27 Şubat 2017 Pazartesi

27.02.2017 Genel Gündem



27.02.2017

GÜNDEM

Fetö Hattı
Meriç-Yunanistan kaçak göçmen hattının en önemli merkezleri, Edirne'nin Meriç ilçesindeki dört köy. Sınırın öte tarafında ise Sofulu ile Dimetoka kasabaları var. İlk durağımız, arazisi Sofulu'ya bakan Subaşı beldesi. Kahvehanedeki belde sakinlerinin çoğu, isimlerinin yayımlanmaması şartıyla insan kaçakçılarının bu hattı kullanma yöntemini anlattı. Buna göre kaçaklar, önce köyler arasındaki ormanlarda havanın kararması için bekletiliyor. Kaçaklar 1000-1500 metre ötedeki Meriç Nehri'ne ulaşmak için köyler arasındaki patika ve sulama kanallarından, çeltik tarlalarından geçiriliyor. Daha sonra kaçaklar, 2 insan kaçakçısı tarafından şişme botların büyüklüğüne göre 5-15 kişilik gruplara ayrılıyor. Kaçakçının biri botun bir ucunu halatla nehir kenarındaki ağaca bağlıyor. Bottaki kaçakçı kürek çekerek genişliği 50 ile 100 metre arasında değişen nehirden Yunanistan'a geçiyor. Kaçakları Yunan toprağına bıraktıktan sonra bota biniyor, diğer tarafta halatı tutan kaçakçı tarafından kıyıya çekiliyor. Beldede yaşayanlardan aldığımız bilgiye göre FETÖ mensupları, önlemlere rağmen bir açık bulup kaçmaya devam ediyorlar. Ancak Meriç'in karşı kıyısına ayak bastıkları anda sıradan bir kaçak göçmenden farklı şartlara ve büyük ayrıcalıklara sahip oluyorlar. Nehir kıyısında bir bekleyenleri daima var, kalacakları geçici evleri de hazır. Bu evler, Yunanistan'da Türk nüfusunun hâkim olduğu Gümülcine bölgesinde. Firari FETÖ'cülerin Avrupa'ya dağıtımı buradan yapılıyor. Rehberimiz eşliğinde Subaşı ile Kadıdondurma köyü arasında kalan arazideyiz. Sofulu kasabası tam karşımızda. Çeltik tarlalarıyla Meriç Nehri'ne paralel giden yolda ilerliyoruz. Nisanda suyla kaplanacak olan uçsuz bucaksız çeltik tarlalarında çobanlar sürü otlatıyor. Rehberimiz, "Çiftçi ve çobanlar, bu araziye izin belgesi almadan giremez" diyor. Nehrin daraldığı bir yerde durup, kalın bir ağaç gövdesine bağlanmış kayığı gösteriyor. "Sadece özel izinle balık tutmak için" diyor. Sağ taraftaki ağacı gösteriyor, şişme botun bu ağaca halatla bağlandıktan sonra karşıya akıntı nedeniyle 200 metre aşağıya çaprazlama geçtiğini söylüyor: "Kaçakçılar şişme bottan başka araç kullanmaz." Karayusuflu ve Serem köylerine gittiğimizde Yunan Dimetoka kasabası, kırmızı kiremitli evleri, çan kuleleriyle karşımıza çıkıyor. Alt tarafında ise seyir halindeki araçların son sürat ilerlediği otoban Meriç'ten çıkıp Havsa'ya giderken ilçe girişinde polis kontrolüne denk geliyoruz. Aracımız didik didik aranıyor. Sarı basın kartlarımızı alıp GBT sorgulaması için götüren polis, gelmek bilmiyor. Döndüğünde kartlarımızı uzatırken "Bu kontrollerde sarı basın kartlı gazeteci kılığında çok FETÖ'cü yakaladık. Bir sonraki kontrolde normal kimliğinizi gösterin de başınız ağrımasın" diyor.
Hürriyet


Askeri Yargının %66'sı Fetö'cü
15 Temmuz darbe girişimi kapsamında 'Yurtta Sulh Konseyi' tarafından yayımlanan sözde 'Sıkıyönetim Direktifi' ekindeki 'Sıkıyönetim Mahkemeleri Görevlendirme Listesi'nde yer alan ve TSK'dan ihraç edilen 31 askeri hakim hakkında 'darbeye teşebbüs' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi. Anayasal suçlar soruşturma bürosunda görevli Ankara Cumhuriyet Savcısı Selda Binboğa Kurtuluş'un hazırladığı iddianamede, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, askeri mahkemeler ve adli müşavirlik kadrolarının kopya çekmek baskı ve yıldırma yöntemleriyle örgüt mensuplarının eline geçtiği belirtildi. İddianamede, bunlardan 208'inin yani yaklaşık yüzde 66'sının kopya çekilen 2009 ve sonrasında yapılan askeri hakim sınavları ile mesleğe katıldığı ve bu askeri hakimlerin FETÖ örgütü üyesi olabileceği değerlendirildiği kaydedildi. Askeri yargının yüzde 66'sının FETÖ'cü olduğu tespitinin, süren soruşturmalar sonucu artabileceği belirtiliyor. İddianamede, 15 Temmuz öncesinde, özellikle kumpas davalarının mağdurlarınca FETÖ üyesi oldukları yönünde birçok ihbar, şikayet ve suç duyurusu yapılan ve kimisi darbe girişiminde yer alan askeri şahıslar hakkında, örgütün askeri yargıdaki mensuplarınca etkin soruşturma ve kovuşturmalar yapılmadığı, diğer yandan kumpas davaları gerekçe gösterilerek FETÖ üyesi olmayan birçok subayın TSK'dan ilişiklerinin kesildiği kaydedildi.
Milliyet


Avrupa'nın Şımarık Çocuğu
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Kardak'a gelsinler nasıl gideceklerini görelim. Yunan silahlı kuvvetleri her ihtimale hazırlıklıdır" açıklaması yapan Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos'u koalisyon hükümetinin şımarık çocuğu olarak nitelendirdi. Antalya Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret eden Çavuşoğlu gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tüm terör örgütlerinin 16 Nisan'da yapılacak anayasa değişiklik paketine hayır dediğini söyleyen Çavuşoğlu, son kararı milletin vereceğini belirtti. Kammenos'un Kardak'la ilgili tehditkâr sözleriyle ilgili soru üzerine Çavuşoğlu Kammenos'un yabancı düşmanı, ırkçı bir partinin lideri olduğunu, sürekli kışkırtıcı söylemlerde bulunduğunu belirtti. Çavuşoğlu, Yunanistan hükümetine öneri bulunurken şöyle dedi: "Kardeşim, bu Savunma Bakanınıza sahip çıkın, biz eğer buna cevap vereceksek, ilişkilerimiz zedelenir. Yunanistan ile ilişkilerimize önem veriyoruz. Ege'de adalar konusunda, kıta sahanlığı konusunda, uçuş hattı konusunda farklı düşünüyoruz ama bununla ilgili mekanizmalarımız var. Görüşmelerimiz var. Gerginlik artmasın diye bunu yapıyoruz. Ama bu koalisyon ortağınız sürekli bizim bu anlayışımızı ortadan kaldıracak adımlarda bulunuyor. Tahriklerde bulunuyor." Bakan Çavuşoğlu, Yunan makamlarının bu bakanla ilgili kendilerine "Efendim aslında iyi bir çocuk, idare edin" diye yanıt verdiğini belirterek şöyle dedi: "İyi de nereye kadar idare edeceğiz. Almışsınız, mecbur kalmışsınız koalisyona. Sen idare et de benim de bir sabrım var. Sabrımın sınırı var. Yani sonsuz sabrım yok. Tamam olgunluk gösteriyoruz da. Bazı şeyleri kendi aramızda olduğu için söylemek istemiyorum. Esasen şu andaki hükümetin de bu şımarık çocuk olan bakandan rahatsızlığını biliyoruz. Avrupa'nın şımarık çocuğu, koalisyonun şımarık çocuğu, nedir bu? İşimiz gücümüz şımarık çocukları idare mi etmek bizim işimiz. Onları mı oyalamak bizim işimiz? Türk askerinin yeri geldiği zaman ne yapabileceğini en iyi onlar bilir. En iyi hükümet bilir. O şımarık çocuğa da iyi anlatsınlar. Sabrımızı zorlamasınlar."
Milliyet

EKONOMİ

Dolar: 3,6041-3,6069                               
Euro: Euro 3,8073-3,8106
Sterlin: 4,4902-4,4948
Gram Altın: 145,5902-145,7725

İşçilere Kötü Haber
İşçi alacaklarında dava açma için verilen "zamanaşımı" süreleri yeniden düzenleniyor. İşçiler mevcut durumda isterlerse geçen yıl ödenmeyen ücret veya mesailer, işten atıldıklarında ise tazminat hakları için işverene dava açabiliyorlar. Bunun için halen ücretlerde 5 yıl, tazminatlarda 10 yıla kadar zamanaşımı süresi bulunuyor ve bu süre içinde istenirse çalışan tarafından işverene dava açılabiliyor. Ancak iş dünyasının itirazı üzerine konu gündeme alındı. İş dünyası, 10 yıla kadar uzayan sürelerin suistimallere neden olduğunu ve çalışma hayatında barışı bozduğunu savunuyor. Yeni düzenlemede, zamanaşımının 2 ila 5 yıl arasına çekilebileceği belirtiliyor. Konu geçtiğimiz günlerde işadamlarıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun bir araya geldiği toplantıda da tartışıldı. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun ev sahipliğindeki toplantıda, zamanaşımı davalarında sürenin çok uzun olmasının sıkıntılara neden olduğunu savunan işadamlarına yanıt veren Müezzinoğlu, Adalet Bakanlığı'yla bir çalışma yürüttüklerini ve süreleri gözden geçireceklerini söyledi. Zamanaşımı konusunda yapılacak çalışma, hem Borçlar Kanunu, hem de İş Kanunu'nda değişiklik yapılmasını içeriyor. Çalışma Bakanlığı yetkilileri, zamanaşımının sınırlandırılması için ilk olarak 2 yıl seçeneğinin gündeme geldiği bilgisini verdi. Ancak çalışmaya gelen görüşler sonrasında, zamanaşımının 2 ila 5 yıl arasına çekilmesi düşüncesi oluştu. Yetkililer, "Taslak çalışması Adalet Bakanlığı'nca yapılıyor. Taslak, TBMM'ye sevk edildiğinde, sürede son kararı komisyon verir" diye konuştu.
Hürriyet

İhracatçının Arkası Sağlam
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Hazine destekli kredi garanti sisteminin geliştirilerek esnaf ve ihracatçı için daha etkin hale getirildiğini belirterek, "Yapacağımız yeni düzenlemeyle Eximbank'ın yanı sıra diğer bankalar aracılığıyla da ihracatçılara yüzde 100'e kadar kefalet sağlanabilmesinin önünü açacağız" dedi. Şimşek ayrıca, kefalet yararlanıcılarından alınan komisyon ücretini sıfırlayacaklarını bildirdi. AA'ya yaptığı açıklamada, Hazine destekli kredi garanti sistemini değerlendiren Şimşek, KOBİ'lere ihracatçılara ve finans kurumlarına kolaylık sağlamak amacıyla kredi garanti mekanizmasının yeniden yapılandırıldığını ve kefalet sisteminin kapsamının genişletildiğini ifade etti. Bu kapsamda Hazine Müsteşarlığı'nın Kredi Garanti Kurumları'na aktarabileceği kaynağın azami limitinin 2 milyar liradan 25 milyar liraya çıkarıldığını hatırlatan Şimşek, yeni limit artışıyla 250 milyar liralık kefalet hacminin yaratılmasının beklendiğini kaydetti. Artan kefalet hacmi ile oluşacak kredi imkânlarının daha etkili bir şekilde esnafa sunulabilmesi için yapılan yeni Bakanlar Kurulu kararı düzenlemesinin de tamamlandığını bildiren Şimşek, bunun kısa süre içerisinde Başbakanlığa sevk edileceğini söyledi. Bu düzenleme ile Halkbank tarafından esnaf ve sanatkarların finansmana erişim imkânlarını artırmak amacıyla ikinci bir kredi garanti kurumu kurulmasının planlandığına dikkati çeken Şimşek, böylece, Hazine desteği ile kullandırılacak olan kefaletler ile artan finansman imkânlarının daha fazla sayıda zor durumdaki firmaya, daha hızlı bir şekilde ulaşabileceğini vurguladı. Şimşek, iki ayrı kredi garanti kurumunun varlığı sonucunda oluşan rekabet sayesinde sistemin daha verimli işlemesinin beklendiğini ifade etti. Yeni düzenleme ile ayrıca, kefalet yararlanıcılarından alınan, binde 5 ile yüzde 1 arasında değişen, bazı kredilerde de yüzde 1'i geçen komisyon ücretinin sıfırlanacağını belirten Şimşek, bu şekilde esnafın katlandığı maliyetin azaltılmasının planlandığını söyledi. Halihazırdaki düzenlemeyle ihracatçılara sadece Eximbank aracılığı ile yüzde 100'e kadar Hazine destekli kefalet sağlanmasının mümkün olduğunu anımsatan Şimşek, "Yapacağımız yeni düzenleme ile diğer bankalar aracılığıyla da ihracatçılara yüzde 100'e kadar kefalet sağlanabilmesinin önünü açacağız" dedi.
Milliyet

Gizli Patrona Takip
Gelirleri artıracak, vergide adaleti sağlayacak önemli bir adım atılıyor. Vergi Denetim Kurulu (VDK), gizli patronların pesine düşüyor. Çaycı, şoför, muhasebe görevlisi olmasına rağmen işletme sahibi görünenlerin yerine gerçek patronlar takip edilecek. Vergi denetim programlarının önceliğinde elde ettiği geliri gizlemek, yurt dışına kaçırmak veya cezai yaptırımdan kurtulmak için şirketini yanında çalıştığı kişiler üzerine devreden işadamlarının incelenmesi yer alıyor. Asıl isi çaycılık, şoför ve muhasebeci olmasına rağmen çok sayıda kişi bir şirketin sahibi olarak görünebiliyor. Edinilen bilgilere göre denetim programı kapsamında özellikle naylon fatura ticareti yapanlara ağırlık verilecek. Hem göstermelik patron hem de gerçek sahiplerin elde ettiği gelirlere bakılacak. Mükellef görünmediği halde banka hesaplarında önemli miktarda hareket olan bu kişiler detaylı incelemeye tabi tutulacak.
Star

Bankada 4 Yılda 401 Milyon Lira Unutuldu
Bankalarda 10 yıldır işlem yapılmayan hesaplarla ilgili unutkan mudiler için çağrılar yapılmaya başlandı. Vatandaşlar, zaman aşımına uğrayan hesaplarını Mayıs sonuna kadar 'www.zamanasimi.org/tbb'den öğrenebiliyor. Zaman aşımına uğramış hesaplar TMSF'ye devredilecek. Zaman aşımına uğrayan ve bankalar tarafından TMSF'ye ön bildirim yapılan 528 bin 876 hesap bulunuyor. Bu yıl bankalarda unutulan mevduat 115 milyon lira olarak hesaplandı. Zaman aşımına uğrayarak TMSF'ye devredilen hesaplar geçen yıl 93 milyon lira, 2015'te 94.5 milyon lira, 2014'te 95.2 milyon lira, 2013'te 119 milyon lira olmuştu.
Vatan

Dünya
Yeterince Yerli Olmayana Ceza
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, sektöre yerlilik uyarısında bulundu. 1 Nisan 2017 tarihinde 4.5G kullanımına başlanmasının birinci yılının dolacağına dikkat çeken Arslan, "Bilindiği gibi 4.5G imtiyaz sözleşmesi ile mobil işletmecilere birinci yıl yüzde 30, ikinci yıl yüzde 40, üçüncü yıl ve sonrasında yüzde 45 yerli ürün kullanma zorunluluğu getirildi" dedi. Amaçlarının yerli donanım ve yazılım ürünlerinin geliştirilmesi olduğunu söyleyen Arslan, "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) 1 Nisan 2017 tarihinden itibaren, söz konusu yerlilik oranını denetleyecek. Mevzuatımıza göre yerlilik oranı gerçekleşmezse, BTK mobil operatörlere para cezası kesebilir" diye konuştu. Barcelona'daki Mobil Dünya Kongresi öncesi bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan Arslan, yerli baz istasyonu ULAK'a yönelik son gelişmeleri de anlattı. Aselsan, Netaş ve Argela'nın birlikte tasarladığı yerli baz istasyonu ULAK'la ilgili testlerin sürdürüldüğünü belirten Arslan, testlerin kısa süre içinde bitirilmesini beklediklerini söyledi. Arslan, "Çok küçük ve detay kısımlar kaldı. Bu ürünün kısa süre içerisinde kullanımda olmasını bekliyoruz" dedi. ULAK baz istasyonunun seri üretimine geçilebilmesi içinse, mobil operatörlerle anlaşma sağlanarak sipariş verilmesi gerektiğini söyleyen Arslan, şöyle devam etti: "Her üç mobil operatör de, Aselsan ile görüşmelere devam ediyor. Bildiğimiz kadarı ile Turkcell'den 250 adet sipariş var. Barselona'da, Aselsan ile Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone arasında yeni ilave ULAK baz istasyonu ile ilgili olarak siparişler verilecek. Ortak şirket konusunda ise Savunma Sanayii Müsteşarlığı çalışıyor." Yeni fiber altyapı için ortak bir yol izlenmesinin önemli olduğunu söyleyen Arslan, "Kısa süre içerisinde mevcut ve yeni kurulacak haberleşme altyapısı bilgisinin yükleneceği EHABS olarak adlandırdığımız 'Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemi'ni BTK bünyesinde kullanılır hale getireceğiz. Bundan sonra yeni altyapı izinleri verilirken, mükerrer altyapının döşenmesini engellemek için bu bilgi sistemini kullanacağız" diye konuştu.
Hürriyet

Cenevre'de Humus Gölgesi
İsviçre'nin Cenevre kentinde 4'üncü turu düzenlenen Cenevre görüşmelerine, Suriye'nin Humus kentinde Esad güçlerine yönelik cumartesi günü düzenlenen ve 42 kişinin öldüğü saldırının gölgesi düştü. Associated Press (AP) haber ajansı, saldırının Cenevre görüşmelerini tehdit etme amacı taşıdığını yazdı. Haberde, Suriye rejiminin Cenevre'deki taraflardan saldırıyı kınama talebine karşılık muhalefetin yaptığı açıklamanın yetersiz görüldüğü ifade edildi. Suriye muhalefetiyse, Humus saldırısının Beşar Esad rejimi tarafından düzenlendiğini öne sürdü. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, rejim uçaklarının Humus'ta, muhaliflerin kontrolü altındaki Vaer kasabasına yönelik yoğun hava saldırıları düzenlediğini, üç kişinin öldüğünü ve çok sayıda yaralı bulunduğunu duyurdu. Gözlemevi, kuşatma altındaki Vaer kasabasına roket saldırıları da düzenlendiğini belirtti. Cenevre görüşmelerine katılan muhalefet heyetinin başkanı Nasır el-Hariri, "Bu olayların görüşmelere engel teşkil etmesine izin vermeyeceğiz" ifadesini kullandı. Terörü her zaman kınadıklarını belirten Hariri, özellikle Humus saldırısına yönelik bir kınamada bulunmadı. Hariri, saldırı için rejimi suçlarken, "Patlamaların olduğu yer, çok güvenli bir bölgeydi. Yetkisi olan bir kişi kolaylık sağlamadıkça, kimse oraya sızamaz. Bu bölgede muhalif askeri gruplar yok. En yakınında Vaer (kasabası) var. O da kuşatılmış haldedir. Humus patlamalarının özü, Esad rejimin, eski Lübnan Başbakanı Hariri suikastının sanıklarını ortadan kaldırmasıdır. Uluslararası arenada haklarındaki suçlamalardan aranan üst düzey subayları (Humus saldırısıyla) tasfiye etti" diye konuştu. Cenevre'de Suriye delegasyonuna liderlik eden Beşar Caferi ise muhalefetin Humus'taki saldırıyı "terör eylemi" olarak kınamasını talep ederken, "Muhaliflerle masaya oturmak için tek bir koşul sunuyoruz. Terörizmi mahkûm etmeleri ve yabancıların ajandası için çalışmaları" ifadesini kullandı. Caferi, bir kişinin bile terörü kınanaması durumunda, o kişiyi terör destekçisi olarak göreceklerini savundu. Cenevre görüşmelerine katılan muhalefet, siyasi geçiş sürecini hızlandırmak için rejimle yüzyüze görüşme talep etmişti. Humus'taki saldırıyı, El Kaide bağlantılı Şam'ı Özgürleştirme Heyeti (Heyet Tahrir Şam) üstlenmişti. Esad rejimi karşıtı Nureddin Zengi, Liva el-Hak, Ceyşü'l Sünne, Ensaruddin ve El Kaide'nin Suriye bağlantısı olarak bilinen El Nusra (yeni adıyla Şam'ın Fethi Cephesi) kendini geçen ay feshederek Şam'ı Özgürleştirme Heyeti'ni oluşturmuştu.
Milliyet

Musul'da Siviller Özgürlüğe Koştu
Irak ordusu, DAEŞ'in kontrolündeki Musul'un batısına yönelik harekâtta dün de önemli bir ilerleme sağladı. Irak ordusundan Tümgeneral Haydar el Maturi, Associated Press (AP) haber ajansına Musul'un batısındaki Tayaran bölgesinin tamamen kontrol altına alındığını söyledi. Dün, Memun bölgesinden de yaklaşık 3 bin sivilin tahliye edildiği açıklandı. Musul'u Kurtarma Operasyonu Komutanı Korgeneral Abdulemir Yarullah, Irak televizyonuna yaptığı açıklamada, Irak ordusunun Musul'un batısında bulunan Memun Mahallesini DEAŞ'tan aldığını ve mahalledeki binalara Irak bayrağı çekildiğini belirtti. Irak güçlerinin kentin batısındaki üç cepheden biri olan güney cephesinde, Dicle nehri üzerinde, bölgeyi doğu kısmına bağlayan stratejik öneme sahip köprüyü ele geçirmek üzere olduğu belirtiliyor. Dün DAEŞ'ın mevzilerine yönelik hava saldırılarında ikisi örgütün üst düzey yetkilisi olmak üzere onlarca militanın öldürüldüğü bildirildi. Irak Hava Kuvvetleri'nden yapılan yazılı açıklamada, Musul'un batısındaki Telafer'de bulunan El-Mahlebiyye bölgesinde düzenlenen hava saldırılarında hedef alınan DAEŞ'in sözde 'El Cezire valisi' Ammar Mustafa el-Hasan ile bölgedeki askeri eğitimden sorumlu Ebu Hacer lakaplı Ahmed Assaf'ın öldüğü belirtildi. Musul'un doğu yakasında geçen ay kontrolü tamamen ele geçiren Irak güçleri, uluslararası koalisyon güçlerinin hava desteği sağladığı batı yakasını kurtarma operasyonuna 19 Şubat'ta başlamıştı. Birleşmiş Milletler (BM), DAEŞ'in kontrolündeki kentin batısında yaklaşık 750 bin sivilin mahsur kaldığını tahmin ediyor. Öte yandan İngiltere'de yayımlanan "The Telegraph" gazetesi, Musul'un 8 km dışında, Bağdat ve Musul anayolu üzerinde DAEŞ örgütü kurbanlarının bulunduğu toplu mezar bulunduğunu yazdı. Burada 4 bin kişinin bulunduğu tahmin ediliyor.
Milliyet

Trump İnsan Hakları Konseyi'nden Çıkacak
ABD Başkanı Donald Trump, işgal altındaki Filistin toprakları nedeniyle İsrail'i eleştiren Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nden yakın zamanda ayrılmayı planlıyor. Yerel basında çıkan haberlere göre Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve ABD'nin BM Büyükelçisi Nikki Haley, 'işlevsiz' gördükleri konseyden ayrılma planını değerlendirmeye başladı. 34'üncü oturumu bugün başlayacak olan konseyin 'İsrail karşıtı' tutumu, eski Başkan George W. Bush döneminde de gündeme gelmişti. Bush, 2006 yılında kurulan 47 üyeli konseyden 2008 yılında çekilmişti. Trump'ın selefi Barack Obama ise, göreve gelmesinin ardından konseydeki sorunların ancak içeriden çözülebileceğini gerekçe göstererek ülkesinin konseyde aktif rol almasına karar vermişti. Obama döneminde Amerikan yönetimi, konseyden İsrail'e yönelik kınama kararları çıkmasına engel olmuştu. Konseyin 24 Mart'ta kadar sürecek olan yeni dönem oturumlarında İsrail'in işgal altında tuttuğu Filistin toprakları konusuna ilişkin yeni bir rapor da sunulacak. Bugünkü oturumda Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın da konseye hitap etmesi bekleniyor.
Vatan

Le Pen'in 'Sanal' Ordusu
Fransa'da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk turu birinci sırada tamamlamasına kesin gözüyle bakılan aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) partisinin lideri Marine Le Pen, ABD Başkanı Donald Trump'ın kampanya taktiğini uygulamaya koyuldu. Trump'ın özellikle Twitter üzerinden daha geniş kitlelere hitap etmeyi başardığını düşünen Le Pen, seçimlerde şansını daha da artırmak için geniş bir sosyal medya ekini oluşturdu. Sadece Twitter'da 1.3 milyonu aşkın takipçisi bulunan Le Pen, secimin ikinci turunda karşı karşıya geleceğini düşündüğü bağımsız cumhurbaşkanı adayı Emmanuel Macron'a karşı, internet üzerinden yoğun bir 'karalama' kampanyası yürütüyor. Le Pen'in sosyal medyadaki mesajları, 'Egatite et Reconciliation', 'Boulevard Voltaire' ve 'Fdesouche' gibi sağ görüşlü siteler tarafından hızlıca paylaşılıyor. Le Pen'in Twitter mesajları, Fransızların dışında ABD'deki muhafazakarlar tarafından da çokça paylaşılıyor. Le Pen'in sosyal medyadaki atağıyla, genç seçmenleri tarafına çekmeyi amaçladığı yorumları yapılıyor.
Vatan
POLİTİKA

Yarısı Tamam
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ), Türkiye-Suriye sınırında inşa ettiği 'güvenlik duvarı' inşaatının yaklaşık yüzde 50'si tamamlandı. TOKİ Başkanı Ergün Turan, 511 kilometrelik Suriye sınır duvarının tamamının ihale edildiğini belirterek, "Duvarın yarıdan fazlasının inşaatı tamamlandı. Ayrıca duvar dışında yaklaşık 260 kilometre yol ve 160 kilometre duvar montajı yaptık" dedi. Sınır hattı boyunca 2 metre genişliğinde ve 3 metre yüksekliğindeki 7 tonluk seyyar blokların tamamlanan kısmında, duvarların üzerine jiletli tel çekildiğini vurgulayan Turan, şunları kaydetti: "İmal ettiğimiz duvarlar 3 metre. Beton duvarın üzerinde 1 metre jiletli tel olmak üzere toplam 4 metre yüksekliğinde. Duvarın kalınlığı 30 santimetre. Duvarı yarın başka bir yere taşıyabilecek şekilde inşa ediyoruz. Dev blokların yapımında mukavemeti yüksek dayanıklı beton kullanıyoruz. TOKİ olarak sadece duvar kalıbı döküp monte etmiyoruz." Duvarın arkasına devriye için güvenlik yolu ve gözetleme kulesi inşa ettiklerini de belirten Turan, Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile yapılan protokol çerçevesine 6 il sınırında toplam 4 metre yüksekliğinde 511 bin 794 metre uzunluğunda duvar, yol ve çok sayıda gözetleme kulesi, geçiş kapısı ve elektrik altyapısı imal edildiğini kaydetti. Turan, "Şimdiye kadar Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay, Mardin ve Şırnak il sınırlarında 290 kilometrelik duvar yapımının inşaatı gerçekleştirildi. 221 kilometrelik kısmının da inşaat çalışmaları devam ediyor ve en kısa zamanda tamamlanacak" dedi.
Hürriyet
Mabeyn'de Kritik Görüşme
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani'yi kabul etti. Barzani dün saat 15.30'da özel uçakla İstanbul'a geldi. Barzani'yi Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde Dışişleri Bakanlığı yetkilileri karşıladı. Kısa bir süre burada dinlenen Barzani daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek üzere havalimanından ayrıldı. Barzani'nin gelişi dolayısıyla Devlet Konukevi'nin önüne Türk bayrağı ile Irak ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin bayrakları asıldı. Fransa'dan İstanbul'a gelen Barzani, planlandığı gibi saat 17:00'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmek için Mabeyn Köşkü'ne geldi. Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 1 saat sürdü. Görüşmenin ardından açıklama yapılmadı. Görüşmede, ağırlıklı olarak Musul ve Telafer'in durumu, terör örgütü PKK'nın Irak'taki varlığı ve Suriye'deki son gelişmelerin ele alındığı öğrenildi. Barzani, geçen yıl 23 Ağustos'ta Ankara'ya ziyarette bulunmuştu.
Milliyet
'Fetö Fenalaşıyor Pkk Kuduruyor'
Başbakan Binali Yıldırım, 16 Nisan referandumu için ilk mitingini Kahramankazan'da yaptı. 15 Temmuz darbe girişiminde 9 şehit veren ve darbecilerin kullandığı Akıncı Üssü'nün de bulunduğu Ankara'nın Kazan ilçesinin adı, Kahramankazan yapılmıştı. "Darbeye karşı ilk sivil direnişi başlatan da Kahramankazan'ın kahraman insanları oldu. Kahramankazan 16 Nisan'da 15 Temmuz darbecilerin zihniyetini Türkiye'de sonsuza kadar silinmesini sağlayacak" diyen Yıldırım, şöyle devam etti: "Sizin bu ilçeyi dar ettiğiniz örgütün elebaşısı Pensilvanya'da bu evetleri duydukça kriz geçiriyor, fenalaşıyor. Bölücü terör örgütü PKK, darlanıyor, kuduruyor. Çünkü diyorlar ki, 'Eyvah, 48 günümüz kaldı. 48 gün sonra millet sandığa gidecek evet diyecek, bizim de biletimizi kesecek'. 16 Nisan'da sandıklara gideceğiz. Terör güruhlarını sevindirmeyeceğiz, yeni anayasa bu ülkeye huzur getirecek, kardeşlik getirecek. İstikrarın devamı için, ülkenin birliğini, beraberliğini daha da güçlendirmek için yeni anayasaya evet diyeceğiz." "Hiç merak etmeyin, gün yaklaştı. Bu alçak örgütün aramızı bozmasına izin vermeyeceğiz. Onların da bu ülkeden yok olup gitmesi yakındır. FETÖ'ye, PKK'ya, DEAŞ'a elveda demeye hazır mısınız? Biz 79 milyonun hükümetiyiz. HDP'ye, CHP'ye oy vermiş kardeşlerim varsa, onlara da sesleniyorum. Siyasi görüş farklılıklarımızı bir kenara bırakalım. Mevzu bahis memleketse, gerisi teferruat. PKK'ya, FETÖ'ye, DEAŞ'a tarihin en ağır darbesini vurduk. Kandil, PKK'nın başına yıkıldı, Kazan FETÖ'nün başına yıkıldı, El Bab DEAŞ'ın başına yıkıldı." "Çift başlı yönetimlerden bu millet çok çekti. Bu sistem, babayı oğulla arasını açar. 1950'den beri yaşadıklarımız ortada. Bir de tutturmuşlar 'tek adam'. Başka ne olacak? Biz demiyor muyuz; bir direksiyon da iki tane kaptan olmaz."
Vatan

SPOR

Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nde 19. hafta mücadelesinde Pınar Karşıyaka'ya konuk olan Fenerbahçe, normal süresi 65-65 biten maçı, uzatmadaki hücum performansıyla 85-73 kazandı, 17. galibiyetine ulaştı. Karşıyaka'nın etkili başladığı maçta bulduğu 13-0'lık seri ile 18-10 öne geçmeyi başaran sarı-lacivertli ekip ilk periyodu 22- 18 galip bitirdi. Nunnally'nin hücumdaki etkili performansına Bogdanovic'in de eşlik etmesiyle 15. dakikada 31-21 ile farkı çift hanelere çıkaran Fenerbahçe, Green ve Summers'ı durduramayınca ara kapandı, devre 36-34 konuk takım lehine tamamlandı. İkinci yarıda Bennett'ın bulunduğu pota altında Owens ile ağırlığını hissettiren Pınar Karşıyaka, son çeyreğine 52-49 geride girdiği maçın 38. dakikasında skora denge getirip, aynı oyuncu ile öne geçti. Nunnally'nin 2'de 1 faulü, bitime 41 saniye kala farkı 1'e indirdi. Bogdanovic'in turnikesinde hakemlerin faulü görmemesine Fenerbahçe uzun süre itiraz etse de bitime 5 saniye kala bu kez Green 2'de 1 faul ile farkı 2 yaptı. Maçın son saniyesinde Muhammed'in, Dixon'a yaptığı faul sonrası çizgiye giden ABD'li ilk iki atışı sayıya çevirip, sonuncuyu kaçırınca maç uzadı. Uzatmalarda Nunnally ve Bogdanovic'in üçlükleriyle kontrolü ele alan Fenerbahçe, Udoh, Vesely, Datome ve Sloukas'tan yoksun oynadığı mücadaleyi 85-73 kazandı. Pınar Karşıyaka ise cezası nedeniyle seyircisiz oynadığı ve skorer ismi Brown'ı kullanamadığı maçta, 9. yenilgisini tattı.
Milliyet


Galatasaray Teknik Direktörü Igor Tudor, futbolcularına rakip Beşiktaş'ı anlatırken, motive edici bir de konuşma yaptı. Günlerdir bu maça hazırlandıklarını dile getiren Hırvat çalıştırıcının, "Bu maçla beraber bir seçim yapacağız. Ya vazgeçeceğiz ya da bu yarışta var olacağız. Tercih sizin. Bugüne kadar oynanan maçlar ve bundan sonrası Buraya kadar gelmiş bir takım var. Ancak kırılma noktasındayız. Beşiktaş saygı duyulacak bir ekip ama yenilmeyecek bir takım değil. Karabük'le bunu başardık. Sizin kaliteniz ortada. Beşiktaş'ı gözünüzde büyütmeyin ve abartmayın. Zayıf noktaları var ve bunları değerlendirebilirsek kazanırız" dediği belirtildi. GSTV'ye de konuşan Tudor, "Takım olarak oynadığımızı, birlikte savunacağımızı, savaşacağımızı ve koşacağımızı herkesin görmesini istiyorum. Buna kaliteyi de ekleyince Galatasaray'ın kazanmasını sağlayacağız. Teknik direktör olarak hiçbir zaman tatmin olmam. 3- 4 ay geçse bile sürekli olarak yapılacak yeni bir şeyler ortaya çıkar. Sürekli olarak daha iyiye gitmeniz gerekiyor. Eğer tatmin olursanız gelişemezsiniz" yorumunu yaptı. Maç önü toplantılarının 5 dakika sürdüğünü dile getiren Igor Tudor, "10-15 dakikalık konuşmalara inanmıyorum. Oyuncular konsantrasyonlarını kaybediyorlar. Sözler toz olup uçup gidiyor. Gerçekler daha önemli" dedi.
Milliyet

Fenerbahçe'de çeşitli sebeplerden son maça göre 5 isim değişmişti. Özellikle Souza'nın yedeğe çekilmesiyle orta saha sanki daha çabuk geçiliyordu ilk yarıda. Bu değişiklikler savunmada başlangıçta sıkıntılara yol açtı. Özellikle yenen golde ve yapılan tehlikeli paslaşmalarda bu durum çok net gözüktü. Sarı-lacivertliler, Krasnodar maçlarında olduğu gibi erken gol yiyerek mücadeleye başladı. Bu iki maçtan farklı olarak ise bu sefer reaksiyon verebildi. Savunma arkasına atılan topta Ghilas, Skrtel'i çalımlayıp şutunu attı. Fabiano'dan seken topu tamamlayan Sefa 11'de takımını öne geçirdi: 1-0. Bu golün ardından kısa süre sonra sarı-lacivertliler toparlanmayı başardı. Bu bölüme kadar Lens ve İsmail'in sürüklemeye çalıştığı ataklara Alper de destek vermeye başladı. Sarı- lacivertliler skoru 23'te Lens'in golüyle eşitledi. Hollandalı başlattığı atağı tamamlayarak Alper'in nefis ortasını, yaptığı net vuruşla değerlendirdi: 1-1 Volkan Şen 26, 30 ve 35'te ceza sahası içinde topla buluşmasına rağmen son vuruşları yapamadı. İlk yarının son anlarında sarı-lacivertliler gole yaklaştı. Sow'un vuruşunda top ağlara gitmek üzereyken Barış topu çizgiden çevirdi ve takımının ilk yarıyı mağlup kapatmasını önledi. İkinci yarıya Musa Nizam'ı oyuna alan Bülent Uygun, Fenerbahçe'nin en tehlikeli ismi Lens'i durdurmaya çalıştı. Advocaat son 20 dakikaya gelirken Aatıf ve Fernanado hamlesi yaptı. Gaziantep'in bu bölümlerde hızlı atak geliştirmeye başlaması üzerine bu sefer orta sahayı Souza ile güçlendirdi. 84'te Skrtel köşe vuruşunda kafayı vurdu. Ardından Lens'in hazırladığı atakta Neustadter gole yaklaştı. Son dakikalarda iki takım da gol için çaba gösteriyordu. Kangwa 90+5'te topu boş kale yerine auta göndermese Fenerbahçe sahadan eli boş ayrılacaktı.
Milliyet

Fenerbahçe Teknik Direktörü Dirk Advocaat, takım olarak zor bir süreçten geçtiklerini belirtti. Hollandalı teknik adam, futbolcularına net bir dille eleştiri getirerek, "Sahaya çıkıp yürüyen ben değilim. Ben yürümüyorum. Ben sadece onlara ne yapması gerektiğini söylüyorum. Şu anda takımda bir özgüven eksikliği görüyorum. Takım olarak hepimiz zor bir süreç yaşıyoruz. Gayret gösteriyoruz ama yetmez bizim daha fazlasına ihtiyacımız var. Çok çalıştılar, saha içerisinde de çok mücadele ettiler ama belki biraz da şansa ihtiyaç vardı" dedi. Tecrübeli çalıştırıcı, takımda istenmediğine dair çıkan söylentilere ateş püskürerek, istifa konularını değerlendirdi. 69 yaşındaki antrenör, tek bir kişinin istemesi halinde hemen gideceğini kaydedip, şunları söyledi: "Bu tarz soruları bana söylemeyin, yönetime sormanız gerekiyor. Bana sormayın bence ama tek bir şey var; bunun kararını basın vermez. Eğer adamsanız gidin bu soruyu tek tek bütün oyunculara sorun. Burada tavsiyeler vereceğinize gidin oyunculara sorun. Eğer biri bile başka bir hocanın gelmesini isterse ben yarın giderim. Belki öyle olmuş, haberler çıkmış, bu tarz demeçlerde bulunmak yerine bir oyuncu desin ki 'Hocayı istemiyoruz, hoca gitsin' derse ben yarın giderim."
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder