9 Şubat 2017 Perşembe

09.02.2017 Genel Gündem

09.02.2017

GÜNDEM

Yalan Yalan
Türkiye 1923 yılında Cumhuriyet'e geçerek rejim tercihini yapmıştır. Ana muhalefetin başındaki zat ikide bir rejim mejim diyor. Türkiye'nin böyle bir sorunu yok. Rejim olayı 1923'te atılan adımla yoluna devam ediyor. Cumhuriyet'ten geri adım atmaya çalışanlar karşılarında herkesten önce milletimizi ve milletimizle birlikte şahsımı bulur. İstanbul'daki Meclis - i Mebusan, şehrin işgali üzeri 11 Nisan 1920'da kapanırken, 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi adıyla bir bakıma yeniden açıldı. Aynı Meclis 1923'te Cumhuriyet'i ilan ederek ülkemizi yeni bir rejime geçirmiştir. Ama aynı Meclis geçirmiştir. İşin doğrusu hiçbir rejim ve hiçbir yönetim sistemi tek başına ülkeleri belirli bir kategoriye yerleştirmeye kâfi değildir. Dikkat ediniz burada eksikliği Cumhuriyette veya demokraside değil yönetim sisteminde arıyoruz, aramak zorundayız çünkü doğrusu budur. Tarihimizin en büyük yönetim reformlarından biri olan bu Anayasa değişikliğini engellemek için Meclis'te sergilenmedik çirkinlik bırakmadılar. Tekme, tokat, her şeyi yaptılar. Şimdi aynı işi meydanlarda yapmaya çalışacakları anlaşılıyor. Nisan ayında milletimizin takdirine, onayına sunulacak olan Anayasa değişikliğine, 10 yıl önce atılan adımın tamamlanması olarak bakmak gerekiyor. Milletimizin o zaman yüzde 69 ile 'Evet' dediği reformun nihai hedefine ulaşmasını sağlayacak bu değişikliğe de aynı şekilde sahip çıkacağına doğrusu ben inanıyorum. Türkiye'de eskiden beri bir 'hayırcı blok' var. Bunların karşı çıktığı şeylerin hiçbirinde de dertleri, ülkenin ve milletin menfaati değildir. Bu meselede de neye, niçin karşı çıktıklarını bilmedikleri ve ifade edemedikleri için tamamı yalan, tamamı yanlış sloganlar üzerinden milletin kafasını bulandırmaya çalışıyorlar. Ne diyorlar, Parlamento yok, el insaf. Her şey tek adamda bütünleşecek, el insaf. Yargı yok, el insaf. Hepsi yalan, hepsi yalan. Bunlar yalanla yattılar, yalanla kalktılar. Bunların cibiliyetinde bu var. Madde madde Anayasa değişikliğinin ne getirdiğini anlatmak isterim. Sizlerin mahallelerinizde, köylerinizde bu hakikatleri milletimize aktarmanızı özellikle istiyorum. İşin aslının müzmin muhaliflerin söylediği gibi olmadığını, asıl meselenin yeni Türkiye'yi inşa, 2023 hedeflerine ulaşma, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı hayata geçirme olduğunu lütfen milletimize anlatın. Yeni düzenlemenin en basit ve doğru ifadesi Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlık makamlarının birleştiriliyor olmasıdır. Böylece her ikisi de gücünü halktan alan iki yürütme yerine bir tek makam ortaya çıkıyor. Meclis'te yeterli çoğunluk sağlanması halinde cezai sorumluluk gerektiren durumlarda cumhurbaşkanının Yüce Divan'da yargılanabilmesinin yolu açılıyor. Yürütme yetkisi verilen cumhurbaşkanının millete hesap vermenin yanında Meclis tarafından da denetlenebildiği demokratik bir tablo ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi şahsım için değildir, şahsımla baki hiç değildir, hiç merak edilmesin. Her sistem kendi liderini, önderini üretir. Türkiye'de Tayyip Erdoğan'lar bitmez. Bu sistemde hiçbir etnik grubun, inanç grubunun, yaşam biçiminin tehdit altında olması mümkün değildir. İstiklalimiz ve istikbalimiz için anayasa değişikliğine, Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemine Muhtar kardeşlerime soruyorum 'Evet' mi? Sandıklara ve seçmen kütüklerine sahip olun.
Hürriyet


Ypg'li Çekler İçin 15 Yıl Hapis İstendi
Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Kasım 2016'da Habur Sınır Kapısı'nda yakalanan ve terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı YPG ile bağlantılı oldukları belirlenen iki Çek Cumhuriyeti vatandaşı hakkındaki soruşturmayı tamamladı. Hazırlanan iddianamede Marketa Vselichova (25) ve Miroslav Farkas (31) hakkında "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 15'er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İddianamede, YPG'nin ilk temsilciliğini Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da açtığı da vurgulanarak Vselichova ve Farkas'ın terör örgütünün hiyerarşik yapısına bağlı olarak faaliyet yürüttükleri belirtildi. Şırnak Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Patlak tarafından hazırlanan iddianameye göre iki Çek Cumhuriyeti vatandaşının terör örgütlerine katılmak üzere Irak'a geçeceğinin ihbar edilmesi üzerine 13 Kasım 2016'da operasyon yapıldı ve Vselichova ve Farkas, Habur'da gözaltına alındı. Zanlıların üzerlerinde bulunan ajandalarda yapılan incelemede kullandıkları kod isimleri ve keşkin nişancı tüfeklerine ait parça isimleri tespit edildi. Devam eden soruşturmada Farkas'ın Serxwebun Botan, Vselichova'nın ise Zelane Botan isimli sosyal medya hesaplarını kullandıkları belirlendi. Hesaplarda yapılan incelemede de ellerinde uzun namlulu silahların bulunduğu fotoğraflar tespit edildi. Üzerlerinde bulunan telefon ve hafıza kartlarından da PKK'lı teröristlerle, YPG üniforması ve ellerinde silahla çekilmiş fotoğraflar, terör örgütünü öven ses dosyaları ve marşlar çıktı. Ayrıca iki Çek vatandaşının Türkiye üzerinden Irak'a birçok kez girdikleri de belirlendi. Farkas ve Vselichova ifadelerinde kendilerini "aktivist" olarak tanımladı. Suriye'de insan hakları konusunda çalıştıklarını, kod adlarını ise YPG'nin kendilerine daha rahat hitap edebilmek için verdiğini, PKK'nın terör örgütü olduğunu ancak YPG'nin DAEŞ ile mücadele ettiği için Avrupa ülkelerinde terör örgütü olarak görülmediğini söyledi. Ayrıca hiçbir silahlı çatışmaya girmediklerini, ajandada notları bulunan keskin nişancı tüfeği bataryasını ise bir arkadaşlarının siparişi üzerine almak istediklerini iddia ederek suçlamaları reddettiler. Savcılık, Farkas ve Vselichova'nın zanlıların kod adı kullandıklarını, ellerinde uzun namlulu silahlarla örgüt üyeleriyle bir çok fotoğraflarının bulunduğu ve ayrıca keskin nişancı tüfeği için parça almak istediklerini belirterek "Terör örgütünün Suriye'de faaliyet yürüten silahlı kanadı YPG'nin hiyerarşik yapısına bağlı ve üyesi olduklarının" anlaşıldığını belirtti.
Milliyet

El Bab'dan Acı Haber: 4 Şehit
Fırat Kalkanı Harekâtı'nda dün sabah acı haber geldi. Harekatta 4 asker şehit düştü. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada "Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında 8 Şubat 2017 sabah saatlerinde DAEŞ terör örgütü ile süren çatışmalar esnasında kahraman silah arkadaşlarımız şehit olmuş, 15 kahraman silah arkadaşımız ise hafif yaralanmıştır" denildi. Harekâtın başından bu güne kadar şehit olan asker sayısı da 60'a çıktı. 24 Ağustos'ta başlatılan Fırat Kalkanı Harekâtı'nda dün 169. gün geride kaldı. Farklı kaynaklardan yansıyan bilgilere göre, 9 Aralık'ta başlatılan El Bab operasyonunda terör örgütü DAEŞ'in tecrit edilmesine yönelik ağır bombardımanların ardından önceki akşam kent içine yönelik saldırılar başlatıldı. El Bab ile kuzeydoğusundaki Kabbasin ve doğusundaki Bzagah'a Türk komandoları ile Özgür Suriye Ordusu unsurları harekat düzenledi. Kabassin ve Bzagah önemli ölçüde terör örgütünden temizlendi. Böylece El Bab içindeki teröristler, kıskaç altına alındı. Rusya'nın desteğindeki rejim güçleri de, El Bab'ın güneyindeki Tadif'e 3 kilometre kadar yaklaştı. DAEŞ'in El Bab-Rakka bağlantısı da kesildi. Harekât ile terör örgütü PYD'nin Münbiç'ten Afrin'e El Bab üzerinden koridor oluşturma planı da engellendi. TSK'dan yapılan bilgilendirmeye göre, Fırat Kalkanı Harekâtı çerçevesinde bugüne kadar bin 910 kilometrekare alan ile 299 meskun mahalde kontrol sağlandı. Dün sabaha dek yaşanan gelişmelere göre; görev kuvvet grupları, karadan ve havadan yoğun ateş desteği altında harekâtın icrasına devam etti. Türk topçusu, DAEŞ'in 189 hedefini ateş altına aldı. Terör örgütünün barınma yerleri, savunma mevzileri bombardıman ile baskı altına alındı. Türk savaş uçakları, terör örgütünün 65 hedefine hava harekâtı düzenledi.
Milliyet

EKONOMİ

Dolar: 3,7153-3,7191                                   
Euro: Euro 4,9705-4,9750
Sterlin: 4,6469-4,6538
Gram Altın: 148,0101-148,2165

2017'de Enerjiye 3 Milyar $ Kredi
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Dünya Bankası'nın Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi (TANAP) için BOTAŞ'a vereceği 400 milyon dolarlık kredi anlaşmasının imza töreninde konuştu. İmza törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez'in yanı sıra BOTAŞ ve TANAP'ın üst düzey yetkilileri ile Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya'dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Cyril Muller de katıldı. Toplamda bin 850 kilometre uzunluğa sahip TANAP'tan ilk gaz Türkiye'ye 2018 Haziran'da verilecek. TANAP'ın geliştirildiği bölgede on yıllardır hayal edilen bir proje olduğuna dikkati çeken Albayrak, şöyle devam etti: "Türkiye'nin Dünya Bankası'ndan 400 milyon dolarlık böyle bir finansman paketiyle 2017'ye güzel bir başlangıç yapması, ekonomimiz açısından çok önemli. Ama ben bugün burada piyasalar açısından bir güzel haberi daha paylaşmak istiyorum. Enerji çerçevesinde ekibimizin sadece Dünya Bankası değil uluslararası yatırım bankaları noktasında yürüttüğü enerji projeleriyle ilgili yaklaşık 3 milyar dolarlık bir finansman paketini 2017 itibarıyla inşallah hayata geçirmeyi hedefliyoruz." Son dönemde Türkiye'nin doğalgaz arz güvenliğini sağlamak için attığı adımları da hatırlatan Albayrak, "Cuma günü Tuz Gölü depolama tesisinin ilk gaz basma işlemini Sayın Cumhurbaşkanımızın katıldığı bir törenle hayata geçireceğiz" dedi.
Hürriyet

Lobi Yapan Kazandı!
Türkiye'nin iki önemli sektörü olan gayrimenkul ve otomotive yönelik son dönemde hükümetin birbirinden tamamen farklı yaklaşım ve tedbirleri dikkat çekiyor. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ekonomide yaşanan yavaşlamaya yönelik kollarını sıvayan hükümet ilk seferberliği gayrimenkul sektörüne yönelik başlatırken, ağustos ayından bugüne bu sektöre yönelik bir çok tedbir ve desteği devreye soktu. Bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla başlayan konut seferberliğine bağlı olarak son 6 ayda gayrimenkul sektörüne yönelik KDV indirimlerinden, tapu harcı desteğine, faiz desteğinden vadelerin uzatılmasına kadar toplam 12 tedbir devreye girerken, bu yoğun desteğe gayrimenkul sektörü yetkilileri bile şaşırdı. İnşaata yönelik bu önemli ve gerekli desteklerin karşısında 2016 yılında üretim, ihracat ve satış rekorları kırarak ekonomide tek işleyen sektör olan otomotiv ise mükafat beklerken yine bir gece ansızın ÖTV zammıyla karşılaştı. Yaptığı yatırımlara, sağladığı istihdama ve rekor ihracata bağlı dış ticaret fazlası vermesine rağmen otomotiv sektörünün sadece iç pazar satışlarındaki ithal oranını ve artan lüks araç satışlarını dikkate alan Maliye Bakanlığı, Bakanlar Kurulu kararı ile aldığı yetki uyarınca, 24 Kasım gecesi fiyatlara yüzde 3.4 ile 10.5 arasında zam olarak yansıyan ÖTV değişikliği yaptı. Daha önce sadece motor hacmine göre belirlenen ÖTV sistemi, yeni düzenlemeyle birlikte matraha (vergisiz çıplak fiyat) dayalı olarak değişince, kurlarda yaşanan artış neredeyse her ay gizli zammı beraberinde getirdi. Çünkü yükselen kurlara bağlı olarak yeni model araçların matrah fiyatları da artınca bu yeni düzenlemede bir üst ÖTV dilimine girerek otomatik olarak artış yaşandı. Yani vergisiz fiyatı 40 bin TL olan araç, yeni ÖTV düzenlemesine göre vergi artışından etkilenmiyordu. Değişmeyen yüzde 45'lik ÖTV diliminde yer alıyordu. Ama kurdaki artıya bağlı olarak bu aracın vergisiz fiyatı 40 bin TL'nin üzerine çıkınca (Euro'daki artış yüzde 10'u aştı) o zaman yüzde 50'lik bir üst ÖTV dilimine girdi. Bu da fiyatlara yüzde 3.4'lük ÖTV zammı olarak yansıdı. 70 bin TL'lik matrah diliminde ise bu zam yüzde 10'u geçti. Çünkü 70 bin TL olan aracın yüzde 50'lik ÖTV dilimi 70 bin TL'yi aşınca yüzde 60'a çıktı. Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın önceki gün CNN Türk'te Doğan TV Ankara Temsilcisi Hakan Çelik'in sorusu üzerine gerekirse otomotive yönelik tedbirlerin görüşülebileceğini belirtmesi, "Otomotive vergi indirimi sinyali" olarak algınmış sektörde düşük de olsa bir umut yaratmıştı. Ancak Ağbal dün, "Otomotivde vergilendirmede yeni bir sisteme geçiyoruz. Yerli üretimi artırmamız bakımından sektörel teşvik gerekirse oturup konuşuruz. Ancak bu otomotivde ÖTV indirimi şeklinde anlaşılmamalı" açıklamasıyla bu beklentiyi de kısa sürede bitirmiş oldu. Bu noktada asıl sorunun otomotivin gayrimenkul sektörü gibi güçlü lobi gücüne sahip olmaması gösteriliyor. Gayrimenkul sektöründe çoğu patron olan yöneticiler hem sektörel olarak hem de şirket bazında sorunlarını dile getirip Ankara'ya giderek destek isterken, ağırlıklı profesyonel olan otomotiv yetkilileri ise hükümetle ilişkilerde sorunları veya talepleri pek dile getiremiyor. Maliye Bakanı Ağbal da bunu doğrulayarak, otomotiv sektörünün organize olup derli toplu görüş ve önerilerle kendisine henüz gelmediğinin altını çiziyor. Ağbal, gelirlerse dinlemeye ve ellerinden gelen bir şey olursa yardımcı olmaya hazır olduklarını da sözlerine ekliyor. Sonuç olarak otomotiv sektörü eğer bu yeni ÖTV sistemi değişmezse son 2 yıldır 1 milyon barajını aşan satışlarında bu yıl ciddi kayıp yaşayacak. Bu da üretimi, dolayısıyla sanayiyi etkileyecek, yatırımların önünü kesecek. Çünkü istikrarlı olmayan ve hükümetin sürekli vergi artışı yaptığı bir sektöre kimse yatırım yapmak istemez.
Hürriyet

Devredilen Şirket Vergiden Muaf Değil
Maliye Bakanı Naci Ağbal, BloombergHTHabertürk TV ortak yayınında soruları yanıtladı. Ağbal, Türkiye Varlık Fonu'na devredilen şirketlerin de vergilerden muaf olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine, "Varlık Fonu'nun kendisi, sahip olduğu ve kuracağı şirketler vergiden muaf olacak. Buna karşın devredilen kurum, kuruluş ve şirketler vergiye tabi. Onlarla ilgili olarak herhangi bir vergi muafiyeti ve istisnası söz konusu değil" dedi. Ağbal, fona neden ihtiyaç duyulduğunu anlatırken de şöyle konuştu: "Eğer ekonomiyi güçlendireceksek böyle bir araca ihtiyacımız var. Bizimle benzer ülkelerin de varlık fonu var. Türkiye'nin şu an elindeki varlıklar, varlık fonu kurulmasına imkân veriyor. Bu varlıkları kaldıraç etkisiyle kullanarak ekonomide yatırım fırsatlarını kullanacağız, bu son derece modern bir yöntem, Türkiye neden kullanmasın? Varlık fonu yatırım için kaynak üretecek kaynak kullanacak ve yatırım yapacak. Bazı değerlendirmelerde 'harcamacı kamu kuruluşu' kurmuşuz gibi ifadeler kullanılıyor. Bu fon yatırım fonudur." Ağbal, "Başka sektörler için de vergi indirimi olacak mı?" sorusu üzerine ise "Beyaz eşya, mobilya ve konut dışında şu anda herhangi bir başka sektöre dönük vergi indirimi çalışmamız yok. Dün (önceki gün) yaptığım açıklamadan asla otomotivde bir vergi indirimi, ÖTV oranlarında bir indirim anlaşılmasın. Sektörle de zaten böyle konuştuk. Otomotiv sektörü Türkiye'nin yıldız sektörlerinden bir tanesi ve biz bunu desteklemek istiyoruz ama ÖTV indirimi yok." Ağbal, bir soru üzerine de "2017 yılında hiçbir vergide bir kuruş dahi artış yapmayacağız" dedi.
Haber Türk

425 Tl Torun Maaşı Martta Başlayacak
Torunlarının bakımını üstlenen anneanne ve babaannelere aylık 425 lira yardım yapılmasını öngören "Büyükanne Projesi"nin protokolünde imzalar atıldı. Pilot olarak 10 ilde hayata geçecek projenin imzalarını dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya imzaladı. Projeyle kadın istihdamına destek olmayı planladıklarını belirten Müezzinoğlu, ilk etapta, pilot olarak seçilen 10 ilde toplam 6 bin aileyi kapsayacak projenin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı uzmanlarınca takip edileceğini söyledi. Müezzinoğlu, projenin İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Kayseri, Sakarya, Antalya, Konya, Tekirdağ ve Gaziantep'te pilot olarak uygulanacağını kaydederek anneanne ve babaannelere aylık 425 lira ödeme yapılacağını ifade etti. Pilot uygulama için İstanbul, İzmir ve Bursa'da bin aile, Ankara, Kayseri, Sakarya, Antalya, Konya ve Tekirdağ'da ise 500 aile planlandı. Projenin bin aile için maliyetinin 6 milyon lira olduğunu belirten Müezzinoğlu, projenin dünyada bir ilk olacağını söyledi. Atılan imzaların ardından talepleri almaya başlayacaklarını kaydeden Müezzinoğlu, "Bu talepleri ayın sonuna kadar değerlendireceğiz, mart ayı itibarıyla projenin fiilen uygulanmasına geçeceğiz. Annenin geriye dönük asgari bir yıllık sigortalı olması kriterlerimizden biri" diye konuştu.
Haber Türk

Avrasya Tüneli'nden Günde 30 Bin Araç Geçiş Yapıyor
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 20 Aralık'ta hizmete açılan İstanbul Boğazı'nda iki yakayı birbirine bağlayan Avrasya Tüneli'nden günde 30 bin aracın geçiş yaptığını söyledi. Bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Arslan, Marmara Denizi'nin etrafını bir ring haline getireceklerini kaydetti. Varlık Fonu'nun Kanal İstanbul gibi dev projelere kaynak aktaracağını ifade eden Arslan "Ulaştırma alanında projeler için ciddi kaynaklar gerekiyor. Olmazsa olmaz ulaşım yatırımlarıdır. Varlık Fonu ihtiyaç duyulduğunda bizi destekleyecek. Varlık Fonu Kanal İstanbul ve demiryolları gibi dev projelere kaynak aktaracak. Kanal İstanbul Projesi için 5 güzergâh üzerinde çalışılıyor. Bu yıl içinde kazma vurabiliriz. Kanal İstanbul güzergâhı belli. 42- 43 kilometrelik bir güzergâh" diye konuştu. İstanbul'daki 3. havalimanının yüzde 42 oranında tamamlandığını aktaran Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Rize-Artvin Havaalanı Projesi'nde dün sözleşme imzalandığını belirtti. Yerli arama motoruyla ilgili çalışmaları desteklediklerini ifade eden Arslan "Veri merkezlerinin kurulmasını teşvik için karar aldık" dedi.
Haber Türk

233 Türk Firmadan Fransa Çıkarması
Fransa'nın Cannes şehrinde 14-17 Mart tarihleri arasında düzenlenecek dünyanın önde gelen gayrimenkul fuarı MIPIM'e Türkiye'den 233 firma katılacak. 500 milyar dolarlık yatırım ödeneği ayrılan fuarda 23 bin ziyaretçi ağırlanacak. Fuarda Türkiye yaklaşık 850 kişi ile temsil edilecek. Fuarda yer alacak şehir sayısının ise 18-20 civarında olacağı tahmin ediliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki de fuara katılarak destek verecek. Fuarın Türkiye mümessili Alkaş Genel Müdürü Yonca Aközer, Türkiye'nin bin 800 metrekarelik alan kiraladığını, bu alanda İGA Havalimanı gibi milyar dolarlık projelerin tanıtılacağını söyledi. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da fuara 45 yatırımcının katılacağını ve 685 metrekarelik İstanbul çadırında Beyoğlu, Galataport, Haliçport, Tarlabaşı, Okmeydanı, Piyalepaşa, Örnektepe'deki 6 projeyi tanıtacaklarını kaydetti. GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun ise fuarda Türkiye'nin güvenli bir ülke ve yatırımcılar için kazançlı bir ülke olduğu algısının oluşturulması için hükümetin, Sivil Toplum Kuruluşlarının ve belediyelerin hep birlikte destek vermesi gerektiğini ifade etti.
Haber Türk

İstihdam Vaatleri Gümbür Gümbür
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın istihdam seferberliği çağrısı, iş dünyasında yankı buldu. Şehirlerden sektörlere, şirketlerden yabancı kuruluşlara 'istihdamı artıracağız' mesajı geldi. İnşaat sektörünün temsilcileri, son dönemde sektöre sağlanan teşvik ve KDV indirimlerinin etkisiyle 2 milyonluk istihdamın yüzde 10-15 artacağını belirtti. Akkuyu ve Sinop ile Türkiye'nin gündemindeki nükleer santral projelerinin sadece inşaat sürecinde 12 ile 14 bin kişi istihdam sağladığına dikkat çekilirken, Kayseri'de 17 bini aşkın ticaret erbabının her biri 1 kişi alsa 17 bin istihdam sağlayabileceği hesabı yapılıyor. Geçen yıl 500'ü kadın 3 bin kişiye yeni istihdam yaratan Tofaş, bu yıl 400-500 kişiye daha iş verecek. Akfen Holding 1.000 kişilik istihdam artışı vaadinde bulunurken, Sanko Holding ilave yüzde 5 istihdam sağlayacak. Desiba Enerji Alman ortağı ile Nisan ayında açacağı Mersin'deki yeni fabrikasında 400 kişi çalıştıracak. Bisküvi, şekerleme ve çikolata devi Mondelez International, işe alımları yüzde 10 artıracak. İÇTAŞ, 5 bin çalışan sayısını yüzde 10 artırmak için çalışmalara başladı. Şirket, 500 yeni istihdamda Ayvalık'taki gençlere öncelik vereceğini duyurdu.
Vatan

Dünya
'Stratejik Ortak Ve Nato Müttefiki'
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilk kritik görüşme 45 dakika sürdü. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, telefon görüşmesi son derece olumlu ve samimi bir atmosferde gerçekleşti. Görüşmede Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimine değinerek ABD'nin yeni dönemde FETÖ ile mücadelede Türkiye'nin yanında olmasını beklediğini söyledi. Erdoğan, PKK ile mücadelenin önemine dikkat çekerek, ABD'nin PYD/YPG'ye destek vermemesi gerektiğini ifade etti. İki lider, El-Bab ve Rakka'da birlikte hareket edilmesi konusunda mutabık kaldı. Görüşmede müttefiklik ve yakın işbirliği vurgusu ön plana çıktı. Terörden arındırılmış güvenli bölge, mülteci krizi ve terörle mücadele başlıkları gündeme geldi. Trump, Erdoğan'a Türkiye ile ikili ilişkileri geliştirmek ve bölgesel konularda daha yakın işbirliği içerisinde olmak istediklerini söyledi. Erdoğan, Trump'a başkanlık görevinde başarılar diledi. Salı gece yarısı gerçekleşen görüşmenin ardından Beyaz Saray, görüşmeyi iki cümleyle özetleyen bir açıklama yaptı. Açıklamada şöyle dendi: "Başkan Donald J. Trump bugün (7 Şubat 2017) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yaparak, ABD ve Türkiye'nin yakın, köklü ilişkisini ve terörün her türüyle mücadelede ortak kararlılıklarını ele aldı. Başkan Trump, ABD'nin stratejik ortağı ve NATO müttefiki Türkiye'ye desteğini yineledi ve Türkiye'nin IŞİD karşıtı kampanyaya katkılarını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti." Donald Trump, Erdoğan görüşmesi, Trump'ın başkanlığının 18'inci gününde gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başkan Trump'ın görüştüğü 22'nci devlet lideri oldu. Trump ve Erdoğan arasındaki temasın zamanlamasına dair diğer bir çarpıcı ayrıntı ise Trump'ın bu görüşmeyi DEAŞ'la savaşı yürüten ABD'nin Merkez Ordusu CENTCOM'un Florida'daki merkezinde brifing almasından bir gün sonra gerçekleştirmesi oldu. Daha önce Erdoğan, seçimler sonrasında Trump'ı telefonla arayıp tebrik etmişti. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Trump'ın en kısa zamanda görüşmek konusunda mutabık kaldığı öğrenildi. Farklı bir gelişme olmazsa iki liderin ilk görüşmesinin mayıs ayında Brüksel'de yapılacak NATO zirvesi olması bekleniyor.
Hürriyet

'El Bab'dan Sonra Sırada Rakka Var'..
Suriye'de El Bab'ı terör örgütü DEAŞ'ın elinden almak için TSK destekli Suriyeli muhaliflerin operasyonları tüm hızıyla sürerken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün Ankara'daki Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Toplantısı'na katılan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyr ile görüştü. Görüşmenin ardından Suudi bakanla birlikte basın toplantısı düzenleyen Çavuşoğlu, bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump görüşmesini sorması üzerine iki liderin son derece faydalı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirterek, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye'nin bugüne kadar DEAŞ ile mücadelede nasıl etkili olduğunu, neler yaptığını açık ve net şekilde Sayın Trump'a da telefon görüşmesinde anlatmıştır" dedi. İki liderin görüşmesinde bundan sonraki süreçte neler yapılması gerektiğini de ele aldıklarını kaydeden Bakan Çavuşoğlu, "Önümüzdeki süreçte DEAŞ için üç kritik şehir var. Suriye'de El Bab ve Rakka, Irak'ta Musul. Bu şehirlerden DEAŞ'ın temizlenmesi ve yenilgiye uğratılması için ortak mücadele etme konusunda iradeyi de belirtmişlerdir. Bu sebeple önümüzdeki süreçte öncelikle El Bab operasyonun bir an önce tamamlanması gerekiyor" diye konuştu. Rakka operasyonu konusunda ise Çavuşoğlu şunları söyledi: "Bundan sonraki hedef tabii ki Rakka operasyonudur. Rakka operasyonunun da başka terör örgütleriyle değil, doğru kişilerle yapılması gerekiyor Arazide de muhalif güçlerle, yani ılımlı muhaliflerle, Özgür Suriye Ordusu ile işbirliği yapmamız gerekiyor. DEAŞ gibi bir terör örgütü ile mücadelede diğer terör örgütlerine bel bağlamamız lazım. Aksi takdirde Suriye'nin geleceği için çok ciddi hata olur. Bir önceki yönetime anlatmaya çalıştık, maalesef sözümüzü de dinletemedik. Aslında sadece ideolojisi farklı hedefleri bakımından DEAŞ'tan farklı olmayan bir terör örgütüne destek verildi. Bu da bizi üzmüştür. Biz, tüm bu şehirlerde ve genel anlamda DEAŞ ile mücadele konusunda ABD ile işbirliği yapacağız" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump'ın önceki gece yaptığı telefon görüşmesine ilişkin bilgiler verdi. Kalın, "DEAŞ'ın Rakka'dan temizlenmesi için Türkiye'nin sunduğu somut bir plan var, bu konuyu detaylı konuşmaya devam ediyoruz. Bu somut öneri karşısında Trump'tan olumlu yanıt aldık, siyasi talimat alınmış oldu. CIA direktörünün Türkiye ziyaretinde bu konular detaylı ele alınacak" dedi.
Hürriyet

Esad Suriye'deki Gelişmelerden Memnun
Suriye Devlet Başkanı Esad, son dönemde yaşanan gelişmelerin Şam ve Moskova'nın istediği doğrultuda olduğunu söyledi. Şam'ı ziyaret eden Rus heyetiyle bir araya gelen Esad, "Elbette askeri destek çok önemli. Ancak topraklarımızda hayatını kaybeden Rus askerlerin kanının bir damlası, bizim için her türlü destekten daha değerli. Topraklarımızda akan Rus kanı, paha biçilemez" dedi. Rus haber ajansı Sputnik'in haberine göre, Esad, verilen askeri destek dolayısıyla Rus tarafına teşekkür etti. Bununla birlikte rejim güçleri ile muhaliflerin dağlık bir bölge olan Kalamun'da ortak bir harekât düzenleyerek DAEŞ militanlarını püskürttüğü iddia edildi. Doğrulanması durumunda bu, rejim ile muhaliflerin ilk kez ortak hareket ettiği bir operasyon oldu. Öte yandan Rus parlamentosunun alt kanadı Duma'da milletvekili olan Dmitriy Sablin, Suriye Devlet Başkanı Esad'ın silahlı muhaliflerin temsilcileriyle bir araya gelmeye hazır olduğunu öne sürdü. Suriye'nin başkenti Şam'da Esad'la bir araya gelen Rusya heyetinde yer alan Sablin, görüşme sonrası Sputnik'e yaptığı açıklamada, "Suriye Devlet Başkanı (Esad) görüşmemizde, silahlı olanlar da dahil olmak üzere muhaliflerin tüm temsilcileri ile temas kurmaya ve uzlaşıya varmaya hazır olduğunun altını çizdi" dedi.
Milliyet

Abd Tarihinde Bir İlk
ABD'de Başkan Donald Trump'ın tartışma yaratan Eğitim Bakanı adayı Betsy DeVos'un Senato'dan onay alma süreci bir ilke sahne oldu. DeVos'un bakanlığa kabulü için Senato'da yapılan oylamada 50 'hayır', 50 de 'evet' oyu aldı. Senatoda 48 temsilcisi olan Demokrat Partililer, Cumhuriyetçi Partili Alaska Senatörü Lisa Murkowski ve Maine Senatörü Susan Collins'in de DeVos'un bakan olmasına karşı oy kullanmaları sonucu 50 oy sayısına ulaşarak bakan adayının onay almasına engel oldu. Ortaya çıkan durum karşısında DeVos'un yardımına Başkan Yardımcısı Mike Pence yetişti. Yasa gereği Senato'daki eşitlik durumunda oy hakkı bulunan Başkan Yardımcısı Pence, Senato'ya gelerek evet oyu kullandı ve 51 oya ulaşan DeVos'a bakanlık yolunu açtı. Yerel basın, Senato tarihinde ilk kez bir bakan adayının, başkan yardımcısının oyuyla onay aldığına dikkati çekti. DeVos ve eşi, sahip oldukları servetle dikkati çekmişti. Cumhuriyetçi Parti kongresinde Trump'ı desteklememesine karşın teklif edilen görevi kabul eden DeVos'un mal varlığı 5,1 milyar dolara ulaşıyor. Daha önce Cumhuriyetçi Parti'nin Michigan başkanlığını yapan DeVos, devlet okullarına aktarılan fonların velilere verilmesi, bu yolla öğrencilerin özel ve dini okullara yönlendirilmesi gibi görüşleri savunuyor.
Vatan

POLİTİKA
'Her Sistem Kendi Liderini Üretir'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, referanduma gidecek anayasa değişikliği paketini muhtarlara tek tek anlatıp, "evet" oyu istedi. CHP başta olmak üzere anayasa paketini, "rejim değişikliği yapılıyor" diye eleştirenlere sert yanıt veren Erdoğan, Cumhuriyet'ten geri adım atmaya çalışanlar karşılarında herkesten önce milletimizi ve milletimizle birlikte şahsımı bulur" dedi. Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 36. Muhtarlar Toplantısı'nda şu mesajları verdi: Türkiye 1923'te Cumhuriyet'e geçerek rejim tercihini yapmıştır. Artık milletimizin böyle bir meselesi yoktur. Şu anda ana muhalefetin başındaki zat ikide bir rejim, mejim diyor. Rejim olayı 1923'te atılan adımla yoluna devam ediyor. Cumhuriyet'ten geri adım atmaya çalışanlar karşılarında herkesten önce milletimizi ve milletimizle birlikte şahsımı bulur. Cumhuriyet dönemimizin darbelerle, muhtıralarla, krizlerle dolu olması, herhalde mevcut yönetim sistemimizin mükemmeliyetinden kaynaklanmıyor. Dikkat ediniz burada eksikliği cumhuriyette veya demokraside değil yönetim sisteminde arıyoruz, aramak zorundayız çünkü doğrusu budur. Türkiye, yetki ve sorumluluğun Cumhurbaşkanı'nda toplandığı yürütme, yasama ve yargı arasındaki sınırların daha açık ve net bir şekilde çizildiği yeni bir yönetim sistemine inşallah geçiyor. Milletten bu kararı kaçırmak isteyenler olmuştur. Ya niye korkuyorsunuz? Bırakın millet versin kararı. Ülkemizde bir kesim var ki gündeme gelen her konuda aynı tavrı gösteriyor. Bunların memlekete ve millete faydalı olacak hiçbir teklif ve proje ortaya koydukları vaki değildir. Köprü yaparsın karşı çıkarlar, Marmaray'ı yaparsın karşı çıkarlar, hızlı tren yaparsın karşı çıkarlar, yeni yeni havalimanları yaparsın karşı çıkarlar, bombalarlar. Müzmin muhalifler gibi sürekli çarpıtmayla, yalanla, iftirayla meseleleri ters yüz etmeye çalışırlar. Son anayasa değişikliğinde de aynı taktiği izlediler, izliyorlar. Türkiye'nin yaşadığı darbelerin, muhtıraların, krizlerin, sıkıntıların müsebbibi olan mevcut sistemi göklere çıkararak sürekli Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemi karalıyorlar. Tarihimizin en büyük yönetim reformlarından biri olan bu anayasa değişikliğini engellemek için Meclis'te sergilenmedik çirkinlik bırakmadılar. Tekme, tokat, her şeyi yaptılar. Şimdi aynı işi meydanlarda yapmaya çalışacakları anlaşılıyor. Milletimiz 2007'de ilk adımı atılan düzenlemeye verdiği destekle, bu yol ayrımında tercihini Cumhurbaşkanlığı hükümeti sisteminden yana kullandığını ilan etmiştir. Nisan ayında milletimizin takdirine, onayına sunulacak olan anayasa değişikliğine, 10 yıl önce atılan bu adımın tamamlanması olarak bakmak gerekiyor. Milletimizin o zaman yüzde 69 ile 'evet' dediği reformun nihai hedefine ulaşmasını sağlayacak bu değişikliğe de aynı şekilde sahip çıkacağına doğrusu ben inanıyorum. Türkiye'de eskiden beri bir hayırcı blok var. Bunların karşı çıktığı şeylerin hiçbirinde de dertleri, ülkenin ve milleti menfaati değildir. Tamamı yalan, tamamı yanlış sloganlar üzerinden milletin kafasını bulandırmaya çalışıyorlar. Bunlar yalanla yattılar, yalanla kalktılar. Bunların cibilliyetinde bu var. Anayasa değişikliğini karalamak isteyenlerin yalanları da şimdiden her tarafta dolaşmaya başladı. Bize düşen doğruyu biraz daha hızlı şekilde harekete geçirmektir. Buna var mısınız? Yoğun çalışacak mıyız? Tüm Türkiye'deki muhtar kardeşlerime sesleniyorum. Buna hazırsınız inşallah. Sizlerin mahallelerinizde, köylerinizde bu hakikatleri milletimize aktarmanızı özellikle istiyorum Bugün dünyada 57 ülkede seçme seçilme yaşı 18. Dünyada oluyor da bizde niye olmasın? Bu konularda bir defa gencimize güveneceğiz, onları dışlamayacağız. İnanıyorum ki bu gençlerimize farklı bir sınıf atlatacak. Şimdi çıkmışlar ne diyorlar askerlik ne olacak? Allah Allah, sanki böyle diyelim ki Türkiye genelinde 7 milyon gencin 7 milyonu da milletvekili oluyor da askerlik ne oluyor diye bu soruyu soruyor. Diyelim ki bu şekilde gençlerden 10-15 kişi girdiğini kabul edin bunların durumunu düzenlemek gayet kolay, nedir? Bunları tutarsın askerlikten muaf tutarsın olur biter. Tecil demiyorum ha muaf tutarsın olur biter. Bunu polise getirdik, polisi muaf tuttuk, tecil ne demek. Şu anda parlamentoda görev yapmak kadar önemli bir görev olabilir mi?
Milliyet

Rakka Planı Sunuldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın önceki gece yarısı yaptığı yaklaşık 45 dakika süren telefon görüşmesinde, terörden arındırılmış güvenli bölge, mülteci krizi ve terörle mücadele başlıkları ilk sıradaydı. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Erdoğan ile Trump arasındaki telefon görüşmesinin detayları paylaşıldı. ABD ile Türkiye arasındaki ilişkinin 'yakın' ve 'uzun soluklu' olarak nitelendiği açıklamada, 'iki liderin, terörün her türlüsüne karşı mücadeleye bağlı olduklarına' vurgu yapıldı. Açıklamada, "Başkan Trump, ABD'nin, stratejik bir ortak ve NATO müttefiki olarak Türkiye'ye desteğini bir kez daha vurguladı ve Türkiye'nin DEAŞ karşıtı kampanyaya katkılarını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti" ifadelerine yer verildi. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre ise Erdoğan'ın, Trump'a başkanlık görevinde başarılar dilediği görüşmede, Türkiye ve ABD'nin her zaman birbirlerine ittifak bağlarıyla bağlı, dost ve müttefik iki ülke olduklarını vurguladığı kaydedildi. Açıklamada, iki liderin, Türkiye ve ABD olarak, terörizmin her türüne karşı birlikte mücadeleye devam etme konusundaki kararlılıklarını teyit ettiklerine dikkat çekildi. Trump'ın, ülkesinin stratejik ortağı ve NATO müttefiki olan Türkiye'ye desteklerini ifade ederek, DEAŞ'a karşı sürdürülen mücadeleye Türkiye'nin yaptığı tüm katkıları memnuniyetle karşıladıklarını belirttiği vurgulandı. Kalın, El Bab'ın güneyini Esed rejimine bağlı güçlerin kuşatması hakkındaki soruya "Esed güçleri ile karşılaşmamak için Rusya'yla görüşüyoruz. Koalisyonla ve Rusya'yla eşgüdüm önemli" yanıtını verdi. PKK'nın Suriye kolu PYD ve Gülen örgütü hakkındaki sorunların Obama yönetiminden kaldığını ifade eden Kalın, "Trump bu konularda bilgilendirilmiş. Fazla detaya girmeden, 'Ekipler bu konularla ilgilensin' denildi" diye konuştu. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, Suriye'de PYD'nin özerkliğini ne kendilerinin ne de Suriye halkının kabul edemeyeceğini ifade ederek "PYD'nin Astana görüşmelerinde yer alamayacağını söyledik ve böyle gerçekleşti. Suriye muhalefetinin yapısı sulandırılmamalı" dedi.
Vatan

'Yönetim Sisteminin Miadı Dolmuştur'
Başbakan Binali Yıldırım, Ak Parti istişare toplantısında konuştu. Referandum sürecine değinen Yıldırım, ana muhalefeti eleştirerek "İsetemezcülüklüğün ülkemizde kökleri çok eskidir. Ama hiç biri Türkiye'nin bizim hükümetlerimiz döneminde geçen son 14 yıl kadar tutarsız olmamıştır" dedi ve ekledi: Türkiye monarşi ile yönetilseydi, biz buna karşılılık demokratik bir sistem teklif etseydik, emin olun bunların tamamı kıralcı ve kraliçeci olurlardı. Cumhura cumhurun tercihlerine saygısı olmayanların cumhuriyetçiliği de yalandan başka bir şey değildir. Millete her türlü hakareti yapan bu zihniyet ne cumhuriyetçi olabilir ne de demokrat olabilir. Bunlar dillerinden bu kavramları eksik etmeyen ama bir zamanlar hayranı oldukları faşist yöntemlerin hayali ile yanıp tutuşan ikiyüzlülerdir. Yıldırım'ın konuşmasından satır başları şöyle: "Cumhuriyet baki ama yönetim sisteminin miadı dolmuştur. Çözüm cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir. Türkiye'nin rejim problemi yoktur. Türkiye rejimine, İstiklal Savaşından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları tarafından cumhuriyet ilan edilerek 1923'te karar vermiştir. Anamuhalefet partisinin ikide bir 'rejim sorunu var' diye kafaları karıştırmasını anlamak mümkün değildir, esasen millet de hiç itibar etmemektedir. Türkiye bu reform için gereken siyasi uzlaşmayı da sağlamıştır. Milletimiz kendisi ve ülkesi için hayırlı olanın ne olduğunu her zamanki gibi bu halk oylamasında da bütün cümle aleme gösterecek. Rahmetli Menderes attığı her adımda karşısına yine bu hayırcılar çıkmıştır. O dönemde, Türkiye ne kazanmışsa milletimizin evetleri sayesinde kazanmıştır. Bugün adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olan Boğaziçi Köprüsü inşa edilirken yine hayır kampanyası düzenlenmiştir. Rahmetli Özal'ın da bu zihniyetlerden çok çektiğini biliyoruz. Attığı her adımda aynı hayırsızlar korosu karşısında olmuştu." MHP Genel Başkanı ve milletvekillerine anayasa değişikliğine verdikleri destekten dolayı teşekkür eden Yıldırım, "Milletimizin önüne bir anayasa değişikliği, yeni bir hükümet sistemi tercihi getirebilmiş olmamızın paydaşlarının bir diğeri de MHP'dir" diyerek Bahçeli'ye tekrar teşekkür etti. Partililerin anayasa değişikliğine ilişkin detaylı bilgi sahibi olması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Muhalefet yeni sistemle getirilen değişikliklerle uzaktan yakından ilgisi olmayan konuları, karalama ve yalan kampanyası şeklinde gece gündüz anlatıyor. Adeta yalan rüzgarı. Başbakan Yıldırım bugün saat 15.00'te referandumla ilgili MHP lideri Bahçeli ile görüşecek.
Vatan


SPOR

Türkiye'ye olimpiyatlarda altın madalya kazandıran sporcuların dopingli çıkmasının ardından süren tartışmaya ilişkin Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, önemli açıklamalar yaptı. TBMM'de Milliyet'e konuşan Kılıç, dopinge karşı yürütülen mücadeleyle ilgili şöyle konuştu: "IOC ve WADA'nın koyduğu kurallar uluslararası anlaşmalara tabi. Şöyle ki; ikili ilişkiler içerisinde uluslararası bir anlaşmaya tarafsanız eğer o sizi bağlar. İç hukukun üstündedir. WADA ve IOC'yi öyle düşünmek lazım. Bunlar uluslararası kural koyucuları. Onların yasaklı madde olarak belirledikleri bir şeye 'daha artık yasaklıdır' demenize gerek yok. Erken yaşta başlayan eğilimler var. İnsan sağlığına zararlı olduğundan hem bağımlılık yapıyor hem de uyuşturucu kapsamına giriyor. Bunların zaten hem Sağlık Bakanlığı hem de Emniyet'ten takibi yapılıyor. Gümrüklerle ilgili de çalışmalarımız var. Bu maddelerin Türkiye'ye girmesi yasak. Kaçakçılık yapılıyor. Yasa dışı giriyor. Burada mentalitenin değişimi önemli. Erken yaşta sporcuya 'şu madde yasaklıdır, bu madde sana ileride şöyle döner' dediğiniz zaman sporcu ondan uzaklaşıyor. Antrenöre eğitim verdiğinizde 'ben sporcuyu yakalarım ama bununla kalmam sana da soruşturma açarım' dediğiniz anda spektrum genişlemiş oluyor. Başarıyı nasıl üstleniyorsanız, başarısızlığın veya yapılan yanlış işin altındaki sorumluluğunu da size sorarız. Türkiye'de bu işlerin merkez olarak tutulduğu yerlerdeki yapı çok dağılmış durumda. Türkiye Antidoping Ajansı'nın (TADA) tamamen bağımsız olması gerekiyor. Şu anda Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi altında görev yapıyor. Oradan ayrılacak ve tamamen bağımsız olacak. Mesela, ben de bilmiyorum hangi sporcudan ne zaman gidilip numune alındığını. Bunları hiç kimse bilemez sadece oradaki kurul bilir. WADA'nın bu yönde talimatları var. Biz de onu oluşturacağız. Bu işleyen bir süreç. TADA'nın tam anlamında bağımsız olması için bu ay içinde Norveç'te bir toplantı yapılacak. Bu toplantıda son aşama görüşülecek. TADA eğer bize bildirirse 'şu sporcuda doping var' diye biz de gereğini yaparız ama bizden önce zaten federasyon devreye giriyor. Biz olimpiyatlara gitmeden önce bazı sporcuları kafileden çıkarttık. Şu anda herkes şunu biliyor: Bunun toleransı ve affı yok. Cezalar otomatik olarak devreye giriyor. Doping yapan sporcuya en büyük ceza, kariyerinin ve adının lekelenmesi. Olimpiyatlarda şu anda 2008 numuneleri inceleniyor. Her gittiğim yerde sporcularla görüşürken sorduğum soru şu: En son sağlık eğitimini ne zaman aldınız? Genç sporculara soruyorum, 'Başınız ağrıdığında ne yapıyorsunuz?' 'Annemiz, babamızın verdiği ilacı kullanıyoruz' diyorlar. Hata burada. Doktorunun verdiği ilacı içecek. Annen ve baban nereden, nasıl bilecek? Doping illa performans artırıcı bir şey değildir, ilaçların içinde yasaklı maddeler de vardır. Sporcu bunu bilecek. Olimpiyattaki madalya sonuçtur, sebep değildir. Madalya sayınız ve başarınız sizin sonucunuzdur.
Milliyet


Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, sarı-kırmızılı kulübün Divan Kurulu Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu. Başkan Özbek, kulübün borç durumu başta olmak üzere Riva ve Florya arazisi, Türk Telekom Arena, yeni spor salonu ve tesisler hakkında birçok konuya açıklık getirdi. Sarı-kırmızılı kulüp için borçlanmanın azalmasının hayati önem taşıdığını aktaran Özbek, 1996 sonrası dönemi hatırlattı. G.Saray başkanı, "En son denk bütçe, 1996 yılında yapılmış. O yıldan sonra değişen şartlar ve ekonomik koşullar nedeniyle finansal kuruluşlar, bankalarla ilişkiler artmış ve borçlanma başladı. 2001'de o günkü yönetim Futbol A.Ş.'yi halka açmış. 2011 Ocak'ta yeni yapılan stada taşındı. Yeni gelirler artı, kapasite arttı, loca büyük kaynak oldu. 2011'den sonra bütçe açığı devam ediyor. Sermaye artırımı ve hisse satışı gibi eylemler yapıldı. Bunlar dört dörtlük eylemler. Tenkit edilemez ancak bütün bu yapılanlar ne oldu da borçlar arttı. 2014 sonuna gelindiğinde Galatasaray'da deniz bitti. Hisseler rehinde. 2023 yılına kadar bütün gelirler temlikli olmuş" diye konuştu. Kulübün geleceği açısından kararlar aldıklarını ifade eden Dursun Özbek, "Riva ve Florya projelerinde birinci aşamaya yönelik dün (önceki gün) itibarıyla Galatasaray'ın kasasına 342 milyon lira para girdi. Bunun 315 milyon lirası, banka kredilerinin kapatılması için hemen verildi. Bankalara olan borcumuz 750 milyon lira civarındaydı, geriye 430 milyon lira civarında bir borcumuz kaldı. Projelerde yakında ihaleler yapılacak. İhaleler yapıldıktan sonra alacağımız parayı da borçların kapatılması için kullanacağız. Bu yönetim, genel kurula verdiği sözün arkasında durmak için azami gayret sarf ediyor. Bu yönetimin yanında olun" dedi
Milliyet

Fenerbahçe sözleşmesi sona erecek Dirk Advocaat ve ekibine gelecek sezon için resmi teklifini sundu. Sarı-lacivertli ekip liderin 9 puan gerisindeyken ve önünde iki rakibi daha bulunurken böyle bir teklifin yapılması Fenerbahçe Kulübü'nde daha önce benzeri yaşanmamış bir tabloyu ortaya çıkardı. Geçmiş yıllarda şampiyon olan teknik adamlarla bile çeşitli sebeplerle devam etmeme kararı alan yönetim, ligdeki bu olumsuz tabloya rağmen Advocaat'ın çalışma şekli, tecrübesi ve icraatlarından memnun olduğu için yeni sözleşmeyi masaya koydu. Sezon başı Pereira'nın ardından göreve apar topar gelen Hollandalı teknik adam elindeki kadro ile genel anlamda iyi iş çıkardı. Yönetimin, Dirk Advocaat ile ilgili olarak yeni sözleşme kararı almasındaki temel konunun sadece alınan sonuçlar ve oynanan futbol olmadığı, saha dışının da belirleyici rol oynadığı öğrenildi.
Milliyet

Liderlik koltuğunu sezon sonuna kadar koruyarak üst üste ikinci sezon şampiyonluğa ulaşmanın hesaplarını yapan Beşiktaş'ta, 3. yıldız hedefi doğrultusunda prim sisteminde değişikliğe gidildi. Sezon başında maç başı ücretini kaldırarak, puan başı prim sistemini getiren siyah-beyazlı yönetim, liderlik koltuğunda oturulduğu sürece primleri lig sonu değil anında ödeyecek. Oyunculara puan başı 4 bin eurodan her galibiyet için 12 bin euro ödeyen ve bu paranın yarısını futbolculara dağıtıp, diğer yarısını havuzda biriktiren Beşiktaş Yönetimi, ligin zirvesinde kaldıkları sürece adam başı 12 bin euroyu hemen hesaplara yatıracak. Bugüne kadar havuzda birikmiş olan tüm primleri de oyunculara dağıtma kararı alan yönetim, liderlik koltuğundan inilmediği sürece bu uygulamaya devam edecek. Kısa süre önce futbolcuların birikmiş alacaklarını ve primleri ödeyerek, takımı daha da motive etmek isteyen Beşiktaşlı idareciler bundan sonraki ödemelerde de aksaklık yaşanmaması için çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle forvet transferinde Demba Ba'yı bedelsiz kiralayarak sezon sonu için belirlenen maddi hedeflerden sapmayan siyah-beyazlılar, şampiyon olunması durumunda ekstra şampiyonluk primi de verecek. Futbolcuları farklı yöntemlerle şampiyonluğa odaklamaya çalışan Beşiktaş Yönetimi, UEFA kriterlerinin dışına çıkmamaya da büyük özen gösteriyor. Bu sene en fazla 10 milyon euro zarar açıklama hakkı bulunan siyah-beyazlılar gelecek sezonun transfer bütçesini ise oyuncu satarak oluşturacak
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder