26 Şubat 2017 Pazar

26.02.2017 Genel Gündem



26.02.2017

GÜNDEM

Tsk'dan Dünyaya 40 Gün Mesajı!
Türk Silahlı Kuvvetleri; Türk halk kültüründe önemli bir yeri olan '40 gün' kavramını akla getiren bir tarzda, gücü konusunda dünyaya önemli bir mesaj verdi. Türkiye ulusal güvenliğine yönelik hesapları, 40 günde bozdu. FETÖ darbe girişiminden 40 gün sonra başlatılan Fırat Kalkanı Harekâtı'nın en önemli hedeflerinden biri ve terör örgütü DAEŞ'in Suriye içindeki ikinci güçlü noktası olan El Bab operasyonu başarı ile tamamlandı. Harekâtın 185'inci gününde, kontrol altına alınan El Bab'da temizlik faaliyetleri yürütülüyor. FETÖ terör örgütünün dış destekli olduğu değerlendirilen 15 Temmuz'daki darbe girişimi, Türk ordusunda sarsıntıya neden oldu. Küresel güçlerin, Irak ve Suriye politikalarında Türk ordusunun 15 Temmuz sonrası durumuna göre pozisyon aldıklarının değerlendirildiği bir süreçte TSK, 24 Ağustos'ta Fırat Kalkanı'nı başlattı. TSK darbe girişiminden 40 gün sonra meskûn mahalde terörle mücadeleyi içermesi nedeniyle dünyada çok az ordunun cesaret edebileceği müşterek kuvvetlere dayalı sınır dışı harekât başlattı. Harekâtın en önemli hedefi, DAEŞ'in Rakka'dan sonra ikinci önemli merkezi olan El Bab idi. Harekât, 8 Aralık'ta başladı. Harekâta TSK'nın tüm ana unsurları katıldı. Doğrudan Genelkurmay'a bağlı bordo bereli olarak adlandırılan özel kuvvetler, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın bazıları hendek operasyonlarında deneyim kazanmış olan farklı tugaylarından komando ve birliklerin yanı sıra mayın temizleme unsurları harekâtta yer aldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın SAT komandoları da, meskun mahal operasyonlarında önemli görevler üstlendi. ÖSO unsurları arasında koordinasyon sağlanarak bu güçler yönlendirildi.
Milliyet


El Bab'a Mayın Temizleme Aracı
Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından geçen yıl 24 Ağustos'ta başlayan Fırat Kalkanı Harekatı ile terör örgütü DEAŞ'tan temizlenen El Bab bölgesine tuzaklanan mayın ve el yapımı patlayıcıların temizlenmesine yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamanda Kilis'in Elbeyli İlçesi üzerinden El Bab'a çekicilerle 2 mayın temizleme aracı sevk edildi. Mayın temizleme araçlarını taşıyan çekiciler, güvenlik önlemleri arasında Suriye'ye geçiş yaptı. Kent merkezinde kontrolü sağlayan ÖSO birlikleri, DEAŞ'ın neredeyse kentin her köşesine döşediği mayın ve bomba düzeneklerini detektör yardımıyla temizliyor. DEAŞ'ın yollara bomba döşemesi ihtimaline karşı oldukça kontrollü hareket eden ÖSO birlikleri, yoğun çatışmalarda yıkılan bina çevrelerinde büyük bir titizlikle çalışıyor. ÖSO'nun Bomba İmha Uzmanı Yüzbaşı Muhammed Ebu İslam, ''Çok hassas mayınlar var. Bunlarda biraz zorlandık ama Allah'a şükür uzun uğraşlar sonucu onları da etkisiz hale getirebildik. Bazı mayınlar da sese duyarlı, yüksek ses çıkardığınız zaman patlıyor" diyor.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,6041-3,6069                               
Euro: Euro 3,8073-3,8106
Sterlin: 4,4902-4,4948
Gram Altın: 145,5902-145,7725

Yorgun Borsanın 90 Bin Savaşı
Piyasalarda olumlu hava korunuyor. Döviz kurlarında düşüş, borsada çıkış trendleri sürüyor. Para piyasaları sermaye piyasalarına katkılarını devam ettirmekle birlikte borsada kâr satışları da görülüyor. 6 Ocak haftasından bu yana ilk defa 17 Şubat haftasında yabancı yatırımcılar 50 milyon dolarla satışta görüldüler. Bu durum endeksin direnç seviyelerini geçmekte zorlanmasını veya "patinaj" yapmasını izah ediyor. Bu aşamada düşüş veya kâr satışları derinlik kazanmış değil. Önümüzdeki hafta "Çıkamayan borsa düşer mi" yoksa gelen satışlar çıkış trendlerinde görülen bir düzeltme hareketi olarak görülüp çıkış devam edecek mi bunu gündem ve para giriş çıkışları belirleyecek. Ocak ayından bu yana yüzde 20'den fazla prim barındıran borsada son dönemde yaşanan kâr satışlarını ve "teknik düzeltme" hareketini olağan karşılamak gerekir. Gündemde çok bir farklılaşma yok. Doların iç ve dış piyasalardaki seyri, dış borsalar, ABD'de Trump'la başlayan yeni döneme ilişkin icraatlar, ABD Merkez Bankası (Fed) kaynaklı gelişmeler, varlık fonu, anayasa değişikliği konusunda yapılacak referanduma bağlı siyaset, merkez bankası kararları, Suriye, dış piyasalar genel gündem konuları. Ek olarak, İspanyol BBVA'nın Garanti Bankası'nın yüzde 9.95'ini Doğuş Grubu'ndan satın alması ve 3 Mart'ta açıklanacak olan son dönemde kur etkisiyle yükseliş eğilimindeki enflasyon verileri. Zayıflayan genel ekonomik seyrin yansımalarının hissedildiği 2016 yıl sonu bilançoları ışığında hisse bazlı hareketlilik sınırlı kaldı, borsanın yönü konusunda banka hisselerinin lokomotif işlevi sürüyor. Dış borsalardaki yükselişler iç piyasalar için önemli bir referans. Ancak son günlerde dış borsalarda da çıkış hareketlerinde ivme kaybı var. Geçen hafta açıklanan Fed tutanaklarında özellikle faiz artışının sayısı konusunda çok farklı bir söyleme rastlanılmadı. 2017'de Fed faiz artışının iki mi, üç mü olacağı tartışmaları sürüyor. Varlık fonu ile ilgili dış kaynak beklentisi, merkez bankasının parasal sıkılaştırma politikası, gelişen piyasalara para girişleri kurlar üzerinde baskı yapıyor. Referandum nedeniyle siyaset gündemde kalmaya devam edecek. Geçen hafta yukarı yönlü çıkış denemelerinde sıklaşan kâr satışları ve işlem hacmindeki zayıflama nedeniyle vurgu yaptığımız borsadaki yorgunluk görüntüsü geçerliliğini koruyor. Döviz kurlarının ise kâr satışlarının etkisinde kalması tepki olasılığını gündemde tutuyor. Piyasalarda iyimserlik korunuyor ancak daha temkinli bir görünüm var.
Hürriyet

Evini Dönüştürene Bakanlık Kredisi
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan 'Dönüşüm Projeleri Özel Hesabı Yönetmeliği', Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmeliğe göre, hak sahiplerinden, konutunu ve iş yerini kendi imkânlarıyla yapmak veya edinmek isteyenlere Bakanlık özel hesaptan kredi verilebilecek. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, son aylarda yaptığı açıklamalarda yoğunluk artışı ile dönüşüm yapılmasına karşı olduklarını, imkânı olan vatandaşların evlerini kendilerinin dönüşüme sokması gerektiğine dikkat çekiyordu. Mevcut düzende müteahhit firmalarla dönüşüm yapılıyor ve işin finansmanı imar artışıyla sağlanıyor. Şimdi vatandaş evini kendi dönüştürürse hem yoğunluk artmayacak hem de dönüşüm süreci hız kazanacak. Bakanlığın hedefi İstanbul'da yılda 250 bin, Türkiye genelinde ise 500 bin konutu dönüştürmek. Yönetmeliğe göre, anlaşma ile tahliye edilen, yıktırılan veya kamulaştırılan yapıların maliklerinden ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı ya da sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği yahut bunlarda iş yeri bulunduğu tespit edilenlerden konutunu ve iş yerini kendi imkanları ile yapmak veya edinmek isteyenlere Bakanlıkça özel hesaptan kredi verilebilecek. Kullandırılacak kredilerin azami tutarları ile kredinin tahsis öncelikleri, özel hesabın finansman durumu, proje büyüklüğü, inşaat maliyetleri, inşaatların bulunduğu bölgeler dikkate alınarak Bakanlıkça her yıl belirlenerek ilan edilecek. Özel hesaptan kredi kullanmak isteyenler, bulundukları yerdeki Çevre ve Şehircilik il müdürlüklerine başvuracak. Onaylanan kredi karşılığında Bakanlıkça belirlenen tutarda teminat alınacak. Kredi kullananlar ile Bakanlık arasında kredi sözleşmesi düzenlenecek. Kredi borcuna karşılık olarak gerekli ipotek tesis ve tescil işlemleri yapılacak. Konutunu veya iş yerini kendi imkanları ile yapmak isteyenlere açılan kredinin yüzde 25'i peşin, geri kalanı ise inşaatın ilerleme oranı dikkate alınarak 3 eşit taksitte hak sahibinin hesabına aktarılacak. Riskli alanda yer alan veya riskli olduğu tespit edilen yapılar için, yıkım kredisi verilebilecek. Kredinin tutarı her yıl Bakanlık tarafından belirlenecek. Kredi tutarının hak sahibinin hesabına aktarıldığı tarihten itibaren bir ay içerisinde yıkım işlemi yaptırılarak enkazının kaldırılması ve Bakanlığa bilgi verilmesi zorunlu olacak.
Hürriyet

En Az % 25 Fazla Prim Ödüyor
Başbakan Binali Yıldırım önceki gün araçlara da uçaklardaki gibi kara kutu konulacağını ardından sistemin değişmesiyle sigorta primlerinin düşeceğini açıklamıştı. Halen dünyada uygulamaları bulunan kara kutu sistemi sayesinde araçların seyahatleri süresince hız aşımı ve hatalı sollama gibi trafik ihlali bilgileri elde edilmiş olacak ve bu bilgiler doğrultusunda trafik kazalarında hangi tarafın haklı olduğu sağlıklı bir şekilde belirlenebilecek. Yeni sistem sayesinde sigorta şirketleri de sürücülerin 'sürüş profillerini' çıkararak sürücüden sürücüye değişen fiyat tarifeleri uygulamaya başlayacak ve trafik kurallarına uyan bir sürücü daha az sigorta primi öderken kurallara uymayan ya da daha az uyan bir sürücü daha yüksek prim ödemek zorunda kalacak. Avrupa Birliği'nde satılan her yeni araçta Ekim 2015 itibarıyla bulunması zorunlu hale gelen kara kutunun, 2020 yılında kıtada dolaşan araçların yarısında bulunacağı tahmin ediliyor. AB ülkelerinde araçlarına kara kutu yerleştirmeyi kabul etmeyen sürücüler ise çok yüksek sigorta primleri ödemek durumunda kalıyor. Her ülkede farklı oranlar söz konusu. İngiltere'de, 2016'da 500 bin sürücü araçlarındaki kara kutular sayesinde yüzde 25-40 oranında daha düşük sigorta primi ödedi. ABD'de kara kutu taktırmak yüzde 25 fiyat avantajı sağlıyor. Güney Kore'de ise bu oran yüzde 5. Araçlar için kara kutular Almanya'da da 15 yıldır satın alınabiliyor. Alman otomobil üreticisi Volkswagen, 2015 yılında eski model araçları için "dibox" adını verdiği kara kutuları 299 Euro fiyat etiketiyle satışa sunmuştu. Almanya'da geçen sene alınan karar ile kazalarda kimin suçlu olduğunu tespit etmek için yakın gelecekte yollara çıkacak sürücüsüz araçlarda kara kutular zorunlu hale getirildi.
Haber Türk

Gap'a Davet Var
Diyarbakır Turizm Platformu, yabancı turist için uygulanmayan, yerli turist için ise 'yetersiz katılım' nedeniyle iptal edilen 'GAP turlarını' yeniden başlatmak için harekete geçti. GAP turlarını Diyarbakır'da eski günlerine döndürmek isteyen platform, başta Valilik ve Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, sanayi ve ticaret odaları, turizmciler ve Dicle Üniversitesi ile birlikte hareket ediyor. Platform, tanıtım kampanyasının ilk etkinliğini 18-19 Mart tarihlerinde Diyarbakır'da yapacak. Etkinlikte Türkiye'nin önemli 25 turizm operatörü ve acenteleri biraraya gelecek. Bu buluşmada, Diyarbakır'ın 'güvenlikli' günlerine döndüğü mesajını verecek olan platform, gelinen aşamayı da yerinde göstermiş olacak. Bölgeye gelecek turlara her türlü desteğe hazır olduklarını anlatacak platform, kültür ve GAP turları ile Diyarbakır'dan başlayarak tüm bölgenin turizmini yeniden canlandırmak istiyor. Terör ve sınır olaylarından önce bölgeye yılda toplam 500 bin yerli ve yabancı turist gelirken şu anda sayının 10 bine kadar düştüğü açıklandı. Diyarbakır'a giden sınırlı sayıdaki kişiler ise turistten çok bölgede iş yapan işadamlarından oluşuyor. Diyarbakır'da başta Hevsel Bahçeleri ve Sur bölgesi olmak üzere UNESCO kültür mirası listesinde yer alan noktalar dışında şehrin tamamı tarihi ve kültürel mirasıyla dikkat çekiyor. Platform, yerli tur operatörleri tarafından oldukça iyi bilinen bu tarih ve kültürel mirası yeniden gezdirirken, şehrin güvenliğini yerinde göstermeyi amaçlıyor.
Milliyet

'Komşunu Al Gel'de İlk Durak Berlin
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayesinde turizmi desteklemek amacıyla başlatılan, 'Komşunu Al Gel' kampanyasının ilk tanıtımını, gurbetçilerin yoğunlukta olduğu Almanya'da yapacak. Bakanlık, Türkiye'ye gelen yabancı turist sayısının darbe girişimi ve terör eylemleri nedeniyle yüzde 30 azalmasının ardından 2017'de daha fazla turistin gelmesi için çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda, kamu ve özel sektörle birlikte 2016'da başlatılan tanıtım seferberliği bu yıl da sürdürülecek. Bu kapsamda ilk tanıtım çalışması, gurbetçilerin yoğun yaşadığı Almanya'da 8- 12 Mart'taki Berlin Uluslararası Turizm Borsası'nda (ITB) düzenlenecek. Bakanlık, dünyanın en önemli turizm fuarı kabul edilen Berlin Uluslararası Turizm Borsası'na 132 firmayla adeta çıkarma yaparak, kampanyayı tanıtacak. Türkiye'nin 3 bin 79 metrekarelik alanda 121 stantla damgasını vuracağı fuarda, kampanyanın içeriği, tur operatörü ve acentelerin yapacağı indirimler hakkında gurbetçilere bilgi verilecek. Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın da katılması beklenen fuarda, Alman turizm pazarında öne çıkan Türkiye'nin destinasyonlarının yanısıra dağcılık, yürüyüş, bisiklet, doğa gibi alternatif turizm türleri ile düğün turizminin tanıtımına da ağırlık verilecek. Fuarın farklı günlerinde gerçekleştirilecek oturumlarda da, "güven ve güvenlik, sosyal medya, e-destinasyon tanıtımı ve Türk mutfağı" konuları ele alınacak. Türkiye standındaki "Sanatçı Mahallesi" bölümünde, geleneksel el sanatlarını temsilen hat, çini, ebru, lületaşı, telkari işleme, uygulamalı olarak ziyaretçilere tanıtılacak. Türkiye standında interaktif oyun alanlarına da yer verilecek. Bu alanlarda alternatif turizm türlerini ön plana çıkaran oyunlar yer alacak. Oyun alanlarında hazır bulunan ekibin yardımıyla ziyaretçiler, Türkiye'nin turizm imkanlarını aktif şekilde tanıyacak.
Milliyet

Yatırım Rüzgarı
Türk iş dünyası, 2016 yılını 'çok zor ve kötü bir yıl' olarak nitelendirse de yatırımdan vazgeçmedi. Koç Holding'den Sabancı Holding'e, Akfen Holding'den Zorlu Holding'e, Turkcell'den Türk Telekom'a dev gruplar 2017 yılı için de milyarlarca dolarlık yatırımı gündemine aldı. Sabancı 4.5 milyar, Akfen 6 milyar TL yatırımla öne çıkıyor. Anadolu Grubu ve Zorlu en az 1 milyar TL'lik yatırım planı hazırlarken geçen yıl 6.2 milyar TL'lik yatırım planı yapan Koç da yatırımda hız kesmeyecek. Holdinglerin yatırım yarışında Akfen Holding dikkat çekiyor. Akfen Holding, 6 milyar TL'lik yatırım paketinin ilk açılışını geçtiğimiz günlerde Mersin Limanı'nda yaptı. Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Türkiye'nin geçmiş yıllarda olduğu gibi istikrarlı bir şekilde büyümesi için yatırımlarına durmadan devam ettiklerini söyledi ve "2017 yılında toplam 6 milyar liralık yatırım yapıyoruz. Bunun 3.4 milyar TL'sini sağlık alanında Kamu-Özel İşbirliği (PPP) modeli ile yatırımını üstlendiğimiz Isparta, Eskişehir ve Tekirdağ şehir hastaneleri projeleri oluşturuyor. Projelerimiz 2017 yılı sonunda hizmete
Vatan

DÜNYA

'Sdg'ye Ağır Silah Sözü Verildi' İddiası
Önceki gün Suriye'nin kuzeyinde terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD/ YPG'nin kontrolündeki Kobani'yi ziyaret eden ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Joseph Votel'in çoğunluğunu YPG'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) yetkilileriyle yaptığı görüşmenin detayları çıkıyor. ABD'li General Votel'in SDG'ye ağır silah sözü verdiği iddia edildi. SDG Sözcüsü Talal Sello, Votel'in kendileriyle "Donald Trump döneminde (SDG'ye yönelik) koordinasyon ve destek artışını" ele aldığını söyledi. Sello, "Gelecek dönemlerde ağır silah sözü verildi" diye de ekledi. Sello, görüşmenin sonuçlarını 'olumlu' diye tanımlamış ve ziyaretin, ABD'nin kendilerine olan desteğini teyit ettiğini söylemişti. Kobani ziyaretiyle ilgili Pentagon'dan bir açıklama gelmezken, New York Times'a konuşan DEAŞ karşıtı koalisyonun komutanı Korgeneral Stephen Townsend, "Onlar (SDG'liler) hafif silahlı ve düzensiz bir formasyonda. İlave savaş gücüne ihtiyaçları var" dedi. ABD'li subaylara göre Rakka'nın alınması için SDG üyelerine, tanksavar füzeleri, havan topları, ağır makineli silahlar ve zırhlı araçlar verilmesi gerekiyor. Böyle bir desteğin Türkiye'nin tepkisini çekebileceği konusunda ise Townsend, "Türk hükümeti aslında SDG ile işbirliği yapmamız konusunda deliye dönmüş değil. Onlar (SDG) bize kendilerinin Türkiye'ye bir tehdit oluşturmadığını söylüyor ve ben de buna inanıyorum" ifadelerini kullandı. Townsend, "Eğer biri, SDG üzerinde etki sahibi olacaksa, Ankara kimi tercih eder? Rusya mı, İran mı, rejim (Suriye hükümeti) mi yoksa ABD'yi mi" diye konuştu.
Hürriyet

Washington'da Neler Oluyor
ABD Başkanı Donald Trump'ın yemin töreninin üzerinden yaklaşık bir ay geçti. 7 Müslüman ülkenin vatandaşlarını ülkeye sokmamak için imzaladığı şok karar, yargıyla restleşme, yıkılan devlet teamülleri, diplomatik skandallar, telefonda azarlanan dünya liderleri, kabine içi itiş kakış ve istifalar, son olarak da ana akım medyaya getirilen akreditasyon sınırlamasıyla Beyaz Saray tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor. Gallup araştırma şirketine göre Trump'a halk desteği görevi Barack Obama'dan devraldığında yüzde 42 iken geçen hafta yüzde 38'e düştü. Daha da önemlisi Trump'ın 7 Müslüman ülke için getirdiği ABD'ye giriş yasağının yargı blokajı nedeniyle şimdilik kadük kalması ve kabinesinin kilit ismi Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn'in Rusya ile perde gerisindeki ilişkilerinin deşifre olması sebebiyle istifa etmesi, 'yönetemiyor' diyen müesses nizamın değirmenine su taşıdı. Dünyanın bir numaralı koltuğuna oturduğu daha ilk ayda üzerine türlü 'görevden alınma' senaryoları yazılan ilk başkan olarak Trump şimdiden tarihe geçmiş durumda. Washington'da 'impeachment' (görevden alma) mümkün mü diye konuşuluyor. Zira ABD Anayasası, Kongre'ye başkanın yetkilerini kötüye kullanmasını engellemek adına görevden alma yetkisi veriyor. Azil gerekçelerinin başında vatana ihanet ve rüşvet var. Azlin sorgulanmaya başlanmasını temel sebebi ise Flynn'in Trump daha başkanlık görevini devralmadan Rus Büyükelçi ile görüştüğünün ortaya çıkmasıyla istifa etmiş olması. Kimse Flynn'in Rusya ile herhangi bir teması Trump'ın onayı ya da bilgisi olmadan yapmış olabileceğine ihtimal vermiyor. Soğuk Savaş döneminden kalma 'Rusya takıntısı' ABD'nin hassas karnı. Trump için Rusya üzerinden vatana ihanet senaryosu gerçek anlamda gündeme getirilecek olsa bile – ki şu an için bu çok uç bir ihtimal gibi gözüküyor – başkanlığının düşmesi için Senato üyelerinden üçte ikisinin oyu gerekiyor. Bugüne kadar Kongre tarafından görevden alınan ABD Başkanı yok. Trump'tan rahatsız olan geleneksel Cumhuriyetçilerin 2018 ara seçimlerinden önce içeriden harekete geçerek Başkan Yardımcısı Mike Pence'i başkanlığa taşıyacak senaryoları şimdiden değerlendirmeye aldığı dedikodular dalga dalga yayılıyor. Bütün bu toz duman içinde Trump çareyi ana akım medyayı hedef alıp 'bana yalan haberlerle komplo kuruyorlar' söylemine sarılmakta arıyor. Seçim zaferinin mimarlarından aşırı sağcı iletişim stratejisti Steve Bannon medya ile savaşında Trump'ın en önemli silahı. Beyaz Saray'ın medyayı 'halk düşmanı' ilan etmesine ülkenin etkili gazetelerinden Washington Post'un yanıtı logosunun altına 'Democracy dies in darkness' (Demokrasi karanlıkta ölür) logosu yerleştirmek oldu. New York Times ise tam sayfa 'Her gün gerçeğin peşindeyiz. Muhabirlerimiz gerçeğe ulaşmadan durmayacak' ilanıyla çıktığı gün Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer'ın kamerasız sohbet toplantısına alınmadı. Yalnız da değillerdi. CNN, Politico, Los Angeles Times ve Buzzfeed de veto yiyen medya kuruluşları arasında yer aldı. Beyaz Saray'a akreditasyonu olan gazetecilerin brifinge alınmaması da son bir ayda tanık olduğumuz pek çok şey gibi Beyaz Saray tarihindeki ilkler arasına yazıldı.
Hürriyet

Belçika'ya Türkiye Kökenli 'Eşitlik Bakanı'
Belçika'da Elke Sleur'ün istifası ile boşalan yoksullukla mücadele, fırsat eşitliği, engelliler ve bilimsel politikalardan sorumlu devlet bakanlığına Türkiye kökenli Kürt politikacı Zuhal Demir getirildi. Yeni Flaman İttifakı (N-VA) Parti Meclisi, Demir'in bu koltuğa oturmasını oybirliğiyle kabul ederken, N-VA lideri Bart De Wever ise fırsat eşitliği konusunu topluma en iyi anlatacak ismin Zuhal Demir olduğunu söyledi. Cuma günü ettiği yeminin ardından göreve başlayan 36 yaşındaki siyasetçi, yoksullukla mücadele ve eşit haklar konularının öncelikleri arasında olduğunu söyledi. Demir, daha önce bir haber programındaki konuşmasında terör örgütü PKK'ya hiçbir zaman sempati duymadığını söylemiş, "Kürt kökenli olmam PKK'lı olduğum anlamına gelmez. Şiddet hiçbir zaman çözüm olamaz" demişti.
Haber Türk

Trump'ın Ambargosuna Basından Toplu Tepki
Amerikan medyası, Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer'ın basın mensuplarıyla görüşmesine CNN, New York Times, BBC ve Los Angeles Times gibi medya kuruluşlarının temsilcilerinin alınmamasına tepki gösterdi. Beyaz Saray'daki kayıt dışı basın toplantısına kabul edilmeyenlerin yanı sıra diğer medya kuruluşları da yaptıkları açıklamalarla Donald Trump yönetimine tepki gösterdi. CNN kanalının açıklamasında, "Beyaz Saray'ın bu adımı kabul edilemez. Açıkçası hoşlanmadıkları gerçekleri yazdığınız zaman bu şekilde intikam alıyorlar. Biz bunlara bakmadan haberlerimize devam edeceğiz" ifadeleri kullanıldı. New York Times baş editörü Dean Baquet ise yaptığı açıklamada, farklı partilerden birçok yönetimin uzun süredir haberlerini aktardıkları Beyaz Saray'da bu tür bir engellemenin daha önce olmadığını belirtti. ABD'nin önde gelen ajanslarından Associated Press'in (AP) açıklamasında, "Amerikan halkının mümkün olduğu kadar Başkan'a erişiminin olması gerektiği" üzerinde duruldu. CNN'in önceki gün yayınladığı özel haberde, Beyaz Saray'ın Donald Trump'a yakın bazı kişilerin Ruslarla kurduğu ilişkiler hakkındaki haberleri sona erdirmesi talebini FBI'ın geri çevirdiği iddia edilmişti. Basın ambargosuna bu haberin neden olduğu iddia ediliyor.
Milliyet

Akar, Kardak'a Gerektiğinde Çıkar
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias'ın Kardak kayalıklarına ilişkin sözlerine yanıt verdi. AA muhabirinin sorusunu yanıtlayan Çavuşoğlu, Yunan mevkidaşının sözlerine tepki göstererek Kardak konusundaki tutumlarının belli olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, "Kocias maalesef tahrikkar konuşuyor. 'Türk Genelkurmay Başkanı isteseydi de Kardak'a çıkamazdı' demiş. Görevi çıkmak olsaydı çıkardı. Unutulmasın, çıkacağımız zaman çıkmamız gereken yerlere çıktık" diye konuştu. Kocias'ın TSK ve güvenlik kuvvetlerinin yetenekleri, terörle mücadeledeki başarısı konusundaki bazı yorumlarına da değinen Çavuşoğlu, "Terörle mücadele konusunda içeride ve dışarıda sağladığımız gelişmeleri daha yakından izlemesini, TSK'nın yetenekleri konusunda da yanlış değerlendirme yapmamasını özellikle tavsiye ederim. Cenevre'de kendisine üzerine vazife olmayan işlerle uğraşmaması gerektiğini açıkça söylemiştim, bir kez daha tekrar ediyorum" dedi. Çavuşoğlu, Kocias'ın Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos ile her zaman aynı çizgide olduklarına dair sözlerine ilişkin olarak da "Bunu görüyorduk ama kendisinin de alenen söylediği iyi olmuştur. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim demişler" ifadesini kullandı. Türkiye'nin Yunanistan'ın ekonomik zafiyetlerinden faydalanmak istemesinin söz konusu olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, "Öyle düşünsek, her yıl bir milyon Türk'ün Yunanistan'a gitmesini teşvik etmezdik. Tüm tahriklere rağmen, Ege'deki faaliyetimizi yıllardır sınırlı tutmazdık. Bu beyanlar kadirşinaslıktan uzaktır ve tarihe yanlış not düşmektir" dedi.
Milliyet

'Kamera Şakası İçin 90 $ Aldım'
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un üvey ağabeyi Kim Jong-nam'ın katil zanlısı, suikastten haberi olmadığını, kamera şakası yapması için kendisine 90 dolar ödendiğini söyledi. Malezya'da gözaltına alınan Endonezya vatandaşı Siti Aisyah, kendisinden Kim'in yüzüne 'bebek yağı' sürmesinin istendiğini öne sürdü. Dün gözaltındaki Aisyah ile gören Endonezyalı büyükelçiliği yetkilileri, "Kendisinden bunu yapmasını birilerinin istediğini söyledi. Japon ya da Koreliye benzeyen birileriyle görüştüğünü, 400 ringnit (yaklaşık 90 dolar) aldığını ve kendisine bebek yağı verildiğini anlattı" dedi. Otopsisisinde Kim Jongnam'ın Birleşmiş Milletler'in (BM) kitle imha silahı olarak kabul ettiği 'VX sinir gazı'yla öldürüldüğü belirlenmişti. Suikastin arkasında Kuzey Kore'nin olduğu iddia ediliyor. Ancak Pyongyang yönetimi bu iddiaları reddediyor.
Vatan

POLİTİKA
"Mustafa Kemal'e De Hayır Dediler"
Başbakan Binali Yıldırım, partisinin Anayasa referandum kampanyasının startını verirken, "Gazi Mustafa Kemal'i düşünün, Samsun'a giderken ona da karşı çıkanlar oldu, 'Hayır' diyenler oldu" dedi. Her karara saygılarının olduğunu belirterek, "Bizde zorlama, tehdit, korku yok ama korkutmak da yok" diyen Yıldırım, konuşmasında özetle şu mesajları verdi: "Yenilik zor, reform meşakkatlidir. Zor, meşakkatli diye yeniliğe direnenler, yenilikten kaçanlar tarih sahnesinden yok olup giderler. Unutmayalım, korkaklar asla zafer anıtı dikemezler. Sultan Alparslan, o kahraman ordusuyla Malazgirt'e gelirken, inanın onun planına 'Hayır' diyenler oldu ama o korkaklara aldırış etmedi ve tarihin akışını değiştirdi. Selahaddin Eyyubi Kudüs'e giderken ona da 'Hayır' diyenler oldu ancak ürkeklere, korkaklara aldırış etmeden tarih yazdı. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u fethederken ona da 'Hayır' diyenler oldu ama Fatih, rehaveti, korkaklığı tercih edenlere prim vermeden bir çağı kapatmış bir çağı açmıştır. Gazi Mustafa Kemal'i düşünün, Samsun'a giderken ona da karşı çıkanlar oldu, 'Hayır' diyenler oldu. Mütareke basını hep birlikte 'Hayır' diyordu. Gazi Mustafa Kemal, bunların hiçbirine aldırış etmedi, geldi, Anadolu'da yeni bir ruh inşa etti. İstiklalimizi, biz bu yenilik ve değişim ruhuyla elde ettik. Cumhuriyetimizi, bu yenilenme, tazelenme anlayışıyla kurduk ve bugünlere taşıdık. Bizim siyasetimizde asla korkaklık yoktur. Bizim siyasetimiz, cesur siyasettir, yenilik, değişim, heyecan tazeleme, reform siyasetidir. Bizde zorlama, tehdit, korku yok ama korkutmak da yok. Bizde kutuplaşma, ayrıştırma yok. Biz dilden değil gönülden, kalpten 'Evet' istiyoruz. Bunu da tek tek, tane tane anlatarak, akıllara olduğu kadar kalplere de hitap ederek başaracağız. Bu değişiklik 2007'de başlayan işin eksiklerinin tamamlanmasıdır. Kaos ortamını Türkiye'ye yaşatan CHP, sanki bu işin sorumlusu değilmiş gibi yine darbe anayasasının arkasına saklanarak, 'Hayır' diye var gücüyle bağırıp duruyor. Milletvekili sayısını kendilerinin arttırdıklarını unutarak istismar ediyor. Yazıkmış, günahmış, israfmış. Sayın Kılıçdaroğlu istismarı bırakın, eğer yapmaya devam ederseniz eski kayıtlara girer yaptıklarınızı bir bir önünüze koyarız. Yeni sistem terörün sonunu getirecek, terörü yok edecek. PKK, FETÖ, DEAŞ avaz avaz 'Hayır' çıksın diye kendilerini parçalıyor. Bunun anlaşılır bir tarafı var, çünkü bu değişiklik onları yok ediyor, onların hayat damarlarını kesiyor. Ne yaparlarsa yapsınlar yok olacaklar. Bu değişiklikle Türkiye bölgesinde daha da güçlü hale gelecek; içeriden, dışarıdan gelen tehditlere karşı çok daha hızlı hareket edecek. Bu sistem kutuplaştıran siyaseti, korkutma siyasetini ortadan kaldıracak. Ayrıştırmayacağız, kutuplaştırmayacağız. Gerginliğin değil samimiyetin dilini kullanacağız. Bu bir genel seçim değil. Onun için siyasetimizde din, dil, eser, etnik köken ayrımı hiç olmadı bundan sonra da olmayacak. CHP'ye, MHP'ye, HDP'ye ve diğer bütün partilere oy veren kardeşlerimizi de muhabbetle kucaklayacağız, onlarla gönül diliyle konuşacağız. Bize kavga, ötekileştirmek yakışmaz. Herkese, her karara saygımız var. Biz yaftalayarak yürümeyecek, gönülleri fethederek yol alacağız."
Hürriyet

Ey Türk Gençliği
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, referandumla ilgili olarak, "Bu süreç bir memleket meselesidir. Ya bağımsızlığımızı koruyacağız ya da bir kişi gelecek elinde sopayla bizi ıslah edecek. Buna izin vermemeliyiz" dedi. Avcılar'da 'Hayırlı Üniversiteliler Platformu' ile buluşmasında konuşan Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi: "(1 Ağustos 1934 tarihli Almanya Resmi Gazetesi'ni göstererek) O resmi gazetede referandum konusu var. Cumhurbaşkanlığı makamı, başbakanlık makamı ile birleştirilmiştir. Yani başbakanlık kaldırılmıştır. Cumhurbaşkanının tüm yetkileriyle Başbakanın yetkileri Führer ve Şansölye Adolf Hitler'de toplanmıştır. Vekilini kendisi atayacaktır. Sonra ne oldu? 2. Dünya Savaşı, sonra ne oldu. Önce Almanya ve sonra bütün Avrupa kan gölüne döndü. Geldik 21. yüzyıla ve Türkiye'ye. Benzer bir anayasa değişikliği gündemde. Kendisi cumhurbaşkanı, kendisi başbakan, kendisi yargıç, kendisi savcı, kendisi vali, kendisi kaymakam. Bütün yetkiler bir kişide. Peki Cumhuriyet'in kuruluşunda bir kişide miydi? Hayır. Bütün yetkiler Meclis'e aittir. Milli iradeye aittir. Eğer kendi tarihimizden ders çıkaramıyorsak, Türkiye'yi büyük bir maceranın içine sürüklemiş oluruz. Devasa bir ülke, görkemli bir ülke. Kurtuluş Savaşı'nı vermiş bir ülke. Nasıl olur da böyle bir maceranın içerisine sürüklenir. Hiç mi geçmişten ders çıkartmıyoruz? Hiç mi hatalarımızdan ders çıkartmıyoruz? Bunları bütün arkadaşlarınıza anlatın değerli üniversiteli arkadaşlar. Sizin sorumluluğunuz, benim sorumluluğumdan daha büyüktür. Daha fazladır. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni benim kuşağıma değil, size emanet etmiştir. Ne diyor, 'Ey Türk Gençliği' diyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak, demokrasiyi korumak sizin görevinizdir. Öyle bir sürecin içerisine girdik ki, bu anayasa değişikliğine neden evet oyu verilmesi gerektiğini bir türlü anlatamıyorlar. Anlattıkları bir şey var, 'Hayır verirseniz teröristsiniz.' Bunu söyleyen insanlar halkını sevmeyen, halkıyla, vatandaşıyla arasına mesafe koyan insanlardır. Bunu söyleyen insanlar, eli sopalı yöneticilerin Türkiye'yi yönetmesini isteyen insanlardır. Bir kişi 'Evet' de diyebilir, 'Hayır' da diyebilir. Ama biz neden Evet' ve 'Hayır' demenin gerekçelerini bilmeliyiz. Sandığa gidin ve oyunuzu kullanmadan önce düşünün. Vicdanınızı ölçün, biçin, tartın sonra sandığa gidin. Kullanacağınız oy çok değerlidir. Önünüzde iki seçenek var. Bir, bir kişi Türkiye'nin başında olsun, elinde sopa olsun, ne derse o olsun. Otoriter tek adam yönetimi. İki, parlamenter, demokratik sistem olsun. İnsanlar düşüncelerini özgürce ifade etsinler. İki seçenekten birini kullanacaksınız. Bu bir siyasi parti seçimi değildir. Bir iktidar değişimi de değildir. Ama bir rejim değişikliğidir. m Gençlerin siyasete biraz uzak durduklarını, mesafe koyduklarını biliyoruz. Bu süreç siyasete mesafe koyma süreci değildir. Bu süreç bir memleket meselesidir. Bir Türkiye meselesidir. Ya bağımsızlığımızı koruyacağız ya da bir kişi gelecek elinde sopayla bizi ıslah edecek, kendi istediği gibi. Buna izin vermemeliyiz."
Hürriyet
'Yarım Porsiyon Aydın' Eleştirisi!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün CNR EXPO Yeşilköy'de gerçekleşen 4. CNR Uluslararası Kitap Fuarının resmi açılış töreninde konuştu. Erdoğan, özetle şunları söyledi: "Gösterilen onca çabaya rağmen Türkiye'deki kitap okuma oranların arzu edilen seviyelere çıkarılamadı. Günde 3-5 saatini televizyona, çok daha fazlasını internete ayıran insanımızın kitap okumaya hasrettiği sürenin yılda 10 saati bulmaması bize asla yakışmayan bir tablodur. 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen, bölgesinde ve küresel ölçekte iddiaları olan bir ülkenin kitap okuma oranının da buna uygun olması gerekir. Türkiye'nin, ekonomiyle birlikte kültür, sanat, kitap konusunda da dünyada ilk 10'a girmesinin şart olduğuna inanıyorum." "İnternet ve iletişim teknolojileri hayatı ve bilgiye ulaşımı daha önce hiç olmadığı kadar kolaylaştırdı. Bugün evinizin veya ofisinizin konforundan dünyanın en büyük kütüphanelerine online olarak erişebiliyorsunuz. Akıllı telefonlarla, tabletlerle on binlerce kitabı, dergiyi, ansiklopediyi yanımızda taşıyabiliyoruz. Ancak burada şu gerçeğin giderek yaygınlaşan şu tehlikenin de farkına varmamız gerekiyor. Arama motorlarıyla, internetteki bilgi kırıntılarıyla, 140 karaktere sığdırılmış aforizmalarla gerçek bilgiye vakıf olunamaz, alim hiç olunamaz. Bu şekilde sadece malumatfuruş (bilgiçlik taslayan) olunabilir, yarım porsiyon aydın olunabilir, başka bir şey olunamaz." "Bu yılki kitap fuarının temasının 15 Temmuz olarak belirlenmesini son derece anlamlı ve kıymetli buluyorum. Fuarın 15 Temmuz ihanetinin anlaşılmasına, farklı yönlerinin değerlendirilmesine, milletimizin ortaya koyduğu destansı direnişin hak ettiği değeri görmesine vesile olacağına inanıyorum. Şu gerçeği üzüntüyle ifade etmek isterim ki, bizler kendi tarihimizi kaydetmek, hikayelerimizi kendi kelimelerimizle anlatmak, bunları insanlığa ve gelecek nesillere aktarmak konusunda ne yazık ki çok başarılı değiliz. Kendi tarihimizi inceleyen eserlerin önemli bir kısmının oryantalist bir bakış açısıyla ele alınması da ayrı bir sorunumuzdur. Önyargılarla, tahrifatla, saplantılarla dolu bu çalışmalar bırakın açıklamayı, tarihi hakikatler ile aramıza büyük bir perde çekiyor. Biz kendi tarihimizi yazmayınca, bizim edebiyat camiamız bu konuları eserlerinde işlemeyince maalesef başkalarına esir oluyoruz. Bu ülke on yıllar boyunca 'Gece Yarısı Ekspresi' gibi üçüncü sınıf kara propaganda filmlerinin lekesini temizlemekle uğraşmıştır. Emin olun bu mücadele farklı bir şekilde bugün de devam ediyor. Ülkemize yönelik bu tavrın en çarpıcı örneklerinden biri de kuşkusuz 15 Temmuz darbe girişimidir."
Milliyet
'Başbakan'ın Eline Bozkurt İşareti 'Kargalar Bile Yakışmış'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, twitter hesabından, Başbakan Binali Yıldırım'ın partisinin grup toplantısında yaptığı Bozkurt işaretine ilişkin açıklamalarda bulundu. "Bozkurt Türklüğün ruh kökü, diriliş sembolüdür. Bağımsızlığımızın rehberi, varoluşumuzun şanlı destanı, milli duruşumuzun şerefidir" diyen Bahçeli, şunları kaydetti: "Başbakan'ın partisinin grup toplantısında yapmış olduğu Bozkurt işareti günlerce konuşuldu. Herkes fıtratına uygun görüş sarfetti. Toz duman geçtikten, her şey yerli yerine oturduktan sonra değerlendirme yapmak için bekledim. Bir defa, Başbakan'ın Bozkurt işareti eline yakışmış, samimi ve milli duruşuna tam oturmuştur. Rahatsız olanlar kendi işine bakmalıdır. Ne yapsaydı, başka ülkelerin sembollerini mi kullansaydı? Türk milletinin ferdine Bozkurt yapmak düşer, fitnecilere yiyecek ekmek yoktur. Bozguncular diyor ki, geçmişte Bozkurt yapanlar suçlanmış, takibata uğramış. Ben de diyorum ki, samanlıkta iğne aramayın, o devirler geçti. Havada uçan karakuş sürüleri, ey Bozkurt senden geçemez diyen Yusuf Has Hacip'in bu sözü Türk devletini yönetenlerin pusulası olmalıdır. FETÖ'nün paralı piyonları ve kripto elemanlarıyla Türk düşmanlarının kalemşor ve siyasi tetikçileri harman yeri dişlemesin, pusuda beklemesin. Büyük alim Yusuf Has Hacip'ten esinlenip diyorum ki, Evet diyerek kaçana yetişip uçanı tutacağız. Kırığı sarıp bozuğu düzelteceğiz. Evet diyerek yeni bir Bozkurt destanı yazacağız. Mürüvvete endaze olmaz inancıyla adam gibi, Bozkurt ruhuyla evet mührünü basacağız. Bozkurt yapmak ilk bakışta hiç kimseyi MHP'li, Ülkücü yapmaz ama en azından dürüst ve içtense milli ve yerli olduğunu kanıtlar. Evet, insan eşref-i mahlukattır. Bozkurt ise Türk zolan insanın medarı iftiharı, tarihin özeti, hayırsızların ve karanlık emellerin engelidir. İnsana yararlı olan miras sözdür. Miras bırakılan sözü tutmanın yararı yüzdür der Yusuf Has Hacip. Yüzümüzün kara çıkmaması için evet diyeceğiz. Dikkatle, titizlikle yanılmayacak, yanıltmayacağız. Bunu her zaman aklımızda tutup dünü, dünümüzü, kök ve kaynağımızı unutmayacağız."
Milliyet

SPOR

TFF 1. Lig'de şampiyonluk adaylarından Göztepe, Ege derbisinde Manisaspor'u tek golle geçti, puanını 40'a çıkararak maç fazlasıyla liderliğe yükseldi: 1-0. 26. dakikada sol çaprazdan ceza alanına giren Tayfur, iki kişiden sıyrılarak topu altıpastaki Jahovic'e aktarmak istedi, ancak savunma son anda araya girerek büyük tehlikeyi önledi. 35. dakikada kaleci ile karşı karşıya kalan Hakan'ın şutunu İsmail Şahmalı çıkardı, dönen topu bu kez Halil tamamlamak istedi. Ancak araya giren Ümit Yasin meşin yuvarlağın kaleye gitmesine engel oldu. 60. dakikada Halil soldan ortaladı, Jahovic müsait pozisyonda topun gelişine voleyi vurdu. iyi yer tutan kaleci İsmail Şahmalı gole izin vermedi. 61. dakikada Jahovic'in kullandığı frikikte kaleci İsmail Şahmalı topu köşeden kornere çeldi. 68. dakikada Metin'in pasında Bahattin kaleci Günay ile karşı karşıya kaldı. Bahattin'in vuruşu Günay'da kaldı. 69. dakikada Tayfur'un getirdiği topa Umut vurdu, kaleci İsmail Şahmalı çok kritik bir kurtarışa imza attı. 75. dakikada Umut'un pasına hareketlenen Bakaki yerden şutunu çekti, kale çizgisine paralel giden top Göztepeli oyuncularda kaldı. 77. dakikada Göztepe öne geçti. Umut'un kafayla indirdiği topu iyi takip eden Jahovic sert bir vuruşla ağları havalandırdı: 1-0.
Milliyet


Spor Toto Süper Lig'de 22. haftada Trabzonspor, Atiker Konyaspor deplasmanında 1-1 berabere kaldı, üst üste 2. maçından bir puanla ayrıldı. 2017'deki namağlup serisiyle dikkat çeken Trabzonspor'a karşı, ligin ikinci yarısında kötüye gidip son 3 maçını kazanamayan Atiker Konyaspor kozlarını paylaştı. Ersun Yanal'ın ideali yakaladığı kadrosu ve 4-2-3-1 sistemi vardı. Aykut Kocaman da çift forvete yakın 4-4-1-1 düzeniyle çıktı. 9'da soldan hızlı gelen Rangelov, 3 rakibini peşine taktı ve çarprazdan sert bir vuruş yaptı. 10'da Volkan ceza sahası dışından ayağının içiyle şık vurdu, kaleci Onur çıkardı. 12'de de Yusuf Yazıcı'nın akıl dolu pasıyla Castillo, kaleci Serkan ile karşı karşıya kaldı. 20'de M.Akbaş'ın hatası ve ev sahibinin hızlı çıkışında Rangelov sola döndü, Hadziahmetovic müsait pozisyonunda Onur'u nişanladı. Süratli başlayıp devre sonunda temposu düşen maçta, ikinci yarı bambaşka bir hal aldı. Rangelov, 46'da kendi taşıdığı topta yerde kaldı ve frikik kazandı. Bulgar yıldız, frikikten çok şık bir vuruşla Onur'u mağlup etti: 1-0. Ancak oyundan kopmayan bordo-mavililer, 54'te Olcay Şahan'ın çalımlarla ceza sahasına getirdiği topu Hugo Rodallega'nın şutu bitirdi: 1-1. Olcay'ın istekli tavrı takımı öne çıkarırken, 78'de Castillo-Yusuf ikilisinin şık paslarıyla tecrübeli futbolcu net bir şut şansı yakaladı. Maçın iyilerinden Onur Kıvrak; 81'de bu sefer Bajic'i durdurdu. Golü frikikten bulan ev sahibi, bu kez 83'te sol taraftan Barry Douglas ile aynı şansı yakaladı, direkler engel çıkardı.
Milliyet


Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig'de Gaziantepspor karşısında çok önemli bir mücadeleye çıkıyor. Zirveden büyük ölçüde kopan sarı-lacivertliler yine de son ana kadar şansını sürdürmek istiyor. Bunun için de Gaziantepspor deplasmanı çok önemli bir hedef olarak belirlendi. Teknik direktör Dirk Advocaat, son Krasnodar maçında genel anlamda hayal kırıklığı yaşasa da ilk 7-8 dakikalık bölümde oynanan oyundan memnun kalmıştı. Takımının golü yiyene kadarki oyunu, isteği ve temposu bu maç öncesi Hollandalı teknik adamı umutlandıran en önemli konuların başında geldi. Antrenmanlarda ve çalışmalarda bu konuya vurgu yapan deneyimli teknik adam, Krasnodar maçının ilk bölümündeki oyunun bir benzerini bugün de görmek istiyor. Ancak yenen golden sonra ise takımın reaksiyon verememesi ve maçı bırakması en ciddi sıkıntı olarak gözüküyor. Bununla birlikte hücumda organizasyon anlamında da bir sıkıntı uzun süredir göze çarpıyor. 69 yaşındaki çalıştırıcı, bu konuları çözmek için teknik ekibiyle birlikte yoğun bir mesai yaptı. Bunun için de hücumda çeşitliliği artırabilmek adına duran top organizasyonları üzerinde duruldu. Bugünkü maçta eğer istenen oyun yine ortaya çıkmazsa bu sefer duran toplar üzerinden sarı-lacivertliler sonuca gitmeye çalışacak. Son iki gündür yapılan antrenmanlarda özellikle bu konu üzerinde duruldu.
Milliyet


Şampiyonluk yolunda Galatasaray ile yarın çok kritik bir derbiye çıkacak olan lider Beşiktaş'ta, Teknik Direktör Şenol Güneş dev maçın taktik planları üzerindeki çalışmalarını büyük ölçüde tamamladı. Siyah-beyazlı hoca öncelikle Atiba'yı, Galatasaray Teknik Direktörü Igor Tudor'un uygulatacağı baskıdan kurtaracak. İki hafta önce Tudor'un çalıştırdığı Karabük'e mağlup oldukları maçı tüm yönleriyle analiz eden Güneş bu karşılaşmadaki kadroyu bozmayacak. Siyah-beyazlı teknik adam oyuncularına, "sizlere güveniyorum" mesajı verecek. Karabükspor'a taktiksel olarak değil, iyi futbol oynamadıkları için yenildiklerini futbolcularına anlatan Şenol Güneş bu nedenle kadroyu değiştirmeme kararı aldı. Güneş'in orta sahada birlikte oynatacağı Atiba ve Oğuzhan'a, "Derbide orta saha baskı altında kalmamalı. Bu nedenle daha çok koşacaksınız. Bu hafta iyi dinlendiniz. Tüm enerjinizi derbide sahaya yansıtmanızı istiyorum" dediği aktarıldı. Bu ikilinin önünde Talisca'yı deneyen siyah- beyazlı teknik adam, Brezilyalı yıldıza da bir dizi uyarıda bulundu. Talisca'yı özellikle top kayıpları konusunda uyaran teknik patron Şenol Güneş'in, "Böyle maçlarda basit top kaybı yapmamalıyız. Paslaşarak atağa çıkıp, dönen toplara hemen müdahale etmeliyiz" ifadelerini kullandığı vurgulandı. Beşiktaş'ın derbideki hücum üçlüsü ise Quaresma, Babel ve Cenk Tosun olacak. Güneş'in bu oyunculara da sürekli yardımlaşmaları konusunda telkinde bulunduğu ifade edildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme