7 Mart 2017 Salı

07.03.2017 Genel Gündem



07.03.2017

GÜNDEM

Ruslara kaza daveti
Türkiye, sınır bölgesinde İdlib'i bombalamak için Lazkiye'den havalandıktan bir süre sonra Hatay'a düşen Suriye Hava Kuvvetleri'ne ait MİG-21 savaş uçağının düşüş nedenini araştırmak için kaza kırım heyeti oluşturma kararı aldı. Heyetin içinde Rus uzmanların da görev yapabileceği resmen Moskova yönetimine iletildi. Uçak Türkiye'ye düştüğü için, uluslararası hukuk ve havacılık kuralları gereği düşüş nedenini araştıracak heyetin Türkiye tarafından oluşturulmasının normal olduğu bildirildi. Teknik heyet, uçağın vurulduğu için mi yoksa kötü hava koşulları nedeniyle mi düştüğünü araştıracak. Uçaktan fırlatma koltuğunu çekerek atlayıp kurtulan Albay Mehmet Sufhan, muhalifleri vurmaya hazırlandığı sırada karadan yapılan atışla vurulduğunu söylemişti. Ahraruş Şam örgütü de uçağı kendilerinin vurduğunu öne sürmüştü. Belinde kırıklar olan ve omuriliği zedelenen Sufhan, Hatay Devlet Hastanesi'nde ameliyat edildi. Pilotun iade edilip edilmeyeceğine tedaviden sonra karar verilecek. Yetkililer, pilotun mecburi nedenlerle Türkiye'ye zorunlu atlayışta bulunduğuna dikkat çektiler. Pilotun rütbesinin albay olmasının anormal bir durum olmadığı, Türkiye'de de çok sayıda hava albayın harbe hazır olduğu vurgulandı. Askeri havacılık uzmanı emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş, uçak vurulduktan sonra iyice alçalmaya başladığı için bir süre sonra radardan kaybolmuş olabileceğini, uçağın hızla alçalması nedeniyle "düşme ihtimalli anormal bir durum tespiti" yapılmış olabileceğini söyledi. Karakuş, "Radar, uçak Lazkiye'den kalktığından beri takip etmiştir. Ancak uçağın aniden hızla alçalması anormal bir durum ortaya koyar. Düşmeye başlayan uçak alçalır ve radardan kaybolur. Bu kaybolma dünyanın yuvarlak olmasından kaynaklanır. Bu nedenle hava aracını mümkün olan en alçak seviyede izleyebilsin diye, radarlar en yüksek yere kurulur" dedi.
Hürriyet

800 şirketli tmsf holdinglerle yarışıyor
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kayyum atanan şirketler hakkında bilgi verdi. Canikli, 2 Şubat itibarıyla kayyum atanan şirket sayısının 789 olduğunu belirterek, "Şirketlerin aktif büyüklüğü yaklaşık 37,8 milyar lira, öz kaynak toplamı yaklaşık 17,3 milyar lira" dedi. Kayyum atanan şirket sayısının bugün itibariyle 800'ü geçtiği öğrenildi. CHP İzmir Milletvekili Ali Yiğit Başbakan Binali Yıldırım'ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı'na soru önergesi verdi. Yiğit, önergesinde şunları kaydetti: "15 Temmuz darbe girişiminin ardından terör örgütleriyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle yönetimine el konulan ve kayyum atanan şirket sayısı kaçtır? Bu şirketlerden hangileri TMSF'ye devredilmiştir? Kayyum atanan şirketlerin sermaye büyüklükleri ne kadardır?" Önergeye Başbakan Yıldırım yerine Başbakan Yardımcısı Canikli yanıt verdi. Canikli, TMSF'ye devredilen veya fonun kayyum olarak atadığı şirket sayısının, 2 Şubat itibarıyla 789 olduğu bilgisini verdi. Bu sayının bugün itibarıyla da 800'ü geçtiği öğrenildi. Bu şirketlerde yaklaşık 40 bin 670 kişinin istihdam edildiği belirtilen yanıtta, "Çalışanların özlük haklarını korumak, yönetimin öncelikli hedefleri arasında" denildi.
Akşam

6 general 36 yıl saklandı
FETÖ'nün darbe girişimiyle ilgili hazırlanan 2 bin 581 sayfalık iddianameden çarpıcı ayrıntılar çıkmaya devam ediyor. Al Jazeera Türk'ün haberine göre orduya sızmaya çalışan örgüte yönelik ilk soruşturmalar 1980'li yıllarda askeri okullarda başlatıldı. Soruşturmaların sonucunda hakkında yeterli bilgi edinilemeyen bazı öğrencilerin yaşlarının küçük olması da göz önüne alınarak askeri okulla ilişiği kesilmedi. İddianameye göre hakkında soruşturma açılan öğrencilerin hepsi 15 Temmuz'daki darbe girişiminde albay ve general rütbesiyle ön saflarda yer aldı. Savcılık, soruşturma kapsamında tutuklanan Tuğgeneral Eyyüp Gürler, Tuğgeneral Şener Topuç, Tuğgeneral Hidayet Arı, Tuğgeneral Murat Yetkin, Tuğgeneral Erdem Kargın ve Tuğgeneral Mehmet Nuri Başol'un hakkında soruşturma yürütülen ve ilişiği kesilmeyen bu öğrenciler arasındaydı.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,7101-3,7121                                   
Euro: Euro 3,9270-3,9310   
Sterlin: 4,5434-4,5473
Gram Altın: 146,2189-147,3204

Borsadan 90+1 golü
Borsa İstanbul, zirveyi zorluyor. 25 aydır geçemediği 90 bin puanın üzerine dün nihayet çıkan Borsa İstanbul, tüm dünyada gelişmekte olan piyasalar düşerken gün içinde yüzde 2'ye yakın yükseldi. Borsa İstanbul'un yükselişinde lokomotif ise banka endeksi oldu. Borsa, dün günü yüzde 1.47 yükselişle 91 bin 45 puandan kapattı. İşlem hacmi 4 milyar lira oldu. Bankacılık endeksinde ise yükseliş yüzde 1.75'i buldu. Borsa İstanbul ikinci seansta 91 bin 437 puana kadar çıkarak 22 Mayıs 2013'ten sonraki en yüksek seviyesini görse de bunu kapanışa taşıyamadı. Borsa İstanbul'daki yükselişin iyimserliğine Türk Lirası da eşlik etti. Güne 3.73 lira seviyelerinden başlayan dolar sırasında 3.70 liraya geriledi. Bankalararası piyasada son işlemler 3.7122 liradan yapıldı. Bu yılbaşından beri yüzde 16.52 yükselen borsada 90 bin sınırının ardından yeni hedef 93 bin 100 seviyesi. Borsa İstanbul'da ocak ayından beri bahar havası yaşanıyor ancak bir türlü ciddi bir direnç noktası olan 90 bin puan aşılamamış, her seferinde borsa 89 bin puandan geri dönmüştü. Dün bu uğursuzluk bozuldu ve borsa 90 bin puanı aşmayı başardı. Peki nasıl aşıldı? TEB Yatırım'ın araştırma notuna göre piyasada yukarı hareketlilik, içinde bulunduğumuz bölge EMEA hisselerine gelen alımlarla gerçekleşmiyor. Dün Rusya, Polonya, Macaristan, Çekya piyasaları negatifti. Notta, Borsa İstanbul'daki sabah seansındaki yüzde 1.5 yukarı hareketin, Credit Suisse'in geçen hafta bankalar ve BIST30 vadeli işlemlerinde yaptığı alımlarla ilgili olabileceği belirtildi. Gedik Portföy Portföy Yönetim Müdürü Eral Karayazıcı, kasımdan bugüne borsaların dünya genelinde değer kazandığını belirterek "İyi gelen veriler ve Trump'ın teşvik vaatleri bu seyahatin en önemli yakıtı. Aralık başından bugüne BIST de bu rüzgardan yararlanıyor. Döviz cephesinde TL'ye özel negatif ayrışma yerini bir dengelenmeye bırakmış gibi. Ocakta dolar 3.87 liraya yükselerek Türkiye'de bir ayda dünyaya kıyasla yüzde 12 daha pahalı hale gelmişti. Şimdi bu fark yüzde 7'ye geriledi. 2016 performanslarını da dikkate alırsak dolar, Euro ve altın Türkiye'de yüzde 22 yüksek işlem görüyor" dedi.
Hürriyet

Günlük kiralık evlere gözaltı
Günlük ve saatlik olarak kiralanan evlerle ilgili Maliye Bakanlığı harekete geçti. İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya'da günübirlik ve saatlik olarak kiralanan evlerle ilgili internet ortamında yayınlanan reklamlar incelendi. Ardından yapılan çapraz kontrollerle evlerin kiralanıp kiralanmadığı tespit edildi. Maliye ve Emniyet ortak denetim yaptı. Sonuçlar Gelir İdaresi Başkanlığı denetim birimlerince incelenmeye başlandı. Günübirlik ve saatlik olarak kiralanan evlerle ilgili geçen yılın ortasından itibaren Maliye çalışma başlattı. E-ticaretin ve Mükellef Uyumunun İzlenmesi projesi kapsamında günübirlik ve saatlik olarak kiralanan evlerle ilgili olarak 7 ilde internet ortamında yayınlanan reklamlar incelendi. Reklamların ardından evlerin tapularına bakıldı. Böylece evlerin kimlere ait olduğu tespit edildi. Daha sonra da kişilerin banka hareketleri incelendi. Maliye, söz konusu kişilere yapılan ödemelerin tekrar sayılarını çıkardı. Kişilere yapılan ödemeler tapu kayıtlarıyla karşılaştırıldı. Yetkililer bu incelemelerin ardından Maliye Bakanlığı ile Emniyet'in ortak hareket ederek fiili yoklama yaptıklarını söylediler. Fiili yoklama bizzat gidilip denetim yapılması anlamına geliyor. Filli yoklamayla evlerin kiralanıp kiralanmadığı ortaya çıkarıldı. Maliye yetkilileri, 6 ay önce başlatılan çalışmalar sonucunda İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya'da fiili yoklama yaptıklarını belirterek, sonuçların değerlendirmeye alındığını söylediler. Yetkililer, fiili yoklamaların diğer büyükşehirlere de yaygınlaştırılacağını kaydettiler. Yetkililer, Maliye'nin yaptığı fiili yoklamada kira geliri açısından vergi kaçağı olup olmadığını değerlendirdiğini belirtirken, Emniyet'in ise güvenlik soruşturması açısından denetim yaptığını anlattılar. 1 Mart tarihi itibariyle kira gelirlerinin beyan dönemi başladı. Geçen yıl yıllık 3 bin 800 liranın üzerinde kira geliri elde edenlerin bu yıl vergi ödemesi gerekiyor. Beyanname vermeyenler tespit edilirse hem geriye dönük ceza ödüyor hem de istisna tutarından yararlanamıyor. Evini kiraya verenler kira tutarı aylık 500 liranın üstündeyse bunu banka üzerinden almaları gerekiyor. Maliye Bakanlığı da günü birlik evlerde inceleme yaparken ev sahiplerinin hesaplarına bankalar üzerinden gelen aktarmaların sürekliliğini esas aldı.
Hürriyet

Havada adalet
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün, havayollarının haksız bulunduğu birçok yolcuyu haklı bularak süreci yolcu lehine sonuçlandırdığı öğrenildi. Geçtiğimiz yıl havayolları ile ilgili SHGM'ye 3 bin 99 şikâyet başvurusu yapıldı. Bu başvuruların 103'ü posta, 2 bin 183'ü SHGM'nin sitesindeki Çevrimiçi Formu ile, 127'si Görüş Bildirme Formu ile, 686'sı da Bilgi Edinme/BİMER yolu ile yapıldı. Posta ve çevrimiçi formdan gelen 2 bin 286 şikâyetin 2 bin 224'ü Havayolu İle Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Talimat'a uygun bulundu. Başvurulardan 261'i uçağa kabul edilmeme, 814'ü uçuş iptali, bin 114'ü uçuş tehiri, 6'sı da alt sınıf üst sınıfa yerleştirme konusunda yapıldı. Havayolunun haksız bulduğu yolcuların SHGM tarafından haklı bulunarak bu yolcuların mağduriyetinin giderilmesi dikkat çekti. Başvuruların bin 206'sının hava taşıma işletmelerince yolcu haklı olmasına rağmen olumsuz değerlendirildiği tespit edilirken bu başvurular yolcu lehine sonuçlandırıldı. 110 uçağa kabul edilmeme, 470 uçuş iptali, 622 uçuş tehiri, 4 alt sınıf üst sınıfa yerleştirme başvurusunda yolcular haklı olmasına rağmen havayollarının olumsuz değerlendirdiği tespit edildi.
Haber türk

75 milyarlık yatırım 330 bin kişiye iş-aş
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, 23 ili kapsayan Cazibe Merkezleri Programı'na 3 bin 215 başvuru olduğunu, toplam yatırım tutarı için öngörülen rakamın 75 milyar liraya ulaştığını söyledi. "75 milyar lira ile 330 bin kişilik istihdam öngörülüyor. Bu, inanılmaz bir rakam" diyen Elvan, bu başvuruların teker teker inceleneceğini bildirdi. Belki bunlardan bazılarının kapsam dışı olabileceğine işaret eden Elvan, başvuruların her birini detaylı şekilde inceleyeceklerini kaydetti. Başvurularda bazı şartların arandığına dikkat çeken Bakan Elvan, şu bilgiyi verdi: "Örneğin yüzde 30 öz kaynak oranı arıyoruz. Yine imalat sanayi yatırımı olması gerekiyor. Diğer sektörleri içermemesi gerekiyor. Bunları teker teker Kalkınma Bankası inceliyor. İnceledikten sonra il, il yatırım taleplerini ortaya koyuyoruz. Hangi ile hangi rol vereceğimizi yine biz ortaya koyacağız. Bu çerçevede de destek programımız başlayacak."
Vatan

5 milyarı buldular
Konut sektöründe 240 ay vadeli kampanya, 5 milyar liralık hareket yarattı. Emlak Konut GYO'nun 1 Şubat'ta başlattığı "Güçlü Türkiye İçin Birlik Vakti" kampanyasına GYODER- KONUTDER üyeleri ile son olarak Kiptaş'ın destek vermesi, 240 ay vade avantajıyla satılan konut sayısını artırdı. Kampanya kapsamında Emlak Konut GYO 1 Şubat-5 Mart tarihleri arasında 2 bin 400 konut satışından 2 milyar 660 milyon lira ciro elde etti. GYODER, bir ayda 2 bin konut satışından 2 milyar 100 milyon lira ciroyu yakaladı. Kiptaş'ın 24 Şubat'ta dahil olduğu kampanya kapsamında 2 projesinden şimdiye kadar 250'yi aşkın konut sattığı öğrenildi. Böylece, kampamya 1 Şubat'tan itibaren 5 milyar lirayı aşkın ekonomi yaratırken, yaklaşık 5 bin konut satıldı. Kampanya kapsamında Türkiye'de ilk kez 240 ay (20 yıl) vadeli konut satışının önü açılmış, faiz oranları 60 ayda sıfır, 120 ayda yüzde 0.45, 240 ayda yüzde 0.79 olmuştu. Uygun koşullu ve uzun vadeli konut satışını fırsat bilen tüketiciler de kampanyaya büyük ilgi gösterdi. Buna göre Emlak Konut, 2 bin 400 konut satışından 2 milyar 660 milyon lira ciro elde etti. GYODER de dün 1 aylık resmi rakamlarını açıkladı. GYODER'in 1 Şubat'ta başlayan, orta gelirlinin konut edinmesinin hedeflendiği '20 yıl vade' kampanyası kapsamında, 1 ayda 2 bin konut satışı yapıldı ve yaklaşık 2 milyar 100 milyon TL'lik ciro elde edildi. Kiptaş da 24 Şubat'ta Vaditepe ve Venezia Mega projeleriyle dahil olmuştu. Hemen teslim projelerdeki 650 konut 60 aya vade farksız, 120 aya yüzde 0.45, 240 aya yüzde 0.79 vade farkıyla satılıyor. Peşin ödemede yüzde 20 indirim yapılıyor. Kiptaş da kısa sürede 250 konut rakamını yakaladı. Kampanya sonunda 500 milyon liralık ciro hedefliyor.
Vatan

Moody's: türk bankalarında sermaye güçlü
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türk bankalarının iyi sermayelendirilmiş durumunu koruduğunu, bölgedeki ülkelerle olan karşılıklı ilişkilerde yaşanan toparlanmanın ise önümüzdeki dönemde turizm sektörünü olumlu yönde etkileyebileceğini açıkladı. Moody's tarafından yapılan açıklamada, Türkiye ekonomisinin 2017 yılında yüzde 2,3 büyümesinin beklendiği, 2018 yılında ise büyüme hızının yüzde 3 seviyesine yükselmesinin öngörüldüğü kaydedildi. Türkiye'de enflasyonun bu yılın sonunda yüzde 8.2, gelecek senenin sonunda ise yüzde 8 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği belirtilen açıklamada, cari açığın GSYH'ye oranının ise bu yılın sonunda yüzde 5.2, gelecek yılın sonunda yüzde 5.3 seviyesinde olabileceği bilgisine yer verildi. Açıklamada, "Türk bankaları iyi sermayelendirilmiş durumunu koruyor. Fakat Türk lirasındaki değer kaybı ve ekonomik yavaşlama bankacılık sistemine ilişkin yeni endişeler oluşturuyor" ifadeleri kullanıldı. Bu faktörlerin bankaların varlık kalitesini, finansman maliyetlerini, kârlılıklarını ve büyüme potansiyelini negatif şekilde etkileyebileceği aktarılan açıklamada, son dönemde Türkiye'nin bölgesindeki ülkelerle, özellikle Rusya, İsrail ve Irak'la iyileşen karşılıklı ilişkilerinin önümüzdeki dönemde turizm sektörünü olumlu yönde etkileyebileceği vurgulandı.
Vatan

DÜNYA

Menbiç'te hareketlilik
Suriye'de en büyük bileşenini Türkiye'nin terör örgütü kabul ettiği PYD'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) elindeki Menbiç ve çevresinde askeri hareketlilik arttı. Fransız haber ajansı AFP, Menbiç'in batısındaki Yulanlı köyünde konuşlanan Amerikan zırhlı araçlarının görüntülerini servis ederken SDG, Rusya'dan Menbiç'in Şam yönetimine devredildiğine dair 3 Mart'ta yapılan açıklamayı yalanladı. SDG'ye bağlı olan ve kent merkezini kontrol eden "Menbiç Askeri Konseyi" adlı oluşumdan yapılan açıklamada Menbiç'in Esad rejimine bırakılmayacağı, Şam yönetimine bağlı güçlerin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) desteklediği Özgür Suriye Ordusu birlikleri ile SDG unsurlarının arasında konuşlanacağı bildirildi. SDG, açıklamasında bu konuşlanmanın mevki olarak Menbiç'in batısındaki Al Arimah köyünü gösterdi. Pentagon Sözcüsü Jeff Davis ise dün gazetecilere yaptığı açıklamada farklı grupların birbirlerine saldırılarını engellemek ve DEAŞ'e karşı mücadeleye odaklanılmasını sağlamak için koalisyonun parçası olarak Menbiç'te ve çevresinde ek Amerikan askeri güç konuşlandığını söyledi. Sözcü Davis, "Bu yeni bir adım. İlk kez böyle bir yapıyoruz Bu görev DEAŞ'tan başka bir tarafa saldıran tarafları caydırmak içindir. Kimse ile çatışmaya girmek için orada değiliz. Gözü çatışmada olanlara sadece yürütülmesi gereken bir savaş varsa onun da DEAŞ'a karşı olması gerektiğine dair görünür bir hatırlatmadır." dedi. ABD'nin Menbiç'e kaç asker gönderdiği açıklanmadı. Anadolu Ajansı (AA) bölgedeki askeri hareketlilik ile ilgili yerel kaynaklara dayandırdığı haberinde rejim güçlerinin Menbiç sınırlarındaki 3 köyü PYD/PKK'dan devraldığını, ancak söz konusu hattın tümüne henüz yerleşmediğini bildirdi. Mevcut durumda, Fırat Kalkanı harekâtının hedefindeki Menbiç'in güneyi ve güneybatısının rejim güçleri; kuzeyinin de ABD tarafından çevrelenmiş durumda olduğunu aktaran AA, Esad rejimi güçlerinin batıda ÖSO'nun önüne tümüyle set çekmesinin beklendiğini de bildirdi.
Hürriyet

Ab başkanı'na kendi ülkesinden darbe
Görev süresi mayısta dolacak olan Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk'a ülkesi Polonya'dan ağır darbe geldi. AB'nin 27 üyesi Tusk'un bu görevi bir dönem daha yürütmesinden yana tavır koyarken Polonya, bu yaklaşıma net şekilde karşı çıkıp yeni bir aday gösterdi. Polonya'nın 'Tusk muhalefetinin' ardında büyük ölçüde iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi'nin lideri Jaroslaw Kaczynski'nin tutumu yatıyor. Kaczynski, 2010'da uçak kazasında yaşamını yitiren ikiz kardeşi eski Polonya Cumhurbaşkanı Lech Kaczynski'nin ölümünden 'ahlaki' olarak, o dönem Polonya Başbakanı olan Tusk'u sorumlu tutuyor. Polonya ve Rusya'nın ortak soruşturmasında kazanın pilot hatasından kaynaklandığı sonucu çıkarken, Kaczynski, Moskova parmağı olduğunu ima ediyordu. Polonya, Tusk'un yerine Avrupa Parlamentosu'nun Polonyalı üyelerinden Jacek Saryusz-Wolski'yi resmen aday gösterdi. Bu adım AP'yi de karıştırdı. Tusk'a tam destek veren, AP'nin en büyük siyasi grubu Avrupa Halk Partisi (EPP), Saryusz-Wolski'nin grup başkan yardımcılığını ve üyeliğini 'sadakatsizlik' gerekçesiyle iptal etti. Tusk'un yeniden atanıp atanmayacağı 9 Mart'ta Brüksel'de yapılacak AB Zirvesi'nde belli olacak. Kurallar gereği Tusk'un yeniden seçilebilmesi için oybirliği tercih edilen yöntem olarak öne çıkıyor. Ancak çoğunluğa dayalı oylama da devreye sokulabilecek opsiyonlar arasında yer alıyor.
Hürriyet

Beyaz saray'da görülmemiş sızıntı
ABD'de Başkan Donald Trump'ın eski Başkan Barack Obama'nın kendisini dinlettiği iddiası tartışılırken CNN International Televizyonu, Trump yönetimini karıştıracak bir görüntü yayınladı. Önceki gün yayınlanan görüntülerde Trump'ın başstratejisti Steve Bannon'ın Beyaz Saray'ın Oval Ofis'te Trump yönetiminin üst düzey yöneticileriyle sert biçimde tartıştığı görülüyor. Ofisin dışından çekilen videoda görüntüye Başkan Trump'ın kızı Ivanka Trump ile damadı olan danışmanı Jared Kushner de giriyor. CNN'e göre tartışma, Trump'ın yöneticilerine Adalet Bakanı Jeff Session'ın FBI'ın Trump yönetimi ile rusya bağlantılarına yönelik soruşturmadan el çektirilmesinden sonra yöneticilerini sert biçimde uyarmasının ardından geldi. Trump'ın kızdığı yöneticilerinden Steve Bannon'ın, birkaç gün sonra Air Force One uçağına Trump ile ayrı kapılardan girdiği görülmüştü.
Haber türk

İsrail'le yakınlaşma sürecinde yeni adımlar bekleniyor
Türkiye ile İsrail arasında özellikle Mavi Marmara olayı ardından büyük hasara uğrayan ilişkilerin yeniden tesis edilmesi adına başlatılan girişimler Türkiye'den İsrail'e gelen ilk gazeteci heyetiyle ivme kazandı. Uzun bir aranın ardından iki ülke arasındaki gerilimin azalması sonrası ilk kez gerçekleşen ziyarette İsrailli yetkililerin sıcak bir karşılama sonrası Türkiye ile işbirliği konusunda oldukça istekli olduklarını gördük. İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon, 7 yıldır gergin olan 'ilişkilerin bir günde düzelmesini beklemediklerini' söylerken, ilk adımda özellikle ekonomik ilişkilerin büyük bir ivme kazanmasını umduklarını ifade etti. Normalleşme kapsamında iki ülkeden diplomatların daha sık gerçekleşecek ziyaretleri ise Mart ayında bir İsrail delegasyonunun gelmesiyle hız kazanacak. Nisan ayı içinde ise İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz Türkiye'ye gelecek. Mayıs ayında ise Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin İsrail'e gelmesi bekleniyor. Yetkililer özellikle Suriye konusunda iki ülkenin yakın bir bakış açısına sahip olduğunu ifade etti. İsrail'in Suriye'de özellikle Şii milisler ve İran etkisi konusunda endişeleri bulunurken bu durumun Türkiye'nin bölgedeki duruşuyla örtüştüğü belirtildi. İsrail tarafındaki beklenti öncelikli olarak ekonomik alanda işbirliğinin başlaması. Diplomatlar Türkiye'nin büyük önem verdiği Gazze gibi konularda olumlu gelişmeler yaşandığını ve Gazze'ye malzeme girişinin büyük yoğunlukla devam ettiğini belirtiyor. Enerji konusunda ise iki ülke arasında büyük bir işbirliği yaşanması yönünde beklenti yüksek. Özellikle Doğu Akdeniz'deki doğal gaz rezervleri konusunda İsrail'de Türkiye'nin önemli bir ortak olması yönünde iyimserlik bulunuyor.
Milliyet

Fbı'dan telekulak iddiasına isyan
ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim yarışı sırasında ABD eski Başkanı Barack Obama'nın telefonlarını dinlettiği iddiasına Federal Soruşturma Bürosu'ndan (FBI) tepki geldi. "The New York Times" gazetesi, FBI Başkanı James Comey'in, ABD Adalet Bakanlığı'na çağrıda bulunarak Trump'ın Obama hakkındaki iddialarının bakanlık tarafından kamuoyu önünde reddedilmesini talep ettiği bildirildi. Gazete, Comey'in Adalet Bakanlığı'na yaptığı çağrıyı ismini açıklamadığı üst düzey bir Amerikalı yetkiliye dayandırdı. ABD'li üst düzey yetkiliye göre Comey, "Bu büyük iddia. Yanlış ve düzeltilmesi gerekiyor" dedi. FBI ve Adalet Bakanlığı konuya ilişkin olarak henüz resmi bir açıklama yapmadı. Comey, iddianın FBI'ın yasalara karşı geldiğini ima etmesi sebebiyle, Adalet Bakanlığı'ndan bu iddiayı resmi bir dille yalanlamasını talep ediyor. Başkan Trump, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, "Korkunç! Obama'nın (başkanlık) zaferimizin hemen öncesinde Trump Tower'ı dinlettiğini öğrendim" açıklamasında bulunmuştu. Beyaz Saray, Trump'ın iddialarını destekleyen bir kanıt sunmadı. Associated Press (AP) haber ajansı ise 'telekulak' iddiasının Kongre tarafından soruşturulması talebine bazı üst düzey Kongre üyelerinin olumlu yaklaştığını duyurdu. Milli İstihbarat Teşkilatı (NIA) eski Direktörü James Clapper ise Trump'ın suçlamalarını reddederek, telefonların dinlenmesi için herhangi bir mahkeme emri olmadığını söyledi. Clapper, "Başkan hakkında, ne aday olduğu zaman ne de kampanya döneminde bir dinleme operasyonu gerçekleştirilmedi" dedi. Demokrat Partili Senatör Chelli Pingree başkanın dikkatleri başka yöne çekmek için asılsız ithamlarda bulunduğunu belirtti.
Milliyet

'Son görevim le pen'i durdurmak'
Fransa'da ilk turu 23 Nisan'da gerçekleştirilecek cumhurbaşkanlığı seçimleri tartışmasına, mevcut Cumhurbaşkanı François Hollande da dahil oldu. Avrupa'nın çeşitli gazetelerine demeç veren Hollande, son görevinin aşırı sağcı Ulusal Cephe partisi (FN) lideri Marine Le Pen'in cumhurbaşkanı seçilmesini önlemek olduğunu belirtti. Aşırı sağın 30 yıldır anketlerde hiç bu kadar yüksek oy almadığını ifade eden Hollande, "23 Nisan ve 7 Mayıs'taki seçimler sadece ülkemizin kaderini değil, Avrupa'nın geleceğini de belirleyecek. Le Pen kazanırsa Euro bölgesi ve hatta Avrupa Birliği'nden (AB) çıkış süreci için düğmeye basacak. Son görevim Fransa'nın böyle bir proje tarafından ikna edilememesi ve bu kadar ağır bir yükü taşımaması için elimden geleni yapmaktır" diye konuştu. Merkez sağın adayı François Fillon'a yönelik 'adaylıktan çekil' baskısıyla birlikte gözlerin çevrildiği Bordeaux Belediye Başkanı Alain Juppe, kendisi için artık çok geç olduğunu belirtti. Fillon'un çekilmeme konusundaki 'inatçılığının' kördüğüme yol açtığını ifade eden eski Başbakan, "Bu bizim için resmen zaman kaybı. Ama ben cumhurbaşkanlığı için kesin olarak aday olmayacağım" diye konuştu. Birleştirici bir proje etrafında gerekli buluşmayı gerçekleştirecek konumda olmadığını vurgulayan Juppe, kendi onuru ve ailesinin huzurunu, 'saygınlık kırıcıların' insafına terk etmeyeceğini söyledi.
Vatan

POLİTİKA

Almanya'nınki çifte standart
Başbakan Binali Yıldırım, ATV-A Haber ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Yıldırım, özetle şunları söyledi: "Bahçeli, anlamlı bir açıklama yaptı. Dayanışma örneği gösterdi. Avrupa'ya güzel mesaj verildi. Daha önce bunu Sayın Baykal da yapmıştı. Biz, zor durumlarda, sıkıntılı durumlarda ne kadar ayrı düşünsek de birlikte hareket edebiliyoruz. Türkiye'nin milli meselelerde nasıl bir araya geldiğini göstermesi bakımından önemli. Geçtiğimiz günlerde Şansölye Merkel'le uzunca bir telefon konuşması yaptık. Rahatsızlığımızı dile getirdik. Türkiye'de OHAL var, engeller var diyeceksiniz. Bir yandan da 1 milyonu aşkın oy kullanacak vatandaşımızla görüşmemize engel çıkaracaksınız. Bu çifte standarttır. Savunma şu; 'Bu yerel makamların işi biz bir şey yapamayız.' Alman federal hükümeti bu kadar çaresiz mi? Bunu çok inandırıcı bulmadığımızı ifade ettik. Bizim programlarımız Dışişleri Bakanlığı'na verilecek. Nerede yapılacak, kimler katılacak ona göre tedbirlerini alıp bu şekilde uygulayacaklar. Aksilik olmazsa son geldiğimiz nokta bu. Almanya ile bazı konularda derin fikir ayrılığımız var. FETÖ ve bölücü terör örgütlerinin unsurları Almanya'da cirit atıyor. Müthiş bir müsamaha var, sempati var. Biz ne oldu diyoruz bizim verdiğimiz dosyalar, 'Efendim bizde de yargı bağımsız biz karışamayız.' Ee bizde de yargı bağımsız kardeşim."
Hürriyet

"Çok yadırgadım"
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 'Abidik gubidik' sözlerinden dolayı Başbakan Yıldırım'ı eleştirerek, "Siz o başbakanları küçümsediğiniz andan itibaren aslında kendi pozisyonunuzu da küçümsemiş oluyorsunuz" dedi. Kılıçdaroğlu, Best FM'de özetle şunları söyledi: (Başbakan Binali Yıldırım'ın 'Abidik gubidik bir sistem var ve bu sistemde bazı belli olmayan isimler bile başbakan olabiliyor' açıklaması) Bir Başbakan'a bu tür bir ifadeyi kullanmayı yakıştıramadım. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana hizmet vermiş bütün başbakanları saygıyla anıyorum. Siz o başbakanları, bulundukları koltukları küçümsediğiniz andan itibaren aslında kendi pozisyonunuzu da küçümsemiş oluyorsunuz. Bir başbakan kendi koltuğunu yok etmek için alanlara çıkıyorsa herhalde bundan daha farklı kullanabileceği bir dil yok. Binali Bey'in böyle bir ifadeyi kullanmasını emin olun çok yadırgadım. 18 yaşını bu arkadaşlar kendi çocukları ve torunları için getirdiler. Berberin, manavın, simitçinin, ayakkabı boyacısının ya da herhangi bir sanayicinin oğlu 18 yaşında milletvekili olabilir mi? Bugünkü şartlarda olmaz. O zaman kimin çocuğu olacak? Bu Ankara'daki beylerin, bu düzenlemeyi yapanların. Bir siyasal aristokrasi (soylular sınıfı) oluşturulacak. Anayasa değişikliği için vatandaş sandığa giderken düşünsün, kararını ona göre versin. 'Evet' diyenin de 'Hayır' diyenin de başımızın üzerinde yeri vardır. Sonunda hepimiz huzur, barış içinde yaşamak istiyoruz. Böyle klasik birbirimizi suçlayarak bir Anayasa değişikliği gerçekleştiremeyiz. Anayasa metinleri birer toplumsal uzlaşma metinleridir. Eğer bu toplumun yarısı bu Anayasa'ya 'Evet', yarısı 'Hayır' diyorsa bu Anayasa değişikliği toplumu bölen bir Anayasa değişikliğidir."
Hürriyet

'Cumhurbaşkanı yalnız değildir ben kendisiyle avrupa'ya gelirim'..
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Almanya'nın bazı bakanların referandum toplantılarını iptal etmesine tepki gösteren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a destek verdi. Bahçeli, "Sayın Cumhurbaşkanı Avrupa'ya gitme kararındaysa yalnız değil. Ben kendisiyle gelirim" açıklamasını yaptı. Habertürk TV'nin sorularını yanıtlayan MHP Lideri Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti'nin Sayın Cumhurbaşkanı, 4 milyon Türk'ün yaşadığı Avrupa ile ilgili olarak 'Ben istersem gelirim. Kapıdan sokmadığınız zaman da dünyayı ayağa kaldırırım' demiştir. Sayın Cumhurbaşkanı eğer Avrupa'ya gitme kararındaysa yalnız değildir. MHP Genel Başkanı olarak ben de kendisiyle birlikte Avrupa'ya gelirim. Türk dünyasının önemli bir parçasını oluşturan Avrupa'da yeni bir 'Türk ruhu'nu ortaya koymak üzere Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikteyim" açıklamasını yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün, "Zannediyorlar ki Erdoğan Almanya'ya gelecekti. Ben istersemgelirim. Ve kapıdan sokmadığınız zaman da dünyayı ayağa kaldırırım. Varsınlar konuşturmasınlar. Yani konuşturmamakla Almanya'daki oyların 'Evet' değil de 'Hayır' çıkacağını mı zannediyorsunuz? Ey Almanya, sizin demokrasiyle yakından uzaktan alakanız yok. Sizin şu andaki uygulamalarınız geçmişteki Nazi uygulamalarından farklı değil, bunu böyle biliniz" demişti.
Haber türk

SPOR

Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nde 20. haftanın kapanış maçında Darüşşafaka Doğuş'u konuk eden Fenerbahçe, 79-76'lık skorla kazandı. Anadolu Efes'in, TOFAŞ karşısında aldığı galibiyet sonrası, liderliğini korumak için kazanması gereken sarı-lacivertli ekip, ligin ilk yarısında devirdiği, ancak Euroleague'deki iki maçta da yenildiği Daçka'ya hücumda sıkıntılı başladı mücadeleye. İki takım da maçı 4 kısalı beşlerle oynadı. Bu düzen ilk çeyrekte Daçka'nın işine yaradı. Fenerbahçe'nin art arda yaptığı top kayıplarına, konuk takımın hücum ribauntlarındaki üstünlüğü de eklenince, farkı 7 sayıya çıkaran Daçka, ilk çeyreği 19-15 önde tamamladı. 2. periyodun başında 29-17 ile farkı çift hanelere çıkardı Darüşşafaka. Ancak Fenerbahçe'de dış oyuncular devreye girdi. Art arda gelen üçlükler sarı-lacivertlilerin skora 38-38'de denge getirmesini sağlarken, devre 41-38 konuk takım lehine bitti. Daçka'nın iki guardının faul problemine yaşaması, 2. yarıda sıkıntı yaratmaya başladı, çünkü zaten geniş olmayan oyun içi rotasyonları, iyice azaldı. Fenerbahçe'de ise Udoh yoktu ama Ahmet aldığı sürelerin hakkını verdi, Vesely de hücumda devreye girdi. Daçka'da da Zizic'te yorgunluk belirtileri artınca, 3. çeyrek 57-57 tamamlandı. Son periyodun başında müthiş baskı yaptı Fenerbahçe, hücumda da Bogdan sazı eline aldı, 10 sayıyla öne fırladı. Daçka çift guardla tempoyu artırdı, art arda üçlüklerle bir kez daha rakibini yakaladı. Fakat kusursuz oynayan Bogdanovic maçı bitirmeye kararlıydı, öyle de yaptı
Milliyet

Fenerbahçe, Osmanlıspor'u son dakika golüyle mağlup ederek ligde 4 hafta sonra üç puanla tanıştı. Sarı-lacivertliler oyun olarak beklentileri karşılamasa da alınan üç puan üst sıralara tırmanma ve takımın özgüven kazanması adına oldukça önemliydi. Maçın ardından oyuncularıyla bir değerlendirme yapan Teknik Direktör Dirk Advocaat, son ana kadar galibiyeti isteyen takımını tebrik etti. Kayserispor maçındaki yorgunluğun etkisiyle belki istenen futbol ortaya konulamadı ama futbolcular oyun disiplinine sonuna kadar bağlı kaldı. Hollandalı hoca da bu konuya vurgu yaptı. Takımın, gerçek anlamda taktiksel disipline uyduğunu ve bunun da galibiyette önemli rol oynadığını belirtti. Advocaat'ın, özellikle savunma ve hücumda en çok dikkat ettiği konuların başında takım boyu geliyor. İç saha maçlarında özellikle öndeki oyuncular taktik disiplinden kopup oyunu önde oynamaya çalışınca orta sahada ciddi boşluklar oluşuyor ve devamında stoperler zor anlar yaşıyordu. Bu sefer sarı-lacivertli futbolcular bu konuda daha başarılıydı. Orta saha yayına kadar rakibi bekleyip ileriye çıkışlarda dikkatli davranınca savunma ve hücum hattı arasındaki mesafe azaldı. Bu durum özellikle savunma anlamında sarı-lacivertlilerin işini kolaylaştırdı. Bu arada Teknik Direktör Advocaat'ın eleştirdiği bir konu da vardı. Hollandalı teknik adama göre takımı maçı çok daha önce koparabilirdi. Advocaat, "Yakaladığınız fırsatları değerlendirseniz maç çok daha önce bitebilirdi" dedi.
Milliyet

Süper Lig'de emin adımlarla yoluna devam eden Beşiktaş, Avrupa hedeflerini de büyütüyor. Siyah-beyazlı takım sezon başından bu yana mücadele ettiği Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi'nde ilginç bir detay yakaladı. Devler Ligi B Grubu'nda Benfica, Napoli ve Dinamo Kiev ile buluşan Kartal maçların oynandığı dönemde bazı şans faktörleri buldu. İlk olarak Napoli eşleşmelerinde rakibin yaşadığı şok sakatlık dikkat çekti. Napoli, Gonzalo Higuain yerine transfer ettiği Arkadiusz Milik'in 6 aylık sakatlığıyla sarsıldı. Tam da Beşiktaş ile yapılacak maç öncesi Polonyalı forvet Milik'in milli takımda çapraz bağları koptu. Siyah- beyazlılar İtalya'daki ilk maçı 3-2 kazanmayı başardı. Benzer durum Benfica maçları öncesi oldu. Hem Portekiz hem de İstanbul'daki randevular öncesi Benfica sakatlıklar nedeniyle hiç as takımıyla oynayamadı. Portekiz'de 1-1 biten maçta takımın üç forveti de (Mitroglou, Jimenez ve Jonas) forma giyemedi. Jonas, İstanbul'daki 3-3'lük tarihi rövanşta da yoktu. Bu durum UEFA Avrupa Ligi'nde de devam etti. Son 32 turunda Beşiktaş'ın rakibi olan Hapoel Beer Sheva sakatlık ve takımdan ayrılan oyuncularla ciddi bir hasar aldı. İsrail ekibinin yıldızı Maor Buzaglo ilk maç öncesi kadrodan çıkarılırken, transfer döneminde de 6 isimle yolları ayrıldı. Olympiakos ile son 16 turunda karşılaşacak olan Beşiktaş yine benzer bir durumu gördü. Gol sıkıntısı yaşayan Yunan ekibi en önemli forveti Ideye Brown'u Çin Süper Ligi'ne kaptırdı. Kırmızı-beyazlılar ligde PAOK'a da yenilerek üst üste 3. maçından mağlup ayrıldı, son senelerde ilk kez böyle bir kriz yaşarken son 3 maçını tek gol atamadan kapattı.
Milliyet

Galatasaray, Antalya'da hayata döndü.. Kayseri yenilgisinden sonra Riekerink'le yollarını ayırarak Igor Tudor'la anlaşan Cim-Bom yeni teknik patronu yönetimindeki üçüncü maçında ilk kez kazandı. Galatasaray 90+6'da Eren Derdiyok'un kafasıyla kazanırken son bölümü Bruma'nın kırmızı kart görerek atılmasından dolayı 10 kişi oynadı. Bu galibiyet Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi iddiası bakımından çok önemli oldu. Sancılı haftalar, kayıp puanlar ve protestolar derken her şey güzel başladı Antalya'da. İlk devre Galatasaray iki kez kaleye gidip iki kere gol buldu bireysel yetenekleriyle. Takım oyununda organize olmakta zorlandı sarı- kırmızılılılar. Tudor 3-4-3 ile takımını çıkarırken sahaya, özellikle pas hataları dikkat çekti. Buna rağmen 24'te Josue ile verkaça giren Bruma'nın şık golü ve 36'da Eren Derdiyok'un cezaalanı dışından attığı jeneriklik gol vardı. Ne var ki Tudor'un atılmasından sonra ibre ev sahibine döndü. 44'te Chedjou'nun hatasını iyi değerlendiren MBilla karşı karşıya pozisyonda golü atmakta zorlanmazken Rıza Çalımbay ikinci 45'e Salih Dursun-Zeki değişikliğiyle başladı. 53'te Danilo sağdan çizgiye inip yerden keserken Deniz Kadah'a sadece dokunmak kaldı. Zorunlu Carole-Linnes değişikliğinin olduğu dakikada Galatasaray, Bruma ile gole yaklaştı. Portekizlinin nefis plasesinde top direğe çarptı. 80'de günün kötülerinden Semih Kaya çizgiden çıkardığı topla kendini affettirdi. 84'te Bruma ikinci sarıdan atıldı. 90+6'da Rodrigues'i Chico cezaalanı sol çaprazında düşürdü. Selçuk'un ortasında Eren Derdiyok kafayla 3 puanı getiren golü attı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder