25 Mart 2017 Cumartesi

25.03.2017 Genel Gündem



25.03.2017

GÜNDEM

Darbe Konuşması
Ankara Başsavcılığı'nca aralarında eski Jandarma Okulları Komutanı Tuğgeneral Sadık Köroğlu'nun da bulunduğu 317 şüpheli hakkında dava açıldı. İddianamede, darbe faaliyetlerinde kullanılmak üzere eski Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanı Muhsin Kutsi Barış'ın talimatıyla 8 bin G-3 mermisinin Jandarma Okullar Komutanlığı'na götürüldüğü de belirtildi. İddianamede şüpheli 2. Bölük Komutanı üsteğmen Ramazan Akkuş'un görev yerlerinin yazılı olduğu belgeleri bir poşette getirdiği, isim ve görev yerleri okunan şüpheli kursiyer teğmenlere birer kutu (20 adet) G-3 piyade tüfeği mühimmatı verildiği; şüphelilerin de karargâhın işgaline yönelik eylemlerini gözaltına alınıncaya kadar sürdürdükleri savunuldu. İddianamede, amfi ve yemekhane bekleyen teğmenlerin de aynı şekilde darbeye teşebbüs eylemine fail olarak katıldıkları iddia edildi. İddianamede, şüpheli kursiyer teğmenlere WhatsApp grubundan saat 20.45'te içtima alanında toplanması için mesaj atıldığı belirtilirken, şüpheli binbaşı Tarık Görener'in teğmenlere yönelik şu konuşmasına yer verildi: "Arkadaşlar, bugün çok önemli bir gün, artık kursiyer değilsiniz, artık teğmensiniz, teğmen gibi davranın çocuk gibi davranmayın, ülkenin geleceğini siz belirleyeceksiniz, birazdan farklı komutanlarınız gelecek onların emirlerine harfiyen uyun, ateş olursa ateşle karşılık verin, hiç kimse emirlerin dışında hareket etmesin, kimsenin telefonunu açık görmeyeceğim, ışık dahi görürsem o telefonu alır kırarım." İddianamede Görener'in bu konuşması için "Verilen emrin darbe girişiminin tebliği niteliğinde hukuka aykırı bir emir, aksine yönelik savunmaların ise suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar olduğu konusunda bir tereddüt bulunmadığı" değerlendirilmesi yapıldı. İddianamede, "Hava Kuvvetleri ile ilgili darbe girişimine yönelik genel anlamdaki planlamaların şüpheliler Akın Öztürk, Kubilay Selçuk, Hakan Evrim ve Ahmet Özçetin tarafından yapıldığı" vurgulandı. İddianamede, söz konusu şüphelilerin Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı'nın 13 Temmuz 2016 tarihli 'Temmuz 2016 Ayı Karşılıklı Hizmet Planı Değişiklik - 2' yazısı ile aylık planı yapılan ve yayımlanan 'Aylık Karşılıklı Hizmet Planı'nda değişiklik yaptıkları belirtildi. İddianamede, bahse konu değişiklik ile aylık karşılıklı hizmet planına 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'ndan (Ankara) iki adet ikili F-16 kolunun ilave edildiği belirtildi. İddianamede, 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'na, 8. (Diyarbakır) ve 9. (Balıkesir) Ana Jet Üs Komutanlıkları'ndan havalanan bu uçaklar ile havadan yere atış yapılırken, hedef işaretlenmesinde kullanılan sniper podlarının, darbe girişiminde kullanılmak üzere transfer edildiği ifade edildi.
Hürriyet
 

Trump, S-400'ler İçin 'Blöf' Diyor
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Rusya'nın S-400 füzelerini Türkiye'ye satabileceğine yönelik çıkan haberleri mercek altına aldığı öğrenildi. Bu durumun, ABD ziyareti sırasında Trump yönetimiyle de temas kuran Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz ve İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı'dan oluşan CHP heyetine aktarıldığı öğrenildi. Alınan bilgilere göre Trump yönetimi bu haberleri, "blöf" olarak değerlendiriyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz ve İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı'dan oluşan heyet, geçtiğimiz hafta ABD'de aralarında Trump yönetiminin de bulunduğu çeşitli kesimler temas kurdu. Milliyet'in aldığı bilgilere göre görüşmelerde 16 Nisan'daki anayasa değişikliği konusunun da gündeme geldiği belirtilirken Washington yönetimi, bir süredir Rusya ile Türkiye arasında gündemde olan S-400 füzelerine yönelik haberleri mercek altına aldı. Alınan bilgilere göre Washington yönetimi, S-400 füzelerine yönelik gelişen durumu, "blöf" olarak değerlendiriyor. Bu süreçte özellikle PYD konusunda Ankara ve Washington'ın farklı noktalarda duruyor olması nedeniyle bu sürecin bir tür, "müzakere yöntemi" olarak kullanılmış olabileceğine dikkati çeken ABD'li yetkililerin, birkaç yıl önce Türkiye'nin uzun menzilli füzeyi Çin'den alacağına yönelik açıklamalarına rağmen füze alımından vazgeçtiğine işaret ettikleri öğrenildi. Alınan bilgilere göre görüşmelerde FETÖ lideri Fetullah Gülen'in iadesi süreci de ele alındı. Bu konuda ABD yönetiminin sürecin hukuki olduğuna yönelik değerlendirme yapmak dışına çıkmadığı öğrenilirken, bu değerlendirmelerin, iadenin kısa ve orta vadede mümkün olmadığı görüşünü güçlendirdiği yorumları yapıldı.
Milliyet

EKONOMİ

Dolar: 3,6093-3,6143                                   
Euro: Euro 3,8968-3,9060   
Sterlin: 4,5026-4,5157         
Gram Altın: 144,1995-144,5878

Bu Da 4. Köprü!
Vatandaşın Ekonomisi köşesinde zaman zaman ulaşımı konu etmeye çalışıyorum. Malum artan akaryakıt fiyatlarıyla birlikte herkesin bütçesinde önemli bir yer ediyor. İster arabanız olsun, ister toplu taşımayı kullanın devir hesap devri. İstanbul Boğazı'na inşa edilen 3. Köprü'nün açılmasıyla birlikte metropolde yaşayan ve gelip geçenlerin hayatında da pek çok değişiklik oldu. Kabul etmek lazım Yavuz Sultan Selim devreye girdiği andan itibaren iki eski köprünün trafiğinde gözle görülür bir rahatlama oldu. Avrasya Tüneli'nin de hizmet vermeye başlamasıyla alternatiflerin çoğalması bir yakadan diğerine geçecekler için büyük kolaylık oldu. Özellikle otomobil trafiğinde gözlemlenen rahatlık ağır vasıta araçları yani kamyonlar içinse ortaya farklı bir tablo çıkardı. Kamyon trafiğinin olduğu gibi Yavuz Sultan Selim Köprüsü'ne verilmesi, köprüyle bağlantılı Kınalı-Odayeri otoyolunun henüz açılmaması, kamyoncuların özellikle TEM otoyoluna giriş çıkışları için hayli uzun bir yol yapmasına sebep oldu. Bu uzun güzergah yakıt maliyetlerini de arttırdı. Üstelik bununla da kalmadı köprü geçiş ücretlerinin de geçmişe oranla hayli yükseltilmesi bir anda kamyoncuların kabusu haline geldi. Yavuz Sultan Selim Köprüsü devreye girmeden önce 4-5 akslı kamyonlar Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nden 44.50 TL'ye geçiyordu. Yeni köprü devreye girince bu araçların geçiş ücreti bir anda 137.85 TL'ye fırladı. 6 ve daha fazla aksa sahip araçların geçiş ücretleri ise 59.25 TL'den 172.55 TL'ye tırmandı. Üstelik köprüye ulaşmak için kullanılması gereken bağlantı yollarına da yaklaşık 10 TL daha vermek zorunda kaldılar. Nereden baksanız bir anda 3'e katlanan maliyetler kamyoncuları yeni arayışlara itti. Önce yasak olmasına rağmen Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü zorlamaya başladılar. Öyle bir tablo vardı ki geçiş cezasına rağmen maliyetleri yeni köprüden geçişten daha azdı. Bu durumu fark eden bakanlık geçiş cezalarını artırınca Fatih Sultan Mehmet Köprüsü kamyoncular için geçilemez hale geldi. Yavuz Sultan Selim'den gidiş-geliş maliyetleri 300 TL'yi bulan kamyoncular veya şirketleri yeni arayışlara yöneldi. Eski iki köprüyü kullanmaları da Avrasya Tüneli'nden geçmeleri de yasaktı. İşte tam bu anda imdada eski bir dost, Harem-Sirkeci hattı yetişti. Üstelik çok da cazip bir fiyatla Sirkeci'den başlayıp zaman zaman Kumkapı'ya kadar uzanan kuyruklarda bekleyen kamyoncuları finalde mutlu bir tablo bekliyordu. Çünkü Sirkeci'den Harem'e arabalı vapur ile geçmenin bedeli sadece 17 TL'ydi. Nakliye işinde uğraşanlar için kuruşun çok önemli olduğu bilinir. Bırakın kuruş hesabını kamyoncuların bir kıtadan diğerine geçmesini sağlayan eski dost arabalı vapur 10'da bir fiyata hizmet veriyordu.
Hürriyet

Türkıye Geri Gitmeyecek
Ekonominin kalbi bu yıl yine Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde atıyor. Capital ve Ekonomist Dergileri tarafından 6'ncısı düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi başladı. Zirvenin açılış konuşmasını Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek yaptı. Şimşek, Türkiye'nin hikayesinin güçlü bir şekilde devam edeceğini söylerken dışarıdan bakıldığında Türkiye'nin algısının kötü ancak gerçekliğin o kadar olmadığına dikkat çekti. Şimşek, "Dışa açığız, kapanmıyoruz. Türkiye ne dışarıdan kopacak, ne de batıdan kopacak" diye konuşan Şimşek, "Biz dışarıdakileri de içeridekileri şaşırtacağız. Türkiye geri gitmeyecek, demokratik resesyona girmeyecek" mesajını verdi. Şimşek, konuşmasına son 1 yıldaki gelişmeleri aktararak başladı. "Ne olacak bu Türkiye'nin hali" sorusunu yönelten Şimşek, tüm olumsuzluklara karşın Türkiye'deki büyümenin devam ettiğini söyledi. Yılın ilk çeyreğinde de büyümenin bir miktar da olsa sürdüğünü kaydeden Şimşek, yapısal reform ajandasına dikkat çekti. Şimşek yapısal reformların başında da anayasa değişikliğinin geldiğini belirtti. ABD'nin 240 yıldan bu yana başkanlıkla yönetildiğini ve 45. başkanın daha yeni göreve başladığını belirten Şimşek," Eğer 1923'ten bu yana 65 hükümet gelmişse, burada bir sorunumuz var demektir. Bu reform yönetimde istikrarı sağlayacak" dedi. Anayasa değişikliklerinden sonra atacakları adımları da sıralayan Şimşek şunları söyledi: Yargıda arabuluculuk ve ihtisas mahkemeleri düzenlemeleri. Bunlar hazır reformlar. Kıdem tazminatını tekrar taraflarla görüşeceğiz. Gelecek vadeden high-tech start-up firmalara destek verecek apayrı bir yapı üzerinde çalışıyoruz. TÜBİTAK'ı yeniden yapılandırıyoruz. Gelir vergisi kanunu hazır." Kamunun verdiği hizmetlerin e-devlet ortamına taşınması için de çalışıldığını açıklayan Şimşek, "Vatandaştan niye belge istiyoruz ki, o belgeler zaten var. Bürokrasiyi azaltacak çalışmalar yapıyoruz" diye konuştu. Eğitimin de önemli bir konuları olduğunu belirten Şimşek, "PISA sınavları, eğitimde harcadığımız paranın karşılığının alınmadığını gösteriyor. Artık nitelik üzerine yoğunlaşma dönemi" dedi. En önemli konunun ise Türkiye'de demokrasinin resesyona girdiği ve hukuk devletinden uzaklaşıldığı algısı olduğunu vurgulayan Şimşek, "Bunlar doğru değil. Başımıza birçok travma geldi. Olağanüstü hali isteyerek getirmedik. Olağanüstü hali kalıcı görmüyoruz" dedi.
Hürriyet

Reformlarla Yine Yüksek Hızlı Büyüme
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 16 Nisan'daki referandumda oylanacak Anayasa değişikliğinin Türkiye'nin önünü açma durumunun söz konusu olduğunu bildirdi. Şimşek, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye ve dünyanın karışık bir dönemden geçtiğini ifade etti. Türkiye ekonomisinin 2000'li yılların başından bu yana ortalama yüzde 6 civarında büyüdüğünü, geçen yıl darbe girişimi ve terörün etkisiyle ekonominin ciddi şekilde yavaşladığını ancak sınırlı da olsa ılımlı büyümenin devam ettiğini dile getiren Şimşek, 2017 yılının ilk çeyreğinde de bütün belirsizliklere rağmen büyümenin devam ettiğini belirterek, şöyle devam etti: "Dolayısıyla hakikaten ciddi bir direnç var. Bu da önemli. Bu şunu gösteriyor; belirsizlikler azalır azalmaz Türkiye yeni bir reform hamlesiyle tekrar yüksek büyüme patikasına girebilir. Girmemesi için hiçbir sebep yok. 2017 ve sonrası için umutvar olmak aslında temeli olan bir senaryo. Dışarıdan bakıldığı zaman Türkiye'nin algısı kötü ama gerçeklik o kadar değil. Gerçeklik, belki bizim arzuladığımız kadar iyi de değil. O nedenle bir reform gündemimiz var. Neden reform yapmak istiyoruz? Çünkü yeterli bulmuyoruz. Çok kapsamlı bir reform programımız var. Ama Türkiye'nin hikayesi orta ve uzun vadede güçlü olmaya devam edecek." Türkiye'nin ciddi bir reform gündemi olduğunu vurgulayan Şimşek, iş ortamını iyileştirecek ve rahatlatacak reformları en kısa sürede çıkaracaklarını, Ar-Ge ve girişimcilik ekosisteminde gelecek vadeden şirketlere uzun vadeli destek verecek yapı üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Şimşek, Türkiye ekonomisinin temellerinin sağlam olduğunu, sorunları olsa da bunları çözecek reformları bulunduğunu bildirdi.
Milliyet

Tek Tercihimiz Thy
ABD'de yasayan Türk işadamları, ABD'nin, aralarında Türkiye'nin de olduğu 8 ülkeden yapılan doğrudan uçuşlara getirdiği elektronik cihaz yasağına rağmen uçuşlarında Türk Hava Yolları'nı (THY) kullanmaya devam edeceklerini belirtti. ABD'de ticaret yapan Türk işadamları, Başkan Donald Trump'ın bazı havayollarıyla yapılacak direkt uçuşlara yönelik elektronik cihaz yasağının gerçek nedeninin güvenlik değil, ekonomik misilleme olduğunu söyledi. ABD'de 2000'li yıllardan bu yana organik gıda üzerine ticaret yapan işadamı Murat Güzel, sunduğu hizmet kalitesi ve İstanbul'dan ABD'ye direkt uçuşları sebebiyle THY'yi tercih ettiğini söyledi. Güzel, şirketinin ABD merkezli olması sebebiyle gerek kendisinin, gerekse çalışanlarının sık sık Türkiye'ye seyahat etmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Türkiye ticari olarak şirketimiz adına önemli bir yere sahip" dedi.
Star

10 Yıl Sonra Her 10 İşten 3'ü Robotların
Robotların işimizi elimizden almasına kısa bir süre kaldı. İngiltere'de yapay zekaya dayalı robot sistemlerin 2030 yılına kadar çalışanların yüzde 30'unun işlerini elinden alabileceği öne sürüldü. PricewaterhouseCoopers (PwC) tarafından hazırlanan araştırmada İngiltere'de yapay zekaya dayalı robot sistemlerin 2030 yılına kadar toplam istihdamın yüzde 30'unu oluşturabileceği kaydedildi. Araştırmada yapay zekaya dayalı robot sistemlerin 2030'a kadar ABD'de toplam istihdamın yüzde 38'ini, Almanya'da yüzde 35'ini, Japonya'da ise yüzde 21'ini oluşturabileceği belirtildi. Araştırmada yapay zekaya dayalı robot sistemlerin en çok imalat ve perakende sektöründe çalışanları etkilemesinin beklendiği vurgulandı. Konuya ilişkin olarak açıklamada bulunan PwC Başekonomisti John Hawksworth "Daha çok elle yapılan rutin işler risk alanı içerisinde olacak. İnsan dokunuşuna ihtiyaç duyulan sağlık, eğitim gibi alanlar ise daha güvenli" ifadelerini kullandı. Hawksworth, "Daha şimdiden tren yollarında yapılan grevlerin aslında sürücüsüz trenlerle ilgili olduğunu görebilirsiniz. Birçok alanda otomasyon aslında iyi bir şey. Üretimi ve gelir seviyesini artıracaktır. Bu da aslında insanlara ihtiyacımız olan alanlarda talebi yükseltecektir" şeklinde konuştu. İlerleyen yıllarda yapay zekaya dayalı robot sistemlerin yüzde 59 ile en çok ulaştırma sektörünü etkilemesi, yüzde 46 ile imalat, yüzde 44 ile toptan satış ve perakende, yüzde 37 ile yönetim ve destek hizmetlerini etkilemesinin beklendiği belirtildi. Ayrıca yapay zekaya dayalı robot sistemlerin yüzde 32 ile finans ve sigorta, 24 ile inşaat, 22 ile sanat ve eğlence, 19 ile tarım ve balıkçılık, 17 ile sağlık, yüzde 9 ile de eğitim sektörlerini etkilemesinin öngörüldüğü hatırlatıldı.
Vatan

DÜNYA

Deaş Irak'ta Türkmenlere Saldırdı: 8 Ölü
TERÖR örgütü DEAŞ, Irak'ta Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Tuzhurmatu yakınlarındaki Çardağlı köyüne baskın düzenleyerek aralarında çocuk ve kadınların da olduğu 8 kişiyi öldürdü. Saldırıyla ilgili Hürriyet'e konuşan Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşad Salihi, bölgede Peşmerge ve merkezi hükümet güçlerinin bulunduğunu vurgulayarak, "DEAŞ, bu güçleri geçip nasıl Türkmen köyüne saldırıyor, bu çok ciddi bir sorudur" dedi. Salihi, saldırıyla ilgili şunları anlattı: "Hain saldırı perşembeyi cumaya bağlayan gece gerçekleşmiş. DEAŞ teröristleri, Çardağlı köyünde aynı aileden aralarında bir çocuk ile kadının da bulunduğu dört kişiyi katletmiş. Bölgeye giden güçlerimiz DEAŞ'ı geri püskürttü, dört şehit verdik. DEAŞ teröristleri Tikrit tarafından gelmişler. Bölgede hâkimiyet, Peşmerge ve merkezi hükümet güçlerinde. DEAŞ teröristleri bu güçleri aşıp nasıl Türkmen köyüne sızmış anlayabilmek mümkün değil. Bu çok ciddi bir soru işareti."
Hürriyet

Sınırda Engel
Türkiye'nin komşusu ve Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan, bu pazar günü genel seçimlere hazırlanırken, ülkedeki Birleşik Vatanseverler Koalisyonu adlı Bulgar radikal milliyetçisi grubun sınır kapısında Türk kökenli Bulgaristan seçmenlerini engelleme girişimleri tansiyonu yükseltti. Bu grupların eylem yapmasını gerekçe gösteren Bulgar polisi de, Türkiye'den bu ülkeye araç girişini yasakladı. Dün sabah saatlerinden itibaren Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Kapitan Andreevo Sınır Kapısı'na geçen Bulgaristan pasaportlu Türkler birkaç yüz kişilik radikal milliyetçi grupların protestoları ile karşılaştı. Bu eylemi haberleştirmek isteyen Türk gazetecilerin Bulgaristan'a geçişine de Bulgar makamları "güvenlik" gerekçesiyle izin vermedi. Bazı otobüs sürücüleri de radikal milliyetçilerin yol kapatma eylemi nedeniyle Türk tarafında bekleme kararı aldı. Otobüsteki bazı yolcular ise çıkış işlemleri yaptırmalarının ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan çıkarak tampon bölgeyi yaya olarak geçti. Bulgaristan'da Sorumluluk, Özgürlük ve Hoşgörü için Demokratlar (DOST) Partisi Genel Başkanı Lütvi Mestan'ın ülkeye gelen Türk seçmenlerle sınır kapısında bir araya gelmesine de Bulgar polisi tarafından izin verilmedi. Mestan, yapılanları "faşizm" olarak nitelendirdi. Sıkıntıyı çözmek için Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Bulgar mevkidaşı Radi Naydenov'u telefonla aradı. Çavuşoğlu'nun mevkidaşına,"Gerekli önlemleri alın, bir daha tekrarlanmasın, Bulgar vatandaşı Türklerin sandığa giderek oy vermeleri en doğal demokratik hakları" dediği öğrenildi. Öte yandan Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, ülkesinin Türkiye'den demokrasi dersi almayı kabul etmeyeceğini söyledi.
Hürriyet

Londra Saldırısında Detaylar Netleşiyor
İngiltere'nin başkenti Londra'da, siyasetin merkezi ve turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği Westminster bölgesinde yaşanan terör saldırısıyla ilgili yeni bilgiler gelmeye başladı. İngiltere Terörle Mücadele Birimi Komiser Yardımcısı Mark Rowley, olay yerine sadece birkaç yüz metre uzaklıkta bulunan Scotland Yard merkez binası önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, süren operasyonlar kapsamında saldırganın evinin bulunduğu Batı Midlands ile Kuzey Batı bölgelerinde "iki önemli gözaltının yapıldığını" bildirdi. Rowley, daha önceden gözaltına alınan bir kadının kefaletle serbest bırakıldığını, hali hazırda 9 kişinin gözaltısının devam ettiğini belirtti. Rowley, Birleşik Krallık genelinde adreslere yapılan baskınların sürdüğünü, 16 adrese yönelik operasyonlarda birçok döküman ve cihaza da, incelenmek üzere el konulduğunu aktardı. Terörle Mücadele Birimi Komiser Yardımcısı Mark Rowley olaya tanıklık eden yaklaşık 3 bin 500 kişinin de polisle iletişime geçtiğini ve olayla ilgili yüzlerce fotoğrafın kendilerine ulaştığını kaydetti. Bununla birlikte polis, Londra'da yaşanan terör saldırısında ölenlerin sayısının 5'e yükseldiğini de duyurdu. Polisten yapılan açıklamada, saldırıda ağır yaralanan 75 yaşındaki bir erkeğin, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı bildirildi. Öte yandan saldırganın kimliği konusunda açıklanan yeni detaylar da dikkat çekti. İngiliz basını, Khalid Masood isimli saldırganın "sonradan Müslümanlığı seçmiş biri" olduğunu yazdı. Saldırganın komşularıyla görüşen ada basını, Masood'un komşuları tarafından, "bahçesiyle ilgilenen", "otomobilini yıkayan", "kibar ve sakin bir baba" olarak tanımlandığını aktardı. Polis kısa bir süre sonra da Masood'un gerçek adının Adrian Russell Ajao olduğunu duyurdu. Bir dönem annesinin soyadı olan "Elms"i de kullanan ve kayıtlara Adrian Elms olarak geçen Ajao'nun, bir noktada Müslümanlığı seçtiği ve Khalid Masood adını aldığı belirtiliyor. Ancak bu dönemle ilgili bilgi mevcut değil. Evli olduğu belirtilen Ajao'nun 3 çocuk babası olduğu da iddialar arasında. Ancak bununla ilgili resmi açıklama henüz yapılmış değil. Ajao'nun son 6 yıldaki adres değişikliklerinin ardından geçen yıl Birmingham'a taşındığı belirtiliyor. Birmingham, İngiltere'de Londra'dan sonraki en büyük ve ülkede Müslümanların en yoğun bulunduğu kent.
Milliyet

Almanların Oyu Schulz'tan Yana
Almanya'da yaklaşan genel seçimler öncesinde yapılan son anket, halkın başbakanlık koltuğuna Angela Merkel yerine, Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) adayı Martin Schulz'un oturmasını istediğini gösterdi. Alman kamu televizyonu ARD'nin Infratest- Dimap araştırma kuruluşuna yaptırdığı ankete katılanların yüzde 45'i Schulz'un başbakanlığında bir koalisyon hükümeti isterken, yüzde 36'lik kesimi ise Merkel'in başbakanlık koltuğunda kalmasını istediğini belirtti. Katılımcıların yüzde 11'i ise her iki adayın da başbakan olmasını istemiyor. Ankete katılanlardan üçte biri, hükümetin Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat parti SPD arasında kurulmasını istediği söyledi. Ankete göre hem Hıristiyan Birlik Partileri'nin hem de SPD'nin oy oranıysa yüzde 32 seviyesinde. Yeşillerin halk desteği yüzde 8 çıkarken, Sol Parti'nin oy oranı yüzde 7, Liberal Parti'ninki (FDP) ise yüzde 6 olarak belirlendi. Ankete göre göçmen ve Müslüman karşıtı aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) oy oranı ise yüzde 11 seviyesinde çıktı. Sonuçlar böyle çıkarsa önümüzdeki seçimlerde Almanya'nın üçüncü büyük partisi AfD çıkacak.
Vatan

Trump'ın 'Erkek Erkeğe'toplantısı Tepki Çekti
ABD Başkanı Donald Trump'ın önceki gün Cumhuriyetçi Parti üyeleriyle gerçekleştirdiği yeni sağlık yasa tasarısıyla ilgili toplantıya tek bir kadının bile katılmaması kamuoyunda tepkilere yol açtı. Trump, Ocak ayı sonlarında da kürtaj yasasının imzalarken çevresinde sadece erkeklerin görüldüğü fotoğrafı nedeniyle de eleştirilmişti. Trump, selefi Barack Obama'nın adıyla anılan eski sağlık sigorta sistemine yönelik değişiklikler içeren yeni sağlık yasa tasarısına Kongre'den onay almaya çalışıyor. Bazı Cumhuriyetçilerin de tasarıya karşı çıkması nedeniyle, Temsilciler Meclisi'nde önceki gün yapılması öngörülen tasarı oylaması ertelenmişti. Trump ise oylamanın 'sonucu ne olacaksa olsun' gerçekleştirilmesi çağrısında bulunmuştu. Yeni tasarının yasalaşması için Temsilciler Meclisi'nden 215 oy alması gerekiyor ancak Cumhuriyetçi Parti içerisindeki muhalifler nedeniyle yasanın geçmesinin kolay olmayacağı düşünülüyor.
Vatan
POLİTİKA

"Hayır Diyene Saygı Duyarız"
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, başkanlık sistemi getiren yeni Anayasa referandumuyla ilgili, "Biz 'hayır' diyene, 'evet' diyene saygı duyduğumuz gibi saygı duyarız. Kimler 'hayır' diyor bu önemli" diye konuştu. Erdoğan, Denizli'de düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: "Yapacağımız iş gayet basit. Ülkemizin eski yönetim sistemiyle mi devam edeceğinin yoksa yeni bir yönetim sistemine mi geçeceğinin tercihini yapacağız. Eski mi yeni mi? 1960 darbesinin ardından ülkemizde öyle bir sistem kurulmuştu ki hiçbir sorumluluğu olmayan ama geniş yetkilerle donatılmış cumhurbaşkanları ile başbakanlar birbirlerini yemişlerdir. Hepsi çift başlılıktan rahatsızdı. Bakıyorsunuz Mustafa Kemal, İsmet İnönü ile kavgalıydı ve istifasını dahi istemişti. Bunları bu ülke yaşadı. Aynı şekilde İnönü kendi başbakanı ile kavgalıydı. Menderes'ten sonra istikrar geldi. Ana muhalefet 'Herkes uzaya giderken Türkiye ne yapıyordu?' diyor. İşte o dönemlerde Türkiye koalisyonlarla, cumhurbaşkanı-başbakan kavgalarıyla uğraşıyordu ey Kılıçdaroğlu. Bizler ülkemizi sıçrattık. Bunların herkes uzaya giderken meşgul oldukları şey Gezi Parkı'nda oynamaktı. Şu andaki muhalefetin bu ülkede terör estirdiği zamanları biliriz. Bunlar Menderes idama götürüldüğü zaman alkışlayanlardı. Bunlarda demokrasi yok. İşte Avrupa Almanya'sında, Hollanda'sında demokrasi mi var? İsviçre'sinde, Belçika'sında demokrasi mi var? Bunlarda özgürlük adına bir şey yok. İnanç özgürlüğü adına bir şey yok. Sabah gazetesinin Avrupa baskısı Daily Sabah'ın AP'ye girmesini yasakladılar. Hani sizde medya özgürlüğü, basın özgürlüğü vardı, niye yasakladınız? Hesabını vereceksiniz. Tayyip Erdoğan'a 'diktatör' de o sana 'faşist' dediği zaman, 'Nazi' dediği zaman rahatsız ol. Size rahat olmayacak. Siz Tayyip Erdoğan'a 'diktatör' dediğiniz sürece Tayyip Erdoğan da sizlere 'faşist' de diyecek, 'Nazi' de diyecek. Bizim Avrupa'daki mabetlerimizin duvarlarına bunlar gamalı haç yapıyor mu? Ey devlet sen neredesin? Neden bunlara müsaade ediyorsun? Camilerin camları çerçeveleri indiriliyor, niye bunlara müdahale etmiyorsunuz. Bakınız biz 'hayır' diyene, 'evet' diyene saygı duyduğumuz gibi saygı duyarız. Kimler 'hayır' diyor bu önemli. Bak Kandil'deki PKK terör örgütünün başındaki 'hayır' diyor. İmralı'daki 'hayır' diyor. Pensilvanya'daki FETÖ'cü 'hayır' diyor. 'Hayır' diyenin bunu iyi düşünmesi lazım: 'Ben kimlerle beraberim.' Kişi sevdikleriyle beraberdir. Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu; mesele bu. Dün akşam (önceki akşam) Kanal D ve CNN Türk'te 1.5 saat açık açık anlattım. Niye 'Evet' dediğimizi anladınız değil mi? Şüphe kaldı mı? Seçim Kasım 2019'da yapılacak. Eğer partim beni kalkar da aday yaparsa milletim de teveccüh gösterirse o zaman beraber yürürüz, başka birine teveccüh gösterirse o gelir yönetir. Bu sistemin işleyişi konusunda en büyük güvencem sizsiniz, millettir millet. Karşı çıkanların asıl itirazı sistemin kendisi değildir. Bugünlere demokrasi ile gelindi. Bundan sonra da yolumuza demokrasi ile devam edeceğiz."
Hürriyet

Yanıtını Bahçeli Versin
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa'nın ilk dört maddesine dikkat çekerek, "AKP'den Anayasa Komisyonu üyesi çıktı, 'Asıl amacımız ilk 4 maddedir' dedi. İlk 4 maddeden biri de 'Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'. Bu sorunun yanıtını vermesi gereken Devlet Bahçeli" dedi. Muhtarlar ve STK'lara konuşan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: "Anayasa, bir kişinin süresiyle bağlantılı olarak çıkmıyor ki, sürekli olan bir düzenleme. Herkesin can ve mal güvenliği olmalı, hakları teminat altında olmalı. Bu anayasa değişikliğiyle bu ülkenin hiçbir sorunu çözülmüyor. Sadece rejimi değiştiriyor, demokratik parlamenter sistemden tek adam rejimine geçeceğiz. Toplumu ayrıştıran, sorun yaratan bir anayasa değişikliği. Bu anayasa değişikliği görüşülürken, AKP'den Anayasa Komisyonu üyesi çıktı, 'Asıl amacımız ilk 4 maddedir' dedi. İlk 4 maddeden birisi de 'Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'. Bu sorunun yanıtını vermesi gereken Devlet Bahçeli'dir. Bütün samimiyetimle söylüyorum. Milliyetçilerin, ülkücülerin vatana bağlılığını biliyorum, en ufak bir endişem yok. Milliyetçilik, kendi halkının kendi ülkesinin çıkarlarını savunmaktır. Hepimiz, bu değişikliklerin oylanmasında dikkatli, sorumlu davranmak zorundayız. Hâkimler ve Savcılar Kurulu, hemen yürürlüğe girecek, yargıyı tek kişiye teslim etmek için. Parti devleti kurmak için devletin bütün organlarını bir partiye tahsis etmek için özel bir çaba harcıyorlar. Bugün A partisi iktidarda, yarın bir başka parti gelir, o da devleti allak bullak ederse, adaleti kim dağıtacak? Siyasi partinin genel başkanının tayin ettiği hâkim mi yoksa tarafsız hâkim mi dağıtacak? Bir kişi her şeye egemen olacak. Türkiye Cumhuriyeti bu kadar ucuz bir devlet mi? O zaman bu parlamentoyu niye kurduk? Milli iradeyi bir kişiye veriyoruz, devletin yapısını ve işleyişini değiştirecek her türlü kararı almaya yetkili. Olmaz, doğru değil. Venedik Komisyonu, 'Bu anayasayla AB üyesi olamazsınız' dedi. Daha ne desin. Demokrasi kör, topal yürüyor, eksiğimiz var ama bundan vazgeçiyoruz, uygar dünyadan kopuyoruz. 'Evet geçerse Suriyelilere vatandaşlık verecekler' diyorlar. Vatandaş sandığa giderken bunu da düşünmeli. Suriyelilere vatandaşlık verilmesini istiyorlarsa evet oyunu kullansınlar. Devletin tarafsızlığı olmayacak. Gelen kişinin siyasi kimliğine göre karar verecek. Vatandaş, tarafsız devletle muhatap olmak ister. Eski komünist sistemlerde parti devleti vardı. Dünya o süreçten çıktı, Türkiye'yi yeniden o sürecin içine sokuyorlar. Kavga edilecek zaman değil, düşünülecek zaman. Onlar da biliyorlar ki ben doğruları söylüyorum. Gelin anlatın. Fransa'da, Japonya'da, Amerika'da, Papua Yeni Gine'de oluyor, Türkiye'de yok. Özgüvenin mi yok, kendine mi güvenmiyorsun? Gazi Mustafa Kemal 'milletin istiklalinden' söz ediyor. Onlar 'istikbal' diyorlar. Kendi ikballerinden söz ediyorlar. Çalışmamızın birinci ayağı, sandığa gitmeyi teşvik edeceğiz. 'Tanıdık, komşu, akraba, arkadaş kahvede bekliyor, sandığa gitmesek olur', gün o gün değil. Bayram havası içinde sandığa gidip oyumuzu kullanacağız. Sandığa sahip çıkacağız, endişe etmeyin. Tek isteğimiz sandığa gidin, herkesi götürün."
Hürriyet
Kim Genel Başkan Belli Değil
Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeni anayasa düzenlemesine ilişkin olarak "tek adam sistemi" eleştirisi getirdiğini ifade ederek, "Adam kafayı bozmuş. Siz iki tane genel başkan seçin. Orada kim genel başkan o da belli değil; Deniz Baykal ayrı; Muharrem İnce ayrı propaganda yapıyor; Gürsel Tekin ayrı havadan çalıyor. Hepsi 16 Nisan'dan sonra genel başkanlığa hazırlanıyor. Referandum umurlarında değil, amaçları kendi hesaplarını görmek" diye konuştu. Kılıçdaroğlu'nun, "18 yaşında vekil olanlar askerlikten kurtulacak" dediğini de söyleyen Yıldırım, "Kendi oğlu 33 yaşında askere gitmiş mi; ne konuşuyorsun sen. Sen önce kendi işine bak. Üflüyor da üflüyor" dedi. Yıldırım, partisinin Burdur ve Isparta mitinglerinde vatandaşlara hitap etti, Isparta'da Şehir Hastanesi açılışını da gerçekleştirdi. Yıldırım, cuma namazını Burdur Ulu Camisinde kılarken, namaz öncesi bir çay ocağında ikram edilen çayı içti, vatandaşlarla sohbet etti. Burdur'da sözlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın selamı ile başlayan Yıldırım, şunları kaydetti: 16 Nisan'da mühür millete geçiyor. Tek adresimiz durağımız milletimiz oldu. Sırtımızı birileri gibi terör örgütlerine yaslamadık, vesayet odaklarına dayanmadık. 1960'da 1971'de vesayet odakları milli iradenin önüne geçti. Bu ülke bir Başbakanını darağacında kaybetti. Bu ülke çok vakit, çok imkan kaybetti. Bu anayasa ile kayıplarımız devam edecek. 82 model bir anayasamız var. Bu anayasa yolda kalıyor. Anayasalar ülkenin önünü açan, daha kolay yönetilmesi için kullanılır. Bizim anayasamız için memleketin, milletin önünü tıkamak için kullanıldı. Zaman bunu değiştirme zamanıdır. 16 Nisan'da 'evet' demek Cunta'ya, PKK'ya FETÖ'ya terör örgütlerine dur demektir. Kılıçdaroğlu, Allah ıslah etsin, her gün yeni yeni yalanlarla ortaya çıkıyor. Diyor ki; referandum 'evet' ile biterse muhtarlıklar kaldırılacak'. O inanarak söylüyor, dünyadan haberi yok; üflüyor da üflüyor Babaannemin dediği gibi; kaval elin yel Allah'ın üfle Üfle Kılıçdaroğlu. Başkent Ankara'dan İstanbul'a taşınacakmış. Aşağı mahallede yalan söylüyor yukarı mahallede kendisi de inanıyor. Millet inanmaz. Sadece Kılıçdaroğlu 'hayır' demiyor, PKK, FETÖ bütün gücüyle, 'hayır' için çalışıyor. Gecekondu terör örgütü DEAŞ, 'hayır' diyor. Bunların 'hayır' dediği yerde elbet benim milletim 'evet' diyecek. CHP, MHP, BBP, Saadet Partisi'ne hatta HDP'ye de oy veren vatandaşlarımız var; burada Türkiye'nin geleceği var. Hangi partiye oy verirseniz verin istikrar için 'evet' bekliyorum. Bu 'hayır' cephesine Avrupa da katıldı. Amaçları; halk oylamasını etkilemek.
Milliyet

SPOR

THY Euroleague'de iki Türk ekibinin karşılaştığı Türk derbisinde Darüşşafaka Doğuş, Galatasaray Odeabank'ı 73-67 yenmeyi başardı, 28. hafta sonunda 14. galibiyetine ulaştı. Darüşşafaka'nın, son dönemde aldığı flaş galibiyetler ile dikkatleri üzerine toplayan Galatasaray karşısında en önemli kozunun, iki guardıyla oynadığı birebirler olacağı biliniyordu. Ancak maç başında Göksenin'in Wanamaker'a yaptığı baskı ile onu düzenden çıkarması, boyalı alanda da Pleiss'ın, Zizic'e bariz üstünlük kurması, kontrolün sarı-kırmızılı ekipte kalmasını sağladı. Hücumda da Daye ile etkili olan Galatasaray, ilk periyodu 18-16 önde kapadı. Daçka, 2. çeyrekte de istediği oyunu oynayamadı ancak bu kez üç sayı çizgisinin gerisinden müthiş bir ritm yakaladı. Bu çeyrekte Furkan ile pota altı savunmasını toparlayan, hücumda da tam 6 üçlük bularak ayakta kalan Daçka karşısında Galatasaray kenardan gelen isimler Can ve Ege'den çok önemli katkı alınca, ilk yarıyı da 39-37 önde tamamladı. Daçka, istediği tempoyu ikinci yarı başında yakaladı. Wilbekin- Wanamaker ve Clyburn ile sürekli potaya giden ev sahibi, farkı çift hanelere çıkardığı maçta 3. çeyreği 59-50 galip bitirdi. Galatasaray, bir kez daha Can, Ege ve Göksenin gibi isimleri sahaya sürerek savunma sertliğini artırdı. Rakip guardların penetreleri de Pleiss'in bloklarına takılınca, 61-59'da fark 2'ye indi. Ancak Wanamaker daha fazlasına izin vermedi. Galatasaray'ın maç sonunu daha tecrübeli isimlerle oynama hamlesi de sonuç vermeyince, Darüşşafaka kazanmayı bildi.
Milliyet

Yeni sezonda takımın başına Aykut Kocaman'ı getirecek olan Fenerbahçe'de ciddi bir kadro değişimi yaşanacak. İlk olarak Van Persie, Emenike, Van der Wiel ve kaleci Fabiano yeni sezonda kesinlikle takımda olmayacak. Kocaman'ın çok fazla düşünmediği Fernandao ve Souza ile de yolların ayrılması planlanıyor. Bunun yanısıra sözleşmesi biten Hasan Ali Kaldırım'ın da kariyerini Avrupa'da sürdüreceği öğrenildi. Kiralık sözleşmeleri bitecek olan Moussa Sow ve Lens'in durumu da belirsizliğini koruyor. Şu anki tabloya bakıldığında kadroya katılması kesinleşen tek isim Mehmet Ekici. UEFA'dan gelen transfer kısıtlaması sebebiyle bonservis bedeli ödeyerek oyuncu almakta sıkıntı yaşayan sarı-lacivertliler, bu kısıtlı imkanlarla ayrılacak isimlerin yerini doldurmaya çalışacak. İki bekin gidecek o l m a - sıyla birlikte öncelikle bu bölgelere takviye gerekecek. Üç hücum oyuncusuyla da vedalaşacak olan sarı-lacivertliler bu nedenle forvet hattını tamamen değiştirmek durumunda kalacak. Lens ve Sow da yeniden kiralanamazsa bu bölgeye transfer yapılması zorunlu olacak. Souza'nın ayrılması durumunda Mehmet Ekici ile bu bölgeyi dolduracak olan Fenerbahçe halen kilit oyuncu aramaya devam ediyor. Yeni sezonda hücuma yönelik yaratıcı bir orta saha takviyesi düşünülüyor. Özetle sağ ve sol bek, hücum hattı, kanatlar ve orta saha olmak üzere 6 pozisyona oyuncu bakılacak. Kaleci Fabiano'nun gitmesiyle artık bu görevi Ertuğrul Taşkıran'ın alması bekleniyor. Volkan Demirel ile de sözleşme yenilenmezse bu bölgeye de transfer gerekecek.
Milliyet

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, bugün yapılacak Mali Genel Kurul'da projelerini arka arkaya sıralayacak ve sarı-kırmızılıların ibrasını almak için mücadele edecek. Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'nın kulübe devri, salon projesi, kamp ve altyapı tesislerinin taşınacağı Kemerburgaz arazisi konusunda imzaları alıp bugün bunu camiaya müjdeleyecek olan Başkan Dursun Özbek'in yol haritası belli oldu. Galatasaray'ın "gayrimenkul şirketi gibi yönetiyor" eleştirilerine sessiz kalan Özbek'in aslında çok planlı hareket ettiği ve kulübün efsane başkanlarından Ali Uras'ın yolunu izlediği ifade edildi. Özbek'in tesisleşme hamlesi ile ikinci bir devrim yapmaya çalıştığı belirtildi. Özbek'in yakın çevresine, "Ali Uras başkan olduğunda 1985 yılında Florya Metin Oktay Tesisleri yapılmıştı. Sonra hemen Derwall geldi. Galatasaray'ın 20 şampiyonluğunun 14'ü bu tesislerin yapılmasından sonradır" diyerek tesisleşmenin önemini anlattığı dile getirildi. Ali Uras'tan ilham alarak önceliği tesisleşmeye veren ve kulübün 50 yılını kurtaracak hamlelerde bulunan Özbek'in bugün kongrede de bunu detaylı olarak anlatacağı öğrenildi. Özbek, 2011'de yapılan ama bir türlü devri gerçekleşmeyen stadın üst kullanım hakkının kulübe geçmesiyle çok ciddi bir gelir elde edeceğinin altını çizecek. 2066'ya kadar stadın üst kullanım hakkını alan Cim-Bom, çatıdan dolayı aleyhine açılan 70 milyon liralık tazminat borcundan kurtuldu. Ayrıca stat çevresine konacak reklamların da her yıl 10 milyon lira gelir getirmesi bekleniyor. Stadın devrinin, 2066'ya kadar olan süreçte kulübe en az 500 milyon dolar bir katkı anlamı taşıyor.
Milliyet

Bazen düşünüyoruz, böylesi hedefin büyük olduğu puan maçlarında iyi futbol mu, yoksa skor tabelası mı önemli? Elbette tabela her şeyin önünde. Dememiz o ki, Finlandiya karşısında doksan dakika boyunca iyi oynadığımız söylenemez. İlk yarıda 15 dakika topa sahip olduk, tempoyu yükselttik, bu sürece iki de gol sığdırdık. Cenk Tosun, ligde bıraktığımız yerden devam ediyor, hem Beşiktaş'ı hem de Milli Takım'ı sırtlıyor, aferin ona. İkinci yarının büyük bir bölümünü savunmaya yaslanarak geçirdik. Terim'in üç oyuncu hamlesi takımı biraz olsun ofansa taşıdı, ne var ki bu çıkışlarda rakip sertliği kaleye gitmemizi engelledi. Emre Mor 18 dakika oynadı, topu her ayağına alışta rakibin gözü korkarken, takımımıza büyük hava kattı. 9. dakikada Cenk'le golü bulduk. İsmail soldan indi, penaltı noktasına kesti. Olcay'ın topuk pasıyla arka direkte buluşan Cenk, klasını konuşturdu: 1-0 13'te sağdan kazanılan korner atışını Selçuk kullandı. Cenk yükseldi, kafayla nefis vurdu, kaleci kımıldayamadı: 2-0. 42'de savunmamızdan seken topa Hetemaj cezaalanı dışından sert vurdu, Volkan Babacan'ı geçen meşin yuvarlak yan direkten geri dönerken rahat bir nefes aldık. 90'da rakip savunmaya müthiş bir baskı kurduk, devamında karambol oluştu, önce Enes kafayla vurdu, top direkten döndü. Sonra Arda altıpas içinde topu kaleciye nişanlayınca mutlak bir golden olduk.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder