22 Şubat 2017 Çarşamba

22.02.2017 Genel Gündem



22.02.2017

GÜNDEM

Vekilliği Düsürüldü
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 'terör örgütü propagandası yapmak suçundan çarptırıldığı 10 ay hapis cezasını' onamasının ardından, HDP Eş Genel Başkanı, Van Milletvekili Figen Yüksekdağ'ın milletvekilliği düşürüldü. TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, başbakanlığın, Anayasa'nın 84'üncü maddesine göre Yüksekdağ'ın hüküm giydiğine dair kesinleşen mahkeme kararı hakkında bir tezkeresi olduğunu belirterek, Genel Kurul'da okuttu. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli imzalı tezkerenin okutulmasının ardından Bahçekapılı, "Anayasa'nın 76'ncı maddesi kapsamında milletvekili seçilmeye engel bir suça ilişkin olan ve Anayasa'nın 84'üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince bilgiye sunulan kesinleşmiş mahkeme kararı doğrultusunda Yüksekdağ'ın milletvekilliği düşmüştür" açıklamasını yaptı. HDP, Yüksekdağ'ın milletvekilliğinin bir "oldu bittiyle" düşürüldüğünü ve anayasanın ayaklar altına alındığı ileri sürdü. HDP açıklamasında, "Bu durum asla kabul edilebilir değildir, kanunsuzdur" ifadelerine yer verildi. Meclis'te konuşan HDP milletvekili Ahmet Yıldırım, "Karar ne zaman alınmış? Eylülde. 5 buçuk ay önce. Yargıtay Adalet Bakanlığı'na ne zaman yazmış? Kasım'ın başında. Ne zaman 3 buçuk ay önce. Peki niye bugün çünkü o zaman referandum yoktu. Kemal Aktaş 6.5 yıl ceza yemişti. Milletvekilliği düşmedi geçen dönem. Dönem sonuna bırakıldı" dedi.
Hürriyet


'Bilseydim Ben De Terzi'yi Vururdum'
15 Temmuz darbe girişimi sırasında Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı (ÖKK) teslim almaya giden darbeci general Semih Terzi'yi, ÖKK Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın verdiği emirle vurarak kahraman olan şehit Astsubay Ömer Halisdemir'i öldürülmesinden sorumlu 18 sanığın yargılanmasına başlandı. Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'deki duruşmaya, tutuklu sanıklar ve avukatları ile müştekiler İsmail Oğuz ve Hatice Halisdemir ile avukatları katıldı. Mahkeme Başkanı İsmail Ademoğlu'nun iddianameyi okumasının ardından sanıklar alfabetik sırayla savunmalarını yaptı. Sanıklardan Terzi'nin emir astsubayı olan Ahmet Kara, 2005'ten beri TİM personeli olduğunu, isteği ve iradesi dışında Terzi'nin emir astsubaylığına getirildiğini söyledi. 15 Temmuz günü Silopi'de emir astsubayı odasında otururken, 21.30-22.00 sıralarında Terzi'nin, "Diyarbakır'a gideceğiz. Hazırlığını yap" dediğini belirten Kara, helikopterde Terzi ile sırt sırta oturduklarını, Terzi'nin sürekli telefonla uğraştığını söyledi. Diyarbakır'da piste indikten sonra kendilerini kimsenin karşılamadığını kaydeden Kara, Terzi'nin kendisine "Ankara'dan bir uçak gelecek, onu bekliyoruz" dediğini söyledi. Diyarbakır karargâhında odaya girip televizyonu açmaya çalıştığını, Terzi'nin kendisine "sen dışarı çık, uçağı bekle" dediğini söyleyen Kara, bir CASA uçağının geldiğini, Terzi'nin uçağın Ankara'ya gidip gitmediğini kendisine teyit ettirdiğini kaydetti. Ankara özel hava alayına inmeye yakın Terzi'nin kendisine "ses mesafesinde ol" dediğini, buna sinirlendiğini belirten Kara, "Burada bize Albay Ahmet Balaban karşıladı" dedi. Helikopterle ÖKK'ya gittiklerini kaydeden Kara, "Bizi Ali Kapucu ve Ümit Bak karşıladı. Kapucu Kilis'te görevliydi. Onu gördüğümde şaşırdım. Paraşüt atlayışına geldiğini söyledi ama yalan söylemiş" dedi. FETÖ unsurlarının hiçbir zaman kendisiyle irtibata geçmediğini belirten Ahmet Kara, "Böyle bir örgütün varlığından haberdar mısınız" sorusu üzerine, "Seçimlerden önce Fetullahçıların kapı kapı gezerek HDP'ye oy istediklerini ve adamların her yere sızdığını biliyorduk. Hiçbir temasım olmadı. Darbe olduğunu bilmiyordum. Şehit Halisdemir darbe olduğunu anlamış. Darbe başladığından itibaren ÖKK Komutanı, Halisdemir'e söylemiş. Halisdemir'in bildiği bilgiye sahip olsaydım ben de uyarılmış olsaydım Halisdemir'in yaptığı gibi bu iş başlamadan Semih Terzi'yi vururdum. Ben gönüllü olarak Semih Terzi'nin emir astsubaylığını yapmadım" dedi. 'Sanık Cemal Güleç, şehit Halisdemir'in okulda komutanları olduğunu belirterek, "Her şey bittikten sonra naaşını yerde görünce hocamız Ömer Başçavuş olduğunu gördüm. Hiçbir şeyden haberim yoktu. Sabaha kadar mevzideydim. Sabaha karşı Ahmet Muhammed Başaçavuş geldi, 'kimin ne olduğu belli değil. Emirleri sadece Zekai Paşa'dan alacağız' dedi. Nizamiyeden bir grup üzerimize doğru geldi. Darbeci değilim. Bildiğimiz darbecileri temizlemek için her şeyi yaptık" dedi.
Milliyet

'Osmanlı'da Bile Tek Adam Yoktu'
Partisinin grup toplantısında "Türkiye 2 yıldır fiili başkanlık sistemiyle yönetiliyor" diyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Sağolsun Cumhurbaşkanı dedi ki, 'Tüm yetkileri tek elde topluyoruz' diyor. Teşekkür ediyorum. Tek adam rejimine geçiyoruz, bunu söylediğin için sana yürekten teşekkür ediyorum. Bir laf var 'Türkiye'yi uçuracağız', uçurdunuz uçuracağınız kadar, Türkiye'yi darbenin eşiğine getirdiniz. 'İstikrar gelecek' diyorlar. Tek başına 15 yıldır memleketi yönetiyorsunuz demek ki istikrarsızlık varmış. 'Anayasa değişikliğiyle çift başlılık kalkacak' diyorlar. Binali Bey, Cumhurbaşkanı'na itiraz mı edecek? Şimdi sen bütün yetkileri bir kişiye veriyorsun. "Bir insanın karakterinde tarafsız olmak diye bir şey olur mu, olmaz' diyor Sayın Cumhurbaşkanı. TBMM'de yemin ederken namus ve şeref sözü veren kimdi? Galatasaray'la Fenerbahçe'nin maç yaptığını ve Galatasaray Başkanı'nın hakemlik yaptığını düşünün. Olur mu böyle şey, olmaz. Yargı bağımsızlığının yanına "tarafsızlığı" ilave etmişler, nasıl oluyor? Neresinden tutsanız dökülüyorlar. Buradan Sayın Erdoğan'a söz veriyorum; çık arkadaş rahat rahat 'Ben evet oyu için çıkıyorum' de. Dürüst ol. Tek adam rejimi Türk tipidir diyorlar. Osmanlı'da tek adam bile yoktu, padişah vardı bir de veziri azam vardı. O Osmanlı'da da vardı. Şimdi biz bunların hepsini atıyoruz. Tek adam rejiminden yana değiliz, 80 milyonun iradesinden yanayız." Kılıçdaroğlu hükümetin Rakka operasyonuyla ilgili açıklamaları eleştirdi: Kimin çocuğuna güvenip de Rakka'ya gidiyorsunuz? Ne diye gidiyoruz Rakka'ya? Bunlar bir ara Şam'a da gideceklerdi, Emevi Camisi'nde namaz kılacaklardı. Allah'ın takdiri Süleyman Şah Türbesi'ni kaçırmak zorunda kaldılar.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,6236-3,6251                                   
Euro: Euro 3,8240-3,8250
Sterlin: 4,5310-4,5337
Gram Altın: 144,0685-144,1738

Üretmeyene Para Yok!
İthal ilaçların Türkiye'de üretilmesi için başlatılan yerelleşme müzakereleri çetin geçiyor. Müzakerelerin ilk aşamasında, Türkiye'de üretimi kabul edilmeyen ilaçlar Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) ödeme listesinden çıkarılırken; bundan sonraki süreçte de yeni ilaçlar için pazarlık masasına oturulması planlanıyor. SGK'nın ödeme listesinde bulunmak Türkiye'de firmalar için hayati nitelik taşıyor. Türkiye'de ilacın en büyük alıcısı devlet. Bu nedenle SGK'nın ödeme listesinden çıkarılmak, pazarda büyük darbe almak anlamına geliyor. Hükümet bir süredir ilaçta yerelleşme çalışmaları yürütüyor. Bu kapsamda, daha önce, Türkiye'de üretilmeyen ithal ilaçların "tedavinin sağlanmasında gerekli güvencenin sağlanması kaydıyla", SGK'nın ödeme listesinden çıkarılacağı açıklanmış ve firmalarla masaya oturulmuştu. Görüşmelerin ilk turu geçtiğimiz günlerde sona erdi. Piyasada herhangi bir sıkıntı olmaması için başlangıçta, yüzde 50 pazar payına sahip olan ve piyasada 3 eşdeğeri bulunan ilaçlar için sektörle pazarlık yapıldı. Müzakereler sonucunda, birçok ilacın Türkiye'de üretilmesi konusunda uzlaşma sağlanırken, yurt içinde üretilmesi kabul edilmeyen 54 ilaç SGK'nın geri ödeme listesinden çıkarıldı. Kararın uygulaması da 2018 yılına bırakıldı. Yakın bir zamanda da ikinci dalga görüşmelerin yapılması hedefleniyor. İkinci turda görüşülecek olan ilaçlarda ise en az 2 jeneriğinin olması ve bu jeneriklerin pazar payının yüzde 10 olmasına bakılacak. Bu şartlara göre hazırlanan listeden, Türkiye'de üretilmesine firması tarafından onay verilmeyen ilaçlar, SGK'nın ödeme listesinden çıkarılacak. Yetkililer, görüşmelere başlamadan önce Türkiye'deki ilaç üretim yerlerine ilişkin kapasite değerlendirmesi yapıldığını ve yeterli kapasitenin bulunduğunun belirlemesinin ardından sürecin hızlandırıldığını ifade ediyor.
Hürriyet

3.3 Milyarlık Yabancı Girişiyle 34 Yıl Sonra Bankacılıktan Çıktı
Doğuş Grubu, Garanti Bankası'ndaki yüzde 9.95'lik hissesini ortağı İspanyol BBVA'ya sattı ve 3 milyar 322 milyon liralık satışla Türkiye'ye yaklaşık 950 milyon dolarlık daha yabancı sermaye girişine aracılık etmiş oldu. 1946 yılında kurulan Garanti Bankası 1983 yılında Doğuş Grubu bünyesine geçmişti. Osmanlı ve Körfezbank'ı da geçmişte Garanti çatısına alan Doğuş Grubu, dünkü satışla birlikte Türkiye'de belki de 34 yıl sonra bankacılık sektöründen çekilmiş oldu. Hisse satışı 7.95 TL üzerinden yapılırken bugün 38 milyar liralık bankanın hisseleri 9 TL'den işlem görüyordu. Söz konusu satın alma sonucunda BBVA'nın Garanti Bankası sermayesindeki payı %49.85'e yükselecek. Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit F. Şahenk şu açıklamayı yaptı: "Doğuş Grubu olarak, yarım asrı aşan süreçte tüm yatırımlarımızda stratejimizi ülkemize değer katmak üzere şekillendirdik. Bu çerçevede çalışmalarımızı sürdürdüğümüz sektörlerde ekonomimize güç ve değer katacak, istihdama katkıda bulunacak adımlarla ülkemize hizmet etmeye devam edeceğiz."
Haber Türk

Türkiye'nin Kruvaziyer Turizmi 'Sıfırlandı'
Dünyanın en büyük kruvaziyer şirketlerinden Royal Caribbean, 2017 yılı için Türkiye'yi rotadan çıkardı. Böylece Türkiye'yi rotasında bırakan son kruvaziyer şirketi de güvenlik ve siyasi belirsizlik endişesiyle pes etmiş oldu. 2015 yılında 1.2 milyon kruvaziyer turisti ağırlayan Türkiye, bu yıl bu rakamı neredeyse sıfırlamış olacak. Türkiye 2016'da 456 kruvaziyer gemisi beklerken, 222 iptalle karşılaşmıştı. Royal Caribbean'ın bu yıl 42 kruvaziyer gemisinin rotasında Kuşadası ve Marmaris yer alıyordu. Bu gemilerle 120 bin turistin gelmesi bekleniyordu. Şirket Türkiye yerine Mikonos, Rodos, Karadağ gibi destinasyonları rotasına aldı. 2016 yılında Disney Cruise, Crystal Cruises ve MSC Cruises Türkiye duraklarını iptal etmişti. Uluslararası büyük şirketlerin ortalama yolcu kapasitesi 3 bin kişi. Bu sezon Kuşadası'na 100 civarı Yunan bayraklı ve 200 ila 500 yolcu kapasiteli geminin gelebileceği belirtiliyor.
Haber Türk

Yatırım İçin Yoğun Mesai Dönemi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik ve yönetim kurulu üyelerini kabul etti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basına kapalı gerçekleşen kabul, yaklaşık 1 saat 35 dakika sürdü. Bilecik'in başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, ekonomi ve yatırım ortamı, AB ve Gümrük Birliği, uluslararası ilişkiler, sanayi 4.0, dijital dönüşüm, eğitim ve gençlik konularında Türk iş dünyasının görüşlerini Erdoğan'a sundu ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Bilecik, kabul sonrası yaptığı açıklamada, "Ülkemizin yatırım ortamı ve küresel rekabet gücü açısından büyük önem içeren bu alanlarda kamu ile özel sektör arasındaki görüşmelerin, ortak çalışmaların ve etkinliklerin daha da yoğunlaşacağı bir döneme girdik" dedi. TÜSİAD'ın yeni yönetimi, dün Anıtkabir'i de ziyaret etti. Bilecik, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı: "Küresel rekabette çok daha güçlü bir Türkiye için çabalayan iş dünyası temsilcileri olarak, izinden yürümeye devam ediyoruz. Tarih, bize tehditlere karşı en etkili çarenin, nefrete karşı sevgiyi, ayrıştırıcı söylemlere karşı sağduyulu yaklaşımları, çatışmaya karşı birliği ve beraberliği tercih etmek olduğunu, defalarca gösterdi. Önümüzdeki dönemde de dört elle sarılacağımız çare bu olacaktır. İş dünyasının köklü bir kurumu olarak, sizi derin bir özlem ve sevgiyle anıyoruz. Türkiye'yi çok daha güçlü bir geleceğe taşımak için cumhuriyetimizin değerlerine ve kazanımlarına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sizin ve aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan bu vatan için çalışmaya devam ederken, ruhlarınızın şad olmasını diliyoruz."
Milliyet

İhracatçılara Yeşil Pasaport Müjdesi
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci'den ihracatçılara yeşil pasaport müjdesi geldi. Tüfenkci, çok kısa süre içinde yeşil pasaportların ihracatçılara dağıtılmaya başlanacağını açıkladı. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak ve üyelerini kabulünde konuşan Tüfenkci, istikrar ve güvenin en fazla işadamları için gerekli olduğunu vurgulayarak, "Koalisyonların ve hükümetsiz kalmanın Türkiye'de maliyetini biliyoruz. Parlamenter sistemin darbeler ürettiğini de yaşayarak gördük" değerlendirmesinde bulundu. Sistemin bürokratik zorluklarından bahseden Tüfenkci, şöyle devam etti: "2016'da alınan kararlar ancak 2017'de hayat geçirilebiliyor. İhracat seferberliği ile ilgili yapmış olduğumuz teşvikler ve uygulamalar daha hayata geçmedi, yeni yeni geçiyor. İhracatçıya yeşil pasaport kararı Bakanlar Kurulu'nda Pazartesi günü imzadan çıktı, yakında dağıtılmaya başlanır." İhracatçıların işlerini kolaylaştırmak için 15 bin iş insanına yeşil pasaport verilmesi hedefleniyor. Buna göre 1-10 milyon dolara bir, 10-25 milyon dolara iki, 25-50 milyon dolara üç, 50-100 milyon dolara dört, 100 milyon dolar üzerine beş yeşil pasaport hakkı şirkete tahsis edilecek.
Vatan

Varlık Fonu İle Defanstan Çıkarız
Türkiye Varlık Fonu'na (TVF) devredilen şirketlerden biri olan THY'nin bu işten fayda sağlayacağını ifade eden Yatırım Ajansı deneyimli THY'nin Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, "Varlık fonları ile daha önce çalıştım. TVF'nin Türkiye'ye yarar getireceğine inanıyorum. Ülke olarak elimizdeki değerleri tek bir havuzda toplayarak, defanstan çıkıp hücüm oynayacağız. Norveç, Kanada, Malezya, Çin, Hindistan farklı modellerde bunu uyguluyor" açıklamasını yaptı. THY olarak TVF ile birlikte strateji geliştirerek adım atacaklarına inandıklarını anlatan Aycı, yıllık 2-2.5 milyar dolarlık uçak alımı finansmanına imza atan bir yönetici olarak maliyetleri, faizleri aşağı çekmenin en büyük isteği olduğunu, TVF ile sinerjinin de bu noktada ciddi fayda sağlayacağına inandığını söyledi. Geçen yıl Türkiye için 'talihsiz' bir yıl oldu. 15 Temmuz darbe girişimi, Suriye ve Irak'ta yaşananlar, Rusya krizi, art arda patlayan bombalar, gerginlikler Böylesine bir 2016'yı ikinci yarıda atılan adımlarla toparlamak adına yoğun çaba harcayan, son çeyrekte de bunun meyvelerini almaya başlayan THY, 2015'te yakaladığı 1 milyar dolarlık, bir diğer ifadeyle 9 haneli kâr rakamlarına yeniden ulaşmak adına yakın gelecekten umutlu. THY'nin İstanbul'daki Genel Merkezi'nde grubun Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı ve beraberindeki yönetim takımıyla gerçekleştirilen buluşmada, 2017 için umutlu bir tablo çizildi. "Yaşanan her şeye rağmen büyük ölçüde yaraları sararak pist başındayız. Yeniden kalkış için hazırız" diyen Aycı, gerek 250 milyon doları aşan tasarruf paketinin etkisi gerekse şu anki rezervasyonlardan, havada yeniden kârlı yıllara uçuşu hedeflediklerini söyledi. Aycı'nın verdiği bilgilere göre, uçuştan çekilen uçaklardan 40 milyon dolar tasarruf edildi. Daha dikkatli reklam ve sponsorluk kampanyaları ile de 50 milyon dolar az harcandı. Bakım, akaryakıt, ikram gibi kalemlerden de 70 milyon dolar tasarruf elde edildi. Yeni anlaşmalarda da 22 milyon dolarlık iyileşme sağlandı.
Vatan

DÜNYA

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Mihriban Aliyeva
2003 yılında babası Haydar Aliyev'in ölümünün ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı olan İlham Aliyev (55), 2005 yılından bu yana Yeni Azerbaycan Partisi milletvekili olan 52 yaşındaki eşini cumhurbaşkanı birinci yardımcılığı görevine getirdi. İlham Aliyev'in imzaladığı sürpriz kararname Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı basın bürosu tarafından kamuoyuna duyuruldu. Yapılan açıklamada gerekçe belirtilmeden "Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, salı günü imzaladığı kararname ile eşi Mihriban Arifkızı Aliyeva'yı Birinci Yardımcısı görevine atamıştır" denildi. Böylece seçimle görev başında bulunan Cumhurbaşkanı Aliyev'in sağlık veya başka bir nedenle görevi yerine getiremez hale gelmesi durumunda eşi otomatik olarak Azerbaycan'ın yeni yöneticisi olacak. 26 Eylül 2016 tarihinde Azerbaycan'da anayasa değişikliği referandumu yapılmıştı. Yüzde 87 gibi çoğunlukla kabul edilen 18 maddelik anayasa değişikliğine göre Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın görev süresi 5 yıldan 7 yıla çıkarıldı. 35 yaşından genç Azerbaycan vatandaşlarına da cumhurbaşkanı adayı olabilme imkânı tanındı. Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı ve yardımcıları görevleri getirildi. Değişiklik öncesinde anayasa, cumhurbaşkanı görevini yerine getiremez halde olması durumunda yeni seçim yapılıncaya kadar yönetimin geçici olarak başbakana geçmesini öngörüyordu. Muhalif politikacı ve aktivistler, anayasa değişikliğine Aliyev iktidarını güçlendirdiği gerekçesiyle karşı çıkmıştı.
Hürriyet

Abd, Muhaliflere Yardımı Dondurdu
Reuters haber ajansı, Suriye'nin kuzeybatısındaki ılımlı muhaliflere ABD tarafından gönderilen askeri yardımının bir süredir dondurulduğunu duyurdu. Habere göre, ABD geçen ay gönderilen yardım konvoyunun saldırıya uğramasının ardından, bölgede Beşar Esad rejimi ve DAEŞ'e karşı savaşan muhaliflere yönelik silah ve parayı da içeren askeri yardımı dondurma kararı aldı. Reuters'a konuşan muhalif yetkililer, silah yardımının kesilmesine ilişkin kendilerine ABD tarafından herhangi bir resmi açıklama yapılmadığını söyledi. Muhalifler, ABD'nin yardımları kesmesindeki asıl hedefin gönderilen silah ve paraların radikal örgütlerin eline düşmesinden duyulan endişe olduğuna inandıklarını belirtti. Ajansa konuşan iki ABD'li yetkili ise yardımın kesilmesinin Trump yönetiminin Suriyeli muhalifler konusunda politika değişikliğine gitmesi yönündeki iddialarla ilişkisi olmadığını söyledi. CIA eliyle bölgeye gönderilen yardımların Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi Beşar Esad yönetimi karşıtı ülkelerce gönderilen yardımları da içerdiği belirtilirdi. Habere göre, muhalif kaynaklar kesintinin geçici süreliğine olduğunu düşünüyor. Özgür Suriye Ordusu'ndan (ÖSO) bir kaynak, yardımların tamamen kesilmesini beklemediklerini çünkü muhaliflerin radikal örgütlerin bölgeye yayılması önündeki en büyük engel ve alternatif olduğunu söyledi. ABD Başkanı Donald Trump, göreve gelmeden önce muhaliflere yönelik yardımları keserek tamamen DAEŞ'e yönelik savaşa odaklanabileceğini açıklamıştı. Ancak Trump'ın Suriye konusunda başkanlık görevinin ardından açıkladığı net bir değişiklik bulunmuyor.
Milliyet

Mülteci Faciası: Libya'da 74 Ölü
Avrupa'ya ulaşabilmek için Akdeniz'den geçmeye çalışan onlarca sığınmacının cansız bedeni, Libya'nın Zaviye kentinin kıyılarına vurdu. Libya Kızılay'ı karaya vuran cesetlerin Akdeniz'i geçmeye çalışan sığınmacılara ait olduğunu açıkladı. Facianın buyukluğunu gosteren fotoğrafl ar Libya Kızılayı tarafından yayınlandı. Bu yıl sadece Ocak ayında Avrupa'ya geçmeye çalışan 288 sığınmacının boğularak olduğu kayıtlara geçerken, kayıtlara geçmeyen boğulma olaylarının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.
Milliyet

Suudiler Suriye'ye Birlik Göndermeye Hazır
Türkıye'nin Rakka'yı terör örgütü DEAS'tan temizlemek için ABD'ye önerdiği plan gündemdeyken Suudi Arabistan'dan Suriye'ye kara gücü gönderme önerisi geldi. Alman basınına konuşan Suudi Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr, DEAŞ'a karsı mücadelede ABD'nin yanında savaşmak için Suriye'ye özel birlikler göndermeye hazır olduklarını söyledi. Körfez ülkeleriyle birlikte özel kuvvetlerini göndermeye hazır olduklarını belirten Cubeyr, "Amaç, DEAS denetimindeki toprakları geri almak, ama aynı zamanda kurtarılan bölgelerin Hizbullah, Iran ya da Sam yönetiminin kontrolüne geçmesini önlemektir" ifadelerini kullandı
Star

Duomo Palmiyeleri Irkçılık Kurbanı Oldu
İtalya'nın ikinci büyük kenti Milano'daki tarihi Duomo Katedrali'ne ev sahipliği yapan meydana çevre düzenlemesi kapsamında dikilen palmiye ağaçları, hafta sonunda aşırı sağcıların kurbanı oldu. Amerikan kahve zinciri Starbucks'ın sponsorluğunda Duomo Meydanı'na dikilen 42 palmiyeden üçü, pazar günü sabahın erken saatlerinde kimliği belirsiz kişilerce ateşe verildi. Polis saldırganların kimliklerini tespit etmek için meydanda bulunan güvenlik kameralarından alınan görüntüleri incelemeye başladı. Olaydan sadece bir gün önce göçmen karşıtı Kuzey Ligi partisiyle aşırı sağcı 'CasaPound' hareketi, palmiyelerin meydandan kaldırılması için protesto gösterisi düzenlemişti. Aşırı sağcılar, palmiyelerin bölgenin doğal bitki örtüsüne ait olmadığını, çevre düzenlemesi altında gerçekleştirilen ağaç dikiminin, kentin 'Afrikalılaştırılması' amacını taşıdığını öne sürmüştü. Milano Belediyesi çevre ve peyzaj işlerinden sorumlu yöneticisi Pierfrancesco Maran ise yaptığı açıklamada, "Alçakça bir hareket ama embesiller her zaman kaybeder" diye konuştu. Palmiye ağacı, İtalya'nın güney kentlerinde ve Sicilya Adası'nda sıklıkla görülüyor. Palmiyeler, faşist diktatör Benito Mussolini döneminde, ülkenin Afrika'daki sömürgecilik girişiminin bir sembolü olarak görülmüş ve ülkenin her köşesine dikilmişti.
Vatan

Farc'a Ziyaret
Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) örgütüyle imzalanan barış anlaşması kapsamında, örgüt üyelerinin silahlarını bırakmaları için kurulan kamplardan birini ziyaret etti. Santos'a, Putumayo eyaletinde kurulan 'La Carmelita' adlı silah bırakma alanını ziyaretinde, FARC'ın başmüzakerecisi Ivan Marquez ve beraberindeki heyet eşlik etti. Santos 438 militanın kaldığı kampı ziyaretinde, FARC'ın televizyon kanalına da mülakat verdi. Santos verdiği demeçte, FARC üyelerine, barışı inşa etmek için kendilerine sunulan fırsatı değerlendirme çağrısında bulundu. Yetkililer, örgütün kırsal bölgelerde bulunan 6 bin 900 civarındaki silahlı üyesinin, ülke genelinde kurulan 26 silah bırakma alanında toplandığını duyurmuştu.
Vatan

POLİTİKA

Suikast Timinden Kurgu Savunması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi saldırı düzenleyen 1'i firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 47 sanığın yargılanmasına Muğla 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu'ndaki duruşmanın ikinci gününde FETÖ'nün "suikast timi"nde yer alan ve Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda örgütün "üs imamı" olarak anılan "Paşa" lakaplı eski başçavuş Zekeriya Kuzu, ile MAK timleri komutanı Binbaşı Taner Berber ifade verdi. Bugüne kadar verdiği bütün ifadeleri reddeden Kuzu sıradan bir astsubay ve hiçbir yetkisi olmayan bir asker olduğunu iddia etti. Kuzu, medya bazında davanın önemli bir ayağı olarak gösterildiği için üzerinde baskı hissettiğini ifade etti. Kamuoyunda bazı kişilerin kendisinin idam edilmesini istediğini belirten Kuzu, "Saygı duyuyorum ancak iftira diye bir şey de var. Teslim olmak istiyordum. Türkiye'de neler olduğunu emniyete getirilince anladım. Emniyette kimyam değişmeye başladı. İlk ifademde FETÖ ile bağlantım olmadığını söylemiştim" dedi. Mesleğe girdiğinden itibaren ciddi bir ideolojik çatışma ve dedikodu hastalığının olduğunu gördüğünü öne süren Kuzu, bunun sıkıntısını yaşadığını savundu. Milliyetçi ve muhafazakar bir insan olduğunu belirten Kuzu, "Ülkücü camianın ocaklarında yetişmiş bir insanım. Bu yüzden soruşturmalar geçirdim, cezalar aldım. Halihazırdaki yönetimle birlikte ben ve benim gibiler için rahatlama oldu. Suikast kelimesi çok ürkütücü. 30 yıl boyunca insan kurtarmak için eğitim aldım. Benim devletin çıkarlarını her şeyden önemli gördüğümü herkes bilir. 2012'den itibaren benim paralelci olduğumla ilgili dedikodular başladı. İlk başta şakayla başlayan bu şey daha sonra ciddi oldu" diye konuştu. Sadece üs astsubayı olduğu için terfilerde etkili olduğunu iddia eden Kuzu, "Üs astsubayı olduğum için düşmanım çoktu. FETÖ'cü olduğum dedikodusu çıkarıldı" iddiasında bulundu. Sorgusunda "tehdit ve şantaja uğradığını", bu nedenle FETÖ'cü olduğu yönünde ifade verdiğini öne süren Kuzu, "Çiğli imamı değilim" dedi.
Milliyet

Bu Yola Birlikte Çıktık
Başbakan Binali Yıldırım, bozkurt işareti yaparak selam gönderdiği ülkücülere, "Milliyetçi ve ülkücü kardeşlerim 'önce memleketim' dedi, birlikte yola çıktık" dedi. Yıldırım, "hayır türküsü söyleyenlere bakmayın siz. Diyorlar ki; 'ülke bölünecek'. Ülke bölünecek olsa önce Kandil, koşa koşa 'evet' der" diye konuştu. CHP'nin Şili'de "hayır" kampanyasını yöneten reklamcı ile görüşmesine de göndermede bulunan Yıldırım, "Şili'ye kadar uzanacağına Şile'ye gitseydiniz" dedi. Yıldırım, dün partisinin grup toplantısında şunları söyledi: Parolamız belli; durmak yok yola devam. Almanya'da gurbetçiler dedi ki; 'Burada seçimler daha önce başlayacak rengimiz belli önce biz sandıkları dolduracağız'. Eskiden, 'Edirne'den Kars'a derdik; şimdi Almanya'dan Kars'a' oldu; gurbetçiler 'ilk 'evet'i biz vuracağız' dediler. Gördük ki; mesele memleket meselesi ise gerisi teferruat. Sizin 15 Temmuz'da yazdığınız milli irade destanı Avrupa'da konuşuluyor. Şimdi bunu taçlandırma zamanı. Artık sandığa gideceğiz milli iradeyi garanti altına alarak daha da etkin kılacağız. 'Hayır' türküsü söyleyenlere bakmayın siz. Diyorlar ki; 'ülke bölünecek'. Ülke bölünecek olsa önce Kandil koşa koşa 'evet' der. Onların amacı Türkiye'yi bölmek değil mi, böyle fırsat gelmiş teperler mi? 15 Temmuz gecesi Türkiye'yi bölmek isteyen FETÖ, 'hayır' kampanyası yapıyor. Pensilvanya'daki fitne yuvasından 'hayır' oyu talimatı çıkıyor. Bunlar memleketin yararına olan bir şeye 'evet' derler mi, o yüzde 'hayır' diyorlar. Bakanlar Kurulu'nda Fırat Kalkanı Harekâtı'nı konuştuk, daha ötesini Münbiç ve Rakka'yı konuştuk. Terör örgütleri arasında ayrım yapanlar şunu bilmeli, hepsi aynı derece teröre batmış katiller sürüsüdür. Türkiye'nin ulusal güvenliği için hepsiyle mücadele sürecek. El- Bab'da şehrin tamamı kontrol altına alındı, temizlik yapılıyor. Tam güvenlik sağlanması için bir miktar daha zaman alınacak. Devleti FETÖ'den temizleme konusunda da çalışıyoruz. FETÖ ele başına gelince ABD'li yetkililerle iade konusunda görüşmeler sürüyor. Yeni yönetimin daha anlayışlı ve duyarlı olacağını görüyoruz. Şartlar ne olursa olsun FETÖ gelecek hesap verecek. Terör örgütleri içeride ve dışarıda başını kaldıramaz hale geldi. Hes de demokratik dönüşümü engellemek için kampanya başlattılar. Sayın Kılıçdaroğlu sana sesleniyorum; bir ilham peşinde, nerede bulmuş ilhamı, Şili'de. Adamlar bir film yapmış CHP de ondan medet ummuş. Hani halkı esas alacaktınız; Şili'ye kadar uzanacağına Şile'ye gitseydiniz bu ülke köy kasabalarına gitseydiniz. Bir kahvehanede otursaydınız bizim bilgilerden daha çoğunu orada öğretirlerdi. Şili'ye neden boşu boşuna gittiniz; kafa takılmış, kafa bu ülkeye yabancı. Akıl dedin mi adamın aklına uzak diyarlar geliyor. Kılıçdaroğlu, senin bu derdine derman bulamaz. Nereye gidersen git. Evet'te bereket var. Birileri Türkiye'nin yelkenlerine dolan rüzgarı engellemeye çalışıyor. Bu coşku 16 Nisan'a kadar azalmasın. Abdülhamit Han'dan aldığımız ilhamla onun hayali olan projeleri gerçekleştiriyoruz. Biz ne yapıyoruz? İki başlı yönetimi değiştirerek güçlü meclis yapısıyla Cumhurbaşkanlığı sistemi getiriyoruz. 'Cumhurbaşkanı partili olur mu' diye tutturmuşlar. Olur bal gibi olur. Kurucu genel başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a buradan selam gönderiyoruz. Tek adam safsatasına inat tek vatan tek millet tek bayrak tek devlet için evet. Tüm demokrasi sevdalılarını 25 Şubat'ta Ankara Arena'ya davet ediyorum. ('Başbakanım ülkücüleri unutma ülkücüler de yanında' diye bir vatandaşın bağırması üzerine) Milliyetçi ve ülkücü kardeşlerim önce memleketim dedi, birlikte yola çıktık. Nasıl unuturuz (Yıldırım eliyle bozkurt selamı da yaptı)
Milliyet

'Siyasi Anlayışımız 15 Temmuz'da Değişti'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün partisinin Meclis grubu toplantısında eleştirilere yanıt verirken CHP'ye ve MHP'li muhaliflere yüklendi. Bahçeli özetle şunları söyledi: "15 Temmuz Türk milletine yeni bir Sevr dayatmasıdır, Türklüğe yeni bir linç kampanyasıdır, İslam'a yönelik yeni bir haçlı akınıdır. Siyasi denklemin sabit ve değişken parametreleri 15 Temmuz'dan sonra farklılaşmıştır. 15 Temmuz herkes ve özellikle Türk siyaseti için ders ve milat niteliğindedir. Siyasi kavrayış ve anlayışımız taktik değilse bile, stratejik olarak 15 Temmuz sonrası zorunlu olarak değişmek durumunda kalmıştır. Çünkü 15 Temmuz depreminin farklı zaman ve bahanelerle tekrarı ihtimal de olsa mümkündür, beklenmelidir. Niye evet diyor muşuz? Ne yapacaktık; FETÖ'nün yanında mı duracaktık? Evet derken, dünkü sözlerimizle çelişmiyor muymuşuz; niye çelişelim, PKK'nın, CHP'nin, EMEP'in, ÖDP'nin, TKP'nin, elinde ülkücü kanı olan Aydınlıkçıların kuyruğuna takılmak asıl çelişki ve çürüme değil midir?" "CHP sözcüleri, bazı anketçiler, bir kısım kalem ve çürük çarık fikir sahipleri kendi tabansızlıklarını unutup, MHP tabanının yarıdan fazlası hayır verecek kehanetiyle yatıp kalkmaktadır. Bizde taban yoktur diyoruz anlamıyorlar, gerçekten de bunlara ne desek boştur; zira kafaları büyük içi boş, tut kulaklarından çifte koş. Bitli baklanın kör alıcısı olur misali, CHP sözcüleri dibi yanmış tava gibi 16 Nisan'ı karartmaya, kara göstermeye çabalamaktadır. CHP için başını öne eğeceği günler uzak değildir. PKK'nın tırmandığı dala salıncak kuran bu zihniyet; 1923'ün CHP'si değil, 1919'un Hürriyet ve İtilaf Partisi'nin adeta kopyası, klonlanmış halidir."
Vatan

SPOR

İngiltere'nin köklü turnuvası FA Cup'ta 5. tur mücadelesinde Sutton United, sahasında Arsenal'e 2-0 yenildi. Turnuvadan elenen Amatör Lig takımı Sutton'da yedek kaleci Wayne Shaw, gündeme damgasını vurdu. Bütün ülkede adeta bir fenomene dönüşen Wayne Shaw, maçtan daha çok konuşuldu. Arsenal gibi güçlü bir rakibi ağırlayan Amatör Lig temsilcisi, Gander Green Lane'de özel bir gün geçirdi. Burada da başrolü 45 yaşındaki yedek kaleci kaptı. Shaw, karşılaşma öncesinden hazırlıkları bizzat kendi başlattı. Arsenal'in gelmeden önce stat temizliğini yapan tecrübeli eldiven, elektrikli süpürgeyi alıp, saha çevresini süpürdü. Soyunma odası ve koridorlardaki hazırlıklarda da bizzat yer alan fenomen isim, daha sonra konuk takımın karşılamasını yaptı. Arsenal futbolcuları ve teknik heyetini stat kapısında karşılayan Wayne Shaw, mücadelede yedek oturdu. Ancak devre arasında da şovlarına devam etti. Soyunma odasına gitmek yerine taraftarların stat içerisinde beklediği büfeye yönelen Shaw, hem yemek yedi hem de bira içen taraftarlarla sohbet etti. Esas sürpriz ise maçın bitimine 10 dakika kala yaşandı. Sutton 2-0 geriye düştükten sonra turtasını açıp yemeye başlayan 115 kiloluk kaleci, tribünlerden büyük ilgi gördü. Turta yediği görülen Wayne Shaw'a taraftarlardan alkışlar ve tezahüratlar geldi. 45 yaşındaki eldiven de alkışlarla karşılık verdi.
Milliyet

Kartal'ı Yen 2 Milyonu Al..
Beşiktaş derbisindeki herhangi bir puan kaybının şampiyonluğa veda anlamı taşıyacağını düşünen yönetim, şimdiden üzerine düşeni yapmak için kolları sıvadı. Sarı-kırmızılılar, derbide özel prim vermek için düğmeye basarken, bu rakamın yaklaşık 2 milyon lira olduğu öğrenildi. Futbol şubesinin başındaki yöneticiler tarafından başkan Dursun Özbek'e sunulan bu teklifin değerlendirilmeye alındığı ve aksi bir kararın beklenmediği belirtildi. Böylece Galatasaraylı futbolcular, Beşiktaş maçında adam başı yaklaşık 150 bin lira alacak. Sarı-kırmızılı oyuncuların ilk 11'de oynamalarına, sahada kalış sürelerine ya da 18 bulunmalarına göre bu rakam değişkenlik gösterebilecek. Galatasaray'da yönetimin aldığı ikinci karar ise derbi öncesi Florya'da toplanmak oldu. Böylece hem göreve gelen yeni teknik kadro ile tanışma fırsatı bulacak olan idareciler, diğer taraftan da futbolculara moral verecek. Florya'ya çıkarma yapma kararı alan başkan Dursun Özbek, Beşiktaş sınavının önemini futbolcularına anlatacak ve galibiyetten başka bir sonuç beklemediğini dile getirecek.
Milliyet

UEFA Avrupa Ligi'nde son 32 turu rövanş maçında Fenerbahçe, Krasnodar ile karşılaşacak. İlk maçta Rusya'da 1-0 kaybeden sarı-lacivertliler, tur mücadelesi için Kadıköy'de Ülker Stadı'na çıkacak. Fenerbahçe Teknik Direktörü Dirk Advocaat dün düzenlediği basın toplantısında, şu an tek eksiğin şans olduğunu ifade etti. Krasnodar önünde bu şanssızlığı kırmak istediklerini vurgulayan Hollandalı hoca, "Biz aslında hep hücuma dönük bir futbol oynuyoruz. 3 forvet ve 2 ofansif orta saha kullanmak istiyoruz. Zaten daha fazlasını da yapamayız. Ama herkes geçen pazar günü oynadığımız Kasımpaşa maçındaki duruma bakıp, yanılıyor. Orada 3 oyuncumuz cezalıydı. 3 iyi oyuncunuz yoksa, eksiklikleri hissediliyorsa bu sizi farklı hale getirmez. Oyuncularımın gayretinden şikayetim yok. Maçı da izlerseniz yine görürsünüz. Kasımpaşa maçında çok çalıştılar. Sadece şansa ihtiyaçları var. Umarım bu şansı yakalamanın başlangıcı Krasnodar maçı olur" dedi. Van Persie'nin şu anda hazır olduğunu ve kadroya gireceğini aktaran tecrübeli antrenör, "Robin Van Persie'nin maçta bizimle olma şansı yüksek. Kadroda yer alacak. İyi olduğu, fit olduğu durumlarda fark yaratabilecek bir oyuncu. Şu anda da fit durumda" diye konuştu. Taraftarların maça gelmesinin takımı üzerinde çok önemli bir etki bıraktığını örneklerle anlatan Advocaat, kazandıkları maçları anımsatıp şöyle konuştu: "Sadece Manchester United ve Feyenoord değil, Galatasaray, Beşiktaş ve Zorya maçlarını da hatırlamak lazım. Bu karşılaşmaları diğer maçlarla kıyasladım. Biz ne zaman dolu statta oynasak farkı görüyoruz. Kendi sahamızda, üst düzey bir kulüpte 10-15 bin kişiye oynuyoruz. Kötü sonuçlarda sebep bu mu bilmiyorum. Ama ben üst düzey kulüplerde buna alışığım, dolu statta oynamak isterim. Taraftar kulübün bir parçası. Bursa'da oynadığımız maçta biletler bitmişti mesela. Ancak daha sonra evimize geliyoruz ve 12 bin kişiye oynuyoruz."
Milliyet
Beşiktaş'taki ilk üç sezonunda sürekli ilk 11'de görev yapan ancak bu sezon kaleyi İspanyol eldiven Fabri'ye teslim eden Tolga Zengin genelde yedek beklese de perde arkasında yaptıklarıyla tam bir kaptanlık rolü üstleniyor. Geçtiğimiz sezonun son haftalarında takım arkadaşlarıyla sürekli toplantı yaparak, onları adeta şampiyonluğa hazırlayan Tolga bu sene de aynı görevi eksiksiz yerine getiriyor. Galatasaray'la geçen sezon oynanan derbinin devre arasında takıma yaptığı konuşmayla hem teknik heyet hem de yönetimin büyük takdirini kazanan tecrübeli kaleci, Dinamo Kiev deplasmanında 6 gol yiyen Fabri'nin yanına koşan ilk isim olmuştu. Sadece Fabri değil diğer takım arkadaşlarına da sevgi ve anlayışla yaklaşan Tolga'nın, "Sahaya çıkan herkes Beşiktaş için mücadele ediyor. Geçen seneki gibi tek yürek ve takım olursak aynı başarıyı yakalarız" ifadelerini kullandığı ortaya çıktı. Fenerbahçe'ye mağlup oldukları kupa maçından hemen sonra takım arkadaşlarıyla görüşerek geleceğe bakmalarını söyleyen siyah- beyazlı file bekçisinin, kulüp personeliyle de yakından ilgilendiği bildirildi. Tolga'nın bu özelliğiyle de takım içinde çok sevildiği ifade edildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder