28 Ocak 2017 Cumartesi

28.01.2017 Genel Gündem



28.01.2017

GÜNDEM
  
Öldürdükten 2 Saat Sonra Mail'leri Silindi
Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde geçen yıl 19 Aralık'taki sergi açılışında polis Mevlüt Mert Altıntaş'ın silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybeden Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov suikastı, tüm yönleriyle soruşturuluyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcısıvekili Necip Cem İşçimen koordinesinde yürütülen soruşturmada, gözaltına alınan şüphelilerden 3'ü tutuklanırken, 4 polis de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Saldırganın kaldığı evlerde ele geçirilen bilgisayar ve cep telefonu, Siber Suçlarla Mücadele Dairesi tarafından incelemeye alındı. İncelemede, 4 hane ile şifrelenen cep telefonuna başka bir hatla girildi. Saldırganın kullandığı SIM kart da incelendi. Savcılık, önemli bir bilgiye ulaştı. Saldırgan Altıntaş'ın bilgisayarında, arama motoru "Google"un ürünü "Gmail" hesabı bulunduğu tespit edildi. Bilişim uzmanları, Altıntaş'ın hesabındaki mail'lerin saldırıdan sonra silindiğini belirledi. Saat 19.10'da Karlov'u katleden ve polisin operasyonunda saat 19.41'de öldürülen Altıntaş'ın Gmail hesabındaki mail'lerinin saat 21.30'da bir kişi tarafından silindiği ortaya çıktı. Geri dönüşüm kutusunu da inceleyen uzmanlar, mail'lerin geri döndürülemez şekilde silindiğini tespit etti. Savcılığın üzerinde durduğu ikinci kişi şüphesi de bu ayrıntıyla güçlenmiş oldu. Savcılık, şimdi Altıntaş'ın hesabına kimin eriştiğini, mail'lerini kimin sildiğini bulmak için soruşturmayı derinleştirdi. ABD merkezli Gmail'den de mesajların dökümü istendi.
Haber Türk


Bordo Bereliler Sızdı Savaş Uçakları Vurdu
Genelkurmay kaynakları 13-14 Ocak'ta düzenlenen hava harekatları öncesi Bordo Bereliler Kuzey Irak'taki Metina bölgesine sızdığını duyurdu. Bordo Bereliler öncü olarak giderek bölgede keşif ve hedef belirleme çalışmalarına başladı. Hassas hedef tespit çalışmaları sonrasında bölgedeki PKK'ya ait hedefler belirlendi. Bölgede yaklaşık 3 gün kalan Bordo Bereliler, PKK'lılar tarafından karargah, silah mevzii ve barınma alanı olarak kullanılan yeraltı sığınağı ve binaları tespit etti. Bordo Bereliler tarafından belirlenen PKK hedeflerinin koordinatlarını Türk Hava Kuvvetleri'ne verildi. Bordo Bereliler daha sonra PKK'ya ait hedeflerin bulunduğu Metina bölgesinde çekildi. Türk Hava Kuvvetleri ise Bordo Bereliler tarafından koordinatları verilen PKK hedeflerini vurmak için 13 Ocak tarihinde harekete geçti. Türk savaş uçakları 13-14 Ocak tarihlerinde PKK hedeflerine hava harekatları düzenledi. Bordo Bereliler tarafından belirlenen PKK'lı teröristler tarafından karargah, silah mevzii ve barınma alanı olarak kullanıldığı tespit edilen yeraltı sığınağı, mağara ve binalar Türk savaş uçakları tarafından imha edildi. Bölgede yapılan detaylı hasar ve zayiat tespit çalışmaları sonucunda 57 PKK'lı teröristin öldürüldüğü ve çok sayıda teröristin de yaralandığı tespit edildi.
Vatan

EKONOMİ

S&P Görünümü İndirdi
Türkiye piyasaları haftanın son gününü dalgalı geçirdi. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in gece geç saatlerde gelen Türkiye kararı öncesinde dolar önce 3.91 lirayı aşarak iki haftanın en yüksek seviyesini görürken bankalararası piyasada son işlemler 3.8757 liradan yapıldı. Borsa İstanbul ise değişmeyerek haftayı 83 bin 827 puandan kapattı. Euro da Türk Lirası'na karşı dün hızla değer kazanarak 4.17 lirayı aştı. Fitch'in kararı öncesinde ise 20 Temmuz'da Türkiye'nin 'BB+' seviyesindeki notunu 'BB'ye düşüren ve not görünümünü negatif olarak belirleyen ve kasım ayında görünümü durağana çeviren diğer bir kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's'un kararı geldi. S&P Türkiye'nin görünümünü yeniden negatife indirdi. S&P açıklamasında yurtiçi gelişmelerin görünümdeki zayıflığı ortaya koyduğunu belirtirken, Merkez Bankası'nın para politikasının yetersiz kalabileceğini kaydetti. Fitch, son değerlendirmesini ağustosta yapmıştı. Kurum, Türkiye'nin yatırım yapılabilir seviye olan 'BBB-' kredi notunu korumuş, görünümü ise durağandan negatife çevirmişti.
Hürriyet

'Boğaz'a Anayasa
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, müteahhitlerin bodrumu zemin yaparak, 2-3 katı 5-6 kata çıkarak şehire ihanet ettiğini vurgulayarak belediyelerin bu konuda hassas davranmasını istedi. Erdoğan, "Bakıyorsun ki o güzelim Boğaz'da aman yarabbim, 5, 6, 7 kat binalar. Nerede bunlar? Ön görünümde. Niye? Kararlı bir duruş sergilenmediği için bunlar oluyor. Şimdi bununla ilgili çok ciddi bir Boğaz yasasının yeniden ele alınması, çıkartılması lazım. Bunun için Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kararlı bir adım atması gerekiyor, hükümetimizin kararlı bir adım atması gerekiyor. Bunu sıfırlayalım demiyorum. İnşaatların Boğaz'da yapılmasından da yanayım. Bu çirkin yapılaşmaların yıkılıp, onların yerine inşaat yapılsın, ama dediğim gibi bunun bir anayasası olsun adeta. Bu anayasasını kurduğumuz zaman bu mesele biter" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde Şehircilik Şûrası'nda konuştu. Kentsel dönüşümde dikey mimarinin yanlış olduğunu ifade eden Erdoğan, "Ben yatay mimariden yanayım. İnsan toprağa yakın yaşamalıdır. Dikey mimarinin altında yatan gerçek; az topraktan çok para kazanmaktır. Sadece beton, demir, tuğla yığınlarından oluşan o çirkin yapılar bırakın şehirlerimizi yaylalarımızı, kıyılarımızı dahi işgal etmeye başlamıştır. Karadeniz'in o güzel yaylalarında, Ege'nin Akdeniz'in kimi kıyı bölgelerinde gördüğüm çirkinliklerden çok derin üzüntü duyuyorum. Bu facialara bakanlık, belediyeler, ilgili yetkili tüm birimler olarak işbirliği halinde izin vermemeliyiz. Hep birlikte buna karşı bence set oluşturmalıyız. Şehirlerimiz kentsel dönüşüm projeleriyle gecekondu tarzı yapıların istilalarından kurtarılırken şahsiyetsiz mimari ekollerin pençesine itilmemelidir" dedi. Müteahhitlerin üzerinden prim yaptığı "Kot" sorununa da dikkat çeken Erdoğan, şöyle konuştu: "Müteahhitler bununla acımasız bir şekilde yolsuzluk yapıyor. Kotu denizden verme gibi bir anlayışı getirmemiz lazım. Beyefendi inşaatı en yüksek noktadan alıyor. Denizden bakıyorsun 2-3 kat görünüyor ama 5-6 kat bina çıkıyor. Bu işi kökünden kazımamız lazım. Bodrum diyorsun, adam zemin yapıyor. Bu konularda belediyelerimizin hassas davranmamız lazım. Bodrumu zemine dönüştüren anlayış bana göre ihanettir. İşte efendim şuradan, buradan kazanmak istiyorum. Geç o işleri! Kazanmak istiyorum derken şehre ihanet ediyorsun, ihanet!"
Hürriyet

Torun Bakan Büyükanne 470 Tl Aylık Alacak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 'Büyükanne Projesi'yle, torununa bakan anneanne ve babaannelerin alacağı aylık tutarın asgari ücretin yüzde 30'u olacağını kaydetti. Aasgari ücret net 1.400 lira. Bu rakamın yüzde 30'u hesaplandığında, verilecek aylık 470 liraya denk geliyor. Müezzinoğlu, proje kapsamında verilecek olan ücretle ilgili olarak, "Asgari ücretin net yüzde 30'u gibi düşünüyoruz. Pilot uygulamada analizler ne kadar sağlıklı olursa kalıcı projeye o kadar doğru dönüşür" dedi. İlk etapta uygulamanın 5 bin aile üzerinden yapılacağını anlatan Müezzinoğlu, projenin pilot şehirler olarak İstanbul ve Bursa'nın da aralarında olduğu 3 veya 4 şehirde bir yıl boyunca gerçekleşeceğini bildirdi. Projede uygulanacak olan kriterlerinin ne olacağıyla ilgili detaylı bilgi veren Bakan Müezzinoğlu, şunları kaydetti: "Bir kere emekli veya değil farketmez; bu o hizmetin karşılığında bir destek olarak verilecek. Dolayısıyla büyük annenin ekonomik koşulları gündemimiz dışında. Ama büyük annenin aile tarafından çocuğuna bakımına arzu edip etmemesi, ikincisi ise büyük annenin çocuğa bakacak sağlık koşullarının olup olmamasıdır. Sağlıklı, bir çocuğa bakma dinamizmi varsa hekim raporu ve değerlendirmelerden sonra o desteği vereceğiz. Ayrıca hak etme taleplerinde annenin asgari ücretin iki mislinden fazla maaşının az olmasıdır. Yani 4 asgari ücret maaşı olan anneden ziyade 2 asgari ücreti geçmeyen anneleri proje bazlı değerlendireceğiz."
Milliyet

Üst Modele Geçiyoruz
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin küresel yavaşlamaya ve risklere karşı yapısal reformlar uyguladığına işaret ederek, "Reformlar yoluyla orta ve uzun vadede ekonominin temelleri daha da güçlendirilecek" dedi. Alman-Türk Sanayi ve Ticaret Odası tarafından düzenlenen programda konuşan Şimşek, ekonominin direncini artıracak uzun vadeli tek çözümün yapısal dönüşüm olduğuna dikkati çekti. Mehmet Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Referandum sonrasında bu konulara odaklanma fırsatımız olacak. Bunların birçoğu ikinci ve üçüncü nesil reformlar. İyi bir yol haritamız ve güçlü bir reform gündemimiz var. Türkiye'nin son dönemde şoklara karşı direncini güçlü kılan en önemli faktörlerden biri maliye politikasındaki duruşu oldu. Geçen yıl uyguladığımız yapısal reformlardan dolayı çok heyecanlı ve mutluyuz. Maliye politikasındaki sağlam duruşumuz bugün elimizi güçlü tutuyor. Başarısız darbe girişimi nedeniyle hiçbiriniz geçen yıl gerçekleştirdiğimiz reformları hatırlamıyorsunuz. Ancak ilerlemenin tek yolunun yapısal reformları hayata geçirmek olduğuna inanıyorum." Son dönemde yaşanan gelişmelere rağmen Türkiye'nin Batı ile olan ilişkilerinin kesilmediğinin altını çizen Şimşek, "Bazen anlaşmazlıklar ya da yanlış anlaşılmalar oluyor. Avrupa Türkiye'nin en önemli pazarıdır. Avrupa Birliği'nin (AB) ana ticaret ortağı" diye konuştu. Şimşek, ticari ilişkilerin Türkiye'nin uzun vadede büyümesini sağlayacağını ifade ederek, şunları kaydetti: "Avrupalı ortaklarımız ile Gümrük Birliği'nin genişletilmesi, bir üst modele geçmeyi konuşuyoruz. Bunun içerisinde servis, kamu ihaleleri ve tarım da var. Bu da çok rahat bir şekilde AB ile Türkiye arasındaki ticari hacmi 150 milyar dolardan 300 milyar dolara çıkaracak. İyi haber Avrupalılar oy birliği ile Gümrük Birliği'nde bir üst modele geçilmesini onayladı. Şimdi Avrupa Konseyi'nin kararını bekliyorlar."
Vatan

Çinli Ve Amerikalı Bıst Kuyruğunda
Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, Borsa İstanbul'un halka arzını gelecek yıl Türkiye, Avrupa ve uluslararası camiada ses getirecek bir dizaynla yapacaklarını açıklayarak, "Halka arzı 2018'in 2'nci veya 3'üncü çeyreğinde gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Çin'den ABD'ye kadar borsa grubuyla ilgilenen, hatta çoğunluk hissesi dahil satın almak isteyen çok yatırımcı var" dedi. Karadağ, bu yıl içerisinde halka arz için hazırlıkların tamamlanacağını belirterek, şunları kaydetti: "Sektördeki paydaşlarımızla, aracı kurumlarla, yatırım kuruluşlarıyla beraber çok sıkı bir şekilde hazırlanacağız. Ancak uluslararası yatırım ikliminde eğer 2017 sonuna doğru çok olumlu bir hava yakalarsak öne de alabiliriz. Oran, siyasetin belirleyeceği bir alan Ne kadarını satmak istiyoruz? Örnek bir halka arz olması açısından belli bir derinliği yakalayacak büyüklük olması gerekiyor. Bunun için ulusal ve uluslararası tanıtım turuna çıkacağız. Bu anlamda da yine bir büyüklük gerekiyor. Milyarın altında olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu tabii ki uluslararası yatırım iklimine göre milyar lira da milyar dolar da olabilir. Halka arz noktasında Çin'den çok ilgi var. ICBC ve Çin Guangcai Group halka arzla ilgileniyor. Çin ve Hong Hong borsasından yetkililer geldi. Körfez'den de ilgilenenler var. ABD'de yatırımcı kuruluşları portföy yatırımı olarak düşünüyor."
Vatan

1999 Sonrası Nispeten Sağlam
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Türkiye'de 1999 yönetmeliğinden sonra yapılan 5 milyon yapının nispeten sağlam olduğunu söyledi. Özhaseki, ana teması 'Şehircilikte Yeni Vizyon' olan 'Şehircilik Şurası'nın açılışında yaptığı konuşmada, şuradan çıkacak sonuçların mevzuata doğrudan veya dolaylı katkı sağlayacağını, Türkiye'nin şehircilik politikasına yansıyacağını kaydetti. Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığını, depremde en çok riski sağlıksız yapıların oluşturduğunu belirten Özhaseki, Türkiye'de ortalama 20 milyon yapı stoğunun bulunduğuna işaret etti. Özhaseki, 1999 yönetmeliğinden sonra yapılan 5 milyon yapının nispeten sağlam olduğunu, öncesinde yapılan yapıların sağlam olmadığını belirtti. Özhaseki, 2012'de kentsel dönüşüm yasaları çıkartıldığını, birçok yerde çalışmalar başlatıldığını belirterek, "Bugün gelinen noktada dönüşüme uğrayan bina sayısının ancak 960 bin olduğunu söylüyoruz. İlgili insan sayısı ise 3.5 milyon kişiden ibaret. Takdir edersiniz ki bunu yeterli göremeyiz. Bir an önce bizim şehirlerimizi depreme hazırlamamız gerekiyor. Bu kapsamda hazırlanmış birçok projeyi de yerinde takip edip gerekirse çözüm ortağı olarak elimizi taşın altına koyuyoruz. Gaziosmanpaşa gibi, Karabağlar gibi, Fikirtepe gibi" şeklinde konuştu. Fikirtepe'de 5 Şubat'ta ilk temelin atılacağını, yıllardır kangren haline gelmiş 10 bine yakın vatandaşın sorunlarının çözüleceğini belirten Özhaseki, "Şura sonrası çıkaracağımız yasalarla adeta bir seferberlik başlatarak tüm riskli yapıları elden geçirip deprem gelmeden hazır olmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
Vatan

DÜNYA

Türkiye'ye Sınır Vilayette İçsavaş
Suriye'de El Kaide'nin bu ülkedeki kolu Fetih el Şam Cephesi (eski adıyla Nusra Cephesi) ve müttefikleri, sahada Türkiye'ye yakın duran Ahrar'uş Şam, Sukur'uş Şam ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bileşenlerine yönelik büyük bir saldırı dalgası başlattı. Fetih el Şam bir süredir, Fırat Kalkanı'nın bileşeni olan ÖSO çatısı altındaki grupları sistematik olarak hedef alıyordu. Son çatışmalar ise Fetih el Şam'ın İdlib'de ABD öncülüğündeki DEAŞ karşıtı koalisyonun hava saldırılarında ağır kayıplar vermesiyle başladı. Örgüt, son iki ayda tırmanışa geçen ve üst düzey liderlerinin de öldüğü hava saldırıları için karargâhlarını işaretleyenlerin ÖSO grupları olduğunu düşünüyor. Fetih el Şam, Halep'in kuzeybatısındaki Anadan, Hureytan ve Hayyan'da Türkiye'ye yakın Şamlılar Cephesi ve ÖSO karargâhlarını ele geçirdi. Bölgedeki muhalif aktivistler Fetih el Şam'ın, Fırat Kalkanı bileşeni ve Suriye sahasında Türkiye'ye en yakın grup olan Ahrar'uş Şam üyesi 15 militanı da esir aldığını iddia etti. Bunun üzerine Ahrar'uş Şam, Sukur'uş Şam ve ÖSO güçleri, İdlib'de Fetih el Şam ve müttefiklerine ait noktalara saldırı düzenledi. Çatışmalar Türkiye sınırına 10 kilometre mesafedeki Dana ve Sarmada'da yoğunlaşırken, Fetih el Şam'ın Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı'nın karşısında bulunan Bab el Hava kapısına operasyon hazırlığında olduğu iddia edildi. Suriye'de DEAŞ'tan sonra en güçlü iki silahlı grup olan Ahrar'uş Şam ve Fetih el Şam, ortak hareket ediyordu. Ayrım Fırat Kalkanı harekâtı ile derinleşti. Ahrar'uş Şam operasyonun bileşenlerinden olurken, Fetih el Şam Halep'in "düşmesi"nin nedeninin Fırat Kalkanı'na katılan grupların kentten güçlerini çekmesi olduğunu iddia etti. Fetih el Şam, çatışmalarla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Astana sürecinin kendilerinin izole edilmesini hedeflediğini ve bunun da sahaya etkileri olacağını belirtti.
Hürriyet

Para Aklama Skandalı İstifası
Hollanda'da 'bir uyuşturucu kaçakçısının devletten tazminat almasını gizlemekle' suçlanan Güvenlik ve Adalet Bakanı Ardvan der Steur, görevinden istifa ettiğini açıkladı. Hakkında gensoru önergesi verilen Van der Steur, 'meclisin artık kendisine güven duymadığını' söyleyerek, görevinden istifa ettiğini duyurdu. Hollandalı bakan, meclisteki görüşmenin ardından istifasını Kral Willem Alexander'a sunacağını söyledi. Van der Steur, 10 Mart 2015'de eski Adalet Bakanı Ivo Opstelten ile yardımcısı Fred Teeven'in istifasına yol açan, "bir uyuşturucu kaçakçısının parasının devlet tarafından aklanması" olayıyla ilgili soruşturma konusunda, meclise yeterince bilgi vermemekle suçlanıyordu.
Haber Türk

Abd-Meksika İlişkisi 'Duvar'a Tosladı!..
Meksika ile ABD arasındaki ilişkiler, artık resmen "duvar"a çarpmış gibi görünüyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, kampanya dönemi vaatleri arasında bulunan ve koltuğuna oturduktan sonra gecikmeksizin yeniden gündeme getirdiği "ABD-Meksika sınırına duvar" projesi, iki ülke liderlerinin karşılıklı düellosuna dönüştü. ABD Başkanı Donald Trump'ın, duvarın kesinlikle inşa edileceği ve parasını da Meksika'nın ödeyeceği yönündeki "resti"nin ardından, bu ülkenin Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto "Asla böyle bir para ödemeyiz" demişti. Nieto, ayrıca Trump'ın "Ödemeyecekse gelmesin" sözü üzerine ABD'ye yapacağı ziyareti de iptal ettiğini duyurmuştu. Ancak ABD'den ve Trump'tan yeni hamle gecikmedi Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer, duvarın finansmanı için Meksika'dan yapılacak ithalata "yüzde 20 gümrük vergisi" koymayı planladıklarını, ancak bu konuda kesin bir karara varılmadığını açıkladı. Verginin, yılda 10 milyar dolar kazanca neden olacağını söyleyen Spicer, sınıra inşa edilecek duvarın 8 ila 20 milyar dolar arasında bir meblağa mal olacağını belirtti. Meksika, duvarın parasını ödemesini isteyen Trump'ın açıklamalarını ısrarla reddediyor. Spencer'in açıklamasının ardından Meksika para birimi peso değer kaybederken, Japonya da, gümrük vergisi konusunda iki ülke arasında benzer bir durumun gündeme gelmesi ihtimali nedeniyle tedirginlik yaşıyor.
Milliyet

'Meclis Bana Güvenmiyor!'
Hollanda Adalet Bakanı Ard van der Steur, meclisin kendisine güvenmediğini belirterek, istifa etti. "Bir uyuşturucu kaçakçısının parasının devletçe aklanması" soruşturması kapsamında meclise gerekli bilgileri vermemekle suçlanan Steur, hakkındaki iddiaları reddederek bunun asılsız olduğunu savundu. Hakkında gensoru önergesi verilen Steur, meclisin kendisine güvenmediğini belirtti ve "Meclis güvenilecek bir bakanı hak ediyor. Ben bunu hissetmediğim için istifamı Başbakan Mark Rutte'ye sundum" dedi. Rutte, istifa kararını saygıyla karşıladıklarını ifade ederek, "Van der Steur kendini iyi savundu ama bu mücadeleyi kazanamazdı. Onurlu vedasını hiç unutmayacağım" diye konuştu.
Milliyet

Barrow Sonunda Ülkesine Döndü
Gambiya'nın yeni Devlet Başkanı Adama Barrow, sonunda ülkesine döndü. Ülkede 1 Aralık'ta düzenlenen seçimleri kazanan ancak eski Devlet Başkanı Yahya Jammeh'in görevi bırakmak istememesi nedeniyle çıkan krizde Senegal'e giden Barrow, önceki gün akşam ülkesine ulaştı. Sosyal medyadaki paylaşımında "Nihayet evimdeyim!" diyen lideri, başkentte binlerce kişi karşıladı. Senegal ordusunun da aralarında yer aldığı Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) askeri gücü, 19 Ocak'ta Gambiya'ya girmiş, Barrow da aynı gün Dakar Büyükelçiliği'nde törenle devlet başkanlığı yemini etmişti.
Milliyet

Kara Listeye Alacak Mı?
ABD'nin yeni Başkanı Donald Trump'ın, yakın zamanda Mısır'daki Müslüman Kardeşler hareketini 'terör örgütleri listesi'ne alması gündemde. Reuters ajansının haberine göre, Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Micaael Flynn'in başını çektiği bir grup, Müslüman Kardeşler'in Amerikan Dışişleri ve Hazine bakanlıklarının terör örgütü listelerine sokulmasını istiyor. Trump'ın Dışişleri Bakanlığı için aday gösterdiği Rex Tillerson da, Senato'da katıldığı oturumda Müslüman Kardeşler'i 'radikal İslamın bir unsuru' olarak tanımlamıştı. Flynn grubunun karşısında ise ulusal güvenlik, diplomasi, hukuk ve istihbarat kurumlarından bazı deneyimli isimlerin yer aldığı söyleniyor. Bu grup, Müslüman Kardeşler'in bazı ülkelerde barışçıl şekilde yapılandığını, dolayısıyla 'terör örgütü' tanımlamasına uymadığını savunuyor. Trump yönetiminin konuya ilişkin nasıl bir adım atacağı henüz bilinmiyor, ancak Senatör Ted Cruz ve Temsilciler Meclisi üyesi Mario Diaz-Balart, bu ay başlarında Müslüman Kardeşler'in terör örgütü listesine alınmasına yönelik bir tasarı sunmasının da yeni Başkan'ın kararını etkileyebileceği yorumları yapılıyor. Trump, geçtiğimiz günlerde Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. 2013'te Müslüman Kardeşler'in iktidarına karşı gerçekleştirilen askeri darbeyi yöneten Sisi ve Trump görüşmede, terörizm ve aşırılıkla mücadele konularını ele almıştı.Daha önce Müslüman Kardeşler'i terör örgütü ilan eden Sisi'nin, benzer bir adımı Trump'ın da atmasını istemiş olabileceği düşünülüyor. Müslüman Kardeşler'in terör örgütü ilan edilmesine karşı olan yetkililer, bu yöndeki bir adıma, Türkiye ve Tunus gibi Müslüman Kardeşler'e destek veren ülkelerden gelecek olası tepkiler konusunda endişeli oldukları söyleniyor.
Vatan

POLİTİKA

4 Yasa Tek Çatıda
Başkanlık sistemini içeren Anayasa değişikliğinin nisanda yapılması beklenen referandumda kabul edilmesi halinde, bir dizi çalışma gündemde. Anayasa paketinde de öngörüldüğü gibi uyum yasalarının 6 ay içinde hazırlanması gerekiyor. AK Parti, paketin referandumda kabul edilme olasılığından yola çıkarak kolları sıvadı. Yapılması gereken düzenlemeler içerisinde en önemli olanını seçim yasaları, Siyasi Parti Yasası ve TBMM İçtüzüğü oluşturuyor. TBMM, olası bir içtüzük değişikliğiyle ilgili çalışma başlatırken diğer konularda AK Parti'nin kurmayları ön hazırlık yapıyorlar. Edinilen bilgiye göre, iktidar partisi, halen yürürlükte bulunan 4 ayrı seçim yasasını tek çatı yasaya dönüştürmeyi planlıyor. Şu an mevzuatta, "Seçimlerin temel hükümleri, milletvekilliği seçim yasası, mahalli seçimler yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçim yasası" olmak üzere 4 ayrı düzenleme bulunuyor. Bu yasaların hepsinin tek metne dönüştürülmesi, seçimlerle ilgili temel hükümlerin yazılmasının ardından üç seçimin ana kurallarının üç bölümde toplanması planlanıyor. Bu çalışmada yapılacak her düzenleme, tartışma konusu olmaya aday. Ancak en dikkat çeken bölümleri ise seçim barajının düşürülmesi, milletvekili seçimlerinde dar bölge veya daraltılmış bölgeye geçilip geçilmemesi oluşturacak. AK Parti, seçim barajının 7'ye indirilmesine sıcak bakıyor. Milletvekili seçimlerinde ise daraltılmış bölge uygulanmasına ilişkin görüş ağırlık kazanıyor. Ancak kesin karar, düzenlemede AK Parti'ye destek veren MHP'ye göre şekillenecek. MHP'nin baraja itiraz etmeyeceği ancak dar bölgeye karşı olduğu öne sürülüyor. Daraltılmış bölge uygulamasının da MHP'nin tercihleri dikkate alınarak, 'daraltılmış bölgeye benzeyen' ara formülle değiştirilebileceği iddia ediliyor. Önemli bir diğer konu ise başkanlık sisteminde cumhurbaşkanı adayı olan kişinin aynı anda yapılacak seçimlerde milletvekiliğine adaylığını koyup koyamayacağı olacak. Bu düzenleme, seçimi kaybeden partiler için önemli. Liderleri cumhurbaşkanı adayı olup kaybeden partilerin genel başkanları, milletvekili adayı olmazsa Meclis dışında kalacak. Bunun, muhalefette kalan partileri zayıflatacağı yorumu yapılıyor. Referanduma sunulan Anayasa paketi ve mevcut Anayasa maddelerine göre, aynı anda her ikisine de aday olup, seçilmesi durumunda birinden istifa etmesini engelleyen bir hüküm bulunmuyor. Ancak hukuk kökenli siyasiler, yasaya açıklayıcı hükümlerin konulması gerektiğini düşünüyor. Bunun yolunun da seçim yasası veya YSK kararı olduğu belirtiliyor. İktidar kurmayları, buna ilişkin düzenlemenin seçim yasasına konulmayıp, YSK kararıyla da hayata geçirilebileceğini savunuyor.
Hürriyet

'Darbeciyi Sahiplenene Biz Olumlu Bakamayız'
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya'da Yunanistan'ın, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sonrası kaçan 8 darbeci askeri Türkiye'ye iade etmeme kararına ilişkin gazetecilere açıklamada bulundu. Böyle bir kararın kesinlikle kabul edilemeyeceğini belirten Çavuşoğlu, "(İşte efendim hukukun üstünlüğü) yok öyle bir şey yok. Yani 8 tane hain darbeci, Cumhurbaşkanımızın hayatına kasteden 8 hain, yani adil bir suçlu değil. Yunanistan darbeden çok çekti. Bunun hukuki bir karar olmadığını düşünüyoruz. Hangi anayasaya bakarsanız bakın, hangi yasaya bakarsanız bakın, darbecilere, teröristlere sahip çıkma diye bir şey yok" ifadesini kullandı. Çavuşoğlu, Yunanistan ile Türkiye arasında anlaşmalar olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: "Esasen Yunanistan'a gerekli bilgileri belgeleri, delilleri her şeyi verdik. O nedenle bu karar hukuki bir karar değil, bu karar siyasi bir karardır. Şu anda Yunanistan darbecilere, teröristlere sahip çıkan, onları destekleyen bir ülke durumuna düştü. Esasen, DHKP-C, PKK gibi teröristlere de sahip çıkmıştır. Hatta Yunanistan'da bazı DHKP-C kamplarının olduğu da biliniyor. Bazılarını baskılarımız sonucunda kapattılar. Ama bu karar gerçekten kabul edilemez. Elbette gerekli açıklamamızı yaptık, tekrar yargılanmaları için talepte de bulunduk ama tepkimizi gösteriyoruz, uygulamada da göstereceğiz. İlişkimize ister istemez etkisi olacaktır. Yunanistan ile aramızda Avrupa Birliği ile imzaladığımız göç anlaşmasının yanında ikili geri kabul anlaşması var. Bu geri kabul anlaşmasının iptali dahil gerekli adımları atacağız. Teröristlere, hainlere, darbecilere sahip çıkan ülkelere biz de olumlu bakamayız. Bunu bilmeleri lazım."
Milliyet

Ey Atatürk'ün Partisi Ne Hallere Düştün?
Başbakan Binali Yıldırım, anayasa değişikliğine ilişkin olarak, "Rejim değişiyor, Türkiye elden gidiyor" gibi açıklamaları HDP ve CHP'nin yaptığını söyleyerek, "Ey CHP, ey Atatürk'ün partisi, ey milli şef İnönü'nün partisi ne hallere düştün. Ülkeyi bölenlerle kol kola girmek yakışır mı Atatürk'ün partisine" dedi. Yıldırım, dün Çankaya Köşkü'nde GENÇDES Projesi'nin lansmanında konuştu. Yıldırım, şunları kaydetti: Gençlere en büyük destek seçme hakkının 18 yaşa indirilmesidir. Sonra dedik ki 'Kardeşim seçmeye gelince buyurun gelin, seçin. Seçilmeye gelince sen daha gençsin, biraz daha bekle, 25 yaşına gel ondan sonra seçilirsin' Öyle iş olmaz. 'Seçen, seçilir' dedik ve kararı verdik. Bu millete, gençlere inandık. Apolitik diyerek eleştirenler göğsünü tanklara siper eden gençleri gördü. Gençler Türkiye için potansiyel tehlike olarak görüldü. Yok sayıldı, dikkate alınmadı. Milletimizin de anayasa değişikliğine vereceği onayla 18 yaşı dolduran gençler siyasetin içinde olacak. Ben anlamıyorum CHP neden karşı çıkıyor. Gençlerin CHP'ye zararı mı var. CHP'nin kafası yaşlanmış, CHP dünde kalmayı tercih ediyor. Dün dünde kaldı cancağızım; bugün yeni bir gün, yeni şeyler söylemek lazım. Ak Parti yeni şeyler söyleyen ve yapan bir iktidardır. Bu anayasa değişikliğini çok abartıyorlar; 'rejim değişiyor, memleket elden gidiyor' diyorlar. Kim söylüyor? HDP, ayağını kaldırıyor CHP basıyor. Biri ayağını kaldırıyor biri aynı yere basıyor. Meclis'te de bunu yaptılar, belli ki sokakta da kol kola hayırcılar korosuna katılacaklar. Ey CHP, ey Atatürk'ün partisi, ey milli şef İnönü'nün partisi ne hallere düştün. Ülkeyi bölenlerle kol kola girmek yakışır mı Atatürk'ün partisine. Bu değişikliğin sebebi CHP'dir, 2007'de millet iradesine karşı çıktı, cumhurbaşkanı seçtirmedi icatlar ortaya koydu. Millet de 'ben seçiyorum' dedi. Yaptığımız iş yarım kalan işi tamamlamak. Olay bundan ibaret kimse abartmasın; ne rejim derdi var ne de Türkiye'nin bölünme kaygısı var. Aksine; ülke bütün mezhepleri meşrepleriyle daha çok kucaklaşacak. Bizim yoksullukla imkansızlıklarla gençliğimiz geçti istiyoruz ki şimdiki gençlerimiz, memleketimiz zengin, imkanlarımız geniş, bunları, bütün gençlerimize her türlü kaynağı ayıralım. Gerçekleştirecek projesi olmayanlar düşünmeye hayal kurmaya başlayacaklar. Biz hükümet olarak yanlarında olacağız. Geçen yıl 91 projeye 8 milyon destek verildi. 2017'de 54 milyon kaynak ayrıldı. Müzik de kapsama alındı. Terörü yok etmek istiyorsak her türlü ayrışmayı yok etmek istiyorsak daha fazla bu konulara kafa yormalıyız. Ben çocukken karnemi aldığımda babam karneye bakardı diğer notları bırakır spor, resim, müzik bunları yüksek görünce; 'ne kadar lüzumsuz işlerle uğraşıyorsun oğlum' derdi. Müzik 5, matematik 4 ise kızardı. 'Müzik ile resim ile top oynama ile ne vakti; biraz daha fizik matematik çalış' diye terslenirdi. Köyde doğmuş, ömrünü fiziki çalışma ile geçirmiş zihinsel tarafa vakit ayıramamış. Önümüzde güzel günler var. Artık çocuklar sanat da öğreniyor. Torunum piyano çalıyor. Bunları görünce eski günlerin özlemini torunla gideriyoruz. Kütüphaneye girmek eskiden festivaldi. Girerken çıkarken merasimdi. Hocam bir ödev verdi. Sömestr tatilinde ödev yap dedi. Alpullu Şeker Fabrikası tarihini araştır dedi. Türkiye'nin en önce kurulan şeker fabrikası. Gittik kütüphanede bir şey yok. Karar verdim, Kırklareli'ne gittim. Yalan yanlış anlattıkları ile ödevi hazırladım 1 haftama mal oldu. Şimdi cep telefonu, bilgisayar ile anan kim baban kim sülalesi tüm detayları öğreniyoruz. Bunu kim yaptı; Ak Parti iktidarı yaptı.
Milliyet

Ekonomik Verilerle 'Hayır' Kampanyası
CHP "hayır" kampanyasında ekonominin durumunu ve ekonomik verileri de sıklıkla kullanacak. Bu çerçevede CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke tarafından iki ayrı broşür yayımlandı. Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle Türkiye'de fiili bir başkanlık sistemine geçildiği gerekçesinden hareketle, 2014- 2016 arasında, "fiili başkanlığın" ekonomiye yansımasını, "Fiili Başkanlığın Vatandaşa Bedeli: 2014-2016" adlı raporun yanı sıra, "AKP'nin Ekonomi Düzeni Vatandaşı Eziyor" başlıklı bir başka rapor da hazırlandı. "Fiili Başkanlığın Vatandaşa Bedeli: 2014- 2016" başlıklı broşürde, başkanlık sisteminin ekonomiye yansımaları şöyle sıralandı: Kişi başına gelir 2014'te 12 bin 112 dolar iken 2015'te 11 bin 14 dolara düştü. Bin 98 dolar azaldı. Ekonomi 2014'te yüzde 5.2 büyüdü. 2016'nın ilk iki çeyreğinde yüzde 4.5 büyüdükten sonra, üçüncü çeyreğinde yüzde 1.8 küçüldü. Turizm geliri 2014'te 29.5 milyar dolar, 2015'te 26.6 milyar dolar, 2016'nın ilk 11 ayında 18 milyar dolar oldu. 2014'te en zengin yüzde 10'luk kesimin ortalama geliri en düşük yüzde 10'luk kesimin gelirinin 12.7 katı idi. 2015'te fark açıldı. Artık 13.3 katı. Ağustos 2014'te yüzde 10.1 olan işsizlik Ekim 2016'da yüzde 11.8'e çıktı. İşsiz sayısı 703 bin kişi arttı. TL, 2 yılda 150 para birimi içerisinde en çok değer kaybeden 12. para birimi oldu. Ahbap çavuş ilişkileri endeksinde 6 basamak daha kötüye gittik. Yolsuzluk algısında 2, hukukun üstünlüğü sıralamasında 40, basın özgürlüğü sıralamalarında 9, ekonomik özgürlükte 15, küresel rekabet gücünde 10 ülkenin daha gerisine düştük.
Milliyet

SPOR

THY Euroleague'de mücadele eden Anadolu Efes, son şampiyon CSKA Moskova'ya deplasmanda yenildi, 20. haftayı 9 galibiyetle bitirdi: 80-77. İki takım da hücumda çok rahat başladı maça. CSKA, arka arkaya üç sayı isabetleri bularak 5. dakikayı 15-8 önde geçti. Efes rakibine art arda faul çizgisine giden Honeycutt ile direndi ama ilk periyot 25-24 ev sahibi üstünlüğüyle bitti. Rakibin üç sayılık atışlarına aynı şekilde karşılık vermeye çalışan ancak çok düşük yüzdelerde kalan Efes, aranın açılmasını önleyemedi, soyunma odasına 42-35 geride girdi. İkinci yarıda tempoyu yeniden yükseltti ev sahibi. DeColo'nun iyi oyunu ve savunmadaki agresiflik farkın çift hanelere çıkmasını sağladı. Pas trafiğini unutan ve çözümü hep birebirlerde arayan Efes, Kulagin'in kritik basketlerine engel olamayınca, son çeyreğe 65-52 mağlup girmekten kurtulamadı. Heurtel'in yüzdesindeki artış, Doğuş Balbay'ın savunmaya getirdiği sertlik ve CSKA'nın da art arda yaptığı top kayıpları, Anadolu Efes'i son dakikalarda maça ortak etti. Temsilcimiz Heurtel ile bitime 10 saniye kala 79-77'de farkı 2'ye indirse de, son saniyede Brown'ın orta sahadan attığı üçlükte isabet bulamayınca, salondan 80-77 yenik ayrıldı. Temsilcimiz bu sonuçla 11. yenilgisini tadarken, CSKA Moskova ise 20. hafta sonunda galibiyet sayısını 15'e çıkardı.
Milliyet

Ligin en kritik maçlarından birinde Medipol Başakşehir'i 1-0 mağlup eden Fenerbahçe zirve yarışına tekrar ortak oldu. Sarı-lacivertliler bu haftaki Kayserispor maçını da kazanarak üst sıralara çıkmayı hedefliyor. Teknik direktör Dirk Advocaat, zorlu deplasman maçında Medipol Başakşehir mücadelesinin taktiğini uygulamayı düşünüyor. Birçok kez Alper Potuk'un kanat oyuncusu olmadığını vurgulayan Hollandalı çalıştırıcı, yine de genç yıldızına bu maçta sol kanatta yer vermişti. Ancak Alper, kanatta oynamasına rağmen orta saha özelliklerini çok sık kullandı ve merkezdeki Salih Uçan'a yakın oynadı. İkili birlikte takımın hücum organizasyonlarını yönlendirdi. Böylelikle bu bölgede yaşanan yaratıcılık sıkıntısı da çözülmüş oldu. Deneyimli çalıştırıcı benzer şekilde yarınki maçta da aynı taktiksel anlayışla sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Bu arada geçen haftaki diziliş ile sahaya çıkılabilmesi için Mehmet Topal ve Ozan Tufan'dan gelecek olumlu haber bekleniyordu. Sakatlığı olan iki yıldızın durumu merak ediliyordu. Mehmet Topal'dan müjdeli haber geldi. Dün takımla çalışmalara başlayan tecrübeli futbolcunun, Kayserispor maçında sahada olması bekleniyor. Böylelikle orta sahada Mehmet Topal, Souza ve Salih üçlüsünden oluşurken Alper de kanatta forma giyebilecek. Eğer Mehmet Topal yetişmeseydi orta sahadaki sıkıntı yüzünden Alper'in kanatta oynaması çok zor olacaktı.
Milliyet

Beşiktaş'ın, bu sezon orta sahada önemli işlere imza atan ve oynadığı futbolla tribünlerin en sevdiği isimler arasında yer alan Tolgay Arslan, hakkında çıkan transfer dedikodularından çok, takımın şampiyonluk mücadelesiyle ilgilendiğini söyledi. MİLLİYET'e özel açıklamalarda bulunan başarılı oyuncu, "Transferin bitmesine sayılı günler kaldı. Bir an önce bitsin ki hakkımdaki haberler de son bulsun. Ben Beşiktaş'ta geçen sene şampiyonluk yaşadım. Çok güzel anlara tanıklık ettim. O güzel günleri bu sene de yaşamak istiyorum. Bir şampiyonluk daha göreyim. Takım olarak sadece şampiyonluk yarışını düşünüyoruz. O nedenle Beşiktaş'tan ayrılmak gibi bir niyetim yok" dedi. İstanbul'da kurulu bir düzeni olduğunu ve sezon ortasında da bu düzeni bozmak istemediğini sözlerine ekleyen Tolgay Arslan, "Eşim de Beşiktaş'ta kalmam yönünde karar almamı istedi. Şu an için böylesine bir değişikliği doğru bulmuyorum. Camia olarak önce şampiyonluğa kenetlendik. Tabi ki iyi teklifler gelebilir ama sezon sonunda bunlara bakabilirim. Ayrıca ben Beşiktaş'tan ayrılırsam, bu ayrılıkta kulübümün de menfaati çok önemli. Beşiktaş'ın da para kazanabileceği bir teklife sezon sonunda sıcak bakabilirim. Fakat şu an için bunları düşünmüyorum. Önceliğim Beşiktaş'ın başarısı" diye konuştu. Kendisiyle ilgilenen takımların isimlerini vermek istemeyen Tolgay şöyle devam etti: "Benimle ilgilenen kulüplere teşekkür ederim. Teklifler almak tabii ki önemlidir. Dediğim gibi önceliğim Beşiktaş. Diğer bir önceliğim ise ay-yıldızlı formayı giyebilmek. Bunun için avukatım hem FIFA hem de CAS için bir takım çalışmalar yapıyor. İnşallah uzun süredir beklediğim müjdeli haber gelir."
Milliyet

Galatasaray'da yeni sözleşme ve ücretine zam isteyen Bruma konusunda sıcak bir gelişme yaşandı. Portekizli futbolcunun yeni sözleşmesiyle ilgili görüşmeler şubat ayına kaldı. Son oynanan 24 Erzincanspor maçında kenara gelirken direkt soyunma odasına gitmek isteyen ama teknik direktör Jan Olde Riekerink'in kolundan tutarak kulübede oturttuğu 22 yaşındaki futbolcunun bu agresifliğinin arkasında, kendisine iyileştirme yapılmamasının etkili olduğu tahmin edilmişti. Yönetim 1.5 sene daha sözleşmesi bulunan genç yetenekle ilgili çarpıcı bir karar aldı. Sarı-kırmızılılar, sezon sonu masaya oturmayı planladıkları Bruma konusunda görüşmeleri öne çekti. Bruma'nın Menajeri Catio Balde aranarak, "Transfer sezonunun bitmesinin ardından görüşmeye hazırız. Bu konuda her türlü öneriye de açığız" denildi. Buna göre yönetim Bruma'nın sözleşmesini 2021'e kadar uzatmak istiyor. Futbolcunun 1.2 milyon euroluk ücretinin 2 milyon euroya yükseltilmesi düşünülüyor. Ancak Bruma'nın menajeri Balde ile yapılan telefon görüşmesinde, "Bruma bizim değer verdiğimiz bir oyuncu. Ancak Finansal Fair Play yüzünden 65 milyon euroluk limitimiz var. Bruma'ya zam yapsak bile bu sezona herhangi bir yansıma olmayacak. Bunun yanında siz de bize teklifler getirebilirsiniz. Bruma'yı isteyen ve bizim kabul edebileceğimiz rakamları verebilecek bir kulüp varsa görüşmeye hazırız" dedikleri öğrenildi. Galatasaray ile Bruma'nın Menajeri Catio Balde arasındaki görüşmelerin önümüzdeki haftadan itibaren başlayacağı belirtildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder