20 Şubat 2017 Pazartesi

20.02.2017 Genel Gündem



20.02.2017

GÜNDEM

Anket Yasağına Ceza Da Kalktı
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, referandum kampanya döneminde uymakla 'zorunlu' olduğu yayın ilkelerinin yanı sıra anketlere ilişkin yasakları da yayınladı. YSK'nın yetkisi kaldırıldığı için anket yasağına uymayanlara da artık yayın ihlallerinde olduğu gibi yaptırım uygulanamayacak. CHP'nin YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, Hürriyet'e, "687 sayılı KHK ile YSK'nın yayın ihlali ve anket yasağına aykırılık halinde yaptırım yetkisi kaldırıldı. Parasını öde istediğin yayını yap, anketi yayınla dönemi başladı. YSK'dan ses var görüntü yok" dedi. Referandum sürecinde 6 Nisan'da YSK'nın yayın, anket, siyasi reklam konularındaki uygulaması şöyle olacak: 1 Kasım seçimlerinden farklı olarak 16 Nisan referandumunda YSK, yine her perşembe RTÜK'ten gelen yayın ihlali raporlarını ele alacak ancak işlem yapamayacak. YSK, yetkisi kaldırıldığı için RTÜK'ün raporlarını arşivleyecek. YSK'nın belirlediği yayın ilkelerine ve eşitlik kuralına aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyonları RTÜK denetleyip para cezası uygulayabilecek. YSK kararına göre, oy verme gününden önceki 10 günlük sürede, yazılı, sözlü ve görsel basın ve yayın araçları ile kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi ve iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla vatandaşın oyunu etkileyecek biçimde yayın ve herhangi bir surette dağıtım yapılamayacak. Bu sürenin dışında yapılacak yayınların; tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine uygun olması, kamuoyu araştırmaları ve anketlerin yayınlanması sırasında, araştırmanın hangi kuruluş tarafından yapıldığının, denek sayısının, araştırmanın kim tarafından finanse edildiğinin açıklanması zorunlu olacak. Belirlenen ilkelere aykırı anket yapılması halinde YSK'nın yaptırım yetkisi bulunmuyor. Siyasi reklamlara ilişkin YSK'nın denetim yetkisi kaldırılmadığı için yaptırım uygulaması 1 Kasım seçimlerinde olduğu gibi devam edecek. YSK ihlal tespiti halinde reklam yayınının engellenmesine karar verebilecek. Siyasi reklamlarda Türkçe'nin yanı sıra farklı dil ve lehçeler de kullanılabilecek. Ancak, siyasi partilerin verecekleri siyasi reklamlarda Türk bayrağı ve dini ibareler kullanılamayacak. Medya hizmet sağlayıcıları, 14 Nisan 2017 Cuma günü saat gece yarısına kadar olan sürede siyasi reklam yayınlayabilecekler. Ayrı bir reklam kuşağı düzenlenemeyecek. Aynı reklam kuşağında, birden çok partinin siyasi reklam yayını istemesi halinde; istekliler arasında kura çekilecek. Bir medya hizmet sağlayıcısında yayınlanacak siyasi reklamların ücreti, siyasi partilere göre değişkenlik gösteremeyecek.
Hürriyet

 Darbe İçin Gelmiş.
İstanbul İstihbarat ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, meslekten ihraç edilen hakim Dursun Ali Gündoğdu ile yine ihraç edilen savcılar Sadrettin Sarıkaya ve Adnan Çimen'in Başakşehir ve Kayaşehir bölgesinde yargı mensuplarının da kaldığı bir sitede olduğu bilgisini aldı. Bölgede yürütülen araştırmalar sırasında sokakta ilk olarak eski savcı Adnan Çimen görüldü. Çimen takip edilerek gizlendiği ev belirlendi. Çimen'in sokakta yakalanmasının ardından ardından aynı bölgede başka bir evde de eski hakim Dursun Ali Gündoğdu ile eski Savcı Sadrettin Sarıkaya'nın gizlendiği belirlendi. Evlere yapılan operasyonda üç şahıs gözaltına alınarak Vatan Caddesi'ndeki Emniyet yerleşkesine götürüldü. Gündoğdu ile Sarıkaya'nın yakalandığı evdeki iki boş pasaporta, "Ramazan Karahan" adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve internet bağlantısını sağlayan aparatlara el konuldu. Şüphelilerin Yunanistan'a kaçmak üzere hazırlık yaptıkları belirtilirken Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner, Gündoğdu, Sarıkaya ve Çimen için iki gün ek gözaltı süresi vermişti. Üçlünün haklarında Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nde süren dava kapsamında SEGBİS ile sorguları yapılmak üzere bu sabah Bakırköy Adalet Sarayı'na çıkarılmaları bekleniyor. Savcı Sarıkaya ile ilgili ise ilginç bir bilgi ortaya çıktı. Sadrettin Sarıkaya'nın 27 Ekim 2015 tarihinde Atatürk Havalimanı'ndan Almanya'ya gittiği, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden kısa bir süre öncede yurda döndüğü belirlendi. Darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanınca da Sarıkaya'nın yurt dışına kaçamayarak uzun süre yakalanmamak için saklandığı tespit edildi.
Vatan

EKONOMİ
Dolar: 3,6286-3,6320                                   
Euro: Euro 3,8496-3,8538
Sterlin: 4,5038-4,5099
Gram Altın: 144,1303-144,3004

İşte Çocuk İşçiler
Yer Fatih, Küçükpazar semti. Süleymaniye Camisi'nin arka sokakları. Burası yüzlerce göçmenin yıkık dökük evlerde yaşadığı, birçoğunun da çalıştığı bir bölge. Eski evlerin arasından dar sokaklarda yürüdüğünüzde karşınıza Suriyeliler de çıkıyor, Pakistanlılar da. Iraklı da var Türkmen de. Bölge, bu göçmenler için bir iş merkezine dönüşmüş durumda. Semtte bulunan eski hanların genelinde ise tekstil atölyeleri var. Çakma çanta üreten de var, Irak'a giyim ihracatı yaptığını söyleyen de. 'Merdivenaltı' olarak adlandırılan bu işletmelerin çoğunda 'çocuk işçi çalıştırılıyor' iddiası üzerine biz de bölgeye gittik. 4-5 katlı apartman görünümlü büyük hanların içinde irili ufaklı onlarca tekstil atölyesi olduğunu gördük. Bu atölyelerin çoğunda ise iddiaların doğru olduğuna şahit olduk. Hanın eksi 1'inci katında gömlek üretimi yapan bir atölyedeyiz. İçeri giriyoruz. Havalandırması olmayan, camsız bir oda. Ortalama bir evin salonunun iki katı büyüklüğünde bir alanda yaklaşık 20-25 kişi çalışıyor. Birçok çalışan sigara içiyor. Çalışan Türk sayısı çok az. Genelde göçmenler var. Ancak odaya girdiğimizde tüm bu özellikler dışında ilk göze çarpan çalışan çocuk sayısının fazlalığı oluyor. Sadece bu atölye'de yasak olmasına rağmen 10-14 yaşlarında 3 çocuk çalışıyor. Biri gömlek parçalarını ütülerken, diğerleri paketleme yapıyor. Çok hareketliler. Bir işi bitirip diğerine geçiyorlar. Çok iyi Türkçe bilmedikleri için sorularımıza cevap vermiyorlar. Bu çalışan çocuklardan biri ise Türk. Kaç yaşından olduğunu soruyoruz. Ancak cevap vermeden patronun bulunduğu odayı gösteriyor. "Patronla konuş" diyor. Çocuğun gösterdiği odaya giriyoruz. Atölyenin patronu ile sohbet ediyoruz. İlk olarak zorlu ekonomik şartlardan dolayı iş yapamaz hale geldiklerini, işçi çıkarmak zorunda kaldığını söylüyor. Çalışanlarının maaşlarını soruyoruz. Asgari ücret verdiğini söylüyor. Çocuk işçilere konu gelince. Duraksıyor ve şunu söylüyor. "Arkadaşlarımın çocukları, iş öğreniyorlar." Maaş alıp almadıklarını sorduğumuzda ise harçlık verdiklerini, onların çalışanları olmadığını iddia ediyor. Tekrar atölyeye dönüyoruz. Ütü yapan bir çalışanla konuşuyoruz. Maaşının yaptığı işe göre değiştiğini aylık 800 ile 1000 lira arasında para kazandığını söylüyor. Çocukların ne kadar para kazandığını soruyoruz. "Yaptıkları işe ve yaşlarına göre değişiyor. Ütü yapanlar 600 liraya yakın kazanıyor. Ancak ayak işleri yapanlar en fazla 400 lira kazanıyor" şeklinde cevaplıyor. Yine aynı kişiden çalışma saatlerinin 12 saati bulduğunu öğreniyoruz.
Hürriyet

Bize 20 Değil 5 Yıl Vade Yeter!
Kasım sonunda yapılan ÖTV artışının net etkileri otomotiv firmalarının ellerindeki 2016 model stokların bitmesiyle birlikte mart ayından itibaren pazarda kendisini gösterecek. Kuşkusuz, otomotiv sektöründe bu durumdan en çok etkilenecek olan kesim de müşterilerle direkt temas halindeki bayiler olacak. İç pazarın ÖTV artışlarıyla birlikte daralması en çok bayileri ve bayi çalışanlarını kara kara düşündürürken, zaten düşük kâr marjlarıyla çalışan bu kesim çözüm yolları arıyor. Otomotiv Yetkili Satıcılar Derneği (OYDER) Başkanı Ziya Alp Gülan bu konuda Hürriyet'e yaptığı özel açıklamada, 2017'de ÖTV değişikliğine bağlı olası pazar daralmasına karşı çözüm önerileri üzerinde çalıştıklarını ve bunları Maliye Bakanlığı ve Gelirler Genel Müdürlüğü'ne sunacaklarını belirtiyor. Pazarda ortaya atılan her söylentinin bayileri olumsuz etkilediğini kaydeden Gülan, "Geçtiğimiz günlerde Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın yaptığı açıklamalar sonrası internette ve sosyal medyada, 'ÖTV indirimi mi geliyor' beklentisi yaratıldı. Bu söylentiyle müşteriler anında alımdan vazgeçerek beklemeye döndü. Bu yüzden bir şey yapılacaksa da bu kesin olduğunda açıklanmalı. Aksi takdirde her söylem farklı beklentileri beraberinde getiriyor. Tüketiciler bu konuda hassas, bu da bayileri vuruyor" diye konuştu. Hükümetten mevcut koşullarda bir vergi indirimi beklentilerinin olmadığını tek istediklerinin yaşlı otomobillerin parktan çekilmesi ve ÖTV'deki TL olan matrah sınırının en azından döviz kuruna çevrilmesi olduğunu kaydeden Gülan, şunları söyledi: "Ülkemizin motorlu taşıt araçları parkının önemli oranda yaşlı araçlardan oluştuğu biliniyor. Bugün 12 yaş üzerinde otomobillerin toplamdaki payı yüzde 48'i aşıyor. Güvenlik, çevre ve yüksek yakıt sarfiyatı nedeniyle ülkeye her açıdan büyük zararı olan bu araçların artık trafikten çekilmesi gerekiyor. Bugün AB ülkelerinde yapılan bir araştırmada yaşlı bir aracın çevreyi kirletme bedelinin telafisi için harcana rakamın 9 bin Euro olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla hem çevresel ve ekonomik etkileri hem de pazardaki daralmayı önlemesi açısından hükümetin bu ömrünü tamamlamış araçlara yönelik bir düzenleme yapması gerekiyor. Biz bu konuda kapsamlı çalışma yaptık ve önümüzdeki günlerde hükümete sunacağız."
Hürriyet

Körfez'de 'Cesur' Atak
Koç Holding'in savunma sanayii sektöründe de faaliyeti bulunan şirketi Otokar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) önde gelen yatırım şirketlerinden Tawazun'un girişimleriyle kurulan Al Jasoor (Cesur) şirketi, Birleşik Arap Emirlikleri Silahlı Kuvvetleri ile 661 milyon dolar değerinde 8x8 taktik tekerlekli zırhlı araç sözleşmesi imzaladı. Otokar'ın BAE'deki kurulu Otokar Land Systems şirketi ile Tawazun'un Heavy Vehicles Industry şirketinin ortak girişim (Joint Venture) şirketi olan Al Jasoor, BAE Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçları kapsamında geliştirilen Rabdan 8x8 amfibik zırhlı aracı, BAE'nin halihazırda sahip olduğu üretim tesislerini kullanarak üretecek. Abu Dabi'deki savunma fuarı IDEX 2017'de duyurulan anlaşma hakkında konuşan Koç Holding Başkanvekili ve Otokar Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç, "Körfez ülkelerine ihracat yapmakla kalmayacak, yerel ortağımızla kurduğumuz şirketimiz Al Jasoor ile yurtdışında üretime başlayacağız" dedi. Türkiye'nin savunma sanayii kabiliyeti açısından yapılan anlaşmayı stratejik ve önemli bulduğunu belirten Koç, "Türkiye savunma sanayiinin tek kalemde en büyük ihracat anlaşmasına imza attığımız için gurur duyuyoruz. Al Jasoor'un gelecekte BAE'nin ve bölgenin her türlü kara sistemleri talebini karşılamasını hedefliyoruz" ifadesini kullandı. Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç ise, "BAE ordusunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere önümüzdeki dönemde 700'lü adetlere ulaşması öngörülen ve dünyanın en büyük 8x8 zırhlı araç alımlarından biri olan sözleşmeye imza attık" dedi.
Haber Türk

Reeskont Düzenlemesi 7.8 Milyar $'Lık Döviz Riskinden Kurtardı
Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında 23 Ocak 2017 tarihinde çıkartılan 683 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile şirketlerin kamuya olan döviz borçları için getirilen sabit kurla Türk Lirası olarak ödeme kolaylığının ardından Merkez Bankası da ihracatçı ve turizmciler için kullandırılan reeskont kredilerinde sabit kurla ödeme olanağı sağladı. Merkez Bankası'nın bu hamlesiyle şirketlerin yaklaşık 7.8 milyar dolarlık döviz alım baskısı ortadan kalkacak. Merkez Bankası, ihracatçılar ile döviz kazandırıcı turizm, sağlık, müşavirlik, yazılım ve mühendislik, taşımacılık ile bakım ve onarım hizmetlerinde bulunanlara ucuz finansman sağlamak amacıyla, 240 gün vadeye kadar reeskont kredisi kullandırıyor. Banka krediyi TL olarak veriyor, vade bitiminde ise şirketlerden kredi karşılığını döviz olarak alıyor. Merkez Bankası böylece, hem ihracatçıların finansman ihtiyacını düşük faizle karşılıyor, hem de döviz rezervini güçlendiriyor. Merkez'in 1 Ocak 2017 tarihinden önce kullandırdığı ve 31 Mayıs 2017 tarihine kadar vadesi dolacak reeskont kredilerinin geri ödemeleri döviz yerine Türk Lirası olarak da yapılabilecek. Kur ne olursa olsun Merkez Bankası'na ödemeler 2 Ocak'taki 3.5338 TL'lik sabit kur üzerinden Türk Lirası olarak yapılabilecek. Dolar kuru önümüzdeki dönemde bu rakamın altına düşerse döviz olarak da ödeme yapmak mümkün olacak.
Haber Türk

Otomatik Bes Milyonu Buldu
Otomatik BES'te cayma oranı yüzde 20'lerde kaldı. Sisteme giren çalışan sayısı 1 milyon 27 bini buldu. Çalışanlardan yapılan kesinti 100 milyon lirayı aşarken devletin çalışanlara yaptığı katkı tutarı da 100 milyon lirayı geçti. Sistemden cayanların büyük bölümünü zaten işveren katkılı BES'i bulunan bankacıların oluşturduğu otomatik katılımda reel sektör çalışanları ise sistemde kalmayı tercih etti. Nisan ayına kadar sadece çalışan sayısı bin ve daha üstü olan işletmeleri kapsayan otomatik BES'te nisanda bu sayı 250'ye inecek. 17 Şubat itibarıyla otomatik BES'te çalışan sayısı açısından liderliği 146 bin katılımcı ile Garanti Emeklilik göğüsledi. Allianz Emeklilik 141 bin ile ikinci durumdayken üçüncü 132 bin çalışanı bünyesine katan Anadolu Hayat oldu. Dördüncülüğü ise 131 bin ile Avivasa elde etti.
Haber Türk

Arap Turiste Yakın Markaj
Arap turistlere önem veren Türkiye, Arapları getirmesi için dokunulmazlığı olan turizm temsilciliği açılmasına izin veriyor. TBMM Dışişleri Komisyonu'nda kabul edilen uluslararası anlaşmaya göre, Arap Turizm Örgütü'nün Türkiye'de açacağı temsilciliğin yöneticileri gibi araç ve binaları da dokunulmaz olacak. Temsilcilik her türlü vergiden muaf tutulacak. 2015 yılında 3.8 milyon Arap turisti ağırlayan Türkiye'nin hedefi bu sayıyı 10 milyona çıkarabilmek. TBMM Dışişleri Komisyonu'nda "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Arap Turizm Örgütü (ATÖ) Arasında Türkiyede Bir Temsilcilik İhdas Edilmesine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" oy birliği ile kabul edildi. Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Murat Ateş, "Amaç Arap ülkelerinden daha fazla turist ve daha fazla turizme yönelik yatırımcı getirmek. Temsilciliğin açılmasının ülkemiz ile Arap ülkeleri arasında ekonomik, kültürel ve turizm alanında önemli iş birliği imkânı sağlayacağı ve ülkemiz turizm sektörüne katkılar sunarak ekonomimiz açısından olumlu sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir" dedi. Ateş, milletvekillerinin ATÖ yöneticilerinin hangi faaliyetleri için dokunulmazlık kazanacağını sorması üzerine, "Bu tür ayrıcalıklar uluslararası kuruluşlara verilen standart ayrıcalıklar. Bizim resmî bir uluslararası örgüt olarak kabul ettiğimiz bu kuruluşa da bu çerçevede bu ayrıcalıklar verilmiştir" dedi.
Milliyet

Dünya
'Birbirlerine Silah Satıyorlar'
Almanya'da düzenlenen 53'üncü Uluslararası Münih Güvenlik Konferansı kapsamındaki "Eski Krizler Yeni Ortadoğu" konulu panelde konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu önemli mesajlar verdi. Terör örgütleriyle mücadele ederken başka bir terör örgütünü desteklemenin çok yanlış olacağına işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti: "Bu, ABD'deki bir önceki yönetimin yaptığı bir yanlıştır. Onlar YPG'ye silah verdiler. PKK o silahların bazılarını aldı. DEAŞ o silahların bazılarını ele geçirdi. Bunlar silahları karşılıklı değiştiriyorlar. DEAŞ, YPG ve diğer terör örgütleri birbirlerine silah satıyor. PKK bu silahları Türkiye'deki terör saldırılarında kullanıyor. Türkiye, ABD'nin bir müttefiki ama bu mücadelede başka bir terör örgütüne niye bel bağlanıyor?" PKK'nın Suriye'deki uzantısı YPG'nin Suriye'nin barışı ve birlikteliği için çalışmadığının altını çizen Çavuşoğlu, "YPG daha fazla toprak kazanmak istiyor. Onlar kendi değerlerini paylaşmayan herkesi, Sünnileri, Arapları şehirlerden gitmeye zorluyorlar, bu bir etnik temizliktir" ifadesini kullandı. DEAŞ ile mücadelede, desteklenen lokal güçlerin ne yapabileceğini göstermesi açısından Fırat Kalkanı operasyonunun iyi bir örnek olduğunu belirten Çavuşoğlu, El Bab'ın DEAŞ'tan geri alınmak üzere olduğu bilgisini verdi. Ardından ABD ve diğer koalisyon güçleriyle Rakka'nın da temizlenebileceğini ifade eden Çavuşoğlu, "Yerel güçleri desteklemek için bazı müttefiklerimiz özel kuvvetlerini sahaya sürebilirler" dedi. DEAŞ ile mücadelede ABD'den daha fazla askerini sahaya sürmesini isteyip istemediklerine yönelik bir soruya Çavuşoğlu, "ABD Genelkurmay Başkanı (Joseph) Dunford bu teknik konuları görüşmek üzere iki gün önce Türkiye'deydi. Evet, lokal güçleri desteklemesi için özel kuvvetlerini sahaya göndermesi önerisinde bulunduk" yanıtını verdi. Türkiye'nin her türlü dini ayrımcılığa ve mezhepçiliğe karşı olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce "Ben ne Şii'yim ne Sünni. Ben Müslümanım. Benim dinim Şiilik değil, benim dinim Sünnilik değil. Benim dinim İslam" şeklindeki açıklamalarını hatırlatarak Ortadoğu'da her türlü dini ayrımcılığa karşı olduklarını vurguladı. İran'ın bazı eylemlerinin bölgedeki istikrarın altını kazıdığını kaydeden Çavuşoğlu, "İran, Suriye ve Irak'ı Şii yapmak istiyor" dedi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, İran'ın bölgenin istikrarı ve güvenliği için bu tür eylemlerini sonlandırması konusunda çağrıda bulunduklarını ifade etti.
Hürriyet

Musul'un Batısına Üç Yönden Hücum
Irak birlikleri, Dicle Nehri'nin ayırdığı Musul kentinin batısını terör örgütü DEAŞ'ın elinden almak için operasyon başlattı. Operasyon, kentin doğu yakasında kontrolün sağlanmasının ardından geldi. Askeri kaynaklar, operasyona 3 cepheden başlandığını, Irak ordusunun kuzeyden, Irak federal polis güçlerinin güneyden, İran destekli Şii ağırlıklı milis gücü Haşdi Şabi'nin ise batıdan harekete geçtiğini aktardı. ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon da operasyona hava saldırılarıyla destek veriyor. Vatandaşlarını DEAŞ teröründen kurtarmak için Musul operasyonunda yeni bir safhaya geçtiklerini ifade eden Irak Başbakanı Haydar İbadi, birliklere insan haklarına saygı göstermeleri çağrısı yaptı. ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin komutanı General Stephen Townsend, "Musul, dünyadaki her ordu için sert bir mücadele olacaktır" açıklamasını yaptı. Operasyonla birlikte Musul'un batısındaki bazı köyler, Irak güçlerinin eline geçti. Harekâta kentin güneyinden katılan federal polis güçlerinin, Musul Uluslararası Havalimanı'na sadece birkaç kilometre mesafede bulunduğu kaydedildi. Operasyonun başlamasının ardından Musul'un doğusundaki bir restorana yönelik intihar saldırısı oldu. Aynı mekân 10 gün önce de hedef olmuştu.
Hürriyet

'Rusya, Başbakanı Öldürtmek İstedi'
İngiliz Daily Telegraph Gazetesi'nin İngiltere hükümetine dayandırdığı iddiaya göre, geçen yıl son anda engellenen dönemin Karadağ Başbakanı Milo Cukanoviç'e yönelik suikast planının arkasında Rusya yönetimi var. İddiaya göre Rusya, bu suikastla, Cukanoviç'in yerine Karadağ'ın NATO'ya katılmasını engelleyecek, Moskova yanlısı bir ismi getirecekti. Kaynaklar, planın Rus ajanlar tarafından yapıldığının tespit edildiğini belirtti. İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson'un ABD'li mevkidaşı Rex Tillerson ile geçen haftaki görüşmede de elde edilen bu bilgiyi paylaşıp tartıştığı jfade ediliyor. Suikastın arkasında olduğu tespit edilen 2 şüphelinin yakalanması için konunun Interpol'e iletildiği söyleniyor. Gazeteye konuşan Karadağ Savunma Bakanı Peredraj Boskovic, "Komplonun Ruslarca hazırlanıp finanse edildiğinden yana şüphe yok" dedi. NATO, stratejik önemdeki Karadağ'ı üyeliğe kabul etme kararı almıştı.
Haber Türk

Somali'de Bombalı Saldırı: 20 Ölü
Somali'nin başkenti Mogadişu'da bir halk pazarı yakınlarında bomba yüklü araçla düzenlenen saldırıda, ilk belirlemelere göre 20 kişi öldü, onlarca kişi de yaralandı. Saldırının sorumluluğunu üstlenen olmazken, patlamanın Eş-Şebab örgütünün yeni Cumhurbaşkanı Muhammed Abdullah Fermacu'ya karşı "savaşacağını" duyurmasından hemen sonra meydana gelmesi dikkat çekti.
Haber Türk

Trump Yasağı Yumuşatıyor
Amerikan "The Wall Street Journal" (WSJ) gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın imzalaması beklenen yeni göçmen kararnamesinin taslağına erişti. Habere göre Trump, mahkemelerce engellenen bir önceki kararnamede yer alan 7 ülkeye yönelik vize yasağını, yeni metinde de koruyor. Ancak oturma ve çalışma izni veren "yeşil kart"a sahip olanlar, yeni kararnamede yasak kapsamından çıkarılıyor. Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, yeni kararnamede Suriyelilerin ülkeye tamamen girişini yasaklayan maddenin hafifletileceğini söyledi. Yönetimin, kararnamenin yayımlanmasıyla uygulamaya geçmesi arasına 2 hafta süre koyacağı, bu sürede olası yasal engellere karşı önlemler almak istediği belirtildi. Öte yandan, Trump'ın, Florida mitinginde çok sayıda mülteci alan Avrupa ülkelerini eleştirirken "Bakın dün gece (önceki gece) İsveç'te ne oldu" demesi merak yarattı. Zira ülkede önceki gün herhangi bir terör olayının gerçekleşmediği belirtiliyor.
Milliyet

Multeciler İçin Yuruduler
İspanya'nın Barcelona kentinde mültecilere destek için düzenlenen gösteriye katılan 150 binden fazla kişi Avrupa ülkelerine, "Daha fazla ölüm olmasın, sığınmacılara sınırları açın" çağrısı yaptı. Kent merkezinden deniz kıyısına kadar süren yürüyüşe katılan siyasetçiler, yaşanan mülteci krizinin, Avrupa ülkelerinin uyguladığı yanlış politikalardan kaynaklandığı yorumunu yaptı.
Vatan

POLİTİKA

Gafiller
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 16 Nisan'ın yeniden bir doğuş olacağını söyleyerek, "Sistemi değiştirmek zorundayız. Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkan gafiller hep yanlış söylüyor, ne yazık ki yalan söylüyorlar" diye konuştu. Erdoğan, dün Gaziantep ve Adıyaman'da katıldığı toplu açılış törenlerinde özetle şunları söyledi: "Türkiye demokrasiyle yönetilen bir ülkedir. Elbette herkes tercihinde hürdür, özgürdür. Ama milletimizin her bir ferdinin yaptığı tercihin sonuçlarını bilmek de hakkıdır. Maalesef bu Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak o kadar yanlış bilgiler yayılmaya çalışılıyor ki. Hani işin aslını bilmesek biz bile tereddüde kapılacağız. Anayasa değişikliğine ve Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkan gafiller ha bire bir şeyler söylüyorlar ama hep yanlış söylüyor, ne yazık ki yalan söylüyorlar. CHP'nin dediği gibi rejim değişmiyor, yürütme ortadan kalkmıyor. Meclis kapanmıyor, yargı etkisiz hale getirilmiyor. Cumhuriyetimizin son asırdaki en büyük kazanımı inşallah 16 Nisan olacak. Demokrasiyi zayıflatmak şöyle dursun güçlendiriyoruz. Ülkeyi yönetecek cumhurbaşkanını seçme yetkisini doğrudan millete veriyoruz. Bunun için yeni sistemin adı 'Cumhurbaşkanlığı Sistemi' veya 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Cumhurbaşkanı ve Meclis'ten hangisi isterse seçimleri birlikte yapabilir. Yani cumhurbaşkanı seçimlere gider ama seçime gittiği zaman kendisi de onun da süresi dolar. Öyle bir kişinin istediği kadar cumhurbaşkanı olma imkânı da yok. En fazla iki dönem, yani 10 yıl görev yapabiliyor. Değişimin, yenilenmenin önünü tıkamaya kimsenin hakkı yok. Cumhurbaşkanı sadece bütçe kanunu teklif edebiliyor. Onun dışındaki tüm yasama yetkisi milletvekillerine ait. Utanmadan çıkıyorlar, 'Meclis artık kalkıyor' diyorlar. Yalanlarından bıktık. Mevcut sistemde her ikisi de gücünü halktan alan, Anayasa'da oldukça geniş yetkilere sahip bir cumhurbaşkanı, bir de başbakan var. Bu makamlarda kim olursa olsun, bu güçler arasında bir çatışma kaçınılmaz. Bunu biz rahmetli Özal ve Demirel döneminde de gördük, başkalarında da gördük. Hani sizin burada bir söz var ya, 'Sen ağa, ben ağa, bu ineği kim sağa'. Terörle mücadelemizi neticeye ulaştırabilmemiz, bölgedeki mücadelelerden başarıyla çıkabilmemiz, 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için sistemi değiştirmek zorundayız."
Hürriyet

Münih'te Sürprız Görüşme
Başbakan Binali Yıldırım, Almanya temasları sırasında dün Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani'yle sürpriz bir görüşme yaptı. Münih'teki Sofitel Oteli'nde önce gizli tutulan buluşma dışarı sızınca, görüşmenin olacağı açıklandı. Görüşmeden sonra yazılı bir açıklama yapıldı. Yazılı açıklamaya göre Yıldırım ve Barzani bölgedeki gelişmeler ve terörle mücadele konularını ele aldı. Görüşmede terörle mücadele konusunda kararlılığın vurgulandığı, terör gruplarının bölgede yol açtığı tahribattan duyulan rahatsızlık üzerinde durulduğu kaydedildi. Başbakan Yıldırım, terörle mücadelede koordinasyonun önemine dikkat çekti. Temasların sıklaşması konusunda da mutabakata varıldı. Başbakan Yıldırım, kaldığı Sofitel otelinde ayrıca Alman basınıyla kahvaltıda buluştu ve soruları yanıtladı. Alman basın mensupları, Başbakan Yıldırım'a OHAL altında Anayasa referandumu, Almanya'da seçim kampanyası yapması ve Suriye üzerine sorular sordu. "Neden Almanya'da referandum kampanyası yapıyorsunuz" sorularına Başbakan Yıldırım, buradaki Türk vatandaşlarıyla buluşmanın gayet doğal olduğunu, Alman yetkililerin de kendi vatandaşlarıyla Türkiye'de buluşabileceğini vurgulayarak yanıt verdi. Alman Süddeutsche gazetesi temsilcisi, Başbakan Yıldırım'a "OHAL altında Anayasa referandumu meşru olur mu" sorusunu yöneltti. Başbakan Yıldırım, Fransa'da da OHAL bulunduğunu, orada da seçim yapılacağını, bunu sorgulamayıp sadece Türkiye'yi sorgulamanın çifte standart olduğunu belirtti. Türkiye'de gözaltına alınan Die Welt gazetesi temsilcisi Deniz Yücel konusunda gelen soruya ise Başbakan Yıldırım, bunun bağımsız yargının konusu olduğu cevabını verdi. Yıldırım, Almanya'yı Suriye'de daha etkin olmaya da çağırdı. Kahvaltıya Spiegel, Focus dergileri temsilcileri, Süddeutsche, Frankfurter Allgemeine, Alman haber ajansı Dpa, Funke Medien, Tagesspiegel ve Handelsblatt temsilcileri katıldı.
Hürriyet

'Müjdeli Torba' Mesaisi Başlıyor
Meclis önümüzdeki hafta, milyonlarca vatandaş ile yabancılara önemli müjdeler içeren "torba kanun teklifi" için mesai yapacak. TBMM Genel Kurulu'nda, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edilen Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşülecek. Teklif, vergiye uyumlu mükelleflere vergi indirimi, ahilik sandığı kurulması, yabancılara konut ve iş yeri satışında KDV istisnası, TEDAŞ ve tarımsal kredi alacaklarının yeniden yapılandırılması gibi önemli konularda düzenlemeler içeriyor. Teklife göre, vergisini düzenli ödeyenlere yüzde 5 indirim getiriliyor. İş yeri ve konutların, satış bedelinin yurt dışından getirilecek döviz olarak ödenmesi şartıyla Türkiye'de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kurumlara ilk satışı KDV'den istisna olacak. Esnaf Ahilik Sandığı kurulacak. Son 3 yıl içinde 600 gün faaliyetini sürdüren ve Esnaf Ahilik Sandığı primi ödemiş olanlara 180 gün, 900 gün faaliyetini sürdürenlere 240 gün, bin 80 gün faaliyetini sürdürenlere 300 gün süreyle Esnaf Ahilik Sandığı ödeneği verilecek.
Milliyet

'Cevabı Olmayan' 13 Soru
Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkan CHP, "cevabı olmayan 13 soru"luk broşür hazırladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan koordinasyonunda hazırlanan broşürdeki sorular şöyle: Bu anayasa değişikliği kabul edilirse, demokratik parlamenter rejimden, otoriter rejime geçeceğiz. 140 yıllık parlamento geleneğinden niçin vazgeçiyoruz? Başbakan Yıldırım 30 Ekim 2016'da, 'Başkanlık gelmezse Türkiye'nin bölünme riski var' dedi. Bugüne kadar demokratik parlamenter sistemle birliğini ve bütünlüğünü koruyan Türkiye, nasıl oldu da bölünme riskiyle karşı karşıya kaldı? Bu anayasa değişiklik teklifi kabul edildiğinde Cumhurbaşkanı, aynı zamanda partisinin genel başkanı olacak. Cumhurbaşkanı, parti başkanı olarak partisini mi yoksa Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türk milletini mi temsil edecek? Bu ayrım nasıl sağlanacak? Cumhurbaşkanı aynı zamanda bir partinin genel başkanı olacaksa, öteki siyasi parti liderleriyle eşit olabilecek mi? Siyasetçileri eleştirmek, tepki göstermek, protesto etmek anayasal bir hak. Mahkemeler dozu yüksek eleştirileri bile hakaret kabul etmiyor. Partili Cumhurbaşkanı protesto edilirse bu, siyasetçiyi protesto anlamına mı gelecek yoksa devletin başı protesto edilmiş mi sayılacak? Bu ayrım nasıl yapılacak? Yürürlükteki yasalara göre, partilerin genel başkanlarını illerde o partinin il başkanı temsil ediyor. Cumhurbaşkanını da vali. Cumhurbaşkanı partili olursa illerde kendisini il başkanı mı vali mi temsil edecek? Cumhurbaşkanı seçilen kişinin genel başkanlığını yaptığı parti sandıktan ikinci parti çıkarsa, yani meclis çoğunluğunu sağlayamazsa, yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı aynı zamanda ana muhalefet partisi genel başkanı mı olacak? Değişiklikle yasamanın, yani meclisin yürütmeyi denetleme yetkisi kaldırılıyor. Bu durumda seçilecek kişiye, 'Beş yıl süreyle ülkeyi istediğin gibi yönet, istediğini yap' yetkisi verilmiyor mu? Değişiklikle cumhurbaşkanına üst düzey kamu görevlilerinin atanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme, kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını kararnameyle düzenleme yetkisi veriliyor. Bir kişinin devleti istediği gibi dizayn etmesi doğru mu? Cumhurbaşkanı koltuğuna oturan kişi, devlet yapısını istediği gibi değiştirmek isterse ne olacak? Anayasa değişikliği gerçekleşirse, Cumhurbaşkanı, Türkiye'de birden fazla ili kapsayan yönetim birimleri, bölgesel kamu kurum ve kuruluşları oluşturabilme yetkisine kavuşacak. Bu, federasyona geçiş hazırlığı değil midir? Anayasa değişikliği gerçekleşirse, cumhurbaşkanı hiçbir gerekçe göstermeden Meclisi feshedebilecektir. Atatürk'ün bile almadığı bir yetkiyi cumhurbaşkanına vermek doğru mudur? Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi üyelerini istediği gibi atayacak. Bu üyeler cumhurbaşkanı suç işlerse Yüce Divan sıfatıyla onu nasıl yargılayacak?
Milliyet

SPOR

Anadolu Efes'i finalde 75-66 yenmeyi başaran Banvit, destan yazdı, Integral Türkiye Kupası'nı tarihinde ilk kez müzesine taşıdı. Bir ilçe takımı olarak ligde oynadığı finaller, Avrupa'da elde ettiği dereceler ile tarih yazıyordu Banvit ama o listeye artık bir kupa eklemenin zamanı gelmişti. Banvit, hakederek, savaşarak bir ilçe takımı için hayal bile edilemeyecek yerlere ulaştı, kupayı kaldırdı. Efes karşısına bir gün önce daha fazla yıpranan takım olarak çıkmıştı Banvit ama o istek, o enerji hep onları ayakta tutmayı başardı. Takımın lideri Theodore hücumda mükemmel işler yaparken, Heurtel'in devreye girmesini engelleyen Chappell, en kritik sayıları attı. Orelik, sahada olduğu her saniye mücadelesiyle ışıldarken, üçlüklerle 15 sayıya ulaştı. Boyalı alanı önce Vidmar, ardından Kulig domine ederken, takımın genç yıldızı Tolga'nın asistleri de fark yarattı. Ama takım halinde disiplinden hiç taviz vermemenin ödülünü de almış oldu Banvit, sahada 1 dakika kalan bile düzenin işlemesini sağladı. Helal olsun Banvit'e, hayırlı olsun Bandırma şehrine, Türk Basketbolu'na tarihi başarı hikayesinin yazıldığı yeni bir sayfa açtı. Yıllardır bu kulübü sıfırdan zirveye çıkaran çabalarıyla Başkan Özkan Kılıç ve Genel Direktör Turgay Çataloluk ile uzun yıllar içinde görev almış, emeği bulunan herkese tebrikleri yollamalı. Banvit Türkiye'ye bir kez daha örnek olmalı. Efes'te ise Perasovic'in hatalı tercihleri maça damga vurdu. Haftalardır takımı maça Doğuş-Granger ikilisiyle başlatan ve rakip guarda maç başında mesaj veren Efes, Theodore gibi bir yıldızı bulunan Banvit'e karşı Doğuş'u kenarda oturttu. Theodore daha ilk yarıda 13 sayı, 5 ribaunt, 3 asistle havasını bulmuştu. Kirk'ü kadroya almayarak iki iyi uzunu olan Banvit'e karşı, KSK karşısında yıpranan Dunston'ı tek uzun bırakmak da ilginç bir tercihti.
Milliyet


Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, bugün başlayacak kumpas davası için herkese seslendi, "Bu Cumhuriyet'in davasıdır" diyerek şikayetçi olanların korkmadan mahkemeye gelmelerini istedi. 3 Temmuz'dan bugüne kadar gelen süreci özetleyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz niye dik durduk? Biz yapmadık çünkü. Böyle şike olmaz. 18 tane oyuncu suçlanıyor. Birine sen para aldın mı diye sormuyor? Böyle şike mi olur? Futbolcuları çağıracak, sen parayı aldın mı, almadın mı diyeceksin. Kanunu da sezon sonunda koyacaksın. Ama amaç kanunu uygulamak değil. Bizi hapse attıracak bir şey yaratmaktı. Fenerbahçe'de başarılı olunsaydı diğer operasyonlar gelecekti. En son 15 Temmuz geldi. Memleket elden gidiyor dedik. 14 Şubat 2012'de söyledim ben bunu. Bunlar 50 bin kişi ile ihtilal yapacaklar dedim, güldüler." Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e mektup yazdığını da anlatan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, "Kimse bizim yazdıklarımızı okumuyor! Mehmet Berk bana, 'Tayyip Bey'e Hakan Fidan ile uzanacaklar' dedi diye yazdım" ifadesini kullandı. Bugün başlayacak davaya dönen Yıldırım, "Bu mahkemeye Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe diye insanlar bakarsa yanılgıya düşerler. Bu cumhuriyetin davasıdır. Çünkü onlar bunu ele geçirmeye çalıştılar. Bizim konumuz örgütün belini kıracak şekle getirmek Yoksa Fenerbahçe'yi ele geçirip ne yapacak? 15 Temmuz bunu gösterdi. Adamlar Fener'i ele geçirse, basının belli bir kısmını halletseydiler, 15 Temmuz'a gerek kalmayacaktı. Bu başarısızlıklardan dolayı 15 Temmuz gerçekleşti. 15 Temmuz silahlı bir örgüt operasyonudur. Bunu da askere yaptırdılar. Adamlardaki cürete bak. Onu koruyanlar bizim adamımız diyorlar. Daha önce bu konu için zaten gladio demiştik" dedi. 3 Temmuz sürecinde Fenerbahçe'de bu olayda hapis yatan, mahkemeye giden herkesin avukat paralarını cebinden ödediğine dikkat çeken Aziz Yıldırım, "Türkiye'de Bochum dosyası var. Esas şike orada Bochum dosyasında maç üzerine bahis oynanmış. İçinde kimlerin olduğu önemli değil. İddia oynanmış, hiçbir işlem görmüyor. Biz yeni bir operasyonla yeni bir kanunla yargılanıyoruz" diye konuştu.
Milliyet


Son yılların en kötü performansını sergileyen Fenerbahçe, Krasnodar maçının ardından taraftarına büyük bir hayal kırıklığı daha yaşattı. Sezon başından bu yana organizasyon sıkıntısı yaşayan sarı-lacivertlilerde Lens, Alper ve Van Persie'nin yokluğu daha büyük bir sıkıntıyı beraberinde getirdi. Stoch dışında rakip savunmayı zorlayan kimse çıkmadı. Topu ayağına alan birçok futbolcu ne yapacağını bilemiyordu. Boşta arkadaşını bulmayınca da çaresizlikten şut atmak zorunda kalıyordu. Souza'nın dışında bu şutların çoğu isabetsizdi 10'da Adem ve Castro, sağ kanattan gelen topu paylaşamadığı için konuk ekip önemli bir fırsatı harcadı. 34'te kendi yarı sahasından tek paslarla Fenerbahçe ceza sahasına kadar inmeyi başaran Kasımpaşa'da Castro karşı karşıya kaldığı pozisyonu değerlendiremedi. 43'te ise Mehmet Topal, üç rakibinden sıyrılıp tehlike yaratmaya çalışsa da Ramazan pozisyonu önledi. İleri uçta etkisiz Sow'un yerine Fernanado hamlesi geldi ikinci yarı. Taraftarın etkisi ile bu bölümlerde takım biraz hareketlense de bilinçli bir oyun yoktu. Fenerbahçe etkili hücum yapmaya çalıştığında bu sefer savunmada ciddi boşluklar bırakıyordu. Kasımpaşa üç kez hızlı hücum şansı yakaladı. 62'de Skrtel ve Volkan arasındaki anlaşmazlıkta Castro gole yaklaştı. 83. dakika itibariyle taraftar takımı protesto etmeye başladı. Son dakikada Salih, net bir fırsat yakalasa da yakın mesafeden vuruşu dışarı gitti.
Milliyet


Fenerbahçe Teknik Direktörü Dirk Advocaat, maç öncesi kurdukları planların işlemediğini ifade etti. Hollandalı hoca, her maça göre elbette bir taktik düzen kurduklarını kaydederek, "Planımız oldukça basitti maçtan önce. İki kanat oyuncusu, bir forvet ve bir oyun kurucu ile başladık. Bu oyuncuların tamamına ceza sahasına girme özgürlüğü verdik. Ancak bunu yapmadılar. Bunun bir sebebi olmalı ve bunu onlara sormalısınız" diye konuştu. Elinden geleni yaptığını ve hep sorumluluk aldığını dile getiren Advocaat şu ifadeleri kullandı; "Mehmet Ekici'yi getirseydik biraz fark olabilirdi. Ama tek oyuncu yetmezdi. Ben buraya neden geldim; buraya iyi bir fırsat ve hedef için geldim. Para için gelmedim. Kariyerimi büyük bir kulüpte bitirmek için geldim. Ama biz buraya geldiğimizde bazı şeyler için çok geçti. Aralık ayında da çok geçti. Ama her zaman kendinize bakmalısınız. Buradaki birçok şeyden sorumlu benim. Yönetimimiz daha iyi hoca bulabileceğini düşünüyorsa hemen getirebilirler. En net cevap budur." Taktiksel anlamda her gün çaba harcadıklarını ve yenilik aradıklarını kaydeden tecrübeli çalıştırıcı, Vitor Pereira örneği verip, "Biz de taktik konusunu hep konuşuyoruz. Toplantılar yapıyoruz. 3 forvetle oynarken bile bazen çok pozisyon üretemedik, kazansak bile. Her gün değiştirebilir miyiz diye konuşuyoruz. Bu takım geçen sezon da bu sistemle oynamış. Muhtemelen Vitor Pereira bu oyuncularla benden daha başarılı olmuş. Öyle görünüyor" dedi. Fenerbahçe'nin başarısı için taraftarın önemli olduğunu kaydeden Dirk Advocaat, "Taraftarların desteğini her takım ister. Bazı kritik maçlarda çok taraftar görüyoruz, bazı maçlarda az taraftar oluyor. Büyük bir takımın arkasında 15 bin taraftardan fazlası olmalı. Dolu statla boş stat arasındaki farkı söylüyorum. Yoksa her yerde taraftarımız destek veriyor" yorumunu yaptı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder