14 Mart 2017 Salı

14.03.2017 Genel Gündem



14.03.2017

GÜNDEM

Sana Yazıklar Olsun Ya
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Hollanda Başbakanı Mark Rutte'ye çok sert tepki gösterdi. Rutte'ye "Benim ülkemin patronu millettir ey Rutte. Sen daha demokrasiyi anlamamışsın önce sen demokrasiyi öğren" diyen Erdoğan, Hollanda'ya destek veren Merkel'e de, "Almanya'nın Şansölyesi de Hollanda'nın yanında yer alıyor. Sana yazıklar olsun ya. Demek ki sen de aynı kafadasın" yanıtını verdi. A Haber ile ATV'nin ortak yayınına katılan Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: "Bugün bir şey oldu Hollanda hadiseleri sebebiyle, Hollanda diyor ki oradaki beyefendi 'bu ülkenin patronu biziz' diyor. Altına da bu fakirin resmini koymuş, üstüne de çarpı işareti. Ya ben patron değilim zaten. Benim ülkemin patronu millettir ey Rutte. Sen daha demokrasiyi anlamamışsın önce sen demokrasiyi öğren. Bir defa 'patron benim' demek milletine saygısızlıktır. Zaten bunlarda saygı yok ki. Biz bu ülkede hiçbir zaman patron olmadık, efendi de olmadık. Biz hep kuruluşumuzdan bu yana 'biz millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geliyoruz' demişizdir. Rutte bunu öğren. Benim bakanımı oradan itfaiye aracıyla mı götürecek gelip makaslarla aracın kapıların kesip böyle mi dışarı çıkaracak, sınırdışı nasıl edecek bir bayan be hani siz kadın haklarından bahsediyordunuz ya. Bu bayan Türkiye Cumhuriyeti'nin bakanı. Hala AB'den dünyada Helsinki melsinki hikayeleri var ya bizim ülkemizde, bunların hiçbirinden bir ses çıkıyor mu? Alman Devlet Televizyonu ana muhalefetin başındaki zatla ortaklaşa çalışıyorlar, terör örgütleriyle de beraber çalışıyorlar. Çarşamba Hollanda'da seçim var. Bunların bir tanesi tam manasıyla dört dörtlük ırkçı. Kimsin sen ya? Haddini bil. Bir diğeri, başbakanken münasebetlerimizin de iyi olduğu birisiydi. O da kalkmış o olayın olduğu gece bizim Başbakanımıza meydan okuyor; 'Burayı terk etmesi lazım' diyor. Peki sen bundan sonra Türkiye'nin kapısını nasıl çalacaksın? Kesinlikle bizler de şu anda diplomatik yaptırımlarımız nelerse, bunları yapacağız. Ben öyle kuru kuruya özür dilemeyi, hiçbir şeyle değişmem. Bugün bir İsviçre gazetesinde atılan başlık çok manidar. Ama seviniyorum, niye, İsviçre'nin bu gazeteleri Türkçeyi öğreniyor. Ne diyor burada? 'Erdoğan'ın diktatörlüğüne hayır oyu kullanın.' Şimdi bu da doğruyu söylüyor. Diktatörlüğüm yok ki. Bu ne demektir? Bu aslında tersinden okursanız, evet demektir. Süratle Hollanda'nın hesabını diplomatik açıdan soracağız. Zaten büyükelçileri, Dışişleri Bakanımız gelmesin dedi. Bunların Viyana Sözleşmesi diye bir derdi yok. Hepsi ayaklarının altında. Bunların Viyana Sözleşmesi, faşistlikleridir. Nazizm, buna Neonazizm diyebiliriz. Yeni Nazi akımı diyebiliriz. Almanya'nın Şansölyesi de Hollanda'nın yanında yer alıyor. Sana yazıklar olsun ya. Demek ki sen de aynı kafadasın. Bunların yaptıklarının hiçbir yere uyar tarafı yoktur. Bunlar hukuk kanun tanımazdır. Göreceksiniz AİHM'e de gideceğiz. Bütün bakan arkadaşlarımın hepsi gereken yerlere başvuracaklar."
Hürriyet


Hollanda'ya 4 Yaptırım
Bakanlar Kurulu Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında toplandı. Akşam başlayan ve geç saatlere kadar devam eden Bakanlar Kurulu'nda Hollanda ile yaşanan diplomatik kriz ele alındı. Toplantıda, Hollanda'ya yönelik tedbirler kararlaştırıldı. Bakanlar Kurulu sürerken açıklamalarda bulunan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş şunları söyledi: Hollanda'da bakanlarımıza yapılanlar hadsizlik ve terbiyesizlik içeren davranıştır. Vahşice ve barbarca atlarla köpeklerle yapılan tavır kabul edilemez. Bu olay bizi üzer ama daha çok üzülmesi gereken de faşist, ırkçı yükselen eğilimlerin altında kalan siyasetçilerdir. Avrupa faşizmin ayak seslerinin rap rap yükseldiği dönemde Avrupa'nın makul siyasetçileri 'Dur' demezlerse, korkarım ki birkaç sene sonra kendi seçim kampanyalarını yapamaz hale gelirler. Bu düşmanlık öylesine büyük girdap oluşturur ki Avrupa siyasetini içine çekebilir. Kızgınız, üzgünüz, hem hakkımızı koruyoruz hem de cevaplarımızı refleksle değil devlet aklı ile vakar içerisinde ortaya koyuyoruz. Bu gerilim, bu kriz, bu kaos adına ne derseniz deyin, bizim çıkardığımız bir kriz değildir, bunun sorumlusu Türkiye değildir. Türkiye, bu krizin sorumlusu olmamasına rağmen, bundan sonraki süreçte sorumlu ama kararlı bir şekilde hareket edecek ve Türkiye ile Hollanda halkının karşı karşıya kalmaması için önemli gayret sarf edecektir. 460 bin kişilik bir diasporamız var hakkını hukukunu koruyacağız. Tedbirlerin ağırlıklı noktasını siyasi tedbirler oluşturmaktadır. En başında, nota verildi, Hollanda'yı kınadığımızı, özür dilemesi gerektiğini ifade ettik. Ayrıca olaylara neden olan yetkililer hakkında idari ve hukuki soruşturmaların başlatılması talebini de ilettik. Türk diplomatların diplomatik misyonumuzun her türlü güvenliği garanti altına alınmalıdır. İlave adımları almaya devamedeceğiz. İlk olarak, izinli olarak yurtdışında bulunan büyükelçinin Türkiye'ye dönmesinin yasaklanması, izin verilmemesi kararlaştırılmıştır. İkinci olarak, süreçte Hollanda yaptıklarını telafi edene kadar üst düzey ilişkilerin planlanmış toplantıların askıya alınması tehir edilmesi kararlaştırılmıştır. Üçüncü olarak diplomatik olan uçuşlara verilen izinler iptal edilmiştir. Resmi ziyaretler için gelecek olan ya da Türkiye hava sahasını kullanacak diplomatlarla ilgili kısıtlamadır. Dördüncüsü, TBMM ile Hollanda Parlamentosu arasındaki dostluk grubunun Türkiye kısmının lağvedilmesi TBMM'ye tavsiye edilmesi kararı alınmıştır. Bu tavırlarımız dikkate alınmaz, çıkardığı krizin sonuçlarının ortadan kaldırılması için gerekli adımatılmazsa Türkiye diğer alanlarda da ilave tedbirlerle bu yanlıştan dönmesini sağlayacaktır. Bir bakana karşı yapılan bu tavır her türlü uluslararası sözleşmeye de aykırıdır. Viyana Sözleşmesi'ne de aykırıdır. Tüm uluslararası mekanizmalarda tartışmaya açacağız. Bakana yapılan gayri ahlaki ve gayri siyasidir. (Hollanda'dan özür talebine yanıt gelmezse tavır ne olacak?) Durumu düzeltmek için ortada derin bir kriz var az buz değil. Biz planlamadık, biz yapmadık. Krizi çıkaranlar sebeplerini ortadan kaldırmakla yükümlüdür. Adım atacağını düşünüyorum. (Ekonomik yaptırımlar) Yapılanlara misliyle mukabelede bulunuyoruz. Diplomatik uçakların, bakanların, personeli taşıyanların hava sahasını kullanmasını yasaklıyoruz. Bakanımızı yurtdışına attılar, biz de büyükelçisinin gelmesine izin vermiyoruz. Hangi adımları atacaklarına bakacağız. Gerekiyorsa ilave kararlar alınır. (Başbakan'ın Danimarka ziyareti) Başbakan'ımızın Danimarka ziyareti pazartesi planlanmıştı, Danimarka Büyükelçisi'ne tehiri bildirmiştik. Tehirden sonra Danimarka'nın açıklaması gündeme gelmiştir.
Haber Türk


Çay İçin, Sabah Evimize Gidelim
Haymana eski İlçe Emniyet Müdürü Serdal Bilgin'in de aralarında bulunduğu altısı tutuklu biri firari yedi polis hakkında, 15 Temmuz darbe girişimine karşı direnişin önünü keserek, darbenin gerçekleştirilmesi için aktif eylemlerde bulundukları iddiasıyla üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açıldı. İddianamede, Haymana Polis Merkezi Amiri şüpheli Başkomiser Eyüp Sami D.'nin, 15 Temmuz'da komiser Tuncay A.'ya, "Askerler emniyete gelirse karşılık vermeyin, çatışmaya girmeyin" şeklinde mesaj attığı belirtildi. İddianamede şüpheli Eyüp Sami D'nin, ifadesinde, mesajı darbe haberi medyaya çıkmadan yazdığını, çünkü henüz izinden çağrılan personelin emniyete intikal etmediğini, yeteri kadar personelin emniyete gitmediğini, o aşamada çatışmaya girilmesinin büyük zaiyatlara yol açabileceği düşüncesiyle attığını söylediği kaydedildi. İddianamede tanık olarak ifadesine yer verilen polis memuru A.B., televizyonda Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın konuşmasını dinlediği sırada İl Emniyet Müdürü'nün tüm personelin göreve geleceği anonsunu geçtiğini, şüpheli Tuncay A.'nın grup amiri odasına gelerek TRT'yi açın dediğini, açtıklarında darbe bildirisinin okunduğunu gördüklerini, bunun üzerine kendisinin bağırarak "vatan hainleri, kanı bozukları mı dinleyeceğiz" diyerek, kanalı değiştirdiğini anlattı. Bu sırada Özel Harekât'ın vurulduğunu öğrendiklerini kaydeden A.B., şüpheli Eyüp Sami D.'nın gelerek, "darbe olmuş keşke dolar alsaydık" şeklinde gülerek yorum yaptığını, bu sırada haber merkezinden, "2010 talimatıdır, tüm personel uzun namlulu silah alsın, misliyle karşılık versin" haberi geldiğini söyledi. Bunun üzerine uzun namlulu silah almak için hareketlendiklerini belirten A.B. fakat silah dolabının kilitlendiğini öğrendiğini söyledi. Bu sırada grup amirinin talimatıyla brifing odasında toplandıklarını anlatan A.B., İlçe Emniyet Müdürü Serdal Bilgin'in gülerek, laubali şekilde, "Arkadaşlar kimse ferdi hareket etmeyecek, hepimizin çoluğu çocuğu var, çayınızı için, sabah sağ salim evimize gidelim" şeklinde darbeyi destekleyici ifadeler kullandığını kaydetti. Bilgin'e, "17 arkadaşımız şehit oldu, olay yerinde biz de olabilirdik, onların da çoluğu çocuğu var, biz bu saatten sonra çoluğu çocuğu düşünecek halimiz yok" diyerek, tepki gösterdiğini kaydeden A.B., Bilgin'in kendisine, "ferdi hareket yok, çay demleyin çay için" dediğini söyledi. A.B, arkadaşı S.Y.'nin polis merkezine geldiğini ve silah dolabının neden kilitli olduğunu sorduğunu, yaptıkları araştırmada Bilgin'in talimatı ile dolabın kilitlendiğini, uzun namlulu silahların kesinlikle çıkarılmayacağının söylendiğini aktardı. İddianamede, kamera kayıtları incelendiğinde saat 22.18 sıralarında uzun namlulu silahların bulunduğu dolabın grup amiri tarafından kilitlendiği ve anahtarın şüpheli Eyüp Sami D.'ye teslim edildiğinin görüldüğü belirtildi. Suçlamaları kabul etmeyen Bilgin'in ifadesinde, Haymana'da PKK ve DAEŞ yanlısı birçok şahıs bulunduğunu, bunları da düşünmek zorunda olduğunu, daha önce MP-5 mermilerinin çalınması olayı yaşandığı için silah dolabının her zaman kilitli tutulduğunu söyledi.
Milliyet

EKONOMİ

Dolar: 3,7433-3,7448                                   
Euro: Euro 3,9890-3,9904   
Sterlin: 4,5688-4,5721
Gram Altın: 144,8832-144,9666


Vatandaş Köprüye Ortak Olabilecek
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, gayrimenkul sertifikası düzenlemesine köprüler gibi büyük altyapı projelerin de eklenebileceğini, düzenlemeye kira getirili projelerin de monte edilebileceğini söyledi. Gayrimenkul sektöründe finansman çeşitlendirmesi ve küçük yatırımcıların gayrimenkule yatırım yapabilmesini amaçlayan gayrimenkul sertifikası düzenlemesinde, ilk ihracın TOKİ- Makro İnşaat ortaklığındaki konut projesine yönelik gerçekleştirileceği ve ihraçta toplam hasılatın 143.2 milyon lira olarak öngörüldüğü açıklanmıştı. Sistem, küçük yatırımcının da gayrimenkul projelerinde metrekare bazlı yatırım yapabilmesini düzenliyor. Canikli, Reuters'a verdiği söyleşide gayrimenkul sertifikası düzenlemesinin zamanla başka projeler için de genişletilebileceğini şu sözlerle anlattı: "Düzenleme değer kazanacak bütün projeler için geçerli. Teorik olarak köprüler bile dahil edilebilir. Ancak ilave bazı detaylandırmalar ve modellemeler yapılması gerekiyor. Mesela mülkiyetin kamuya geçmemesi gerekiyor. Belki kira getirisi üzerine kurulu bir model de (gayrimenkul sertifikası düzenlemesine) ilave edilebilir." Düzenlemenin detaylarını da anlatan Canikli, "Küçük yatırımcıların metrekare bazlı aldığı konutlar haczedilemiyor, rehnedilemiyor. Sertifika satın alanların ödemeleri müteahhide hak ediş gibi aktarılıyor. İnsanlar isterlerse konutu ellerindeki sertifikalarla sonradan satın alabiliyor" diye konuştu. "Proje yatırımcı için risk içermiyor" diyen Canikli, "Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) yetki verecek ve bu projelere girecek şirketlerin mali yapılarına bakacak. Sistem bankacılık sektöründeki riskleri de azaltacak" ifadesini kullandı.
Hürriyet

27 Bin Kobi Nefeslendi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kredi Garanti Fonu (KGF), Ziraat Bankası, Denizbank ile oda ve borsaların desteğiyle başlayan 'Nefes Kredisi' projesiyle 3 ayda 27 bin şirket 2.6 milyar liralık kredi kullandı. Proje tamamlandığında 4 milyar liranın üzerinde kredi kullandırılması hedefleniyor. En çok kredi kullanan sektörler arasında ise toptan ve perakende ticaret, imalat, inşaat ile ulaştırma, depolama öne çıkıyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 12 Aralık 2016'da başlayan projede düşük faiz oranı ile kredi kullandırıldığını belirterek finansman ihtiyacı olan tüm KOBİ'leri bu fırsattan yararlanmaya davet etti. Hisarcıklıoğlu, "Birliğimizin, oda ve borsalarımızın sağladığı ucuz kaynak ve yüzde 85 KGF teminatı ile TOBB üyesi KOBİ'ler piyasa şartlarının çok altında olan yüzde 9.90 oranından 150 bin TL'ye kadar kredi kullanıyor. Bu dünyada bir ilk. Üyelerimize hem kredi veriyor, hem kefil oluyoruz. Kredi maliyetlerini de mevduat faizlerinin altına çektik. Bugün bankalar piyasada bankalar yüzde 12'li rakamlara mevduat topluyor. Biz ise yüzde 10'un altında faizle kredi kullandırıyoruz" diye konuştu.
Hürriyet

Portakal Dengesi
Cari açık 2017 Ocak ayında 2 milyar 762 milyon dolar oldu. Yıllık açık ise 31 milyar 163 milyon dolar ile aralık ayına göre 561 milyon dolar arttı. Petrol fiyatlarındaki artış cari açığı olumsuz etkilerken açığın finanse edilmesinde en sağlıklı kaynak olan doğrudan yatırımlarda şu sıralar diplomasi krizi yaşadığımız Hollanda'nın etkili olduğu görüldü. Ocakta Türkiye'ye yapılan 279 milyon dolarlık yatırımın 66 milyonu Hollanda'dan karşılandı. Ocakta Hollanda'yı 80 milyon dolar ile Azerbaycan geçti. Ocakta Avrupa ülkelerinden Türkiye'ye gelen 162 milyon dolarlık yatırımın yüzde 41'i bu ülkeden yapılmış oldu. 24 milyon dolar Almanya'dan ve 17 milyon dolar da Lüksemburg'dan geldi. Yine ocak ayında Türkiye'den yapılan doğrudan yatırımda da Hollanda başrol oynadı. 2017 Ocak'ta Türkiye'den yurtdışına yapılan doğrudan yatırım 233 milyon dolar olurken bu tutarın da yüzde 23'ü yani 53 milyon doları Hollanda'ya yapıldı. Bir ayda Avurapa'ya yapılan toplam doğrudan yatırım olan 112 milyon doların da neredeyse yarısını Hollanda tek başına karşıladı. Ocakta Hollanda'yı 84 milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri geçti. 2016'da Hollanda'dan Türkiye'ye 956 milyon dolar yatırım yapıldı. Bu tutar 2016'da Türkiye'ye yapılan yatırımın en fazla bu ülkeden yapıldığını gösteriyor. Doğrudan yatırım tutarının yüzde 13.9'unu karşılayan Hollanda son 14 yılda da 22 milyar dolarlık yatırım ile yine ilk sırada yer aldı ve doğrudan yatırımdan aldığı pay da yüzde 15.8 oldu. 15 yılda Türkiye'ye gelen toplam doğrudan yatırım tutarı 139.4 milyar dolar tutarında gerçekleşti. 2016'da aynı zamanda Türkiye'den yurtdışına yapılan yatırımlarda da en büyük payı 816 milyon dolar ile Hollanda aldı. 2016'da Türkiye'den yurtdışına 3.1 milyar dolar yatırım yapıldı. Son 15 yılda ise Türkiye'den yurtdışına yapılan 36.7 milyar dolarlık yatırımın 190 milyar doları bu ülkeye gitti.
Haber Türk

82 Milyarlık Yatırım 357 Binlik İstihdam
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, doğudaki 23 ili kapsayan cazibe merkezlerine yönelik yoğun ilginin olduğunu belirterek, "Çok farklı sektörlerde talepler var. Tekstil ve konfeksiyon ürünleri, metalik olmayan mineral ürünleri ön planda. Şu ana kadar 82 milyar liralık bir yatırım başvurusu var. Öngörülen istihdam 357 bin 182. 1 milyar lira üstü yatırım yapmak isteyen 5 firma var. Ağırlıklı olarak Erzurum, Malatya, Elazığ, Şanlıurfa ve Diyarbakır illeri ön planda. 120'nin üzerinde yatırımcı 100 milyon liranın üzerinde yatırım yapmak istiyor" dedi. Ekonomik verileri yorumlayan Elvan, "Ekonomik verilere bakınca 2016'nın dördüncü çeyreğinden itibaren toparlanma başladı. İmalat sanayiinde ocakta yüzde 4.2 artış oldu. İhracatta son iki ayda artış görülüyor. Kapasite kullanım oranlarında da artış görüyoruz. Reel kesim güven endeksi de şubattan itibaren pozitife döndü. Ekonomide ciddi canlanma başladı" diye konuştu.
Vatan

Kobi'ler 2.6 Milyar Tl'lik 'Nefes' Aldı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB, Kredi Garanti Fonu (KGF), Ziraat Bankası, Denizbank ile oda ve borsaların desteğiyle başlatılan Nefes Kredisi Projesinin gerçek anlamda KOBİ'lerin "nefesini açtığını" belirtti. Hisarcıklıoğlu, "Nefes Kredi Projesi" kapsamında bugüne kadar 27 bin şirketin 2.6 milyar liralık kredi kullandığını belirterek, "Proje tamamlandığında 4 milyar liranın üzerinde kredi kullandırmış olacağız" dedi. 'Nefes' kredisinin düşük faiz oranı ile iş dünyası için önemli bir ilaç olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: "1-2 ay içinde proje tamamlandığında 4 milyar liranın üzerinde kaynağı KOBİ'lere aktarmış olacağız. Finansman ihtiyacı olan tüm KOBİ'leri bu fırsattan yararlanmaya davet ediyorum. Birliğimizin, oda ve borsalarımızın sağladığı ucuz kaynak ve yüzde 85 KGF teminatı ile TOBB üyesi KOBİ'ler piyasa şartlarının çok altında olan yüzde 9.90 oranından 150 bin liraya kadar kredi kullanıyor. Bu dünyada bir ilk. Üyelerimize hem kredi veriyor hem kefil oluyoruz. Kredi maliyetlerini de mevduat faizlerinin altına çektik. Bugün bankalar piyasada yüzde 12'li rakamlara mevduat topluyor. Biz yüzde 10'un altında faizle kredi kullandırıyoruz."
Vatan

İşçi Tazminat İçin Önce Arabulucuya Gidecek
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni İş Kanunu Tasarısı Taslağı'na göre, işçi ve işveren uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu hale geliyor. Başbakanlığa gönderilen taslağa göre, arabulucu görüşmeleri 3 haftada sonuçlanacak. İşçiler, mahkemelerde yıllarca süren davalarda, kazandıkları tazminatları kısa sürede elde edebilecek. Tasarının getirdiği en önemli yenilik, iş uyuşmazlıklarında, mahkemeye dava açmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu oldu. Bu kapsamda, bireysel veya toplu iş sözleşmesine bağlı olarak çalışan işçi ve işveren alacağı, tazminatı, işe iade taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak aranacak. İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat durumları dışındaki durumlarda arabulucuya başvurmadan doğrudan iş mahkemesine açılan davalar usulden reddedilecek. Tasarının kabul edilmesiyle ortalama 3 milyon 400 bin civarındaki hukuk uyuşmazlığının, yaklaşık yüzde 18'ini oluşturan iş uyuşmazlığı dava dosyalarının büyük ölçüde azalması hedefleniyor. Reform, Yargıtay'ın iş yükünü de hafifletecek. Tasarıyla Yargıtay'ın bir yıl içerisinde baktığı 780 bin civarındaki hukuk uyuşmazlığının, yaklaşık yüzde 30'unu oluşturan iş davalarında büyük çapta azalma yaşanacak. Arabuluculuk yardımıyla sonunda taraflar, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları halinde, işe başlatma tarihi ile işe başlatmama durumunda ödenecek tazminat miktarını belirlemeleri de tasarıyla zorunlu hale gelecek. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılacak ve son tutanak buna göre düzenlenecek. Anlaşma sağlanamaması halinde işçe ve işverenin dava açma hakları saklı kalacak. Uyuşmazlık durumunda bir ay içerisinde gerçekleştirilecek arabuluculuk başvurusu, arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılacak. Listeden bir arabulucu atanacak. Arabulucu, tarafları bilgilendirecek ve ilk toplantıya davet edecek.
Vatan

DÜNYA

Merkel'den Hollanda'ya Destek
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ile Hollanda arasında yaşanan krizde komşu Hollandalılara tam destek ve dayanışma açıkladı. Türk yetkililerin Almanya'ya Nazi benzetmesinde bulunmalarını bir kez daha reddettiğini söyleyen Merkel, "Alman Parlamentosu'nda Almanya'ya yönelik retorik ve Türk yetkililerde gelen Nasyonalsosyalizm benzetmelerini geri çevirdim. Bu reddetme tabi Hollanda gibi komşu ülkeler için de geçerli. Bu tür benzetmeler yanıltıcı, (Nazi kurbanlarının) acılarını değersizleştiriyor. Tam da Nasyonalsosyalizmden çok çekmiş Hollanda örneğinde kesinlikle kabul edilemez. Bu nedenle Hollanda, benim tam desteğim ve dayanışmama sahip." dedi. ARD kanalına konuşan Alman İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere ise Hollanda'nın yaptığı gibi Türk politikacılarının ülkeye girişinin yasaklanmasıyla ilgili bir soruya konunun akıllıca ele alınması gerektiği cevabını verdi. Bakan, Türk yasalarına göre de yurtdışında seçim propagandasının yasak olduğunu belirterek "Bu başvurularda toplantıların seçim kampanyası olduğu belirtilmiyor. Başka isim altında toplantı yapılıyor. Ben buna karşıyım" diye konuştu. Bakan de Maiziere ayrıca "Almanya veya onun anayasasına kim dil uzatırsa ceza alır" dedi. Alman Savunma Bakanı Ursula von der Leyen ise "Hollanda'daki seçimler ve Türkiye'deki referandum geçer. Ama Avrupa ve Türkiye komşu olarak kalmaya devam eder. Bu yüzden sakin kafayla konuşma özgürlüğüne ve yasalara uygun davranmalıyız" açıklaması yaptı. Başbakan Merkel'in lideri olduğu Hıristiyan Demokrat Birlik'in (CDU) kardeş partisi ve hükümet ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) ise İncirlik'te bulunan Alman askerlerinin geri çekilmesini istedi. CSU Savunma Politikaları Sözcüsü ve Federal Meclis Milletvekili Florian Hahn, "Almanya'ya karşı kızışan bu atmosferde Türk hükümetinin İncirlik'teki askerlerimizin güvenliğini yeteri kadar sağlayıp sağlayamayacağı ve sağlamak isteyip istemediği giderek belirsizleşiyor" dedi. Federal Hükümet ise yaptığı açıklamada İncirlik'teki askerlerin ve Tornadoların geri çekilmesinin gündemde olmadığını duyurdu. Fransa Dişişleri Bakanı Jean- Marc Ayrault, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Hollanda ile ilgili konuşmasında Nazizm ve faşizm terimlerini kullanmasının "kabul edilemez" olduğunu ifade etti. Ayrault, tüm taraflara çağrıda bulunarak diplomatik çatışmanın sona erdirilmesini talep etti. Fransa Dışişleri Bakanı, ayrıca, Ankara'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne saygılı olmasını istedi.
Hürriyet

Devir Yerine Yönetim İlanı
En büyük bileşenini PKK ile bağlantısından ötürü Türkiye'nin terör örgütü kabul ettiği PYD'nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri kontrol altında tuttukları Suriye'nin Menbiç kentinde 'sivil yönetim' ilan edildiğini açıkladı. SDG'nin Menbiç'te tertiplediği organizasyonda, günlük hizmetleri sağlayıp yönetimi üstleneceği iddiasıyla "sivil yönetim" kurulduğu ilan edilirken, açıklama, örgütün sosyal medya hesaplarından yazılı olarak da yapıldı. Anadolu Ajansı'nın (AA) haberine göre Türkiye'ye yönelik karalayıcı konuşmaların yapıldığı toplantıda, ABD'ye de teşekkür edildi. Rusya Genelkurmay Başkanlığı Harekât Dairesi Başkanı General Sergey Rudskoy 3 Mart'ta, "Suriye'deki Rus karargâhı arabuluculuğunda Kürt milislerle Suriye hükümeti birlikleri arasında anlaşma sağlandı. 3 Mart tarihinden itibaren Menbiç'te Kürt milisler herhangi çatışmaya girmeksizin mevzilerini Suriye hükümet güçlerine devretti" açıklamasını yapmıştı. SDG bu açıklama sonrası Menbiç'in değil, bu şehir ile Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) desteklediği Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) pozisyonları arasındaki bazı yerleşimlere rejim güçlerinin yerleştirileceğini bildirmişti. Sonrasında ABD özel kuvvetleri de Menbiç bölgesine girerek şehrin kuzeyinde Sacur ırmağı boyunca konuşlanarak, ÖSO ile SDG unsurlarının arasına yerleşmişti. Böylece Menbiç'teki SDG varlığının Fırat Kalkanı harekâtına karşı ABD, Rusya ve Esad rejimi koruması altına alındığı yorumları yapılmıştı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre, Menbiç çevresinde 43 ABD zırhlı aracı konuşlandırılmış durumda. Suriye'de muhaliflerin sözcüsü Usame Ebu Zeid bugün Kazakistan'ın başkenti Astana'da başlaması öngörülen üçüncü tur müzakerelere katılmama kararı aldıklarını bildirdi. Fransız AFP'ye konuşan Zeid, "Muhalif gruplar Astana'ya gitmeme kararı aldı" diyerek ateşkes için verilen sözlerin yerine getirilmediğini ifade etti. Bu arada Esad rejimine yakın Al-Watan gazetesi, Şam yönetiminin delegasyonunun Astana'ya vardığını duyurdu. Rejim ile muhalifler arasında ateşkes 30 Aralık 2016'da Türkiye ve Rusya'nın garantörlüğünde ilan edilmiş, ancak taraflar ateşkesin ihlal edildiğini sıkça bildirmişti.
Hürriyet

Astana'da Suriye İçin Yeni Tur Başlıyor
Suriye için kalıcı bir çözüm bulunmasına yönelik Kazakistan'ın başkenti Astana'da sürdürülen görüşmeler zincirinin üçüncü halkasının bugün başlaması öngörülüyor. Bu çerçevede Türkiye, Rusya ve İran, Suriye'de barış için Astana'da tekrar bir araya geliyor. Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov, 3'üncü tur Astana toplantısına katılacak taraflardan onay beklediklerini, toplantının gündemini garantör ülkeler Türkiye, Rusya ve İran'ın belirleyeceğini söyledi. Suriye'de 30 Aralık 2016'da ilan edilen ateşkesin etkili hale geldiğini söyleyen Abdrahmanov, görüşmelere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel temsilcisi, dışişleri bakanının özel temsilcisi, Türkiye Dışişleri Bakanlığı müsteşar yardımcısı ve İran'ın temsilcisinin katılacağını kaydetti. Suriyeli muhalifler ise, Astana'daki yeni tur görüşmelere, rejimin ateşkes ihlalleri nedeniyle katılmayacaklarını bildirdi. Astana için görevlendirilen muhalefet heyeti, bir yazılı açıklama yaparak, ateşkes ihlallerinin sürmesine dikkati çekmişti. Heyet, 7-20 Mart arasında Şam'ın Doğu Guta bölgesini kapsayan ateşkes anlaşmasını değerlendireceklerini ifade ederek, görüşmelerin 20 Mart sonrasına ertelenmesini talep etmişti. Heyetin sözcüsü Usama Ebu Zeyd de pazar günü Twitter hesabından, "Özgür Suriye Ordusu, ateşkes yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi ve Rusya'nın Humus'ta kuşatma altındaki Vair bölgesindeki tehciri teşvik etmesi sebebiyle Astana 3'e katılmayacak" açıklamasını yapmıştı. Rejim temsilcilerinin ise Astana'ya ulaştıkları haber veriliyor. Astana toplantısının ilki, Türkiye ve Rusya öncülüğünde 23-24 Ocak'ta düzenlenmişti. İki ülke garantörlüğünde, 30 Aralık 2016'da ilan edilen ateşkesin güçlendirilmesi gündemiyle toplanan heyetler, ateşkesi izlemek için İran'ın da dahil olduğu üçlü mekanizma kurulması konusunda anlaşmıştı. 15-16 Şubat'taki ikinci toplantıda, muhalifler ve rejim heyetleri de dahil tüm taraflar, ateşkesi güçlendirmek için yeniden bir araya gelmişti. Öte yandan Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Suriye'de en fazla çocuk ölümünün 2016 yılında yaşandığını, geçen yıl en az 652 çocuğun hayatını kaybettiğini bildirdi. UNICEF'in raporuna göre, geçen yıl Suriye'de ölen, sakat kalan ve 7 yaşında savaşmaya zorlanan çocukların sayısında "dramatik" bir artış yaşandı. Raporda, 255 çocuğunun okulda hayatını kaybettiği belirtilerek aralarında 7 yaşında çocukların da bulunduğu 850'den fazla çocuğun savaşmaya, intihar bombacısı olmaya, gardiyanlık ve cellatlık yapmaya zorlandığı kaydedildi. UNICEF Ortadoğu ve Kuzey Afrika Sözcüsü Juliette Touma, Suriye'deki çocuklarının durumunun dibe vurduğunu ve çocukların uçurumun eşiğine sürüklendiğini söyledi.
Milliyet

'Daeş Üyeleri Musul'da Ölecek'
Irak'ın Musul kentini DAEŞ'ten temizleme operasyonu devam ediyor. Irak ordusuna bağlı güvenlik güçlerinin Musul kent merkezinin batı yakasındaki Neft Mahallesi'ni terör örgütü DAEŞ'ten geri aldığı bildirildi. Musul Ortak Operasyonlar Komutanı Abdulemir Yarullah, "Irak ordusuna bağlı anti terör timleri Musul'un batı yakasındaki Neft Mahallesi'nde kontrolü sağladı ve Muvazzafin Mahallesi'ne doğru harekete geçiyor" dedi. Irak güçleri, kentin batı yakasına yönelik operasyonda şimdiye kadar birçok mahallenin yanı sıra Musul Havalimanı, el-Gizlani Askeri Kampı ile Dicle Nehri üzerindeki beş köprüden ikisini ele geçirdi. Musul'un doğu yakasını ocak ayı sonunda tamamen ele geçiren Irak güçleri, 19 Şubat'ta kentin batı bölgelerini DAEŞ'ten kurtarma operasyonuna başlamıştı. Öte yandan ABD'nin DAEŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk ise, Irak'ın Musul'da kalan savaşçıların orada öleceğini söyledi. McGurk, açıklamayı, Irak ordusunun kentin dış dünyayla bağlantısını sağlayan son yolu da DAEŞ'ten alması sonrasında yaptı. Operasyonun son durumuyla ilgili bilgi veren McGurk, "Musul'da kalan DAEŞ savaşçıları orada ölecek, çünkü çıkabilecekleri bir yol kalmadı. Onları yalnızca Musul'da yenmeyi değil, buradan kaçmalarının da önüne geçmeyi istiyoruz" dedi.
Milliyet

Fıllon'a Takım Elbise Şoku
Fransa'da hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle zor günler yaşayan merkez sağın cumhurbaşkanı adayı François Fillon, şimdi de ünlü bir markadan pahalı hediyeler aldığı gerekçesiyle eleştiri konusu oldu. Milletvekili olduğu dönemde eşini ve iki çocuğunu yanında çalışıyor göstererek maaş almalarını sağladığı ortaya çıkan Fillon'un, 2012'den bu yana lüks giyim markası Arnys'den birçok kez hediye olarak takım elbise aldığı iddia edildi. Yerel basında çıkan haberlere göre Fillon'a hediye edilen takım elbiselerin toplam fiyatı 52 bin doları buluyor. Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyleyen Fillon'un sözcüsü Luc Chatel, "Karalama kampanyası için daha ne kadar ileri gideceksiniz? En sonunda Fillon'un anneannesinin Rus kökenli olup olmadığını mı araştıracaksınız? Buna bir son verilsin" diye konuştu. 'Le Canard Enchaine' gazetesi, Fillon'un eşinin, gerçek anlamda çalışmamasına karşın devlet bütçesinden 15 yıl içinde toplam 830 bin Euro maaş aldığını ortaya çıkarmıştı. Fillon, son anketlerde, aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) partisi lideri Marine Le Pen ve bağımsız aday Emmanuel Macron'un ardından üçüncü sırada bulunuyor.
Vatan

İskoçlar Bağımsızlık İçin Yeniden Sandığa Gidiyor
İskoçya Başbakanı ve İskoç Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon, Birleşik Krallık'tan ayrılma konusunda referandum düzenlemek için gelecek hafta İskoç Parlamentosu'na başvuruda bulunacağını açıkladı. 2018 sonbaharında ikinci kez referandum yapılmasının uygun olacağını kaydeden Sturgeon, "İngiltere büyük bir yol ayrımında. Biz İskoçların çok önemli bir seçim yapması gerekiyor" dedi. Referandumda bağımsızlık yanlılarının galip geleceğine inandığını söyleyen Sturgeon, "Yeni bir bağımsızlık oylamasını kazanabilirim" dedi. İskoçlar, İngiltere'nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine ilişkin 23 Haziran 2016'da düzenlenen referandumda AB içinde kalmaktan yana oy kullanmıştı. İskoçya, 2014 yılında İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda ile birlikte oluşturduğu Birleşik Krallık'tan ayrılmayı referanduma götürmüş, ancak seçmenlerin yüzde 55'i ayrılığa karşı çıkmıştı.
Vatan

POLİTİKA

Destek Vereceğiz
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hollanda ve Almanya ile yaşanan kriz konusunda hükümete desteğini yineleyerek "İktidar tamam, muhalefet destek veriyor o zaman niye gereğini yapmıyorsun" dedi. Sincan'da dün kahvaltıda bir araya geldiği muhtarların sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: "Lafla peynir gemisi yürümez. Bir şeyi yapacaksanız, oturup yapacaksınız. Rahmetli Ecevit, Kıbrıs'a çıkarken önceden açıkladı mı? Hayır. Ne zaman açıkladı, bizim askerler Kıbrıs'a ayak bastığı gün. Şimdi gidiyor bakanımız Almanya'ya, Hollanda'ya, içeri almıyorlar, uçağı geri çeviriyorlar, bu bizim onurumuza dokunuyor. Efendim, 'En ağır şekilde bedelini ödeyecekler'. Nasıl ödeyecekler? 'Bekleyin 16 Nisan'dan sonra.' Niye 16 Nisan'dan sonra? İktidar tamam, muhalefet destek veriyor, niye o zaman gereğini yapmıyorsun? Hollanda ile ilişkilerin tamamını alın askıya. Alamıyorlar, niçin? İsrail bizim 9 vatandaşımızı katletti mi, katletti. Ezanı yasakladı mı, yasakladı. Ne dediler, 'Gazze'de abluka kalkmazsa İsrail ile bir araya gelmeyeceğiz.' Ne oldu? Abluka kalktı mı? Kalkmadı. Türkiye'nin itibarı kaça satıldı? 20 milyon dolara. 'Al 20 milyon doları sesinizi kesin.' Bu benim ağırıma gidiyor. Almanya'ya gidiliyor, Bakanımız sokulmadı, 'Propaganda yapamazsınız' denildi. Ne yapacaksınız? 'Almanya gününü görecek.' Nasıl görecek? İncirlik Üssü'nde Alman askeri var mı? Var. Çıkartıyor musunuz? Yok, konuşuyorsunuz. Bu millet konuşmaktan bıktı ne yapacaksan çık adam gibi yap. Biz de sana her türlü desteği vereceğiz. Efendim yapacağız, ne zaman, 16 Nisan'dan sonra. 16 Nisan sonrası diyecekler ki, 'Bunu yine FETÖ karıştırdı, böyle bir şey olmaz, kusura bakmayın, gelin her beraber tokalaşalım.' Göreceksiniz. Bunlar Türkiye'nin itibarına gölge düşürüyor, doğru değildir bu davranışlar. Milleti kandırmanın gereği yok. 15 Temmuz'dan sonra meydanlardan idam istendi mi, istendi. Yenikapı mitinginde idam istendi mi istendi. Anayasa değişikliği geldi, niye idamı koymadılar. Hem AKP, hem MHP istiyordu. Biz mi engelledik? Çünkü niyetleri yok, milleti kandırmanın alemi yok. Hiçbir vatandaşının mağdur olmadığı bir Türkiye istiyoruz."
Hürriyet
'Tahtlar Sallanıyor, Taç Giyenlerin Yüzleri Sararıyor'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün Twitter hesabından şu mesajları paylaştı: Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin omurgasını teşkil eden Anayasa değişikliğinin oylanacağı tarih 16 Nisan 2017'dir. Değişen, değişecek olan rejim olmayıp hükümet sistemidir. Peki Avrupa niye kaynamakta, niye kayış atmaktadır? Hadi CHP, HDP, FETÖ, PKK, PYD-YPG, DHKP-C, eli kanlı aydınlıkçılar itiraz ediyor da, Avrupa ülkelerine ne oluyor, onlar niye hopluyor? İnanıyorum ki, anayasal monarşiyle yönetilen ülkelerin gerçek demokrasiyle buluşup prangalarından kurtulmasına 16 Nisan referandumu öncü olacaktır. Atını nallayıp itini yallayarak vatandaşlarımızın üzerine salan Hollanda niye rahatsızdır? Bu vahşilik, bu vandallık niyedir? 16 Nisan'dan sadece Hollanda mı çekinmektedir? Kral ve kraliçelerin elinde bulunan Avrupa ülkelerini korku sarmıştır. Belçika, Danimarka, İspanya, Norveç, İsveç ve de içten içe Birleşik Krallık, Türkiye'nin kendi iradesiyle sistem değiştirmesinden ürkmüştür. Hollanda'da 15 Mart'taki seçim demokratikleşme için milat, rejim değişikliğinin kıvılcımını çakması açısından da tarihi fırsattır. Hollanda'daki soydaşlarımıza, sesleniyorum: Türkiye- Hollanda ilişkilerini gerenleri sandıkta unutmayın! Türk milletine hakaret eden, kötü söz sarf eden, barbarlık ve kaba güçle insanımıza, değerlerimize saldıran partilere taviz, onay vermeyin. Avrupa kendine bakmalı, asırlık monarşik yönetimlerin tasallut ve ambargosundan kurtulmayı denemeli, bunu da başarabilmelidir. Hasta olanın şifa dağıtması, reçete yazması akıl ve mantık dışıdır. Avrupa ağır hastadır, Hollanda komadadır ve kriz üstüne kriz geçirmektedir. Son tahlilde, Avrupa'nın demokratikleşmeye ihtiyacı kaçınılmaz ve ertelenemez boyuttadır. 16 Nisan bu nedenle küresel de önemdedir. Tahtlar sallanıyor, taç giyenlerin yüzleri sararıp yüreklerine korku düşüyor. İnanarak söylüyorum, dünya ve Avrupa'ya bir 'Evet' yetecek, Türkiye 'Evet'le yenilmezliğe yükselecektir. 16 Nisan'da Türkiye'de hükümet sistemi değişecek, Avrupa'da ise rejim değişikliğinin ilk adımı atılacaktır. Evet, meselenin özü budur.
Haber Türk
'Wılders İle Hiç Farkı Yok!'
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hollanda'da aşırı sağcı Geert Wilders ile hükümetin arasında söylem ve siyaset açısından fark olmadığını belirterek, ülkeyi faşist bir zihniyetin yönettiğini söyledi. CNN International'in sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, Hollanda'yı Wilders gibi faşist bir zihniyetin yönettiğini kaydederken, muhabirin, Wilders'in hükümette olmadığını hatırlatması üzerine de, "Wilders iktidarda olmasa da, söylem ve siyasetleriyle hükümetin söylemleri arasında bir fark yoktur. Seçimlerde kim kazanırsa kazansın, gelecek yeni hükümetin de aynı zihniyeti sürdüreceğini, Wilders'in destekçilerinin mutlu olacağını düşünüyorum" diye konuştu. Bu tutumun geçerli bir açıklaması olmadığını da belirten Çavuşoğlu, "Güvenlik probleminden bahsediliyor. Bunun neden olduğunu sorduğumda tam bir yanıt veremiyorlar. Ben bir Avrupa ülkesinin Dışişleri Bakanı'yım. Terörist de değilim" diye konuştu. Hollanda'nın Türkiye'nin miting talebini güvenlik sebebiyle iptal etmesinin "hiçbir somut gerekçesi" olmadığını ifade eden Çavuşoğlu, Ankara'nın atacağı adımları değerlendirdiğini vurguladı. Çavuşoğlu, "Uluslararası kural ve standartları ihlal etmeyeceğiz. Onların yaptığı gibi demokratik standartları ihlal etmeyeceğiz. Çünkü Türkiye'de, Hollanda'daki gibi faşist bir hükümet yok. Uluslararası yasalara ve standartlara saygı duyuyoruz" ifadesini kullandı. Çavuşoğlu, CNN muhabiri, Türkiye'nin Hollanda ile ticari ilişkilerini ve Hollandalı turistleri hatırlatması üzerine de, "Bizim derdimiz, Hollanda halkıyla değil. Dolayısıyla amacımız, Hollanda halkını cezalandırmak da değil.
Milliyet

SPOR

Spor Toto Basketbol Süper Ligi'nde 21. haftanın kapanış maçında Darüşşafaka Doğuş, Beşiktaş Sompo Japan'i 71-68 yenmeyi başardı, 14. galibiyetine ulaştı. Beşiktaş maça çok durgun başladı. Daçka, rakibinin bu durumundan yararlandı, dışarıdan Wanamaker, pota altından ise Oğuz ile skor bularak 7. dakikada 20-7 ile farkı 13 sayıya çıkardı, ilk çeyreği de 24-14 önde tamamladı. Okben ile Clyburn'ün skora katkısı farkı 40-20 ile 20 sayıya çıkardı. İlk 7 üç sayı denemesinde isabet bulamayan Beşiktaş Strawberry ve Roll ile bu şanssızlığını kırsa da, devreyi de 42-30 Daçka galip kapadı. Beşiktaş 4 kısalı beşle başlayarak yaptığı baskıyla Daçka'nın temposunu bozarken, Dj Strawberry'nin hücumda sazı eline almasıyla farkı 44-41'de 3 sayıya indirdi. Şafak'ın savunma, Erkan'ın hücumda yaptığı katkı Beşiktaş'ı oyunda tutsa da, Wilbekin'ın son saniye üçlüğüyle 3. çeyrek de 58-52 ev sahibi lehine tamamlandı. 7. dakikada rakibinin takımı kısalttığı anda maça çok iyi başlayan Oğuz'u kenara alan ve bir daha düşünmeyen Blatt'in tercihi, sahada sırtı dönük oynayacak bir ismi bulunmadığı için, Daçka'nın çok fazla dış atışa kalmasına neden oldu, Beşiktaş Roll ve Strawberry ile isabet bulunca bitime 50 saniye kala ilk kez öne geçti. Yine Strawberry ile çok kritik bir hücum kullanan ancak bu kez ABD'linin tercih hatası nedeniyle avantajı rakibine kaptıran Beşiktaş, bitime 0.3 saniye kala Anderson'ın üçlüğü ile Daçka'ya 71-68 yenildi.
Milliyet


Spor Toto Süper Lig'de 24. haftanın kapanış mücadelesinde Trabzonspor, Akhisar Belediyespor deplasmanında 3-1 kazandı, sezonun ikinci yarısındaki tüm resmi maçlardaki yenilmezlik serisini 10 maça çıkardı. 2017'de kaybetmeyen kadrosunu ve düzenini koruyan Ersun Yanal, istikrarını bozmak istemedi. Bordo-mavilileri en iyi tanıyan hocalardan Tolunay Kafkas, kaliteli kadrosuna rağmen alt sıralarda olan takımında, son dönemin modası 3'lü savunma anlayışını denedi. Baskılı başlayan Trabzonspor'da henüz 3'te Yusuf Yazıcı'nın uzaktan köşeye şutunda kaleci Bora etkiliydi. 7'de Uğur'un beklenmedik pas hatası sonrası Akhisar'lı Soner şık bir ara pasıyla Olcan'ı gördü, ancak bu sefer de Onur kalesinde geçit vermedi. 9'da bu kez sağdan J.Pereira, Yusuf ile yaptığı verkaç sonrası kaleci Bora ile karşı karşıya kaldı. İlk 10 dakikada aksiyonun eksik olmadığı maçta ilk gol ev sahibinden geldi. 10'da Olcan'ın soldan enfes ortasında Cikalleshi çok şık bir kafa vuruşu yaptı: 1-0. 3-4-3 ve 5-4-1 arası bir taktik belirleyen Tolunay Kafkas'ın takımı gol sonrası oyun temposunu daha düşük tuttu. Bordo-mavililer de açık alan bulamadı. İkinci yarı çift forvete dönen Trabzonspor, hücum zenginliğini artırmak için uğraştı. Daha çok ön alana çıkan bordo-mavililer, 57'de hamlesinin karşılığını aldı. Dame N'Doye, Onazi'den aldığı pası çok şık önüne alıp, ustaca bir son vuruşla golü yaptı: 1-1. Temposu düşük maçta 74'te savunma arkasına kaçan Rodallega, kaleci Bora'nın hamlesiyle yerde kaldı, penaltı kararı çıktı. Topun başına geçen stoper Uğur, ters köşe yaptı: 2-1. Rahatlayan bordo-mavililer, 82'de Castillo'nun büyük bir çabayla getirdiği atak, Olcay'ın çok iyi pası ve N'Doye'un güzel vuruşuyla bitti: 3-1.
Milliyet

Beşiktaş'a, Benfica'dan 2 yıllığına kiralık olarak gelen ve bugüne kadar 9 gol atarak takıma önemli bir katkıda bulanan Anderson Talisca son maçlardaki performansıyla eleştiri oklarını üzerine çekmeye başladı. Serbest vuruşlarının yanı sıra uzak mesafeli golleriyle alkış toplayan Brezilyalı oyuncunun, Kayserispor maçındaki futbolu hayal kırıklığına neden oldu. Talisca'nın performansını kendi aralarında değerlendiren siyah-beyazlı yöneticilerin, "Talisca şu an için 25 milyon euro gibi bir bonservis teklifi asla almaz. Çok yetenekli ama Şenol Güneş ile bir sezon daha geçirmesi lazım" ifadelerini kullandıkları belirlendi. Genç futbolcunun Kayserispor maçında beklentilere yanıt veremediğine vurgu yapan Beşiktaşlı idarecilerin, "Bu maçta forvet hattını fazla besleyemedi. Eminiz ki Şenol Güneş'in elinde daha çok gelişim sağlayacaktır. Ama böyle oynarsa ve hocanın dediklerini yapmazsa bize değil, kendine zarar vermiş olur. 25 milyon euro bizim cebimize girmeyecek. Oynadığı futbolla katkı sağlamayacaksa, o zaman o bölgede bonservisi bizde olan Oğuzhan, Tolgay, Gökhan İnler, Aras ve Ömer gibi oyunculara şans verelim daha iyi. Hiç olmazsa bizim kendi oyuncularımız parlamış olur" yorumunu yaptıkları ifade edildi. Siyah-beyazlılar, Vincent Aboubakar'ın son dönemdeki performansına ise övgü yağdırdı. Kamerunlu golcünün kendisini çok geliştirdiğini kaydeden yöneticilerin, "Uyum sorunu büyük ölçüde geride kaldı. Gollerine devam ederse bonservisini neden almayalım" diye konuştukları ortaya çıktı.
Milliyet

Galatasaray bir taraftan bu sezon Şampiyonlar Ligi hedefini kovalarken, diğer taraftan da yeni teknik direktörü Igor Tudor yönetiminde gelecek sezonun planlamasını yapıyor. Hırvat teknik adam, Emre Utkucan yönetimindeki scout ekibi ile bir araya gelirken, istediği oyuncu profilini anlattı. Sarı-kırmızılı çalıştırıcı şöhret olmuş, isim yapmış futbolcular yerine, genç ve başarıya aç isimlerin takip edilmesini istedi. Tudor, yeni transferler ile ilgili kriterlerini de şöyle anlattı: "Bana şöhret oyuncu lazım değil. Galatasaray'a gelecek futbolcunun başarıya aç olması gerekir. Galatasaray gibi takımlar başarıya ulaşmak istiyorsa bu formanın değerini bilecek, ağırlığını taşıyacak futbolcularla hedefe ulaşabilir. Yeni futbol düzeninde artık sahada koşmayan mücadele etmeyenler var olamaz. Bu nedenle isim yerine karakter arıyorum." Tudor'un takımın başına geçmesinden sonra yeni sezon planlamasına erken başlayan sarı-kırmızılılar, bu doğrultuda temaslara başladı. Yönetimin ise Tudor'un talepleri doğrultusunda transfer yapacağı ancak tribünleri heyecanlandıracak marka isim için de hocanın talebine göre son sözünü söyleyeceği belirtildi. Galatasaray Yönetimi, yeni sezon için kapsamlı bir revizyon düşünürken, Hırvat teknik adamın sezon sonunda vereceği ayrıntılı rapora göre bir çok futbolcunun bileti kesilecek.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder