18 Şubat 2017 Cumartesi

18.02.2017 Genel Gündem



18.02.2017

GÜNDEM

Viranşehir'de Bombalı Araç Saldırısı: 1 Ölü
Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesi'nde PKK'lı teröristler, hakim ve savcılarla emniyet mensuplarının oturduğu lojmanlara yönelik bombalı araçla saldırı düzenledi. Saldırıda, zabıt katibinin oğlu 11 yaşındaki Ahmet Oktay Günak yaşamını yitirdi, 17 kişi de yaralandı. Yenişehir Mahallesi'nde hakim, savcı ve zabıt katipleri ile emniyet mensuplarının oturduğu Savcılar Sitesi'nin bulunduğu sokağa, akşam saatlerinde PKK'lı bir terörist tarafından park edilen bomba yüklü araç, saat 20.30 sıralarında uzaktan kumandayla infilak ettirildi. İlçenin her yerinden duyulan, kulakları sağır eden patlamada, lojman ile çevredeki binalar ve park halindeki çok sayıda araçta hasar meydana geldi. Patlamanın ardından bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis, bölgede güvenlik önlemi alıp, ikinci bir patlamaya karşın vatandaşları olay yerinden uzaklaştırdı. Saldırıda 18 kişi yaralandı. Tedaviye alınan yaralılardan babası adliyede zabıt katibi olduğu belirtilen Ahmet Oktay Günak doktorların tüm çabasına karşın kurtarılamadı. Hayati tehlikesi bulunan bir kişi ise Şanlıurfa'ya sevk edildi. Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Viranşehir İlçesi'ne geldi. Tuna, saldırıyla ilgili olarak, 18- 20 yaşlarındaki teröristin aracı park ettikten sonra uzaktan kumandayla patlattığını açıkladı. Saldırının hemen ardından bölgeyi çembere alan polis, PKK'lı teröristin yakalanması için operasyon başlattı. İlçenin giriş ve çıkışlarını kapatan polis, bazı adreslere de eş zamanlı baskın yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, meydana gelen patlamayla ilgili Vali Tuna'yı telefonla arayarak olay hakkında bilgi aldı. Erdoğan'ın bombalı araçla gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybeden çocuğa Allah'tan rahmet, 17 yaralıya da acil şifa dileğinde bulunduğu belirtildi.
Milliyet


O Kazayı 'Manipüle' Eden Polis Hapiste!
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında örgütün şifreli iletişim programı "ByLock"u kullandıkları gerekçesiyle gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 15 şüpheli, mahkemeye çıkarıldı. Eski polislerden, BBP'nin Kurucu Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düşmesi olayını, verdiği yanlış bilgilerle manipüle ettiği ileri sürülen eski Kayseri Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Ali Orhan Dinç ile Gazi Huylu, Hamit Dişli, Süleyman Güzeldemirci, Etem Çamcı, Mehmet Bezgin, Osman Karaman, Osman Gişi, Murat Doğan ve İrfan Soner Yiğit çıkarıldıkları nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesince tutuklandı. Mehmet Y., Erhan E., Mahmut Y., Mustafa A. ve Ahmet E. ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Yazıcıoğlu'nun içinde bulunduğu helikopter 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş mitinginden Yozgat Yerköy mitingine giderken bilinmeyen bir nedenden dolayı düşmüştü. Aynı helikopter bulunan İHA muhabiri İsmail Güneş, kazanın ardından 112 Acil Servis'i arayarak durumu anlatmıştı. Bu konuşmalara rağmen helikopterin enkazına ve Yazıcıoğlu da dahil 6 kişinin cenazelerine kazadan 48 saat sonra ulaşılmıştı. Kazanın ardından ortaya atılan suikast iddialarını araştırmak için 2 Şubat 2010'da Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu ama oluşturulan rapor kafalardaki soru işaretlerini silmedi. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı ise altı yıl sonra geçtiğimiz haziran ayında kazayla ilgili aralarında dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici'nin de yer aldığı 132 şüpheli hakkında, 'ihmal, kasten öldürmek, suç delillerini yok etme ve değiştirme' gibi suçlarla başlatılan soruşturmada, kovuşturmaya gerek görmeyerek takipsizlik kararı verdi.
Vatan

İmamlarımıza Baskı Yapma Teşekkür Et!
Almanya'nın Bonn kentinde G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu daha sonra Köln'de Avrupalı Türk Demokratlar Birliği UETD'nin düzenlediği toplantıda bir konuşma yaptı. Senats Otel'deki toplantıda Türkiye-Almanya ilişkileri konusunda değerlendirmelerde bulunan Bakan Çavuşoğlu, Almanya ile PKK, DEAŞ, FETÖ gibi terör örgütlerine karşı işbirliğinin de güçlendirilmesi gerektiğini vurguldı. Çavuşoğlu, "Terörle ilgili konularda esnek davranamayız" dedi. Almanya'da hafta başında, ajanlık yaptıkları gerekçesiyle Diyanet İşleri Türk İslam Birliği DİTİB'in camilerinde görev yapan 4 imamın evlerinde arama yapılmıştı. DİTİB konusuna değinen Çavuşoğlu şunları söyledi: "Tabii son günlerde özellikle DİTİB'e yönelik saldırıları ve suçlamaları da reddediyoruz ve bunu kabul etmemiz mümkün değil. Burada her şeyden önce DİTİB Almanya anayasa ve yasalarına göre kurulmuş bir sivil toplum örgütüdür. Bugüne kadar sadece burada yaşayan Türklere değil, burada yaşayan Müslümanlara da ciddi hizmetleri olmuştur. Yurt dışında yaşayan Türkler arasında radikalleşen bir kişi bile yok. Bununda en önemli sebeplerinden bir tanesi DİTİB aracılığıyla hocalarımızın, imamlarımızın, vatandaşlarımızı, soydaşlarımızı yüce dinimiz İslam konusunda doğru bilgilendirmesidir. Dolayısıyla Dİ- TİB'e ancak teşekkür edilir." "Ben Dışişleri Bakanı dostlarıma soruyorum, Avusturya Dışişleri Bakanına da sordum, 'Sebastian senin ülkende radikalleşen bir tane Türk var mı?' 'Yok' dedi. (salondakilerin gülmesi üzerine) Niye gülüyorsunuz arkadaşlar? Yani ismi Sebastian Kurz yanlış bir şey mi söyledim? Dışişleri Bakanları arasında tabii ki sürekli beraber oluyoruz, görüşüyoruz ve herkes birbirine ismiyle hitap eder. ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'a da, daha önce Washington'da görmüştüm kendisini, bugünkü görüşmemde Rex diye hitap ettim, ilk ismi Rex. Onlar da bana Mevlüt diyor."
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,6286-3,6320                                   
Euro: Euro 3,8496-3,8538
Sterlin: 4,5038-4,5099
Gram Altın: 144,1303-144,3004

Emeklinin İsyanı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, ilk müjdeyi verdiğinde 11.5 milyon emekli maaş aldıkları bankalardan promosyon alacakları için sevindiler. Ancak, promosyon için belirlenen şartlar emeklileri düşündürüyor. Bankalar, mart ayı itibariyle başlayacak promosyon ödemeleri için emeklilere, yerine getirmekte zorlanabilecekleri bazı şartlar öne sürüyor: • Kredi kartını alacaksın veya kredili mevduat hesabı (KMH) açacaksın (Vatandaşlar arasında eksi hesap olarak bilinen KMH, size belli bir faiz üzerinden bankada paranız olmasa da para kullanma imkanı veriyor) • En az iki fatura için otomatik ödeme talimatı vereceksin • Bankalara 3 yıl kalma sözü vereceksin. İşte bu şartlar, banka kartını kullanırken bile zorlandıklarını söyleyen emeklileri sıkıntıya soktu. Promosyonlardan emeklilerin yararlanma imkanı şartlar yüzünden oldukça azaldı. Sosyal Güvenlik Kurumu ile protokol imzalayan bankalar, emeklilere 300-450 lira arasında değişen oranlarda promosyon ödeyecek. Bugüne kadar toplam 16 bankayla anlaşma sağlandı. Son olarak da PTT, promosyon anlaşmasını imzaladı. Emekli Yusuf Yanık, bankaların şartlarının emekli için büyük sıkıntı oluşturduğunu söylüyor. Birçok kişinin kredi kartının bulunmadığını ve kart da istemediğini vurgulayan Yanık, "Mahalleden birçok arkadaşım bu durumda. Bir de otomatik ödeme talimatı isteniyor. Biz eski kuşak insanlarız. Makbuzu elimizde görmek isteriz. Benim otomatik ödeme talimatım yok, vermeyi de düşünmüyorum. O zaman bana 'promosyon alma' mı diyecekler" diye konuşuyor. Yanık, "Maaşımızı ayın başında çekiyoruz. Otomatik ödeme talimatı verilirse, KMH devreye girecek, faiz olacak" diyor. Bir diğer emekli Vedat Tapan da, özellikle otomatik ödeme talimatlarının sorun çıkardığını söyleyerek "Bizim çevremizde banka kartını bile kullanmakta zorlanan arkadaşlarımız var. Kredi kartı, otomatik ödeme talimatı bunlar birçok arkadaşımız için ciddi sorun. Nasıl aşılacak" diyor.
Hürriyet

Bes'ten Cayan %26'ya Çıktı
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin teknik anlamda bir resesyona girmeyeceğini belirterek, "Mevcut veriler, hem bu senenin birinci çeyreğinde hem de geçen senenin son çeyreğinde ılımlı bir büyümeye işaret ediyor" dedi. Şimşek, NTV'de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı. İşte Şimşek'in dikkat çeken başlıkları: Yılın ilk 1.5 ayı değerlendirme yapmak için çok erken, elimizde ocak ayına ilişkin sınırlı veriler var. O veriler ılımlı bir büyümeye işaret ediyor. Liranın değer kaybı ihracata yansımaya başladı. AB'nin hemen hemen bütün üye ülkelerinde büyüme var. Yatırımlarda güçlenme nisandan sonra başlar diye öngörüyoruz. Türkiye muhtemelen teknik anlamda bir resesyona girmemiş olacak. Mevcut veriler, hem bu senenin birinci çeyreğinde hem de geçen senenin son çeyreğinde ılımlı bir büyümeye işaret ediyor, ama bizim arzuladığımız düzeyde, güçlü değil. Otomatik BES'te 12 Şubat itibarıyla 980 bin katılımcı var. Bu iyi bir rakam. Toplanan fon yaklaşık 98 milyon lira civarında. Şu ana kadar cayma hakkını kullananlar yüzde 26, oldukça yüksek bir rakam. Maalesef otomatik BES'e ilişkin haksız, olumsuz bir kampanya hissediyorum. BES'in kaynaklarının Türkiye Varlık Fonu'nca kullanılmasına ilişkin bir talep gelmedi. Buna yönelik çerçeveyi Hazine olarak şekillendirdik. Ve Bakanlar Kurulu bunu kabul etti.
Hürriyet

Binlerce Firma Teknik İflasta
Dolar kurundaki yükselişin reel sektörü döviz cinsi kredi borçları olduğu için olumsuz etkileyeceğini birçoğumuz biliyoruz. Özellikle 202 milyar doları uzun ve 98 milyar doları da kısa vadeli olmak üzere 300 milyar dolara dayanan özel sektörün dış borcunun, kurdaki yükseliş ile hanesine eksi yazdığı biliniyor. 300 milyar doların tam olarak 137 milyar dolarının (98 milyar doları uzun 40 milyar doları kısa vadeli) reel sektörün yurdışına olan döviz borcu olduğu Merkez Bankası rakamlarında görülüyor. Bir de reel sektörün yurtiçi banka ve finans kurumlarına döviz borcu bulunuyor. Bu ise yılbaşı itibarıyla 170 milyar dolar civarında. Toplarsak reel sektörün dövizde 307 milyar dolarlık bir kur riski bulunuyor. Kur yüzde 20 yükseldiğinde 60 milyar dolarlık bir kur zararı meydana geliyor. Bu zarar çeşitli şirketlerin bilançolarına dağılmış durumda. Böylece bilanço dönemi geldikçe şimdiye kadar sözde kalan bu etki gerçek yüzünü de göstermeye başladı. Dolar 2016'da 2.92 liradan 3.51'e yükseldi yani yüzde 20 değer kazandı. Kur borcu olan şirketler bilançolarında kurdaki yükseliş, borcun Türk Lirası karşılığını artırdığı için borcunu ödemese bile bilançoda bu tutarları gider yazarak gelirlerinden indirdi. 2016'da kur aşırı değerlendiği için böylece 31 Aralık itibarıyla tamamlanan 2016 yılı bilançolarında birçok şirket teknik iflas ile yüz yüze kaldı. Teknik iflas Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan ve şirketin sermayesinin ve yedeklerinin yarısını veya üçte ikisini kaybedenlerin içine düştüğü durumu ifade ediyor. Konuyu birçok uzman dile getiriyordu ancak İstanbul Vergi Merkezi Başkanı Profesör Doktor Hakan Üzeltürk durumun ciddiyetine dikkat çekiyor. Bu zararların 2017 kurumlar vergisi beyannamelerinde görüleceğini belirten Üzeltürk, özel sektörün döviz borçlarının sadece 2016 senesi hesaplarını değil 2017 yılı iş hacmini de etkileyeceğinden etkilerinin katlanacağını belirtiyor. Kur artışının yarattığı teknik iflas durumuna ve yeni kaynak ihtiyacına işaret eden Uzeltürk, konunun ciddiyetini şu sözlerle dile getiriyor: ''Bu durum ticari hayatın bir sonucudur denilir ve hiçbir önlem alınmazsa bu kolay yol olur. Devlet nasıl ki ekonomik krizlerin ülkeye vereceği zararlar için önlem alıyorsa bu konuda da almalıdır. Gelecek yıllar için bu gereklidir. Önce problem mümkün olduğunca çözümlenmeli olası bir krize yol açmadan önlenmelidir.''
Haber Türk

Otomobil Yerine Şoföre Sigorta
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, trafik sigortasında yeni bir sistem üzerinde çalıştıklarını belirterek, "Arabadan çok aslında şoförün sigortalandırılması lazım" dedi. Bireysel Emeklilik Sistemi'ne (BES) zorunlu katılımda yüzde 26 oranında cayma hakkının kullanıldığını da belirten Şimşek otomatik BES'e ilişkin haksız, olumsuz bir kampanya hissetiğini de vurguladı. Şimşek, dün NTV'de katıldığı programda, trafik sigortası primlerinde yüzde 20 civarında düşüş olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Türkiye'de bana kalırsa sistemin şöyle bir eksikliği var: Trafik sigortası zorunlu bir sigortadır, sizin karşı tarafa vereceğiniz zararı karşılamak için düzenlenmiştir. Dolayısıyla arabadan çok aslında şoförün sigortalandırılması lazım. Arabanızın sigortası var, hemen hiç sigortası olmayan, belki deneyimsiz bir şoföre 'al, sür' diyorsunuz. Yeni, acemi bir şoför veya kaza yapan bir şoför. Primleri yükselten bu tür faktörler var. Hazine'ye söyledim, arkadaşlar çalışıyor. İngiltere'de tamamen şoför odaklı, sürücünün sigortalandığı bir sistem var. Onun için biz de sadece taşıt değil, sürücünün risklerini de dikkate alan Bu muhtemelen kaza sayısını, zarar miktarını azaltır, dolayısıyla primleri aşağı çeker. Bütün boyutlarıyla bu konuları inceliyoruz, elimizden ne geliyorsa yaptık, yapmaya da devam edeceğiz." İşsizliğin önemli bir sorun olduğunu belirten Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde tam bir seferberlik başlatıldığını vurguladı. Son çeyrekte büyüme verilerin kötü olmadığını belirten Şimşek, "Otomotiv satışları son çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 19 yukarıda. Beyaz eşya yüzde 10, konut satışları yüzde 15 arttı. Dolayısıyla iç talep son çeyrekte oldukça canlı. Sanayi üretimi de ılımlı. Bu çerçevede baktığımız zaman Türkiye muhtemelen teknik anlamda bir resesyona girmemiş olacak. Rakamlara baktığınız zaman geçen yılın 4. çeyreğinde ılımlı bir büyümeye işaret ediyor" dedi. Belirsizlik ortadan kalkar kalmaz öngörülebilirliğin artacağını belirten Şimşek, mevcut sistemin krizlere gebe olduğunu söyledi. İki başlılığın ileride büyük sıkıntılar yaratacağına işaret eden Şimşek, şunları söyledi: "Hükümet krizi artık yaşanmayacak, hükümeti millet doğrudan doğruya seçecek. Çünkü güvenoyunu millet verecek. Seçimlerin yapıldığı gün millet, meclisi ve cumhurbaşkanını seçecek. Cumhurbaşkanı çok hızlı bir şekilde üst düzey bürokrasiyi ve kabinesini şekillendirecek. Dolayısıyla hükümet kurmadaki krizler yaşanmayacak. 5 yıl seçilmiş cumhurbaşkanı ekibiyle birlikte, verdiği sözler, reformlarla ülkenin önünü açabilecek, yönetimde istikrar olacak."
Milliyet

İsrail'le Sıra Şimdi De 'Ticari' Açılımda
İsrail'le başlayan yeni dönem, kültür ve turizmin ardından ticaretle pekişecek. İsrailli is adamları 21 Şubat'ta Türkiye'ye geliyor. İki ülke arasında, İstanbul'da 'Is Forumu' düzenlenecek. Buluşmada, hem Israil ve Türkiye'deki fırsatlar masaya yatırılacak hem de potansiyel sektörler belirlenecek. Israil'in, Mavi Marmara gemisine saldırısı sonucu 10 Türk vatandaşının hayatını kaybetmesiyle kopan ilişkiler, normalleşme sürecine girmişti. Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı da, 7 yıl aradan sonra ilk kez bakan düzeyinde Tel Aviv'e giden isim olmuştu. Kültür ve turizm alanında başlayan işbirliği, ticarete de yansıyacak. 21 Şubat'ta, İstanbul'da yapılacak Türkiye-Israil Is Forumu için hazırlık yürütülüyor. Israil'in Istanbul Başkonsolosluğu ve Ticaret Ataşeliği ile Türkiye İhracatçılar Meclisi koordinesinde yapılacak Is Forumu'nda, Israil'deki yatırım fırsatları, Türkiye ve Israil arasındaki ekonomik veriler ve potansiyel sektörler değerlendirilecek. Israil'le ticaret yapmaya niyetli firmalar, pazarda yasadıkları sorunları anlatacak.
Akşam

Hükümsüz Fitch
Fitch'in Türkiye'nin kredi notunu indirmesinden sonra para ve sermaye piyasasında yaşananlar, "Keşke Fitch bu kadar beklemeseydi, Türkiye'nin notunu daha önce düşürseydi" dedirtti. Fitch'in not indiriminden sonra döviz kurunda gözle görülür bir düşüş olurken, borsaya da yabancı girişi yaşandı. Ancak en önemli gelişme bono cephesinde oldu. Not indirimi öncesi ihraç edilen ilk eurobondun yeniden ihracında faiz geriledi, talep daha da arttı. Not düşüşüşün ardından TL varlıklarda beklenti-gerçekleşme denklemi üzerinden başlayan ve daha sonra ABD tahvil faizlerindeki yükselişin hız kesmesiyle gelişen ülkelere yayılan iyimserliğin de desteğini alan pozitif hava, eurobond yeniden ihracına da yansıdı. Hazine Müsteşarlığı'nın not indirimi öncesi ihraç ettiği ilk eurobondun yeniden ihracında 3 kattan fazla talebe rağmen 5 yılın en yüksek seviyelerine ulaşan faiz 50 baz puan geriledi. Ve talep daha da arttı. 19 Ocak'ta dolar cinsi 25 Mart 2027 vadeli eurobondihracı ile 2 milyar dolar borçlanan Hazine'nin ilk ihracına 3 katından fazla talep gelmiş, nihai faiz oranı son 5 yılın zirvesinde yüzde 6.15'te gerçekleşmişti. Hazine'nin 16 Şubat'ta aynı eurobondun yeniden ihracında 1.25 milyar dolar borçlandı. Talep bu kez yaklaşık 4 kat daha yüksekken faiz oranı da 50 baz puan düşüşle yüzde 5.65 olarak gerçekleşti. İhraçla birlikte şu ana kadar 3.25 milyar dolar borçlanarak uluslararası sermaye piyasalarından 2017 dış borçlanma öngörüsü olan 6 milyar doların yarısından fazlası tamamlanmış oldu.
Vatan

DÜNYA

Ap, Terör Yasasını Değiştiriyor
Terörle Mücadele Yasası'nı gerekçe göstererek Türk vatandaşlarına vize serbestisi getirmeyi kabul etmeyen Avrupa Birliği (AB), kendi terör yasalarını katılaştırıyor. Avrupa Parlamentosu (AP), terörle mücadele yasalarında suçların kapsamını genişleten bir tasarıyı kabul etti. Tasarıya göre, "terör saldırısı planlamak, saldırı için bilgi edinmek, saldırıya niyet etmek, terör gruplarına katılmak amacıyla yabancı ülkelere seyahat etmek, terör saldırısı çağrısı yapmak ve terörü övücü açıklamalarda bulunmak" suç sayılıyor. Teröre ve terör örgütlerine övgüde bulunmak, eylemleri hakkında grafik ve görüntüleri internet ortamında paylaşmak da suç kapsamında değerlendiriliyor. AB'nin 2002'de oluşturduğu, 2008'de ilk güncellemesini yaptığı "Terörle Mücadele Yönergesi", kabul edilen değişiklikle kısa süre içerisinde yürürlüğe gire- cek. Tasarının AB Resmi Gazetesi'nde yayımlanmasından sonra üye ülkelere, tasarıyı ulusal yasalarına uygulamaları için 18 aylık süre tanınıyor.
Haber Türk

İttifak İçin 'Toparlanma' Vakti
Brüksel'deki NATO Savunma Bakanları toplantısında, Beyaz Saray'ın yeni kiracısının İttifak'tan beklentileri açıklık kazandı. Hatırlanacağı üzere, ABD Başkanı Donald Trump, kampanyası sırasında, NATO'yu atıl ve niteliğini yitirmiş bir örgüt diye tanımlamış, geleceğini sorgulamıştı. Bu da, Avrupa Birliği (AB) ve NATO'nun Avrupalı müttefiklerini kaygılandırmıştı. Trump, göreve gelince fikirlerinin değişmediğini dile getirmişti. ABD Savunma Bakanı James Mattis, Brüksel'de Washington'ın NATO ve müttefiklerden beklentilerini sıraladı. Eski Başkan Barack Obama'nın aksine Mattis, yeni yönetimin Transatlantik ilişkilerinin zemini ve adresinin NATO olduğunu söyleyerek, Avrupalı müttefiklerin gönlüne biraz su serpti, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Baltık ülkeleri gibi güvenliği doğrudan NATO'ya bağlı ülkelerin kaygılarını gidermeye çalıştı. Ancak Mattis, Başkan Trump'un külfet paylaşımı açıklamalarının ne kadar ciddi olduğunu da vurgularken, AB ülkelerinin güvenliğinin sonsuza dek ABD'li vergi mükelleflerinin parasıyla sağlanamayacağını, Avrupalıların mali ve askeri külfeti ABD'yle paylaşmaları gerektiğini ifade etti. İttifak'ın yeni tehditlere karşı başedebilecek imkan ve yeteneklere sahip olması gerektiğine dikkat çeken Mattis, yeni tehditler arasında da siber saldırılar, hibrid savaşlar ve terorizmle mücadele gibi konuları sıraladı. Mattis aslında yeni bir açıklama yapmadı. Washington, 2008'den bu yana konuyu sürekli dile getiriyor. Trump, bunu biraz daha açık ve "samimi" şekilde söylüyor. 2008'deki küresel mali krizin ardından dönemin ABD Savunma Bakanı Robert Gates de bunu savunmuştu. Obama'nın ABD başkanlığı döneminde NATO'nun bir çok dış operasyonu ya küçültüldü, ya da son buldu. Bu yüzden Trump'un açıklamaları ve ABD'nin NATO'ya yeni yaklaşımı, İttifak'ı yeniden canlandırdı. Avrupalı müttefikler, NATO'nun değerini tekrar keşfetti ve transatlantik ilişkilerin belkemiğinin ABD-AB değil, NATO olduğunu hatırladı. NATO'yu ABD yönetimine çekici kılmak için katkı yapmaları gerektiğini anlayan Avrupalılar, İttifak'ın ve müttefiklerin yeni görevlerinin belirlenmesi için de çalışma başlattı. Bu yeni yapılanma, muhtemelen Mayıs'taki Olağanüstü NATO Devlet ve Hükümet Başkanları toplantısında biraz daha netlik kazanacak.
Milliyet

Esad Karşıtları Buluştu
Suriye'de Beşar Esad yönetimine karşı olan ülkeler, Almanya'nın Bonn kentinde biraraya geldi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da katıldığı "Suriye'nin dostları" toplantısının ardından, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Marc Ayrault ile ortak basın toplantısı düzenledi. Gabriel, Astana'da Türkiye, Rusya ve İran'ın katılımlarıyla gerçekleştirilen Suriye görüşmelerinde alınan kararlardan memnuniyet duyduklarını bildirdi. Bir grup dışişleri bakanı ile Suriye konusunu değerlendirme imkanı bulduklarını belirten Gabriel, Astana ve New York'taki görüşmelerin de önemli olduğunu, BM'nin çatısı altında gelecek hafta Cenevre'de yapılacak müzakereler öncesinde yeni bir siyasi sürece girildiğini düşündüklerini ifade etti. Gabriel, "Olaya gerçekçi bakmamız lazım. Ateşkes ihlal edilebilir ve kırılgan durumda. İnsani açıdan da durum felaket. Yine de Astana'da Türkiye ile Rusya'nın yaptığı görüşmelerde insani konuların ön plana çıkartılmasından ve ateşkes kararından memnuniyet duyduk. Ancak yardım görevlileri işgal altındaki yerlere aylardan beri ulaşamıyor. Bu durum kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Şam rejiminin tek başına görüşmelere yanaşmayacağını savunan Gabriel, "Bu nedenle Rusya'nın bu görüşmelere destek olarak kazanılması önemli" dedi. Gabriel yeni ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'un da konuyla yoğun şekilde ilgilendiğini ve bu formatta düzenli biraraya gelmek istediklerini sözlerine ekledi. Fransa Dışişleri Bakanı Ayrault da, Türkiye ile Astana'daki rolü konusunda da konuştuklarını anlatırken, "Bizim üzerinde yoğunlaştığımız husus çatışmaların sona erdirilmiş, yani ateşkesin sağlanmış olması. Bu doğru bir yol. Ancak halen çok sayıda çatışma var ve insani yardım çok az ulaşabiliyor" dedi.
Milliyet

Pakistan'da Teröre Öfke
Pakistan ordusunun, bir türbeye gerçekleştirilen ve 80 kişinin öldüğü bombalı intihar saldırısının ardından ülke genelinde yürüttüğü operasyonlarda 39 teröristin etkisiz hale getirildiği, 47 şüphelinin de gözaltına alındığı bildirildi. Pakistan ordusundan yapılan açıklamada, ülkenin güneyinde kalabalık bir Sufi türbesini hedef alan intihar saldırısının ardından ülke genelinde operasyon başlatıldığı kaydedildi. Öte yandan, önceki gün akşam namazından sonra düzenlenen intihar saldırısında ölenler toprağa verilmeye başlandı. Cenazeler sırasında kurbanların yakınları öfke ve acıyla feryat etti. Bu arada DAEŞ'in üstlendiği saldırıdan kısa süre sonra İslamabad yönetimince yapılan açıklamada, terör saldırısının Afganistan topraklarında planlandığı ileri sürüldü. Pakistan, ayrıca, Afganistan ile arasındaki Torkham sınır kapısını da terör tehdidi gerekçesiyle belirsiz bir süre geçişlere kapattığını duyurdu.
Milliyet

Trump Şov Yaptı
Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn'in istifasının ardından önceki gün sürpriz bir basın toplantısı düzenleyen ABD Başkanı Donald Trump, yine Amerikan basınını eleştirdi. Trump toplam 76 dakika süren basın toplantısında, ABD ana akım medyasına yönelik eleştirilerini devam ettirdi. "Yönetimimizde her şey yolunda" diyen Trump, selefi Barack Obama'ya atıfta bulunarak, "Dürüst olmak gerekirse bir karmaşa devraldım" ifadesini kullandı. Ana akım medyanın hala doğruları yansıtmadığını öne süren Trump, "Bu basın toplantısını ülkemizdeki birçok medya organı ve muhabirlerin doğruyu söylemediği için yapıyorum. Bizim halkımız doğruyu bilmek zorunda ve saygıyı hakediyor" dedi. Trump, "Basın dürüst değil ve biz bunu konuşmazsak bu Amerikan halkına yalan söylediğimiz anlamına gelir. Bunu dile getirmeliyiz. Basının neden böyle yaptığını araştırmalıyız, kontrolden çıkmış durumdalar" diye konuştu. Trump, Flynn olayını örnek vererek ABD basınına Beyaz Saray'dan gizli bilgilerin sızdırılmasını eleştirdi. Bu durumun kabul edilemeyeceğini belirten Trump, "Bilgileri yalancı basına sızdıranları bulacağız" diye konuştu. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevinden istifasını istediği Flynn'in Rus Büyükelçi Sergey Kislyak ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin Başkan Yardımcısı Mike Pence'e yanlış bilgi verdiği için istifasını istediğini belirten Trump, "ABD Başkan Yardımcısı'na gerçekleri söylemedi ve daha sonra hatırlamadığını belirtti, bu kabul edilemez" dedi. Trump, Flynn'in Kislyak ile telefonla görüşmesinde bir sorun görmediğini kaydederek, "İşini yapıyor" ifadesini kullandı. New York Times gazetesi, Flynn'in telefon görüşmesinde Rus elçiyle Moskova'ya uygulanan yaptırımları ele aldığını öne sürmüştü.
Vatan

Rota İtalya'ya Kaydı
Alman güvenlik ve istihbarat birimlerinin hazırladığı rapora göre, Türkiye-İtalya güzergahında deniz yoluyla insan kaçakçılığı yükselişe geçti. 'Yasadışı Göç Ortak Analiz ve Strateji Merkezi'nin (GASIM) 'gizli' raporuna göre 2016 yılının ortasından bu yana Türkiye'den deniz yoluyla tespit edilen insan kaçakçılığı vakalarının sayısı büyük oranda artış kaydetti. Rapora göre, 2016'da Türkiye'den 59 tekneyle 3 bin 846 sığınmacı deniz yoluyla İtalya'ya ulaştı. Kaydedilen insan kaçakçılığı vakalarının yüzde 88'inin 2016'nın ikinci yarısında gerçekleştiği vurgulanıyor. 2015 yılında bu sayı 2 bin 741 olarak kayıtlara geçmişti. Raporda kaçakçılığın ağırlıklı olarak Ukraynalı kaçakçıların organize ettiği yelkenli teknelerle yapıldığına dikkat çekilerek, sığınmacıların büyük çoğunluğunun Suriye, Irak ve Afganistan'dan geldiği bilgisi verildi. Türkiye ile AB arasında geçen Mart ayında imzalanan mülteci mutabakatı ve Balkan rotasının kapatılması, insan kaçakçılığı vakalarındaki artışın temel nedeni olarak görülüyor. Raporda, kaçakçıların mültecileri Macaristan'dan yük trenleriyle Batı Avrupa ülkelerine geçirdiği de ifade edildi. Macar yetkililerin bu yolla Avrupa ülkelerine kaçmaya çalışan binlerce göçmen yakaladığı belirtiliyor.
Vatan

POLİTİKA

Ortak Paydamız Vatan
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğu, "Farklı düşünebiliriz ama bizim güçlü bir paydamız var: Vatan" ifadesini kullanarak, referanduma sunulan Anayasa değişikliğinin Türkiye'deki insanların ortak paydasını dinamitlediğini söyledi. Bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve kanaat önderlerinden oluşan "Hayır Platformu" üyeleriyle dün genel merkezde buluşan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:"Madem ki Türkiye'yi yurt edindik, bir arada yaşıyoruz, görüş ayrılıklarımızın olması kaçınılmaz, farklı da düşünebiliriz ama bizim güçlü bir paydamız var: Vatan, bayrak, demokrasi, insan hakları, birlikte yaşama iradesi bizim ortak paydamızdır. Yapılmak istenen anayasa değişikliği, Türkiye'de yaşayan herkesi bir arada tutan ortak paydayı dinamitliyor. Bizi endişelendiren asıl şey de bu. Türkiye'nin bekasından söz ediyoruz. Yaşadığımız coğrafya sıradan bir coğrafya değil, tarihinde acı, kan, gözyaşı var. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlar, geçmişten ders çıkartarak kurdular ve bir arada yaşama irademizi kuvvetlendirdiler. Bir millet olarak tasada, kıvançta beraber olmak kadar güzel bir şey yoktur. Aslında bu halkın iradesi de böyledir. Ama maalesef fay hatları derinleştirilerek, onlar üzerinde oynanarak Türkiye farklı bir kulvarın içine sokulmak istenmektedir. Türkiye etnik kimlik, dil, yaşam tarzı üzerinden ayrıştırılarak farklı bir noktaya sürüklenmek isteniyor. Bu çok tehlikelidir. Libya'da, Suriye'de, Irak'ta bunlar yaşandı. Aynı oyunlar Türkiye'de oynanmak isteniyor ve Anayasa değişikliğiyle bu yapılmak isteniyor. Sizin taşıdığınız bütün endişeleri biz de taşıyoruz. Bu nedenle meydanlara çıkarken bir parti bayrağı değil, Türk bayrağı ile çıkacağız. Tek amacımız Anayasa değişikliğiyle yapılmak isteneni vatandaşa anlatabilmek. Kullandığımız diller, cümleler farklı olabilir, kaygımız farklı olabilir ama bir şey var ki biz huzur içinde, mutlu ve birlikte yaşamak istiyoruz
Hürriyet

Mhp İle De Yapabiliriz
Başbakan Binali Yıldırım, 'MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin referandumda AK Parti ile çalışılabileceği yönünde bir genelgesi bulunduğunun' belirtilmesi üzerine "Gerekirse bazı ortak etkinlikler de yapabiliriz" dedi. Başbakan Yıldırım, Malta Başbakanı Joseph Muscat'la görüşmesinin ardından ortak basın toplantısında özetle şunları söyledi: "Anastasiadis (Rum lider Nikos Anastasiadis) biraz herhalde sinirlenmiş, kapıyı vurup dışarı çıkmış, 'Kriz oldu' diye haber yayıldı. Daha sonra 'Ben sigara içmeye çıktım. Kriz filan yok' diye geri geldi. Tabii her zaman Türkiye, daha doğrusu Kuzey Kıbrıs Türk tarafı çözümde bir adım önde. Hiçbir zaman çözümü kesintiye uğratacak bir davranış içerisinde olmuyorlar. Buna özen gösteriyorlar. (Türkiye'deki tutuklu gazetecilerle ilgili soru) Basın özgürlüğü, gazetecilik ayrı bir şey. Basın özgürlüğü kisvesi altında terör faaliyetlerinin içinde olmak ayrı bir şey. Ben buradan açıkça bu iddiada bulunanlara şunu teklif ediyorum. Basın özgürlüğü, Avrupa için çok önemli. 23 ve 24'üncü fasıllar Adalet ve medya, basınla ilgili fasılları AB açsın, ne söyleyeceklerse söylesinler, biz de cevabını verelim. Buradan çağrı yapıyorum, hariçten gazel okumakla olmaz. Biz gerçek bir teklif yapıyoruz, buyursun açsınlar bu fasılları. (MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin genelgesi) MHP ile AK Parti olarak biz bu değişikliği parlamentoya uzlaşarak getirdik. Dolayısıyla bir amaç birliğimiz var. MHP de bu değişikliğin lehinde kampanya yapıyor, biz de aynısını yapıyoruz. O bakımdan söylemlerimizin benzer olması gayet doğal. Gerekirse bazı ortak etkinlikler de yapabiliriz."
Hürriyet
'Şahsım İçin İstemiyorum'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı sistemi şahsımın projesidir. Diğer hizmetler gibi ülkemize yarar getireceğine inandığım için bu sistemin mücadelesini veriyorum. Bu sistemi şahsım için isteyecek, bunca mücadeleyi nefsim için verecek kadar halim yok, karaktersiz değilim" ifadesini kullandı. Yeni sistemle eski kavgaları yaşamayacaklarını ve herkesin kendi işini yapacağını belirten Erdoğan, "İnşallah 16 Nisan onların son umut kapılarını da da kapatıyor. Buna hazır mıyız? Çocukların ifadesiyle: Havada bulut, eski Türkiye'yi unut" dedi Erdoğan, referandum mitinglerinin startını dün Kahramanmaraş'ta ortak açılış töreniyle verdi. Tören alanında referandum kampanyasının ikinci şarkısı olan "Bin kere evet" şarkısı çalındı. Tören alanındaki vatandaşların rabia işareti şeklinde, "Kararımız Evet" yazılı karton eller taşıdığı görüldü. Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: Yeni ve tarihi bir kararın arifesindeyiz. Aslında kökleri oldukça eskiye dayanan, ancak Cumhuriyet döneminde de hiç bitmeyen yönetim sistemi arayışımızda yeni bir yola giriyoruz. Meclis onayına dayalı Başbakanlık hükümeti sisteminden millet onayına dayalı Cumhurbaşkanlığı hükümeti veya Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiyoruz. Milli iradenin tecellisinin üzerinde kara bir bulut gibi dolaşan vesayet güçlerinin devri inşallah tamamen kapanıyor. Birilerinin 16 Nisan'da yapılacak halk oylamasına bambaşka anlamlar yüklemeye çalışması kafanızı karıştırmasın. Onlar Kasım 2002 seçiminden beri her seçimde, her halk oylamasında aynı çarpıtmayı yapıyorlar. Her defasında milletimizden hak ettikleri dersi almalarına rağmen, tekrar ve tekrar aynı hezeyanları ortaya saçmaktan geri durmuyorlar. Sağ olsun MHP'li kardeşlerimizle el ele vermek suretiyle inşallah bu süreci çalıştırıyoruz. Son günlerde 'Eski Türkiye bugünden daha iyiydi' diyorlar. Yahu 25 günlük hükümetler kuruldu bu ülkede. Biz gelene kadar tüm hükümetlerin ortalama ömrü 16 ay. Ya 16 aylık hükümetlerle bir ülke ayakta durabilir mi, dik durabilir mi? İşte o Türkiye bizi bitirmiştir. Siyasi çekişmelerin, sosyal çalkantıların, ekonomik krizlerin adeta anamızı ağlattığı o kabus günlerini unutmadınız değil mi? Benzin, ekmek, gaz yağı kuyruklarını unutmadınız değil mi? Dedelerimizin, ninelerimizin nüfus kağıtlarındaki o mühürleri görenler yoksa, dedelerinin nüfus kağıtlarını alsınlar bir baksınlar. Gençler, bu ülkede CHP il başkanlarının valilik yaptığını bilir misiniz? İşte bunlar o Türkiye'nin özlemiyle yanıp tutuşuyorlar. Bu puslu havayı kendilerine ikbal devşirmek için kullanmak istiyorlar. İnşallah 16 Nisan onların son umut kapılarını da da kapatıyor. Buna hazır mıyız? Çocukların ifadesiyle, 'Havada bulut, eski Türkiye'yi unut.' Onun için bu kadar hırsla, gözü dönmüş bir şekilde saldırıyorlar. Ayak ısırmaktan burun kırmaya, kürsü işgalinden slogan atmaya kadar Meclis'e yakışmayacak ne varsa hepsini de arsızca yaptılar. Bunların itirazı sisteme değil millete. Bunlar Tayyip Erdoğan karşı değil, millete karşı. Ben kimim ya, ben bir faniyim. Benim 16 Nisan'a çıkacağıma elimde bir belge var mı? Yok. Biz faniyiz. Ama sistem bu noktada kalıcı. dolayısıyla biz fani olanı değil, baki olanı konuşuyoruz. Bu sistemi şahsım için isteyecek, bunca mücadeleyi nefsim için verecek kadar, halim yok, karaktersiz değilim. Bunca hizmeti şahsımız için mi getirdik? Evet Cumhurbaşkanlığı sistemi şahsımın p r o j e s i d i r . Belediye başkanlığımdan bu yana savunduğum, ısrar ettiğim bir reformdur. Diğer hizmetler gibi ülkemize ve milletimize faydalı olacağına, yarar getireceğine inandığım için bu sistemin mücadelesini verdim, veriyorum. Elbette Cumhurbaşkanlığı sistemi bir mucize değildir. Değdiği her şeyi, her yeri bir anda değiştirecek sihirli değnek de değildir. Bu sistemin en net özelliği ülkemizin ekonomisi ve demokrasisi için lazım olan güven ve istikrar ortamını eskisine göre daha güçlü şekilde tesis edecek olmasıdır.
Milliyet

SPOR

Önce 2016'da İskoçya'da düzenlenen Avrupa Curling Şampiyonası'nda elde ettiği başarılarla A Grubu'na çıkan milli takımımız, bu branştaki başarısının tesadüf olmadığını Avrupa Gençlik Olimpik Kış Festivali'nde de gösterdi. Genç milliler, kızlarda finalde Rusya'ya 7-2 yenilerek gümüş madalya aldı ve bir ilki başardı. Erkekler ise bronz mücadelesinde Slovakya'ya 6-3 kaybederek kürsüyü kılpayı kaçırdı. EYOF 2017'de en çok güvendiğimiz branşlardan biri olan curlingde millilerimiz kısa zamanda nasıl başarının geleceğini kanıtladı. Altı yıl önce temelleri atılan milli takımımızda genç sporcularımız önce kızlarda büyük bir geri dönüşe imza atarak 4-1 geriye düştüğü müsabakada Polonya'yı 7-6 yenerek finale yükseldi. Fakat altın madalya için son virajda karşılarına Rusya çıktı. Dengede geçen ilk üç end'in ardından güçlü rakibine direnemeyen Türkiye mücadeleyi 7-2 kaybetse de aldığı gümüş madalya ile bir ilki başardı. Erkekler ise sabah seansında çekişmeli geçen maçta Rusya'ya 3-2 kaybetti ve final şansını kaçırdı. Üçüncülük için Slovenya ile karşılaşan ay-yıldızlılar ilk üç end'de istediği oyunu ortaya koyamayınca fark açıldı. Milliler diğer end'lerde elinden geleni yapsa da mücadeleyi 6-3 kaybetti ve organizasyonu madalyasız kapattı.
Milliyet


Galatasaray'ın çiçeği burnunda teknik direktörü Igor Tudor ilk neşteri Bruma'ya vurdu. Hırvat teknik adam bugünkü Çaykur Rizespor maçı öncesi kaprisleri yüzünden Portekizli futbolcuyu kadro dışı bıraktı. Antrenmanlarda isteksiz gördüğü genç futbolcuyu önceki gün yedek takımda oynatan Tudor futbolcusunu dünkü antrenmanda yine isteksiz görünce bu kez neşteri vurdu. Hırvat teknik adam, "Madem egosu tavan yapmış ve kapris yapıyor. O zaman Rize'ye gelmesin" diyerek Bruma'nın Rize kafilesinden çıkarılmasını istedi. Bu sezon resmi maçta 7 gol, 9 asistlik performansıyla tüm dikkatleri üzerine çeken Bruma'nın kadroya alınmaması büyük şok yarattı. Tudor konuyla ilgili olarak ise, "Kadro tercihi tamamen bana aittir. Şu anda tüm konsantrasyonumuz Çaykur Rizespor m açına yoğunlaşmış durumda. Çaykur Rizespor maçından sonra basın toplantısında her türlü soruyu bana sorabilirsiniz, hepsine açıklıkla cevap verebilirim" açıklamasını yaptı. Bruma ile beraber adalesinde ağrısı olan Hakan Balta da Rize'ye götürülmedi. Cim-Bom'da Sneijder, Eren Derdiyok ve Carole ise sakatlıkları nedeniyle yine kadroda yer almayan isimler oldular. Igor Tudor bugünkü maçta 11'de önemli değişiklikler yapacak. Hırvat teknik adam savunmanın merkezinde Chedjou ile Semih Kaya ikilisine şans vermeyi düşünüyor. Beklerde ise Sabri ile Linnes tercihi yine geçerli olacak.
Milliyet


Fenerbahçe'nin Krasnodar karşısındaki oyunu yönetimi adeta şok etti. Maçı izleyen yöneticilerin çoğu özellikle ilk yarıdaki kötü performansa inanamadı. Son yıllardaki en etkisiz futbolu ortaya koyan sarı-lacivertli ekibin bu görüntüsünün ise Teknik Direktör Dirk Advocaat sorumlu tutuldu. Yönetimin hocaya yönelik başlıca eleştirileri şunlar oldu; 1-EMENİKE VAR RVP NEDEN YOK? Yönetim Emenike'nin ilk 11'de başlamasına bir anlam veremedi. Rakip savunmadaki boşlukları değerlendirmek için sahaya sürülse de aylardır futboldan uzak olan Nijeryalı futbolcunun tercih edilmesi şaşkınlık yarattı. Sakatlığı olmayan Van Persie'nin "Hazır değil" gerekçesi ile oynatılmaması ise ciddi şekilde eleştirildi. 2-O ZAMAN WİEL DE OYNASIN! Emenike ile maça başlanıyorsa benzer şekilde Wiel'in de oynaması gerektiği vurgulandı. Burada bir tutarsızlık olduğu savunuldu. Tüm sezon alternatifsiz olarak oynayan Şener'in üzerine çok yük bindi. Neredeyse her maç rakipleri karşısında sıkıntı yaşıyor. 3-İSMAİL KÖYBAŞI'YI NEDEN KESTİ? Bursaspor maçında Hasan Ali'nin sakatlığı sebebiyle İsmail'e şans veren Advocaat, Krasnodar maçında tekrar Hasan Ali'yi sahaya sürdü. Şener gibi bu sezonun en çok efor sarfeden isimlerinden olan Hasan Ali artık bu yoğun tempoyu kaldırmakta zorlanıyor. İsmail ile maça çıkılmamasına anlam verilemiyor. Hem Hasan Ali üzerinde baskı artıyor hem de İsmail küsüyor. 4-REKABET YARATAMIYOR Birkaç oyuncu dışında sürekli aynı isimlerin oynatılması sebebiyle de takım içinde bir rekabet ortamı oluşamıyor. Bu da doğal olarak takımı yoruyor ve performansı aşağıya çekiyor. 5-HAMLELERDE GEÇ KALIYOR Yönetimin Advocaat'ı en çok eleştirdiği konu ise oyuncu hamleleri oldu. Ligin ikinci yarısıyla birlikte kadro tercihi ve maç içindeki hamleler tepki çekiyor. Hocanın uzun süre aynı takımla oynamasına ve değişiklik için son maçta 70 dakika beklemesine bir anlam verilemiyor. 6-TEK OYUN PLANI LENS Yöneticiler Fenerbahçe'nin hücumdaki tek oyun planının Lens'e bağlı olmasını da kabul edemiyor. Advocaat'ın ne olursa olsun alternatifler geliştirmesi gerektiği belirtiliyor. 7-BU ŞARTLARDA DEVAM ETMESİ ZOR Her ne kadar Advocaat'a gelecek sezon için teklif yapılsa da ikinci yarıdaki performans ve özellikle Krasnodar maçındaki oyunun ardından yönetimin bu kararından vazgeçebileceği öğrenildi. Bu şekilde devam edilmesi durumunda yeni sezon için Advocaat'ın kalma şansının olmadığı ifade edildi. 8-AYAKTA KALAN İKİ İSİM VAR Sarı-lacivertli yönetimin futbolculara da tepkisi var. Krasnodar maçında ayakta kalan sadece iki isim olduğu tespiti yapıldı. Yöneticilere göre Alper ve biraz da Kjaer dışında hiçbir isim varlık gösteremedi.
Milliyet

Beşiktaş'ta UEFA Avrupa Ligi son 32 turu ilk maçında Hapoel Beer Sheva'ya karşı elde edilen 3-1'lik galibiyet moralleri artırdı. Karşılaşmada bir de gol atan Atiba Hutchinson da hem performansı hem de camiadaki önemiyle gündeme geldi. Slaven Bilic döneminde takıma katılan Atiba, Şenol Güneş'in gelişinden sonra çift yönlü bir oyuncu oldu. Tecrübeli yıldız, artık çok daha dikine oynayarak hücuma da doğrudan katkılar sağlıyor. Kanadalı oyuncu, Hapoel Beer Sheva maçında attığı golle de, maçı seyreden yöneticiler tarafından ayakta alkışlandı. Bir sene önce gönderilmek üzereyken son anda takımda tutulan Atiba'nın bu performansı nedeniyle, Beşiktaş Yönetimi'nin yeni bir sözleşme hazırlığına girebileceği öğrenildi. Geçtiğimiz günlerde Ricardo Quaresma ve Dusko Tosic ile sözleşme yenilenmesi gündeme geldi. Özellikle Quaresma ile daha 1 sene varken sözleşme yapılması anımsatılıp, 34 yaşındaki oyuncu için de benzer bir durumun geçerli olması gerektiği kaydedildi. Beşiktaş Yönetimi'nde bazı isimlerin, "Atiba gibi bir oyuncuyu dışarıda aramaya başlasak, hem bonservisine hem de kendisine çok paralar vereceğiz. Sözleşmesinin bitmesine bir sene daha olmasına rağmen Quaresma ve Tosic kadar o da sözleşmesinin uzatılmasını hak ediyor. Tolgay ve Oğuzhan'ın sözleşme uzatılması durumunu konuşuyoruz ama Atiba'yı da öne çekmeliyiz. Orta sahanın direği olan böyle bir oyuncuyu elimizden kaçırmamalıyız" diye konuştukları ortaya çıktı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder