30 Mart 2017 Perşembe

30.03.2017 Genel Gündem



30.03.2017

GÜNDEM

Çiftliği Boşaltıyor
İstihbarat birimlerince 25 Mart tarihinde hazırlanan ve devletin zirvesine de sunulan FETÖ raporunda çarpıcı tespitlere yer verildi. Raporda yer alan iddialara göre, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Kanada'ya geçme hazırlıkları yapıyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından örgütün üst düzey birçok yöneticisinin Avrupa ülkelerine kaçtığı iddiasına da yer verilen raporda "Örgüt elebaşının, 'Avrupa'da yeniden yapılanmaya' gidilmesi yönünde talimat verdiği, örgüt üyelerinin bu ülkelerde yeniden yapılanmaya gittiği, birçok Avrupa ülkesinde örgütün aktif çalışmalar yürüttüğü" ifade edildi. Örgütün birçok Afrika ülkesinde de etkinliğinin devam ettiği vurgulanan raporda, haklarında arama, yakalama kararı bulunan ve firar eden örgüt üyelerinin, söz konusu ülkelere geçtikleri, bu ülkelerde yeniden yapılanmaya gittikleri de kaydedildi. Raporda, FETÖ'nün cezaevindeki örgüt üyelerinin çözülmemesi ve itirafçı olmaması için çalışma yürüttüğü de belirtilerek, "Örgüt elebaşısı tarafından, örgütün üst düzey yöneticilerine, cezaevinde tutuklu bulunanların ailelerine yardım edilmesi, tutuklu ailelerine aylık 1500 ila 2 bin lira yardım yapılması, yardımların kuryelerle ailelere ulaştırılması talimatı verildiği" yazıldı. Gülen'in, Türkiye'deki 'kripto' örgüt üyelerine de "Birbirinizle görüşmeyin, iletişim araçları kullanmayın, kendinizi deşifre etmeyin" uyarısı yaptığı, imkân bulmaları durumunda ise Türkiye'den ayrılmaları talimatını da gönderdiği bildirildi. Raporda, Gülen'in örgütün üst düzey yöneticilerine, halen yaşadığı Pensilvanya'daki çiftliğin satılması için talimat verdiği anlatılarak, "Söz konusu bu satış işleminin çiftliğin mülkiyetinin vakıf üzerinden görülmesi nedeniyle yapılamadığı, terörist başının Kanada'ya geçmeye hazırlandığı, bu ülkede bu amaç doğrultusunda yer alındığı, örgütün üst düzey yöneticilerinin Kanada'ya geçmeye başladıkları" iddialarına da yer verildi.
Hürriyet


'Türkiye Artık Avrupa'nın Uydusu Ve Müttefiki Değil'
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Batı ile Türkiye'nin durduğu yeri herkesin çok iyi okuması gerektiğini belirterek, "Türkiye, artık onların uydusu ve müttefiki değildir" ifadesini kullandı. Soylu, dün Ankara'da Pursaklar'da "Türk İslam Geleneğinde Devlet Yönetimi" konulu panelde konuştu. Avrupa ile 16 Nisan üzerinden yaşanan sürtüşmenin geçmişi olduğunu dile getiren Soylu, "Türkiye'nin rol dağılımına itirazı ve yeni konumunu iyi anlama ve dünyaya iyi anlatabilme çabasıdır. Türkiye, artık onların uydusu ve müttefiki değildir" dedi. Batı ile Türkiye'nin durduğu yeri herkesin çok iyi okuması gerektiğini ifade eden Soylu, "Türkiye hem jeopolitik konumu hem de tarih ve medeniyet birikimi açısından bu tablodaki en önemli oyuncudur. Burada eğer bir oyun kurulacaksa ya Türkiye'yi bu işin baş aktörü olarak kabullenmek zorundasınız ya da Türkiye'yi bir şekilde saf dışı bırakmak, etkisiz ve kımıldamayacak hale getirmek zorundasınız. Batı dünyası, Ortadoğu'yu şekillendirmeye başladığı yıllardan itibaren Türkiye için hep ikinci şıkkı seçmiştir" diye konuştu. Demokrasi ve ifade özgürlüğü noktasında en en küçük olumsuz bir davranışa şiddetli tepkiler gösteren batının bazı ülkelerde ama özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan doğu ülkelerinde yaşanan askeri darbeleri görmezden geldiğine dikkati çeken Soylu, söz konusu ülkelerin cunta yönetimleriyle hemen normal ilişkiler tesis edebildiğini söyledi. 1960 ihtilali konusuna da değinen Soylu, milletin 27 Mayıs'ı bayram olarak kutlamak ve iki darbe anayasasını sineye çekmek zorunda kaldığını ifade etti. 27 Mayıs askeri darbesiyle milletin adamlarının idam edildiğini dile getiren Soylu, "Bugün bu ülkede 1961 Anayasası da onun güçlendirildiği 1982 Anayasası da rahmetli Adnan Menderes'in kanı üzerine bina edilmiş anayasalardır ve bu anayasa hayırsız bir anayasadır" dedi.
Milliyet


EKONOMİ
Dolar: 3,6465-3,6499
Euro: Euro 3,9226-3,9278
Sterlin: 4,5423-4,5502
Gram Altın: 146,4795-146,6653

'Türkler Çıldırdı'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 yılda yapılan projeleri sıralayarak, "Niye bizi batının yöneticileri kıskanıyor; işte bundan kıskanıyor. Eskiden diyorlardı ya 'Çılgın Türkler' diye, 'Türkler çıldırdı' diyorlar şimdi" dedi. Erdoğan, Beştepe'de düzenlenen 'Güzel Bir Türkiye İçin Tabii ki Evet Programı'nda güzellik uzmanı esnafla buluştu. Erdoğan, güzellik uzmanlarının merakla beklediği kararnameyi de kürsüde 2 bin kişinin önünde imzaladı. Projeleri tek tek sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "14 yıl bu ülkede bizler bir sessiz devrim gerçekleştirdik. Bunu ben konuşmuyorum bunu bize bugün saldıran batı konuşuyor. Peki neydi o, göreve geldik 100 günlük bir program. 100 günde Türkiye tırmanmaya başladı. Şu anda kişi başına milli geliri 3 bin 500 dolar olan Türkiye, 11 bin dolara çıkmış vaziyette. Biz aldığımız Türkiye'yi geri götürmedik; ne yaptık, ileri götürdük. Bizim derdimiz var biliyor musunuz, biz bu millete aşığız, biz dertliyiz. Çünkü eğer biz vatandaşımın derdiyle dertlenemez, o problemi çözemezsek bu hayat bize haram olsun. Biz Çapa'nın, Cerrahpaşa'nın kampüs içinde sedyeler üzerinde götürülen hastaları biliriz, artık bunlar olmasın istiyoruz." Kanal İstanbul projesinin hazırlıklarına başladıklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: "Zira boğazın yükünü, tehdit altında olduğu için hafifletelim ve Karadeniz'i Marmara'ya bağlayalım istedik. Şimdi de bunun adımını atıyoruz. Benim o meşhur, çılgın projem. Biz eskiden öyle kolay kolay uçağa binemezdik, nerede bineceksin? Ama şimdi uçak yolculuğu bitti, otobüs yolculuğuna döndü. Niye bizi batının yöneticileri kıskanıyor? İşte bundan kıskanıyor. Hani eskiden görüyorduk ya 'Çılgın Türkler' diye. 'İşte bu Türkler çıldırdı, birincilikleri alıyorlar' diyorlar. Kararlılıkla yola devam ediyoruz, bunları başaracağız. Şu anda doğalgazın ulaşmadığı ilimiz kalmadı. Modern olmak bu işte. Bunlar çağdaş olmak nedir, modern olmak nedir, bunu da bilmiyorlar. Lafla olmuyor bu iş, icraatla oluyor." Ekonomide yaşanan gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Göreve geldik devletin borçlanma faizi yüzde 4,6'ya kadar indirdik. Ben faize karşıyım. Faizin iyice inmesi lazım. Hükümetimiz sizlere KOBİ'lere krediler açıyor. Bence bunları iyi takip edin. Ben şuna inanıyorum. Biz ekonomide nasıl büyüdüysek inanın bundan sonra bunu katlayarak büyüyeceğiz. İnşallah 2023 en az bunun iki katı olacak" diye konuştu.
Hürriyet

1 Günde 2.2 Milyar Tl Etkiledi
Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın, ABD'de Reza Zarrab'ın yargılanma süreci ile bağlantılı olarak tutuklanmasının ardından banka hisseleri tarihindeki en büyük günlük düşüşü yaşadı. Hisseler kapanışta yüzde 14.26 düşüşle 10.34 liraya kadar indi. Bu düşüş sonrası bankanın piyasa değeri de 1 günde 2.2 milyar TL eriyerek 15 milyar 75 milyon TL'den 12 milyar 925 milyon TL'ye geriledi. Halkbank'ın dolar cinsi tahvilleri de tüm vadelerde satışla karşılaştı. Halk Bankası hisselerindeki düşüşün etkisi ile bankacılık endeksi de yüzde 2.04 geriledi. Bu olumsuz gelişmenin Borsa İstanbul'a etkisi endeksin yüzde 1.02 düşerek 89 bin 258'e gerilemesi şeklinde oldu. Dolar ise Türk Lirası karşısında önceki gün yükseldiği 3.65 seviyesinin de üzerine çıkarak 3.6608 seviyesini gördü. Dolar dün güne 3.6571 düzeyinden başlarken akşam saatlerinde ise 3.65'in altına sarktı. Atilla, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını ihlal etmek suçlamasıyla dün ABD'de tutuklanırken, ABD ile Türkiye arasında gerilim yaratan altın tüccarı Reza Zarrab'ın yargılanma sürecinin kapsamının genişlediğine işaret edildi.
Haber Türk

Faizin İyice İnmesi Gerekiyor
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, faizin iyice inmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, dün Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen ve güzellik uzmanlarına seslendiği "Güzel Bir Türkiye İçin Tabii ki Evet Programı"na katıldı. Geçmişte faiz ve enflasyonun çok yükseldiği dönemler olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Göreve geldik devletin borçlanma faizi yüzde 63'tü. Biz bunu yüzde 4.6'ya kadar indirdik. Ben faize karşıyım, faizin iyice inmesi lazım" dedi. Son dönemde KOBİ'lere düşük faizli krediler sağlandığına dikkat çeken Erdoğan, "Bugüne kadar ekonomide nasıl büyüdüysek bundan sonra da bunu katlayarak büyüyeceğiz" diye konuştu. Erdoğan, güzellik uzmanlarının tıbbi cihaz kapsamına girmeyen cihazları kullanarak tıbbi amaçlı olmayan işlemleri yapabilmesi ve bu uzmanların sahip olması gereken belgeleri düzenleyen Bakanlar Kurulu kararını da imzaladı. Danıştay 2014'te epilasyon işleminin güzellik uzmanları tarafından yapılamayacağına hükmetmişti. Bunun üzerine İstanbul'da, 200'ün üstünde ruhsatlı merkez kapatılmış, 40 işletme sahibine de dava açılmıştı. Erdoğan'ın konuşması öncesinde, İstanbul Güzellik Uzmanları ve Güzellik Salonu İşletmecileri Esnaf Sanatkârlar Oda Başkanı Ayşe Aydın, "Güzellik uzmanları olarak uzun bir eğitimden geçerek belgelerimizi aldık. Bizim sorunumuz şuydu, aldığımız eğitime rağmen kendi iş yerlerimizde iş yeri açma ve çalışma mevzuatımız Danıştay kararıyla elimizden alındı, dükkanlarımız kapandı, esnaf ve sanatkarımız hapis cezası aldı, birçok insan bundan mağdur oldu" dedi. TESK Olağan Kongresi'nde Erdoğan'a, "Sayın Cumhurbaşkanım, kadın esnafının kapatılmasına izin vermeyin" dediğini söyleyen Aydın, "Sessiz çığlığımı duydunuz. Siz tüm dünyanın sessiz çığlıklarını duyan kişisiniz, tüm mağdurların yanında olan kişisiniz" diye konuştu. Aydın, sorunlarının çözümü ve mağduriyetlerinin giderilmesi dolayısıyla Erdoğan'a teşekkürlerini iletti. Erdoğan'ın kararı imzaladığı sırada yanına gelen salonda bulunan bazı kadınlar durumu sevinçle karşıladı.
Milliyet

15 Günde 64 Bin İşletmeye Kredi
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı'nca (KOSGEB) faiz desteği sağlanan kredilere ilişkin, "Kredi kullandırma işlemi mart ayının ikinci haftasında başladı. Son 15 günlük sürede 64 binin üzerine işletmeye kredi kullandırıldı" dedi. Aydın, yaptığı yazılı açıklamada, KOSGEB tarafından faiz desteği sağlanan krediler ile Hazine destekli Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle sağlanan kredilere hem talebin hem de bankaların kredi verme iştahının güçlü şekilde devam ettiğini bildirdi. Hükümet tarafından büyümenin hızlandırılması ve istihdamın sürdürülmesi amacıyla kredi artışını destekleyen önemli kararların uygulamaya alındığını ve bunların olumlu etkilerinin açık bir şekilde görüldüğünü belirten Aydın, şunları kaydetti: "KOSGEB tarafından faiz destekli kredi imkanlarında sağlanan iyileşme yanında, Hazine destekli KGF kefaletiyle sağlanan limitlerin önemli ölçüde artırılması ve borçlarını ödeyen veya ödeme niyetinde olan müşteriler için getirilen ek düzenlemeler, kredi talebini ve kredi arzını olumlu yönde etkilemektedir."
Milliyet

Hem Tapusuzlar Hem De Arsız!
Türkiye'de 6.5 milyon binanın dönüşmesi gerekiyor. Yıllardır konuşulan Marmara Depremi, başta İstanbul'u olmak üzere bölgeyi tehdit ederken, bu süreçte kentsel dönüşüm büyük önem kazanıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 250 bini İstanbul'da olmak üzere her yıl 500 bin konutun yenilenmesini hedefliyor. Bir yandan kamu adımlar atıp, yönetmeliklerle dönüşümün önünü açarken bir yandan da özel sektör kentsel dönüşüm çalışmaları yapmaya çalışıyor. Ancak kentsel dönüşüm yapmak isteyen özel sektörün önüne büyük bir engel çıkıyor: Hak sahiplerinin 'büyük' istekleri. Elinde tapusu olmayan, herhangi bir belgesi olmayan gecekondu sahipleri, dönüşümü kilitleyen büyük bir unsur oluyor. 2012 yılından bu yana süren kentsel dönüşüm seferberliğinde hak sahiplerinin karşılanamayan istekleri nedeniyle birçok proje tıkandı. Bunun en büyük örnekleri Fikirtepe'de görüldü. Son örneği de yine İstanbul'da büyük bir kentsel dönüşüm projesinden birinde yaşanıyor. Kentsel dönüşüm esnasında bölgede oturanları ikna etmek için büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarını anlatan bir inşaat şirketi sahibi, proje alanındaki mülkiyetin tamamen kendilerine ait olmasına rağmen tapusuz kişileri ikna edemediklerini söylüyor. İnşaat şirketinin sahibi, "Son 100 binayla ilgili çalışmalar sürüyor. 400'e yakın bina yıktık. İnşaat yüzde 20 seviyesine geldi. Kalan bölgede arazi mülkiyeti bizim ancak üzerindeki daire sahibi ya da kiracıyla anlaşmalar sürüyor. Kimsenin gönlünü kırmadan halletmeye çalışıyoruz. Tapusu olanlara kurayla dairelerini veriyoruz. Tapusu olmayanlara da TOKİ'nin biten projelerinde daire vermeyi öneriyoruz. Ancak bu sefer de bize 2 daire ver diyorlar" diyerek sürecin nasıl tıkandığını anlattı. Tapusuz gecekondu sahiplerine enkaz bedeli verildiğini hatırlatan yetkili, "Örneğin 100 metrekare yerleri olsun. Karşılığında 100 bin lira teklif etsek. Devlet 10 bin lira enkaz bedeli verin diyor. 10 bin lirayla bir aileyi sokağa atmak istemiyoruz" dedi.
Vatan

5 Yılın En İyi Startı
Bankaların KOSGEB'in faiz desteği sağladığı kredilere ilgisi yüksek çıktı. Son 15 günde, 60 bini aşkın dosyaya işlem yapıldı. Kısa süre içinde bankacıların masasındaki 40 bin dosyanın daha onaylanması bekleniyor. Kredi artışında son 5 yılın en yüksek başlangıcına imza atıldı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, KOSGEB tarafından faiz desteği sağlanan krediler ile Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle sağlanan kredilere hem talebin hem de bankaların iştahının güçlü şekilde devam ettiğini söyledi. Aydın, hükümet tarafından büyümenin hızlandırılması ve istihdamın sürdürülmesi amacıyla kredi artışını destekleyen önemli kararların uygulamaya alındığını, bunların olumlu etkilerinin açık bir şekilde görüldüğünü kaydetti. Hüseyin Aydın, şöyle devam etti: "Faiz destekli kredi imkânlarında sağlanan iyileşme yanında, Hazine destekli KGF kefaletiyle sağlanan limitlerin önemli ölçüde artırılması ve borçlarını ödeyen veya ödeme niyetinde olan müşteriler için getirilen ek düzenlemeler, kredi talebi ile kredi arzını olumlu yönde etkiliyor. Bankacılık, faaliyetini sürdürebilir durumda olan işletmelere yapılandırma desteği ve yeni kredi vermeye devam ediyor." TBB Başkanı, "23 Mart itibarıyla krediler yıl sonuna göre 57 milyar TL arttı. Geçen yılın ilk 3 ayında TL kredilerdeki artış 24 milyar oldu. 2016'daki seyrin 2 katından daha fazla artış görüldü. İlk çeyrek itibarıyla yıl sonuna göre nominal artışta son 5 yılın en iyi başlangıcını yapmışız. Önümüzdeki günlerde bu trendin artarak devam etmesini bekliyoruz" diye konuştu.
Vatan

Dünya
60 Milyar Euro'luk Boşanma
Dokuz ay önce yapılan referandumla Avrupa Birliği üyeliğinden çıkma (Brexit) kararı alan İngiltere, Lizbon Antlaşması'nın ayrılmayı düzenleyen 50'nci maddesini işletti. Brexit süreci, Birleşik Krallık (İngiltere) Başbakanı Theresa May'in ıslak imzasını taşıyan altı sayfalık mektubun AB Konseyi Başkanı Donald Tusk'a iletilmesiyle resmen başladı. İngiltere'nin 44 yıllık üyeliğine son verecek, iki yıl sürmesi öngörülen zorlu bir müzakere sürecine start verilirken Brexit'in orta ve uzun vadeli olumsuz etkilerinin yanı sıra Brüksel'in Londra'ya 60 milyar Euro'ya (235 milyar tl) kadar çıkabilecek bir fatura kesmesi kuvvetle muhtemel. İngiltere'nin AB Daimi Temsilcisi Tim Barrow'dan Brexit mektubunu aldıktan sonra bir açıklama yapan Tusk, ne Brüksel ne de Londra için mutlu bir günmüş gibi davranmaya neden olmadığını belirterek, "Brexit'in tek olumlu yanının, 27 AB ülkesini daha kararlı ve birleşmiş hale getirmesi" olduğunu söyledi. Tusk açıklamalarını, "Başka ne söyleyebilirim ki, sizi şimdiden özledik" diyerek tamamladı. Brexit'in Avrupa karşıtı eğilimlerin yükselme eğiliminde olduğu diğer ülkelere örnek olmasından çekinen AB, İngiltere ile müzakerelerde oldukça sert ve taviz vermeyen, süreci 'ödüllendirme değil bedel ödetme' haline getirme odaklı bir tavır izleme niyetinde. AB tarihinde bir ilk olan süreçte her iki taraf için de büyük ölçüde hasarı en az düzeyde tutma çabasının öne çıktığı bir tablo oluşması öngörülüyor. Müzakerelerin sonucunu şimdiden kestirmek oldukça zor. İki yılın sonunda tarafların masadan anlaşarak kalkacağının bir garantisi yok. Önemli siyasi tavizlerin kaçınılmaz olacağı sürecin, anlaşmasız boşanmayla sonuçlanma riski oldukça yüksek. Brüksel'de, 'anlaşma olmaması halinde trajedinin uzayacağı' yönünde yorumlar yapılırken AB'nin tercihi bir şekilde kontrollü boşanmayı sağlamak. AB'nin izleyeceği strateji 29 Nisan'da yapılacak AB zirvesinde belirlenecek.
Hürriyet

Kerkük'te Tansiyon Yüksek
Irak'ın petrol zengini Kerkük vilayetinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) bayrağının kamu binalarına çekilmesine dair valilik kararnamesinin önceki gün il meclisinde kabul edilmesinin yankıları sürüyor. Bu karar Erbil ile Bağdat arasındaki ipleri gererken, Kerkük'te yaşayan Türkmenlerin protestosuna araç sürülmesi sonucu iki gencin yaralanması gerilimi daha da artırdı. Hürriyet'e konuşan ITC lideri Erşad Salihi şunları söyledi: "Olayların bu hale gelmesinin perde arkasındaki isim Kerkük Valisi Necmeddin Kerim. Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nden (IKYB) olduğunu söylese de, biz kendisinin PKK'lı olduğunu çok iyi biliyoruz. Amacı ciddi şekilde provokasyon yaratmak ve bunları artırmak. Alınan karar kesinlikle yasal değil. Bundan dolayı konuyu Federal Mahkeme'ye götürüyoruz." "Karar elbette Türkmenler içinde infial yarattı. Bugün (dün) saat 13.00 sıralarında çok sayıda Türkmen sivil toplum kuruluşu karara karşı kentte toplanarak yürüyüş yaptı. İl meclisinden tanıdığımız iki Kürt üye araçlarıyla yürüyüşü önlemeye çalıştı. Araçlarını korteje doğru sürdüler ve iki gencimiz yaralandı. Gençler hastanede tedavi altında." "Çok kötü şeyler oluyor. ITC binasına, sokaklara, evlere astığımız Türkmen bayraklarına, Türkmen liderlerin posterlerine kurşun yağdırdılar. Kimliği belirsiz kişiler diyorlar ama biz kimler tarafından yapıldığını tahmin edebiliyoruz. Kerkük diken üstünde. Bu kıvılcımlar iyice alevlenirse, bölgede büyük karışıklık yaşanacak." "Elbette herkes kendisini koruyacak. Kerkük bir patladı mı, bu hem bizim için, hem de Kürtler için iyi sonuç vermez. Kerkük küçük bir Ortadoğu'dur. Türkiye'nin açıklaması çok önemli. Sadece Türkiye'nin devreye girmesi yetmez. BM, ABD, Suudi Arabistan ve İran gibi aktörler de devreye girmeli ki, Kürtleri aldıkları bu karardan vazgeçirsinler."
Hürriyet

'O Son Mektup' İngiltere'yi Ayıracak
İngiltere, Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesini işleme koyarak, 44 yıllık üyeliğin ardından Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılma (Brexit) sürecini resmen başlattı. İngiltere Başbakanı Theresa May, AB'ye üye ülkelerin birlikten çıkışını düzenleyen 50. maddenin işletilmesi çerçevesinde Brüksel'e resmi bildirimde bulunulacak mektubu imzaladı ve gönderdi. İngiliz hükümetinden yapılan açıklamada, "Başbakan, 50. maddeyi işleterek Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılık müzakerelerini başlatacak mektubu imzaladı" denildi. Mektup, daha sonra İngiltere'nin AB Daimi Temsilcisi Tim Barrow tarafından AB Konseyi Başkanı Donald Tusk'a elden teslim edildi. Tusk, mektubun tesliminin ardından Brüksel'de yaptığı açıklamada "Şimdiden İngiltere'yi özlüyoruz" derken, AB ülkelerinin "hiç olmadığı kadar birlik içinde" bulunduğunu, AB'nin 27 üye ülkesinin çıkarlarını korumak için güçlü bir yetkiye sahip olduklarını belirtti. Tusk, sosyal medya hesabına da, "9 ay sonra İngiltere Brexit sürecini başlattı" mesajını yazdı. May ise, Avam Kamarası'nda "Britanya halkının iradesine uygun olarak İngiltere AB'den ayrılıyor. Britanya'nın en güzel günlerinin önümüzde olduğuna inanmak istiyorum" dedi. May, İngiltere'nin Tusk'a hitaben yazdığı mektupta "Avrupa Birliği'ni terk ediyoruz ancak Avrupa'yı terk etmiyoruz. Avrupa kıtasındaki ortaklarımıza, müttefiklerimize ve dostlarımıza bağlı kalmayı istiyoruz" ifadesi yer aldı. İngiltere'nin ayrılık kararının, Avrupa'nın değerlerini reddetmek anlamına gelmediğini söyleyen May, "Aksine Birleşik Krallık AB'nin başarılı ve refah olmasını istiyor" dedi. Mektupta ayrıca, İngiltere'nin AB ile "ekonomi ve güvenlik işbirliğinde derin ve özel bir ortaklık istediği" de belirtildi. AB'nin, önceki taahhütlerinden dolayı İngiltere'ye yaklaşık 60 milyar euro'luk bir fatura çıkaracağı belirtiliyor. Söz konusu faturanın, müzakerelerde en tartışmalı konulardan biri olması bekleniyor. Ayrıca İngiltere'de yaşayan birlik vatandaşları ile AB ülkelerinde yaşayan İngilizlerin Brexit sonrası durumları da diğer zorlu konulardan. 23 Haziran 2016'da yapılan referandumda halkın yüzde 52'si AB'den ayrılma yönünde oy kullanmıştı. Geçen sürede, AB, sık sık İngiltere yönetiminden 50. maddeyi bir an önce işletmesini istemişti. İngiltere, 1973'te Birlik'e katılmıştı.
Milliyet

Suriye''Mezhep Takası'
Suriye'de Beşar Esad rejimi ve muhalifl er tarafından kuşatma altına alınan 4 koyun tahliyesi için anlaşmaya varıldı. İran ve Katar'ın arabuluculuğunda varılan anlaşmaya göre, muhaliflerin kuşatması altında olan ve Şii nüfusun yaşadığı İdlib'deki Fuah ile Kefraya köylerinin yanı sıra Esad rejiminin kuşatmasındaki Sunni nüfusun bulunduğu Şam yakınlarındaki Madaya ile Zebadani köylerinde yaşayan halk tahliye edilecek. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Katar'ın başkenti Doha'da bir araya gelen İran hükümeti ve Fetih Ordusu (eski adıyla Nusra Cephesi) temsilcilerinin anlaştığı tahliyelerin, 4 Nisan'da Fua ve Kefraya köylerinden başlayacağını aktardı. Gozlemevi, tahliyecin "mezhep temelli demografik değişim" olduğunu açıkladı. Kuşatma altında bulunan söz konusu köyler ve çevresinde, toplamda 60 bin sivilin yaşadığı aktarılırken, yardım örgütleri bölge sakinlerinin gıda ve ilaç yardımına muhtaç durumda olduğunu aktarıyor.
Milliyet

Time Anketinde Birinci Sırada
Geçen yıl Forbes dergisinin hazırladığı 'En Güçlü Kişiler' listesine girmeyi başaran Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, Times dergisinin 'En Etkili 100 Kişi' listesine de girmeye hazırlanıyor. Derginin internet üzerinden başlattığı okuyucu oylamasında en fazla oy alan ismin Duterte olduğu açıklandı. Duterte'nin geride bıraktığı isimler arasında Papa Françesko, Rusya lideri Vladimir Putin, Facebbok'un kurucusu Mark Zuckerberg, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve Microsoft'un kurucusu Bill Gates de var. Geçen yıl Time'ın 'Yılın Kişisi' seçtiği ABD Başkanı Donald Trump'ın ise bu yıl alt sıralarda yer aldığı belirtiliyor. İnsan hakları örgütleri, uyuşturucu mafyasına karşı yürüttüğü kanlı operasyon nedeniyle Duterte'nin listeden çıkartılmasını istiyor.
Vatan

POLİTİKA
'Daha Güzel Bir Türkiye Olacak'
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, referandumla ilgili "Ülkemizde pek çok kişi '16 Nisan'dan sonra ne olacak' sorusunu soruyor. 16 Nisan sonrası demokraside, hak ve özgürlüklerde daha güzel bir Türkiye olacak. 'AK Parti bizim yaşam koşullarımıza müdahale ediyor' diyorlar. Kardeşlerim hanginize müdahale edildi" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe'de, 'Güzel Bir Türkiye İçin Tabii ki Evet Programı'nda özetle şu mesajları verdi: "Benim de sesim gittiği için sizler benim sesim olacaksınız. Ülkemizde pek çok kişi '16 Nisan'dan sonra ne olacak' sorusunu soruyor. Bu soruya en güzel cevabı sizler vermişsiniz. Söyleyeyim, daha güzel bir Türkiye olacak. Bazı gerçekler var ki gözü olup da görmeyenler olur. Kulağı olup duymayanlar olur, dili olup gerçeği söylemeyenler olur. Demokraside daha güzel bir Türkiye gelecek. Hak ve özgürlüklerde daha güzel bir Türkiye olacak. 'Bu AK Parti bizim yaşam koşullarımıza müdahale ediyor' diyorlar. Burada güzellik uzmanları var. Kardeşlerim hanginize müdahale edildi? Hanginizin gelip de dükkanları kapatıldı? Biz geldik, işte 14 sene, 'Biz artık kapatıyoruz'; böyle bir müdahale söz konusu mu, değil. Bunlar yalan makinesi. Terörle mücadelede daha güzel bir Türkiye olacak. Şu anda terörün belini kırıyoruz. Tendürek Dağları'nda, Cudi'de, Gabar'da, Bestler Deresi'nde şu anda inlerine girdik. Sadece içeride değil, Suriye'de de Cerablus, Rai, Dabık, bütün buralardan DEAŞ'ı, PYD'yi temizleyerek yolumuza devam ediyoruz. Bu ülkede huzurumuza kim musallat olursa bedelini ödeyecek. Hiç bunun lamı cimi yok. Bölgemizdeki sorunların çözümünde daha güzel bir Türkiye olacak. 16 Nisan'a husumetin ve taassubun kör ettiği gözlerle değil, akıl gözüyle, gönül gözüyle bakan herkes bu güzellikleri görecektir. Son 14 yıldır yaptığımız tüm reformlarda, attığımız tüm adımlarda, hayata geçirdiğimiz tüm projelerde bize çelme atanlar, adeta burnumuzdan getirenler şimdi bize bu 14 yılı örnek gösteriyorlar. İyi de bu dönemdeki çalışmalar, onların sistemin zaaflarını kullanarak önümüze çıkardığı tüm engellere rağmen yapılmıştır. Biz neyi başardıysak bunlara rağmen başardık. Bu dönemlerde yaşanan krizlerin, kaosların, acıların en önemli kaynağı yönetim sistemimizin eksiklikleridir. 7 Haziran seçimlerini, daha seçim sonuçları resmen açıklanmadan verilen beyanatları hatırlıyorsunuz değil mi? 'Cumhurbaşkanlığı makamı tartışmalı hale gelmiştir' demişlerdi. Seçimin hemen ardından Diyarbakır'ı hatırlayın. 53 Kürt kardeşimizi öldürdüler. Öldüren Kürt, öldürülen Kürt. Bunların benim Kürt vatandaşlarımı temsil etmek gibi bir derdi yok. Bunlar insan düşmanı. Şahsımı kastederek 'Şu anda siyaseten ve hukuken boşlukta olan bir kişi vardır' demişlerdi. Halbuki 7 Haziran'da seçimlere giren Cumhurbaşkanı olarak ben değildim, siyasi partilerdi. Buna rağmen hemen ülkemize ağır maliyetleri olacak bir siyasi kavganın, kaosun, çatışmanın taşlarını döşemeye başladılar. Gazi Mustafa Kemal'in partisini, bölücü örgütün siyasi uzantılarını iktidara taşımak için koltuk değneği yaptılar. Tüm değerlerini, savunduklarını iddia ettikleri tüm ilkeleri iktidara gelebilmek uğruna ayaklar altına aldılar. Şayet o seçimden sonra bu zihniyet bir şekilde hükümet kurabilmiş olsaydı Türkiye'nin neler yaşayabileceğini düşünebiliyor musunuz?"
Hürriyet

"Hayırın Onuru Evetin Vebali Var"
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, referandumla ilgili "Hayır demenin onuru, evet demenin vebali var. Bu bir memleket meselesi. Düşünce özgürlüğü, bağımsız, tarafsız yargı bizim ortak paydamız. Geleceğimiz için, çocuklarımız için, demokrasimiz için hayır oyu verdiğimizi gururla söyleyeceğiz" dedi. Kayseri'de konuşan Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi: "İster ülkücü, ister sosyal demokrat, ister mütedeyyin, ister liberal olsun, bu ülkede yaşayan herkesi ilgilendiren anayasa değişikliği konusunda oy kullanıyoruz. 'Hayır' diyeceğiz, 'evet' diyeceğiz, tercih vatandaşa aittir. Hangi gerekçeyle 'hayır' dediğimizi bileceğiz. Bu işin özü şu, demokrasiyi mi otoriter tek adam rejimini mi seçeceğiz. AKP'ye, MHP'ye oy veren vatandaşım için de demokrasi gereklidir. Bu bir memleket meselesi. Düşünce özgürlüğü, bağımsız, tarafsız yargı bizim ortak paydamız. Geleceğimiz için, çocuklarımız için demokrasimiz için hayır oyu verdiğimizi gururla söyleyeceğiz. Süreci bir seçim sürecine sokmak istiyorlar. Bundan özenle kaçınacağız. Bir parti seçmiyoruz. Anayasa değişikliğini oylayacağız. Ne var anayasa değişikliğinde; Başbakanlığın kaldırılmasını istiyor musunuz? Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana Başbakanlık var. 'Geleneklerimize örfümüze bağlıyız' diyorlar. Ne geleneklerine, ne örflerine ne de tarihlerine bağlılar. Bütün yetkilerin bir adama verildiği düzen, 21. yüzyılın dünyasında yoktur. Bir insan bu kadar yetkiyi taşıyamaz. Yetki dengeli dağılmalı. Malı götürene soru soramayacaksınız, gensoru veremeyeceksiniz. Kul hakkı yemenin suç olmaktan çıkarıldığı bir anayasa değişikliğine, hangi vicdan, hangi ahlak evet der, merak ediyorum. Cumhurbaşkanı, hem cumhurun başkanı, hem partinin başkanı olacak. Çift başlılık gelmiş oluyor. Bu devlette kaos yaratır ve doğru değildir. Devlet düzeni temelden dinamitlenmiş olur. Bütün sandıklara sahip çıkacağız, sizden bir isteğim var. Ayın16'sı sadece kendimiz, eşimiz, 18 yaşını aşan çocuklarımız değil, komşularımız, akrabalarımız hep beraber sandığa gideceğiz. Türkiye'nin geleceğini oylayacağımız bir seçim. Demokrasiden mi tek adam rejiminden yana mı tercih yapacağız? Hayır demenin onuru, evet demenin vebali var. Vebali ağırdır. Kendilerine güvence hazırlıyorlar. Olayın özü budur. Hesabını çocuklarına ve torunlarına veremez 'evet' diyen. Yarın o çocuk, adalet istediği zaman, adaletin olmadığını görecek. Hukuk istediği zaman karşısında hâkim bile göremeyecek. Bu memleketin adaleti için 'hayır' demeliyiz. Her birimizin sorumluluğu var. Günümüz az kaldı, hepimiz çalışacağız. Hangi partiden olursak olalım, kendi ülkemizi ve demokrasimizi savunuyoruz. "
Hürriyet

Resmi Açıklama Bu, Yersen
Başbakan Binali Yıldırım, NTV'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı. Yıldırım özetle şunları kaydetti: Adil Öksüz'ün 15 Temmuz darbe girişiminde önemli rolü olduğunu biliyoruz, maalesef firari durumda. ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu'ndan aranması; ifadelere girmesi ve açıklaması ilginç. 'Darbenin önemli faillerinden biriydi; duyarlılık gösterdik, sorumlu davrandık vizesini iptal ettik' diyorlar. Resmi açıklama bu; yersen. Başka şeyler de var mı bakmak lazım. Her iş bitti de bir o mu kaldı diye insan bu soruyu sormaktan da geri duramıyoruz. Daha tatmin edici cevap bekleriz. (Halkbank Genel Müdür yardımcısı tutuklanması) Bu konuyla ilgili Halkbank, gerekli hukuki süreci başlattı, avukat ayarlandı. Önümüzdeki günlerde işin detaylarını anlayacağız ABD Dışişleri Bakanı'na da bu konu açılacak ve sebebi de sorulacaktır. Dışişleri ve Cumhurbaşkanımızın görüşmesinde bu konular ele alınıp gündeme getirilecektir. İran'a ambargoyu ihlal eden transferlerde imzası var diye gözaltına alındığına dair ilk bilgiler geldi. (Gülen'in iadesi) Somut gelişme yok. Talebimiz devam ediyor. OHAL komisyonu üyeleri belirlenmek üzere. Araştırmaları yapılıyor. FETÖ ilişkisi var mı, başka ilişkileri var mı diye. Kısa sürede ilan edilecek. (Yeni anayasa) Seçimleri neden beraber yapıyoruz; 5 yıl icraat yapmak için gerekli olan bir süre. Tek seçimde ikisini de bitiriyoruz, Cumhurbaşkanı da Meclis de. Eskişehir'de belediye başkan CHP, meclis Ak Parti, Ak Parti'li başkan olan CHP'li meclis olan yerler de var, bunlar oluyor. Güney Kore-Türkiye karşılaştırması yapalım; Türkiye kişi başı milli gelir 1700 dolar Kore 3600 dolar. Başkanlığa geçiliyor 10 yıl sonra 1997'de 12 bin 196 dolar Kore; Türkiye 3143 dolara çıkmış kaç kat artmış; 4 kat artmış. Biz de bir kat bile değil. 2007'de 23 bin dolara gelmiş; Türkiye 9309 dolara gelmiş. 2015'de Kore; 27 bin 200 dolar, Türkiye 9125 dolar. İstikrar güçlü iktidar olursa ülke büyüyor. Fesih nedir, lağvetmektir. Darbelerde fesih olur. 80'de 60'da Meclis feshedildi. 15 Temmuz'da başarılı olsa Meclis feshedilecekti. Milli iradenin verdiği hakkı birinin yok etmesidir. Bu darbedir, vesayettir. Seçim yenileme ayrı bir şeydir. Seçim yenileme bir irade sonucu olur. Meclis seçim yenileme kararı alabilir, Cumhurbaşkanı da alabilir. Kim seçim kararı alırsa diğerini seçime götürüyor. Seçilmiş gelmişler, 1 yıl sonra hemen bu kararı kolay alabilir mi; uzlaşmak zorundalar. Bu yerli ve milli bir modeldir, sistemi deneyeceğiz.
Milliyet
Hazine Yardımı Kadar Çalışıyoruz
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, referandum sürecinde MHP'nin sahada çalışmadığına ilişkin eleştiriler ile siyasi parti liderlerinin milliyetçilik söylemine sarılmasını değerlendirdi. Bahçeli, MHP'nin çalışmadığı eleştirilerine, "Hazine yardımı ölçülerinde çalışma yürüttükleri" yanıtını verirken, "garibin yaptığı, ancak bu kadar, garip ne yapsın?" dedi. Bahçeli, gazetecilerle sohbetinde özellikle iktidar partisi teşkilatlarında MHP'nin çalışmadığına ilişkin eleştirilerin yükseldiği, referandumdan başarısız sonuç alınması halinde MHP'yi sorumlu tutmak için şimdiden alt yapı hazırlığı yapıldığına ilişkin soruları yanıtladı. Bahçeli, şunları söyledi: "Mesela biz şu ana kadar illerde bilgilendirme toplantısı yaptık, 50'yi geçti ve hâlâ devam ediyor. Aynı zamanda 174'ün üzerinde ilçe kongresi yaptık. Bu iki toplantılarda Türkiye'nin gündemi olan anayasa değişikliği üzerinden konuşmacılar bazı bölümleri paylaşıyorlar, anlatıyorlar. Bunlar birer faaliyettir. Ama MHP, imkanları belli olan bir partidir. Biz kıt imkanlarla mücadeleyi yürütüyoruz. Böyle bir durumda daha fazla iş yapacağız diye imkanlarımız nedir? Hazine yardımıdır. Hazine yardımının dışında herhangi bir çevreden kişiden bir kuruş alarak kumpanya yürütemeyiz. Öyle şey olmaz. Kendi bütçemize göre planlama yapmışız. 'Gelirler giderler şu, referandum için ancak şunu yapabiliriz' demişiz. Onu da yapıyoruz. Kimseye de borçlanmadan yapıyoruz. Bunu yetersiz görenlere de bir şey diyemeyiz. Garibin de yaptığı, ancak bu kadar, garip ne yapsın değil mi?"
Milliyet
SPOR

Bütün sporcuların korkulu rüyası olan doping üç atletimizin daha ceza almasını sağladı. Yasaklı madde kullandıkları saptanan Elvan Abeylegesse'ye 2, Gamze Bulut ve Songül Konak'a ise dörder yıl men cezası verildi. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF), 181 sayılı haber bülteninde güncellenen cezalı sporcular listesini yayımladı. Listede, milli atletler Abeylegesse, Bulut ve Konak'ın da ismi yer aldı. Türkiye Atletizm Federasyonu'nun, geriye dönük inceleme sonucu 2007 Dünya Şampiyonası'nda alınan numunelerinde yasaklı maddeye rastlandığı için 31 Mart 2016'da 2 yıl men cezası verdiği Elvan, 29 Eylül 2015'ten itibaren 2 yıl ceza aldı. Tecrübeli atletin 2007'deki dünya ikinciliği ve Pekin Olimpiyatları'ndaki iki gümüşü de geri alındı. 2012 Londra Olimpiyatları'nda kadınlar 1500 metre yarışını 2. sırada bitiren Gamze Bulut'a ise 30 Mayıs 2016'dan başlamak üzere 4 yıl men cezası verildi. Gamze'nin biyolojik pasaportunda sapma tespit edildiği 20 Temmuz 2011'den itibaren katıldığı etkinliklerden de diskalifiye edildiği bildirildi. Kadınlar 1500 metre disiplininde yarışan bir diğer Türk atlet Songül Konak ise 19 Haziran 2016'dan itibaren 4 yıl ceza aldı ve 17 Mayıs 2015'den beri katıldığı yarışmalardan diskalifiye edildi.
Milliyet

Beşiktaş'a 'FEDA' döneminde Arsenal'den transfer olan ve sergilediği başarılı futbolla kaptanlığa kadar yükselen Oğuzhan Özyakup'un talipleri arasına İtalya'nın köklü kulübü Roma da eklendi. Siyah-beyazlılar sözleşmesi 2018'de bitecek olan 24 yaşındaki yıldız futbolcunun bedelsiz veya gerçek değerinin altında bir rakama takımdan ayrılma ihtimali nedeniyle harekete geçti. Sevilla'nın geçtiğimiz sezon resmen talip olduğu Oğuzhan bu kez de Roma'nın radarına girince Beşiktaş Yönetimi başarılı futbolcuyla yeni sözleşme yapma hazırlığı içine girdi. Yetenek avcısı olarak bilinen Sevilla Sportif Direktörü Monchi'nin önümüzdeki sezon Roma'da göreve başlayacağı ve Oğuzhan'ı bu kez transfer etmek istediği belirlendi. İtalyan basını, Roma'nın listesine aldığı Oğuzhan Özyakup için 12-13 milyon euro ödeyebileceğini de iddia etti. Sözleşmesi 2018'de biteceği için Oğuzhan'ı Beşiktaş'ın istediği rakamın altında bir bedelle transfer etme şansı bulunan Roma'nın daha önce de başarılı futbolcuya teklif yaptığı ortaya çıktı. Milli futbolcuyu siyah-beyazlı takıma geldiği ilk dönemde isteyen Çizme ekibinin olumsuz yanıt alınca Fenerbahçe'den Salih Uçan'ı 2 yıllığına kiraladığı ifade edildi. Oğuzhan sevdasından vazgeçmeyen Roma'nın 2014-2015 sezonunda teklifte bulunduğu ancak Başkan Fikret Orman'ın tam 20 milyon euro istemesi nedeniyle ikinci girişimin de başarısız olduğu aktarıldı. Monchi ile anlaşan Roma'nın, Beşiktaş'la sözleşme yenilemeden önce Oğuzhan'ı kadrosuna katmaya çalıştığı öğrenildi. Tehlikenin farkında olan siyah-beyazlıların önümüzdeki günlerde yetenekli oyuncunun menajerini İstanbul'a çağırarak masaya oturması bekleniyor.
Milliyet
Fransa ile İspanya milli takımları arasında önceki gece oynanan ve Video Assistant Referee (VAR) teknolojisinin damgasını vurduğu maçtan sonra, uygulamanın Türkiye'de devreye girme sürecin hızlandırıldığı bildirildi. VAR teknolojisini ülkemizde ilk kez seslendiren ve hayata geçirilmesi için öncülük eden Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ, Milliyet'e yaptığı açıklamada Süper Lig'de 2017-18 sezonunun ikinci çeyreğinde Video Hakemliği'nin başlayacağını belirtti. Yüz milyonlarca euroluk futbol sektöründe kulüplerin hakem hatalarıyla yaşadığı maddi ve manevi kayıpların yüzde 95 azalacağına dikkat çeken Gümüşdağ, Türkiye Futbol Federasyonu ile birlikte yürütülen çalışmaların tamamlanma aşamasına geldiğini söyledi. Vakıf Başkanı, Fransa-İspanya A milli maçında yaşanan iki pozisyonun VAR projesinin desteklenmesi adına önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Bu konuda mütevazı olamam. Video hakem teknolojisini Türkiye'de ilk kez seslendiren ve isteyen benim. Düşünsenize, teknoloji hayatımızın her evresinde var. Yüz milyonlarca euroluk bir futbol sektöründe niçin uygulanmasın? Teknolojiden yararlanmamayı düşünmek mümkün mü? Dünya futbolunun 100 yıllık gelenekleri de teknolojiye ayak uydurmak zorunda. Futbol ekonomisi giderek büyüyor. Kazanılan her puanın veya galibiyetin maddi bir karşılığı var. Hakem hatalarıyla bu kayıpların yaşanması artık kabul edilemez. Ben, hem Vakıf başkanı hem kulüp başkanı olarak konuşuyorum. Bizim de canımız yanıyor, diğer kulüplerin de. Bunları yaşamak zorunda değiliz. Vermemiz gereken karar dünyaya öncülük mü yapacağız, onları takip mi edeceğiz. Biz öncüler arasında olmak için kolları sıvadık. Almanya'da yeni sezonda VAR teknolojisi başlayacak. Bizim de hedefimiz 2017-18 sezonu. Sanıyorum süper ligin ikinci çeyreğinde Video Asistan Hakemliği'ni uygulamaya koyacağız. Futbolda en çok tartışılan üç konu var. Kırmızı kart, ofsayt ve gol. Tüm tartışmalar bunlardan çıkıyor, kıyamet bu yüzden kopuyor. Ben kişisel olarak hakemlerimizin art niyetli olmadığına inanıyorum. Ama öyle hatalar yaşanıyor ki, neredeyse canı yanmayan kulüp yok. Bu sezon Başakşehirspor'un iki maçta hakem hatalarıyla maddi manevi kayıpları oldu. Puanlarımız ve paramız gitti. Adanaspor ve Karabükspor maçlarında kaybettiğimiz puanlar olmasa şu an Beşiktaş'ın önünde lider konumda idik. Sezon sonu yaklaştıkça hakemler adına işler daha zorlaşacak. Şampiyonluk ve küme düşme maçlarını düşünün. Geçmiş kötü örneklerle dolu. VAR sayesinde hakem hataları yüzde 95 azalacak. Bir kulüp başkanı olarak öz eleştiride bulunuyorum. Hakemin saha içinde işlerini futbolcular da zorlaştırıyor. Hakemi kandırmaya çalışıyor. Hakemler baskı altında hatalı karar verebiliyor. VAR sayesinde sahada tam bir adalet sağlanacak. Açık söylüyorum, bir takım aleyhine kritik hata yapan hakem hain ilan ediliyor. Hakemlerimiz bunu hak etmiyor. Proje ile hakemlerimizi de düşünüyor ve bu tarz söylemlerin son bulmasını amaçlıyoruz. Oyunu yavaşlatacak eleştirilerine de katılmıyorum. Tartışmalı bir pozisyonda oyun 1 dakikaya yakın duruyor. VAR'da bu sürenin üzerine çıkılmaz. Futbol Federasyonumuz ile son derece uyumlu çalışıyoruz. Yıldırım Demirören bey de projeye sıcak bakıyor ve en kısa sürede uygulanması için çaba harcıyor.
Milliyet
Türkiye'nin Moldova'yı 3-1 yendiği maçta bir kafa golü atan Ahmet Çalık'a Galatasaray'daki hocası Igor Tudor'dan hem övgü hem de uyarı geldi. Hırvat çalıştırıcının Ahmet'e, "Beslenmene dikkat etmek zorundasın. 5 kilo fazlan var ve bunu vererek daha fit bir hale gelmen gerekiyor. Sende çok büyük bir potansiyel görüyorum ama bir sporcu yediğine içtiğine dikkat eder. Bu kiloları verirsen hızın da artacak. Sana forma vereceğim ama dört dörtlük olman için dediklerimi yapmalısın" ifadelerini kullandığı öğrenildi. 23 yaşındaki futbolcunun da hocasına söz vererek beslenme konusunda bundan sonra çok dikkatli olacağı garantisini verdiği dile getirildi. Tudor'un, Moldova maçında görev yapan futbolcusunun performansını da övdüğü öğrenildi. Tudor'un, 8 aylık bir dönemin ardından takımla beraber çalışmalara başlayan diğer defans oyuncusu Koray Günter'in idman performansını da beğendiği öğrenildi. Galatasaray Teknik Direktörü'nün, genç futbolcuyla ilgili olumlu düşünceler içerisinde olduğu bildirildi. Takımın savunma kurgusunu oluşturmak için gayret gösteren sarı-kırmızılıların teknik patronu, gelecek sezon takımda tutacağı isimleri de kesinleştirerek, diğerlerinin gönderilmesi konusunda rapor verecek. Galatasaray Yönetimi de hocanın bu isteğine göre hareket edecek. Sarı-kırmızılılar, Igor Tudor'un talebiyle, transfer havuzu içinden bir stoperi renklerine bağlayacak.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder