15 Mart 2017 Çarşamba

15.03.2017 Genel Gündem



15.03.2017

GÜNDEM

 'Dönebilirsin' Denilmeseydi Orada Ölecektim
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, 16 Nisan'da yapılacak anayasa değişikliği halk oylaması çalışmaları kapsamında gittiği ABD'nin New York şehrinde Hollanda'nın Rotterdam kentine sadece 16 Nisan'ı ve anayasa değişikliğinin neler getireceğini konuşmak üzere gittiklerini ancak konsolosluğa dahi alınmadıklarını anlattı. Bakan Kaya "Gerçekten çok ırkçı, faşist bir anlayışla bizi vatandaşlarımızın bulunduğu yere de geçirmediler. Tam 7 saat boyunca biz orada Rotterdam'da bir aracın yanında bekledik, zaman zaman dışına çıktık, zaman zaman içinde durduk. Eğer ki bana Ankara'dan Sayın Cumhurbaşkanımızdan 'Artık dönebilirsin' denilmeseydi ben orada ölecektim ve oradan ayrılmayacaktım. Bundan emin olabilirsiniz. Bazen devlet, millet her şeyin önüne geçiyor" ifadelerini kullandı. Bakan Kaya, Avrupa'da birçok ülkede Türkiye'nin seminer ve konferanslarının iptal edildiğine dikkat çekti. "Hollanda'nın bu ırkçı tutumuna karşı en güzel cevabı ben milletimizin 16 Nisan'da vereceğinden eminim" diyen Kaya, Türkiye'nin güçlenmesini istemeyenlerin ülkenin bu halk oylamasından da güçlü bir şekilde çıkmasını istemediğini vurguladı. Kaya, 15 Temmuz ruhuyla gece gündüz demeden 16 Nisan'a kadar çalışacaklarını dile getirerek ABD'deki Türk vatandaşlarına sandığa gitmeleri çağrısında bulundu.
Milliyet


'Türkiye Açısından Saygınlığı Yok'
Adalet Bakanlığı, Venedik Komisyonu'nun referanduma sunulacak anayasa değişikliğini eleştiren raporuna sert tepki gösterdi. Adalet Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Venedik Komisyonu'nun raporunun halk oylaması sonucunu etkilemeye yönelik olduğu ifade edildi. Açıklamada, komisyonun görevinin, üye ülkelerde demokratik kurumların işleyişini geliştirmek ve insan haklarının korunmasını sağlamak amacıyla bu konulara ilişkin yardımda ve tavsiyelerde bulunmakla sınırlı olduğu vurgulandı. Üye ülkelerin iç siyasetini ilgilendiren konularla ilgili değerlendirmelerde bulunulmasının, teknik bir dil yerine siyasi içerikli dil kullanılmasının komisyonun görevini tanımlayan çalışma kurallarına aykırı olduğu aktarıldı. Venedik Komisyonu'nun bugüne kadar hiç görülmemiş bir yetki aşımında bulunduğuna işaret edilen açıklamada, raporun Türk milletinin iradesini etkilemeye yönelik hazırlandığı bildirildi. Raporun, "hayır" kampanyası yürütenlere destek veren, taraflı ve subjektif değerlendirmeler içerdiğine vurgu yapılan ve taslak raporun bakanlığa ve komisyon üyelerine, genel kurul toplantısına kısa bir süre kala teslim edildiğine dikkat çekilen açıklamada, komisyon üyelerinin, aceleci, eksik incelemeye dayalı, CHP ve HDP'nin iddiaları ile çarpıtmalarını yansıtan, taraflı, maksatlı taslak raporla yanlış yönlendirildiği ve yanıltıldığı ifade edildi. Açıklamada, istişari bir organ olan Venedik Komisyonu'nun sadece Avrupa Konseyi coğrafyasında değil, dünya genelinde saygı duyulan, itibar edilen bir kurum olduğu vurgunladı. Açıklamada, şu tespitlere yer verildi: "Venedik Komisyonu gibi saygın bir kurumun, bilimsellikten uzak, subjektif, hukuki saikler yerine siyasi amaçlarla hazırlanan raporları kabul etmesi, komisyona olan güvenin sarsılmasına ve saygınlığının azalmasına neden olmaktadır. Adil, objektif ve tarafsız olmayan, teknik değil tamamen siyasi ve subjektif bu raporun, Türkiye açısından saygınlığı ve itibarı yoktur." Anayasa değişikliğinin TBMM'de kabul edildiğinin hatırlatıldığı açıklamada, kararın Türk milletinde olduğu belirtildi. Türk milletinin halk oylamasında tecelli edecek hür iradesine Venedik Komisyonu'nun ve başka bir güç odağının müdahale etme hakkının bulunmadığı bildirilen açıklamada, herkesin sandıkta ortaya çıkacak Türk milletinin iradesine saygı duyması gerektiği kaydedildi.
Milliyet

Kayıp 5 Suikastçı Yunanistan'a Kaçtı
Yunan To Vima Gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yollanan suikast timindeki kayıp 5 Türk askerinin Yunanistan'a kaçtığını duyurdu. Daha önce Şubat ayında Meriç'i geçerek Yunanistan'a girdiği açıklanan Halit Çetin ve Fatih Arık adlı SAT komandolarının yanlarında 3 askerin daha bulunduğu iddia edildi. Adlarının Ahmet Hanoğlu, Yücel Ozcan ve Mustafa Özel olduğu açıklanan SAT'çıların daha sonra otobüsle Selanik'e gitmeye çalıştıkları belirtildi. Yerel kaynaklar, bahsi geçen 3 askerin cep telefonları sinyallerinin birkaç saat kesildiğini, ardından başkent Atina'dan gelmeye başladığını kaydetti. Haberde Meriç'ten geçen askerlerden birisinin annesinin Yunan vatandaşı olduğu ve askerlerin hepsinin siyasi sığınma başvurusunda bulundukları ifade edildi. Gazete, Yunanistan'da ortadan kaybolan 5 askerin yakınlarının, askerlerin Türkiye'ye iade edilmiş olmasından endişe ettiklerini de öne sürdü. Darbe girişimi sırasında Marmaris'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kaldığı otele saldıran 30 SAT komandosu, daha sonra İstanbul'a dönmüştü. FETÖ üyesi cuntacılardan 25'i, 3 minibüs dolusu mühimmatla gözaltına alınmıştı. 5 SAT komandosu ise kaçmıştı. O komandolardan Astsubay Kıdemli Çavuş Halit Çetin ve Astsubay Üstçavuş Fatih Arık geçtiğimiz 15 Şubat'ta Yunanistan'a kaçmıştı. Kayıp 3 SAT komandosu ise her yerde aranıyordu. Dün darbe girişiminden beridir kayıp olan FETÖ'cü Üsteğmen Ahmet Çamoğlu, Kıdemli Başçavuş Yücel Özcan, Kıdemli Başçavuş Mustafa Özel'in Yunanistan'a sığındığı belirtildi.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,7439-3,7470                                   
Euro: Euro 3,9759-3,9803   
Sterlin: 4,5520-4,5569
Gram Altın: 144,6125-144,8216

Gücümüze Güç Katıyorsunuz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, siyasi yaşamı boyunca kadınların tüm alanlarda varlık göstermesini teşvik edip destekleyen bir liderin eşi ve aynı zamanda kız çocuklarının eğitimi, kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda gayret gösteren bir sivil toplum gönüllüsü olarak safların daha da sıklaştırılması gerektiğini vurgulayarak, kadınların hak ettikleri yeri almasının önündeki engelleri hep birlikte kaldırılması gerektiğini söyledi. Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda iş kadınları, kadın sanatçı ve sporcular için verilen yemekte konuştu. Ülkenin medarı iftiharı çok değerli işkadınının, bu toprakların ruhunu yücelten sanatçıların ve Türk bayrağını uluslararası arenada dalgalandıran başarılı sporcuların Cumhurbaşkanlığı'nda olduğunu belirten Emine Erdoğan, salondakilere, "Her biriniz farklı kulvarlarda gücümüze güç katıyorsunuz. Bu kadar başarılı kadını bir arada görmek gelecek adına umudumuzu artırıyor" şeklinde seslendi. Emine Erdoğan, dünyadaki değişimin en önemli dinamiklerinden birisinin kadın potansiyelini değerlendirebilmek olduğuna işaret etti. Kadınların gücünü devreye sokabilen toplumların ilerleyeceğini, diğer toplumların ise gelecek liginden düşeceğini belirten Emine Erdoğan, "Ülkemizde sivil toplum kuruluşlarının da katkısıyla bu alanda büyük mesafeler katettik ama elbette daha çok alacak yolumuz var" dedi. Gelecek nesillerin ihtiyaçlarını bugünden öngörebildiğimiz, risk çağının tedbirlerini alabildiğimiz ölçüde geleceğin bizim olduğuna dikkat çeken Emine Erdoğan, şunları kaydetti: "İş kadınlarımız, iş dünyasında karşı karşıya olduğumuz zorlukları da fırsatları da çok iyi biliyorlar. Toplumsal refahı arttırırken, yoksulluğu da azaltacak insani bir ekonomik düzen kurma noktasında, onların bilgeliğine ve tecrübesine güveniyoruz. Aynı şekilde, sanatçılarımızın Türkiye'nin ruhunun inşasında ne kadar önemli yerleri olduğu hepimizin malumu. Sinemadan, görsel sanatlara, müzikten edebiyata, geleneksel sanatlardan sahne sanatlarına katacakları yeni yorumlar, düşünebilen ve hissedebilen güçlü bir toplum için can simidi hükmündedir. Ve elbette sporcularımız, sporun tüm alanlarında gösterdikleri örnek başarılarla gençlerimiz için rol model, ülkemiz için iftihar vesilesi oluyorlar. Sanatın öz kardeşi olan spor, bize sağlıklı nesilleri de müjdeliyor. Bu noktada, erken yaştan itibaren çocuklarımıza kabiliyetlerine uygun en az bir sanat ve spor dalı ile ilgilenmelerini sağlayacak ortak projeler geliştirebileceğimize inanıyorum. Bu konuda katkılarınızı bekliyorum."
Hürriyet

Hedefimiz 10 Milyon Turist
Edirne'nin tarihsel anlamda dünyadaki sayılı kentlerden biri olduğunu söyleyen Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, "Kente yılda yaklaşık 3 milyon turist geliyor. Valilik, Belediye, Ticaret Odası ve tüm kurumlar Edirne'nin gelecek 10 yıldaki turist sayısını 10 milyona çıkaracağız. Bu bir hayal değil. Son derece gerçekçi ve realize edilmiş bir hedef. Bunu başaracağız. Bu projeler bittiğinde 3.1 milyon olan turist sayısının bir kaç yıl içerisinde 5 milyonları geçeceğini göreceğiz" dedi. Edirne Belediyesi, Hürriyet Gazetesi, Taş Yapı, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası'nın işbirliğiyle düzenlenen 'Ekonomi Zirvesi'nde konuşan Recep Gürkan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu kadar turist geliyor da paralar nerede? Demek ki turistin etinden, sütünden, derisinden yararlanamıyoruz. Turisti para harcayacak kadar Edirne'de tutamıyor, para harcamasına neden olacak materyalleri ortaya koyamıyoruz. Hedefimiz, kaliteli turist, paralı turist. Burada tabi ki akademiye, bilime de ihtiyacımız var. Bütün akıllara ihtiyacımız var. Ortak akıllara, uzmanlıklara, farklı görüşlere ihtiyacımız var. Bizler turistin 1 gün daha fazla kalmasını sağlayacak destinasyonlar yaratmalıyız. Turizmi arttırmak için 3 yıldır, çeşitli çalışmalar yaptık. Yaptığımızı satamıyorsak; bir şey ifade edemiyoruz. O yüzden bizim yaptığımız işi satmada problemimiz var" dedi. Yabancı araştırma şirketlerinin yaptığı "Dünyanın en çok turist çeken 100" şehri araştırmasında Edirne'nin konumunu anlatan Recep Gürkan, şöyle devam etti: "2013 sonu rakamlarıyla 'Dünyada en çok turist çeken 100 şehir sıralaması'nda Türkiye'den 5 şehir vardı. 3 milyon 90 bin turist ile Edirne bu listede yer aldı. 2014'te ise yayınlanan bir araştırmaya göre listede bu kez 4 şehir; İstanbul, Antalya, Muğla ve Edirne yer alıyordu. Bizim turistlerin daha fazla konaklamasını sağlayacak projelere ihtiyacımız var." Bir işin yapılması için mutlaka uzmana başvurmak gerektiğini anlatan Başkan Gürkan şunları söyledi: "Bir ekonomist değilim. Para filan işlerindenden çok fazla anlamam. Ama kendi uzmanlığınızın, kendi eğitim alanınızın dışındaki bir işi yapmak, onu icra etmek, onu ortaya koymak, onu yaşama geçirmek için illa uzman olmanıza gerek yok. Bildiğim iş yapmanın iki yolu vardır. Bir, bilir yaparsınız, iki, bilene yaptırırsınız. O yüzden herkesin uzmanlık alanlarından faydalanmak ve kent yönetimini de bu şekilde tasarlamak gerekiyor. Herkesin yıllarca emek vererek, alın teri dökerek uzmanlaştığı alanlardan bunların birikimleriyle, yetenekleriyle, donanımlarıyla bir anlamda konsorsiyum oluşturarak bunları kent yönetimine vermek gerekiyor ve kenti ortak akılla, ortak heyecanla yönetmek gerekiyor. Bu bakış açısı çok önemli."
Hürriyet

Sismik Aramalara Ay Sonu Başlarız
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye'nin denizde petrol ve doğalgaz arama noktasında çok daha aktif yol alacağını belirterek, "Deniz aramacılığı, petrol ve gaz aramacılığında önemli bir yıl olacak" dedi. Albayrak, "Sadece bir gemimizle değil, mart sonu, nisan başı gibi ismini büyüklerimizin koyacağı ikinci gemimizle birlikte devam edeceğiz. Biri Karadeniz'de, diğeri Akdeniz'de artık hiç durmadan üç boyutlu sismikle çalışacağız, çok daha aktif bir yıl olacak" diye konuştu. Bakan Albayrak, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği'nin (ELDER) 8. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu. Artık sismikten ziyade daha farklı bir strateji ile önümüzdeki 5 ila 10 yılda sadece Karadeniz değil, Akdeniz'de de arama sondaj ve kuyu çalışmalarını başlatacaklarını kaydeden Albayrak, şunları söyledi: "Karadeniz'in yanısıra Akdeniz'in de artık Türkiye'nin stratejik bir parçası olarak dünya aramacılık vitrininde daha fazla yer alacağı bir dönem olacak. Ne kadar ararsanız, o kadar bulursunuz. Biz de daha çok arayacağız, bir de bakmışız bu bu millete uzun yıllardır konuşulan bazı hedeflerin başarılı neticelerini anons edeceğiz. İnşallah, Akdeniz'de dediğim gibi çok aktif bir yıl olacak." Albayrak, geçen yıl enerjide "yerli ve milli" ilkesinden hareketle elektrik üretiminde yerli kaynakların payının yüzde 49 ile rekor seviyeye ulaştığını anımsattı. Bu gelişmelerin, Türkiye'nin cari açığının daraltılmasına pozitif anlamda katkı sunacağını ifade eden Albayrak, şöyle dedi: "Geçen yıl elektrik üretiminde yerli kömürün payında yüzde 23, yenilenebilir kaynakların payında yüzde 31 artış oldu. Doğalgaz sektöründe önemli adımlar attık, kaynak çeşitliliği ve depolamada tarihi bir yıl oldu. Sisteme gaz basma kapasitesi açısından önemli bir yıl oldu. Günlük gaz basma kapasitesi 190 milyon metreküpten, 240-250 milyon metreküplere çıktı. Bu yıl 300 milyon metreküpü yakalayacağımız bir yıl olacak." Albayrak, elektrik dağıtım sektöründe, hedefler çerçevesinde 2015'e kıyasla 2016'da ciddi mesafe alındığını ama istenilen düzeye hâlâ gelinemediğini kaydetti. Bu yılın, elektrik dağıtım sektöründeki hedefler açısından daha başarılı sonuçların alınacağı bir yıl olacağını aktaran Albayrak, "Gerek çağrı merkezleri, gerek teknik memnuniyet ve gerekse lokal ve bölgesel yatırımların yapılması noktasında önemli oldu. Bunun takibini daha sıkı yapacağız" dedi.
Milliyet

Hollanda'ya Sert Ekonomik Uyarılar
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Hollanda ile yaşanan krize ilişkin, "Benim bir bakanıma veya benim bir vatandaşıma, atıyla, itiyle saldırıp insanlık zulmünü yapan, her türlü dokunulmazlık konumu olan bir bakanımın korumalarını tutuklatarak karşısında ahlaksız bir polis şefini parmak sallatarak konuşturanlardan da bunun hesabını mutlaka soracağız" dedi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın düzenlediği "Üreten Türkiye Konuşuyor" programının ilki, Bakan Bülent Tüfenkci'nin yanı sıra, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun katılımıyla Van'da yapıldı. Ülke ekonomisini 2002 yılında olduğu seviyeden çok ileriye taşıdıklarını söyleyen Tüfenkci, "Taşınır Rehin Sicili (TARES) uygulaması oldukça yeni olmasına rağmen, getirilen imkanlardan girişimcilerimiz faydalanmaya başladı. 3 Mart 2017 tarihi itibariyle toplam 995 rehin sözleşmesinin tescil edildiğini görüyoruz" dedi. Tüfenkci, internet üzerinden çok daha güvenli bir şekilde alışveriş yapılabilmesi amacıyla e-ticaret sitelerine yönelik güven damgası sistemini oluşturmak için bir çalışma başlattıklarını da ifade etti. Ekonomi Bakanı Zeybekci ise 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 23 Temmuz'da bir Alman dergisinin attığı manşeti hatırlatarak, "Türk Bayrağı, önünde tel örgü ve üstünde dikenli teller ve üstünde Türkiye'ye hitaben 'bir zamanlar demokrasi vardı' yazıyordu. Darbe başarılı olsaydı, Türkiye'de demokrasi askıya alınsaydı, mahkemeler birilerinin kontrolüne geçseydi, özgürlükler gitseydi Türkiye'de demokrasi mi olacaktı? Bu Türkiye'ye senaryo yazanların arkasında durdukları dinamiklerdir. Darbenin arkasında kim varsa, bunların arkasında da onlar var" dedi. FETÖ dahil bölücü terör örgütlerinin, Türkiye'nin AB ve dünya ekonomisiyle entegrasyonunu engellemek için böyle senaryolar ortaya çıkardığını savunan Zeybekci, şunları söyledi: "Benim bir bakanıma veya benim bir vatandaşıma, atıyla, itiyle saldırıp insanlık zulmünü yapan, her türlü dokunulmazlık konumu olan bir bakanımın korumalarını tutuklatarak karşısında ahlaksız bir polis şefini parmak sallayarak konuşturanlardan da bunun hesabını mutlaka soracağız. Bunun çıkışı yok, ama bunu kalkıp da Türkiye'nin Hollanda ile ilişkilerinde onların istediği kötülüğe götürmeyeceğiz. Orada o gün mağdur olan bütün vatandaşlarımızın mahkemelere gitmesini sağlayacağız. Madem Lahey Adalet Divanı Hollanda'da madem insan hakları ve özgürlüklerle ilgili bu kadar ahkam kesiyorsunuz, bunun gereğini yapacağız." TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ise konuşmasında şunları kaydetti: "Zor bir seneyi geride bıraktık. Bu süreçte küresel ekonomideki riskler de giderek artmaya başladı. Önce Brexit, sonra yeni ABD Başkanıyla birlikte küresel ekonomide yeni bir belirsizlik başladı. Küresel dengelerin yeniden oluştuğu farklı bir döneme giriyoruz. Türkiye olarak, bu döneme çok iyi hazırlanmamız lazım. Şehirlerimizi bu dönemde dünya ekonomisinde öne çıkarmamız lazım" dedi.
Milliyet

Varlık Fonu İlk Etapta 25 Milyar $ Getirecek
Türkiye'nin ekonomik büyümesine katkı sağlamak ve büyük projelere kaynak yaratmak amacıyla oluşturulan Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) yurtdışından kaynak temininde proje bazlı finansman yöntemini kullanması, ülke bazında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın son dönemde ziyaret ettiği Körfez ülkeleri ve Rusya'nın ön plana çıkması bekleniyor. Reuters'a bilgi veren AKP'nin ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli, "TVF kanalı ile ilk etapta körfez ülkelerinden önemli bir kaynak Türkiye'ye gelecektir. Rusya ile de daha önce görüşülen proje kapsamında ortak işbirliği yapılabilir" dedi. Öte yandan konunun hassasiyeti nedeniyle ismini vermek istemeyen üst düzey bir ekonomi yetkilisi ise "Büyük projelerin finansmanı açısından bakıldığında ilk hedef Körfez ülkeleri olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyaretleri bu kapsamda çok önemliydi. Körfez ülkelerine gerçekleştirilen tüm ziyaretlerde TVF gündeme geldi ve hepsinden de pozitif geri dönüş alındı" dedi ve ekledi: "TVF'den Çanakkale ve Kanal İstanbul gibi birkaç büyük proje ile 20- 25 milyar dolar kaynak girişi bekliyoruz. Yatırım yapılabilir ülke notunu yeniden almak genel olarak 4-6 yıl sürüyor. Bu sürede ortaya çıkabilecek maliyetin TVF tarafından en azından kısmen telafisi öngörülüyor." Türkiye'nin 10-15 yıla ulaşan uzun vadeli fon sağlamak istediği Çanakkale Köprüsü ve Kanal İstanbul gibi projelerin genel olarak inşaat bazlı olması nedeniyle faiz içermeyen İslami finansman yöntemine de uygun olması Körfez ülkelerini TVF'de bir adım öne çıkarabilmesinde önemli bir etken.
Vatan

460 Bin Kobi Başvurdu
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkanı Recep Biçer, 50 bin liralık "Sıfır Faizli İşletme Kredisi Faiz Desteği"ne ilişkin bankalara çağrıda bulunarak, "Anapara riski bankanın olmakla birlikte hem şubelerden hem de banka genel müdürlüklerinden KOBİ'lerimizi mümkün mertebe geri çevirmemelerini, ne olursa olsun krediden bir şekilde istifade etmeye yönelik alternatifler sunmalarını bekliyoruz" dedi. KOSGEB tarafından verilen 50 bin liralık sıfır faizli kredi talebi uygun bulunan işletme sayısının ne olduğunun sorulması üzerine Biçer, söz konusu destek programının geçen yılın sonunda başladığını, o uygulamanın akabinde başvuru sayısının yüksek olması nedeniyle hükümetin 2.5 milyar liralık büyük bir kaynak tahsis ettiğini söyledi. Bu rakamın idarenin yıllık bütçesinin 2.5 katı olduğuna işaret eden Biçer, programa bir seferde bu kadar kaynak ayrılmasının KOSGEB tarihinde ilk olduğunu aktardı. Biçer, "Hükümetimizin de muhtemelen reel sektöre, KOBİ'lere uyguladığı en büyük programlardan biri. 460 bin 167 uygun başvurusu olan KOBİ'miz oldu. Bunları Gelir İdaresi Başkanlığı'na gönderdik, küçük esnaftan başlayarak, ciroyu en küçükten tutarak yukarı doğru bir sıralama yapıldı. 2.5 milyar liralık bütçe çerçevesinde KOBİ'miz bu imkandan istifade edecek" diye konuştu.
Vatan

DÜNYA

Astana'da Muhalefetsiz Toplantı
Suriye'deki iç savaşa siyasi çözüm bulmak için Türkiye ve Rusya'nın inisiyatifiyle geçtiğimiz ocak ayında başlatılan Astana süreci üçüncü tur görüşmeleri Suriye muhalefetinin boykotu gölgesinde dün başladı. Suriyeli muhalifler katılmadığından Kazakistan'ın başkenti Astana'da sadece Esad rejimi, Rusya, Türkiye, İran, ABD ve BM temsilcileri yer aldı. İki gün sürecek üçüncü tur görüşmelerinin Suriye muhalefeti tarafından boykot edileceği önceki akşam kesinlik kazanmıştı. Suriye görüşmeleri dün ikili temaslarla başladı. İlk görüşme, Esad rejiminin heyeti ile Rus heyet arasında gerçekleşti. Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Önal başkanlığındaki Türk heyeti ise ilk olarak BM yetkilileriyle, daha sonra İran heyeti ve Rus heyeti ile bir araya geldi. Toplantıda Rus tarafının sahadaki "askeri muhalifler" ile "teröristler" arasında bir ayrım yapılmasını önerdiği belirtildi. Önceki Astana toplantılarından farklı olarak ABD'nin de temsilci sayısını ikiye çıkardığı duyuruldu. Kazakistan Dışişleri Bakanlığı, açıklamasında üçüncü turda ABD'nin Astana Büyükelçisi George Krol'un yanı sıra Washington'dan adı açıklanmayan üst düzey bir yetkilinin daha geldiğini duyurdu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in basın danışmanı Dmitriy Peskov, "Astana süreci başladığında bu yolun kolay olmayacağını biliyorduk" dedi. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da muhaliflerin görüşmeye katılmama gerekçelerini ikna edici olmadığını, Rusya'nın konuyu halletmeye çalıştığını belirtti. Suriye rejiminin Astana'daki temsilcisi Beşar Caferi, "Üç garantörden biri sorumluluklarını yerine getirmeyince, burada Türkiye'yi kastediyorum, bu silahlı grupların katılmaması Türkiye'ye sorulmalı" dedi. Tüm tarafların bir araya geleceği ana toplantı bugün Kazakistan Dışişleri Bakanı Kayrat Abdrahmanov'un başkanlığında gerçekleşecek. Suriye'de muhalifler ile rejim arasındaki ateşkes 30 Aralık 2016'da ilan edilmişti. Tarafların 23 Mart'ta Cenevre'de bir araya gelmesi öngörülüyor.
Hürriyet

Türkiye'ye Yüklendiler
Hollanda'da bugün yapılacak genel seçimler öncesi anketlere göre az farkla önde görünen Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi'nin (VVD) lideri Başbakan Mark Rutte ile radikal sağcı Özgürlük Partisi'nin (PVV) lideri Geert Wilders, önceki akşam televizyon tartışmasına çıktı. Liderler arasında en hararetli tartışma konularından biri, Hollanda'nın Türk bakanların ülkede yapacağı toplantılara izin vermemesi nedeniyle Ankara ile yaşanan kriz oldu. Wilders, hükümetin Türkiye'ye karşı daha sert adımlar atmasını isteyerek, Türk büyükelçiyi ve elçilik çalışanlarını sınır dışı etmek gerektiğini söyledi. Başbakan Rutte'nin buna cevabı, "Kanepeden tweet atmakla, ülke yönetmenin farkı bu. Eğer bir ülkeyi yönetiyorsanız, hassas kararlar almanız gerekir" şeklinde oldu. Hollanda Başbakanı, Türkiye'ye yönelik olarak da "Nazizm benzetmesi ve faşist yorumları kesinlikle kabul edilemez. Bu sözün geri alınması gerektiğini düşünüyoruz. Sanırım cumartesi günü yaptığımız Türk bakanın sınır dışı edilmesi eşi benzeri görülmemiş bir şeydi. Durumun daha da tırmanmasını istemiyoruz. Ama Türkler durumu tırmandırırsa cevap vermek zorunda kalırız" ifadelerini kullandı. Wilders da Rutte'ye "Erdoğan tarafından rehin alınıyorsunuz. Hollanda sınırlarını kapatın" derken, Rutte de Wilders'in başında olacağı bir hükümetin Hollanda'yı kaosa götüreceğini söyledi. Rutte, ırkçı lider Wilders'in Kur'an-ı Kerim'i yasaklamak ve camileri kapatmak gibi vaatleriyle de alay ederek, "Kapı kapı gezip Kur'an-ı Kerim toplayan bir Kur'an polisi de kuracak mısın" diye sordu. Geert Wilders, Hollanda'daki Türkleri de hedefine aldı. Wilders şöyle konuştu: "Onlar Hollanda'ya mı bağlı? O zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yorumlarını reddetmeleri gerekiyor. Eğer önümüzdeki günlerde onların Erdoğan'ın bu çılgınca ve sert yorumlarını desteklediği ortaya çıkarsa, o zaman ben onları Hollanda'yı terk edip Türkiye'ye gitmeye ve hiçbir zaman Hollanda'ya dönmemeye davet ediyorum. Çünkü onlar Hollanda'ya değil Türkiye Cumhuriyeti'ne ait."
Hürriyet

'Türkiye S-400 İçin Kredi İstedi'
Rus devlet savunma şirketi Rostec'in genel müdürü, Türkiye'nin S-400 füze savunma sistemi için Rusya'dan kredi talep ettiğini söyledi. Rostec'in Genel Müdürü Sergey Çemezov, rossiya 24 televizyonuna yaptığı açıklamada, Ankara ile Moskova arasında silah satın almaya yönelik görüşmeler yaptıklarını belirtti. Çemezov "Türkiye Moskova'ya kredi almak istediğini belirtti, ancak konu henüz çözüme kavuşmadı. Maliye bakanlıkları arasında görüşmeler yapılıyor. Anlaşma imzalandığında ve kredi miktarı üzerinde bir karara varıldığında S-400'ün de aralarında bulunduğu silahların sevkıyatı için anlaşma imzalayacağız" dedi.
Haber Türk

'Cıa'ya İha'yla Saldırı Yetkisi'
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Merkezi Haber Alma Teşkilatı'na (CIA) geçen ocak ayında insansız hava araçlarıyla (İHA) hava saldırısı düzenleme yetkisi verdiği iddia edildi. Wall Street Journal Gazetesi'nin haberine göre CIA, verilen yetkiyi ilk kez şubat ayında Suriye'de El Kaide liderlerinden Ebu Hani el-Mısri'yi hedef alarak kullanıp öldürdü.
Haber Türk

Şam'da Savaş Suçu İzi Var
Birleşmiş Milletler (BM), Esad rejiminin Aralık 2016'da başkent Şam yakınlarındaki su kaynaklarını kasıtlı şekilde bombaladığını, bu nedenle Şam ve çevresinde yaşayan 5.5 milyon kişinin suya muhtaç bırakılarak savaş suçu işlendiğini duyurdu. Örgüte bağlı uluslararası bağımsız komisyon raporuna göre, muhaliflerin 2012'den Ocak 2017'nin sonuna kadar kontrol ettiği Vadi Barada bölgesindeki su kaynağının kesintisinden muhaliflerin ve rejimin kontrol ettiği bölgeler etkilendi. Son 7 ayda Suriye'de işlenen suçların konu edildiği raporda, 26 Ekim'de İdlib'in Haas köyünde 21 çocuğun hayatını kaybettiği bombardımanın da, kasıtlı olarak Suriye rejimi tarafından düzenlendiğini öne sürüldü. Beşar Esad ise dün İtalyan İl Fatto Quotidiano'ya 6 yıldır süregelen iç savaşta bir hatası olmadığını, bunda büyük oranda, "Suriye'deki teröristleri 'ılımlı' diye destekleyen Batılı ülkelerin" suçlu olduğunu söyleyerek eski tutumunu sürdürdü. Öte yandan Rusya, Kazakistan'ın başkenti Astana'daki Suriye konulu görüşmeler konusunda uluslararası arenada ayrılıklar bulunduğuna işaret ettiğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, görüşmeleri boykot eden Suriyeli muhaliflerle temas içinde olduklarını açıklarken, muhaliflerin görüşmelere katılmama gerekçesinin "ikna edici olmadığını" belirtti. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise "Bazen çeşitli ülkelerin yaklaşımlarındaki önemli farklılıkları nedeniyle görüşmelerdeki durum gerçekten zorlaşıyor" diye konuştu. Suriyeli muhalifler Astana'daki yeni tur görüşmelere, rejimin ateşkes ihlalleri nedeniyle katılmayacaklarını bildirmişti. Astana için görevlendirilen muhalefet heyeti, görüşmelerin 20 Mart sonrasına ertelenmesini talep etmişti.
Milliyet

İskoç Gölgesinde Brexit'e Onay
İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma (Brexit) sürecini başlatacak 50. maddeyi işletme yetkisinin hükümete devredilmesini öngören yasa tasarısı, Lordlar Kamarası'ndan geçti. Değişikliğe uğramadan kabul edilen tasarı, son onay ve yürürlük için kraliyete sevk edildi. Tasarının bugün İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth tarafından imzalanıp, ardından yasalaşması bekleniyor. Maddenin yürürlüğe girmesi sonrasında resmen başlayacak müzakere süreciyle İngiltere 2 yıl içinde AB'den ayrılacak. İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon ise 2018'in sonu ya da 2019 başında İngiltere'den ayrılma referandumu yapılacağını belirtti.
Milliyet

POLİTİKA

Hollanda'yı Srebrenıtsa Katlıamından Tanırız
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Hollanda'nın cumartesi gecesi devlet terörü sergilediğini belirterek, "Biz Hollanda'yı ve Hollandalıları Srebrenitsa katliamından tanırız. Bunların cibiliyetinin, karakterinin ne kadar bozuk olduğunu, 8 bin Boşnak'ı orada nasıl katlettiklerinden tanırız" dedi. Erdoğan dün Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı programında özetle şunları söyledi: "Savaşın bile bir ahlakı, kuralı vardır. Savaşta bile sağlık ekiplerine ateş açılmaz. Hollandalı gibi olursa açar onu da söyleyeyim. Biz Hollanda'yı ve Hollandalıları Srebrenitsa katliamından tanırız. Bunların cibiliyetinin, karakterinin ne kadar bozuk olduğunu, 8 bin Boşnak'ı orada nasıl katlettiklerinden tanırız. Bunları iyi biliriz, kimse bize medeniyet dersi ve medenilik dersi vermesin. Bu milletin alnı aktır, ama onların alnı kapkaradır. Eski Türkiye'ye alışanlar bugünkü Türkiye'nin duruşunu kabullenmedikleri için aynen zücaciye dükkânına giren fil gibi kendi değerlerini, insan haklarını, uluslararası hukuku çiğnemeye, kırıp dökmeye başladılar. Bazı Avrupa ülkeleri bugün ırkçı ve faşist partilerin oyuncağı haline dönüştü. İşte cumartesi gecesi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımıza sergilenen saygısızlık sadece Türkiye'ye, Türk milletine, bu milletin bir ferdine değil, uluslararası hukuka ve diplomasiye yapılmıştır. Devletlerarası münasebetleri düzenleyen tüm teamüller, Viyana Sözleşmesi, AB kriterleri Hollanda yönetimi tarafından ayaklar altına alınmıştır. Hollanda'nın bu haydutluğuna sahip çıkan ülkeler de tüm itibarlarını yitirmişlerdir. Çıkmış Almanya'nın Şansölyesi 'Ben Hollanda'nın yanındayım' diyor. Ya senin ondan zaten farkının olmadığını biliyoruz. Başka şey de beklemiyoruz zaten. O da atlarıyla, itleriyle saldırıyor, sen de atlarınla, itlerinle saldırıyorsun. Farkınız yok, aynısınız. Hollanda cumartesi gecesi sergilediği devlet terörüyle en büyük zararı Avrupa'ya ve AB'ye vermiştir. Artık AB hukukun, insan haklarının, özgürlüklerinin sembolü olmaktan da çıkmıştır. Tüm dünyayı Avrupa'daki endişe verici gelişmeler karşısında kararlı duruş sergilemeye davet ediyorum. 16 Nisan'da yapılacak halkoylaması Türkiye düşmanlarına verilecek en güzel cevap olacaktır. Burada bir tercih var. Bir tarafta Kandil, Kandil uzantıları, İmralı var. Avrupa'da bölücü terör örgütü başının posterleri her yerde asılı. Orada gelip hayır kampanyası yapanlar var. Bunun için gayret gösterenlerin ülkemizde de uzantıları var." Erdoğan'ın dikkat çektiği Srebrenitsa katliamında binlerce Boşnak katledildi. Sırp ordusunun Srebrenitsa'ya Krivaya Harekâtı'nda en az 8 bin 372 Boşnak, Ratko Mladiç komutasındaki ağır silahlarla donatılmış Sırp ordusu tarafından öldürüldü. Birleşmiş Milletler Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmesine rağmen 400 silahlı Hollanda Barış Gücü askerinin varlığı katliamı önleyemedi.
Hürriyet

Gözaltı İçin Özür Dilediler
Başbakan Binali Yıldırım, Hollanda Başbakanı Mark Rutte'nin krizin tırmandığı gece yaptıkları telefon görüşmesinde yemek davetinde bulunduğunu ancak kendisinin bir karşılık vermediğini söyledi. Yıldırım, "Konuşma tonumuzdan böyle bir teklifte bulunma ihtiyacı duymuş olabilir. Can sıkıntısından sesimizi yükselttik. Maslahatgüzar ve konsolosumuzu da bir ara gözaltına aldılar, sonra yanlış olduğunu söyleyip özür dilediler" dedi. Yıldırım, dün akşam Habertürk TV, Bloomberg HT ve Show TV ortak yayınında şunları söyledi: "O gece kriz tırmanınca açıklama yapmadan önce görüşmeyi arzu ettik, birkaç kez de görüştük, tamamen yapılan bu işin yanlış olduğu düzeltilmesi gerektiği, bunun ilişkilerimize zarar vereceğini ihtiva eden bir görüşmeydi. Bu noktaya gelmesini istemiyorduk diyerek kendine göre haklı gerekçelerini sıraladı, bu işler bittikten sonra oturup bir yemek de yiyelim dedi, biz de karşılık vermedik. Konuşma tonumuzdan böyle bir teklifte bulunma ihtiyacı duymuş olabilir diye düşünüyorum. Can sıkıntısıyla bazı şeyleri konuştuk, sesimizi yükselttik, karşılıklı olarak. Bizim büyükelçimiz de burada, bir süre gitmeyecek. Maslahatgüzar ve konsolosumuzu da bir ara gözaltına aldılar, sonra yanlış olduğunu söyleyip özür dilediler. Bu konuda uluslararası hukuktan kaynaklanan bütün yolların takibi yapılacak. "(Krizin sona ermesi için Hollanda'dan ne beklendiği) Bu konuda özür, artı işin müsebbiplerinin ortaya çıkarılıp hesabının sorulması, köpekli saldırıya uğrayıp coplanan vatandaşlarımızdan mağdur olanların haklarının iade edilmesi, artı bütün diplomatik uçuşları ziyaretleri askıya aldık, bir de büyükelçilerinin gelmesini istemiyoruz dedik, bunlar hemen alınabilecek tedbirler. Bizim amacımız ne Hollanda ne Avrupa ile tamamen ilişkileri kesmek değildir. Bunu yapan biz olmayız. (Krizin referanduma etkisi) Bu krizi biz mi çıkardık, bizim böyle senaryoya, tezgaha ihtiyacımız yok. (Faydası olmadı mı sorusuna karşılık) Hiç etkisi olmayacak demiyorum ama olumlu olumsuz yönden değerlendirilecek, kocaman bir halkoylamasını getirip buraya bağlamak doğru olmaz. Özgül ağırlığı arttı Türkiye'nin, bu da bir takım sorunları beraberinde getiriyor. (Hayır veren teröre destek verir söylemi) Böyle anlaşılıyorsa bunu düzeltmek lazım. Bizim dediğimiz şu FETÖ kendini parçalarcasına hayır için kampanya yapıyor. PKK aynı şekilde, 'evet çıkarsa biz biteriz' diye beyanatlar veriyor. Bizde diyoruz ki terör örgütleri bu kadar kendini parçalıyorsa evet vermenin ülkenin geleceği için bir faydası var. Vatandaşlarımızı terör örgütü ile ilişkilendirmek bizim haddimize değil. Bizi rencide eder, asla böyle bir şey kabul etmiyoruz. (Hayır çıkarsa) Biz korku siyasetinden yana değiliz. Milletin kararının başımızın üstünde yeri var. Evet ve hayır kararı verebilir. Evetin ülkemiz için güzel günleri yaşatacağını söylüyoruz. Hayır çıkması halinde dünyanın sonu değil."
Hürriyet
'Gaza Getiriyorlar Referandum Var'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Hollanda ve Almanya ile yaşanan krizle ilgili mesajlar verdi. Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi: "Türkiye Cumhuriyeti bu kadar rencide edilmemişti. 'Ne gerekiyorsa yapın yanınızda olacağız dedik. 'Hollanda ile tüm ilişikleri askıya alın' dedik. Osmanlı döneminde bile bu kadar rencide olmamıştı. Yaptırım uyguluyoruz denildi. Neymiş, Hollanda Büyükelçisi Türkiye'ye gelmeyecekmiş. Zaten burada değil ki. Sen kendi büyükelçini çektin mi çekmediler. Niye çekmiyorsun? Neden sert önlemler almıyorsun?" "Milleti gaza getiriyorsun. Önlem aldığını sanıyorsun. Milleti kandırıyorsun. Ne gereksiyorsa yapacaksın kardeşim. Sen olmayabilirsin ama ben rencide oluyorum. Her türlü yaptırımın uygulanması lazım. Lafa gelince tamam, okkalı laflar var. İşe gelince ortada bir şey yok. Ya diline hakim olacak büyük söz söylemeyecek ama büyük lokma yutabilirsin ya da bu tür boş laflar ile milleti gaza getirmeyeceksin. Yazık günah bu ülkeye." "Neden gaza getiriyorlar? Çünkü referandum var. Buradan bir şey koparabilir miyiz? 'Evet' dedirtebilir miyiz? Diye düşünüyorlar. Örnek vereyim, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı resmi bir heyet ile uçağa bindi. Irak'a gitmek üzere. Irak hükümeti izin vermendi. Bakanın uçağı geldi Kayseri'ye indi. Millet ayağa kalktı mı? Gazeteler boy boy verdi mi? Vermedi. Çünkü referandum yoktu. 11 Türk askerinin başına çuval geçiriliyor. Dönenin başbakanına soruluyor, 'Ne notası müzik notası mı?' diyor. Soykırımı tanıyan yasayı Fransa, Almanya gibi bir çok ülke tek tek geçirdi.Tarım Bakanı Fransız tarımına yaptığı katkılardan dolayı şövalye madalyası aldı. Referandum yoktu. Danimarka'da sevgili peygamberimizin karikatürleri yapıldı. Türk hükümeti Danimarka Başbakanı (Rasmussen) NATO Genel Sekreteri olurken olumlu oy kullandı."
Vatan

SPOR

Bayer Leverkusen'de teknik direktörlüğe getirilen Tayfun Korkut, kısa sürede kulüp içerisinde değişim rüzgarlarını hissettirdi. Sezon başından bu yana Bundesliga'da tarihinin en sıkıntılı sürecinden geçen Leverkusen'de Roger Schmidt ile yollar ayrılıp, Korkut ile devam kararı alındı. Almanya'daki genç teknik adamlar kervanına katılan 42 yaşındaki Türk antrenör, kısa sürede beklentileri arttı. Alman kulübünün medya sorumlusu Dirk Mesch, MİLLİYET için yaptığı değerlendirmede, Tayfun Korkut'a çok güvendiklerini ifade etti. Genç çalıştırıcı görevi devraldığında ligde 10. sırada bulunan Leverkusen'in Avrupa kupalarına gitme hedefi olduğunu kaydeden Dirk Mesch, şu ifadeleri kullandı; "Roger Scmidt ile vedalaşmak bizim için zor bir karardı. Tayfun Korkut genç bir hoca. Ancak hem futbolcu olarak hem de bu zamana kadarki dönemde teknik adam olarak elde ettikleri ortada. Bize göre uluslararası deneyimi olan bir teknik direktör. Bundesliga'yı da çok iyi tanıyor. Leverkusen kulübü, sayın Korkut'un bu görev için en ideal isim olduğunu ve en kilit hoca olabileceği konusunda hem fikir oldu. Başta sportif direktör Rudi Voller olmak üzere tüm kulüp, sıkıntılı bir süreçten geçen takımımızı iyi noktaya getirebilecek ismin sayın Korkut olduğu yönünde anlaştı. Tayfun Korkut'un futbol aklı, taktik yapısı ve kültürü Leverkusen ile çok benzer. Kulübün felsefesi ve oyuncularımızın yapısına çok yakın. Kısacası bizim sportif amaçlarımıza gitmemiz
Milliyet

Fenerbahçe'nin bu sezon zirvenin uzağında kalması ve Şampiyonlar Ligi'nin tehlikeye girmesinin ardından gelecek planlaması daha çok gündeme gelmeye başladı. Özellikle UEFA'nın uyguladığı Finansal Fair Play kısıtlamaları nedeniyle hem transferde hem de kadro yapısında belli bir sınırda kalması gereken sarı-lacivertliler, teknik heyet seçiminde de bu konunun önemini biliyor. Dirk Advocaat'ın yeni sözleşme konusunda olumsuz yaklaşmasının ardından birinci aday olan Aykut Kocaman, Finansal Fair Play kuralları çerçevesinde en uygun isim olarak belirlendi. Bu seçimde Aykut Kocaman'ın teknik adam olarak geçmiş dönemde yaşadığı tecrübeler ve benzer durumdaki kulüplerle yakaladığı başarılar göz önüne çıktı. Teknik adamlık kariyerine İstanbulspor gibi iflas etmiş bir kulüpte başlayan ve saygın bir takım yaratan Kocaman, daha sonra Malatyaspor'u da benzer durumdan düzlüğe çıkardı. Aynı şekilde Ankaraspor'da da proje takımı oluşturan tecrübeli hoca, son olarak Konyaspor ile tarihi başarılar elde etti. Kısıtlı imkanlara rağmen yeşil-beyazlıları, ilk kez lig 3.'sü yapıp, doğrudan Avrupa Ligi'ne taşıdı. Ancak Aykut Kocaman'daki esas belirleyeci faktör, 3 Temmuz sürecindeki idareciliği. 2011-12 sezonunda mecburi olarak kadrosundaki yıldızları satıp, sınırlı bütçeyle yola devam eden 52 yaşındaki çalıştırıcı, lig sonuna kadar takımını şampiyonluk yarışında tuttu, 2 kupa aldı ve Avrupa Ligi'nde yarı final gördü.
Milliyet

Galatasaray Teknik Direktörü Igor Tudor, sarı-kırmızılı takımda görevde bulunduğu süre içerisinde yaşadıklarını, düşüncelerini ve gelecekle ilgili planlarını anlattı. Yayıncı kuruluş beIN Sports'a röportaj veren Hırvat teknik adam, yıllarca sarı-kırmızılı kulüpte kalmak istediğini dile getirirken, Riekerink ile farklı metotlar uyguladıklarını kabul etti. Sarı-kırmızılı teknik adamın konuşmasından satır başları şöyle: Galatasaray'dan teklif aldığım gün üçüncü kızım doğdu. İki taraftan büyük bir duygu yaşadım. Gerçekten harika bir periyottu. Bu günleri kolay kolay unutmayacağım. Bir maçı kazanırsınız ama 7 gün önce neler olduğunu kimse hatırlamaz. Her zaman kendinizi kanıtlamak zorundasınız. Her hafta bunun üzerine çalışmalısınız. Benim kendime uyguladığım baskı kadar kimse bana baskı uygulayamaz. Antalya ve Gençlerbirliği maçlarında 10-15 dakika önce de o golleri atabilirdik. Ben son iki maçı bir geri dönüş olarak görmek istemiyorum. İlk yarıda daha iyi bir futbol oynayıp bu sonucu hak etmiştik. Son iki maçı kazandık, bu bize güven veriyor. Daha sakin çalışabiliyorsunuz. Kaybedince hafta içi çalışmaların kalitesi düşüyor. İki sonuçta da çalışmanız gerekiyor. Bu takımın yüzde kaçı benim; buna cevap veremem. Ama her maçta kendimden bir şeyler görüyorum. O frikiklerle 3 puanları kazanmadık. Anlayışımız değişti Daha sıkı savunma yapmaya çalışıyoruz. Beşiktaş maçını kaybetmeyi hak etmedik. Frikikle kaybettik. Aynı şekilde biz de kazanabilirdik. Yüzde yüz benim istediklerimi görmek için fizik kondisyonun yüksek olması lazım. Oyuncularım bunu kafalarında anladılar. Ama bacakları henüz onları takip etmiyor. Oyun içindeki fiziki düşüşlerimizi görüyorsunuz. Uzun süre bu oyunu sürdüremiyoruz. Ama zeki oyunculara sahibim. İyi idman yapan çalışan oyuncularım var. Gelecek için umutluyum. Yasin hücumcu, Carole ise sol bek orijinli. Sol ve sağ bekler hücuma çıkınca forvet oluyorlar. Mesela Real'e karşı iki hücumcu kanat koymazsınız. 10 numara da bir sayıdır. 10 numara merkezde oynayan bir oyuncudur. 3-4-3'te iki 10 numaranız vardır. Önemli olan kaliteli oyunculara sahip olmak. 'Teknik direktör geldi, sert idman yaptırıyor, ayakta kalan oynuyor" diyecekler. Hayır Benden önce nasıl idman yapıldığını biliyorum. Oyuncularımı buna adapte etmeye çalışıyorum. Yüzde 16 yüzde 17'sini yaptırıyorum oyunculara. Yavaş yavaş geçmemiz lazım.
Milliyet

Beşiktaş formasını giydiği ilk günlerde kafalarda soru işareti yaratan Vincent Aboubakar sezonun ikinci yarısındaki golleriyle alkışlanıyor. Gerçek kimliğine kavuşan Kamerunlu forvet uzun yıllar siyah-beyazlı formayı giymenin planlarını yapıyor. Süper Lig ve UEFA Avrupa Ligi'nde forma giydiği son 7 maçta 6 gole imzasını atan Aboubakar sadece şampiyonluğa odaklandığını söyledi. Kayserispor maçında attığı 2 şık golle Kartal'ı yenilgiden kurtaran 25 yaşındaki oyuncunun yakın çevresiyle yaptığı sohbette, "Keşke üç puanı da kazansaydık. İki gol attım ama berabere kaldığımız için üzüldüm. Önemli olan şampiyonluk. Afrika Kupası'nda şampiyon olmamız nedeniyle artık kendimi çok daha iyi hissediyorum. Burada hem şampiyonluk yaşamak hem de goller atmak istiyorum. Ayrıca Beşiktaş'ta kalmayı da çok isterim" ifadelerini kullandığı belirlendi. Aboubakar'ı sezon başında Porto'dan kiralark e n 10 milyon euroluk satış opsiyonunu alan Beşiktaş Yönetimi'nin ise Kamerunlu futbolcuyla ilgili kararını sezon sonunda vereceği öğrenildi. Siyah-beyazlıların, gollerine devam etmesi halinde Aboubakar'ın 10 milyon euroluk opsiyonunu aşağı çekmek için harekete geçeceği ifade edildi. Kulüplerin bonservis bedelinde anlaşması halinde başarılı oyuncuyla uzun süreli bir sözleşmenin yapılması bekleniyor.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder