4 Şubat 2017 Cumartesi

04.02.2017 Genel Gündem



GÜNDEM

Himmet Akademisi
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki (YTÜ) 'akademik yapılanmasına' ilişkin iddianame, İstanbul 25'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. İddianamede 21'i tutuklu 13'ü firari 83 sanığın 'Silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçundan 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. YTÜ'de görev yapan 7 profesör de sanıklar arasında yer aldı. İddianamede, 2014'te el konulan Bank Asya'daki mevduatın yüzde 20'sinin akademisyenlere ait olduğu, örgütün bankayı kurtarmak için 'Himmet Akademisi'ni kullandığı belirtildi. İddianamede "17-25 Aralık darbe girişiminden sonra bankaya 5 bin akademisyen üzerinden yaklaşık 5 milyar lira fon yönlendirildiği" ifade edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu savcılarından Mehmet Şenay Baygın'ın hazırladığı 360 sayfalık iddianamede özetle şöyle denildi: "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) verileri FETÖ'nün akademik yapılanmasını bir kez daha gözler önüne sermiştir. 24 Aralık 2014'te TMSF el koymadan önce Bank Asya'nın mevduat varlığının 15 milyar TL'den 6.9 milyar TL'ye gerilediği belirtilmiştir. BDDK verilerine göre bu mevduatın yüzde 20'sinin akademisyenlere ait olduğu, aynı tarihte Bank Asya'da 168 akademisyen ve eşlerine ait toplam 1 milyar 132 milyon TL bulunduğu tespit edilmiştir." İddianamede, örgütün elebaşı Fetullah Gülen'in talimatıyla Bank Asya'yı kurtarmak için harekete geçen FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, himmet paralarını 5 bin akademisyen üzerinden bankaya yönlendirdiği, bir araştırma görevlisinin hesabından 42.5 milyon lira çıktığının tespit edildiği anlatıldı. Bankaya 5 milyar TL yatırıldığı, FETÖ/ PDY silahlı terör örgütünün Bank Asya'yı kurtarmak için 'Himmet Akademisi'ni kullandığı iddia edildi.
Hürriyet
 
El Bab'da Merkeze Girmeden Çevre Kuşatması Başladı
164'üncü gününe giren Fırat Kalkanı Harekâtı'nda 24 yerleşim yerini terör örgütü DEAŞ'tan alan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleri, El Bab ilçe merkezindeki direnişi kırmak için çevresini kuşatıyor. SINIRDAN 35 KİLOMETRE İÇERİDE Azez-Cerablus hattını terör örgütleri DEAŞ ve PYD/PKK'dan arındıran Fırat Kalkanı, geçen aralık ayında Halep'in El Bab Ilçesi'ne odaklanmıştı. Harekâtta TSK ve ÖSO'nun Türkiye sınırından Suriye içlerine ulaştığı derinlik 35 kilometreyi aştı. Son olarak dün Gacran, Avasi, Vahce ve Hasan köyleri, Amiya Beldesi ve 500 Tepesi, ÖSO'nun kontrolüne geçti. Harekâtta, El Bab merkezine doğrudan hızla girilmek yerine, merkezdeki teröristlerin çevreyle ikmal yolları kesilerek dirençlerini kırma stratejisi izleniyor. Böylece, sivilleri kalkan olarak kullanan DEAŞ'la merkezde olabildiğince az çatışmaya girilmesi, sivillerin zarar görmesinin önlenmesi de amaçlanıyor. TSK destekli ÖSO güçleri, El Bab merkezinin 1 kilometre yakınına kadar sokulmuş durumda. ÖSO'nun diğer yönlerden kent merkezine uzaklıkları ise 2 ila 3 kilometre arasında değişiyor. Öte yandan Suriye rejimi güçleri, 20 Ocak'ta El Bab'ın güney ve batısından ilerlemeye geçti. Son 2 hafta içinde, 19 yerleşim rejim güçlerinin kontrolüne girdi
Haber Türk

EKONOMİ

Dolar: 3,6974-3,6983                       
Euro: Euro 3,9863-3,9875
Sterlin: 4,6143-4,6180
Gram Altın: 144,8779-144,9429

4 Vergi Müjdesi
Hükümetten sürpriz vergi indirimleri geldi. Resmi Gazete'de dün yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemelerle, beyaz eşyadan, mobilyaya, konuta kadar bir dizi alanda vergi teşvikleri uygulamaya sokuldu. Düzenlemelerin nisan sonuna kadar söz konusu sektörlere hareketlilik kazandırması bekleniyor. Klima, buzdolabı, çamaşır makinesi, su ısıtıcısı, çamaşır kurutma makinesi, bulaşık yıkama makinesi, elektrik süpürgesi, küçük ev aletleri, ütüler ve benzeri ürünlerin yüzde 6.7 olan ÖTV oranı 30 Nisan'a kadar sıfır olarak uygulanacak. Bir diğer düzenlemeyle de mobilyalarda KDV indirimi yapıldı. Buna göre döner koltuk ve sandalyeler, yatak haline getirilebilen oturmaya mahsus mobilyalar, büro mobilyaları, mutfakta ve yatak odalarında kullanılan ahşap mobilyalar ile plastik maddeden yapılan mobilyaların KDV'si 30 Nisan'a kadar yüzde 8 olacak. Bu da mobilya grubunda yüzde 10'luk bir indirim anlamına geliyor. Resmi Gazete'deki kararla, konut alanında da bir dizi düzenleme yapıldı. Buna göre halen binde 9.48 olarak uygulanan gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ait damga vergisi oranı artık alınmayacak. Yapı ruhsatı 1 Ocak'tan sonra alınan konut inşaatı projeleri ile kamu tarafından ihalesi 1 Ocak'tan itibaren yapılacak konut inşaatı projelerinde de metrekare vergi değeri bin lira ile 2 bin lira arasındaki konutların tesliminde yüzde 8 KDV uygulanacak. Böylece metrekare vergi değeri 2 bin TL'nin altındaki konutlara yüzde 10'luk bir indirim söz konusu olacak. Ayrıca net alanı 150 metrekarenin üzerinde olan konutların tabi olduğu KDV oranını yüzde 18'den yüzde 8'e indiren düzenlemenin süresi de 6 ay uzatılarak 30 Eylül 2017 tarihine ötelenecek. Yat ve gemilerde de ÖTV süre sınırı olmaksızın sıfırlandı.
Hürriyet

Bütçeye Yükü 1 Milyar Lira
Maliye Bakanı Naci Ağbal, Resmi Gazete'de dün yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla yapılan mobilya, beyaz eşya ve konutta vergi indirimlerinin bütçeye getireceği yükü 1 milyar lira olarak açıkladı. AA Editör Masası'na konuk olan Ağbal, indirimlerin üç ay süreyle geçerli olacağını belirterek vatandaşın alışverişi artırmasını öngördüklerini söyledi. Hem beyaz eşya hem de mobilya sektörlerinde gelecek günlerde firmaların da kampanyalar yürüteceklerinin altını çizen Ağbal, piyasa hareketlenmesinin iki sektörle sınırlı kalmayacağını, bunların etkilediği yan sektörlerde de canlanmanın meydana geleceğini vurguladı. Ağbal, inşaat sektörüne ilişkin de "Geçen yıl eylülde başlayıp bu yıl mart sonunda biten konut teslimlerinde KDV indirimi vardı. Konut teslimlerindeki yüzde 18 KDV'yi yüzde 8'e düşürmüştük. Bu süreyi mart sonundan eylül sonuna uzatıyoruz" diye konuştu. Bu sektörde canlanmaya katkı vermek amacıyla 2 alanda daha düzenleme yaptıklarını kaydeden Ağbal, maketten konut satışlarında noterde yapılan ön ödemeli konut satış sözleşmesinden alınan binde 9.48'lik vergiyi kalıcı olarak sıfırladıklarını açıkladı. Ağbal, hem konut yapım maliyetlerinin aşağıya çekilmesi hem de konut alanların maliyetlerinin aşağı çekilmesini amaçladıklarını bildirerek müteahhit ile alıcı arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesindeki binde 9.48 vergiyi de kaldırdıklarını söyledi. "Normalde 150 metrekareyi aşan konut teslimleri yüzde 18 KDV'ye tabi ama büyükşehirlerde 150 metrekarenin altında olsa bile satılan konutun inşaatının yapıldığı arsanın emlak vergi değeri eğer belli tutarları aşıyorsa, o durumda vergi oranları yine yüzde 18 olarak uygulanıyor. 2012'de bir düzenleme yapmıştık. Eğer binanın olduğu arsanın emlak veri değeri 500 liranın üzerinde, bin lira altındaysa burada KDV oranı yüzde 8, bin liranın üzerinde ise yüzde 18 olarak uygulanıyordu. Şimdi Bakanlar Kurulu kararı ile bu rakamları bin lira ve 2 bin liraya çekiyoruz. 1 Ocak 2017'den sonra alınacak inşaat yapı ruhsatları için geçerli olmak üzere emlak vergisi değeri bin liranın altında ise zaten yüzde 1 KDV'ye tabi, bin lira ile 2 bin lira arasında ise yüzde 8, 2 bin lira üzerinde ise yüzde 18'e tabi olacak. Burada da özellikle hayata geçirilmek istenen büyük şehirlerdeki birçok lüks ve birinci sınıf inşaat projelerinde ciddi anlamda KDV oranlarını aşağıya çekmiş olacağız."
Hürriyet

Enflasyonu Sel Aldı
Ocak ayında Ege Bölgesi'ndeki seraları kar, Akdeniz Bölgesi'ndekileri sel vurunca enflasyon, Aralık 2016'ya göre yüzde 2.46 arttı. Yıllık enflasyon ise 1 yılın ardından yine yüzde 9'u aştı ve yüzde 9.22'ye yükseldi. Türkiye'nin sebze meyve üretim yerleri Ege ve Akdeniz'deki seraların yüzde 80'i kar ve su altında kalınca kabak, patlıcan, salatalık, biber ve domates telef oldu. Sonuçta bu ürünlere yüzde 93 ile 60 arasında zam geldi. Ve bu doğal felaketler sonrası gelen zamlar her ne kadar Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gıda fiyatlarındaki değişimin ağırlığını azaltmış olsa da enflasyonun artışında etkili oldu. Gıda grubu sebze meyve fiyatlarının öncülüğünde yüzde 6.37 yükseldi ve aylık enflasyonu 1.39 puan artırmayı başlardı. Ocakta hava koşulları oldukça zorlu geçti. Ege bölgesi aşırı soğuklarla kar yağışına maruz kaldı ve sebzemeyve ve çiçek seralarının bulunduğu bölgeleri kar vurdu. Akdeniz Bölgesi'nde ise özellikle Mersin'deki sel felaketi sebzeleri olumsuz etkiledi. Tüm bu felaketler sonrası kabağın fiyatı yüzde 93, patlıcanın yüzde 80, salatalığın yüzde 74, biberin yüzde 63, domatesin yüzde 57 arttı. Marul da yüzde 28.31 arttı ve İstanbul'da 5 liraya varan fiyatlardan satıldı. Kabak fiyatı 6-8 lira arası değişirken biber 7-10 liraya kadar çıktı. Gıda grubundaki zamlar sebze meyve ile sınırlı kalmadı, ekmek fiyatları yüzde 1.07, dana eti yüzde 1.30, balık yüzde 8.46 zamlandı. Yurtiçi üretici fiyatları (Yİ-ÜFE) de, ocakta Aralık 2016'ya göre yüzde 3.58, yıllıkta ise yüzde 13.69 arttı. Üretici fiyatlarındaki bu sert artışın gelecek aylarda tüketici enflasyonunun baskılaması bekleniyor.
Hürriyet

Beyaz Eşyada Ötv 4 Ay İçin Sıfıra Çekildi
Bakanlar Kurulu kararıyla, tüketiciye en çok dokunacak vergi indirimi kararı beyaz eşyada gerçekleştirildi. Buna göre klima cihazları, buzdolapları, dondurucular, su ısıtıcılar, termosifonlar, çamaşır ve bulaşık makineleri, vakumlu elektrik süpürgeleri ile elektrikli ütüler, saç kurutma makineleri gibi ev aletlerinde yüzde 6.7 olan ÖTV oranı, nisan ayının sonuna kadar sıfırlandı. Ev, ofis ve bahçe mobilyalarında yüzde 18 olan KDV, 30 Nisan 2017 tarihine kadar yüzde 8'e indirildi. Sektör temsilcileri KDV indiriminin mobilyada indirime yol açacağı, fiyatların yüzde 10 düşeceği görüşünde. Ayrıca kararla mobilyada iç pazarın yüzde 30 hareketleneceği tahmini de yapılıyor. Öte yandan Resmi Gazete'de yayımlanan diğer bir kararla, KDV indirimi dolayısıyla 10 bin lirayı aşan vergilerin, aynı yıl içinde iade edileceği de ifade edildi.
Haber Türk

Yılda 500 Bin Konut Dönüşecek
Kentsel dönüşümün simgesi haline gelen İstanbul Fikirtepe'de Pazar günü Başbakan Binali Yıldırım ile toplu temel atma töreni düzenleyecek olan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, 1999 Marmara Depremi ardından başlayan dönüşüm sürecinde ilerlemenin çok yavaş olduğuna dikkat çekti. İstanbul'da basınla bir araya gelen Bakan Özhaseki, hem 2016 değerlendirmesini yaparken, hem de 2017 yılı için planları ile kentsel dönüşüme hız kazandıracak çalışmalarını anlattı. Özhaseki, 250 bini Anadolu'da, 250 bini İstanbul'da olmak üzere 2018 yılından itibaren yıllık 500 bin konutu dönüştürme hedefi koyduklarını söyledi. Bu anlamda belediyelerin finansman sorununu da çözeceklerini belirten Bakan Özhaseki, "15 yıl içerisinde Türkiye'deki 7.5 milyon yapıyı dönüştürme hedefimiz var. Ciddi bir bütçe oluşturuyoruz. 0 faizli gibi belediyelere büyük krediler açacağız. Her yıl 500 bin konutu dönüştürürsek ortalama ülke ekonomisine 40 milyar dolarlık bir hacim oluşturmuş oluruz" diye konuştu. Bakan Özhaseki'nin verdiği bilgiye göre, 2012 yılında çıkan kentsel dönüşüm yasalarıyla tüm Anadolu ve İstanbul'da bağımsız birim olarak yıkılan ve inşasına başlanan birim sayısının 530 bin konut. Ayrıca dönüşüm alanı ilan edilenler ise 435 bin konutu kapsıyor. Bu sayının yetersiz olduğunu belirten Özhaseki, İstanbul'da ise ortalama yıllık 50-60 bin adetlik bir konutu yıkıp yaptıklarını söyledi. Bunun çok yavaş ve yanlış ilerlediğini kaydeden Özhaseki, "Yavaş olduğu rakamlardan belli. Yanlışlığı ise yoğunluğu artırarak devam ediyoruz. İstanbul'daki en büyük yanlışlık bu. İstanbul'un nüfusunun iki kat artması, problemlerin 10 kat daha artması anlamına gelir" diye konuştu. Plan yapma yetkisiyle ilgili bir imar karmaşasının yaşanmaması için 'tek elden' yönetimin gerektiğini vurgulayan Özhaseki,"Plan yetkisini artık kullanmayacağız. Plan yapma yetkisi mecliste devam etmeli. Kimse tapusunu alıp Ankara'ya gelmesin, yoğunluk istemesin" dedi.
Milliyet

Emsal Artışı İçin Kimse Kapımıza Gelmesin
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında bilgi verdi. Tüm Türkiye'de plan yapma yetkisine sahip bakanlığın daha önce plan yapma yetkisini zaman zaman kullandığını belirten Bakan Özhaseki, bakanlığın yeni dönemde plan yapma yetkisini kullanmayacağını, plan yapma yetkisinin tek elden yürütülmesi gerektiğini söyledi. Mehmet Özhaseki, "Bakanlık olarak plan yapma yetkisini kullanmıyoruz. Hiç kimse eline tapusunu, parselini alarak Ankara'ya kadar gelmesin. Hele hele de yoğunluk istemesin. Eline parselini alarak yoğunluk, biraz yüksek kat, biraz farklı şeyler isteyen hiç kimse kapımızı çalmasın" diye konuştu. Bakan Özhaseki, plan yapma yetkisinin meclislerde olduğunu ve böyle devam etmesi gerektiğini belirterek, yalnızca kamu yararı olan yerlerde, plan yapma yetkilerini kullanacaklarını vurguladı. Türkiye'de imar yönetmeliğinin her yerde aynı olduğunu ancak belediyelerin çok farklı sonuçlara varabildiklerini ifade eden Bakan Özhaseki, Şehircilik Şurası sonrasında yapacakları yeni imar çalışmalarını şöyle anlattı: "Biz imarın değişmez kurallarını koyuyoruz önce. Sonra şehirler kendileri için özel ne istiyorlarsa onu yazacaklar. 7'nci aya kadar, bu yılın ortasına kadar, her şehrin imar yönetmeliği ayrı çıkacak. Bu, şehirlerin anayasası olacak." Bakan Özhaseki, kentsel dönüşümde de planlama yetkisini şartlarını belirleyip İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne devredeceklerini söyledi.
Vatan

DÜNYA

Suriyeli Muhalifler Ankara'da Toplandı
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ümit Yalçın, pazartesi günü Astana'da yapılacak 'üçlü toplantı' ile 20 Şubat'ta Cenevre'de yapılacak Suriye zirvesi öncesi dün Suriyeli muhaliflerle görüştü. Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantıya Müzakere Yüksek Kurulu (MYK) Genel Koordinatörü Riyad Hicab, Suriye Ulusal Koalisyonu Başkanı Enes Abde, Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlu, Suriye Kürt Ulusal Konseyi Başkanı ile Astana toplantısına iştirak eden askeri grupların temsilcileri katıldı. Askeri temsilciler arasında Türkmen Sultan Murad Tümeni yetkilisi Albay Ahmet Osman da yer aldı. Bazı Dürzi ve Nusayri din adamları da katıldı. Toplantıda ocak ayında Astana'da yapılan Suriye toplantısının sonuçları ile 20 Şubat'ta yapılacak Cenevre toplantısında muhaliflerin pozisyonunu belirlemek için görüş alışverişinde bulunuldu. Toplantıya katılan bir muhalif yetkili şunları söyledi: "Cenevre'de yapılacak olan toplantıya Müzakere Yüksek Kurulu'nun yanısıra sahada olan muhalif askeri grup temsilcileri de katılacak. Askeri heyet için fikir birliğine varıldı. Rusya'nın istediği muhaliflerin değil, sahada var olan gerçek muhalif grupların Cenevre'de tek vücut olmasının önemi dile getirildi. Rejim ve İran destekli milis güçlerin ateşkes ihlalleriyle ilgili bilgiler paylaşıldı. Pazartesi Astana'da Türkiye, Rusya ve İran dışişleri yetkilileri arasında yapılacak olan ateşkes mekanizması toplantısında bu bilgilerin dile getirilmesini istedik."
Hürriyet

Türkiye'deki Deaş Terörünü Görmedi
DEAŞ terörüyle mücadele için 30 gün içerisinde ABD Başkanı Trump'a kapsamlı bir plan hazırlanılması istenilen memorandumda, DEAŞ'ın California ve Florida eyaletlerinde 2015 ve 2016'da Amerikan vatandaşlarını hedef alan saldırılarının yanı sıra 2015 Kasım'ında Paris, 2016 Temmuz'unda Nice ve 2016 Aralık ayında Berlin'de de eylemler düzenlediği ve aralarında Amerikan vatandaşlarının da olduğu kişilerin yaşamına neden olduğu kaydediliyor. Bu örnekler sıralanırken DEAŞ'ın en çok hedef aldığı Türkiye'de düzenlediği hiçbir saldırıya atıfta bulunulmuyor. Temmuz 2015'te Suruç saldırısıyla başlayan DEAŞ eylemleri, 10 Ekim 2015 Ankara Garı barış mitngindeki çifte intihar eylemcisinin 104 sivili öldürdüğü saldırıyla sürmüş ve bugüne kadar da yüzlerce kişinin yaşamına neden olan olaylarla devam etmişti. Bu saldırılar arasında 12 Ocak 2016'da Alman turistlerin hedef alan Sultanahmet eylemi, 19 Mart 2016'da İsrailli turistleri hedef alan Taksim eylemi, 28 Haziran 2016'da Atatürk Havalimanı'nda 45 kişinin yaşamını yitirdiği eylem, 20 Ağustos'ta 55 kişinin öldüğü Gaziantep eylemi ve en son 1 Ocak 2017'de yapılan Reina saldırısı da yer alıyor. 39 kişinin öldüğü Reina saldırısında bir Amerikan vatandaşı yaralanmıştı. Yine DEAŞ'ın 19 Mart 2016'da İstanbul Taksim'de düzenlediği saldırıda yaşamını yitiren 3 İsrail vatandaşından biri ABD pasaportu da taşıyordu. Bir diğer ABD-İsrail çifte vatandaşı da saldırıdan yaralı kurtulmuştu. Trump'ın memorandumunda bu saldırılar da yer almadı. Bu memorandumda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı sürekli eleştirdiği 'İslami terör' tanımının da sıkça kullanılması ayrıca dikkat çekti. Trump'ın, görevine başlamasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilk telefon görüşmesini bugünlerde yapması bekleniyor. Diplomatik kaynaklara göre, bu görüşmenin bu hafta sonunda ya da önümüzdeki haftanın başlarında yapılması öngörülüyor. Trump'ın daha çok iç işlerle uğraştığına ve sınırlı sayıda liderle görüştüğüne dikkat çekiliyor. Trump, şimdiye kadar Rusya, Fransa, İngiltere, Almanya, Japonya, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de aralarında olduğu ülke liderleriyle görüştü.
Hürriyet

Muhalifler Cenevre'ye Ankara'da Hazırlanıyor
Türkiye ve Rusya'nın garantörlüğünde, Kazakistan'ın başkenti Astana'da gerçekleşen görüşmeler sonucu Beşar Esad rejimiyle ilk kez aynı masaya oturan Suriyeli muhalifler, 20 Şubat'ta Cenevre'de gerçekleşecek yeni tur görüşmeler için Ankara'da hazırlık yapıyor. Cenevre görüşmelerinde muhalefeti temsil eden Yüksek Müzakere Komitesi ve diğer muhalif örgütler, dün Ankara'da Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ümit Yalçın ile bir araya geldi. Görüşmede, Astana toplantılarının sonuçları, Suriye anayasası ve Astana'da ilan edilen ateşkesin takibi gibi konuların görüşüldüğü belirtiliyor. Görüşmede konuşan Türk Dışişleri yetkilileri, son dönemde "yeni anayasa, özerklik ve federalizm" gibi söylemlerin bazı çevrelerin tek taraflı gündemlerine hizmet etme tehlikesi taşıdığını söyledi. Rusya, geçen hafta "Suriye Cumhuriyeti Anayasası" başlığıyla 85 maddeden oluşan bir anayasa taslağını kamuoyuna duyurmuştu. Ateşkesin denetlenmesi amacıyla kurulması kararlaştırılan üçlü mekanizmanın işleyişine ilişkin konuların da görüşüldüğü toplantıda, rejimin ateşkes ihlalleriyle kazandığı toprakların kabul edilemez olduğunun vurgulandığı bildirildi. Öte yandan, Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, 6 Şubat'ta Türkiye, Rusya ve İran'ın katılacağı Astana görüşmelerinin amacının, bölgedeki ateşkes ihlallerini denetlemek için bir üçlü mekanizmanın inşası olduğunu söyledi. Rus basınına konuşan Diriöz, üçlü mekanizma hakkında detaylı bilgi vermeyi reddetti. Diriöz, Astana'daki görüşmelerin ateşkesin korunması ve denetlenmesini hedeflediğini belirtirken, Cenevre görüşmelerinin siyasi bir özellik taşıdığını söyledi.
Milliyet

Louvre Muzesi Onunde Palalı Saldırı
Fransa'nın başkenti Paris'teki ünlü Louvre Müzesi önünde, elinde pala ve bavul bulunan bir kişi, koruma görevinde bulunan askerlere saldırdı. Saldırgan, asker tarafından açılan ateş sonucu yaralandı. Fransız medyası, Louvre Müzesi'nin önündeki hediyelik eşya dükkanının yakınında gerçekleşen olay sırasında askerin, bölgeye elinde bavulla girmeye çalışan bir kişiye ateş açtığını duyurdu. Askerin vurduğu saldırganın karın bölgesinden ağır yaralandığı ve tedavi altına alındığı bildirildi. Karnından vurulan saldırganın bilincinin, ambülansla götürüldüğü sırada hala açık olduğu belirtildi. Elindeki bıçakla müze civarında nöbette bulunan askerlere saldıran kişinin, askerlerin 5 el silah atışından sonra durdurulabildiği, bu kişinin müzeye ilerlerken tekbir getirdiği kaydediliyor. Ağır yaralı olduğu bildirilen saldırganın sırt çantasında patlayıcıya rastlanmadığını açıklayan yetkililer, şüphe duyulan ikinci bir şahsın da tutuklandığını belirtti. Fransa Başbakanı Bernard Cazeneuve, saldırının "terör" nitelikli olduğunu açıklarken, İçişleri Bakanı Bruno Le Roux, seyahat programını iptal ederek olay yerine gitti. Olay sonrası bir süre müze içinde tutulan turistler, daha sonra geniş güvenlik önlemleri altında bölgeyi terk etti. Fransız politikacılar olayı kınarken, saldırganı durduran askerleri tebrik etti. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, görevli askerleri kararlılık ve cesaretlerinden ötürü kutladı. ABD Başkanı Donald Trump ise twitter üzerinde yayınladığı mesajında, "Yeni bir radikal İslamcı terörist, Paris'teki Louvre Müzesi'ne saldırdı. Turistler içeride kaldı. Fransa yine endişeli. Akıllan ABD!" ifadelerini kullandı. Kasım 2015'te 130 kişinin öldüğü Paris saldırıları sonrasi Fransa'da olağanüstü hal ilan edilmişti.
Milliyet

Esad'ın Askerleri El Bab Sınırında!
Suriye'de devam eden Fırat Kalkanı Harekatı'nın 164. gününde El Bab'ı kuzey ve batıdan kuşatma altına alan Türk birlikleri ile Özgür Suriye Ordusu DEAŞ'ı 4 kilometre uzaklıktaki Tadef kentine kaçmaya zorladı. Ancak teröristler bu kez de Esad'ın ordusuyla karşı karşıya kaldı. Zira rejim güçleri, kentin sınırına dayandı. Rus savaş uçaklarının hava desteği verdiği operasyonda, Tadef'ten içeri girmeye çalışan rejim güçleri ile DEAŞ'lı teröristler arasında ilk sıcak temas dün öğle saatlerinde yaşandı. DEAŞ'a ait 500'ün üzerinde militanın bölgede savaştığı öğrenildi. Askeri kaynaklardan edinilen bilgilere göre Tadef kasabasını ele geçirmeyi planlayan rejim güçleri, koalisyon güçlerinin anlaşması doğrultusunda El Bab'a hareket etmeyecek. Bölge Türk ordusu ve ÖSO güçleri tarafından kontrol edilmeye devam edecek. Böylece Tadef ve El Bab, Suriye rejimi ile TSK arasında sınır olacak.
Vatan

'Ege'deki Tatbikat Açık Bir İhlaldir'
Yunanistan'ın Ege'de asker indirme talimine Türkiye tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Hüseyin Müftüoğlu şunları söyledi: Yunan medyasında, Yunan özel kuvvetlerine bağlı olduğu belirtilen paraşütçülerin dün (önceki gün) İstanköy (Kos) adasına indirme tatbikatı yaptıkları yönünde haberlere rastlanmıştır. 1947 Paris Barış Antlaşması, silahsızlandırılmak koşuluyla İtalya tarafından Yunanistan'a bırakılmış olan İstanköy (Kos) adası üzerinde her türlü askerî eğitim faaliyetini yasaklamaktadır. Dolayısıyla bu tatbikat uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bu çerçevede; komşumuzu gerginliklere yol açacak, uluslararası hukuka aykırı, altından kalkamayacağı eylemlerden kaçınmaya davet ediyor; ülkemizin, Ege Denizi'ne yönelik siyasi ve hukuki pozisyonlarına uygun olarak, gerekli görülecek adımları bundan sonra da atmaktan imtina etmeyeceğini bildiriyoruz.
Vatan

POLİTİKA

'Evet'e Hazır Mıyız
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün Mersin Şehir Hastanesi'nin açılışını yaparken referandum için meydanlardan "evet" oyu istedi. Erdoğan, "Nisan ayında sandık geliyor, sandıkta 'evet'e hazır mıyız? Mersin sandıkları patlatmaya hazır mı? Parlamento 'evet' dedi millet de maşallah 'evet' diyor" dedi. Kurdeleyi keserken "Üç sefer evet dediniz ama üç sefer evet yetmez. Alıştınız, alıştırdınız maşallah" diyen Erdoğan, özetle şunları söyledi: "Ülkemizdeki sağlık hizmetlerinin, hem sistem ham kalite olarak Avrupa, Amerika başta olmak üzere dünyanın her yerinden kat be kat üstün olduğunu söylemek istiyorum. Bu adımlar atılırken birileri bu atılan adımların farkında olmayabilir. Varsın olmasın, biz şu anda görevimizi yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Amerika'da eski başkan Obama bizde sağlık sisteminin çok küçük modeli sayılabilecek reformu hayata geçirmeye çalıştı ama başaramadı, biz başardık. Ülkemizde her alanda olduğu gibi sağlık alanında da böyle bir sistemi inşa ettik. Yaşı 40'ın üzerinde olanlar eski Türkiye'yi o dönemin hastanelerini, kıt imkânlarını çok iyi bilirler. Soruyorum o sisteme 'evet' mi, 'hayır' mı? Bu sisteme 'evet' mi 'hayır' mı? Olay bu kadar basit. Hey gidi günler hastane bulsanız doktor bulamazdınız, doktor bulsanız cihaz bulamazdınız. İlaç alamazsınız, doktor 5 ilaç yazar 2'si var 3'ü yok. İlaç bulsanız para bulamazdınız. Bırakın tedavi olmayı sağlam girenin hasta çıktığı bir sağlık düzeni vardı. O sağlık düzenine 'evet' mi 'hayır' mı? Az çok memleket ve millet meselelerini duyuyorsunuz. Hedef Türkiye'yi inşallah dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapmak, yapar mıyız? Siz 'evet' demişsiniz zaten, maşallah. Parlamento 'evet' dedi millet de maşallah 'evet' diyor. Memleket ve millet meselelerine vakıf olan herkes bilir ki son 200 yılımız sürekli çalkantılarla ve arayışlarla geçmiştir. Çanakkale'de Kurtuluş Savaşı'nda Cumhuriyet'in kuruluşundan sonraki emekleme döneminde bedel ödedik. Darbeler, muhtıralar, vesayet yönetimleri sebebiyle bedel ödedik. Siyasi, ekonomik krizlerle sosyal çalkantılar yüzünden bedel ödedik. Bu şekilde bedel ödeye ödeye bir gerçeği gördük. Milletin söz sahibi olduğu dönemlerde zaferlerin sevincini yaşarken milletin hiçe sayıldığı, horlandığı dönemlerde hep hüsrana uğradık. Hiç uzağa gitmeye gerek yok. Son 60-70 yılımıza baktığımızda bu hakikati tüm çıplaklığıyla görebiliriz. 1960 darbesinden sonra kendimizi bulduğumuz yere bakın. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Gürcüsü, Boşnağı bizi böldüler, parçaladılar. Bize ayrımcılık yakışmaz. Biz İslam milletindeniz. Bizim kaynağımız, menşeimiz Hazreti Adem ile Havva'dır, oradan geliyoruz. 1980 darbesinin Türkiye'ye olan maliyetini hâlâ ödüyoruz. Ülkenin seçilmiş hükümetini, bakanlarını, milletvekillerini hiçe sayarak kendi çıkarlarını dayatmak isteyenlere karşı yıllarca mücadele ettik. 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimini hatırlayın. Meclis'in iradesine karşı dönemin cumhurbaşkanını ve yargısını arkalarına alarak bir 367 garabeti ortaya sürenlerin kimler olduğunu biliyorsunuz değil mi? Şimdi onlar yine işbaşında ama başaramayacaklar, çünkü karşılarında kim var millet var millet. Bu millet buna fırsat vermeyecek. Mesele bitmiştir işte siz bunu yaptınız onun için ne diyorum. Nisan ayında sandık geliyor, nisan ayında sandık geldiğinde sandıkta 'evet'e hazır mıyız, durmak yok yola devam mı? Aman ha bak Mersin geçmişteki gibi evelallah sandıkları patlatmayla hazır mı? Türk milleti 15 Temmuz gecesi uzun zamandır sessiz sedasız yürüttüğü istiklaline ve istikbaline sahip çıkma konusundaki kararlığını tüm dünyaya adeta haykırmıştır. Ama bunlar hazmedemez, inşallah biz bunların detaylarını televizyonlarda şahsım, Başbakanımız ve ilgili bakan arkadaşlarımız hep beraber anlatacağız. Bakın 25 yaştan 18 yaşa gençler 30 yaştan 25 yaşa seçilme yaşını indirdik değil mi? Şimdi de diyoruz ki 25'ten 18'e. Yani seçme ve seçilme yaşı dünyada 56 ülkede 18, niye Türkiye'de olmasın? Benim gencime güvenmeyecek miyiz? Ya bizim ecdadımız Fatih, 21 yaşında bir çağ kapadı bir çağ açtı, biz onların torunlarıyız. Gümbürdeyeceğiz, eseceğiz. Seçme yaşına 18 diyorsun seçilmeye niye demiyorsun, hazır mıyız buna da? Milletvekili sayısını 550'den 600'e çıkarmaya hazır mıyız? Çift kamaralıyken Meclis ve senato varken sayı kaçtı, 600'dü. İşte şimdi de 600'e çıkıyor olay bu kadar basit."
Hürriyet
Kampanyanın Beyin Takımı
Anayasa paketinin Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na gönderilmesinin ardından gözler, referandum tarihine kilitlendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 15 günlük süreyi nasıl kullanacağı, referandumun günü için belirleyici olacak. Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım'ın çarşamba günü yaptığı görüşmede, referandum tarihinin 16 Nisan olması yönünde eğilimin oluştuğu belirtiliyor. AK Parti yönetimi de bir taraftan Anayasa değişikliği kampanyasında seçmene götüreceği argümanları belirlerken, diğer yandan bu süreci yönetecek kadroyu oluşturdu. Anayasa metninin hazırlanması sürecinde Cumhurbaşkanlığı adına çalışmalara katılan isimler kampanyada da destek verecek. Cumhurbaşkanlığı başdanışmanları Mehmet Uçum ve Şükrü Karatepe'nin yanı sıra Yiğit Bulut ve Özlem Zengin de kampanyaya yön verecek kararları alacak ekibin içinde. Kampanyanın parti ayağındaki karar vericiler arasında ise AB Bakanı Ömer Çelik, Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Ankara Milletvekili Mücahit Arslan bulunacak. 8 kişilik bu ekibin çalışmalarının koordinasyonu, Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında yürütülecek. Bu ekip, profesyonel kampanya desteğini ise 15 Temmuz darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden Erol Olçok'un kampanya şirketinden alacak. Strateji ekibi, son bir haftada iki kez bir araya gelerek yol haritasını belirledi. Partide, önce MKYK ardından da MYK'da yapılan değerlendirmelerde, seçmen için üç önemli başlık olduğu saptandı. 'Güvenlik, ekonomi ve işsizlik' başlıklarının ön plana çıktığı, kampanya sürecinde bu konular üzerinde çalışma yapılacağı belirtildi. Parti, sayılarını yüksek bulduğu kararsızlarla ilgili olarak da özel bir çalışma yapacak. Anayasa paketine destek veren AK Parti ve MHP seçmeni arasında kararsız olan kitlelere nasıl ulaşılacağıyla ilgili çalışmalar yapılıyor. Toplantılarda, 'kararımız evet' sloganının kullanılması da ağırlık kazandı.
Hürriyet

'Siz Kafayı Değiştirin'
Başbakan Binali Yıldırım hastane açılışındaki konuşmasında 2007'de yapılan referandumda Mersin'in yüzde 70 "evet" oyu verdiğini söyledi. Hükümetin nasıl oluşacağına milletin sandıkta karar vereceğini söyleyen Yıldırım, "Diyorlar ki, 'rejim değişiyor.' Ne rejimi kardeşim, bırakın rejim değişmesini, siz kafayı değiştirin. Dünya nereye gidiyor, siz nerede kaldınız? Rejimin falan değiştiği yok. Değişen, değişimin ta kendisidir. Değişime direnenler yok olacak, Türkiye hak ettiği yolda, muasır medeniyetler yolunda, emin adımlarla ilerleyecek" dedi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine belediye başkanı ve belediye meclis üyelerinin seçimini örnek gösteren Yıldırım, şunları söyledi: "Şimdi burada da iki sandık, birini cumhurbaşkanı seçeceksiniz, cumhurbaşkanımızı, Recep Tayyip Erdoğan'ı seçeceğiz. İkinci sandık, millet meclisi seçilecek, milletvekilleri seçilecek, onu da sizler seçeceksiniz. Hem hükümete güven vereceksiniz hem meclise güven vereceksiniz dolayısıyla siz seçtikten sonra başkalarının aradan kafayı uzatıp, 'ben sizin seçtiğinizi istemiyorum' demeye hakkı olmayacak. Hayırcılara cevabı Nisan'da 'evet' diyerek, vereceğiz. Türkiye'de rejimi değiştirmeye kalkanlar karşısında Mersin'i bulurlar, herkes gider Mersin'e bunlar gider tersine. Eğer doğruyu bulmak istiyorsan Mersinlileri takip et." Öte yandan Yıldırım Adana'da yaptığı konuşmada, 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Adana'nın yüzde 61 ile "evet" dediğini hatırlatarak "2007, geldik 2015, 10 yıl geçti. Her yıl için bir puan, koy 61'in üzerine, 71. O zaman yüzde 61 dediniz, 10 yıl geçti, üzerine 10 puan daha koymamız lazım. Hedef yüzde 71 ve üzeri" dedi.
Milliyet

Referandumun Maliyeti 190 Milyon
Maliye Bakanı Naci Ağbal, YSK'nın talepleri doğrultusunda referandum hazırlıklarının devam ettiğini, maliyetin yaklaşık 190 milyon lira civarında hesaplandığını açıkladı. AA Editör Masası'na konuşan Ağbal, "Arkadaşların yaptığı ilk maliyet çalışmalarına göre, merkezi yönetim bütçesinden yaklaşık 190 milyon lira civarında seçim harcamaları kapsamında gider gerçekleştirilecek. Gerek Devlet Malzeme Ofisi, YSK'nın talepleri doğrultusunda seçim hazırlıklarına çalışıyor, gerekse de ilgili arkadaşları koordine ediyor. Herhangi bir sorun yok referandumla ilgili bütün hazırlıklar devam ediyor" diye konuştu. Sistem değişikliğinin demokrasiyi güçlendireceğini belirten Ağbal, "İcraatı ve yasama organını yeni fonksiyonları itibarıyla daha da güçlendireceği için ekonomi için belirsizlikleri azaltan, ekonomiye güç veren reformlarında daha da ileriye gitmesini sağlayacak bir başlangıç olarak görüyorum. Referandumdan sonra yeni oluşturulan sistemin ileriye dönük olarak oluşturacağı bir belirginlik var. İnşallah nisan ayı içerisinde gerçekleştirilecek referandum sonucunda anayasada yapılacak değişikliğin ardından ekonomide daha bugünlerden olumlu bir beklentiler başladı ama referandum sonrası beklentiler çok daha olumlu bir noktaya gidecek. Hem içeride hem de dışarıda olumlu beklentiler daha da güçlenecek. Özellikle yatırım ayağında inanıyorum ki önemli bir sıçrama meydana gelecek" dedi.
Milliyet


SPOR

Komşu Baskını
THY Euroleague'de 21. hafta mücadelesinde Galatasaray Odeabank, evinde Panathinaikos'a 84-79 yenildi, 6 galibiyette kalarak, çeyrek final umutlarını büyük ölçüde yitirdi. Aslında maça fırtına gibi başlamıştı temsilcimiz, son maçlarda hücumda yakalanan tempo yine sahnedeydi. Göksenin'in Calathes, Sinan'ın da Feldeine'e yaptığı savunma sonuç verirken, Micov-Pleiss ikilisinin hücum performansıyla daha 8. dakikada 20-9 ile fark çift hanelere yükseldi. İlk çeyrekteki 10'da 7 iki sayı, 4'te 3 üç sayı isabeti umut vericiydi. Ancak Sinan ile Göksenin'in kenara gelmesi konuk takımın dışarıdaki üretkenliğini artırmasını sağladı. Ancak asıl sıkıntı Daye oyuna girdikten sonra başladı. Maalesef 5 dakika sahada kaldı, onun olduğu bölümde rakip uzunlar Singleton-Gabriel ikilisi üçlükleri sıraladı. Yetmedi, yardımlar da aksadı, Panathinaikos, bir anda farkı kapayıp, öne geçmeyi başardı. Sinan-Micov ikilisinin bireysel yetenekleri belli bir yere kadar oyunda tutsa da temsilcimizi, devreyi konuk takım 43-40 önde kapadı. İkinci yarıda Panathinaikos çılgınca şut atmaya başladı. Feldeine 6'da 5 isabetle direnci kıran isim olurken, savunmada riske edilen Calathes de art arda iki üçlük sokunca, konuk takım 14 farkla öne fırladı. O dakikada Schilb sahneye çıktı. Bir direniş başlattı. Art arda 10 sayı attı, ona Diebler da katıldı. Kısa sürede fark 1 sayıya inince taraftar da çıldırdı. Ancak Lamonica'nın çok ilginç bir düdükle James'i 3 atış için çizgiye yollaması bir anda havayı kaçırdı. Son periyodun başında 4 dakikada gelen 4 top kaybı da iyice direncimizi kırdı. James, kariyer maçlarından birisini oynayıp, inanılmaz şutlar sokarken, Fitipaldo'nun hiç katkı verememesi, Sinan ile Schilb'in zorlama atışlarla maçı kötü bitirmesi, umutları da tüketti.
Milliyet

Kupayı Yine İstiyorum
Galatasaray'da Teknik Direktör Jan Olde Riekerink, Ziraat Türkiye Kupası için motivasyonunu artırdı. Hollandalı teknik adam kupadan ziyade lige odaklanan futbolcularının da dikkatini çekti. Tecrübeli çalıştırıcı, oyuncularının sürekli olarak kendi aralarında şampiyonluk konusunda konuşmaları üzerine Medipol Başakşehir ile bugün yapacakları maçı hatırlattı. Riekerink'in yaptığı toplantıda, "Galatasaray'ın kupa geleneği vardır. Son 3 senede de bunu gösterdi. Bu kupayı yine çok istiyorum. Ligi düşünmeniz gayet doğal ama Medipol Başakşehir ile çok önemli bir kupa karşılaşması yapacağız. Sadece bu turu değil ben kupayı almak istiyorum. Bu nedenle ligi bir süre unutup sadece kupa maçına odaklanın" diye konuştuğu belirtildi. Ligde aldıkları 2-1'lik yenilgiyi de hatırlatan Jan Olde Riekerink'in konuşmasını şöyle sürdürdüğü öğrenildi: "Rakibimizin sahasında oynayacak olmamız bir dezavantaj gibi görünüyor. Bu maçta kesinlikle tuzağa düşmeyin. Sabırlı oynamak zorunda olduğumuz bir maç. Aksi şekilde bunun bedelini ağır şekilde ödetebilecek bir rakiple oynayacağız. Diğer maçlara göre bu karşılaşmada savunma yönünden daha dikkatli olmalı ve yardımlaşmalıyız." Öte yandan Riekerink ve teknik ekibin, taktiksel konulara da sık sık değindiği, birçok analizi futbolcularına aktardığı vurgulandı. Başarılı antrenörün, kupada Medipol Başakşehir gibi zor bir rakibi elemenin prestij olarak da önemli olduğuna değindiği bildirildi.
Milliyet

"Bu Kadar Büyütmeyin"
Ziraat Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe ile eşleşen ve otoritelerin "erken final" diye nitelendirdiği derbi öncesinde, Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, zorlu karşılaşmanın bu kadar büyütülmemesini istedi. Avrupa ve Türkiye'deki tüm hedeflerde kupayı almak için mücadele ettiklerini takıma yansıtan deneyimli teknik adamın, "Tabii ki önemli bir rakiple oynuyoruz ama bizim için sadece kazanılması gereken bir maç olmalı. Galip gelirsek kupayı almayacağız. Kaybedersek de bu futbolun içinde olan bir şey. Böyle düşünün" ifadelerini kullandığı öğrenildi. Konyaspor maçından sonra ara vermeden oyuncularını kupada oynayacakları derbiye hazırlayan Şenol Güneş'in "Karşımızda son lig maçında Kayserispor'a yenilmiş bir Fenerbahçe olacak. Bu maç bizim için kazanılması gerekilen bir maç ama rakibimiz açısından sezonun çıkış maçlarından biri. Dolayısıyla bizi yenmek için var güçlerini sahaya yansıtmaya çalışacaklar. Bu yüzden biz sabırlı ve kontrollü oynamalıyız" diye konuştuğu bildirildi. Rakibin ligdeki durumu ne olursa olsun, bu tür maçların havasının farklı olduğunu da oyuncularıyla yaptığı tüm konuşmalarda dile getiren deneyimli hoca "Önemli olan çok pas yapmanız. Kontrollü futbol ve ayağa yapılan paslarla, rakip sahada boşluklar yaratmalısınız" dediği ortaya çıktı. Bu haftaki bütün idmanları basına kapatarak futbolcularını deyim yerindeyse bir haftalık bir kampa alan Şenol Güneş'in bu maçın kazanılması durumunda, olumlu tarafların lige de yansıyacağını söylediği öğrenildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder