19 Şubat 2017 Pazar

19.02.2017 Genel Gündem



19.02.2017

GÜNDEM

Kediye Süt Vermeye Gidiyordu
185 bin nüfuslu Viranşehir'de, adliye ve emniyet personelinin kaldığı lojmanların bulunduğu Yenişehir Mahallesi 1650. Sokak'ta, önceki akşam saat 20.30 sıralarında bomba yüklü bir araç, teröristlerce infilak ettirildi. Olay yerine gelen ekipler, ilk müdahaleleri yaptıktan sonra yaralıları hastaneye sevk etti. Yaralılar arasında bulunan 11 yaşındaki Ahmet Oktay Günak doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Adliyede 12 yıldır katip olarak görev yapan baba Mustafa Günak (36), üç çocuğundan en büyüğü olan Ahmet'in bir aydır sitedeki yavru kediyi beslediğini, önceki akşam da yemeğin ardından yine kediye mama vermek için evden çıktığını söyledi. Zemin katta oturduklarını kaydeden Günak, şöyle devam etti: "Akşam yemeğini ailecek yedik. 'Babacığım lojmandaki yavru kediye sütlü ekmek götüreceğim' dedi. 'Götür oğlum' dedim. Lojmanda bulunan ve aç olan bir kedi yavrusuna sütlü ekmek götürürken patlama oldu, bir daha eve gelemedi. Koridorda üstüne biraz taş falan yığılmıştı. Ben de koridora girerken ilk başta göremedim sonra ışıklar biraz aydınlanınca gördüm. Baktım ki oğlum şehit olmuştu. Lojmanın tam ortasındaydı. Vatanımız sağ olsun." Adliye lojmanı önündeki güvenlik kulübesinde bekçi olarak görev yapan İbrahim Kete de saldırıda şehit düştü. Esra ve Suveyf adlı 2 kız çocuk babası olan 26 yaşındaki Kete'nin, 7 ay önce göreve başladığı ve Emniyet'in bekçi kadrosunda görevli olduğu belirtildi. Şehidin kuzeni Salih Kete şunları anlattı: "7 aylık bekçiydi yeni başladı işe. Eşi üçüncü çocuğuna hamile. Arkadaşlarıyla birlikte nöbet tuttuğu esnada patlama olmuş. Polis arkadaş onlara seslenmiş o esnada şehit olmuş. Daha önce köyde yaşıyordu, sınava girdi mülakata girdi sonra işe alındı daha önce çiftçiydi. 'Bu görevi yapacağım, şehit olsam da korkmuyorum' diyordu. Hepimiz de bu görevi üstleniriz." Gece ilçede panik ve tedirginliğe yol açan patlamanın izleri sabah saatlerinde ortaya çıktı. 2'si ağır 11 kişinin tedavisine devam edilirken, çevredeki 14 binada hasar oluştuğu, 30 civarında aracın da hurdaya döndüğü belirtildi. Güvenlik güçleri, saldırıyı gerçekleştiren terörist ve irtibatlı olduğu kişilerin yakalanması için geniş çaplı operasyon başlattı. İlk incelemede saldırıda kullanılan aracın çalıntı olduğu belirlendi. Bomba imha uzmanlarının incelemesinde de araçta 1 ton gübre, gliserin ve metal parçalar ile güçlendirilmiş TNT patlayıcı kullanıldığı saptandı. Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, saldırıyı terör örgütü PKK'nın yaptığını, 26 kişinin gözaltına alındığını söyledi.
Hürriyet


Bir Taşla Üç Firari
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner tarafından 54 hakim ve savcı hakkında, "Selam Tevhid'de Kumpas" açılan ve Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nde süren davanın firari hakimi Dursun Ali Gündoğdu ile firari savcıları Sadrettin Sarıyaka ve Adnan Çimen, önceki gece gözaltına alındılar. Meslekten ihraç edilen eski hakim Dursun Ali Gündoğdu ile Hakan Fidan'ı 7 Şubat 2012 tarihinde ifadeye çağıran firari savcı Sadrettin Sarıkaya, Kayaşehir'de saklandıkları eve düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındığı öğrenildi. Aynı saatlerde Bakırköy'de düzenlenen operasyonla firari savcı Adnan Çimen'de Bakırköy'de sokakta yürürken gözaltına alındığı öğrenildi. Dursun Ali Gündoğdu ile Sadrettin Sarıkaya'nın yakalandığı evde iki tane boş pasaport, başka şahıslara ait nüfus cüzdanları, internet bağlantısını sağlayan aparatlar, CD, USB cihazlarına el konuldu. Öte yandan firarilerin takibe alınmamak için telefon bile kullanmadığı tespit edildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde tutulan Dursun Ali Gündoğdu, Sadrettin Sarıkaya ve Adnan Çimen için iki gün ek gözaltı süresi verdi. Gündoğdu, Sarıkaya ve Çimen'in, haklarında Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nde süren dava kapsamında SEGBİS ile sorguları yapılmak üzere Pazartesi sabahı Bakırköy Adalet Sarayı'na çıkarılmaları bekleniyor. Ayrıca Gündoğdu ve Sarıkaya'nın yakalandığı evi kiralayan Erol Yılmaz İrfanoğlu'nun da gözaltına alındığı öğrenildi.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,6286-3,6320                               
Euro: Euro 3,8496-3,8538
Sterlin: 4,5038-4,5099
Gram Altın: 144,1303-144,3004

Borsaya Yabancı Akını
PİYASALARDA iyimserlik korunuyor. Borsada para girişlerine bağlı yükseliş eğilimi devam ederken faiz ve döviz sakin. Sermaye piyasalarındaki olumlu hava para piyasalarından destek görüyor. Fiyatlamaya konu olabilecek hikaye eksikliği, referandum, yatırım yapılabilir seviyenin altında kredi notu, yüksek enflasyon ve işsizlik gibi makro ekonomik veriler, ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz artırım olasılığının önümüzdeki aylar için güç kazanması, yani bardağın boş tarafı bu aşamada fiyatlamaya konu değil. Para girişleri, olumsuz bir çok gündemin geride kalması, endeksin uzun süredir baskı altında olması, dolar bazında orta ve uzun dönem için primsiz görünümü borsada yükselişe etki eden gelişmeler.Kendine getiri arayan para bu sıralar borsaya ilgi gösteriyor. Yıl başından 10 Şubat haftasına kadar yabancı yatırımcılar hisse senetlerinde yaklaşık bir milyar dolarlık alım, 800 milyon dolarlık tahvil bono satışı yaptılar. Yüksek kur, uzun süredir destek seviyelerinde kalan borsaya giriş için bir zemin oluşturdu. Yeni rekorlar deneyen döviz kurları daha düşük fiyattan TL'ye geçmiş olan yabancı yatırımcıların çıkışlarını zorlaştırırken yeni girişlere imkân sağladı. Tahvil bono, hisse senetleri işlemlerine bakıldığında toplamda piyasalara girişin çok büyük boyutlarda olmadığı daha çok mevcut pozisyonlarında araç değişikliği olduğu gibi izlenim de çıkıyor. FED kaynaklı gelişmeler, ABD Dolarının seyri, Suriye, referanduma bağlı siyaset, merkez bankası kararları, yükselişini sürdüren dış borsalar genel gündem konuları. FED Başkanı Yellen'in 'faiz artışına' vurgu yapan açıklamalarının ardından beklentilerin üzerinde gelen ABD enflasyon verileri dış piyasalarda ABD Dolarına değer kazandırırken içeride Dolar/ TL kuruna sınırlı bir yansıma gösterdi. Benzer durum Türkiye ile aynı ligde yer alan diğer gelişen ülke para birimleri içinde geçerli. Ancak döviz kurlarının primli görünümüne rağmen geri çekilmelerin sınırlı kalması daha çok Türkiye'nin hassas döviz dengeleriyle açıklanabilir. Kurların seyrinde dışarıdan yeni kaynak sağlama açısından varlık fonu ile ilgili gelişmeler yakından izlenecek. Bir süredir parasal sıkılaştırma uygulayan Merkez Bankası'nın 1 Ocak 2017 tarihinden önce kullandırılan ihracat ve döviz kazandırıcı reeskont kredilerinin 2 Ocak kuru ile geri ödemeleri TL olarak yapılabileceğini açıklaması kurlarda gevşemeye neden oldu. Olumlu hava sürmekle birlikte borsada zayıflayan işlem hacmi ve sıklaşan kâr satışlarına bağlı yorgunluk, kurlarda ise geri çekilmelerde destek çabası görülüyor.
Hürriyet

Spk, Basın Ve Yorumcunun Elini Rahatlattı
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yayımladığı tebliğler ile piyasa bozucu eylemler ile borçlanma araçlarına yönelik değişikliğe gitti. SPK, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren piyasa bozucu eylemler tebliği ile geçtiğimiz yıllarda yürürlüğe girince çok eleştirilen bir uygulamadan da geri adım attı. Buna göre yeni dönemde sermaye piyasası araçlarının fiyatları, değerleri veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikte haber ve yorum yapılması, rapor hazırlanması basın özgürlüğü kapsamında suç olmaktan çıkacak. Ancak söz konusu, haber ve yorum yapanların ya da rapor hazırlayanların söz konusu fiillerin gerçekleştirilmesinden önce veya sonra ilgili sermaye piyasası aracında her türlü emir verilmesi ve/ veya işlem yapılması suç olarak değerlendirilecek. Öte yandan borçlanma araçları yurtiçinde halka arz edilerek veya halka arz edilmeksizin ya da yurtdışında satılmak üzere ihraç edilebilecek. Yurtiçinde halka arz edilmeksizin yapılacak satışlar, nitelikli yatırımcıya satış ve birim nominal değeri asgari 100 bin lira olmak kaydıyla tahsisli satış olmak üzere iki şekilde yapılabilecek.
Haber Türk

Bes'e Yatırım Yapanlar Enflasyondan Korundu
Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) yatırımcıları son 10 yılda enflasyon karşısında paralarının değerini korudu. Portföy büyüklüğünün yüzde 50'sini oluşturan borçlanma araçları, karma ve esnek fonlar ile para piyasası fonları yatırımcılara enflasyonun üzerinde kazandırdı. Asıl yüksek getirileri ise BES'te risk alarak alternatif fonlara yatırım yapanlar kazandı. Düşük riskli fonlara yatırım yapanların 10 yıllık getirileri yüzde 100 seviyelerinde kalırken kamu dış borçlanma araçları gibi alternatif fonları portföylerine dahil edenlerin getirileri yüzde 200'lere ulaştı. Bu fonların yıllık ortalama getirileri ise yüzde 11.81 ile yüzde 14.75 arasında değişti. Son 10 yılda verisi bulunan 99 emeklilik fonu içerisinden enflasyonun altında getiri sağlayan sadece 9 fon bulunuyor. 90 emeklilik fonu yatırımcıya enflasyonun üzerinde getiri sağladı. Bugün toplam 285 emeklilik fonu bulunuyor. Bu emeklilik fonlarının toplam portföy büyüklüğü 63 milyar TL. Emeklilik fonlarının portföy değeri içerisinde en yüksek payı karma ve esnek fonlar oluşturuyor. Karma ve esnek fonlar kaynaklarının yüzde 48'ini tahvilde tutarken yüzde 12'sini hisse senedine yatırıyor. Emeklilik fonlarında yatırımcı tercihlerinde daha önce borçlanma araçları fonları ve para piyasası fonları ilk sıralarda yer alırken şimdi yatırımcıların karma ve esnek fonlara yöneldiklerini görüyoruz. Elbette bu da alternatif yatırım araçlarının fiyat hareketlerinden yararlanmalarına imkân sağladı. Veriler gösteriyor ki getiri seçeneklerini artırabilmek için risk almak istemeyen yatırımcıların da tercihlerini genişletmeleri gerekiyor. Örneğin, BES planları içerisinde borçlanma araçları fonlarını seçenler paralarının yüzde 70'ini kamu borçlanma araçları fonlarına yatırdı. Bunun sadece yüzde 25'i kamu dış borçlanma araçları fonlarına yöneldi. Oysaki son 10 yıllık getirilerde en fazla kazandıran fonlar kamu dış borçlanma araçları idi. 21 milyar TL'lik borçlanma aracı fonunun sadece 5.4 milyar TL'si Kamu Dış Borçlanma Araçları fonlarında bulunuyor. Fon büyüklüğü ve yatırımcı tercihlerine baktığımızda 63 milyar TL'lik portföy büyüklüğü içerisinde hisse senedi fonları sadece 3 milyar TL'lik bir büyüklüğe ulaşırken kıymetli maden fonlarının büyüklüğü 1 milyar 181 milyon TL. Fon sepeti fonlarının büyüklüğü ise sadece 10 milyon TL. Katılım fonlarında hisse oranı yüzde 21'lere çıkarken karma ve esnek fonlardaki hisse oranı yüzde 12.53'te bulunuyor.
Milliyet

2.2 Milyon Kredi Kartı Takipte
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Türkiye'de 25 milyon 242 bin 959 kredi kartı müşterisi bulunduğunu, bu müşterilerin 2 milyon 205 bin 260'ının borcunun takipte olduğunu bildirdi. Canikli, varlık yönetim şirketlerinin satın alıp henüz tahsil edemediği toplam borç miktarının 24 milyar 295 milyon 798 bin TL olduğunu ifade etti. CHP İstanbul Milletvekili Gülay Yedekci ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in benzer içerikli soru önergelerini yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Canikli, şunları kaydetti: "Bireysel krediler, Tek Düzen Hesap Planı ve İzahnamesi Hakkında Tebliğ Hükümleri çerçevesinde tüketici kredileri (konut, taşıt ve ihtiyaç kredileri) ile bireysel kredi kartlarından oluşmaktadır. KKB Kredi Kayıt Bürosu A.Ş. verilerine göre Kasım 2016 itibarıyla bireysel kredi müşteri sayısı 28 milyon 330 bin 935, konut kredisi müşteri sayısı 2 milyon 346 bin 394, kredi kartı müşteri sayısı ise 25 milyon 242 bin 959'dur. Aynı tarih itibarıyla kredi kartı borcu bankalar tarafından takip hesaplarında izlenmekte olan gerçek kişi sayısı 2 milyon 205 bin 260 olup, takip hesaplarında izlenen kredilerin, mutlaka icra takibine konu olmuş kredi olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. BDDK veritabanında yer alan bilgilere göre 30 Eylül 2016 itibarıyla varlık yönetim şirketlerinin satın alıp henüz tahsil edemediği toplam borç miktarı 24 milyar 295 milyon 798 bin TL'dir."
Milliyet

Türkiye Doğalgaz Ticaret Merkezi Olabilir
Rus enerji şirketi Gazprom'un Regülasyon Birimi Eski Baskanı Alex Barnes, Türkiye'nin doğalgaz ticaret merkezi olmak için tüm koşullara sahip olduğunu belirterek, "Bunun tam anlamıyla gerçekleşmesi için daha liberal bir piyasaya yönelik bazı kuralların hayata geçirilmesi gerekiyor" dedi. Barnes, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Iran, Rusya, Azerbaycan gibi farklı kaynaklardan doğalgaz aldığını ve gereken kuralların uygulamaya koyulmasıyla bölgesel bir merkez haline gelebileceğini söyledi. Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesinde planlanan ikinci hatla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Barnes, "Türk Akımı aracılığıyla gelecek doğalgaza Avrupa'nın ihtiyacı olacaktır. Zira Birleşik Krallık ve Hollanda'nın doğalgaz üretimleri geriliyor. Ayrıca, Avrupa kömür kullanımı azaltmak için gaz kullanımını artırmalıdır. Eger Rus gazını Türkiye üzerinden almak istiyorlarsa parasını verip alırlar" değerlendirmesinde bulundu. Oxford Enerji Enstitüsü Gaz Araştırma Bölümü Başkanı Prof. Dr. Jonathan Stern de, Türk doğalgaz pazarının Rusya ve bölgedeki diğer ülkeler açısından son derece önemli olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin komsu ülkelerle yasayacağı politik gelişmeler, bölgesel doğalgaz gelişmeleri açısından büyük önem taşıyor" dedi.
Akşam

Yerli Otonun Kilosu 8 $ İthalinin Kilosu 10.8 $
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye'nin ihracat şampiyonu otomotiv sektöründe ithal araçlarla yerli üretim arasında kiloda 2.8 dolar fark olduğuna işaret ederek, bu 2 rakamı en azından eşitlemek için Ar-Ge, marka, tasarım, patent konularına yoğunlaşılmasını istedi. Anadolu'nun En Büyük 500 Şirketi Araştırması'nın ödül törenine katılan Özlü, geçen yıl hayata geçirdikleri birçok yapısal reformun Türkiye ekonomisine büyük güç kazandıracağını söyledi. Ar-Ge Reform Paketi ile yürütülen Ar-Ge projeleri ve bu projelerin çıktılarını artırmayı amaçladıklarını kaydeden Özlü, "Özellikle Ar-Ge merkezi sayımızdaki artışa bakarsak, bu amacımızı gerçekleştirme yolunda ilerlediğimizi görüyoruz. Neredeyse her gün yeni bir Ar-Ge merkezi kuruluyor" dedi. Bakan Özlü, esas önemli olanın firmaların kendilerini, ürünlerini ve üretim süreçlerini yenileme becerisi olduğunu ifade ederek, şunları dile getirdi: "Bugün ciro ve kâr gibi göstergeleri düşük bile olsa, yenilikçi firmalar, yarın muhakkak daha iyi durumda olacaklardır. Bu nedenle, burada bir çağrı yapmak istiyorum. Gelecek yıl yapacağınız araştırmada, şirketlerimizin kâr, ciro, istihdam ve ihracat değerlerinin yanında, Ar-Ge harcaması veya patent başvurusu gibi göstergeleri de değerlendirin. Onları da ödüllendirelim." Önceki gün otomotiv sektör temsilcileriyle yaptığı toplantıya değinen Özlü, şöyle devam etti. "Orada yaptığım konuşmada bir örnek paylaştım. Otomotiv sektöründe, geçtiğimiz yıl ihraç ettiğimiz araçların ortalama kilogram değeri 8 dolar iken, ithal ettiğimiz araçların ortalama kilogram değeri 10.8 dolardır. Aradaki bu fark nereden kaynaklanıyor? Elbette marka değerinden, teknoloji ve tasarımdan kaynaklanıyor." Özlü, bu 2 rakamı en azından eşitlemek için Ar-Ge, marka, tasarım, patent konularına daha özel bir motivasyonla yoğunlaşmaları gerektiğini, buna mecbur olduklarını vurguladı.
Vatan

DÜNYA

Türkiye Yerini Alabilecek Mi
Konuşan neticede ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence. Az önce Almanya Başbakanı Angela Merkel'in indiği kürsüde konuşuyor. Daha ilk cümlelerde Başkanı Donald Trump'ın mesajını iletiyor: "NATO'ya güçlü desteğimiz sürecek, yalpalama olmayacak" diyor. Münih Güvenlik Konferansı salonundan güçlü bir alkış yükseliyor, demek ki Trump önceki "NATO artık gereksiz" görüşünü değiştirmiş. Pence başka hiçbir mesajına alkış alamıyor. Pence de Trump gibi NATO üyelerinin gayri safi milli hasılalarının yüzde 2'sini savunmaya ayıracağı yönündeki taahhüdü hatırlatıyor. Trump'ın Savunma Bakanı James Mattis 15-16 Şubat NATO toplantısında 'pamuk eller cebe' diyerek daha çok savunma harcaması yönünde karar çıkartmıştı. Tam da Avrupa'nın seçim yılında. Avrupalılar ise ABD'den kendilerini korumasını ama onun dışında uzak durmasını istiyorlar. ABD-Avrupa soğukluğu; Obama, hatta daha önce George Bush döneminde görmediğimiz, Trump dönemine özgü bir şey. Trump'ın ABD Başkanı seçilmesinin dünyadaki siyasi dengeleri nasıl değiştirmekte olduğunu bu yıl 17- 19 Şubat'ta 53'üncüsü yapılan Münih Konferansı'nda somut bir şekilde gözlemlemeniz mümkün. Yalnızca ABD ve Avrupa değil, diğer dış politika aktörleri de ağır toplarıyla katılmış bu sene Münih'e; Rusya, Çin, İran. Batı, Trump ile eski gücünde olacak mı? Olmaz ise AB'nin Brexit ile sarsıldığı bir dönemde o boşluğu kim dolduracak? Bayerische Hof otelinin lobisinde devlet başkanları, başbakanlar, dışişleri bakanları birbirlerine soğuk nezaket gülümsemeleriyle yol veriyor sıkışıklıktan. Rekor sayıda ikili, üçlü görüşmeler yapılıyor. Başbakan Binali Yıldırım'ın Pence, Merkel ve Azeri lider İlham Aliyev görüşmeleri bunların arasında. Yeni bir dünya kuruluyor. İsmet İnönü'nün meşhur lafıdır, "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye o dünyada yerini alır". Peki, bu yeni dünyada Türkiye'nin yeri olacak mı? Münih'te cevap kesinlikle 'Evet'. Konferans raporunun "Oyuncular" başlıklı giriş bölümünde yalnızca üç başlık var: "ABD: Trump'ın kozları", "AB: Brüksel'in dağılışı", "Türkiye: Darbenin çizilişi." İlk gün toplantılarında yalnızca iki ülkenin kendi bölgesindeki rolü ayrı bir panel halinde ele alındı: Almanya ve Türkiye. Türkiye panelinde konuşan eski CIA Başkanı ve yeni ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı adayı David Petraeus'un "Türkiye'nin önemi artacak" vurgusu önemliydi. (Petraeus ki, "15 Temmuz, Türkiye'nin 11 Eylülü'dür" de dedi.) Mesela NATO'nun geleceğinin konuşulduğu panelde İngiliz, Fransız, Hollanda, Kanada ve Türk Savunma Bakanı Fikri Işık vardı. Konferansın en ilginç panellerinden birisi yarın yapılacak, eğer yapılabilirse. Çünkü konferansın düzenleyicileri son anda katılımcıların birisinin bir işi çıkıp vazgeçeceği endişesinde. "Eski krizler, yeni Ortadoğu" başlıklı panelde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu podyumu İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Suudi Dışişleri Bakanı Adil el-Cübeyr ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile paylaşacak. Bu dört ülke bakanlarının herhangi bir etkinlikte bir araya gelip konuşmayı kabul etmiş olmaları bile arayışın ciddiyetini gösteriyor. Türkiye'nin bu yeni dünyada yeri var, önemi de var, ama etkisi bir başka konu. O etkinin artması pek çok konuşmacıya göre Türkiye'nin özellikle hak ve özgürlükler düzeyini, çoğulcu demokrasisini geliştirmesine bağlı. O yüzden 16 Nisan referandumu sonuçları da merak ediliyor burada.
Hürriyet

Yeşil Hatta Komuta Türküye Ve Rusya'da
Suriye'nin El Bab kentinin güneyinde, Kıbrıs'taki 'Yeşil Hat'a benzer şekilde oluşan fiili hattın tamamen insandan arınmış duruma dönüştüğü ve iki ayrı tarafında komutanın Türk ve Rus komutanlarda olduğu öğrenildi. Söz konusu hat, hafta başında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) destekli Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçlerinin El Bab'da kuzey ve kuzeybatıdan güneye sarkmaları, rejim güçlerinin de güneyden kuzeye yönelmeleri sonucu M-4 karayolunda oluşmuştu. Fiili hattın, Menbiç-Halep arasındaki M-4 karayolunun El Bab'ın güneyindeki 8-10 kilometrelik kesimi için geçerli olduğu bildirildi. Hattın derinliği bazı yerlerde 200 metre, bazı yerlerde ise 1 kilometreye kadar çıkıyor. Yolun kuzeyinde ÖSO, güneyinde ise rejim güçleri bulunuyor. Bir çatışma ortamının oluşmaması için ÖSO güçlerine bir Türk, rejim güçlerine de bir Rus üst düzey asker komuta ediyor. İki komutan arasında 24 saat açık bir irtibat hattı bulunuyor. ÖSO ve rejim güçlerinin El Bab'ın güneyine dayandığı hafta başında çıkan çatışmada kimi kaynaklara 2, bazı kaynaklara göre ise 4 Suriye rejim gücü askeri ölmüştü.
Hürriyet

'Abd, Fabrika Ayarlarına Dönüyor'
"İran ile nükleer anlaşmayı" ABD tarihinin en kötü anlaşması, İran'ı ise "bir numaralı terörist devlet" olarak niteleyen Trump yönetimi, Obama döneminde yürütülen İran politikası nedeniyle ABD'ye yabancılaşan Arap müttefilerini İran'ı net bir şekilde karşısına alarak "memnun etmek" istiyor. Milliyet'e konuşan Ohlohoma Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi Direktörü Joshua Landis, Obama yönetiminin Irak ve Suriye'de izlediği aşırıcı Sünni gruplara karşı "Şii destekçisi" tavrının ve İran'ı Suudi Arabistan'a karşı bir denge unsuru olarak kullanma çabasının bölgedeki Arap müttefikleri yabancılaştırdığını aktardı. Landis, yeni yönetimin göreve Arap müttefiklerin güvenini yeniden kazanmak için İran'ı net bir şekilde karşısına alarak başladığını söyledi. The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, 15 Şubat tarihli haberinde Trump yönetiminin Ortadoğu'daki Sünni Arap devletleriyle, Ortadoğu genelinde nüfuzunu artıran İran "tehdidine" karşı bir askeri ittifak kurma konusunda görüştüğünü yazmıştı. Habere göre, Trump yönetimi, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) katılımıyla kurulacak ittifaka askeri ve istihbari destek sağlanmasını ve ittifakın İran'ın bölgedeki "ezeli rakibi" İsrail ile istihbarat paylaşımına gitmesi planlanıyor. "Bölgesel askeri ittifak" olarak nitelenen olası yapıda, İran'ın bir müttefike saldırı düzenlemesi durumunda, NATO örneğinde olduğu gibi bu saldırının "ittifakın bütününe karşı" saldırı olarak sayılması planlanıyor. Askeri ittifak iddiası konusunda konuşan Landis, "ABD ve Arap ülkelerinin Ortadoğu'da yüzleştiği sorunlar, "gerçek bir ittifakı" oluşturması gereken konvansiyonel askeri güçler tarafından çözülebilecek durumda değil. Bölgede, iç savaşlar, devlet dışı aktörler ve yönetim boşluğunun bulunduğu alanlar bulunuyor. Bölgedeki durum, 1990-91 örneğindeki gibi düzenli bir orduyu "kovmak" için düzenlenen konvansiyonel bir savaş (düzenli ordular arasındaki cephe savaşları) örneğini yansıtmıyor. Ancak, ABD'nin Suriye ve Irak'ta izlediği "Şii destekçisi" politikalar nedeniyle yabancılaşan müttefiklerine garantiler verme ihtiyacına işaret ediyor" dedi.
Milliyet

Ölmeden Önce Son Kare
Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un'un Malezya'da uğradığı suikast sonucu öldürülen üvey ağabeyi Kim Jong-nam'ın, hayatını kaybetmeden önce çekilmiş bir fotoğrafı ortaya çıktı. Suratına sıkılan zehirli sprey nedeniyle hayatını kaybeden Kim Jong-nam'ın, ölmeden önce "Çok acı çekiyorum. Yüzüme bir şey sıktılar" dediği belirtildi. İddialara göre Kuala Lumpur Havaalanı'nda iki kadın, Kim'in yüzüne zehirli mendil sürerek sprey sıktı. Başka bir iddiaya göre ise zehrin vücutta yayılabilmesi için dolmakalem kullanıldı. ABD ve Güney Kore hükümetleri, suikasttan Kuzey Koreli ajanlarını sorumlu tutuyor. Olayı soruşturan Malezya polisi geçtiğimiz günlerde , Vietnamlı kadın şüphelinin ardından Endonezyalı ikinci bir kadını ve erkek arkadaşını gözaltına almıştı. Kuzey Kore'nin eski lideri Kim Jongil ile Güney Koreli oyuncu Sung Hae-rim'in evlilik dışı ilişkilerinden dünyaya gelen Kim Jong-nam, herhangi bir resmi unvanı olmaksızın yurt dışında yaşıyordu.
Vatan

Medyaya Savaş Açtı..
ABD tarihinin en sıradışı basın toplantısına imza atan Trump, 1 saati aşkın toplantıda gazetecilerle bire bir tartışmaya girmiş ve şu tür ifadeler kullanmıştı: Basın o kadar yalancı ki bundan bahsetmezsek Amerikan halkına hizmet etmemiş sayılırız. Basın kontrolden çıktı. Yalancılıklarının seviyesi kontrolden çıktı. Medya yönetimimize saldırıyor çünkü halka verdiğimiz sözleri yerine getirmeye başladığımızı görüyorlar ve bu hoşlarına gitmiyor. Gazetelerde, televizyonlarda hep kaos haberleri görüyorum. Ama gerçeklik bunun tam tersi. Yönetimimiz sağlam bir makine gibi işliyor. Medyanın çoğu halk için değil, bu bozuk düzenden kâr edenler için çalışıyor. Basının gizli bilgileri yayınlaması yasadışıdır, basın bunun için kendinden utanmalı. Yarın yine 'Trump basına bağırıp çağırdı' diye yazacaklar. Ben bağırıp çağırmıyorum, yalnızca size yalancı olduğunuzu söylüyorum. Halk artık size inanmıyor. Eğer doğruları yazsaydınız bir numaralı hayranınız ben olurdum.
Vatan

POLİTİKA

Selanik Başını Yedi
AK Parti Anamur İlçe Gençlik Kolları Başkanı Hasan Baki, farklı tarihlerde Twitter hesabından Atatürk'ü hedef alan paylaşımlarda bulundu. Hasan Baki'nin "Atatürk olmasaydı diye bir şey yok, keşke olmasaydı diye bir gerçek var. Recep Tayyip Erdoğan yakında o gerçeğin mührü vurulacaktır!", "Birinin babasının ve kendisinin doğum yeri Selanik ise Selaniklidir. Kimse Türk, Atatürk demesin. Orijinali Yunan yani, net. Benzemiyor Türk'e" ve "Tarih yazılıyor. Aydınlık, Batı özentili devrim değil, İslam davası devrimidir bu." paylaşımları büyük tepki topladı. CHP Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu da savcılığa suç duyurusunda bulundu. Kuyucuoğlu, "Gençliğin bu noktaya gelmesine neden olanların oturup düşünmesi gerekir. Bu ve benzeri zihniyetlerin Türkiye'yi nereye götürmek istediklerinin işaretidir" dedi. Tepkiler üzerine istifa eden Hasan Baki hakkında, savcılık tarafından 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek' suçundan soruşturma başlatıldı.
Hürriyet

Tarafsız Karakter Olmaz
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "CHP'ye gönül veren, hatta ve hatta HDP'ye gönül veren kardeşlerimize de sesleniyorum" diyerek bu iki partinin seçmenlerinden de 'Evet' oyu istedi. "Tek kişide gücü topluyoruz ve böylece kitapçıkları fırlat, böyle bir şey olamayacak" diyen Erdoğan, 'partili cumhurbaşkanı' konusunda da "Ya bir insanın karakterinde tarafsız olmak diye bir şey olur mu? Olmaz" dedi. Elazığ ve Malatya'da dün açılış törenlerine katılan Erdoğan özetle şunları söyledi: Bugün anayasa değişikliğine, cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkanların bir kısmı, bunu meselenin artısını eksisini bilmedikleri için yapıyor. Bir kısmı da her şeyin farkında oldukları halde bu sistem kendi çıkarlarını bozacağı, kendi foyalarını ortaya çıkaracağı için karşı çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı sistemini bilmedikleri için meseleye soğuk yaklaşanlara işin aslını astarını anlatmak hepimizin boynunun borcudur. Her şeyden önce Türkiye'de rejim değişmiyor. Değişen sadece yönetim sistemidir. 1923'te ilan edilen Cumhuriyetimizi inşallah ilelebet yaşatacağız. Birileri sapla samanı karıştırarak milletimizin kafasını bulandırmaya çalışıyor. Çünkü onların kafaları da karışık, kafaları da bulaşık. Halbuki şu anda yapılan iş yasama, yürütme ve yargı arasındaki ilişkileri yeniden düzenlemekten ibarettir. Yasama organı ortadan kalkmıyor. Parlamento yine yerinde. Hiçbiri diğerine bağlanmıyor. O güzel Elaziz türküsünde ne diyor: Bahçeye indim ki taş bulamadım/ Bir yüzük yaptırdım, kaş bulamadım/ Kendime münasip eş bulamadım. Türkiye münasip yönetim sistemine nihayet kavuşuyor. Bu sistemin adı 'Cumhurbaşkanlığı hükümet' sistemidir. 5 yıl süreyle görev verilen cumhurbaşkanı milletten başka kimseye hesap vermeden tabii ki anayasa çerçevesinde vazifesini yerine getirecek. Bu ülkenin istikrar ve güven ortamının 5 yıl süreyle garanti altına alınması anlamına geliyor. Dünyada milletvekili başına Türkiye'deki kadar çok nüfusun düştüğü çok az ülke var. Diyorlar ya; '550 yetmedi mi de 600'e çıkarıyorsunuz.' Ya kardeşim düne kadar çift kameralı sistemde, ne kadar senatör ve milletvekili vardı, 600. Şimdi de 600 oluyor. Biz sadece Amerika gibi çift kamaralı yapmıyoruz. Cumhurbaşkanı ile başbakanın gücü aynı kişide birleştiği için çekişme, çatışma, kavga, dövüş gibi bir sorun çıkmayacak. Cumhurbaşkanı'nın Başbakan'a anayasa kitapçığı fırlattığı oldu mu? Oldu. Dünyada böyle çirkin olur mu ya Bunu bile yaşattılar bize. Tek kişide gücü topluyoruz ve böylece kitapçıkları fırlat, böyle bir şey olamayacak. Yürütme ile yasama arasındaki ayırım netleştiği için karşılıklı yetki aşımı diye bir mesele inşallah olmayacak. Yeni sistemde herkes kendi işine gücüne odaklanacak. Cumhurbaşkanı seçimi ve Meclis seçiminin aynı gün yapılmasını zorunlu kılarak bu güçlerden birinin diğeri üzerinde baskı oluşturması ihtimalini de kaldırıyoruz. Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kurulacak. Böyle şey olur mu ya Cumhurbaşkanı adayı olacaksın, kurucusu olduğun partiden ilişiğin kesiliyor. Neymiş o tarafsızlığı getirirmiş. Ya bir insanın karakterinde tarafsız olmak diye bir şey olur mu? Olmaz. Gerçekçi olmak lazım. Şimdi bu da kalkıyor. 16 yaşında kızlarımız, gençlerimiz Kandil'e götürülmüyor mu? Bu 16 Nisan oylamasında onlar 'Hayır' diyor. Fethi Sekin'i şehit edenler 'Hayır' diyor. AK Parti'ye, MHP'ye gönül veren, CHP'ye gönül veren kardeşlerim, hatta ve hatta HDP'ye gönül veren kardeşlerim size de sesleniyorum; bu birlik beraberlikte gelin birleşin. Biz millet olarak tek bir milletiz. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Zazasıyla, Romanıyla, Boşnağıyla, Arnavuduyla tek millet ve tek bayrak. Ülkemde tek bayrak vardır. Birileri paçavralar çıkarabilir. İşte o paçavralar 16 Nisan'a ne diyor, hayır diyor.
Hürriyet

'Evet İçin Herkes Gayret Etmeli'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Türkiye'nin bu sürecin içinde güçlü bir şekilde prangalarından kurtulup yürümesini istemeyenler, sadece terör örgütleri vasıtasıyla değil ekonomik bazı operasyonlarla da Türkiye'nin önüne geçmeye çalışıyorlar" dedi. Kurtulmuş, "İşte bir taraftan derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ekonomisi üzerinde sürekli olumsuz tavırları, diğer taraftan spekülatif birtakım ataklarla Türkiye'de dövizin üzerindeki hareketlenmenin sağlanması sadece bunlardan birkaçıdır. İşte bunları önlemek için tedbirlerimizi alıyoruz" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, İstanbul Dostluk Derneği tarafından Bahariye Mevlevihanesi'nde düzenlenen, "Cumhurbaşkanlığı Sistemine Dostlarla Birlikte Evet" başlıklı toplantıda yaptığı konuşmada, herkesin çok yüksek oranda "Evet" oyları çıkması için gayret etmesi gerektiğini söyledi. Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, toplumda var olan anayasa değişikliği ihtiyacının Meclis'ten 339 milletvekilinin oyuyla geçtiğini ve 16 Nisan'da da sürecin yasalaşarak tamamlanacağını belirtti. Hiçbir şeyin çalışmadan, çabalamadan gerçekleşmeyeceğini dile getiren Kurtulmuş, anayasa değişikliğine neden ihtiyaç olduğuna dair açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, Almanya'da Diyanet İşleri Türk İslam Birliği'ne (DİTİB) bağlı camilerde görev yapan bazı imamların casusluk yaptığı iddialarına tepki gösterdi. Kurtulmuş, "Bizim hiçbir Diyanet İşleri mensubumuz, hiçbir DİTİB mensubumuz ajan değildir olamaz" dedi. DİTİB'e bağlı hocaların derdest edildiğini, evlerinin haksız ve hukuksuzca aranarak baskı oluşturulduğunu kaydeden Kurtulmuş, "Bu Almanya hükümetinin sadece kendi başına yatığı bir şey değil yaklaşan seçimler dolayısıyla rol almak için ortaya koymuş olduğu bazı uygulamalardır. Bunu kabul etmek mümkün değil" diye konuştu.
Milliyet

Rakka'da Taktik Destek Vereceğiz
Başbakan Binali Yıldırım, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile görüşmesinde Rakka operasyonu ve mültecilerin durumunu görüştü. Düsseldorf'ta Türk vatandaşlarıyla buluşmaya giderken uçakta görüşmeye ilişkin detaylar vererek soruları yanıtlayan Yıldırım, prensipte anlaşılması durumunda Türkiye'nin Rakka'da doğrudan operasyona girmeyeceğini belirterek, "Askeri varlığımız olacak ancak taktik destek vereceğiz" dedi. Yıldırım, görüşmede DİTİB imamlarının da gündeme geldiğini söyledi. Yıldırım, şöyle devam etti: "Bu meselenin tırmandırılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir yanlış anlama var ve ortaya çıktı. Bizim açımızdan konu kapandı. Dİ- TİB aşırı akımları önleyen, İslam dinini dünyaya doğru anlatan, Türkiye Cumhuriyeti resmi imamlarının görev yaptığı çok prestijli bir kuruluş. Casusluk gibi bir suçla itham edilmesi doğru bir yaklaşım değil. Merkel, Türkiye'nin iç meselelerinin referandum süreci dahil, genel olarak Almanya'ya taşınmaması hususunda hassas. Bizim de zaten öyle bir amacımız yok. Ben de bu durumun iki taraf için de, Türkiye için de Almanya için de geçerli olduğunu söyledim. Bir takım bölücü örgüt taraftarları rahatlıkla burada propaganda yapıyor. Türkiye aleyhine referandum hakkında acımasız paylaşımlarda bulunuyor, bunu hoş göremeyeceğimizi Merkel'e söyledim." Merkel'e Fırat Kalkanı faaliyetlerinin hangi noktaya geldiğini anlattıklarını belirten Yıldırım, "El Bab'dan sonra Rakka'nın DEAŞ'tan kurtarılması konusunda bir teklifimiz oldu biliyorsunuz. PKK'nın uzantısı PYD/YPG ile hareket etmelerinin doğru olmadığını, bir terör örgütünün başka bir terör örgütüne karşı kullanılamayacağını söyledik. Bu dostluğa sığmaz. ABD'nin yeni yönetiminin bu değerlendirmeleri zannediyorum dikkate alacak. Pence'e yeniden bunu söyleyeceğim. Merkel'e de Almanya'yı da bu operasyona dahil edebileceğimizi söyledim" dedi. Yıldırım, "Türkiye'nin Rakka'daki rolü ne olacak? TSK sahada olacak mı" sorusuna da "Amerika, Türkiye ile birlikte yerel güçlerle sivil direnişçilerle, ÖSO ile ve diğer milislerle bir olarak, onlar önde, biz de arkada. Askeri varlığı olacak ABD'nin de Türkiye'nin de. Doğrudan operasyona girmeyeceğiz, taktik destek vereceğiz, prensipte anlaşılırsa tabii. İmkan ve kabiliyetler gözden geçiriliyor" dedi. Yıldırım, "Amerika'da Rakka'da operasyona girmezse?" sorusunu da "Amerika'nın her halükarda bir operasyon planı var. Bu planın nasıl uygulanacağını konuşuyoruz" diye yanıtladı. Yıldırım, YPG ile girmesi durumunda ABD ile ilişkilerde ciddi sorun olacağını da vurguladı. Yıldırım, "Suriye'de iç savaşın sona ermesi ile ilgili bir öngörüde bulunabiliyor musunuz" sorusuna da şu yanıtı verdi: "Türkiye, Rusya ve İran'ın girişimiyle ateşkes başlatıldı. Olayı Cenevre'ye taşıyıp, makul tarafları bir araya getirerek kalıcı siyasi durumu sağlamak gerekiyor. Ancak bu bugünden yarına bitecek bir iş değil. Barış için istek var bu iyi bir şey. Bu konuda Almanya daha fazla sorumluluk alabilir. En büyük bedeli ölen insanlardan sonra Türkiye ödedi. 911 km sınırı var. Mültecilere ev sahipliği yapıyor." Edinilen bilgiye göre; Merkel, Rakka operasyonu konusunda "Almanya olarak tam destek veriyoruz" derken, Yıldırım da Tornado'lar tarafından verilen istihbaratın artırılmasını istedi ve "işbirliğini artıralım" ifadesini kullandı.
Milliyet

SPOR

Günün ilk maçında Banvit, Galatasaray Odeabank'ı 71-68 yendi. Galatasaray için kilit nokta, savunmada gösterilecek dirençti. Maç başında Banvit çok organize değildi ama dış şutlarla oyunda kaldı. 17. dakikada Galatasaray, Göksenin ile 8. denemesinde ilk üç sayı isabeti bulurken, Bandırma ekibinin 9'da 5 isabeti vardı. Sarı-kırmızılı ekip, 3. çeyrekte yine Göksenin ile Theodore üzerindeki baskıyı artırdı. Sinan da bu çeyreğe hücumda 7 sayı, 5 asist ile damga vurunca, Galatasaray kontrolü ele aldı. Göksenin yorulunca, yerine giren Diebler takımını üçlükleriyle taşıyordu ama baskıdan kurtulan Theodore devreye girdi. Ergin Ataman, savunma için Göksenin, hücum için de Diebler'ı sahada tutunca, Schilb dışarıda kaldı, bu kez organizasyon aksadı, Banvit de Theodore ile kazandı. 2. finalist Pınar Karşıyaka'yı 79- 74 yenen Anadolu Efes oldu. Efes Doğuş-Granger ikilisiyle, rakibin ön alandaki skorer ikilisine önlem almıştı. Karşıyaka organize olamadı ama ilk çeyrekte 7'de 5 üçlükle oyunda kaldı. Karşıyaka, maç sonuna kadar Heurtel'in savunmasını cezalandıracak isim bulamadı. Soner ile Muhammed hücumda katkı veremeyince, Efes'in eli güçlendi. KSK'nın bir hatası da, ikinci yarının başında 3 faule ulaşan Dunston'ı devreden çıkaramamaktı. Kirk'ün kenarda olduğu gün tek uzun Dunston'dı, 14 sayı, 12 ribaunt ile double double yaptı. Efes için Thomas'ın ceza atışlarında sahne alışı da maçı kazandıran detaylardandı. KSK ilk yarıda 9, 2. devre 10 farkla geriye düştüğü anlarda enerjisi ile geri döndü ama maç sonunda basit top kayıpları canlarını yaktı.
Milliyet

Süper Lig ve Avrupa arenasında attığı kritik gollerle Beşiktaş'ın başarısında çok önemli pay sahibi olan Cenk Tosun yükselen formuyla Teknik Direktör Şenol Güneş'in birinci forveti durumuna geldi. Cenk'in performansından çok memnun olan Güneş; Şota, Fatih Tekke, Burak Yılmaz, Jose Fernandao ve Mario Gomez'den sonra yeni bir gol kralı daha çıkarmaya hazırlanıyor. Siyah-beyazlı takım arkadaşlarının, Hapoel Beer Sheva maçından sonra Cenk Tosun'a, "Mario Gomez'in yokluğunu aratmıyorsun. Sana helal olsun. Gerçekten büyük golcüsün. İnşallah takım şampiyon olur, sen de gol krallığına ulaşırsın" dediği ortaya çıktı. Teknik heyet tarafından tebrik edilen başarılı golcüye, Şenol Güneş'in ise "Çok doğru yolda gidiyorsun ama unutma ki daha biten bir şey yok. Her hafta üstüne koyarak devam etmelisin. Şimdi bir sonraki maça odaklanmalısın" diyerek destek verdiği aktarıldı. Bu arada Mario Gomez ayrıldığında, "Gomez yoksa Türk Milli Takımı'nın golcüsü Cenk Tosun var" diyen Başkan Fikret Orman'ın da yakın çevres i n e n e kadar haklı olduğunu söylediği öğrenildi. Yabancı golcü transferinde beklentileri yüksek tutmayarak Cenk Tosun'u ön plana çıkartan Orman'ın, "Her zaman söylüyorum bizim tüm oyuncularımız pırlanta gibi. Cenk Tosun'a inanmasan böyle konuşur muyum? Ama henüz yolun yarısındayız. İnşallah onun attığı gollerle şampiyon olacağız" yorumunu yaptığı belirtildi. Teknik heyet ve yakın arkadaşlarıyla başarısının mutluluğunu paylaşan Cenk Tosun'un ise "Bu golleri ben tek başıma atmıyorum. Arkamdaki arkadaşlarım olmasa bunları yapamam. Biz bir takımız ve bu golleri de takım olarak atıyoruz" diye konuştuğu vurgulandı.
Milliyet

Spor Toto Süper Lig'de 21. haftada Medipol Başakşehir sahasında Gaziantepspor ile 0-0 berabere kaldı. Şampiyonluk mücadelesi veren turuncu-lacivertliler, 4-0'lık Kasımpaşa yenilgisinin ardından evinde de puan kaybı yaşadı. Kırmızı-siyahlılar ise Bülent Uygun ile son 2 maçta 4 puan topladı. 16. dakikada gelişen ev sahibi takım atağında, İrfan Can Kahveci'nin sağ kanattan ortasında altıpas üzerinde iyi yükselen Epureanu kafayı vurdu, ancak az farkla top auta gitti. 28. dakikada Medipol Başakşehir öne geçme fırsatını kullanamadı. Emre Belözoğlu'nun sol taraftan kullandığı kornerde, Mossoro arka direkte uygun pozisyonda topla buluştu. Brezilyalı oyuncunun yakın mesafeden sert şutunda, top az farkla üstten auta gitti. 41. dakikada Medipol Başakşehir gole çok yaklaştı. Visca ile duvar pası yapan Mustafa Pektemek, ceza sahası sağ çaprazından topa sert vurdu, meşin yuvarlak yan direkten oyun alanına döndü. 79. dakikada gelişen Gaziantepspor atağında, sağ kanatta topla buluşan Barış Yardımcı'nın ceza sahasına yerden ortasında Kangwa, gelişine topa sert vurdu, üstten auta gitti. 83. dakikada Medipol Başakşehir gole yaklaştı. Emre Belözoğlu'nun pasında Doka, ceza yayı üzerinden dönerek yaptığı vuruşta çerçeveyi bulamadı.
Milliyet

Hafta içinde Riekerink'le yollarını ayıran ve takımı Igor Tudor'a emanet eden Galatasaray yeni hocasıyla çıktığı ilk maçta Çaykur Rizespor ile deplasmanda 1-1 berabere kalarak şampiyonluk yolunda bir darbe daha aldı. Oysa her şey güzel başlamıştı Rize deplasmanında Ancak yüksek tempoyu kaldıramayan sarı-kırmızılılar son bölümde varlık gösteremeyerek 1 puana razı oldu. Tudor şunu öğrenmeli: Galatasaray skoru korumayı bilmiyor. 11'den başlayayım. Chedjou ve Josue yeni dönemde daha ön planda olacak gibiler. Aylar sonra şans bulan Chedjou çok kritik müdahaleler yaptı. Josue ise gol pası vermek bir yana özgüvenin yerine geldiğini gösterdi. Galatasaray 90 dakikaya arka tarafta dörtlü gibi gözüken ama pratikte 2-4-1-2-1 şeklinde alışık olmadığımız bir düzende çıktı. Sabri ve Linnes sürekli ön tarafa çıkarken Tudor, Riekerink döneminde 60-70 metrelerde oynanan oyunun boyunu kısalttı. Cim-Bom zaman zaman 35-40 metrede oynadı. Dönen toplar alınırken, kontra da yenilmedi. 23'te Podolski'yle gelen golde ise Alman futbolcunun ustalığı kadar Josue'nin pası da etkiliydi. İkinci bölüm Tudor, Tolga Ciğerci hamlesiyle 4-3-3'e döndü. Linnes-Ahmet Çalık değişikliği ise defansif tedbiri artıran bir hamleydi. Ancak işleyen plan 75'te Özgür Çek'in frikik golüne kadar sürdü. Galatasaray son bölümde yorgun düşerken Tudor'dan Selçuk-Sinan hamlesi geldi. Son bölüm kısır geçti. Yine de önce Yasin'le Galatasaray şans buldu sonra da son dakikada Rize Sonuçta da maç 1-1 berabere bitti.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder