8 Mart 2017 Çarşamba

08.03.2017 Genel Gündem



08.03.2017

GÜNDEM

'Darbe'den Çıktı Almışlar
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yücel Kocaman koordinasyonunda, Başsavcıvekili Necip Cem İşçimen, Cumhuriyet savcıları İstiklal Akkaya, Kemal Aksakal'ın hazırladığı iddianame, darbe girişiminin hazırlık çalışmalarının başlama tarihlerine ilişkin çarpıcı ayrıntıları ortaya koydu. İddianamede, 14 Temmuz saat 09.00'da Albay Cemil Turhan'ın, astsubaylar Hüseyin Ömür ve Kenan Şimşek'e darbe girişimini söylediği ve MEDAS sisteminden nasıl mesaj çekildiğini öğrenmeleri yönünde emir verdiği belirtildi. İddianameye göre, iki şüpheli, sivil memur Zehra K.'dan bilgisayar şifrelerini ve MEDAS sistemine bilginin nasıl yüklendiğini öğrendi. 15 Temmuz gecesi ise şüpheli Astsubay Hüseyin Ömür, saat 21.39 ile 21.55 arasında Tuğgeneral Mehmet Partigöç ve Albay Cemil Turhan imzasıyla 'Zırhlı muhabere aracın intikali', 'Hazırlık ikazı ve birlik intikali', 'Atama', 'Katılışlar' ve 'Sıkıyönetim Direktifi' konulu 4 mesajı askeri hattan tüm birliklere gönderdi. İddianamede yer verilen bilirkişi raporu ise darbe mesajları ve atama listelerinin çıktılarının 15 Temmuz'dan yaklaşık 7 ay önce alındığını ortaya çıkardı. Bilirkişi raporunda, "Belgenin PerOBS kullanıcısı tarafından oluşturulduğu, içerik oluşturma tarihinin 15 Temmuz 2016 tarih ve saat 21.10 olduğu, son kaydetme tarihinin 15 Temmuz 2016 tarih ve saat 22.36 olduğu, son yazdırma tarihinin 14 Ocak 2016 tarih ve saat 13.46 olduğu" tespitine yer verildi. 14 Ocak tarihinde çıktısı alındığı belirtilen bu mesaj ve atama listelerinin 16 Ocak 2016'da Çamlıca gişelerinden Akıncı Üssü'ne gittiği belirlenen, FETÖ'nün firari sivil imamı Adil Öksüz'e sunulup sunulmadığı sorusu gündeme geldi. İddianamede şüphelilerden Yüzbaşı Metin Gümüşburun'un masasında 27 Mayıs ihtilalini konu alan 'İhtilal Çıkmazı' başlıklı kitap bulunduğu belirtildi. Gümüşburun'un kitabı 2 Şubat 2016'da Genelkurmay kütüphanesinden aldığı, 4 Nisan 2016'da teslim ettiği, aynı kitabı 30 Mayıs 2016'da da aldığı belirlendi. Söz konusu kitabın darbe planlamasında önemli bir yer tuttuğu iddia edildi. Darbe girişimi gecesi Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde 4 adet basın açıklamasının Üsteğmen İlker Çetinkaya tarafından yayınlandığı da iddianamede yer aldı. Çetinkaya'nın, Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan mesajları, kurumun Facebook, Twitter hesabından da yayınlamayı planladığı; bu amaçla gece geç saatlerde Üsteğmen Serdar Akyıldız'ı arayarak, "Sosyal medya hesaplarından nasıl paylaşım yapılacağını" sorduğu, "Şube Müdürü onaylamadan paylaşım yapılamayacağını" öğrendiği anlatıldı.
Hürriyet


8 Mart Kutlaması Yolunda Facia
8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği kutlaması için dün Bursa'dan Ankara'ya gitmek üzere yola çıkan Türk Metal Sendikası'na üye kadın işçileri taşıyan otübüs virajı alamayarak devrildi. Kazada, 7 kadın işçi yaşamını yitirdi, 39 kişi de yaralandı. Türk Metal Sendikası 1 No'lu Şube üyesi kadın işçiler, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Ankara'da düzenlenecek olan Kadın İşçileri 22. Büyük Kurultayı'na katılmak üzere, dün otobüsle Bursa'dan yola çıktı. Yaklaşık 250 kadının dört otobüsle konvoy halinde hareket ettikleri belirtildi. Sürücü Mehmet Tüzün yönetimindeki 16 KT 064 plakalı otobüs Bursa'nın İnegöl ve Bilecik'in Bozüyük ilçeleri arasındaki Mezitler Mevkii'nde virajı alamayarak refüje devrildi. Kazada Leyla Çiçek, Meyse Keskin, Özlem İnan, Fatma Hacıoğlu, Güleydan Sezer, Elvan Mutlu ve Leyla Yalçın yaşamını yitirirken, İnegöl Devlet Hastanesi'nde 34, İnegöl'deki bir özel hastanede 1, Bursa'daki hastanelerde 2 ve Bozüyük Devlet Hastanesi'nde de 2 yaralının tedavisinin devam ettiği öğrenildi. Kaza nedeniyle diğer üç otobüsün de Ankara'ya gitmeyerek Bursa'ya döndükleri ve kurultayın da kaza nedeniyle ertelendiği bildirildi. Kazada yaralananlar arasında bulunan Türk Metal-Sen Kadın Kolları Başkanı Selda Tekman'ın da yaralı olduğu öğrenildi. Tekman'ın dün doğum gününü kutladığı da bildirildi. Yaşamını yitiren kadın işçilerin ise Bursa'daki otomotiv yan sanayi üretimi yapan Yazaki ve Delphi fabrikalarında çalıştıkları, çoğunluğunun sendikanın Bursa şubesine üye oldukları belirtildi.
Milliyet

Pkk'ya Göz Açtırılmıyor
Diyarbakır'ın Lice ilçesinde, terör örgütü PKK'ya yönelik Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), emniyet unsurları ve güvenlik korucularının yer aldığı 7 bini aşkın personelin katılımıyla düzenlenen operasyon devam ediyor. Valilikten yapılan açıklamaya göre, Kulp, Lice, Hani ilçeleri kuzeyi ile Bingöl il sınırı arasında 5 Mart'ta başlatılan operasyona, 16 komando taburu, 742 polis özel harekat personeli ve 558 güvenlik korucusu katılıyor. Operasyonda iki M-16, altı Kalaşnikof, bir Dragunov keskin nişancı tüfeği, bir Biksi makineli tüfek, 23 şarjör, 120 fişek7 el bombası, bir tabanca, telsiz ele geçti. Ayrıca 1386 kilo esrar ve toprağa gömülü 6 bidonda 650 kilo yiyecek maddesi yakalandı. "Bayrak-41 Şehit Jandarma Tolga Topçuoğlu Müşterek Operasyonu"nda Lice ilçesi Güldiken Eskiköy mezrası kırsalında 6 Mart saat 18.05'te teröristlerin bulunduğu tespit edilen bölge ateş altına alındı ve gece jandarma komando timinin bölgeye sevki üzerine çatışma çıktı. Çatışmada 10 PKK mensubu etkisiz hale getirildi. Açıklamada şu bilgiler yer aldı: "Ön incelemede teröristlere ait cesetlerden birinin, 8'i, 'silahlı terör örgütüne üye olma', 7'si 'devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma', 2'si 'adam öldürme', '4'ü kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' olmak üzere 22 suçtan arama kaydı bulunan, kriminal inceleme raporlarına göre Diyarbakır'da 7 ayrı el yapımı patlayıcı ve mayın patlaması olayının faili, terörist 'Erhan Siser' kod adlı Edip Yetüt'e ait olduğu değerlendirilmektedir."
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,6733-3,6772                                   
Euro: Euro 3,8825-3,8871   
Sterlin: 4,4852-4,4908
Gram Altın: 143,7776-143,9729

Eşitlik Büyütür
2017, Türkiye yine kadınların istihdama, iş dünyasına ve sosyal yaşama katılımında sorunlarını aşamıyor. Türkiye, halen daha kadın istihdam oranında Avrupa Birliği ülkeleri arasında yüzde 27.5 oran ile en kötüsü. İşgücüne katılım ve eğitim seviyesi açısından da durum farklı değil. Ancak iyi haberler de var. Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu'nun (TÜRKONFED), araştırmasına göre Türkiye, 2007- 2015 yılları arasında düzenli ücretli işlerde 2 milyon 160 bin kadına net iş sağlayarak kadın istihdamını en fazla artıran ülkeler sıralamasında 63 ülke içinde yüzde 77'lik oranla birinci sırada yer aldı. Üniversite mezunu kadınların işgücüne katılım oranını yüzde 71.6'ya çıkarmayı başardı. Kız çocuklarının okullaşma oranını bu 8 yılda yüzde 18.7'den yüzde 41.1 seviyesine ulaştırdı. Tüm bunların ekonomiye de olumlu katkısı oldu. Uluslararası araştırmalar, kadınların katılımının artmasının hem yerel hem küresel ekonomiyi geliştirdiğini ortaya koyuyor. Nitekim Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) araştırmasına göre kadınların 2025 yılında işgücüne katılımı erkekler kadar olabilirse, küresel ekonomi 28 trilyon dolar daha artacak. KAGİDER Başkanı Sanem Oktar da, kadınların ekonomiye dâhil olmasının milli gelirin yüzde 30 artması anlamına geldiğini belirterek "Kadınlar girişimci olunca daha fazla kadını istihdam ediyor. Ekonomik olarak güçlenen kadın, hem ailesinin hem de toplumun güçlenmesine katkı sağlıyor" dedi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) da dün İstatistiklerle Kadın 2016 araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Bu veriler bize Türkiye'de kadınların sayıca eşit olduğunu ancak ne eğitimde ne de iş hayatında sayıca eşitliğini kullanamadığını gösterdi. Toplam istihdam oranı yüzde 46 iken, bu oran erkeklerde yüzde 65, kadınlarda ise yüzde 27.5 oldu. Kadınlar erkeklerle aynı eğitim seviyesindeyken kazandıkları ücret ise aynı olmadı. Erkekler yıllık ortalama 22.6 bin lira kazanırken kadınlar 17.9 bin lira elde edebildi.
Hürriyet

İşsizlik Maaşına Rekor Başvuru
Son günlerde işsizlik sigortası fonundan sıkça bahsedilir oldu. İstihdam seferberliği kapsamında işverene verilecek teşviklerden tutun da kurulacak esnaf ahilik sandığına yapılacak katkıya kadar her düzenlemede işsizlik fonu gündeme geliyor. İşsizlik sigortası, yıllardır da tartışma konusudur; fonda biriken paranın tutarı, kaç kişinin fondan yararlandığı, nerelere ödeme yapıldığı, biriken paraların nasıl değerlendirildiği hep sorgulanır. Konu hazır gündemdeyken detaylı anlatayım. Malum, işsizlik sigortası, kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalan sigortalıların yararlandığı bir fon. Prime esas aylık brüt kazanç üzerinden, çalışandan yüzde 1, işverenden yüzde 2 kesinti yapılıp, işsizlik sigortası fonuna aktarılıyor; devlet de yüzde 1 oranında katkıda bulunuyor. İşsiz kalan çalışanlara da belli süreyle her ay fondan maaş bağlanıyor. 2016 yılında işsizlik sigortasına rekor denecek sayıda başvuru yapıldı. Öyle ki, 2014 yılında işsiz kalan 3 milyon 176 bin 224 kişiye 1.6 milyar lira ödenirken, 2015 yılında işsizlik maaşı alan kişi sayısı yüzde 19 artışla 3 milyon 789 bin 193'e, ödenen para da yüzde 32 artışla 2.1 milyara çıktı. 2016 yılında ise işsizlik sigortasına başvuru yapanların sayısı yüzde 36 artarak, 5 milyon 151 bin 703 kişiye çıktı. Geçen yıl fondan, işsizlik maaşı olarak da toplam 3.6 milyar lira ödendi ki; bu, bir önceki yıla göre fondan yapılan ödemelerde yüzde 68 artış anlamına geliyor. Şunu da belirteyim, sadece 2016'nın aralık ayında 140 bin yeni kişi işsizlik sigortası için başvuruda bulundu. Başvurulardaki artış 2017'nin ilk ayında da devam etti ve 158 bin yeni kişi işsizlik maaşı için müracaat etti. Bu yılın ocak ayında fondan 507 bin 357 kişiye toplam 402.5 milyon ödeme yapıldı. Gelelim, işsizlik sigortası fonunda biriken paranın tutarına. 2016'da fonun toplam gelirleri 22.2 milyara, toplam giderleri de 12.1 milyar lira olarak gerçekleşti ve geçen yılsonu itibariyle fonda biriken toplam tutar, 103.2 milyar lira oldu. Peki, bir önceki yıl fonun toplam varlığı neydi? 93 milyar lira. Demek ki, bir yılda fonda biriken para, yüzde 9.6 artmış. Fonda biriken paralar nerede değerleniyor diye soracak olursanız, yüzde 91'i tahvilde, yüzde 9'u da faizde. Özetle, fonun tek getirisi var; o da, faiz. Nitekim geçen yıl fonun getirisi yüzde 8.20 olmuş. 2016 yılında enflasyon (Yİ-ÜFE) ise yüzde 9.94 olarak gerçekleşmiş. Yani, fonun getirisi enflasyonun altına kalmış. Kafanızı rakamlarla fazla karıştırmak istemiyorum ama akıllara şöyle de bir soru geliyor: Toplam varlığı 103 milyarı bulan bir fon daha iyi yönetilip, daha iyi getiri sağlanamaz mı?
Hürriyet

3 Yıl Sonra Petrolde Arz Krizi Yaşanabilir
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) yeni üretim yatırımlarında son 2 yıldır yaşanan düşüşün, petrol üretiminde atıl kapasite seviyesini son 14 yılın en düşük seviyesine indirdiğine işaret ederek 2020'den sonra arzın talebi karşılamakta zorlanacağını ve fiyatlarda keskin düşüşe yol açacağını savundu. IEA, gelecek 5 yıllık dönem için piyasayı analiz ettiği "Petrol 2017" başlıklı raporda, petrol fiyatlarında yakın zamanda keskin bir artış beklemediğine işaret etti. Ancak raporda 2015 ve 2016'da petrol arama-üretim harcamalarının 800 milyar dolardan 450 milyar dolara inmesinin taşıdığı riske de işaret edilerek yeni projelerin devreye alınmaması halinde dünyanın bir petrol arz sıkışıklığı yaşayabileceği uyarısı yapıldı. Petrol fiyatlarının 60 dolar/varil seviyelere yakın kalmaya devam etmesi halinde 2022 yılına kadar global petrol arzının, büyük bölümü ABD kaya gazı üretiminden gelmek üzere 1.4 milyon varil artacağını tahmin eden IEA, fiyatların daha yüksek olması halinde üretimin daha güçlü artabileceğini de vurguladı. IEA raporunda, "Eğer fiyatlar 80 dolar/ varile yükselir ise ABD'nin üretimi 5 yılda 3 milyon varil/gün artabilir" değerlendirmesi yapılırken, 50 dolar/ varile yakın bir fiyatta ise ABD'nin kaya gazı üretiminin düşebileceğine dikkat çekildi.
Haber Türk

15 Başlı Tanıtım Devri Kapandı!
Türkiye'de 12 yıldır aktif olan sektörel tanıtım grupları kapanıyor. İki hafta önce Meclis'te kabul edilen yasayla sona erdirilen grupların yerine tek bir grubun bütün sektörler için tanıtım faaliyeti yapmasının planlandığı öğrenildi. Sektörel tanıtım gruplarına geçen hafta gönderilen tebliğde faaliyetlerinin sona erdiği bildirildi. Bu kısa tebliğde ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) himayesinde her sektörü kapsayan Türkiye Tanıtım Grubu'nun kurulacağı bilgisi de yer aldı. Türkiye'de 12 yılda farklı sektörler için yurtdışında tanıtım ve fuarlara katılmak amacıyla Deri Tanıtım Grubu, Makine Tanıtım Grubu gibi 15 sektöre yönelik tanıtım grupları oluşturulmuştu. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Ekonomi Bakanlığı'nın son serbest bölgeler kanunu içinde bir maddeyle tanıtım gruplarının kurulmasının kaldırılması ve kurulmuş olanların da kapatılmasıyla ilgili bir tasarrufta bulunduğunu belirterek, "Burada kurum olarak bizim bir talebimiz yok. Bakanlığın tasarrufu. Yeni dönemde tek bir tanıtım grubu olacak. Bakanlığın yeni çıkardığı kanunda onbinde 3'e kadar yine ihracatçılardan kesinti yapılacak. Kanun çıktı ama bu uygulamanın esaslarıyla igili düzenleme yapma yetkisi yine bakanlıkta. Esaslar daha net değil" dedi. Makine Tanıtım Grubu Başkanı Adnan Dalgakıran ise, tanıtım gruplarının geçen hafta itibariyle faaliyetlerinin sona erdiğini dile getirerek, "Geçen hafta itibariyle gelirlerimiz de kesildi. Ama bazı grupların anlaşmaları devam ettiği için bir süre devam edebilecekler. Ama yıl sonuna kadar hepsi bitmiş olur" diye konuştu. Bu karar alınırken kendilerine danışılmadığını dile getiren Dalgakıran, "Böyle gerek görüldü. Biz kendi açım ı z d a n başarılı bir tanıtım grubuyduk. Bunu bizim söylememiz bir şey ifade etmez. Alt dernek ve kurumlar da faaliyetlerden memnundu. Her tanıtım grubundan aynı memnuniyet var mı bilmiyoruz. Yeni oluşturulacak sektörel tek yapı öne çıkacak. Belki daha iyi olur bilemeyiz" yorumunu yaptı. Deri Tanıtım Grubu Başkanı Erdal Matraş da, geçen hafta itibariyle kendilerine gelen tebliğle tanıtım gruplarının kapatıldığının duyurulduğunu aktararak, şunları söyledi: "12 yıldır çok aktif çalışan bir gruptuk. Hatta en aktif, bütçe oranlamalarında en etkili, etki fayda analizinde en verimli gruptuk. Çok üzgünüz tabii ki. Özellikle deri sektörü olarak tanıtım grubundan çok memnunduk. Bakanlık var olan sözleşmeler ve anlaşmaların devam ettirilmesine izin veriyor. Devam eden birkaç işimizi bitirdikten sonra tamamen bitireceğiz."
Milliyet

Hâlâ Bilmeyenler Duymayanlar Var
Ülkenin ekonomik değer üreten kesimlerinin geleceğe güvenini artırmak, üretimle ilgili sorunları ortaya koymak ve çözüm önerileri geliştirmek, üretimin önemi konusunda farkındalığı artırmak amacıyla "Üreten Türkiye Konuşuyor" toplantıları başlatılıyor. TOBB, TÜRK-İŞ, TİSK, TESK, TZOB, HAK-İŞ'in de aralarında bulunduğu kuruluşların başkanlarının katıldığı tanıtım toplantısında konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, "Ülke olarak daha fazla nasıl üretebiliriz?" sorusuna yanıt aramak üzere bir araya geldiklerini söyledi. AK Parti hükümetleri olarak, 14 yıl boyunca ülke ekonomisinin büyütmek için çok sayıda ekonomik teşvik paketini yürürlüğe koyduklarını dile getiren Tüfenkci, şöyle devam etti: "Reel sektör, ihracatçı ve KOBİ'lerin rahatlatılmasına yönelik reform niteliğinde birçok tedbiri uygulamaya aldık. Bakanlık olarak ekonomimize hız kazandıracak birçok yeniliğe de imza attık. Ancak sahada gördüğümüz manzara ve iş dünyasından aldığımız tepkiler, bu kadar çok iyileştirmelere ve teşviklere rağmen, bu uygulamaların bilinmediğini ve muhatapları tarafından yaygın şekilde anlaşılmadığını gördük." "Türkiye'yi daha fazla büyütebiliriz" diyen Tüfenkci, bu amaçla 'Üreten Türkiye Konuşuyor' temalı toplantılar dizisiyle, Bakanlık olarak üretenlerin ayağına giderek onları dinleyeceklerini söyledi. Bakan Tüfenci, "Toplantıların temel hedefi, Başbakanımızın da ifade ettiği gibi, 'laf laf üstüne değil, taş taş üstüne koyacağız' anlayışını iş dünyasına yansıtabilmektir. Toplantılarla teşvikler, ekonominin son durumu ve gelecek beklentileri iş dünyasının temsilcileriyle istişare edilecek" ifadesini kullandı.
Vatan

DÜNYA

Abd'den Vizede 13-14 Ülkeye Sıkı Araştırma
ABD İç Güvenlik Bakanı John Kelly, nüfusunun çoğunluğu Müslüman 6 ülke vatandaşlarına üç ay yeni vize sınırlaması getirilmesinin yanı sıra 13-14 ülkeden yapılan vize başvurularında da 'güvenlik incelemesi sorgulaması' yapılacağını bildirdi. CNN kanalında yaptığı değerlendirmede ülke ismi vermeyen Kelly, ABD'yi daha iyi koruyabilmek için bazı ülkelerden kendileriyle iş birliği yapmalarını isteyeceklerini belirterek şöyle konuştu: "Spekülasyon yapmak istemiyorum. Hepsi Müslüman ülkeler olmamakla birlikte 13-14 ülke var. Bunların hepsi Ortadoğu'da da değil. Kendileriyle çalışabilmemiz için güvenlik incelemesi sorgulaması yapmalarını isteyeceğiz. Daha fazla güvenlik incelemesi getirirsek bu ülkelerden bizim ülkemizi ziyaret edecek vatandaşların şansı azalır." Ayrıca Kelly, sınırlamanın Müslümanlara karşı yapılan bir hamle olmadığını savundu ve dünyada halkının çoğunluğu Müslümanlardan oluşan yaklaşık 51 ülke bulunduğunu ifade etti. Donald Trump'ın önceki gün imzaladığı yeni kararname ile vize sınırlaması getirilen ülkelerin İran, Suriye, Somali, Sudan, Yemen ve Libya olduğu belirtilmişti. Daha önceki metinde yer alan Irak, yeni kararnameden çıkarılmıştı. Trump'ın ilk kararnamesi geniş kapsamı yüzünden yargıya takılmıştı.
Hürriyet

Cıa Akıllı Telefonları Tv'leri Hack'ledi
Wikileaks internet sitesi, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı'nın (CIA) Siber İstihbarat Merkezi'ne ait olduğu iddia edilen binlerce gizli belge yayımladı. Wikileaks'ten dün yapılan açıklamada, "Vault 7" adı verilen belgelerin bugüne kadar CIA'den sızdırılan en hacimli arşiv olduğu belirtildi. Açıklamaya göre, CIA'nın "Yıl Sıfır" (Year Zero) adlı bütün "hacking cephaneliği" sızdı ve ABD hükümeti için çalışan eski hackerlardan biri 8 bin 761 belgeyi Wikileaks'e ulaştırdı. Yayınlanan belgelere göre; Siber İstihbarat Merkezi, ABD'nin Virginia eyaletindeki CIA merkezinde konuşlandı. İkinci gizli üssün ise ABD'nin Almanya'nın Frankfurt kentindeki konsolosluğu olduğu, buradan Avrupa, Ortadoğu ve Afrika'nın takip edildiği ileri sürüldü. CIA'nın İngiliz istihbarat servisi MI5'le birlikte geliştirdiği "Weeping Angel" (Ağlayan Melek) isimli bir kod, Samsung marka akıllı televizyon F8000'i kapalı olmadığı halde kapalı gösteriyor. Böylece televizyon bir dinleme aracına dönüşmüş oluyor. Televizyonun kaydettiği ortam sesleri daha sonra otomatik olarak internet üzerinden CIA'ya gönderiliyor. CIA, Signal, WhatsApp ve Telegram gibi popüler telefon uygulamalarının şifresini de kırarak, kullanıcıların yerlerinden konuşmalarına kadar pek çok veriye gizlice ulaşabiliyor. CIA, internet üzerinde yer almayan bilgisayar sistemlerine ise fiziksel olarak ajanları aracılığıyla sızdı ve bu ajanlar taşınabilir disklerdeki yazılımlarla sistemleri ele geçirdi. CIA, bu yolla yabancı devletlere ve şirketlere ait veri merkezlerine de sızdı. Belgelerin doğruluğu henüz onaylanmazken, CIA yetkilileri konuya ilişkin açıklama yapılmayacağını belirtti.
Hürriyet

Antalya'da Kritik Suriye Zirvesi
Suriye'de yeniden şekillenen güç dengeleri, Rakka operasyonu öncesinde bu ülkedeki gelişmeleri "satranca" dönüştürdü. Rakka operasyonu için hazırlıklar sürerken, sahada bulunan üç önemli güç olan Türkiye, ABD ve Rusya'nın genelkurmay başkanları heyetleri ile birlikte dün sürpriz bir şekilde Antalya'da buluştu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Francis Dunford ve Rusya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Valery Vasilyeviç Gerasimov, Antalya'da düzenlenen üçlü toplantıda bir araya geldi. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yapılan açıklamada, "Toplantıda; taraflar başta Suriye'de faaliyet gösteren tüm terör örgütleriyle mücadelede gelinen son durum olmak üzere, Suriye ve Irak'taki bölgesel güvenlik sorunları hakkında görüş alışverişinde bulunmuştur. Ayrıca önümüzdeki dönemde tüm terör örgütleri ile daha etkin mücadele edilebilmesi maksadıyla, üç ülke silahlı kuvvetleri arasındaki istenmeyen olayların önlenmesi kapsamında alınabilecek ilave tedbirler değerlendirilmiştir" ifadesi kullanıldı. Reuters haber ajansına konuşan üst düzey bir Türk yetkili, Belek'te bir otelde gerçeklene sürpriz toplantının Suriye konusundaki bütün resmi değiştirebileceğini söyledi. Yetkili, "Bu süreçte emin değiliz ancak ABD'nin (Rakka) operasyonunun Türkiye yerine PYD ile yapabilir. Aynı zamanda ABD PYD'ye silah yardımına devam ediyor" şeklinde konuştu. Suriye'deki gelişmeler, hazırlıkları süren Rakka operasyonu öncesinde sahadaki güçlerin yeni hamleleri nedeniyle bir satranç özelliği kazandı. TSK desteğindeki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), El Bab ve çevresinde hâkimiyeti sağlarken, El Bab'ın banliyösü niteliğindeki Tadif ise Rusya'nın desteğindeki rejim güçlerinin elinde bulunuyor. Rejim güçleri, El Bab'ın Güneydoğu bölgesinde ilerleyerek terör örgütü PKK'nın uzantısı PYD'nin kontrolü altında bulunan bölgeye kadar ilerledi. TSK ile ÖSO unsurları, El Bab'ın doğusundan Münbiç'e doğru yürüyüşe geçti. Ancak PYD, Münbiç'in batısındaki köyleri, Rusya ile anlaşma yaparak rejim güçlerine bıraktı. Toplantıda, çok sayıda unsurun birbirine yakın mevcudiyetinin bulunduğu bölgedeki son duruma ilişkin görüş alışverişinde bulunduğu ifade ediliyor.
Milliyet

İsrail: İşbirliğine Hazırız
Yakınlaşma sürecinin başlamasının ardından İsrail'e gerçekleştirilen ilk Türk basın heyetinin ziyaretinde Knesset Sözcüsü Yuli-Yoel Edelstein ile görüşme fırsatı bulduk. Edelstein Türkiye ile başlatılan yakınlaşma sürecinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, "Meclis ve oluşturulan Türkiye-İsrail dostluk grubu, iki ülke arasında hayata geçirilebilecek işbirliği konusunda tam anlamıyla hazır" dedi. "Farklı sınırlarda aynı sorunla mücadele ediyoruz" diyerek Suriye meselesini gündeme getiren Edelstein, yaklaşımda farklılık olabileceğini ancak iki ülkenin de isteğinin bölgedeki istikrarın sağlanması olduğuna işaret etti. Türkiye-Siral Dostluk Grubu Başkanı Mickey Levy ise terörizm konusunda işbirliği olması gerektiğini söylerken, Kudüs'ün durumunun herhangi bir tartışmaya açık olmadığını söyledi. Knesset'te görüştüğümüz Ulusal Güvenlik ve Bölgesel İşbirliğinden sorumlu Bakan Tzachi Hanegbi iki ülke arasındaki normalleşme konusunda umutlu olduğunu söylerken, Türkiye ve İsrail'in yaşadığı durumu 'boşanma aşamasına gelen ancak son anda (eski ABD başkanı Barack Obama'yı kastederek) aile kurumlarından yardım alarak tekrar bir arada yaşamaya başlayan bir çifte' benzetti. Hanegbi, Türkiye'deki Yahudi toplumunun güvenlik konusunda bir sıkıntı yaşamadığını belirtirken, sadece Fransa'da anti-semitizmin yükselişte olduğuna dikkat çekti. Hanegbi Türkiye'nin İsrailliler için çok önemli bir turizm noktası olduğunu belirtirken, kendisinin de Türkiye'ye tekrar gelmek için biraz daha bekleyeceğini ancak gelecekte bu durumun daha iyiye gideceğini söyledi. Hanegbi iki ülkenin de hatalar yaptığını ancak 'farklılıkların açıkça konuşulması gerektiğini' belirtti. Daha sonra görüştüğümüz İsrail eski güvenlik danışmanı Yaalov Amidrov ile Filistin sorununu konuştuk. Amidrov 'Filistin sorununun çözümünün Ortadoğu'daki tüm sorunları çözeceği yönündeki kanının yanlış olduğunu belirtirken olası çözümün İsrail'in bölgedeki Arap Sünni devletlerle ilişkisine büyük yardımı olacağını ifade etti. Amidrov 'Sünni devletlerin İsrail'le işbirliğine açık olduğunu ancak Filistin sorunu nedeniyle kendi toplumları karşısında zorluk yaşadıklarını' söyledi.
Milliyet

Daeş'e Karşı Büyük Zafer
Irak'ın ikinci büyük kenti Musul'un batı yakasını terör örgütü DAEŞ'in elinden almak için geçen ay başlatılan askeri harekâta devam eden Irak ordusu, birçok hükümet binasını sabaha karşı düzenlenen baskınla ele geçirdi. DAEŞ'in Musul'u işgalinin ardından 2014 yılında ele geçirdiği ve 49 çalışanı 3 ay boyunca esir aldığı Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu binası da dünkü operasyonla geri alındı. Irak ordusu, dün sabah konsolosuk binasının bulunduğu Tayaran Mahallesi'ni tamamen kontrol altına aldığını açıkladı. Irak Başbakanı Haydar el İbadi ise DAEŞ'in günden güne eridiği Musul'un batısındaki askeri harekâtı denetlemek için bölgeye gitti. Çatışmalarda onlarca DAEŞ militanının öldürüldüğü ifade edilirken, DAEŞ bölgeye yönelik jet baskınlara intihar saldırılarıyla direniyor. Irak ordusunun olası bir Musul zaferi, DAEŞ'in ilan ettiği sözde hilafetin Irak kanadının çöküşü anlamına gelecek. DAEŞ'e karşı kurulan uluslararası koalisyondan ABD'li Tuğgeneral Matthew Isler ise Musul'daki DAEŞ militanlarının organize olmadığını ve DAEŞ üyesi yabancı militanlarının bölgeden ayrılmaya çalıştıklarını söyledi. Yüz binlerce sivilin DAEŞ ve Irak ordusu arasındaki çatışmaların gölgesinde yaşadığı Musul'da dünkü operasyonlar DAEŞ'e büyük bir darbe indirdi. Örgütün Suriye ve Irak'ta önemli toprak kazanımlarıyla dünyayı şoke ettiği 2014 yalında ele geçirdiği valilik binası, Irak Merkez Bankası'nın ana binası ve Musul Müzesi de dünkü operasyonların ardından ele geçirildi. DAEŞ, Musul Müzesi'ni ele geçirdikten sonra bölgedeki eşsiz heykel ve tarihi kalıntılara büyük zarar vermişti. Musul Müzesi, başkent Bağdat'taki Irak Ulusal Müzesi'nin ardından ülkedeki en önemli tarihi eserlerin bulunduğu yapıydı. DAEŞ'in Musul'da halka yönelik acımasız kararlar aldığı ana mahkeme binasının da operasyonda ele geçirildiği belirtildi. Geri alınan hükümet binalarının büyük kısmının DAEŞ tarafından kullanılmadığı ifade edilirken, dünkü zaferin büyük bir sembolik önem taşıdığı belirtiliyor. Ordu, ele geçirdiği hükümet binalarının üzerinde Irak bayrağı astı. Musul'ın batısına yaklaşık iki hafta önce başlayan operasyonda bölgeden toplamda 42 bin sivilin tahliye edildiği belirtiliyor. Irak ordusu, 17 Ekim 2016'da başlatılan Musul harekâtında 24 Ocak itibarıyla kentin doğu bölgesinin tamamını DEAŞ'tan temizlemişti. Kentin doğusunu görece kolay şekilde alan Irak Ordusu'nun eski evleri, dar sokakları ve nüfusun belirli bölgelere toplandığı tarihi, kalabalık semtleriyle bilinen Musul'un batısında daha çetin bir direnişle karşılaştığı belirtiliyor. ABD liderliğinde DAEŞ'e karşı kurulan ulusalararası koalisyon, Irak ordusuna havadan destek sağlıyor. Musul harekâtının başladığı 17 Ekim'de DAEŞ'in kentte 6 bin militanı bulunurken, operasyonlar sonucunda birkaç bin DAEŞ militanının öldürüldüğü tahmin ediliyor.
Milliyet

Netanyahu'ya Rüşvet Sorgusu
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, hakkında rüşvet iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında dördüncü kez ifade verdi. İsrail Kanal 2 televizyonunun haberine göre Netanyahu, iş adamlarından pahalı hediyeler aldığı ve Yedioth Ahronot gazetesinin yayıncısı Arnon Mozes'in, rakip İsrail el-Yevm gazetesine baskı uygulama karşılığında hükümetle ilgili haberlerin formatını değiştirdiği iddialarıyla ilgili soruşturma çerçevesinde 4 saat ifade verdi. Netanyahu, ifade işlemleri sırasında kendisini telefonla arayan ABD Başkanı Donald Trump'la da görüştü. Görüşmede, 'İran'la varılan nükleer anlaşmanın tehlikeleri ile İran'ın bölgedeki saldırganlığı' konularının ele alındığı belirtildi. İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında, Almanya'dan yasa dışı yollarla denizaltı ve savaş gemisi satın aldığı iddiasıyla bir soruşturma daha yürütülüyor. Bahsi geçen hediyeleri veren kişilerin yakın arkadaşı olduğunu savunan Netanyahu'nun, yolsuzluk yaptığının kesinleşmesi durumunda görevinden istifa etmesi gerekiyor. Netanyahu hakkında daha önce de kamu fonlarını kişisel harcamalarında kullandığı iddiasıyla soruşturma yürütülmüştü.
Vatan

POLİTİKA

5 Tane Koyunu Kaybeder
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün Ankara'da TÜGEF'in düzenlediği 'Türkiye Evet Diyor' etkinliğine katıldı. Salonda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeni Anayasa'dan sonra cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık sözlerini dinleten Erdoğan, "Bu zata 5 tane koyun verin, keçi verin kaybeder gelir. İnsan şu 18 maddeyi bir okumaz mı?" dedi. Erdoğan özetle şunları söyledi: " Ana muhalefetin başındaki zat diyor ki 'hayır oyunun hiçbir vebali yoktur' bunlar hayatları boyunca sorumluluk almadılar ki anayasa değişikliği için alsınlar. Şimdi ana muhalefetin başındaki zatı dinleyelim. (Salonda CHP Genel Başkanı'nın radyodaki açıklamaları dinletildi) Bu zat ana muhalefet partisinin genel başkanı, dersini hiç çalışmamış. Hayatı bunun hep böyle geçti. Kendi kulaklarınızla duydunuz. 'Hayır'ın gerekçesini anlatırken ne diyor, cumhurbaşkanı başka bir partinin, başbakan başka bir partinin genel başkanı olunca asıl kavga orada çıkar diyor. Burada başbakan olmayacak ki sadece cumhurbaşkanı olacak, başkası yok. Burada başbakan yok. O iş kapanıyor artık. Bunu dahi öğrenememiş. Bu zata beş tane koyun, beş tane keçi verin kaybeder gelir. İnsan şu 18 maddeyi bir okumaz mı? Birileri diyor ki 'Meclis'i ve Bakanlar Kurulu'nu çocuk çocukla mı dolduracaksınız.' Gençlerimiz 18 yaşından itibaren reşit kabul ediliyor. Evlenebilir, iş kurabilir, yurtdışına gidebilir, askere gidip vatan hizmeti yapabilir, anne olabilir ama seçimde aday olamaz. Böyle çarpık bir mantık olabilir mi? Bir çağı kapatıp bir çağı açan Fatih'in torunları yeni bir çağın açılmasına hazırlanıyorlar. 1920'de Büyük Millet Meclisimiz açıldığından beri 'hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' diyoruz. Ama maalesef her dönemde millete ait olan bu hakimiyetin pek çok ortağı olmuştur. Tek parti CHP'si döneminde Türkiye'yi millet ve onun temsilcilerinin yönetmediği ortadadır. Gazi Mustafa Kemal ile İnönü arasındaki iktidar çekişmelerini bilmeyen yok. Çok partili hayata geçtikten sonra da sorun çözülmemiştir. Cumhurbaşkanlarıyla başbakanlar arasındaki çekişmeler darbelere, muhtıralara, ekonomik krizlere kadar varan sorunlara yol açmıştır. Partisi ile arası açılan Demirel, siyasetin zayıf dengelerini kullanarak bürokratik oligarşiyle el ele verip ülkeyi fiilen yönetmeye kalkmıştır. Ahmet Necdet Sezer döneminde de bu çift başlı yapının ülkemize ağır maliyetlerine şahit olduk. Halbuki kuraldır, iktidar ortak kabul etmez. Yetkisi olan ama millete karşı sorumluluğu olmayan güçleri meclisin ve siyasetin iradesine ortak ettiğinizde böyle krizler kaçınılmazdır. Millet sorumluluğu kime vermişse hesabı da ondan sorulur. İşte bu anlayışla yeni sistemde cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık görevlerini birleştiriyor, milletin karşısına tek bir muhatap çıkartıyoruz. Artık cumhurbaşkanı ile başbakan kavga etti diye millet bedel ödemek zorunda kalmasın istiyoruz. Hiç endişeniz olmasın dimdik ayaktayız. Hiçbir beşeri gücün önünde eğilmedik sadece Allah'ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik. Türkiye son 14 yılda milletimizin AK Parti'ye ve şahsıma verdiği destek sayesinde pek çok sorunun üstesinden gelmiştir. Fakat bu büyük desteğe rağmen önümüze çıkartılan engelleri unutmadık. CHP'ye, HDP'ye, Saadet Partisi'ne, BBP'ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum. Gelin bir olalım, beraber olalım, iri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım diyorum. Türkiye'yi Avrupa'da istemeyenler, Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, Belçika da isteseler istemeseler de Türkiye'yi şu anda Avrupa'daki tüm kardeşlerim dinliyor. Bu toplantı orada izleniyor, şu anda bizi dinliyorlar. Biz oralardaki kardeşlerimizle gönül diliyle konuşuyoruz zaten, sıkıntımız yok."
Hürriyet

"Daha Kötüsünü Yapıyorsunuz"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk bakanların referandum toplantılarına izin vermeyen Almanya'ya tepki gösterirken AK Parti hükümetini de eleştirdi. Bulgaristan'da seçilen Türk asıllı Erdinç İsmail Hayrullah'ın Türkiye'de propaganda yapmasının engellenmesini örnek gösteren Kılıçdaroğlu, dünkü Meclis grup toplantısında özetle şöyle konuştu: "İki Sayın Bakan Almanya'ya gidip konuşma yapacak. Konuşmalı, orada vatandaşlarımız var, onlar da oy kullanacaklar ama iki bakana izin verilmemesi, hem iktidar kanadından hem bizim tarafımızdan tepkiyle karşılandı. Almanya'ya denildi ki, 'Demokrasiden söz ediyorsan bizim bakanlarımızı engellememen gerekir.' Bir konuyu eleştiriyorsanız önce dönüp kendinize bakmanız lazım. Bulgaristan'dan malum çok sayıda Türk kökenli vatandaş geldi. Bunlar aynı zamanda hem Türk hem de Bulgar vatandaşı. Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Partisi kurdular, dolayısıyla seçimler olduğu zaman Türkiye'ye gelip propaganda yapıyorlar. Bulgaristan'da Erdinç İsmail Hayrullah, Bulgar Parlamentosu'nda Bulgaristan Türkiye Dostluk Grubu Başkanı aynı zamanda. Seçimler yapılacak Türkiye'ye gelmek, propaganda yapmak istedi, bunun Türkiye'ye girişini Dışişleri Bakanlığı yasakladı. Aynı şeyi sen yapıyorsun? Binali Yıldırım'a ve Cumhurbaşkanı'na sormak istiyorum. Bu Türk vatandaşının Türkiye'deki çifte vatandaş olan insanlara kavuşmasını, gelip burada propaganda yapmasını hangi gerekçeyle kabul etmiyorsunuz? Türkiye Cumhuriyeti gibi dünyada saygınlığı olan bir devlet, kendi itibarını ayaklar altına almaz, yükseltmek ister, bunun mücadelesini verir. Almanya'ya kızıyorsunuz daha kötüsünü siz yapıyorsunuz. Siyaset çifte standardı kaldırmaz. Sen nasıl Almanya'ya gidiyorsan Bulgaristan'daki Türk ve Müslüman olan kişi de Türkiye'ye gelmeli, çıkıp kendi propagandasını yapmalı. Buna izin vermeliydiniz."
Hürriyet

Bize Demokrasi Dersi Vermeyin
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Almanya'nın Hamburg kentinde Türkiye'nin Hamburg Başkonsolosluğu'nun balkonundan Türk vatandaşlarına hitap etti. Bakan Çavuşoğlu, "Bizim Almanya'ya yönelik hiçbir husumetimiz olmadı ve olmaz da. Almanya'nın sistematik bir şekilde Türkiye karşıtlığı ve Almanya'da yaşayan vatandaşlarımıza özellikle sistematik bir şekilde yaptığı baskı kabul edilemez. Madem dostsak, bu dostluğa yakışmaz. İkili ilişkilerimize yakışmaz" diye konuştu. Vatandaşlarla daha geniş bir salonda buluşmayı arzu ettiğini ancak bunun mümkün olmadığını belirten Çavuşoğlu, "Sizleri bu açık havada, soğukta üşütmek istemezdik. Buradaki komşularımızdan özür dilemek istiyorum. Onları da akşamın bu saatinde rahatsız etmek istemezdik. Ama bunun sorumlusu biz değiliz. Bunun sorumlusu sizlerle salonlarda buluşmamızı engelleyenlerdir" diye konuştu. Çavuşoğlu, şöyle devam etti: "Bakınız sizlerle buluşacağımız üç tane düğün salonunu iptal ettiler. Aynı şekilde otelde bu toplantıyı yapacaktık, onu da iptal ettiler. Bir vatandaşımız, arkadaşlarımızla bir sözleşme imzaladı. Ona sistematik baskı yaptılar. Polis, istihbarat, çok açık konuşacağım, herkes geldi, 'İptal et' dediler. Vatandaşımız, delikanlı mert bir vatandaşımız, 'Hayır, ben iptal etmem' dedi. Ama dün akşamüstü, vatandaşımızın yerini mühürlediler, yangın gerekçesiyle. 20 yıldır çalışan işletmeyi iptal ettiler. Bugüne kadar neredeydiniz? Maalesef bu sistematik bir engellemedir." Çavuşoğlu, Avrupa'da 5 milyondan fazla Türk vatandaşının yaşadığını ve birçoğunun Almanya vatandaşlığına kabul edilmediğini hatırlatarak, "Hem vatandaşlığa kabul etmeyeceksin hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla bizim buluşmamızı engelleyeceksin. Bu insanlığa, demokrasiye, insan haklarına, toplanma özgürlüğüne sığar mı? Lütfen bize insan hakları demokrasi gibi konularda ders vermeye kalkmayın" şeklinde konuştu. Dünyanın her yerinde vatandaşlar ve soydaşlarla bir araya gelindiğini belirten Çavuşoğlu, "Bu engellemelerle bir yere varamayız. Herkes bilsin. Bu engellemeler bizi sindiremez, bizi korkutamaz. Vatandaşlarımızla aramızdaki bağı hiç kimse koparamaz" ifadesini kullandı. Bakan Çavuşoğlu'nun, bugün Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ile görüşeceği ve Berlin'de turizm fuarını ziyaret etmesi bekleniyor.
Haber Türk
Güzel İşler Evet İle Başlar
Başbakan Binali Yıldırım, İzmir'de Ak Parti Kadın Kolları tarafından düzenlenen Kadınlar Günü buluşmasına eşi Semiha Yıldırım ile birlikte katıldı. Toplantıya iş kadınları, ev kadınları, STK temsilcileri ile şehit Fethi Sekin'in eşi Rabia Sekin, şarkıcı Petek Dinçöz gibi isimlerin de olduğu 400 kadın katıldı. Kadınlar Günü etkinliği için giderken trafik kazasında hayatını kaybeden 7 kadın için başsağlığı dileyen Yıldırım, konuşmasında şunları söyledi: Gelişen model ülke olan Türkiye'yi zeki başarılı hanım efendilerle birlikte inşa ediyoruz. Kadınların her alanda muvaffak olabileceğine inanıyoruz. Kadının istismar aracı olarak kullanılmaması için en büyük mücadeleyi Ak Parti iktidarı olarak verdik. Kadının ekonomik gücü sosyal statüsü ne olursa olsun biz iyi biliyoruz ki kadın bir toplumun kilit taşıdır. Kilit taşı sarsıldığı zaman toplum da sarsılamaya ve tehlike çanları çalmaya başlar. Hiçbir makam annelikten üstün değildir. Cumhuriyet, Meclis, demokrasi, iş dünyası, kültür ve sanat hayatı kadınsız olmaz. Samimiyetimizin karşılık bulduğunu da görüyoruz. Partimizin kadın kolları 4,5 milyona ulaşan üye sayısı ile dünyanın en büyük kadın kolları teşkilatıdır. Türkiye ekonomik kriz ve kaos günlerine dönmesin diye gecemizi gündüzümüze kattık. IMF kıskacındaki ülkemizi başı dik hale getirdik. Türkiye'yi model bir ülke haline getirdik. Şehir hastaneleri, limanlar daha birçok eser, hepsi Türkiye'nin geleceği, evlatlarımızın müreffeh bir ülkede yaşaması için hizmetleri hayata geçirdik. Millet takdir etti 15 yıl bizimle yürüdü. Küresel ekonomik kriz döneminde Cumhurbaşkanımızın çağrısına destek olan milyonlar ekonomiye destek oldu. Ekonomideki dalgalanmayı sakinleştirdik. Borsamız dün son 25 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Kadınsız demokrasi olmaz dedik. Önümüzde 16 Nisan'da yapılacak referandum var. Çocuklarımızın geleceğini onların daha müreffeh ülkede iyi gelecek sağlamaları için bir oylama gerçekleşecek. Güzel işler evet demekle başlar. Evlenirken 'evet' diyoruz. Eğlenceye giderken, seyahate giderken 'evet' diyoruz arkadaşlık kurarken 'evet' diyoruz. 'Hayır' kendisi soğuk bir kelime reddetmek, 'hayır' demek insan fıtratına uygun bir şey değil. Evet'te bereket var. Hayırdan hayır gelmez diyorum. İşin latifesi bir tarafa, bu kadar hanımefendiyi bir arada bulmuşken, değişik bir kompozisyon var akademisyen, engelli, ev hanımı, iş kadını, muhtarlar, toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği bir Türkiye var. Bu fırsatı kolay kolay bir daha elde edemem. Siyasetçiler, vekiller bakanlar var.
Milliyet

SPOR

FIBA Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükselme mücadelesinde Almanya'dan Ewe Baskets Oldenburg ile eşleşen Banvit, ilk maçta 82-82 berabere kaldığı rakibine Bandırma'da müthiş savunmasıyla üstünlük sağladı, 70-61'lik galibiyetle son 8 takım arasına kaldı. İlk dakikalarda Vidmar hücumda etkili bir performans sergiledi ancak konuk takım da Qvale ile boyalı alanı iyi kullandı. Dışarıdan skor üretimi sağlayamayan temsilcimiz, ilk çeyreği 20-14 geride kapadı. Banvit coachu Filipovski, ikinci çeyrekte Vidmar ile Kulig'i yan yana oynatıp, pota altı savunmasını sertleştirdi. Genç forvetler Furkan ve Tolga'nın da aynı anda sahada olmasıyla çok uzun bir beşe sahip olan temsilcimiz, etkili savunmasının yanı sıra ribaunları da toplamaya başladı. 6 dakika boyunca sadece 2 sayı atan Almanlar karşısında, hücumdaki krizi de Furkan ile sonlandırdı ekibimiz. Genç yıldız, Banvit adına 9. denemede ilk üç sayılık basketi bulan isim olurken, çeyrek başındaki 6-0'lık seride tüm sayıları atmayı başardı. Bu bölüme 12 sayı sığdıran ve savunmada da çok etkili olan Furkan Korkmaz, alan savunmasına karşı da pas trafiğini iyi yaptı, devre sonunda 36-26 ile farkın çift hanelere çıkmasını sağladı. İkinci yarının başında Almanlar bir atak daha yaptı. 8-0'lık seri ile skoru 36-34'e getiren Oldenburg, karşısında yine Furkan'ı buldu. Genç oyuncu hem kendi attı, hem Vidmar'ı devreye soktu, fark yeniden 14'e çıktı. 53-41 girilen 4. periyotta Oldenburg'un skoru eşitleme çabası bu kez de Theodore'ye takıldı, 70-61 kazanan Banvit, çeyrek finale çıktı.
Milliyet


UEFA Avrupa Ligi'nde finale kadar gitmek isteyen Beşiktaş'a, Ege'nin diğer tarafından dostluk eli uzandı. Beşiktaş ile iki defa sezon açılış maçı oynayarak daha önce kurduğu dostluk bağını daha da güçlendirmek isteyen Yunan kulübü yöneticilerinin, "Aslında sizinle finalde karşılaşmak istiyorduk ama bu kura bizim için erken final gibi oldu" mesajını İstanbul'a ilettikleri aktarıldı. UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda Beşiktaş'la eşleşmekten mutlu olmayan Olympiakoslu idarecilerin, "Maalesef bu turda bir takım elenecek. En azından yarı finalde buluşmayı isterdik. Sonuçta yine çok çekişmeli ama centilmence bir maç olacağını umuyoruz. Sizleri en iyi şekilde ağırlamaktan da büyük mutluluk duyacağız" diye konuştukları belirlendi. Atina'dan gelen sıcak mesajlara ek olarak Yunan kulübü yetkililerinin, "Keşke iki takımın seyircisi her iki maça da gelebilseydi. Güvenlik nedeniyle alınan bu karara uymaktan başka çaremiz yok" ifadelerini de kullandıkları öğrenildi. Atina'da yarın maç öncesi Olympiakos Yönetimi ile dostluk yemeğinde buluşacak olan Beşiktaş Yönetimi, Yunanistan'dan rövanşa gelecek misafirleri için Vodafone Arena'da bir ağırlama hazırlığı içerisine girdi. Bu maçlarda tüm dünyaya dostluk mesajları vermek isteyen iki kulüp yöneticilerinin son derece bilinçli oldukları da ifade edildi.
Milliyet
Beşiktaş'ta haftalardır dikkatimi çekiyor. Takımda çok sayıda kiralık oyuncu var. Sezon sonu kalacaklar mı, gidecekler mi belli değil Sonuçta görünürde mayıs sonuna kadar Beşiktaş'talar. Ama bakıyorum, sanki kırk yıllık Beşiktaşlı gibiler. Galatasaray maçında gol sonrası sevince baktım, kiralıklar, belki de yıllardır bu kulüpte oynayanlardan daha fazla seviniyorlar. Siyah-beyaza aşık gibiler. İnanılmaz bir adanmışlık duygusu ile oynayıp, o formanın hakkını fazlasıyla vermeye çalışıyorlar. Hiç kuşkusuz başarı, sadece iyi oynamaktan, iyi koşmaktan, hatta yetenekli ve kaliteli olmaktan geçmiyor. Hepsinden daha önemlisi, farklı kültürlerden gelenlerin, ne kadar kalacağı, ne zaman gideceği belli olmayanların, iyi bir hava yakalamasından, birlikteliği kurmasından, birbirini sevip saymasından ve gerçek anlamda "takım" olmasından geçiyor. Sahada kazanmak için, önce sahaya çıkmadan bu bütünlüğü, bu birlikteliği, bu sevgi ortamını kazanmak gerekiyor. Görünen o ki bu da Beşiktaş'ta fazlasıyla var.
Milliyet


Antalyaspor deplasmanında 90+6'daki kafasıyla Galatasaray'ı kurtaran isim olan ve jeneriklik bir gole de imza atan Eren Derdiyok, Igor Tudor'un mental uğraşı sonrasında ayağa kalktı. Hırvat teknik direktörün, Beşiktaş maçından sonraki süreçte, özgüven bunalımı içindeki futbolcusunu bu noktaya çıkarmak için ince bir çalışma içine girdiği belirlendi. Sarı-kırmızılıların teknik direktörü, Antalyaspor karşılaşmasından sonra yaptığı değerlendirmede bu konuya şöyle açıklık getirdi: "Eren hassas bir çocuk. Onunla ilgilenmek gerekiyor. Beşiktaş maçından sonra bunu yaptım. Bu takımın birinci golcüsü bundan sonra Eren'dir. Bazı karakterleri tanımak zaman alabiliyor. Geldiğimde mutsuz ve oynadığı futboldan zevk almayan bir Eren görüyordum. Ona bizim için ne kadar değerli olduğunu anlattım. İhtiyacı olan şey buymuş demek ki." Özgüven sorunu yaşayan Eren'in Tudor'un kendisine gösterdiği yakınlıktan çok etkilendiği ve Antalyaspor maçındaki performansında bu ruh halinin etkili olduğu bildirildi. Geçen hafta takımın fazla mesai yapmasına rağmen Eren'in kendisine gösterilen yakınlık nedeniyle aşırı motive olduğu ve ektra çalışmalar gerçekleştirdiği belirlendi. İsviçre basını da attığı şık goller nedeniyle, pasaportunu taşıdığı Eren'i göklere çıkardı, övgülerde bulundu.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme