2 Mart 2017 Perşembe

02.03.2017 Genel Gündem



02.03.2017

GÜNDEM

Sırat'tan Geçirecekmiş
Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği 'FETÖ' raporunda çarpıcı tespitlere yer verildi. Raporda, "Gülen'in olağanüstü bir kişiliğe sahip olduğu, kıyamet günü Sırat Köprüsü'nün başında durarak cemaatini cennete götürebilmek gibi yetkiye sahip olduğu fikri empoze edilmiştir" denildi. 280 sayfalık rapor özetle şöyle: FETÖ, kanunlar ve hukukun boşluklarından istifade ile kavramları istismar ederek, 'hakların kötüye kullanılması' metoduyla felç etme ve iktidarı elde etme stratejisi izlemektedir. Örgüt, 'kuvvet dengesini' yeterli gördüğü an ülkeye ve ülkenin tüm anayasal kurumlarına el koymayı planlamıştır. Devlete değil örgüte çalışan polis, asker, yargı, mülkiyedeki bağlıları ve sahip olduğu medyayla geniş çaplı bir algı yönetimine başvurarak, kamuoyunu görüşleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışmıştır. Gülen, 'kutsal misyonun lideri olarak', kendisinin ve örgüt mensuplarının yeryüzü hakimiyetinin er geç elde edileceğini belirtmektedir. Böylesine iddialı hedeflerin, sıradan insanlarca başarılabileceği düşünülmediğinden, öncelikle Gülen'in seçilmiş ve olağanüstü bir kişiliğe sahip olduğu, kıyamet günü Sırat Köprüsü'nün başında durarak cemaatini cennete götürebilmek gibi İslam Peygamberi'nde bile olmayan bir yetkiye sahip olduğu fikirleri empoze edilmiştir. Gülen'in herkes tarafından anlaşılmadığı iddia edilen, sözde ilahi bir kaynaktan bilgi aldığı varsayılan ezoterik bir kişiliğe büründürülmesi sağlanmıştır. Çok güçlü bir hiyerarşik yapılanma altında en tepedeki elit bir zümrenin istediği doğrultuda yönetilen örgütün, sözde kutsal görevini başarabilmesi için mensuplarına daima takiye-tedbirgizlilik içerisinde hareket etmeleri gerektiği empoze edilmiştir. Örgüt mensupları, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimlerinin veya pek çok vatandaşımız açısından hak ihlaline yol açan yasadışı faaliyetin hukuksuzluk olduğuna inanmamaktadır. Aksine bunların kutsal misyonu gerçekleştirmek için gerekli, meşru ve kendilerine ilahi olarak verilmiş bir 'Haksızlık yapma ve zulmetme ayrıcalığı' olduğunu düşünmektedir. 'Başyüceler' adlı oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle egemenlik hakkını kullanmayı düşünmektedir. Radikal örgütlere katılan elemanların örgütün gizli hedeflerini içselleştirip şiddete başvurması zamana yayılan bir süreçtir. Son aşama ise örgütün dini ideolojisine hizmet etme, gerektiğinde canını vermeyi göze alma ve suç işleyerek kanunları ihlal etmeyi meşru sayma sürecidir. Tipik bir aldatıcı, radikal kitle hareketi karakterini yansıtan bu bakış açısı, gelecekte olması hayal edilen Fetullahçı diktatörlüğün kurulmasına dek sürecektir. Örgütün fişleme faaliyetleriyle kişiler hakkında bilgi arşivi oluşturduğu anlaşılmaktadır. İnsanların FETÖ mensubu olması, madalyonun bir yüzü ise ikinci yüzü FETÖ mensubu olanların FETÖ mensubu olarak kalmasıdır. Gülen tarafından kazanılan kişilerin ölene dek örgüt içinde kalması ve hizmet etmesi için bireysel düzeyde tez geliştirildiği tespit edilmiştir. Kodlar örgütün özel iletişim dilinde, 'hizmet' olarak adlandırılan yasadışı 'FETÖ örgütüne giren kişilerin ölene dek örgütte kalması anlamına gelmektedir.
Hürriyet


Ağır Silahların Önünde Ypg'lilerle Münbiç Pozu
TSK destekli ÖSO güçlerinin DEAŞ'tan El Bab'ı alarak Münbiç'e doğru ilerlemesi Amerikan yönetimini ürküttü. ABD, Suriye'de bulunan 500 kişilik gücünden bir birliği PKK'nın Suriye kolu YPG'nin hakim olduğu Münbiç kırsalına gönderdi. YPG'ye 'koruma kalkanı' oldukları söylenen ABD Özel Kuvvetleri'ne mensup askerler, Amerikan bayrağı asılı zırhlı araçlarıyla Münbiç'teki güvenlik noktalarına yerleştirildi. Önceki gün yayınlanan bu görüntülerin ardından dün de ABD'li askerlerin YPG'li teröristlerle birlikte çekilmiş bir fotoğrafı ortaya çıktı. Fotoğrafta Münbiç'e gönderilen ABD askerlerinin bölgedeki YPG'lilerle Amerikan bayrağı açarak poz verdiği görüldü. Fotoğrafın arka planındaki araçlarda ise ağır silahlar dikkat çekti. Araçların birinde gövdeye monteli kaide üzerinde Amerikan üretimi MK- 19 40mm bomba atar göze çarptı. Aynı silah daha önce Rakka yakınlarında YPG arması takan ABD özel kuvvet mensuplarında da görüntülenmişti. İddiaları önce reddeden Pentagon, daha sonra MK- 19 taşıyan özel kuvvet askerlerinin YPG armalarını güvenlikleri için taktığını açıklamıştı.
Vatan

EKONOMİ
Dolar: 3,6580-3,6610                                   
Euro: Euro 3,8547-3,8568   
Sterlin: 4,4943-4,4983
Gram Altın: 146,5313-146,7045

En Çok Kredi Veren Biziz
Bankalar, yeterince kredi kullandırmadıkları ve kazandıkları mevduatı krediye dönüştürmedikleri nedeniyle sürekli eleştirilerin hedefi. İşte Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın ve yönetim kurulu üyesi banka genel müdürleri önceki akşam bu eleştirileri yanıtlamak için bir araya geldi. Türkiye'yi büyütmeye aday olduklarını belirten bankacılar, geçen yılın son çeyreğinde ilk 9 aydaki kadar kredi kullandırdıklarını duyurdular. "Tek tek hatalarımız olsa da sektör olarak büyümeye destek olacağız" diyen Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, kredi yapılandırmada ise ulaşılan hacmin 52 milyar lira olduğuna dikkat çekti. Aydın, bunun son derece yüksek bir rakam olduğunun altını çizerken, "Bunun önemli bir bölümü canlı kredi. Dünyanın en çok kredi veren bankacılık sistemine sahibiz. Sorunlu kredi kadar bir kısmı yeniledik" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'paranın üstüne oturmayın' eleştirisini de değerlendiren Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Cumhurbaşkanı'nın eleştirisi genel uygulamaya ilişkindir. 'Topladığınız parayı kredi verin, bu büyüme istihdam sağlar' demek istiyor. Biz toplam mevduatın hepsini krediye dönüştürdük. Mevduatı tamamen krediye dönüştürememiş kesimler var ise onların parayı boşta tutmaması gerekmektedir. Geçen yılın son çeyreğinde, ilk 9 aydaki kadar kredi büyümesi var. Parayı kazandığımızda özkaynağa ekliyoruz. Paranın üstüne oturmamak gerekir. Biz de aynı görüşteyiz." Kendisinin Ziraat Bankası Genel Müdürü olduğu ilk zamanlara atıfta bulunan Aydın, çarpıcı bir örnekle kredilerin önemini anlattı: "Ben göreve geldiğimde İş Bankası ile aktif büyüklüğünde birincilikte yarışıyorduk ve üstüne çıkmak için mevduata yüklendik. Ama mevduatın yarısı kadar kredi veriyorduk ve bu ülkenin büyümesine verilmeyen bir paraydı. Sonra 30 milyar lirayı bankacılık sistemine bıraktım ve piyasadan borçlandım. O zaman beni çok eleştirdiler, 'genel müdür bankayı borçlandırdı' diyerek hakkımda ihbarda bulundular. İşte Cumhurbaşkanımızın kastettiği olay budur. Salt büyüklük için kullanmayacağınız ve ülkenin bilançosuna katkı da sağlamayacak eldeki kaynağın üstünde boşuna oturmayın, ülke için kullanın demektir." Bankaların fonlama maliyetine ilişkin soru üzerine, kendilerinin operasyonel maliyetleri düşürebileceğini ifade eden Aydın, "Yüzde 10.4 ile topladığımız mevduatı, Merkez Bankası'nın fonlama maliyetinin yüzde 10.3 olduğu bir ortamda, konut kredisini yüzde 11.5 ile, kurumsal krediyi de yüzde 13.3 ile satıyoruz. Sektörde takibe dönüşüm oranı yüzde 3.2 ve yapılandırma oranı yüzde 3. Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Merkez'in fonlama maliyeti ortalama 100 baz puan inmişken, biz faizleri 300 baz puan düşürmüş durumdayız" dedi. Bankalar Birliği verilerine göre Merkez Bankası'nın Mart 2016'da yüzde 8.9 olan fonlama maliyeti, Ocak 2017'de 10.3'e ulaştı. Aynı dönemde konut kredi faizleri yüzde 14.4'ten 11.5'e, tircari kredi faizleri yüzde 16.6'dan 13.3'e, mevduat faizi ise 12.1'den 10.4'e düştü. Bankaların Merkez Bankası nezdinde tuttuğu döviz cinsinden zorunlu karşılıklara uygulanan risk oranının yüzde 50'den sıfıra indirilmesinin bankaların sermaye yeterlilik rasyosuna 70 baz puan katkısı olacağını kaydeden Aydın, Türkiye Varlık Fonu'nun ekonomi ve bankacılık sektörüne etkisine ilişkin soruya da, "Varlık Fonu, derin olmayan piyasalarda makul olmayan hareketleri sınırlandırma, daha makul piyasa yapısına katkıda bulunma ve uçtan uca ülkenin ekonomik aktivitesini daha iyi yönetme düşüncesiyle kuruldu" yanıtını verdi. Türk halkının, hem birey hem işadamı anlamında sorumluluklarını yerine getirmede çok ahlaklı olduğuna değinen Aydın, "Etraf toz duman, dünyanın büyümediği bir ortamda, bütün yapılandırılan krediler sorunluya dönüşse ne olur? Yapılandırma ve takibe dönüşmüş alacakları toplasanız sorunlu kredi oranımız, gelişmekte olan ülke ortalamalarının yüzde 50- 60 altında olur. Hem kredi verirken basiretli davranıyoruz hem de krediyi alanlar doğru yerde kullanıyor. Sorunlu kredilerin, toplam kredilere oranı gelişmiş ülkelerde yüzde 3.2, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 9.3. Bizde ise yüzde 3. Birileri bir şeyler olsun mu istiyor yoksa yönetip yönetemeyeceğimizi mi görmek istiyor? Ben 13 yıldır genel müdürlük yapıyorum. Şu ana kadar hiçbir şey olmadı" dedi. Bankacılık sektöründe yabancı payının artmasına ilişkin soru üzerine de Aydın, "Türkiye'de faaliyet gösteren tüm bankalar Türk bankasıdır" dedi.
Hürriyet

1 Aylık Cıro 4.8 Mılyar Tl
Konutta ilk kampanya seferberliğini 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yapan Emlak Konut GYO, 2. seferberliğe 1 Şubat'ta başladı. Kampanya ile ev peşinatı yüzde 20'den yüzde 5'e çekilirken, Türkiye'de ilk kez 240 ay yani 20 yıl vadeli konut satışı yapılmasının önü açıldı. Konut alıcısı tarafından yoğun ilgi ile karşılanan kampanyada 1 ayda 2 bin 300 konut satıldı ve 2 milyar 600 milyon lira ciro elde edildi. Kampanyaya destek veren diğer şirketler de 2 bin ev sattı ve 2.2 milyar lira ciro elde etti. Kampanya seferberliğinde 1 ayda toplam ciro 4.8 milyarı buldu. 31 Mart'ta sona erecek kampanyada 60 ayda sıfır, 120 ayda yüzde 0.45, 240 ayda yüzde 0.79 faiz oranı ile ev sahibi olma fırsatı sunuluyor. Emlak Konut GYO'nun 15 Temmuz'dan sonra hayata geçirdiği TÜFE'li satış kampanyasında, bir ayda 2 bin 405 konut satılmış, yaklaşık 2 milyar lira da ciro elde edilmişti. Böylece, ilk bir aylık dönemler kıyaslandığında 'Güçlü Türkiye İçin Birlik Vakti' kampanyasında yüzde 30 daha fazla ciro yapılarak TÜFE'li satış kampanyası geride bırakıldı. Öte yandan, Emlak Konut, geçen yıl ocakta 332 adet, şubatta 424 adet, martta 444 adet, nisanda 451 adet ve mayısta 552 adet konut ile 5 ayda toplamda 2 bin 203 konut satışı gerçekleştirmişti. Emlak Konut'un 'Güçlü Türkiye İçin Birlik Vakti' kampanyası kapsamında 1 ayda ulaştığı satış rakamları, geçen yılın ilk 5 ayındaki rakamları da geride bıraktı. Sektör temsilcileri kampanya ile hem vatandaşa bugüne kadar olmayan imkânlar sunulduğunu hem de konut pazarının canlandığını belirtiyor. Durgun bir dönemde konut pazarının hareketlenmesine katkı sağladıklarını belirten Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, "Hiç bir şantiyenin durmaması için, yatırımların devam etmesi için bankalar ve yüklenicilerle birlikte elimizi taşın altına koyduk. Hem Türkiye'de hem dünyada yaşanan olaylara rağmen konut pazarında önemli canlılık yaşandı. Kampanya sonuçları gösteriyor ki vatandaşımız ülkesinin geleceğine güveniyor. Tarihi fırsatı kaçırmak istemeyen alıcı bu dönemi iyi değerlendirdi. Şirketler de talebi görünce yatırımları öne çekti. Sadece bizim projelerimizde 6 milyarlık konut projesinde satışlar erken başladı.Kampanyaya özel sektör de destek verince piyasaya ciddi nakit akışı sağlandı" dedi.
Hürriyet

Dev Pazarda Ticaret Atağı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın (EİT / ECO) 13. Liderler Zirvesi'nde ekonomik uyarılarda bulundu. Mevcut rakamların ülkelerin potansiyelini yeterince harekete geçiremediğini gösterdiğini belirten Erdoğan, "Öncelikle bölge içi ticareti artıracak adımları atmamız şart. Bu sebeple ECOTA'nın (Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması) hayata geçirilmesi çok önemli. Ülkeleri bu projenin faal hale getirilmesi için gerekli şartları yerine getirmelerine ben de davet ediyorum. Aynı şekilde ülkelerimiz arasında ticaretin ve temasların artması için hava, kara ve demiryolu bağlantılarının kalitesini de yükseltmeliyiz. Bugün teşkilatın faaliyet takvimine baktığımızda her yıl birçok konuda çok sayıda toplantılar yaptığımızı, ancak somut projeler üretmekte ya da bunları hayata geçirmekte yeterince mesafe kat edemediğimizi görüyoruz" dedi. Erdoğan, dün Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılan 13. EİT liderler zirvesinde şunları söyledi: "ECO yaklaşık 8 milyon kilometrekarelik bir alanda 400 milyonu aşkın bir nüfusu bünyesinde barındırıyor. Üyesi olmaktan iftihar ettiğimiz teşkilat aynı zamanda ortak değerlerimizin, köklü tarihimizi, kardeşliğimizi de temsil ediyor. Mevcut rakamlar potansiyelimizi yeterince harekete geçiremediğimizi açıkça ortaya koyuyor. ECO bölgesinin 2015'te dünya nüfusu içindeki payı yüzde 6.2 olmasına karşılık dünya ticaretindeki payı sadece yüzde 2'dir. Öncelikle bölge içi ticareti artıracak adımları atmamız şart. Bu sebeple ECOTA'nın hayata geçirilmesi çok önemli. İlgili üye ülkeleri bu projenin faal hale getirilmesi için gerekli şartları yerine getirmelerine ben de davet ediyorum. Aynı şekilde ülkelerimiz arasında ticaretin ve temasların artması için hava, kara ve demiryolu bağlantılarının kalitesini de yükseltmeliyiz. Zirvemizin ana temasının bölgesel refah için ulaşım, iletişim ve ticaret hatlarının birbirine bağlanması olarak tayin edilmesi bu husustaki ihtiyacımızın bir tezahürüdür. Transit taşımacılık çerçeve anlaşmasının etkin bir şekilde uygulanması, bölge çapında ulaşım koridorlarının oluşturulmasında katkı sağlayacaktır. Bu noktada son yıllarda Türkiye olarak birçok büyük projeyi hayata geçirdik. Asya'yı Avrupa'ya bağlayan Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile Marmaray ve Avrasya tünellerini tamamlayarak hizmete açtık. Osmangazi Köprüsü ile Marmara Denizi'ni kuzey - güney doğrultusunda aştık. İnşası süren Edirne - Kars hızlı treniyle Bakü - Tiflis - Kars demiryolu projelerine ve Çanakkale Boğazı üzerine yapılacak 1915 Çanakkale Köprüsü'ne büyük önem veriyoruz. Bu yatırımlar aslında tarihi İpek Yolu'nun modern versiyonunun birer parçasını oluşturuyor. Çin'in yeni İpek Yolu projesi olan, 'Bir Kuşak Bir Yol' projesinin de bu açıdan çok önemli olduğuna inanıyorum. Dünyanın en büyük havalimanı olarak İstanbul'da inşa ettiğimiz 3. havalimanının da bölgemize büyük katkıları olacaktır. Tüm bu projeleri kendimizle birlikte Teşkilat coğrafyasında yaşamakta olan 400 milyonu aşkın kardeşimiz için de gerçekleştiriyoruz. ECO'yu daha da güçlendirmek istiyorsak önem vermemiz gereken alanlardan biri de şüphesiz ki enerji. Bu konuyu işbirliğimizin önemli bir unsuru haline getirecek her girişime ülkem destek sağlayacaktır. Elbette tarım, çevre, turizm gibi alanlarda da teşkilat platformlarını daha etkin kullanmalıyız. 2025 Vizyonu'na büyük önem veriyoruz. Bu vizyonun işbirliği çabalarımızı önümüzdeki 10 yıl boyunca etkin şekilde yönlendireceğine inanıyoruz."
Milliyet

Zeytinde Rüzgârı Esecek!
Türkiye, zeytincilikte karar sahibi 16 ülke arasına girmek için önemli adım attı. Uluslararası Zeytinyağı ve Sofralık Zeytin Anlaşması'na taraf olmasını içeren anlaşmayı TBMM'de yasalaştıran Türkiye, dünyada söz sahibi olacak. Anlaşmayla zeytin ve zeytinyağı araştırmaları koordine edilecek, ticaretinde bilgi alışverişi kolaylaştırılacak, zeytin ağaçlarının genetik kaynakları belirlenecek ve muhafaza edilecek. Türkiye'de kişi başı 2 litre olan zeytinyağı tüketiminin Avrupa ülkesinde olduğu gibi 16-17 litreye çıkarılması hedefleniyor. Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Murat Yavuz Ateş, "Anlaşmaya taraf olmasaydık Zeytin Konseyi'ndeki üyeliğimiz askıya alınacaktı" dedi. Ateş, şöyle devam etti: "Konsey 1956'da kuruldu, 16 üyesi var. Zeytinyağında dünya üretiminin yüzde 93'ünü, toplam ihracatın yüzde 96'sını temsil ediyor. Bu anlaşma, 10 yıl boyunca yürürlükte kalacak. Sofralık zeytin ve zeytinyağı üretiminde önemli bir paya sahip olan ülkemizin söz konusun anlaşmaya taraf olması, bu konumundan gelen gücünün korunabilmesi, uluslararası platformda yer alarak teknolojik gelişmeleri takip etmesi ve Türk zeytincilik sektörü menfaatlerine uygun politikalar oluşturması ve bunları savunması açısından önemli bir fırsat teşkil edecek. Söz konusu anlaşmanın onay işlemlerinin tamamlanarak bildirimde bulunulması, kuruluşun, mart başında yapılacak bir sonraki oturumundan itibaren üye statüsüyle yer almamız bakımından önemli." Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sezai Uçarmak ise anlaşmayla toplantı ve karar nisaplarının yeniden düzenlendiğini, İspanya'nın depoziter ülke olmasının devre dışı bırakıldığını ve depoziterliğin BM bünyesine geçtiğini belirtti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlğı Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil, "Bizim zeytin çeşitlerinin korunmasına yönelik olarak millî botanik bahçesi altında gerek bitkisel gerek hayvansal çeşitliliğimiz açısından bir gen bankası oluşturma, canlı muhafaza gibi şeyler söz konusu. Bu, anlaşma içerisinde geçen hususlardan bir tanesidir ve şu anda bizim İzmir'de Zeytincilik Araştırma Enstitümüz tarafından bahçemiz oluşturulmuş durumda. Bütün çeşitlerimiz orada muhafaza altında. Bir de özel önem arz eden Mardin Derik, Artvin ve Adıyaman'daki çeşitlerimiz de gerek oradaki özellerin elinde gerekse kamu arazilerinin içerisinde özel olarak takip ediliyor ve yabani çeşitler dâhil koruma altında ki bizim bu anlaşma çerçevesinde taahhüt ettiğimiz hususlardan bir tanesi. Bunun dışında, ayrıca diğer ülkelerden de materyallerin getirilmesi, temin edilmesi söz konusu. Biz gerek doku kültürü olarak gerekse canlı olarak bunları muhafaza ediyoruz" dedi.
Milliyet

Yerli Kömürle 48 Milyar $ Türkiye'de Kalacak
Türkiye'nin 'yerli enerji' stratejisiyle, yaklaşık 8 bin megavat elektrik üretim kapasitesine sahip olacağı öngörülen yeni kömür sahalarının özel sektöre devredilerek ekonomiye kazandırılması planlanıyor. Çayırhan B sahası ve termik santralının ihalesiyle başlayan süreç, Eskişehir Alpu'da 4 bin megavatlık, Afyon Dinar'da bin 400 megavatlık, Tekirdağ'da bin megavatlık ve Kırklareli'nde 800 megavatlık yeni sahalarla devam edecek. Böylece, orta vadede yerli kömürde yaklaşık 8 bin megavatlık yeni elektrik üretim kapasitesi, bu sahalarda kurulacak santrallarla devreye alınmış olacak. Yapılan hesaplamalara göre, bin megavatlık elektrik santralı yerli kömüre dayalı olarak işletilirse, bu rakam yurtiçinde kalıyor. Böylece bin megavatlık bir santral, 30 yıllık ömrü boyunca 6 milyar doların Türkiye'de kalmasını sağlıyor. Bu da 8 bin megavatta 48 milyar dolara denk geliyor.
Akşam

Pozitif Sinyaller
Türkiye'nin ihracatı 4 aydır kesintisiz artış gösteriyor. Şubat ihracatı geçen yıla göre 1 iş günü eksik olmasına rağmen yüzde 5.1 artışla 11 milyar 296 milyon dolar olarak gerçekleşti. Son 12 aylık ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 2.6 artarak 143 milyar 218 milyon dolara ulaştı. Şubat'ta 2 milyar 230 milyon dolarlık ihracata imza atan otomotiv sektörü yine ilk sırada yer aldı. Otomotivi 1 milyar 348 milyon dolarla kimyevi maddeler, 1 milyar 288 milyon dolarla dhazır giyim ve konfeksiyon takip etti. Yılın ilk 2 ayında yüzdesel bazda en yüksek ihracat artışı yüzde 139 ile Malta ve yüzde 112 ile Singapur'da yakalandı. Rusya'yla uçak krizi sonrası ilişkilerin düzelmesi, ihracat rakamlarına olumlu yansımaya başladı. Rusya'ya ihracat Ocak-Şubat döneminde yüzde 37.6 artarak 322 milyon dolara çıktı. Türkiye'nin en büyüt ticaret ortakları Almanya, İlgiltere, Irak, İtalya ve ABD oldu. ABD'nin Fransa'yı geçerek 'Top 5' ülke arasına girmesi dikkati çekti. İhracat verilerini değerlendiren TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, "2016 yılı artık yıldı, Şubat ayı 29 çekiyordu. Bu yıl eksik güne rağmen ihracatımızı büyüttük. Miktar bazında ihracat da yüzde 10.2 arttı" dedi. İhracat pazarlarına yönelik değerlendirmelerini paylaşan Büyükekşi, şunları kaydetti: "Şubat'ta en dikkat çekici artışları Çin, İsrail ve ABD'de görüyoruz. Bu ülkelere ihracatımız sırasıyla yüzde 67, 27.8 ve 26.5 artış kaydetti. Son üç çeyrektir ABD, İhracat Eğilim Anketleri'nde hedef pazar tercihinde liderliği kaptırmıyor. Bu ülkedeki güçlü ihracat artışının sürmesini bekliyoruz."
Vatan

DÜNYA

'Öso, Pyd'yi Vurdu'
Fırat Kalkanı Harekâtı'nda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) desteğini alan Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) dün sabah saatlerinde Menbiç'in batı ve kuzeybatısında bulunan, kent merkezine 15-20 kilometre uzaklıkta terör örgütü PKK ile bağlantılı PYD hakimiyetindeki 4 köye taarruz başlattığı bildirildi. Suriye Türkmen Meclisi Dış İlişkiler Sorumlusu Abdurrahman Mustafa, ÖSO güçlerinin PYD'nin elinden 4 köyü aldığını ve Türk topçusunun bu taarruza destek verdiğini öne sürdü. Mustafa Hürriyet'e şunları söyledi: "Sabah saatlerinde başlayan taarruzda 4 köy hedef alındı. Bu taarruzu 'Menbiç'e yönelik operasyon başladı' diye tanımlamak doğru olmaz. PYD'nin karşı saldırı başlattığı yönünde bilgiler var. Ancak köyler ÖSO içinde yer alan Sultan Murad Tümeni'nin kontrolünde. Türk topçusu da destek atışları verdi." Mustafa, taarruza Türk savaş uçaklarının havadan destek verdiğine dair Kürt siteleri tarafından ortaya atılan iddiaların ise doğru olmadığını belirtti. ÖSO'nun saha komutanlarından Muhammed Hatib ise Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, muhalif birliklerin El Bab'ın doğusunda Tel Tuveyran ve Kaarat köyünün kontrolünü PYD/ PKK'dan aldığını söyledi. Hatib, söz konusu köylerin çevresinde yoğun çatışmaların yaşandığını da belirtti. Reuters'a konuşan PYD'nin silahlı kolu YPG'nin de olduğu SDG bünyesindeki "Menbiç Askeri Konseyi" sözcüsü Sharfan Darwish ise saldırının bir dizi köyü hedef aldığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Pakistan'a hareketinden önce Menbiç'te konuşlu PYD unsurlarının bu kenti terk etmesi ve Fırat Nehri'nin doğusuna geçmeleri gerektiğini söylemişti. Türk askeri kaynakları ise ÖSO'nun dünkü PYD köylerini hedef alan operasyonuyla ilgili sessiz kalmayı tercih etti. Öte yandan Ankara, Esad rejiminin El Bab'ın güneyindeki Tadif'i ele geçirmesinin ardından ilerleyerek Menbiç bölgesiyle sınırdaş olmasını, "Rejim güçlerinin son hamlesiyle Afrin bölgesi ile Menbiç arasında fiili bir hat oluşturuldu" diye değerlendiriyor. Bu fiili durum "sıkıntılı" olarak görülüyor.
Hürriyet

Deaş'a Karşı İşbirliği Mesajı
ABD'nin 45'inci Başkanı Donald Trump göreve başladığı 20 Ocak'tan bu yana ilk kez dün Amerikan yasama organı Kongre'ye seslendi. Konuşmasında dış politikaya dair Trump'ın verdiği en çarpıcı mesaj terör örgütü DEAŞ ile mücadelede tüm müttefiklerle işbirliği vurgusuydu. ABD Başkanı, "Bu alçak düşmanı yeryüzünden temizlemek için İslam dünyasındaki dostlarımız ve müttefiklerimiz de dâhil tüm müttefiklerimizle beraber çalışacağız" dedi. İran ve İsrail'e de değinen Trump, "İran'ın balistik füze programını destekleyen birey ve kuruluşlara yeni yaptırımları yürürlüğe koydum, İsrail devleti ile sarsılmaz ittifakımızı yeniden tasdik ettim" dedi. Müttefik ülkelere mesajında Trump, "Bugün tanık olduğumuz Amerikan Ruhu'nun yenilenmesidir. Müttefiklerimiz ABD'nin bir kez daha liderlik etmeye hazır olduğunu anlayacaklar" dedi. Seçim kampanyasında NATO üyelerini yeterince maddi katkı yapmamakla eleştiren Trump, Kongre'ye hitabında bu konuyla ilgili, "Faşizmi yerinden eden iki Dünya Savaşı ve komünizmi yenilgiye uğratan bir Soğuk Savaş'ın bağlarıyla şekillenmiş bir ittifak olan NATO'yu güçlü bir şekilde destekliyoruz. Fakat ortaklarımız mali yükümlülüklerini yerine getirmeli. Ve şimdi etkili ve açık tartışmalarımızla, onlar tam da bunu yapmaya başlıyorlar. NATO, Ortadoğu veya Pasifik'teki ortaklarımızdan hem stratejik hem de askeri operasyonlarda doğrudan ve anlamlı rol almalarını, masrafların kendilerine düşen adil payı ödemelerini bekliyoruz" dedi. BM ve uluslararası ilişkilere dair de Başkan, "Tarihi kurumlara saygı göstereceğiz, ama aynı zamanda ulusların egemenlik haklarına da saygı göstereceğiz Benim işim dünyayı temsil etmek değil. Benim işim Amerika Birleşik Devletleri'ni temsil etmektir. Fakat daha az çatışma varken, ABD'nin daha iyi durumda olduğunu biliyoruz. Geçmişin hatalarından ders almalıyız, dünyamızı kasıp kavuran savaşı ve yıkımı gördük. Bu insani felaketlere uzun vadeli en iyi çözüm, yerinden edilmiş insanların evlerine güven içinde dönmeleri ve uzun yeniden inşa sürecini başlatmalarının koşullarını yaratmaktır" dedi.
Hürriyet

Merkel'den Yeni Deniz Yücel Açıklaması
Alman Die Welt gazetesinin Türkiye temsilcisi İlker Deniz Yücel'in Türkiye'de "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan tutuklanması Almanya'dan sert tepkilere yol açıyor. Alman gazeteleri Deniz Yücel'e destek manşetleriyle çıkarken, Demmin kentinde dün geleneksel Kül Çarşambası konuşmasını yapan Alman Başbakan Angela Merkel, "Bu akşam Türkiye'de tutuklu bulunan Deniz Yücel'i anıyor ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz" dedi. Yücel'in kendi mesleğini icra etmekten başka bir şey yapmadığını, bu nedenle serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Merkel, "Bağımsız gazetecilik var olabilmelidir, gazeteciler işlerini yapabilmelidir" diye konuştu. Merkel, pazartesi günkü tutuklamanın ardından "Haber acı, hayal kırıcı ve orantısız" demişti. Salı günü ise Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın, Alman Dışişleri Bakanlığı'na davet edilmişti. Almanya'da protesto eylemleri düzenlenmişti. Deniz Yücel'in tutuklanması dün Alman medyasında birinci konu oldu. "Süddeutsche Zeitung" gazetesi gelişmeleri "Berlin'le Ankara arasında derin çatlak" başlığıyla verdi.
Hürriyet

Daeş Musul'da Da Kıskaçta
Terör örgütü DAEŞ'in Musul'da da ciddi şekilde kapana kısıldığı bildirilirken, örgüt lideri Bağdadi'nin, yenilgiyi kabul ederek militanlarına "kaçmaları" çağrısında bulunduğu öne sürülüyor. Irak ordusu, Musul'un batısını DAEŞ'in kontrolündeki Telafer bölgesine bağlayan ana yolun kapatıldığını açıkladı. Yolun açık olduğu dönemde Musul'dan Telafer, buradan ise Suriye'ye ulaşabilen DAEŞ, bu son hamleyle Musul'daki en önemli çıkış noktasını kaybetmiş oldu. Reuters haber ajansı, Musul'da yaşayan halkın bir süredir Telafer'e giden anayolun kapalı olduğunu söylediklerini aktardı. Ajansa konuşan Iraklı bir komutan, "Yolu aktif olarak kontrol ediyoruz. Görüş mesafemizde bulunuyor" dedi. Irak'ta ordu birlikleri ile ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçlerinin Musul'un batısında düzenlediği kara ve hava saldırılarında 151 DAEŞ militanının öldüğü bildirildi. Musul Operasyonları Komutanı Korgeneral Abdulemir Yarallah orduya bağlı 9. Zırhlı Tümenin operasyonunda 12 militanın öldürüldüğünü aktardı. BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric ise operasyonun başladığı 19 Şubat'tan bu yana 16 bin 500 kişinin yerlerinden olduğunu, bu kişilerden 12 bin 700'ünün son iki günde evlerinden ayrılmak zorunda kaldığını belirtti. Öte yandan, Iraklı "Al Sumaria" kanalı, El Bağdadi'nin Irak'taki yenilgiyi kabul ettiğini ve bölgedeki militanlara kaçmaları ya da saklanmaları yönünde direktif verdiğini iddia etti. El Bağdadi'nin "veda konuşması" isminde bir ses kaydı yayınladığı iddia edilirken, örgüt lideri, militanlardan saklanmalarını, yabancı militanlardansa ülkelerine dönmelerini talep etti. Haberde, çok sayıda DAEŞ'linin Irak'ı terk ederek Suriye'ye kaçmaya başladığı da öne sürüldü. Irak Federal Polis Komutanı Raid Şakir Cevdet ise Musul'daki DAEŞ'lilerin bölgeden kaçtığını doğruladı.
Milliyet

Kim Jong-Nam Suikastının Failleri Hakim Karşısına Çıktı
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un üvey abisi Kim Jong-nam suikastının şüphelileri Endonezyalı ve Vietnamlı iki kadın, cinayetten yargılandıkları Malezya'da dün hakim karşısına çıktı. 13 Şubat'ta Kuala Lumpur Uluslararası Havalimanı'nda Kim Jong-nam'ı VX sinir ajanıyla öldürmekle yargılanan 25 yaşındaki Endonezyalı Siti Aishah (fotoğrafta) ve 28 yaşındaki Vietnamlı Doan Thi Huong, eğer suçlu bulunursa idam cezası alabilir. Elleri kelepçeli getirilen Aishah ve Huong'a (fotoğrafta), mahkemeden çıkarken kurşun geçirmez yelek giydirildiği görüldü. Reuters'ın haberine göre yelekli önlem, Malezyalı yetkililerin suikastle bağlantılı diğer kişilerin, kadınları susturmasından duydukları korkuyu yansıtıyor. Huong'un avukatı Selvam Shanmugam gazetecilere yaptığı açıklamada, müvekkilinin kendisine suçsuz olduğunu söylediğini belirtti. Shanmugam, "Tabii ki oldukça stresli çünkü ölüm cezasıyla karşı karşıya" dedi.
Vatan

Ab'nin Geleceğine İlişkin 5 Senaryo!
Avrupa Birliği Komisyonu, Brexit, sığınmacı krizi, terör tehdidi ve yeni ABD yönetiminin açıklamalarının gölgesinde, birliğin geleceğine ilişkin 5 senaryoyu içeren bir belge yayımladı. Belgede, 'AB federasyonundan', 'sadece ortak pazara' uzanan çizgide senaryolara yer verildi. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker imzalı 'Beyaz Kitap' adlı belge AB'nin kuruluşunun 60. yıl dönümü olan 25 Mart'ta, Roma'da yapılacak zirvede ele alınacak. AB ile ilgili 5 senaryo şöyle: İlk senaryoya göre, 27 üye mevcut rotaya sadık şekilde yoluna devam edecek ve reform ajandasını uygulama ve güncellemeye yoğunlaşacak. Schengen, sığınmacı ve güvenlik konularında, ortak bir sığınma başvurusu sitemine ilişkin ilerleme sağlanacak ve dış sınırların yönetiminde iş birliği hızlandırılacak. İkinci senaryoya göre, üye ülkeler birçok konuda, daha fazlasını yapma kararı alamayacak ve artan bir şekilde ortak pazarın belirli alanlarına odaklanacak. Sığınmacı krizi, güvenlik ve savunma gibi alanlarda ortak çözüm olmayacak, birçok ülke yeni sorunu çoğunlukla kendi başına ele alacak. Üçüncü senaryoya göre, bazı ülkeler bir araya gelerek, savunma, iç güvenlik, vergilendirme veya sosyal konular gibi belirli politika alanlarında birlikte çalışmak için koalisyon kurabilecek. Bu senaryo birlik içinde 'çok hızlı' bir yapı öngörüyor. Dördüncü senaryoya göre, üye ülkeler belirli öncelikli konularda daha hızlı ve daha kararlı hareket edebilecek, dikkat ve limitli kaynaklarını sınırlandırılmış alanlarda kullanabilecek. Son ve beşinci senaryoda, üye devletler kendi aralarında daha fazla güç, kaynak ve karar alma yetkilerini paylaşacak. Bir nevi 'AB federasyonu' öngören senaryoyla, üye devletler arasında her alandaki iş birliği, daha önce hiç olmadığı kadar ileri taşınacak. Schengen, sığınmacı ve güvenlik konularında tek bir politika olacak, ülkeler dış politikada, 'tek ses' konuşacak ve 'Avrupa Savunma Birliği'ni kuracak.
Vatan

POLİTİKA
Ermeni İşgalini Dillendirelim
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Pakistan'daki 13. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesi'nde, "Bölgemizi etnik ve mezhebi temelde çatışma ve kaosa sürüklemeye çalışan tertiplere karşı dikkatli olmalıyız" derken Dağlık Karabağ sorununa da dikkat çekti. "Ermenistan'ın işgalci tavrını her uluslararası toplantıda dillendirmek durumundayız" diyen Erdoğan, konuşmasında özetle şu mesajları verdi: "Bugün teşkilatla her yıl birçok konuda toplantılar yaptığımızı ancak somut projelerde yeterince mesafe alamadığımızı görüyoruz. Teşkilatı sahiplenme konusunda da bazı sorunlarımız var. Sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Burada sorunları aşacağımıza inanıyorum. Zirvenin başarılı bir şekilde tamamlanacağına inanıyorum. Her ne kadar bu toplantı bir ekonomik işbirliği zirvesi olsa da asıl çerçevesi siyasettir, siyasi yaklaşımdır. Adımlarımızı atarken siyaseti bir kenara koymamız mümkün değildir. Birçok ülkemizin sıkıntıları var. Afganistan'ın, Azerbaycan'ın sıkıntıları var. Dağlık Karabağ sorunu var. 20 yılı aşkın süredir devam eden görüşme bir neticeye ulaşamadı. Burada gerek ekonomi gerekse İslam İşbirliği Teşkilatı olarak adımlarımızı kararlılıkla atmalıyız. Ermenistan'ın işgalci tavrını hep birlikte, her türlü uluslararası toplantıda dillendirmek durumundayız. Bugün Türkiye DEAŞ, FETÖ, PKK, PYD gibi eli kanlı terör şebekeleriyle yoğun bir mücadele yürütüyor. Masum insanları vahşice katleden, hiçbir ilke, ahlak ve değer tanımayan bu katil sürülerini bölgemizden söküp atmalıyız. Bu terör örgütlerinin insanlık dışı cinayetleri sebebiyle Müslümanların töhmet altında bırakılmasına asla müsaade edemeyiz. Bölgemizi etnik ve mezhebi temelde çatışma, rekabet ve kaosa sürüklemeye çalışan tertiplere karşı da dikkatli olmalıyız. Yabancı unsurların çıkarları için istikbalimizi tehlikeye atamayız. Öncelikli vazifemiz Suriye, Irak, Yemen, Libya gibi kardeş coğrafyalarda akan kanı durdurmak, fitne ateşini söndürmektir. Haksız bir izolasyona tabi tutulan KKTC'deki kardeşlerimizle dayanışmayı arttırmalıyız."
Hürriyet

Erdoğan Değil 'Her Doğan' İçin
Başbakan Binali Yıldırım, anayasa değişikliğinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için yapıldığı eleştirilerini, "Anayasa değişikliği 'her doğan' içindir" sözleriyle yanıtladı. Yıldırım, Kılıçdaroğlu'nun "Gideceksiniz sandığa. Haysiyetinizle, şerefinizle, onurunuzla hayır diyeceksiniz" sözlerine de tepki gösterdi. Yıldırım, "Benim vatandaşım 'evet' de der, 'hayır' da der, onurludur, şereflidir, haysiyetlidir. Ne karar verirse versin başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Yıldırım, dün Amasya mitinginde özetle şunları söyledi: "Amasya'dan başlıyoruz; çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarken Amasya'ya geldi. İstiklal mücadelesinin ilk toplantısını Amasya'da yaptı ve Amasya Genelgesi'ni ilan etti. Referandumun temellerini de Amasya'da atıyoruz. 'Bu anayasayı Recep Tayyip Erdoğan kendisi için yapıyor' diyorlar. Unutmayın anayasa değişikliği Erdoğan için değil her doğan içindir. Türkiye'nin geleceği için bu değişikliği yapıyoruz. Diyelim ki Cumhurbaşkanı ile hükümet arasında bir anlaşmazlık var. Hatırlayın 'Çankaya'nın şişmanı bilmem neyin düşmanı' diye. Rahmetli Özal'a, Demirel. Orada adamın ecelsiz gitmesine neden oldu. Bir de diyorlar ki tek adam olacak. Cumhurbaşkanı bir tane. Kılıçdaroğlu'nun hatırı için bir tane daha mı cumhurbaşkanı seçelim. İstiyorsa gelsin muavin olsun. Engel yok. Bu sistemde ona da yer var. Herkese yer var. Kıskanma ne olur biraz daha çalış senin de olur. Tek adam seçiyoruz. Ama iki sandık arasında yetki veriyoruz. Cumhurbaşkanı tek ama daha güçlü olan millet. Sandıkla geliyor, sandıkla gidiyor."
Hürriyet

Chp'de Ortak Söylem Toplantısı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün partisinin genel merkezinde milletvekilleriyle bir araya gelerek "ortak söylemi" belirlemek amacıyla toplantı yaptı. Toplantıda, bir araştırma şirketi, Ak Parti ve MHP seçmenlerine yönelik yaptığı bir odak çalışmasına ilişkin milletvekillerine bilgi verdi. Sunumda CHP'nin Ak Parti ve MHP tabanını etkilemek için nasıl bir söylem geliştirmesi gerektiği, bu seçmen kitlesine "hayır"ı nasıl anlatabileceklerine ilişkin yapılan çalışmada, deneklerin yarısının kararsız, diğer yarısının da parti merkezlerinin kararları aksine, "hayır" oyu kullanma kararında olduğu iletildi. "Milliyetçi ve muhafazakar" olarak adlandırılabilecek bu seçmen kitlesine yönelik söylemde, "tek adam, diktatör, padişah" gibi ifadelerin kullanılmaması gerektiği, onun yerine insanların hata yapabileceği üzerinden bir söylem geliştirilmesinin etkili olabileceği değerlendirmesi iletildi. Kılıçdaroğlu'nun önceki günkü grup konuşmasında ifade ettiği, "akıl akıldan üstündür" ve "beşer, şaşar" söyleminin de bu çalışmanın bir sonucu olduğu öğrenildi. Aynı çalışma çerçevesinde, "AKP" yerine, "Ak Parti" denilmesinin de olumlu olduğu ifade edildi. Alınan bilgilere göre Kılıçdaroğlu toplantı sonunda yaptığı değerlendirmede, "Komisyon aşamasından bu yana parti grubunun disiplininden de performansından da memnunum. Bu şekilde devam edin. Ancak artık kendi örgütümüze, kendi tabanımıza yönelik çalışmalardan, panellerden olabildiğince uzak durun. CHP tabanı dışındaki kesimlere, özellikle de Ak Parti ve MHP tabanına yönelik çalışmalarınızı hızlandırın" dedi.
Milliyet

Bahçeli, Mitinglere Elazığ'dan Başlayacak
MHP, 16 Nisan'da gerçekleştirilecek referandum kampanyası çalışmalarını tamamladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mitinglere 18 Mart'ta Elazığ'dan başlayacak ve noktayı 9 Nisan'da İstanbul'da koyacak. MHP kampanyasının sürprizi ise Bahçeli'nin Özel Kalemi Murat Çeliker'den geldi. MHP'nin, "Yeminimiz var" adlı kampanya şarkısının sözlerini Çeliker yazdı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın verdiği bilgiye göre, MHP'nin dört ayaklı kampanyasının ilk ayağını genişletilmiş il divan toplantıları oluşturacak. 27 Kasım'da Bursa'dan başlatılan ve 16 ilde gerçekleştirilen il divan toplantıları 40'a kadar çıkarılacak. Kampanyanın ikinci ayağındaki çalışmalar için el ilanı, afiş ve broşürler de tamamlandı. Cuma günü teşkilatlara gönderilecek görsel materyallerde, "Millet için devlet için Türkiye için evet" ile "Bu ülke için yeminimiz var, vazgeçilmez" sloganları yer alıyor. Bahçeli'nin sunuş yazısının yer aldığı kitapçıkta ise MHP'nin anayasaya ilişkin bakış açısı ve neden bu değişikliğe ihtiyaç duyulduğu anlatılıyor. Kitapçıkta yeni sistemin kırılma noktasının 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu dile getiriliyor. Kampanya için, "Türkiye için evet", "Yeminimiz var" ve "Şimdi evet haydi Türkiye" adlı üç şarkı hazırlandı. Sürpriz ise Bahçeli'nin özel kaleminden ve fotoğrafçısından geldi. "Yeminimiz var" adlı kampanya müziğinin sözlerini Bahçeli'nin Özel Kalemi Murat Çelik yazdı. Şarkı sözleri, "Yeminler ettik vatan aşkına, şehitler verdik toprak uğruna" dizeleriyle başlarken, "Yeminimiz var, hem vatan hem atam hem de bayrağa" nakaratından oluşuyor. "Türkiye için evet"in söz yazarı da Bahçeli'nin fotoğrafçısı Ayhan Günaydın oldu. Kampanya'nın üçüncü ayağında ise kapalı ve açık salon toplantıları ile mitingler yer alıyor. Parti teşkilatları kapalı ve açık salon toplantılarına ağırlık verirken, Bahçeli ilk etapta dokuz miting yapmayı planlıyor. Çanakkale Zaferi'nin yıldönümü olan 18 Mart'ta Elazığ'dan mitinglere start verecek olan Bahçeli, Bahçeli, 24 Mart'ta Bursa, 25 Mart'ta Kayseri, 26 Mart'ta Erzurum, 1 Nisan'da Sakarya, 2 Nisan'da Ordu, 7 Nisan'da Afyonkarahisar, 8 Nisan'da Antalya'da halka seslenecek. Bahçeli son mitingini ise 9 Nisan'da İstanbul'da gerçekleştirecek. Alparslan Türkeş'in ölüm yıl dönümü olan 4 Nisan'daki anma töreni ise Ankara'da miting havasında yapılacak. MHP'li Yalçın, miting sayısının il teşkilatlarının hazırlıklarına göre artabileceğini belirtti. Kampanyanın dördüncü ayağında ise Bahçeli'nin televizyon ve gazetelere vereceği röportajlar yer alıyor.
Milliyet

SPOR

FIBA Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükselme turu ilk maçında karşı karşıya gelen Pınar Karşıyaka ile Beşiktaş Sompo Japan arasındaki karşılaşmayı İzmir ekibi 75-70 kazandı. Rövanş karşılaşması haftaya İstanbul'da oynanacak ve siyah-beyazlılar turu geçmek için 5 sayının üzerinde bir fark arayacak. İki ekibin ligdeki mücadelesinde Pınar Karşıyaka, rakibini ikinci yarıdaki etkili oyunuyla devirirken, özellikle savunmasını sertleştirerek sonuca gitmişti. Yani bu maçta yapacakları savunma kaderlerini belirleyecekti ve 2. çeyrek dışında İzmir ekibi savunmasından hiç ödün vermedi. Maça iyi başlayan taraf ev sahibiydi ve Ponitka'nın sayılarıyla ilk periyodu 22-13 önde bitirdi. 25-15'te farkı çift hanelere de çıkardı Karşıyaka ama Beşiktaş'ın art arda aldığı hücum ribauntları, rakipten devre sonunda 15 top daha fazla kullanmalarını sağladı, Beşiktaş farkı devre sonunda 1 sayıya çekmeyi başardı: 41-40. 2. yarıda Green, Pınar Karşıyaka adına sahne alan isim oldu. 25. dakikada Owens'ın 3, Brown'ın ise 4 faule ulaşarak kenara gelmelerinin ardından sorumluluk alan ABD'li takımını ayakta tuttu. 58-57 Beşiktaş üstünlüğüyle girilen son 10 dakikada Ponitka ve Green'in yanında Summer de kritik sayılara imza attı, bir ara 3 sayı geriye düşse de öne geçmeyi bilen ev sahibi, 74-67'de 7 farka ulaştığı maçtan 75-70 galip ayrıldı.
Milliyet


Beşiktaş derbisine kadar şampiyonluk umudu taşıyan Galatasaray, ezeli rakibi karşısında aldığı yenilgi sonrasında hedefte değişiklik yaptı. Sarı- kırmızılılar en azından Şampiyonlar Ligi'ne gitme şansını yakalamak için ikinci olmaları gerektiğini belirtti. Derbi sonrasındaki ilk kez dün bir araya gelen teknik heyet ve futbolcular arasında yapılan toplantıda kalan 12 haftaya en iyi şekilde konsantre olmaları gerektiği üzerinde duruldu. Teknik direktör Igor Tudor ve öğrencileri, ikinciliğin kendileri için ne kadar önemli olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: "Belki yarıştan koptuk gibi görünüyor. Ancak Galatasaray'ın hedefleri bitmez. Önümüzde 12 maç daha var ve elimizden geleni yapmalıyız. Bunu gerçekleştirmek için öncelikle kendi maçlarımızı bir bir kazanmak zorundayız. Önümüzde en kötü Medipol Başakşehir'i yakalama şansımız var ve onlarla da oynayacağız." Hırvat teknik adamın futbolcularına yaptığı uyarıda ise, "Antalya maçıyla beraber yeni bir sayfa açalım. Bu maç ligdeki geleceğimiz açısından çok önemli. Bu maçların telafisi yok ve kazanmaktan başka çaremiz bulunmuyor" dediği öğrenildi. Şampiyonluktan sonra ikinciliği de kaçırmalarının faturasının çok ağır olacağı noktasında görüş belirten teknik kadro ve sporcuların bu nedenle gelecek adına büyük umut taşıdıkları öğrenildi.
Milliyet

Fenerbahçe Teknik Direktörü Dirk Advocaat, Gaziantepspor maçı sonrası "Girin otobüse oyunculara sorun. Tek bir futbolcu bile beni istemezse görevi bırakırım" açıklaması yapmış, takımla arasında bir sorun olmadığını vurgulamıştı. Hollandalı hocanın iddiası doğru çıktı Advocaat futbolcularına zaman zaman sert eleştiriler getirse de Samandıra'da kendisine karşı sanıldığı gibi çok da olumsuz bir tablonun olmadığı öğrenildi. Çünkü Advocaat'ın oyuncuların yüzüne karşı da benzer söylemlerde bulunduğu belirlendi. Önceki teknik adamlardan farklı bir tarzı bulunan Hollandalı çalıştırıcı, futbolcuları ile yaptığı sohbetlerde basın toplantısındaki eleştirileri ile ilgili detaylı açıklamalarda bulunuyor. Kesinlikle isim vermediğinin altını çizerek kendilerine söylemediği bir ifadeyi basın önünde kullanmadığını belirtiyor. Ve bu tarzının oyuncunun gelişimine yardımda bulunma amacı taşıdığını savunuyor. Samandıra'da birçok futbolcuyla özel görüşmeler yapan Advovaat açık açık düşündüklerini paylaşıyor. Son olarak önce Moussa Sow ile bir araya gelen Hollandalı hoca, "Senin klasında biri bu golleri atmalıydı" derken Alper ile de performans değerlendirmesi yaptı. Futbolcusuna pas oyununu daha çok oynaması ve çalımı kritik noktalarda atması gerektiğini aktardı. Bu tip eleştirilerin ardından Hollandalı hoca, futbolcusunu da dinledi. Profesyonel çerçevede yapılan bu görüşmelerin dışında Advocaat günlük sohbetlere de önem veriyor. Birçok futbolcusuyla tesislerde oturup kahve içiyor. Ailelerinin durumunu, sıkıntıları olup olmadığını soruyor. Her zaman futbolcusuna destek vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.
Milliyet

Ricardo Quaresma; şampiyonluk yarışından, avukatı tarafından ezeli rakipleri Fenerbahçe'ye teklif edildiği iddiasına; bu sezon ortaya koyduğu müthiş performanstan, frikiklerdeki başarısına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yaptı. Siyah-beyazlı kulüple olan sözleşmesini 2020'ye kadar uzatan 33 yaşındaki Portekizli yıldız, Beşiktaş Dergisi'ne verdiği röportajda ilk olarak ligdeki durumlarını değerlendirdi, "En iyi futbolu biz oynuyoruz, bunu Türkiye'deki herkes görüyor. Çok büyük bir aksilik olmazsa, bu sezon üçüncü yıldızımızı takacağız" dedi. Tecrübeli futbolcu, Türkiye'de sadece Beşiktaş forması giyeceğini tekrarlarken, Fenerbahçe'ye göndermede bulundu. Quaresma, "Türkiye'de sadece Beşiktaş'ta oynarım. Birgün Beşiktaş beni istemezse Türkiye'den ayrılırım ve kariyerime başka bir memlekette devam ederim. Çünkü Beşiktaş ile derin bağlarım var. Beni para ile kimse satın alamaz. Hele Fenerbahçe, asla!" diye konuştu. Siyah-beyazlı futbolcu bu sezon serbest vuruşlardaki başarısını antrenmanlarda yaptığı özel çalışmalara bağladı. Frikiklerin çok önemli olduğuna vurgu yapan Q7, "Önceleri serbest vuruşlarda bu kadar etkili değildim. Ölü topları doğru ve etkili kullanarak bir maçın kaderiyle oynayabilir, üç puanı kazanabilirsiniz. Bu yüzden her daim özel çalışmalar yapıyorum. Genç oyuncular gelip sizi geçebilir. Bundan hiç hoşlanmam. Bu yüzden antreman bitse bile ben çalışmaya devam ederim" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder