8 Nisan 2017 Cumartesi

08.04.2017 Genel Gündem



08.04.2017

GÜNDEM

14 Temmuz'da Sorgu Odaları Hazırlanmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının darbe girişimi sırasında Akıncı Hava Üssü'ndeki olaylara ilişkin iddianamesindeki tanık ve şüpheli ifadeleriyle darbecilerin derdest ettikleri komutanlar için üste hazırlık yaptıkları belirlendi. Şüphelilerinden eski Yüksek Askeri Şura Üyesi Akın Öztürk'ün damadı eski filo komutanı Hakan Karakuş'un, kalkışmadan bir gün önce Akıncı Üssü'ndeki sorgu odalarını ve bazı odaları temizlettirdiği, bazı odaları alıkoyulan komutanların tutulması amacıyla boşalttırdığı ortaya çıktı. İddianameye göre, Karakuş'un boşalttırdığı bu odalarda, Genelkurmay Karargahı ve değişik yerlerden rehin alınarak Akıncı'ya getirilen isimler tutuldu. Akıncı Üssü'ndeki 141. Filo Komutanlığı'nın koridor kamera görüntülerine, kursiyer pilotların bazı odalardaki eşyaları başka odalara taşıdıkları yansıdı. Tanık ve bazı şüphelilerin ifadelerinde, bu faaliyetlerin, darbeden bir gün önce Karakuş'un emriyle derdest edilecek komutanların yerleştirilmesi için yapıldığı tespit edildi. Darbecilerin alıkoydukları kişileri sorgulamak üzere üssün bir bölümünde "sorgu odası" hazırladıkları da görüntülere yansımıştı. Bu sorgu odalarının da darbe öncesi temizlettirildiği belirlendi.
Vatan


EKONOMİ

Dolar: 3,7259-3,7326
Euro: Euro 3,9475-3,9558
Sterlin: 4,5801-4,6448
Gram Altın: 150,2228-150,6009

Dolar Satmadı Karı Geriledi
Geçen yıl Merkez Bankası başkanlığı koltuğuna oturan Murat Çetinkaya'nın ilk yılında bankanın kârı 9.5 milyar lira oldu. Geçen yıl Merkez Bankası tüm zamanların rekorunu kırarak 13.8 milyar lira kâr elde etmişti. 2016 yılında dolar kuru yükselmesine rağmen Merkez Bankası döviz satışı yapmadığı için kârı geriledi. Merkez Bankası dolardaki yükseliş nedeniyle son yıllarda kârını katlayarak arttırdı. 2011 yılında 8.5 milyar lira olan kârı 2012 yılında 4.3 milyar lira, 2013 yılında ise 5 milyar liraydı. 2014 yılından itibaren ise bankanın kârı ikiye katlandı. 2014 yılında 8.6 milyar lira olan Merkez Bankası'nın kârı, 2015 yılında ise 13.8 milyar lira oldu. 2016 yılına ilişkin kârı ise dün Resmi Gazete'de yayımlanan bilanço ile ortaya çıktı. 2016 yılında kâr bir önceki yıla göre yaklaşık 4 milyar lira azalarak 9.5 milyar lira oldu. 2016 yılında kurlarda aşırı hareketlenme oldu. Geçen yıl dolar kuru ocak ayında 2.98 liraydı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından dolar kuru 3.04'e geldi. Ekim ayında 3.10 lira seviyesine gelen dolar kuru, kasımda 3.41 lira, aralık ayının sonlarında ise 3.54 seviyelerine yükseldi. Ancak Merkez Bankası dövize müdahale etmedi, döviz satış ihalesi açmadı. Bunun için de döviz satış kazancı olmadı. Eğer döviz satsaydı bu satış geliri kâra yansıyacaktı. Elindeki dövizlerin kur farkı ise başka bir hesapta değerleme hesabında bulunuyor. Yetkililer Merkez Bankası'nın kâr hesabı olmadığını belirterek, döviz geliri değerleme hesabında olduğu için teknik olarak işleyişte değişen bir şey olmadığını söylediler. Merkez Bankası 9.5 milyar liralık karın 1.7 milyar lirasını kurumlar vergisi olarak Maliye'ye ödeyecek. Geçen yıl 13.8 milyar liralık kâr için ödediği 2.3 milyar liralık vergi kurumlar vergisinde Türkiye rekortmenliği getirmişti. Merkez Bankası kârının bir kısmını ihtiyat akçesi olarak ayırıyor kalan kısmını da Hazine'ye temettü olarak veriyor. Bu yıl Hazine'ye yaklaşık 6 milyar lira aktaracağı tahmin ediliyor. Hazine'ye aktarılan bu para da bütçenin gelir kalemine yazılıyor. Merkez Bankası'nın 2016 yılına ilişkin bilançosu 24 Nisan günü yapılacak 85. Olağan Genel Kurul toplantısında görüşülecek. Bu, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'nın başkan olarak ilk genel kurulu olacak. Çetinkaya burada bir konuşma yapacak.
Hürriyet

Füze Dalgası
ABD'nin Suriye müdahalesi haftanın son işlem günü piyasaları dalgalandırdı. Tek seferlik olduğu belirtilse de ABDRusya gerilimini tetiklemesi nedeniyle piyasalar dünü diken üstünde geçirdi. Her tedirginlikte olduğu gibi güvenli liman altın yükseldi ve onsu 1270 dolara geldi. Türkiye serbest piyasasında da 24 ayar gram altın 151 lirayı aşarak tarihi zirvesini yeniledi. Altının yanı sıra dolar ve Japon Yeni de yükseldi. Doların, Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı karşısında değerini gösteren dolar endeksi dün yüzde 0.15 yükseldi ve yeniden 100 değerinin üzerine çıktı. Brent petrol de 55 doların üzerini gördü. En çok kaybedenler listesinde birincilik Rus Rublesi'nde olurken Türk Lirası ve Güney Kore Wonu dolara karşı duramadı. Dünya borsaları da dünü kayıpla tamamladı. Rus borsası kayıpta başı çekti. Yapılan açıklamaların piyasayı soğutması ve ABD tarım dışı istihdam verisinin beklenenin çok altında gelmesi piyasalarda düşüşü durdurdu. Borsa İstanbul haftayı yüzde 0.20 düşüşle, 88 bin 497 puandan kapattı. Gün içinde 3.7469 liraya kadar çıkan dolarda bankalararası piyasada son işlemler 3.7306 liradan yapılırken, serbest piyasada altın 151.80 liradan haftayı tamamladı. DenizBank Yatırım Hizmetleri Grubu Araştırma Yönetmeni Orkun Gödek, ABD'nin 6 yıl süren Suriye iç savaşında rejim güçlerine karşı ilk kez silahlı müdahalede bulunmasının etkisi ile birlikte küresel çapta güvenli liman talebinin ön plana çıktığını belirterek şöyle konuştu: "ABD 10 yıllık tahvil faizinde yüzde 2.30'un aşağısı test edilirken, dolar/yen paritesinde 111 seviyesi kırıldı. Türk Lirası varlıkların fiyatlamasında da küresel etkinin yansımaları var. Ancak hafta içerisinde TL'nin zayıflamasını operasyon haberinden önce gördük. Biz fiyatlamanın daha çok enflasyon ve kısmen referanduma bağlıyoruz. Teknik açıdan 3.7150 seviyesinin üzerindeki işlemlerde 3.74- 3.77 bandına doğru yoğunlaşma görülebilir." Gedik Portföy Portföy Yönetim Müdürü Eral Karayazıcı, ABD'nin Suriye'yi vurmasının tüm piyasalarda etkili olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Evet füze saldırısı sona erdi ama tetiklediği sorular varlığını koruyor. Piyasa ABD – Rusya arasında gerilim ne kadar vites yükseltebilir merak ediyor. İki süper güç uzlaşmadan Suriye denkleminin çözülmesi de zor. Bölge ülkesi olduğumuz için TL bu gerilim ve belirsizlikten negatif etkilendi. Altın içinse bu saldırı hasret kaldığı bir besin kaynağı oldu. Küresel risk alma cesaretini baskıladığı için kredili pozisyonlar kanalı ile Yen'e değer kazandırdı. Kredili pozisyonlarda ağırlıklı fonlama Japon Yeni üzerinden sağlanıyor. Ancak gerek saldırının devam etmeyeceğinin anlaşılması gerekse ABD ve Rusya'dan gelen kontrollü açıklamalar olayın piyasalar üzerinde etkisinin ölçülü kalmasını sağladı. Artık diplomasinin devreye gireceğini ve olayın piyasa gündeminden düşeceğini tahmin ediyorum."
Hürriyet

Oruç Reis Akdeniz'i Barbaros Karadeniz'i Keşfe Çıkacak
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Türkiye'de 'Milli Enerji ve Maden Politikası' kapsamında aramacılık ve sondaj çalışmalarında bundan sonra daha agresif bir süreç yaşanacağını belirterek, faaliyete geçmek için gün sayan Oruç Reis gemisiyle Akdeniz'de, Barbaros Hayrettin Paşa gemisiyle de Karadeniz'de, durmaksızın hem iki boyutlu hem üç boyutlu arama yapılacağını söyledi. MTA Oruç Reis gemisinin son denetimlerini yapmak üzere tersaneye gelen Albayrak, AA'ya yaptığı açıklamada, söz konusu gemi projesini uzun zamandır takip ettiklerini ve Türkiye'de enerji ve madencilik noktasında önemli bir süreci başlattıklarını söyledi. Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak aramacılık ve sondaj noktasında daha yoğun çalışmalar yapacağını ifade eden Albayrak, "İnşallah Allah nasip etti, 16 Nisan'dan önce tamamladık ve gemimizi denize indiriyoruz. Bunun ilk adımlarını geçtiğimiz dönemde Barbaros Hayrettin Paşa gemimizle atmıştık. İkincisinin de ismini iki kardeşe eş olsun diye koyduğumuz ve son denetimini yaptığımız, artık faaliyete geçmek için gün sayan Oruç Reis gemimizle birlikte, biri Karadeniz'de, inşallah hazır olur olmaz Oruç Reis ile de bu ay içerisinde Akdeniz'de hem iki boyutlu hem üç boyutlu sismikle birlikte denizlerimizi durmadan arayacağız" diye konuştu. Albayrak, bu çalışmaları desteklemek için kendisinin de sondaj ve arama faaliyetlerini yerinde izleyeceğini dile getirerek, şunları kaydetti: "İnşallah bu ay sonu itibarıyla Akdeniz'de daha yoğun bir mesainin başlayacağı süreci takiben açıkladığımız politika çerçevesinde tedarik edeceğimiz, kendi portföyümüze katacağımız yerli arama sondaj gemisiyle Akdeniz ve Karadeniz'de çok yoğun bir stratejiyle kuyu kazmaya başlıyoruz. İnşallah, bunun neticesinde önümüzdeki yıllarda etrafımızdaki denizlerde çok daha somut ve ülkemizi sevindirecek gelişmelere hep birlikte şahit olacağız. Ne kadar ararsanız, ne kadar çalışır ve mesai ortaya koyarsanız, o kadar netice alırsınız. Oruç Reis gemisi yüzde 90'dan fazla yerlilik oranıyla, yerli firmalarımızın katma değer noktasında ortaya koyduğu emeğin ve alın terinin bir ürünü."
Milliyet

Para Girecek, Cazip Ülkeyiz
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Şimdi birileri kalkıp 'Türkiye'ye son yıllarda yurt dışından gelen parada artış var, net hata ve noksan kaleminden Türkiye'ye önemli ölçüde para giriyor' diyorlar. Girer tabii Bu ülke bir cazibe merkezi, insanlar Türkiye'ye güveniyor ve paralarını getiriyorlar" dedi. Ağbal, aldıkları tedbirlerin tıkır tıkır işlediğini belirterek, ekonomide canlanmanın başladığını söyledi. 2016'nın son çeyreğinde özellikle özel tüketim kaynaklı ekonomide bir canlanmanın görüldüğüne işaret eden Naci Ağbal, "Yatırım tarafı ivme kazanıyor. Özel sektör yatırımlarında bir artış var ve 16 Nisan'dan sonra da aldığımız tedbirler çok daha fazla derinlik kazanacak, etkisini gösterecek. 16 Nisan'dan sonra ekonomideki toparlanmanın hızlanacağını görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin ekonomik başarısını çekemeyenlerin 17-25 Aralık operasyonunu yaptığını anlatan Ağbal, şöyle devam etti: "15 Temmuz darbe girişimine rağmen Türkiye'nin büyüme oranı yüzde 2.9 oldu. Yüzde 8.2'lik büyüme ile mukayese ettiğimiz zaman 2016 yılı büyüme oranı son derece düşük ve yetersiz. Bir takım iç ve dış güçler esas müdahaleyi Türkiye ile ilgili hesabı ekonomi ile görmek üzere harekete geçtiler. Kredi derecelendirme kuruluşları ipe sapa gelmez raporlar yazmaya başladı. Oyun büyük, plan büyük, çok stratejik bir amaç var, büyüyen, güçlenen Türkiye ekonomisini tökezletmek. Bunu başaramayacaklar."
Vatan

Girişimci Kadınlara 50 Bin Tl Sermaye
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, Türkiye Vodafone Vakfı ve Türkiye Bilişim Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen "Girişimcilikte Önce Kadın Projesi" kapsamında düzenlenen "Girişimcilikte Önce Kadın Yarışması"na başvurular başladı. Yarışmaya Adana, Kayseri, Denizli, Trabzon, Gaziantep, Erzincan, Mersin, Muğla, Kocaeli ve Sivas'ta Halk Eğitim Merkezlerindeki eğitimlere katılan kadın kursiyerler başvurabilecek. Vodafone Türkiye CEO'su Colman Deegan, kazananlara 50 bin liranın üzerinde sermaye verileceğini belirtti. Deegan, Trabzon Halk Eğitim Merkezi'nde düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, toplumsal yaşamda eşitliğin sağlanmasının ve beraberinde kadın istihdamının artırılmasının 'akıllı ekonomi modeli' olarak benimsenmesi gerektiğini söyledi. Deegan, 2011 yılından bugüne gerçekleştirilen projelerle 11 binin üzerinde kadın girişimciye ulaştıklarını bildirdi. Deegan, şunları kaydetti: "Projenin ilk yılında 10 bin kadına ulaşmıştık. Yeni dönemde 10 bin kadına daha eğitim vererek toplam 20 ilde 20 bin kadına ulaşmayı hedefliyoruz."
Vatan

DÜNYA

Çalıntı Kamyonla Avm'ye Daldı
İngiltere'de 22 Mart'ta Westminster Köprüsü'nde 5 kişinin hayatına mal olan araçlı terör saldırının benzeri dün İsveç'te yaşandı. Başkent Stockholm'de, çalıntı bir kamyonun Drottninggatan caddesindeki Ahlens isimli alışveriş merkezine dalması sonucunda 4 kişi hayatını kaybederken 9'u ağır 15 kişi yaralandı. İsveç Başbakanı Stefan Löfven, olayın bir terör saldırısına işaret ettiğini ve bir kişinin gözaltına alındığını söylerken, ancak saldırganın yakalanamadığı saldırının yaşandığı alışveriş merkezinin çevresinde büyük bir panik yaşandı. İsveç polisi Stockholm'deki bütün metro ulaşımı bir süreliğine durdururken, insanlara kent merkezinden uzak durmaları yönünde uyarı yapıldı. Terör saldırısı olduğu açıklanan olayı henüz herhangi bir terör örgütü üstlenmedi. Saldırganın Spendrup bira dağıtım şirketine ait kamyonu olaydan birkaç dakika önce bir restorana bira bırakırken çaldığı ve şöförün engellemeye çalışırken hafifçe ezildiği kaydedildi. Kamyonu 80 km hızla halkın üzerine süren saldırganın, mağazanın kapısına geldiği anda atlayarak kaçtığı iddia edildi. Bu arada İsveç Kralı Brezilya gezisini yarıda keserek yurda döndü. Düzenlediği basın toplantısında dayanışma içindeki ülkelere teşekkür eden İsveç Başbakanı Löfven, "Terörizmin hedefi, demokrasinin altını oymaktır. Ama İsveç'te bu hedefe asla ulaşamayacaklar" dedi.
Milliyet

'Casusluk'tan Tutuklandı
Hatay'da Amanos Dağı eteklerine 4 Mart'ta duşen Suriye'ye ait savaş uçağının paraşutle atlayarak yaralı kurtulan pilotu 56 yaşındaki Albay Mehmet Sufhan, 'casusluk' ve 'sınır ihlali' suçlamasıyla tutuklandı. Suriye'de muhalifl erin bulunduğu İdlib'i bombalamak için Lazkiye Üssu'nden havalanan Suriye Hava Kuvvetleri'ne ait tek kişilik MİG 21 tipi savaş uçağı geçen 4 Mart'ta Yaylacık mahallesi kırsalına duşmuş, pilot Albay Mehmet Sufhan ise paraşutle atlamıştı. Altınozu ilçesi kırsalında yaralı halde bulunan, belinde kırıklar olan ve omuriliği zedelenen pilot, Hatay Devlet Hastanesi'ndeki tedavisinin ardından taburcu edildi. 3 Nisan'da Hatay'da nobetçi mahkemeye çıkartılan, 'casusluk' ve 'sınır ihlali' iddiasıyla tutuklanan Pilot Albay Sufhan'a Cumhuriyet Savcısı'nın soruşturmasının ardından dava açılacağı bildirildi.
Milliyet

Fillon'u Una Buladılar
Fransa'da merkez sağın cumhurbaşkanı adayı François Fillon, Strasbourg'te gerçekleştirdiği miting öncesi bir kişinin unlu saldırısını uğradı. Hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddiaları nedeniyle sıkıntılı bir seçim süreci geçiren Fillon, geçtiğimiz günlerdede Caen'de bir grubun tencereli protestosuna maruz kalmıştı. Fillon'a, Strasbourg'ta 2 bin 500 kişi ile gerçekleştirdiği miting öncesi üzerinde 'Gençler Fillon ile' yazılı tişört giyen bir kişi tarafından un atıldı. Eylem sonrasında basına açıklama yapan Fillon, "Acımasız saldırıların hedefindeyim. En acıklı argümanlarla benim cesaretimi kırmaya çalışıyorlar. Umarın en azından un Fransız malıdır" ifadelerini kullandı.
Vatan

Damatla Kavga Etmiş
ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz günlerde Ulusal Güvenlik Konseyi üyeliğinden çıkarttığı baş stratejisti Steve Bannon'un, uzun zamanda Başkan'ın damadı Jared Kushner'le arasının açık olduğu öne sürüldü. Beyaz Saray kaynakları, Trump'ın konseyden çıkarmasından kısa süre önce Bannon'un Kushner'le sert bir ağız dalaşına girdiğini belirtti. Bannon'un Trump'ın baş danışmanı yaptığı Kushner'i 'gerçek bir muhafazakar' olmamakla suçladığı, ayrıca Kushner'in Yahudi kökenini hedef alan hakaretlerde bulunduğu söyleniyor. Beyaz Saray çalışanları, Bannon ve Kushner'in neredeyse Trump'ın her politikasıyla ilgili tartışmaya girdiğini vurguluyor. Bannon'un Müslüman ülkelerine yönelik vize yasağı ve eski Başkan Barack Obama'nın sağlık sigortası sisteminin iptali konularına muhalefet eden Kushner'e tepki olarak Trump'ın ekibinden istifa etme tehdidinde bulunduğu da gelen haberler arasında.
Vatan

POLİTİKA
Başlangıç Olmasını Diliyorum
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD'nin Suriye'de rejime ait üssü vurmasına yönelik ilk mesajı sınırdaki Hatay'dan verdi. Erdoğan, "Esed rejiminin işlediği savaş suçlarına karşı somut adım olarak olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Yeterli mi? Yeterli görmüyorum" dedi. Adana'da da toplu açılış ve Adana Sanayi Odası'nın etkinliğinde konuşan Erdoğan özetle şunları söyledi: "İdlib, Hatay'ın neredeyse bir el uzatımı mesafesinde. Suriye rejiminin orada yaptığı vahşi katliamı gördünüz değil mi? Çocukların hunharca katledildiği bir dünyada kimsenin kendini huzur ve güvende hissetmeye hakkı yoktur. Bu yaşananların ardından herkesin bulunduğu yeri, pozisyonunu gözden geçirmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Hiç kimse işledikleri insanlık suçlarını çocuk katliamlarını, DEAŞ'la mücadele kılıfı altında gizlemeye kalkmamalıdır. Suriye'de yaşananlar DEAŞ kılıfına sığmayacak kadar açıktır, trajiktir. Rejimin, rejim tarafından desteklenen kullanılan terör örgütlerini PYD gibi YPG gibi bütün bu güçlerin gerçekleştirdikleri hoyratça saldırıların hiçbir meşruiyeti, vicdanları teslim edecek hiçbir gerekçesi kalmamıştır. Akdeniz'deki Amerikan savaş gemilerinden atılan Tomahawk füzeleriyle Suriye'nin bu hava üssü vuruldu. Esed rejiminin kimyasal ve konvansiyonel silahlarla işlediği savaş suçlarına karşı atılmış somut bir adım olarak bunu olumlu bulduğumuzu burada, Hatay'da ifade etmek istiyorum. Yeterli mi? Ben bunu da yeterli görmüyorum. Artık başka hiçbir hesap gütmeksizin sadece ve sadece mazlum Suriye halkını korumaya yönelik her alanda ciddi adımların zamanı gelmiştir. Bize göre son gelişmeler Türkiye'nin Suriye'de terörden arındırılmış güvenli bölgeler oluşturma çabasının ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Kuzey Suriye'de Türkiye'nin sınırında güvenli bölge ilan edelim. Amerika'nın İdlib saldırısına karşı ortaya koyduğu aktif tutumun bu yönde gelişmelerin adeta bir başlangıç olmasını diliyorum. Suriye'deki gelişmeleri yakından takip ediyoruz gece (dün) saat 4'ten itibaren takip ettim. Bize düşen görevin elimizdeki imkânları sonuna kadar kullanarak mazlumların yanında yer almak olduğunu biliyoruz. Türkiye tüm bu fedakârlıkları yaparken sırf kendi konforları bozulmasın diye parmaklarını sallayarak bizi tehdit edenlere yazıklar olsun. Türkiye'nin hem kendi güvenliği hem bölgenin huzuru için mücadele ettiği terör örgütlerini koruma kalkanına alanlara yazıklar olsun. HDP, PYD bunlar birbiriyle danışıklı dövüş yapıyorlar, YPG aynı şekilde. 16 Nisan Türkiye'nin işte bu çocuk katilleriyle anladıkları dilden hesaplaşmasının da yolunu açacaktır. Reyhanlı saldırısını unutmak mümkün mü? Bu mesele siyaset meselesi, siyasi parti meselesi değildir. Bu mesele şu veya bu kökenden olma, şu veya bu mezhepten olma meselesi değildir. Hatay'ı hep mezhepçilikle anıyorlar. Ben diyorum ki, 16 Nisan'da mezhebi falan hepsini bir kenara koyun. Ülkemizin birliğini, beraberliğini düşünün. Zira 'Esed şu mezheptendir, ben de o mezheptenim' diye yaklaşmayın olaylara. Bu insanlık meselesidir, insanidir. Sünnisi, Nusayrisi, Alevisi, lütfen bu ayrımların içine girmeyelim. Bırakalım o ayrımı Esed denen zalim yapsın."
Hürriyet

Türkıye Barışın Tarafı Olmalı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Türkiye'de insanların yarı açık cezaevinde yaşadığını' söyledi, son dönemlerde yargıda yaşanan gelişmeleri örnek göstererek 'Türkiye'nin Hitler dönemi Almanyası haline geldiğini' öne sürdü. Gazetelerin genel yayın yönetmenleriyle dün bir araya gelen Kılıçdaroğlu, ABD'nin kimyasal silah kullanımına misilleme olarak Suriye'ye füze saldırısı konusunda "Kimyasal silah kullananlara karşı bombalanarak geçiştirilemez; asıl faillerin bulunup cezalandırılması gerekir" dedi. Kimyasal silah kullanmanın bir insanlık suçu olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Asıl faillerin ortaya çıkarılması, yargılanması ve cezalandırılması hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Burada asıl failleri belirleyecekler; bu işin uzmanları, bağımsız otoritelerdir. Bir yeri bombalamanın ötesinde kimyasal silah üretimine karar verenlerin yargılanması gerekir. Bombalayarak bu olayı geçiştirmeyelim. Faillerin yargılanması bir daha başka kişi grup ya da devletlerin bu tür bir şeye tevessül etmemesi açısından önemli" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı'ndan Suriye'ye dönük olarak gelen sert sözler üzerine "Üzerimize düşeni yaparız" şeklindeki açıklamasının doğru bir ifade olmadığını belirten Kılıçdaroğlu; "Nedir üzerimize düşen, bir yerden talimat alındıktan sonra mı hareket edeceğiz? Ortadoğu'daki ağırlığımız büyük ölçüde kayboldu. Türkiye tarafları bir araya getirip barışı sağlamak için öne çıksaydı ağırlığımız olurdu. Biz Türkiye'nin bölgede savaşın tarafı olmasını asla istemeyiz; Türkiye'nin barışı inşa etmek için aktif rol üstlenmesi lazım" dedi. CHP Lideri, bölgede büyük güçler arasında çıkacak savaşın olumsuz etkilerini Türkiye'yi yönetenlerin tarafları itidale çağırması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye ve Irak'ta olası ek askeri operasyonlara dair açıklamalarını ise Kılıçdaroğlu şöyle değerlendirdi: "Türkiye'yi yönetenler çok şey söylüyor ama söylediklerinin hiçbirisini gerçekleştirme şansları olmuyor. Örneğin Münbiç'e gireceğiz dediler. Girdiler mi? Hayır. İzin verdiler mi? İzin de verilmedi. Rakka'ya gideceklerdi. Oldu mu, olmadı. Bir büyük gücün arkasında olup da nasıl o bölgelere gireriz; onun arayışı var ama bölgedeki iki güç de istemiyor. İki güç de Türkiye'yi dışlamış durumda." Kılıçdaroğlu, toplantı sonunda basına yaptığı açıklamada da "Suriye'de kullanılan kimyasal silahlarla ilgili olarak; kimyasal silahların kullanılması insanlığa karşı bir suçtur. Bu konuda Suriye'deki rejimin rolünün belirlenmesi hepimizin ortak görevidir" diye konuştu.
Hürriyet

'Pkk Bitecek, Rahat Nefes Alacağız'
Başbakan Binali Yıldırım, PKK, FETÖ ve DEAŞ'ın aynı merkezden, aynı yüksek akıldan emir aldıklarını ifade ederek, hiç bir terör örgütünün Türk ve Kürt kardeşliğine asla zarar veremeyeceğini vurguladı. Şırnak ve Hakkari'de halka seslenen Yıldırım, PKK'ya karşı yürüttükleri operasyonların süreceği mesajını vererek "Bu işin dönüşü yok. PKK bitecek, Türkiye rahat nefes alacak" diye konuştu. Yıldırım, dün önce Şırnak'ta ardından Hakkari'de düzenlenen toplu açılış ve temel atma töreninde konuştu. Şırnak'ın yiğit insanlarına borçlu olduklarını ifade eden Yıldırım, 15 Temmuz gecesinde Şırnak'ın da milletini, bayrağını, devletini, vatanını, cumhurbaşkanını, Meclis'i, başbakanı korumak için sokaklara döküldüğünü belirtti. 15 Temmuz gecesi Cizre'deki "105. nokta" direnişini hatırlatan Yıldırım, "Cizreliler Elçi Havaalanı'nı kapattınız, o alçakların, o teröristlerin Ankara'ya gitmesini önlediniz. Evlerinizden, köylerinizden koştunuz, havaalanında bedenlerinizi siper ettiniz. Eğer Şırnak direnmeseydi, darbeciler durdurulmasaydı, Ankara'da daha fazla kan dökeceklerdi" diye konuştu. Söz konusu memleket olduğunda nasıl kenetlenildiğini bütün dünyanın gördüğünü anlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan söylüyorum, aramıza hiçbir terör örgütü giremez. Bundan sonra aramıza kimseyi sokmayacağız. Alçak PKK terör örgütünü bir daha aramıza sokmamaya kararlı mıyız? Bizim muhabbetimizi hiç kimse bozamaz. Aramıza kimse düşmanlık tohumları ekemez. Bu topraklar bizim ortak vatanımız. O gece birileri ellerini çok ovuşturdular. Darbe olacağını ve buradan kazançlı çıkacaklarını hesapladılar. FETÖ darbe yapacak, FETO'nun kardeşleri de sevinecekti. PKK ve FETÖ ortak çalışıyorlar. Bunların ikisi de ihanet şebekesidir. Bunlar aynı gövdenin kolları. PKK, FETÖ, DEAŞ aynı merkezden, aynı yüksek akıldan emir alıyorlar. Bunlar Türkiye'nin büyümesini, güçlenmesini istemiyorlar. On binlerin huzurunda açık açık söylüyorum, bütün terör örgütlerine: Türk'ün, Kürt'ün kardeşliğine asla zarar veremeyeceksiniz."
Milliyet

'Füzelerle Layıklarını Buldular'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İdlib'te kimyasal saldırıda bulunan Esad güçlerinin ABD uçakları tarafından füze ile vurulmasını, "layıklarını buldular" sözleriyle değerlendirdi, "Hani nerede insan hakları?" diyerek tepkisiz kalan Avrupa'ya sert çıktı. Bahçeli, dün Afyohkarahisar mitinginde coşkulu kalabalığa özetle şöyle seslendi: Kerkük'te zorla, baskıyla, tehditle, cebirle asılan kirli bez parçası neyin nesidir? Barzani ve Talabani unsurları Kerkük'te ne haltlar karıştırmaktadır? Kerkük'ün sinir uçlarıyla oynanıyor, görüyoruz. Türkmenlerin hak ve tarihsel miraslarına kast ediliyor, sıkılı yumruklarımızla izliyoruz. Küresel güçlerin taşeronu olan Barzani ve Talabani çetesi; sözde Kürdistan bayrağının indirilmeyeceğini alçakça söylüyor ve de açıkça kaosa davetiye çıkarıyor. Esad'a ait savaş uçakları sınırlarımıza 65 km uzaklıkta bulunan İdlib'in Han Şeyhun ilçesine kimyasal silahla saldırmıştır. Bu insanlık dışı cinayeti Afyonkarahisar'dan lanetliyorum. Peki mazlumlar kimyasal bombalarla öldürülürken insanlık ne yapmaktadır? Birleşmiş Milletler neyle oyalanmaktadır? 16 Nisan'da yapacağımız Referandumu bulandırmaya, baltalamaya, tercihleri etkilemeye, algıları yönetmeye kalkışan Avrupa ülkeleri neyle meşguldür? Hani nerede insan hakları? Esad katil ve insanlık düşmanıdır. Bu sabaha karşı Doğu Akdeniz'den atılan 59 füzeyle Suriye'nin Şayrat Hava Üssü vurulmuştur. Masumlara alçakça saldıran, bebeklere zehirli gaz fırlatan Esad yönetimi layığını bulmuş, cevabını almıştır. İdlib'in Han Şeyhun ilçesine atılan kimyasal bombaları taşıyan uçak ve konuşlandıkları üs imha edilmiştir. Esad'ın insanlık dışı saldırı ve katliamlarına verilen füzeli karşılık olumlu ve yerindedir. Ve de Esad Suriye'nin geleceğinden sökülüp atılmalıdır.
Milliyet

SPOR

THY Euroleague'deki temsilcilerimizden Darüşşafaka Doğuş, normal sezonun son, kazanan takımın çeyrek finale yükseleceği maçta Sırp ekibi Kızılyıldız'ı 78-62 yenmeyi başardı, F.Bahçe ve Efes'in ardından adını son 8 takım arasına yazdırdı. Kısa sürede büyük işler yapmıştı Daçka. İlk Euroleague sezonunda TOP 16 oynamıştı, bunu bir adım öne taşıyarak bu sezon çeyrek finale çıktı. Bütün senenin emeği, tarihi bir başarı yakalama fırsatı tek maça kalmıştı ve Daçka da oyuna, bunun fazlasıyla bilincinde olduğunu göstererek başladı. Sezonun yıldızları Wanamaker ile Clyburn adeta 'buraya kadar getirdik, bırakmayız' dercesine oynayarak daha ilk periyotta temsilcimizin farkı 25-14 ile çift hanelere çıkarmasını sağladı. Ancak 2. çeyrekte fark 15'e çıktıktan sonra Kızılyıldız'ın savunma tuzağı, temsilcimizi her saniye biraz daha dışarıya doğru itmeye başladı. Neyse ki, devre de 43-32 tamamlandı. Kızılyıldız, 2. yarının tamamını 4 kısa oynayarak, hücumu Jenkins'in tercihlerine bırakarak geri dönmeyi başardı. Daçka'nın dış şut yüzdesinin düşmesi ve pota altını bir türlü devreye sokamaması sıkıntı yaratıp, farkın 3 sayıya kadar inmesine neden olsa da, Birkan'ın enerjisiyle yeniden takımını ayağa kaldırması, Zizic'in geç de olsa maçın içine girmeyi başarması ve Anderson'ın ortaya koyduğu tecrübe farkı nefes almamızı sağladı. Ne mutlu bize ki, 3 takımla çeyrek finaldeyiz. Ev sahibi olduğumuz Final Four'a girmek için ümitliyiz. Belki en zor eşleşme Real Madrid karşısında Daçka'nın gözüküyor ama hedefe ulaşmış olmanın rahatlığının takıma nasıl iyi geleceğini sporun içindeki herkes de çok iyi biliyor.
Milliyet
Fenerbahçe'nin şampiyonluk iddiasının çok uzakta kalması gelecek sezon yapılanmasını öne çıkardı. Sezon sonunda Fenerbahçe'den ayrılacak olan teknik direktör Advocaat, takımla ilgili genel bir değerlendirme yaptı. Hollandalı antrenörün, yönetime sunduğu değerlendirmede sarı-lacivertlilerin yeni sezonda yapması gerekenler ile önemli detaylar söz konusuydu. Takımın eksik yanları ile transfere ihtiyaç olan bölgelerle ilgili Advocaat kendi fikirlerini paylaştı. Buna göre Fenerbahçe'nin transferde ihtiyacı olduğu bölgeler şu şekilde; Takımın oyunu geriden kurabilmesi için topla çıkan, topu oyuna sokabilen ve geriden oyun kurabilen bir stoper alınması gerekiyor. Advocaat'ın devre arasında da istediği yaratıcı orta saha mutlaka yeni sezonda takıma katılmalı. Aksi takdirde bu sezon yaşanan sıkıntılar devam edecek. Hollandalı teknik adam, Jeremain Lens'in mutlaka takımda kalması gerektiğini ifade etti. Advocaat, diğer kanatın da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Tecrübeli çalıştırıcıya göre sol kanat için Jeremain Lens ayarında bir oyuncu bulunmalı. Bu bölge için devre arası Alexander Karavaev alınmış ancak istenen katkı sağlanamamıştı. Hollandalı hoca, son olarak takımın çok iyi bir golcüye sahip olması gerektiği ve yeni sezon için bu bölgeye en az iki transferin şart olduğunu ifade etti. Bu arada, 69 yaşındaki teknik adamın, yönetimle yaptığı değerlendirmede, bazı isimlerden de olumsuz bahsettiği öğrenildi. Buna göre Van der Wiel, Neustadter, İsmail Köybaşı, Salih Uçan, Ozan Tufan, Volkan Şen, Fernandao ve Emenike'nin beklentilerin altında kaldığını belirtti.
Milliyet
Zülcenah Çok taraflı, iki yanlı, iki kanatlı anlamlarına geliyor, Arapça. Osmanlı'da da özellikle kız çocuklarına isim olarak seçilmiş. Hoş bir sözcük. Tarihten çağrışımlar yaptırıyor. Ama ben sadece sözcük anlamından futbola dönek istiyorum. Evet, bu akşam Trabzon'da oynanacak maç tam anlamıyla "Zülcenah" bir mücadeleye sahne olacak. Yanisi şu: İki takım da iki kanattan oyunu çözmeye çalışacaklar. Kanatlardan etkin olan, rakibini durdurabilen takım maçı sahiplenecek. Trabzonspor'dan başlayalım: Sağ bek Pereira sık sık hücuma çıkıyor. Kazanılan topları rakip alana taşıyarak Olcay Şahan'la birlikte etkili oluyor. Solda da Mas ve Castillo. Mas çok çıkan bir oyuncu değil. Ancak isabetli paslarıyla topu Castilo'ya atarak gol girişimlerine ortak oluyor. Dört oyuncu da Trabzon'un ikinci yarıdaki dokuz haftalık "yenilgisiz" serisine büyük katkı sağladı. Beşiktaş'a bakarsak, Şenol Güneş'in yenilediği bir kanat organizasyonu var. O da Adriano'nun sol bek gibi başladığı hücum oyununda topu kazanınca çizgiden uzaklaşıp içe kaçarak bir orta saha oyuncusu gibi pozisyonu zenginleştirmesi. Hatırlayalım: Geçenlerde sağbek Gökhan Gönül'ün attığı golde asisti yapan solbek Adriano, aslında orta saha oyunculuğuna dönüşen sürpriz adamdı. Beşiktaş'ın soldan çizgiye paralel ataklarında zaman zaman stoper Tosiç de ileri çıkarak etkili oluyor. Sol kanatta oynayan Babel son maçlarda çok üstün performans gösterdi. Gol attı, asist yaptı, oyuna becerisini ve enerjisini kattı. Gökhan Gönül (Beck) ve Quaresma Beşiktaş'ın en etkili yumrukları onlar. Gökhan'ın modern bir bek oyuncusundan beklenenler konusunda tek başına örnekler verdiğini söyleyebiliriz. Milli futbolcunun hücuma katkısı övülürken savunmada özellikle kademe kusurları eleştiriliyor. Ne var ki geçen hafta Gençlerbirliği maçında harika bir kademe anlayışıyla yüzde yüz golle bitecek pozisyonu bozduğunu söylemeliyiz. Quaresma için fazla söze gerek yok. Sakin, kendine güvenli, etkili oyunu, pasları, asistleri, dripling ve çalımlarıyla o zaten gösterinin en parlak yıldızı. İki teknik direktör de maçı mutlak kazanmaya oynayacaklar. Ersun Yanal'ın hücum planlamasında fazla sıkıntı yok. Sadece şunu söyleyelim: Cezalı N'Doye olsaydı, daha rahat ederdi. N'Doye topu tutan, saklayan, orta saha oyuncularını da pozisyona ortak eden bir golcü. Bugün oynayacak Rodallega ise farklı bir santrfor. Açık alan golcüsü. Boş alan bulduğunda koşusuyla, şutlarıyla çok şey yapabilir. Sert ve kalabalık savunmalar önünde ise dış şutlarıyla etkili bir oyuncu. Trabzonpor'un asıl sıkıntısı savunmada Kendi bölgelerinden topla çıkarken, ya da orta alandan pozisyon hazırlarken top kaptırdıklarında paniğe uğruyorlar. Hazırlıksız yakalanıyor ve ağır kalıyorlar. Trabzonspor'un bu arızaya rağmen kendi sahasında çok az gol yemesi, rakip takımların beceri noksanıyla da açıklanabilir. Trabzonspor'da savunmaya yardım eden tek oyuncu Okay Yokuşlu Zaman zaman yalnız kaldığı görülüyor. Trabzonspor'un genç yıldızı Yusuf Yazıcı sol kanatta oynayarak etkili olmayı denedi, olamadı. İşte bu noktada Şenol Güneş'in Trabzonspor'u soldan oynamaya mecbur bırakacak hamleleri olabilir. Beşiktaş'ın santrforu kim olur? Sanırım Lyon maçı için Cenk'i dinlendirerek Aboubakar ile başlayacak Şenol Hoca. Cezalı Aboubakar, Lyon maçında oynayabilecek olsaydı, daha istekli ve daha etkili olabilirdi. Uğur Demirok, Durica Ya da Marcelo -Tosiç İki takımın stoperleri de güvenli ve sağlam. Orta alanlarda Yusuf, Okay, Onazi Atiba, Oğuzhan ve Talisca Sanırım Beşiktaş ağır basıyor. Her iki takımın kalecilerine de lafım yok. Klaslarını herkes biliyor. Trabzonspor kazanabilir. Gayet doğal. Akyazı'daki Şenol Güneş spor kompleksinde Şenol Güneş'in galibiyete daha yakın olduğunu söylersem kimse bana darılmasın. Bu yıl sabır maratonunu başarıyla koşan Trabzonspor camiası için de katlanılacak tek yenilgi bu olur sanırım. Kimbilir, belki de şiş ve kebabın yanmadığı bir beraberliğe tanık olabiliriz.
Milliyet

Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, Trabzonspor maçı için bir dizi uyarılarda bulundu, öğrencilerinden işi sıkı tutmalarını istedi. Güneş'in, Trabzonspor'un, özellikle ligin ikinci yarısının en etkili takımı olduğunu belirterek, "İşimiz hiç kolay değil. Zor bir deplasmana gidiyoruz. Hücum yönü güçlü bir takıma karşı mücadele edeceğiz. O yüzden kontrollü futbol oynamalıyız" diye konuştuğu bildirildi. Yeni statla birlikte artık Trabzon deplasmanlarının çok daha zor bir hale geldiğini de sözlerine ekleyen Güneş'in, "Ama şampiyon olmak istiyorsak bu tür faktörler bizi yolumuzdan geri çevirmemeli. Ligde kalan haftalarda rakiplerimizin değil, bizlerin ne yaptığı önemli. Maç maç gitmeliyiz. Henüz şampiyon değiliz. Hedefe gidebilmek için önce bu maçı kazanmalıyız" dediği öğrenildi. Trabzonspor ile oynanacak olan maçın, son derece kritik olduğunu sözlerine ekleyen deneyimli teknik adamın, "Hakemle ve rakip oyuncularla gereksiz diyaloglar yaşanmasını istemiyorum. Herkes kendi işine odaklanmalı. Takım halinde savunma ve hücum yapmalıyız. Sürekli top çevirmeliyiz. Bu maçta pas oyunu çok önemli Çünkü rakibimiz de iyi pas yapabilen bir ekip. Zayıf ve güçlü yönlerini biliyorsunuz" diye konuştuğu dile getirildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme