23 Mart 2017 Perşembe

23.03.2017 Genel Gündem



23.03.2017

GÜNDEM

Van'da 3'üncü Bayram
Van'ın kalbi Cumhuriyet Caddesi'nde zorlanarak yürüyoruz. Her yer ellerinde alışveriş torbalarıyla dükkanlara girip çıkan kalabalık gruplarla dolu. Kapısında Farsça 'indirim' yazan mağazalarda görevliler müşterileri gülümseyerek karşılıyor. Restoranlar dolu, otellerde yer yok. Bu yoğunluğun sebebi İran'daki Nevruz Bayramı. Mart ortasından nisan başına kadar süren Nevruz tatili için İranlılar bu yıl akın akın Van'a geldi. İkisi beş yıldızlı olmak üzere şehrin tüm otelleri yüzde 100 dolu. Bazı oteller toplantı salonlarını bile odalara çevirmiş. Merit Şahmaran Otel'in Genel Müdürü İpek Turul, "Son dört sezonda düşüş vardı. Şu an şaşkınız. Bu kadarını beklemiyorduk. Dört kişilik odalarda sekiz kişi kalmaya razı olanlar var" diyor. İranlıların gündüz aktivitesi alışveriş. 2015'te açılan, Van'ın tek AVM'sinde Türk tekstil markalarına ilgi yoğun. Bir mağaza yetkilisi, "Bizim Van'da üç bayramımız var; Ramazan, Kurban ve Nevruz. Bu hafta için çok önceden altyapı hazırlığı yaptık. Son bir haftadır Türkiye'de en fazla satış yapan ilk 10 şube içindeyiz" diye bilgi veriyor. İranlılar alışverişlerini nakit yapıyor. Ellerinde torbalar dolaşmaktan yorgun düşmüş Bahar Youssufzade, eşiyle beraber alışveriş için Van'a gelmiş. "Burası İran'dan ucuz. Üstelik çok daha fazla marka var" diyor. Biraz ilerisinde bir grup erkek duruyor. Urmiyeli müzisyen Heyri, konser vermeye geldikleri Van'ı neden sevdiklerini şöyle anlatıyor: "Hem yakın hem de Van'ı kendi şehrimiz gibi biliyoruz. Etraftakilerin yüzde 80'i İranlı. Önceden olaylar var diye Van'a gelmeye korkuyorduk. Sonra baktık ki her ülkede olabiliyor. Onun için artık rahat ediyoruz."
Hürriyet


Çık Ortaya Delikanlıca
Cumhurbaşkanı Erdoğan, krizin sürdüğü Avrupa ülkelerine, "Mesele Türkiye olunca yüzlerine maske takıyorlar. Çık ortaya delikanlıca ki herkes kimin ne olduğunu görsün. Türkiye itilecek kakılacak ülke değildir. Böyle davranmaya devam ederseniz, yarın dünyanın hiçbir yerinde hiçbir Avrupalı güvenle sokağa adım atamaz" dedi. Erdoğan, Anadolu Yayıncılar Derneği buluşmasında ve Kastamonu'da özetle şöyle konuştu: "Batı ülkeleri bizi sürekli basın özgürlüğüne uymamakla, gazetecileri hapse atmakla suçluyor. 'Bu gazeteciler kimler, listesini verin' dediğimiz zaman içlerinde katilden soyguncuya, çocuk istismarından dolandırıcıya kadar hepsi var. Gelen listede sadece gazeteci yok. 144'ü terör suçundan, 4'ü adi suçlardan cezaevinde bulunuyor. Şimdi sormazlar mı adama; 'Bunların gazetecilikle ne ilgisi var ki liste yapıp ülkemize gönderiyorsunuz?' Mesele Türkiye olunca hemen yüzlerine bir maske takıyorlar. Biz de bu şekilde maskeyle karşımıza çıkanlara artık haydut muamelesi yapma kararını aldık. Öyle ya, saklayacak bir şeyin yoksa niye maske takıyorsun? Çık ortaya delikanlıca; 'Benim Türkiye ile meselem var, bölünmesini, parçalanmasını istiyorum' de ki herkes kimin ne olduğunu görsün. Türkiye itilecek, kakılacak, onuru ile oynanacak, bakanları kapılardan kovulacak, vatandaşları yerlerde sürüklenecek bir ülke değildir. Dünyanın her yerinde bu yaşananlar çok yakından takip ediliyor. Siz böyle davranmaya devam ederseniz, yarın dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir Avrupalı, Batılı, güvenle, huzurla sokağa adım atamaz. Bu tehlikeli yolu açarsanız en büyük zararı siz görürsünüz. Aslında parlamenter demokrasi diye bir sistem olmadı bu ülkede. Ya ne oldu? Parlamenter demokrasiyle vesayet sistemi oldu, bunu yaptılar. Muhalefetin anlatışına baktığımızda bir kuyruklu yalan dizisi görüyoruz. Cumhurbaşkanı'nın parlamentoyu fesih yetkisi yok, ülkeyi seçime götürme yetkisi yok. Bir erken seçim kararı mı alınacak, bunu Cumhurbaşkanı'nın tek başına alma yetkisi yok. Kiminle beraber alabilir, ancak Meclis'le beraber. İkisi aynı anda ve ikisi de beraber seçime gidecekler ha. Buna da herkes cesaret edebilir mi? Bu yalanlara cevap vermeye devam edeceğiz. Muhalefet yatıp kalkıp ne diyor: Tek adam. Getirdiğimiz sistem, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi hükümetin tek kişinin şahsında toplandığı, yürütmedeki çok başlılığın ortadan kaldırıldığı bir sistemdir, bu yönüyle doğrudur. Bunların dillerinden düşürmedikleri tek adam rejimi ise bambaşka bir şeydir, o 1923'te kapandı. Artık tek adam rejimi diye bir şey söz konusu değil. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi demokratik bir sistemdir."
Hürriyet

Altı F-16'yı Gasp Etmişler
Darbe girişimine ilişkin tutuklanan dönemin 2. Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli, 8. Ana Jet Üssü Komutanı Tuğgeneral Deniz Kartepe, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Kurmay Albay Ali Durmuş ve 2. Birleştirilmiş Hava Hareket Merkezi Amiri Kurmay Albay Bülent Gürdoğan hakkında üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame 8. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, darbe girişimi sırasında Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü'nden 8 şüphelinin 6 F-16 savaş uçağını gasbettikleri, Ankara'daki alçak uçuşlarda kullandıkları, bu uçakları daha sonra darbecilerin karargahı niteliğinde olan Akıncı Hava Üssüne indirdikleri belirtildi.
Vatan

EKONOMİ

Dolar: 3,6153-3,6170                                   
Euro: Euro 3,9020-3,9034   
Sterlin: 4,5157-4,5201         
Gram Altın: 144,6656-144,7603

Teşvikte Nisan Yağmuru
Bu yıl 1 Nisan, birçok kesim için yeni dönemin başlangıcı olacak. Yabancılara indirimli konut satışı, genel sağlık sigortasında yeni dönem, otomatik bireysel emeklilikte kamu uygulaması 1 Nisan itibariyle başlayacak. Sigortasız işçi çalıştıranlar da 1 Nisan itibariyle teşviklerden yararlanabilecek. İşte ekonomide nisan ayı başı itibariyle uygulamaya girecek düzenlemeler; Yabancılar ile 6 aydan daha fazla yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları, satış bedelini yurtdışından getirilecek dövizle ödemeleri şartıyla, ilk aldıkları işyeri ve konutta KDV ödemeyecek. KDV istisnasından yararlanarak Türkiye'de konut veya iş yeri satın alanlar, bu gayrimenkullerini bir yıl satamayacak, bu konut ve iş yerlerini bir yıl içerisinde satması halinde, zamanında alınmayan vergi tahsil edilecek. Memurlar ve 250-1000 çalışanı bulunan özel sektör işletmeleri, 1 Nisan itibarıyla otomatik bireysel emeklilik sistemine dahil olacak ve çalışanların prime esas kazançlarının yüzde 3'ü her ay BES için kesilecek. 1 Nisan'la birlikte, yaklaşık 2.5 milyon memur ile 1.5 milyon özel sektör çalışanının sisteme dahil olması bekleniyor. 100-250 çalışanı olan özel sektör işletmeleri ise, 1 Temmuz'da sisteme geçiş yapacak. 1 Nisan itibariyle yaklaşık 5 milyon kişinin geriye dönük GSS prim borçları yeniden hesaplanacak. Bu yeni hesaba göre, 1 Ocak 2012 tarihinden beri tavandan GSS primi ödemek zorunda olan bir kişinin borcu 17 bin 489 liradan 3 bin 989 liraya inecek, gecikme cezası ve faizi alınmayacak. Ayrıca gelir testi yaptırmadan aylık 53 lira prim ödeyerek sağlık sigortalı olunabilecek. Bu uygulamadan da 2.7 milyon kişinin yararlanması bekleniyor. 53 lirayı ödeme gücü olmadığını belirten kişiler ise, gelir testine girecekler. Daha önce kayıt dışı çalışanlar için işverenlere getirilen 1 yıllık teşvik yasağı yumuşatılıyor. Bundan sonra çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalıyı fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işyerleri ilk tespitte sadece bir ay süreyle, ilk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde tekrar eden her bir tespit için ise bir yıl süreyle teşvik yasağına maruz kalacak. Beş kişiden fazla olmamak koşuluyla çalıştırılan toplam sigortalı sayısının yüzde 1'ini aşmayan sayıda çalıştırılanların sigortalı olarak bildirilmediğinin veya bildirilen kişilerin fiilen çalışmadığının tespit edilmesi halinde ise, teşvik yasağı uygulanmayacak. Nisan ayında başlayacak uygulamadan halen teşvik yasağı devam eden işyerleri de yararlanacak.
Hürriyet

Nene Hatun'un Torunları Haydi!
Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye İşkadınları Derneği'nin (TİKAD) Çırağan Sarayı'nda düzenlenen Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Kadınlara ayrıcalık yapmak, kadınlara pozitif ayrımcılık getirmek bir yöntemdir ama fırsat eşitliği sağlamak daha sağlıklı bir yöntemdir" dedi. Yıldırım'a Genel Kurul'da eşi Semiha Yıldırım'ın yanı sıra Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak da eşlik etti. Yıldırım, kadınların karşısında konuşmanın zor olduğunu dile getirerek "Ben çocukluğumdan beri kadınlarla konuşurken çok fazla heyecanlanırım. Bu özelliğim bugün de devam ediyor. Doğrusunu isterseniz kadın-erkek hepimiz Cenabı Mevla'nın yarattığı kullarız. Nüfusumuz eşit, fırsatlarımız eşit mi? Değil. Demek ki burada yapmamız gereken bazı işler var. İş hayatından, sosyal hayatta, kültürel hayatımızda hayatın her yerinde mutlaka kadınlarımızın çok daha etkin olarak rol almasına ihtiyaç var. Bizim bakış açımız böyle" dedi. Yıldırım, geçtiğimiz 15 yılda siyasetteki kadının yeri, iş hayatında kadının yeri, sosyal hayatta kadının yeri, akademik hayatta kadının yeri hep öncelikleri olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: "Bu yönde de adımlar attık. Aslında bugün istatistiklere bir baktığımızda şunu görüyoruz: Türkiye'de bankacılıkta çalışanları yüzde 51'i kadın, üniversitelerin kadın öğretim üyelerinin sayısı yüzde 44, hukukçularımızın yüzde 41'i kadın, mimarların yüzde 44'ü kadın, sağlık sektörünün yüzde 58'i kadınlarımızdan oluşuyor. Okullarımızda çocuklarımızı geleceğe hazırlayan 1 milyon öğretmenimizin yarıdan fazlası, 607 bini kadın. Biraz hızlı gitmişsiniz. Yakında biz azınlığa düşeceğiz öyle anlaşılıyor. Artık biraz dikkat etmek lazım diye düşünüyorum."
Hürriyet

Tadımız Kaçmasın
Başta domates olmak bazı Türk ürünlerine ihracat yasağını kaldırmayan Rusya'ya buğday ithalatında vergiyi artırarak yanıt veren Türkiye, Rusya'ya geri adım attıramadı. Rusya'dan ithal edilen buğday, mısır ve ayçiçeğinde yüzde 130 gümrük vergisi konarak bu ürünlerin ithalatının fiilen imkansız hale geldiğine dikkat çeken Rusya, Türkiye'yi DTÖ kurallarını ihlal etmekle suçladı. Düğümün DTÖ'de çözülmesi gündemde. 15 Mart'tan itibaren Türk gümrüklerinde yürürlüğe girdiği belirtilen uygulama ile söz konusu ürünler Türkiye'den Rusya'ya getirilirken yüzde 130 vergi ödenecek. Kararın ardından Rus menşeili söz konusu ürünlerin gümrüklerde beklemeye alındığı belirtilirken, Türkiye'nin bu kararıyla söz konusu ürünlerin ülkeye girişi olanaksız hale geldi. Tarım sektöründen yetkililer; buğday, ham ayçiçek yağı, ayçiçek küspesi, mısır, bezelye, çeltik gibi ürünlerin uygulamaya dahil olduğu yönünde bilgi aldıklarını belirterek, "Domateste ambargoyu kaldırmadılar. Onu kaldırtmaya yönelik bir harekettir" yorumunu yaptı. Ekmeklik ve makarnalık buğdayda etkili olacak uygulama sonrası ithalatın Kazakistan ve Ukrayna'ya kayabileceği belirtiliyor. Geçen sene 892 milyon dolarlık buğday ithal eden Türkiye, bunun yaklaşık yüzde 55'ini Rusya'dan temin etti. Rusya'dan 76 milyon dolarlık da mısır ithal edildi. Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör, yıllık 21 milyon tonluk buğday üretiminin iç tüketimi karşıladığını, savaş ve kıtlık gibi olasılıklara karşı 4-5 milyon ton buğdayın da yedekte tutulduğunu söyledi. Türkiye'nin şu anda yıllık buğday üretiminin 20.5 milyon ton olduğuna işaret eden Güngör, geçen ay itibarıyla Rusya'dan 2 milyon ton buğday geldiğini söyledi. Bu durumda 2017 için 2 milyon tonluk daha ihracata ihtiyaç duyulacağını ifade eden Güngör, daha önceden bağlantısı yapılmış Rusya kaynaklı buğdayların da şu anda limanlarda beklediğine işaret ederek, "TMO en kısa sürede başka ülkelere yönelmezse fiyatlar artar. Bana göre Rusya'ya geri adım attırmaz. 4 milyon tonu Türkiye'ye satsa ne olur, satmasa ne olur? Dünyada nüfus artıyor. Türkiye almazsa Mısır, Libya, Suriye alır. Ama buğday, mısır, ayçiçek, bezelye, pirinç hepsini toplarsak Rusya'ya kayıp sayılır" dedi. Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor) Basın Sözcüsü Yuliya Melano, Rosselhoznadzor'un Türk ürünlerine getirilen mevcut kısıtlamaları kaldırmayı planlamadığını bildirdi. Rusya Tarım Bakanı Yardımcısı Sergey Levin de, Türkiye'yi Dünya Ticaret Örgütü'nün kurallarını ihlal etmekle suçlayarak, "Türkiye bizim tahılımızda devlet tarafından sübvanse edilen değirmen sanayisini oluşturdu ve tüm Arap ve Asya piyasalarını kapsadı" dedi.Rusya Devlet Başkanlığı Basın Sözcüsü Dmitri Pesko da, tahıl piyasasının sadece Türkiye'den ibaret olmadığını, bir segmentin kapatılmasının başka bir tarafa yönelme anlamına geldiğini hatırlattı. İki tarafın sorunu DTÖ nezdinde gündeme getirmesi bekleniyor.
Milliyet

Emeklilerin İkramiyeleri Ödeniyor
Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK), 30 yılın üzerinde çalışan emeklilerin ikramiyeleri ödenmeye başlandı. SGK Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, kamuda memur olarak çalışanların emeklilik ikramiyelerinin en fazla 30 yıl üzerinden hesaplandığı, 18 Ocak'ta yapılan değişiklik ile 7 Ocak 2015'ten önce aylık bağlanan memurlara 30 yılın üzerindeki hizmetleri karşılığında emekli ikramiyesi ödenmesinin önünün açıldığı anımsatıldı. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği 27 Ocak'tan önce ve bu tarihten 17 Mart 2017'ye kadar Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan başvuruların incelendiği belirtilen açıklamada, 30 yıl üzeri hizmetleri için yapılan ikramiye ödemelerinin, emeklilerin bankalardaki hesaplarına gönderildiği bildirildi. Emekli ikramiyesi tutarı, emekli olunan tarihte geçerli olan katsayılara göre bir tam yıl için hesaplanacak ancak her tam hizmet yılı için ödenecek ikramiye tutarının bir yıllık tutarı 50 lira, ödenecek toplam ikramiye tutarı ise 100 liranın altında olamayacak şekilde emekli ikramiyeleri ödenecek. Buna göre, 1994 yılı mart ayı içinde emekli olan ve 37 yıl 9 aylık hizmeti üzerinden emekli aylığı bağlanan bir şube müdürüne, 7 tam hizmet yılı karşılığında ödenecek emekli ikramiyesi, emekli olduğu tarihteki katsayılara göre 70.77 lira (10.11 x 7) olmakla birlikte, her yılına ödenecek ikramiye 50 liradan az olmayacağından hak sahibine ödenecek ikramiye tutarı 350 lira olacak. Diğer taraftan, 2006 Eylül ayında emekli aylığı bağlanan aynı durumdaki emekliye ödenecek emekli ikramiyesi ise 7 bin 317,17 lira (1.045,31 x 7) tutarında olacak. İkramiye tutarının üst sınırı 7 bin 500 lira olarak belirlendi. Bunun üzerindeki tutar, ilk ödeme tarihinden itibaren kanuni faiziyle 2018 yılının mart ayı içinde ödenecek.
Milliyet

1 MİLYAR LİRALIK YATIRIM SÜRPRİZİ
Vodafone Türkiye CEO'su Colman Deegan, Türkiye'nin ekonomisine ve geleceğine güvendiklerini ifade ederek, "Önümüzdeki 1 yılda 1 milyar TL'lik yatırım yapacağız" dedi. 10 yıldan bu yana Türkiye'de iş yapan İngiliz Vodafone'un pazara yaptığı toplam yatırım tutarının 20 milyar TL'yi aşacağını anlatan Deegan, şirket olarak bugüne kadar devlete 24.1 milyar TL'yi aşkın vergi ödediklerini söyledi. Deegan şöyle devam etti: "Türkiye'de uzun vadeli bir yatırımcı olarak bulunuyoruz. Vodafone'un Türkiye'deki ilk 10 yılında yaptığı yaklaşık 20 milyar TL'lik yatırımı daha da artırmak için çalışıyoruz. Türkiye'ye güvenimizin bir kanıtı olarak, 2017-18 mali yılında 1 milyar TL'yi aşkın yatırım yapacağız. Böylece, 2006 yılından bu yana Türkiye'ye yaptığımız toplam yatırım 20 milyar TL'yi aşacak." Evrensel Hizmet İhalesi'nde Türk Telekom ile ortak hareket ettiklerini de hatırlatan Deegan, "Kırsal alanların dijitalleştirilmesi için önümüzdeki 3 yılda yaklaşık 1.6 milyar TL'lik ortak yatırım taahhüdünde bulunduk. Bu yatırım 1 milyar TL'lik planımızın dışında bir yatırım olacak" şeklinde konuştu. Türkiye operasyonunun gösterdiği performanstan memnun olduklarını anlatan Deegan, ulaştıkları seviyeyle ilgili olarak şunları aktardı: "Türkiye'de ilk yıllarımız zordu ama artık şirketimiz güçlü finansal sonuçlar elde etti. Telekom pazarında yüzde 20, mobilde yüzde 30 pazar payına ulaştık. Son 3 yılda EBIDTA'mızı 2 kat artırdık. 3 binin üzerinde çalışanımız var. Türkiye için son derece iyimseriz. Türkiye ekonomisinin temelleri çok güçlü. Yatırım yapmaya devam edeceğiz. Biz uzun vadeli yatırımcıyız. Bugün gelip yarın çıkmıyoruz. Türkiye'deki çabalarımız meyvelerini vermeye başladı. Türkiye'ye güveniyoruz ve bu güvenin göstergesi olarak Mart 2018'e kadar 1 milyar TL yatırım yapmayı taahhüt ediyoruz."
Milliyet

Dünya
Londra'da Dehşet
Saldırı, dün yerel saatle 14.40 sularında meydana geldi. Westminster Köprüsü'nde ilerleyen bir otomobil yayalara çarparak yoluna devam etmeye çalıştı. Otomobilin çarpmasıyla Thames Nehri'ne düşen bazı yayalar ağır yaralandı. Nehre yakın parlamento binası önünde otomobilinden inen saldırgan içeri girmeye çalıştı, daha sonra bahçe girişinde kendine engel olmaya çalışan bir polisi bıçakladı. Saldırgan, parlamentonun girişine doğru koşarken vurularak etkisiz hale getirildi. İngiltere Terörle Mücadele Birimi'nden yapılan açıklamada, saldırgan ve bir polis memuru dahil olayda 4 kişinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin yaralandığını açıklandı. Saldırının bir kişi tarafından gerçekleştirildiği düşünülüyor. Emniyet Müdürlüğü, 'aksi yönde bir bilgi alınana dek' olayı 'bir terör saldırısı' olarak değerlendirdiğini duyurdu. Olayının ardından, güvenlik önlemleri kapsamında Westminster metro istasyonu ulaşıma kapatıldı. Görgü tanıkları, Westminster Köprüsü üzerinde ilerleyen bir 4X4 cipin önce kalabalığın üzerine sürüldüğünü, daha sonra otomobilden rastgele ateş açıldığını bildirdi. İngiliz basını, görgü tanıklarının ifadelerine dayanarak saldırganın orta yaşlı Asyalı görünümlü biri olduğunu öne sürdü. Parlamento saldırının ardından çalışmalarını askıya aldı. Parlamento binası geçici olarak giriş çıkışlara kapatıldı. Büyük panik yaşayan milletvekillerinden bir süre binadan çıkmamaları istendi. Saldırı sırasında parlamentoda bulunan Başbakan Theresa May, olaydan bir süre sonra resmi makam aracıyla binadan ayrılabildi. Parlamento önünde saldırı meydana geldiği sırada parlamentoda terör görüşülüyordu. Sabah saatlerinde başlayan görüşmeler, saldırının gerçekleştirikdiği ana kadar devam etti.
Hürriyet

Sınırdan Sniper Saldırısı
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), PKK'nın uzantısı PYD'nin kontrolü altındaki Afrin bölgesinden, Hatay'ın Reyhanlı ilçesi Bükülmez sınır karakoluna keskin nişancı ateşi açılması sonucu bir askerin şehit olduğunu, bölgeye misli ile karşılık verildiğini açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, dün sabah 08.45 sularında 2'nci Hudut Alay Komutanlığı, Reyhanlı Bükülmez Hudut Karakol Komutanlığında görevli bir askerin, nöbet görevi esnasında Suriye'deki PYD/PKK bölgesinden açılan keskin nişancı ateşi ile şehit olduğu belirtildi. Söz konusu bölgeye, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkı kapsamında ateş açılarak misliyle mukabelede bulunulduğu bildirildi. YPG sözcüsü Redur Xelil ise İngiliz Reuters ajansına yaptığı açıklamada Türk ordusunun Afrin'deki sınır köyleri topçu ateşine tuttuğunu, 10 sivilin yaralandığını öne sürdü. YPG sözcüsü, Afrin'de bulunan Rus askerlerinin Türkiye'nin top ateşine tuttuğu bölgeye gittiklerini söyledi. YPG, Rusya'nın Afrin'de askeri üs kurup terörle mücadele için eğitim vereceğini açıklamıştı. Rusya ise üs değil, ateşkesi izlemek için bir uzlaşma merkezi olacağını belirtmişti. Türk yetkililer, Rus açıklamasına temkinli yaklaşmıştı. Piyade er Hüseyin Koroç'un acı haberi, Şanlıurfa'daki baba evine kor gibi düştü. Oğlunun şehit olduğu haberini alan beş çocuk annesi Fatma Koroç, Arapça ağıtlar yakarak gözyaşı döktü. Şehidin evine Türk bayrağı asıldı.
Hürriyet

Ankara'dan Abd'ye 'Yasak' Mektubu
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, ABD'de ki mevkidaşına, cep telefonları dışındaki elektronik malzemelerin uçak kabininde taşınmasını yasaklama yönündeki karara ilişkin olarak mektup gönderdiğini, aynı sebeple İngiltere'deki mevkidaşına da mektup yollayacağını söyledi. Bakan Arslan, "Türkiye'ye ilişkin elektronik cihaz yasağı kararı alan ABD'deki mevkidaşıma mektup gönderdim. Aynı kararı alan İngiltere'deki mevkidaşıma da mektup göndereceğim" dedi. ABD'ye mektubun sabah saatlerinde gönderildiğini belirten Arslan, İngiltere'ye yönelik mektubun ise hazırlık aşamasında olduğunu ve en kısa sürede ulaştırılacağını bildirdi. Mektuplarda, alınan yasak kararından geri adım atılması talep ediliyor.
Haber Türk

Muhalifler Cepheleri Hama'ya Genişletti
Türkiye'de Esad yönetiminin ateşkes ihlallerinin yoğunlaştığı Doğu Guta'dan saldırıya geçerek rejimi kalbinden; Sam'da vuran ve ardından da Doğu Kalamun'da terör örgütü DEAS'a cephe açan muhalifler, simdi de Hama'da geniş çaplı bir operasyon baslattı. Bölgenin kuzeyinden rejim mevzilerine doğru ilerleyen Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), 24 saat içerisinde 6 kilometrelik alanı ele geçirdi. Esad birliklerinden tank dâhil olmak üzere çok sayıda mühimmat elde eden muhalifler, Hama'nın merkeziyle arasındaki mesafeyi 4 kilometreye kadar indirdi, askeri havaalanınsa 5 kilometre yakınına ulaştı. Sam'da düzenlediği harekâtla Esad'ı şaşkına çeviren Suriyeli muhalifler, önceki gün rejim kontrolündeki Hama'ya 'Allah yolunda ilerliyoruz' adıyla operasyon başlattı. Muhalifler söz konusu harekâtı sosyal medya hesaplarından "Hama muharebesi başladı. Allah yardımcımız olsun" ifadeleriyle duyurdu.
Star

Trump'tan Mars Seferine Onay
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) bütçesini artıran yasa tasarısını imzaladı. Butce, NASA'nın bilim programı ve Mars'a insan gönderme projelerinin devamını sağlayacak. Yeni yasayla NASA'nın 2018 bütçesi 19,5 milyar dolara yükseliyor. Trump, yasanın NASA'nın insanlı uzay keşfi misyonunu desteklerken, özel uzay şirketlerine geçiş faaliyetlerinin de devam edeceğini kaydetti. Yasa NASA'yı insanlığı dünya dışındaki diğer yerlere ulaştırması için programlar geliştirmesi konusunda da yönlendiriyor. NASA'nın onumuzdaki donemde karşılaşacağı en büyük zorluk Mars'a insan göndermek. NASA, özel sektörle işbirliği yaparak bunun için gerekli teknolojiyi sağlamayı amaçlıyor. Elon Musk'ın sahibi olduğu SpaceX Mars'a 2018'de insansız uzay aracı göndermeyi planlıyor. Eski Başkan Barack Obama, NASA'nın uzay seferleri için devletle özel sektörün bir arada çalışmasının önemine değinirken, "ABD'nin bir sonraki uzay macerası, 2030'da Mars'a insan gönderip, onları geri getirmek olacak" diye konuşmuştu.
Vatan

İlk İşi Türkiye'yi Eleştirmek Oldu
Almanya'nın yeni Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, yemin töreninde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan 'Nazi' benzetmelerini sonlandırmasını istedi ve çarpıcı açıklamalarda bulundu. Steinmeier şöyle dedi: "Demokrasinin temelleri ne kadar sağlam? Batı'nın geleceği var mı? Avrupa nereye gidiyor? Gözlerimizi Fransa'daki seçimlere, Rusya'ya, ABD'ye, ama şu günlerde ise özellikle Türkiye'ye çevirdik. Türkiye için çok şey söz konusu, bizimle ilişkilerinde de. 30 yıl önce Türkiye'ye seyahat eden biri geri kalmış bir ülkeyle karşılaşıyordu. İnsanlar yoksuldu. Milyonlarca insan iş arayışıyla ülkelerini terk ederek, Avrupa ülkelerine göçtü. Bugün farklı bir Türkiye var. Bir ekonomik büyüme ve reformlar safhası, ama aynı zamanda kimsenin inkar edemeyeceği gibi Avrupa'ya bir yakınlaşma süreci yaşadı. Tüm bu gelişmeleri biz Almanlar övdük ve destekledik." "Ama bugünkü Türkiye'ye gururla, bilgiçlikle bakamıyoruz. Biz, Türkiye'nin Irak ve Suriye gibi büyük kriz bölgelerine komşu olduğu durumunun bilincindeyiz. Geçen yaz yaşanan darbe girişimini kınıyoruz. Ama biz, yıllarca, on yıllarca tüm bu kazanılanların kısa zamanda kaybedileceği endişesi taşıyoruz. Bu endişeyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrıda bulunuyorum: Başkalarıyla birlikte inşa ettiğiniz her şeyi tehlikeye atmayın. Yumuşama yönünde inandırıcı her sinyala seviniriz. Ama, ağıza alınmayacak Nazi benzetmelerine son verin. Türkiye'yle müttefik olmak isteyenlerle bağları kesmeyin. Hukuk devleti, basın ve gazetecilerin özgürlüğüne saygı gösterin. Ve Deniz Yücel'i serbest bırakın."
Vatan

POLİTİKA

Tek Adam Olacak Ama Patron Sizsiniz
Başbakan Binali Yıldırım, dün önce Türkiye İşkadınları Derneği'nin (TİKAD) İstanbul Çırağan Sarayı'nda düzenlenen Olağan Genel Kurulu'na, ardından da Iğdır'daki mitinge katıldı. Daha sonra Elazığ'a geçen Yıldırım, Kanal 7 ve Ülke TV ortak yayınına katıldı. Yıldırım, özetle şunları söyledi: "Seçmenlerimizin yarıdan biraz fazlası kadın, nüfusumuzun yarısı kadın, yarısı erkek. Kılıçdaroğlu'nu anlamıyorum. 18- 25 yaşı o kadar çarpıtıyor ki. 18-25 yaş arası 9 milyon 250 bin insanımız var. Bunun yarısı kadın. İşi getirdi, bağladı askerliğe. Peki diğer yarısı 4.5 milyon kadın. Onlar askere gitmiyor. Onlarla ilgili bir düşünceniz var mı? Yok. Zihninde kadın yok. 2007'de cumhurbaşkanını milletin seçmesi ilk adımdı. İkinci adım da ona göre yönetişim sisteminin anayasaya uyarlanmasıdır. Yaptığımız odur. Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık tek makamda toplanıyor. Efendim bu başkanlık sistemi Amerika'ya benzemiyor, Fransa'ya benzemiyor Doğru, bu milli bir sistem, yerli bir sistem. Bu sistemin getireceği şey demokraside bir kademe daha üste çıkmaktır. Demokrasimiz daha güçlenecek, istikrar sürekli olacak. Yeni sistemde Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanlığı'yla birleştirildiği için Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi var. Yani Bakanlar Kurulu kararı yerine Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi var. Bütün atamalar Cumhurbaşkanı Kararnamesi'yle yapılıyor. FETÖ, PKK ile birlikte 'hayır' için çalışıyor. FETÖ dümen suyuna girmiş bazı siyasetçiler de milliyetçi görünüp terörün değirmenine su taşıyor. 'Hayır' da, 'evet' de diyen başımızın üstündedir. 'Hayır' diyen katiyen terörist değildir ancak teröristlerin de Türkiye düşmanlarının da 'hayır' dediklerini görelim. Evet, tek adam olacak ama patron 80 milyon millet olacak, patron siz olacaksınız. Siz evet dediğinizde işbaşına gelecek, 5 sene çalışacak, beğendiniz, bir daha seçeceksiniz ama üçüncü sefer yok. Patronun millet olduğu yerde diktatörlük olur mu? Beğenmezseniz yenisini getireceksiniz."
Hürriyet

'Avrupa, Olof Palme Cinayetini Unutmasın'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Avrupa ülkelerinin terör örgütü PKK'ya karşı tutumunu eleştirerek, "Bu PKK terör örgütü eğer bu kadar çok şımartılır, semirtilir, beslenirse bir gün Avrupalı siyasetçilere de zarar verir. Vermedi mi? Verdi. Olof Palme cinayetini unutmasınlar. Avrupa'nın en demokrat, en ılımlı siyasetçilerinden birisi olan Palme'yi PKK öldürdü. Yani Avrupa'nın göbeğinde dahi Avrupalı siyasetçilere karşı suikast yapabilecek bir terör örgütünden bahsediyoruz" dedi. Kurtulmuş, dün Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı. Kurtulmuş, Avrupa'da Neonazizm'in, aşırı ırkçılığın, Neofaşizmin, "rap, rap, rap" diye ayak seslerinin duyulduğunu, ırkçılığın, yabancı düşmanlığının, İslam düşmanlığının ve özellikle de Türkiye düşmanlığının bu kadar çok yükselmesinin Avrupa siyasetini zehirlediğini söyledi. Kurtulmuş, Ak Parti'nin Avrupa programlarını iptal edip etmediğine ilişkin de fiilen bazı kişilerin gittiğini ve orada görüşmeler yaptığını söyledi. Kurtulmuş şöyle devam etti: "İnsanlar görüyor, PKK'ya müsaade ediyor, bakanlara niye müsaade etmiyor? Bunu Avrupa'daki vatandaşımız görüyor, bunun nedenini anlıyor. Biz zaten Avrupa'daki vatandaşlarımızla her türlü haberleşmeyi yapıyoruz. Zaten medya üzerinden diğer kanallarla da dediğim gibi ev toplantılarıyla da bu çalışmalar sürdürülüyor. Oradaki kampanyada en ufak bir sıkıntımız olmayacak inşallah. Bunu gördükleri için şimdi şunu da söylemeye başladılar, 'biz oy vermeyi de burada yasaklayabiliriz' noktasına da geldiler. Bu da bizim vatandaşlarımızın meseleye, 'evet'e sahip çıktıklarını çok daha net bir şekilde gösteriyor."
Milliyet

Gerilimden Uzak Durmak Zorundayız
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün 16 Nisan referandumu çalışmaları kapsamında Konya'da temaslarda bulundu. Seydişehir'de vatandaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: Gün düşünme günüdür. Memleketimizi seviyorsak, kavgadan gerilimden uzak yaşamak zorundayız. Bu ülkede aynı bayrağın altında huzur içinde yaşamak istiyoruz. 16'sında sandığa gideceğiz. Bu yeni bir başbakan gelecek seçimi değil. A Partisi B Partisi olayı değildir, bir demokrasi olayıdır. Her vatandaş anayasa değişikliğine neden evet neden hayır diyeceğini iyi bilmek zorundadır. Doğrusunu, eğrisini vicdanımızda ölçeceğiz. Yeni seçilecek olan başkan tarafsız mı olmalı, partizan mı olmalı? Buna karar vermek zorundayız. Tarafsız olması lazım çünkü hangi partiden hangi kimlikten olursa olsun 80 milyonu temsil edecek. Mesela ben 80 milyonu temsil edemem. Sayın Bahçeli, Sayın Yıldırım 80 milyonu temsil edemez. Biz, arabamızda Türk bayrağı taşıyamayız. Seçilecek olan başkanın tarafsız olmasının nedeni devletin sigortası olmasıdır. 15 Temmuz darbe girişimine hep beraber karşı çıktık. Cumhurbaşkanı, siyasi partilerin liderlerini topladı. Gittik. Cumhurbaşkanı, devletin sigortası olarak herkesi çağırdı. Yeni değişiklikle seçilecek olan başkan aynı zamanda bir partinin genel başkanı olacak, tarafsız olmayacak. Oylanacak olan anayasa değişikliğine göre başkan istediği zaman ve istediği durumda TBMM'yi feshedebilecek. Milli iradeyi birlikte savunacağız. Bir kişi geliyor, 'ben mili iradeyi tanımayacağım'. Doğru değil. Bir partinin genel başkanı hakim tayin etsin mi etmesin mi? Mesela benim tayin ettiğim hakime benimle aynı görüşü taşımayan vatandaş saygı duyar mı? Mahkemeler siyasetin emrinde olmamalı. 18 yaşında milletvekili seçilecek, askerlikten muaf olacak, El Bab'a gitmeyecek. Böyle ballı bir işi simitçinin oğluna verirler mi? Vermezler. Bizim temel amacımız, sandığa giderken düşünmek. Bunun ne A Partisi ne B Partisi'yle, ne Başbakan'la ne Cumurbaşkanı'yla ilgisi yok. Türkiye'nin geleceğiyle ilgili karar verirken hepimizin oturup düşünmesi gerekiyor. Bu bir seçim değil, anayasa değişikliği referandumu. Bir kişiye yetki veriyoruz, istediği kadar bakanlık kuracak. Meclis devre dışı, bir kişi kararname çıkacak. Bir kişiyi ikna ettiğiniz zaman 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyeti devletini ele geçirirsiniz. 35 yıl uğraşmanıza gerek yok, bir kişiyi ikna edeceksiniz. Diyeceksiniz ki, 'şunlar müsteşar listesi, şunlar komutanların listesi, bunlar emniyet müdürleri'. Bir sabah kalkacağız ki bütün yönetim değişmiş. Böyle yetki verilir mi? Bunun partilerle ilgisi yok, bayrakla, vatanla, Türkiye'nin geleceğiyle ilgisi var. Cumhuriyeti kolay kurmadık. Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarını başka devletler çizmedi, biz çizdik. Büyük Ortadoğu Projesi'ni unutmayın. Tek adam rejimi vardı değil mi Ortadoğu'da. Saddam gitti, Irak parçalandı. Suriye'yi gördük değil mi? Tek adam vardı, parçalandı. Üzerimize oynanan oyunlar çok tehlikeli oyunlardır. Devlet, 80 milyon, bir kişiye teslim edilemez. Bunun sonu acı olur. 'Ben gittim evet oyunu kullandım, Türkiye'yi bir kişiye teslim ettim' demenin vebali çok ağırdır. 'Demokrasiyi yok etmek istediler, izin vermedik' dememiz lazım. Hepimiz milliyetçiyiz, inançlıyız, bayrağımızı, vatanımızı seviyoruz.
Milliyet

SPOR

THY Euroleague'deki temsilcilerimizden Galatasaray Odeabank, 27. haftada 10. galibiyetine Unics Kazan karşısında 75-67'lik skorla ulaştı. İlk dakikalarda savunmada sıkıntı yaşayan temsilcimiz 5. dakikada 15-8 geriye düştü. Ancak Diebler'ın art arda üçlüklerine, pota altından da Pleiss'in sayıları eklenince ara hızla kapandı, Rus ekip ilk periyodu 23-21 galip kapadı. İkinci çeyrekte müthiş savunma yaptı Galatasaray. Tyus ile potasını kapayan, hücumda da kadro dışı cezası affedilerek yeniden takıma katılan Schilb ile etkili olan temsilcimiz 17. dakikada 37-27 ile farkı çift hanelere taşıdı, devreyi de 45-29 önde bitirdi. Çeyrek final hedefi kalmayan iki ekibin maçında erken açılan fark nedeniyle, takımların temposu azaldı. Hücumda yüzdelerin çok düştüğü, top kayıplarının arttığı 3. çeyrekte 52-33 ile 19 farkı yakalayan sarı-kırmızılı temsilcimiz, son çeyreğe de 57-41 önde giren takım oldu. Final periyoduna da iyi başlayan ve 35. dakikayı 65-47 üstün geçen Galatasaray Odeabank, maçı az süre alan isimleriyle tamamladı. UNICS Kazan kalan bölümde ligin sayı kralı Langford ile etkili olsa da temsilcimiz salondan 75- 67 galip ayrıldı.
Milliyet
Beşiktaş'ın, Deportivo La Coruna'dan bonservis bedeli ödemeden kadrosuna kattığı İspanyol kaleci Fabri 7 ay gibi çok kısa bir sürede siyah-beyazlı taraftarların en sevdiği isimlerden biri oldu. 29 yaşındaki deneyimli file bekçisi kariyerinin en iyi dönemlerinden birini geçirirken, Kartal'ın son yıllardaki kaleci şanssızlığını da kırmayı başardı. Uzun yıllardır yab a n c ı kalec i konusunda isabet sağlayamayan Beşiktaş, Kolombiyalı Oscar Cordoba'dan sonra takıma doğrudan etki eden ve başarı kazandıran bir file bekçisi buldu. Süper Lig'de son oynanan ve golsüz biten Antalyaspor mücadelesinde de sahanın yıldızı olan Fabri, camianın güvenini tamamen kazanmış oldu. Cordoba'nın ayrıldığı 2006 sonrasında Vedran Runje, Allan McGregor ve Denys Boyko gibi farklı yabancı kalecilerden istediği verimi alamayan Beşiktaş, İspanyol eldivenle bu sorunu çözdü. Sezon başında sakatlıklar nedeniyle soru işaretleri oluşturan Fabri, geçtiğimiz sezon çapraz bağları koptuğu için Deportivo La Coruna ile tek resmi karşılaşmaya dahi çıkmamıştı. Buna karşın siyah-beyazlıların kadrosuna kattığı tecrübeli eldiven önce kaptan Tolga Zengin'den kaleyi kaptı, ardından Teknik Direktör Şenol Güneş'in bir numarası olmayı başardı. Kalecilik stili, topu her iki ayağıyla iyi kullanması, kaleden oyun kurabilmesi ve refleksleriyle Cordoba'yı andıran Fabri bu sezon 33 resmi maça çıktı. İspanyol eldiven tam 10 maçı gol yemeden tamamladı.
Milliyet

Galatasaray, sezonun transfer bombasını patlatmak için kolları sıvadı. Sarı-kırmızılılar, Fenerbahçe'nin milli sol beki Hasan Ali Kaldırım'ı transfer listesine aldı. Cim-Bom'daki izleme komitesi, Türkiye ve yurt dışında transferi mümkün olan isimleri teknik direktör Igor Tudor'a sunarken, bunlar arasına, Fenerbahçe'yle sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan Hasan Ali Kaldırım'ı da koydu. Sarı-kırmızılılar, Fenerbahçe'de istikrarlı ve mücadeleci futboluyla beğeni toplayan oyuncunun transferinde Tudor'un değerlendirmesine göre hareket edecek. Hırvat teknik adamın yerleştirmeye çalıştığı 3-4-3 sisteminde Hasan Ali'nin hem geride hem de orta alanda bu formatta oynayabilecek özellikte olması, Galatasaray'ın bu transferde iştahlı olmasına yol açtı. Fiziksel olarak Hasan Ali'nin iyi düzeyde olması da, Tudor'un bu transfere olumlu bakabileceğine işaret ediyor. FIFA kuralları gereği sözleşmesi yaz döneminde bitecek futbolcularla görüşmek mümkün olurken, Türkiye'de ise bu farklı işlemekte Talimatlara gere Galatasaray, transfer görüşmesi yapabilmek için sözleşmenin tamamlanmasını beklemek zorunda kalacak. Sarı-kırmızılılar da zaten etik kurallar gereği ligin bitimi sonrasında harekete geçecek. Galatasaray'ın, bonservisi elinde olacak olan Hasan Ali'ye Fenerbahçe'nin teklif edeceği rakamın üzerinde bir para önereceği belirtildi.
Milliyet

Fenerbahçe'de zirveden erken kopuş ve gelecek sezon çalışmalarına erken başlanması ana gündemi oluşturuyor. Özellikle Dirk Advocaat sonrası dönemde Aykut Kocaman ile yola devam edilmesinin netleşmesiyle bazı özel detaylar dikkat çekiyor. Bu detayların en başında ise Salih Uçan geliyor. 2012- 13 sezonunda Aykut Kocaman takımın başındayken Bucaspor'dan transfer edilen Salih Uçan, esas çıkışını da aynı dönemde yapmıştı. Kocaman'ın çok beğendiği isim olan genç orta saha, o dönemde Antalyaspor ve Orduspor'a attığı gollerle yıldızlaşmış hatta Avrupa Ligi'nde de yarı finale çıkarken birçok maçta sahada yer almıştı. Aykut Kocaman'ın gidişiyle, önce Ersun Yanal döneminde kadroya giremeyen ardından 2 yıllık Roma macerasına başlayan Salih'in bu sezon da beklentileri karşılayamaması hayal kırıklığı oluşturdu. Buna karşın yaşı henüz 23 olan ve 2019'a kadar sözleşmesi bulunan Salih'e olan inanç ve güven devam ediyor. Genç yıldız ile ilgili asıl umut verici nokta ise Aykut Kocaman ile yeniden çalışacak olması. Bizzat o dönem Aykut Kocaman'ın kendisi için çok özel planlar kurduğu Salih ile 4 sene sonra yeniden çalışacak olması önemli bir gelişme olarak görülüyor. Bu nedenle 22 yaşındaki oyuncuya direkt kapıları kapatmak ya da olumsuz yaklaşmak yerine Aykut Kocaman idaresindeki durumunun da izlenmesi düşünülüyor. Fenerbahçe'de Kocaman ile kariyerini parlatan Salih Uçan için çok önemli bir viraj önümüzdeki sezon dönülecek.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder