2 Şubat 2017 Perşembe

02.02.2017 Genel Gündem



02.02.2017

GÜNDEM

Merkel'den Kritik Ziyaret
Almanya Başbakanı Angela Merkel, bugün Ankara'ya çalışma ziyaretinde bulunacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım ile görüşecek olan Merkel'in Ankara ziyaretinde Türkiye ile AB arasındaki mülteci anlaşmasının yürürlükte kalması arayışı etkili oldu. 15 Temmuz'da hedef alınan Meclis'i de ziyaret edecek olan Merkel, Türkiye ile Almanya arasındaki son dönemde yükselen tansiyonu da düşürmeyi amaçlıyor. Merkel, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminden sonra Türkiye'ye ilk kez ziyarette bulunacak. Meclis'e ziyarette bulunacak Merkel; Başbakan Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ayrı ayrı görüşecek. Ziyaretin niteliği çalışma ziyareti şeklinde olacak. Merkel'in ziyareti kapsamında Türkiye-Almanya ikili ilişkileri ve işbirliği, terörizmle mücadele, göç, Kıbrıs çözüm süreci ve Türkiye-AB ilişkilerinin yanı sıra iki ülkenin ortak gündemindeki uluslararası ve bölgesel konuların ele alınması öngörüldü. Merkel, Suriye ağırlıklı düzensiz göçmen krizi nedeniyle 2016 yılı başında Türkiye'ye üç ziyarette bulunmuştu. Geçen yıl AB ile Türkiye arasında imzalanan sığınmacı anlaşmasının yürürlükte kalması, vize serbestisinin getirilmemesi nedeniyle sıkıntıya girdi. Türk yetkililer, geri kabul anlaşmasının vize serbestisi getirilmediği takdirde uygulanmayacağını açıklamışlardı. M e r k e l ' i n , mültecilerle ilgili anlaşmayı yürürlükte kalmasını sağlamayı amaçladığı belirtildi. Merkel'in, Eylül ayında yapılacak seçimde mülteci konusuyla ilgili iç politik bir sıkıntı yaşamak istemediği yorumları yapıldı. Anlaşmanın geçen yıl mart ayında yürürlüğe girmesinin ardından Avrupa'ya giden sığınmacı sayısında ciddi bir düşüş görüldü. Almanya'ya 2015'te 890 bin sığınmacı giriş yaparken, bu sayı 2016'da 280 bin olarak tespit edildi. Türkiye tarafı ise AB ile yapılan anlaşmada yer alan mali yükümlülükler ve Türk vatandaşlarına vize serbestisi getirilmesi gibi konularda AB'nin taahhütlerini yerine getirmediğini ifade ediyor. Türkiye'nin görüşmede; Almanya'dan terör örgütleri PKK ve FETÖ'nün ülkedeki faaliyetlerinin üzerine gitmesini isteyecek. FETÖ örgütü üyesi kaçak asker ve savcıların da iadesinin istenmesi bekleniyor. Başbakan Merkel'in temaslarında NATO üslerinde görev yapan ve darbe girişiminden sonra Almanya'ya iltica talebinde bulunan askerlerin durumunun gündeme gelmesi bekleniyor.
Milliyet


İlk Kadın General Adayı Fetö'den Gözaltına Alındı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na yönelik Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında gözaltına alınan 10 pilot arasında Türkiye'nin gelecekteki ilk kadın generali olma ihtimali en yüksek kadın subay olarak gösterilen ve Genelkurmay Başkanlığı'nda çalışan Hava Pilot Kurmay Yarbay Bilgehan Bülbül'ün de olduğu ortaya çıktı. Bülbül'ün eşi Hava Pilot Kurmay Yarbay Nail Bülbül de soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Yarbay Bilgehan Bülbül ve eşi Nail Bülbül'ün, FETÖ'nün sivil imamının savcılığa verdiği ifadeler doğrultusunda gözaltına alındığı belirtildi. Sivil imam, Bülbül çiftinin Eskişehir yolu üzerindeki bir sitede bulunan evlerinde imamlarla toplantı yaptıklarını iddia etti. 15 Temmuz sonrası Genelkurmay Karargahı'na atanan Bülbül'ün Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem'de Hava Kuvvetleri danışmanı olarak görev yaptığı öğrenildi. Hava Harp Akademisi'nden 2008 yılında mezun olan Bilgehan Bülbül, Hava Kuvvetleri'nin ilk kadın kurmay subayıydı. Bülbül'ün gözaltına alınan eşi Hava Pilot Kurmay Yarbay Nail Bülbül ise Akıncı Üssü'nde keşif filosu 142. filonun komutanlığını yapıyordu. Bülbül, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gözaltına alınmıştı. Ama Bülbül'ün darbe girişimi sırasında personeli arayıp kimsenin katılmaması emrini verdiği yönündeki bilgilerin Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nca savcılığa iletilmesi üzerine serbest kalmıştı. Akıncı Üssü'nde yaşananların açığa çıkarıldığı incelemede bilirkişilik yapan Nail Bülbül, üsse yönelik görüntüleri izleyip değerlendirme yapan ekip içerisinde yer alıyordu.
Vatan

El Hareketleri Ve Sesi Ele Verdi
Amerika'da yayın yapan CNN International, 'ismi belirtilmeyen üst düzey asker' diye firari FETÖ/ PDY mensubuyla röportaj yaptı. Mick Krever ve Atika Shubert tarafından yapılan röportajda FETÖ mensubu askerin sesi değiştirilirken yüzü de gizlendi. Kimliği açıklanmayan asker röportajda "TSK çok zor durumda, uçak uçurmakta bile zorlanıyor" şeklinde iftirada bulundu. Kimliği merak edilen bu kişinin ise 15 Temmuz darbe girişiminin ardından hakkında yakalama kararı çıkarılan Tuğgeneral Mehmet Yalınalp olduğu ortaya çıktı. Kimliği ve yüzü gizlense, sesi değiştirilmeye çalışılsa da Yalınalp'in Hava Kuvvetleri'ndeki devre arkadaşları, silüeti, elleri ve el-kol hareketinden onun kim olduğunu anladıklar. Eski silah arkadaşlarının iddiasına göre, bu kişi darbeden sonra "en üst düzeyde" yapılan "geri dön" çağrısına rağmen dönmeyince tek kişilik kararname ile TSK'dan atılan ve Almanya'dan sığınma hakkı isteyen Tuğgeneral Mehmet Yalınalp. Yalınalp'in 23 Kasım'da Reuters'a ismiyle verdiği röportajda da benzer ifadeler kullanmıştı. CNN tarafından kimliği gizlenen Yalınalp röportajda şu ifadeleri kullandı: "Darbeyi kınıyorum. Ben olay olduğu sırada evimde oturuyordum. Geri çağırdıkları insanların yüzde 90'nını hapse attılar. Ben hakkımdaki suçlamayı sorduğum zaman 'devlet sırrı' dediler. Yüzlerce pilot kovuldu. Türk Hava Kuvvetleri'nin kapasitesi çöktü. Türkiye hava sahasını korumak için güçlü bir hava kuvvetlerine sahip olması gereken bir ülkü. Ancak şimdi uçak kaldırmakta bile zorlanıyor. Savaşma kapasitesi büyük sekteye uğradı. Tutuklanan subayların tümü ABD ya da Avrupa'da eğitim almış subaylar. Demokrasi batının en önemli değerlerinden biridir ama Türkiye'de diktatörlük demokrasi kisvesi altına saklanıyor. "Gülenci misiniz?" sorusuna ise, "Türk hükümetinin tanımına göre Donald Trump ya da Papa bile Gülenci olabilir. Onunla herhangi bir bağlantınız varsa Türkiye'ye göre teröristsiniz" yanıtını verdi.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,7730-3,7747                       
Euro: Euro 4,0700-4,0729
Sterlin: 4,7846-4,7891
Gram Altın: 147,1187-147,2396

Halkalı Kapıkule İhaleye Çıkıyor
Türkiye'nin, Avrupa'nın 6'ncı, dünyanın 8'inci Yüksek Hızlı Tren (YHT) işletmecisi konumuna geldiğini belirten Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Edirne'den Kars'a kadar YHT ile ulaşım hedeflediklerini söyledi. Ankara, Eskişehir, Bilecik, Kocaeli, İstanbul YHT hattının Pendik'e kadar hizmette olduğunu hatırlatan Bakan Arslan, "Ankara-Konya, Konya- Eskişehir-İstanbul çalışıyor. Ankara-Sivas YHT hattında inşaatına başlamadığımız kısım yok. Üst yapısı için ihale süreçlerini başlattık. Hedef, 2018 sonunda İstanbul'dan Sivas'a Ankara üzerinden kesintisiz ulaşım" dedi. Arslan, Türkiye'nin 3 büyük şehrinden ikisini buluşturacak Ankara-İzmir YHT Projesi'nde de inşaat ihalesi yapılmayan kesim kalmadığını belirterek, 2019'da Ankara-İzmir YHT hattını da tamamlamak istediklerini dile getirdi. YHT projelerinin yanı sıra Hızlı Tren projelerinin de sürdüğüne işaret eden Bakan Arslan, Konya-Karaman-Ulukışla- Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep hızlı tren projesinde, Konya-Karaman ile Adana- Gaziantep arasında inşaat çalışmalarının devam ettiğini, Konya-Karaman hattını yıl sonuna kadar hizmete almayı öngördüklerini söyledi. Arslan, ihale süreci devam eden Sivas- Erzincan hızlı tren projesinin birinci kısmı olan Sivas-Zara hattının ihale sürecinin sürdüğünü, Yerköy'den Kayseri'ye çalışmaların devam ettiğini belirtti. Kars'a kadar YHT hattını hızlı trenle bütünleştirmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Arslan, "Halkalı'dan Kapıkule'ye yani Avrupa'ya giden YHT'yi de bu yıl içinde ihale edeceğiz. Edirne'den gelen ve Kars'a kadar uzanan ana omurgayı Samsun'a da bağlayıp böylece Karadeniz'i de hızlı trenle buluşturmuş olacağız. Onu da Akdeniz'e kadar indirmiş olacağız. Hem doğu-batı aksında, hem kuzeygüney aksında YHT projelerimizi devam ettiriyoruz" ifadelerini kullandı.
Hürriyet

'Türk Akımı'na Rusya Onayı
Rusya ile Türkiye arasında uçak krizi sonrasında yeniden canlandırılan Karadeniz geçişli "Türk Akımı" doğalgaz boru hattı projesine Ankara'dan sonra Moskova'da son onayı verdi. Rusya parlamentosu üst kanadı Federasyon Konseyi, dünkü oturumunda oylama yaparak, Türkiye ile Rusya hükümetleri arasında imzalanan "Türk Akımı" anlaşmasını kabul etti. Böylece Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in imzalamasının ardından boru hattı çalışmalarına başlanacak. "Türk Akımı" projesine Rusya lideri Vladimir Putin'in 10 Ekim'de İstanbul ziyareti sırasında imzalanan hükümetler arası anlaşmayla dönüş yapılmıştı. Ardından Türkiye'den beklenen tüm hukuki süreç Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzası dahil geçtiğimiz aralık ayında tamamlanmıştı. Rus tarafı üzerine düşenleri ilk önce 20 Ocak'ta parlamento alt kanadı Duma onayıyla yerine getirmeye başlamıştı. Dün de parlamentonun üst kanadı Federasyon Konseyi gereken onayı vermiş oldu. Federasyon Konseyi'nde oylama öncesinde "Türk Akımı" hakkında senatörlere kısa bilgi de verilerek, projenin hayata geçirilmesi esnasında tüm hizmet ve malzemenin her iki ülkede gümrük vergisi ve diğer vergilerden muaf tutulacağı söylendi. Şimdilik iki adet yılda 15.75 milyar metreküp kapasiteli olarak inşa edilecek doğalgaz boru hattının birkaç yıl sonra Rusya ile Türkiye arasında Ukrayna gibi aracı ülkeleri ortadan kaldıracağı da vurgulandı. Boru hattının devreye girmesiyle Rusya, ilk aşamada Türkiye'ye satacağı doğalgazdan yılda 750 milyon dolar net kâr elde edecek.
Hürriyet

Fed Ne Faize Ne De Tahvile Dokundu
ABD Merkez Bankası (FED), dün akşam sona eren 2 günlük para politikaları toplantısı sonrası yaptığı yazılı açıklamada, faiz ve ekonomi politikalarında herhangi bir değişikliğe gitmediğini duyurdu. Bankanın karar alma organı olan Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) yayımladığı bildiride, aralık ayında yapılan son incelemeden bu yana ülke ekonomisinde gelişmenin devamettiğine işaret edildi. Metinde, tüketici güveninin de arttığına vurgu yapılarak yakından takip edilen işsizlik rakamlarının düşük seviyelerde seyrettiğinin altı çizildi. Bu bağlamda FOMC'nin halen yüzde 0.50-0.75 bandında bulunan gecelik faizlerin aynı seviyede kalmasını kararlaştırdığı belirtilirken, geleceğe yönelik olası artışların da ekonomideki gelişmelere paralel makul aralıklarda gerçekleşeceği vurgulandı. Tahvil alımlarını da aynen devam ettiren FOMC, para politikaları konusunda herhangi bir değişiklik yapmadı.
Haber Türk

49 Aylık Rekor
Geçen yılı moralsiz kapatan ihracatçılar 2017'ye umutla başladı. Yılın ilk ayındaki ihracat bir önceki senenin aynı dönemine göre yüzde 15'lik büyümeyle 10.5 milyar dolar oldu. Baz etkisiyle yakalanan bu seviye son 49 ayın (4 yıl) artış rekoruna işaret ediyor. İhracat verilerini Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesindeki Hema Endüstri tesislerinde açıklayan Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, "Biz 2017 yılını Atılım Yılı ilan ederken bu başarıları yakalayacağımızı öngörmüştük" dedi. Bu yıl petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüşün son bulması ile ihracat fiyatlarının tekrar artışa geçmesi, Rusya ile yaşanan normalleşme etkisiyle ihracat kayıplarının azalarak ortadan kalkması bekleniyor. AB ile Gümrük Birliği'ni güncellenme müzakerelerinin en kısa zamanda sonuçlanmasının da rakamlara olumlu etki yapması öngörülüyor. Son 12 aylık ihracat bir önceki yıla göre yüzde 1.8 artışla 143.5 milyar dolar oldu. Ocak ayında ihracat miktar olarak yüzde 21.2 arttı. Ocakta toplam ihracatta fiyatlarındaki düşüş kaynaklı kayıp 126 milyon dolar, parite kaynaklı kayıp 302 milyon dolar oldu. Bu iki kayıp olmasaydı ihracat rakamının yüzde 19.6 artışla 11 milyar dolar olacağı hesabı yapıldı. Sektör bazında ocakta en fazla ihracata 2 milyar dolarla otomotiv sektörü imza attı. Bu sektörü 1.2 milyar dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 1.2 milyar dolarla kimyevi maddeler sektörleri takip etti. En hızlı çıkışı yüzde 146 artışla zeytin ve zeytinyağı sektörü yakaladı. Gemi ve yat sektöründeki yüzde 57'lik, sebze ve meyve sektöründeki yüzde 46 yükseliş dikkat çekti.
Milliyet

Hedef 65 Yeni Osb1 Milyon İstihdam
Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) ve Sanayi Siteleri (SS) projelerine yönelik yatırımlar 2017 yatırım programında artırıldı. 2017'de 25 adet (22 OSB ve 3 SS) yeni proje yatırım programına dahil edilirken, OSB ve SS projelerinin tamamlanarak ekonomiye kazandırılmasının hızlandırılması amacıyla; 2016 deneğine göre 2017 deneği yüzde 75 oranında artırılarak 387 milyon TL'ye çıkarıldı. Sanayi Bakanlığı açıklamasına göre, bu rakam 2016 yılında 222 milyon TL'ydi. Sanayiciye uygun yatırım alanları sunan, istihdam, ihracat, doğrudan veya dolaylı vergi gelirleri ile ekonomiye önemli girdiler sağlayan sanayi bölgeleri ülke sanayisine ivme kazandırarak sürdürülebilir büyümenin temel aracı oldu. Türkiye'de yaklaşık 55 yılı aşkın bir süredir uygulanması devam eden OSB uygulamaları yıllar içinde gelişerek dünyaya ihraç edilen bir model haline geldi. Bakanlık yetkililerinin verdiği bilgiye göre OSB uygulamalarına yönelik istikrarlı devlet desteğinin sağlanmasına devam edilecek. 2002'ye kadar yaklaşık 40 yıllık süreçte yılda ortalama iki adet OSB projesi tamamlanırken, son 14 yılda bu rakam sekize yükseldi. 2023 hedefi ise 65 yeni OSB kurarak 1 milyon daha ilave istihdam oluşturmak. Bugün OSB'ler Türkiye ekonomisi için her zamankinden daha önemli bir hale geldi. Kalkınma programlarına uygun olarak sanayi sitelerini kredi ile desteklenerek küçük sanatkârlara ve küçük işletmelere altyapısı hazır, faaliyetlerine uygun büyüklükte sağlıklı çalışma koşullarına sahip işyerleri sunuluyor.
Milliyet

Tl İle İhracat Yüzde 29 Arttı
Türk lirası (TL) karşılığında geçen yıl yapılan ihracat, yüzde 29.37 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2016'da yapılan ihracat 142 milyar 606 milyon 247 bin dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ihracatın 7 milyar 879 milyon 781 bin dolarlık bölümü TL karşılığında yapıldı. 2015'te TL karşılığı yapılan ihracat tutarı 6 milyar 90 milyon 435 bin dolar olmuştu. Geçen yılki ihracatın yüzde 48.21'i euro, yüzde 42.58'i dolar, yüzde 5.52'si TL, yüzde 3.13'ü İngiliz sterlini, kalanı diğer para birimleri ile gerçekleştirildi. Verilere göre, geçen yıl 198 milyar 601 milyon 934 bin dolar olan toplam ithalat işlemlerinin de 14 milyar 274 milyon 389 bin dolarlık bölümü TL ile yapıldı. TL ile yapılan ithalat tutarı, yüzde 5.28 artış gösterdi. 2015'te 13 milyar 557 milyon 318 bin dolarlık ithalat TL karşılığında yapılmıştı.
Vatan

75 Proje Daha Katıldı
Emlak Konut GYO'nun 'Güçlü Türkiye İçin Birlik Vakti' adıyla düzenlediği 20 yıl vadeli kampanya dün başladı. 30 projede 15 bin bağımsız bölümü kapsayan kampanyaya sektörden destek yağdı. Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) ile Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) üyelerinin de katılacağını açıkladığı kampanyaya 33 firma 75 konut projesiyle dahil oldu. Böylece 31 Mart'a kadar 240 ay vadeli satılacak konut sayısı 15 binden 50 bine kadar çıktı. Kampanya ile GYODER üyelerinin markalı konutları, 240 ay vadede yüzde 0.75-0.85 arasında faizle satılacak. Emlak Konut GYO'nun projelerinde ise yüzde 5 peşinat karşılığında 60 ayda sıfır, 120 ayda yüzde 0.45, 240 ayda yüzde 0.79 faiz oranı ile ev sahibi olunabilecek. Uzun vadeli ve düşük faizli konut satışı kampanyasının ev sahibi olmak isteyen orta gelirliler için büyük bir fırsat olduğunu belirten GYODER Başkanı Aziz Torun, şunları söyledi: "GYODER'in destek verdiği, ikinci 'güç birliği' kampanyasıyla; maliyetlerin ve konut fiyatlarının arttığı bir süreçte, vatandaşın konut sahibi olması kolaylaştırılarak önemli bir adım atılıyor. Daha önce yaptığımız 'güç birliği' kampanyasında gördük ki, konut almak isteyenler faiz oranları ve uzun vadeli ödeme seçeneklerine duyarlı. Sektör temsilcileri olarak biz de vadeleri uzatıp daha fazla insana ulaşmayı hedefledik. 240 ay vadeli konut kampanyasının faiz oranlarına baktığımızda, 0.75- 0.85 bandının, bugünkü Türkiye şartlarında sürdürülebilir bir faiz oranı olduğunu söyleyebiliriz. Firmalarımız ve bankalarımızın fedakarlığı ile Türkiye'de ilk kez 240 ay vade ile satılacak konutlarla, orta gelir grubuna ev sahibi olma imkanı sağlayan kampanyayı destekliyoruz."
Vatan

DÜNYA
Merkel'in Çantasında İncirlik De Var
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in bugün Ankara'ya yapacağı bir günlük çalışma ziyareti öncesi Tornado ve İncirlik krizi yeniden alevlendi. Alman Der Spiegel'in haberine göre Türkiye, terör örgütü DEAŞ'la mücadele kapsamında İncirlik üssüne konuşlanmış olan Tornado tipi keşif uçaklarının elde ettiği görüntülere doğrudan erişim istiyor. Ama Almanya, Türkiye'ye bu görüntüleri vermiyor. Spiegel haberine kaynak olarak bir Alman kriptosunu gösterdi. Türkiye'nin Almanya'nın İncirlik'te karargâh inşaatına karşı bu görüntülere erişim istediği öne sürüldü. Meclis kulislerinde ise Türkiye'nin Almanya'ya bu konuda yoğun baskı yaptığı konuşuluyor. Adının açıklanmasını istemeyen bir muhalefet milletvekili tartışmalarla ilgili şu bilgileri verdi. Türkiye yaklaşık üç aydır Tornadoların Suriye ve Irak'tan çektiği görüntülerin ham halini istiyor. Almanya terör örgütü DEAŞ ile ilgili görüntüleri Türkiye'yle paylaşıyor. Ancak Türkiye, Suriye'de terör örgütü PKK'nın uzantısı olan YPG'nin hareketleri üzerine de görüntülere erişim istiyor. İddiaya göre, durum ciddi olduğu için Merkel, Türkiye'ye geliyor. Türkiye'nin ısrar etmesi durumunda muhalefet partileri Tornadoların İncirlik'ten çekilmesini istiyor. Alman Savunma Bakanlığı sözcüsü Albay Boris Nannt, Tornadoların sadece DEAŞ'la ilgili görüntüleri paylaştığını doğruladı. Hükümetin basın toplantısında gelen bir soruyu cevaplandıran Nannt şöyle dedi: "Birkaç hafta önce tezkereyi 12 ay daha uzattık. Keşif uçuşlarından alınan sonuçlar bu tezkereye uygun biçimde, sadece DEAŞ ile mücadele kapsamında koalisyona veriliyor. Türkiye de koalisyonun üyesi." Sözcü, 'Almanya, uçakları İncirlik'ten çekmeyi düşünüyor mu' sorusuna "Yeni bir tavır yok" dedi.
Hürriyet

Rus Anayasasından Suriyeli Kürtlere Kültürel Özerklik
Rusya, Suriye için hazırladığı 85 maddelik anayasa taslağını önceki gün yayınladı. Daha önce Kürt azınlığa özerklik tanıdığı gerekçesiyle eleştirilen ve tepki çeken taslakta "Kürtlerin kültürel otonomi statüsü yasalar tarafından belirlenir" ifadesinin yer aldığı dikkat çekti. Rusya'nın hazırladığı, Suriye'nin yeniden yapılandırılmasını öngören anayasanın özeti ise şöyle: Suriye'nin resmi adı değişiyor. Suriye Arap Cumhuriyeti yerine Suriye Cumhuriyeti geliyor. Suriye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın Müslüman olması şartı kaldırılıyor. Cumhurbaşkanı adayının Suriye doğumlu ailesinin de Suriye kökenli olması şartı aranıyor. Cumhurbaşkanı 7 yıllığına seçiliyor. İlk dönem sonrasında yeniden aday olamıyor. Bir sonraki seçimlerde aday olabiliyor. Suriye'nin resmi dili Arapça. Yerel kurultay kendi bölgesinde Kürtçe'yi ikinci resmi dil ilan edebiliyor. Anayasa taslağı 8 Şubat Cenevre'de başlaması planlanan Suriye barış gürüşmelerinin 20 Şubat'a ertelenmesine yol açmıştı.
Hürriyet

40 Yaşında Elysée'ye Yürüyor
Fransa'da ardı ardına yaşanan skandallar Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysée'nin yeni patronunun belirleneceği yarışın seyrini değiştirdi. Nisan ve mayıs aylarında iki turlu olarak yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ibre Fransa siyasetinin genç aktörü Emmanuel Macron'a dönmüş gibi görünüyor. Bir kamuoyu araştırmasına göre Macron'un cumhurbaşkanı olma şansı hayli yüksek. Ekonomi gazetesi Les Echos'nun yayınladığı kamuoyu araştırma şirketi Elaba tarafından 3 ve 31 Ocak'ta yapılan ankete göre aşırı sağcı Ulusal Cephe'nin adayı Marine Le Pen, önceki aya göre 2-4 puan kaybetmesine rağmen yüzde 27 ile birinci sıradaki yerini koruyor. Macron yüzde 23 ile Le Pen'i takip ediyor. Milletvekilliği sırasında eşine yapmadığı iş için maaş bağlattığı ve 500 bin Euro (2 milyon TL) haksız kazanç elde ettiği ortaya çıkan ve hakkında soruşturma açılan Cumhuriyetçiler Partisi adayı François Fillon'a destek ise yüzde 19 civarında. Kamuoyu araştırma şirketleri, Le Pen ile Macron'un mayıs ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turuna kalan son 2 aday olması halinde, merkez sağ ve merkez soldan kayacak oylarla Macron'un daha şanslı olduğu görüşünü savunuyor. Elabe'ye göre Macron ikinci turda oyların yüzde 65'ini alarak cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturabilir. 2 yıl önce Sosyalist Parti hükümetine Ekonomi Bakanı olarak giren Emmanuel Macron, Fransa siyasetinde bütün taşları yerinden oynattı. Cumhurbaşkanı François Hollande'ın keşfedip ekonomisinin başına getirdiği Macron geçen yıl Sosyalist Parti'ye kazan kaldırarak bakanlık görevinden istifa etti ve kendi adının başharflerine atıfta bulunan "En Marche" adlı hareketi kurdu. Özgürlüklere dayalı liberal bir ideolojiyi savunmakla birlikte sağcı ya da solcu olarak tanımlanmayan Macron, "Yılın Politikacısı" seçilmişti.
Haber Türk

Brexit Tasarısı İlk Turu Geçti
İngiltere hükümetine AB'den ayrılma sürecini başlatacak 50. maddeyi işletme yetkisini devretmeyi öngören Brexit yasa tasarısı, İngiltere Parlamentosu'nda oylandı. Avam Kamarası'nda başlayan oylamada, 114'e karşı 498 oyla tasarının komisyon görüşmeleri aşamasına taşınmasına yeşil ışık yakıldı. Anayasa mahkemesinin Brexit sürecini resmen başlatacak Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesinin işletilmesinin parlamentonun onayıyla olması gerektiği yönündeki kararı üzerine, hükümet geçen hafta bu yetkinin bakanlar kuruluna devredilmesini öngören bir yasa tasarısını parlamentoya sunmuştu. Brexit Bakanı David Davis, tasarının İngiltere'nin AB'den ayrılıp ayrılmamasıyla veya nasıl bir yol izleyerek ayrılmasıyla ilgili olmadığını söylüyor.
Haber Türk

Yüksek Mahkeme De Cumhuriyetçilerde
ABD Başkanı Donald Trump, yargıç Antonin Scalia'nın Şubat 2016'da ölmesiyle boşalan Yüksek Mahkeme üyeliğine Neil Gorsuch'u aday gösterdi. Yüksek Mahkemeye aday olarak düşündüğü Pensilvanyalı yargıç Thomas Hardiman'ı da gizlice Washington'a getirten Trump, 'önceden kestirilemeyen' kararını ilk kez Beyaz Saray'daki törende açıkladı. Çoğunluğu Cumhuriyetçilerden oluşan Senato'dan Gorsuch'u onaylaması bekleniyor. Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elinde bulunduran Cumhuriyetçi Parti, Gorsuch'un göreve başlaması durumunda Yüksek Mahkeme'de de çoğunluğa erişecek. Yüksek Mahkemede Scalia'nın ölümüne kadar 5'e 4 muhafazakâr yargıçların üstünlüğü vardı. Scalia'dan boşalan koltuğa Gorsuch'un gelmesiyle Cumhuriyetçilerin Yüksek Mahkeme'deki etkisi devam edecek. Demokrat Partili siyasetçiler Beyaz Saray'daki törene katılmayı reddederken, New York Senatörü Chuck Schumer, 'Ana akım dışındaki herhangi bir adayı bloke edeceğini' açıkladı. Amerikan İç Güvenlik Bakanı John Kelly, dün yaptığı açıklamada 7 ülkeye uygulanan yasağın daha fazla ülkeye uygulanabileceğini ve kısmen kalıcı bir hale gelebileceğini söyledi. Öte yandan, New York, Massachusetts, Virginia ve Washington eyaletleri, bazı Müslüman ülkelerden mülteci ve yolcu alımını yasaklayan Trump'ın kararnamesine karşı yasal mücadele başlattı. New York Eyalet Başsavcısı, Trump'ın kararının anayasaya aykırı, hukuki olmayan ve temelden anti-Amerikan olarak niteledi. San Francisco kenti de, Trump'ı göçmen kararnamesi yüzünden mahkemeye verdi. Konut, sağlık ve sosyal hizmetler ve evsizlik hizmetleri için yılda 1 milyar 200 milyon dolar federal yardım alan kentin dilekçesinde, "sığınak şehirler"e yardımın kesilmesini içeren başkanlık kararnamesinin "anayasaya aykırı olduğu, Başkan'ın gücünü aştığı ve San Francisco'nun egemenliğine saldırı" niteliği taşıdığı belirtildi. Reuters/Ipsos tarafından yapılan ankette Amerikalılara Trump'ın Müslüman ülkelerden gelen kişilere koyduğu seyahat yasağının ardından 'kendilerini daha güvende' hissedip hissetmedikleri soruldu. Ankete katılanların yüzde 31'i kendilerini daha güvende hissettikleri söylerken, yüzde 33'lük kesim kararın kendileri için bir etkisi olmadığını söyledi. Katılımcıların yüzde 26'sı ise yasağın kendilerini daha az güvende hissettirdiğini aktardı.
Milliyet

Brexit'ci Editoru Kovdurmak İstedi
İngiltere'de eski Başbakan David Cameron'ın, koltuğuna mal olan Brexit referandumundan önce, ülkenin önde gelen gazetelerinden Daily Mail'e müdahalede bulunduğu iddia edildi. BBC'nin ortaya attığı iddiaya göre Cameron, Genel Yayın Yönetmeni Paul Dacre'in kovulması için, Daily Mail'in sahibi Lord Rothermore'la irtibata geçti. Haberde Cameron'ın, başbakanlık ofisinde ağırladığı Dacre'den, İngiltere'nin AB üyeliğinden ayrılması konusunda 'üzerine bu kadar varmamasını' istedi. Dacre Cameron'un bu isteğine, '25 yıldır AB'ye şüpheyle yaklaştığı, Brexit nedeniyle AB konusundaki editöryal çizgisini yumuşatmayacağı' cevabını verdi. Cameron bunun üzerine, gazetenin sahibi olan Lord Rothermere'la bağlantıya geçerek, Dacre'nin işten atılmasını istediği kaydedildi. Bir süre sonra Cameron'ın talebinden haberdar olan Dacre, bu tarihten sonra gazetenin Brexit yanlısı kampanyasını daha da sertleştirdi. Daily Mail gazetesi, Brexit sürecinde 'ayrılık' yönünde etkili bir kampanya yürütmüştü. Lord Rothermere'un sözcüsü, Daily Mail patronunun, 'yıllar içinde editörlerine yönelik olarak çeşitli başbakanlarca 'sıkıştırıldığını', ancak her zaman söylediği gibi gazetelerinin editöryal süreçlerine karışmadığını' açıkladı. Dacre de haberle ilgili açıklamasında, "25 yıl boyunca, Daily Mail gazetesini editöryal olarak yönetme konusunda özgür oldum. Ne Jonathan Rothermere ne de babasından bir müdahale oldu. Tüm bu süreç büyük bir mutluluk ve ayrıcalıktı" dedi. Cameron'ın sözcüsü ise, eski Başbakan'ın Daily Mail'in AB karşıtı kampanyasına yönelik tepkisini hem Lord Rothermere'a hem de Dacre'ye ilettiğini, ancak bunun dışında bir müdahalede bulunmadığını belirtmekle yetindi.
Vatan

POLİTİKA

"Daha Topa Girmedik"
Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen 'Sivil Toplum Farkındalık Ödülleri' törenine katıldı. Başbakan Yıldırım törende özetle şunları söyledi: "Efendim, 'Biz sandığa gittik, iktidarı seçtik, bizden daha ne istiyorsunuz' deyip kenara çekilmek yok. İktidar sizden yetki aldı, vaat ettiği işleri yapacak, şeytan taşlamaktan fırsat bulursa. Ama sizin göreviniz bitmiyor. İktidara yön vereceksiniz. Maalesef bizde bazı STK'lar, toplumun genel beklentisini değil de birtakım marjinal ideolojik grupların sözcülüğünü yapıyorlar. Sayıları çok değil ama bazen gürültüleri de haddinden fazla oluyor. 'Efendim dünyanın en büyük havalimanını yapmayın, yolları, tünelleri yapmayın' diye bağırdılar. Sayın Trump (ABD Başkanı Donald Trump) ilk toplantısında 'Yollar, köprüler, demiryolları yapacağız ülkeyi bir baştan bir başa imar edeceğiz' dedi. Biz de, 'Buyurun tecrübe burada gerekli desteği veririz' diyoruz. Amerika'da hızlı tren olmadığını biliyor musunuz, Türkiye'de var. Bugünlerde kafa karıştırıcı çok şey söyleniyor, yazılıyor. Anayasa değişikliğinin amacı, siz STK'larsınız biliyorsunuz. Biz daha topa girmedik, söylenenler söylensin, herkes eteğindeki taşı döksün, soruları ortaya koysun, biz de hangisinin doğru olup olmadığını anlatacağız. Sayın anamuhalefet partisinin genel başkanı diyor ki, 'Dayatma ile Anayasa olmaz.' Ya bu, Meclis'i yok saymaktır. Bu Anayasa Meclist'e görüşüldü. Kendisi de oradaydı. Millet iradesinin temsili neredir, Meclis'tir. Bütün bunlar ortadayken 'bu anayasa değişikliği dayatmadır' demek siyaseti, milli iradeyi inkar etmek demektir. Talihsiz bir beyanattır. Milletin iradesini yok sayarsanız günü gelir millet de sizi yok sayar. Bu talihsiz beyanatı biran önce düzeltmesi gerekli olur diye düşünüyorum. Efendim işte 'Diktatörlük geliyor, babadan oğula devredecek, saltanat devri geliyor.' Neler neler, kıyamet kopuyor. İki sandık arasında yetkiyi alıyorsun, iyi yapıyorsan bir daha devam ediyorsun. Üçüncü yok. Ne kadar iyi yaparsan yap, yok kardeşim. AK Parti'nin de bir iktidar ömrü vardır mutlaka. Zaten bu sistem de sınır getiriyor. Bize '15 yılda iktidarsınız niye yapmadınız' diyor. Gözünüze dizinize dursun. 20 bin kilometre yolu siz görmüyorsunuz ama millet görüyor. Hadi geri aldım, gözünüze dizinize durmasın o kadar da demiyorum ama görün. Bugün, 'siz iktidarsanız niye şikayet ediyorsunuz, bu işler niye olmuyor' diyor. Oldu sizin haberiniz yok. SGK'da kuyruk yok; çünkü başında Kılıçdaroğlu yok, AK Parti var."
Hürriyet

'Feto'cüler Birer Mankurta* Dönüştü'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pek çok sapkın yapı gibi FETÖ'cülerin de yollarını kaybettiğini belirterek, "Öyle ki 15 Temmuz'da bu örgüt mensuplarının yaptıkları ihanetin büyüklüğü, ancak bir asır önceki işgal günleriyle mukayese edilir. Mesela FETÖ'nün TBMM'yi bombalanması ile Osmanlı'nın Meclis-i Mebusan'ın kapanması aynı şeydir" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜ- BA) ödülleri dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Erdoğan'ın da katıldığı törende, Prof. Dr. Şerif Mardin, Prof. Dr. Mary-Claire King, Prof. Dr. Omar Yaghi ödüle layık görüldü. Prof. Şerif Mardin ile Prof. Mary-Claire King'in, sağlık sorunları nedeniyle törene katılmadığı törende Erdoğan, şunları söyledi: Tarihimizdeki çalkantılara istikrarsızlıklara baktığımızda hepsinin arkasında cehaletin, ilmi geriliğin, kültürel yozlaşmanın bulunduğunu görürüz. Selçuklu'yu kalbinden vuran Haşhaşiler işte bu boşluktan yararlanmıştır. Osmanlıyı uğraştıran pek çok sorunun temelinde yine aynı sıkıntılar vardır. Esasen bu sorunla günümüzde de mücadele ediyoruz. FETÖ denilen şer şebekesi milletimizin eğitim konusundaki, yardımlaşma konusundaki hassasiyetlerini istismar ederken, en çok bu tür eksikliklerden faydalanmıştır. Bu örgütün içindeki akademisyenler, yargı mensupları, polisler, askerler, öğretmenler, işadamları iyi eğitim almış fiyakalı okullardan mezun olmuş olabilirler ama bu durum hakikatler karşısındaki gördüklerini, cehaletlerini kalplerini ve zihinlerini bir şarlatana kiralamış oldukları gerçeğini ortadan kaldırmaz. Kağıtla kalbi birlikte işlemeden sahip olunan birikim bizleri aydınlığa çıkarmaya doğruya ulaştırmaya yetmez. Kendimize gelebilmemiz ancak kendimizi bilmemizle mümkündür. Şayet biz kendimizi bilmezsek biri gelir bize ne olduğumuzu anlatmaya, bunun sınırlarını çizmeye başlar. Pek çok sapkın yapı gibi FETÖ'cüler de işte burada yollarını kaybetmişler, ne olduklarını, kim olduklarını unutarak, her biri sadece sahiplerinin emirlerini yapan birer mankurta dönmüşlerdir. Öyle ki 15 Temmuz'da bu örgüt mensuplarının yaptıkları ihanetin büyüklüğü, ancak bir asır önceki işgal günleriyle mukayese edilir. Mesela FETÖ'nün TBMM'yi bombalanması ile Osmanlı'nın Meclis-i Mebusan'ın kapanması aynı şeydir. Aynı amaca yöneliktir, fark yok. Her ikisi de milli iradenin tecelligahı olan bu kurumları işlemez hale getirerek ülkenin işgaline zemin hazırlama amacı gütmüştür. Ülkenin en parlak beyinlerini bünyesine toplamakla övünen bir örgütün böylesine bir ihanet çukuruna yuvarlanmasının sebebi kendini irfana dönüştürmek yerine iradesini karanlık bir güce teslim etme tercihinden kaynaklanmaktadır. Bizim dinimizde inancımızda iki kavram var ki çok çok önemlidir bunun bir tanesi ububiyet. Biz ilah olarak Allah'tan başka bir güç asla tanımayız tanıyamayız. Diğeri de kulluktur. Allahtan başka hiçbir güce kul olmadık, olamayız. Bu da bizim aynı şekilde uhudiyetimizin gereğidir. Fakat kalkıp da Pensilvanya'ya bu iki önemli itikadi başlığı teslim ederseniz orada her şey kaybedilir.
Milliyet

İl Ve İlçe Başkanları Ankara'ya Çağrıldı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde dün toplanan CHP MYK, yaklaşık üç saat sürdü. Alınan bilgilere göre toplantıda nisan ayının ilk yarısında yapılması öngörülen anayasa değişikliği teklifine ilişkin referandum çalışmalarının hızlandırılması kararlaştırıldı. Bu kapsamda Kılıçdaroğlu'nun pazar günü tüm il ve ilçe başkanlarını Ankara'ya çağırdığı, il ve ilçe başkanlarına referandumda nasıl davranacaklarına ve "hayır" kampanyasını nasıl yürüteceklerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme sunulacağını açıkladığı öğrenildi. Kılıçdaroğlu'nun önümüzdeki hafta Parti Meclisi ve milletvekili grubuyla birlikte bir toplantı gerçekleştireceğini, bazı eski siyasilerle de bu kapsamda bir buluşma tasarlandığını anlattığı ifade edildi. Kılıçdaroğlu'nun "hayır" kampanyasının partiler üstü olması gerektiği, kampanya boyunca CHP bayrağının kullanılmaması gerektiği, parti içine hitap edecek sert söylemlerden kaçınılması uyarısında bulunduğu öğrenilirken, sandık ve seçim güvenliğine özel önem verileceği, bu kapsamda sandık görevlilerinin şimdiden belirlenmesi kararı benimsendi. Kılıçdaroğlu, önceki seçim kampanyalarına kıyasla daha az miting yapacağı, seçimin "parti seçimi" olmaması nedeniyle daha az görünür olmayı tercih edeceği öğrenildi. Toplantıda, kampanya sürecinin nasıl yürütülmesi konusunda da görüş alışverişinde bulunulurken, bir strateji ekibinin oluşturulmasının doğru olacağı değerlendirmeleri yapıldı. Toplantıda ayrıca önceki gün, 7 yıl önceki tweet'leri nedeniyle CHP PM üyesi Sera Kadıgil'in gözaltına alınması konusu ele alındı. Kılıçdaroğlu'nun Kadıgil'e yapılan uygulamalarının referandumda "hayır" diyeceklere yönelik bir linç kampanyası yürütülerek bir algı oluşturulmaya çalışıldığını aktardığı ifade edildi. Kılıçdaroğlu, iletişim giderleri tartışma konusu olan Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen'in durumunu önce MYK'da ardından TBMM'de bir araya geldiği kurmaylarıyla ele aldı. Türkmen'e Başkanlık Divanı'ndaki görevini bırakması için bugüne kadar süre tanındığı öğrenildi.
Milliyet

SPOR

CEV Erkekler Voleybol Challenge Kupası 3. Tur rövanş karşılaşmasında Ziraat Bankası, Bosna Hersek temsilcisi Jedinstvo Brcko takımını sadece 59 dakika süren bir mücadele sonrası güle oynaya yendi, çeyrek finale yükseldi: 3-0 İlk maçta da rakibini set vermeden geçen Ziraat Bankası birinci sete çok etkili ataklar ve smaç servis atışlarıyla başladı, rakibin oyun direncini kırdı. Burak servis atışlarından direkt sayı üretince temsilcimiz teknik molaları da açık ara 8-3 ve 16-5 önde geçti. Rauwerding ve Dijk'in sayıları sonrası rakibi bunaltan Ziraat Bankası seti 25-7 kazanarak 1-0 öne geçti. İkinci sette kırmızı-beyazlı ekibimiz köşelerden atakları ve etkili servis atışlarını sürdürünce üstünlüğü elden bırakmadı. Seti 25-13 önde tamamlayan Ziraat Bankası skoru 2-0'a taşıdı. Üçüncü set ezici oyununu sürdüren Ziraat Bankası molaları da 8-3 ve 16-5'lik sonuçlarla farklı geçerek seti 25-9, maçı da 3-0 kazandı.
Milliyet


Galatasaray, zirvede iddialı olmasına rağmen, en çok eleştirildiği konulardan biri, sarı-kırmızılıların rakiplerinden daha az koşması ve sahada daha ağır görünmesiydi. Yorumcuların bu eleştirilerini dikkate alan yönetim, bu konuyu teknik direktör Jan Olde Riekerink'e sordu. Hollandalı teknik adam, yaptığı değerlendirmede bu konuya çok farklı bir açıdan yaklaştı. Riekerink, "Koşmuyoruz, koşturuyoruz. Galatasaray'ın sahada çok koşması her şeyin doğru olduğu anlamına gelmez. Elimizdeki mevcut kadro ile topa daha çok sahip oluyoruz. Bizim için önemli olan koşmak değil oyuna hükmetmek. Takımım için önemli olan topu koşturmak Bu nedenle pas organizasyonlarına özen göstermeliyiz" diyerek eleştirilere yanıt verdi. Riekerink'in topa sahip olmaya dayalı sistemi tercih etmesindeki etken de mevcut kadrodaki futbolcuların özellikleri Podolski, Sneijder, Hakan Balta, De Jong, Selçuk ve Sabri gibi 11'de direkt oynayan 30 yaş üstü isimlerin fazlalığından dolayı sarı-kırmızılıların zaten mücadele ve koşmaya dayalı bir sistemle oynanması pek mümkün görünmüyor. Kadro yapısı nedeniyle koşan değil koşturan takım olmayı tercih ettiklerini dile getiren Riekerink, bu nedenle futbolculardan pas oyununu tercih etmelerini istiyor.
Milliyet

Porto'dan iki sezon önce Beşiktaş'a geri dönerken, Başkan Fikret Orman'a, "Taraftara olan borcumu mutlaka ödemek istiyorum" diyen Ricardo Quaresma, futbol kariyerini büyük olasılıkla siyah-beyazlı forma altında noktalayacak. Bu sezon geride kalan dönemde 26 resmi maça çıkan ve 4 karşılaşmada daha forma giymesi halinde sözleşmesi mevcut şartlarla 1 yıl otomatik uzayacak olan 33 yaşındaki Portekizli futbolcunun, yönetimin sunduğu iki senelik yeni mukavele teklifini prensipte kabul ettiği belirlendi. Önümüzdeki yıl için 1 milyon 768 bin euro garanti ücret ödenecek olan Quaresma'nın iki senelik yeni mukavelesi 2018-19 sezonunda devreye girecek. Yeni sözleşmesi 1+1 yıllık olan ve belli sayıda maça çıkması halinde mukavelesi 2 yıla uzayacak olan başarılı futbolcu bunu başarırsa 2019-20 sezonu sonuna kadar Beşiktaş'ta kalacak. Ricardo Quaresma'nın yeni sözleşmesindeki senelik ücreti ise Ryan Babel'le aynı düzeye getirilecek. Buna göre Q7'ye 2018-19 ve 2019-20'de 2.1 milyon euro garanti ücret ödenecek. Bu arada Portekizli yıldızın, yönetimle yaptığı görüşmelerde zam konusunda ısrarcı olmadığı, iyileştirmenin siyah- beyazlı idareciler tarafından gündeme getirildiği ifade edildi. Beşiktaş'ın geçen yıl elde ettiği şampiyonlukta büyük pay sahibi olan, bu sezon da golleri ve asistleriyle alkışları toplayan Ricardo Quaresma'dan çok memnun olduklarını belirten siyah-beyazlı yöneticilerin, "Kesinlikle ücretine zammı hak ediyor" yorumunu yaptıkları aktarıldı.
Milliyet


Fenerbahçe Teknik Direktörü Dirk Advocaat'ın basın toplantılarında oyuncularını isim vererek eleştirmesi sıkıntı yarattı. Hollandalı hocanın sürekli orta sahanın yetersiz olduğunu vurgulamasının bu pozisyondaki futbolcuların moral motivasyonunu kötü etkilediği belirlendi. Bu durumu fark eden yönetimin, tecrübeli çalıştırıcıdan biraz daha hassas olmasını istediği öğrenildi. Özellikle yerli oyuncuların bu açıklamalara alışık olmadığı ve performanslarının düştüğü ifade edildi. Teknik Direktör Dirk Advocaat sezon başından bu yana düşüncelerini açık şekilde kamuoyu ile paylaşıyordu. Genel anlamda en çok eleştirdiği isimlerden biri de Salih Uçan oldu. Hollandalı hoca son olarak Kayserispor maçı sonrası genç futbolcunun Fernandao ile birlikte taktiksel anlayışa aykırı davrandığını söylemiş, bunu sorgulayacağını belirtmişti. Sarı-lacivertli yönetim, genel olarak Advocaat'tan memnun olsa da bu konu başta olmak üzere ligin ikinci yarısında yaşananlar bazı olaylar yüzünden hocaya eleştiriler geldi. Bu eleştiriler ilk etapta şu şekilde sıralandı; 1 Antalya kampına dahil edilmeyen Aatıf'ın sürpriz şekilde ikinci yarının ilk sınavı olan Adanaspor maçında oynatılması tepki çekti. Devamında bekleneni veremeyen Faslı futbolcu taraftarın protestosuna uğradı. Aatıf da buna karşılık verince hoş olmayan görüntüler oluştu. 2 Kayserispor maçındaki oyuncu değişikliklerine de anlam verilemedi. Özellikle Fernandao'nun çıkıp Van Persie'nin oyuna girmesi yönetimi şaşırttı. Takımın neden çift forvetle sahada olmadığı sorusu soruldu. 3 Sürekli aynı oyuncularla oynaması ve rotasyon yapılmaması da gündeme geldi. İsmail Köybaşı ve Stoch gibi isimlerden teknik heyetin faydalanması gerektiği vurgulandı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme