25 Şubat 2017 Cumartesi

25.02.2017 Genel Gündem



25.02.2017

GÜNDEM

İlk Kez Yüz Yüze
İsviçre'nin Cenevre kentindeki BM merkezinde Suriye'deki içsavaşı bitirmek üzere önceki gün yapılan görüşmelerde rejim ve muhalifler ilk kez yüz yüze bir müzakere yaptı. Daha önce tarafların temsilcileri, farklı odalarda BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nun aracılığıyla müzakereleri yapıyordu. Suriye hükümetinin baş müzakerecisi Beşar Caferi, "Görüşmelerde gelecek toplantıların formatını ele aldık. Toplantı sonunda Mistura bize bir kağıt verdi ve biz de bu kağıdı çalışmayı kabul ettik. Kağıttakilere göre pozisyonumuzu ona bildireceğiz" dedi. Müzakere sırasında Mistura, taraflara verdiği kağıdı 'doküman' diye çeviren tercümanı düzeltti. Mistura, kağıtta ne şartlar olduğuna dair de bir açıklama yapmadı. Mistura, müzakere sürecinin zorluğuna "Mucizeler beklemiyorum" diyerek işaret etti.
Hürriyet


Karargah Rahatsız
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), terör örgütleri DEAŞ ve PKK'ya karşı tarihi öneme sahip mücadele yürütüyor. Bu kritik süreçte Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'a yönelik eleştiriler ve bazı iddialar da gündeme geliyor. İddia ve eleştiriler, TSK'yı yıprattığı gerekçesiyle Genelkurmay'da rahatsızlık yaratıyor. TSK, "Ayarı kaçmış eleştiriler ile gerçekdışı bilgilere dayalı bazı haberlerle" ordunun başarısının gölgelenmeye çalışıldığını düşünüyor. Hürriyet'in edindiği bilgiye göre, TSK'yı yıprattığı düşünülen 7 konu ve buna Karargâh'ın bakışı özetle şöyle: 1 SILAHLI KUVVETLER'DE BAŞÖRTÜSÜ KARARI Milli Savunma Bakanlığı, yaptığı düzenlemeyle kadın subay ve astsubayların başörtüsü takmalarına ilişkin yasağı kaldırdı. Bu düzenlemenin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) bilgisi dahilinde yapılıp yapılmadığı merak ediliyor. Edinilen bilgiye göre, bu karar alınırken Karargâh'ın görüşü alınmadı. Askeri kaynaklar da "Yapılan düzenlemede Genelkurmay Başkanlığı'nın dahli olmadığını" teyit etti. 2AKİT'E BAŞSAĞLIĞI TELEFONU AÇILMASI Orgeneral Hulusi Akar'ın, Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve yazarı Hasan Karakaya'nın vefatının ardından Genelkurmay Başkanlığı adına taziye telefonu açtırması, Karakaya için "Haksızlığa karşı en zor zamanda konuşmasını bilmiş ve dik duruşundan asla taviz vermemiştir" ifadesinin kullanıldığı iddiası tepkiyle karşılanmıştı. Akit gazetesi ise söz konusu ifadeyi 'sehven' tırnak içinde yazdığını açıklamıştı. Karargâh, bu konunun da haksız yere gündeme getirildiğini düşünüyor. Bu eleştirilere, "Genelkurmay en son Tarık Akan ve Mehmet Türker dahil toplumda kabul görmüş birçok ünlü simanın vefatında başsağlığı mesajlarını aile yakınlarına iletmiş ve üzüntülerini paylaşmıştır" yanıtı veriliyor. 3 CUMHURBAŞKANI İLE YAPILAN ZİYARETLER Orgeneral Akar'ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la katıldığı yurtdışı ziyaretlere ve buna ilişkin basına yansıyan görüntülere yönelik eleştiriler de bir başka rahatsızlık konusu. Genelkurmay, bu eleştirileri de 'maksatlı' buluyor. Orgeneral Akar son 6 ay içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la sadece iki yurtdışı gezisine katıldı: 16-17 Kasım 2016 tarihlerinde Pakistan'a, 13-15 Şubat 2017 tarihlerinde ise Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar'a gitti. Askeri kaynaklar, "Bu konu gerçek mecrasından uzaklaştırılıp, sadece Yenikapı mitingiyle yan yana getirilip eleştirilmekte. Genelkurmay Başkanı'nın devletin çıkarları için gerektiğinde Cumhurbaşkanı'yla resmi temaslarda bulunmaları son derece doğal ve gerekli" yorumunu yaptılar. 4 'ABD'Lİ GENERALİN AYAĞINA GİTTİ' Orgeneral Akar'a, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'la İncirlik'te yaptığı görüşme sonrası, "Amerikalı generalin ayağına gitti" eleştirisi yapıldı. Bu eleştirilere de iki komutanın son dönemde yaptığı görüşmelerin yerleri anımsatılarak yanıt veriliyor. Buna göre iki genelkurmay başkanı son 6 ay içinde Türkiye'de 5 defa görüştü. Bunlardan 3'ü Ankara'da, 2'si İncirlik'teydi. Üstelik görüşmelerin yerlerini Orgeneral Akar belirledi. 16 Ekim 2016 tarihinde Washington'daki görüşme ise Türkiye'nin ABD Büyükelçiliği'nde yapıldı. 5 'ÇUVALCI KOMUTAN'IN MADALYA TAKMASI Orgeneral Akar'ın 2015 yılında ABD'den Pentagon'un Liyakat Lejyonu Madalyası'nı, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Raymond Odierno'nun vermesi yoğun eleştiri aldı. Çünkü 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye'de Türk askerinin başına çuval geçiren birliğin komutanı General Odierno'ydu. Karargâh'ın bu konudaki yanıtı ise aynı madalyanın başka komutanlar tarafından da alınmış olması. 6 KARDAK'A GEZI KARARLILIK MESAJI Orgeneral Akar ve kuvvet komutanlarının 29 Ocak'ta Ege Denizi'ndeki Kardak kayalıklarına gitmeleri de eleştirilmişti. CHP yönetimi bunu, "Turistik ziyaret" olarak niteledi. Askeri kaynaklar, "Bu ziyaret bazı art niyetli çevrelerce olumsuz şekilde yorumlandı, Orgeneral Akar üzerinden TSK yıpratılmaya çalışıldı. Önemli bir kararlılık mesajı veren olayın Yunanistan'ın ekmeğine yağ sürecek şekilde iç politika malzemesi yapılması düşündürücü" yorumu yapıldı. 7 DARBECİ DİŞLİ İLE ORTAK VİLLA İDDİASI Genelkurmay Karargâhı'nı rahatsız eden "Orgeneral Akar'ın 15 Temmuz darbe girişiminin kilit ismi Mehmet Dişli ile ortak villa arsası satın aldıkları" iddiasını, CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal gündeme taşımıştı. Genelkurmay Başkanlığı bu iddiayı kesin bir dille yalanladı. Buna rağmen tartışmanın sürmesinden Karargâh rahatsızlık duyuyor.
Hürriyet

Gülen'in 'Binde Birini Tanımam' Sözü Yalan
Terör örgütü FETÖ'nün ABD Colarado Bölge İmamlığı sıfatıyla yönetici olarak faaliyet gösteren ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Hasan Polat'ın savcılık ifadesi FETÖ/PDY İstanbul ana iddianamesinde yer aldı. FETÖ ile 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde eğitim görmeye başladığı dönemde "Işık Evleri"nde tanıştığını anlatan Polat, zaman içerisinde Türkiye Ege bölgesinin eğitim müfettişliği ve sorumluluğu görevine kadar yükseldiğini, 2001 yılında ise örgüt dışı biriyle evlilik yaptığından dolayı Ege Gaziantep bölgesine sürgün edildiğini ileri sürdü. Gaziantep'te örgüt bağlarını yeniden düzelttiğini anlatan Polat, 6-7 ay sonra ABD'de Colorado eyaleti sorumluluğuna atandığını, Gülen'in evinde 10 gün kaldığını dile getirdi. Bir dönem örgütün kriptoloji sorumlusu olduğunu da belirten Polat, şu iddiaları dile getirdi: "FEM dershanesi binasının 5. katındaki Gülen'in vaaz konuşmalarının kriptoloji sorumluğunu da yaptım. Gülen'in kayıt altına aldırdığı konuşmasında geçen özel mesajların yer aldığı metrajları kesip yeni bir kasede aktararak hangi bürokrasi veya birimle ilgiliyse o birimlere dağıtıyorduk. Örneğin; Türk Silahlı Kuvvetleri veya yargı teşkilatı ile ilgili mesajı bu yerlerin imam adı altındaki örgüt sorumlularına dağıtılmaktaydı. Gülen'in kullandığı tabirlerden neyi ifade etmek istediği ve hangi talimatı verdiği konusunda uzmanlığım bulunmaktadır. Konuşmalarının yaklaşık 2-3 dakikalık kısımlarında istediği talimatları verebilmektedir. 1994 yılından sonra murakıp dediğimiz ve 3-5 subayla ilgilenen ekip sorumluları mesleki görünümlerini değiştirdiler. Cemaatteki görevlerini bırakıp gerçekten esnaflık yapmaya başladılar. Gülen'in ABD'ye gittiği tarihe kadar bu murakıplar Altunizade FEM dershanesine özel arabayla gelirler, gizli arka kapının kumandası kendilerinde bulunur, kimseye görünmeden bu kapıdan girerler ve asansörle direkt 5. kata çıkarlardı. Gruplar birbirini görmeden 3'lü 5'li gruplar halinde Gülen'in özel odasına geçerler ve Gülen her gurupla ayrı görüşürdü. Mezun olan öğrenciler mezuniyet töreni sonrası yine 3'lü 4'lü gruplar halinde Gülen'in özel odasına gelirler, Gülen rütbelerini kendi eliyle takar ve dua ederdi. 15 Temmuz sonrası darbeci olarak yakalanan Murat Şirzai, İhsan Bakar gibi isimler yüzbaşı sonrası bütün rütbelerini Gülen'e getirmişler ve aynı seremoni ile onun elinden bizzat yeni rütbelerini takmışlardır.
Milliyet

EKONOMİ

Dolar: 3,6041-3,6069                                   
Euro: Euro 3,8073-3,8106
Sterlin: 4,4902-4,4948
Gram Altın: 145,5902-145,7725


Hisseleri Düşüren 3 Kişiye İşlem Yasağı
Geçtiğimiz hafta çarşamba günü Borsa İstanbul'un kapanışına yarım saat kala Turkcell ve Koç Holding hisselerinde yaşanan olağandışı hareketin sorumluları bulundu. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), kanununda yer alan 'piyasa dolandırıcılığı' suçu kapsamında 3 kişiye 3 ay süreyle algoritmik işlem, açığa satış, internetten emir ile kredili alım yasağı getirdi. SPK açıklamasında, "Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107/1 maddesinde sayılan fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeni ile yapay piyasa oluşturmaya yönelik işlemlerin engellenmesi amacıyla, kanunun 101'inci ve 128'inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi ile V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler tebliğinin 18/1 maddesi kapsamında Erdem Yağan, Mehmet Tosunoğlu ve Ahmet Kayhan adlı şahısların Borsa İstanbul pay piyasasındaki işlemlerine ilişkin 27 Şubat'tan itibaren 3 ay süre ile açığa satış ve kredili menkul kıymet işlemleri gerçekleştirmelerinin yasaklanmasına karar verildi" denildi. Ayrıca algoritmik emir üretim/iletim sistemleri üzerinden işlem gerçekleştirmelerinin engellenmesini teminen gerekli tedbirlerin alınması için yatırımcı kuruluşlar bilgilendirilecek. Brüt takas uygulaması gerçekleştirmeleri ve yatırım kuruluşlarının internet üzerinden emir kabul etmeleri de yasaklanacak. Borsa İstanbul Başkanı Himmet Karadağ da hisselerdeki anlık düşüşün algoritma kaynaklı olduğunu kaydederek işlemin nereden yapıldığının belirlenip SPK'ya iletildiğini söylemişti. Karadağ, Anadolu Ajansı'na "Yatırımcılar tespit edilmiş. Fiyat 40 kez yükselip inmiş. İki hissede de küçük yatırımcının 100 bin liranın üzerinde zararı var" dedi. SPK'nın 107'nci maddesi 'piyasa dolandırıcılığı'nı içeriyor. Birinci fıkra şöyle: "Sermaye piyasası araçlarının fiyatına, değişimine, arz ve taleplerine ilişkin yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırmak için alım-satım yapan, emir veren, iptal eden, değiştiren veya hesap hareketleri gerçekleştirenler 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçtan dolayı verilecek olan adli para cezasının miktarı, suçun işlenmesi ile elde edilen menfaatten az olamaz."
Hürriyet

Japonya'ya Türk Çıkarması
Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) Japonya'da uluslararası birçok yatırımıcının katılımı ile dün Tokyo'da düzenlediği yatırım seminerinin ikincisini 27 Şubat'ta Osaka'da gerçekleştirecek. Seminerlere Mizuho, Japonya Dış Ticaret Kuruluşu (JETRO), Baker McKenzie ve Türk danışmanlık firması Pragma gibi kuruluşlar da destek verdi. Katılımcılar arasında ise Mitsui, Mitsubishi, Itochu, Marubeni, Sumitomo ve Hitachi gibi Türkiye'de de yatırımları olan, global ciroları 20 milyar doların üzerinde bulunan devler de yer aldı. 200'ü aşkın firmanın katıldığı Tokyo'daki seminerde 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Türkiye'nin yatırım ortamı, birleşme ve satın almalar pazarı ve ilgili hukuki düzenlemeler gibi oturumlar gerçekleşti. TYDTA Başkanı Arda Ermut, seminerden aldığı izlenimin yabancının Türkiye'deki yatırım ortamı ile ilgili en çok merak ettiği konulardan birinin referandum gündemi olduğunu belirterek, "Biz bu değişikliği daha iyi çalışan bir bürokrasi için şart olan kamu reformu açısından bir fırsat olarak görüyoruz. Japon yatırımcılarımızdan beklentimiz Türkiye'yi batı medyası ve batılı kredi kuruluşlarına göre değerlendirmemeleri. Son 7 yılda Japonya'dan Türkiye'ye 2 milyar dolar doğrudan yatırım geldi. Bu rakamın daha da artması gerektiğini düşünüyoruz. Japon yatırımcılarımızı Büyük İstanbul Tüneli ve Kanal İstanbul gibi projelerin ihalelerine davet ediyoruz" dedi. Pragma şirketi adına konuşan Kerim Kotan da, "Sizlere bir şey pazarlama veya satmaya değil, dünyanın o bölgesindeki dostlarınız olarak herhangi bir ticari beklenti gütmeden uzun vadeli ve stratejik ilişkiler kurmaya geldik" dedi.
Hürriyet

Promosyonda Fatura Ve Kredi Kartı Şartı Kalktı
Bankalar promosyon ödemesi için emeklilere kredi kartı, kredili mevduat hesabı açtırma, otomatik ödeme talimatı verme gibi koşullar ileri süremeyecek. Promosyondan yararlanmak için 3 yıl aynı bankadan emekli maaşı almak yeterli olacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, önümüzdeki üç ayda emeklilere bankalar tarafından ödenecek olan promosyonda 3 yıl süresince maaşı aynı bankadan alma dışındaki tüm koşulların kaldırıldığını söyledi. Müezzinoğlu, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından düzenlenen Çalışma Hayatı İstişare Toplantısı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Müezzinoğlu, emeklilerin promosyonlarını almak için bankalarda ekstra evrak imzalamamalarını istedi. Müezzinoğlu "Hangi bankadan emekli maaşını almak istiyorlarsa, o bankalarla yalnız bir protokol yapacaklar. 'Ben 3 yıl süresince maaşımı senden çekeceğim'. Yalnız maaşımı o bankadan çekme protokolü evrakı dışında başka hiçbir evrak istemeyecekler. Başka bir evrak isteyen bankayla da emekli maaşı protokolü yapmasınlar. Biz gerekli talimatı gerekli bankalara gönderdik" dedi. Müezzinoğlu, meslek lisesi mezunlarının staj sürelerinin emekliliğe sayılmasına ilişkin taleplerine sıcak bakmadıklarını kaydetti. Staja maddi destek verdiklerini kaydeden Müezzinoğlu "Bir de 'Çalışıyormuşum gibi emekliliğe de yansısın' diyorsa çok vicdani görmüyoruz" dedi. Müezzinoğlu, kıdem tazminatını bu yıl tamamlayacaklarını belirtti.
Haber Türk

Varlık Fonu'na Talep Yağıyor
Türkiye Varlık Fonu (TVF) Başkanı Mehmet Bostan, TVF'ye dünyanın her yerinden yatırımcı ilgisi ile karşılaştıklarını söyledi. Bostan, Reuters ile yaptığı söyleşide, TVF'nin strateji planı üzerinde çalıştıklarını belirterek, "Planı tamamlayarak Bakanlar Kurulumuza takdim edeceğiz" dedi. Ziraat Bankası, BOTAŞ, TPAO, THY, Halkbank, Borsa İstanbul ve Türksat'ın Hazine hisselerinin tamamı ile bazı KİT'ler ile at yarışları ve şans oyunu lisanslarını da bünyesinde bulunduran Fon'a dünyanın her tarafından ciddi bir ilgi olduğunu belirten Bostan, "Çok davet alıyoruz. New York ve Londra gibi dünyanın önde gelen finans merkezlerinde yoğun ilgi görüyoruz. Özellikle yatırım bankaları kapımızı çok çalıyor" dedi. Bostan, "Türkiye'nin menfaatlerine katkı sağlayacak iş modelleri, ortaklıklar peşindeyiz. Çok talep var. Ama seçici olmak istiyoruz" diye konuştu. Diğer yandan yürütülen çalışmalar sonunda üç fon ile sözleşme imzalamaya hazırlandıklarını belirten Bostan, "Şu anda halihazırda üç ülke fonu ile iyi niyet sözleşmesi imzalamak üzereyiz" diye konuştu. Bostan, birinci önceliklerinin Türkiye'ye yatırım çekmek olduğunu, ancak zaman içinde farklı ülkelerde de yatırım yapılabileceğini ifade etti. Bostan, TVF'nin yönetimi konusunda, "Bu konuda üç model var. Birincisi finansal yatırımcı modeli, daha çok yönetim kurulu üyesi atama gibi mesafeli bir yaklaşım. İkincisi, stratejik yatırımcı ki bizim düşündüğümüz prensip bu. Stratejik ve uzun dönemli sermayedarlığa odaklanılması. Üçüncüsü, işin içinde bulunmayı gerektiren yakından yönetim. Bunu pek düşünmüyoruz" dedi. Şeffaflığa çok önem vereceklerini belirten Bostan, bağımsız denetim, hesap verilebilirlik, net yatırım politikaları gibi 24 ilkeyi içeren ve bu alanda genel kabul gören Santiago Prensipleri'ni kabul ettiklerini kaydetti.
Milliyet

Promosyon Şartları Yumuşadı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, emeklilerin promosyon ödemelerine ilişkin olarak, "Bankalar emeklilerden, yalnız maaşını o bankadan çekme protokolü evrakı dışında başka hiçbir evrak istemeyecek" dedi. Müezzinoğlu, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından düzenlenen "Çalışma Hayatı İstişare Toplantısı"nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Müezzinoğlu, "(Emekliler) Bugünden itibaren hangi bankadan emekli maaşlarını almak istiyorlarsa, o bankalarla yalnız bir protokol yapacaklar, 'Ben 3 yıl süresince maaşımı senden çekeceğim.' (Bankalar) Yalnız maaşını o bankadan çekme protokolü evrakı dışında başka hiçbir evrak istemeyecek. Böyle bir evrak isteyen bankayla da emekli maaşı protokolü yapmasınlar. Gerekli talimatı bütün bankalara gönderdik" dedi.
Milliyet

Kilogram Başına 1.32 Dolarla Hâlâ Çok Hafifiz
Türkiye'nin toplam ihracatının kilogram değeri 2016'da 1.34 dolardan 1.32 dolara geriledi. Kilogram başına en yüksek ihracat değeri 14.78 dolarla hazır giyim ve konfeksiyondan elde edildi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından hazırlanan rapora göre, kilogram başı ihracat değeri deri ve deri mamulleri sektöründe 11.90 dolar, fındık ve mamulleri sektöründe 8.09 dolar, tütün sektöründe 7.04 dolar, otomotiv sanayinde 6.85 dolar, makine ve aksamları sektöründe 5.4 dolar, elektronik elektronik ile hizmet sektöründe 4.98 dolar, tekstilde 4.05 dolar, iklimlendirme sanayinde 4.15 dolar, gemi-yat sektöründe 4.14 dolar, demir ve demir dışı metallerde 3.49 dolar, halı sektöründe 3.02 dolar, kuru meyve sektöründe 2.79 dolar olarak belirlendi. Raporu değerlendiren ATSO Başkanı Davut Çetin, elektronikte bazı ihraç kalemlerinin kilogram fiyatının 18 dolara kadar çıktığını, hazır giyimde bazı ürünlerin kilogram fiyatının 24 dolar, otomotivde 8 dolara kadar yükselebildiğini ancak ortalamanın 2 doların altında olduğunu söyledi. Çetin, "Kilogram başına ihracatın dolar değeri düşük olan çimento, madencilik kalemleri ortalamaya dahil edilmese bile 2 doları bulamıyoruz" dedi. Fındığın 2015 yılı ortalama ihracat değerinin kilogramda 11.77 dolar olduğuna işaret eden Çetin, şöyle devam etti: "Ancak 2016'da fındığın ihracat değeri kilogramda 8 dolara düşmüş. Buna rağmen fındığın kilosu otomobilden, çamaşır makinesinden, klimadan, çelikten daha yüksek. Mevcut ihracat yapımıza göre 600 dolarlık tek bir cep telefonu ithal edebilmek için 2.7 ton madencilik ürünü ihraç etmek durumundayız. Önümüzdeki süreçte madencilik sektöründen otomotive, hazır giyime kadar tüm sektörlerde katma değeri artırmak için kafa yormalıyız. Dünya sanayi 4.0'ı konuşurken bizim geri kalma lüksümüz bulunmuyor. Teknokentlerimizi birer bina olmaktan çıkartıp teknoloji, patent, marka üretim üslerine çevirmemiz gerekiyor. Yatay teşvik modelinden istenilen faydanın yaratılamayacağı görülmeli, katma değeri yüksek hedef ürün odaklı teşvik sistemleri gündeme alınmalı."
Vatan

DÜNYA
Üniter Irak'ın Günleri Sayılı..
Bugün başlayacak Türkiye ziyareti öncesinde Almanya'nın 'Frankfurter Allgemeine' gazetesine konuşan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, "Irak'ın güçlü bir merkezi hükümet tarafından yönetilen devlet olarak günleri sayılı" diyerek bağımsızlık referandumunun ulusal bir hak olduğunu söyledi. Barzani röportajda "Bu, bizimle Bağdat arasındaki bir iç mesele. Türkiye ve İran'la bir ilişkisi yok. Irak'la anlaşabilirsek, bunun Türkiye'yle bir bağlantısı olmaz. Her türlü güvenlik tehdidini önlemek, ekonomiyi güçlendirmek ve kendi kaderimizi belirlemek istiyorsak, bağımsız bir devleti hedeflemeliyiz" dedi. Barzani, resmi sınırların artık bir anlamının olmadığını savunarak, "Irak ve Suriye'den bir üniter devlet olarak bahsedemezsiniz" yorumunda bulundu. Nerede olursa olsun Kürtlerin haklarını destekleyeceklerini kaydeden Barzani, "Ama her Kürdistan bölgesini kendi bağlamı içinde görmek lazım. Çözümler farklı olmak zorunda. Biz Kürtlerin hakkına kavuşması için şiddet dışında her türlü aracı destekleriz. Her çözüm barışçıl ve demokratik olmalı" dedi. Barzani, Türkiye ile ilişkilerini ise şöyle tarif etti: "Çok dostane ve iyi. Türkiye, Kürdistan ekonomisi için en önemli koridor. Biz sıkı bir dostuz. AK Parti iktidara gelmeden önce, Türkiye'nin Kürt politikası iyi niyetli değildi. AK Parti de başlangıçta değildi. Bizim Türkiye'nin düşmanı olmadığımızı Ankara anladı. Yeni sayfa açıldı. Erdoğan'la ben güveni kurduk." Barzani, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve diğer siyasetçilerin bırakılmasının Türkiye'de iç barışa hizmet edeceğini kaydetti.
Hürriyet

Türkiye Hava Savunma Sistemini Arıyor
Türkiye'nin hava savunma sistemleri alımı konusunda Rusya ile görüşmesi, NATO'da geniş yankı uyandırdı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık'ın NTV'ye verdiği özel mülakatta, Türkiye'nin bu girişiminin nedenlerini açıkladı: "Türkiye'nin bir füze ve hava savunma ihtiyacı var. Şu anda bu ihtiyacı NATO vasıtasıyla sağlıyoruz. Ama Türkiye'nin kalıcı olarak kendisini hava saldırılarından koruyacak sistemlere ihtiyacı var. Asıl bizim üzerinde yoğunlaştığımız nokta kendi hava savunma sistemimizi geliştirmek. Bir program başlattık. Ama o noktaya gelene kadar değişik ülkeler ve şirketlerle görüştük. Şu anda (bizim kriterlerimize en yakın seçenek) Rusya'nın S-400 füzeleri gibi görünüyor. Belirgin bir ilerleme sağlandı. Ama yarın imza atılacak noktada henüz değiliz." Rusya'dan tedarik edilecek S-400 hava savunma sistemlerinin NATO müttefiklerince nasıl karşılanacağı sorusu üzerine Işık'ın cevabı ise çok netti: "Onların anlayışla karşılayacağına inanıyorum. Bazı NATO ülkelerinde de NATO dışı sistemler var." Ankara, 5 yıldan bu yana Türkiye'nin hava savunma sistemlerini çağdaşlaştırmak için ciddi çalışma başlattı. Türkiye satın alacağı sistemin kriterlerini de belirledi. Bu çerçevede Türkiye'nin menzil ve irtifa ihtiyacını karşılayacak hava savunma sisteminin fiyatının da makul olması gerekiyor. Ayrıca üretici firmanın Türkiye'ye teknoloji transferi, ortak Ar-Ge ve üretim imkanı sağlaması gerekiyor. Türkiye NATO'ya üye ülkelerle müzakereleri de en az 2 yıldan bu yana sürdürüyor. ABD'de "Patriot PAC-3" diye bilinen "MIM-104F"nin üreticı firması olan Raytheon, Türkiye'nin belirlemiş olduğu üç parametreden sadece birine cevap verebiliyor. Sistem, Türkiye'nin ihtiyacına karşılık veriyor, ancak ne teknoloji transferine izin veriliyor, ne de ortak üretime. Üstelik fiyatı da son derece pahalı. Washington, Lockheed Martin'le Raytheon firmalarına Japonya'da ortak üretim yapılmasına yeşil ışık yakmıştı. Fransız Thales ile İtalyan MBDA ortaklığındaki EUROSAM firmasının "SAMP/T" hava savunma sistemleriyse, Türkiye'nin belirlediği parametrelerden sadece ikisine cevap verebiliyor. Sistemin fiyatı "ehveni şer" olmakla birlikte, teknoloji transferinde Türkiye'nin talep ettiği şartlara tam cevap veremeyen firma, Ankara'nın bu konudaki çekincelerini giderecek formül üzerinde henüz net görüş bildiremedi. Geçen ay Fransa'ya giden Milli Savunma Bakanı Işık, EUROSAM fabrikasını da gezdi. Türkiye'nin teknik çekincesi olmamasına karşın şirket, teknoloji transferi ve ortak üretim konusunda ciddi teminat talep ediyor. Bununla birlikte Fransa'da Mayıs'ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri de Türkiye'nin çekincelerine yenisini ekliyor. Ankara, prensipte EUROSAM'a sıcak baksa da, Fransa'da olası bir iktidar değişikliğinin anlaşmayı etkileyebileceğini de düşünüyor. Rus "Almaz CDP"'nin ürettiği S-400'lerse Türkiye'nin belirlediği üç parametreyle uyumlu. Buna karşın sistemin NATO'nun hava savunma sistemiyle entegre ve uyumlu çalışması henüz mümkün değil. Bunu başarabilen tek ülke Güney Kore oldu. Basitleştirilmiş S-400 sistemi olan M-SAM'i satın alan Seul, radar sistemini yerel teknoloji devi Samsung ve Fransız Thales'in ortak çalışmalarıyla geliştirdi ve ABD ile uyumlu kıldı. C3 olarak bilinen komuta kontrol sistemini de yine Güney Kore'den Doosan'la geliştirerek, ABD Hava Kuvvetleri'nin yanı sıra eski SEATO ülkeleriyle uyumlu bir sistem kurdu. NATO'ya üye ülkelerde, NATO ülkeleri dışından alınan askeri malzeme yok mu? Var Polonya, Romanya ve Bulgaristan ile Almanya'da Soğuk Savaş'tan kalan S-200 füzeleri bulunuyor. Ayrıca Romanya, Bulgaristan, Slovakya ve Yunanistan'nın hava savunma envanterlerinde Rus S-300'ler de var. Bu sistemler NATO ile uyumlu hale getirildi. Yunanistan dışındaki ülkelerin hiçbiri, Soğuk Savaş'tan sonra Rusya'dan alım yapmadı. Türkiye ise müttefik ülkelerden hava savunma sistemi alma konusunda ciddi irade sergiliyor. Ancak müttefikleri tarafından da rehin alınmak istemiyor. Ankara, bölgede yaşanan gelişmeler ışığında kendi savunmasını başka ülkelere "mecbur" kalmadan geliştirmek ve sağlamak istiyor. NATO'ya üye ülkelerdeki üretici firmaların, Türkiye'nin ABD'li Raytheon veya Fransız-İtalyan EUROSAM'a muhtaç olduğunu düşünerek fiyat indirimi, teknoloji transferi veya ortak üretim şartını yerine getirmek istemediklerini düşünüyor. Henüz Rusya ile bir anlaşma imzalanmadı. Ancak NATO müttefiklerinin, Türkiye'yi, mecbur kılacak bir seçeneğe itmemelerine de özen göstermeleri gerekiyor.
Milliyet

Abd 'Güvenli Bölge' İçin 'Taahhüt' Arayacak
Türkiye'nin Suriye'de oluşturulmasını desteklediği "güvenli bölge" konusunda ABD yönetiminden önemli açıklamalar geldi. Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer, ABD Başkanı Donald Trump ve ekibinin, Suriye'de güvenli bölgeler için çalışmaları sürdüğünü belirterek, "Şu anda güvenli bölgenin coğrafi lokasyonu konusunda betimleyici noktada değiliz. Başkan, hem finansman hem de nasıl yapılacağı konusunda dünya liderlerinden taahhütler almak amacında. Genel anlamda bölge ülkelerinden kapsamlı taahhüde ihtiyacımız var" dedi. Bununla beraber geçtiğimiz günlerde Türkiye'yi ziyaret eden ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, DAEŞ'e karşı mücadeleyi hızlandırmak için Başkan Trump'a sunacakları seçeneklerin, Türkiye ile ABD arasındaki güçlü ittifakı devam ettirmek ile tutarlı olmasına dikkat edeceklerini söyledi. Dunford DAEŞ'le mücadele için atılacak adımlar konusunda, "(Trump ile) Türk müttefiklerimizin önemini konuşacağız ve planlarımızın Türkiye ile olan güçlü ittifakımızı devam ettirmekle tutarlı olmasına dikkat edeceğiz. Bölgedeki Kürt sorununu konuşacağız ki bildiğiniz gibi tek bir Kürt grup yok orada, birçok Kürt grup var. Türklerin menfaatlerine karşı İranlıların menfaatlerinin karmaşıklığını ve mevcut birçok şeyi konuşacağız. Bunların hepsini konuşacağız ancak köklü değişiklik olacağı konusunda bir şey demeye hazır değilim. Çünkü karar verecek olan Başkandır" dedi.
Milliyet

Yeni Hayat
Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri'nin (FARC), hükümetle imzalanan barış anlaşması kapsamında silah bırakmaya hazırlanan binlerce militanı, ülke genelinde kurulan silah bırakma alanlarında yeni hayatlarına alışmaya çalışıyor. Anlaşma kapsamında geçtiğimiz aydan bu yana FARC'ın kırsal bölgelerde bulunan 6 bin 900 civarındaki militanı, ülkenin değişik bölgelerinde kurulan 26 silah bırakma alanında toplanmıştı. Kamplar kurdukları derme çatma kulübelerde ve çadırlarda aile üyeleriyle birlikte kalan FARC üyeleri, 1 Mart itibariyle resmen silah bırakmaya başlayacak. Ardından 'eski' militanların 'sivil hayata adaptasyon süreci' başlayacak. FARC üyelerine kamplardaki eğitmenler aracılığıyla, daha önceden belirlenen meslek dalları arasından seçtikleri bir tanesiyle ilgili eğitim verilecek. Yerel basında çıkan haberlerde erkek üyelerin daha çok tamircilikle, kadınların ise bakıcılık ve çiçekçilik meslekleriyle ilgilendikleri belirtildi. Barış sürecine katılan militanlardan daha önce savaş suçu işlememiş olanların vatandaşlık hakları derhal geri verilecek. Militanlar, nüfus cüzdanı aldıktan sonra, devlet dairelerinde diğer vatandaşlar gibi işlem yaptırıp, bankalarda hesap açtırabilecekler. Şu anda aylık 189 dolar maaş alan FARC üyeleri, lise veya üniversite eğitimi almak istediklerini beyan ederlerse eğitim süreleri boyunca devletten maaş almaya devam edecekler. Örgüt üyeleri, 'barış evleri' adı verilen rehabilitasyon kamplarında kaldıkları süre boyunca ücretsiz psikolojik destek alma hakkına da sahip olacaklar.
Vatan

Medyaya 'Muhalefet Partisi' Benzetmesi
ABD Başkanı Donald Trump'ın baş stratejisti Steve Bannon, başkent Washington'da katıldığı etkinlikte, ana akım Amerikan medyasının Trump hakkında 'fena halde yanıldığını' savunarak, medyanın 'muhalefet partisi' gibi davrandığı değerlendirmesinde bulundu. ABD'deki muhafazakarları bir araya getiren en önemli etkinliklerden 'Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'na (CPAC) katılan Bannon, Amerikan medyasının başından beri Trump'a şans vermediğini, ancak halkın oylarıyla seçimi Trump'ın kazandığını kaydetti. Medyanın çizdiği Trump ve Beyaz Saray profilinin yanlış olduğunu savunan Bannon, "Medya, Trump hakkında fena halde yanılıyor" ifadelerini kullanarak, yeni başkanın anlatıldığından farklı olduğunu öne sürdü. Ana akım medyayı 'muhalefet partisine' benzeten Bannon, Trump'ın her yaptığına itiraz edilmesinin başka bir açıklamasının olamayacağını savundu. Trump'ın attığı adımların kolay kolay kabul edilmediğine dikkati çeken Bannon, "Eğer ülkenizi size mücadele etmeden geri vereceklerini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Her gün bir mücadele olacak" diye konuştu.
Vatan

Deaş Bomba Yüklü Araçla Köye Saldırdı
Dün sabah saat 10.30 sıralarında DEAŞ'tan temizlenen El Bab'ın 3 kilometre kuzey batısındaki Susiyan Köyü'nde bulunan Özgür Suriye Ordusu'nun kontrol noktasına, bomba yüklü araçla saldırı düzenlendi. Büyük paniğe yol açan patlamada yaralananlar, araçlarla sınır hattına taşındı ve ardından ambulanslarla Türkiye'ye taşındı. Saldırıda yaralanan, aralarında sivil ve ÖSO üyelerinin de bulunduğu 50'yi aşkın kişi Kilis Devlet Hastanesi'ne getirildi. Acil serviste tedavisine başlanan yaralılardan durumu ağır olanlar ilk müdahale sonrası ambulanslarla Gaziantep'e sevk edildi. Yerel kaynaklar, DEAŞ terör örgütü tarafından Susiyan Köyü yakınlarındaki kontrol noktasında bombalı araçla düzenlenen saldırıda 8'i ÖSO askeri 65'i sivil 73 kişinin öldüğünü bildirdi. Saldırıda yaralananlar arasında durumu ağır olanların da bulunduğu için sayının artmasından da endişe edildiği kaydedildi.
Vatan

POLİTİKA

Hadi Gari, Sandığı 'Evet'le Patlatalım
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anayasa değişikliği referandumunun ardından idam için de referandum yapabileceklerini belirterek, "Millet idam diyorsa mesele bitmiştir" dedi. Erdoğan Manisa'da halkı 16 Nisan'da sandıkları 'evet'le patlatmaya çağırdı. Erdoğan, dün Manisa'da 220 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen tesislerin toplu açılış töreninde şu mesajları verdi: Türkiye 16 Nisan'da sandığa gidecek ve önemli bir tercihte bulunacak. Yönetim sistemimiz değiştiriyoruz. Hani bu ana muhalefet ve onun malum takıntıları var, ne diyor bunlar, rejim değişecek. Ya bizim rejimle, mejimle işimiz yok. Rejim sorunu bu ülkenin 1923'te bitti. Bizim şu anda yönetim sistemiyle sorumuz var. Güçlü bir yürütme organı oluşturuyoruz. Ama bunlar bundan anlamaz. Bunlara 5 tane koyun ver, kaybedip gelirler. Meclis'in ve yargının görevlerini yeniden tanımlıyoruz, bu kurumları da güçlendiriyoruz. Ne diyor CHP, 'Bunlar Meclis'i kaldıracaklar'. Yahu yalan konuşma, doğru konuş. Tam aksine Meclis'in gücün artırıyoruz, denetim gücün arttırıyoruz cumhuriyetimizi daha güçlü bir demokrasiyle, daha güçlü bir yönetimle taçlandırıyoruz. Biz bu ülkenin ve milletin sevdalısıyız. Biz size aşığız, aşık. Türkiye'nin, Türk milletinin aleyhine olacak hiçbir işin içinde yer almayız. Cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemini ülkemizin ve milletimizin geleceği için istiyoruz. Anayasa değişikliğiyle getirilen yeni yönetim sistemi ülkemizin ve milletimizin hayrınadır. Türkiye'yi bugünlere onca engele, badireye rağmen getirdik. Şimdi yeni sistemle geleceğe çok daha güçlü bir şekilde taşıyacağız. Ama bunun için önce 16 Nisan'da sandıkları 'evet'le patlatmak durumundayız. 2023 Türkiye'sine doğru 'hadi gari' diyerek daha emin adımlarla yürümeye var mıyız? Birileri diyor ki, 'Türkiye'nin bu kadar sorunu var, bunları çözmek için uğraşmak yerine niçin yönetim sistemini değiştiriyorsunuz'. İşte tam da bu sebeple değiştiriyoruz. Türkiye'nin sorunlarının çözümü şahısların inisiyatiflerine kalmasın diye yönetim sistemini değiştiriyoruz. Mevcut sistem, dünkü Türkiye'nin dahi ihtiyaçlarını karşılayamıyordu. Böyle bir sistemle devam etmek, göz göre göre ülkeyi krizlerin, çekişmelerin, kavgaların pençesine terk etmek demektir. Son değişikliği şahsıma bağlayanlar var. Biz bu sistemi sadece ve sadece milletimiz için istiyoruz. Türkiye, hedeflerine daha kolay ulaşabilsin diye istiyoruz. Ben Ak Parti'nin Sayın Genel Başkanı'na, MHP'nin Sayın Genel Başkanı'na teşekkür ediyorum. Onlar Parlamentoda görevlerini yaptı sayın genel başkanlar ve ekibi. Şimdi sıra millette. Ben de milletime güveniyorum. Ak Parti'ye, MHP'ye, CHP'ye, hatta HDP'ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum. Bu milli birlik seferberliğidir. Gelin birleşelim ve 16 Nisan'da bu reformu halledelim. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi, bitti. CHP ne diyor, 'Biz Mustafa Kemal'in partisiyiz'. Ne diyor Gazi, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyor. Milletin dediğine niye uymuyorsun? Uyacaksın. Uymazsan uydurur bu millet, uydurur. Öyle mi?
Milliyet

Rejim Değil, Onların Kimyaları Değişiyor
Başbakan Binali Yıldırım, "16 Nisan'da sandığa gideceğiz. Bu bir referandum. Neyin referandumu bu? Cumhuriyet kuruldu parlamenter sistem. Parlamenter sisteme 1923'ten bu tarafa bir bak, sürekli problem. Rejim falan değişmiyor, onların kimyası değişiyor. Bu değişime ayak uydurmak mecburiyetindeler" dedi. Yıldırım dün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Çevre Projeleri Açılış Töreni'ne katıldı. Yıldırım, konuşmasında şunları söyledi: Terör örgütünün Güneydoğu'da yaptığı hendekler ve tahribatlar nedeniyle insanlar evlerini terk etmek zorunda kaldı. Biz onların canına okuduk, hepsini o şehirlerden çıkardık. Şimdi dışarıda da onlara hayat hakkı yok. Hangi delikte olursa olsunlar bulup çıkarıyoruz. Şimdi aralarında ne konuşuyorlar? 'Aman bu referandumda evet çıkarsa biz bittik'. Biteceksiniz, başka yolu yok. Bu alçak terör örgütü, gençlerin gelecek umudunu kararttı. Onlara, dağdan, ölümden başka hiçbir şey vaat etmedi. Ama şimdi o gençler, gerçeği gördüler ve gelecek planlarını yapıyorlar. 23 ilimize özel bir kalkınma projesi uyguluyoruz. Bu 23 ilde bugüne kadar müracaatlarda 20 milyarlık yatırım vaadinde bulundular. 16 Nisan'da sandığa gideceğiz. Sanki ölüm kalım meselesi. Sanki genel seçim oluyor. Öyle bir şey yok. Seçimi daha 1 Kasım'da yaptık. Seçim falan yok. Bu bir referandum. Neyin referandumu bu? Şimdi mevcut sistem, Cumhuriyet kuruldu parlamenter sistem. Parlamenter sisteme 1923'ten bu tarafa bir bak, sürekli problem. Bir, zayıf iktidarlarda. İkincisi de Cumhurbaşkanı seçiminde. Cumhurbaşkanı seçilecek, milletvekillerine seçtirmiyorlar. Kim seçecek? Ankara'da gözükmeyen ortaklar var. Uzun bir seçim kampanyası döneminden sonra tek başına iktidar olma şansını yakaladık. Ancak Ankara'ya geldiğimizde birileri bize "Hoş geldiniz, biz sizin yeni ortaklarınızız" dedi. 'Siz kimsiniz, biz sizi hiç görmedik?' dediğimizde ise, 'Bizi göremezsiniz biz bu devletin bekçileriyiz, siz yanlış yaparsanız biz düzeltmeye memuruz' yanıtını aldık. Kim verdi size bu yetkiyi? Cevap yok. Öyle diyenler Ak Parti iktidarında gereken cevabı aldılar. 27 Nisan Bildirgesi, hemen iade ettik. Olmadı, 17-25 Aralık. Olmadı kapatma davası. Olmadı ve en son 15 Temmuz. Rejim falan değişmiyor, onların kimyası değişiyor. Bu değişime ayak uydurmak mecburiyetindeler. Ama bunların böyle bir derdi yok. Çalışıp çabalayarak iktidar olmak diye derdi yok. 'Ömürleri boyunca terlemeden, yorulmadan ya ihtilaller öncesi ya ihtilal sonrası iş çıkarmışlar. Artık yağma yok, davetsiz misafirlere geçit yok.
Milliyet

'Operasyona Kapalı Bir Yapı Lazım'
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin cumhuriyetin gerçek anlamıyla hayata geçirilmesini sağladığını savundu. SETA'da Cumhurbaşkanlığı Sisteminin Anayasal Tasarımı konulu konferans veren Bozdağ, şunları söyledi: "Türkiye'nin yaşadığı parlamenter sistem tecrübesi ve Türkiye'nin bulunduğu coğrafya bu ülkenin ve bu milletin bekası, güçlü olması her an söz sahibi, kudret sahibi olması için güçlü bir siyasal iktidarın varlığını ve sürekli bir istikrarın varlığını şart koşmaktadır. Zayıf iktidarla istikrarsızlıklarla Türkiye hep kaybetti." "AK Parti 280 ile iktidar olmuş olsa Türkiye'yi dönüştüren büyük reformların altına imza atabilir mi? Atamaz. Bazı vekilleri rahatsız eden kararlar alabilir mi? Alamaz. Vekil gelip diyebilir ki bu karardan rahatsızım bunu bir daha düşün. Düşünmezsen benim gibi düşünen 5-6 arkadaşım daha var. Medyanın, sermayenin, güç odaklarının bazı menfaat çevlerinin rahatsız olduğu ama milletin menfeati olan kararların altına cesurca zayıf bir iktidar atabilir mi? Atamaz. Transferler yapabilirler parayla, tehditle, şantajla iktidar değişiklikleri yapılabilir. Çünkü bu sistem güç merkezlerinin mevcut iktidarlara her türlü ahlak ve hukuk dışı operasyonlar yapmasına izin verecek bir yapıya da sahip. Onun için operasyonlara kapalı, milletin iradesini korunaklı kılan bir yapıya ihtiyaç var. Türkiye üzerinde hesabı olanlar var ve en son yaşadığımız 15 Temmuz darbe teşebbüsü gösterdi ki bu hesabı olanların hesabı da kapanmış değil. Bu coğrafyada zayıf iktidarla her türlü operasyona açık iktidarlarla siyasi istikrarsızlıklarla Türkiye'nin ve Türk milletinin daha fazla yoluna devam edebilme imkanı yoktur."
Vatan

SPOR

Turkish Airlines Euroleague'deki 23. maçında İspanyol Baskonia'yı konuk eden Anadolu Efes, 96-85'lik skorla 12. galibiyetine ulaştı. Türkiye Kupası maçlarında kadroda olmayan Paul, basketbolu özlemiş olacak ki (!) eline aldığı topu potaya sallama alışkanlığını abarttı. Beaubouis savunmasında da aksayan Paul, 4. dakikada 9-4 geriye düşmemizin nedeniydi. Ondan beklenen katkıyı kenardan gelen Can Maxim karşılayınca, Efes hücumları düzene girdi. Can girinceye kadar sadece Dunston-Brown ikilisiyle skor bulabilen Efes, art arda gelen üçlüklerle rahatlayıp, ilk çeyreği 23-21 önde kapadı. Brown sadece fiziksel avantajıyla değil, aklıyla da fark yaratıp, Voigtmann'a karşı çabukluğunu kullanırken, yine kenardan gelen Honeycutt da üç sayı şovuna katkıda bulununca Efes giderek rahatladı. Tabii ki bu hücum performansına, Heurtel'in yaptığı müthiş katkıyı da atlamamak lazım. Fransız yıldız, asistleriyle, tempo ayarlama konusundaki ustalığıyla farkın çift hanelere çıkmasını sağladı. Çok iyi savunma yapamasa da hücumda ritmini bulan Efes, 2. yarıda Paul'den de katkı almaya başladı. Aslında yine birçoğu soru işaretiydi kullandığı topların ama ABD'li bu kez hedefi bulunca, takımı da iyice rahatladı. Baskonia kırılgan bir takım, zaten bir anda fark 17 sayıya kadar çıktı. Zaman zaman bireysel performanslar ile farkı tek hanelere çekti İspanyollar ama hücumda her şeyi çok iyi yapan üçlü Heurtel-Dunston ve Brown, rakibin direncini kırmakta zorlanmadı, Efes de farklı kazandı.
Milliyet

Krasnodar'a elenen Fenerbahçe'de teknik direktör Dirk Advocaat, futbolcularıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Hollandalı teknik adam, maç ile ilgili olarak bazı eleştirilerde bulunurken, diğer yandan da geleceğe bakmak zorunda olduklarını ifade etti. "Geçmiş ile yaşanmaz" ifadesini kullanan sarı-lacivertlilerin teknik patronu, bir an önce bu maçın etkisinden çıkılması gerektiğini ifade etti. "İleriye, önümüze bakmalıyız" diyerek hâlâ lig ve kupada hedeflerin olduğunu belirten deneyimli çalıştırıcı, son maça kadar mücadelelerine devam edeceklerini belirtti. Advocaat, taraftarı daha fazla üzmemek adına takımın elinden gelen tüm mücadeleyi göstermesini istedi. Öncelikle Krasnodar maçının bir değerlendirmesini yapan teknik direktör Advocaat, henüz 7. dakikada yenen golün ardından takımın maçı bırakmasına tepki gösterdi, "Bu durumu anlayamıyorum. Geride 80 dakika daha vardı" ifadesini kullandı. Geriye düşen ve şok gol yiyen ilk takımın kendileri olmadığını belirten çalıştırıcı, neden maçtan koptukları sorusunu sordu. Kalan maçlarda da bu tip durumlar yaşanabileceğini dile getiren Fenerbahçe Teknik Direktörü, benzer bir durumun yaşanmaması gerektiğini ifade etti. Tecrübeli çalıştırıcı, büyük takımı büyük yapan en önemli detaylardan birinin de geriye düştüğünde verdiği reaksiyon olduğunun altını çizdi. Teknik direktör Advocaat, kalan haftalardaki hedefi de belirledi. Sezonu kupa ile tamamlamak isteyen sarı-lacivertliler bu nedenle Ziraat Türkiye Kupası'na öncelik vermiş durumda Sarı- lacivertliler benzer şekilde lig yarışını da sonuna kadar devam ettirecek. Beşiktaş'ın 10 puan gerisinde olunsa da matematiksel olarak şans sürdüğü müddetçe mücadele devam edecek.
Milliyet


Beşiktaş Teknik Direktörü Fikret Orman, Bein Sports'a verdiği röportajda gündeme yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Şansal Büyüka'nın sorularını yanıtlayan Orman, UEFA Avrupa Ligi için, "Beşiktaş büyük bir kulüp. Elinden gelen neyse yapacak, gidebileceği yere kadar gidecektir. İnşallah Allah buraya UEFA Kupası getirmemizi nasip etsin. Manchester United'ı dışarıda bırakıyorum. Ama diğer takımlara bakınca bizim kadar eski bir kulüp değiller, bizim kadar iyi oyuncuları yok, taraftarları bizimki gibi değil. Olması lazım. Galatasaray'ın 2000 senesinde yapmış olduğu başarı, o zamanın şartları içerisinde hakikaten büyük bir başarıydı. Ama o günden sonra Türkiye'ye kupa getirememek bizim ayıbımızdır. Kendi camiam için de söylüyorum" diye konuştu. Ligdeki şampiyonluk yarışı için de değerlendirmede bulunan Başkan Fikret Orman, "Nisan ayında şampiyonluk laflarını gerçekçi bulmuyorum. Başakşehir var, Galatasaray var, Fenerbahçe var. Daha önümüzde çok maç var. Beşiktaş iyi yolda mı? Fena değil, daha da iyi olmalıydı. Beşiktaş Karabük'e kaybetmemeliydi. Hakemin arkasına sığınacak bir kulüp değil Beşiktaş. Hakem hataları oluyor ama ben bunların kasıtlı olduğunu düşünmüyorum. Şenol Hoca, bir dakika kötü oyundan rahatsız olur. Beşiktaş gibi takımlar yüksek maliyetli takımlar. Şenol Hoca da söylüyor, bizim maçımızı seyreden mutlu olsun. Yenerken bile saygı duyulan bir camia olmak. Başka kulüplere dalmak, bunlar artık sempati de görmüyor. Sokakta Galatasaraylı, Fenerbahçeli, Bursasporlu herkes geliyor, konuşuyoruz, fotoğraf çekiyoruz" ifadelerini kullandı. Orman, Pazartesi günkü derbi ile ilgili ise "Ben tarafım. Karşı tarafı da rencide etmek istemem. Söylüyorum kişiler hata yapar kurumlar yapmaz. Beşiktaş ya da Galatasaray bir hata yapmışsa bunu kişiler yapmıştır. O nedenle bizim Galatasaray ile ebedi dostluğumuz var. Galatasaray çok büyük bir camia, 4 tane yıldızı var, UEFA Kupası var. Kazanmak için gidiyoruz ama tahmin etmiyorum Galatasaray'da Beşiktaş'a 3-0 yenilelim diye beklemiyor. Hakemin az hata yaptığı bir karşılaşma olsun" dedi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder