28 Şubat 2017 Salı

28.02.2017 Genel Gündem



26.02.2017

GÜNDEM

Terör Temizliği
Terörle mücadele için özel olarak eğitilen komandolar aralıksız sürdürdükleri operasyonlarla teröristleri etkisiz hale getiriyor. Teröristlerin korkulu rüyası haline gelen Hakkari'de Dağ ve Komando Tugayı'nın komandoları, İzmir Foça'dan gelen özel eğitimli Amfibi Deniz Piyadeleri'nin de katıldığı operasyonlarla 21 Ekim'den bu yana 52 terörist etkisiz hale getirildi. Her türlü hava koşulunda örgüte yönelik şok operasyonlar yapan Hakkari Dağ ve Komando Tugayı'ndaki komandolar, yine Türkiye'nin en gözde birliklerinden olan ve İzmir Foça'dan gelen Amfibi deniz piyadeleriyle birlikte operasyonlar yürütüyor. Temizlenen bölgelerde PKK alan hakimiyetini kaybederken, hakim bölgelere Mehmetçik üs bölgesi kuruyor. En küçük bir hareketlilikte komandolar, havadan ve karadan 30 dakikada olay yerine müdahale edebiliyor. Hakkari bölgesinde terörün belini kırarak dağların hakimi olan Dağ ve Komando Tugayı birlikleri Yüksekova, Çukurca ve Irak sınırını belirleyen Hisar Dağı'nda da operasyon yaptı. 21 Ekim'de Hisar Dağı'nda 52 PKK'lı etkisiz hale getirilirken, Piyade Yüzbaşı Özgür Çevik, keskin nişancı terörist tarafından şehit edildi. Hisar Dağı'nın temizlenmesinin ardından Şehit Piyade Yüzbaşı Özgür Çevik üs bölgesi kuruldu. Kurulduktan sonra doçka ve uzun namlulu silahlarla saldırıya uğrayan üs bölgesinde 1'i Amfibi Deniz Piyadesi olmak üzere 8 şehit verildi. Komandolar tarafından temizlenen Hisar Dağı'nda 2 bin rakımlı noktaya kurulan üs bölgesi ile teröristlerin hareket alanı da kapatıldı. Üs bölgesi Türkiye ile Irak'ın sınırını belirleyen 68 numaralı sınır taşının yanına kuruldu.
Milliyet


'Karargah Rahatsız' Haberine Soruşturma
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, 25 Şubat'ta Hürriyet gazetesinde yayımlanan 'Karargah rahatsız' başlıklı haber nedeniyle soruşturma başlattı. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Hakan Sağlam, söz konusu haberle ilgili suç duyurusunda bulundu. Sağlam dilekçesinde 'Karargah rahatsız' başlığıyla yayımlanan haberde 'askeri kaynaklar' olarak tanımlananların cunta yapılanması üyeleri olabileceğini öne sürdü. Gazetedeki haberin, 7 hususta Genelkurmay Karargahında rahatsızlık yaşandığına yönelik ve kaynağının gazetenin Ankara Temsilcisi Hande Fırat olduğu belirtilen dilekçede şöyle denildi: "Tarihin hemen her döneminde gelişmenin ve yenileşmenin önünde büyük bir engel teşkil eden cunta yapılanmalarının Osmanlı Devleti'ni ve Türkiye Cumhuriyeti'ni ne kadar büyük sıkıntılara soktuğu herkesin malumudur. FETÖ mensuplarınca gerçekleştirilen 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasının sebep olduğu yıkıcı tahribatlar ortada iken Hürriyet gazetesinin haberine konu olan olay bu türden cunta yapılanmalarının ordu içerisinde halen etkin ve faal olduğunu ortaya koymaktadır." Haberin, Türkiye'nin birçok terör örgütüyle yurt içinde ve yurt dışında mücadele ettiği bir dönemde ve daha da önemlisi 16 Nisan'daki halk oylaması öncesinde hem hükümeti hem de referandum sürecini etkilemeye yönelik çok önemli bir muhtıra niteliği taşıdığı kaydedilen dilekçede, askeri kaynaklar olarak tanımlanan cunta yapılanması üyelerinin tespit edilerek, 'Cebir şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçundan cezalandırılmaları istendi. Mehmet Hakan Sağlam'ın dilekçesini işleme koyan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma başlattı.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,6068-3,6084                                   
Euro: Euro 3,8186-3,8201   
Sterlin: 4,4841-4,4872
Gram Altın: 145,3198-145,4244

Mülteci Değil İşadamıyız
Suriyeli işadamları, 2012'den itibaren fabrikalarını arkada bırakıp Türkiye'ye müşteri portföyleriyle ve iş bilgileriyle gelmeye başladı. Sorunlarına ortak çözümler bulabilmek amacıyla çeşitli dernekler de kurdular. Bunlardan biri Suriyeli İşadamları Derneği (SİAD). Üç şubesi olan derneğin 230 üyesi var. SİAD Başkanı Khaled Bablli, Halep'te inşaat sektöründeymiş. Bablli, Türkiye'ye gelme ve iş yapma sürecini şöyle anlatıyor: "Suriye savaştan önce gelişiyordu. Sanayi bölgeleri açılmıştı. Ancak savaştan sonra pek çok işadamı Türkiye'ye geldi. Burası kalbimize yakın ama iş yapmak zor. Derneği bu sebeple açtık. Amacımız işadamları arasında ilişki kurmak, üretilen malları Türk ve Arap piyasasına tanıtmak. Gaziantep, halıları ve ayakkabılarıyla meşhur. Suriyeli işadamları buradakilerle işbirliği yaparak halı fabrikaları açtı. Türkiye'ye daha önce olmayan hasır sanayini getirdik. Şimdi hasır işi yapan 20'ye yakın firma var. Ayrıca Arap dünyasında bilinen Suriye markaları Türk ortaklarla artık burada üretilip dünyaya gönderiliyor." Suriyeli işadamları 'mülteci muamelesi' görmekten şikayetçi. Saadplast Dış İlişkiler Müdürü Saad Şuveyhne bunlardan biri. Halep'ten gelen Şuveyhne'nin inşaat şirketi 14 ülkeye ihracat yapıyordu. Savaşta fabrikaları bombalanan Şuveyhne, Türkiye'de sıfırdan başladıklarını şöyle anlatıyor: "Savaşın bitmeyeceğini anlayınca şirketimizin tüm yönetim kurulu üyeleri bir araya geldik ve çalışma yaptık; Mısır, Lübnan, Yunanistan ve Romanya'ya baktık. Sonunda Türkiye'nin iş kurmak için en iyi yer olduğuna karar verdik. Pişman değiliz. İçerideki ve dışarıdaki müşterilerimizden sermaye alıp yeni bir iş kurduk. Şu an 1.5 milyon dolarlık ciromuz var. Artık Türkiye'den 10 ülkeye ihracat yapıyoruz. Hem Suriyeli hem Türk çalışanlarımız var. Türkiye'de iş kurmak zor. Ama burada iş kurmayı başarırsanız dünyanın her yerinde başarılı olursunuz. Yurtdışındaki fuarlara Türk şirketleri olarak katılıyoruz. Ancak vatandaşlık alabilirsek çok daha iyi iş yapabiliriz. Suriyeli olduğum halde pek çok Arap ülkesini ziyaret edemiyorum. Başka ülkelerden gelen iş davetlerine gidemiyoruz. Bankalarla sorun yaşıyoruz. Tüm Suriyeliler yardıma ihtiyacı olan mülteciler değil. Bu yanılsama yatırımcıların işlerini engelliyor."
Hürriyet

Çinliler Geliyor
Seneye Pekin'de, Şanghay'da, Çongçing'de bavullar toplanacak, Çinliler kafileler halinde Türkiye'nin yolunu tutacak. 1.3 milyarı aşan nüfusuyla Çin, Türk turizmine, belki de, ilaç olacak. Çin'in en büyük ticari gruplarından Dalian Wanda, Türkiye'de önemli bir turizm yatırımı için düğmeye bastı. Ülke dışında çok bilinmese de Wanda, Çin'de 300 civarı alışveriş merkezi ve otelin, 1400'e yakın sinemanın sahibi. Ayrıca Amerikan AMC sinemaları ve İngiliz Sunseeker yatları da Wanda'nın. Şirket, İspanyol Atletico Madrid futbol takımının da büyük hissedarı. Yılda yaklaşık 145 milyon Çinli yurtdışına seyahat ediyor. Bunların önemli kısmı Güney Kore, Japonya gibi Asya ülkelerine gidiyor. İlk 10 tercih arasında Fransa, İtalya, Almanya gibi Avrupa ülkeleri de yer alıyor. 2015 yılında sadece 300 bin Çinli Türkiye'nin yolunu tuttu. 2016'da ise bu rakam neredeyse yarıya indi. Şimdi ise tabloyu baştan aşağı değiştirebilecek önemli bir süreç başladı. Geçen hafta Şanghay'da düzenlenen büyük bir törenle İstanbul'daki G Marin ve G Rotana gibi projeleriyle tanınan Mar Yapı, Çinli Wanda Group ile stratejik işbirliği anlaşması imzaladı. Böylece Wanda'nın teknolojiden turizme, finanstan gayrimenkule yatırımlarında Türkiye'deki stratejik ortağı Mar Yapı oldu. İşbirliğinin ilk adımında Wanda ilk yurtdışı otelini İstanbul'da açacak. Basın Ekspres yolu üzerindeki Wanda Vista oteli seneye faaliyete geçecek. Wanda, 150 odalı otelin yanı sıra yine otel binası içindeki 300 rezidans dairesinin de işletmesini üstlenecek. 150 milyon dolarlık yatırıma Çin tarafı 20 yıl boyunca müşteri garantisi veriyor. Mar Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Münir Özkök, "Anlaşmamızın ilk kazanımı, lüks otel markası Wanda Vista ile Çinli misafirlerimizi İstanbul'da daha sık ve çok sayıda ağırlamak olacak. Dünyanın en önemli tasarımcılarından Philippe Starck ve dünyanın sayılı otelcilik gruplarından Wanda Hotels & Resorts'u aynı kompleks içinde bir araya getiren G projesi İstanbul'un en değerli gayrimenkullerinden biri olacak. İlerleyen dönemlerde ise gayrimenkul ve turizmin yanında diğer alanlarda da ticari faaliyetlere yoğunlaşacağımızı söyleyebilirim" diyor. Wanda Hotels & Resorts Başkanı Qian Jin ise İstanbul'daki oteli daha sonra Şikago, Los Angeles, Londra, Sidney gibi dünya şehirlerinin takip edeceğini söylüyor. Şanghay Başkonsolosu Sabri Tunç Angılı da Çin'in Türkiye'nin ticaret hacminde ikinci sırada yer aldığını hatırlatarak, şu yorumu yapıyor: "2023'te 100. yılını kutlayacak olan Türkiye Cumhuriyeti'nin 10 büyük ekonomiden biri olma hedefi için her türlü girişim ve ticari ilişkiyi destekliyoruz."
Milliyet

Kim Ücret Gelirini Nasıl Beyan Edecek
Ücretler esas olarak stopaj (vergi kesintisi) yoluyla kaynakta vergilendiriliyor. Vergi, işveren tarafından ücretten kesilip, vergi dairesine ödeniyor. Ancak stopaj yoluyla vergilendirilmeyen ücretler de var. Yurtdışındaki işverenden ya da istisna kapsamında olmayan yabancı elçilik ve konsolosluktan alınan ücretler gibi. İşte stopaj yoluyla vergilendirilmemiş olan bu ücretlerin yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi gerekiyor. Diğer yandan, tek işverenden alınmış ve stopaj yoluyla vergilendirilmiş ücret gelirlerinin beyan edilmesi gerekmezken, birden fazla işverenden kesintisi yoluyla vergilendirilmiş ücret alan ve birden sonraki işverenlerden aldığı ücret toplamı 30 bin TL'yi aşanların da ücret gelirlerini beyan etmeleri gerekiyor. Sadece bir işverenin yanında ücretli olarak çalışanların stopaj (kesinti) yoluyla vergilendirilmiş ücret gelirinin tutarı ne olursa olsun, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi, diğer gelirleri için beyanname vermesi halinde de ücret gelirini beyannameye dahil etmesi gerekmiyor. Tek işverenden alınan ücret üzerinden yıl içinde kesinti yoluyla ödenen vergi, nihai vergi oluyor. Birden fazla işverenden ücret alanlar, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı 2016 yılında 30 bin TL'yi aşıyorsa, birinci işverenden alınan da dahil olmak üzere tüm ücretlerini yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edip, ilave vergi ödeyecekler. Birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamının 30 bin TL'yi aşmaması halinde, kesinti yoluyla vergilendirilmiş olan ücretler beyan edilmeyecek.
Milliyet

Kira Gelirinde Beyan 1 Mart'ta Başlıyor
Geçen yıl is yeri ve meskeninden kira geliri elde edenler için beyan dönemi 1 Mart'ta başlıyor. 2016 yılında, kiraladığı konuttan 3 bin 800 TL'nin, is yerinden ise 30 bin liranın üzerinde kira geliri olanlar 27 Mart'a kadar beyan vermek zorunda. Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Emlak Komisyonu Başkanı Hatice Kolçak, İstisna haddinin üzerinde konut ve is yeri kira geliri elde edenlerin bu istisna oranlarını düştükten sonra beyanname vereceklerini ifade etti. Kolçak, istisna oranlarının sadece bir konut için kullanılabildiğini, birden fazla konuttan kira geliri elde edenlerin buna dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Kolçak, kira geliri beyanı verecek vatandaşların internette www. gib.gov.tr adresi üzerinden Hazır Beyan Sistemi'ne giriş yapıp kendileri için hazırlanmış beyanlarını onaylayarak veya üzerinde gerekli değişiklikleri yaparak hızlı ve kolay bir şekilde kira beyanlarını verebileceğini söyledi. Bu noktada mükellefin beyanının esas alınacağını kaydeden Kolçak "Maliye, tapu, elektrik, doğal gaz, su abonelikleri ile banka, PTT, sigorta gibi kurumlardan aldığı bilgiler doğrultusunda kimlerin kira geliri elde ettiğini kolayca tespit etmektedir. Kira gelirlerini beyan etmeyenler, istisna oranından faydalanamadıkları gibi, kendilerine ceza uygulanacak" dedi. Kolçak, kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binalarda oturan hak sahiplerine müteahhit ya da ilgili bakanlık tarafından ödenen kira ödemelerinin beyanname kapsamı dışında olduğunu söyledi.
Star

Ruslar Erken Gelecek
Türk turizminin Almanlar'la birlikte en iyi müşterisi olan Ruslar, sezon açılışını erken yapacak. Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Erkan Yağcı, normalde yoğun olarak yüksek sezon olan haziran, temmuz ve ağustos aylarında gelen Rus turistleri bu yıl erken beklediklerini söyledi. Geçen yıl Rus turistin çok az olduğu bir sezon yaşadıklarına değinen Yağcı, erken rezervasyonlardaki ilk verilere göre Rusya'dan ciddi artış yaşandığını söyledi. Bu trendin devam edeceğine dikkati çeken Yağcı, Rus turistin Antalya'yı, Türkiye'yi özlediği bir dönem olduğunu, bunun da olumlu gelişmeler yaşanmasına katkı sunduğunu vurguladı. 2014-2015 sezonunda Türkiye'de 4.5 milyonu aşan Rus turistin ağırlandığını ve bu rakamın Antalya için 4 milyona yaklaştığını anımsatan Erkan Yağcı, dolayısıyla Rusya'da önemli bir potansiyel olduğuna dikkati çekti. Yağcı, şöyle devam etti: "2017 için rakamların ne şekilde şekilleneceğini şimdiden söylemek zor fakat potansiyel yüksek. Bu rakamın 2 ila 4 milyon arasında bir noktada şekilleneceğini düşünüyorum. Rus turistler, normalde yüksek sezon dediğimiz haziran, temmuz, ağustos aylarında yoğun olarak gelir. Ancak bu yıl Rus turistler nisan ayında Türkiye ve Antalya'ya yoğun şekilde tatil anlamında geleceğini öngörebiliyoruz. Bu yıl erken gelecekler. Keza kış aylarında da Ruslar'ın, Antalya'yı destinasyon olarak gördüklerine şahit olduk."
Vatan

'En Değerli' Türk Telekom
Uluslararası marka değerleme kuruluşu Brand Finance tarafından hazırlanan, dünyanın en değerli telekomünikasyon markalarına yer veren 'Telecoms 500' listesi Barcelona'da gerçekleştirilen Dünya Mobil Kongresi'nde yayınlandı. 'Telecoms 500' 2017 listesine göre Türk Telekom, 9'uncu kez 'Türkiye'nin en değerli telekomünikasyon markası' oldu. Türk Telekom, marka değerini yıllık bazda yüzde 11 artırarak tüm zamanların en yüksek marka değerine ulaştı. Türk Telekom CEO'su Dr. Paul Doany, Türkiye'nin en büyük marka dönüşümünün katkısıyla marka değerinde tarihi bir rekora imza atmış olduklarını kaydetti. Doany, "Geçtiğimiz yıl mobil, internet, telefon, TV ve yenilikçi dijital servisleri Türk Telekom tek markası altında bir araya getirdik. Türk Telekom markasından aldığımız güç ve sunduğumuz ürün ve hizmetlerin başarısıyla, Telecoms 500'deki 'Türkiye'nin en değerli telekomünikasyon markası' konumumuzu daha da sağlamlaştırdık" dedi. Türk Telekom markasının değerini tüketicilere fayda olarak sunma vizyonuyla çalıştıklarını vurgulayan Doany, sözlerine şöyle devam etti: "Bu vizyonumuzdan hareketle, 81 ilimizdeki her bir tüketicimizin ihtiyacını anlamak ve bu ihtiyaçları karşılamak en büyük önceliğimiz. Türkiye'nin tamamına yayılan altyapımız ve üzerinde geliştirdiğimiz hayatın her alanına dokunan inovatif ürün ve servislerimiz ise en büyük gücümüz. Türkiye'nin en sevilen dijital müzik platformu Türk Telekom Müzik, lider dijital oyun platformumuz Playstore, UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi yayın haklarına sahip TIVIBU ve Türkiye'nin en geniş eğitim içeriğine sahip online eğitim platformumuz Vitamin ile müşterilerimize kesintisiz ve yüksek kalitede iletişim ve eğlence deneyimi ulaştırıyoruz. 2017 yılında da inovatif ürün ve hizmetlerimizle, müşterilerimizin her zaman, her yerde, kullandıkları her akıllı cihazda yanlarında olmaya ve marka değerimizi müşterilerimiz için faydaya dönüştürmeye devam edeceğiz."
Vatan

Dünya
Deaş Planı Trump'a Sunuldu
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Albay Jeff Davis, ABD Başkanı Donald Trump'ın DEAŞ ile mücadeleyi hızlandırmak üzere Pentagon'dan talep ettiği planın ilk halinin Beyaz Saray'a iletildiğini ve Savunma Bakanı James Mattis'in planla ilgili Beyaz Saray yetkililerine bugün (dün) brifing vereceğini bildirdi. Gelecek 6 ayı kapsayacak bu planın bir ön çalışma olduğunu ve detaylarının açıklanmayacağını söyleyen Davis, şunları ifade etti: "Bu plan, daha geniş bir plan için bir çerçevedir. Bu, sadece askeri plan değil, aynı zamanda diplomatik, finansal, istihbarat, siber ve kamu diplomasisi dahil ulusal gücün tüm unsurlarını ilgilendiren bir plan ve başka kurumlarla ortaklaşa hazırlandı. Son olarak, bu plan sadece Suriye ve Irak ile ilgili değil, aynı zamanda bölgeler arası bir plan. DEAŞ'ı küresel çapta yenmekle ilgili." Planın gizli kalacağına vurgu yapan Davis, başta Türkiye ve Rusya olmak üzere DEAŞ ile mücadele konusunda bölgede rol sahibi olan ülkelerle diplomatik angajmanların planın önemli bir kısmını teşkil ettiğine dikkati çekti.
Haber Türk

Musul'da Hem Kaçış Hem İlerleme Sürüyor
Irak'ın ikinci büyük kenti Musul'u DAEŞ'ten almak için başlatılan operasyon sürerken, kentin batı bölümüne harekat düzenleyen Irak ordusunun ilerleyişi devam ediyor. Ordunun, son olarak batı Musul'un en güneyindeki köprüyü ele geçirdiği ifade edildi. Musul'u ikiye ayıran Dicle nehri üzerinde beş köprü bulunuyor. Köprüler, DAEŞ'i tecrit edebilmek için ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerince bombalanarak yıkılmıştı. Kentte bulunan havaalanının ardından en güneyde bulunan köprünün de kurtarılması büyük önem taşıyor. Zira Irak ordusu, onarılması durumunda, bu köprü sayesinde, kontrolünde bulunan doğu Musul'dan takviye kuvvet ve silah akışı sağlayabilir. Böylece yaklaşık 750 bin sivilin bulunduğu kentin batı kısmında DAEŞ üzerindeki baskının artacağı ifade ediliyor. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dün yapılan açıklamada, kentin batısında sıkışan sivillerin durumundan büyük endişe duyulduğu belirtildi. Reuters haber ajansının haberinde, DAEŞ militanlarının sivilleri kalkan olarak kullandığı, bunun dışında birçok eve ve sivil araca tuzak yerleştirdiği ifade edildi. Irak ordusundan yetkililer de, bölgede ilerledikçe terör örgütünün daha dirençli biçimde karşı koyduğunu belirtiyor. Bununla birlikte, Irak'ın Musul kentini terör örgütü DAEŞ'ten kurtarma operasyonları dolayısıyla evlerini terk edenlerin sayısının 235 bine yükseldiği bildirildi. Irak Göç ve Göçmenler Bakanı Casım el-Caf, "Musul'u kurtarma operasyonlarının başlangıcından bu yana yerinden olan sivillerin sayısı 235 bine ulaştı" dedi. Bakan Caf, 14 bin sivilin geçen hafta operasyonların başladığı Musul'un batısından göç ettiği bilgisini verdi. Kaçan sivillerin uzun süre yürümek zorunda kaldığı, bir çoğunun aç ve susuz bir şekilde Iraklı güçlerden yardım istedikleri kaydediliyor. 65 bin kişinin ise DAEŞ'ten kurtarılan bölgelerdeki evlerine döndüğünü aktaran Caf, "Kurtarılan bölgelerde su ve elektrik gibi temel alt yapı hizmetlerinde tahribat söz konusu" diye konuştu. Iraklı bakan, ülke genelinde ise yerinden edilen toplam 4.3 milyon sivilden 1 milyon 650 bin kişinin evine döndüğünü aktarırken, 600 bin kişinin göçmen kamplarında hayatını sürdürdüğünü ifade etti. Musul'un doğusunda kontrolü tamamen ele geçiren Irak güçleri, batı yakasını DAEŞ'ten kurtarmaya yönelik operasyona başlamıştı.
Milliyet

Suriye'de 'Geçiş Hükümeti' Önerisi
İsviçre'de 23 Şubat'ta başlayan Cenevre-4 görüşmeleri, Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde devam ediyor. 6 Mart'a kadar sürmesi beklenen görüşmelerde zaman zaman tartışmalar yaşanırken, BM heyeti, tarafların taleplerini alıyor. Rus haber ajansı Sputnik'e konuşan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) üyesi Muhammed El-Şemali, görüşmelerde bir "geçiş hükümeti" kurulmasını istediklerini söyledi. Şemali, "Biz Cenevre görüşmelerinde geçiş hükümetinin kurulmasını istiyoruz. Fakat diğer taraf (BM), geçiş dönemi, anayasa ve seçim istiyor. Biz ise ilk önce geçiş hükümetinin oluşmasını istiyoruz. BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'dan açıklama bekliyoruz. Mistura bize görüşmelerin iyi gittiğini söylüyor" dedi. Muhalif temsilci ayrıca "Rejimle yüz yüze görüşmemiz olmadı, ama biz yüz yüze görüşmeyi kabul ettiğimizi açıkladık" ifadesini de kullandı. Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Mikhail Bogdanov, Suriye'de barış sağlanması için, Esad rejimi ve muhaliflerin temsilcilerinin katıldığı Cenevre görüşmelerinde, PYD'nin de yer alması gerektiğini savundu. Türkiye, terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD'nin bu görüşmelere katılmasına şiddetle karşı çıkıyor. Bogdanov, Suriye hükümetiyle güvenli bölgeler dahil tüm konularda sürekli iletişim hâlinde olduklarını da söyledi.
Milliyet

Taliban'dan Çevreci Emir!
Taliban'ın Afganistan'daki yeni lideri Haybatullah Akundzade, alışılmadık bir açıklama yayınlayarak, Afgan halkına ve örgüt mensuplarına "ağaç dikilmesi" çağrısında bulundu. Molla Mansur'un Mayıs 2016'da öldürülmesinin ardından örgütün liderliğine geçen Akundzade'nin çağrısında, "Yeryüzünün güzelleştirilmesi ve Allah'ın yarattığı canlıların yararlanması için herkesin, meyveli ya da meyvesiz, bir veya daha fazla ağaç dikmesi" gerektiği ifade edildi. Ahunzade'nin açıklamasında ayrıca, "Ağaç dikmek ve tarım faaliyetleri yürütmek, dünyada iyi ve faydalı birer eylem olduğu kadar, öteki dünyada da muazzam bir şekilde ödüllendirilir" dediği belirtildi. Örgütün böyle bir açıklama yapması, pek çok çevrede şaşkınlık yaratırken, Pakistan'da basını, söz konusu açıklamanın "eşine ender rastlanan" bir içerikte olduğunu belirtti.
Milliyet

Oscar'a Trump Damgası
Akademi Ödülleri, bu yıl en siyasi Oscar törenine sahne oldu. Beyaz Saray'ın basın brifingine bazı basın kuruluşlarının alınmasına izin verilmemesine atıfta bulunan sunucu Jimmy Kimmel, "CNN, New York Times ya da içinde 'times' geçen herhangi bir kurum varsa lütfen binayı terk etsin" esprisiyle geceye başladı. Kimmel, tören başladığından beri Trump'ın iki saat boyunca tweet atmamasından ötürü endişe duyduğunu da söyledi. Bu sözler üzerine kameranın telefonunun ekranını çekmesini isteyerek tören devam ederken bir de tweet atan Kimmel "Hey, Trump uyanık mısın?" diye yazdı. Kimmel'ın bu tweeti sadece 5 dakika içinde 100 bin kişi tarafından yeniden paylaşıldı. Yabancı Dilde En İyi Film ödülü İran yapımı The Salesman'e (Satıcı) gitti. ABD Başkanı Donald Trump'ın aralarında İran'ın da olduğu yedi ülke vatandaşlarına getirdiği seyahat yasağını protesto ederek törene katılmayan filmin yönetmeni Asghar Farhadi'nin yazılı teşekkür konuşması törende okundu. İkinci kez Oscar kazanan Farhadi konuşmasında, "Burada olmamamın sebebi insanlık dışı yasayla ABD'ye girişleri yasaklanarak saygısızlığa uğrayan ülkemin ve diğer altı ülkenin insanlarına duyduğum saygıdan kaynaklanıyor" ifadelerini kullandı. Farhadi'nin ödül konuşmasını uzaya giden ilk İranlı olan Anuşe Ansari okudu.
Vatan

'Cumhurbaşkanlığını Düşünmüyorum'
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yardımcısı olarak atadığı eşi Mihriban Aliyeva, cumhurbaşkanlığı makamını düşünmediğini belirtti. Rus televizyonuna konuşan Aliyeva, Bu konuyu (Cumhurbaşkanlık makamını) düşünmedim ve düşünmüyorum. Azerbaycan'ın ve halkın çıkarlarını koruyacağım. Bu da Azerbaycan halkı için en güzel iş. Gelecekte ne olacak diye tahminde bulunmak ise kesinlikle verimsiz bir meşguliyet" ifadelerini kullandı. Muhalefetin eleştiri politikasını da eleştiren Aliyeva, "Ben sağlıklı, yapıcı eleştirileri dinlemeye hazırım. İktidara muhalif olabilirsin, ancak kendi ülkene muhalif olmamak lazım. En korkunç olanı da budur" diye konuştu. Ülkesinde başlıca olarak sosyal sorunların çözümüyle uğraşacağını kaydeden Aliyeva, siyasetin sadece erkeklerin işi olmadığını da sözlerine ekledi.
Vatan

POLİTİKA

"Doğru Algılanmadı"
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklama yaparken, Hürriyet'in '7 eleştiriye 7 yanıt' manşetiyle ilgili bir soru üzerine, "Bu manşetin 'Karargâh rahatsız' şeklinde algılanmasının doğru olmadığı kanaatindeyim" dedi. Kurtulmuş'un açıklamaları şöyle: "Bir kere bu manşetin 'Karargâh rahatsız' şeklinde algılanmasının doğru olmadığı kanaatindeyim. Öyle anlaşılıyor ki birileri Türkiye'de sivil siyasi iradeyle, hükümetle TSK'nın uyumlu şekilde çalışmasından rahatsızlık duyuyor. Birileri 15 Temmuz'daki o felaketten sonra, TSK'nın itibarını yerle bir eden 15 Temmuz hain kalkışmasından sonra TSK'mızın yeniden itibar kazanarak, halkla bütünleşme sürecine girerek operasyonlar yapmasından, başarılı olmasından öyle anlaşılıyor ki birileri rahatsızlık duyuyor, mesele son derece yanlıştır. TSK'nın siyasetin içine çekilmesinin hiçbir faydası olmadığını Türkiye görmüştür. 1950'den sonra olan çok partili siyasi hayatımızda gördüğümüz gibi, çok somut 15 Temmuz'da da gördük. 15 Temmuz'daki hain kalkışma sadece bir darbe teşebbüsü olarak kalmamış; maalesef TSK'mızın tarihinde, TSK'mıza en fazla zarar veren, algısını ve itibarını en fazla zedeleyen bir kalkışma olmuştur. Dolayısıyla TSK'mız 15 Temmuz'dan çıkardığı dersle asla siyasetle ilgili değildir, siyasetin içine çekilemez. Kendi işine odaklanmış vaziyettedir. Vatan savunmasıyla ilgilidir. Kaldı ki Türkiye de eski Türkiye değildir. Herkesin bu anlamda sözlerine, söylediklerine dikkat etmesi lazım. Artık öyle herhangi bir şekilde manşet atarak ne TSK'ya ayar vermek ne Türkiye'nin siyasi iradesine, hükümetine ayar vermek mümkün değildir. Herkes bunu aklına koysun. Suyun altından çok sular geçti, köprünün altından çok sular aktı. Türkiye'de artık bundan sonra sivil irade yani hükümet işinin başındadır. Millet, milli iradenin yegane koruyucusu, kollayıcısıdır. 15 Temmuz da bunu göstermiştir. TSK da hükümetin, sivil iradenin, milletin görev vermiş olduğu iradenin emrinde görevlerini yapan, Türkiye'nin önemli kuruluşlarından birisidir. Siyasetin içine asla girmeyecektir, TSK'yı siyasetin içine sokmaya kimsenin gücü yetmez. Bakın TSK, FETÖ'nün ve geçmiş dönemlerde TSK'yı siyasete bulaştırmak isteyenlerin ne kadar büyük zarar verdiğini biliyor. Bütün bu itibarsızlaştırma çabalarının gerçekten en büyük zararı TSK'ya verdiğinin farkındadır. Bu süreçte herkes işine baksın. Medya da işine baksın, bu tür operasyonlarla, manşetlerle hiç kimse ne TSK'nın görüşünü değiştirebilir ne hükümetimizin olaylara karşı sergilemiş olduğu tavrı değiştirebilir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti işinin başındadır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Türkiye'nin bütün anayasal kurum ve kuruluşlarıyla Anayasa'da belirtilen çerçevede, işbirliği içinde yoluna devam eder. Sivil irade, millet adına siyasi irade hükümettedir. Bütün kurum ve kuruluşlar da hükümetin emrinde vazifelerini yapar.
Hürriyet

Belki Bahçeli Açıklar
CHP Sözcüsü Selin Sayek Böke, IKBY Başkanı Barzani'nin Türkiye ziyaretinde göndere Irak Kürt Bölgesel Yönetimi bayrağının çekilmesiyle ilgili soru üzerine MHP Lideri Devlet Bahçeli'yi adres gösterdi. Böke "Bunun değerlendirmesini halka bırakmak gerekiyor ama her konuda sözü olan Sayın Bahçeli'nin belki de milyonlarca seçmenine anlatacağı bir şey olabilir" dedi. Böke MYK sonrası özetle şunları söyledi: "Baklalar bir bir ağızdan çıkıyor. Tarihe başbakanlığı ve kendi hükümetini ortadan kaldırmak için kampanya yapan ilk ve tek başbakan olarak geçecek Binali Yıldırım, hafta sonu çok açık bir itirafta bulundu. Şunu söyledi, 'Tek adam olacak başka ne olacak' deyiverdi. Tek adam rejiminin getirildiği, AKP'nin kendisi tarafından da itiraf edilmiş oldu. Oylanacak olanın bir tek adam rejimi olduğu konusunda bir tereddüt kalmadı. Tek adam rejimi istikrarsızlık, yoksulluk, hayat pahalılığı, darbeler getirir, şiddeti, ayrıştırmayı besler. Oysa tek adam değil, milletin egemen olduğu demokrasilerde istikrar, refah olur. Tek adam Suriye'de, Irak'ta, Mısır'da, Libya'da vardı. Yargısını, ordusunu, devletin ta kendisini tek adam rejimi çökertti. Ülke açıkça terör örgütlerinin eline bırakıldı, darbe girişimi yaşandı. Bundan büyük istikrarsızlık olabilir mi? Tek adam olduğu zaman o tek adam kolaylıkla kandırılabilir, o tek adam kolaylıkla hata yapabilir ama o hatanın bedeli 80 milyon için istikrarsızlık olur. Geçtiğimiz hafta içinde İçişleri Bakanı, doğrudan CHP'nin bir vekilini ve genel başkanımızı hedef alan, haddini aşan değerlendirmelerde bulundu. CHP'yi terör ile ilişkilendirmeye hiç kimsenin, hele hele Türkiye'yi üç terör örgütünün zeminine taşıyanların hakkı yoktur. Cumhuriyet'le hesaplaşacağız, devleti ele geçireceğiz diye, devleti çökerttiler ve ülkenin tankını, topunu, uçağını terör örgütüne teslim ettiler. IŞİD belasını, Türkiye belasına çevirdiler. Her üç terör örgütü karşısında kandırılmayıp dik durmuş olan CHP ve CHP'lileri terörle yan yana getirmeye çalışanlar şunu bilsinler, buna kargalar güler.
Hürriyet
'Müze Gezen Genç Hayatı İyi Anlar'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Sultan 2. Abdülhamit Han döneminin, ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunları anlamak bakımından bir ayna hükmünde olduğunu belirterek, "Gönül ister ki gençlerimiz bu tarihi müzeleri daha çok ziyaret etsin ve bugünü anlamak için geçmişi bilmek bilincine erişsin" dedi. Emine Erdoğan, Yıldız Sarayı Çit Kasrı'nda Yıldız Sarayı Vakfı'nca düzenlenen, Yıldız Sarayı Müzesi Eser Kataloğu tanıtım programında yaptığı konuşmada, tarihin bu seçkin mekanında Sultan 2. Abdülhamit Han'ın ince ruhunun sindiği sarayda, bugün geçmişe bir kapı aralandığını dile getirdi. Erdoğan, Sultan 2. Abdülhamit Han'ın yakın tarihin anahtarı hükmünde bir padişah olduğunu, imparatorluğun zor bir döneminde siyasi, mali, askeri ve idari reformlarıyla geniş bir coğrafyaya hayat verdiğini aktardı. Abdülhamit Han'ın 33 yıl boyunca bu toprakları idare ettiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "İmparatorluk coğrafyasının dört bir yanında inşa ettirdiği eserler, onun feraset ve basiretini göstermektedir. O aynı zamanda sanata, kültüre, hatta zanaata olan merakıyla imparatorluk tarihinde çok müstesna bir yer edinmiştir. Yıldız Sarayı kompleksi içindeki marangozhane, kütüphane, güzel sanatlar binası, silahhane, fotoğrafhane, eczane ve seralar, onun rafine zevklerinin en somut nişaneleridir. Henüz o dönemde, müzeciliğin bir devlet hafızası oluşturmaktaki gücünü fark etmiş, geçmişle gelecek arasında bağ kurmuştur. Fakat ne yazık ki mirasının kıymeti yeterince anlaşılmamış ve tasfiye edilmiştir. Neyse ki bugün devletimizin ilgili organları, bu mirasın toparlanarak bir araya getirilmesine öncülük etmiştir. Her biri, tarihi kaynak hükmünde olan bu eserlerin orijinal mekanlarına döndürülmesi, takdire şayan bir çabanın ürünüdür. Öte yandan, Sultan Abdülhamit Han'ı daha iyi anlayabilmemizi sağlayacak Yıldız Sarayı Müze Koleksiyonu'nun bir katalogda toplanması, kayıt tutmaya meraklı bir Sultanın mirası adına da son derece anlamlıdır." Erdoğan, Türkiye'de son yıllarda tarihe merakın gittikçe arttığını vurgulayarak, tarihi dizi ve filmlerin, televizyon programlarının, kitapların geçmişi bugüne taşıdığını, bunların yeni nesiller için pusula niteliğinde olduğunu belirtti. Abdülhamit Han'ın hayatını anlayabilmenin bugün her zamankinden daha da önemli olduğuna işaret eden Erdoğan, "Onun dönemi, ülkemizin karşı karşıya kaldığı sorunları anlamak bakımından bir ayna hükmündedir. Gönül ister ki gençlerimiz bu tarihi müzeleri daha çok ziyaret etsin ve bugünü anlamak için geçmişi bilmek bilincine erişsin" diye konuştu. Erdoğan, bu vesileyle müzelerin eğitim alanında aktif şekilde kullanılması girişimleri dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına takdirlerini sunarak, "Tarihin kalbi olan müzeler, gençler tarafından ne kadar çok ziyaret edilirse, gençler tarihin bilgeliğinden istifade ederek hayatı daha iyi anlar" değerlendirmesinde bulundu.
Milliyet
Rakka Öncesi İkinci Zirve
Başbakan Binali Yıldırım, önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la İstanbul'da bir araya gelen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile Çankaya Köşkü'nde görüştü. Görüşmede Rakka Operasyonu'na PYD yerine Rojava peşmergeleri olarak bilinen, Barzani'ye bağlı güçlerin katılmasına dair Türkiye'nin üzerinde durduğu formül ele alındı. Yıldırım, 19 Şubat'ta Münih Güvenlik Konferansı için gittiği Almanya'da görüştüğü Barzani ile bir hafta aradan sonra Ankara'da ikinci kez görüştü. 1.5 saat baş başa 1 saat de heyetlerarası olmak üzere 2.5 saat süren görüşmelerde ana gündem maddesi Suriye ve Irak'taki Sincar bölgesi oldu. Türkiye, PKK/PYD/YPG terör örgütünün yerine Kuzey Irak'ta eğitilen ve Rojava peşmergeleri olarak bilinen grubun Rakka operasyonuna katılmasını istiyor. Ankara, "PYD değil, peşmerge olsun" formülünü yaşama geçirmek için hem Musul operasyonunu gerekçe göstererek bugüne kadar konuya soğuk bakan Barzani'yi hem de PYD'ye silah yardımı yapan ABD'yi ikna etmeyi hedefliyor. Barzani'nin de Rakka'ya güçlerin kaydırılması halinde Musul ve Sincar'da güç zayıflaması olabileceği endişesini ilettiği ifade ediliyor. Görüşmelerde Türkiye'nin çalışmalara dair detayları Barzani ile paylaştığı ifade edildi. Görüşmede Musul'daki son durum, PKK'nın Sincar'daki faaliyetleri de ele alındı. Yıldırım'ın, Barzani'den kontrolündeki bölgede terör örgütü PKK'nın faaliyetlerine izin verilmemesini istediği kaydedildi. Almanya'da da ABD Başkan Yardımcısı Pence ve Almanya Başbakanı Merkel ile olası Rakka Operasyonu'na dair detayları görüşen Yıldırım, Barzani ile de Rakka Operasyonu'na peşmergenin destek verip veremeyeceğini ele almıştı.
Milliyet
'Tsk'yı Siyasete Çekmeyin'
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Çankaya Köşkü'nde saat 15.15'te başlayan Bakanlar Kurulu sonrası, "Türk Silahlı Kuvvetleri, siyasetin içine asla girmeyecektir" dedi. Kurtulmuş'un açıklamalarından satır başları şöyle: Bu manşetin doğru algılanmadığı kanaatindeyim. Öyle anlaşılıyor ki birileri Türkiye'de sivil siyasi iradeyle, hükümetle Türk Silahlı Kuvvetlerinin uyumlu çalışmasından rahatsızlık duyuyor. Birileri 15 Temmuz'daki o felaketten sonra Türk Silahlı Kuvvetlerimizin itibarını yerle bir eden o kalkışmadan sonra, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin itibar kazanarak, operasyonlar yapmasından, bu operasyonlarda da başarılı olmasından öyle anlaşılıyor ki birileri rahatsızlık duyuyor. Türkiye eski Türkiye değildir. Herkesin bu anlamda sözlerine, söylediklerine dikkat etmesi lazım. Artık öyle herhangi bir şekilde manşet atarak ne Türk Silahlı Kuvvetlerine, ne de Türkiye'nin siyasi iradesine, hükümete ayar vermek mümkün değildir. Türkiye'de bundan sonra sivil irade, yani hükümet, milletin vermiş olduğu yetkiye dayanarak işinin başındadır. Millet, milli iradenin yegane koruyucusu, kollayıcısıdır. 15 Temmuz'da da bunu göstermiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri de hükümetin, sivil iradenin, milletin görev vermiş olduğu, yetkilendirmiş olduğu iradenin emrinde görevlerini yapan Türkiye'nin önemli kuruluşlarından birisidir. Siyasetin içerisine asla girmeyecektir. Türk Silahlı Kuvvetleri'ni kimsenin de siyasetin içine sokmaya gücü yetmez. IKBY Başkanı Barzani'nin ziyareti sırasında IKBY bayrağının göndere çekilmesi ilk kez olmuyor. Sayın Barzani, Türkiye'ye her geldiğinde bu diplomatik uygulama yapılmıştır. Hem Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin bayrağı hem Irak hem de Türk bayrağı, üç bayrak asılmıştır. Bu diplomatik teamüllere uygundur. Rakka konusunda görüşmeler devam ediyor. Buradaki temel meselemiz bu bölgelerin barışa kavuşması ve barış olduktan sonra da yerli halkların gelerek o şehirlerde oturmalarıdır. Bu çerçevede yapılacak operasyonlara destek vereceğimizi belirttik. Buradaki örgütleri silahlandırırsanız bir kısmı şu örgütlerin eline geçer dedik. Nitekim öyle oldu. DEAŞ bu silahlardan istifade etti. Bizim görüşümüz açık. Buralarda makul, meşru muhalefet örgütleriyle işbirliği yapılarak bu şehirlerin kurtarılması lazım. Rakka'nın tamamına yakını Arap nüfusudur. Arap olmayan unsurlarla operasyon fayda vermez. Türkiye, Ege'deki haklarını bilmektedir. Hiçbir oldu bittiye müsaade etmediği gibi bundan sonra da etmeyecektir. Kardak kayalıklarının sembolik anlamı vardır. Buna bağlı her hakkını koruyacak imkana sahiptir.
Vatan

SPOR

Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nin 19. haftasında Muratbey Uşak'a konuk olan Anadolu Efes, son bölümünde çok zorlandığı maçtan 80-78'lik sonuçla kazandı, 17. galibiyetini aldı. 3 dakika rakibine sayı attırmayan ve maça 6-0 seri ile başlayan Efes, Vasiliauskas'ı durdurmakta zorlansa da, hücumda çok etkili bir performans sergiledi, Cedi'nin skora katkısıyla ilk periyodu 24-16 galip bitirdi. İkinci çeyrekte rakibinin pota altı sayılarına takımı uzatarak çare bulan ve hücumda da Honeycutt-Heurtel ikilisiyle 11-0'lık seri yakalayan Efes, farkı çift hanelere çıkarıp, 39-22'lik skorla devreyi de 46-32 galip tamamladı. Uşak, rakip uzunların faul problemine girmesinin ardından Auguste ile etkinliğini artırdı, McKissic'in de devreye girmesiyle farkı eritmeye başladı. 65-53 başlayan son çeyrekte, Berkay ile farkı tek hanelere düşüren Uşak, Heurtel'in savunduğu Vasiliauskas'ın oyuna iyice ağırlığını koymasıyla 34. dakikada farkı 5'e indirdi. Maxim ve Honeycutt'ın üçlükleriyle krizden çıkmaya çalışan Anadolu Efes, pota altını bir türlü savunamayınca son dakika içinde ev sahibi farkı 2'ye çekti. Ev sahibi taktik faullerle güçlü rakibini devirmeye çalışsa da bunda başarılı olamadı, 14. yenilgisini tattı. Galibiyet sayısını 17'ye çıkaran Anadolu Efes ise lider Fenerbahçe'yi averajla takibini devam ettirdi.
Milliyet

Sezonun ikinci yarısında adeta dip yapan Fenerbahçe'de, devre arasındaki tek transfer olan ancak kadroya hiç alınmayan Alexander Karavaev, sarı- lacivertli ekiple ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu. Ukrayna'da 2+2 kanalına detaylı bir röportaj veren Karavaev, Dirk Advocaat'ın stiliyle alakalı ilginç ifadeler kullandı. Hollandalı teknik adamın antrenman stilinin kendisini şaşırttığını kaydeden 24 yaşındaki yıldız, taktik antrenman yapılmadığını vurguladı. Fenerbahçe'deki bu durumun kendisi için için büyük sürpriz olduğunu anlatan Karavaev, "Dirk Advocaat ile antrenman boyunca taktik konuşmalar olmuyor. Antrenmana çıkıyoruz; koşu, ısınma, pas ve rutin topla oynama çalışmaları yapıyoruz. Ancak ben şaşırıyorum; hepsi bu kadar mı diye. Taktik çalışma olmuyor. Hatta bir seferinde Roman Neustadter'e sordum, kendisi sezon başından beri burada. Neustadter, '5 aydır Dirk Advocaat ile hep böyle" diye cevap verdi. Benim için sürpriz oldu. İdmanlardan sonra da bireysel olarak kendimizi geliştirme adına çalışmalar yapıyoruz" dedi. Advocaat'ın sadece antrenman öncesi bir konuşma yaptığını kaydeden tecrübeli kanat oyuncusu; "İdman öncesi Advocaat hepimize neler olacağını anlatıyor ve bize her şeyi söylüyor. Ancak antrenman esnasında bizi durdurmuyor ya da hata olduğunda antrenmanı kesmiyor. Taktiksel anlamda idmanı durdurmuyor" diye konuştu. Zorya'da iken hocası Yuri Vernydub'un tam tersi taktik çalışmaya önem verdiğini dile getiren Karavaev, "Zorya'da bilhassa Avrupa Ligi maçlarından önce Yuri Vernydub özel taktik hazırlık yaptırırdı. Sık sık idmanı keser herkese pozisyonlarını anlatırdı" yorumunu yaptı.
Milliyet

Galatasaray ile ikinci maçına çıkan teknik direktör Igor Tudor, saha içine bakıldığında beraberlik için oynadıkları izlenimi verdiklerini, maçın hakkının da beraberlik olduğunu söyledi. Kendi seyircileri önünde kazanmak istediklerini dile getiren Tudor, "Kendi görüşümü sorarsanız beraberlik maçıydı. Aslında 0-0'lık bir maçtı. Beşiktaş şans golü attı. Şans faktörü nedeniyle maçı kaybettik. Rakibin bulduğu bir duran top golüyle yenildik" diye konuştu. Galatasaray'ın teknik patronu sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakıldığı zaman kimse beraberlik için oynamaz. Biz de kazanmak için sahadaydık. Oyunumuz dışarıdan izleyenlere beraberlik izlenimi verdi. Ama etkili pozisyonlara girdik, değerlendiremedik. Net pozisyonlara girdik, onları değerlendiremedik. Bugün sistem hakkında konuşursunuz. Ama önemli olan mantalite ve oyun tarzıdır. Taktikler aslında çok çok önemli değildir. Önemli olan takım olmak ve beraber olmak. Sahadaki 11 oyuncunun kesinlikle bunlara odaklanıp oyununu oynaması gerekiyor." Beşiktaş'ın geçtiğimiz yıldan sonra üzerine koyarak gittiğini dile getiren Tudor, "Bizim öncelikle takım olmamız gerekiyor. Bugün sahada gördüğüm eksiler de, artılar da var. Eksileri sizinle konuşmam doğru olmaz. Ama bunları futbolcularımla konuşacağım" diye konuştu. Karabük'ün başında Beşiktaş'a karşı kazanmasına karşın bu maçta kaybedildiğinin söylenmesi üzerine Tudor, "Tabii ki ikisi de birbirinden farklı maçlar. İki maçı aynı kefeye koymak doğru olmaz. Karabük takımı, 6-7 aydır beraber çalıştığım bir takımdı. Burada ise 6-7 gündür takımlayım. Beraber oynatmayı planladığım sistemde antrenmanlarımızın etkisiyle fizik olarak hazırlanarak oynayacağız" yorumunu yaptı.
Milliyet
Süper Lig'de liderlik koltuğunda oturan Beşiktaş'ın derbi maçta Galatasaray'ı yenerek ezeli rakibiyle arasındaki puan farkını 10'a çıkartması taraftarlara çok büyük bir mutluluk yaşattı. Siyah-beyazlı taraftarlar karşılaşmanın hemen ardından Ümraniye BJK Nevzat Demir Tesisleri'ne adeta akın etti. Yaklaşık bin kişilik taraftar grubu meşaleler yakıp, şampiyonluk şarkıları söyleyerek takım otobüsünü büyük bir coşku ile karşıladı. Siyah-beyazlı kafileyi taşıyan otobüs yaşanan izdiham ve coşku nedeniyle uzun süre tesislere giriş yapamadı. Teknik Direktör Şenol Güneş ve futbolculara çok büyük sevgi gösterilerinde bulunan taraftarlar, "şampiyon" tezahüratlarıyla tesisleri inletti. Beşiktaşlı taraftarların yoğun isteği üzerine Atiba Hutchinson üçlü çektirdi. Taraftarların sevgilisi olan Kanadalı oyuncunun çektirdiği üçlü coşkuyu daha da artırdı. Bu arada Galatasaray derbisinde forma giymeyen siyah-beyazlı oyuncuların bugün saat 15.30'da Sancaktepe Belediyespor ile bir hazırlık karşılaşması oynayacağı açıklandı. Derbide görev yapan futbolcuların ise yenileme programıyla Çaykur Rizespor maçının hazırlıklarına başlayacağı duyuruldu.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder