14 Şubat 2017 Salı

14.02.2017 Genel Gündem

14.02.2017

GÜNDEM

330 Eylemi
Olağanüstü Hal KHK'sı ile ihraç edilen 330 akademisyen için eylemler devam ediyor. Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Bursa, Zonguldak'taki birçok üniversitede dün protesto gösterileri yapıldı. m İhraçların en yüksek olduğu Ankara Üniversitesi'nde '#HAYIRGitmiyoruz' adıyla kampanya düzenlendi. Üniversiteden atılan akademisyenler, Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) konferans salonunda 'Kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet' konulu açık ders verdiler. Üniversitenin Tıp Fakültesi öğretim üyeleri ve İletişim Fakültesi öğrencileri de ihraçları protesto etti. m Marmara Üniversitesi Göztepe Yerleşkesi'nde dün ihraç edilen ve eşyasını toplamaya gelen akademisyenlere destek veren bir grup öğrenciye, karşıt görüşlü öğrenciler taşlı ve soda şişeli saldırı düzenlendi. 6 kişi gözaltına alındı. m İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Drama ve Oyunculuk Bölümü öğrencileri, 'sessiz' eylem düzenledi. m 28 üniversitenin sanat öğrencileri ile Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde okuyanlar ortak bildiri yayımladı. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nın önünde okunan bildiride "Akademisyenlerin okullarımızdan uzaklaştırılması, bilime ve sanata vurulmuş bir baltadır" denildi. m Kocaeli Üniversitesi Anıtpark Yerleşkesi'nde öğrenciler ve onlara destek olan akademisyenlere polis TOMA'larla müdahale etti. 10 öğrenci gözaltına alındı. m Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencileri ise 'DTCF Tiyatro yalnız değildir' pankartı açarak yürüdü. m Uludağ Üniversitesi'nde öğrenciler, 'Hocama dokunma. Özgür sanat, özgür tiyatro' pankartı açtı. m Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları öğrencileri "DTCFyalnızdeğildir" pankartı açarak destek verdi. m Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü öğrencileri, 'Hocama Dokunma' eylemi düzenledi.
Hürriyet


Karargâhta Kamuflajla Gezen Gizemli 20 Sivil Kim?
15 Temmuz darbe girişiminin ardından devam eden soruşturma kapsamında önemli bir bilgiye ulaşıldı. Jandarma Genel Komutanlığı'nda o gece asker giyimli 20 sivil kişi tespit edildi. savcı bu kişilerin darbeyi yönlendirmek için asker kılığına giren FETÖ'CÜ sivil şahıslar olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. ABD'den iadesi istenen terör örgütü elebaşı Fethullah Gülen'in liderliğindeki FETÖ ile ilgili 15 Temmuz darbe kalkışmasına dair soruşturmalar devam ediyor. Bu kapsamda Genelkurmay Başkanlığı, akıncı Üssü, Özel kuvvetler Komutanlığı'nın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı külliyesi, TBMM, Ankara emniyet Müdürlüğü, MİT, TRT, Jandarma ve Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı'na ait kamera görüntüleri titizlikle inceleniyor. Hava Kuvvetleri'nden sonra darbede en etkin birim olan Jandarma Genel Komutanlığı'ndan elde edilen görüntülerin incelenmesi sonucu ilginç bir tespite ulaşıldı. Darbe gecesi komutanlıkta bulunan bütün personelin yüzü tek tek tespit edildi ve askeri kayıtlarla karşılaştırıldı. araştırma sonucu o gece Jandarma Genel komutanlığı personeli arasında bulunan yaklaşık 20 kişinin, karargahta görevli kişiler arasında yer almadığı saptandı. savcı, bu kişilerin darbeyi yönlendirmek için asker kılığına giren FETÖ'cü sivil şahıslar olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. soruşturma bu yönüyle derinleştirildi. 15 Temmuz kalkışması yaşandığı sırada bir takım sivil kişilerin askeri komutanlıklara girdiklerine dair iddialar gündeme gelmişti. ancak, asker elbisesi giyen sivil şahısların varlığına dair daha önce bir bulguya rastlanılmamıştı. Şimdi üzerinde çalışılan konu, bu kişilerin FETÖ'ye bağlı imamlar olup olmadıkları. emniyet kriminal Daire Başkanlığı, akıncı 4. ana Jet Üssü Komutanlığı'nda ele geçen materyaller üzerinde yaptığı incelemede 585 parmak izinden 111'inin kaydını tespit edememişti.
Haber Türk

Pkk'ya Operasyon: 544 Gözaltı
Türkiye genelinde birçok ilde 15 Şubat'ta Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanıp Türkiye getirilişinin 18'inci yıldönümü nedeniyle kamu kuruluşlarıyla güvenlik güçlerine yönelik saldırı hazırlığında olduğu belirlenen şüphelilere yönelik operasyon yapıldı. Türkiye genelinde 25 ilde terör örgütü PKK/KCK'ya yönelik operasyonlarda 544 kişi gözaltına alındı. Operasyon kapsamında İstanbul'da 70, İzmir'de 40, Aydın'da 10, Bursa'da 26, Şanlıurfa'da 28, Kocaeli'de 6, Çorum'da 2, Antalya'da 12, Malatya'da 24, Mersin'de 60, Hakkari'de 5, Diyarbakır, Batman, Mardin, Bingöl ve Siirt'te düzenlenen operasyonlarda 94, Van'da 11, Adana'da 26, Adıyaman'da 4, Erzincan'da 26, Muş'ta 36, Sivas'ta 14, Gaziantep'te 45 kişi yakalandı. Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince terör örgütü üyelerinin ilçe merkezinde bulunduğunun belirlenmesinin ardından çalışma başlatıldı. Aralarında PKK/PYD'nin üst düzey yöneticisi "Ebu Haydar" kod adlı Ali Hammud el-Muhammed'in yanı sıra Yasir el-Ahmed ve İsa el-İbrahim yakalandı.
Milliyet

EKONOMİ

Dolar: 3, 6686-3, 6708                                 
Euro: Euro 3, 8896-3, 8921
Sterlin: 4, 5940-4, 5992
Gram Altın: 144, 5789-144, 7636

Çekinmeyiz Raporlarız
Ekonomi yönetimi, köprü geçişleri, şehir hastaneleri gibi kamu-özel ortak işbirliği ile yapılan projelerin Hazine garantilerine ilişkin risklerini çıkarmak için harekete geçti. Maliye Bakanı Naci Ağbal, kamu-özel ortaklığı projelerinin garanti riskinin ortaya konulması, uluslararası standartlarda raporlanmasına yönelik bir çalışma başlatıldığını belirterek, "Riski hangi oranda raporlamalıyız, mesela köprü geçişi. Köprü geçişinde belli bir araç sayısına kadar riski ben öderim, deniyor. Bir veya iki yılı tahmin edebilirsiniz, bu risk ne kadar yoğunlukta devam edecek bu riski hangi oranda raporlamanız gerekiyor. Biz bunu en kısa sürede raporlamalıyız ki bunu üzerinden oluşturulan belirsizliği ortadan kaldıralım. Devlet olarak bir riskle karşı karşıyaysan bu riski raporlamaktan niye kaçınalım? Kaçınırsam siyaset kendisine yanlış yapmış olur. Riski ben göstereyim, riskin büyüklüğü konusunda kamuoyu değerlendirmeler yapsın" dedi. Ağbal, Hürriyet'e yaptığı değerlendirmede, kamu maliyesinde borç yükümlülüğünün ortaya konulmasını önemsediğini belirtti. Ağbal, bunun için uluslararası standartlarda bir raporlama sistemi oluşturulması gerektiğini söyledi. Maliye Bakanlığı olarak kamu-özel işbirliği projelerinin risklerinin kamu idareleri tarafından nasıl raporlanacağı ve Maliye Bakanlığı'nın nasıl raporlaştıracağına ilişkin kuralları belirlediklerini anlatan Ağbal, "Kamu idarelerinde bunun eğitimine de başladık. Sağlık Bakanlığı, Karayolları Bütün bu riskleri uluslararası standartlarda raporlayacağız. Şu anda Hazine, Kalkınma ve Maliye ilgili kuruluşlarla raporlamanın yöntemleri konusunda bir takım detayları konuşuyorlar"
Hürriyet

Çiftçiye Erteleme, Toruna Ek Kontenjan
Hükümetten çiftçilerin Ziraat Bankası ve tarım kooperatiflerine olan borçlarını erteleyecek bir adım geldi. Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, düzenlemenin "çiftçiye müjde" niteliğinde olduğunu belirterek bunun kamuoyu ile paylaşılacağını kaydetti. Kurtulmuş, torununa bakan büyükannelere maaş projesine başvuruların fazla olması nedeniyle kontenjanda artış olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine, "İhtiyaç varsa hiçbir siyaset toplumsal ihtiyaç dışında kalamaz. Bu ihtiyaçlar gözden geçirilir, İmkânlar çerçevesinde değerlendirilir" dedi. Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu'nda Türkiye Uzay Ajansı'nın gündeme geldiğini, projeyle Türkiye'nin uzaydan daha iyi yararlanmasını sağlayacak bir yapının söz konusu olacağını ifade etti.
Haber Türk

Dara Düşen Esnaf İçin Ahilik Sandığı Geliyor
Geçtiğimiz hafta Meclis gündemine gelen Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, çalışma hayatına ilişkin çok sayıda önemli düzenlemeyi içeriyor. Esnafın dara düştüğünde birlik olması için Ahilik örgütlenmesinden hareketle bir Esnaf ve Ahilik Fonu oluşturulacağının ipuçları geçtiğimiz ay bizzat Başbakan Binali Yıldırım tarafından verilmişti. İşte yasa tasarısında getirilen düzenlemelerden birinin de söz konusu fona ilişkin olduğu görülüyor. Başbakan'ın deyimiyle, Ahilik "Ben değil, biz" demek. Bu düşünceyle, esnaf için tasarruf artırıcı bir mekanizma olarak getirilmesi planlanan Ahilik Fonu ile iflas eden veya dükkanını kapatan esnafa işsizlik maaşı bağlanmasını sağlayacak. Tasarının yasalaşması halinde, Ahilik Fonu önümüzdeki aylarda devreye girecek ve ekonomik zorluklar nedeniyle iflas eden ya da dükkânını kapatmak zorunda kalan esnaf, ekonomik durumunu düzeltip yeni bir işyeri açana kadar belirli bir süre fondan yararlanacak. Devlet de İşsizlik Sigortası Fonu'ndaki gibi fona katkı yapacak.
Milliyet

Bu Kez Para En Küçüğün
KOSGEB'in 50 bin lira üst limitli sıfır faizli işletme kredisine yönelik başvurular 20 Şubat'ta sona erecek. 27 Şubat'tan itibaren de kredi faiz desteğine hak kazanan işletmeler açıklanacak. Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Geçen defa istihdamı, geliri daha fazla olanlara sağladık bu imkanları. Yeni başvurularda çalışan sayısı ve net satış hasılatı en az olanları değerlendireceğiz" dedi. Gümüşhane'de davet üzerine Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup'ta Gümüşhanespor ile MKE Ankaragücü arasındaki müsabakayı izleyen Ağbal, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası'nda (GTSO) işadamlarıyla biraraya geldi. 23 ili kapsayan Cazibe Merkezleri Programı'nın Gümüşhane'ye önemli değer katacağını vurgulayan Naci Ağbal, KOSGEB üzerinden verilecek 50 bin liralık faizsiz kredi konusuna değindi. Önceki müracaatların geçerli olduğunu kaydeden Ağbal, yeni başvuru süreci doğrultusunda 20 Şubat'a kadar başvuruları alacaklarını söyledi. Yeni başvurularda çalışan sayısı ve net satış hasılatı en az olanları değerlendireceklerini belirten Ağbal, "Geçen defa istihdamı, geliri daha fazla olanlara sağladık bu imkanları. İşletme sayısı olarak 15 bindi ama bu defa inşallah hepsi beraber 250 bine tamamlayacağız. Dolayısıyla çok daha fazla işletmemiz bundan yararlanacak" dedi. Bakan Ağbal, bu imkandan özellikle küçük işletmelerin yararlanmasını istediklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: "Geçen defaki uygulama sırasında gördük ki belli bir gelir ve eleman çalıştırandan ziyade, aslında küçük esnafın daha fazla ihtiyacı var. Uygulamayı bu şekilde yapacağız. 27 Şubat'ta inşallah sonuçları açıklayacağız, şartları taşıyan herkes 50 bin liraya kadar olan faizsiz krediden yararlanacak. Bu önemli bir paket. Esnafımız bu imkanla mal alır, işini büyütür, yeni iş yapar piyasada biraz para dolaşır, bundan da herkes kazanır. Ekonomi de nefes alır."
Vatan

Bostan: 10 Farklı Modeli İnceledik
Türkiye Varlık Fonu (TVF) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bostan, "10 farklı modeli inceleyerek hem bize hem Türkiye'nin varlıklarına uygun bir model dizayn ettik. Bizim başarımız da böyle ölçülebilir" dedi. Dünyadaki varlık fonlarının son 10 yılda etkinliklerinin arttığına işaret eden Bostan, bu yapının kamu değerlerinin optimizasyonuna yaradığını vurguladı. Bostan, " Türkiye Varlık Fonu olarak hedefimiz; bunun yönetilmesi için daha iyi stratejiler geliştirmek, hem de değer artışıyla oluşacak yatırım fırsatlarını değerlendirmek" dedi. Bostan temel prensiplerinin kararların ekonomik ve finansal kriterlere dayandırılması olduğunu dile getirdi. Sektörün profesyonelleriyle çalışacaklarını, bir kısmıyla el sıkışmak üzere olduklarını kaydeden Bostan, "Hızlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Fon'un gerçek başarısı devraldığı varlıklara kattığı değer olacak. Eldeki kaynaklarla hangi yatırımları destekleyeceğiz, hangi sektörün ayağa kalmasına katkıda bulunacağız, istihdama nasıl katkımız olacak, tüm bunlar bizim performansımız olacak" diye konuştu. Bostan, Fon'un borçlanma yetkisi bulunduğunu, karar için henüz erken olduğunu kaydetti. Şeffaflığı, denetimi benimsediklerini kaydeden Bostan, "En iyi uygulamalara bakarak dizayn etmeye çalıştık. Bu Türkiye'nin büyüme ideallerine ve Cumhurbaşkanımızın Büyük Türkiye prensipine hizmet edecek bir kurum olacak" dedi. Dünya örneklerinde olduğu gibi 3 aşamalı denetim öngörüldüğünü belirten Bostan "Birincisi bağımsız denetim. Bu uluslararası standartlara bağlı olacak. İkincisi Başbakan'ın yönlendirmesiyle 3 denetim elemanı çalışacak. Rapor hazırlayacaklar, bunun üzerinden de her yıl hem hükümetimize hem TBMM Plan Bütçe Komisyonu'na raporlama yapılacak" ifadesini kullandı. Fonun kredi derecelendirme kuruluşlarından not alacağını belirten Bostan "Hem yatırım bankalarının hem de reyting şirketlerinin kurumumuza çok ilgisi var. Genel anlamda girişimi çok olumlu buluyorlar, yönetim ile ilgili sorulara cevap veriyoruz. Epeyce bir tarafla görüştük. Hepsi burada bir fırsat olduğunu düşünüyor. Doğru işler yapılırsa ve iyi yönetilirse bunun ülke menfaatine değer ortaya çıkaracağını düşünüyorlar" dedi.
Vatan

'Bu Referandum Cumhuriyetin Sigortası Olacak'
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Bahreyn ziyaretine gitmeden önce gerçekleştirdiği gazetecilerle buluşmasında, enerji alanındaki gelişmeler ve hedeflerle ilgili açıklamalarının yanı sıra referandumla ilgili de soruları yanıtladı. Albayrak özetle şunları söyledi: "Toplumun önemli kısmının doğru okuduğuna inanıyorum. Son 15 yılda yaşananlar neticesinde artık yaşanan her olayda süreçleri çok iyi analiz ve tahlil eden, sağduyulu bir toplumumuz var. Benim şahsi kanaatim; dünyada ülkesinde ve bölgesinde olayları okuma açısından en ileri düzeyde bir millete sahibiz. Türkiye'de artık eski metotlar, eski operasyonlar, mesaj verme çalışmaları tutmaz. Buna yelteneni, içeriden veya dışarıdan, bu toplum affetmez." "Sistem değişikliğine karşı olanlar 'cumhuriyet kazanımları' diyorlar. Cumhuriyet için bugüne kadar yaşadığımız tüm bu tehditleri tarihe gömecek, cumhuriyeti ilelebet bu toplumun, bu toprakların kalıcı değeri olarak ortaya koyacak en önemli seçim bu. Bu referandum cumhuriyetin sigortası olacak. Cumhuriyetten kastımız ne? Halkın iradesi, öyle değil mi? Bu referandumla bu ortaya geliyor. Yani darbelermiş, krizlermiş, istikrarsızlıklarmış, koalisyonlarmış, Türkiye'ye bugüne kadar farklı kisveler altında yapılan antidemokratik her türlü halkın iradesine karşı müdahaleyi elimine etme noktasında çok kritik bir seçim bu referandum." "Devletin başında bugün yaşamasak da yarın olması muhtemel bu siyasi riski, bu çıkmazın, artık yasamayla yürütmenin de tamamen ayrılarak, yürütmedeki çok başlılığın elimine edilerek ve artık kafasına göre o koalisyon, bu erken seçim değil, istikrarlı bir iklime taşıyarak, cumhurbaşkanının sadece vatana ihanetten değil sistem noktasına taşınarak yargı denetimine açarak, birçok çerçevede bir kalıba oturtuyorsunuz. Ve buradan çıkacak sonuç, Türkiye'nin siyasi, ekonomik, birçok anlamda istikrarlı bir ülkeye kavuşmasıyla alakalı."
Vatan

DÜNYA
Beyaz Saray'da Flynn Sıkıntısı
YEDİ Müslüman ülkeye geçici vize yasağı kararnamesi ile şimşekleri üzerine çeken ABD Başkanı Donald Trump yönetiminde bu kez de Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Flynn'ın Rusya'nın Washington elçisi ile temasları yeni huzursuzluklara yol açtı. Amerikan New York Times (NYT) gazetesi ayrıca, Beyaz Saray personelinin Donald Trump'ın Twitter mesajlarına uygun politika üretmekte zorlandığını, Trump'ın kendisinin de yabancı ülke liderleriyle görüşmeleriyle ilgili ekibini çoğu kez karanlıkta bıraktığını yazdı. Aynı zamanda Ulusal Güvenlik Konseyi'nde bazı görevliler, Trump'ın üst düzey danışmanlarının sızıntılara karşı e-posta ve cep telefonlarının izlenmesiyle sonuçlanabilecek bir "iç tehdit" programını değerlendirdiklerine dair haberlerden sonra şifreli iletişim kullanmaya başladı. NYT'ye göre Mike Flynn'ın 29 Aralık 2016'da Rusya'nın Washington Büyükelçisi Sergey Kislyak ile yaptığı görüşmenin içeriği soruşturmayla da karşı karşıya. Bu görüşmenin Barack Obama yönetiminin Rusya'ya yeni yaptırımlar kabul ettiği güne denk gelmesi "iki yetkilinin yaptırımları konuştuğu iddialarını" gündeme getirmişti. Washington Post gazetesi geçen cuma Flynn'ın o görüşmede yaptırımları da ele aldığını yazmıştı. ABD Başkanı Trump, hafta sonunu geçirmek üzere cuma başkent Washington'dan Florida'ya giderken uçakta basın mensuplarının konuyla ilgili sorularını "Haberleri görmedim. Bakacağım" diye yanıtlamıştı. Amerikan NBC'ye konuşan Trump'ın üst düzey politika danışmanı Stephen Miller, "Trump'ın Flynn'a güveninin sürüp sürmediği" sorusuna "Bunu Başkana sormalısınız" diye cevap verdi. 58 yaşındaki emekli Korgeneral Flynn, Fetullah Gülen'in Türkiye'ye iade edilmesini savunan bir yazı kaleme almıştı.
Hürriyet

Füze Testi Gündemi De Patlattı!
Japonya Başbakanı Şinzo Abe'nin ABD ziyareti sırasında bir füze denemesi gerçekleştiren Kuzey Kore, ABD'den Rusya'ya, NATO'dan Birleşmiş Milletler'e (BM) kadar dünyanın önemli bir bölümünde gündemi değiştirmeyi başardı. Başkanlık kampanyası boyunca Kuzey Kore'ye karşı "sert" bir politika izleyeceği sözünü veren ABD Başkanı Donald Trump, söz konusu ülkenin füze denemesiyle yeni görevindeki ilk büyük dış politika sorunuyla yüzleşti. Rusya ve Çin de, bu denemeye tepki gösterdi. Trump, bu ilk ciddi sınavında öncelikle Japonya ve Güney Kore ile birlikte BM'yi acil toplantıya çağırırken, uzmanlar, ABD Başkanı'nın Kuzey Kore'ye karşı çok fazla seçeneği olmadığını belirtiyor. Bununla birlikte uzmanlar, yeni başkanın da, bu konuda Obama yönetiminin izlediği politikalara devam etmesinin beklendiğini kaydediyor. Obama yönetiminin bu zamana kadar izlediği "stratejik sabır" politikasını sürdürmesi beklenen Trump'ın, buna rağmen Kuzey Kore'ye yönelik söylemini sertleştirebileceği de ihtimal dahilinde görülüyor. Trump yönetiminin, Kuzey Kore'ye yönelik olası askeri harekâta bölgesel savaş riski taşıması, müzakereye ise Pyongyang yönetimini meşrulaştırma ihtimali taşıması nedeniyle pek sıcak bakmadığı belirtiliyor. Japonya Başbakanı Şinzo Abe ise ABD'nin Kuzey Kore'ye karşı duruşunu daha sertleştirmesi gerektiğini söyledi. Füze denemesi, Abe'nin ABD ziyareti sırasında gerçekleşmiş, Japon Denizi'ne düşen füzenin Trump ve Abe'ye güçlü bir siyasi mesaj niteliği taşıdığı yorumu yapılmıştı. Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın yazılı açıklamasında da, füze denemesinin, BM Güvenlik Konseyi kararını hiçe sayan yeni bir adım olduğu belirtilirken, tüm taraflara, gerilimi daha da artıracak adımlardan kaçınmaları çağrısında bulunuldu. Çin ise, denemeden ABD ile Güney Kore yönetimlerini sorumlu tuttu. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Geng Şuang, BMGK'nın yasakladığı füze denemelerine karşı olduklarını açıklarken, Kuzey Kore'nin son hamlesinin, ABD ile Güney Kore arasındaki ihtilaftan kaynaklandığını vurguladı.
Milliyet

Muhaliflere Takas Önerisi
Suriye konusuna kalıcı çözüm bulunması amacıyla Kazakistan'ın başkenti Astana'nda yapılan görüşmelerin bir sonraki aşaması olarak görülen Cenevre toplantısı öncesinde, Şam ve muhalifler cephesinden "ön hazırlık haberleri" gelmeye başladı. Nitekim Suriye devlet televizyonu "el İkbariye", muhalif gruplarca kaçırılan Suriyeliler ile hapishanedeki tutukluların takas edilmeye hazırlanıldığını ifade etti. Haberde, "Özellikle Astana'da yapılacak görüşmelerden önce böyle bir çaba gösterilmesi büyük önem taşıyor" yorumu yapıldı. Şam rejiminin elindeki tutukluların serbest bırakılması, Suriye'deki muhaliflerin, ülkenin siyasi geleceğinin tartışılması öncesinde atılmasını istedikleri insani adımlar arasında yer alıyordu. Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriyeli silahlı muhaliflerin siyasi sürece katılması ve seslerinin duyulmasının çok önemli olduğunu söyledi. Lavrov Moskova'daki basın toplantısında, 15-16 Şubat'ta Astana'da düzenlenmesi planlanan Suriye görüşmelerine, ilkindeki gibi Türkiye, Rusya, İran ile rejim ve muhaliflerin katılacağını söyledi. Lavrov, Astana'ya BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın yanı sıra ABD'nin de gözlemci statüsünde davet edildiğini belirtti.
Milliyet

Abd'den Avrupa Hamlesi
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana ABD, Avrupa'ya en büyük askeri sevkiyatını Almanya, Polonya ve Norveç'e gerçekleştirdi. Ocak ayından itibaren Amerikan ordusu, NATO üzerinden Avrupa'daki askeri varlığını artırmayı sürdürüyor. Washington yönetimi, son iki ayda AB ülkesi Almanya, Polonya ve Norveç'e yaklaşık 5 bin askeri personel gönderdiği ortaya çıktı. Askeri sevkiyat ABD'nin yeni hamlesi olan "Atlantik Çözüm Operasyonu" dahilinde gerçekleşiyor. Operasyon dahilinde, dokuz ayda bir dönüşümlü olarak Avrupa'da bir Amerikan zırhlı muhabere birliğinin konuşlandırılması planlanıyor. Amerika, NATO savunmasını güçlendirmek gerekçesiyle yapılan Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonraki en geniş askeri sevkiyatının ilk partisi Almanya'ya gerçekleştirmişti. Sevkiyata ilişkin bu kapsamda 87 tank ve 144 askeri aracın ülkenin kuzeyindeki Bremerhaven limanında boşaltma işlemlerini tamamlamıştı. Söz konusu tank ve araçlar 3 bin 500 Amerikan askeriyle birlikte NATO'nun doğu sınırında konuşlandırılmıştı.
Akşam

Romanya'da Af Yasasına Öfke Dinmiyor
Romanya'da cezaevindeki binlerce kişinin affedilmesini öngören tasarı ve ceza kanununda yapılacak değişiklikleri protesto etmek için başlayan hükümet karşıtı gösteriler devam ediyor. Başkent Bükres'teki "Victory" meydanında toplanan on binlerce kişi, hükümeti istifaya çağırdı ve devasa Romanya bayrağı açtı. 8 gündür Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde eylem yapan hükümet yanlısı bin kişi de söz konusu kararnameleri kınayan ve hükümet karşıtı protestolara desteğini açıkça dile getiren Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis'i istifaya çağırdı. Romanya'da 22 Ocak'ta başlayan protesto gösterilerinin ardından hükümet geri adım atmış, af ve ceza kanununda değişiklik öngören acil hükümet kararnamelerini geri çekme kararı almıştı
Akşam

Vatandaşlığa 'Evet' Dediler
İsviçre'de halk, hafta sonunda yapılan referandumda üçüncü nesil göçmenlerin vatandaşlık haklarının kolaylaştırılmasına 'evet' dedi. Resmi olmayan sonuçlara göre halkın yüzde 59'u, yaşları 9 ile 25 arasında olan üçüncü nesil göçmenlerin vatandaşlık haklarının kolaylaştırılmasını kabul ederken, yüzde 41'i karşı çıktı. İsviçre'de 25 bin civarında olduğu tahmin edilen üçüncü nesil göçmenin yüzde 60'ını İtalyanlar oluşturuyor. İtalyanları sırasıyla Portekiz, İspanya, Balkan ülkeleri ve Türkiye'den gelen göçmenler takip ediyor. Resmi rakamlara göre İsviçre'de yaklaşık 68 bin Türk kökenli göçmen yaşıyor. Referandumdan 'evet' oyu çıkmasıyla söz konusu göçmenler, İsviçre vatandaşlığına geçişte bazı bürokratik işlemlerden muaf tutulacak. Bunun yanı sıra vatandaş olmak isteyen adaylarda ülkede doğma, düzenli olarak en az beş yıl İsviçre'de bir okulda eğitim alma, resmi dillerden birini konuşma ile kendilerinin ve ebeveynlerinin geçerli oturum izinlerinin olması gibi şartlar aranıyor. Daha önce, ülkede yaşayan yabancıların vatandaşlık için 12 yıl beklemesi gerekiyordu. Ülkede son 35 yılda yapılan 3 referandumda da vatandaşlığı kolaylaştıran yasa tasarıları reddedilmişti. Göçmen karşıtlığıyla bilinen aşırı sağcı 'İsviçre Halk Partisi' (SVP) referandum sürecinde yasa tasarısının aleyhinde kampanya yürütürken, ülkedeki diğer partilerin büyük çoğunluğu tasarıya destek vermişti. İsviçre Meclisi'nin en büyük partisi olan SVP adına açıklama yapan Jean-Luc Addor, "Korkarım İslam sorunu, bir kaç yıl içinde bizi de etkileyecek" şeklinde konuştu.
Vatan

POLİTİKA

Mhp'de 'Hayır'cı 4 İsim İhraç İstemiyle Disipline Sevk Edildi
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Konya Kampı'nda verdiği talimatın ardından eski milletvekili Sinan Oğan, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Balıkesir Milletvekili İsmail Ok ve Isparta Milletvekili Nuri Okutan hakkındaki ön disiplin incelemesi tamamlandı ve 4 isim tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Merkez Disiplin Kurulu'na sevk edildi. Hem Cumhurbaşkanlığı sistemi getiren Anayasa değişikliğine karşı partinin aldığı destek kararının aksine "Hayır" kampanyasını desteklemeleri, hem de bu kampanya çerçevesinde başka partilerin mensuplarıyla birlikte hareket etmeleri nedeniyle hafta sonu haklarında inceleme başlatılması istenen isimlerle ilgili çalışma dün tamamlandı ve ihraç istemiyle disipline sevk kararı verildi. "Hayır" oyu vereceğine ilişkin sert bir açıklamayla genel başkan yardımcılığından ayrılan İstanbul Milletvekili Atila Kaya ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadı. Açıklama Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Halil Öztürk imzasıyla yapıldı. MHP'li muhalif isimlerin önderliğinde başlatılan, "Türk milliyetçileri 'Hayır' diyor" başlıklı kampanya çerçevesinde 18 Şubat'ta Ankara'da yapılacak toplantı öncesinde disiplin düğmesine basılmasıyla, bu toplantıya katılımın önlenmesi de hedefleniyor. Toplantı, eski genel başkan adayları Koray Aydın, Sinan Oğan, Ümit Özdağ ve Meral Akşener tarafından destekleniyor. MHP'den ihraç istemiyle disipline sevk edilen Isparta Milletvekili Nuri Okutan, "Ülkücüler de 'Hayır' diyor. Dolayısıyla biz gerçek Milliyetçi Hareket Partisi'nin programının, beyannamesinin ve ülkücü iradenin temsilcisiyiz" ifadesini kullandı. Okutan, "Parti ziyaretlerimizi gündeme getiriyorlar. Bizim nezaket ziyaretimiz normaldir. Her başka partiyi ziyaret eden disiplini mi bozmuş oluyor?" diye konuştu.
Haber Türk
Elinizi Taşım Altına Koyun
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn'den Arap dünyasına Suriye ve bölge sorunlarıyla ilgili tarihi çağrı yaptı. "Elinizi lütfen taşın altına siz de koyun" diyen Erdoğan, "Tüm İslam aleminin, hatta insanlığın geleceği için birlik olma, birlikte hareket etme zamanı çoktan gelmiştir. Bu coğrafyada kaderimiz de, kederimiz de ortaktır. Bu topraklarda mazimiz de istikbalimiz de müşterektir. Bu sebeple, daha sonra değil hemen harekete geçmemiz gerekiyor" vurgusu yaptı. Erdoğan, dün Bahreyn'in başkenti Manama'da Uluslararası Barış Enstitüsü (IPI) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ofisi'nin düzenlediği "Türkiye'nin Ortadoğu'da Barışa Yönelik Girişimci Vizyonu" konulu konferansında şunları söyledi: Küresel bir dönüşüm sürecinde, dünyanın en sıkıntılı bölgesinde, acıların ve umutların kol kola yürüdüğü bir coğrafyada hep birlikte yaşıyoruz. Ne bizim, ne de sizlerin başka bir vatanları yok. Öyleyse, hep birlikte bölgemizdeki sorunların çözümü, huzurun, refahın, kardeşliğin, istikrarın güçlenmesi için neler yapabileceğimiz noktasında oturup konuşmalıyız. Artık kuru sözlerle, hamasetle, taktik manevralarla geçiştiremeyeceğimiz, zor ve kritik tercihlerde bulunmak durumunda olduğumuz bir süreçteyiz. Adeta bir ateş çemberiyle kuşatılan İslam coğrafyası, gerçekten çok sancılı günler yaşıyor, ağır bir imtihandan geçiyor. Binlerce yıllık İslam medeniyetine ev sahipliği yapmış bu topraklar ateş, kan ve gözyaşıyla yeniden dizayn ediliyor. Etnik kimlik, dil, kabile, renk ve mezhep temelinde birbirlerine yabancılaştırılan Müslümanlar, Suriye'de, Irak'ta, Libya'da, Yemen'de ve daha pek çok yerde, kendi kendilerini tüketiyor. Bu durum karşısında, muktedirler ellerini ovuşturmakla, riyakarlar ise ne yazık ki timsah gözyaşları dökmekle meşguldür. Peki tüm bu olup bitenler karşısında bizler ne yaptık? Ne çaba harcadık? Maalesef tatmin edici cevaplar veremiyoruz. Tüm bölgenin, tüm İslam aleminin, hatta insanlığın geleceği için birlik olma, birlikte hareket etme zamanı çoktan gelmiştir. Komşuları zillet içinde yaşarken, aynı dili konuştuğu, aynı kıbleye yöneldiği kardeşleri zulüm görürken, hiçbir ülke, hiçbir toplum sadece kendi konforunu, sadece kendi geleceğini düşünemez. Zira bu coğrafyada kaderimiz de, kederimiz de ortaktır. Mazimiz de istikbalimiz de müşterektir. Bugün Suriye'nin, Irak'ın, Libya'nın, oralarda yaşayan kardeşlerimizin başına gelenlerin, yarın bizlerin de başına gelmeyeceğinin garantisi yoktur. Bu sebeple, daha sonra değil, hemen harekete geçmemiz gerekiyor.
Milliyet

'Her Hayırcı Terörist Değil'
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, "Ne Başbakanımız ne Cumhurbaşkanımız hayır diyen vatandaşların hepsinin terörist olmasını ihsas ettirecek en ufak bir şey söylememişlerdir" dedi. Dün Bakanlar Kurulu devam ederken basın toplantısı düzenleyen Kurtulmuş, şunları söyledi: (Olası Rakka operasyonu) Türkiye'nin Suriye'de yürüttüğü operasyon, Türkiye'nin ulusal güvenlik ihtiyacının parçasıdır. Operasyonlar başlamadan önce Türkiye ile ABD arasında varılan bir mutabakat vardı o da şuydu. PYD ve YPG unsurları Menbiç'in doğusuna çekilecek. Bunu bekliyoruz. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi bundan sonra Türkiye, eğer uluslararası koalisyon ile mutabakat oluşursa, şartlar o şekilde gelişirse, Menbiç ve Rakka'nın temizlenmesi konusunda adım atabilir. Rakka, IŞİD'in merkezidir. Rakka'yı kurtarırken, 'IŞİD'den temizleyeceğiz ama yerine PYD'yi YPG'yi, koyacağız' derseniz, bu Türkiye için birinci derecede güvenlik tehdidi oluşturur. Türkiye, Rakka'dan IŞİD'in temizlenmesi hem de bu bahane ile oraya PYD, YPG unsurlarının yerleştirilmemesi için uluslararası camia ile varılacak bir anlaşma çerçevesinde bir adım atabilir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın söylediği husus şudur; günlerdir PKK'nın üst düzey yöneticilerinin, gerek Kandil'den gerek başka yerlerden bu referandumda hayır çıkması ile ilgili çalışmaların artırılması yönünde görüşlerini açıkça beyan ettiğini biliyoruz. FETÖ'nün network'ünde Türkiye içerisinde, dışında 'hayır' kampanyasına destek veren 'hayır' çıkması için bütün güçlerini seferber eden çalışma ve gayret içerisinde olduklarını da görüyor ve biliyoruz. Kurumsal olarak FETÖ'cülerin ya da PKK bağlantılı grupların hayır kampanyalarına destek veriyor demek başka bir şey ama buradan çıkarırsan ki bütün hayır diyenler de teröristmiş algısı oluşturmak başka bir şey. Ne başbakanımız ne Cumhurbaşkanımız hiçbir şekilde hayır diyen vatandaşların hepsinin terörist olmasını ihsas ettirecek en ufak bir şey söylememişlerdir. Dikkat çektikleri husus, Türkiye'de milletin, devletin düşmanı olan unsurların sistematik olarak ve örgütsel olarak hayır destek verdikleridir. Bu da gizli kapaklı bir şey değildir. Ayan beyan ortada olan bir şeydir. Dolayısıyla lafı yanlış anlamaya ya da yanlış algının parçası haline getirmeye gerek yoktur. Türkiye'de Türkiye düşmanı olan terör gruplarının açıkça 'Hayır'a destek vermeleri, 'hayır verecek her vatandaşımız teröristtir' anlamına gelmemektedir. (Akademisyenlerin ihracı) Düzeltilmesi ile ilgili mekanizma kurulmuştu. Ortaya çıkan yanlışlık iddiası varsa nasıl düzeltileceğine dair bir yasal mekanizma var, müracaatlar çerçevesinde sonuç alınmaya çalışılır. Mekanizma hızla kuruluyor. AYM'nin de yükünü hafifletecek önemli bir mekanizma. Ara hukuki düzenlemedir. İlgili bakanlıklar buraya temsilci verecekler. Kurum hızla çalışarak raportörleri de çalıştırarak, mümkün olarak hızlı çalışması temin edilecek. Daha başındayız ama başında olmamıza rağmen 'Evet'ler ciddi miktarda önde görünüyor. Benim şahsi siyasi tecrübemle söyleyeyim; kampanya ilerledikçe 'evet' kampanyasının daha ciddi şekilde destek bulacağına ve inşallah da yüksek bir oranda evet çıkacağına da inanıyor ve öyle olacağını da görüyorum.
Milliyet

SPOR

Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nin 18. haftasında Banvit, sahasında konuk ettiği Galatasaray Odeabank'ı 79-64 yenmeyi başardı, 13. galibiyetine ulaştı. Maça iyi başlayan Galatasaray Odeabank'tı. Özellikle 3 sayı çizgisinin gerisinden müthiş bir yüzde yakaladı. Theodore'ye adım attırmayan Göksenin de 3 sayı şovuna 2 üçlükle katkı yapınca, takım halinde 8'da 6 isabet bulan sarı-kırmızılı ekip, ilk çeyreği 26-21 üstün kapadı. İlk çeyrekte 3'te 3 isabet bulan Orelik, 2. periyodun başında üçlük daha bulunca maça denge geldi. Kenardan gelen Furkan Korkmaz, takımını öne geçirirken, Göksenin'in kenardayken Theodore de devreye girince, devre ev sahibi lehine 45-40 bitti. 2. çeyrekte 6'da 1 üç sayı isabetiyle oynayan Galatasaray, maç başındaki performansını hatırladı, 2. yarıya Micov'un iki üçlüğüyle başladı. Banvit 6 dakika sayı bulamadı ve 12-0 ile Galatasaray skoru 52-45 yaptı. Ancak kenardan gelen Tolga, Furkan ve Kulig kilidi yine açtı. Özellikle iki genç yetenek T o l g a ve Furkan hem takımı yönlendirip, hem de skor bulunca, rakibine 9-0 ile yanıt veren Banvit, Pleiss kenardayken ribauntlarda da ezici bir üstünlük kurup, son 10 dakikaya 58-55 galip girmeyi başardı. Bu kez Galatasaray tıkandı. 8 dakika içinde potasında 21-2'lik seri gören konuk takım, Fitipaldo'nun yine berbat bir performans sergilediği günde Diebler ve Emir'den de katkı gelmeyince, 22 farkla geriye düştü. Banvit, Theodore'yi de devreye sokarak, haftanın maçında güldü.
Milliyet

Fenerbahçe Teknik Direktörü Dirk Advocaat, Bursasspor beraberliğinin ardından sert eleştirilere maruz kaldı. Oyun içindeki değişikliklerin yanısıra Hollandalı hocanın bir kişi fazla oynanmasına rağmen ısrarla aynı taktikle mücadele etmesi büyük tepki çekti. Benzer şekilde Beşiktaş karşısında da ikinci yarıya bir kişi fazla çıkan sarı-lacivertli ekip maça başladığı sistemden vazgeçmemişti. Kayserispor maçında geriye düşmesine rağmen çift forvete dönmemesi de eleştiri konusu olan Advocaat'ın bu kararları almasında en önemli etkenin "Takım Boyu" olduğu öğrenildi. Fenerbahçe'nin oyuncu kadrosu sebebiyle ancak rakibi karşılayarak ve hızlı hücumlarla sonuca gidebileceğini düşünen deneyimli teknik adam, başka bir formatta oynanması durumunda ciddi sıkıntılar yaşanmasından endişe ediyor. Özellikle bu nedenle takım boyunu kısa tutmaya çalışıyor. Hücum hattı ve savunma arasındaki mesafe ne kadar artarsa sarı-lacivertliler için savunmadaki riskin o kadar büyüyeceğini savunan Advocaat bu konuda geri adım atmıyor. Hollandalı hoca biraz daha önde oynayıp takım boyunun uzaması halinde 10 kişi kalan rakiplerin bile sarı-lacivertli savunmayı zorlayacağı ve gol atabileceği tespitinde bulunuyor. Bu nedenle Fenerbahçe, maçın sonucu ve rakibin durumu ne olursa olsun, takım boyunu kısa tutmayı ve neticeye bu şekilde gitmeyi hedefliyor. Rakip kim olursa olsun ilk hedef rakibi orta saha çizgisine kadar çekmek. Sarı-lacivertliler bu şekilde son Bursaspor maçında özellikle ikinci yarıda pozisyonlar bulsa da ikinci golü atamamıştı. Hollandalı teknik heyet, taktiksel açıdan yapılanların doğru olduğunun en önemli kanıtının bu pozisyonlar olduğunu vurguluyor.
Milliyet

Kayserispor'a yenilerek ağır yara alan Galatasaray'da teknik direktör Jan Olde Riekerink'in üzeri çizildi. Sarı-kırmızılılarda başkan Dursun Özbek ile Sportif AŞ üyeleri Levent Nazifoğlu ve Mehmet Özbek ile idari menajer Cenk Ergün dün Türk Telekom Arena'da değerlendirme toplantısı yaptı. Bütün olasılıkların değerlendirildiği toplantıda, Jan Olde Riekerink'in görevine son verilmesi halinde kimin getirileceği konusu başta olmak üzere Florya'nın röntgeni çekildi. Başkan Dursun Özbek ayrıntılı şekilde bilgilendirilirken, Riekerink'le devam edilmesinin yarardan çok zarar getireceği görüşü ön plana çıktı. TT Arena'daki kriz toplantısı yaklaşık 4 saat sürerken, bugün 14.00'te yapılacak Sportif AŞ toplantısında Riekerink yerine kimin getirileceği konusu ele alınacak. G.Saray'da Riekerink'in yerine düşünülen ilk isim olan Karabükspor'un Hırvat Teknik Direktörü Igor Tudor'la yapılan ilk temasın olumlu geçtiği belirtildi. 150 bin euroluk serbest kalma maddesini kullanma kararı alan sarı-kırmızılılar bugün ülkesinden dönecek olan Tudor'a 1.5 senelik teklifte bulunacak. Tudor'da yaşanabilecek bir olumsuz durumunda ise Raşit Çetiner-Hasan Şaş veya Raşit Çetiner-Emre Aşık formülü üzerinde duruluyor. Bülent Korkmaz da diğer bir olasılık
Milliyet


Beşiktaş'ın genç kaptanı Oğuzhan Özyakup hiç şüphesiz geçen haftanın en çok konuşulan isimlerinden biriydi. Fenerbahçe derbisinde Robin van Persie ile yaşadığı sahneler nedeniyle, Hollandalı futbolcuyla birlikte gündemin tepesinde yer alan Oğuzhan, geçmişteki maçlara değil, sezonun bütününe baktıklarını söyledi. Milliyet'e özel açıklamalarda bulunan milli futbolcu, "Takım olarak bu sene de şampiyonluğa inancımız tam. Hep söylüyoruz tek rakibimiz kendimiziz. Sadece yenildiğimiz zaman değil, yendiğimiz zamanlarda bile kendimizi eleştiriyoruz. Nasıl daha iyi olabiliriz diye tartışıyoruz" dedi. Kupa ve ligde üzücü yenilgiler aldıklarının altını çizen Oğuzhan sezon sonuna odaklandıklarını vurguladı. Siyah-beyazlı oyuncu, "İki önemli maçtan üst üste mağlubiyetle ayrılmak tabii ki her takım için kötü bir şey. Fakat biz ne yenilgilere ne de galibiyetlere tek tek bakıyoruz. Biz takım olarak sezonun bütününe bakıyoruz. Bizim için sezon sonu önemlidir. İnşallah yine şampiyonlukla bu sezonu tamamlarız" diye konuştu. Oğuzhan, Fenerbahçe derbisinde yaşananların geride kaldığını da vurgulandı. Sezon sonunda taraftarları mutlu etmek istediklerine vurgu yapan siyah-beyazlı futbolcu, "Kendimize güvenimiz tam. Taraftarımız gibi biz de gücümüzü biliyoruz. Bu sene de şampiyon olup 3. yıldızı göğsümüze takmak ve takım olarak tarihe geçmek istiyoruz. Derbide yaşananları konuşmak istemiyorum. Çünkü bizim işimiz geçmişi konuşmak değil. Yapacak önemli işlerimiz var. Yeter ki sezon sonuna kadar taraftarımız yanımızda olsun. Çünkü başarıda onların payı çok büyük. Bize her zaman inansınlar" ifadelerini kullandı.
Milliyet


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder