3 Nisan 2017 Pazartesi

03.04.2017 Genel Gündem



03.04.2017

GÜNDEM

Darbe Gazinosu
Ankara Cumhuriyet Savcısı Ramazan Dinç'in hazırladığı iddianamede, darbe hazırlıklarının bir ay önceden başladığı anlaşıldı. İddianamede Akıncı Hava Üssü'nde istihbarat astsubayı olarak görev yapan şüpheli Rüştü Emre Sabancı'nın, gazinoyu da gören 7 kameraya ait kayıtların yüklendiği bilgisayarı 19 Haziran 2016'dan itibaren devre dışı bıraktığı belirtildi. Şüphelinin böylece 'delil oluşturulmasını önlemek amacıyla tedbir aldığı' ifade edildi. Şüpheli Binbaşı Ali Karabulut ifadesinde, 14 Temmuz'da Binbaşı Mustafa Azimetli'nin filodaki bilgisayar sistemlerinin gazino bölgesine çekilmesini istediğini ve bunu Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler Okulu'ndan gelen astsubaylara yaptırdığını söyledi. Karabulut, "Bu darbenin 143. Filo'dan ve özellikle filonun gazino bölgesinden yönetildiğini değerlendiriyorum" dedi. Üs Komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim ise ek ifadesinde, gece gazinodaki durumu şöyle anlattı: "İçeride yaklaşık 30 sivil giyimli şahıs vardı. Ellerinde dizüstü bilgisayarlar, laptop'lar, iPad'ler vardı. Gazino bölgesinde ilk defa Adil Öksüz'ü gördüm. Yanındakiler ile konuşuyordu. İçeride alışılmış TSK Harekât Merkezi görünümü yoktu. O gece darbenin yönetim yerinin 143. Filo'nun gazino kısmı olduğunu anladım. Darbe girişimi 143. Filo Öğretmenler Gazinosu'nda bulunan beyin takımınca yapılmaktaydı." İddianamede asker şüpheliler Akın Öztürk, Kubilay Selçuk, Ünal Coşkun, Ömer Faruk Harmancık, Hakan Evrim, Ahmet Çetin, Mehmet Fatih Çavur ile FETÖ'nün sivil kanadına mensup Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş'in aralarında bulunduğu kişilerin filoda toplandıkları, hangi noktaların uçak ve helikopterle vurulacağına karar verdikleri belirtildi. Kararların Kurmay Albay Ahmet Özçetin ve Mehmet Fatih Çavur'a iletildiği, onların da emirleri telsiz ve telefonla 141. Filo'daki Ahmet Tosun ve Mustafa Mete Kaygusuz'a ulaştırdığı ifade edildi. Tosun ve Kaygusuz'un DESK diye tabir edilen uçaklarla telsiz bağlantısının sağlandığı noktada 'vur emri' ve koordinatları havadaki darbeci pilotlara bildirdikleri kaydedildi. İddianamede, 'Yurtta Sulh Konseyi' üyesi olan eski Genelkurmay Stratejik Dönüşüm Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli'nin de Adil Öksüz'ün bulunduğu gazino bölgesine girdiği vurgulandı. Dişli, sorgusunda koridordaki kamera kayıtlarının gösterilmesi üzerine, "Bu bölgeye Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın talimatıyla darbenin sonlandırılması için görüşme yapmak üzere geldim. Gazinoya girdiğimde asker kıyafetli 8-10 kişi vardı" dedi. Şüphelilerden Recep Ulu ise gazinodan gürültü gelince içeriye baktığında masa üzerinde sivil, gözlüklü ve göbekli birisinin çok büyük bir harita açıp telefonla konuşurken, "Ankara'da camı patlayacak kaç tane bina var" sözlerini duyduğunu anlattı. FETÖ'nün sivil imamlarından Hakan Çiçek'i Akıncı Üssü'ne davet eden ve uçakları yönlendiren şüpheli Ahmet Özçetin ise ifadesinde saat 16.00 sıralarında Mehmet Dişli'nin de üste bulunduğu söyledi. 'Yurtta Sulh Konseyi'ni duymadığını öne süren Özçetin'e telsiz kaydındaki "Yurtta sulh harekâtı başladı, yurtta sulh harekâtını icra ediyoruz, dolayısıyla yurtta sulh diye sizinle temas eden herkes yurtta sulh diye temas edecek" şeklindeki sözleri soruldu. Özçetin, bu konuşmayı hatırlamadığını öne sürdü. Özçetin'e telsiz kayıtlarında "O istiyor" şeklindeki sözü soruldu. Özçetin ise "Kimseye bomba atması talimatı vermedim" dedi. TBMM'ye bomba atan şüpheli pilot Hasan Hüsnü Balkıç ise ifadesinde Özçetin'in bir hedef listesi getirdiğini belirterek, "MİT Müsteşarlığı, MİT'in ikinci yeri, Polis Özel Harekât'ta işaretlenmiş birkaç yer vardı. Pilotlar bu hedef yerleri inceliyorlardı. Özçetin'in ve Akıncı Üssü'nde uçuş ekibinde görev alan pilotların FETÖ'cü olduklarını düşünüyorum. Üssün baş FETÖ'cüsü Albay Ahmet Özçetin'dir. Özçetin'in Tuğgeneral Evrim'i de etkisine alarak güvendikleri FETÖ'cü pilotlarla bu eylemi planladıklarını düşünüyorum" dedi. Şüpheli F-16 pilotu Yücel Canbolat da "Akıncı Üssü'ndeki FETÖ'cülerin başı Özçetin'dir" diye ifade verdi.
Hürriyet


Hayır Diyen De Saygındır
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Milletin iradesi bizim için en saygın tepe noktadır. 'Evet' diyen ne kadar saygınsa 'hayır' diyen de o kadar saygındır" dedi. Erdoğan dün Başbakan Binali Yıldırım'la o katıldığı, Atatürk Kültür Merkezi'ndeki toplu açılış töreninde şu mesajları verdi: "Şu meydana bak, meydanın bereketine bak. Hani bazen diyorsunuz ya 'Avrupa Avrupa duy sesimizi' Gör Ankara'yı gör. Öyle kahve köşelerinde hayır kampanyaları yapmayla benim bu milletime anlatamayacaksınız. Avrupa'ya gelen siyasetçilerimizin önünü kesmekle 16 Nisan'ı döndüremeyeceksiniz. İnşallah 16 Nisan'da Avrupa'nın liderlerine bir kısmı hariç gereken dersi vermeye var mıyız? Ama gereken mesafeyi kat edemedik çünkü karşımıza sürekli çeşitli engeller çıkartıldı. Doğru olan bu sisteme 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesine geçmekti. Ana muhalefetin 'Bugün sistem değişmezse bir şey olmaz herkes işine devam eder' dediğine bakmayın. Bu hususta da yalan söylüyor. Şu anda her taraftan üzerimize gelenler var ya işte onların tüm derdi sizlerin teslim olmak yerine zafere ulaşmış olmanızdır. Ondan dolayı çıldırıyorlar, kuduruyorlar. Siz onların tüm hesaplarını, planlarını, beklentilerini yerle yeksan ettiniz. Milletimizin vurduğu sille onları öyle bir sersemletti ki parlamentonun önlerini anlımıza silah dayanmış pankartlarla gösteri yapan teröristlere teslim edecek kadar muvazeneyi kaybetmiş durumdalar. Şimdi halkoylamasını yapıyoruz. Bu Kılıçdaroğlu çıkmış diyor ki 'Hayır diyenler teröristtir' diyormuşuz. Kılıçdaroğlu yine yalan söylüyorsun. Biz demokrasiye öylesine inanmışız ki milletin iradesi bizim için en saygın tepe noktadır. Evet diyen ne kadar saygınsa hayır diyen de o kadar saygındır. Ancak bizim 'evet'i anlatırken bir uyarı görevimiz var. Nedir o? Kim hayır diyor? Kandil, bölücü başı, Pensilvanya hayır diyor. Avrupa'da bir kısım liderler hayır diyor. Şimdi biz milletimize bir şeyi hatırlatıyoruz. Sevgili Peygamberimiz buyuruyor, 'Kişi sevdikleriyle beraberdir'. Bundan daha güzel ölçü olabilir mi? İki, 'Söyle bana arkadaşını, söyleyeyim sana kim olduğunu'. Bir ölçü de bu. Şimdi anladın mı Kılıçdaroğlu ne söylemek istediğimi Ankara, 16 Nisan'da bu ülkeye ve millete müstemleke gözüyle bakanlara şöyle sağlamından bir Osmanlı yan gözüyle bakmaya evet mi? Bu ülkenin ve bu milletin bir beka meselesi var. 16 Nisan'da yapılacak seçim, arkasından Cumhurbaşkanlığı seçimini getirmiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi Kasım 2019'da olacak. Bunu bilerek hareket edeceğiz. Nedir, Allah'ın izniyle evet çıkması halinde partili Cumhurbaşkanlığı dönemi başlayabilir. Buna mani bir hal yok. Ankara'dan öyle bir evet diyelim ki Kandil, Pensilvanya, Batı'nın o hayır diyen liderleri duysun."
Hürriyet

EKONOMİ
Dolar: 3,6338-3,6405
Euro: Euro 3,8723-3,8806
Sterlin: 4,5528-4,5678
Gram Altın: 145,8961-146,2704

'Altın' Fırsat
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, yastık altındaki altınları ekonomiye kazandırmak amacıyla "altın tahvili" ve "altına dayalı kira sertifikası" olmak üzere iki yeni güvenli yatırım aracını finansal sisteme katacaklarını bildirdi. Şimşek, "Finansal sistemin derinlik kazanmasını sağlayacak bu önemli adımla vatandaşlarımız yastık altında atıl duran altınlardan ilave getiri sağlayacak, tasarruflar artacak ve ekonomiye ivme kazandırılacak" dedi. Şimşek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de yastık altı altın miktarının en az 2 bin 200 ton ve yaklaşık 100 milyar dolar değerinde olduğunun tahmin edildiğini belirterek, bunların ekonomiye kazandırılması için çeşitli adımlar atıldığını ifade etti. Hazine Müsteşarlığı'nın yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması için yeni bir çalışma yaptığını bildiren Şimşek, bu kapsamda "altın tahvili" ve "altına dayalı kira sertifikası" olmak üzere iki yeni ve güvenli yatırım enstrümanını finansal sisteme katacaklarını bildirdi. Şimşek, şöyle konuştu: "Normalde devlet tahviline yatırım yapan yatırımcıya, ana para karşılığında ara dönemde bir getiri sunulmaktadır. Altın tahvilinde de yatırımcıdan toplanacak altın karşılığında ara dönemde yatırımcıya belli bir oranda getiri Türk Lirası olarak ödenecektir ve söz konusu getiri altın fiyatlarına endeksli olacaktır. Böylelikle vatandaşımız hem altın fiyatındaki değişimden yararlanacak hem de Hazine'nin sunmuş olduğu getiriyi alacak." Altına dayalı kira sertifikasının da ihraç edileceğine dikkati çeken Şimşek, bu sertifikalarda aynı yapının korunacağını belirtti. Yatırımcının istemesi halinde vade sonunda altını fiziken geri alabilmesinin önemli olduğunu ifade eden Şimşek, Hazine'nin bu yönde de çalışmalar yaptığını söyledi. Söz konusu sitemde vatandaşın vadeden önce istediğinde nakde ulaşabileceğine dikkati çeken Başbakan Yardımcısı Şimşek, "Vatandaşımız bir düğünü olduğunda, ev ya da araba almak isteğinde, nakde ihtiyacı olduğu zaman, kuyumcuya gidip yastık altındaki altınını bozdurabiliyor. Altın tahvili veya altına dayalı kira sertifikası alanlar da nakde ihtiyacı olduğu zaman vade sonunu beklemeden istediği zaman aracı bankaya bu senetlerin istediği miktarını satarak nakde ulaşabilecek" ifadelerini kullandı. Hindistan ve Güney Afrika'da da altına yönelik çeşitli yatırım araçları olduğuna işaret eden Şimşek, ancak Hazinenin geliştirdiği araçların Türkiye'ye has bir yapıda olduğunu bu anlamda da dünyada bir ilk özelliği taşıdığını söyledi.
Hürriyet

'Altın'lı İhracat 14.5 Milyar Dolar
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın resmi olmayan geçici dış ticaret verilerine göre, martta ihracat 14 milyar 504 milyon dolar, ithalat ise 19 milyar 9 milyon dolar oldu. Bakanlığın, bu yılın mart ayına ilişkin dış ticaret, şirket ve esnaf geçici idari verilerine ilişkin bülteni dün yayımlandı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) önceki gün mart ayına ilişkin işlenmemiş altın hariç ihracatı 13.6 milyar dolar olarak açıklamıştı. Gümrük Bakanlığı verilerinde külçe altın ihracatı da yer alıyor. Buna göre, mart ayında geçen yılın aynı ayına göre ihracat, yüzde 13.68 artarak 14 milyar 504 milyon dolara çıktı. İthalat ise yüzde 7 artarak 19 milyar 9 milyon dolara ulaştı. Dış ticaret hacmi, yüzde 9.79 artışla 33 milyar 513 milyon doları buldu. Söz konusu dönemde dış ticaret açığı, yüzde 10.02 azalarak 4 milyar 505 milyon dolar olarak gerçekleşti. Mart ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 76.3 oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın aynı ayında yüzde 71.8 düzeyinde bulunuyordu. Martta en çok ihracatı 2 milyar 298 milyon dolar ile otomotiv sektörü yaptı. Otomotivi 1 milyar 181 milyon dolar ile "kazanlar, makinalar, mekanik cihazlar parçaları" ve 1 milyar 178 milyon dolar ile "kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, kıymetli metaller, inciler" takip etti. Mart ayında en çok ithalat yapılan fasıl ise 2 milyar 936 milyon dolar ile "mineral yakıtlar, mineral yağlar" oldu. Bu ayda en fazla ihracat 1 milyar 321 milyon dolarla Almanya'ya yapıldı. Bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 26 milyon dolarla Birleşik Arap Emirlikleri ve 906 milyon dolarla Irak izledi. En fazla ithalat ise 1 milyar 783 milyon dolar ile Almanya'dan gerçekleştirildi. Bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 769 milyon dolarla Çin ve 1 milyar 598 milyon dolarla Rusya takip etti.
Hürriyet

Şimdi Memurlar 'Bes'lenecek 
Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) otomatik katılımda ikinci etap, 1 Nisan itibariyle başladı; çoğunluğu kamu çalışanı olmak üzere toplam 4 milyon 232 bin 405 kişi sisteme giriş yapacak. Önce kısa bir bilgi vereyim, ardından bu 4.2 milyon kişiyi nelerin beklediğini anlatayım. 1 Ocak itibariyle 45 yaş altı tüm çalışanların BES'e katılmasını sağlayan otomatik katılım sistemi, uygulamaya girdi ve ilk olarak da 1.000 ve üzeri çalışanı olan işletmelerden başladı. 15 Şubat'a kadar da 1,8 milyon çalışan –ki, bunun 100 bine yakını kamu bankaları çalışanıdır- sisteme giriş yaptı. Geçen 3 ay içinde de 1 milyon 118 bin kişi sistemden çıktı. Mart sonu itibariyle ilk girenlerden 683 bini, otomatik BES sayesinde tasarruf yapmaya başladı. Malum, otomatik katılım, 12 milyonu ilgilendirdiğinden, tüm çalışanların aynı anda sisteme girmesinin zor olacağından, kademeli geçiş uygulandı. İlk olarak da özel sektörde, 1.000 ve üzeri çalışanı olan işletmelerle başladı; ikinci sıraya da 250 ila 999 çalışanı olan özel sektör şirketleri ile merkezi yönetim kapsamındaki kamu ile sosyal güvenlik kurumlarında çalışanlar alındı. İşte, otomatik BES'te ikinci etap 1 Nisan itibariyle başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığından Başbakanlığa, bakanlıklardan üniversitelere, sosyal güvenlik kurumlarında Türk Silahlı Kuvvetlerine kadar kamuda çalışan, 45 yaş altı 2 milyon 490 bin 850 memur sisteme giriş yapacak. Aynı zamanda özel sektörde 250 ila 999 çalışanı olan 5 binin üzerinde şirketten 1 milyon 741 bin 555 çalışan da otomatik BES'e dahil olacak. Böylece nisan ayı itibariyle 2.4 milyonu memur olmak üzere toplam 4 milyon 232 bin 405 çalışan sisteme girerek, tasarruf etmeye başlayacak. Maaşlarını peşin alanlar nisanın ilk haftasında maaşlarından BES için ilk kesinti yapılarak sisteme dahil olacak, memurlar ise ayın ortasında maaş aldıklarından nisanın 15'inden sonra; özel sektör çalışanları ise mayıs ayının ilk haftası sisteme giriş yapacak. Özetle, mayıs ayının ortasına kadar 4.2 milyon kişi otomatik BES'lenirken, ilk etapla birlikte 12 milyon çalışanın yarısı da sisteme girmiş olacak. Şunu da belirtmekte fayda var 1 Nisan tarihi tüm memurları kapsamıyor. Belediyeler, il özel idareleri, belediyelere bağlı kuruluşlar, mahalli idare birlikleri ve KİT'lerde çalışanlar 1 Ocak 2018'de sisteme girecek. Gelelim, hem memurların hem de özel sektör çalışanlarının maşlarından otomatik katılım için yapılacak kesintiye. Her ay maaşlardan prime esas kazanç üzerinden, yüzde 3 kesinti yapılacak. Peki, nedir prime esas kazanç? En basit anlatımıyla, brüt kazanç anlamına geliyor. Mesai ücreti, hafta sonu çalışma ücreti, ikramiye gibi ödemeler prime esas kazancın içindedir. Bir örnekle anlatayım: Asgari ücret, brüt 1.777,50 liradır ve bunun üzerinden sigorta primi, işsizlik sigortası payı, gelir vergisi gibi kesintiler düştükten sonra çalışanın eline geçen net ücret 1.404,06 liradır. Bireysel emeklilik sistemi için aylık yapılacak yüzde 3'lük kesinti, brüt ücret üzerinden, yani 1.777,50 lira üzerinden yapılacak ki, bu da aylık 53.32 lira demektir. Bir örnek daha vereyim: Memursanız ve aylık brüt ücretiniz 6 bin liraysa, her ay maaşınızdan 180 lira BES için kesilecek.
Hürriyet

2.7 Milyar Dolarla Tüm Zamanların Rekoru
Son 11 yıldır üst üste ihracat şampiyonu olan otomotiv endüstrisi, mart ayında bu kez "tüm zamanların rekoru"nu kırdı geldi. Aralarında Almanya, İtalya, Birleşik Krallık, Fransa, ABD ve Polonya'nın da bulunduğu en büyük pazarlara yapılan ihracatta yüzde 116'ya varan oranlarda çift haneli artışlar gerçekleşti. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32'lik ihracat artışı gerçekleştiren otomotiv endüstrisi, 2.7 milyar dolarlık ciroyla aylık bazda tüm zamanların ihracat rekorunu kırdı. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sabuncu, "Türk otomotiv endüstrisi, ihracatta en yüksek artışı son olarak Mayıs 2008'de 2.5 milyar dolarla gerçekleştirmişti. Geçen mart ayında 2.7 milyar dolarlık ihracatla tüm zamanların rekorunu kırmış olduk. Mart ayı performansında binek otomobiller ihracatındaki yüzde 85 oranındaki artış belirleyici oldu" dedi. Sektörün 6 aydan bu yana aralıksız olarak ihracatta 2 milyar dolar barajını aştığını hatırlatan Sabuncu, "Toplam ihracattan aldığımız yüzde 20 payla Türkiye ihracatının beşte birini tek başına gerçekleştirmeyi sürdürüyoruz" diye konuştu.
Milliyet

Piyasada Geri Sayım
Referanduma 2 hafta kaldı. Daha doğrusu 10 iş günü. Olası sonuçlara göre piyasaların nasıl tepki vereceğine dair tahminlerime, geçtiğimiz hafta başındaki yazımda değinmiştim. Geçen hafta boyunca bir çok önemli veri açıklandı, gelişmeler oldu ancak benim tahminlerimi değiştirmemi gerektiren önemli bir faktör ortaya çıkmadı, şimdilik. Geçtiğimiz haftanın ülkemiz açısından en önemli verisi, yüzde 1.9 ile 2.1 arasında beklenen 2016 yılı 4'üncü çeyrek büyüme verisinin yüzde 3.5 olarak açıklanması oldu. İkinci ve üçüncü çeyrek verilerinin; yeni milli gelir hesaplama yöntemindeki değişiklikten sonra; yukarı yönde revize edilmeleriyle 2016 yılı toplam büyümesi yüzde 2.9 olarak açıklandı. 2015'teki yüzde 6.1'lik büyümeye kıyasla önemli bir düşüş olsa da 2016'da yaşananları hatırladığımızda "büyümeyi başarmış" olmamız bile iyi haber. 2016 yılı GSYH 2.5 trilyon TL, 857 milyar dolar olarak açıklanırken, kişi başı GSYH 10 bin 807 dolar hesaplanmış. Yüzde 5.7 artan özel tüketim harcamaları yine büyümenin motoru olurken, ihracat tarafındaki daralma büyümeyi aşağı çeken unsurlar olmuş. Kamu eliyle sağlanan destekler/teşvikler sadece 2016 yılının son çeyreğini değil; yapılan ÖTV indirimleri, Kredi Garanti Fonu destekleriyle 2017 yılının ilk çeyreğini de kurtarabileceğiz. Ancak bunların "sürdürülebilir bir büyüme modeline" kayda değer bir katkısı olacağını düşünmek hatalı olacaktır. Son iki çeyrektir, günü kurtarma adına atılan adımların da bir süre sonra etkileri azalacak. Açıklanan bu büyümelere rağmen; işsizliğin özellikle de genç işsizliğin son 7 yılın en yükseğine çıkmış olması, gelecek için şimdiden ipuçları veriyor. Geçtiğimiz hafta Trump'ın Obamacare olarak anılan ABD sağlık reformunda geri adım atmak için yasa değişikliği önerisinin oylaması ertelenmişti. Şimdi sırada vergi reformu var. Piyasalar bu konuda atılacak adımları beklerken, Trump ABD'nin Meksika ve Kanada ile imzalamış olduğu Serbest Ticaret Anlaşması başta olmak üzere, diğer ticaret anlaşmalarının önümüzdeki 90 günde gözden geçirilmesine dair kararnameleri imzaladı. Küresel ticarete ne gibi etkileri olacağını hep beraber göreceğiz. Bizi yakından ilgilendiren önemli bir gelişme de Güney Afrika'da yaşandı. Devlet Başkanı Jacob Zuma, Maliye Bakanı Pravin Gordhan'ı görevden aldı. Böylesi bir değişiklik sonrasında diğer bakanların tepkisinden çekinen Zuma, 10 bakan ve 10 bakan yardımcısını da değiştirdi. Geçtiğimiz hafta boyunca Güney Afrika'da yaşananlar (Türk Lirası ile aynı zaman diliminde ve büyük oranda aynı fon yöneticileri tarafından alınıp satılan) Rand ve Türk Lirası'nın; dolar karşısındaki değerinde önemli değişikliklere sebep oldu. Rand yüzde 8.50'den fazla değer kaybederken, dolar/TL kuru da 3.6630'lara kadar yükseldi.
Vatan

DÜNYA
Bağımsızlık Buluşması
Irak'ın petrol zengini Kerkük kentinde IKBY bayrağının Irak bayrağı ile birlikte kamu binalarına asılmasının il meclisinde 28 Mart'ta Türkmen üyelerin tamamının, Arap üyelerin ise büyük çoğunluğunun boykotuyla kabulünün yankıları devam ediyor. IKBY Başkanı Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin genel sekreterliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) dün, IKBY'nin "bağımsızlık referandumu" tarihi için ortak komisyon kuracaklarını ve referandumun 2017'de yapılmasının kararlaştırıldığını açıkladı. Ortak açıklamada IKBY'nin referandum ve bağımsızlık konularında hakkı olduğu savunulurken, Kerkük'te IKBY bayrağı asılması kararına da destek verildi. Barzani'nin başkanlığında Erbil'in Salahaddin kasabasında dün bir araya gelen KDP ve KYB politbüro üyelerinin, bağımsızlık referandumu, Kerkük'te IKBY bayrağının kamu binalarına asılması ve bölgenin iç meselelerini ele aldıkları belirtildi. Erbil'den yayın yapan Rudaw, Erbil-Bağdat ilişkileri, referandum ve Kerkük konusunun, iki parti arasında yapılması planlanan toplantının öne çekilmesine neden olduğu yorumunu yaptı. Toplantı sonrası yazılı açıklamada, "Toplantıda, Kürdistan'daki bağımsızlık referandumu her iki taraf arasında detaylı bir şekilde ele alındı. Herkesin katılım gösterdiği bir komisyonun kurulması, referandum tarihinin belirlenip, nasıl yapılacağını anlatan bir mekanizmanın oluşturulması ve diğer siyasi partilerle meselenin görüşülmesi için her iki partiden oluşan ortak bir komisyonun kurulmasına karar verildi" ifadeleri kullanıldı. KDP Politbüro üyesi Mahmud Muhammed ise, referandumun 2017 yılında yapılmasına karar verdiklerini söyledi. Ortak açıklamada, Kerkük'teki kamu binalarına IKBY bayrağı asılması konusunda ise şu ifadelere yer verildi: "Her iki taraf da Irak merkezi hükümetinin 140'ıncı maddenin uygulamaya konulması konusunda sorumluluk üstlenmediği kanaatindedir. Nasıl Irak merkezi hükümetinin Kerkük'te bayrağını göndere çekme hakkı varsa, aynı şekilde IKBY'nin de hakkı vardır."
Hürriyet

Sınırda Rus Bombardımanı
Irak'ın petrol zengini Kerkük kentinde IKBY bayrağının Irak bayrağı ile birlikte kamu binalarına asılmasının il meclisinde 28 Mart'ta Türkmen üyelerin tamamının, Arap üyelerin ise büyük çoğunluğunun boykotuyla kabulünün yankıları devam ediyor. IKBY Başkanı Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin genel sekreterliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) dün, IKBY'nin "bağımsızlık referandumu" tarihi için ortak komisyon kuracaklarını ve referandumun 2017'de yapılmasının kararlaştırıldığını açıkladı. Ortak açıklamada IKBY'nin referandum ve bağımsızlık konularında hakkı olduğu savunulurken, Kerkük'te IKBY bayrağı asılması kararına da destek verildi. Barzani'nin başkanlığında Erbil'in Salahaddin kasabasında dün bir araya gelen KDP ve KYB politbüro üyelerinin, bağımsızlık referandumu, Kerkük'te IKBY bayrağının kamu binalarına asılması ve bölgenin iç meselelerini ele aldıkları belirtildi. Erbil'den yayın yapan Rudaw, Erbil-Bağdat ilişkileri, referandum ve Kerkük konusunun, iki parti arasında yapılması planlanan toplantının öne çekilmesine neden olduğu yorumunu yaptı. Toplantı sonrası yazılı açıklamada, "Toplantıda, Kürdistan'daki bağımsızlık referandumu her iki taraf arasında detaylı bir şekilde ele alındı. Herkesin katılım gösterdiği bir komisyonun kurulması, referandum tarihinin belirlenip, nasıl yapılacağını anlatan bir mekanizmanın oluşturulması ve diğer siyasi partilerle meselenin görüşülmesi için her iki partiden oluşan ortak bir komisyonun kurulmasına karar verildi" ifadeleri kullanıldı. KDP Politbüro üyesi Mahmud Muhammed ise, referandumun 2017 yılında yapılmasına karar verdiklerini söyledi. Ortak açıklamada, Kerkük'teki kamu binalarına IKBY bayrağı asılması konusunda ise şu ifadelere yer verildi: "Her iki taraf da Irak merkezi hükümetinin 140'ıncı maddenin uygulamaya konulması konusunda sorumluluk üstlenmediği kanaatindedir. Nasıl Irak merkezi hükümetinin Kerkük'te bayrağını göndere çekme hakkı varsa, aynı şekilde IKBY'nin de hakkı vardır."
Hürriyet
POLİTİKA
 Koltuk Sevdalısı Değiliz
Başbakan Binali Yıldırım, "Kılıçdaroğlu demiş ki, 'Biz Binali Yıldırım'ın makamını korumak için 'hayır' diyeceğiz'. Şuna bak, şuna bak Biz senin gibi makam, koltuk meraklısı değiliz. Koltuk sevdalısı değiliz. Biz millete sevdalıyız" dedi. Kayseri Cumhuriyet Meydanı'ndaki mitingde ve STK'larla buluşma toplantısında konuşan Yıldırım, özetle şunları söyledi: "15 Temmuz'dan sonra bu sistemin, bu düzenin değişmesinin şart olduğu ortaya çıktı. Bu mesele memleket meselesi ve beka meselesi dedik. AK Parti ve MHP olarak bir araya geldik, bu anayasa değişiklik teklifini hazırladık. İktidarın milletten başka sahibi olmayacak. Milletin olduğu yerde tek adam olur mu? Tek adam görmek istiyorsa CHP kendisine baksın, geçmişine baksın, aynaya baksın. Anayasadaki değişiklik paketinde açıkça belirttik. Cumhurbaşkanı en fazla iki dönem seçilir. Tek adam olacak ama patron millet olacak. Önünüze iki sandık gelecek, biri cumhurbaşkanı, biri milletvekilleri, zaman kaybı olmayacak. Yetki verdiğiniz cumhurbaşkanı hemen hükümeti kuracak ve 5 yıl boyunca millete hizmet edecek. Bu referandum gençliğin referandumu. 18-25 yaş arasındaki gençlerimiz bugün seçilemiyor. CHP buna karşı çıkıyor. Biz siyasetin gençleşmesini istiyoruz. 16 Nisan'da gençler bunlara gereken cevabı verecek misiniz? Ey Kılıçdaroğlu dinle, 15 Temmuz gecesi senin beğenmediğin gençler tankların önündeydi, mermilere göğüs gerdi, bayrağı indirmedi, ezanları dindirmedi. İşte gurur duyduğumuz gençler. Bu ülke ne zaman dara düşse bu gençler her zaman en ön saftalar. Kurtuluş Savaşı'nda da en öndeydi 15 Temmuz'da da en öndeydi. Ama onlar gençleri kendi istismar siyasetlerine dolgu malzemesi olarak görüyorlar. PKK, FETÖ, HDP kol kola girmiş 'hayır' çıkması için gayret sarf ediyorlar. Bunlar yetmezmiş gibi Avrupa'daki bazı ülkeler de katıldı. Tam bir şer ittifakı ile karşı karşıyayız. Milletin rüzgarı onların Kandil'ini söndürecek. Avrupa'daki teröristler istedikleri gibi 'hayır' propagandası yapıyorlar. Ama biz 'evet'i anlatmak istediğimiz zaman Avrupa bize duvar oluyor. Çünkü 'evet'ten korkuyorlar. Korkunun ecele faydası yok. Kılıçdaroğlu, Kayseri mitinginde 'Binali Bey'in makamını korumak istiyoruz. Onun için hayır diyoruz' demiş. Herhalde Kılıçdaroğlu kendisi ile bizi karıştırıyor. Biz senin gibi makam koltuk meraklısı değiliz. Koltuk sevdalısı değiliz. Biz millete sevdalıyız."
Hürriyet

Türk Milleti Size Büyük Ders Verecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa ülkelerine sert çıkarak, "İsviçre Parlamentosunun önünde büyük bir pankart. 'Erdoğan'ı öldürün'. Be dangalaklar, Erdoğan sizin demenizle mi ölecek? Biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık. Rabbimin takdiri neyse o olacak. 16 Nisan geliyor, Türk milleti, 80 milyon, inşallah bütün Batı'nın liderlerine en büyük dersi verecek" dedi. Vatikan'da tüm AB üyesi ülkelerin liderlerinin kuzu kuzu oturup Papa'yı dinlediklerini söyleyen Erdoğan, "AB'ye Türkiye'yi 54 yıldır niye almıyorlar anladınız mı? Olay tamamıyla Haçlı ittifakıdır. 16 Nisan aynı zamanda bu kararı değerlendirme günüdür" dedi. Erdoğan dün Başbakan Binali Yıldırım ile birlikte katıldığı Ankara'daki toplu açılış töreninde şu mesajları verdi: 1960 darbesinden beri Türkiye demokrasi ve kalkınma yolunda ne zaman ileriye doğru adımlar atmışsa hep aynı şey olmuştur. Bir takım eller hemen devreye girmiş darbelerle, muhtıralarla koalisyonların sebep olduğu siyasi ve ekonomik krizlerle ülkemiz hep geriye itilmiştir. Elhamdülillah büyüme rakamları açıklandı. Türkiye 2016 yılında ne kadar büyümüş 2.9 büyüdü. Tabi bazıları bu rakamı küçümsemeye kalkar, kalkabilir. Aynı dönemde AB'nin ortama büyüme rakım yüzde 1.5. OECD ülkelerinin ortalama büyümesi 1.7. Ancak dünyadaki anlı şanlı ekonomik değerlendirme kuruluşları var ya hani benim her zaman bunlara fırça attığım. 'Bu açıklamalarınız siyasidir' dediğim var ya bunların açıklamalarına bakmayın dediğim var ya. Şimdi onların değerlendirmelerinin 1 puan üzerinde bunun çıktığını unutmayalım. Bu ters köşe oldular demektir. Bu millet penaltıyı iyi atar. Şu meydana bak, meydanın bereketine bak. Hani bazen diyorsunuz ya 'Avrupa Avrupa duy sesimizi' diyorsunuz ya. Gör Ankara'yı gör. Öyle kahve köşelerinde hayır kampanyaları yapmayla benim bu milletime anlatamayacaksınız. Avrupa'ya gelen siyasetçilerimizin önünü kesmekle 16 Nisan'ı döndüremeyeceksiniz. İnşallah 16 Nisan'da Avrupa'nın liderlerine bir kısmı hariç gereken dersi vermeye var mıyız? İyi olan, güzel olan, ülkemizin faydasına olan gelişmelerin tek bir şartı vardır. Bu şart nedir istikrardır, güvendir. Biz 1960'tan beri istikrar ve güven ortamımızı tehdit eden onlarca hadise yaşadığımız halde gereken tedbiri alamadık. Gerçi bugün hepsini saygıyla anladığımız tüm liderler tecrübeleri sonunda hep aynı noktada buluşmuşlardır. Ne diyor, başkanlık sistemi. Ama bir türlü adım atılamamıştır. Açık konuşmak gerekirse iktidara geldiğimizden beri içimizde bir ukde olarak yer almasına rağmen belediye başkanlığımdan itibaren hep dillendirmişimdir. Ama gereken mesafeyi kat edemedik çünkü karşımıza sürekli çeşitli engeller çıkartıldı. 16 Nisan tüm bu kriz tüccarlarına verilecek tarihi bir cevap olacaktır. Bu cevaba hazır mıyız Ankara? Ankara bitirdi bu işi. Sandıkları evet ile patlatıyor muyuz? Şu anda her taraftan üzerimize gelenler var ya işte onların tüm derdi, sizlerin, teslim olmak yerine zafere ulaşmış olmanızdır. Ondan dolayı çıldırıyorlar, kuduruyorlar. Siz onların tüm hesaplarını planlarını beklentilerini yerle yeksan ettiniz. Milletimizin vurduğu sille onları öyle bir sersemletti ki parlamentonun önlerini anlımıza silah dayanmış pankartlarla gösteri yapan teröristlere teslim edecek kadar muvazeneyi kaybetmiş durumdular. İsviçre Parlamentosu önünde büyük bir pankart. Benim resmim ve şakağıma dayanmış bir silah. 'Erdoğan'ı öldürün' diyor. Be dangalaklar, ya Erdoğan sizin demenizle mi ölecek? Ya biz bu yola kefenimizi giyerek çıktık. Rabbimin takdiri neyse o olacak. Siz o sokaklarda sosyalist partinizi, PKK'lıları dolaştırarak, sol terör örgütlerini dolaştırarak kendi polislerinizle onları koruma altına alarak Türkiye'nin şanından, izzetinden bir şeyleri söküp alacağınızı mı zannediyorsunuz? 16 Nisan geliyor. Türk milleti 80 milyon inşallah bütün bu Batı'nın liderlerine en büyük dersi verecek.
Milliyet

Kampanyada Ağırlık İstanbul'a Verilecek
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 16 Nisan referandumuna yönelik taslak programı, sahadan gelen geri bildirimler de dikkate alınarak revize edildi. Bu çerçevede Kılıçdaroğlu'nun İzmir, Antalya ve Van gibi "hayır" oyunun yüksek çıkacağı belirtilen kentlere gitmeyeceği, buna karşın İstanbul, Bursa ve Kocaeli gibi kentlere ağırlık vereceği öğrenildi. Bu çerçevede, Kılıçdaroğlu'nun son haftayı Marmara Bölgesi'nde geçireceği ifade edildi. Kılıçdaroğlu, referandum çalışmalarına dün ilk kez, oğlunun nişanı nedeniyle ara verdi. 16 Nisan'da yapılacak halkoylamasına ilişkin kent gezilerini resmi olarak Amasya Tamimi'nin yayımlandığı Amasya'dan başlatan Kılıçdaroğlu'nun taslak programı, programlarından gelen geri bildirimler ile kurmaylarının ilettiği bilgiler çerçevesinde revize edildi. Milliyet'in aldığı bilgilere göre ilk taslak programda seçim çevresi de olan İzmir'e bir ziyaret yapması öngörülen Kılıçdaroğlu'nun İzmir programı askıya alındı. Büyük bir değişiklik olmazsa Kılıçdaroğlu'nun referanduma kadar İzmir'e gitmesi planlanmıyor. Alınan bilgilere göre İzmir'in referandumda yüksek oranda "hayır" oyu kullanacağına yönelik yapılan araştırma ve analizlerden hareketle, Kılıçdaroğlu'nun programını daha sıkıntılı kentlere yoğunlaştırması planlandı. Benzer gerekçeyle Antalya ve Van programları da iptal edildi Bu çerçevede Kılıçdaroğlu'nun programlarını Ak Parti'nin güçlü olduğu ve emek yoğun sanayileşmenin bulunduğu İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi büyükşehirlere yoğunlaştırması öngörülüyor. Referandum haftasını 15 Nisan hariç olmak üzere Marmara Bölgesi'nde geçirecek olan Kılıçdaroğlu, daha önce gittiği Bursa ve Kocaeli'ye de bir kez daha gitmeyi planlıyor.
Milliyet

'Kılıçdaroğlu Adamlık Nedir Bilmediği İçin'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün Ordu'da referandum mitingi düzenledi. Kalabalığa "Geçmişte 'Evet' dedik, istilacıları durdurduk. Geçmişte 'Evet' dedik, devletimizi kurduk. 'Evet' dedik, mandacıları kovduk" diyen Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sert eleştiriler yöneltti. Bahçeli özetle şunları söyledi: "15 Temmuz'da devletimizi kaybedebilirdik. Milletimizin bin yıllık beraberliği sona erebilirdi. Almanya, FETÖ'cülere yönelik delillerin yetersiz olduğunu yüzsüzce iddia etmektedir. Delil şehitlerimizdir, belge tüm Türkiye'dir. CHP, HDP, PKK, FETÖ itirazlarını yükseltti. Kılıçdaroğlu FETÖ'den şikayetçi değil. 15 Temmuz'dan hiç bahsetmiyor. Kılıçdaroğlu OHAL ilanlarını darbe görüyor." "Kılıçdaroğlu, Türkiye muhalifleriyle al gülüm ver gülüm içinde. Kılıçdaroğlu, ata et, ite ot vermekle vakit geçirmekte. Yalanlarla oyalanıyor, Türkiye düşmanlarının eline su dökmekle avunuyor. Anlattığını bilmiyor, bildiğini anlatamıyor. MHP'den kopan giden siyasi düşkünlerden medet umuyor, onları kukla gibi oynatıyor. Kılıçdaroğlu adamlık nedir bilmediği için HDP ve sözde milliyetçilerle çamura saplanıp patinaja başlıyor. CHP'nin yeni yancısı, 15 Temmuz'da Başbakan olacağım diye bağıran kaçak ve korkaklar, fitnelerin altında kalacaklardır." "Türkiye'nin bu kadar zalim karşısında tek yürek olması mecburiyettir. Biriz, beraberiz, sonuna kadar da zorba ve düşmanlığa karşı aynı saftayız."
Vatan

SPOR
Türk Voleybolu dün adeta bir gurur gününü daha geride bırakırken, mutlu edici haber Bursa Büyükşehir Belediyespor'dan geldi. Dört temsilcimiz final bileti için sahaya çıkarken, Ziraat Bankası, Galatasaray kadın ve erkek takımı istediklerini alamadı. Kadınlar Challenge Cup'taki temsilcimiz Bursa ilk maçta 3-1 mağlup ettiği Alman rakibi Palmberg'e evinde 3-2 kaybetse de finale yükseldi. Rövanşta ilk iki seti aldıktan sonra finale yükselmeyi garantileyen Bursa BŞB daha sonra sevincin rehavetine kapıldı ve karşılaşmayı 3-2 kaybetti. Bu sonuca rağmen voleybolcular büyük bir sevinç yaşadı. Bu kupayı 2015'te kaldıran temsilcimiz bu kez finalde Yunan ekibi Olympiakos ile oynayacak. Kadınlar CEV Cup'ta ise Galatasaray zor olanı başardı. Sarı-kırmızılılar, ilk karşılaşmada 3-0 mağlup ettiği ve büyük avantaj yakaladığı Rus rakibi Dinamo Kazan karşısında rövanşı aynı skorla kaybetti. Mücadelenin bitiminin ardından oynanan altın seti de 15-11 veren Cim-Bom, deplasmanda yıkıldı, organizasyona yarı finalde veda etti. Erkekler Challenge Cup'ta da iki temsilcimiz istediğini alamadı. İlk olarak Ziraat Bankası final bileti için sahaya çıktı. Başkent ekibi rövanşta Chaumont'u 3-2 mağlup etse de ilk karşılaşmayı 3-1 kaybettiği için organizasyona yarı finalde havlu attı. Galatasaray ise Fakel karşısında zoru başaramadı. İlk maçta güçlü rakibine set alamadan kaybeden sarı-kırmızılılar rövanşta da aynı skorla mağlup olunca elendi.
Milliyet


Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, CNN Türk'te son döneme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sarı-kırmızılıların iddiasının her zaman sürdüğünü dile getiren Özbek, karşılaştıkları mali sorunları çözmeden yola devam etmelerinin mümkün olmadığını dile getirdi. Galatasaray Başkanı, matematiksel olarak şampiyonluk şanslarının olduğunu dile getirirken, taraftarlardan kötümser olunmamasını istedi. Galatasaray'ın mali yapısının 2-3 yıllık bir süre içinde düzene gireceğini söyleyen Özbek, kendi modellerinin Beşiktaş'tan farklı olduğunu ifade etti. Yeni kaynaklar yaratmanın bu işin esası olduğunu dile getiren Özbek, "Feda" gibi geriye dönük uygulamalar yapmanın kendisine çok uygun gelmediğine vurgu yaptı. Galatasaray'da en önemli sorunun mali yapının bozukluğu olduğunu söyleyen Özbek, futbol dışındaki branşların getirisinin çok yüksek olmadığını, giderlerinin yüksek olduğunu ifade etti. Amatör branşlara 40 milyon dolar harcandığını, buna karşılık 30 milyon dolar açık verdiklerini belirten Galatasaray Başkanı, gelecek sezon Euroleague'de olmayacakları için basketbol bütçesinde de azalacağını açıkladı. Başkan Özbek, taraftara da çağrı yaparak, "Onların maça çok daha fazla gelmelerine ihtiyacımız var. Galatasaray'a küsülmez. Galatasaray halatı hep beraber çeken bir his takımıdır" diye konuştu. Bu durumun büyük transfer yapılmayacağı anlamına gelmediğini belirten Özbek, futbolun ekonomisinin dev boyutlara geldiğine dikkat çekerek, "Elbette pazardaki rakamlar yukarıya doğru ivme kazanıyor. Ödenen paraların daha aşağı gelmesi kulüplerin ortak karar almalarıyla mümkün. Ancak bu çok radikal bir karar. Sadece Türkiye'de değil Avrupa'da da oynuyoruz. Rekabet edecek bir takım kurmak zorundayız. Kendi içinde dengesini zaman içinde bulacaktır" yorumunu yaptı. Başkan adaylığı ile ilgili de konuşan Dursun Özbek, "Genel kurul beni uygun görürse neden olmasın" diyerek yeniden aday olacağının işaretini verdi.
Milliyet


Spor Toto Süper Lig'de 26. hafta mücadelesinde Trabzonspor, Çaykur Rizespor deplasmanında 1-0 kazandı, Karadeniz derbisinde galip gelen bordo-mavililer, ligin ikinci yarısında çıktığı üst üste 10. maçını kaybetmedi. Sezonun ikinci yarısının en iyi takımına sahip Ersun Yanal ve kariyerinin en kötü zamanlarından birini geçiren Hikmet Karaman'ın kozlarını paylaştığı maçta taktiksel detaylar öne çıktı. Her iki takımın dinamik hücum adamları ve 4-2-3-1 taktik anlayışları pozitif futbola elverişli bir ortam hazırladı. Avrupa'yı hedefleyen bordo-mavililer ve ligde kalma yolunda son virajlarını dönen mavi-yeşilliler, hücuma dönük bir oyun oynadı. 6'da soldan çıkan Rize'de içeri iyi kaçan Nosa gole çok yaklaştı. 7'de de duvar paslarıyla gelen bordo-mavilerde Okay, ceza sahası dışından tehlikeli vurdu. Ani presler ve hızlı kontralar deneyen Rize, 10'da da soldan gelen ortayı önünde bulan Oğulcan ile fırsat yakaladı. 23'te Çaykur Rize savunmasının geri pasında hata yapan genç kaleci Gökhan, endirekt vuruşa neden oldu, Zeki Yavru'nun şutunda top N'Doye'a çarpıp ağlarla buluştu: 1-0 41'de önce Nosa, ardından 42'de Edomwonyi'nin denemelerinde Durica savunmada ayakta kaldı. İkinci yarıda tempoyu düşüren Trabzonspor, hem oyunu tutmak hem de rakibin risk almasını bekleyerek sakin oynamaya başladı. Ön alana yüklenen Rize'de 64'te Kweuke'nin pasını alan Jantscher kaleci Onur'u geçemedi. 67'de yine kalesinde devleşen Onur, Edomwonyi'nin sağdan gelen ortaya yaptığı vuruşta yıldızlaştı. Uzatmalar dahil son 10 dakika rakibini hapseden ev sahibi, savunma duvarını aşamadı. 90+4'te kırılma anında Petrucci karşısında Onur yine devleşince 3 puan Trabzonspor'a gitti.
Milliyet


Favorinin Beşiktaş olduğu ama kazananın sahada sahne alacağı bir maçtı. Doğrudur Tüm maçların kazananı sahada belli olur ama bu maç öyle bir maç değildi. Taktiğin ve tekniğin arka planda kalacağı, gerilimin ve stresin kol kola birlikte olacağı bir kapışmaya şahitlik edebilirdik. Karşısında pres yapan ve önde basan bir takım bulunca strese giren Beşiktaş dün sahadan sürpriz bir sonuçla da ayrılabilirdi. Ümit Özat'ın da içinde olduğu gerginlik silsilesini, Şenol Güneş bu kez takımı ve yedek kulübesini sakinleştirerek bertaraf etti. 13. dakikada ilk şutunu Cenk Tosun ile çeken Beşiktaş, 25'te Talisca'nın az farkla auta giden vuruşuyla gole çok yaklaştı. 33. dakikada ise tam bir kırılma anı yaşandı. Uğur'un gollük şutunu çıkaran Fabri, gol yememek uğruna yerini Tolga Zengin'e bırakmak zorunda kaldı. Beşiktaş ilk yarının son anlarında kurduğu baskının sonucuna 45+5'te Oğuzhan ile ulaştı. Bu dakikada gelen gol Kartal'a derin bir nefes aldırdı. İkinci yarıda tüm riskleri alan Ümit Özat, oyuna Vedat Muric'i dahil etti. Uzun boyunun avantajıyla Beşiktaş kalesinde gol aramayı uman Muric, 53'teki kafa vuruşunda Tolga Zengin'e takıldı. Tolga'nın bu kurtarışı, maç içerisindeki en önemli anlardan biriydi. 62'de Talisca'nın muhteşem serbest vuruşuyla 2-0 öne geçen Beşiktaş, oyundaki hakimiyetini tamamen kurmuş oldu. 70'de Quaresma, 74'te Cenk ile net fırsatlar kaçıran Kartal, Babel'in 85'te attığı şık golün ardından sahadan üç puanla ayrıldı. Başakşehir ile puan farkını 5'e çıkaran siyah-beyazlı takım henüz resmen olmasa bile futbol olarak bu ligin tartışmasız şampiyonu sayılır.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme