bankacılık kârlılık göstergeleri, likidite olanakları ve sermayeleşme düzeyleri üzerinde yaratacağı etkilerin sistemik bir soruna dönüşme ihtimali bulunmuyor" dedi.
Vatan

Marka tecavüzcüleri 3 yıl hapis yatacak
Yabancı yatırımcıların dört gözle beklediği Sınai Mülkiyet Kanunu, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanuna göre, teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilecek. Marka sahibinin yetkisinde olan markayı kullanma hakkına, başkalarınca tecavüz edilmesini engellemek amacıyla, caydırıcı hükümler getiriliyor. Marka sahibinin izni olmadığı sürece marka kullanımı, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanarak markanın taklit edilmesi marka hakkına tecavüz sayılacak. Taklit markayı taşıyan ürünleri, bu durumu bildiği veya bilmesi gerektiği halde satan, dağıtan, bir başka şekilde ticaret alanına çıkaran, ithal ve ihraç eden, ticari amaçla elde bulunduran veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunan kişiler de marka hakkına tecavüz etmiş olacak. Marka hakkına tecavüze ilişkin cezai hükümler de kanunda yer alıyor. Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten veya hizmet sunan, satışa arz eden veya satan, ithal ya da ihraç eden, ticari amaçla satın alan, bulunduran, nakleden veya depolayan kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacak. Marka koruması olduğunu belirten işareti kaldıran kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılacak. Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satan kişi hakkında bu malı nereden temin ettiğini bildirirse cezaya hükmolunmayacak.
Vatan

DÜNYA

Kıbrıs zirvesinde ilk gün ilerleme yok
İsviçre'nin Cenevre kentinde Türk ve Rum liderlerinin başlattığı tarihi Kıbrıs zirvesinin ilk gününde ilerleme sağlanmadı. BM, başarı olasılığının azalması üzerine, yarın başlayacak Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'den oluşan garantörler ülkeler zirvesine katılımın, liderler yerine dışişleri bakanları seviyesinde olmasına hazırlanıyor. Türk lider Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis arasında önceki gün Cenevre'deki BM binasında başlayan zirvenin ilk günü mülkiyet ve yönetim ve güç paylaşımı konuları ele alındı. İlk gün müzakerelerinin ardından Anastasiadis'in Cenevre'ye gelen Rum siyasi parti liderlerine dağıttığı müzakerelerdeki anlaşmazlık noktalarını sıralayan belge, anında Rum medyasına sızdı. Simerini gazetesinin yayınladığı taraflar arasındaki 24 anlaşmazlık noktası ile tarafların tutumlarını içeren belge, ilk gün herhangi bir ilerleme olmadığını gösterdi. Müzakerelere katılanların gönderdiği mesajlar da ilerleme olmadığını doğruladı. Sızan belgeye sinirlenen Anastasiadis, Rum siyasi parti liderlerine, "Bir daha size belge melge yok" diye bağırdı. BM'nin yarın başlayacağını ilan ettiği garantörler zirvesi öncesinde garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında telefon trafiği arttı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras ve İngiltere Başbakanı Theresa May geçtiğimiz günlerde zirveyle ilgili telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Yunan devlet televizyonu, Başbakan Çipras'ın bugün yeniden Erdoğan ile görüşeceğini ve Cenevre'deki gelişmelere göre, garantörler zirvesine katılım seviyesini ele alacağını duyurdu. Kıbrıs zirvesinin birinci turu bugün tarafların birbirlerine yeni kurulacak federal devlette Türk ve Rum kurucu devletlerinin sınırlarını belirleyecek harita önerilerini sunmaları ile sona erecek, yarın Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin katılımıyla garantörler zirvesi başlayacak.
Hürriyet

Damadını danışman yaptı
ABD'nin seçilmiş başkanı Donald Trump'ın geçiş ekibi, Trump'ın damadı Jared Kushner'in ticaret ve Ortadoğu'dan sorumlu Beyaz Saray danışmanı olacağını açıkladı. Bu derece önemli bir görevin bir başkanın yakın akrabasına verilmesi ABD'de sık rastlanan bir gelişme olmadığı için tartışmalar başladı. Geçiş ekibi yetkilileri, Trump'ın kızı Ivanka ile evli olan 35 yaşındaki Kushner'in, ülkede nepotizmi (akraba-dost kayırmacılığı) engelleyen yasaların ihlali olmayacağı yolunda hukuki görüş aldıktan sonra görevi kabul ettiğini söyledi. Bakanlıkların aksine, bu göreve aday kişinin Senato'nun onayından geçmesi gerekmiyor. Atamanın nepotizm yasasına takılmaması için Kushner bu görevi için ücret almayacak ve ayrıca sahip olduğu ticari kurumlardaki görevlerinden istifa edecek. ABD Yasaları Savunma Merkezi Genel Danışmanı Larry Noble, konuyla ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "Sanırım, ABD kamuoyu, bir kişinin çevresini bir haneden oluşturmasında, ailenin yanınızda olup size resmi olarak danışmanlık yapmasında bir yanlışlık olduğunu düşünecektir. Beyaz Saray'ın bir aile işletmesine benzemesini istemezsiniz" dedi. Trump ise yaptığı yazılı açıklamada Kushner'in seçim kampanyası ve geçiş döneminde önemli katkılar yaptığını ve güvenilir bir danışman olduğunu kaydederek, "Yönetimimde ona kilit bir liderlik rolü verdiğim için gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı. ABD'nin eski dışişleri bakanlarından Henry Kissinger, Forbes'a verdiği röportajda Kushner'le ilgili olarak "Tanıdığım her başkanın yanında sezgisel ve yapısal olarak güvendiği bir ya da iki kişi vardı. Jared bu kişi olabilir" demişti.
Hürriyet

Kabil'de peş peşe iki saldırı: 38 ölü
Afganistan'ın başkenti Kabil'de dün peş peşe iki saldırı düzenlendi. Taliban'ın üstlendiği çifte saldırıda en az 38 kişinin öldüğü, 100'den fazla kişinin de yaralandığı bildiriliyor. Yetkililer, iki saldırgandan birinin üzerine yerleştirdiği bombayı, Kabil'deki meclis binası yakınında patlattığını bildirdi. İkinci saldırının ise, birinci saldırıda yaralananların yardımına gelenlerin arasında gerçekleştiği kaydedildi. Saldırıyı Taliban örgütü üstlendi. Yetkililer, saldırılarda ilk belirlemelere göre en az 38 kişinin öldüğünü, 100'den fazla kişinin de yaralandığını belirtiyor. Afganistan Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan ilk açıklamada da, en az 40 kişinin yaralandığını kaydetmişti.
Milliyet

Mültecilerin iadesi hızlanacak
Geçen yıl Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelere yaşanan göçmen akını sırasında uyguladığı 'açık kapı' politikası nedeniyle kamuoyunda yoğun tepki çeken Almanya Başbakanı Angela Merkel, bazı sığınmacıların ülkelerine gönderilmesi için yeniden düğmeye basacağını açıkladı. Alman Memurlar Birliği'nin (DBB) yıllık genel kurulunda konuşan Merkel, Almanya'ya sığınan, ancak ülkeye 'entegrasyonu' ya da uyumu reddeden göçmenlerin geri gönderilmesi için 'ulusal çaba' sarf edilmesi gerektiğini söyledi. Merkel, geçen ay başkent Berlin'de gerçekleşen terör saldırısının hükümetin bu konuda 'daha hızlı davranması' gerektiğini gösterdiğini ifade etti. 19 Aralık'ta kaçırdığı TIR'la bir Noel pazarına dalarak 12 kişiyi öldüren Tunuslu DEAŞ üyesi Enis Amri'nin Almanya'ya sığınma başvurusunun reddedildiği, buna karşın geçerli bir kimlik belgesi olmadığı için ülkesi Tunus'a iade edilemediği ortaya çıkmıştı. Merkel, mültecilerin iadesi için, Tunus, Cezayir ve Fas gibi ülkelerin 'güvenli ülke' olarak derecelendirilmesi gerektiğini vurgularken, bu konuda dışişleri ve kalkınma bakanlıklarıyla başbakanlığın devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Hükümet yetkilileri, iltica başvurusu reddedilen vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkelere Berlin'in yaptığı kalkınma yardımlarının kesilmesini talep ediyor.
Vatan

Yunanistan için kritik karar
Türkiye'deki darbe girişiminin hemen ertesi gününde Yunanistan'ın Dedeağaç kentine izinsiz şekilde iniş yapan helikopterdeki 8 askerin iadesine ilişkin düğüm bu hafta Arieos Pagos'tan (Yunanistan Yüksek Mahkemesi) çıkacak kararla çözülecek. Kararın açıklanmasına sayılı günler kala darbecilik suçlamasıyla Yunanistan'dan iadesi talep edilen askerlerden biri ailesinin güvenliği nedeniyle isminin gizli tutulması koşuluyla Financial Times'a konuştu. 15 Temmuz gecesi yaralanan ve ölenleri toplamakla görevli aramakurtarma ekibinden olduklarını öne süren asker, "İstanbul'a üç helikopter uçurduk ama sadece biri yere inebildi çünkü insanlar diğer helikopterlere ateş etmeye başladı… Bir darbe olduğundan haberimiz yoktu" dedi. Gazetenin, hakkında akıcı bir İngilizce konuştuğunu not düştüğü asker o gece yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bir süre sonra tekrar toplandık ve geceyi yakınlardaki bir askeri üste geçirdik. Birlik komutanımızı aradık ama telefonunu bir türlü açmıyordu. Polis üsse girip askerler üzerine ateş açmaya başladığında, havalandık. Sadece sınırı geçecek yakıtımız vardı ve Yunanistan'ın güvende olabileceğimiz en demokratik Avrupa ülkesi olduğunu biliyorduk." Dava 23 Ocak'a ertelendi.
Vatan

POLİTİKA
Ev ev hakim olun
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 10 Ocak İdareciler Günü'nde Türkiye'nin 81 ilinden gelen kaymakam ve vali yardımcılarına Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda öğle yemeği verdi. Erdoğan, "Mülki idari amirlerimiz her ilimizde, ilçemizde ev ev, bina bina, her şeye hâkim olmalıdır" dedi. Erdoğan, özetle şunları söyledi: Suriye'de ve Irak'ta her türlü adımı atıyor, her türlü inisiyatifi alıyoruz. Biz ne zaman sahaya indiysek bu ülkelerle ilgili tehdit değerlendirmeleri ve öncelikleri o anda değişti. Düne kadar DEAŞ'la mücadeleyi ilk sıraya koyan ülkelerin bugün neredeyse DEAŞ'ı himayeleri altına alacak hale geldiklerini ibretle takip ediyoruz. Bölgenin tarihi, dini, etnik, kültürel yapısını dikkate almadan, tamamen kağıt üzerindeki planlamalarla yürütülen projeler, birer birer çöküyor. Uluslararası alanda ve sınırlarımız dışında verdiğimiz mücadelenin başarısının birinci şartı, ülkemizin içini sağlam tutmamızdır. 2013 yılından beri ardı ardına yaşadığımız sıkıntılar hem güvenlik boyutuyla hem siyasi sonuçlarıyla hem ekonomik veçhesiyle bizi içerde sıkıştırıp dışarıda etkisiz hale getirme amacıyla tetikleniyor. Farkında olmadan veya gayet bilinçli bir şekilde bu oyuna dahil olan, figüranlık yapan bir kesim elbette var. Türkiye terörle mücadelesini ve bunun için bölgesinde yürüttüğü tüm operasyonları tek başına kendi imkânlarıyla ve kendi evlatlarıyla yürütmek mecburiyetindedir. Bu durumu anlamayan veya buna karşı çıkan, hakikatlere gözünü kapatıyor demektir. Dostluk, müttefiklik, iyi ilişkiler, dayanışma, işbirliği gibi hususlar ancak siz güçlüyseniz karşılık buluyor. Bunun için Türkiye olarak güçlü olmak zorundayız. Ülke, hükümet olarak güçlü olmalıyız. Askerimizle, polisimizle, istihbaratımızla, savunma sanayimizle hariciyemizle güçlü olmalıyız. Sizlerin normal zamanlardaki görevleri şöyle bir rutin kavramı içinde ifade edilebilir. Fakat yaşadığımız dönem rutin bir dönem değildir, olağanüstü bir dönemdir. Türkiye yeni bir istiklal ve istikbal mücadelesi vermektedir. Öyleyse çalışmalarımızı da bu olağanüstü hale mütenasip şekilde yürütmek durumundayız. Öncelikle hiçbir terör örgütüne karşı en küçük bir müsamaha göstermeyeceğiz. Mülki idari amirlerimiz merkezde, her ilimizde, ilçemizde isim isim, ev ev, bina bina, sokak sokak, mahalle mahalle her şeye hâkim olmalıdır. Bir defa emriniz altındaki muhtarlarımızla birlikte çok iyi diyalog kurup, onlarla birlikte bu çalışmaları çok hassas yürütmelisiniz. Muhtarları asla ihmal etmeyiniz. Muhtarlar sizin için adeta uç beyi gibidir. Sizler oraları onlar kadar iyi tanımayabilirsiniz. Ama onları siz yanınıza aldığınız zaman çok şey değişebilir. Terör örgütleriyle iltisaklı kişilerin devletten temizlenmesi en az silah kullanan teröristlerin etkisiz hale getirilmesi kadar önemlidir. Çünkü birinin desteği olmadan ötekinin hareket alanı elde edebilmesi mümkün değildir. Terör eylemleri ancak çok sayıda kişinin organize hareket etmesiyle neticeye ulaşabilir. Örgütleri gerçek anlamda etkisiz hale getirmenin yolu topyekûn mücadeleden geçiyor. Görev yaptığınız yörelerde terör örgütleri taban buluyorsa, öyle veya böyle oradan bir teröristin çıkıp silahını size ve bu ülkedeki herhangi bir masuma doğrultması kaçınılmazdır. Bu bakımdan işimizi savsaklama, hata yapma, gaflete düşme, rehavete kapılma hakkımız olmadığını çok iyi bilmemiz lazım. Hani milli seferberlik diyorum ya işte bu çağrının en başta gelen muhatapları sizlerseniz. Sizler bu milli seferberliğin en önemli planlayıcısı, uygulayıcısı olarak arazidesiniz.
Hürriyet

İpini çekiyor
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 'teklifin maddelerine geçilmesi' oylaması 338'le kabul edilen ve başkanlık sistemi getiren Anayasa değişiklik teklifinin geri çekilmesini istedi. Kılıçdaroğlu, "Bu anayasa çıkarsa Başbakan diye bir kurum olmayacak. Böylece Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kendi ipini çeken bir Başbakan ile karşılaşıyoruz. O da Binali Yıldırım" dedi. Kılıçdaroğlu, dünkü Meclis grubundaki konuşmasında özetle şunları söyledi: Anayasayı önemli kılan her yurttaşın haklarını güvence altına almasıdır. Benim hak arama güvencem anayasa teminatı altında olmalıdır. Bazı vatandaşlarımız diyor ki, 'Bir kişiye yetki verelim, o Türkiye'yi yönetsin, kavga dövüş olmaz.' Dünyada yetkilerin tek elde toplandığı kavgasız dövüşsüz bir örnek yoktur. En son örneği Hitler'dir, Almanya'dır; seçimle gelmiş, bütün yetkileri üzerine almıştır. Hitler sadece Almanya'yı, Avrupa'yı değil bütün dünyayı kana bulamıştır. Şimdiye bakıyorum, anayasa değiştirecek bir ortam var mı? OHAL var, kimse korkudan konuşamıyor. Her an, herkes tutuklanabilir, mal varlığına el konulabilir. Düşünebiliyor musunuz anayasa değişikliği yapılacak, TBMM'nin etrafında TOMA'lar, polis araçları, kamyonlar var. Ya ne oluyor savaş mı, TBMM'ye saldırı mı var? Böyle bir ortamda anayasa değiştiriyoruz. Üniversiteler, rektörler, hukuk fakülteleri, barolar konuşamıyor. Böyle bir ortamda dayatma kültürüyle anayasayı değiştiriyoruz. Ne yapmak istiyorlar? Yüzde 51 ile seçilen cumhurbaşkanına, milletin yüzde 100'ünü temsil eden TBMM'yi feshetme yetkisini veriyorlar. Makul, aklını kullanan bir insanın kabul edebileceği bir şey değil. Milli iradeye ihanettir. Mustafa Kemal Atatürk'e verilmeyen yetki, Türkiye'yi felakete sürekleyen birisine verilecek. Üstelik hem PKK'nın hem IŞİD'in, hem FETÖ'nün kandırdığı adama verilecek. Neyine yetmiyor Cumhurbaşkanlığı? Bu ülke seni aldı, milletvekili yaptı, Genel Başkan yaptı, Başbakan yaptı, Cumhurbaşkanı yaptı. Bir köşk demedi sana 1100 odalı saray verdi. Daha ne istiyorsun arkadaş ya, otur yerine, daha ne istiyorsun? Bu anayasa çıkarsa Başbakan diye bir kurum olmayacak. Böylece Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kendi ipini çeken bir Başbakan ile karşılaşıyoruz. O da Binali Yıldırım. Bizim 100 yıllık birikimlerimizi çöpe atıyorlar, amaç TBMM'yi Cumhurbaşkanlığı'nın arka bahçesi haline getirmek. Anayasa değişikliği yürürlüğe girerse gensoru da kalkıyor, malı istediği kadar götürebilir artık. Bu nasıl bir anlayıştır, kul hakkına saygı duyuyorsan bu anayasaya karşı çıkacaksın. TBMM'nin temel özelliği, kanun yapma tekelini kendilerinde tutmalarıdır. Başka bir otoriteye kanun yapma yetkisi veremez. Türkiye sürekli olarak OHAL döneminin içine girecek. Herkes kendi vicdanına sorarak, çocuklarının geleceği için, Gazi Meclis için, onun itibarını korumak için, Türkiye'nin itibarı için oy kullanmalıdır; birilerine yalakalık yapmak için oy kullanmak milletvekiline yakışmaz. Freni patlamış kamyon gibi gidiyoruz. Tek dertleri başkanlık.
Hürriyet

Fetö algısını boşa çıkarın
Başbakan Binali Yıldırım, büyükelçilere görev yaptıkları ülkelerde 15 Temmuz darbe girişimini, FETÖ ve diğer terör örgütleri ile mücadeleyi ve Meclis gündeminde olan anayasa değişikliğini iyi anlatmalarını istedi. Çankaya Köşkü'nde 9. Büyükelçiler Konferansı nedeniyle Ankara'da bulunan büyükelçilere yemek veren Yıldırım, konuşmasında özetle şu mesajları verdi: 15 Temmuz darbe girişimi; 2016'ya damgasını vuran ülkemiz açısından en önemli yaşadığımız olaydır. 15 Temmuz ve sonrasında olup bitenleri dünyaya en doğru şekilde anlatmanız gerek. Bölücü terör örgütlerinin de, PKK'nın da yine algı operasyonları Avrupa ağırlıklı olmak üzere devam ediyor. Bugün DEAŞ da, PKK da Avrupa'da terör örgütü olarak tanınıyor ama DEAŞ'ın propagandasına orada izin veriliyor mu, katiyen izin verilmez. Avrupa terör örgütleri arasında ayrım yapıyor. PKK'ya gelince müsamaha, DEAŞ'a gelince müsamaha yok. Terör örgütlerinden birini diğerine tercih etmek dünya barışına yapılabilecek en büyük ihanettir. Türkiye asimetrik bir saldırı altındadır. Birçok ülke terörle, özellikle DEAŞ terör örgütüyle mücadelenin sadece lafını yapıyor. Türkiye bölgenin istikrarı için, çok büyük mücadele veriyor. Sonunda inisiyatif almak, oradaki akan kanı durdurmak ve ülkenin acılarını sona erdirmek için ülkemiz çok daha aktif bir rol aldı ve ateşkesi başlattık. Bu bir adım, geç de olsa önemli bir adım. Eğer bir yol kazası yaşamazsak, bundan sonrası siyasi çözüme giden bir yolun başlangıcı olacak. Dünyaya bakıyoruz; 'Türkler çok güzel iş yapıyor, hakikaten örnek bir ev sahipliği yapıyor' deyip, sırtımızı sıvazlamaktan başka şey yaptıkları yok. Avrupa ülkeleri bol bol konuşuyor. Ya bırakın konuşmayı siz de biraz yük alın. Avrupa'nın güvenliği Türkiye'den başlar. Eğer Türkiye güvenli olmazsa Avrupa hiç güvenli olmaz FETÖ fakir fukaradan topladıkları paraları algı operasyonu yapmak, Türkiye'nin ekonomisine güvenliğine zarar verecek her türlü faaliyetler için oluk oluk para harcıyorlar. Türkiye'ye düşmanlık edenlerin hak ettikleri cezayı verecek güce, kuvvete sahip bir ülkedir. FETÖ mücadelesi birinci konumuz. Bulunduğunuz ülkede Türkiye'nin doğru tanıtılması, algı operasyonuna maruz kalmaması için elinizden geleni yapın. FETÖ sadece bizim için tehdit değil. Aynı zamanda bulunduğunuz ülkeler için de büyük tehdittir. Bu farkındalığı oluşturmak en önemli önceliğimizdir. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiyoruz. Bakanlar Kurulu, Başbakanlık pozisyonu kalkıyor, kendi kabinesi oluyor. Cumhuriyetin kuruluşundan beri yapılan en köklü değişiklik. Temelini 2007'de Cumhurbaşkanı seçilemeyince attık. Diğer başkanlık sistemlerine göre yeni bir boyut. Sonuçlarını göreceğiz. Uzlaşma kültürü ve demokrasinin gelişmesine inşallah vesile olur. Size de sorular gelir, ilk ağızdan sizin en iyi cevapları vermeniz lazım. Dış dünyada buna karşı da bir ilgi var. Bildik örgütler istismar etmek için hazırlık içinde. Onlar hareket etmeden siz hareket edin, anlatın. Türkiye'nin doğru tanıtılması, algı operasyonuna maruz kalmaması için elinizden geleni yapın. Ne ihtiyaç varsa karşılamaya hazırız. Türkiye aleyhine yapılacak faaliyet bizden çok sizi rahatsız eder. Aktif olun hemen tepkinizi verin.
Milliyet

SPOR
CEV Şampiyonlar Ligi Kadınlar D Grubu 2. maçında Vakıfbank, Eczacıbaşı Vitra'yı 3-2 yenerek liderliğe yükseldi. Birinci sette Vakıfbank ortadan atakları ve bloklarıyla bir anda 6-4 öne geçti. Zhu'nun sayısıyla ilk teknik molaya 8-4 önde giren sarı-siyahlı takım, file üstünlüğü sayesinde ikinci teknik molayı da 16-14 önde tamamladı. Eczacıbaşı, Boskovic'in smaç sayılarıyla 19-19'da eşitliği yakalamasına rağmen Lonneke ve Zhu'nun atakları sonrası 35 dakika süren seti Vakıfbank 25- 21 kazandı. Başabaş başlayan 2. sette 7-7'den sonra Zhu'yu dörtte iyi kullanan Vakıfbank bu seti de 25-21 alarak durumu 2-0 yaptı. Ancak rakibi karşısında pes etmeyen Eczacıbaşı 3. sette rüzgarı tersine döndürdü. Turuncu- beyazlı ekip özellikle Boskovic ve Hande ile etkili olduğu bu seti 25-21 önde tamamlayarak farkı bire indirdi: 2-1 4. seti de Eczacıbaşı 25-20 alarak skora denge getirdi ve maç tie-break setine gitti. Bu sette hakem kararlarına devamlı itiraz eden Vakıfbank antrenörü Guidetti hakem tarafından ihraç edildi. Tie-break setinin ilk bölümünü 8-6 Vakıfbank önde tamamladı. Eczacıbaşı Boskovic'in çabası ile ayakta kalmaya çalışırken, Vakıfbank, Rasic'in blokları, Zhu sayılarıyla seti 15-10 kazanarak 3-2'lik galibiyete uzandı.
Milliyet

Galatasaray'da Lukas Podolski ile yollarını ayırmak için gün sayıyor. Sarı-kırmızılıların "20 Ocak'a kadar kararınızı verin" restine Çinliler kısa süre içinde karşılık verdi. Beijing Guoan Kulübü, 32 yaşındaki Alman futbolcunun transferinde kararlı olduğunu yineledi ve belirtilen tarihten önce bu işi bitireceğini iletti. Böylece Galatasaray Lukas Podolski'yi 7 milyon euroya Çin kulübüne satacak. Daha önce menajerler aracılığıyla Galatasaray'la temas kuran Çinliler resmi yoldan sarı-kırmızılılara tekliflerini bildirdiler. Çin ekibi, "Hiç merak etmeyin. Bugün 20 Ocak'a kalmayacak. Hem siz hem biz mutlu olacağız. Podolski'yi alıyoruz. Buna göre planlarınızı yapabilirsiniz" mesajını ilettiler. G.Saray öneriyi kabul etti ama transfere nokta konulması için Lukas Podolski'nin 'tamam' demesi bekleniyor. Ülkesinden dönen Lukas Podolski'nin Çin kulübüyle görüşmesinin sonuçlanmasını bekleyen Galatasaray buna göre transferde forvet hattına takviye yapacak. Konuyla ilgili dün Milliyet'e konuşan Galatasaraylı idareciler ise, "Podolski artık gitti denilebilir. Çin kulübüyle alacağı para konusunda detayları görüşüyor. O noktalanır noktalanmaz bu transfer açıklanır" dediler. G.Saray Podolski'den gelecek parayla forvet dışında stoper ihtiyacını da karşılayacak.
Milliyet

Yılan hikayesine dönen Mehmet Ekici transferinde rest üzerine rest geliyor. Fenerbahçe'nin ısrarla kadrosuna dahil etmek istediği Ekici'ye karşılık, Aatıf'ın bordo-mavili takıma gitmek istemediğini açıklaması Başkan Aziz Yıldırım'ı çileden çıkarmıştı. Yıldırım'ın, "Ya Trabzon'a, ya A2" takımına gidersin" çıkışına Faslı oyuncu aynı biçimde tepki gösterip, "İsterseniz süründürün, bir yere gitmiyorum" karşılığını vermişi. Şimdi bir rest de Mehmet Ekici'den geldi. Ekici'yi sezon sonu bedelsiz göndermek istemeyen Trabzonspor Başkanı Muharrem Usta, Beşiktaş'ın devreye girmesinden sonra önemli bir hamle yaptı. Usta, siyah-beyazlı ekibi Olcay Şahan artı 1.5 milyon euroya ikna etti. Taraflar prensipte anlaşma sağladı. Durum Ekici'ye bildirildi. Ancak deneyimli oyuncu Beşiktaş önerisine karşı çıktı ve "Ben Fenerbahçe ile anlaştım. Ya şimdi kulübüme para kazandırarak giderim veya sezon sonu kontratım bittiğinde ücretsiz ayrılırım" ifadelerini kullandı. Ekici transferinden para kazanmak isteyen Trabzonspor Kulübü, Beşiktaş ile anlaşma sağlanmasına karşın futbolcusunun katı tutumu karşısında yeni formül arayışlarına girdi. Teknik Direktör Ersun Yanal'ın da olumlu baktığı Olcay takasının hayata geçirebilmesi, bu kez de Mehmet Ekici'nin ikna edilebilmesine bağlandı. Ancak Fenerbahçe Kulübü ve Ekici arasında imzalanan gizli protokolün, bu oyuncunun şimdi olmasa bile sezon sonunda sarı- lacivertli ekibe gitmesi için bağlayıcı bir unsur taşıdığı iddia ediliyor. Bu arada Trabzonspor'un Fenerbahçe ile şu ana kadar herhangi bir bonservis pazarlığına girmediği, sarı- lacivertli ekibe rakam bildirilmediği öğrenildi. Aatıf'ın takas olmayı kabul etmemesinin ardından Fenerbahçe'nin Mehmet Ekici için bir teklif sunduğu ve Trabzonspor'dan yanıt beklediği bildirildi.
Milliyet

2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Türkiye ile Hırvatistan arasında oynanan tarihi maçın iki önemli aktörü 9 yıl sonra Antalya Belek'de karşı karşıya geldi. Çeyrek finalde ay-yıldızlı ekibimiz 1-0 geride iken 120 artı 2'de attığı golle eşitliği sağlayan ve maçı penaltılara taşıyan Semih Şentürk ile o karşılaşmanın İtalyan hakemi Roberto Rosetti, Belek'te kamp yapılan otelde karşılaşınca duygusal anlar yaşandı. Eskişehirspor takımıyla birlikte Belek'te ikinci yarı hazırlıklarını sürdüren Semih ve Merkez Hakem Kurulu devre arası semineri nedeniyle aynı otelde kalan UEFA eğitimcisi Roberto Rosetti, hafızalardan silinmeyen maçla ilgili anılarını paylaştı. MHK Başkanı Yusuf Namoğlu ve kurul üyesi Murat Ilgaz ile sohbet eden Rosetti'nin yanına gelen yıldız oyuncu, kendisini tanıtınca, İtalyan hakem hocası, "Çok ilginç. Dünya gerçekten küçükmüş. Yıllar sonra kimin aklına gelirdi burada karşılaşacağımız" ifadelerini kullandı. Semih Şentürk ise uzatmanın uzatma dakikalarında attığı golü hatırlatıp, "Sizi de o maçta epey yormuştuk. Uzatma vermeseydiniz belki de Avrupa üçüncüsü olamayacaktık" esprisini patlattı. Bir süre sohbet eden ve karşılaşmayla ilgili anılarını tazeleyen Roberto Rosetti ile Semih Şentürk'e, Namoğlu ve Ilgaz da eşlik edince, ortaya keyifli bir sohbet çıktı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder