22 Nisan 2017 Cumartesi

22.04.2017 Genel Gündem



22.04.2017

GÜNDEM

Şırnak'ta 3 Şehit
Şırnak'ın Uludere ilçesi Andaç bölgesinde Kopki üs bölgesinin emniyetini sağlayan askerlere dün sabah PKK'lıların saldırması sonucu çatışma çıktı. Teröristlerin açtığı ilk ateşte 2 asker şehit oldu, 2 asker de yaralandı. Yaralı askerler, helikopterle Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Bestler-Dereler bölgesinde yürütülen operasyonda ise 2 asker yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan Uzman Çavuş İslam Çubuk, yapılan tüm müdahalelere rağmen şehit oldu. Şehit olan askerlerden Piyade Uzman Çavuş Davut Kayalı'nın (25) acı haberi, Gaziantep'in İslahiye ilçesine bağlı Şahmaran Mahallesi'nde yaşayan babası Şehmus ve annesi Ayşe Kayalı'ya verildi. Kayalı çifti, acı haberle gözyaşı döktü. Türk bayraklarıyla donatılan şehidin baba evi, acı haberi duyan yakınlarının akınına uğradı. Şehit Piyade Üsteğmen Muhammet İsmail Kaya'nın Ankara'da öğretmenlik yapan eşi Nuray Kaya'ya ve İstanbul'da oturan annesi ile kardeşlerine acı haber ulaştırıldı. 15 aylık Arda Yiğit isminde oğlunun olduğu öğrenilen Kaya'nın cenazesi, bugün Çankaya'daki Ahmet Akseki Camii'ndeki cenaze namazının ardından Elvanköy Mezarlığı'nda defnedilecek. 2 askeri şehit eden, 2 askeri de yaralayan 6 PKK'lı terörist düzenlenen operasyonda etkisiz hale getirildi.
Milliyet


Nato Baskı Yapıyor İddiası Doğru Değil
Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 'Milli Savunma Üniversitesi 2017-2018 Eğitim ve Öğretim Yılı Askeri Öğrenci Alımı' tanıtım toplantısı sonrasında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. "Son dönemde yurt dışındaki gazetelerde 'NATO üyesi ülkelerin Türkiye'ye yönelik bir baskı uygulaması, özellikle referandumdan sonra tüm NATO ülkelerine bir çağrı yapıldığını' görüyoruz. Gerçekten Türkiye'ye yönelik bu tür düşünceler yoğun mu, size de iletildi mi?" sorusu üzerine Bakan Işık, "NATO'da böyle bir durum da yok, böyle bir niyet de yok" ifadesini kullandı. Işık, NATO'nun hangi amaçla kurulduğunun, neleri yapacağının ve kararlarını nasıl alacağının belli olduğunu belirterek, maalesef Türkiye'nin tekrar iddia sahibi bir ülke haline gelmesinden sonra, bazı batılı politikacıların, medya organlarının ve birtakım güç merkezlerinin Türkiye'ye yönelik bir algı operasyonunun olduğunu söyledi. Işık, Türkiye'nin hiçbir dönemde diktatörlüğe ve otoriterliğe prim vermediğinin altını çizerek, "NATO'da böyle bir şeyin kesinlikle olmadığını ifade etmek isterim. NATO'nun, Türkiye en büyük ikinci ordusuna sahip çok önemli bir üyesidir. Bu noktada Türkiye'nin kendi iç meselelerini NATO'nun bir gündem maddesi yapma şansı da, yetkisi de, hakkı da yoktur. Bu bir algı operasyonudur, dikkatli olmak durumundayız" diye konuştu.
Vatan

EKONOMİ
Dolar: 3,6371-3,6426
Euro: Euro 3,8791-3,9283
Sterlin: 4,6630-4,6780
Gram Altın: 1501679-150,4388

İşsizin Fonu Patrona
İşsizlere maaş ödemesi için kurulan İşsizlik Sigortası Fonu'ndan, bu kez de aktif işgücü programlarına aktarılan kaynak artırıldı. Bu yıl işsizlik sigortası fonu hem istihdam teşviklerini, hem de aktif işgücü programlarını finanse edecek. Resmi Gazete'de dün yayımlanan kararname ile, aktif işgücü programlarına, işsizlik sigortası fonunun bir önceki yıldaki prim gelirlerinden ayrılan kaynak yüzde 30'dan yüzde 50'ye çıkarıldı. Bu programlar, işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak ve teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması beklenenlerin başka alanlara yönlendirilmesini sağlamak, istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler almak ve uygulamak, işe yerleştirme ve danışmanlık hizmetleri temin etmek gibi alanları kapsıyor. 2011 yılında yapılan yasa değişikliğiyle, "her yıl işsizlik sigortası fonunun bir önceki yıl prim gelirlerinin yüzde 30'unun bu faaliyetlere (aktif işgücü faaliyetlerine) aktarılması; oranın yüzde 50'ye çıkarılmasına ise Bakanlar Kurulu'nun yetkili olması" öngörülmüştü. Bakanlar Kurulu, 2015-2016 dönemi için de, söz konusu oranı yüzde 50'ye çıkarma hakkını kullanmıştı. Dünkü kararnameyle de, hem 2017 hem de 2018 için aktif işgücü programlarına aktarılan kaynağın, yüzde 30 yerine yüzde 50 olarak uygulanmasının yolu açıldı. Mart ayı itibariyle 106 milyar TL'lik bir büyüklüğe ulaşan işsizlik sigortası fonu, bu yıl sadece aktif işgücü programlarına değil; istihdam desteklerine de finansman sağlıyor. Bu yıl istihdam edilecek çalışanlar için işverene verilecek prim ve vergi teşviğinin toplam tutarı 12 milyar TL olacak. Bu 12 milyar TL'nin 11 milyar TL'si işsizlik sigortası fonundan karşılanacak. Bununla ilgili yasal değişiklik de, şubat ayında meclisten geçti ve yasalaştı. Böylece 2017 yılı boyunca aktif işgücü programları ve işveren destekleri için minimum 17.5 milyar TL işsizlik sigortası fonundan karşılanacak. Buna karşılık işsizlik sigortası fonundan yıl boyunca işsizlik sigortası maaşı, kısa çalışma ödeneği ve ücret garanti fonu için sadece 5 milyar 239 milyon TL'lik ödeme yapılması öngörülüyor. İşsizlik sigortası fonu, daha önce de GAP yatırımları için kullanıldı. Çıkarılan bir yasal düzenleme ile 2012 yılı sonuna kadar fondan toplam 10.8 milyar TL kaynak GAP ve diğer bölgesel gelişme projelerine aktarıldı. Yasal düzenlemeye, bu kaynağın fona geri ödeneceğine ilişkin bir hüküm de konuldu. Ancak bu hüküm şu ana kadar uygulanmadı. Henüz fona yapılacak geri ödemeler için, kamuoyuna açıklanmış bir plan da bulunmuyor.
Hürriyet

Otoriter Rejime Gerilemiyoruz
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) bahar toplantıları için Washington'da. İlk günkü toplantıların ardından Şimşek, Amerikan Ticaret Odası, TOBB ve hükümete yakın ABD merkezli düşünce kuruluşu Turkish Heritage Organization (THO) tarafından düzenlenen panelde Amerikan iş dünyasından temsilcilerle buluştu. 16 Nisan başkanlık referandumunun ardından ilk kez Batı'nın önde gelen şirketlerinin üst düzey temsilcilerinin önüne çıkan Şimşek, yeni dönemde Türkiye'nin demokrasiden kopacağına yönelik endişeleri gidermeye dönük mesajlar verdi. Şimşek konuşmasına, 'Türkiye otoriter bir rejime doğru gerilemiyor' sözleriyle başlarken "Türkiye'nin oyladığı anayasa değişikliği bir rejim değişimi değil. Türkiye hala bir demokrasi. Türkiye hâlâ laik bir devlet. Türkiye hala hukukun üstünlüğüne bağlı bir ülke ve bunlar değişmeyecek. Evet şu an ülkemizde olağanüstü hal var ama bu ülkemizin güvenliği için gerekli ve geçici bir durum. Ama Türkiye evrensel değerlere, demokrasiye, temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğüne bağlı olmayı sürdürüyor" dedi. Panelde Şimşek'i takdim eden Boeing International'ın Başkanı Marc Allen'ın Şimşek'in şahsına dönük güçlü takdir ifadeleri dikkat çekerken, "Kendisi buraların yabancısı değil. Washington'da ve uluslararası iş çevrelerinde çok iyi tanınan ve çok saygı duyulan birisi. Sizi kollarımız açık karşılıyoruz" diye konuştu. Anayasa değişikliğinin Türk siyasetinin geçmişten getirdiği yapısal sorunlara bir yanıt olarak hazırlandığını söyleyen Şimşek, şöyle devam etti: "Yeni sistem tek parti hükümetlerinin kesintisiz 5 yıl çalışabilmesine imkan tanıyacak. Her tek parti döneminde Türkiye sözlerini yerine getirmiştir. 2019'da halk kimi seçmek isterse onu seçecek. Yeni dönemde ekonomide reformlara ağırlık vereceğiz. Kapsamlı mikro reformların yanı sıra yatırım iklimini düzeltecek ve Türkiye'yi çok daha öngörülebilir bir ülke haline getirecek reformlar planlıyoruz. Emin olun ki Türkiye açısından reformların bir alternatifi yok. Hükümetimin ekonomide reform yapmaktan başka bir seçeneği yok." Şimşek, Türkiye'nin Batı ailesinin bir parçası olmaya devam ettiklerini vurgulayarak "Evet aramızda problemler var. Evet ABD ile de görüş ayrılıklarımız var, Türkiye'deki başarısız darbe girişiminin arkasındaki suç şebekesinin durumuyla ilgili farklılıklarımız var. Ancak Trump yönetimiyle yapıcı bir işbirliği içindeyiz ve ilişkilerimizi güçlendirebileceğimiz konusunda iyimseriz. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne, Avrupa Birliği'nin de Türkiye'ye ihtiyacı var. Türkiye'de yatırımınız, ofisiniz varsa korkmayın" dedi. Sadece Batı medyasının çizdiği tablolara göre hüküm verilmemesini isteyen Şimşek, şöyle dedi: "Daha fazla sorgulayın, diyalog içinde olalım ve konuşalım. İletişim kurmak için buradayız. Türkiye açısından gerçek ile algının arasındaki makas hiçbir bu kadar açılmamıştı. İnanın gerçeğin kendisi çok daha iyi. 80 milyon Türk bekliyor ve onların ABD ve Avrupa'ya açılma arzusunda bir değişiklik yok. Kapılarımız hepinize açık. Beraber çalışmak için sabırsızlanıyoruz."
Hürriyet

İşsizlik Fonu Gelirinin Yarısı 2 Yıl İstihdama
İşsizliği azaltmak ve işsizlerin meslek sahibi olmasını sağlamak amacıyla Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından gerçekleştirilecek aktif işgücü programlarına İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerinin yüzde 50'sinin aktarılmasına ilişkin uygulamaya 2017 ve 2018 yıllarında da devam edilecek. Konuyla ilgili Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Yasa uyarınca, fonun prim gelirlerinin yüzde 30'u işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmak, teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması beklenenlerin başka alanlara yönlendirilmesini sağlamak, istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler almak ve uygulamak, işe yerleştirme ve danışmanlık hizmetleri temini amacıyla kullanılabiliyor. Bakanlar Kurulu bu oranı yüzde 50'ye kadar çıkarabiliyor. İşsizlik ödeneğinden yararlanmakta olan kişilere yönelik aktif işgücü programı harcamaları ise bu sınırlamaya dahil edilmiyor. Bakanlar Kurulu bu yetkisini ilk kez 2015 yılında kullanmaya başladı. 2014 yılında fondan aktif işgücü programları için 1 milyar 359 milyon lira aktarılırken, bu rakam 2015'te 3 milyar 26 milyona, 2016 yılında da 6 milyar 469 milyon liraya tırmandı. Fondan bu yıl da en az 5 milyar lira aktarılması bekleniyor.
Haber Türk

Düğüne 'Altın' Darbesi!
Altın fiyatları dalgalanmaya devam ederken, Kapalıçarşı kuyumcuları yeni bir artış bekliyor. Bir hafta önce gram altın 153 lira ile tüm zamanların en yüksek seviyesini görürken, dün 150 liradan alıcı buldu. 250 lirayı gören çeyrek altın ise 248 liradan satıldı. 'Çeyrek'in yeniden 250 lirayı test edeceğini belirten kuyumcular, alım-satımların beklemede olduğunu ifade etti. Düğün sezonunun başlamasına rağmen talebin düşük olduğunu vurgulayan kuyumcular, bu yıl da düğün takısı olarak en fazla gram altın alındığını belirtti. Kuyumcu Nazar Özsahakyan, yüksek fiyatlar nedeniyle kimsenin 'mecbur kalmadıkça' altın almadığını anlatarak, "Düğünü varsa mecbur alıyor. O da çeyrek yerine gram altın. Artık görüntüsü de aynı. Çeyrek de satılıyor. Fakat kimse yarım ya da tam altın almıyor. Nasıl alsın, tam altın fiyatı 1000 lirayı çoktan geçti" dedi. Düğün hareketini hissetmediklerini belirten Özsahakyan, bir süre daha yüksek fiyatların oluşacağını dile getirdi. Özsahakyan, "Altın fiyatı, çıktığı rakamı tekrar görür. Küresel gelişmeler nedeniyle dünyada yeni bir artış dalgası bekleniyor" ifadelerini kullandı. Kuyumcu Murat Cem ise, altın satışlarının 14 ayar altında yok denecek kadar az olduğunu söylerken, 22 ayarda ise düğünler nedeniyle bir hareketlenme başladığını ifade etti. Cem, "Fiyat yüksek olunca düğün için gelen bile 'iner mi, çıkar mı' diye bize soruyor. Eskisi gibi büyük satış da yok. Fiyatları yüksek olunca takı satışları azaldı. İşler şu anda varla yok arasında" dedi.
Milliyet

'İşsizlik Fonu' İstihdama İlaç Olacak
Bakanlar Kurulu, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan kullanabileceği prim gelirleri oranını yüzde 30'dan yüzde 50'ye çıkardı. İşveren, özellikle nitelikli istihdamın artırılması konusunda uygulamaya olumlu bakarken, işçi kesimi ise önceki benzer fonların akıbeti nedeniyle temkinli. Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında, "4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 48'inci maddesinin 7. fıkrası ile yüzde 30 olarak belirlenen ve işgücünün istihdam edilebilirliğini artırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak ve teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması beklenenlerin başka alanlara yönlendirilmesini sağlamak, istihdamı artırıcı ve koruyucu tedbirler almak ve uygulamak, işe yerleştirme ve danışmanlık hizmetleri temin etmek, işgücü piyasasını araştırma ve planlama çalışmalarını yapmak amacıyla kullanılmasını öngören İşsizlik Sigortası Fonu bir önceki yıl prim gelirlerinin oranı, 2017 ve 2018 için yüzde 50'ye çıkarılmıştır" denildi.
Milliyet

3.50'nin Altını Görür Mü?
Uluslararası piyasalarda referandumun ardından Türk Lirası'nda yükselişin devam etmesi bekleniyor. 'TL alın' tavsiyesinde bulunduğu rapor yayınlayan Deutsche Bank'ın Londra merkezinde çalışan Gelişen Piyasalar Ekonomisti ve Döviz Stratejisti Gautam Kalani, "Yakın vadede Türk Lirası'nda artışın devam etmesini bekliyoruz. Referandumun hemen ardından TL'de fazla bir tepki görmemiştik. Son 1-2 gündür bu hareketi görüyoruz. Yakın vadede TL'deki artışın devam etme potansiyeli mevcut" açıklamasını yaptı. Referandum gibi kilit önemdeki bir sürecin geride bırakıldığını vurgulayan Kalani, "Türk lirası halen ucuz seviyede konumlanmış durumda. Önümüzdeki 3 ay içerisinde TL'nin yüzde 3-4 değer kazanabileceğine inanıyoruz" dedi. Merkezi Londra'da bulunan Oxford Economics'in kıdemli ekonomisti Nafez Zouk da referandumdan çıkan sonucun erken seçim beklentisinin azalmasına neden olduğunu belirtti. Zouk, "TL'de değer artışının devam etmesi mümkün" diye konuştu. Zouk, hükümetin 2019'a kadarki süreçte ekonomik reformlar konusunda kararlılığını ortaya koyması halinde TL'nin yıl sonuna kadar dolar karşısında 3.50 seviyesinin altını görebileceği öngörüsünde bulundu.
Vatan

DÜNYA
Fransa'da 'Kara Senaryo' Kaygısı
Fransa, mevcut konjonktürün de etkisiyle, siyasi yelpazenin aşırı solunun ve aşırı sağının yükselip ana akım partilerin eskisine oranla çok daha zorlandığı bir ortamda sandık başına gidiyor. Yeni cumhurbaşkanını belirlemek için yarın yapılacak seçimlerin ilk turunda hiç olmadığı kadar bölünmüş ve belirsizliğin son ana kadar süreceği bir tablo söz konusu. Son anketlerin, özellikle piyasalar ve Avrupa Birliği açısından, "kara senaryo" olarak değerlendirilen radikal sağcı Marine Le Pen ile radikal solcu Jean-Luc Melenchon'un ilk turu aşmasının "imkansız olmadığını" göstermesi endişeyi artırıyor. Le Pen ve Melenchon'un birlikte, 7 Mayıs'ta yapılacak ikinci tura geçmesi teoride ihtimal dışı olmasa da Cumhurbaşkanı François Hollande'ın yönetiminde bakan olarak görev yapıp istifa eden Emmanuel Macron ile Le Pen'in bir sonraki turda karşı karşıya gelmesi en olası senaryo olarak görülüyor. Gerek AB gerekse piyasalar açısından en ideal sonuç, Macron ile Cumhuriyetçilerin adayı eski Başbakan François Fillon'un ipi göğüslemesi olsa da bu denklemin gerçekleşme ihtimali oldukça güçleşmiş durumda. Hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve yargının devreye girmesiyle zayıflamasına rağmen yarıştan çekilmeyen ve ilk turu Macron ile geçeceğini düşünen Fillon'un öne çıkan özelliği, diğer adaylara oranla çok daha fazla "devlet tecrübesi" bulunması. İngiltere'nin ayrılma kararının (Brexit) şokunu henüz atlatamayan AB, olası bir "Frexit"i tetikleyecek bir sonuç çıkması ihtimali nedeniyle diken üstünde. Le Pen başından bu yana AB karşıtı ve göreve gelmesi halinde AB üyeliğini referanduma götürme taahhüdü altına girdi. Jean-Luc Melenchon da "Avrupa'yı ya değiştiririz ya da terk ederiz" söylemini benimsemiş durumda. İlk turun favori adayları olarak görülen Le Pen ve Macron'un tam zıtlık içinde olduğu konuların başını AB çekiyor. Le Pen, ulusal sınırların güçlendirilmesini isterken Macron, AB'nin dış sınırlarının güçlendirilmesiyle terörizmle daha iyi mücadele edileceği görüşünde. Marine Le Pen, Euro'dan vazgeçilmesinden yanayken Emmanuel Macron, Avrupa Birliği ortak pazarının Fransa'nın refahı için ana unsur olduğu görüşünde.
Hürriyet

Seçime Deaş Gölgesi
Fransa'da yarın yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi birinci turu öncesi DEAŞ'ın düzenlediği terör saldırısının etkisi merak ediliyor. 11 adayın yarıştığı, bunlardan dördünün yarışı soluk soluğa götürdüğü kampanya, önceki gün başkent Paris'in gözbebeği Champ Elysee Bulvarı üzerindeki Türkiye Turizm Ofisi'nin hemen karşısında bir DEAŞ militanı tarafından düzenlenen silahlı saldırının 4 aday arasında birkaç puan farkla süren yarışı etkileyip etkilemeyeceği yarın belli olacak. Kamuoyu araştırma şirketi Harris Interactive tarafından terör olayı öncesinde yapılan son anket, merkez eğilimli politikacı Emmanuel Macron ile aşırı sağcı Marine Le Pen'in ilk iki sırayı alacağını gösterdi. Anket Macron'un oyların yüzde 24.5'ini, Le Pen'in ise oyların yüzde 21'ini alacağını gösteriyordu. Merkez sağın ortak adayı François Fillon ile solcu aday Jean-Luc Melenchon ise yüzde 19 desteğe sahip. Hafta sonunda yayımlanan bir anket Macron ile Le Pen'in yüzde 22 desteğe sahip olduğunu ancak Fillon'un yüzde 21 ile hemen arkalarında bulunduğunu gösteriyordu. Fransız siyasi uzmanlar, terör saldırısının, cihatçı teröre ve göçmenlere karşı katı önlemleri savunan Le Pen'e desteğini artırabileceğini ancak bu etkinin sınırlı kalacağını belirtiyor. Fransa seçim sistemine göre ilk turda en çok oyu alan iki aday, 7 Mayıs'taki ikinci tura kalacak.
Haber Türk

Gurbetçiye Çifte Pasaport Baskısı
16 Nisan referandumu öncesi Türk politikacıların ülkede miting yapmasını engelleyen Almanya yönetimi, bu ülkedeki Türk vatandaşların ezici çoğunluğunun "Evet" oyu kullanması üzerine nefret saldırıları ve ayrımcı söyleme yöneldi. Referandumda yüzde 63.05 oranında "Evet" oyu kullanan Almanya'daki Türk vatandaşların, 'çifte pasaportunun iptal edilmesi' yönünde bir kampanya yürütülüyor. İlk olarak aşırı sağcı, Müslüman ve göçmen karşıtı Almanya için Alternatif (AFD) Partisi'nin ortaya attığı bu görüşe, Alman Devlet Televizyonu ARD'den de destek geldi. Referandum öncesinde yayınladığı "Almanya'da Trend" anketinde Almanların büyük bölümünün Türk siyasetçilerin bu ülkede miting yapmasına karşı olduğunu iddia eden ARD, dün benzeri bir anket yayınlayarak Almanların büyük bölümünün Almanya'daki Türklerin çifte pasaport sahip olmasına ve Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) müzakerelerinin sürmesine karşı olduğunu görüşünü savundu. Ankete göre Almanların yüzde 58'i çifte vatandaşlığa karşı çıkıyor. Ayrıca katılımcıların üçte ikisi Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin kesilmesinden yana görüş bildirdi.
Haber Türk

'Emrin Olur Başkan'
Mısır'da 2013'teki askeri darbenin ardından Devlet Başkanı Abdulfettah el Sisi'nin yabancı destekli sivil toplum kuruluşlarına karşı başlattığı kampanya kapsamında tutuklanan ABD vatandaşı Aya Hicazi, Başkan Donald Trump'ın araya girmesiyle serbest bırakıldı. Hicazi, eşi Muhammed Hasaneyn ve 4 yardım gorevlisiyle birlikte, 1 Mayıs 2014'te, Kahire'deki sokak cocuklarına yardım icin kurulan Beladi Vakfı'nın başkent Kahire'deki ofisine duzenlenen baskında tutuklanmıştı. Hicazi ve beraberindekiler, cocuk tacizi ve cocuk ticaretiyle suclansalar da, 3 yıldır mahkemeye cıkarılmadan hapis tutuluyorlardı. Hicazi ve eşinin tutukluluk hali, eski başkan Barack Obama doneminden bu yana Washington-Kahire hattında gerilime neden olmuştu. 2013'teki askeri darbe sonrasında yaşanan insan hakları ihlalleri nedeniyle Sisi yonetimine tavır alan Başkan Obama, aracılar vasıtasıyla Hicazi'nin serbest bırakılması icin girişimlerde bulunsa da başarısız olmuştu. Başkan Trump, konuya ilişkin yardımcıları tarafından bilgilendirildiğinde, "Haydi onu eve getirelim" şeklindeki sozleriyle Hicazi'nin serbest bırakılması icin duğmeye basmış oldu. Savunma Bakanı Jim Mattis ve Ulusal Guvenlik Danışman Yardımcısı Dina Powell, 3 Nisan'da Beyaz Saray'ı ziyaret eden Mısır Devlet Başkanı Sisi'yle bir araya gelerek, Hicazi'nin durumunu goruştu. Talebe olumlu yanıt veren Mısırlı yetkililer, Hicazi'nin derhal mahkemeye cıkarılacağı ve serbest bırakılacağı konusunda ABD tarafına teminat verdi. Hafta icinde Kahire Mahkemesi'nce serbest bırakılan Hicazi ve eşi Hasaneyn, Başkan Trump'ın kendileri icin gonderdiği ucakla, onceki gun başkent Washington'daki Andrews Hava Ussu'ne getirildi. Trump'ın cifte yolda eşlik etmesi Powell'ın yanı sıra askeri yardımcısı Hava Binbaşı Wes Spurlock'u da gorevlendirdiği acıklandı. Askeri ve mali yardım Hicazi'nin durumu Sisi'nin ziyareti sırasında medya onunde konuşulmamış, hatta Başkan Trump'ın Mısır'daki insan hakları ihlallerine hic değinmemesi, yerel kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu. Trump, selefi Obama'nın aksine Kahire yonetimiyle eskiden olduğu gibi yakın ilişki kuracağı sinyalini goreve geldiği donemde vermişti. Washington'un Mısır'a yaptığı askeri yardımı kesmemesi ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) Kahire'ye 12 milyar dolarlık krediyi onaylaması da, bu politika değişikliğinin en acık gostergeleri olarak yorumlanıyor.
Vatan

4 Dakika Kala İnfaz Edildi
ABD'nin Arkansas eyaletinde cinayet suçundan idama mahkum edilen Ledell Lee adlı mahkum, cezasının zaman aşımına uğramasına 4 dakika kala idam edildi. 51 yaşındaki Lee, 1993'te Debra Reese adlı kadını öldürme suçundan idama mahkum edilmişti. Eyalet yetkilileri, zehirli iğne infazlarında kullanılan ilaçların son kullanma sürelerinin Nisan ayı sonunda dolacak olması nedeniyle, Lee'nin de aralarında olduğu 8 idam mahkumunun cezalarının infazını birkaç gün içerisinde gerçekleştirme kararı almıştı. Ancak yerel mahkeme, mahkumlardan ikisinin infazlarını son dakika kararıyla durdurmuştu. İlaç firmaları, son yıllarda büyük tartışma konusu olan zehirli iğneyle yapılan infazlar için cezaevlerine ilaç tedarik etmeyeceklerini açıklamıştı. Eyalet yetkilileri de, ellerindeki ilaçları kullanabilmek için 12 yıldır uygulanmayan idam cezalarını bir an önce gerçekleştirmek istiyordu. Zehirli iğne infazlarında kullanılan ilaçların etken maddesi olan 'midazolam' yıllardır ABD'de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Zehirli iğnenin birkaç dakika içinde mahkumu öldüreceği varsayılıyordu, ancak son yıllarda birçok infaz vakasında ilacın beklenen etkiyi göstermediği ve mahkumların dakikalarca can çekiştiği ortaya çıkmıştı.
Vatan

POLİTİKA
Başbakan: Milletin Kararı Üzerine Mahkeme Karar İhdas Edemez
Başbakan Binali Yıldırım, referandum sonuçlarına itirazlara ilişkin "Milletin kararının üzerine hiçbir mahkeme karar ihdas edemez. YSK'nın kararları kesindir" dedi. Yıldırım, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın "Maç henüz bitmedi" çıkışına ise "Yenilen pehlivan güreşe doymaz. Anamuhalefet partisinde kim en son sözü söylüyor anlamış değilim" yanıtını verdi. Başbakan, dün gazetecilerin soruları üzerine şunları söyledi: "(CHP'nin Danıştay'a başvurusu) Millete gittik. Kararı millet verdi. Milletin kararını mahkemelerde şikâyetle düzeltmek demokrasinin bir yolu değildir. Ama tabii yalnızca CHP değil herkes itiraz hakkını kullanma durumundadır. Kullanmak isterse diyecek bir şeyimiz yoktur. Ama millet sözünü söylemiştir. Yüzde 51.4, 25 milyon 200 bine yakın vatandaşımız 'evet' vermiş, 23 milyon civarında vatandaşımız da 'hayır' demiştir. Milletin iradesine, kararına rıza göstermemek demokrasiye gerektiği kadar inanmamak anlamına gelir. Çözümü başka mecralarda, yerlerde aramak anlamına gelir. Bunlar beyhude gayretlerdir. Milletin zamanını daha fazla israf etmenin bir manası yoktur. YSK yapılan her seçimle ilgili itirazları karara bağlar ve mesele biter. Seçimler konusunda YSK'nın verdiği karar kesindir. Bunun üzerine herhangi bir yargı yolu yoktur. Ama buna rağmen gidebilirler mi? Gayet tabii gidebilirler. Neticede milletin kararının üzerine hiçbir mahkeme karar ihdas edemez. (CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın açıklamaları) Yenilen pehlivan güreşe doymaz. Onlar eğer böyle bir yol benimsiyorsa bu demokratik bir yol değildir. Milletin kararını sindirememek, içselleştirmemek anlamına gelir. Bu da anamuhalefet partisine yakışmaz. Anamuhalefet partisinde kim en son sözü söylüyor onu da anlamış değilim. Bugünlerde anamuhalefet partisinde herkes ayrı bir telden çalıyor. Tam bir kakafoni hâkim. (AK Parti Genel Kurulu) Kongre süreci devam ediyor. Partimizin yetkili kurulları kongre takvimiyle ilgili çalışmaları başlatmıştır. Bundan sonra da ne karar verilecekse ona göre icra edilecektir. (Terör operasyonları) Ülkemizin hem içeride hem dışarıda birliğine, beraberliğine kast eden bütün terör örgütleriyle amansız mücadelesi devam ediyor. Bölgede birkaç gün önce başlatılan operasyonlarda bugüne kadar 30 civarında terörist etkisiz hale getirildi. Çukurca'da saha taramaları esnasında iki askerimiz, üsteğmenimiz şehit edildi ve karşılığı hemen verildi, gereken yapıldı. Oradaki terör yuvaları darmadağın edildi. Bu mücadele devam edecek. Türkiye'nin sınırlarının dışında da tehdit var olduğu müddetçe bu tehdit kimden gelirse gelsin Türkiye gereken karşılığı verir. (ABD'nin Suriye operasyonlarında Türkiye'nin durumu) ABD ile DEAŞ'a karşı mücadelede tavrımız açık ve nettir. Nasıl işbirliği yapacağımız her seviyede kendilerine aktarılmıştır. Bu şartlar altında karar bizim değil, karar ABD'nin kararı olacaktır. Cumhurbaşkanımız 16-17 Mayıs gibi Trump (ABD Başkanı) ile kapsamlı görüşme yapacak ve ona göre hareket edilecektir. Şu esnada varsayımları esas alarak bir kanaat oluşturmak yanlış olur. Yanlış olmayan tek şey, Türkiye'ye içeride ve dışarıda zarar verecek kim varsa arkasında kimin olduğuna bakmadan gereğinin yapılacağıdır."
Hürriyet
Erdoğan'ın Yoğun Diplomasi Trafiği
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mayıs ayında yoğun bir diplomasi trafiğine girecek. Dünya liderleri ile bir araya gelecek olan Erdoğan, bu kapsamda sırasıyla Hindistan, Rusya, Çin, ABD ve Brüksel'de temaslarda bulunacak. Erdoğan, ilk olarak 30 Nisan'da "Türkiye-Hindistan İş Forumu"- na katılacak. Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk kez Hindistan'a gidecek Erdoğan'ın ziyareti kapsamında Hindistan Cumhurbaşkanı Pranab Mukherjee ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hamid Ansari, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile görüşmesi bekleniyor. Görüşmelerde terörizmle mücadele, ekonomik ve ticari iş birliğinin arttırılması, FETÖ'nün Hindistan'daki yapılanması, Hindistan'ın Nükleer Tedarikçiler Grubu (NSG) üyeliğine yönelik destek araması gibi konuların gündeme gelmesi öngörülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Mayıs'ta Karadeniz kıyısındaki Soçi'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelecek. Görüşmede, öncelikle Suriye'deki gelişmelerin ele alınması planlanıyor. Görüşmede, Türkiye ve Rusya'nın ekonomik ilişkileri de masaya yatırılacak. İki lider, en son 10 Mart'ta Moskova'da bir araya gelmişti. Erdoğan, Soçi sonrasında 14-15 Mayıs'ta Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenecek "Kuşak ve Yol" forumuna katılacak. Zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Putin, Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, Pakistan Başbakanı Navaz Şerif ve Endonezya Devlet Başkanı Jokovi Widodo'nun da aralarında bulunduğu 28 ülke lideri katılacak. Toplantılarda tarihi İpek Yolu'nun yeniden canlandırılmasını öngören proje kapsamında ekonomi, ticaret, finans, teknoloji, kültür, eğitim, enerji ve altyapı başta olmak üzere birçok alanda uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi konularının masaya yatırılması bekleniyor.
Milliyet
Chp İkinci Adımı Danıştay'da Attı
CHP, YSK'nın referandum günü aldığı, mühürsüz oy pusulalarının geçerli kabul edilmesine yönelik kararın "idari işlem" kabul edilerek iptali, bu karar verilinceye kadar da kesin seçim sonuçlarının açıklamaması istemiyle Danıştay'a başvurdu. Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) referandumun tam kanunsuzluk nedeniyle iptali istemiyle yaptığı başvuru reddedilen CHP, böylece alınan kararı iptal ettirerek referandumun iptali yolunu açmaya yönelik adım attı. CHP'nin bu başvurunun yanı sıra Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) seçeneklerini de tartıştığı, yüksek ihtimalle önce Anayasa Mahkemesi, mahkemeden karar çıkmaması durumunda da AİHM'ye YSK kararlarını taşıyacağı öğrenildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan dün yaptığı yazılı açıklamada, halk oylaması sonuçlarına yönelik itirazlara ilişkin hukuki aşamaların sonuçlanmasına kadar, YSK'nın sonuçları kesinleştirmesi işleminin yürütmesinin durdurulması ve YSK'nın mühürsüz oy pusulalarının geçerli kabul edilmesine ilişkin işleminin iptali talebiyle Danıştay'da dava açtıklarını bildirdi. Tezcan, "İster 'hayır' ister 'evet' demiş olsun oy kullanan 49 milyon vatandaşımızın hakkını korumak için hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğiz" dedi. Genel Merkez adına iptal başvurusunu yapan eski CHP Konya Milletvekili, avukat Atilla Kart, şu açıklamalarda bulundu: "YSK, seçimlerin genel yönetim ve denetimi ile sorumludur. Oy kullanımı bitmiştir, tasnif yapılmıştır, o aşamada ilçe ve iller üzerinden gelen talepler hakkında YSK, bir yargı organı gibi değerlendirme yapıp karar vermiştir. Yasa koyucu, mühür basılmış oy, mühürsüz oy, geçerli oy, geçersiz oy ayrımını paragraflarla izah etmiş. Çünkü, olayın esası seçimin sıhhatini ilgilendiriyor. Orada seçmen iradesinin serbest bir şekilde teşekkül etmesini amaçlıyor. Bütün bu işlemler, idari işlemlerdir ve idari işlemler tamamıyla yargı denetimine tabidir. Bu değerlendirmeyle, YSK'nın oylama devam ederken saat 16.10 civarında tüm sandık kurullarına, il ve ilçe seçim kurullarına ulaştırdığı 560 sayılı idari işlemine yönelik olarak Danıştay nezdinde davamızı açtık. Olay o kadar açıktır. Burada tam kanunsuzluk hali söz konusu. Yok hükmünde olan bir idari işlemden söz ediyorum. İnanıyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki anayasal kurumların büyük ölçüde işlevini kaybetmesine, siyasal iktidar eliyle kuşatılmış olmasına rağmen, halen temel gerçekleri tespit edebilecek yargı mercilerinin olduğuna inanıyoruz. O yargı mercilerinin de Türkiye'nin barışına, demokrasisine sahip çıkma sorumluluğu olduğuna inanıyoruz.
Milliyet
SPOR
THY Euroleague çeyrek final serisinin 2. maçında Olimpiakos'u 73-71 yenmeyi başaran Anadolu Efes, çeyrek final serisini 1-1'e getirdi, büyük avantaj elde etti. Temsilcimiz İstanbul'da üst üste iki kez oynayacağı maçları kazanması durumunda adını Final Four'a yazdıracak. Aslında ilk maçta da benzerini yapabilirdi Efes, Olimpiakos'tan çok fazla eksiği olmadığı ortadaydı, ama hiç savaşmadı. Saha içinde kavgaya girmedi, rakibin sertliğine karşı hemen teslim bayrağı çekti. Dün ise çok farklıydı görüntü. Perasovic, maça Doğuş ile başlayarak, bu kez takım halinde sert olacakları mesajını verdi . Kaptan da Spanoulis ' e karşı baskısını ilk dakikadan itibaren hissettirdi. Bu görevi sonra sırasıyla Paul ve Granger üstlendi. İlk yarıda attığı 5 üçlüğün en az 3 tanesi mucizeviydi Spanoulis'in ama ona bu çok da rahatsız edici değildi. Çünkü ilk yarıda 9 üçlük bulan ev sahibi potaya gidemiyordu ve o şutların her zaman girmeyeceği de belliydi. Efes için sıkıntı, hücumda dışarıdan skor üretecek bir elin bulunamamasıydı. Bu sorunu da ikinci yarıda Honeycutt ile çözdü temsilcimiz son çeyreğin başında öne de geçti ama bir kez daha kontrolü rakibine verdi. İşte o anda, fark 7 sayıya çıkmışken verilecek reaksiyon önemliydi. Maça 6'da 0 ile başlayan ikili Heurtel ile Granger'ın attığı üçlükler, Olimpiakos karşısında özellikle ikinci yarıda yapılan savunmanın ödülü gibiydi. Maçın önemli bir bölümünde Perasovic'in iki 5 numarası Dunston ile Kirk'ü yan yana kullanması da, potayı savunmanın her şeyden önemli olduğunu gösterdi. Bu hamleyi tek bozan isim Printzeis olsa da, kısaları potaya gönderememek Olimpiakos'un düzenini alt üst etti, Fenerbahçe'den sonra Efes de Yunanistan'dan büyük avantajla dönmeyi bildi.
Milliyet

Eczacıbaşı'nın iki tecrübeli sporcusu Maja Ognjenovic ve ABDli Jordan Larson, Final Four öncesinde Milliyet'e konuştu. Sırp Ognjenovic, kupaya ulaşan taraf olacaklarına inandıklarını söyledi, "Final fouru büyük heyecanla bekliyoruz. Bu benim ikinci 'final four'um olacak, bireysel olarak da heyecanlıyım. Performansımız sezon içinde günden güne arttı. Şimdi Vakıfbank karşısında en iyi oyunumuzu göstermeye hazırız ve bu finale çıkmamız için yeterli" dedi. Rakiplerini yakından tanıdıklarını belirten Sırp voleybolcu, "Vakıfbank'a saygı duyuyoruz. Çok güçlü bir takım. Şu an iki takım aşağı yukarı aynı seviyede. Onlar da bizim gibi ligdeki yarı finalde yenildiler. Kazanma isteği fazla olan ve maça iyi konsantre olan taraf kazanır. Eczacı'nın gerekli tecrübesi, enerjisi ve takım ruhu var. Dolayısıyla kupayı alabiliriz" diye konuştu. Tecrübeli isim şöyle devam etti: "Eczacıbaşı-Vakıfbank eşleşmesi için erken final diyebilirim. Conegliano ve Dinamo da saygı duyduğum ekipler ancak dürüst olmak gerekirse en güçlü iki takım bence Eczacıbaşı ve Vakıfbank. Ne yazık ki CEV kuralları gereği iki takım yarı finalde eşleşti. Aslında her iki Türk takımı da finale çıkmayı hak ediyor." Eczacıbaşılı isim, "Türkiye'deki maçlardan farklı bir havası olacak bu maçın. Şampiyonlar Ligi 'final four'u tamamen farklı. Türkiye dışında oynayacağız. Farklı salon, farklı bir atmosfer olacak. Bu bizim için bir dezavantaj olmayacaktır. Elimizden geleni yapıp Vakıfbank'ı geçmek için mücadele edeceğiz" şeklinde konuştu.
Milliyet

Spor Toto Süper Lig'de hedefleri açısından yoluna ilerlemek isteyen Fenerbahçe'de, Galatasaray derbisinin hazırlıkları sürüyor. Sarı-lacivertliler, derbi maçın taktik planını büyük ölçüde yaptı. İşte Dirk Advocaat'ın sahaya koyacağı derbide uygulamaya çalışacağı plan: Dirk Advocaat, takımından hızlı oyun istedi. Orta sahanın mümkün olduğunca çabuk geçilmesi gerektiği ifade edildi. Hollandalı hoca, en hızlı şekilde topun rakip yarı sahaya taşınması gerektiğini vurguladı. Hollandalı çalıştırıcı, rakiplerinin baskı yapacağını tahmin ediyor. Bu nedenle topun ayakta fazla kalmaması gerekiyor. Özellikle savunma ve orta sahada. Olası top kayıpları sarı kırmızılı takım için atak şansı verecek. Advocaat, Galatasaray savunmasını öne çekmek istiyor. Orta sahaya kadar rakip savunmanın çekilmesi durumunda savunma arkasında ciddi boşluklar bulunacak. Tecrübeli hoca, işte tam bu anlarda hızlı hücum ve ani çıkışlarla sonuca gitmeyi planlıyor. Hollandalı çalıştırıcı ayrıca Lens, Alper Potuk gibi isimlere bu boşlukları etkili şekilde değerlendirmeleri talimatını verdi. Adam eksiltme özellikleri olduğu için bu iki futbolcunun pozisyonlarda insiyatif alıp gerektiğinde rakip savunmayı zorlamasını ve kaleye yönelmelerini istedi. Sarı-lacivertliler orta sahada sarı-kırmızılıların pas trafiğini kesmeye çalışacak. Bunun için de Mehmet Topal ve Souza'ya görev düşüyor. İkili burada rakibin organize olmasını engellemeye çalışacak. Souza ve Topal'ın orta sahada pas organizasyonuna katılmaları da isteniyor.
Milliyet
UEFA Avrupa Ligin'nde, Olimpik Lyon'u 2-1 yenmesine rağmen, Fransız rakibine penaltılarla elenen Beşiktaş'ta, Başkan Fikret Orman, "şerefimizle elendik" yorumunu yaptı. Karşılaşmanın ardından çok üzgün olan ve yönetici arkadaşlarıyla maçı mercek altına alan Orman'ın, "Hem Şampiyonlar Ligi hem de UEFA Avrupa Ligi'nde çok iyi mücadele ettik. Futbolumuzla Avrupa kupalarına renk kattık. Penaltılarla elendik. Maalesef şans onlardan yanaydı. Bir gün Beşiktaş, Avrupa'dan kupayla dönecek ama bu turu geçebilseydik, kupaya çok yakın olacaktık" diye konuştuğu öğrenildi. Tüm Türkiye'yi, Avrupa'da çok iyi temsil ettiklerini de sözlerine ekleyen Fikret Orman'ın ayrıca "Ülkemize puan ve prestij anlamında katkılar sağladık. Elensek bile bizim Avrupa hedeflerimiz asla bitmez. Bir dahaki sezon, bu başarıyı daha da ileriye taşımalıyız. Kadroyu çok fazla bozmadan bir kaç takviyeyle daha da güçlü hale getireceğiz. Şimdi tek hedefimiz lig şampiyonluğu. Allah'ın izniyle sezonu yine geçen sene olduğu gibi şampiyon olarak tamamlayacağız" ifadelerini kullandığı bildirildi. Taraftar hakkında da durum değerlendirmesi yapan Orman'ın, "Bu geceki taraftarımızla da gurur duyuyorum. Sadece futbol takımı değil, tribünler de kendi büyüklüğüne yakışır maç seyretti. Olay çıkacak diye bir korkum da yoktu. Misafirlerimiz herhalde boşuna çekindiklerini görmüştür. Bir an önce UEFA'nın bizimle ilgili verdiği kararların savunmasını da hazırlamamız lazım. Ortada bir haksızlık var ve bunu hemen çözüme kavuşturmalıyız" dediği kaydedildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme