9 Mart 2017 Perşembe

09.03.2017 Genel Gündem



09.03.2017

GÜNDEM

Gönül Bağımızı Kimse Kopartamaz
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Almanya'da bakanların toplantılarına çıkarılan engellere değinerek, "Hangi engeli koyarlarsa koysunlar sizler zamanında sandığa giderek oylarınızı kullanınız. Kullanacağınız oylar Batıdaki tüm ülkelere, dünyadaki tüm ülkelere en güzel cevap olacaktır. Vatandaşlarımızla gönül bağımızı kimse kopartamaz" dedi. TRT'nin ortak yayınına katılan Erdoğan, özetle şunları söyledi: "(Almanya krizi) Bizim seçim aslında Almanya'da değil, burada yapılıyor. Benim yıllar yılı orada yaşayan vatandaşlarım var. Ben ne zaman bu demokratik hakkımı kullanacağım diye her gidişimizde bunu söylerlerdi. Artık bu hakkınızı kazandınız. İlk kez değil ama bu defa cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk kez oy kullanacaksınız. Bakanlarımızı konuşturtmadılar. Benim de arzum var. Onlarla bir araya gelmeyi arzu ediyorum. Şu anda arkadaşlarımız çalışmaları yürütüyorlar. Hangi engeli koyarlarsa koysunlar sizler zamanında sandığa giderek oylarınızı kullanınız. Kullanacağınız oylar Batıdaki tüm ülkelere, dünyadaki tüm ülkelere en güzel cevap olacaktır. Sizin iradenizi kimsenin ketmetmeye, kimsenin engellemeye hakkı yoktur. 16 Nisan inşallah batıda tüm dünyada önlerine engel konulan vatandaşlarımın da sevindiği günler olacaktır. Gönül bağını bildikleri için bunu engellemeye çalışıyorlar. Biz oraları tıklım tıklım doldurduk bunu biliyorlar. Vatandaşlarımızla gönül bağımızı kimse kopartamaz, biz onları Allah için sevdik. Bu bağ kopmayacak. Benim onlardan tek ricam, sandığa gidin, hakkınızı en güzel şekilde kullanın. Diyelim ki bir veya iki tane yardımcım olacak. Eğer ben isem veya bir başkası ise onun bir veya iki yardımcısı olacak. Yurtdışına çıktığı zaman o ikiden birini veya bir taneyse atadığı yardımcısı o zaten onun vekili anlamındadır, o vekili yönetecektir. Onun için de bunu hükümet ucu açık bıraktı. İki tane de olabilir. Burayı sağlama alabilmek için. Şahsım ile alakalı soruya gelince. Bu sorunu cevabı değerler silsilesi içinde basit. Benim 16 Nisan'a kadar ömrümün olduğunu bana kimse garanti edemez. Samimi olmamız gerekiyor. Bunlar samimiyetsiz yaklaşımın ifadesidir. Biz kendimize bir sistem yapmıyoruz biz ülkemizin geleceği için bir sistem inşa ediyoruz. Bu sistem geleceği kurtarmak, geleceği sağlama almak için kurulan bir sistemdir. Yıllar yılı parlamenter demokrasi içinde biz bu süreçte koalisyonlar, darbeler görmedik mi? İstikrar var mıydı, güven var mıydı yoktu. Artık bu iş böyle yürümez. CHP işi saptırıp bunlar rejim değişikliğine gidiyor diyor. Bizim böyle bir derdimiz falan yok, bu iş 1923'de bitmiş. Biz bir sistem değişikliği ile ülkemizde geleceği inşa etmenin adımını atıyoruz."
Hürriyet


Darbecilerin İhraç Endişesi
Genelkurmay Başkanlığı'nda 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaşananlara ilişkin 221 sanık hakkında hazırlanan çatı iddianamede, terfi değerlendirmesine alınan 3 bin subaydan 1585'i için MİT ve emniyetle FETÖ bağlantısını araştırmak için yazışma yapılarak tasfiyelerin öğrenilmeye çalışıldığı belirtildi. Yazışmaların Yurtta Sulh Konseyi üyelerinden Personel Plan ve Yönetim Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün emrindeki General Amiral Proje Subayı Binbaşı Mustafa Duygulu'nun yaptığı yer aldı. Şüpheli Duygulu ise gelen bilgiler arasında Partigöç'ün de "paralel" olduğu bilgisinin geldiğini ve pasifize edildiğini iddia etti. Duygulu kendisinin FETÖ üyesi olmadığını savundu. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Genelkurmay karargâhında yaşananlara ilişkin aralarında 38 kişilik Yurtta Sulh Konseyi üyesinin de olduğu 221 sanık hakkında hazırlanan çatı iddianamesini kabul etti. Mahkeme, duruşmaya hazırlık tutanağını henüz tamamlamadı. Ancak ilk duruşmanın 22 Mayıs 2017'de yapılmasının planlandığı öğrenildi. Şüphelilerden Binbaşı Duygulu, görevi itibariyle FETÖ yapılanmasıyla ilgili MİT ve emniyet ile koordineli olarak çalıştığını, YAŞ'da her yıl yaklaşık 3 bin kişinin terfi için değerlendirmeye alındığını söyledi. Genelkurmay Başkanı'nın talimatıyla 3 bin kişiden öne çıkan 1585 kişi hakkında MİT ve emniyete bu yapılanmayla bağlantılı olarak yazışmalar yaptıklarını, emniyet ve MİT'in kendilerine yazıyla cevap verdiğini anlatan Duygulu, kendisinin Personel Başkanlığı'nda çalıştığı için FETÖ yapılanmasını bildiğini, bu yapılanmayla alakasının olmadığını savundu. Duygulu, kendisi gözaltına alındıktan sonra Şube Müdürü Kurmay Albay Cemil Turhan ve Partigöç'ün darbe olayı ile ilgili bağlantılarının olduğunu duyduğunu, Partigöç hakkında nisan veya mayıs ayında MİT ve emniyetten 'paralel' olabileceğine dair bilgi geldiğini de açıkladı. Duygulu, şüpheli Yurtta Sulh Konseyi üyesi Personel Başkanı Korgeneral İlhan Talu'yu da savunarak, bu bilgi geldikten sonra Talu'nun Partigöç'ü pasifize ettiğini söyledi. İddianamede TSK'dan ihraç edilen Duygulu'nun 15 Temmuz gecesi darbe mesajları elinde olan ve elleri silahlı şüphelilerle birlikte görüldüğü, eşi Havva Duygulu'nun, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü 2010 KPSS'de kopya çekilmesine ilişkin soruşturmanın şüphelileri arasında yer aldığı belirtildi. İddianamede "Yurtta Sulh Konseyi" adını verdikleri yapılanmada yer alan Orgeneral Akın Öztürk ve konseyin bazı üyeleriyle telefon görüşmeleri de yer aldı. Tuğgeneral Mehmet Dişli'nin, Öztürk ile yedi kez, Kurmay Albay Orhan Yıkılkan ile 12 kez, Albay Doğan Öztürk ile dört kez, Orgeneral Akar'ın eski Özel Kalem Müdürü Topçu Kurmay Albay Ramazan Gözel ve eski emir subayı Yarbay Levent Türkkan ile de birer kez konuştuğu belirtildi. Dişli ayrıca Öztürk'ün emir astsubayı İsmail Keskin ile 15, İzmir'deki 2. Ana Jet Üssü eski komutanı, Akıncı'daki üs komutanlığında bulunan eski Tümgeneral Kubilay Selçuk ile de dört kez görüştü.
Milliyet

EKONOMİ

Dolar: 3,7433-3,7459                       
Euro: Euro 3,9456-3,9498   
Sterlin: 4,5568-4,5617
Gram Altın: 145,2912-145,4282



Merkezi Yükseliş
Bir süredir yönünü aşağıya çeviren dolar dün hareketlendi. Amerikan Merkez Bankası'nın (Fed) mart toplantısında faiz artırma ihtimalini piyasalar yüzde 98 olarak görüyor. Bu ihtimal doları güçlendirdi ve gelişmekte olan tüm ülkelerin para birimlerinde kayba yol açtı. Türk Lirası karşısında da dolar dün hızla değer kazandı. Güne, 3.67 lira seviyelerinden başlayan dolar, hem Fed etkisinden hem de Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'nın Denizli'de piyasayı çok tatmin etmeyen açıklamasıyla yükselişe başladı. 3.74 lirayı aşan dolarda bankalararası piyasada son işlemler 3.7348 liradan yapıldı. Borsa İstanbul'daki iyimser hava da biraz bozdu. Borsa dün yüzde 1.46 düşüşle 89 bin 484 puandan günü tamamladı. Analistler, dolarda 3.70 liranın kritik bir seviye olduğu görüşünde, bu seviyeden sonra yükseliş eğilimi sürerse 3.80 lira görülebilir. Düşüşte ise 3.66 lira seviyesi muhtemel. Gelecek hafta piyasalar açısından kritik. Önce Fed, 14-15 Mart'ta toplanacak. 15 Mart'ta faiz kararı açıklanacak. Fed'in ardından da 16 Mart'ta Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nu (PPK) toplayacak. Kritik hafta öncesinde Çetinkaya'nın Denizli Sanayici Tüccar ve İşadamları Platformu'nun toplantısında vereceği mesajlar bekleniyordu. Çetinkaya'dan herhangi bir net mesaj gelmemesi üzerine doları hareketlendirdi. Çetinkaya, şunları söyledi: "Bu süreçte, Merkez Bankası olarak fiyat istikrarına odaklı duruşumuzu koruyoruz. Ocakta döviz kuru piyasasındaki aşırı hareketlerin fiyat istikrarı üzerindeki olumsuz etkisini sınırlamak amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırmaya gittik. Ocaktaki adımlarımızın ardından kur oynaklığının ciddi anlamda azaldığını gördük. Kuşkusuz piyasalardaki haber akışına bağlı olarak zaman zaman dalgalanmalar olması doğaldır. Yılın ikinci yarısında döviz kurunun gecikmeli yansımaları ve yönetilen fiyatlardan kaynaklanan baz etkileri azaldıkça, sıkı duruşun da katkısıyla enflasyon daha makul seviyelere inecektir. Gelecek dönemde, enflasyonu etkileyen faktörleri ve fiyatlama davranışlarını yakından takip edeceklerini ve gerekirse ilave parasal sıkılaştırmalar yapabileceklerini dile getiren Çetinkaya, enflasyonun istikrarlı olarak düşük düzeylerde kalması için mücadelenin bütüncül bir çaba ve yapısal bir yaklaşımla desteklenmesi gerektiğine işaret etti.
Hürriyet

Ev Alamayan 'Payını' Alacak
Uzun süredir beklenen gayrimenkul sertifikası artık devrede. Yeni bir finansal yatırımı aracı olacak sertifika ile gayrimenkul alacak birikimi olmayan küçük yatırımcı, gayrimenkul projelerinden pay satın alarak projelere topraktan ortak olabilecek. Küçük yatırımcıların gayrimenkuldeki değer artışına ortak edecek modelin ilk adımı İstanbul Başakşehir'de atıldı. TOKİ ve Makro İnşaat ortaklığında hayata geçecek Park Mavera 3 projesinde sertifika modeli ilk kez uygulanacak. Bireysel ya da kurumsal yatırımcı projeden pay satın alacak. Yeterli payı biriktiren yatırımcı ev sahibi olurken, isteyen yatırımcılar da paylarını satarak değer artışından faydalanacak. Park Mavera 3 projesinde pay başına ücret 42. 5 lira olarak belirlendi. Bu modelle Trabzon'da yaşayan vatandaş 42.5 lira verip İstanbul Başakşehir'deki konut projesine ortak olabilecek. Projeden 125 metrekare 2+1 daire için en az 11 bin 58 adet pay toplanması gerekirken, 227 metrekarelik 5+1 daire için 21 bin 458 paya ihtiyaç duyulacak. Yatırımcı inşaat süresi olan 3 yıl içinde istediği kadar pay alabilecek. TOKİ Başkanı Ergün Turan, gayrimenkul sertifikası ile yatırımcılara, küçük birikimlerle kredi çekmeden, faize girmeden, yatırım yapma imkânı sunulduğunu ve yatırımcının cesaretlendirdiğini söyledi. Gayrimenkul sertifikasını 'helal bir yatırım aracı' olarak tanımlayan Turan, modelin ilk uygulamasında TOKİ'nin garantör olduğuna da dikkat çekti. Gayrimenkul sertifikası modelinde yerli ve yabancı yatırımcıların faydanabileceğini belirten Turan, "Bu modelle farklı gelir grubuna sahip vatandaş aynı projeye yatırım yapacak" dedi. Turan, TOKİ ve iştirak şirketlerinin yeni projelerde sertifika modeline yer vereceğini kaydetti. Gayrimenkul sertifikası uygulaması ile ilgili çalışmalara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'gayrimenkul borsası kurulsun' çağrısı ile başladıklarını belirten Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Vahdettin Ertaş, "İlk düzenlemeyi 3 Ağustos 2016'da, son düzenlemeyi de önceki gün Resmi Gazete'de yayımlayarak tamamladık. Bugün itibarıyla tüm kurumlarımızın üzerinde mutabakata vardığı, yatırımcı haklarını koruyan hukuki bir altyapıyı tamamladık. Gayrimenkul sertifikası şirketlere faizsiz finansman desteği sağlarken vatandaşlar için de yeni bir yatırım aracı olacak. Proje için ruhsat ve gerekli belgeleri alan şirket SPK'ya başvuracak ve ihraç izni alacak. Her firmaya bu hak verilmeyecek, yatırımcının hakları korunacak. Bankalar ve aracı kurumlar ile paylar satışa çıkacak. Elinde yeterli sayıda sertifikası bulunan yatırımcılar diledikleri gayrimenkulün sahibi olabilecek. Elinde yeteri kadar sertifikası olmayan veya mülk talep etmeyen yatırımcılar ise elindeki sertifikayı nakite çevirecek" dedi. Ertaş, gayrimenkul sertifikalarının kentsel dönüşüm kapsamındaki projelerde de yeni bir finansman yöntemi olarak kullanılabileceğine dikkat çekti. Gayrimenkul sertifikasının ilk uygulaması hakkında bilgi veren Makro İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Uyan, "Gayrimenkul sertifikası, uzun süredir takibimizde olan bir konuydu ve ilk uygulamasını TOKİ ile gelir paylaşımı ortaklık modeli ile hayata geçirdiğimiz Park Mavera 3 projesinde yapma kararı aldık. Gelişimi ile dikkat çeken Başakşehir'deki projemizde 723 daire ve 31 adet cadde mağazası yer alacak. Türkiye'nin ilk gayrimenkul sertifikası pay başına 42.5 TL'den halka arz edilecek. Gayrimenkul sertifikası ihracında ilk etapta 3.37 milyon adet pay ihraç edilecek, hasılat toplamı 143 milyon 289 bin 280 lira olacak. İlk adımda projenin yüzde 28.6'sını bu model için ayırdık. Bu da 218 daireye denk geliyor. Talep gelmesi durumunda bu oran yüzde 48'e çıkacak. 29-31 Mart tarihlerinde talep toplanacak. Projede evlerin metrekare satış fiyatı da 4 bin 250 lira olacak" dedi.
Hürriyet

Almanya Turizmde Türkiye'ye Mecbur
Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Uluslararası Turizm Borsası (ITB) Fuarı 51'inci kez kapılarını açtı. Türkiye'nin 3 bin 79 metrekarelik alanda, otel, tur operatörü, acente, dernek ve birliklerinde aralarında olduğu 133 katılımcıyla çıkarma yaptığı fuarda, destinasyon bazlı tanıtım öne çıktı. Şehirler ve bölgelerin yoğun katılım gösterdiği fuarda ayrıca bu yıl ilke kez sağlık turizminin tanıtımına yönelik stant açıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun açılışını yaptığı Türk standına ilgi yüksekti. Nabi Avcı, son dönemde tanıtım stratejisini değiştirdiklerini belirterek, "Türkiye'nin sadece deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını, gastronomiden sağlık turizmine, macera turizminden dini miras alanlarına kadar turizmin her çeşidinde olağanüstü zengin, belki de dünyanın en büyük açık hava müzesi olduğunu kanıtlayan sunumlarımız var. Buradan hareketle Türkiye'yi sadece genel bir Türkiye markası üzerinden değil, il, destinasyon ve ürün bakımından da ayrı ayrı tanıtıyoruz" dedi. Bakan Avcı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başlattığı 'Komşunu da al gel' kampanyasını da hatırlatarak Almanya'da yaşayan gurbetçilere çağrıda bulundu. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da "Türkiye'ye gelen Almanlar, Türkiye ile Almanya arasında bizim en önemli dostluk köprümüz" dedi. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy da Türkiye ile Almanya'nın uzun yıllardır dostane ilişkilerinin olduğunu belirterek, son dönem yaşanan gerilimin atlatılacağını söyledi. Türkiye'nin 5 milyon Alman turisti ağırladığını hatırlatan Ulusoy, "Türkiye Almanlar için önemli bir destinasyon. Çocuklarıyla birlikte burada rahatça tatil yapıyorlar" dedi. Fuarda Alman Tur operatörleriyle bir araya geldiklerini aktaran Ulusoy, "Alman tur operatörleri bize Türkiye'ye mecbur olduklarını söyledi. İspanya ve Yunanistan'ın hem yatak kapasitesi he de hizmet olarak beklentilerine cevap veremediklerini aktardılar" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Türkiye'ye Yatırım Yapan Kazanıyor
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye'nin enerji alanındaki önceliğinin, doğalgaz, elektrik, nükleer ve yenilenebilir enerjide kaynaklarını çeşitlendirmek olduğunu söyledi. ABD'nin Teksas eyaletinin Houston kentinde düzenlenen IHS CERAWeek 2017 Enerji Konferansı kapsamında bir konuşma yapan Albayrak, Pulitzer ödülü sahibi ve IHS Uluslararası Enerji Danışmanlığı Şirketi Başkan Yardımcısı Daniel Yergin'in sorularını yanıtladı. Türkiye'ye gelen yabancı yatırımcıların son 15 yılda yatırımlarını kazanca dönüştürdüğünü ifade eden Albayrak, "Enerji şirketleri ve yatırımcıları Türkiye'nin enerji sektörüne davet ediyoruz. Türkiye'nin enerjide önceliği, doğalgaz, elektrik, nükleer ve yenilenebilir enerjide kaynakları çeşitlendirmek. Finansal olarak elverişli, vatandaşın, yatırımcının ve kamunun faydasına olan yani tüm taraflara kazandıran, yatırım dostu bir ortam oluşturduk" dedi. 2002'den beri enerji alanına yapılan yatırımların 75 milyar doların üzerinde olduğunun altını çizen Albayrak, gelecekte ekonomik büyüme hedeflerine ulaşılması için enerji alanına yatırımların devam etmesi gerektiğini belirtti. Türkiye'nin elektrik üretiminde kurulu gücünün 2002'de yaklaşık 30 bin megavattan bugün 80 bin megavata dayandığı bilgisini paylaşan Albayrak, Türkiye'nin yıllık ortalama yüzde 6'nın üzerinde olan elektrik kapasitesindeki artışın OECD içinde ilk sırada geldiğini kaydetti. Dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin yüzde 60'ının Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada yer aldığını hatırlatan Albayrak, Türkiye'nin, doğalgazda kaynak ve güzergâh çeşitlendirmeyi hedeflediğini söyledi.
Milliyet

'Türkiye'de Artık Kuru Konusmaktan Vazgeçin'
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, "Ne olur Türkiye'de artık su kuru konuşmaktan vazgeçelim. Konuşalım da bu kadar öncelikli pozisyonda değil" dedi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (MÜSIAD) bu yıl 17'ncisini düzenlediği Ekonomi Basını Başarı Ödülleri (EBBÖ) töreninde konuşan Zeybekçi "Biz bazen Türkiye olarak dirençliyiz, o konuda muhafazakarız. Oturuyoruz, kalkıyoruz, kur diyoruz" dedi. Kurun önemli bir mesele olduğunu ve birçok şeye etkisinin bulunduğunu dile getiren Zeybekçi, "Ama işsizlikten daha mı önemlidir? Sanayinin kapasite kullanım oranlarından daha mı önemlidir? Cari açığımızdan, dış ticaret açığımızdan, bütçe açığımızdan ve büyüme oranlarımızdan daha mı önemli" ifadelerini kullandı. Bakan Zeybekçi, Türkiye'de kırılgan bölgelerden kaynaklanan, speküle edilebilecek bir şekilde oralardan rant temin edilebilecek alanların sınırlı olduğuna işaret ederek, "Bu, bir faiz, iki kur. İşte burada Türkiye'nin bazı dinamiklerini sallarsanız, biraz rahatsızlık yaratırsanız, tablolarda gördüğünüz o dalgaların boyu ne kadar büyürse, o kadar büyük oranda hem yukarı doğru, hem aşağı giderken, o aradaki parçayı ranta dönüştürerek alabilme imkanı var. Bu dalgalanmayı yapabilmek için de tabii ki bazı şeyler kullanılıyor. Biz de buna müsaitiz tabii" diye konuştu. Zeybekçi anayasa değişikliği konusunda ise "Simdi artık tam zamanı, daha fazla böyle gidemeyiz. Maalesef su an toplumumuzda bunu sağlıklı bir şekilde tartışma imkanı bile bulamıyoruz. Tek adam, diktatör. Tek adam asıl simdi var. Bütün yetki ve güç Cumhurbaşkanının elinde, sorumluluk hükümetin elinde. Bir ile milli eğitim müdürü bile atayamaz Başbakan. Cumhurbaşkanının onayından geçecektir. Su anda yapılan şey yetkili ile sorumluyu bir araya getirmektir" dedi. Zeybekçi "Yeni anayasa değişikliği ile ilgili söyleyeceğim tek bir şey var o da normalleşeceğiz. Türkiye normalleşecek, aşırılıklarımız azalacak, siyaset normalleşecek" dedi.
Star

Vergisini Düzenli Ödeyene Yüzde 5 İndirim Devrede
Milyonlarca kişi ilgilendiren torba yasa Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan ve 31 Aralık 2016 itibarıyla takip he saplarında izlenen tarımsal kredi alacakları, kanunun yürürlüğe girdiği tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar banka/ kooperatife başvuruda bulunulması kaydıyla yeniden yapılandırılacak. Yasaya göre ticari, faaliyeti nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerinden belirlenen şartları taşıyanların yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin yüzde 5'i, ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden fazla olamayacak. Bakanlar Kurulu, indirim oranını ve 1 milyon liralık tutarı iki katına kadar artırmaya, sıfıra kadar indirmeye, kanuni oran ve tutarına getirmeye yetkili olacak. Öte yandan Türkiye'de ikamet eden Türk vatandaşlarının Türk soylu olmakla birlikte yurt dışında ikamet eden ana, baba, es ve çocukları ile çalışma izni muafiyeti kapsamında olan yabancıların ana, baba, es ve çocukları, talep tarihinden itibaren genel sağlık sigortalısı sayılacak.
Star

DÜNYA

Rakka İçin Üç Görüş
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın ev sahipliğinde ABD ve Rusya Genelkurmay Başkanlarının katımıyla önceki gün yapılan üçlü zirvenin ardından dün de ikili görüşmeler yapıldı. Orgeneral Akar, ABD'li mevkidaşı Orgeneral Joseph Dunford ve Rus mevkidaşı Orgeneral Valeri Gerasimov'la ayrı ayrı görüştü. Bu görüşmelerin ardından konuk genelkurmay başkanları ile beraberindeki heyetler Türkiye'den ayrıldı. Edinilen bilgiye göre harekâtlar ile plan ve prensipler başkanlıklarından yetkililerin de hazır bulunduğu görüşmelerde ağırlıklı olarak olası Rakka operasyonuyla ilgili görüş alışverişinde bulunulup değerlendirmeler yapıldı. Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, Rakka'nın DEAŞ'tan temizlenmesi için Türkiye ile ABD tarafından yürütülmesi öngörülen 'Müşterek Rakka Planı'nı ABD Genelkurmay Başkanı General Joseph Dunford'a sundu. İkili görüşmede Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, Türkiye'nin ABD ile birlikte yürütmek istediği planın detaylarını anlattı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da şubat ayında yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin sunduğu somut bir Rakka planı var. Birbirini tamamlayan bir plandan bahsedebiliriz" demişti. Edinilen bilgiye göre planda, ÖSO ile Suriye Demokratik Güçleri içindeki Arap unsurlardan oluşan 10 bin kişilik bir ordu kurulması hedefleniyor. Plan kabul edilirse, ABD ve Türkiye, özel birlikler, topçu, helikopter ve zırhlı birliklerle bu orduya destek verecek. Rakka için 'PYD'siz operasyon' şartını dile getiren Orgeneral Akar, Menbiç'le ilgili daha ayrıntılı değerlendirmeler yaparak, kentten terör örgütü PKK'nın uzantısı PYD'nin çıkarılması gerektiğini vurguladı. Akar, üçlü zirve esnasında ifade ettiği "Suriye'nin toprak bütünlüğü içinde Menbiç, kentin gerçek sahiplerine bırakılmalı. Şehrin demografik yapısı bozulmaya çalışılıyor. Bunun önüne geçilmeli" görüşünü tekrarladı. ABD'nin tutumunda önemli bir değişiklik olmadığı, Pentagon'un öncelikli planının PYD/YPG ile Rakka'ya yönelik operasyon olduğu öğrenildi. Rusya'nın ise Rakka'nın DEAŞ'tan temizlenmesi sonrası kentin Suriye rejimine bırakılmasından yana olduğu belirtildi.
Hürriyet

Çantada Terör, Rakka Ve S-400'ler Olacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yarın Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le uçak krizinin ardından son 7 aydaki dördüncü yüz yüze görüşmesini yapacak. Kritik ziyarette, DEAŞ ve PYDYPG gibi terör örgütlerine karşı işbirliği, olası Rakka operasyonu ve Türkiye'nin almayı planladığı S-400 füzeleri konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a günübirlik Rusya ziyaretinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de eşlik edecek. Erdoğan'ın önemli ziyaretinde, Türkiye ve Rusya arasındaki ikili ilişkilerin tüm yönleriyle ele alınması, başta Suriye olmak üzere iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel ve uluslararası sorunlar hakkında görüş alışverişinde bulunulması öngörülüyor. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi ve ivme kazandırılması yönündeki adımlar ele alınacak. Görüşmelerde, Suriye ve Irak'taki gelişmeler, başta DEAŞ ve PYD-YPG olmak üzere terör örgütleriyle mücadele, Fırat Kalkanı harekâtı, olası Rakka operasyonu ile Türkiye'nin almayı planladığı S-400 füze savunma sistemleri gündeme gelecek. S400'lerin teknoloji transferi veya ortak üretimle alınması liderler düzeyinde yapılacak görüşmelerde konuşulacak. Ziyaret kapsamında iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin canlandırılması da gündeme gelecek. Bu kapsamda yaptırımların kaldırılması konusu gündeme gelecek. Türk tarafı yaptırımların tamamen kaldırılarak neticeye ulaştırılmasını talep edecek. Türkiye- Rusya münasebetlerinin geliştirilmesine katkı sağlaması beklenen ziyaret sırasında anlaşmalar da imzalanacak. Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) toplantısı yapılacak. Türkiye-Rusya ÜDİK toplantılarının sonuncusu Aralık 2014'te düzenlenmişti. 2015'te yapılması planlanan ÜDİK toplantısı, Türk F-16'larının Suriye'de bir Rus jetini düşürmesinin ardından iptal edilmişti. Bu çerçevede milli paralarla ticaret, Türk menşeli ürünlerin ithalatındaki kısıtlamaların kaldırılmasına devam edilmesi, Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılması gibi kritik konular değerlendirilecek.
Hürriyet

'Bağdadi Çöle Sığındı'
DAEŞ'in lideri Ebu Bekir el Bağdadi'nin Musul'u terk ederek çöle kaçtığı iddia ediliyor. Reuters haber ajansına konuşan Iraklı ve ABD'li yetkililer, Bağdadi'nin kentten ayrılarak örgüt sempatizanlarının yaşadığı çöl bölgesine kaçtığını söyledi. Bağdadi'nin Musul operasyonu devam ederken hayatta kalmaya odaklandığı ve 'Musul'u savunun' talimatı verdiği DAEŞ'li militanlarla birlikte kalmadığı belirtiliyor. Takip edilebilir bir iletişim aracı kullanmadığı belirtilen Bağdadi'nin bir günde içinde birden fazla kez yer değiştirdiği tahmin ediliyor. Yetkililer, DAEŞ'in Musul'da izole edildiğini belirtirken, sosyal medyayı çok aktif kullanmasıyla tanınan örgüte ait gönderilerde önemli bir düşüş yaşandığını ifade etti. DAEŞ, dün Musul'un batısında Irak ordusu tarafından ele geçirilen hükümet binalarının bulunduğu bölgeye saldırdı. Irak ordusunun saldırıyı başarıyla püskürttüğü belirtildi. Reuters haber ajansı, Musul'u, DAEŞ'in elindeki Tel Afar'a bağlayan anayolun tamamen Irak ordusunun eline geçtiğini duyurdu. DAEŞ militanlarının, bomba yüklü araçlarla saldırdığı aktarıldı. Irak Başbakanı Haydar el İbadi ise onay almaları durumunda Suriye ve başka ülkelerde DAEŞ'e ait hedefleri vurmaya devam edeceklerini açıkladı. İbadi, "Ülkelerin bağımsızlığına saygı duruyorum; DAEŞ'i Suriye'de vurmak için bu devletten onay almıştım" dedi. Irak Göç ve Göçmenler Bakanı Casım el-Caf ise terör örgütü DAEŞ'ın saldırıları ve çıkan çatışmalardan dolayı şimdiye kadar 4 milyon sivilin evinden olarak 'iç göçmen' statüsüne geçtiğini söyledi. Irak'ta DAEŞ'ın elinden birçok bölgenin geri alınmasından sonra evlerine dönenlerin de olduğunu belirten Caf, "Şu ana kadar 1 milyon 700 bin kişi ise evine döndü. Bu bizim için önemli bir gelişmedir" dedi. Kentin doğusunu görece kolay şekilde alan Irak Ordusu'nun eski evleri, dar sokakları ve nüfusun belirli bölgelere toplandığı tarihi, kalabalık semtleriyle bilinen Musul'un batısında daha çetin bir direnişle karşılaştığı belirtiliyor.
Milliyet

Lordlar Kamarası'ndan Brexit'e İkinci Darbe
İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılması anlamına gelen Brexit yasa tasarısı, parlamentonun üst kanadı Lordlar Kamarası'nda ikinci kez değişikliğe uğradı. Lordlar Kamarası'nda yapılan oylamada, İngiltere ile AB arasında varılacak anlaşmanın son halinin parlamentonun onayına sunulmasına karar verildi. Ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin milletvekili Lord Peter Hain, "Bu benim siyasi kuşağımın en bölücü meselesi ve bu konu gelecekte de bölücü olmaya devam edecek. Halka son sözü söyleme hakkı tanıyan bir referandumun nihai karar için ülkeyi bir araya getireceğini düşünüyorum. Referandumla başlatılan bu süreç bir referandumla sonlandırılmalı ve dolayısıyla da bu değişikliği destekliyorum" dedi. Bu değişikliğe göre, Başbakan Theresa May'in AB ile gerçekleştireceği Brexit anlaşması, İngiliz parlamentosunun her iki kanadında da onaylatması gerekecek. Lordlar Kamarası geçen hafta da Brexit yasa tasarısında, İngiltere'de bulunan AB vatandaşlarının haklarını güvenceye almaya dönük bir değişikliği kabul etmişti.
Vatan

Cıa Sizi İzliyor
Önce er Bradley Manning tarafından verilen Dışişleri Bakanlığı'na ait gizli belgeler ile dünya gündemine bomba gibi düşen WikiLeaks, ardından NSA çalışanı Edward Snowden'ın sızdırdığı binlerce gizli NSA belgesiyle ABD'nin diğer ülkelere yönelik casusluk faaliyetlerini açığa çıkarmıştı. Bu kez de CIA içinden eski bir çalışan tarafından sağlandığı belirtilen belgeler ile ABD istihbaratının günlük hayatta kullandığımız teknolojik araçları nasıl casusluk silahı haline getirdiği ortaya çıktı. "Vault 7" (Kasa 7) ismi verilen belgelerde, CIA'in geliştirdiği yazılımlarla akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve internete bağlanan televizyonlara nasıl sızdığı görülüyor. WikiLeaks'e göre zaman içerisinde yayınlanacağı belirtilen milyonlarca belge CIA'in siber saldırı kabiliyetlerini casusluk için nasıl kullandığını ortaya koyacak. İlk aşamada yayınlanan 9 bine yakın belgeyle CIA'nın Windows, Android, iOS, OSX ve Linux tipi işletim sistemlerine sızmayı başaran yazılımların geliştirdiği anlaşıldı. Belgelere göre CIA ve müttefiki istihbarat servisleri Signal, WhatsApp ve Telegram gibi haberleşme programlarına sızmayı başardı. WhatsApp gibi gönderen ve alan kişide şifreleyen haberleşme programlarının bile henüz şifreleme devreye girmeden mesajları ele geçirebilecek şekilde CIA tarafından yenilgiye uğratıldığı görülüyor. Aynı zamanda Android işletim sistemini kullanan telefonlara sızıldığı, ses ve mesaj trafiğinin toplanıldığı aktarılıyor.
Vatan

POLİTİKA

Anlatamadığımızı Anlattı
Başbakan Binali Yıldırım, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Cumhurbaşkanı ile başbakan ayrı partilerden olursa, anlaşamazlarsa ne olacak" dediğini hatırlatarak, "Kemal Bey sağ olsun anlatamadığımızı Türkiye'ye anlattı. İşte bu sistem bunu getiriyor" dedi. Yıldırım, yapımı süren İstanbul-İzmir otoyolunun Kemalpaşa-Bornova-Otogar kavşağının hizmete açılış töreninde, İzmir'in Kınık ilçesi Taksi Meydanı'nda düzenlenen mitingde ve Aliağa Enka Spor Salonu'nda vatandaşlarla buluşmasında özetle şunları söyledi: "Bu anayasa değişikliğini biz ne kadar anlatalım diye uğraşıyoruz ama aslında Sayın Kılıçdaroğlu'na teşekkür etmemiz lazım. Kemal Bey aslında sağ olsun bizim anlatamadığımızı bütün Türkiye'ye anlattı. Biz de tam bunu diyoruz. İşte bu sistem, mevcut sistem bunu getiriyor. Buradaki anlaşmazlığı, yetki tartışmasını ortadan kaldırıyor ama bir detay var. Sayın Kılıçdaroğlu sistemin değiştiğinin farkında değil, yorgunluğuna rastlamış. Bakın bu gelen sistemle artık Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimleri olay olmaktan, kriz olmaktan çıkacak. Hatırlayın 1971'de askerler 'Eğer şu ismi seçmezseniz Meclis'i bombalarız' dediler, askerler Meclis'in etrafını kuşattılar. Dünyanın en büyük havalimanını yapıyoruz 'Hayır', Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü yapıyoruz, 'Hayır' diyorlar. Osmangazi Köprüsü'nü yapıyoruz, 'Hayır' diyorlar, Avrasya'yı yapıyoruz, 'Hayır' diyorlar. Marmara'yı yaptık 'Hayır' dediler. Konak Tüneli'ni yaptık, ona da 'Hayır'. Bitince ilk onlar geçti. Bunlar böyle, 'hayır hayır hayır' bittikten sonra kimseye sıra vermezler. Güzel şeyler 'Evet' demekle başlar. 'Hayır'dan hayır gelmez. Evlenirken 'Evet', hadi yemeğe gidelim deyince 'Evet' diyorsunuz. Onun için 16 Nisan'da memleketimiz için, aydınlık yarınların başlayacağı gündür. 18 Mart'ta Çanakkale'de ecdadımızın yedi düvele Çanakkale geçilmez dediği o boğaza dünyanın en uzun köprüsünün temelini atıyoruz. İşte hizmet işte millet. Şehir hastanelerini bir bir tamamladık. İzmir, Mersin'i açtık şimdi Isparta'yı açacağız. Bu terör örgütleri PKK, FETÖ, DEAŞ hep bir olmuş, 'Hayır' kampanyası yapıyorlar. Diyorlar ki 'Eğer evet çıkarsa biz biteriz.' İnşallah 'Evet' çıkacak. Terör örgütleri de bitecek. Milletin başının belası olmaktan bunları defedeceğiz, milleti bu beladan kurtaracağız. Kardeşliğimizi bozan, birliğimize beraberliğimize zarar veren bu alçakları, bu mikropları bu ülkenin sınırlarından kovup atacağız, kazıyıp atacağız inşallah. Hani ben diyordum ya 'hükümeti abidik gubidik yaparlar, başbakan değiştiriyorlar.' Çiller-Erbakan döneminde biliyorsunuz, Türkiye'nin en fazla oy almış iki partisinin başlarına görev vermedi o zamanki cumhurbaşkanı, arkasında bir kişi olmayan milletvekiline verildi. Öyle olmadı mı? Yalım Erez'e vermedi mi? 28 Şubat sürecini orada başlatmadılar mı? Geçmişi bilmeyen geleceği inşa edemez. Biz geçmişimizi de biliyoruz, geleceğe de emin adımlarla yürüyoruz."
Hürriyet

Oy Vermeyene Anne Demeyecek Miyiz
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü Sakarya'da yaklaşık 5 bin kadının katıldığı etkinlikle kutladı. Anayasa değişikliğini freni olmayan kamyona benzeten Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: "Anneler eğer siyasette ağırlığınız olursa Türkiye daha güzel olacak. Çünkü kadının sezgisi ve gücü erkekte yok. Kadın tehlikeyi daha önceden görebiliyor, hissedebiliyor ama erkek bunu yapamıyor. Bir ülkenin geleceğini belirleyen temel aktör kadınlardır. Bu ülkede düşüncelerimiz, kimliklerimiz farklı olabilir. Anneler her tarafta aynı türküyü söylerler. Çocuklarını güzel yetiştirmeye çalışırlar. Erkeğinin yanında tarlada, fabrikada çalışır. Anneler bekler, torunlarım olsun evde, komşuda, mahallede, Türkiye'de huzur olsun. Bizim istediğimiz budur. Bunları bir siyasi partinin genel başkanı olarak değil bir annenin evladı olarak söylüyorum. Bize oy vermeyen anneye anne demeyecek miyiz? Biz bu ülkede birlikte yaşamak istiyoruz, ayrılık gayrılık olmasın istiyoruz. Çocuklarımızı, ülkenizi, bayrağınızı seviyorsanız, çocuklarımız için onların geleceği için bu Anayasa değişikliğine 'Hayır' diyeceğiz. Sevgili anneler, nereye gideceğini bilmediğiniz bir arabaya, bir trene, uçağa çocuklarınızı bindirir misiniz. Anayasa değişikliğiyle nereye gideceğimiz belli değil. Freni olmayan kamyona, arabaya, otobüse, biner misiniz? Bu yapılan düzenlemenin freni yok. Huzurlu bir toplum değiliz. Çok kutuplaştık. Neredeyse birbirimize selam vermeyeceğiz. 'Hayır çıkarsa kaos olur, toplum gerilir, kavga olur' diyorlar. Sakın inanmayın. 'Hayır'ın her zaman hayırlı olacağını, unutmayın ama 'evet'in vebali çok ağırdır. Türkiye'yi çocuklarımızı sonu belirsiz alana itmiş olacağız. Bu anayasa değişikliği işsizlik sorununu, terör olayını çözecek mi? Bu Ankara'da oturan beylerin 18 yaşını dolduran çocukları var, bunların askere gitmemesi lazım, milletvekili olmaları lazım, iki yılda emekli olmaları lazım, bunun için geliyor."
Hürriyet
'Töreye Uygun Devlet Ertelenemez Hedeftir'
MHP, referandum kampanyasında anayasa değişikliğindeki 'yoklar'a özel vurgu yapacak. "Türk kavramı anayasadan çıkarılmadı, ilk dört maddeye dokunulmadı" konuları başta olmak üzere 13 başlıkta toplanan, "yoklar" listesi hazırlayan MHP, 'töreye uygun devlet'in ertelenemez hedef olduğunu savunacak. MHP'nin referandum kampanyası için hazırladığı kitapçıkça, MHP'nin anayasaya ilişkin ilke ve değerleri koruduğu vurgusu yapıldı. Kitapçıkta, çözüm süreci ve 2011 yılındaki anayasa değişikliği çalışmaları sırasında ilk dört maddenin kaldırılması ve anayasadan Türk ifadesinin çıkarılması gibi açık ve gizli hedeflerin hayata geçirilmek istediği vurgulandı. MHP'nin reddettiği bu girişime karşı tavrını ve vazgeçilmez saydığı ilkeleri yeni düzenlemede koruduğu dile getirildi. Türkiye'nin geleceğini tehlikeye atacak değişikliklerin yeni anayasa metnine MHP tarafından sokulmadığı belirtilen kitapçıkta, her ne kadar bir uzlaşı metni de olsa, anayasa düzenlemesinde MHP'nin tartışılmasını dahi kabul etmediği temel ilkelere aykırı hiçbir husus bulunmadığı vurgulandı. Kitapçığa göre MHP, töreye uygun devletin ertelenemez hedef olduğunu savunacak. Kalıcı nitelikli bir milli mutabakatın şart olduğu kaydedilen kitapçıkta, "fiili durum ve açmazın bir an önce sonlanarak töreye uygun devlet düzeninin devamını ertelenemez bir hedef olarak kabul ediyoruz. Töre, devletin düzeni, kuruluş ruhu ve gücü demektir. Töresiz Türk devleti olmayacak, MHP varken devlet töresiz kalmayacaktır" değerlendirmesi yapıldı. Kitapçıkta, bu anayasa değişikliği ile MHP'nin Ak Parti içinde eriyeceği ve yok olacağı eleştirilerine de şöyle yanıt verildi: "Yeni sistemde, parlamentoda iki siyasi partili bir yapı olacağı ve bu yapı içinde MHP'ye yer olmayacağı iddiaları tamamen dayanaksız ve asılsızdır. Aksine yeni sistemde MHP yürütme ve parlamentoda daha da güçlenecektir. Yeni sistem uzlaşmayı öne çıkarsa da her parti gibi MHP de kendi ilke ve değerleri doğrultusunda Türk milliyetçiliği hareketinin siyasette tek temsilcisi olarak ilelebet yoluna devam edecektir."
Milliyet
Yaptıklarımı Mantıkla İzah Edemiyorum
15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yerini söylediği iddia edilen eski Başyaver Albay Ali Yazıcı Muğla 2'nci ağır Ceza Mahkemesi'ne ifade verdi. Ali Yazıcı ifadesine, "Burada bulunan tüm sanıklar benim kendilerine yardım etmediğimi söyledi. Ben suçlu olabilirim. Ben suçsuzum demiyorum. Ama onlar suçsuz" diyerek başladı. Cumhurbaşkanı'nın 16 Temmuz Cumartesi günü Antalya'da programı bulunduğu için hazırlandığını kaydeden Yazıcı, "Uluslararası bir futbol organizasyonuydu. Ben de karayolu ile gitmeye karar verdim. Muhafız Alayı'ndan ayrılırken yanıma Emin Yarbay diye birisi geldi. Sivil kıyafetliydi. Kendisini ilk kez o gün orada gördüm. Bana 'Komutanım ben de Antalya'ya gideceğim. Sizinle gelebilir miyim' diyerek arabama bindi. Bunu nasıl izah edeceğimi bilmiyorum, ama Emin Yarbay'ı ilk defa gördüm. Ben arabayı kullanırken benim cep telefonumu karıştırmaya başladı" dedi. Araya giren Mahkeme Başkanı, Yazıcı'ya "Sizin alt rütbenizde olan ve tanımadığınız biri nasıl sizin telefonunuzu kurcalar" sorusunu sordu. Bu soruya Yazıcı, "Bunu izah edemiyorum. Akla mantığa sığmıyor. Ben de 4 aydır bunu kendime izah edemiyorum. Size nasıl izah edeyim" diye cevapladı. Yazıcı 15 Temmuz gecesini şöyle anlattı: "Emin Yarbay bana 'Özel Kuvvetlerdeyim komutanım' dedi. Kendisinden kuşkulandım. Arabadan indirmek istedim. Ancak şüphe duydum. Afyon'da yemek yedik. Saat 21.30 sıralarında Cumhurbaşkanlığı genel sekreterinden telefon geldi. Albayım hareketlenme var dedi. İzmir'e yöneldik. Emin Çiğli'ye gidelim dedi, gittik. Bunu da kendime izah edemiyorum. Çiğli'ye gittik, orada Ramazan Elmas'ı gördüm. Yakınında 4-5 pilot vardı. Gece 02.30 gibi televizyonlar Cumhurbaşkanımızın İstanbul'a gittiğini söyledi. Ben de gitmeyi düşündüm, ama nizamiyeden çıkamadım." Yazıcı, "İstanbul'a giderken Nadir Alpaslan aradı. Ankara'ya bekliyoruz dedi. Ankara'ya gittim. O akşam evde kaldım. 17 Temmuz sabahı 07.30'da koruma arkadaşlar gelip beni Külliye'ye götürdü. Gece 01.00'e kadar sorgulandım. Oradan spor salonuna ve 2-3 saat sonra adliyeye götürüldüm. Tutuklanıp Sincan'a konuldum. Olayda bir failler var. 12.30'da olan olaylar var, bir de 03.40'ta başlayan darbe var. Ben bu iki olayı neresindeyim? İnanın ben işin içinden çıkamadım. Ben iki olayın da içinde olmadığımı düşünüyorum" dedi.
Vatan

SPOR

FIBA Şampiyonlar Ligi'nde iki Türk takımının çeyrek finale yükselme mücadelesinde Beşiktaş Sompo Japan, deplasmanda 5 farkla yenildiği Pınar Karşıyaka'ya, sahasında da boyun eğdi, 90-83'lük skorla Avrupa'ya veda etti. İlk çeyrekte 24- 22 önde olan İzmir ekibi, 2. periyotta gerginliğe yenik düştü. Beşiktaş'ın takımı kısaltarak yaptığı müthiş pres Karşıyaka hücumlarını tıkarken, Weems ve Roll ile bulunan üçlükler aranın açılmasını sağladı. Devre sonunda art arda teknik fauller alan konuk takım, ikinci yarının başında da devre bittikten sonra çalınan teknik faul sayısını yiyerek başladı, Roll üçlüğüyle 55-37'de farkı sayıya çıkardı. Ancak bu ortam, bir anda Beşiktaş'ın baskısını yumuşattı. Belki de maç bitti diye düşündü siyah-beyazlı ekip ama karşılarında hep skor atan, hem takımını oynatan Green vardı. Bir çeyrekte tam 32 sayı attı Karşıyaka, son periyoda girilirken sadece 3 fark kalmıştı. Böyle kriz anlarında oyun kurucular konuşur sahada. Ama Beşiktaş'ta ne Thompson'ın, ne Kenan'ın konuşacak hali vardı. Son olarak Ufuk Sarıca, Şafak'ı denedi ama o da bekleneni yapamadı. Böyle olunca da kriz giderek arttı, hücumda hep yanlış kararlar alındı. Karşıyaka ise benchten gelen Petway'den hem hücum, hem savunmada katkı alırken, Soner de son bölümdeki müdafanın mimarlarındandı. Owens ile Summers da boyalı alanda rakibe üstünlük kurunca, İzmir ekibi çok büyük bir zafere imza attı.
Milliyet


Bu sezon şampiyonluk yarışından erken kopan Fenerbahçe lider Beşiktaş'ın tam 12 puan gerisinde kaldı. Bu tablonun ortaya çıkmasındaki en önemli etkenlerden biri de iç saha performansıydı. Geçmiş yıllarda Kadıköy'de rakiplerine kurduğu üstünlük sayesinde zirvenin hep içinde kalan sarı- lacivertlilerde bu sezon tam tersi bir durum yaşanıyor. Fenerbahçe geçen sezonki iç saha performansına göre tam 9 puan az toplamış durumda Vitor Pereira döneminde 10 galibiyet alan ve mağlubiyet yüzü görmeyen Fenerbahçe tam 32 puan toplamıştı. Bu sezon ise 6 galibiyet, 5 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 23 puan alınabildi. İç sahadaki bu performans liderle 12 puanlık farkın oluşmasında ana etken oldu. Sarı-lacivertli takım evinde Kayserispor ile 3-3, Alanyaspor ile 1- 1, Beşiktaş ile 0-0, Adanaspor ile 2-2 ve Kasımpaşa ile 0-0 berabere kalırken, Bursaspor'a 1-0 yenilmişti. Takımın iç sahadaki bu kötü performansında sadece taktik ve teknik detaylar belirleyici değildi. Tribünlerin boş olması ve yükselen protestolar ve farklı sesler Kadıköy'ü deplasman takımları için daha kolay hale getirdi. Birçok futbolcunun da tribünlerin boş olmasından ve yapılan protestolardan olumsuz etkilendiği belirtildi. Bu sezon tribünlerin daha dolu olduğu Manchester United, Feyenoord ve Galatasaray gibi maçlarda ise sarı-lacivertli takım taraftar desteği ile daha etkiliydi.
Milliyet


Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, ilk maçta avantajlı skor elde etmek istediklerini ancak işlerinin zor olduğunu söyledi. Güneş, "İki takım için yok aslında birbirimizden farkımız diyebiliriz. İki maçın sonunda bir kazanan olacak. Rakipte iyi oyuncular var. Güzel bir maç olsun. Dostluğa ve futbola katkı olsun" dedi. Tecrübeli çalıştırıcı kazanmak için iyi futbol oynamaları gerektiğini dile getirerek, "Çok koşmalıyız . Yardımlaşmalıyız. Bu ligde yukarı çıkmak istiyorsak kendi oyunumuza katkı sağlamalıyız" diye konuştu. Şenol Güneş, "Bu kupada ileriye dönük sadece herkese sağlık mutluluk ve başarılar dilerim. Basamakları teker teker çıkmak istiyoruz. İleriye bakmak istiyorum ama bugüne takılıyorum. Bugünü yaşamak istiyorum. Beşiktaş'ın hedefi ligde şampiyon olmak Avrupa'da ise iki maçı kazanarak turu geçmek" ifadelerini de kullandı. Güneş konuşmasına şöyle devam etti: "Olympiakos, Osmanlı'yı eledi ama onlarla konuşmadım çünkü hocalarımı buraya maç izlemeleri için gönderdim. Burada da tanıdıklarım var. Bu konuda yabancılık çekmedim. Mesela Beşiktaş'ta oynayan ve burada yaşayan Niko ile Ümit Milli Takım'da birlikte oynamıştık" Caner'in kadroda olduğunu kaydeden Güneş "Bir tek Ersan listede yok. Ama takımla olmak istediği için geldi. Maç kadrosu için bir şey diyemem. Bugün önemli olan müsabakanın kazanılması" yorumunu da yaptı. Olympiakos'un ligde aldığı kötü sonuçların bugünkü maçı etkilemeyeceğinin altını çizen Güneş, "Bizim ne yapacağımız önemli. Hoca değişikliği oldu. Bu olumlu ya da olumsuz mu yansır bugünkü maçta göreceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
Milliyet


Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Divan Kurulu'nda kürsüye çıktı, yapılacak mali genel kurul öncesinde tüm konularda bilgi verdi. Özbek'in konuşmasından satır başları şöyle: Riva ve Florya'yı '508'e sattı, 340'a sattı' deniyor. Benim burada elde ettiğim şeyler, yapmak istediğim şeyler Galatasaray'ı zor günlerden çıkarmak. Gizli saklı hiçbir şey yok. 'Çamur at izi kalsın' sevdasından vazgeçmek lazım. Beklenti, bu zor zamanda tek yumruk halinde olmamız. Bana emanet ettiğiniz bu değerli varlığı selamete çıkarmak için güç birliği yapmaktır. Riva ile ilgili projeler aşağı yukarı bitti, yakında ihaleye çıkacak. Hak edişlerimizi aldık. İhale ve sonrası ise ikinci ve üçüncü dilimi alınacak. Kimse gerçekleri bozarak, bilgi kirliliği yaparak Galatasaray'a zarar vermeye kalkışmasın. Salon konusunda da ruhsatın alınmasına müteakip projeyi önünüze getireceğim; onayınız olursa devam edeceğim. Burası çok amaçlı, fonksiyonlu bir salon. Ayrıca salonun alt mekanlarında kiraya verilebilecek sabit gelir sağlanabilecek bir salon. Bir diğer gayrimenkul ise otel inşaatı. Ülkemizde bugün itibariyle turizm alanı biraz zayıf. İnşaat durmuş değil. İnşaat yürüyor ama benim arzu ettiğim hızda yürümüyor. İcraat halinde olduğumuz için hatalarımız ve yanlışlarımız oldu. Bu yanlışların hepsinden bir ders çıkarma ve esasta Galatasaray'a hizmet etme yönünde en ufak bir sapma yok. Amatör sporlar bizim sırtımızda bir yük. 20 milyon dolar civarında zarar ediyor ama bundan vazgeçilmiyor. Emlak Konut'tan gelen 340 milyon TL civarındaki paranın size söz verdiğim gibi 330 milyon TL'si ile banka borçlarını ödedik. Faiz sarmalından çıkılması için Gelen parayı da sermaye avansı olarak Sportif AŞ'nin içine koyduk. SPK'ya sermaye artırımı yapmak üzere başvurduk. G.Saray Spor Kulübü Başkanı ve Yönetim Kurulu olarak mali bağımsızlık savaşı içindeyiz. Ben bu savaşa çok inanıyorum. İnandığım için elimi, kafamı, bedenimi bu taşın altına koydum. İnandığım bir savaş için yaklaşık 80 milyon TL olan kasa kolaylığı sağlıyorum. İnandığım için 200 milyon TL civarında kefalet veriyorum. Ben hepinizden arkamızda durmanızı, hepinizden kuvvet almak istiyorum.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder