8 Şubat 2017 Çarşamba

08.02.2017 Genel Gündem



08.02.2017 Çarşamba
GÜNDEM
 
4 Bin 464 Kişiye Kamudan İhraç 
Olağanüstü hal (OHAL) kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar ve göreve iade edilenlere ilişkin listelerin bulunduğu 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Resmi Gazete'de dün yayımlandı. Yeni KHK ile 4 bin 464 kişi kamudan ihraç edildi. 17 kişi kamu görevine iade edilirken, iki kişiye de öğrencilik statüsü geri verildi. Kararname ile Yargıtay'dan 10, YSK'dan 10, Sermaye Piyasası Kurumu'ndan 1, TOKİ'den 2, TRT'den 80, Vakışar Genel Müdürlüğü'nden 2, AB Bakanlığı'ndan 3, Dışişleri Bakanlığı'ndan 48, Ekonomi Bakanlığı'ndan 15, İçişleri Bakanlığı'ndan 49, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden 417, Jandarma Genel Komutanlığı'ndan 893, Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan 3, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan 16, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan 2 bin 585 çalışan ve üniversitelerden de 330 akademisyen kamudan ihraç edildi. Daha önce emekli edilen 242 emniyet müdürüyle ilgili de tedbir uygulanmasına karar verildi. EGM'den daha önce açığa alınan ve hakkında soruşturma yürütülen çoğu komiser yardımcısı, 2 tane 2. sınıf 2 tane 3. sınıf, 10 tane de 4. sınıf emniyet müdürü olmak üzere 417 kişi ihraç edildi. Bu polisler 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ soruşturmaları kapsamında açığa alınıp haklarında soruşturma başlatılmıştı. Jandarma Genel Komutanlığı'ndan ise çoğu il jandarma komutanlıklarında görevli aralarında yarbay ve binbaşıların da bulunduğu 893 kişi ihraç edildi. KHK ile 330 akademisyen ihraç edildi. Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüten Profesör İbrahim Kaboğlu'nun ihraç edilmesi de dikkat çekti. Ankara Üniversitesi'nden de 72 akademisyen ihraç edildi. Bir önceki KHK ile Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden (İLEF) 4 akademisyen ihraç edilirken yeni KHK ile İLEF'ten 16 akademisyen daha ihraç edildi. İhraç edilen akademisyenler arasında Nur Betül Çelik, Mine Gencel Bek, Funda Başaran Özdemir, Funda Şenol Cantek, Ülkü Doğanay da yer alıyor. İhraç edilen Mine Gencel Bek, daha önce KHK'lara tepki göstermek için istifa etmişti. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden Ahmet Haşim Köse, Murat Sevinç, Pınar Ecevitoğlu, Gökçen Alpkaya da ihraç edildi. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'den Prof. Dr. Tülin Sağlam ve Elif Çongur da ihraç edilenler arasında.
Hürriyet


Karar Bu Hafta 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Etiyopya Cumhurbaşkanı Mulatu Teshome Wirtu'yu Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda resmi törenle karşıladı. Erdoğan ile Wirtu, başbaşa ve heyetlerarası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, toplantıda özetle şunları söyledi: "(Anayasa değişikliğinde onay sürecinizi sonuna kadar kullanmayı düşünüyor musunuz. Anketlerden olumsuz sonuçlar çıktığı spekülasyonları hakkında ne düşünüyorsunuz?) Bunlar sadece birer uydurma. Anayasa Komisyonu'nda, parlamentoda uzun uzadıya yapılmış olan değerlendirmeler var. Bu değerlendirmelerle ilgili olarak benim de Cumhurbaşkanı olmam hasebiyle arkadaşlarımla bunlar üzerinde değerlendirmeler, çalışmalar yapmam gerekiyor. Bir de tabi mevsim koşulları itibarıyla da nasıl, ne zaman, bunun değerlendirmesini arkadaşlarla beraber yapıyoruz. Sadece okuyup onay vermek veya reddetmek değil. Bunun her yönünü değerlendirmek durumundayız. Fakat Mersin'de şu anda attığımız bazı adımlarda herhalde hangi istikamette yürüdüğümüz bellidir. Bu çok açık net zaten ortadadır. Ama şunu açık, net söylüyorum ki bu süreç ülkemiz için önem arz ediyor. Bu konuda da özellikle ülkemizi terörize etmek isteyen anlayışlar bellidir. Terörize etmek isteyen anlayışların milletim tarafından kabul edilmeyeceğine inanıyorum. Şüphesiz ki Cumhurbaşkanı olarak ülkemi terörize etmek isteyen anlayışlarla yol yürüyenler, onlarla beraber hareket edenlerle hiçbir zaman bizim fikri birlikteliğimizin düşünce birlikteliğimizin olması mümkün değil. Hatta ben bundan dolayı bugün (dün) Sayın Bahçeli'nin yapmış olduğu konuşmayı efradını cami ağyarını mani bir konuşma olarak gördüm. Bundan dolayı şahsım milletim adına kendisine teşekkür ediyorum. Milletimizin birliği için vatanseverliğimizin tezahürü için ve bütün bunlarla beraber güven ve istikrarla birlikte Türkiye'nin aydınlık bir geleceğe yürümesi için bu işe zaten evet dediğimi Mersin'de açıkladım. Herhalde bu artık sadece zamanlamayı beklemekte olan bir süreçtir. Şu anda arkadaşlarımla o çalışmayı da yapıyoruz olay sadece zamanlamadır. Bunun dışında ben inanıyorum ki milletim hiçbir zaman Kandil'e İmralı'ya onlarla omuz omuza veren bu terör örgütlerine olumlu bir sinyal vermeyecektir. Öyle zannediyorum ki bu hafta içinde biz de kararımızı veririz. Bu kararla birlikte adım atılmış olur."
Hürriyet

İlk 'Stratejik' Görüşme 
ABD'nin yeni başkanı Donald Trump'ın göreve başlamasından sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilk kapsamlı görüşmelerinin ne zaman yapılacağı merakla bekleniyordu. Beyaz Saray'dan dün öğleden sonra yapılan açıklamada, ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın telefonla görüşeceği bildirildi. İki lider arasındaki görüşme saati dün gece 00.05 olarak duyuruldu. Erdoğan, Trump'la daha önce bir telefon görüşmesi yapmış, görevinde başarılar dilemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son Afrika gezisine çıkarken, "Trump'ın Ortadoğu'daki tavrı ne olacaktır? Çünkü Ortadoğu şu anda kaynıyor. Şu anda Ortadoğu ile ilgili bazı söylemler kulağımıza geliyor ki bu söylemler doğrusu rahatsız edicidir. Onun için tabii bunları oturup değerlendirmek gerekecek" ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan, dönüş yolunda da şunları söylemişti: "Görüştüğümüzde ele alacağımız en önemli konuların başında, Türkiye- ABD ilişkilerini gerçekten stratejik anlamda yeniden bir değerlendirmesini yapmak yer alıyor. Şu an itibariyle stratejik anlamda ilişkilerimiz çok sağlıklı yürüyor mu? Hayır. Bunu sağlıklı bir hale getirmemiz lazım. Ortadoğu'da Türkiye- ABD ilişkilerini sağlıklı bir konuma getirmemiz lazım. İki NATO ülkesiyiz ama Ortadoğu meselesinde iki NATO ülkesine yakışır bir dayanışma içinde olduğumuz da söylenemez. Tabii burada Sayın Trump'ın NATO ile ilgili yapmış olduğu bazı açıklamalar da var, bunlar neyi kapsar, neyi kapsamaz bunu ikili görüşmemizde çok daha yakından öğrenmiş olacağız. (Gülen'in iadesi) Yüz yüze yapacağımız ikili görüşmelerimizde elbette bu konu da gündeme gelecektir. Bu meselenin görüşeceğimiz en önemli konulardan biri olacağı muhakkak."
Vatan

EKONOMİ 

Dolar: 3,7393-3,7460                       
Euro: Euro 3,9905-3,9924
Sterlin: 4,6654-4,6804
Gram Altın: 148,0942-148,3897

Petrol Bulmayı Mı Bekleyecektik! 
Maliye Bakanı Naci Ağbal, Türkiye Varlık Fonu'na ilişkin detayları anlattı. Öncelikle zararda olan kuruluşların Varlık Fonu'na alınması yönündeki eleştirileri yanıtlayan Ağbal, hiçbir zaman Hazine Müsteşarlığı'nın altındaki şirketlerde bir şeyleri gizleme düşüncelerinin olmadığını kaydetti. Bütün kuruluşların görev zararlarının ödendiğini ifade eden Ağbal, "2000 öncesinde kamunun açıkları KİT bütçeleri içinde gizlenirdi, bunu 2000'li yılların başında değiştirdik. Bunun için her yıl bütçeye ödenek konuluyor. Varlık Fonu'na devredilen bütün kurum ve kuruluşların kanunla verilmiş görev zararları aynen ödenmeye devam edilecek. Mevzuatın bütün hükümleri aynen işlemeye devam ediyor, bu şirketler nasıl yönetiliyorsa o şekilde yönetilecekler" dedi. Bu şirketlerin neden Varlık Fonu'na alındığına ilişkin olarak ise Ağbal, "Bizim petrolümüz, gazımız, bütçe fazlamız da yok. Ne isteniyor, Varlık Fonu'nu kurduk kenarda öylece beklemesi mi isteniyor? Kanundan gelen Hazine ve Maliye'de olmayan gücü ve esnekliği varlığı olmayan Varlık Fonu olabilir mi, nakdi olmadan harekete geçebilir mi? Petrol buluncaya kadar fonu kenarda tutma şansımız yok" açıklamasını yaptı. Ağbal, devredilen kuruluşlarla bir asset (varlık) oluşturulduğunu, fonun da güvenilir, kredibl yapıya dönüştürüldüğünü vurguladı.
Hürriyet

Bu Faizle Ülkem Kalkınmaz 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'da düzenlenen 'Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi Şurası'nda işadamlarına hitap etti. Türkiye'deki faiz politikasından şikayetçi olduğunu tekrarlayan Erdoğan, "Bu faiz politikasıyla ülkem kalkınmaz. Onun için finans (banka) patronlarını özellikle insafa davet ediyorum. Başta kamu bankaları olmak üzere kararlı şekilde bu adımı atmaya mecburuz" dedi. Yüksek faizlerin, yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olduğuna dikkat çeken Erdoğan, faiz politikasının aslında bir sömürü aracı olduğunu söyledi. Girişimcilerin bu faizlerle adım atamadığını belirten Erdoğan, "Ne ile adım atacak? Düşük faizli krediyle. Fakat bankalar kalkıp Merkez Bankası'nın ilan ettiği faizi ikiye katlayarak, yüzde 15-16 faizle kredi vermeye kalkarsa bir yere varamayız" dedi. Enflasyondaki artış için farklı nedenlerin üretildiğini ifade eden Erdoğan şöyle konuştu: "Yok domates, patates, hıyar fiyatları artmış. Hepsi hikaye. Hepsinin dayandığı yer faizdir. Enflasyon neticedir, faiz sebeptir. Enflasyonu doğuran bir numaralı sebep, faizdir. Kimse bunu bize yutturmaya kalkmasın Türkiye her alanda yoğun saldırı altında. Yürütülen bu mücadeleye destek vermeniz şarttır."
Posta

Türk Akımı'na Putin'den Onay 
Rusya'dan başlayıp Karadeniz üzerinden Türkiye'ye, buradan da Avrupa'ya aktarılması planlanan doğalgaz boru hattı projesi Türk Akımı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından onaylandı. Projeye ilişkin Türkiye ve Rusya arasında yapılan hükümetler arası anlaşma imzalandı. Proje kapsamında, her biri 15.75 milyar metreküp kapasiteye sahip iki boru hattı inşa edilmesi planlanıyor. İlk hattın Türkiye'ye, ikinci hattın ise gerekli teminatların alınması halinde Avrupa'ya doğalgaz ulaştırması öngörülüyor. Projenin ilk detayları Aralık 2014'te ortaya çıkmıştı. Bu tarihte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ankara'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ziyareti sonrasında projeyi açıklamıştı. 19 milyar dolara mal olması beklenen projenin her iki hattı da 2019 sonunda hizmete girecek. Avrupa'ya doğalgazını Ukrayna üzerinden satan Rusya, bu ülke ile yaşadığı sorunların ardından doğalgazını alternatif bir yolla taşımak istiyordu. Türk Akımı projesi bu nedenle gündeme geldi. Doğalgaz hattı, us gazını Karadeniz'in altından geçerek Türkiye topraklarına ve buradan da Yunanistan üzerinden Avrupa'ya taşımayı öngörüyordu. Türk Akımı'nın 910 kilometresi Karadeniz'in altından geçecek.
Posta

'Müteahhitler' Libya'dan 250 Milyon Dolar İstiyor 
Türkiye, Libya'da hastane, okul gibi birçok kamu yatırımını yapan, ancak paralarını alamayan müteahhitler için yeniden devreye girdi. Daha önce çeşitli toplantılarda konuyu gündeme getiren, ancak çözülemeyen duruma ilişkin olarak bugün Libya Başkanlar Konseyi Başkanı ve Başbakan Fayiz El Sarac'ın yapacağı ziyarette konunun gündeme getirileceği ifade edildi. 1 milyar dolarlık Türkiye'ye olan borçların yanısıra müteahhitlerin alacağı olan 250 milyon dolarlık ilk bölümün ödenmesi istenecek. Libya Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı ve Başbakan Fayez Mustapha El Sarac bugün Ankara'ya gelecek. Başbakan Binali Yıldırım tarafından kabul edilecek olan Sarac, zaman zaman iç karışıklığın arttığı Libya'daki son durum hakkında bilgi verecek ve görüş alışverişinde bulunacak. Toplantının önemli gündem maddelerinin başında ekonomi ve mülteci sorunu olduğu kaydedildi. Libya'nın devrik lideri Kaddafi'nin ölümünden sonra, ülkede yeni düzenin kurulabilmesi için Türkiye 1 milyar dolar borç vermişti. O günden bugüne Libya bu parayı bir türlü ödemezken Sarac'ın ziyaretinde bu borcun takvimlendirme, taksitlendirme ve teminatlandırma gibi konuların konuşulacağı belirtiliyor. Ayrıca, Türk müteahhitlerin de maliyeti 250 milyon doları bulan okul, hastane gibi binalar yaptığı ancak bu paranın tamamını alamadığı öğrenildi. Ziyarette 250 milyon dolardan geri kalan paranın da nasıl ödeneceğine ilişkin yol haritasının konuşulacağı belirtiliyor
Milliyet

Fon Ekonomik Saldırıya Karşı Kalkan Olacak 
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) sağlayacağı imkanların savunma sanayi, Kanal İstanbul gibi mega projeler, otoyollar ve şehir hastaneleri gibi projelerin finansmanında kullanılacağını söyledi. Canikli, Twitter'dan yaptığı açıklamada, TVF'nin bir diğer fonksiyonunun da finansal piyasalara yönelik dengeleme ve ekonomik teröre karşı mücadele olduğunu belirterek "Piyasaların aşırı dalgalandığı, spekülatif işlemlerin, ekonomik sabotaj ve saldırıların yoğunlaştığı dönemlerde piyasaların sakinleştirilmesine katkı sağlayacak. Ekonomik sabotajlar ve saldırılara karşı güçlü bir kalkan oluşturma projesidir" dedi.
Vatan

2018 Yılında Tamamen Kalkıyor 
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Adil Kullanım Kotası'nda Mayıs itibarıyla kademeli geçiş olacağını ve 2018 sonu itibarıyla tamamen kalkacağını belirterek, "Özellikle gece kullanılan internet de kotadan düşülmeyecek" dedi. Arslan, 14 yıl önce 22 bin olan geniş bant internet abonesinin bugün 60 milyona geldiğini belirterek, "Geleceğimiz olan gençlerimizin tüm yaşam tarzını etkileyen internet denen sanal mekanın başı boş bırakılmaması gerektiği bir gerçek. 3.5 milyar insanın internet kullanıcısı olduğunu, 2.5 milyar insanın aktif sosyal medya kullanıcısı olduğunu, 4 milyara yakın insanın mobil telefon sahibi olduğunu düşündüğümüzde bilinçlenmenin de büyük önem taşıdığını vurgulamak gerekir" dedi.
Vatan

SİYASET/POLİTİKA

Erbakan Da Terörist Mi 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan'ın da başkanlık sistemine 'Hayır' dediğini belirterek, "Bir ülkenin başbakanı, referandumda hayır oyu verecek kişilerin tamamını terörist ilan ediyor. Savunamıyorlar, karalama yapıyorlar. Rahmetli Erbakan da 'Hayır' diyordu, o da mı terörist?" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, dün partisinin Meclis grubunda özetle şunları söyledi: "Huzuru getireceğiz, birlikte, beraber yaşayacağız. Bölmek isteyecekler, bölünmeyeceğiz. Kavga etmemizi isteyecekler, kavga etmeyeceğiz. Beraber Türkiye'nin çıkarlarını sonuna kadar savunacağız. 81 ilden il ve ilçe başkanlarımızı topladık, oturduk, konuştuk. Bunun bir parti değil, memleket meselesi olduğunu, siyasi görüşü, inancı ne olursa olsun, birlikte yaşama iradesinin sembolü olarak 'Hayır' dememizin ne kadar kıymetli olduğunu tartıştık. 'Bu değişikliği istikrar için yapıyoruz' diyorlar. 15 yıldır bu memleketi yönetiyoruz, istikrar getiremiyoruz, Türkiye'yi yönetemediklerinin itirafı, neyin istikrarı? Yaptıkları çift başlılığı anayasal kurum haline getirmek. Millete bari doğruları söyleyin. Devlette çift başlılığı getirmiş oluyorlar. Devletin sigortasını yok ediliyor. Başkana diyorlar ki 'Sen devletin yapısını ve işleyişini değiştirebilirsin.' Böyle bir yetki devlette bir kişiye verilemez. Bu kadar yetkiyi bir kişiye verirseniz, yarın Türkiye'yi bir maceranın içine sürüklemiş olursunuz. Bu yetkiler yoktur diyemiyorlar. Birisi gelir böyle kullanır. Bu Meclis'in fonksiyonu ne? Bu Meclis malulen emekli oluyor, maaş alacaklar, oturacaklar. Muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir diyebilirler. O Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesinin 12'sini başkan tayin ediyor, kendisinin tayin ettiği hâkim karşı çıkar mı? Bu felaketin boyutlarını herkesin bilmesi lazım, Türkiye ucu açık bir maceraya sürüklenmemelidir. Neyin ne olacağını kimse bilmiyor. Bu Anayasa değişikliği milletin hangi sorununu çözecek? Terör sorununu çözüyor mu? Hayır. İşsizlik sorununu çözüyor mu? Hayır. Türk Lirası'nın değerini koruyor mu? Hayır. Kuzey Kore gibi, 1 kişi konuşacak, 80 milyon dinleyecek, 'Emredersin' diyecek. Gıda fiyatları düşecek mi? Hayır. O zaman biz bu referandumda ne yapmalıyız. Hayırlarımızı çoğaltmalıyız.
Hürriyet

Bizim Tercihimiz Erdoğan 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, anayasa düzenlemesine 'evet' dedikleri için MHP'yi eleştirenlere sert yanıt verirken, "Açık açık duyuruyorum; eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan'ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da; millet için evet, devlet için evet, cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz" dedi. Devlet Bahçeli, dün MHP grup toplantısında özetle şöyle konuştu: Milli iradeden umudunu kesmiş odaklar, siyaseti kavga ve kutuplaşmaya tahvil etmek isteyen oluşumlar nifak kuyruğundadır. Bu çevreler hoplasalar da zıplasalar da olmadı her türlü yalan ve dedikoduyu tedavüle soksalar da Türk milletinin egemenlik haklarına asla ambargo koyamayacaklar. Millet son karar merciidir. Aramıza karamsarlık sokmaya çalışan, içimize kötümserlik aşılamaya çabalayan mihraklar, dün olduğu gibi bugün de vardır ve bilinmektedir. Bu nedenle 48 yıldır şeytan taşladık, 48 yıl ihanet ve melaneti kovaladık. Kimseye diyet borcumuz yoktur. Bizden akçeli veya değil alacaklı olan da yoktur. Pazarlık, arka kapı siyaseti, al-ver anlaşması, siyasi menfaat beklentisi bize uzaktır. Tersini iddia edenler ahlaksızlığın sembolü ve riyanın çukurudur. Tarih boyunca fikrimiz vardı, her zaman da var olacağız. Osmanlı'nın son dönem yöneticileri, yaptıkları veya yapamadıklarıyla 600 yıllık koca bir imparatorluğun dağılacağını, etnik kimliklerin dirileceğini, kaynakların sömürüleceğini ve yüzyıl içinde toplumların ayrılarak, devleti Anadolu'ya hapsedeceğini istemiyor ve beklemiyorlardı. Her ihtimali değerlendirmek zorundayız. Geride kalan yüzyıllarda başımıza nelerin geldiğini bilerek yine aynı karanlık yollara sapmak isteyenleri tanımlayacağımız tek kavram kalmıştır: O da ihanettir. 19'uncu yüzyıldaki körlüğün ağır sonucunu TC sınırlarına kadar çekilerek ödedik. Bir millet bu zillete bir kere düşer, bir devlet bu hatayı bir kere yapar ve aydın ise ders çıkarmışsa tekrarlamaz.
Milliyet

Aden Tezkeresi Meclis'te 
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) deniz unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve Arap Deniz'indeki görev süresini 10 Şubat 2017'den itibaren 1 yıl daha uzatan ve TSK unsurlarının bölge ülkeleri karasuları dışında BM Güvenlik Konseyi kararı gereğince denizde terörizmle mücadele görevi için de yetkilendirilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi'nin bugün Genel Kurul'da ele alınması bekleniyor. Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerinde yaşanan korsanlık ve silahlı soyun eylemlerine karşı anılan bölgede TSK unsurlarının görev yapmasına ilişkin hükümete 2009'dan bu yana verilen yetkinin 10 Şubat'tan itibaren 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin tezkere Başbakan Binali Yıldırım'ın imzasıyla önceki akşam saatlerinde TBMM'ye gönderildi.
Milliyet

'Bu İşe CHP Sebep Oldu' 
Başbakan Binali Yıldırım dün AK Parti'nin Meclis grubu toplantısında anayasa değişikliğini savunurken, 'Hayır' diyen CHP'yi sert bir dille eleştirmeyi sürdürdü. Yıldırım, anayasa değişikliğinin müsebbibinin 2007'de cumhurbaşkanı seçimini engelleyen CHP olduğunu söyledi. Birkaç gün önce "PKK 'hayır' dediği için, FETÖ 'hayır' dediği için biz bu anayasa değişikliğine 'evet' diyoruz" dediğini anımsatan Yıldırım şöyle devam etti: "Biz, cevabı muhattaplarından beklerken cevap CHP'den geldi. CHP, zaten onların kayığına binmiş vaziyette. CHP'yi Allah ıslah etsin. Siz FETÖ ile PKK ile bölücü örgütlerle iş tutarak milletin gönlüne giremezsiniz. Milletin yolundan saparsanız millet de sizi arasına almaz, size hak ettiğiniz cezayı da dersi de verir. 2007'de Meclisin en büyük partisine, 363 milletvekili bulunan partiye, cumhurbaşkanı seçtirmeyen, bunun için hukuk ihdas eden anamuhalefet partisi bu işin başlangıcına sebep olmuştur." "Türkiye laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Nokta. Rejime en büyük zararı yine rejimi ağzına sakız edenler veriyor. Ortada bir sandık var, siyasi rekabet havası da aldı başını gidiyor. Bu havaya kapılıp hiç kimse şunu unutmasın, bu referandum 18 maddelik cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini, yargıyla milletvekilleriyle ilgili hususları öngören bir anayasa değişikliği oylamasıdır. Bu bir genel seçim değildir. Referanduma partiler cephesinden bakmak yanlış olur. Bu referandum ülkenin çağ atlaması meselesidir. Modern demokrasinin dinamikleriyle yoluna devam etme meselesidir. İşin özü budur. Kim 'hayır' diyor, PKK'nın sözde üst düzey yöneticileri, kim 'hayır' diyor, FETÖ'nün kaçak terörist sürüsü. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları bile değil, 'hayır' deseler ne olur, bunlar terörist terörist. Bunların 'hayır' dediği yerde biz zaten dünden 'evet' diyoruz."
Vatan

DÜNYA 

Referandumun Kıbrıs Barışıyla İlgisi Yok 
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı adadaki çözüm süreciyle ilgili ivmenin yüksek tutulması gerektiğini söylerken, Türkiye'deki referandum süreci ile çözüm süreci arasında bağlantı kurulmadığını söyledi. Hürriyet Daily News gazetesinden Murat Yetkin ve Barçın Yinanç'a açıklamalarda bulunan Akıncı, "Türkiye 'Bizim referandumla Kıbrıs sorunu arasında bir bağ kurmayın' diyor. Biz de Rumlara "Bizim aradığımız eşitliğimiz, özgürlüğümüz ve güvenliğimizin teminat altına alınmasıdır. Dolayısıyla referandum sonrası bizim ya da Türkiye'nin tavrının bu temel unsurlarda değişeceğini beklemeyin" diyoruz" diye konuştu. Rum yönetiminin Türkiye'deki referandum süreci nedeniyle Türk tarafının adım atamayacağı, referandum sonrasında ise taviz vermeye meyilli olacağı izlenimini yaydığını belirten Akıncı, kendilerinin ise görüşme ivmesini canlı tutmak istediklerini söyledi. Akıncı mart ve nisan aylarında yapılması planlanan toplantıların ardından üç ay içinde "işin renginin" belli olacağını belirtti. "Yarım yüzyıldır konuşuyoruz, 50 yıllık tarihçemizde ilk kez garantörler biraraya geldi. Toprak, güvenlik ve garanti meselelerinde hiç bu kadar derinliğe inilmedi. Artık bu iş bir yere bağlanacak mı bağlanmayacak mı belli olacak bir noktaya geldik" dedi.
Hürriyet

İran'dan Trump'a Sert Tepki 
ABD Başkanı Donald Trump'ın, aralarında İran'ın da bulunduğu ve vatandaşlarının çoğunluğu Müslüman, 7 ülkeye getirdiği giriş yasağı ve sonrasında İran'ın balistik füze denemesiyle doruğa tırmanan Washington-Tahran gerginliği, yeni açıklamalarla devam ediyor. İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD Başkanı Trump'ın yaptıklarıyla ABD'nin gerçek yüzünü gösterdiğini savundu. Başkent Tahran'daki konutunda hava kuvvetleri komutanlarını kabul eden Hamaney, konuşmasında ABD Başkanı'nın İran'a yönelik açıklamalarına değindi. Hamaney, "Göreve yeni gelen kişiye (Trump) işimizi kolaylaştırdığı için teşekkür ederiz. Bu kişi, ABD'nin siyasi, ekonomik, sosyal ve ahlaki değerlerinin yozlaşmasıyla ilgili 30 küsur yıldır söylediklerimizin doğruluğunu, seçim kampanyası döneminde ve sonrasında yaptıklarıyla kanıtladı. ABD'nin gerçek yüzünü gösterdi" diye konuştu. Hamaney, Trump'ın, "İran Obama'ya minnettar olmalı" sözlerine karşılık da, "Ne için minnettar olacağız? DAEŞ için mi? Suriye ve Irak'ta yaktığı ateş için mi? Yoksa 88 fitnesine (2009'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yaşanan olaylar) desteğinden dolayı mı? O (Obama) felç edici yaptırımları getirdi. Elbette hedefine ulaşamadı. Kimse İran halkını felç edemez" dedi. Buna karşılık, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani daha yapıcı bir üslupla, Trump'ın yoğun eleştirilerine maruz kalan ve Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmayı savundu. Ruhani, 2015'te yapılan nükleer anlaşmanın iki tarafın da yararına olduğunu söyledi. Ruhani "Yeni ABD Başkanı nükleer anlaşmanın metnini okuyor ancak kabul edemiyor. O bunun tarihteki en kötü anlaşma olduğunu söylüyor. Bu, kazan-kazan bir anlaşma. Nükleer görüşmeler bölgeye güvenliği ve istikrarı getirme amaçlı diğer görüşmelere örnek teşkil edebilir" dedi.
Milliyet

Af Yasası Pahalıya Patladı 
Romanya'da, af ve ceza kanununda değişiklik öngören acil hükümet kararnamelerine tepki göstermek amacıyla günlerdir süren protestoların ardından gerginlik devam ediyor. Hükümet, ülkede, 1989'da Çavuşesku'nun devrilmesinden bu yana en büyük gösterilere neden olan kararnameleri geri çekmesine rağmen, başkent Bükreş'e akın eden 200 binden fazla kişi protestolarını sürdürdü. Romanya Başbakanı Sorin Grindeanu, protestolara yol açan tartışmalı kararnamenin yanlış bir şekilde işleme konulması nedeniyle Adalet Bakanı Florin Iordache'yi görevinden alabileceğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis ise, hükümete yönelik eleştirilerini sürdürdü. Yaklaşık bir aydır iktidarda bulunan Sosyal Demokrat Parti, protestoların ardından istifanın eşiğine gelirken, Başbakan Grindeanu istifa etmeyeceğini duyurdu.
Milliyet

Fransızlardan Özür Diledi 
Fransa'da muhafazakarların cumhurbaşkanı adayı François Fillon, milletvekili iken eşini ve iki çocuğunu yanında çalışıyor göstererek maaş almalarını sağlaması hakkındaki iddialarla ilgili özür diledi. Eşi ve çocuklarını geçmişte yanında çalıştırdığı için üzgün olduğunu belirten Fillon, "Bu bir hataydı. Son derece pişmanım ve Fransızlardan özür diliyorum" dedi. Fillon diğer yandan, eşinin çalışma durumunun şeffaf ve yasal olduğunu savunarak ona ödenen maaşın hakkaniyet çerçevesinde olduğunu öne sürdü. Söz konusu olayın açığa çıkması ile yoğun bir baskı altında kalan Fillon, aile üyelerinin parlamentoda personel olarak çalışmalarının yasal olduğunu, ancak Fransa toplumunun bu duruma kuşku ile yaklaştığını ifade etti. Cumhurbaşkanlığı yarışına kazanmak için gireceğini ifade eden Fillon, iddiaları kendine karşı başlatılan bir kampanya ve siyasi cinayet olarak niteleyerek, basını kendine karşı 'linç adaleti' uygulamakla suçladı. 'Le Canard Enchaine' gazetesinin haberine göre Fillon'un eşi, gerçek anlamda çalışmamasına rağmen devlet bütçesinden 15 yıl içinde toplam 830 bin Euro maaş aldı. Mali işlerden sorumlu savcılık, iddialarla ilgili soruşturma başlatmıştı.
Vatan

SPOR 

Ziraat Türkiye Kupası Son 16 Turu'nda geçtiğimiz pazar günü oynanan Beşiktaş- Fenerbahçe derbisinde yaşananların ardından gözler Türkiye Futbol Federasyonu'na çevrilmişti. Gergin geçen karşılaşmada kime ne ceza geleceği merak konusuydu. Yayıncı kuruluşun görüntüleri ile hakem ve gözlemci raporlarını inceleyen Hukuk Kurulu, olaylara karışan kişi ve kurumları Profesyonel Futbol Disiplin Kurul'na (PFDK) sevk etti. Robin van Persie'ye kafa attığı için kırmızı kart gören Beşiktaşlı futbolcu Dusko Tosic, 3 farklı eyleminden ötürü PFDK'ya gönderildi. Sırp futbolcu; kural dışı hareketi nedeniyle 2- 4, sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle de 1-3 maç men cezası alma tehlikesiyle karşı karşıya. Kırmızı kart görmesine rağmen akretide alana girmesi nedeniyle de disiplin kuruluna gönderilen Tosic'e para cezası gelecek. Bu eylemi başkasının akretide kartıyla yaptığı iddia edilse de gözlemci raporlarında bu durum yer almadı ve Tosic'in 8-23 maç men ihtimali ortadan kalktı. Devre arasında soyunma odasına doğru giden Fenerbahçeli Simon Kjaer'e fiziki müdahalede bulunan Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş de tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edildi. Tecrübeli hocaya sportmenliğe aykırı hareketinden dolayı 1-3 maç ceza gelmesi bekleniyor. Hakem soyunma odası koridorlarındaki saldırısı ve hakaretleri nedeniyle PFDK'ya gönderilen Beşiktaş yöneticisi Metin Albayrak ise en az 3 ay hak mahrumiyeti cezası alacak.
Posta

Galatasaray iki hafta önce Karabük'te yenilerek şampiyonluk yolunda darbe yemişti. Sarı-Kırmızılı ekibin Ziraat Türkiye Kupası'nda Başakşehir'e 2-1 yenilerek elenmesi bardağı taşırdı. Cim Bom 5 yıl sonra bir sezonu kupasız kapatma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Yönetici Levent Nazifoğlu ve başkan Dursun Özbek'in kardeşi Mehmet Özbek, Jan Olde Riekerink ile bir araya gelecek. Özellikle büyük maçlarda istenilen performansı sergileyemeyen takımın raporu Hollandalı hocadan istenecek, "Gereken tedbirleri al" denilecek. Yönetimde, "Riekerink'i hemen gönderelim. Üç maçta alınacak bir kötü sonuçta bile şampiyonluk şansımız kalmaz. Bu saatten sonra yapılacak değişiklik de bir fayda vermez" diyerek başkan Dursun Özbek'e baskı var. Ancak Özbek'in, "Bekleyeceğiz" dediği belirtiliyor. Galatasaray, 12 Şubat'ta Kayserispor, 18 Şubat'ta Rize deplasmanı, 26 Şubat'ta TT Arena'da Beşiktaş ile oynayacağı maçlardan 9 puan olmazsa Riekerink ile yollar ayrılacak.
Posta

Avrupa CEV Kupası Kadınlar Voleybol 3. tur ilk maçında Galatasaray, Sloven rakibi Nova Branik'i takımını 3-0 yendi, rövanş için büyük avantaj sağladı. Çekişmeli başlayan ilk sette Galatasaray, Centoni'nin sayılarıyla üstünlüğü yakaladı ve ilk teknik molayı 8-4 önde geçti. Ardından Cim- Bom farkı artırarak altı sayıya çıkardı. Ancak üst üste gelen basit hatalar 15-15'te skorun eşitlenmesini sağladı. Başabaş mücadele set sonuna kadar devam ederken bu bölümü Galatasaray 25-23 önde tamamlamayı başardı ve durumu 1-0 yaptı. İkinci seti de 25-19 kazanan sarı-kırmızılı ekip üçüncü sette daha kolay sonuca gitti. Bu sette etkili servisler kullanan temsilcimiz rakibine 25-15'lik üstünlük sağladı ve maçtan 3-0 galip ayrıldı.
Milliyet

Beşiktaş, Vodafone ile forma ana sponsorluğunu 2 yıl daha uzattı. Vodafone Arena'da gerçekleşen imza törenine Başkan Fikret Orman ve Vodafone Türkiye CEO'su Colman Deegan'ın yanı sıra Cenk Tosun, Oğuzhan Özyakup, Ryan Babel ve Atiba Hutchinson katıldı. 3 yıl önce siyah-beyazlılar ile forma göğüs sponsorluğuna imza atan Vodafone 2017-2018 ve 2018-2019 sezonları için de Beşiktaş'a KDV hariç toplam 10 milyon dolar vererek futbol takımı ana sponsoru olmaya devam edecek. Böylece Beşiktaş'ın Vodafone ile yaptığı forma göğüs sponsorluğunun toplam değeri 5 yıl için 25 milyon dolara ulaştı. Toplantıda konuşan Fikret Orman, Vodafone'un Beşiktaş'ın en büyük destekçisi olduğunu vurgulayarak "4 yıl önce yaptığımız Türk sporunun en büyük sponsorluk anlaşmasının ana amacı gönüllere imzaları atmaktı. Şimdi bu anlaşmanın devamını sağlıyoruz" dedi. Orman, Vodafone ile yaptıkları iş birliğinin 150 milyon doları geçtiğini de sözlerine ekledi.
Vatan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder