26 Nisan 2017 Çarşamba

26.04.2017 Genel Gündem



26.04.2017
GÜNDEM

'Dink Vurulurken Fetö Kayıttaydı'
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Gökalp Kökçü tarafından hazırlanan Hrant Dink suikastine yönelik 3. iddianamenin detayları belli oldu. Aralarında Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü lideri Fetullah Gülen, firari savcı Zekeriya Öz'ün de bulunduğu 51 şüpheli için hazırlanan iddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne birleştirilme talebiyle gönderildi. İddianamede, İstanbul Jandarma İstihbarat Bölücü Faaliyetler İstihbarat Tim Komutanı olan ve "Fetullahçı Terör Örgütü'nün altın çocuğu olarak nitelendirilen "Yüzbaşı Muharrem Demirkale'nin Trabzon Jandarma İstihbaratı'ndan Ogün Samast'ın cinayeti işlemek için 18 Ocak'ta İstanbul'a geldiği bilgisini aldığı, İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerini koordine ettiği belirtildi. İddinamede Muharrem Demirkale'nin emri altında bulunan şüpheliler Yavuz Karakaya, Bekir Yokuş, Emre Cingöz, Ecevit Emir, Hacı Şefik Şimşek ve Eyüp Temel'in cinayet mahalli ve çevresinde Samast ve Dink'i izlerken tespit edilemeyen başka hatlar ya da istihbari iletişim cihazları kullandıkları kaydedildi. Samast'ın 20 Ocak 2007'de Samsun Otogarı'nda yakalandıktan sonra, ciayet anına ve öncesine ait bazı görüntülerin izletildiği anlatıldı. Samast'a görüntüleri izleten şahsın Samsun İl Jandarma Komutanlığı Şube Müdürü şüpheli Murat Bayrak olduğunun tespit edildiği belirtilen iddianamede, "Görevli şüpheliler Yavuz Karakaya ve Bekir Yokuş tarafından istihbarat fiziki takip kameralarıyla Ogün Samast'ı bulunduğu yere göre caddenin karşısından kameraya aldıkları, cinayet öncesi, sırasında ve sonrası istihbarat teknikleriyle Ogün Samast'ı ve tüm süreci FETÖ / PDY silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullanmak üzere kayıt altına aldıkları" ifadesine yer verildi. İdianamede örgüt mensubu olduğu gerekçesiyle hakkında yakalama kararı bulunan Adem Yavuz Arslan'ın, örgüt mensuplarının organizasyonunda işlenen Dink cinayetini FETÖ'cülerden uzak tutmak ve perdelemek için "Bi' Ermeni var Hrant Dink Operasyonlarının Şifreleri", isimli kitapları, gazeteci Nazlı Ilıcak'ın "Her Taşın Altında The Cemaat mi Var?" adlı kitabın da cinayetin FETÖ bağlantısını karartmak, perdelemek için algı operasyonunun bir parçası olarak örgütsel faaliyet kapsamında yazıldığı vurgulandı.
Milliyet


Suriye Ve Sincar'a Eşzamanlı Harekât
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), terör örgütü PKK'nın "ikinci Kandil" haline getirmeye çalıştığı Irak'ın Sincar bölgesiyle Suriye'nin kuzeydoğusunda yer alan ve Sincar'a geçiş açısından kritik önemde bulunan PKK'nın Suriye uzantısı PYD'nin Karaçok Dağı bölgesindeki hedeflerini eşzamanlı olarak vurdu. Türk savaş uçakları tarafından gece yarısı 02.00'de gerçekleştirilen ve dünyaya "kararlılık" mesajı verilen operasyonun, Fırat Kalkanı'nın ardından Türkiye'nin bölgedeki ikinci önemli hamlesinin ilk adımı olduğu yorumlandı. Suriye'nin kuzeyinde oluşturulması planlanan Kürt koridorunun, Irak'ta Sincar bölgesindeki PKK varlığı ile birbirine bağlanması planlanmıştı. Türkiye, 26 Ağustos 2016'da başlatılan ve 29 Mart'ta sona eren Fırat Kalkanı harekâtıyla Cerablus-Azez ve El Bab hattında denetimi sağlayarak kantonların Afrin ile birleşmesini engelledi. TSK, daha önce Suriye'nin kuzeydoğusu ve Sincar bölgelerinin karşısına düşen Silopi ve Cizre sınır hattında birlikleri takviye ederek askeri hazırlıkları yapmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere daha önce yetkililer, Sincar'ın PKK için "ikinci Kandil" olmasına izin verilmeyeceğini açıklamışlardı. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal pazar akşamı Meclis'teki 23 Nisan resepsiyonunda, "Sincar'ın ikinci Kandil olmasına izin vermeyeceğiz. Sincar'a yönelik planlarımız var" açıklamasını yaptı. Kara operasyonu için seçenekli planlar oluşturulurken Türk savaş uçakları, pazartesiyi salıya bağlayan gece Sincar bölgesine ilk kez hava harekâtı düzenledi. Harekât, 30'a yakın savaş uçağı ile yapıldı. Hava harekâtı ile Irak'taki Sincar bölgesinin yanı sıra Suriye'nin kuzeydoğusundaki Karaçok Dağı bölgesindeki terör hedefleri de eşzamanlı olarak havadan vuruldu. Böylece PKK'nın Suriye ve Irak kollarının birbirine bağlanmayı planladığı hattaki iki önemli hedef de vurulmuş oldu. Hava harekâtlarının, Çanakkale Kara Savaşları'nın yıldönümüne denk getirilmesi dikkat çekti. Hava harekâtı ile Türkiye'nin, Irak ve Suriye kuzeyinde bir terör hattı oluşumuna karşı kararlı olduğu ve sahada gücünü kullanacağının mesajının verildiği yorumları yapıldı.
Milliyet

Olağan Döneme Dönme Mesajı
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, olağanüstü hâl KHK'larına karşı dava açılamayacağı kuralının, "hukuk devletini, tüm kurum ve kurallarıyla tesis etmede yetersiz" olduğunu, ancak bu değişinceye kadar mevcut anayasal sınırların herkesi bağladığını söyledi. TBMM'den geçen OHAL KHK'larının esas incelemesinin yapıldığını kaydeden Arslan, OHAL tutuklamaları konusunda yakın zamanda ilke kararı verileceğini kaydetti. Arslan'ın sözleri, mühürsüz pusulaları geçerli kabul eden Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararına karşı Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyi düşünen CHP'ye de bir mesaj olarak yorumlandı. Anayasa Mahkemesi'nin 55. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda tören düzenlendi. Törende konuşan Arslan, 2016'daki kuruluş yıl dönümünün ardından Türkiye'nin 15 Temmuz darbe girişimi ve 16 Nisan halkoylaması gibi iki önemli olay yaşadığını hatırlattı. Darbe teşebbüsünün başarılı olamadığını ve Türk demokrasisinin önemli bir sınavı başarıyla geçtiğini belirten Arslan, yüzde 85'i aşan bir katılımla gerçekleşen referandumun da demokrasi açısından başlı başına bir kazanım olduğunu belirterek "Bu vesileyle halkoylamasının ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi. Anayasaya göre Türkiye'nin kuvvetler ayrılığına ve insan haklarına dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan Arslan, adaletin önemi ve işlevi konusunda Aristo, Nizamülmülk ve Sultan II. Abdülhamid'in sözlerine yer verdi. Demokrasilerde devlete düşen görevin, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmek, bunların etkili şekilde kullanılmasını sağlayacak tedbirleri almak, bu özgürlüklerin en geniş şekilde kullanılabileceği güvenli bir ortamı sağlamak olduğuna vurgu yapan Arslan, "Güvenliğin olmadığı bir ortamda bireylerin yaşama hakkından ifade özgürlüğüne kadar temel hak ve özgürlüklerini etkili şekilde kullanabilmeleri zorlaşacak ya da imkansız hale gelecektir. Bu nedenle güvenlik ve özgürlük birbirini tamamlayan değerlerdir" dedi. Özgürlük ve güvenlik arasındaki hassas ilişkinin olağanüstü yönetim usullerinin yürürlükte olduğu dönemlerde önem kazandığını kaydeden Arslan, bu yöntemlerin amacının anayasal düzeni korumak ve savunmak olması gerektiğini, tehlike bertaraf edildikten sonra olağan döneme yeniden dönüşün sağlanması gerektiğinin altını çizdi.
Milliyet

EKONOMİ
Euro: Euro 3,9160-3,9188
Sterlin: 4,5950-4,5993
Gram Altın: 145,4869-145,5940
Kredi Garanti Yatırım Değil
Hükümetin ekonomiyi canlandırmak için devreye soktuğu Kredi Garanti Fonu (KGF) kredileri 140 milyar liraya dayandı. KGF kapsamındaki kredilere özellikle şubat ayı sonundan itibaren çok ciddi talep geldiği belirtilirken, söz konusu kredilerin ne kadarının yatırıma yöneldiği ise tartışma konusu olacağa benziyor. Birçok firmanın kullandığı kredileri işini büyütmek için yatırıma yönlendirdiğine şüphe yok. Ancak bankacılık kaynaklarna göre, firmaların birçoğu da çeşitli nedenlerle aldığı kredilerin önemli bir bölümünü işini büyütme amaçlı yatırıma yönlendirmiyor. Bankacıların ve piyasadan bazı firma sahiplerinin verdikleri bilgilere göre, KGF'den uygun koşulla çektiği kredi ile arsa alanlar da var, lüks araba alan da var, ofis satın alan da, ihtiyaç olana kadar parayı tamamen mevduata yatıran da var. Bunun nedenini sorduğumuz bazı bankacılar, KGF kredilerinde ortalama faizin KOBİ'de yüzde 14.18, ihracat tarafında ise yüzde 14.5 olduğunu belirterek, "Piyasada mevduat faizleri yüzde 14.5'lere kadar çıktı. Acil ihtiyacı olmayan ve uygun maliyetli kaynağı kaçırmak istemeyen firmalar kullandığı krediyi 14-14.5 oranlarla mevduata yatıyor" değerlendirmesinde bulundu. Merkez Bankası verileri de bu yorumları destekliyor. Mart başından 14 Nisan'a kadar olan 1.5 aylık bölümde bankacılık sektörünün mevduatlarında 64 milyar TL gibi önemli bir artış dikkat çekiyor.
Haber Türk

Türkiye, 150 Şirketle Katar'a Çıkarma Yaptı
Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacmini iki katına çıkarmayı hedefleyen ve iki ülke arasındaki güçlü stratejik ortaklığı dünya sahnesine taşıyan Expo Turkey by Qatar fuarı 19-21 Nisan tarihlerinde Katar'ın başkenti Doha'da düzenlendi. Fuarda Türkiye'den, gayrimenkul, mobilya, bilişim, taahhüt, sanayi ve yapı malzemeleri başta olmak üzere farklı sektörlerden 150 firma yerini alırken, gayrimenkul sektörü milyarlarca liralık projeleriyle fuara damgasını vurdu. Katarlı yatırımcıların yoğun ilgisine mazhar olan projelerde yüzden fazla konuta talep gelirken, sektör temsilcileri 120 milyon TL'lik önsatışla İstanbul'a döndü. Yatırımcılarla mayıs ayında İstanbul'da görüşmek üzere randevulaşan firmalar hem gelen taleplerin satışa döneceğini hem de projeleri yerinde görecek olan Katarlılara daha fazla satışın yapılacağını öngörüyor. Katar'da bugüne kadar havalimanı, stat, metro ve otoyolların da aralarında yer aldığı 13 milyar dolarlık taahhüt işine imza atan Türk şirketleri, ülkede hedef yükseltti. 2022 Dünya Kupası'na ev sahipliği için 170 milyar dolarlık alt ve üstyapı planlaması yapan Katar'ın ticaretinden daha fazla pay almak isteyen Türk şirketleri, Katar'ın portföyünden 20 milyar dolarlık taahhüt işi almayı hedefliyor. Bu yıl ilk kez düzenlenen fuarı organize eden Medyacity Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kurt, fuarı önümüzdeki yıl yüzde 20 büyütmeyi hedeflediklerini kaydetti. Kurt, "Ziyaretçi hedef kitlesini ve ticaret hacmini de yüzde 50 büyütmeyi planlıyoruz" açıklamasında bulundu.
Haber Türk

Türkiye'ye 10 Yılda 100 Milyar Tl Yatırım
Başbakan Binali Yıldırım, kamunun elindeki varlıkları çok daha iyi şekilde yönetmek ve oradan oluşturulan ilave kaynaklarla açığı kapatmak istediklerini ifade ederek, 10 yılda 100 milyar liralık yatırım yapacaklarını açıkladı. Yıldırım, Bloomberg News'te ekonomi gündemine ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "Alt yapı yatırımlarını hızlandıracağız. Türkiye bu yıl ve gelecek yıllarda artık demiryollarına çok büyük yatırım yapacak. Yani gelecek 10 yıl içerisinde 100 milyar TL civarında yatırım yapacağız. Yatırımcılar şunu düşünmeli; hesabını bilmeyen kasap elinde kalır masat. Dolayısıyla hesap bilmeyen devlet ortada kalır. Siz hesabınızı iyi yapamazsanız, başkası gelip sizin adınıza niye gelip yatırım yapsın? Kredi Garanti Fonu'nu 250 milyar TL'ye kadar belirlemiştik. Firmalarımızın taahhütlerine, borç yüklerine baktığımız zaman ilave bir imkân sağlama ihtiyacı gözükmüyor. O yüzden de çok acil olarak böyle bir düzeltme yoluna gitmeyeceğiz. Şu anda 157 milyar kullanılmış, daha 100 milyara yakın bir kaynağımız, potansiyelimiz var. Varlık Fonu'nun bir kısa, orta, uzun vadeli stratejik plan çalışması var. Bir tane ön çalışmayı tamamlayıp getirdiler. Şimdi onu arkadaşlarımız inceliyorlar. Ona göre bu planın hayata geçirilmesine olur vereceğiz. Varlık Fonu'nun amacı Türkiye'nin özellikle kaynak ihtiyacı duyduğu, uzun vadeli dönüşü olan projelere destek vermek. Yani bütçeye yüklenmeden, maliyeti daha makul projelere destek vermek. Kamunun elindeki varlıkları çok daha iyi şekilde yönetmek ve oradan oluşturulan ilave kaynaklarla açığı kapatmak. Varlık Fonu bir anlamda Türkiye'nin yatırımla ilgili konular öncelikli olmak üzere finansal işlemlerde faiz yükünü azaltmaya yönelik, ülkeye katma değer sağlayacak her türlü fırsat sağlayan işlemlere girmesini öngören bir yapı. Geçmişte kaynak kullanılarak yapılmış projeler var. Onların maliyetlerini düşürücü bir destek de verebilir. Böylece o bankaların elindeki kaynaklar yeni projelere aktarılır. Bu da ciddi bir imkân. Tabii ki sıradan rastgele alanlara yatırım yapmayacak, stratejik yatırım, stratejik yatırım demek ülkeyi daha yukarılara taşıyacak ve bir mukayesede üstünlük sağlayacak yatırımlardır. Üç tane ülkenin varlık fonlarıyla işbirliği iyi niyet anlaşması var. Ama onun dışında çalıştıkları projeler de var. Ama projeleri henüz sonuçlanmadığı için altyapı projelerinin finansmanı var. Varlık fonunun amacı yapılan projelere mali imkanlarla dış kaynak kullanılarak yapılan projelerin maliyetini düşürecek bir araç sağlamak. Yani yeni bir finansman modeliyle maliyeti düşürmek."
Milliyet

Kktc'den Deniz İzni Çıktı, Sırada Kara Var
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yönetimi, Kıbrıs Rum kesimi yönetiminin Akdeniz'de doğalgaz arama çalışmalarına yönelik uluslararası şirketlerle anlaşma imzalamasından ardından, Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisine 'sismik veri toplama izni' verdi. Konuyla ilgili konuşan KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, Barbaros gemisinin 20 Nisan tarihi itibarıyla KKTC karasularında yeniden sismik veri toplama çalışmalarına başlama izni verildiğini açıkladı. Atun, Türkiye'ye karada da araştırma yapılması izni verileceğini söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile görüştüklerini belirten Atun, deniz alanında yürütülmesi planlanan sismik veri toplama faaliyetlerine ait çalışma sahaları, lokasyon haritası ve koordinat listesinin de hazırlandığını kaydetti. Ada etrafındaki doğalgazın sadece Rumların olmadığına işaret eden KKTC'li Bakan şöyle devam etti: "Güney Kıbrıs yönetiminin doğal kaynaklar alanında kendi sürecini süratle yürütürken, diğer taraftan bizim bu alandaki adımlarımızı çözüm sürecine tehdit olarak nitelendirmeleri tam manasıyla samimiyetsizliklerinin göstergesidir. Bu noktada kendi hak ve menfaatlerimizi muhafaza etmek önemlidir. Gerektiği noktalarda yeni izinler vermeye hazırız. Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile işbirliğimiz daha da gelişerek sürmeye devam edecektir." Rum yönetimi de Kıbrıs görüşmelerinin 'Barbaros'un gölgesinde devam ettiğini' savundu. Rum yönetimi sözcüsü Nikos Hristodulidis, gemi konusunda uluslararası ve Avrupa nezdinde gerekli girişimlerde bulunulduğunu söyledi. Hristodulidis, Rum lider Nikos Anastasiadis'in Barbaros'u bahane ederek masadan ayrılıp ayrılmayacağı ile ilgili de, kendileri için anahtar olan şeyin, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin enerji planlamalarının herhangi bir şekilde engellenmemesi olduğunu belirtti.
Milliyet

Enerji Kimliksiz Ev Satılamayacak
Isı kullanımı, teknik altyapı ve yalıtım malzemesi kalitesini gösterecek 'Enerji Kimlik Belgesi' olmadan binaların alım satımı yapılamayacak, kiraya verilemeyecek, elektrik ve su abonelikler dahi alınamayacak. Söz konusu uygulama 2 Mayıs'tan itibaren başlayacak ancak konut sahiplerinin neredeyse tamamı uygulamadan habersiz görünüyor. Enerji kimlik belgesi konutlar için tek tek alınabildiği gibi binanın tamamı için de düzenlenebiliyor. Zorunluluk 2011'den önce ruhsat alınmış binalarda geçerli olacak. 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu tarafından mevcut binalar için EKB çıkarılması için tanınan 10 yıllık süre 2 Mayıs 2017 tarihinde bitiyor. Adı geçen kanun ve bu kanuna bağlı olarak yayınlanan binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği gereğince bu tarihten sonra mevcut tüm binaların alım-satım ve kiralama işlemlerinde binanın yeni sahibine veya kiracısına, binaya ait Enerji Kimlik Belgesinin ibraz edilmesi zorunlu hale getiriliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıkları tarafından yetkilendirilmiş firmaların vereceği EKB belgesi hakkında merak edilen bütün konulara ekbbelgesi.com.tr'den ulaşılabiliyor.
Vatan

922 Milyon $'Lık Alım
Borsa İstanbul yaklaşık 4 yıl aradan sonra rekor üzerine rekor kırarken, yabancı yatırımcıların ilgisi son 1.5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Merkez Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından yayımlanan verilerden hesaplanan Borsa İstanbul'daki yabancı takas oranı, Nisan'daki yüzde 65.2 ile Kasım 2015'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Merkez Bankası (TCMB), MKK ve Borsa İstanbul verilerinden derlenen verilere göre, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stokları 41 milyar dolar seviyesinde seyrederken, aylık işlemlere bakıldığında yabancı yatırımcı yılbaşından bu yana Borsa İstanbul'da 922 milyon dolarlık net alım yaptı. Yabancı yatırımcıların bu yıl özellikle banka hisselerinde net alım tarafında olması, endeks üzerindeki ağırlığı yüksek banka hisselerinin yılbaşından bu yana ortalama yüzde 26 değer kazanmasını sağladı. Bankacılık sektör hisselerinin lokomotifliğinde Ocak ayından bu yana yükseliş trendinde hareket eden BIST 100 endeksi, Mayıs 2013'ten bu yana ilk kez 93 bin puanın üzerine çıkarak rekorunu dün sabah 94 bin 332 puana taşıdı. Borsa İstanbul, yılbaşından bu yana yatırımcısına ortalama yüzde 20 kazandırdı. BIST'teki yabancı takas oranı, tarihi zirvesini Ekim 2007'de yüzde 72.5 ile görmesinin ardından düşüş eğiliminde hareket etmiş ve 2012'den bu yana da yüzde 61-66 bandı içinde dalgalı bir görüntü ortaya koymuştu. Geçen yıl 9 bin 500'ün üzerinde olan yabancı yatırımcı sayısı, son açıklanan verilere göre 9 bin 433'e geriledi. Ülke bazında bakıldığında, ABD 58 milyar TL'yi aşan portföy değeri ile ilk sırada yer alırken, ABD'yi 25.8 milyar lira ile İngiltere, 12.1 milyar lira ile Lüksemburg, 10.4 milyar lira ile Hollanda ve 7.9 milyar lira ile Katar izledi.
Vatan

DÜNYA
Darbeci Askerlerin İadesine Yine Ret
Yunanistan'da, Temyiz Hâkimleri Mahkemesi dün başlayan 2'nci adli süreç çerçevesinde, 16 Temmuz'da askeri bir helikopter ile Dedeağaç (Aleksandrupolis) şehrine kaçan 8 darbeci askerden 3'ünün yine Türkiye'ye iade edilmemelerini kararlaştırdı. Mahkeme, darbeci askerlerden, yüzbaşı Süleyman Özkaynakçı, yüzbaşı Feridun Çoban ve yüzbaşı Abdullah Yetik'in iadelerine ilişkin Türkiye'nin 2'nci talebini oybirliği ile reddetti. Savcı Urania Stathea, Türkiye'nin 2'nci iade talebi dosyasında, Yunan mahkemelerinin önceki kararlarını değiştirebilecek inandırıcı yeni unsurlar bulunmadığını iddia etti. Savcı ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın idam cezası ile ilgili son açıklamalarına da atıfta bulundu ve iade talebinin reddedilmesini istedi. Karar sonrası, darbeci 3 asker birbirleri ve avukatları ile kucaklaştı. Diğer 5 darbeci askerin duruşma tarihleri ise açıklanmadı. Önceki adli süreçte, Başsavcı Yorgo Lagios, Temyiz Hakimleri Mahkemesi'nin 8 darbeci askerden 5'inin Türkiye'ye iade edilmemesi kararına itiraz etmişti. Hürriyet'in edindiği bilgilere göre, Başsavcının, daha önce Yüksek Mahkeme'nin (Arios Pagos) kararı da bulunduğundan, bu defa itiraz etmesi beklenmiyor. Böyle bir durumda, Temyiz Hakimleri Mahkemesi'nin 3 darbeci ile ilgili dünkü kararı 2'nci adli sürecin son noktası olacak. Adli sürecin yanısıra, iltica talepleri süreçleri de devam eden 8 firari asker Atina Olimpiyat Köyü Karakolu denetiminde idari gözaltında tutuluyor.
Hürriyet

Türk Ve Anzak Gençler Dedelerini Andı
Çanakkale cephesinin kahramanı Mustafa Kemal Atatürk'ün, 25 Nisan 1915 sabahı düşman çıkarmasını haber alınca, savaşların kahraman birliği 57'nci Alayı Conkbayırı'na göndermesiyle başlayan ve tarihe, "Size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" sözleriyle geçen o gün, 102 yıl sonra yeniden yaşandı. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü İzcilik Federasyonu organizasyonunda düzenlenen '57'nci Alay Vefa Yürüyüşü'ne katılanlar, ilk olarak Eceabat İlçesi'ne bağlı Kocadere Köyü'nde kamp kurdu. Yürüyüş öncesinde katılımcılara, tümü şehit düşen 57'nci Alay askerlerinin son yemeği 'kırık buğday çorbası' dağıtıldı. 102 yıl önce şehit düşen askerler gibi sabah namazı kılındı. Ardından Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ve beraberindekiler, saatler 06.00'yı gösterdiğinde Kocadere Köyü'nden yürüyüşe geçti. Atlı süvari birliklerinin de yer aldığı ve 1.5 saat süren 6 kilometrelik yürüyüş, Conbayırı'nda sona erdi. Yürüyüşe katılan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, "Burada 102 sene önce, 1915'te ecdadımızın hayatını hiçe sayarak, ortaya koymuş olduğu mücadeleyi, ülkemizin geleceği, mukaddes değerlerimizin korunması için tabiri caizse 7 düvelin bir araya gelip üstümüze çullandığı zamanlar buna karşı duran, ülkemizin milletimizin ve o zamanki tüm coğrafyanın her yerinden, her bir köşesinden gelip burada şehit olan aziz ecdadımızın anısına burada gençlerimizle beraber yürüdük" dedi. Çanakkale'deki yürüyüşün yapıldığı saatte 57'nci Alay şehitlerini anmak için 80 ilde de '57'nci Alay Vefa Yürüyüşü' düzenlendi.
Haber Türk

'Ya Beni Seçersin Ya Da Sivil Toplumu'
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in İsrail ziyaretine, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun ültimatomu damga vurdu. Gabriel'in İsrail programında sol görüşten sivil toplum örgütleri ile toplantılar olması, Başbakan Netanyahu'nun tepkisini çekti. Netanyahu'nun Gabriel'i, İsrail hükümeti ile sık sık ters düşen Breaking The Silence ve B'Tselem örgütleriyle görüşmesi halinde ikili görüşmelerini iptal etmekle tehdit ettiği ortaya çıktı. Gabriel ise Netanyahu'nun çıkışına karşın geri adım atmayarak, sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmesinin 'tamamen normal' olduğunu söyledi. Netanyahu bunun üzerine Alman bakan ile olan görüşmesini iptal etti.
Vatan

'Nsa Zeplinle Dinleme Yaptı'
ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA), ordu için geliştirilen zeplin aracılığıyla Amerikan vatandaşlarının cep telefonlarını dinlediği öne sürüldü. The Intercept sitesi, yeni ele geçirdiği belgelere dayanarak NSA'nın, 'Uçan Çekiç' adıyla anılan askeri zepline yerleştirdiği cihazlar üzerinden 2004 yılında New York eyaleti üzerinde dinleme-izleme faaliyetleri yürüttüğünü duyurdu. Zeplinin Long Island'dan yola çıkan yük gemilerinin uluslararası taşımacılık verilerini ele geçirdiği belirtilirken, araçta bulunan ekipmanların cep telefonu dinlemesini de mümkün kıldığı vurgulandı. Amerikan ordusunun son yıllarda çatışma ve sınır bölgelerinde izleme faaliyetleri için zeplin projeleri geliştirdiği biliniyor.
Vatan

Avrupa'ya Da Laptop Yasağı
İngiliz basını, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçen ay, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 8 ülkeye getirdiği 'elektronik cihaz yasağı' uygulamasını İngiltere dahil tüm Avrupa'ya yaymaya hazırlandığını öne sürdü. The Times gazetesinin haberine göre ABD'ye doğrudan uçuşlarda yolcuların kabine cep telefonundan büyük elektronik cihazlarla girişine yönelik yasak bazı Avrupa havalimanlarında da uygulanmaya başlanacak. Washington daha önce Türkiye, Mısır, Ürdün, Fas, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt'ten ABD'ye uçan havayolu şirketlerinden yasağın uygulanmasını istemişti. ABD'den kısa süre sonra İngiltere de bahsi geçen ülkelerden topraklarına yapılan direkt uçuşlarda aynı yasağın geçerli olacağını açıklamıştı. Yasak kararı, terör örgütü DEAŞ'ın ABD uçuşlarında, laptoplara yerleştirilen bombalarla saldırı hazırlığında olduğu istihbaratı üzerine uygulamaya koyulmuştu. Yerel basında çıkan haberlerde, teröristlerin İngiltere başta olmak üzere Batılı ülkelerden gerçekleşen ABD uçuşlarını da hedef alabileceği uyarısı yer almıştı.
Vatan

POLİTİKA
'Haksız, Temelsiz Ve Yok Hükmünde'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Genel Kurulu'nda dün alınan 'Türkiye'nin siyasi denetim sürecine dahil edilmesi' kararına sert çıktı. Bahçeli, yazılı açıklamasında özetle şunları söyledi: "Karar; Avrupa'nın Türkiye'ye karşı iflah olmaz önyargılarının ve hastalıklı bakış açısının son bir tezahürü olmuştur. Siyasi düşünce ve hesaplarla alınan bu karar haksızdır, temelsizdir ve yok hükmündedir. Hiçbir şart altında kabul edilemez olan bu kararı şiddetle kınıyor ve reddediyoruz. Son dönemde yaşanan gelişmeler sonrası bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki; Haçlı ruhu asırlar sonra hortlamış, Avrupa medeniyetinin bir hastalığı olan ırkçılık yeniden ayağa kalkmış, Türkiye düşmanlığı, Avrupa'nın temsil ettiği değerler sistemini için için kemiren habis bir kanser uru haline gelmiştir. Bu tablo Avrupa için utanç vericidir. Terör örgütü PKK'nın siyasi hamisi rolüne soyunan, alçak FETÖ darbe girişimini görmezden gelip Türkiye'yi suçlayacak sudan bahaneler uyduran Avrupa'nın, Türkiye'ye insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi dersi vermeye kalkması kara mizah örneği olarak tarihe geçecektir. Herkes şunu çok iyi bilmelidir ki; Türkiye siyasi saiklerle itilip kakılacak bir ülke değildir. Türkiye'ye bu muameleyi reva görmek Avrupa'nın hakkı da değildir, haddi de değildir. Milliyetçi Hareket Partisi, hükümetin Avrupa ile ilişkilerimizin her yönüyle değerlendirilmesi sonucunda alacağı kararları ve uygulayacağı tedbirleri bütünüyle destekleyecektir."
Haber Türk
Avrupa Konseyi'nin Kararını Tanımıyoruz
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Beştepe'de İngiliz Haber Ajansı Reuters'a konuştu. AKPM'nin Türkiye kararına "Tanımıyoruz" diyen Erdoğan, TSK'nın hava operasyonlarıyla ilgili olarak da koalisyon güçlerinin bilgilendirildiğini söyledi. Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar: YSK'nın referandumla ilgili verdiği karar nihaidir, bunun daha ilerisi yoktur. Şimdi ana muhalefet YSK'ya gitti olmadı, bugüne kadar hiç olmamış mekanizma Danıştay'a gitti, sonuç zaten belli Danıştay'ın böyle bir yetkisi yok, ne dedi 'Benim böyle bir yetkim yok' dedi. Şimdi AYM'ye gidecekler ama oranın da böyle bir yetkisi yok. Siyasi alanda kullanılan oylarla ilgili AYM'nin bir yetkisi yok. AİHM'nin de böyle bir yetkisi yok. Şu anda Türkiye'nin gündeminde bir erken seçim yok. Bir seçim ile tekrar gündemi farklı bir yere kaydırmanın anlamı yok, Kasım 2019'a kadar işimize bakacağız, ekonomimizi güçlendireceğiz. Başbakan Yıldırım'ın kongre ile ilgili açıklaması normalde partinin kongre tarihlerinin akışının ifadesiydi; 2017 içinde kongre yapılamayacağı gibi bir şey söz konusu değil. YSK referandumun kesin sonuçlarını açıkladıktan sonra kurucusu olduğum partime hemen dönmem söz konusu ve döneceğim. TSK'nın Sincar ve Suriye Karaçok'ta bugün (dün) yaptığı operasyon kesinlikle peşmergelere karşı değil. Operasyondan önce ABD, Rusya ve Barzani'ye bildirim yapıldı. Operasyonda 5-6 peşmergenin öldüğü bilgisi geldi; bu bizim için arzu edilmeyen bir konuydu; bildirime rağmen bunun olması bizi üzdü. Bu operasyonun devamı gelecek; Sincar bizim için ikinci Kandil'dir; buna müsaade etmeyeceğiz. Sincar'da yaklaşık 2 bin PKK'lı var; tedbirimizi almaya mecburuz, aksi takdirde orası bir tehdit oluşturacak. Türkiye'ye kapıları kapatan bir AB var. Ve bunu acımasızca yapıyorlar. Türkiye kimseye kapısını kapatmadı. Edirne'ye 60 bin kişi yürüdü. Eğer biz o gün onların önünü kesmeseydik nereye gideceklerdi Avrupa'ya. Biz onları tekrar otobüslerle geri aldık. İyi niyeti gösteren biz olduk. Bizler her zaman olumlu davrandık, ama AB bize olumlu davranmadı. Vize konusu, 2015 sonunda kalkacaktı vizeler 2016'ya ertelediler şu anda 2017'deyiz dürüst değiller bu gerçeği görmemiz lazım. AB 3-5 sene daha bu işi sallarsa bize halka gitmek kalıyor. Biz AB'ye ne kadar bağlıysak onlar da bize o kadar bağlı. Suriye'nin Esad'dan kurtulması lazım, Esad kaldığı sürece asla orada çözüm olmaz. Artık Esad'lı mı Esad'sız mı çözüm olacak, bunu konuşamayız; bırakalım Suriye halkı kendi liderini belirlesin.
Vatan
Kabine Revizyonu Sinyali
Başbakan Binali Yıldırım, Bloomberg News'in sorularını yanıtladı. "Asla hayır verenleri niye hayır verdin diye sorgulayacak değiliz. Bundan sonraki politikalarımızda onların niye hayır verdiklerini daha iyi anlamak için çalışma yapacağız" diyen Yıldırım, özetle şunları söyledi: "Cumhurbaşkanımızın genel başkan olması yönünde de bir engel kalmıyor. Bunu yerine getirmekte hiçbir tereddüt göstermeyiz. Kongre takvimine bakarsak 2018'de de olağan kongremiz var. Ancak daha önce bu ilçe, il kongrelerini yapmadan genel kongreyi yapma kararı elbette her zaman alınabilir. Ben daha önce olağanüstü kongre olmaz demedim. Bu takvim her zaman değişebilir." "Prensip olarak da erken seçimi benimsemiyoruz. Çünkü erken seçim belirsizlik getiriyor. Normal şartlarda herhangi bir olağanüstü gelişme olmazsa, seçimler 3 Kasım 2019'da yapılacak. Şu anda erken seçime gidecek bir durum da söz konusu değil." "(Kabine revizyonu) İsimler üzerinde konuşmamız çok doğru olmaz kimin geleceği, kimin gideceği Bunları böyle bir adım atmadan konuşmak yanlış olur. O arkadaşlarımıza karşı da uygunsuz bir durum olur. Ama siz de takdir edersiniz ki zaman zaman Bakanlar Kurulu'nda kan tazelemesi yapmak, demokrasilerin gereğidir. Bu anlamda şartlar oluştuğunda, ihtiyaç hasıl olduğunda değişikliğe gidilebilir. Bunu da Sayın Cumhurbaşkanımızla bir istişare süreci içerisinde gerçekleştiririz. Mutlaka önümüzdeki aylarda bu konuyu ele alacağımızı düşünüyorum.
Vatan

SPOR
TTEB BNP Paribas İstanbul Cup'ta heyecan, ana tablonun birinci tur karşılaşmalarıyla sürdü. Günün ilk maçında korta çıkan Başak Eraydın, büyük bir sürprize imza atarak turnuvanın 7 numaralı seribaşı Tsvetana Pironkova'yı 2-0 mağlup edip tur atladı. Organizasyonun elemelerinde başarılı bir performans göstererek ana tabloya çıkan 22 yaşındaki raket, İstanbul Cup'ta elemelerden gelip ana tabloya çıkan ilk Türk tenisçi unvanını almıştı. Ancak genç oyuncu bununla yetinmedi ve burada da yoluna devam etti. Garanti Koza Arena'daki maça oldukça hızlı başladı Başak Wimbledon'da yarı final oynamışlığı bulunan deneyimli rakibine karşı başlar başlamaz servis kırdı, kendi servis attığı oyunu da alarak durumu bir anda 2-0'a getirdi. Pironkova üçüncü oyunu alıp durumu 2-1'e getirse de, Eraydın sonrasında tekrar farkı ikiye çıkardı: 3-1. Beşinci oyunu alıp farkı tekrar bire indiren Bulgar tenisçi, seti çevirmek için de son bir hamle yaptı aynı zamanda. Ancak servis de kırdığı sonraki üç oyunu birden alan Türk raket, 40 dakika süren ilk seti 6-2 farklı kazandı. İkinci sete Pironkova hızlı başladı, ilk iki seti alarak öne fırladı. Başakın buna cevabı gecikmedi, kırdığı servisi geri alarak durumu 2-1'e getirdi. Ancak sevis kırma sırası Pironkova'ya geldi ve Bulgar tenisçi durumu 3-2 yaptı, sonrasında oyun 4-3'e geldi. Bu bölümden sonra ilk setin sonundaki sahne yeniden canlandı, Başak yine kalan üç oyunu da alarak, 6-4'lük skorla maça noktayı koydu.
Milliyet
Süper Lig'de emin adımlarla üst üste ikinci şampiyonluğa koşan Beşiktaş'ta kiralık oyuncuların geleceğiyle ilgili belirsizlik yönetimi harekete geçirdi. Siyah-beyazlı kadronun en önemli isimlerinden olan Vincent Aboubakar ile Anderson Talisca'nın sezon sonunda takımdan ayrılma olasılıklarını göz önünde bulunduran yöneticiler lig bitmeden önlem almaya başladı. Son dönemde attığı birbirinden güzel gollerle Avrupa transfer piyasasının gündeminde olan Talisca ile aralarında Manchester United'ın da bulunduğu dev kulüpler ciddi biçimde ilgileniyor. İki yıllığına kiralanan Brezilyalı yıldızın menajerleri bu oyuncu için İngiliz ekibinden en az 20 milyon euroluk teklif beklerken, olası bir transfer karşısında ise Beşiktaş'a jest yapılması planlanıyor. Buna göre 20 milyon euronun üzerinde bir rakama Talisca'yı satması halinde Beşiktaş'tan kiralama bedeli istemeyecek olan Benfica Kulübü, Brezilyalı yıldızın yerine kadrosundaki genç isimlerden birini yine kiralık olarak siyah-beyazlı takıma verme seçeneğini masasında tutuyor. Sezonun ikinci yarısında bambaşka bir performans sergileyen Vincent Aboubakar da, Talisca gibi büyük kulüplerin hedefinde yer alıyor. Fransız, İngiliz, İtalyan ve Çin kulüplerin radarına giren Kamerunlu golcüyü kadroda tutmayı planlayan siyah-beyazlı yönetim, Porto Kulübü'nü 10 milyon euroluk bonservis bedelinde indirim yapması için ikna etmeye çalışıyor. Mali kriterler nedeniyle Aboubakar için 10 milyon euro bonservis ödemek istemeyen Beşiktaşlı yöneticilerin, "Böyle bir para ödeyeceksek Mandzukic'i transfer edebiliriz" yorumunu yaptığı belirlendi. Aboubakar ve Talisca için gelişmelere göre hareket edecek olan Beşiktaş Yönetimi şimdiden B ve C planlarını da hazırda tutuyor.
Milliyet


Galatasaray gerçekten çalkantılı bir dönemden geçiyor Doğru dürüst hedefi kalmayan, derbi maçı kazanamadan sezonu kapatmaya hazırlanan takımda, belli ki bundan sonrası çok daha sıkıntılı geçecek gibi Zaten İgor Tudor göreve geldikten sonra sanki Sneijder ile yolları pek kesişmedi Vatandaşı Riekerink döneminde "takımın patronu" olarak anılan Sneijder, aynı huzuru ve rahatı Tudor döneminde bulamamış gibi bir izlenim var Son Fenerbahçe maçının öncesinde ve sonrasında ciddi anlamda "bu onbir İgor Tudor'un onbiri değil" yorumları yapıldı O zaman bu onbir kimin onbiri Bu takımı İgor Tudor yapmıyor mu? Tudor'a müdahale mi var, yönetimin "bu oynasın" dediği oyuncular mı var Maalesef bu iddia çok ciddi anlamda futbol ortamında dolaşıyor Hattta Galatasaray'ın içinden bu iddiayı dillendirenlerin sayısı son derece fazla İgor Tudor bir önceki Başakşehir maçında Sneijder ve Podolski'yi kulübede tutmuşken, son Fenerbahçe maçında bu defa doksan dakika oyunda tuttu Sanki "buyrun, görün" der gibi Kimsenin günahını almak istemem, kanıtlama şansım da şu an itibariyle yok Ama yönetim müdahalesi ile onbir belirleniyorsa "geçmiş olsun" Böyle bir ortamda bu işin kazananı olmaz Madem İgor hocanız , madem takımı teslim ettiniz, bırakın kafasındaki futbol anlayışına uygun olarak hiç olmazsa kalan maçlarda istediği onbiri kursun, istediği futbolu oynatmaya çalışsın O zaman yönetime kesin bir tercih şansı da doğar Sezon sonunda inançlı olarak "ya Tudor'la devam" derler, ya da olmayacağını anlayıp yeni bir arayışa girerler Galatasaray doğruyu bulmak, sonra da başarıyı yakalamak istiyorsa, hiç olmazsa kalan 6 maç için, en ufak bir müdahalede bulunmadan İgor Tudor'a özgürlük tanımalı Hiç olmazsa "tamam mı, devam mı" derken yeni bir yanlışa düşmez
Milliyet
Fenerbahçe, deplasmandan 2-0'lık avantajla döndüğü çeyrek final serisinin 3. maçında da Panathinaikos'a şans tanımadı, Ülker Arena'yı bayram yerine çeviren taraftarının desteğiyle 79-61 kazanarak, İstanbul'da düzenlenecek Final Four'a adını yazdırdı. Fenerbahçe maça taraftarının da desteğiyle müthiş başladı, üç sayı çizgisinden art arda bulduğu isabetlerle 3. dakikada 11-4 öne fırladı. Ancak hücumda yapılan top kayıplarını iyi değerlendiren ve pota altını iyi kullanan Panathinaikos, 8-0 ile skoru lehine çevirse de ilk periyodu 18-17 önde bitiren temsilcimiz oldu. Fenerbahçe'nin top kayıplarını sürdürmesi sonucu 22-18 öne geçen Panathinaikos karşısında Dixon sahne aldı, art arda üçlükleriyle yeniden temsilcimizin kontrolü ele almasını sağladı, devre de 37-30 Fenerbahçe lehine tamamlandı. İkinci yarının başında 44-33 ile farkı çift hanelere çıkaran Fenerbahçe, hücumda sıkıntı yaşasa da savunmadaki müthiş mücadelesi ile farkı korumayı başardı, Datome'nin sayılarıyla son çeyreğe de 52-42 galip giren taraf oldu. Son çeyreğe de peş peşe üçlüklerle girdi Fenerbahçe. Nunnally, Bogdanovic ve Dixon'ın rakip potayı bombardımana tutmasıyla arayı iyice artan ve 35. dakikada 69-46 ile 23 farka ulaşan Fenerbahçe, son dakikaları adeta şölen havasında geçen maçtan 79-61 galip ayrılarak, art arda 3. kez adını Final Four'a yazdırdı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme