27 Ocak 2017 Cuma

27.01.2017 Genel Gündem



27.01.2017

GÜNDEM

Darbeciler Atina'da Kaldı
Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) üye oldukları ve 15 Temmuz darbe girişiminde aktif rol aldıkları gerekçesiyle Türkiye'ye iadeleri istenen 2'si binbaşı, 4'ü yüzbaşı, 2'si de başçavuş toplam 8 asker dün haklarındaki iade talepleri için son kez hâkim karşısına çıktı. Askerler, birbirlerine kelepçeli olarak Yunanistan'da Yargıtay seviyesindeki Yüksek Mahkeme'ye getirildi. Mahkeme, 16 Temmuz'da askeri bir helikopterle Dedeağaç şehrine kaçan askerlerin Türkiye'ye iade edilmemelerini kararlaştırdı. Yüksek Mahkeme, 'insan hakları ve insan onurunun Avrupa ve Yunan hukuku için her şeyin üstünde olduğu" gerekçesiyle binbaşılar Gençay Böyük ve Ahmet Güzel, yüzbaşılar Abdullah Yetik, Süleyman Özkaynakçı, Uğur Uçan ve Feridun Çoban ile başçavuşlar Mesut Fırat ve Bilal Kurugül'ün başka bir neden yoksa serbest bırakılmasını da kararlaştırdı. 15 hâkimden sadece 1'i askerlerin Türkiye'ye iadeleri yönünde oy kullandı. Askerlerin avukatlarının "Türkiye'ye iade edilirlerse işkence görecekler, adil yargılanmayacaklar ve idam cezası çıkması durumunda infaz edilecekler" iddialarında da haklılık payı bulan mahkeme, askerlerin Türkiye'de suç işleyip işlemediklerine bakmaksızın bu kararı aldığını da açıkladı. Darbeci askerler mahkemenin kararını duyunca sevinçle birbirlerine sarıldılar. Hürriyet'e konuşan kaçak askerlerin avukatı Hristos Milonopulos "Yüksek Mahkeme doğru ve adil bir karar verdi. İnsan hayatı her şeyden önemlidir" dedi. Kaçak askerlerin serbest kalmalarıyla birlikte devam etmekte olan iltica taleplerine ilişkin sürecin tamamlanmasını bekleyip beklemeyecekleri de henüz bilinmiyor. Kaçakların iltica sürecinin tamamlanmasını beklemeden başka bir ülkeye gitmeleri ihtimali var. Kararın ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında 8 darbeci asker hakkında tutuklanmalarına yönelik yakalama kararı çıkarıldı. Savcılık ayrıca 8 asker hakkında kırmızı bülten çıkartılmasını da talep etti. Dışişleri Bakanlığı da iade talebininin reddedilmesine tepki gösterdi. Açıklamada, "Geçmişinde darbeler yaşamış bir ülke olarak Yunanistan maalesef bu kararla darbecileri koruyan, kollayan bir ülke konumuna düşmüştür" denildi.
Hürriyet


En Yakınımı Dinlediler
Adli Veri Bankası Tanıtımı'nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım, 17 Aralık sürecinde en yakınındaki bir kişinin yasadışı dinlendiğini söyledi. Darbecilere açılan davalarda vatandaşların sonuç beklediğini vurgulayan Yıldırım, "Yargının hak ettiği güveni kazanması için yargılamada hızlanmamız lazım. İnsanlar adaletin erken tecelli etmesini, yüreğinin soğumasını arzu ediyor" dedi. Yıldırım, özetle şöyle konuştu: "Memnuniyette yüzde 10'luk bir artış olmakla beraber bugün kamuoyunda yargı ile ilgili algı henüz istediğimiz düzeyde değil. Hedefimiz yüzde 75 ve üzeri olmalı. Maalesef son yıllarda adalet sisteminin hiç hak etmediği olayları birlikte yaşadık. Erzincan'da başlayan sonra büyüyen yargı ile ilgili kamu vicdanını, vatandaş vicdanını yaralayan bir takım gelişmeler yargı ile ilgili yeni bir reformu gündeme getirdi. Ancak bir tehlikeyi bertaraf ederken farkında olmadan başka bir tehlikenin kapımızı çaldığının farkına varamadık. Bizim memleketin bir tabiri vardır 'Tatarından kurtardık, beterine rastladık.' FETÖ'cüler sinsice maalesef 2010 referandumundan sonra yürüttükleri faaliyetleri aleni hale getirmiş ve yargıyı tamamen kendi kirli emelleri uğruna kullanma cehaletine gitmiştir. Ulaştırma Bakanlığı dönemimde, 'trafikte hız felakettir, internette hız berekettir' dedik. Buna şunu da ilave ediyorum. 'Trafikte hız felakettir, adalette, yargıda hız berekettir.' Yargının hak ettiği güveni kazanması için yargılamada hızlanmamız lazım. İnsanlar adaletin erken tecelli etmesini, yüreğinin soğumasını arzu ediyor. Sayın Bakanım, ülkemizin en acil konusu adaletin hak ettiği itibarı kazandırmak. Vatandaşın söylediğini söylüyorum; yargı soruşturmayı polise, kovuşturmayı da bilirkişiye havale etmiş. Bunun adına da yargı diyorlar. Bu haksızlık. Soruşturmanın neden polise, kolluğa havale ettiği kanaati var. 17 Aralık'ta biz bunu gördük. Polise birisi isimsiz imzasız ihbarda bulunuyor bu masada oturan, yanındaki masada oturan da onu alıyor. Sınırsızca dinlemeler, hukuka uymayan delil toplamalar, bunları dosyalıyor ve gidiyor savcılığa toptan bir onay alıyor ve işlem başlıyor. Bu yargı değil, bu yol, yol değil. Sonunda 17 Aralık'ta bütün foyaları ortalığa çıktı. İsim vermeyeyim, benim en yakınımdaki insana dinleme yapılıyor. Bir şekilde öğreniyorum. O dönem İçişleri Bakanı'na söylüyorum, gidiyor ilgili birime, 'Böyle bir şey yok' diyor. Adalet Bakanı'na söylüyorum. Diyor ki 'Böyle bir şey yok.' 'Olmaz diyorum, bir daha bakın' diyorum. Bir daha bakıyorlar bir şey yok. UYAP'a bakıyorlar, polisin dosyalarına bakıyorlar bir şey yok. 2 gün sonra bu dinleme kesiliyor. 2. hâkimlikten yapılan bu dinleme 4. hâkimlikten tekrar başlıyor. Sonra arkadaşları yeniden yola çıkarıyoruz yine bir şey yok. O dosya 17 Aralık'ta önümüze çıkan dosyadır. Ne UYAP'a koyuyorlar, ne soruşturma numarası veriyor. Tamamen masa altı, tamamen yasadışı bir işlem. Bu camiaya yakışır m? Alçak FETÖ örgütüyle ilgili temizlikte yargıdaki başarımız diğer kurumlara göre çok iyidir. 3 bin 581 hain aranızda yok. Ana kademelerde hâlâ bu yapıya sahip insanlar mutlaka vardır. Bu konudaki çalışmalara rehavete düşmeden özellikle devam etmenizi bekliyorum."
Hürriyet

Yunanistan Darbeci Askerleri İade Etmedi
Yüksek mahkeme hakimleri, FETÖ mensubu askerleri gruplar halinde salona çağırarak haklarındaki kararları bizzat yüzlerine okudu. Mahkeme, darbe girişiminin ardından TSK'ya ait helikopterle Yunanistan'a kaçan askerler için Türkiye'nin iade talebinin reddedildiğini bildirdi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yunanistan'a kaçan ve iltica talebinde bulunan sekiz darbeci asker, bugün bir kez daha hakim karşısına çıkarılmıştı. Darbeci askerler hakkındaki nihai kararın 23 Ocak'ta açıklanması bekleniyordu. Ancak bir hakimin kaza geçirmesi, diğer iki hakimin de kesin görüş bildirmemeleri nedeniyle duruşma düneertelenmişti. Darbeci askerler savunmalarını "Türkiye'de adil yargılama olmadığı", idam tartışmaları nedeniyle "hayati tehlikelerinin olacağı" tezi üzerine kurmuştu. Mahkeme kararını verirken bu 'tehlikelerin' göz önünde bulundurulduğu belirtildi. Yunanistan'daki darbeci askerlerin dosyasını takip eden İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat Zeki Arıtürk, kararı değerlendirirken "Bu karar, hukuken nihai bir karardır. Ancak siyasi olarak nihai değildir. Son sözü Yunan Adalet Bakanlığı söyleyecek. İsterse Adalet Bakanlığı, bu askerleri iade edebilir" ifadelerini kullandı. Arıtürk ayrıca, "Hain FETÖ'cülerin iadesi için henüz bitmiş bir şey yoktur… Yunanistan, siyasi ve hukuki olarak ikili oynamakta ve bizlere verdiği sözü tutmamaktadır. Yunanistan'ın iade etme kararı vermesi gerekirken, hainler için verilen ret kararı taraf olduğumuz 'Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi'ne göre yanlış bir karardır. Hukuki olarak adaletin yer almadığı bir süreç yaşandığı aşikardır" şeklinde konuştu.
Vatan

-30 Derecede Şeytan Üçgeninde
Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'ndeki 34'üncü Hudut Tugay Komutanlığı Tekeli 2'nci Hudut Taburu'na bağlı Mirgesav Üs Bölgesi'nde görev yapan Hudut Kartalı olarak adlandırılan Mehmetçiğin çetin kış koşullarındaki mücadelesine DHA muhabirleri de tanık oldu. Mehmetçik, terör örgütü PKK'nın bölgede kış üslenmesine ve kaçakçılık ticaretine darbe vurdu. Irak'taki Hakurk, Kalereş ve Ari kamplarından gelen PKK'lı teröristlerin geçişine izin vermeyen 2807 rakımdaki Hudut Kartalları, sık sık hareketlilik yaşanan bölgeleri ağır silahlarla ateş altına alıyor. Tekeli 34'üncü Hudut Tugayı 2'nci Hudut Taburu'na bağlı Mirgesav Üs Bölgesi, hudut güvenliğini sağlamak, terörle ve örgütün finans kaynağı kaçakçılıkla mücadele etmek maksadıyla 2 Mayıs 2016'da 2807 rakımda adeta kartal yuvasını andıran Mirgesav Dağı üzerine kuruldu. Özellikle Kuzey Irak'taki Hakurk, Kalereş ve Ari kamplarındaki PKK'lı teröristlerin Türkiye topraklarına Şemdinli İlçesi üzerinden giriş yaptığı önemli güzergahlardan biri olan Berekeşk, Masure Yaylaları ile Yiğitler hattını Hudut Kartalları kapatınca, teröristlerde alan hakimiyetini kaybetti. Üs bölgesinin kurulmasından sonra geçişleri kapatılan ve kıskaca alınan PKK'lı teröristler ile Mehmetçikler arasında sık sık sıcak temas sağlandı. Örgütün finans kaynağı olan kaçakçılık önlenince PKK'lılarla yaşanan yoğun çatışmalarda Mirgesav Üs Bölgesi'nde 5 şehit verildi. Çatışmalarda çok sayıda terörist de etkisiz hale getirildi. Üs bölgesine, kurulduğu tarihten itibaren 3 sızma girişimi yapılırken, 48 havan, 74 Doçka ve Kanas saldırısı oldu. Ancak Mehmetçiğin anında karşılık vermesiyle PKK'lı teröristler amacına ulaşamadı.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,8634-3,8660                       
Euro: Euro 4,1263-4,1311
Sterlin: 4,8669-4,8722
Gram Altın: 147,2449-147,3999

Bu Şirketler Uçuyor!
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), "Türkiye'nin en hızlı büyüyen 100 şirketini" belirledi. 2012'den 2015'e üç yıllık büyüme hızları değerlendirilerek oluşturulan en hızlı 100 şirketi listesinin başında yüzde 4472.9 büyüyen Ares Tersanecilik yer alırken; listede bulunan şirketlerin üç yıllık ortalama büyüme hızı da yüzde 438.1 oldu. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Bu firmalarda israf sıfır. Kayserili olunca sıfır israf çok hoşuma gidiyor" dedi. TOBB öncülüğünde ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) işbirliğinde yapılan yarışmanın ödül töreninde konuşan Hisarcıklıoğlu, rakamlarla Türkiye'nin en hızlı büyüyen 100 şirketini anlattı. Bu şirketlerin ortalama büyümesinin yüzde 438 olmasını "müthiş" olarak değerlendiren Hisarcıklıoğlu, "Çünkü Türkiye'deki milli gelir artışının 12 kat üzerinde bir performans gösterdiler. Çalışan başı üretimlerini, yani verimliliklerini ise ortalama yüzde 176 artırdılar. 2015 yılında ortalama 68 milyon TL'lik satış yaptılar, her biri ortalama 111 kişiye istihdam sağladı" dedi. Şirketlerin ortak özelliğinin yenilikçi olmaları, dijitale önem vermeleri ve çalışanların eğitimine ayırdığı kaynağı masraf olarak görmemeleri olarak sıralayan Hisarcıklıoğlu, "İnşaattan, lojistiğe; gıdadan, tekstile; plastikten, bilişime çok sayıda farklı sektörden şirketler var. Bu çeşitlilik aslında ülkemizde her sektörde fırsatlar olduğunun; doğru iş modeliyle her sektörde başarının yakalanabileceğinin en güzel ispatı. Bu 100 şirketin 73'ü 2017'de yeni yatırım yapmayı planlıyor" dedi. Şirketlere, "Büyümeyi doğru yönetin. Gelir-gider ve borç dengesini titizlikle takip edin. Hesaplanmamış riskler almaktan kaçının. Muhasebenize çok iyi hakim olun" tavsiyesinde bulunan Hisarcıklıoğlu, "Gelmiş geçmiş en iyi basketbolcular arasında gösterilen Michael Jordan ne diyor: 'Kariyerimde 9 bin atış kaçırdım. Neredeyse 300 maçı kaybettim. 26 sefer maç sayısı alamadım ve takımım maçı benim yüzümden verdi. Başarısızlıklarım olmasaydı, başardıklarımı hayal bile edemezdim" örneğini verdi.
Hürriyet

Tek Faiz Yeter!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, faiz oranları konusunda görüşünün aynı olduğunu ve öteden beri söylediğini dile getirerek "Faizi artırmak, kuru da enflasyonu da olumsuz istikamette etkiler. Hatta ben özellikle faizde, taban tavan meselesinin dahi kaldırılmasını, sadece politika faizinin kalmasını savunan birisiyim" diye konuştu. 3 ülkeyi kapsayan Afrika ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, Merkez Bankası'nın salı günü aldığı faiz kararını değerlendirdi. Faizle işsizliğin azaltılamayacağına dikkat çeken Erdoğan, " Niye? Çünkü girişimci yatırım yapamayacaktır. Bankalar kalkıp da, faizler yükseldi diye girişimciye kredi mi verecek? Hayır. Girişimci, müteşebbis, yüksek faizle zaten kalkıp yatırım yapamaz ki; yatırımını artıramaz, sıfırdan yeni bir yatırıma da giremez" dedi. Erdoğan, faizle enflasyonun doğru orantılı olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Başka yerlerde şey aramayın; yok domates yok biber, hepsi hikâye. Bu işin ana sebebi faizdir. Kur baskısından kurtulmak için yerli paraya geçmek şarttır. Bakın Rusya ile bu konuda anlaştık, Çin keza, İran keza öyle. Şu anda bunlar buna zaten geçecekler. Avrupa'daki ülkelerde de yerli paraya geçme şeyi başladı. İngiltere'nin bu noktaya gelmesi zaten bundandır. Biz Rusya ile ilişkilerde yerli paraya girer de bunu yaparsak, kur baskısından parayı kurtarmış olacağız. İran ile öyle, Çin ile öyle." Çin ve Rusya'nın dünya ekonomisinde güçlü bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, yerli parayla ticaretin kolay olmadığını ancak her kutlu doğumun da sancılı olacağını vurguladı. Erdoğan, Rusya ve Çin'in 'Benim paramı niye başkası belirlesin? Kendi paramı kendim belirlemeliyim' dediğini aktararak şöyle konuştu: "Bana göre de altın, aslında bu işte en belirleyici unsurdur. Hatırlarsanız ilk zamanlarda ben yastıkaltı altın ve TL dedim. Bana bir arkadaşım geldi, 'Bu, cari açığımızı artırır' dedi. Niye? Biz dışarıdan altın alıyormuşuz da o yüzden artırırmış. Bana bunu diyen arkadaşın kavrayamadığı şey şu: Altını alsan bile o bir değer olarak sende kalıyor; sen o gelen altını bir yerlerde değerlendirme yoluna gitmiyorsun, tam aksine döviz vs beni bu sarmaldan kurtarsın diyorsun. Dolayısıyla Rusya, Çin vb. ülkelerin kur baskısından kurtulmak için bir çare arayışında olmaları son derece normal."
Hürriyet

Yükseliş Trendi Başladı
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Türk ekonomisinde son dalgalanmaların en dibinin görüldüğünü, artık yükseliş trendine girildiğini belirterek, sürecin ekonomide kalıcı tahribata yol açmadığını söyledi. Canikli Suriye'deki işlerin tamamen düzelmesiyle Türkiye'nin bölgeye ticaretinin patlayacağını da dile getirdi. Canikli Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) Türkiye'nin en hızlı büyüyen 100 şirketini açıkladığı programdaki konuşmasında, "Dalgalanmanın en dibini gördük. Artık yükseliş başladı. Kalıcı tahribat yok. Bundan sonra dalgalanma biraz daha sakinleşecek" diye konuştu. Hükümetin 2016 sonunda firmaların piyasada nakit sıkıntısını rahatlatmak için oluşturduğu kredi hacmine başvurular konusunda da Canikli, "Bugün itibariyle toplam talep 40 milyar lira. Ama bizim hacim 250 milyar lira. Bu nedenle önümüzde finansal sıkıntısı olan firmalar olursa gideririz" dedi. Canikli kredi imkânından her firmanın yararlanacağını belirterek, şöyle devam etti: "Bankalara en ufak hayat emaresi olan firmaya destek verip ayağa kaldırmalarını söyledik. Burada inisiyatif bankada değil bizde. Bankalara bir risk yok. Kefaleti Hazine veriyor." Kredi başvuru taleplerini toplamayı sürdürdüklerini de belirten Canikli, "En geç önümüzdeki hafta uygulama başlayacak. Bankalar taleplerin hepsini yerine getirecek" dedi. Ekonominin ağırlığının batıdan doğuya kaydığına dikkat çeken Canikli, "Bizim açımızdan fark etmiyor, batıya da kaysa doğuya da kaysa yolun hepsi Türkiye'den geçiyor. Trump'ın söylediklerini 'Trump etkisi' olarak adlandırırsak Türkiye ekonomisi bundan olumsuz etkilenmeyecek" diye konuştu.
Milliyet

Çanakkale'ye Gerdanlık
1915 Çanakkale Köprüsü'nü de içine alan Kınalı - Tekirdağ - Çanakkale - Savaştepe Otoyolu Projesi Malkara - Çanakkale kesimi için yapılan ihalede, 4 ortaklık teklif verdi. Japon, Güney Kore ve Çinli firmaların ilgi gösterdiği ihalede en iyi teklifi veren, Daelim (Güney Kore) - Limak - SK (Güney Kore) - Yapı Merkezi ortak girişim grubu (OGG) oldu. Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan, "Teknik yeterlilikleri ayrıntılardan sonra teknik olarak incelendikten sonra en kısa süreyi vereni sözleşmeye davet edeceğiz. Endüstri ve sanayinin gelişmesi adına bu projeleri çok çok önemsiyoruz. Sadece bölgesel kalkınma değil, ülkemizin kalkınması için çok önemli projeler. 15 firmanın 4 grup olarak teklif vermesi bizi memnun ediyor" dedi. Karayolları Genel Müdürlüğü'nde yapılan ihalede, Komisyon Başkanı ve Karayolları Genel Müdür Yardımcısı Sefer Tırman, 1915 Çanakkale Köprüsü dahil Malkara - Çanakkale kesiminin yapımının tamamlanmasıyla bahsi geçen otoyollarla entegre olduğunda Marmara Denizi etrafındaki otoyol ringinin de tamamlanacağını belirterek, "1915 Çanakkale Köprüsü dahil Malkara - Çanakkale Kesimi Otoyolu, bağlantı yolları da dahil yaklaşık 101 kilometre otoyol ve 2 bin 23 metre orta açıklıkla dünyanın en uzun asma köprüsü olacak. Otoyol ve köprünün tamamı 2x3 şeritli olacak. İnşaat süresi 5.5 yıl olarak planlanmış olup, Cumhuriyet'imizin 100. yılı olan 2023'te köprü ve otoyol hizmete açılacak şekilde planlama yapıldı" dedi. İhale için 11'i yabancı 24 şirketin ihale dokümanı satın aldığını belirten Tırman, bunlardan 4 ortak girişimin grubunun (OGG) teklif verdiğini bildirdi.
Milliyet

Gayrimenkulde Tarih Yazacaklar
İnşaat sektörü, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ekonomiye katkı için başlattığı 0.70 faiz oranı ve 120 ay (10 yıl) vadeyi içeren 'seferberliğin' ikinci hamlesini 1 Şubat'ta başlatıyor. Emlak Konut GYO'nun markalı konut üreticileriyle birlikte konutta vadeyi 20 yıla çıkaran kampanyasına sektör derneklerinden de destek var. Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (Konutder) ile Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği'nin (Gyoder) de dahil olduğu kampanya 30 Mart'ta sona erecek. 240 ay vadeli satılacak konutlarda faiz bandı 0.75- 0.85 aralığı olarak belirlendi. Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum'un da katıldığı toplantıda bir araya gelen sektör temsilcileri kampanyadan umutlu. Gyoder Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Avni Çelik, Türkiye'nin geçen yıl yaşadığı ve bu yıl yaşaması muhtemel olumsuzluklardan bahsederek, "Buradan yola çıkarak Konutder, Gyoder ve Emlak Konut GYO ile konut alıcısının konut edinmesini kolaylaştırmak için birtakım çalışmalar yaptık. 1 Şubat'tan itibaren Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar kolaylaştırıcı tedbirler alarak kampanyamızı başlatacağız" dedi. Çelik, 240 ay vade uygulamasının gelişmiş ülkelerde konut alımını kolaylaştıran kredi uygulamalarından olduğunu ve Türkiye'de uygulanacağını dile getirdi. Çelik, Türkiye'de ilk defa bir tüketicinin bu kadar uzun vade ile evini alacağını kaydederek, bankalarla görüşmelerinin sürdüğünü, devletin karar mekanizmalarının kendilerinin yanında olduğunu düşündüğünü söyledi. Aylık 0.75-0.85 faiz bandı aralığında belirlenen kredilendirmenin firmaların inisiyatifinde olduğunu anlatan Çelik, "Bir stok problemimiz yok. Bir yandan üretip bir yandan satacağız. Bu kampanya stokları eritmek için değil konut alımını kolaylaştırmak için. Kampanyanın uzatılıp uzatılamayacağını 30 Mart'ta oturup tekrar değerlendireceğiz" diye konuştu.
Milliyet

250 Milyarlık Ucuz Krediye Günlük Takip
Meclis Genel Kurulu'nda geçen hafta kabul edilen 'torba yasa' ile Hazine destekli kefalet miktarının 25 milyar liraya çıkarılması ve 250 milyar liralık kredi hacmi oluşturulmasına yönelik düzenleme önümüzdeki hafta başlıyor. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, talep toplanıldığını belirterek, "Kısa süre içerisinde en geç önümüzdeki hafta uygulama baslar. Bankalar bu taleplerin hepsini yerine getirecek. Burada inisiyatif bizde, bankada değil. Banka açısından da herhangi bir risk yok. Kefaleti veren Hazine. Bankanın hayır diyeceği kapıları kapatıyoruz" dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde, TEPAV işbirliğinde yapılan Türkiye'nin en hızlı büyüyen şirketleri yarışmasının önceki akşamki ödül töreninde konuşan Canikli, söz konusu kredilerle ilgili herhangi bir sıkıntı ile karsı karsıya kalınması halinde aynı gün çözüleceğini söyledi. Günü gününe sistemin takip edileceğini aktaran Canikli "Aynı gün aksamında hangi sektöre, ne kadar kredi verilmiş günlük bakacağız. Aksama, hedeften sapma olursa anında müdahale edeceğiz. Kesinlikle hiçbir firmamızın piyasadan çekilmesine müsaade edilmeyecek" dedi. Toplam yapılandırma talebi hacminin 40 milyar TL olduğunu aktaran Başbakan Yardımcısı Canikli, şunları söyledi: "Bizim hacim 250 milyar TL. Olur da bu gelişmeler nedeniyle finansal dengesi bozulacakların bu taleplerini bu pakette çözelim düşüncesi. Ulaşımı kolay olsun diye Kredi Garanti Fonu (KGF) ile yaptık. Olabildiğince finansman ucuz olacak. Sistem bankalar üzerinden yürüyecek. Bankalara sunu söyledik hayat emaresi olan firma varsa kesinlikle bu desteği vereceksiniz ve ayağa kaldıracaksınız" diye konuştu. Başbakan Yardımcısı Canikli, küresel piyasalarda iyi bir oyuncu olmak için Türk firmalarına diğer oyunculara sağlanan finansal desteğin sağlanması gerektiğini kaydetti. Söz konusu desteğin yüksek fiyatla aktarılması halinde rekabetin mümkün olmayacağına dikkat çeken Canikli "Üretim için ucuz finansman diyor Sayın Cumhurbaşkanımız. Üretim boyutuyla anahtar kelimesi ucuz finansmandır. Bunun sağlanması gerekir" dedi.
Star

'Ekonomi En Dibi Gördü'
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, "Dalgalanmanın en dibini gördük. Artık yükseliş başladı. Kalıcı tahribat yok. Bundan sonra dalgalanma biraz daha sakinleşecek onu görüyoruz" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin son dönemde jeopolitik ve bölgesel risklerinin hızla azaldığını söyleyen Canikli, şöyle devam etti: "Suriye'de siyasi barışın sağlanmasının çok uzakta olmadığını söylememiz büyük bir iyimserlik olmaz. Orada işlerin yoluna girmesiyle, bölgeye ticaret adeta patlayacak. Bu bölge zaten talebin tüketimin çok yoğun olduğu bir bölge. Yeni fırsatlar ve talepler ortaya çıkacak." Hükümetin 2016 sonunda şirketlerin piyasada nakit sıkıntısını rahatlatmak için oluşturduğu kredi hacmine başvurular konusunda da Canikli, "Bugün itibarıyla toplam talep 40 milyar lira. Ama bizim hacim 250 milyar lira. Bu nedenle önümüzde finansal sıkıntısı olan firmalar olursa bu fon marifetiyle yine bunu gideririz" diye konuştu. Nurettin Canikli bu kredi imkanından her şirketin yararlanacağını belirterek, şöyle devam etti: "Bankalara en ufak hayat emaresi olan bir şirkete destek verip ayağa kaldırmalarını söyledik. İnisiyatif bankada değil bizde. Bankalara bir risk yok. Kefaleti Hazine veriyor. Kredi başvuru taleplerini toplamayı sürdürüyoruz. En geç önümüzdeki hafta uygulama başlayacak. Bankalar taleplerin hepsini yerine getirecek."
Vatan

DÜNYA

Duvar İnadı Yorum Tansiyonu Yükseltti
Başkan adaylığını ilan ettiği Haziran 2015'den bu yana "Meksika duvarını" seçim kampanyasının merkezine oturtan ABD Başkanı Donald Trump, göreve başladığı ilk haftada, söz konusu duvarın inşasına yönelik bir kararname imzaladı. İlk başından bu yana böyle bir projeyi finansı etmeyeceğini söyleyen Meksika ise, tutumunu yineledi. Trump, yasadışı göçü ve uyuşturucu ticaretini önleme gerekçesiyle sınıra duvar örülmesi talimatını verdi. Yeni Başkan, "ABD, bugünden itibaren sınırlarının kontrolünü geri alıyor" ifadelerini kullandı. Bununla birlikte, sınıra duvar inşa edilmesi planının nasıl yürürlüğe konulacağına ilişkin detaylı bilgi bulunmuyor. Dün sabah ABC televizyonuna verdiği mülakatta, duvarın maliyetinin ilk başta ABD'li vergi mükellefleri tarafından ödeneceğini söyleyen Trump, daha sonra bu paranın Meksika tarafından ABD'ye geri ödeneceğini söyledi. Meksika yönetimi ise masrafları ödemeyeceğini tekrar etti. Geçen yılın şubatta MSNBC'ye konuşan Donald Trump, Meksika ile 3 bin 201 kilometre uzunluğundaki sınırın sadece 1.609 kilometresine (1.000 mil) duvar yapılacağını, geri kalan bölgelerin doğal engellerle koruma altında olduğunu ve duvarın 8 milyar dolara mal olacağını söylemişti. Göç Politikaları Enstitüsü'nden Marcg Rosenblum ise, böyle bir duvarın inşasının 15 ila 25 milyar dolar tutacağını, yıllık masrafların ise 700 milyon doları bulacağını belirtiyor. Merkezi Teksas'ta bulunan inşaat şirketi Todd Sternfeld'in hesaplamalarına göre de, duvarın yapım maliyeti 26 milyar dolara kadar çıkabilir. Duvarın inşası için 10 milyon metreküp çimentoya ihtiyaç duyulduğu, bu miktarın, ABD'nin en yüksek ikinci barajı olan Hoover Barajı'nda kullanılan çimentonun 3 katına karşılık geldiği ifade ediliyor. ABD'nin Meksika ile sınırının bin 100 kilometrelik bölümünde, iki ülkeyi ayıran ancak tek parçadan oluşmayan ve yer yer kesintiye uğrayan duvar, çit ve tel örgüler bulunuyor. İngiliz The Telegraph gazetesine konuşan emekli ABD Gümrük ve Sınır Koruma yetkilisi Thad Bingel, duvarın inşası durumunda bunun insanların bölgeden geçmeyeceği anlamına gelmeyeceğini öne sürüyor. Bingel, "Her duvar atlatılabilir. İnsanlar onun altından ya da üzerinden geçebilir" diye konuştu. Trump, seçim zaferinin ardından Meksika sınırına "tamamen" duvar örüleceği söylemini değiştirip, sınıra inşa edilecek yapının kısmen duvar, kısmen çit olacağını belirtmişti.
Milliyet

'Güvenli Bölgeyi Rusya İstemez'
Türkiye'nin Suriye'deki iç savaşın başlangıcından beri ısrarla dile getirdiği "güvenli bölge" talebi, ABD Başkanı Donald Trump'ın dünkü açıklamasının ardından yeniden gündeme oturdu. Trump, ABC kanalına, Suriye'deki milyonlarca mültecinin "ülke içinde oluşturulacak güvenli bölgelerde" kalmalarının daha doğru olacağını belirterek "Suriye'de halk için kesinlikle güvenli bölgeler oluşturacağım" dedi. Trump'ın bugünlerde bu önerisinin de yer aldığı bir kararnameye imza atması bekleniyor. Suriye'de "ağır top" Rusya adına konuşan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise, ABD'nin kendilerine danışmadığını belirterek, "Bu planın tüm olası sonuçlarının hesaplanması gerekiyor" diye konuştu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu ise Türkiye'nin Trump'ın çalışmalarının sonuçlarını görmek gerektiğini söylerken, "Türkiye başından beri güvenli bölgeleri savundu" dedi. Rus ve ABD'li uzmanlar bölgede güvenli bölge talebini Milliyet'e değerlendirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi'nden Dr. Nina Belyakova, "Rusya'nın güvenli bölge 'cevabını' yorumlamak için 20 Aralık'ta Moskova'da yapılan açıklamayı unutmamak lazım. Suriye'nin toprak bütünlüğü ile bağımsızlığının korunması ve teröre karşı mücadele etmesi konusunda anlaşmaya varıldı. Bunun için hiçbir taraf veya ülke Suriye hükümetinin izni olmadan güvenli bölge kuramaz" dedi. Oklahoma Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi Direktörü Joshua Landis ise Moskova'da Türkiye'nin imzaladığı anlaşmada "Suriye'nin toprak bütünlüğü"ne ilişkin maddenin, "güvenli bölge kurulması konusunda" Rusya'nın, Suriye'de Türk askerinin varlığını uzun vadede kabul etmediği anlamına geldiğini öne sürdü. Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge kurma isteğinin Rusya tarafından reddedileceğini söyleyen Landis, Türkiye'nin, böyle bir bölge oluşturmasının ardından bir çatışma yaşanması veya arkasında siyasi bir destek istemesi durumunda NATO ve ABD'den destek aramasının gerekebileceğini ifade etti.
Milliyet

Suriye 'Arap' Cumhuriyeti Olmayacak
Sahadaki muhalif gruplar ile rejim yetkililerinin ilk defa bir araya geldiği Astana'daki Suriye zirvesinde Rusya'nın taraflara sunduğu anayasa taslağı basına sızdı. Interfax'ın haberine göre, Moskova yönetimi yeni anayasada ülkenin 'Suriye Arap Cumhuriyeti' olan resmi adının sadece 'Suriye Cumhuriyeti' olarak değiştirdi. Bir kez aday olma zorunluluğu getirilerek seçilmek için Müslüman olma gerekçesinin kaldırıldığı taslakta, Cumhurbaşkanının görev süresinin bir seferlik yedi yılla sınırlandırıldığı görüldü. Parlamentonun isminin 'Halk Topluluğu' olarak değiştirildiği metinde yargı mensuplarını atama yetkisi de Cumhurbaşkanlığından meclise tahsis edildi. Yeni anayasada ayrıca, Cumhurbaşkanının yetkilerinin oluşturulacak 'Bölgeler Meclisi' tarafından kısıtlanacağı belirtildi. Öte yandan ülkenin üniter yapısının korunacağının vurgulandığı metinde Kürtlere dillerini resmen konuşabilecekleri özerk bir mekanizma sağlandığı da dikkat çekti. Türkiye ile Rusya'nın mimarı olduğu Astana'da Suriyeli Kürtler Ankara tarafından da desteklenen Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) tarafından temsil edilmişti.
Star

Sözde Soykırım İddiaları Tarihçilere Emanet
Folketıng isimli Danimarka parlamentosunda, 1915 olayları ile ilgili Ermeni iddiaları konusunda Türkiye'yi "soykırımla" suçlayan metin gündemden düştü. Parlamentoda dün sabah yapılan oturumda Türkiye'yi eleştiren iki metin milletvekillerinin oylamasına sunuldu. Her iki metinde de tarafların tarihi belgeleri tarihçilere açması ve sorunun diyalog yoluyla çözülmesi önerisi yer aldı. Danimarka Dışişleri Bakanı Anders Samuelsen, "Hükümet olarak parlamentonun da bu tür bir ise kalkışmamasını öneriyoruz" seklinde konuşmuştu.
Star

Le Pen'den Ulusal Para Çağrısı
Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışacak aşırı sağcı Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen, günlük hayatta ulusal para birimine geçilmesini önerdi. Euro-1 radyo kanalına konuşan Le Pen, "Fransızlar günlük yaşamda kendi ulusal paralarını kullanmalı. Fransızların cüzdanında kendi ulusal paraları olmalı" dedi. Le Pen, bununla birlikte devletlerarası ve büyük şirketler arasındaki ilişkilerde ortak para biriminin kullanılabileceğini ifade etti. Le Pen geçtiğimiz hafta da, Avrupa Birliği'nin (AB) tüm branşlarda başarısız olduğunu savunmuş, "AB öldü ancak farkında değil" diye konuşmuştu.
Vatan

'Davud'un Sapanı' Testlerde Başarılı
ABD Füze Savunma Ajansı, İsrail ordusuyla ortaklaşa geliştirdikleri 'Davud'un Sapanı' füze savunma sisteminin son yapılan denemelerden de başarılı çıktığını açıkladı. İsrail'in Yanat'taki tesislerinde gerçekleştirilen denemelerde füze sisteminin tüm etaplarda başarılı bir performans sergilediği kaydedildi. İsrail merkezli Rafael İleri Savunma Sistemleri firmasıyla Amerikan Raytheon şirketinin ortaklaşa geliştirdiği 'Davud'un Sapanı', yüksek kalibreli roketler, kısa menzilli balistik füzeler ve havadan gelebilecek diğer tehditlere karşı savunma amacıyla tasarlanmıştı. Rafael firması, Davud'un Sapanı sisteminin ilk bölümünü İsrail Hava Kuvvetleri'ne Mart 2016'da teslim etmişti.
Vatan

POLİTİKA

Netice Alana Kadar Devam
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile görüşme konusunda çalışmaların sürdüğünü belirterek, öncelikli konunun Türkiye-ABD ilişkilerinin yeniden değerlendirilmesi olduğunu söyledi. "Su uyur düşman uyumaz" diyerek FETÖ ile mücadele için gerekli adımların atıldığını kaydeden Erdoğan, OHAL konusunda da "Netice alana kadar yola devam edeceğiz" dedi. Afrika gezisi dönüşü gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, özetle şunları söyledi: "(FETÖ ile mücadele, itirafçılar) Bizim güzel sözümüz var: Su uyur düşman uyumaz! Bunlar bu milletin, bu vatanın düşmanları. Tüm tedbirlerimizi alıyoruz. Şu anda yargının, güvenlik güçlerimizin yaptığı nedir? Bu anlamda gerekli adımları atmaktır. Burada şu kadar kişi alınsın sonra duralım, asla böyle bir şey söz konusu değil. Aynı şekilde OHAL ile ilgili olarak da, 'şurada keselim' diye bir şey de yok. Biz burada netice alana kadar yola devam edeceğiz. (Referanduma OHAL ile gidilmesi) OHAL ile gidilmesi çok daha rahat bir zemin de hazırlayabilir. Hükümetin de bu inançta olduğu kanaatindeyim. Çünkü OHAL ile seçim olmaz diye bir şey yok. Hatırlayın biz iktidara gelmeden önce de Türkiye'de OHAL vardı; seçim de OHAL ortamında yapılmıştı. OHAL'i o dönemde biz iktidara geldikten sonra kaldırdık. Avrupa Konseyi'nin, Avrupa Parlamentosu'nun, 'Şunu şöyle yapsanız, yoksa sizinle ilgili bir gözlemci süreci başlatacağız' şeklindeki yaklaşımları da hoş değil. Neticede bu millet kendi göbeğini kendi keser. Benim şehitlerimin hesabını onlar mı verecek? Bizim millete ve Allah'a hesap vermek dışında, hiçbir merciye hesap verme durumumuz yoktur. Yunanistan oraya sığınan sekiz alçağı hâlâ bize vermiyor. Ben kendilerini daha ilk akşam aradım, bana verdiği söz '15-20 gün içerisinde biz çözeriz'. Bunlar, Türkiye'de terör eylemi yapmışlar, burada yargılanmaları gerekir. İade işlemindeki gecikme, tabii ki güvenin de sarsılmasına neden olur. (İtirafçıların açıklamaları) İtirafçılar içerisinde elbette samimi olanlar çıkabilir. Ama geneli itibariyle hepsinin samimi oldukları da söylenemez. Aralarında 'Buradan bir şey çıkar mı ya da ben buradan yırtar mıyım' düşüncesiyle itirafçı olmaya kalkmış olanlar da bulunabilir. Yargı mensubu arkadaşlar, itirafçıların anlattıklarından, önümüzü açacak bazı şeyleri de yakaladıklarını söylüyorlar. Dolayısıyla onların bakışı çok daha farklı. Hakikaten itiraflar sayesinde ön açıcı ve yararlı bazı bilgilere de ulaşmış olabilirler."
Hürriyet
'Rejim Değişikliğini Herkese Anlatacağız'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün partisinin 3 saati aşan MYK toplantısına başkanlık etti. Milliyet'in aldığı bilgilere göre anayasa değişikliği teklifine ilişkin Anayasa Mahkemesi'ne başvuru dosyasına ilişkin görüş alışverişi yapıldığı sırada Kılıçdaroğlu, "AYM hukuku ve hukukun üstünlüğünü savunmuyor. OHAL kararıyla siyasi otoritenin emrine girdi" değerlendirmesinde bulundu. Kılıçdaroğlu'nun, Başbakan Binali Yıldırım'ın, "Teklifle, Meclis güçlenecek" sözlerini de şu sözlerle eleştirdiği öğrenildi: "Önümüzdeki teklife bakarak Meclis güçleniyor demek akıllara zarar bir tutum. Meclis, resmen kapatılıyor. Bir bina ve içinde 600 tane insan kalıyor. Bakanları atamayan, gensoru hakkı elinden alınan, kanun yapma tekelini saraya devreden, fesih yetkisini bir kişinin emrine veren Meclis nasıl güçleniyor meraklar içindeyim." Kılıçdaroğlu'nun teklife ilişkin olarak, "Tüm tartışmalara ve hükümet kanadından gelen farklı yöndeki açıklamalara karşın bir rejim değişikliği ve başkanlık sistemiyle karşı karşıyayız. 'Cumhurbaşkanlığı sistemi', 'Partili Cumhurbaşkanlığı' diyerek süreci manipüle etmeye çalışıyorlar. Bir apartman yönetici seçseniz, dairenizin tapusunu yöneticiye verir misiniz? Her şeyi bir kişinin iki dudağına hapsetmek istiyorlar. Türkiye'nin her yerinde, herkese, bize oy versin, vermesin hiç ayırmadan bu rejim değişikliğinin ne olduğunu anlatacağız. Türkiye bir kişiyi seçiyor, o seçilen kişi herkesi seçiyor. Valiyi, il başkanını, ilçe başkanını, kaymakamı, mahkeme başkanını atıyor. Bu rejim değişikliğini savunanlar sevmediği bir kişinin başkan olduğunu düşünsünler, evet oyu verecekler mi? 'Sevmediğim biri başkan olursa ne derim' diye düşünerek oy kullanmalı" ifadesini kullandığı öğrenildi.
Milliyet
Delili Olanlar Ayrı Pakette Yargılansın
Başbakan Binali Yıldırım, adalet camiasına, "15 Temmuz'daki görüntülerde insanları öldüren, insan üzerine bomba atanlar, bunu itiraf edenler, her türlü delili elde olanlar ayrı bir paket halinde neden yargılanamaz? Vatandaş bana soruyor. Ben de size soruyorum. Ayrı pakette yargılayın, vatandaşın yüreği soğusun" çağrısında bulundu. "Adli Google" olarak adlandırılan Adli Veri Bankası Tanıtım Töreni'ndeki konuşmasında Yıldırım, şunları söyledi: Erzincan'da başlayan, sonra büyüyen kamu vicdanını yaralayan birtakım gelişmeler yargı ile ilgili yeni bir reformu gündeme getirdi. Fakat bir tehlikeyi bertaraf ederken başka bir tehlikenin kapımızı çaldığının farkına varamadık. Bizim memlekette bir tabir vardır. 'Tatarından kurtardık beterine rastladık.' Hep şunu vatandaşa söylerdik. Trafikte hız felakettir internette hız berekettir. Buna şunu da ilave ediyorum. Trafikte hız felakettir, adalette hız berekettir. Yargının hak ettiği güveni kazanması için yargılamada hızlanmamız lazım. Geç kalan adalet adalet değildir. OHAL'i biz kendimize ilan ettik. Sebebi bu alçak örgütün mensuplarını başka türlü temizleme şansımız yok. Onun için OHAL devam edecek. OHAL dolayısıyla memuriyetten çıkarılanlarla ilgili yargı yolu kapalıydı. Bu yüzden de 70 bin bireysel başvuru AYM'de bekliyordu. Yaptığımız son düzenleme ile itiraz yolunu hukuki bir zemine kavuşturduk. İleride bu davaların AİHM'ye gitme ihtimaline karşı bir yeni düzenleme yaptık. İtiraz komisyonu oluşturduk. Bu inceleme sonucunda ya göreve iade edilecek, ya da 'idarenin verdiği karar doğrudur' denilecek. Bunu yaptıktan sonra artık bu kişilere yargı yolu açılmış olacak. Vatandaşlarımız şu noktadan rahatsız. Darbe olalı 6-7 ay geçti. 'Silahı alıp insanları öldürenler belli. Niye bunlar hâlâ yargılanmadı?' diye bana soruyorlar. Bu bizatihi insanları öldüren bomba atanlar, itiraf edenler, her türlü delili elde olanlar ayrı bir paket halinde niye yargılanmaz? Vatandaş bize soruyor. Ben de size soruyorum. Bunları ayrı yargılayın. Vatandaşın yüreği soğusun. 'İdam, idam' diye insanlar niye sokakta bağırıyor? Sonuç görmek istiyorlar. Ben vatandaşın elçisiyim arkadaşlar. Bu işi hızlandırırsak, bunların sonuçları ortaya çıkarsa milletin hırsı da inecek, yüreği de soğuyacak.
Milliyet

SPOR

Fenerbahçe, Galatasaray Odeabank'ı 85-80 yenmeyi başardı, Euroleague'deki 20. maçında 13. galibiyetine ulaştı. Galatasaray, derbiye de olağünüstü başladı. Oyun aklı çok yüksek forvetlerle oynamanın avantajı ile Udoh'un olmadığı pota altına çok akıllı hücum eden sarı-kırmızılı ekip, sürekli doğru şutu bulmayı başardı. Sinan ilk yarıda şut kaçırmadan 10 sayıya ulaşırken, Fitipaldo ile yan yana organizasyonu da eksiksiz yaptı. Onlara Schilb 6, Micov 5, kenardan gelen Diebler 4 asistle eşlik edince 18'de 15 iki sayı, 11'de 7 üç sayı gibi inanılmaz yüzdeler yakalayan Galatasaray, 15 farkı (54-39) yakaladığı devreyi 54-41 önde kapadı. Fenerbahçe ikinci yarıya farklı bir görüntüyle, inanılmaz bir baskıyla başladı. Galatasaray da 'ilk yarıdaki yüzdesine fazla güvenip, top dolaşımını azaltıp hücum edince, aynı isabet oranını bulamadı. Hücumda da Dixon'ı devreye sokan ev sahibi, müthiş bir dönüşle farkı 1'e indirdi, son çeyreğe 66-64 geride girdi. Galatasaray bir kez daha farkı 7 sayıya çıkardı. Bunu yaparken Schilb sorumluluk almıştı. Ancak ikinci yarıda müthiş bir performans sergileyen Vesely'nin ikili oyunları çok iyi savunması ve ilk yarıya asistleriyle damga vuran Schilb-Micov ikilisinin katkısının azalması bir kez daha geri dönüşü sağladı.
Milliyet

Devre arası transfer döneminin en çok konuşulan ismi Lukas Podolski konusunda gelişmeler devam ediyor. Galatasaray'da Lukas Podolski'nin son açıklamaları hem şaşırttı hem de tepki topladı. Alman futbolcunun 5 gol attığı 24 Erzincanspor maçından sonra Türkiye'de Galatasaray'da oynadığı için mutlu olduğunu söylemesi ve yine gitmek istemediğini belirtmesi Galatasaray'da şaşkınlık yarattı. Sarı-kırmızı yönetim, tecrübeli futbolcu için, "Bize başka, medyaya başka konuşuyor. Podolski bunları söylüyorsa biz de 'O zaman gitme Poldi' diyoruz. Gitmek istemeyeni zorla göndermeyiz. Podolski de rahat olsun. Türkiye'deki mutlu yaşantısına devam edebilir. 1.5 sene daha sözleşmeli futbolcumuz. Biz de Podolski'den memnunuz ve kalmasını isteriz" değerlendirmesinde bulundu. Diğer taraftan Alman futbolcunun bu çıkışı yapmasında transferinin gerçekleşmemesi halinde sorun yaşamamak düşüncesinin de etkili olabileceği belirtiliyor. Galatasaray'da Podolski konusunda bu gelişmeler yaşanırken forvet konusunda da çalışmalar devam ediyor. Cim Bom'da yönetimin genç bir futbolcu bulamazsa, tecrübeli bir golcünün kiralanmasını gündeme alacağı b i l d i - rildi.
Milliyet

Golcü transferinde Mario Mandzukic'i sezon sonuna bırarak ABD'de bulunan Demba Ba'yı sağlık kontrolünden geçmek üzere Türkiye'ye çağıran Beşiktaş'a son olarak Emmanuel Adebayor önerildi. Menajerlerin bu sürpriz teklifi, Demba Ba'da karar kılan siyah-beyazlı yöneticilerin kafasını karıştırdı. Afrika Uluslar Kupası'nda yer alan Togolu futbolcuyu kendi aralarında değerlendiren yöneticiler, öncelikle maliyetini masaya yatırdı. Demba Ba'nın yurt dışındaki sağlık kontrollerinde sıkıntıya rastlanmaması nedeniyle bu futbolcunun kiralık alınmasına yeşil ışık yakan yöneticilerin, "Demba Ba için ek bir ödeme yapmayacağız. Sezon sonu için hedeflediğimiz mali tabloyu değiştirmeyecek bir transfer. Ayrıca daha önce Beşiktaş forması giymesi nedeniyle takıma da yabancı değil. Taraftarlar da onu çok seviyor. Hücum hattında iyi bir alternatif olacaktır. Demba Ba her açıdan en doğru isim" yorumunu yaptıkları ifade edildi. İngiltere Premier Lig ekibi Crystal Palace ile yolları ayrılan 32 yaşındaki Adebayor için ödenecek ücret ve imza parasını göz önünde bulunduran yöneticiler, Togolu futbolcunun kulübe ekstra maliyetler getirebileceğini ifade etti. Siyah-beyazlılar, Demba Ba'ya oranla çok pahalı ve riski olması nedeniyle ünlü forveti veto etti. Sezon sonunda UEFA anlaşmasını tamamlayacak olan Beşiktaş'ta, Başkan Fikret Orman'ın ise mali nedenlerden dolayı Demba Ba'ya çok sıcak baktığı bildirildi. Bu arada Afrika Uluslar Kupası'ndaki başarılı performansıyla Fransız ve Çin kulüplerinin radarına giren Burkina Fasolu hücum oyuncusu Nakoulma'nın da siyah-beyazlı kulübe önerildiği iddia edildi. Kayserispor ile sözleşmesini fesh eden oyuncunun hem kanat hem de forvet oynayabilme özelliği nedeniyle Beşiktaş'a tavsiye edildiği vurgulandı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder