13 Mart 2017 Pazartesi

13.03.2017 Genel Gündem



13.03.2017

GÜNDEM

'Çok Acı Bir Gece Yaşadık'
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, önceki akşam Hollanda Rotterdam Başkonsolosluğu'na gitmesine izin verilmemesi sonrası yaşanan diplomatik krizin ardından İstanbul'a geldi. Almanya'nın Köln-Bonn havaalanından kalkan özel uçakla İstanbul'a gelen Kaya, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve Ak Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci'nin de arasında olduğu bir grup partili tarafından karşılandı. Bakan Kaya, 16 Nisan Referandumuna ilişkin çalışmalarda bulunmak üzere Hollanda'ya gittiklerini belirterek Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin neler getirdiğini anlatmak adına bu ülkede olduğunu söyledi. Hollanda'nın içişlerine karışmak gibi bir niyetleri olmadığının altını çizen Kaya, önceki akşam yaşananları şöyle anlattı: "30 metre kala bizi araçlar durdurdu. Polis konsolosluk binamıza giriş yapmamıza izin vermedi. Konsolosumuzun da konsolosluk binamızdan çıkarak yanımıza gelmesine izin verilmedi. Saatlerce o şekilde, polisler önümüzde etten bir duvar örerek bizim oradan konsolosluğumuza geçmemize ya da geriye çıkmamıza izin verilmedi. Ancak Almanya'ya onlar eşliğinde gidersek çıkmamıza izin verildi. Gayri insani, gayri ahlaki bir muameleyle karşı karşıya kaldık. Demokrasiden, özgürlüklerden, ifade özgürlüğünden bahseden Hollanda'da gerçekten acı bir gece yaşadık. Maslahatgüzarımız gözaltına alındı. Danışmanım, 5 kişilik ekibim gözaltına alındı. Hollandalı polisler eşliğinde Almanya sınırındaki polis merkezine götürüldük." "Polis merkezinde 1.5 saat bekletildik" diyen Kaya, şöyle devam etti: "Çok kaba ve sert bir muameleye maruz kaldık. Her zaman kadın haklarından bahseden Avrupa'nın bir kadın bakana bu şekilde müdahalesi çok çirkin. Sınırda 1.5 saat bekletildikten sonra Almanya başkonsolosluğunun aracına geçerek Almanya'ya geçtik, uçağa binerek geldik. Bu tavrın gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Anti demokratik bir uygulama. İfade özgürlüğü, toplanma hakkı ayaklar altına alındı. Yaşananları kınıyoruz."
Milliyet


Bedelini Ödeyeceksin
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosluğu binasına girmesine izin verilmemesini sert sözlerle eleştirdi. Erdoğan, "Nazizm Batı'da ayakta. Konsolosluk kapısını kilitleyecek kadar ileri gitmişlerdir. Bunun bedelini ödeyecekler" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Uluslararası İyilik Ödülleri törenine katıldı. Sosyal medya aracılığıyla ülkesinin acılarını duyuran ve Filistinli en cesur gazeteci olarak bilinen Janna Jihad'a ödülünü Cumhurbaşkanı Erdoğan takdim etti. Erdoğan'ın törendeki konuşmasının gündeminde ağırlıklı olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya Hollanda'da uygulanan yasak vardı. Avrupa'da son bir haftadır sergilenen tavırların hiç şaşırtıcı olmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi: "Haydutluğa varan tavırları, Avrupa'da yükselen faşizmin, ırkçılığın, İslam düşmanlığının sadece birer işaretidir. Avrupa ırkçılığa gidiyor. Neredesin Avrupa Birliği? Ondan sonra Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'ne çattığı zaman rahatsız oluyorlar. Rahatsız olacaksınız. Şu an birkaç gündür yaşanan olaylar, gördüklerimiz, dikkat edin tamamen İslamofobik bir gelişmenin tezahürleridir. Ben, olaylar başladığında bunların faşizan birer baskı olduğunu söyledim. 'Nazizm yeniden hortladı' dedim. Arkasına da şunu ilave ettim 'Ben Nazizmin bittiğini zannediyordum ama aldanmışım' dedim. Meğerse Nazizim Batı'da ayakta. Rahatsız oldu beyefendiler. Şimdi soruyorum; dün gece bizim Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Sayan kardeşime, bir bayan, kalkıp da kendi başkonsolosluk binasına maslahatgüzarı ile ve diplomatik bir araçla gitmesini engelleyen zihniyet, bunu uluslararası diplomaside ve dünyaya acaba nasıl anlatır? Şöyle mi anlatacak; 'Biz davet etmedik ki' Nereden çıktı bu ya? Ben istediğim ülkeye, elimde pasaportum her şeyim varsa, istediğim gibi girerim. Uluslararası seyahat özgürlüğüm çerçevesinde de giderim, bir diplomat olarak da giderim. Nereden çıktı bu adet? Ama Nazizim olduğu zaman, faşizm olduğu zaman 'Benim dediğim doğrudur, benim yaptığım doğrudur, istediğime müsaade ederim, istediğime etmem' anlayışıyla bunlar orada konsolosluk kapısını kilitleyecek kadar ileri gitmişlerdir." Kriz nedeniyle sabah 04.30'a kadar telefon başında olduklarını ancak 'Çıkması lazım' yanıtını aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı şunları kaydetti: "Şuna bak ya! Peki Hollanda, çarşamba günü yapılacak seçime, sen Türkiye-Hollanda ilişkilerini feda ediyorsan, bunun bedelini ödeyeceksin. Daha biz olması gerekenleri henüz yapmış değiliz. Şimdi Fatma kardeşimiz her şeyden önce bir Nene Hatun olarak, orada onların etten duvarına karşı her türlü girişimi yaptı, artık en sonunda oradan ayrılmasını tavsiye ettik ve ayrıldı. Bir buçuk saat de kendi topraklarında ayrıca kendisini sınır dışı etmeden önce de arabanın içinde hatta karakola çıkıp orada çay kahve ikram edelim demişler. Fatma kardeşimiz de 'Biz çay istemiyoruz, arabanın içinde duracağız' deyip orada otoparkta da beklemişler. Bu duruş çok önemli. Şimdi bundan sonraki süreç işleyecek. Çarşamba günü bakalım ne olacak? Hollanda'daki oy kullanacak Türk kardeşlerime sesleniyorum; sizler zaten gereğini yapacaksınız ben biliyorum"
Milliyet


EKONOMİ

Dolar: 3,7291-3,7315                       
Euro: Euro 3,9866-3,9884
Sterlin: 4,5401-4,5441
Gram Altın: 144,3648-144,5129

Yıldönümü İmzası
Yaklaşık 1 yıl önce Erdem Başçı'nın yerine Merkez Bankası'na atanan Murat Çetinkaya'nın 'başkan' olarak imzası banknotlarda nisan ayında yerini alacak. Merkez Bankası, bu yıl basılacak E9 3'üncü tertip banknotlarda imzaları değiştirecek. Bu arada Merkez Bankası banknot matbaasını da yenilemeye hazırlanıyor. Daha yeni teknolojilerin kullanılması amacıyla yeni bir matbaa için harekete geçen Merkez Bankası, TL'de yeni güvenlik tedbirleri için de neler yapabileceğini araştıracak. Merkez Bankası'nda şu anda E9 emisyon grubu banknotlar kullanılıyor. E9 emisyon grubu TL'den 'yeni' ibarelerinin kaldırılması ile basılmaya başlandı. 1'inci tertip TL banknotlar 1 Ocak 2009'dan itibaren yenilenen tasarımları, değişen boyutları ile tedavüle çıkarıldı. Bu grubun 2'nci tertip 10, 20 ve 100 Türk Lirası banknotları 24 Aralık 2012, 5, 50 ve 200 Türk Lirası banknotlar ise 8 Nisan 2013'te tedavüle çıktı. Şimdi ise 3'üncü tertip banknotların çıkarılmasına hazırlanılıyor. Bu değişiklikle banknotlarda Murat Çetinkaya'nın imzası başkan olarak yer alacak. Ayrıca Merkez Bankası başkan yardımcıları Erkan Kilimci, Murat Uysal ve Emrah Şener'in de imzaları banknotlarda olacak. Edinilen bilgiye göre çalışmaların bu ay sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Bu ayın sonunda yeni tertip banknotların basım süreci netleşecek. Sadece banknotlardaki imzalar değişecek, tasarımlarda bir değişiklik söz konusu olmayacak. Türkiye'de para basma yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) ait. TBMM, banknot basma ve ihraç imtiyazını tek elden ve süresiz olarak Merkez Bankası'na devretti. TL banknotlar da Merkez Bankası bünyesinde bulunan Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından tasarlanıyor ve basılıyor. Banknot Matbaası Genel Müdürlüğü 1955'te kuruldu. 1958'den itibaren de banknotlar Merkez Bankası Banknot Matbaası tarafından üretilmeye başlandı. Merkez Bankası, kendi banknot matbaası bulunan dünyadaki sayılı merkez bankalarından birisi. Merkez Bankası banknot matbaasının yenilenmesini iş planlarına aldı ancak somut bir adım henüz atılmadı. Merkez Bankası kendi birimleri içinde öncelikle durum tespiti yapacak. Ve karar verilecek. Ayrıca dünyada gelişen para basımına yönelik güvenlik önlemleri de araştırılacak.
Hürriyet

Putin'in 'Mir' Kelamı
Rusya Devlet Başkanı Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Moskova ziyaretinde Rusya'daki ödeme sistemi Mir'in Türkiye'de de altyapısının oluşturulması önerisini gündeme getirdi. Bunun da masada konuşulduğunu açıkladı. Peki bu ne anlama geliyor, mümkün mü, nasıl çalışacak? Rusya'da 2015'te kurulan ve ruble cinsi yerel kredi kartı ödeme sistemi Mir'in Türkiye'de altyapısının kurulması demek, bu kart sistemi ile yapılacak ödemelerin takasının doğrudan iki ülke arasında yapılabilmesi demek. Bunun, karşılıklı ticarette yerel paraların kullanılması çabasının bir parçası olduğu açık. Mir, bizde kurulan Troy gibi; kredi kartı harcamalarının takasının ülke içinde yapıldığı ortak kart ödeme sistemi. Mastercard ya da Visa gibi uluslararası takas niteliği yok. Mir'in kuruluş nedeni de zaten bu iki uluslararası ödeme sistemini 'baypas' etmek. Mir henüz Rusya'da bile yaygın değil; 2016 sonunda sayısı 1 milyon 760 bin adet. Rusya Merkez Bankası başkanı Elvira Nabiullina'ya göre, 2017'de sayısı 20 milyona ulaşabilecek. Devlet bastırıyor; ancak ilave maliyetler ve kabul görme sorunu yüzünden kimi bankaların isteksiz olduğu da basına yansımış. Rusya'nın Ukrayna krizi sırasında karşılaştığı ambargo ve kısıtlamalar arasında, iki büyük uluslararası kredi kartı ödeme sisteminde (Mastercard ve Visa) 7 Rus bankasının kredi kartı ödemelerinin durdurulması da vardı. 2014 Mart'ında bu sorunla karşılaşınca, temmuz ayında Rus Merkez Bankası bünyesinde yerel bir kredi kartı ödeme sistemi kurma kararı alındı; adı ise Mir oldu. Rusçada çifte anlamı var; 'dünya' ve 'barış'. Putin'in ifade ettiği haliyle "Mir'in Türkiye'de de altyapısının oluşturulması", sıradan teknik bir öneri değil. Bu, hayata geçerse aynen Mastercard ya da Visa gibi, yerel Rus ödeme sistemi Mir'in logosu ve bünyesinde çıkarılan kredi kartlarının Türkiye'deki işyerlerinde de kabul edilmesi, ATM ve POS'larda geçerli olması, ödeme takasının yapılabilmesi anlamına gelecek. Böylece, bir ucu Rusya'da diğer ucu Türkiye'de bulunan alıcı ve satıcının ödeme takasının yapılabilmesi mümkün olmalı ki; kredi kartları kabul görebilsin. Mir'in Türkiye'deki altyapı ve takas muhatabının da Bankalararası Kart Merkezi'nin (BKM) olacağı çok açık. Özetle her iki ülkenin yerel kredi kartı ödeme merkezinin 'konuşuyor' olması gerekiyor. Rusların bu kredi kartını Türkiye'de kim kullanacak? Rus turistler. İki ülke arasındaki turizm ilişkisinde en çok turisti kim gönderiyor? Rusya. Putin bunu neden öneriyor? Çok basit; son 5 yıl içinde zirvesinde yıllık 4.7 milyona ulaşan Rus turistlerin, Türkiye'deki kabaca 3.5 milyar dolara ulaşan harcamalarını evlerine döndüklerinde ruble ödeyerek yapabilmeleri için. Böylece, mevcut durumda Rusya'nın ödemeler dengesinde dolar ya da Euro çıkışı getiren kredi kart harcamalarında milyarlarca dolarlık tasarruf sağlayabilir; yeter ki ruble kabul eden satıcı olsun!
Hürriyet

Petrol Stoklarının Eritilmesi De 2 Yıl Alır
Küresel piyasa gelişmeleri yanında Almanya, Hollanda olayları derken Batı ile yaşadığımız gerginlikler negatif ekonomik gelişmeler arasına girdi. Ancak petrol fiyatlarının düşmesi gibi pozitif gelişmeler de var. Petrol fiyatları geçen haftanın son üç gününde yüzde 8.1 düştü. Çarşamba günü ABD ticari petrol stokları ölçümlerin başladığı 1982'den bu yana ilk kez 528 milyon varile çıktı. Bu stokların eritilmesinin de, OPEC'in üretimin sınırlandırılması kararının sürdürülmesi şartıyla yaklaşık 2 yıl gibi bir zaman alacağı hesaplanıyor. Stok eritme döneminde de fiyat artışlarının zor olacağı hesapları, satışları tetikledi ve fiyatları düşürdü. nBu fiyat düşüşü kalıcı olacaksa Türkiye'ye yarar. Çünkü 2016 enerji ithalatı faturamız 27 milyar dolar. Yüzde 10'luk düşüş 2.7 milyar dolarlık tasarruf anlamına gelir. Bu da hem cari açığa hem de enflasyona destek demektir.
Haber Türk

Bes'e Otomatik Katılım 2 Ayda 90 Milyon Lira Tasarruf Getirdi
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak kurulan bireysel emeklilik sistemine (BES) yılbaşı itibarıyla otomatik katılımın getirilmesinin ardından sisteme dahil olan 794 bin 938 kişinin 2 aydaki birikimi 90 milyon liraya dayandı. Sisteme katılan çalışan başına düşen ortalama birikim tutarı 113 lira oldu. "BES temel göstergeleri"ne göre ise, aynı tarih itibarıyla sistemdeki katılımcı sayısı 6 milyon 745 bin 783 oldu. Aynı dönemde katılımcıların fon tutarı 56 milyar 627 milyon lirayı bulurken, devlet katkısı fon tutarı da 7 milyar 962 milyon lira olarak gerçekleşti. Söz konusu tarih itibarıyla BES'ten emekli olan kişi sayısı da 47 bin 456'ya yükseldi. Geçen yılın sonunda BES'teki katılımcı sayısı 6 milyon 625 bin 759, katılımcıların fon tutarı da 53 milyar 409 milyon 338 bin 756 lira olarak kaydedilmişti. Söz konusu dönemde devlet katkısı fon tutarı 7 milyar 438 milyon 167 bin 182 lira, emekli olanların sayısı da 44 bin 331 olarak gerçekleşmişti.
Haber Türk

Döviz Borcuna Merkez Markajı
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, reel sektörün kısa vadeli yabancı para pozisyonunun oldukça dengeli olduğunu ancak kur riskine yönelik daha sağlıklı bir gözetim imkânının oluşturulması için Merkez Bankası'nca bir "sistemik risk veri takip modeli"nin oluşturulacağını bildirdi. Şimşek, AA'ya yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisinin son yıllarda içerde ve dışarıda yaşanan bir dizi şok karşısında oldukça dayanıklı bir performans gösterdiğini söyledi. Çeşitli kaynaklardan derlenen verilere göre firmaların kısa vadeli yabancı para pozisyonunun oldukça dengeli olduğunu belirten Şimşek, şöyle devam etti: "Buna rağmen elimizde resmin bütününü görecek detayda veri olmadığı da bir gerçek. Bu nedenlerden dolayı zaman zaman döviz kurunda dalgalanmalar yaşandığı dönemlerde reel sektörün döviz borcuna ilişkin yapılan yorumların Türkiye'ye yönelik risk algısını olumsuz etkileyebildiğini görüyoruz. Dolayısıyla firma bazında yabancı para pozisyonunun ve döviz nakit akışlarının düzenli olarak izlenebildiği bir çerçeve oluşturulmasının birçok açıdan faydalı olacağını düşünmekteyiz. Sonuç olarak, basiretli borçlanma ve risk yönetimine katkıda bulunmak amacıyla teşvik ve makro ihtiyati düzenleme çerçevesinin yeniden ele alınması gerekiyor." Reel sektör döviz pozisyonunun daha kapsamlı bir şekilde ve makul bir frekans aralığında izlenebilmesinin finansal istikrar ve fiyat istikrarı açısından önem taşıdığını vurgulayan Şimşek, yakın dönemde Finansal İstikrar Komitesi koordinasyonunda ilgili paydaşların da katkılarıyla konuyla ilgili bir çalışma platformu oluşturulduğunu söyledi. Komitenin yönlendirmesiyle Merkez Bankasının koordinasyonunda bir süredir reel sektör ve bankalarla temas halinde çalışmaların yürütüldüğünü ifade eden Şimşek, bu çerçevede reel sektörün kur riskine yönelik sağlıklı bir gözetim imkanının oluşturulması ve doğru politikaların belirlenmesi için bir "sistemik risk veri takip modeli" üzerinde çalışıldığını belirtti. İlk aşamada toplam yabancı para borcun yüzde 83'üne sahip olan 2 bin firmaya dair detaylı veri toplanacağına işaret eden Şimşek, "Böylelikle firmalarımızın hem stok döviz pozisyonu ve hem de kısa vadeli döviz nakit akışını izleyebilecek durumda olacağız. Oluşturulan veri seti aracılığıyla firmalarımızın doğal ve finansal korunmalarına dair bilgiler de toplanacak" şeklinde konuştu.
Milliyet

'Merkez'lerin Haftası
Hollanda ve Almanya'da yaşanan diplomatik gerginliklerin bu haftaya ve hatta sonrasına yansımaları olacaktır. Özellikle AB/NATO ilişkileri kapsamında bir süredir gündemde olan sıkıntılar daha da artacağa benziyor. Kısa vadede dış politikadaki gelişmelerden daha çok bu hafta hem Fed'in hem de bizim Merkez Bankamızın yapacağı kritik toplantılar piyasalar açısından çok önemli. Salı ve Çarşamba günleri Fed'in Federal Açık Piyasa İşlemleri Komitesi, 16 Mart Perşembe günü de TCMB'nin Para Politikası Kurulu (PPK) toplanacak. Fed'in yılın ilk faiz artışını 15 Mart'ta yapmasına kesin gözüyle bakılıyor. Trump'ın başkan olduktan sonraki icraatları ve söylemlerinden sonra Fed'in "Dolar, Trump'a bırakılamayacak kadar ciddi bir meseledir" diyerek Mart ayında ilk faiz artışını bekleyen biri olarak 25 baz puanlık hamlenin gelecek olması şaşırtıcı değil. 200 bin kişilik artış beklenirken, Şubat ayı Tarım Dışı İstihdam (TDİ) verisi 235 bin kişilik artış olarak geldi. Bu veriyle Fed'in Çarşamba günü faiz artırmamak için bahanesi neredeyse kalmadı. Fed'in faiz artıracağı geçtiğimiz hafta önemli ölçüde fiyatlamalara yansıdı. Çarşamba günü öncesi de son düzeltmeler yapılır, faiz artışına yansıması bence sınırlı kalır. Bu beklentinin yanı sıra ECB'nin son toplantısında parasal genişlemenin sonlanmasından önce euro faizlerinin artırılmasının tartışılmaya başlandı haberi euronun 1.0680 kritik eşiğini geçip, 1.0700'a kadar yükselmesine neden oldu. Euro bu hafta bir miktar daha yükselebilir.
Vatan

DÜNYA

Başkonsolosluk Binası Bu Hale Geldi
Irak'ın Musul kentinin DEAŞ'tan temizlenmesi için başlatılan operasyon devam ederken, 5 gün önce bu örgütten alınan Tayaran Mahallesi'ndeki Türkiye'nin Musul Başkonsolosluk yerleşkesinin görüntüleri yayınlandı. Görüntülerde, yerleşkenin yerle bir olduğu görüldü. Erbil merkezli uydudan yayın yapan K24 Televizyonu, 5 gün önce Irak ordusunun Musul'un DEAŞ'ten temizlenmesi için başlattığı operasyonda DEAŞ'tan geri aldığı Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu'nun bulunduğu yerleşkesinin görüntüsünü yayınladı. Görüntülerde, Konsolosluk binasından geriye ayakta kalan bir yapı kalmadığı göze çarparken daha önce koalisyon güçleri tarafından düzenlenen hava saldırısında yerleşkenin koruma duvarlarının da yerle bir edildiği görüldü. Terör örgütü DEAŞ, 11 Haziran 2014 tarihinde Tayaran Mahallesindeki Konsolosluğa saldırmış ve Türkiye'nin Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz'ın da aralarında olduğu 49 kişiyi rehin almış ve Türk bayrağını indirmişti. Musul Başkonsolosluğu yerleşkesi 4 Nisan 2016 tarihinde, DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonu üyesi ülkelere ait savaş uçakları tarafından hedef alınmıştı. Türk Dışişleri, söz konusu operasyonun tüm aşamalarında Türkiye'nin görüş ve onayının alındığını açıklamıştı.
Hürriyet

Etiyopya'da Çöp Göçüğü: 46 Ölü
Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da, çöp depolama alanındaki heyelan sonucu 32'si kadın 46 kişi hayatını kaybetti. Toprak ve çöp yığınlarının kayması sonucu 15 evin yıkıldığı heyelanda benzer bir felaketin yaşanmaması için çevrede yaşayanların başka bölgelere tahliyesine başlandı. Daha önce de küçük çaplı heyelanların olduğu öğrenilen bölgede, yaklaşık 4 milyon insanın çöpü 50 yıldır buraya depolanıyor.
Haber Türk

Güney Kore'de Park 'Mavi Ev'den Ayrıldı
Güney Kore'de Devlet Başkanlığı görevinden azledilen Park Geun-hye, "Mavi Ev" olarak adlandırılan Başkanlık Sarayı'ndan ayrıldı. Yerel medyada yer alan haberlere göre, cuma günü görevinden azledilmesinin ardından bugün "Mavi Ev"den ayrılan Park tarafından bir açıklama yayımlandı. Açıklama eski Sözcü Min Kyung-wook tarafından basın mensuplarına okundu. Park açıklamasında "Zaman alsa da, gerçeğin ortaya çıkacağına kesinlikle inanıyorum" ifadesini kullandı. Açıklamada destekçilerine minnettarlıklarını sunan Park, Devlet Başkanı olarak görevlerini yerine getiremediği için özür diledi. Başkent Seul'de önceki gün toplanan on binlerce kişi, yolsuzluk ve siyasi nüfuz skandalı nedeniyle yetkileri geçici olarak elinden alınan Park'ın Devlet Başkanlığından azledilmesini kutlamıştı. Anayasa Mahkemesinin 8 yargıçtan oluşan heyeti, cuma günü Park'ın Devlet Başkanlığı görevinden azledilmesine oy birliğiyle karar vermişti. Kararının ardından Seul'de düzenlenen Park yanlısı gösteride ise 3 kişi hayatını kaybetmişti. Park, ülke tarihinde azledilen ilk Devlet Başkanı oldu. Park, yakın dostu Choi Soon-sil aracılığıyla ülkenin büyük holdinglerinden bağış adı altında rüşvet almak ve karşılığında muhataplarına siyasi menfaatler sağlayarak görevini kötüye kullanmakla suçlanmıştı. Park'ın azlinin ardından 60 gün içinde seçime gidilecek. Anketler, 2012'de yapılan seçimlerin mağlubu olan Moon Jae-in'in Park'ın halefi olacağına işaret ediyor.
Milliyet

Sivil Kayıplar Artıyor
Musul'un batı kesiminde uluslararası koalisyon güçlerine ait olduğu tahmin edilen savaş uçağı tarafından düzenlenen saldırıda 11 sivil hayatını kaybetti. Kentteki çatışmalarda ise güvenlik güçlerinden 3 kişi öldü. Yetkililer, Musul'un güneybatısında acil müdahale birlikleri ve polis güçleri ile DAEŞ militanları arasında dün sabahtan bu yana şiddetli çatışmaların yaşandığını belirtti. Bununla beraber, Irak'ın Musul kenti yakınlarındaki Baduş Hapishanesi'nde yaklaşık 500 kişinin cesetlerinin yer aldığı bir toplu mezar bulunduğu açıklandı. Irak Haşdi Şabi Enformasyon Merkezi, cesetleri bulunanların, DAEŞ örgütü militanlarının katlettiği "sivil mahkumlar" olduklarını duyurdu. Ancak bu açıklama henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
Milliyet

Ne Özrü Deli Misiniz?
Rutte, Türk hükümetinin iki ülke arasında yaşanan ziyaret krizi ile ilgili olarak oldukça tuhaf davrandığını savunarak, "Olayları çığırından çıkarmak için ellerinden geleni yaptılar" dedi. Başbakan, "persona non grata" (istenmeyen kişi) ilan edilerek sınır dışı edilen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın diplomatik dokunulmazlığa sahip olmadığını ve sınır dışı kararında haklı olduklarını savundu. Rutte, Pazar sabahı katıldığı bir televizyon programında, şu ifadeleri kullandı: Yanlış bir filmin içine düştüm. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Olayların çığırından çıkmasını engellemek için yoğun çaba sarf ettim. En son dün gece 02:00'de olmak üzere sadece cumartesi günü sekiz kez Başbakan Binali Yıldırım'ı telefonla aradım. Hollanda sağduyulu taraf olacak ama Erdoğan'ın "Nazi kalıntısı" suçlaması kabul edilemez. Türkiye bu suçlama ile sınırı aştı. İki ülke arasındaki en önemli sorun, Türkiye'nin sürekli olarak Hollanda'daki Türkler'den "vatandaşlarımız" diye söz etmesi. Onlar Hollanda vatandaşıdır. Hollanda da Türkiye kadar gururlu bir ülke. Türk hükümet yetkililerinin ağır yaptırım tehdidini kabul etmiyoruz. Biz kendimize şantaj yaptırmayız. Rotterdam'da yaşanan olaylar kabul edilemez. Herkes haddini bilsin.
Vatan

POLİTİKA

İlişkıleri Askıya Alın
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, diplomatik kriz yaşanan Hollanda'ya sert tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, "Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanları Hollanda'ya sokulmuyorsa, Hollanda ile ilişkilerimizi lütfen askıya alın. Almanya yine bizim bakanlarımıza engel çıkarıyorsa Alman askerinin İncirlik'te ne işi var? İsrail gibi, Rusya gibi olmasın" dedi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Adana Seyhan'daki tören ve açılışlarda özetle şunları söyledi: "Türkiye bulunduğu konum itibarıyla dünyada sayılı ülkelerden birisidir. Türkiye kendi bölgesinde en güçlü devlettir. Bütün olumsuzluklara karşın Avrupa Birliği'nin de (AB) üyesi olmak için müracaat eden, 1960'lardan bu yana bekleyen bir ülkedir. Biz kendi ülkemizde demokrasiyi geliştirmek istiyoruz. İnsan haklarını geliştirmek istiyoruz, barışı ve huzuru egemen kılmak istiyoruz. Kendi ülkemizde medya özgürlüğü istiyoruz, hukukun üstünlüğünü istiyoruz. Her evde tencereler kaynasın, her evde huzur, barış olsun istiyoruz. Kendi ülkemizde görüşümüz, kimliklerimiz, yaşam tarzlarımız farklı olabilir ama aynı ülkede, aynı havayı teneffüs eden insanlar olarak barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Dünyaya örnek olmak istiyoruz. Önümüzdeki günlerde referandum süreci var, tabii ki oylarımızı kullanacağız. Hayırlarımızı çoğaltacağız, buna inanıyorum. Ama ondan önce bir şeye değinmek istiyorum. Az önce Türkiye Cumhuriyeti'nin büyük bir ülke olduğunu, güçlü bir ülke olduğunu söyledim. Diplomaside bir kural vardır, diplomatların dokunulmazlığı vardır, bakanların da dokunulmazlığı vardır. Bakanlarımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanları Almanya'ya giderken engelleniyorsa, Hollanda'ya giderken engelleniyorsa bu kabul edilemez. Bunu kabul etmiyoruz, buna karşı her türlü tepkimizi CHP olarak da gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdi hükümete net, açık çağrıda bulunuyorum; lafla peynir gemisi yürümez. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanı Hollanda'ya sokulmuyorsa, kendi konsolosluğuna, büyükelçiliğine gidemiyorsa ve engel çıkarılıyorsa, Hollanda ile ilişkilerimizi lütfen askıya alın. Her türlü desteği vereceğiz. Almanya, yine bizim bakanlarımıza engel çıkarıyorlar. Şu açık çağrıda bulunuyorum hükümete, Almanya bizim bakanımızı Almanya'ya sokmuyorsa, Alman askerlerinin İncirlik'te ne işi var? İsrail gibi olmasın, Rusya gibi olmasın. Gidip sonra özür dilemek olmasın. Söz söylüyorsan adam gibi arkasında duracaksın. Bu kadar açık. Biz her türlü desteği vermeye hazırız. Yurtdışına gidecek olan bütün milletvekillerimize dedik ki, 'Yurtdışı temasları kesin, gitmeyin'. Sözü gelince büyük ülke, zamanı gelince özür dileyen ülke olmak istemiyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir, büyük ülke olmanın kurallarını yerine getirmek zorundadır. İktidara çağrımızdır. Bu işin referandumla ilgisi yok. Bu iş milli bir iştir. Sağcısıyla, solcusuyla, A partisiyle, B partisiyle Türkiye'nin çıkarlarını savunmak, haklarını savunmak her siyasi partinin ortak görevidir. Biz bu görevimizi sonuna kadar yerine getirmeye hazırız."
Hürriyet

Laleleri Soldurdu
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hollanda ile yaşanan siyasi krize ilişkin yazılı açıklama yaptı. Krizi her açıdan vahim olarak değerlendiren Bahçeli'nin açıklaması özetle şöyle: "Avrupa kıtası insanlık değerlerinin çiğnendiği, temel hak ve özgürlüklerin örselendiği, hukuk ve diplomatik teamüllerin öğütüldüğü karanlık bir sürece hapsolmuştur. Almanya'nın hemen ardından, Hollanda'nın içine sürüklendiği kördüğüm her açıdan vahim, her bakımdan kahredici bir vandallıktır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Betül Sayan Kaya'ya Hollanda'da reva görülen kaba, korkunç ve son derece aşağılık muameleler asla kabul edilemeyecek bir ilkellik ve izansızlıktır. Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun Hollanda'ya yapacağı ziyaretin engellenerek uçuş izninin iptalinden sonra, bir kadın bakanımıza yapılan çirkin ve çirkef müdahaleler hiç şüphesiz uluslararası bir skandal ve rezalete dönüşmüştür. Hollanda yalnızca Türkiye'yi topyekun hedef almakla kalmamış, insanlık camiasına karşı da büyük bir suç işlemiştir. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bir bakanının cebren yolunu kesmek, vatan toprağı sayılan diplomatik misyonumuza ulaşmasını engellemek alçak ve aşağılık bir saldırıdır. Hollanda hükümetinin ırkçı ve tahammülsüz uygulaması esasen su katılmamış bir Türk düşmanlığının, Türkiye hazımsızlığının çok net tezahürüdür. Hollanda, soğanın virüs yemiş hali olan laleyi soldurmuş, insanlığın yüz karası bir tutum takınarak hasım ülke haline gelmiştir. Hollanda'nın yanlı, kasti ve kararmış politikalarına karşı etkili, milli ve asla geri adım atmayan diplomatik ve siyasi kararlar derhal alınmalı ve uygulamaya geçilmelidir. Şu anda Hollanda'yla diplomatik ilişkilerin askıya alınması, diğer yaptırım ve tedbirlerin sırasıyla hayata geçirilmesi acil bir ihtiyaçtır. Ta ki Hollanda Türkiye'den ve Türk milletinden resmi özür dileyene kadar bu kararlılık sürdürülmelidir. Bu ülkede yaşayan Türk vatandaşları da 15 Mart'ta saldırganlığın bedelini sandıkta, demokratik adap ve yollarla mutlaka ödetecektir."
Hürriyet
Cevabımız Ağır Olacak
Başbakan Binali Yıldırım, Hollanda'nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya yönelik tutumunu eleştirdi. Yıldırım, partisinin Yalova mitinginde ve İstanbul- Bursa-İzmir Otoyolu Gemlik-Bursa kesimi açılış töreninde şu mesajları verdi: Tarihi bir değişimin arifesindeyiz. Aydınlık Türkiye'nin kapılarını açacağız. Biz 'Büyük Türkiye' diyoruz bazıları hala küçük olsun ama bizim olsun diyor. Biz güçlü istiyoruz onlar Türkiye yerinde saysın diyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 2023 hedeflerini gerçekleştirelim diyoruz. Onlar gelinen noktayı anlamaktan aciz kalıyorlar. Cumhuriyetin kurulmasından 94 yıl geçti, 100 yıla 6 yıl var. Bu sistem değişikliği Erdoğan değil her doğan içindir. Bize demokrasi dersi verenlerin diktatörce uygulamalarını izliyoruz. Bazı Avrupa ülkeleri vatandaşlarımızla, gurbetçilerimiz ile memleket sevdalıları ile buluşmamızdan rahatsız oluyor. Açık açık söylüyorum; siz bunu yapmakla 'hayır' kampanyasına destek oluyorsunuz. Onlarda 'hayır' demek serbest 'evet' demek yasak; bu çifte standart demokrasi ve insan hakları savunuculuğuna zarar veriyor. FETÖ, PKK ve yandaşları Avrupa'da elini kolunu sallayarak gezecek, propaganda yapacak sen gık çıkarmayacaksın. Bakanlar gidince vekiller gidince onlara izin vermeyeceksin, yok böyle yağma. Vatandaşlarımızla buluşmamıza engel olamayacaksınız. Bakıyoruz şimdi bu değişikliğe HDP karşı, Almanya karşı, FETÖ karşı, Hollanda karşı; bu işte bir yanlışlık var. 'Evet' diyeceğiz, sandıkları tıka basa dolduracağız. Onların hak ettiği cevabı en iyi şekilde vereceğiz. Hollanda'da bakanımıza yapılan muamele asla kabul edilemez. Bu Hollanda'nın uluslararası diplomatik kuralları hiçe sayarak bakanımızın seyahat özgürlüğünü engellemiş ve ülkeyi terk etmeye zorlamıştır. Şunu herkes bilmelidir; Türkiye bunun cevabını en ağır şekilde verecektir. Bir daha ülkemize vatandaşlarımıza karşı buna benzer aymaz hareketlerin olmaması için gereken neyse yapılacaktır. Buradan gurbetçi kardeşlerimizi, 5 milyon memleket sevdalısına şunu söylüyorum; tahriklere kapılmayın, provokasyona gelmeyin. Sizin bu yapılan insanlık dışı uygulamalara vereceğiniz en güzel cevap, 16 Nisan'da 'evet' cevabıdır. Türkiye'nin yükselişinin devamı için millet sandıkta cevabını verecek. Değişime istikrara büyük ekonomiye ulaşacağız. Şimdi biz bu eserleri yapıyoruz ya, Batı'dakilerin ayarı bozuluyor. Güneş Doğu'dan doğuyor, Batı'dan hayır gelmez.
Milliyet

'Özür Dilemek Yetmez'
Fransa'da bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hollanda'ya gereken karşılığın verileceğini vurguladı. Çavuşoğlu özetle şunları söyledi: "Tamamen kabul edilemez. Avrupa'nın değerlerine ve ilkelerine aykırı. Aynı zamanda Viyana Sözleşmesi'ne de aykırı. Bizim bakanımızın kendi elçiliğine girmesi diplomatik bir araçla engellendi. Bu tür şeyleri Avrupa'da savaşlar zamanında, Nazi zamanında bile görmedik. Bugün Wilders'in ve koalisyon hükümetinin birbirinden hiç farklı yok. Aynı söylemi, aynı retoriği takip ediyorlar. Wilders Hollanda siyasetini rehin almış durumda." "Ayrıca içerideki Başkonsolosumuzun da dışarı çıkmasına izin verilmedi. Yapılan ırkçılıktır, İslam düşmanlığıdır. Protesto yapan insanları köpeklere ısırttılar. Türkler gelebilir ama buradaki Türklerle buluşamaz diyorlar. Biz Türkleri esir mi verdik bunlara? Türklerin Türkiye ile bağını koparmak istiyorlar. Bunun bir kere karşılığı olacak. Özür dilemek yetmez. Karşılığını vermeye başladık. Büyükelçi ülkeye gelmesin dedik. Giremez. Adımları atacağız. Daha sonra da Hollanda özür dileyecek. Yoksa bu adımları atmaya devam edeceğiz. Ben insan gibi dedim ki 'Seçimlerden sonra geleyim isterseniz'. Küstahça 'Çavuşoğlu seçim öncesi de sonrası da gelemez, gelirse laleleri görmeye gelebilir' dediler. Bundan daha küstah bir cevap olabilir mi? Bir başbakan bu kadar küçülür mü? Wilders'in elinden bu kadar oy alacağım diye bu kadar aciz duruma düşer mi?Avrupa bir uçuruma doğru gidiyor. İkinci Dünya Savaşı öncesine doğru gidiyor. Onlar ne adım atarsa, biz de 10 katını atarız. Bunda bir korkumuz yok."
Vatan

SPOR

Spor Toto Basketbol Ligi'nde 21. hafta mücadelesinde Galatasaray Odeabank'a konuk olan Fenerbahçe, bu sezon 4. kez karşılaştığı rakibini yine devirmeyi başardı, son çeyrekteki etkili performansıyla 79-75 kazandı. İlk yarıda Fenerbahçe hücum etmekte çok zorlandı. Sinan ve Göksenin ile Dixon-Bogdanovic ikilisine baskı yapan Galatasaray, istediğini aldı. Obradovic bu kez Melih'i oyuna sokmak için erken davranıp, tecrübeli oyuncunun skor katkısıyla krizi aşsa da, Dixon'ın erken faul problemine girmesi, Sloukas'ın da oynamadığı günde fazlasıyla sıkıntı yarattı. Galatasaray hücumda da Sinan ile oyunu çok iyi organize ederken, Pleiss'in pota altında kurduğu üstünlük ve devre sonunda 11 sayı, 8 ribaunda ulaşması Galatasaray'ı rahatlattı. Fenerbahçe'nin guardsız kaldığı bölümde kenardan yeniden Sinan-Göksenin ikilisini getiren Ataman'ın hamlesi Fenerbahçe'nin 5 dakika skor bulamamasına neden oldu, devre sonunda fark 13'e çıktı. İlk yarıda Fenerbahçe adına Vesely'nin sadece 1 sayıyla oynaması, ribaunt bile alamaması, Dixon'ın da 5 sayı, 1 asistte kalması kritik noktalardı. Ancak 2. devre fark 15'e çıktıktan sonra bu ikili sahne aldı. Dixon 16 sayı, 7 asist, Vesely ise 11 sayı, 4 ribauntla maçı bitirirken, geri dönüşün mimarları oldu. Melih ile Bogdanovic'in maç boyu en kritik anlarda sahne alışı, Udoh'un 2. yarıda Pleiss'ı çok iyi savunması da İpekçi'de fark yarattı.
Milliyet

Galatasaray'da Igor Tudor'un takımın başına geçmesinden sonra yaşanan sakatlıklar, yeni teknik direktörün antrenman metodlarına bağlanmış ve bu durum eleştirileri beraberinde getirmişti. Ancak sarı-kırmızılılar bu duruma itiraz etti. Hırvat teknik adamın göreve getirilmesinin ardından önce Sneijder, daha sonra da De Jong adalede zorlanma yaşamış, ardından da Semih, Chedjou, Eren Derdiyok, Cavanda ve Hakan Balta'da da çeşitli sakatlıklar ortaya çıkmıştı. Bu sakatlıklardan Chedjou'da uzun süredir devam eden topuk ağrısı bulunduğu, son Gençlerbirliği maçında sakatlanan Hakan Balta'da ise bel spazmı yaşandığı, bunların antrenmanla ilgili olmadığı dile getirildi. Eren Derdiyok'un da Florya'da koşu sonrasında sakatlanmasının zeminin azizliğinden kaynaklandığı dile getirildi. Cavanda ise antrenmandaki taktik çalışmada aldığı darbenin kurbanı oldu. Ancak adale sakatlığı yaşayan futbolcuların durumuyla ilgili bir detay ortaya çıktı. Buna göre Tudor'un idarecilerle paylaştığı bilgiye göre yaşanan adale sakatlıklarının nedeninin, yeni çalışma sistemi değil futbolcuların özel hayatına dikkat etmemesi gösterildi. Bu durum özellikle Sneijder ve De Jong'un özel hayatlarını yeniden gündeme getirdi. Hırvat teknik adamı adeta aklayan sarı-kırmızılılar, "Bu sakatlıklar idmanlardan dolayı olsa, aynı antrenmanları yapan Selçuk veya Sabri niye sakatlanmıyor?" diyerek eleştirenlere karşı yeni bir tez geliştirdi.
Milliyet

Fenerbahçe'de 2002 yılından bu yana forma giyen ve kulübün sembol isimlerinden olan Volkan Demirel, gelecek sezon ile ilgili düşüncelerini MİLLİYET'e aktardı. Sarı-lacivertlilerin kaptanı, sezon sonunda bitecek sözleşmesiyle ilgili iddialar ve devam edilip edilmeyeceği hakkında çıkan yorumlara açıklık getirdi. 15 yıldır sarı-lacivertli formayı giyerek birçok efsane ismi geride bırakan ve kulüp tarihindeki yerini alan tecrübeli kalecinin böyle bir durum karşısında ne yapacağı ise merak konusu. Volkan Demirel'in yakın çevresiyle konuştuğumda şu ifadeler kullanıldı, "Volkan Demirel, Fenerbahçe için boş mukaveleye imza atmaya hazır. Para önemli değil. Fenerbahçe dışında da Türkiye'de başka bir kulüpte forma giymez" denildi. Bu düşünceleri Volkan'ın kendisine de sormam gerekiyordu. Aytemiz Alanyaspor maçı sonrası, yakın çevresinden aldığım bu bilgileri kendisine aktardığımda; "Evet, doğru" yanıtını verdi. Boş mukaveleye imza atmaya hazır olan tecrübeli kaptana, "Peki Fenerbahçe sana sözleşme önermezse ne yapacaksın?" diye sorduğumda "Türkiye'de başka takımda oynamam. Ayrılık halinde de yurt dışına giderim" ifadelerini kullandı. Bu arada yeni sezonda takımın başına geçmesi planlanan Aykut Kocaman ise Volkan Demirel'in takımda kalmasından yana. Emre Belözoğlu'nun gidişinden sonra takımda lider oyuncu konusunda sıkıntı yaşandı. Ayrıca yabancı ağırlıklı bir takım ortaya çıktı. Volkan'ın da ayrılması durumunda benzer sıkıntıların devam etmesi söz konusu olacak. Bu nedenle futbolcunun Kocaman'ın göreve gelmesi durumunda takımda kalma ihtimali bir hayli yüksek.
Milliyet


Şenol Güneş'in de maçtan önce oyuncularına söylediği gibi zor bir karşılaşma olacaktı. Başında Sergen Yalçın'ın olduğu bir Kayserispor, Vodafone Arena'da Beşiktaş'a kolay lokma olma niyetinde değildi. Özellikle Lawal ile orta saha hakimiyetini ele geçiren sarı-kırmızılılar, Talisca'nın etkisiz oyunuyla, bu alanda kendine çok boşluk buldu. Kısacası Beşiktaş 10 kişi oynadı diyebiliriz. Aslında Talisca 15. dakikada çektiği şutla, Beşiktaş'a erken bir gol kazandırabilirdi ama Ahamada, bu pozisyonda doğru yerde durdu. 17'de Lawal'ın sert şutunda bu kez Fabri çok başarılıydı. Beşiktaş savunması 24. dakikada ise kalesinde adeta mucize yaşadı. Gelişen karambolde Deniz'in şutunun ağlarla buluşamaması, büyük bir şanstı. Günün başarılı isimlerinden Kayseri kalecisi Ahamada, 40'ta, Aboubakar'ın şutunda yine başarılıydı. İkinci yarıya ise Babel'in yerine Tolgay ile başlayan Şenol Güneş, bu değişiklikten çok umutluydu. 56'da Aboubakar beklenen golü attığında herkes onun gibi umutlanmıştı ama Anderson Talisca'nın oyunda kalması nedeniyle, Kartal bir türlü üretkenlik sağlayamıyordu. 67'de sahanın en kötü isimlerinden Ryan Babel kale ağzında beklenen ikinci golü atamayınca, Kayserispor bu hatayı affetmedi. Umut'un attığı golle 1-1 eşitliği sağlayan konuk ekip, doğal olarak kontratak futbolunu benimsedi. 82'de Beck'in kendi kalesine attığı gole, 88'de Aboubakar ile yanıt veren Beşiktaşlı oyuncular, 86'da Talisca'nın direkte patlayan şutuna maçtan sonra bile isyan ediyordu.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder