4 Mayıs 2017 Perşembe

04.05.2017 Genel Gündem



04.05.2017

GÜNDEM

Son Güncelleme Ocak 2017
MİT ve Emniyet'in ortak sürdürdüğü, FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan FETÖ yöneticisinin ifadeleri doğrultusunda bazı örgüt evlerinde aramalar yapıldı. Bu aramalarda peçeteye sarılmış halde çip bulundu. İddiaya göre, çipin incelenmesi sonucunda, FETÖ'nün Emniyet teşkilatında 273 bin polisi, 63 farklı kodlama kullanarak fişlediği bilgisine ulaşıldı. Son kodlamanın da 2015'in nisan ayında yapıldığı belirlendi. Örgütün Emniyet teşkilatındaki imam listesinin ise son olarak 30 Ocak 2017'de güncellendiği tespit edildi. Buna göre 3 bin 895 imam statüsünde örgüt yöneticisi bulunduğu, bunlardan 65'inin kadın olduğu tespit edildi. Örgüt ile halen bağlantısı olduğu iddia edilen polis sayısının 35 bin olduğu belirtildi. Örgütün polis teşkilatını Ankara, İstanbul, İzmir, Gaziantep ve Erzurum olmak üzere 5 ayrı üst bölgeye ayırdığı, bölge sorumluların ayda bir Ankara'da toplanarak 'bilgi havuzu', 'maddi kaynak havuzu' gibi konuları ele aldıkları iddia edildi. 17–25 Aralık operasyonlarının ardından himmet geliri azalan örgütün, polislerden bir çeyrek altın aldığı, kurban ve fitre organizasyonları adı altında paralar topladığı da öne sürüldü. İfadeleriyle Emniyet'in mahrem yapılanmasının açığa çıkarılmasında etkili olduğu iddia edilen kişinin, tanık koruma programına alındığı belirtildi. KHK ile kapatılan bir eğitim kurumunda görevli olan FETÖ yöneticisinin ilk ifadesinde, "9 yıl önce de örgütün mahrem yapılanması için görev aldım. Ancak 17-25 Aralık operasyonlarının ardından bu yapıdan uzaklaşmaya başladım" dediği öne sürüldü.
Hürriyet


'Kurallar Çerçevesinde Bilgilendirme Yapıldı'
ABD ordusunun Avrupa güçlerinin başında bulunan Orgeneral Curtis Scaparrotti'nin, geçen hafta Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'la görüşerek Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye ve Irak'taki hava harekâtıyla ilgili endişelerini ilettiği açıklanmıştı. ABD ordusunun Avrupa'daki karargâhının sözcüsü Yüzbaşı Danny Hernandez, Reuters'a önceki gün yaptığı açıklamada, "General Scaparrotti'nin, Türkiye tarafından Suriye'nin ve Irak'ın kuzeyinde düzenlenen hava saldırılarının ABD ve koalisyon ile uygun şekilde koordine edilmediği hakkındaki endişelerini ifade ettiğini söyleyebilirim" demişti. Genelkurmay Başkanlığı'ndan bu açıklamalara yanıt geldi. Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden yapılan açıklamada, TSK tarafından ülkenin ve milletin birlik, bütünlük ve güvenliğine kasteden terör yuvalarının yok edilmesi için, PKK/PYD terör eylemlerinin gerçekleştirilmesinde ve desteklenmesinde kullanılan Irak'ın kuzeyindeki Sincar Dağı ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki Karaçok Dağı bölgelerine hava harekâtı düzenlendiği hatırlatıldı. Açıklamada, 25 Nisan'daki hava harekâtına ilişkin şunlar kaydedildi: "Söz konusu hava harekâtı icra edilmeden önce ilgili ülkelerin sivil ve asker temsilcileriyle daha önceden mutabık kalınan kurallar çerçevesinde irtibat kurularak gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından, harekât bölgesinde bulunması muhtemel sivil halk ile diğer ülkelere mensup personelin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmış ve bu konuda azami hassasiyet gösterilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerimizin tüm unsurları tarafından, bölücü terör örgütüne karşı gerek ülke sınırları içinde gerek sınır ötesinde terörle mücadele harekâtı büyük bir azim ve kararlılıkla yürütülmektedir. Operasyonlara, en son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar aynı azim ve kararlılıkla devam edilecektir."
Haber Türk
EKONOMİ
Euro: Euro 3,8519-3,8531
Sterlin: 4,5529-4,5552
Gram Altın: 140,8584-140,9290

Enflasyonun Şakası Yok!
Enflasyon durdurulamıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre nisanda aylık tüketici enflasyon yüzde 1.31 ile beklentilere uygun artarken, yıllık enflasyon yüzde 11.87'ye fırladı. Bu Ekim 2008'de görülen yüzde 11.99'luk yıllık enflasyonun ardından 2003 sonrası en yüksek ikinci seviye. 9 yılın zirvesine çıkan yıllık enflasyon Merkez Bankası'na göre yılın ikinci yarısı gerilemeye başlayacak. Merkez Bankası'nın yılsonu enflasyon tahmini yüzde 8.5 seviyesinde analistlerin beklentileri ise yüzde 9.5-10 arasında şekilleniyor. Nisanda enflasyonun yükselişinin en büyük nedeni gıda ve giyim fiyatlarındaki artışlar. İstanbul'da marketlerde 10 liraya kadar çıkan domateste yaşanan yüzde 61'lik artış, dana, koyun ve tavuk etindeki zamlar gıda fiyatlarını yukarıya çekti. Domatesin seralarda üretimin yavaşlaması ve Rusya'ya olmasa da çevre ülkelere ihracatı iç piyasada sıkıntı yaratmış, fiyatları artırmıştı. Et fiyatlarında ise hükümet ne önlem alırsa alsın durdurulamayan bir yükseliş yaşanıyor. Martta da enflasyonu olumsuz etkileyen et fiyatları nisanda da aynı etkiyi yaptı. Giyim ve ayakkabı grubu ise bahar sezonunu zamla karşıladı, tüm giyim ürünlerinde yüzde 15-25 arası artışlar var. Gıda grubunda aylık yüzde 1.23 artan fiyatların aylık enflasyona etkisi 0.26 puan oldu. Yeni sezon zamlarıyla yüzde 9.31'lik artış olan giyim ve ayakkabı grubunun etkisi ise 0.64 puan. Benzin, otomobil, bisiklet ve motorsiklet fiyatlarına yapılar zamların etkisiyle ulaştırma grubunda da nisanda artış yüzde 0.84. Bunun aylık enflasyona etkisi ise 0.13 puan oldu. Haberleşme grubu hariç enflasyonun tüm gruplarında nisanda artış yaşandı. Ekim ayına kadar vergi indirimlerinin devam ettiği beyaz eşyada ise zam hızı yavaşladı. Ancak halen daha fiyat artışları gözleniyor. Tek düşüş ise yüzde 1 ile fırında. Ocaklar, buzdolapları, bulaşık ve çamaşır makinelerinde yüzde 1'e yakın fiyat artışları yaşandı. Merkez Bankası'nın para politikası için takip ettiği çekirdek enflasyonda da yükseliş sürüyor. TÜİK'in, işlenmemiş gıda, enerji, içki ve sigara ile altın fiyatlarındaki değişim hariç hesapladığı B çekirdeki enflasyonu aylık yüzde 1.73 artışla yıllıkta yüzde 9.07'den yüzde 9.12'ye çıktı. Yine TÜİK'in enerji, gıda, içki ve sigara ile altın fiyatlarındaki değişim hariç hesapladığı C çekirdek enflasyonu aylık yüzde 1.89 arttı yıllık C çekirdek enflasyonu yüzde 9.46'dan yüzde 9.42'ye geriledi.
Hürriyet

Emlak Bankası Geri Dönüyor
Bir dönemin devi Emlak Bankası geri dönüyor. 2001 yılından bu yana tasfiye sürecinde olan Emlak Bankası'nın yeniden aktif hale getirilmesi için düğmeye basıldı. Son dakikada bir değişiklik olmazsa, bankanın tasfiye sürecinin sonlandırılmasına ilişkin düzenleme, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu gündeminde olan prim ve vergi yeniden yapılandırma yasa tasarısına, önergeyle eklenecek. Emlak Bankası, 3 Haziran 1926'da Atatürk'ün talimatı doğrultusunda 20 milyon TL sermaye ile kurulan bir banka. 1953 yılında ödenmiş sermayesi 300 milyon TL'ye çıkarılan banka, Ankara-Yenimahalle, Ankara-Telsizler, İstanbul-Levent, İstanbul-Koşuyolu İstanbul-Emekli Subay Evleri, İstanbul-Ataköy,İzmir- Denizbostanlısı, Edirne-Mimar Sinan, Eskişehir-Yunuskent, Urfa, Çankırı ve Diyarbakır konutları projelerine imza attı. Banka bu dönemde kendi inşaatlarının yanı sıra, Ankara Türk Ocakları Merkez Binası, Merkez Bankası Binası, Ankara Devlet Opera ve Balesi, Milli Savunma Bakanlığı Konutları, TRT Sitesi, Devlet Mahalleleri, TBMM Lojmanlarını da inşa etti. Faaliyet gösterdiği son yıllarda ise İstanbul-Ataköy, Ataşehir, Bahçeşehir, Mimaroba, Sinanoba, Ankara-Bilkent, Elvankent, Konutkent, İzmir-Gaziemir, Mavişehir gibi projeleri gerçekleştiren banka, konut, dış ticaret ve denizcilik sektörlerinde uzmanlaştı. Ancak 3 Temmuz 2001 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan karar ile, Emlak Bankası'nın bankacılık yapma yetkisi sona erdirildi ve tasfiye kapsamına alındı. Zeki Sayın başkanlığında tasfiye yönetim kurulu oluşturuldu. Geçen yıllar içinde,tasfiye çalışmaları kapsamında bankanın borçlarını ödediği ve alacaklı pozisyona geldiği öğrenildi. Buna göre bankanın alacakları, 123 milyon TL'ye ulaştı. 2015'te vergi rekortmenleri listesinde 100. sırada, 2014 vergi rekortmenleri listesinde de 91. sırada yer alan bankanın sermayesi de, aranılan koşulları karşılar noktaya geldi. Aktif hale gelmeyle ilgili sürecin tamamlanmasının ardından, bankanın ev şeklindeki eski logosunu kullanmaya devam etmesi bekleniyor. "Tasfiye kararının kaldırılmasının ardından neler yapılacak" sorusuna ise, "BDDK'nın 1 yıllık bir geçiş süresi tanıyacağı ve tüm çalışmaların bu süre içinde tamamlanacağı" yanıtı veriliyor. Bankanın nasıl bankacılık yapacağı, hangi alanlara yoğunlaşacağı ve kaç şubesi olacağı gibi konuların da, bu süreçte, yönetim kurulunun belirlenmesinin ardından belli olacağı ifade ediliyor.
Hürriyet

'Domates Dışında Her Konuda Anlaştık'
Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni dönembaşlıyor. 24 Kasım 2015'te Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından gerginleşen ilişkiler 2016 yılı ortalarında normalleşmeye başlamıştı. Dün normalleşmenin yerini ortaklığa bıraktığı açıklandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün Rusya'nın Soçi kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le bir araya geldi. Basına kapalı yapılan görüşmenin ardından çalışma yemeği ve heyetlerarası görüşme yapıldı. Heyette Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de yer aldı. Erdoğan ve Putin, ortak basın toplantısında, Türkiye'den ithal edilen domates dışında ürünlere uygulanan ambargonun kaldırılması konusunda anlaştıklarını duyurdu. Yeni bir sürecin başladığını vurgulayan Erdoğan, "Rusya ile domates dışında, gıda, konfeksiyon ve tekstilde arkadaşlarımız mutabakat sağladı. Türk domatesinin Rus pazarında olmasını arzu ederiz, ama şu anda bir geçiş süreci var, belli ara formüller bulunabilir" dedi.
Haber Türk

Tvf Destekli İslami 'Mortgage' Geliyor..
Piyasa değeri 40 milyar doları bulan Türkiye Varlık Fonu (TVF), ev sahibi olmak isteyenlere uzun vadeli faizsiz kredi sağlamak amacıyla, İslam Kalkınma Bankası'nın Özel Sektör Kurumu bir anlaşma imzaladı. Türkiye Varlık Fonu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bostan, İslam Kalkınma Bankası'nın alt kuruluşu olan ICD ile ile Türkiye'de "İslami mortgage" geliştirme üzerinde çalışmalarının bulunduğunu söyledi. TVF Başkanı Bostan, "ICD ile çerçeve anlaşması imzaladık. Faizsiz bir enstrüman olacak. İlk defa İslami mortgage olacak. Bunun büyük talep göreceğini düşünüyoruz. Çalışmaları 3 ay içerisinde kuruluş aşamalarını tamamlamak istiyoruz ve 1 yıl içerisinde de faaliyete geçmeyi arzu ediyoruz. Anlaşma çerçevesinde katılım mortgage şirketi kurup ev sahibi olmak isteyenlere uzun vadeli faizsiz kredi sağlamayı planlıyoruz. Burada türev enstrümanlar da söz konusu" dedi. Rusya Direkt Yatırımlar Fonu (RFPİ) ve Türkiye Varlık Fonu arasında 1 milyar dolarlık ortak fon kurulmasına ilişkin çerçeve sözleşme imzalandığını anımsatan Bostan, şu anda bu fonla hangi alanlara yatırım yapılabileceğinin çalışıldığını söyledi. Bostan, fonun üçüncü ülkelerde yatırım yapabileceğini ancak asıl amacın iki ülkenin de faydalanabileceği bir yatırım projesi geliştirmek olduğunu söyledi. Dünyada 40-50 ülkede 80'in üzerinde varlık fonu bulunduğunu ifade eden Bostan, küresel fonların büyüklüğünün 7.5 trilyon dolara ulaştığını, 2020'de büyüklüğün 15 trilyon dolara ulaşacağını
Milliyet

Otomotivde Durgunluk Sürüyor
Türkiye otomotiv sanayinde üretim ve ihracat rakamları yüz güldürürken, iç pazardaki durgunluk sürüyor. Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarı nisan ayında yüzde 10.5 daralırken, ilk 4 ayda da yüzde 8.4 küçüldü. Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre, nisan ayında otomobil ve hafif ticari araç toplam satışları 75 bin 988 seviyesinde gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı döneminde 84 bin 887 olan satışlar, yüzde 10.48'lik daralma yaşadı. Nisanda binek otomobil satışlarındaki düşüş yüzde 11.6 olurken, 57 bin 998 adet oto satıldı. Bununla birlikte hafif ticari araç satışlarında düşüş binek otoya oranla daha az oldu ve 17 bin 990 adetle yüzde 6.64'lük gerileme yaşadı. Toplam satışlarda, yılın ilk 4 ayında satışlar 232 bin 78 adet olurken, düşüş, geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 8.4 şeklinde gerçekleşti. Yılın ilk 4 ayında otomobil satışlarındaki gerileme yüzde 10.12, ticari araçta ise yüzde 2.87 oldu. Buna göre, zaten düşük seviyelerde seyreden hafif ticari araç satışları, bu yılın ilk 4 ayındaki durgunluktan daha az etkilendi. Yılın ilk 4 ayında 173 bin 961 adet binek otomobile karşılık, 58 bin 117 adet hafif ticari araç satışı gerçekleşti. ODD, yıl sonuna kadar toplam pazar öngörüsünü 850 bin ile 900 bin adet aralığında tutuyor. Bununla birlikte Nisan ayında 5 adet Maserati, 2 adet Aston Martin satılırken, Ferrari, Lamborghini ve Bentley "birer" araç satışıyla kapattı.
Milliyet

DÜNYA
Seçim 27 Ekim'de Olsaydı Başkan Seçilirdim
Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, 8 Kasım'da Donald Trump'a karşı başkanlık yarışını kaybetmesinden Rusya ile Federal Soruşturma Bürosunu (FBI) suçladı. Hillary Clinton, seçimi kaybettikten sonra ilk canlı yayın açıklamalarını, önceki gün New York kentinde düzenlenen "Kadınlar için Kadınlar" etkinliğinde CNN kanalının ünlü sunucusu Christiane Amanpour'a yaptı. Seçimi kaybettiği için kişisel olarak sorumluluk üstlendiğini belirten Clinton, bununla birlikte FBI Başkanı James Comey'in 28 Ekim'de kendisiyle ilgili daha önce açılan "e-mail soruşturmasını" yeniden başlatmasıyla ilgili Kongre'ye yazdığı mektubu hatırlatarak "Eğer seçim 27 Ekim'de yapılsaydı, başkanınız olacaktım" dedi. FBI Başkanı James Comey'in 28 Ekim'de Kongre'ye yazdığı mektubun ve Rus Wikileaks'in kendisi için oy verme eğiliminde olmayan halkın kafasında şüphelere neden olduğunu iddia eden Clinton, bunun da sandığa yansıdığını söyledi. FBI Başkanı James Comey, başkanlık seçimine iki gün kala ABD'deki Kongre üyelerine gönderdiği mektupta Clinton'ın soruşturmaya konu olan e-postalarını incelemeyi bitirdiklerini, Başkan adayına suçlama yöneltilmesine gerek olmadığını açıklamıştı. Wikileaks ise seçimden önce Clinton ve kampanya ekibiyle ilgili e-postaları sızdırmıştı.
Hürriyet

Ab'yle Başlığın Kilidi Kıbrıs
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Avrupa Birliği'nden müzakere başlıklarının açılması talebi uzun süredir ciddi bir tıkanıklığın yaşandığı bu alanı tekrar gündem maddesi haline getirdi. Katılım müzakerelerinde, ilerlemenin tek göstergesi olarak kabul edilen başlıkların açılması talebinin karşılanması konusunda Brüksel kanadında fazla bir umut yok. AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, geçen cuma Malta'da dışişleri bakanları düzeyinde yapılan toplantıda, "Katılım müzakereleri sürüyor. Ne askıya alındı ne de sona erdi. Bununla birlikte herhangi bir müzakere başlığının açılmasına yönelik bir çalışma içinde değiliz" sözleriyle AB'nin pozisyonunu net şekilde ortaya koydu. Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Kati Piri de başlık açılmasının kesinlikle söz konusu olmadığını söyledi. Bu açıklamalarda, AB kanadındaki "siyasi isteksizlik" etkili olsa da en önemli sorun Kıbrıs. Türkiye, müzakere sürecinde şu ana kadar 16 başlık açtı. Açılması gereken 19 başlık daha var. Bu başlıklardan 8 tanesi Kıbrıs sorunu bağlantılı olarak AB Komisyonu tarafından askıya alınmış durumda. Kıbrıs Rum Kesimi de Türkiye'nin kendisine yönelik politikalarından rahatsız olduğu için 6 başlığı tek taraflı olarak bloke etmeyi sürdürüyor. İki başlık ise ancak müzakerelerin sonunda açılabiliyor. Geriye kalan 3 başlığı da Ankara, ekonomiye ağır yük getireceği gerekçesiyle, şu aşamada açmak istemiyor. Avrupa Birliği kaynakları, başlıklar konusundaki kapsamlı bir ilerlemenin ancak Kıbrıs sorununun çözümü ya da Türkiye'nin Rum Kesimi'ne yönelik yaklaşımının değişmesi halinde mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.
Hürriyet

'Ab Ne Kadar Şirret Olacağımı Görecek'
İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılış sürecine ilişkin müzakereler daha başlamadan, taraflar ağız dalaşına tutuştu. Atışmayı başlatan ise AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker oldu. Alman basınında çıkan iddialara ilişkin konuşan Juncker, geçen hafta görüştüğü İngiltere Başbakanı theresa May'in AB'den beklentilerinin mesnetsiz olduğunu belirtmiş ve "May hayal dünyasında yaşıyor. Sanki başka bir galakside" demişti. May, BBC'de katıldığı bir programda bu iddiaların kendisine hatırlatılması üzerine, "geçen yıl Muhafazakâr Parti'nin liderlik kampanyası sırasında bir meslektaşlım tarafından 'Bayağı, şirret bir kadın' olarak tanımlanmıştım. Ben de o zaman bu gerçeği tecrübe edecek bir sonraki kişinin Jean- Claude Juncker olacağını söylemiştim" ifadesini kullandı. 'ödemeyiz' İngiltere'nin AB'den ayrılma sürecinden sorumlu bakanı David Davis de tartışmalı bir açıklama yaptı. David, bir İngiliz televizyonuna verdiği demeçte, "AB istiyor diye" 100 milyar Euro'luk faturayı üstlenmeyeceklerini, sadece yasal olarak yükümlü oldukları miktarı ödeyeceklerini söyledi. Davis'e, AB'deki muhatabı Michel Barnier'dan anında yanıt geldi. Barnier, İngiltere'den gelen açıklamaların, süreci yokuşa sürükleyeceği ve gereksiz gerginliğe yol açacağı uyarısında bulundu. İngiltere'nin AB'den ayrılmasının faturasına ilişkin olarak çeşitli rakamlar telaffuz ediliyor. Financial times, İngiltere'nin yükümlülüklerinin parasal değerinin 100 milyar Euro'ya ulaşabileceğini ileri sürmüştü. AB Komisyonu da hazırladığı raporda, İngiltere'nin birliğe borcunun 60 milyar Euro'yu bulduğunu bildirmişti.
Haber Türk

'Alman Olmanın' 10 Kuralını Yazdı
Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere'in bir gazeteye yazdığı makaleyle alevlenen "egemen kültür" tartışması, Alman basınında yeni bir tartışma yarattı. Bild am Sonntag Gazetesi'nin pazar günkü baskısı için "Biz Kimiz" başlıklı bir makale yazan De Maiziere, Alman kültürü ve değerlerine ilişkin 10 ayrı tez sıralayarak, göçmenlerin tokalaşma, İslami peçenin reddi ve Bach ve Goethe'nin anlamı gibi "hâkim Alman kültürünü" kabul etmeleri gerektiğini söylemişti. Die Welt Gazetesi'nde yayınlanan bir yazıda, De Maiziere, sağcı Almanların yükselen suç oranlarını gözden kaçırmakla eleştirildi. Yazıda, "De Maiziere bir konuda eksik kalıyor. Siyasi yelpazenin her iki ucunda yer alan, 'saf kan' denilen Almanlar da barışçıl-özgürlükçü öncü kültürümüzü gittikçe artan biçimde tehdit ediyor. Nefret suçları, göçmen ve mülteci yurtlarına saldırılar dahil olmak üzere, sağcıların işlediği suçların sayısı rekor seviyeye ulaştı. Biz peçe değiliz. Ancak biz (Nazilerin giydiği) postallar da değiliz" ifadesi yer aldı.
Haber Türk

İki Bakandan Trump'a Kore Dersi
ABD Başkanı Donald Trump'ın, "Şartlar elverişli olduğunda, Kuzey Kore lideri Kim Jongun ile tanışmaktan onur duyarım!" sözlerine yankılar sürüyor. Nitekim bu kez ülkenin iki eski kadın dışişleri bakanı, Başkan Trump'a bu konuda sert eleştiriler yöneltti. Amerika'nın ilk kadın Dışişleri Bakanı olan ve 1997-2001 yılları arasında bu görevi yürüten Madeleine Albright, ABD Başkanı Donald Trump'ın Kim Jong-un ile görüşmemesi gerektiğini söyledi. CNN International'a değerlendirmelerde bulunan Albright, "Bir başkan, bir ülkeye herhangi bir hazırlık yapmadan gitmez. Halkını açlık ve kontrol altında tutan biri tartışma konusu olduğunda, 'Onur duyarım' ifadesini kullanmak da yanlış" ifadelerini kullandı. Trump'ı "kullanacağı kelimelerin siyasi ağırlığının ve etkilerinin farkında olmamakla" eleştiren Albright, Trump'ın dünya liderleriyle kişisel ilişki kurmakta "fazla istekli olduğu" yorumunda bulundu. Albright, "Görünen o ki, Başkan Trump bire bir ilişkiler kurabileceğini düşünüyor. Bu iş dünyasında mümkün olabilir, fakat ABD Başkanı olarak yapabilmesi mümkün bir şey değil!" diye konuştu. Albright, bakanlığı sırasında 2000 yılında, Kim Jong-un'un babası ve "Büyük Lider" olarak nitelenen Kim Jong-il ile görüşmüş, "İlişkileri normalleştirmek için acele etmiyoruz. Düşünerek hareket ediyoruz" demişti. ABD'de başkanlık seçimine Demokrat Partinin adayı olarak katılan ve kaybeden Hillary Clinton da, New York'taki "Kadınlar için Kadınlar" etkinliğinde CNN televizyonundan Christiane Amanpour'a değerlendirmelerde bulundu. Eşi Bill Clinton'ın, Kim Jong-il ile plütonyum programı konusunda defalarca görüşmelerde bulunduğunu hatırlatan Hillary Clinton, şu an içinde bulunulan durumdan, eski başkan George W. Bush'u sorumlu tutarken, "Müzakere etmek önemli ancak bu, geniş bir stratejinin parçası olmalı. Bir sabah kalkıp, 'Hey, haydi bir araya gelelim ve ne yapabiliriz bakalım. Belki bir anlaşmaya varabiliriz' demekle olmaz" ifadelerini kullandı. Clinton, Dışişleri Bakanlığı ve Uluslararası Geliştirme Ajansı ödeneklerinde kesinti yapılamayacağını, diplomasinin önemini anlatan ve buna karşı çıkan tek kişinin Savunma Bakanı Jim Mattis olduğunu ifade etti. Mattis, Ulusal Güvenlik Danışma Konseyi toplantısında "Şayet Dışişleri Bakanlığı'nı daha iyi fonlamazsanız, daha fazla mühimmat almak zorunda kalacağım" demişti. Clinton, bu tip krizleri çözmede savaşın, yapılması gereken üç şeyin "en sonuncusu" olduğuna da dikkat çekerek, "ilk"inin de diplomasi olduğunu belirtti.
Milliyet

Yeni Meclis Planı Halkı Ayaklandırdı
Tarihinin en ağır ekonomik ve sosyal krizini yaşayan Venezuela'da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun yeni meclis ve anayasa hamlesi muhalefeti sokağa döktü. Önceki gün başkent Caracas'ta gösteri düzenleyen muhalifler, kentin ana yollarına barikatlar kurdu. Polis ise göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti. Halkı meydanlara inmeye çağıran muhalefet liderlerinden Henrique Capriles, ülkenin seçime giderek bu krizden çıkabileceğini söylerken, "Niçin referanduma gidip de basit bir soruyu halka sormuyoruz: Sayın Nicolas Maduro'nun hükümetinin kalmasından yana mısınız, yoksa yeni hükümetin kurulması için seçime gidilmesi taraftarı mısınız? Bugün anayasayı ihlal edenler anayasanın babaları olduğunu söylüyor. Onların yapmaya çalıştığı tek şey anayasayı öldürmek" diye konuştu.
Vatan
POLİTİKA
Virüs Hareketi
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, "Abdullah Gül'ün yüzde 49'un adayı olarak çıkması durumunda bunun değerlendirilebileceği" ne ilişkin sözlerine "Onu değerlendirmeyi gereksiz buluyorum. Bu tamamen bir virüs, bir fitne hareketidir. Sayın Baykal bu işleri oynamayı bıraksın da kendi başının çaresine baksın" diye yanıt verdi. Rusya'ya hareketinden önce basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, özetle şunları söyledi: (Kabine revizyonu) Şu anda hükümetin gündeminde böyle bir şey yok. Böyle bir teklifle Sayın Başbakan bana gelmiş değil. Ama dünkü (önceki gün) yapılan katılım programının ardından bir araya gelişimiz ve tabii ki özellikle devlette atılan bazı adımlar var. Bu adımlarla ilgili beraber görüşmemizi gerektiren konular vardı. Bunları paylaştık. (Parti yönetiminde tasarrufunuz olacak mı?) Şimdi siz doğmamış çocuğa don biçiyorsunuz. Daha durun bakalım, gerçekleşsin, resmen böyle bir görev tevdi edilmesi halinde atılacak adımları görme imkânınız olacak. Ülkenin genel profilini değerlendirmek suretiyle, 81 vilayetin adeta temsilini gördüğü bir yapının oluşması her zaman benim şiarım olmuştur. Bütün ilgili arkadaşlarımızla istişarelerimizi yaparız. Bu istişareler neticesinde ideal olanı tespit etme fırsatı olur, eğer irade bize bu görevi verirse. (CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun '80 milyonun Cumhurbaşkanı olmaz' sözleri) Kendisine bir tavsiyem var. Siyasi tarihi okusun, öğrensin. Kendi partisinin siyasi tarihini öğrenirse, hele hele dün (önceki gün) yaptığı konuşmayla zaten kimlerin temsilcisi olduğunu da çok açık ortaya koydu. 'Aykırı sese tahammülüm yok, gereğini yaparım' dedi. Aykırı sesler her zaman, her yerde olacaktır. Asıl olan ona tahammül edebilmektir. Tavsiyem şu. Partisinin siyasi geçmişini, hep övünüyor ya, onu iyi öğrenmesi okuması lazım. Gazi Mustafa Kemal'den İnönü'ye kadar onları iyi değerlendirir okursa bunu da öğrenecektir diye düşünüyorum. (AK Parti'de neler hissettiniz?) O yapının ilk harcından itibaren emeğim var, temelini attık, hamdolsun ortaya güzel bir projeyle beraber güzel bir eser çıkardık. Burada tabii duygusal olmamak mümkün değil, 979 gün de az bir süre değil. Zaten o yasayı, o Anayasa'yı kimler hazırlamışsa, orada 'partisinden istifa etmesi gerekir' kaydını oraya kimler düşmüşse, onlar siyasi bir cinayet işlemiştir. Bunun kadar yanlış bir şey olabilir mi? Şimdi benzetmeler yapıyor, 'maça çıkan kişi partili olur mu, öyle bir hakem partili olur mu' veya 'bir takımın üyesi olur mu' gibi ifadeler, yaklaşımlar çok yanlış. İlla orada üye olması şart değil ki onun gönül dünyasında bir takım yatıyor mu, yatıyor. Orada kaydı olsa ne yazar, olmasa ne yazar. Mesele, aranan nedir? Adil olarak o işi yönetmektir. Bu maçta da adil yönetmektir ama ülkeyi de adil yönetmektir. Milli iradeye biz saygı duyduğumuz sürece, eğer adil olmayan bir yönetim söz konusuysa zaten görevi tevcih eden millet, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir', verdiği gibi almasını da bilir. Olay bu kadar basit. Onu kabul etmezsiniz, bunu kabul etmezsiniz, en sonunda bunu da mı kabul etmiyorsunuz, 'haydi millete.' Şimdi milletin verdiği bu kararı da kabul etmiyorlar. Ya siz neyi kabul edeceksiniz? Böyle bir garabet olur mu? İşte CHP zihniyeti budur. Hep aynı senaryo. Bu oynanmıştır, oynanıyor. (Deniz Baykal'ın açıklamaları) Onu değerlendirmeyi gereksiz buluyorum. Bu tamamen bir virüs hareketidir, bir fitne hareketidir. Sayın Baykal bu işleri oynamayı bıraksın da kendi başının çaresine baksın."
Hürriyet

Parti Genel Başkanı Cumhurbaskanı Olmaz
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adaylığyla ilgili tartışmalar üzerine "Cumhurbaşkanı dediğiniz tarafsız olmalı, toplumun her kesimine güven vermeli, kucaklamalı her kesimi. Eğer parti ile ilişkisini sürdürürse o cumhurbaşkanı olamaz. Sadece kendisine oy verenlerin cumhurbaşkanı olabilir. Bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı olmamalı" dedi. NTV'de Ahmed Arpat ve Simge Fıstıkoğlu'nun sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:(Adaylığı düşünüyor musunuz?) "Biz öteden beri partili birisinin cumhurbaşkanı olmasını istemedik ve karşı çıktık. Cumhurbaşkanı dediğiniz tarafsız olmalı, toplumun her kesimine güven vermeli, kucaklamalı her kesimi. Eğer Parti ile ilişkisini sürdürürse o cumhurbaşkanı olamaz. Adı cumhurbaşkanı olabilir ama 80 milyonun cumhurbaşkanı olamaz sadece kendisine oy verenlerin cumhurbaşkanı olabilir. Cumhurbaşkanı yemin metni hâlâ duruyor değişmedi. Bir partinin genel başkanı cumhurbaşkanı olmamalı. Eğer olursa nasıl gidecek namusu ve şerefi üzerine yemin edecek? Bizim kurullarımız var, biz kendimizi lider partisi değil kadro partisi olarak görürüz. Yüzde 49 oyu önce tahlil edeceksiniz bu CHP'nin oyu mudur? Değildir. Referandumda partili cumhurbaşkanı olmasın diye hayır oyu verildi. Bir aday belirlenecekse bu çerçevede belirlenecek. (Baykal'ın açıklamaları) Sayın Deniz Baykal'ın açıklamalarını saygıyla karşılarız ama bizi diğer partilerden ayıran yetkili kurullarımız var. Kimin cumhurbaşkanı adayı olacağı, hangi strateji ile belirleneceğini kurullar konuşurlar. Biz bunun çalışmalarına bugünden başladık zaten. Bugün buraya gelmeden önce 50'nin üzerinde sivil toplum örgütünün başkanıyla konuştum. Önümüzdeki hafta bazı siyasi partilerin liderlerini ziyaret edeceğim. Dolayısıyla ben şöyle olacak diyeceğim ve öyle olacak yok. Türkiye'nin temel değerlerine inanacak, Türkiye'nin tarihine inanacak, parlamentonun güçlendirilmesini inanacak, sivil toplumun sendikaların, meslek kuruluşlarının varlığının demokrasimizin vazgeçilmez unsurları olduğuna inanacak. İnsan haklarına inanacak. Barıştan yana olacak. Bir demokraside aranan bütün kurallardan yana olacak yani. Bu niteliklere uygun dünya kadar insan var. Bizim aklımıza gelmeyen ama bir sivil toplum örgütünün aklına gelen çok önemli birisi vardır. Hepsi oturup konuşulur. (Abdullah Gül'ün adaylığı) Ben bu süreçte isimleri konuşulmasını asla ve asla doğru bulmam. Kişileri yıpratmaya, alıp hedef tahtasına koymaya hakkımız yok. (Baykal'ın PASOK teklifi) Gelişen koşula göre bakılır, bizde güzel bir söz vardır, 'Doğmadık çocuğa don biçilmez' diye. Takvim gelince oturulacak, hareket edilecek. Tek arzumuz demokrasiyi savunacak, partisiz olacak, 80 milyonu kucaklayacak, bu ülkenin bekası için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olacak, kişisel hırsları olmayacak. devleti yönetebilecek, saygın, sağduyulu bir isim." "YSK yasalara aykırı karar verdi. Oradaki hâkimler de bakınca şaşıracaklar. Yasa bu kadar açıkken nasıl olur da aksi yönde karar verirler diye şaşıracaklar. Bu konuda değişik kararlar bulduk. Bir grup akademisyen ile çalıştık. Dilekçe hazırlığı var, önümüzdeki günlerde başvuru yapacağız."
Hürriyet
Suriye'de 'Çatışmasız Bölgeler' Mutabakatı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Rusya'daki dünkü zirvesinde Suriye'deki yeni yol haritasına yönelik önemli kararlar alındı. İki lider bölgede akan kanın durması için çatışmasız bölgeleri hayata geçirilmesinde uzlaştı. Erdoğan, "Üzerimizde önemli sorumlulukların olduğu bir dönemi yaşıyoruz. İnanıyorum ki Rusya ve Türkiye'nin burada atacağı adım, bölgenin kaderini değiştirecektir. Türkiye, Rusya, İran garantörlüğünde uygulanan ateşkes veya yeni adıyla çatışmasızlık, siyasi çözüm çalışmalarının başarıya ulaşması için önemli bir fırsat penceresi oluşturmuştur. Bu altın fırsatın heba edilmemesi gerekir" dedi. Putin ise Suriye'de güvenli bölgelerinin oluşturulması konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aynı fikirde olduklarını belirtti. Putin dün Erdoğan'ı Karadeniz kıyısındaki turistik bölge Soçi'de ağırladı. Putin, yazlık konutu olan Soçi'deki Devlet Başkanlığı Rezidansı'nda Erdoğan'ı kapıda karşıladı. 5 bakan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da katıldığı görüşmeler yaklaşık 3 saat sürdü. Temasların büyük bölümünü iki liderin baş başa görüşmesi oluşturdu. İki lider görüşmeler başlamadan önce birlikte basına kısa bir açıklama yaptı. Görüşme öncesi açıklamada Putin'e "değerli dostum" diyen Erdoğan, "Üzerimizde önemli sorumlulukların olduğu bir dönemi yaşıyoruz. İnanıyorum ki Rusya ve Türkiye'nin burada atacağı adım, bölgenin kaderini değiştirecektir" dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Türkiye-Rusya ilişkilerinin özel bir karaktere sahip olduğunu belirterek, "Davetimizi kırmayıp Soçi'ye geldiğiniz için teşekkür ederiz. İlişkilerimiz tam olarak anlaştığımız şekilde gelişmeye devam ediyor. Sayın Cumhurbaşkanı sizinle görüşme trafiğimiz, Türk-Rus ilişkilerinin tam normalleşme süresini tamamladıktan sonra çok özel bir karaktere sahip olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır" dedi. Başbaşa görüşme ve çalışma yemeğinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında ise Putin, Ortadoğu ve Suriye meselesinin de görüşüldüğünü belirterek, "Sayın Erdoğan ile hemfikiriz ki Suriye ihtilafının çözümü sadece siyasi ve diplomatik yöntemle mümkün olabilecektir" dedi. Türkiye ve Rusya'nın girişimleriyle Suriye'deki çatışmaları durdurabildiklerini belirten Putin, her iki tarafın müzakere masasına oturduğunu hatırlattı. Görüşmede, Suriye'deki kriz başka olmak üzere bölgesel sorunların ele alındığını belirten Erdoğan, "Ülkelerimiz için Suriye 6 yıldır kanayan bir yara. Bu acılar sürdükçe ülke olarak Suriye hakkında konuşmaya tabi ki devam edeceğiz, görüşmeye devam edeceğiz. Dostum Putin de bu drama son vermeyi samimi bir şekilde arzu ediyor.
Milliyet

Ysk, Chp Liderine Hakaret Davası Açtı
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 16 Nisan halkoylamasının ardından yapılan açıklamalarda YSK Başkanı Sadi Güven ve Kurul üyelerini hedef gösterdiği iddia edilen ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. YSK tarafından yapılan yazılı açıklamada işaret edilen, Güven ve kurul üyelerini hedef gösterdiği öne sürülen açıklamaların, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ait olduğu anlaşıldı. YSK, dün, halkoylaması sonucu üzerinde meşruiyet tartışması açmaya ve YSK ile Kurul üyelerini itibarsızlaştırmaya yönelik söylemleri değerlendirmek amacıyla toplandı. Toplantının ardından yapılan yazılı basın açıklamasında, Kurul'un, 16 Nisan halkoylamasının düzen içinde ve dürüstlükle yürütülmesi için gerekli önlemleri aldığı belirtildi. Bütün bu önlemlere rağmen halkoylamasının yapıldığı gün itibarıyla kurula intikal ettirilen bilgiler çerçevesinde, bazı sandıklarda, "tercih" mührü yerine, "evet" mührünün kullanıldığının öğrenilmesi üzerine 559 sayılı karar, bazı sandıklarda da oy zarfı ve oy pusulalarının sandık kurulları tarafından mühürlenmesi ihmal edilmek suretiyle oy kullandırıldığının öğrenilmesi üzerine 560 sayılı kararın alındığı hatırlatılan açıklamada, "Kuşkusuz tüm yüksek mahkeme kararları gibi, YSK kararları da hukuki açıdan tartışılabilir ve eleştirilebilir. Hukuki çerçevedeki bu tartışma ve eleştiriler, hukuka katkı sağlayacağı için yararlıdır" denildi.
Milliyet
SPOR
Vestel Venüs Sultanlar Voleybol Ligi şampiyonu Fenerbahçe ve ikincisi Galatasaray'ın seremoniden sonra objektiflere beraber poz vermesi geniş yankı uyandırdı. Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Akif Üstündağ, o fotoğrafın mimarı olarak olayın nasıl gerçekleştiğini anlattı. Başkan Üstündağ şu ifadeleri kullandı: "Fenerbahçe ve Galatasaray'ın 52 yıl sonra finalde bir araya gelmesi bunun olması için önemliydi. Biliyorsunuz derbi olunca akıllara olaylar, kötü tezahüratlar geliyor. Ama biz bunun olmaması için ilk günden itibaren çaba gösterdik. Benim ilk amacım taraftarları bir salonda toplamaktı. Ama bu olmadı." Resim teklifini iki takım yöneticilerine yaptığında olumlu yanıt aldığını sözlerine ekleyen TVF Başkanı, "Yanımdaki arkadaşlara 'iki takım yöneticileri ile konuşacağım. Asıl güzel olan tablo bu' dedim. Ve ilk Galatasaray'dan Ali Yüce'ye gittim. Ali Bey'in bana tek bir cevabı vardı, 'Ne demek başkanım. Çok mutlu oluruz. Seve seve' dedi. Ardından Fenerbahçe'den Selim Kosif'e gittim. O da neden olmasın dedi. Takımdaki antrenörler, yöneticiler, oyuncular karşı gelmeden bu kareyi verdi ve 'İşte dostluk, spor bu' dedim" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Efeler Ligi Final Serisi'nin 4.maçında Halkbank deplasmanda Arkas'ı 3-2 yenerek durumu 3-1 yaptı ve 8. kez şampiyonluğa ulaştı. Birinci sette Halkbank daha etkili gözüktü. Dick Kooy ve Burutay dörtten, Miljkovic ise ikiden smaçları ile sayı üretince Başkent ekibi teknik molaları 8-6 ve 16-9 önde geçti. Aktif bloklarla rakibine geçit vermeyen mavi-beyazlılar seti 25-19 kazandı: 0-1 İkinci sette iki takım da etkili servis atarak rakibin oyun düzenini bozmak için büyük gayret sarf etti. Halkbank molaları 8-5 ve 16-14 önde girmesine rağmen Arkas önce Borges ile skoru 20-20'de eşitledi ardından seti 25-23 kazanmayı başardı: 1-1 3. sette Burutay ve Emre'nin smaç servisleri direkt sayı olunca molalara 8-5 ve 16-12 önde giren Halkbank seti 25-18 alarak durumu 2-1 yaptı. Dördüncü sette Halkbank adeta durdu. Arkas rakibi karşısında kolay sayılar buldu ve seti 25-14 kazanarak maçı tie-break setine taşıdı: 2-2. Tie-break setinde Dick Kooy, Miljkovic ve Burutay'ın sayılarıyla rakibine üstünlüğünü kabul ettiren Halkbank seti 15-10 alarak 3-2'lik galibiyete uzandı.
Milliyet
Bursaspor maçının ilk yarısında sakatlanma pahasına tekmeye kafa sokan Ahmet Çalık, hem teknik direktör Igor Tudor'u hem de yöneticileri mest etti. Hırvat teknik adam, Bursasporlu Faty'ye gol attırmamak için, sakatlanma pahasına topa müdahalede bulunan Ahmet Çalık'ın bu hareketinden çok etkilendi. Tudor'un, yöneticilerle yaptığı sohbette, "O sahne inanılmazdı. Attığımız 5 gol güzel ama beni en çok etkileyen, Ahmet'in fedakârlığı oldu. İşte benim istediğim futbolcu tarzı budur. Tekmeye kafa sokan futbolcuları severim. Keşke bu ruha sahip 11 tane Ahmet Çalıkım olsa" dediği belirtildi. Yöneticilerin ise buna karşılık olarak, "İmza attığımız gün 'Galatasaray'a bir gün kaptan olacağım' demişti. Efsane kaptan Bülent Korkmaz'ın formasını giyiyor. Ahmet'i bu özellikleri yüzünden transfer ettik. İşte böyle Bülent Korkmaz olabilir" yorumunda bulundular. Galatasaray'ın genç stoperi o pozisyonla ilgili Milliyet'e konuşarak, "Allah korudu. Tekme burnuma da gelebilirdi. Ancak şükürler olsun bu olmadı. Galatasaray formasına her geçen gün alışıyorum" dedi. Sarı-kırmızılıların yeni transferi, Bursaspor karşısında kusursuz bir mücadele ortaya koyarak teknik direktör Igor Tudor'un asları arasına girmeye aday olduğunu gösterdi.
Milliyet

Fenerbahçe'de Beşiktaş derbisi öncesi sağ bek krizi yaşanıyor. Şener Özbayraklı'nını sakatlığı ve Van der Wiel'in kadroda düşünülmemesi sebebiyle bu maçta Ozan Tufan'ın bu bölgede oynama ihtimali yüksek ihtimal. Şener'in sakatlığında Çaykur Rizespor maçının ikinci yarısında sağ bek pozisyonunda görev yapan genç futbolcu için Advocaat "Ozan bir sağ bek" değil ifadesini kullansa da oyuncuyu keşfeden isimlerden biri olan dönemin Bursaspor Scouting Direktörü Tarkan Batgün, Hollandalı teknik adamdan farklı düşünüyor. Ozan'ın gerçek pozisyonunun sağ bek olduğunu aktaran Batgün, derbi öncesi sarı-lacivertli taraftarları rahatlatan ifadeler kullandı. Advocaat'ın Ozan için sağ bek değil açıklaması için Batgün "Advocaat, geçirdiği süre itibariyle Ozan'ı bizim kadar iyi tanımıyor olabilir. Ozan'ın orjinal pozisyonu sağ bek" dedi ve sözlerine şöyle devam etti; "Son iki yıldır bu pozisyonda oynamıyor bu nedenle derbide oynarsa belki başlangıçta bunun sıkıntısını yaşayabilir. Ancak Ozan hem teknik hem de fiziksel özellikleriyle bu bölge için çok uygun. Orjinal yeri sağ bek. Hatta biz İrfan Buz hoca ile Bursaspor'da şu an Fenerbahçe'nin sağ beki olan Şener'i önde hemen arkasında sağ bekte ise Ozan'ı oynattık bazı maçlarda. Bir kere Ozan uzun mesafe sprinteri. 15-20 metreden sonradan ivme kazanıyor. Bu bir bek oyuncusu için çok önemli bir özellik. İleri çıkıp geri gelme sorunu yaşamıyor. Hamleleri iyi. Mesela sağından atıp solundan geçemezsiniz Ozan'ın. Gerçek anlamda benim için tam bir tipik İngiliz kanat beki. Yani 3-5- 2'ye dönünce 5'linin sağında oluyor. 4-2-3-1'de de savunmasını sağında yer alıyor. Kornere kadar git gel yapabiliyor. Hem kanat hem bek olarak görev yapıyor."
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme